






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2020 Sayı Volume 15 Issue 1</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=972</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Yeni Miras Kanununun Arazi Toplulaştırmasına Olası Etkilerinin İncelenmesi Üzerine Bir Çalışma </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40118</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40118</guid>
      <author>Şerife Tülin AKKAYA ASLANMerve KÜÇÜK</author>
      <description>Arazi toplulaştırması,  arazi parçalılığının ve parsel dağınıklığının giderilmesi amacıyla arazilerin birleştirilmesi ve arazi şekillerinin düzenlenmesini amaçlar. Bu düzenlemelerle birlikte arazi toplulaştırması tarım arazilerine yol, sulama şebekesi, drenaj, tesviye başta olmak üzere birçok alt yapı hizmetini sağlamaktadır. Toplulaştırma çalışmaları ile parçalı ve dağınık parsellerin bir araya getirilmesi ile daha büyük parsellerin oluşturulması amaçlanmaktadır. Arazi parçalılığının giderilmesi, arazi toplulaştırmasının en önemli hedeflerden biridir. Türkiye’de ve dünyanın birçok ülkesinde tarımsal arazilerin bu kadar fazla parçalanmasının nedenlerinin en başında miras yoluyla parçalanma gelmektedir. Tarımsal arazilerin parçalanmasını önlenmek amacıyla ülkemizde geçmişten bugüne pek çok yasal düzenleme uygulanmıştır. Tarım arazilerinde parçalanmayı önlemeye yönelik yapılan son yasal düzenleme, 2014 yılında “6537 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile yürürlüğe girmiştir. 6537 sayılı kanun ile yapılan değişiklikler kapsamında “asgari tarımsal arazi büyüklüğü” ve “yeterli gelirli tarımsal arazi büyüklüğü” ve “ekonomik bütünlük” kavramları tanımlanmış ve tarımsal arazilerin ve tarımsal işletmelerin bölünmesiyle ilgili bir dizi kısıtlamalar getirilmiştir. Bu çalışmada, yürürlüğe giren yeni miras kanununu bu bağlamda inceleyerek, arazi toplulaştırması çalışmaları esnasında arazi parçalanmasına olası etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada Çankırı – Kızılırmak - Karamürsel, Denizli – Tavas - Altınova, Konya-Karapınar - Karakışla, Bursa – Yenişehir - Yazılı ve Çiçeközü köylerinin arazi toplulaştırma verileri kullanılmıştır. Karamürsel, Altınova ve Karakışla'da arazi toplulaştırması 2014'ten önce, Yazılı ve Çiçeközü’de 2014'ten sonra uygulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>36-72 Aylık Çocukların Mesleklere Yönelik Oluşturdukları Toplumsal Cinsiyet Algıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37370</guid>
      <author>Erhan ALABAYGülsüm ÖZDEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 36-72 aylık çocukların mesleklere yönelik oluşturdukları toplumsal cinsiyet algılarını belirlemektir. Bu araştırma nicel araştırma deseninde çizilmiş olup, betimsel tarama yöntemine göre modellenmiştir. Bu araştırmada çalışma grubunu, İstanbul ili Anadolu yakasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı özel ve devlet okul öncesi eğitim sınıflarında öğrenim görmekte olan 36-72 aylık toplam 200 çocuk oluşturmaktadır. Belirlenen okullar kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi ile belirlenmiş olup, okullardan seçilen çocuklar ise rastgele örnekleme yöntemine göre belirlenmiştir. Araştırmada, araştırmacıların geliştirdiği yapılandırılmış “Bu Mesleği Kim Yapar Formu”, meslekleri yapan kişilerin kullandıkları araçların bulunduğu 18 adet resim kartı ve üzerinde sadece kadın, sadece erkek ve hem kadın hem erkek resimlerinin bulunduğu resim kartları kullanılmıştır. Araştırmada her bir çocukla bireysel çalışılmış, toplanılan veriler SPSS 21.0 istatistik programında analiz edilmiştir. Çalışmanın bulguları doğrultusunda çocuklar tarafından sadece erkekler