The Relationship Between Basketball Players' Game Performance and Their Levels of Psychological Resilience

Basketbolcuların Müsabaka Performansı ile Psikolojik Sağlamlık Düzeyleri Arasındaki İlişki
Author:

Number of pages:
1-30
Language:
İngilizce
Year-Number:
2026-Volume 21 Issue Ö1
%>

Abstract

Psikolojik sağlamlık, sporcuların müsabaka sırasında karşılaştıkları stres, baskı ve zorluklarla başa çıkabilme kapasitesini ifade eden önemli bir performans belirleyicisidir. Özellikle basketbol gibi yüksek tempolu ve rekabet düzeyi yüksek takım sporlarında psikolojik faktörlerin performans üzerindeki etkisi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Bu çalışmanın amacı, erkek üniversite basketbol takımında yer alan sporcuların üniversiteler arası müsabakalardaki performans verileri (skor, faul, süre ve skor yüzdesi) ile psikolojik sağlamlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma, üniversiteler arası müsabakalara katılan 12 erkek basketbolcu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sporcuların psikolojik sağlamlık düzeyleri ile maç performansına ilişkin istatistiksel verileri analiz edilmiş; verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk normallik testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizleri ile çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular, psikolojik sağlamlık düzeyinin orta seviyede olduğunu göstermiştir (19.08±3.65). Pearson korelasyon analizi sonuçlarına göre psikolojik sağlamlık ile skor (r=0.834, p<0.01) ve süre (r=0.824, p<0.01) arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Spearman korelasyon analizi de psikolojik sağlamlık ile skor arasında çok yüksek düzeyde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur (ρ=0.930, p<0.01). Çoklu regresyon analizi sonucunda model anlamlı bulunmuş (F(2,9)=15.74, p=0.001) ve psikolojik sağlamlıktaki varyansın %77.8’ini açıkladığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, psikolojik sağlamlık ile müsabaka performansı arasında güçlü bir ilişki olduğu, özellikle daha yüksek skor üreten ve daha fazla süre alan sporcuların psikolojik açıdan daha dayanıklı oldukları görülmüştür. Bu nedenle antrenman programlarına psikolojik becerilerin geliştirilmesine yönelik uygulamaların dahil edilmesi önerilmektedir.

Keywords

Abstract

Psychological resilience is a key performance determinant that reflects athletes’ ability to cope with the stress, pressure, and challenges they face during competition. The impact of psychological factors on performance is becoming increasingly significant, particularly in high-tempo, highly competitive team sports such as basketball. The aim of this study is to examine the relationship between the psychological resilience levels of male college basketball players and their performance data (scores, fouls, playing time, and field goal percentage) in intercollegiate competitions. The research was conducted on 12 male basketball players participating in intercollegiate competitions. The athletes’ psychological resilience levels and statistical data regarding game performance were analyzed; descriptive statistics, the Shapiro-Wilk normality test, Pearson and Spearman correlation analyses, and multiple linear regression analysis were used in the evaluation of the data. The findings indicated that the level of psychological resilience was moderate (19.08±3.65). According to the results of the Pearson correlation analysis, high-level positive and significant relationships were found between psychological resilience and score (r=0.834, p<0.01) and playing time (r=0.824, p<0.01). Spearman correlation analysis also revealed a very high and significant correlation between psychological resilience and score (ρ=0.930, p<0.01). The results of the multiple regression analysis indicated that the model was significant (F(2,9)=15.74, p=0.001) and explained 77.8% of the variance in psychological resilience. In conclusion, a strong relationship was found between psychological resilience and competition performance; specifically, athletes who achieved higher scores and played longer were found to be psychologically more resilient. Therefore, it is recommended that training programs include interventions aimed at developing psychological skills.

Keywords

Competition performance, psychological resilience, basketball, performance analysis

