İde Olarak Toplum Sözleşmesi: Immanuel Kant’ta Doğa Durumundan Sivil Topluma Geçiş Üzerine

Author:

Number of pages:
1547-1562
Language:
Türkçe
Year-Number:
2024-Volume 19 Issue 4

Bu makalede Immanuel Kant’ın doğa durumundan sivil topluma geçişi ele aldığı toplum sözleşmesi kuramı irdelenmektedir. Bilindiği üzere 17. ve 18. yüzyıllarda siyaset felsefesi hem devletin doğuşunun tarihsel bir açıklamasını yapmak hem de siyasî otoritenin doğasını, yükümlülüklerini ve sınırlarını belirlemek için ileri sürülen toplum sözleşmesi kuramı üzerinde şekillenmiştir. Modern sözleşme kuramcılarından biri olan Kant, sözleşmenin kavramsal ve kuramsal statüsünü diğerleri gibi gerçekçi ya da hipotetik olarak belirlemek yerine saf aklın bir idesi olarak tümüyle idealist ve rasyonel bir bakış açıyla temellendirir. Bu bakış açısı Kant’ın insanlık tarihinin anlaşılabilmesine, insanın ergin olmama durumundan kurtulabilmesine, insan türünün yetkinleşebilmesi ve ahlâken ilerleyebilmesine, uluslararası alanda sürekli barışın sağlanabilmesine dair görüşlerine de hâkimdir. Sözleşme yapmanın mümkün a priori koşullarını tespit etmeyi sağlayan bu kavrayış, kamusal adaleti tesis etmeye yönelik zorunlu ve evrensel ilkeleri belirleyebilmenin yolunu açması bakımından seçkinleşir. Aklın bir idesi olarak sözleşme bir yandan yasa koyucuya yasaların değerlendirilmesinde biçimsel bir ölçüt sağlayıp rehberlik ederken, diğer yandan kamusal yasaların adalete uygunluğunu sınamayı sağlayan eleştirel bir kriter vazifesi görür. Bu makalede Kant’ın doğa durumundan sivil topluma geçişi -ister toplumdışı toplumsallık ister yaşam koşullarındaki değişiklik isterse ulusal ve uluslararası barışın tesis edilmesi üzerinden temellendirilsin- aklın bir talebi olarak tümüyle rasyonel amaç ve umutlara bağlı olarak gerçekleştirdiğine dikkat çekilmektedir. 

Keywords


This article examines Immanuel Kant’s social contract theory in which he discusses the transition from the state of nature to civil society. As it is known, political philosophy in the 17th and 18th centuries was shaped on the social contract theory, which was put forward both to provide a historical explanation of the emergence of the state and to determine the nature, obligations, and limits of political authority. Kant, one of the modern contract theorists, bases the conceptual and theoretical status of the contract on a completely idealist and rational perspective as an ideal of pure reason, rather than determining it realistically or hypothetically like others. This perspective also dominates Kant’s views on how to understand human history, how human beings can overcome their immaturity, how the human species can be perfected and morally progress, and how permanent peace can be achieved international arena. This conception, which allows for determining possible a priori contracting conditions, becomes distinguished in that it paves the way for identifying the necessary and universal principles for establishing public justice. As an ideal of reason, the contract, on the one hand, guides the legislator by providing a formal criterion for evaluating laws, on the other hand, it serves as a critical criterion for testing the conformity of public laws to justice. In this article, it is pointed out that Kant realizes the transition from the state of nature to civil society - whether it is based on unsocial sociability, change in living conditions, or the establishment of national and international peace - as a demand of reason, depending on completely rational aims and hopes.

Keywords

Article Statistics

Number of reads 95
Number of downloads 178

Share

Journal of Turkish Studies
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.