tarafından yapıldığı belirtilen mesleklerin başında tamirci (%87,5), iş makinesi kullanıcısı (%83,0) ve kaptan (%76,5) gelmekte iken; kadınlar tarafından yapıldığı belirtilen mesleklerin başında ise hemşire (%60,0), terzi (%53,0) ve öğretmen (%47,5) gelmektedir. Çocukların yaşı ile bazı meslek gruplarını (doktor, itfaiyeci, öğretmen, hemşire, aşçı, terzi, spiker, şarkıcı ve kasiyer) seçme düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiye rastlanmıştır. Ayrıca çocukların eğitim gördükleri kurumlarda erkek öğretmen bulunma durumu çocukların mesleklere karşı daha eşitlikçi yaklaştığı sonucunu ortaya çıkartmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19.yy Başından Cumhuriyetin Kuruluşuna Kadar Olan Süreçte Beyoğlu ve Çevresinde Meydana Gelen Yangınların Galata Sarayı’nın Değişimine Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39519</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39519</guid>
      <author>Öykü Bahar BALCIMehmet Sinan KOLAY</author>
      <description>Galata Sarayı, sonraki isimleriyle Mekteb-i Tıbbiye, Mekteb-i Sultani veya günümüzde Galatasaray Lisesi beş yüz yıllık eğitim kurumu tarihi boyunca yapısal anlamda çok sayıda değişiklik geçirmiştir. Bu imar faaliyetlerinin birçoğunun yangınlar sonucu meydana geldiği saptanmıştır. Bu yazının amacı Beyoğlu çevresinde meydana gelen, yapıyı etkileyen yangınların tarihlerini belirleyerek bu yangınların binada hangi imar faaliyetlerine yol açtığını ve bu imar faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan değişiklikleri tespit etmektir. Çalışma, en çok özgün belgenin bulunabildiği 19 ve 20. yüzyıl içinde geçirdiği yangınlar sonrasındaki imar faaliyetleri ile sınırlandırılmıştır. Öncelikle, tarihsel süreç kapsamında Galata Sarayı’nın kuruluşundan günümüze tarihsel süreci ile Beyoğlu’nun 17. yüzyılda yapılaşmaya başlamasıyla, 17. yüzyıldan itibaren Beyoğlu ve çevresinde meydana gelen önemli yangınlar incelenmiştir. Bu yangınlar arasından Galata Sarayı’nın zarar görmesine neden olan 1817, 1831 ve 1848 yangınları ile okulun içinde çıkan 1907 yangını sonucu yapının geçirdiği imar faaliyetleri; arşiv belgeleri, gezgin notları, dönemin gazeteleri, dönemin haritaları, çizimleri ve eski fotoğraflar aracılığıyla tespit edilerek detaylı olarak incelenmiştir. Kaynakların sağladığı veriler doğrultusunda 19. yüzyılın yarısından sonraki süreçteki imar faaliyetleri daha detaylı bir ölçekte değerlendirilebilmiştir. Yapıdaki en büyük değişim Mekteb-i Tıbbiye döneminde meydana gelen 1848 yangını sonrasında, 1862 yılındaki yeniden inşa sürecinde olmuştur. Bu durum Beyoğlu’nun kagirleşme süreci ile paralellik göstermektedir. Yapı, 19. yüzyıl Batı etkisinde Osmanlı Mimarisi bağlamında benzer fonksiyon ve plan şemasına sahip örneklerle de karşılaştırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmenlerinin Derslerinde Kullandıkları Öğretim Yöntem Ve Tekniklere İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39625</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39625</guid>
      <author>Ayhan BULUT</author>
      <description>Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin öğrenme ve öğretme sürecinde eğitsel etkinlikleri uygularken kullandıkları öğretim yöntem ve teknikler ile bu uygulamaları yerine getirirken karşılaştıkları problemlere ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın evrenini Erzurum ili merkez ilçelerinde görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Ayrıca bu araştırmada amaçlı örneklem yöntemlerinden tipik durum örneklemesi yöntemi kullanılmıştır.  