Structured Abstract: Athletic performance is shaped by the complex interplay of physical, technical, tactical, and psychological factors. In fast-paced, highly competitive team sports such as basketball, athletes’ psychological characteristics and the dynamics of their performance during competition are deeply intertwined. In this context, psychological resilience emerges as a critical capacity for athletes to maintain performance consistency and adapt to competitive stress. Although studies examining the relationship between psychological resilience and athletic performance have increased in the literature in recent years, the vast majority of these studies focus on subjective performance perceptions based on self-reports; empirical studies using objective and official statistical data obtained from actual competitions remain quite limited. Accordingly, the primary objective of this study is to examine the linear and predictive relationships between the psychological resilience levels of male college basketball players and official competition performance indicators (points scored, number of fouls, time on the court, and field goal percentage). By revealing the concrete role of psychological resilience on actual game data, this study aims to fill a significant gap in the literature regarding university athletes who face both academic and athletic performance pressures simultaneously. The study was conducted using the correlational survey model, one of the quantitative research methods. The study group consisted of 12 male basketball players from an Erzincan Binali Yıldırım University team participating in intercollegiate basketball competitions organised by the Turkish University Sports Federation. The participants’ ages ranged from 21 to 30. During the data collection process, the athletes’ psychological resilience levels were determined using the Short Psychological Resilience Scale, developed by Smith et al. and adapted into Turkish by Akın et al. and Doğan. Competition performance data were obtained from the official game records and video recordings of the four matches played during the tournament. The study employed descriptive statistics, the Shapiro-Wilk normality test, Pearson and Spearman correlation analyses, and multiple linear regression analysis. A p-value of <0.05 was considered statistically significant. The research findings indicate that athletes’ levels of psychological resilience are moderate. Bivariate correlation analyses revealed strong, positive, and significant relationships between psychological resilience and scoring performance as well as playing time. In contrast, no significant relationship was found between psychological resilience and the number of fouls or the field goal percentage. Multiple linear regression analysis indicated that the global model explained 77.8% of the variance; however, individual performance metrics did not reach independent statistical significance due to shared variance and sample size constraints. The findings indicate that athletes with greater psychological resilience exhibit a higher presence in match statistics, specifically regarding playing time and scoring, showing a strong linear association rather than a direct causal effect. In conclusion, the research findings demonstrate that psychological resilience is strongly associated with basketball players’ game performance indicators. While the linear relationship highlights that higher resilience co-occurs with increased playing time and scoring, the lack of independent predictive significance in the regression model requires a cautious interpretation. Therefore, it is recommended that psychological skill interventions be integrated into training programmes, while future studies should verify these interactions using larger and more diverse sample groups to better model the direction of this relationship.

Keywords: Sports science, competition performance, psychological resilience, basketball, performance analysis

Yapılandırılmış Özet: Spor performansı; fiziksel, teknik, taktik ve psikolojik faktörlerin karmaşık etkileşimiyle şekillenir. Basketbol gibi yüksek tempolu ve rekabet düzeyi yüksek takım sporlarında, sporcuların psikolojik özellikleri ile müsabaka esnasındaki performans dinamikleri iç içe geçmiş bir yapı sergilemektedir. Bu bağlamda psikolojik dayanıklılık (sağlamlık), sporcuların performans istikrarını korumaları ve rekabet stresine uyum sağlamaları açısından kritik bir kapasite olarak öne çıkmaktadır. Son yıllarda literatürde psikolojik dayanıklılık ile atletik performans arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar artış göstermiş olsa da bu araştırmaların çok büyük bir kısmı öz bildirime (self-report) dayalı öznel performans algılarına odaklanmaktadır; gerçek müsabakalardan elde edilen nesnel ve resmi istatistiksel verileri kullanan ampirik çalışmalar ise oldukça sınırlıdır. Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı; erkek üniversite basketbolcularının psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile resmi müsabaka performans göstergeleri (atılan sayılar, faul sayısı, sahada kalma süresi ve saha içi şut yüzdesi) arasındaki doğrusal ve yordayıcı ilişkileri incelemektir. Çalışma, psikolojik dayanıklılığın gerçek müsabaka verileri üzerindeki somut rolünü ortaya koyarak hem akademik hem de sportif performans baskısıyla eş zamanlı karşılaşan üniversite sporcuları bağlamında literatürdeki önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Çalışma, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan korelasyonel anket modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubu, Türkiye Üniversite Sporları Federasyonu tarafından düzenlenen üniversitelerarası basketbol müsabakalarına katılan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi takımından 12 erkek basketbolcudan oluşmuştur. Katılımcıların yaşları 21 ile 30 arasında değişmektedir. Veri toplama sürecinde, sporcuların psikolojik dayanıklılık düzeyleri, Smith ve ark. tarafından geliştirilen ve Akın ve ark. ile Doğan tarafından Türkçeye uyarlanan Kısa Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak belirlenmiştir. Müsabaka performansı verileri, turnuva sırasında oynanan dört maçın resmi maç kayıtlarından ve video kayıtlarından elde edilmiştir. Çalışmada betimsel istatistikler, Shapiro-Wilk normallik testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizleri ile çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. p değeri <0,05 olan sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Araştırma bulguları, sporcuların psikolojik dayanıklılık düzeylerinin orta düzeyde olduğunu göstermektedir. İki değişkenli korelasyon analizleri, psikolojik dayanıklılık ile skor performansı ve oyun süresi arasında güçlü, pozitif ve anlamlı ilişkiler olduğunu ortaya koymuştur. Buna karşın, psikolojik dayanıklılık ile faul sayısı veya saha içi şut yüzdesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Çoklu doğrusal regresyon analizi, genel modelin varyansın %77,8’ini açıkladığını göstermiştir; ancak, ortak varyans ve örneklem büyüklüğü kısıtlamaları nedeniyle bireysel performans göstergeleri bağımsız istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır. Bulgular, psikolojik dayanıklılığı daha yüksek olan sporcuların maç istatistiklerinde, özellikle de oyun süresi ve sayı atma açısından daha fazla yer aldığını göstermekte olup, bu durum doğrudan bir nedensel etki yerine güçlü bir doğrusal ilişkiyi ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, araştırma bulguları psikolojik dayanıklılığın basketbolcuların maç performans göstergeleriyle güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu göstermektedir. Doğrusal ilişki, daha yüksek dayanıklılığın daha fazla oyun süresi ve sayı atma ile ortaya çıktığını vurgulamakla birlikte, regresyon modelinde bağımsız öngörüsel anlamlılığın bulunmaması, bulguların dikkatli bir şekilde yorumlanmasını gerektirmektedir. Bu nedenle, antrenman programlarına psikolojik beceri müdahalelerinin entegre edilmesi önerilirken, gelecekteki çalışmaların bu etkileşimleri daha büyük ve daha çeşitli örneklem grupları kullanarak doğrulaması ve bu ilişkinin yönünü daha iyi modellemesi gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Spor bilimi, müsabaka performansı, psikolojik dayanıklılık, basketbol, performans analizi