Evren çok geniş olduğundan evrenden tipik durum örneklemesi yöntemi ile 2018/2019 eğitim öğretim yılında görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak destek vermek isteyen 45 okul öncesi öğretmeni örneklem olarak seçilmiştir. Araştırma süreci nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi ve betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi öğretmenlerinin öğrenme sürecinde etkinlikleri uygularken en çok kullandıkları öğretim yöntem ve tekniğinin gösterip yaptırmak olduğunu belirtmişlerdir. Öte yandan okul öncesi öğretmenleri etkinliklerde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniğini seçerken en çok çocukların hazır bulunuşluk seviyelerine dikkat ettiklerini ifade etmişlerdir. Ayrıca öğrenme sürecinde kullandıkları öğretim yöntem ve tekniklerinin kendileri açısından öğrenmeyi kolaylaştırdığını ifade etmişlerdir. Bununla birlikte okul öncesi öğretmenleri öğrenme sürecinde etkinlikleri uygularken kullandıkları öğretim yöntem ve teknikleri seçerken kendilerini en çok sınıfların kalabalık olmasının ve buna bağlı olarak çocuklarda meydana gelen dikkat dağınıklıklarının etkilediğini ifade etmişlerdir. Bu nedenlerden dolayı bazı etkinlikleri uygulamada zaman sıkıntısı yaşadıklarını belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karabük-Safranbolu Havzasında Kış Mevsimi Sıcaklık İnversiyonu'nun Doğal Ortam ve İnsan Üzerine Olası Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40320</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40320</guid>
      <author>Mücahit COŞKUNSevda COŞKUN , Sıracettin GÖZALAN</author>
      <description>Enerji tüketiminin artması başta şehirler olmak üzere, yerleşim alanlarında hava kirliliğini önemli bir sorun haline getirmiştir. Ülkemizde doğalgaz kullanımının yaygınlaşması ve kaliteli kömüre olan yöneliş, sorunun büyümesini kısmen engellese de ortadan kaldırmış değildir. Beşeri faaliyetlerin bir sonucu olan hava kirliliği üzerinde topografik ve klimatik faktörlerin etkisi oldukça önemlidir. Topografya, havanın kararlılığını dolayısı ile sıcaklık terselmesini ve rüzgâr hızını yönlendiren bir faktör olarak kirliliğe tesir etmektedir. Araştırmanın konu kapsamını; Karabük – Safranbolu havzasında kış mevsimi sıcaklık terselmesi (inversiyonu); doğal ve beşerî ortama olası etkileri’’ olarak belirlenmiştir. Havzada meydana geldiği düşünülen kış sıcaklık terselmesinin, sınırı, derecesi, zamanlaması, doğal ve beşerî ortama olası etkilerini belirlemek araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Meydana gelen bu olayın fark edilmesi ve gerekli önemlerin alınması son derece önemlidir. Karabük- Safranbolu arasında gözlemlenen kış mevsimi sıcaklık terselmesinin daha önce nicel verilerle analiz edilmemesi bu çalışmayı önemli kılmaktadır. Bu nedenle bölgede meydana geldiği düşünülen terselmenin nicel verilerle belirlenmesi için havzaya istasyonlar kurulmuştur. Araştırmada pek çok yöntemin bir arada kullanıldığı karma araştırma modeli uygulanmıştır. Sıcaklık terselmesinin kış ayları olan aralık, ocak ve şubat aylarında sınırları tespit edilmiştir. Terselmenin aralık ayında başlayıp şubat ayına kadar devam ettiği belirlenmiştir. Vadi tabanında bulunan Karabük Üniversitesi ve Ünsallar Petrol istasyonlarında sıcaklıkların düşük olduğu fakat daha yüksekte bulunan Karıt, Kıranköy ve Safranbolu kent ormanı istasyonlarında ise daha yüksek sıcaklıkların olduğu görülmüştür. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İhracat Kredi Sigortalarının İhracata Etkisi Üzerine Bir Araştırma </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40253</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40253</guid>
      <author>Ahu COŞKUN ÖZER</author>