ملخص منظم يتشكل الأداء الرياضي من خلال التفاعل المعقد بين العوامل البدنية والتقنية والتكتيكية والنفسية. وفي الرياضات الجماعية سريعة الوتيرة وشديدة التنافسية مثل كرة السلة، ترتبط الخصائص النفسية للرياضيين وديناميكيات أدائهم أثناء المنافسة ارتباطًا وثيقًا. وفي هذا السياق، تبرز المرونة النفسية كقدرة حاسمة للرياضيين للحفاظ على اتساق الأداء والتكيف مع ضغوط المنافسة. وعلى الرغم من تزايد الدراسات التي تبحث العلاقة بين المرونة النفسية والأداء الرياضي في الأدبيات العلمية خلال السنوات الأخيرة، فإن الغالبية العظمى من هذه الدراسات تركز على التصورات الذاتية للأداء استنادًا إلى التقارير الذاتية؛ في حين تظل الدراسات التجريبية التي تستخدم بيانات إحصائية موضوعية ورسمية مستمدة من مسابقات فعلية محدودة جدًّا. وبناءً على ذلك، فإن الهدف الرئيسي لهذه الدراسة هو فحص العلاقات الخطية والتنبؤية بين مستويات المرونة النفسية للاعبي كرة السلة الجامعيين الذكور ومؤشرات الأداء الرسمية في المنافسات (النقاط المسجلة، وعدد الأخطاء، ووقت اللعب في الملعب، ونسبة التسديدات الميدانية). ومن خلال الكشف عن الدور الملموس للمرونة النفسية على بيانات المباريات الفعلية، تهدف هذه الدراسة إلى سد فجوة كبيرة في الأدبيات المتعلقة بالرياضيين الجامعيين الذين يواجهون ضغوط الأداء الأكاديمي والرياضي في آن واحد. أُجريت الدراسة باستخدام نموذج المسح الارتباطي، وهو إحدى طرق البحث الكمي. تألفت المجموعة الدراسية من 12 لاعب كرة سلة من فريق جامعة إرزينجان بينالي يلدريم المشارك في مسابقات كرة السلة بين الجامعات التي ينظمها الاتحاد التركي للرياضة الجامعية. وتراوحت أعمار المشاركين بين 21 و30 عامًا. خلال عملية جمع البيانات، تم تحديد مستويات المرونة النفسية للرياضيين باستخدام «مقياس المرونة النفسية المختصر»، الذي طوره سميث وآخرون، وقام أكين وآخرون ودوغان بتكييفه إلى اللغة التركية. تم الحصول على بيانات الأداء في المنافسات من السجلات الرسمية للمباريات والتسجيلات المرئية للمباريات الأربع التي أُقيمت خلال البطولة. استخدمت الدراسة الإحصاءات الوصفية، واختبار شابيرو-ويلك للتوزيع الطبيعي، وتحليلات الارتباط لبيرسون وسبيرمان، وتحليل الانحدار الخطي المتعدد. واعتُبرت قيمة p <0.05 ذات دلالة إحصائية. تشير نتائج البحث إلى أن مستويات المرونة النفسية لدى اللاعبين معتدلة. وكشفت تحليلات الارتباط الثنائي عن علاقات قوية وإيجابية وذات دلالة إحصائية بين المرونة النفسية وأداء التسجيل وكذلك وقت اللعب. في المقابل، لم تُعثر على علاقة ذات دلالة إحصائية بين المرونة النفسية وعدد الأخطاء أو نسبة التسجيل من الملعب. وأشار تحليل الانحدار الخطي المتعدد إلى أن النموذج الشامل يفسر 77.8% من التباين؛ ومع ذلك، لم تصل مقاييس الأداء الفردية إلى دلالة إحصائية مستقلة بسبب التباين المشترك وقيود حجم العينة. تشير النتائج إلى أن الرياضيين الذين يتمتعون بمرونة نفسية أكبر يظهرون حضوراً أعلى في إحصائيات المباريات، خاصة فيما يتعلق بوقت اللعب وتسجيل النقاط، مما يدل على ارتباط خطي قوي بدلاً من تأثير سببي مباشر. في الختام، تثبت نتائج البحث أن المرونة النفسية ترتبط ارتباطاً قوياً بمؤشرات أداء لاعبي كرة السلة في المباريات. وفي حين أن العلاقة الخطية تسلط الضوء على أن المرونة النفسية الأعلى تترافق مع زيادة وقت اللعب وتسجيل النقاط، فإن الافتقار إلى الدلالة التنبؤية المستقلة في نموذج الانحدار يتطلب تفسيرًا حذرًا. ولذلك، يُوصى بدمج التدخلات المتعلقة بالمهارات النفسية في برامج التدريب، في حين ينبغي للدراسات المستقبلية التحقق من هذه التفاعلات باستخدام مجموعات عينات أكبر وأكثر تنوعًا لنمذجة اتجاه هذه العلاقة بشكل أفضل.

Résumé Structuré: La performance sportive résulte d’une interaction complexe entre des facteurs physiques, techniques, tactiques et psychologiques. Dans les sports d’équipe au rythme soutenu et hautement compétitifs, tels que le basket-ball, les caractéristiques psychologiques des athlètes et la dynamique de leur performance en compétition sont étroitement liées. Dans ce contexte, la résilience psychologique apparaît comme une capacité essentielle permettant aux athlètes de maintenir la régularité de leurs performances et de s’adapter au stress de la compétition. Bien que les études examinant la relation entre la résilience psychologique et la performance sportive se soient multipliées ces dernières années, la grande majorité d’entre elles se concentrent sur des perceptions subjectives de la performance basées sur des auto-évaluations ; les études empiriques utilisant des données statistiques objectives et officielles issues de compétitions réelles restent quant à elles assez limitées. En conséquence, l’objectif principal de cette étude est d’examiner les relations linéaires et prédictives entre les niveaux de résilience psychologique de basketteurs universitaires masculins et les indicateurs officiels de performance en compétition (points marqués, nombre de fautes, temps de jeu et pourcentage de tirs réussis). En mettant en évidence le rôle concret de la résilience psychologique à partir de données réelles de matchs, cette étude vise à combler une lacune importante dans la littérature concernant les athlètes universitaires confrontés simultanément à des pressions liées à leurs performances tant académiques que sportives. L’étude a été menée selon le modèle d’enquête corrélationnelle, l’une des méthodes de recherche quantitative. Le groupe d’étude était composé de 12 basketteurs masculins de l’équipe de l’université Binali Yıldırım d’Erzincan participant à des compétitions interuniversitaires de basket-ball organisées par la Fédération turque du sport universitaire. L’âge des participants variait entre 21 et 30 ans. Au cours du processus de collecte des données, les niveaux de résilience psychologique des athlètes ont été déterminés à l’aide de l’échelle abrégée de résilience psychologique (Short Psychological Resilience Scale), développée par Smith et al. et adaptée en turc par Akın et al. et Doğan. Les données relatives aux performances en compétition ont été obtenues à partir des comptes rendus officiels des matchs et des enregistrements vidéo des quatre rencontres disputées au cours du tournoi. L’étude a eu recours à des statistiques descriptives, au test de normalité de Shapiro-Wilk, à des analyses de corrélation de Pearson et de Spearman, ainsi qu’à une analyse de régression linéaire multiple. Une valeur de p < 0,05 a été considérée comme statistiquement significative. Les résultats de la recherche indiquent que les niveaux de résilience psychologique des athlètes sont modérés. Les analyses de corrélation bivariées ont révélé des relations fortes, positives et significatives entre la résilience psychologique et les performances en termes de points marqués ainsi que le temps de jeu. En revanche, aucune relation significative n’a été observée entre la résilience psychologique et le nombre de fautes ou le pourcentage de tirs réussis. L’analyse de régression linéaire multiple a indiqué que le modèle global expliquait 77,8 % de la variance ; toutefois, les indicateurs de performance individuels n’ont pas atteint une signification statistique indépendante en raison de la variance partagée et des contraintes liées à la taille de l’échantillon. Les résultats indiquent que les athlètes présentant une plus grande résilience psychologique occupent une place plus importante dans les statistiques de match, notamment en ce qui concerne le temps de jeu et les points marqués, ce qui montre une forte association linéaire plutôt qu’un effet de causalité direct. En conclusion, les résultats de cette étude démontrent que la résilience psychologique est fortement associée aux indicateurs de performance en match des basketteurs. Si la relation linéaire met en évidence qu’une résilience plus élevée va de pair avec une augmentation du temps de jeu et du nombre de points marqués, l’absence de signification prédictive indépendante dans le modèle de régression nécessite une interprétation prudente. Il est donc recommandé d’intégrer des interventions axées sur les compétences psychologiques dans les programmes d’entraînement, tandis que de futures études devraient vérifier ces interactions à l’aide d’échantillons plus importants et plus diversifiés afin de mieux modéliser la direction de cette relation.