      <description>Dünyada ve ülkemizde ihracatı teşvik etmek amacıyla ihracat kredi sigortası yapılmaktadır. İhracat kredi sigortası, ihracat yapan firmaların alacaklarını, alıcı firmanın ödeyememesi durumunda zararın sigorta tarafından tazmin edilmesine dayanmaktadır. Ülkemizde 2000’li yıllardan itibaren yaygınlaşmaya başlayan ihracat kredi sigortası sistemi ile alıcı firmanın ödeyememe riski ortadan kaldırılarak ihracatın geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Bu sigorta türü, tüm dünyada devlet desteği ile uygulanabildiği gibi az sayıda özel sektör tarafından da uygulamaları görülmektedir. Dünyada yapılan çalışmalar ihracat kredi sigortasının ihracata olumlu etkisini ortaya çıkarsa da ülkemizde bu alanda yapılan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu çalışmada ülkemizde ihracatı teşvik amacıyla uygulanan ihracat kredi sigortasının ihracata etkisi, yıllık veriler kullanılarak korelasyon, regresyon analizi ve Granger nedensellik testi ile incelenmiştir. Bunun için Türk Eximbank’ın 2003 yılları ile 2018 yılları arasındaki ihracatta sigortalanan sevkiyat değerleri, TÜİK’ten alınan Türkiye’nin toplam dış ticaret hacmi, ihracat değerleri, sigortasız sevkiyat değerleri, ihracat kredi değerleri, tüketici güven indeksi değerleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları değerlendirildiğinde ülkemizde ihracatta, sigortalı sevkiyatın yıllar içerisinde artış gösterdiğini, fakat görülen artışın sigortasız sevkiyattaki artışa göre daha sınırlı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca korelasyon analizi sonucuna göre ihracat kredi sigortasında, sigortalanan sevkiyat değeriyle sigortasız sevkiyat, ihracat hacmi, eximbank kredileri ve dış ticaret hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif yönde ilişki belirlenmiştir. Sigortalı sevkiyat değeri ile tüketici güven indeksi arasında ise istatistiksel olarak anlamlı ve negatif ilişki bulunmuştur. Tüketici güvenindeki artışla birlikte ihracatta sigortalı sevkiyat azalmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gelenekselden Günümüze Kukla Tiyatrosunda Kostüm</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37353</guid>
      <author>Melahat ÇEVİK</author>
      <description>Kuklalar tarihi ve güncel konularıyla günümüzde de büyülü bir dünya yaratırlar. Sanılanın aksine, sadece çocuklar için değil yetişkinler içinde gösteriler düzenlenmiştir. Çocuklar için kukla gösterisi ağır basar; çünkü bu sunumlar eğlendirici olduğu kadar öğreticidir de. Modern kuklacılar her nesneyi oyun amacı için dönüştürebilirler, bu nedenle uygulamada geniş bir yelpaze sunmuşlardır. Ayrıca kuklayı oynatırken kültürel zenginlikte oluştururlar. Geleneksel kuklalar hemen hemen her kültürün özelliklerini yansıtır.  Bu nedenle dünyanın her yerinde geleneksel hikâyeler, efsaneler, masallar ele alınıp  sahnelenmiş ve bunlar geleneksel kostümle sunulmuştur. Kuklanın bu geleneksel yanı; çıktığı yer hakkında bize muhakkak bir fikir verir. Bulunduğu toplumun görünüşü, dili gibi kültürel özelliklerini, kısaca özünü, kukla sunumu belgeler. Metinler; halk söylenceleridir ve dilden dile taşınmıştır, günümüzde ise çoğu kayıt altına alınmıştır. Eğer metinler anonim ise, o gün hakkında bilgi verir, bu nedenle oldukça zengin tarihi belgelerdir.  Her kukla türünün kendine özgü uygulama yöntemleri vardır. Kukla tiyatroları gerekliliğine göre; büyük ve küçük sahneleri kullanabilmektedir. Eğer oyun küçük kuklalarla gerçekleşiyorsa küçük sahne ya da perde tercih edilir. Ancak insan boyutlu kuklalar ve oyuncuyla karma bir oyun sergilenecekse, sahne boyutları, kukla boyutları ve kostüm boyutları da buna bağlı değişecektir.  Çalışmanın amacı gelenekselden günümüze kukla tiyatrosunda; kostüm gelişim aşamaları ve kostüm uygulama yöntemleri irdelenmiştir. Çalışma yöntemi; geçmiş ve günümüz eserleri üzerine kıyaslama yöntemiyle yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Spora Yönelik Tutumlarının Benlik Saygısı Düzeyine Etkisinin İncelenmesi (Doğu Marmara Bölgesi Üniversiteleri Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39954</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39954</guid>