Resumen Estructurado: El rendimiento deportivo viene determinado por la compleja interacción de factores físicos, técnicos, tácticos y psicológicos. En deportes de equipo de ritmo rápido y altamente competitivos, como el baloncesto, las características psicológicas de los deportistas y la dinámica de su rendimiento durante la competición están profundamente entrelazadas. En este contexto, la resiliencia psicológica se perfila como una capacidad fundamental para que los deportistas mantengan la consistencia en su rendimiento y se adapten al estrés competitivo. Aunque en los últimos años han aumentado en la literatura científica los estudios que examinan la relación entre la resiliencia psicológica y el rendimiento deportivo, la gran mayoría de ellos se centra en percepciones subjetivas del rendimiento basadas en autoinformes; los estudios empíricos que utilizan datos estadísticos objetivos y oficiales obtenidos de competiciones reales siguen siendo bastante limitados. En consecuencia, el objetivo principal de este estudio es examinar las relaciones lineales y predictivas entre los niveles de resiliencia psicológica de los jugadores universitarios de baloncesto masculinos y los indicadores oficiales de rendimiento en competición (puntos anotados, número de faltas, tiempo en la cancha y porcentaje de tiros de campo). Al revelar el papel concreto de la resiliencia psicológica en los datos reales de los partidos, este estudio pretende cubrir una importante laguna en la literatura científica relativa a los deportistas universitarios que se enfrentan simultáneamente a presiones tanto académicas como deportivas. El estudio se llevó a cabo utilizando el modelo de encuesta correlacional, uno de los métodos de investigación cuantitativa. El grupo de estudio estuvo compuesto por 12 jugadores de baloncesto masculinos de un equipo de la Universidad Binali Yıldırım de Erzincan que participaban en competiciones interuniversitarias de baloncesto organizadas por la Federación Turca de Deportes Universitarios. Las edades de los participantes oscilaban entre los 21 y los 30 años. Durante el proceso de recopilación de datos, los niveles de resiliencia psicológica de los deportistas se determinaron mediante la Escala Breve de Resiliencia Psicológica, desarrollada por Smith et al. y adaptada al turco por Akın et al. y Doğan. Los datos sobre el rendimiento en competición se obtuvieron a partir de las actas oficiales de los partidos y de las grabaciones en vídeo de los cuatro encuentros disputados durante el torneo. El estudio empleó estadísticas descriptivas, la prueba de normalidad de Shapiro-Wilk, análisis de correlación de Pearson y Spearman, y análisis de regresión lineal múltiple. Se consideró estadísticamente significativo un valor p < 0,05. Los resultados de la investigación indican que los niveles de resiliencia psicológica de los deportistas son moderados. Los análisis de correlación bivariada revelaron relaciones fuertes, positivas y significativas entre la resiliencia psicológica y el rendimiento anotador, así como con el tiempo de juego. Por el contrario, no se encontró ninguna relación significativa entre la resiliencia psicológica y el número de faltas ni el porcentaje de tiros de campo. El análisis de regresión lineal múltiple indicó que el modelo global explicaba el 77,8 % de la varianza; sin embargo, los indicadores de rendimiento individuales no alcanzaron significación estadística independiente debido a la varianza compartida y a las limitaciones del tamaño de la muestra. Los resultados indican que los deportistas con mayor resiliencia psicológica presentan una mayor presencia en las estadísticas de los partidos, concretamente en lo que respecta al tiempo de juego y a la anotación, mostrando una fuerte asociación lineal más que un efecto causal directo. En conclusión, los resultados de la investigación demuestran que la resiliencia psicológica está fuertemente asociada con los indicadores de rendimiento en el juego de los jugadores de baloncesto. Si bien la relación lineal pone de relieve que una mayor resiliencia va acompañada de un aumento del tiempo de juego y de la anotación, la falta de significación predictiva independiente en el modelo de regresión exige una interpretación cautelosa. Por lo tanto, se recomienda integrar intervenciones en habilidades psicológicas en los programas de entrenamiento, mientras que los estudios futuros deberían verificar estas interacciones utilizando muestras más amplias y diversas para modelar mejor la dirección de esta relación.

结构化摘要: 运动表现是由体能、技术、战术和心理因素的复杂相互作用所决定的。在篮球等节奏快、竞争激烈的团体运动中,运动员的心理特征与其比赛中的表现动态紧密交织。在此背景下,心理韧性成为运动员保持表现稳定性并适应比赛压力的关键能力。尽管近年来探讨心理韧性与运动表现之间关系的研究在文献中日益增多,但其中绝大多数研究侧重于基于自我报告的主观表现感知;而利用实际比赛中的客观和官方统计数据进行的实证研究仍然相当有限。因此,本研究的主要目标是考察男大学生篮球运动员的心理韧性水平与官方比赛表现指标(得分、犯规次数、上场时间及投篮命中率)之间的线性关系及预测关系。通过揭示心理韧性在实际比赛数据中的具体作用,本研究旨在填补现有文献中关于同时面临学业和体育表现压力的大学运动员研究领域的一处重要空白。 本研究采用相关性调查模型,这属于定量研究方法之一。研究对象为埃尔津詹·比纳利·耶尔德勒姆大学篮球队的12名男篮运动员,该队参加了由土耳其大学体育联合会组织的校际篮球比赛。参与者的年龄在21至30岁之间。在数据收集过程中,采用史密斯等人开发、阿金等人与多安改编为土耳其语版的《简明心理韧性量表》,测定运动员的心理韧性水平。比赛表现数据则来自该赛事期间四场比赛的官方比赛记录及视频录像。本研究采用了描述性统计、夏皮罗-威尔克正态性检验、皮尔逊和斯皮尔曼相关分析以及多元线性回归分析。p值<0.05被视为具有统计学意义。 研究结果表明,运动员的心理韧性水平处于中等水平。双变量相关分析显示,心理韧性与得分表现以及上场时间之间存在强、正且显著的相关关系。相比之下,心理韧性与犯规次数或投篮命中率之间未发现显著相关关系。多元线性回归分析表明,总体模型解释了77.8%的变异量;然而,由于共变异和样本量限制,各项个人表现指标均未达到独立的统计学显著性。研究结果表明,心理韧性更强的运动员在比赛统计数据中表现更为突出,特别是在上场时间和得分方面,这体现为一种强烈的线性关联,而非直接的因果关系。 综上所述,研究结果表明心理韧性与篮球运动员的比赛表现指标密切相关。虽然线性关系凸显了心理韧性越强,上场时间和得分就越高,但回归模型中缺乏独立的预测显著性,因此需谨慎解读。因此,建议将心理技能干预措施纳入训练计划,同时未来研究应利用更大规模、更多样化的样本群体来验证这些交互作用,以便更好地建模这种关系的走向。