      <author>Ülkü ÇOBANBetül BAYAZIT , Levent ATALI , Merve UCA</author>
      <description>Bu araştırmada; Doğu Marmara Bölgesi Üniversitelerinde (Kocaeli Üniversitesi, Düzce Üniversitesi, Sakarya Üniversitesi, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Yalova Üniversitesi) farklı programlarda öğrenim gören öğrencilerin spora yönelik tutumlarının benlik saygısı düzeyine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Doğu Marmara bölgesin de yer alan 5 Devlet üniversitesinin farklı bölümlerinde öğrenim görmekte olan toplam 933 lisans ve ön lisans öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma örneklemin de, çalışma grubunu oluşturan üniversite öğrencilerinin spora yönelik tutumlarının benlik saygısına etkisi incelenmiştir. Çalışma verileri değerlendirilirken tanımlayıcı istatistiksel metodları (Sayı, Yüzde, Aritmetik Ortalama, Standart sapma) kullanılmıştır. “t-testi”, ANOVA, “Post-Hoc” “Tukey” ve “Dunnett T3” testi uygulanmıştır. Verilerin çözümlemesi SPSS 20.0 paket programında yapılmıştır. Verilerin analizi %95 güven aralığında, p&lt;0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışma grubunun eğitim aldığı üniversite, eğitim düzeyi, cinsiyet, yaş,  sportif tutum, benlik saygısı, puan ortalamaları, her ne kadar istatistiksel açıdan anlamlı bir fark olmasa da, hemen hemen tüm parametrelerde (p&lt;0,05) düzeyde pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Spora yönelik tutumun cinsiyet, medeni durum ve eğitim düzeyleri açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır (p&gt;0,05). Sportif tutumun benlik saygısı düzeyini negatif yönde açıkladığını göstermektedir (p&gt;0,05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Otel Çalışanlarında Örgütsel Bağlılık ve Etik Liderlik: Ordu İl Merkezinde Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40071</guid>
      <author>Ayhan DAĞDEVİRENMikail KARA , Hüseyin ÖZDEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, otel çalışanlarının örgütsel bağlılıkları ile etik liderlik algılarının sosyodemografik özelliklere göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğini belirlemek ve otel çalışanlarının etik liderlik algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmektir. Ordu il merkezinde 634 otel çalışanı üzerinde gerçekleştirilen araştırmada anket yöntemi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. 2019 yılı Nisan ve Mayıs aylarında dağıtılan anketlerden eksik, hatalı ve doldurulmayanların elenmesinden sonra 452 geçerli anket elde edilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler, IBM SPSS 22 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Bağımsız Örneklemler T Testi, Tek Yönlü ANOVA ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda otel çalışanlarının duygusal bağlılıklarının yaşa göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca, otel çalışanlarının devam bağlılıklarının departmana göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunurken normatif bağlılıklarının cinsiyet, medeni durum, yaş, departman ve çalışma süresine göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bunun yanında, otel çalışanların etik liderlik algılarının eğitim durumuna ve çalışma süresine göre istatistiki olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan otel çalışanlarının etik liderlik algıları ile örgütsel bağlılıkları arasında istatistiki olarak anlamlı, pozitif doğrusal ve orta düzeyde bir ilişki bulunurken otel çalışanlarının etik liderlik algıları ile duygusal, devam ve normatif bağlılıkları arasında istatistiki olarak anlamlı, pozitif doğrusal ve zayıf düzeyde bir ilişki bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özdilek Mecmuasına Göre Trabzon ve Havalisinde Eğitimin Gündemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39805</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39805</guid>