Структурированное Резюме: Спортивные результаты определяются сложным взаимодействием физических, технических, тактических и психологических факторов. В динамичных и высококонкурентных командных видах спорта, таких как баскетбол, психологические особенности спортсменов и динамика их выступлений во время соревнований тесно взаимосвязаны. В этом контексте психологическая устойчивость выступает в качестве ключевой способности спортсменов, позволяющей поддерживать стабильность результатов и адаптироваться к соревновательному стрессу. Хотя в последние годы в научной литературе стало появляться все больше исследований, посвященных взаимосвязи между психологической устойчивостью и спортивными результатами, подавляющее большинство из них сосредоточено на субъективных оценках результативности, основанных на самоотчетах; эмпирические исследования, использующие объективные и официальные статистические данные, полученные в ходе реальных соревнований, по-прежнему весьма ограничены. Соответственно, основной целью данного исследования является изучение линейных и прогностических взаимосвязей между уровнями психологической устойчивости баскетболистов-мужчин из университетских команд и официальными показателями результативности на соревнованиях (набранные очки, количество фолов, время нахождения на площадке и процент попаданий с игры). Раскрывая конкретную роль психологической устойчивости на основе фактических данных игр, данное исследование призвано восполнить значительный пробел в научной литературе, касающийся университетских спортсменов, которые одновременно сталкиваются с давлением как в академической, так и в спортивной сферах. Исследование проводилось с использованием корреляционной модели опроса, являющейся одним из количественных методов исследования. Исследуемая группа состояла из 12 баскетболистов-мужчин из команды Университета Эрзинджан имени Бинали Йылдырыма, участвующих в межуниверситетских баскетбольных соревнованиях, организованных Турецкой федерацией университетского спорта. Возраст участников составлял от 21 до 30 лет. В ходе сбора данных уровень психологической резильентности спортсменов определялся с помощью «Краткие шкалы психологической резильентности», разработанной Смитом и др. и адаптированной на турецкий язык Акином и др. и Доганом. Данные о результатах выступлений на соревнованиях были получены из официальных протоколов матчей и видеозаписей четырёх матчей, сыгранных в ходе турнира. В исследовании использовались описательная статистика, критерий нормальности Шапиро-Уилка, корреляционный анализ по Пирсону и Спирмену, а также анализ множественной линейной регрессии. Значение p < 0,05 считалось статистически значимым. Результаты исследования показывают, что уровень психологической устойчивости спортсменов находится на умеренном уровне. Двумерный корреляционный анализ выявил сильную, положительную и значимую взаимосвязь между психологической устойчивостью и результативностью, а также игровым временем. В то же время не было обнаружено значимой связи между психологической устойчивостью и количеством фолов или процентом попаданий с игры. Анализ множественной линейной регрессии показал, что общая модель объясняет 77,8 % дисперсии; однако отдельные показатели результативности не достигли независимой статистической значимости из-за общей дисперсии и ограничений, связанных с размером выборки. Результаты указывают на то, что спортсмены с более высокой психологической устойчивостью демонстрируют более заметное присутствие в статистике матчей, в частности в отношении игрового времени и результативности, что свидетельствует о сильной линейной связи, а не о прямом причинно-следственном эффекте. В заключение, результаты исследования демонстрируют, что психологическая устойчивость тесно связана с показателями игровой результативности баскетболистов. Хотя линейная зависимость подчеркивает, что более высокая психологическая устойчивость сопутствует увеличению игрового времени и результативности, отсутствие независимой прогностической значимости в регрессионной модели требует осторожной интерпретации. Поэтому рекомендуется включить мероприятия по развитию психологических навыков в тренировочные программы, а в будущих исследованиях следует проверить эти взаимосвязи с использованием более крупных и разнообразных выборок, чтобы лучше смоделировать направление этой зависимости.

संरचित सारांश: एथलेटिक प्रदर्शन शारीरिक, तकनीकी, सामरिक और मनोवैज्ञानिक कारकों की जटिल अंतःक्रिया से आकार लेता है। बास्केटबॉल जैसे तेज़-तर्रार, अत्यधिक प्रतिस्पर्धी टीम खेलों में, एथलीटों की मनोवैज्ञानिक विशेषताएँ और प्रतियोगिता के दौरान उनके प्रदर्शन की गतिशीलता गहराई से जुड़ी होती हैं। इस संदर्भ में, मनोवैज्ञानिक लचीलापन एथलीटों के लिए प्रदर्शन में निरंतरता बनाए रखने और प्रतिस्पर्धी तनाव के अनुकूल होने की एक महत्वपूर्ण क्षमता के रूप में उभरता है। यद्यपि हाल के वर्षों में मनोवैज्ञानिक लचीलापन और एथलेटिक प्रदर्शन के बीच संबंध की जांच करने वाले अध्ययन साहित्य में बढ़े हैं, फिर भी इनमें से अधिकांश अध्ययन स्वयं-रिपोर्ट पर आधारित व्यक्तिपरक प्रदर्शन धारणाओं पर केंद्रित हैं; वास्तविक प्रतियोगिताओं से प्राप्त वस्तुनिष्ठ और आधिकारिक सांख्यिकीय डेटा का उपयोग करने वाले अनुभवजन्य अध्ययन काफी सीमित हैं। तदनुसार, इस अध्ययन का प्राथमिक उद्देश्य पुरुष कॉलेज बास्केटबॉल खिलाड़ियों के मनोवैज्ञानिक लचीलेपन के स्तर और आधिकारिक प्रतियोगिता प्रदर्शन संकेतकों (स्कोर किए गए अंक, फाउल की संख्या, कोर्ट पर समय, और फील्ड गोल प्रतिशत) के बीच रैखिक और भविष्यसूचक संबंधों की जांच करना है। वास्तविक खेल डेटा पर मनोवैज्ञानिक लचीलेपन की ठोस भूमिका को प्रकट करके, यह अध्ययन एक साथ शैक्षणिक और एथलेटिक प्रदर्शन के दबावों का सामना करने वाले विश्वविद्यालय के एथलीटों के संबंध में साहित्य में एक महत्वपूर्ण अंतराल को भरने का लक्ष्य रखता है। यह अध्ययन सहसंबंधात्मक सर्वेक्षण मॉडल का उपयोग करके किया गया था, जो मात्रात्मक अनुसंधान विधियों में से एक है। अध्ययन समूह में तुर्की विश्वविद्यालय खेल महासंघ द्वारा आयोजित अंतर-महाविद्यालयीन बास्केटबॉल प्रतियोगिताओं में भाग लेने वाली एर्ज़िन्जान बिनली यिलदिirim विश्वविद्यालय की टीम के 12 पुरुष बास्केटबॉल खिलाड़ी शामिल थे। प्रतिभागियों की आयु 21 से 30 वर्ष के बीच थी। डेटा संग्रह प्रक्रिया के दौरान, एथलीटों के मनोवैज्ञानिक लचीलेपन के स्तर को स्मिथ एट अल. द्वारा विकसित और अकिन एट अल. और दोगन द्वारा तुर्की में अनुकूलित शॉर्ट साइकोलॉजिकल रेजिलिएंस स्केल का उपयोग करके निर्धारित किया गया था। प्रतियोगिता प्रदर्शन डेटा टूर्नामेंट के दौरान खेले गए चार मैचों के आधिकारिक खेल रिकॉर्ड और वीडियो रिकॉर्डिंग से प्राप्त किया गया था। अध्ययन में वर्णनात्मक सांख्यिकी, शापिरो-विल्क सामान्यता परीक्षण, पियर्सन और स्पीयरमैन सहसंबंध विश्लेषण, और बहु-रेखीय प्रतिगमन विश्लेषण का उपयोग किया गया। <0.05 का p-मान सांख्यिकीय रूप से महत्वपूर्ण माना गया। अनुसंधान के निष्कर्ष बताते हैं कि एथलीटों का मनोवैज्ञानिक लचीलेपन का स्तर मध्यम है। द्विचर सहसंबंध विश्लेषणों से मनोवैज्ञानिक लचीलेपन और स्कोरिंग प्रदर्शन के साथ-साथ खेलने के समय के बीच मजबूत, सकारात्मक और महत्वपूर्ण संबंध सामने आए। इसके विपरीत, मनोवैज्ञानिक लचीलेपन और फाउलों की संख्या या फील्ड गोल प्रतिशत के बीच कोई महत्वपूर्ण संबंध नहीं पाया गया। मल्टीपल लीनियर रिग्रेशन विश्लेषण से पता चला कि वैश्विक मॉडल ने 77.8% विचरण की व्याख्या की; हालाँकि, साझा विचरण और नमूना आकार की सीमाओं के कारण व्यक्तिगत प्रदर्शन मेट्रिक्स स्वतंत्र सांख्यिकीय महत्व तक नहीं पहुँच सके। निष्कर्ष बताते हैं कि अधिक मनोवैज्ञानिक लचीलेपन वाले एथलीट मैच के आँकड़ों में, विशेष रूप से खेलने के समय और स्कोरिंग के संबंध में, अधिक उपस्थिति प्रदर्शित करते हैं, जो प्रत्यक्ष कारण प्रभाव के बजाय एक मजबूत रैखिक संबंध दर्शाता है। निष्कर्षतः, शोध निष्कर्ष यह दर्शाते हैं कि मनोवैज्ञानिक लचीलापन बास्केटबॉल खिलाड़ियों के खेल प्रदर्शन संकेतकों के साथ दृढ़ता से जुड़ा हुआ है। हालांकि रैखिक संबंध यह दर्शाता है कि उच्च लचीलापन बढ़े हुए खेल समय और स्कोरिंग के साथ सह-घटित होता है, लेकिन प्रतिगमन मॉडल में स्वतंत्र भविष्यसूचक महत्व की कमी एक सतर्क व्याख्या की मांग करती है। इसलिए, यह अनुशंसा की जाती है कि प्रशिक्षण कार्यक्रमों में मनोवैज्ञानिक कौशल हस्तक्षेपों को एकीकृत किया जाए, जबकि भविष्य के अध्ययनों को इस संबंध की दिशा को बेहतर ढंग से मॉडल करने के लिए बड़े और अधिक विविध नमूना समूहों का उपयोग करके इन अंतःक्रियाओं को सत्यापित करना चाहिए।

Article Statistics

Number of reads 155
Number of downloads 131

Share

Journal of Turkish Studies
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.