      <author>Alev DURAN</author>
      <description>10 Temmuz 1923’te yayın hayatına başlayan Özdilek mecmuası, aylık meslekî, edebî, ilmî bir dergi olup imtiyaz sahibi öğretmen Cemal Gültekin’dir. İmtiyaz sahibinin Sivas’ta görev yapması nedeniyle dergi yayın hayatına Sivas’ta başlamış, ardından Erzurum’da ve son olarak Trabzon’da yayınına uzun soluklu olarak devam etmiştir. Özdilek Mecmuası öncelikle bir vilayet mektebi yayın organı olarak neşir hayatına başlamış, kapatılana kadar da çizgisini korumuştur. Derginin temel gayesi öğretim işleri olduğu için okula önem verilmiştir. Hemen her sayısında yurt insanının ve gençliğin kültür hayatı ile ilgili içerikler yayımlanmıştır. Özdilek, Türk Ocağı düşüncesinin yanı sıra edebî ve ilmî yazılara da yer vermiş ve cumhuriyet düşüncesinin yayılmasında oldukça önemli rol oynamıştır. Aynı zamanda devrimlerin yoğun olarak yapıldığı bu dönemde, söz konusu devrimlerin özellikle gençler tarafından benimsenmesi ve desteklenmesine yönünde faaliyetlerde bulunmuştur. Dergi çerçevesinde dönem içinde yapılan konferanslar, konferansı veren yetkililer üzerinden değerlendirilen hususlar vasıtası ile eğitim ve öğretimin gündemi değerlendirilmiştir. Maarif vekâletince çıkartılan nizamnamelere de yer verilmesi, derginin önceliğinin eğitim işlerinin olduğunun da bir kanıtı niteliğindedir. Bu çalışmada; zor bir dönemde yayın hayatına giren, edebî ve ilmî bir dergi olan Özdilek’in Trabzon ve çevresindeki eğitim ve öğretim haberleri, düşünceleri ve yazıları incelenmiştir. Amaç, eğitim haberleri, sorunları ve dersleri inceleyerek, yeni eğitim ve maarifin görevleri aracılığı ile o döneme ışık tutmaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çanakkale’nin Tarihi Konakları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40350</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40350</guid>
      <author>Mesut DÜNDAR</author>
      <description>Kuruluşu Kale-i Sultâniyye’nin inşasına dayanan Çanakkale, zamanla gelişerek bir liman kenti haline gelmiş bu gelişime bağlı olarak şehirde, birçok evle birlikte konak ve köşk gibi büyük yapılarda inşa edilmiştir.  Ancak, son yüzyıllardaki yangın, deprem ve savaşlarda bunların büyük bir kısmı yok olmuş, kalanların yerini de son yıllardaki imar talanı nedeniyle günümüzün kimliksiz yapıları almaya başlamıştır. 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında inşa edilen Necip Paşa Konağı, Cevat Bey Konağı, Hasan Rami Paşa Konağı ve Eski Vali Konağı bunların günümüze ulaşabilen birkaç örneği oluşturmaktadır. Çalışmamızda, günümüze ulaşabilen yukarıdaki söz konusu konaklar incelenerek bunların hem Çanakkale kent mimarisi hem de Osmanlı mimarisindeki yeri ve önemi ortaya konması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, öncelikle konuyla ilgili literatür ve arşiv taramaları yapılmış, sonrasında yapılar yerinde incelenmiş ve elde edilen veriler ışığında konaklar belirli bir metodoloji içersinde tanıtılarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur.  İncelenen konaklar, bahçeli müstakil yapılar şeklindeki olup, bodrum üzerine iki katlı ve kırma çatılıdırlar. Dönemin neoklasik üslubunu yansıtan konaklar yola bağlı ön cepheleri ile dikkat çekerler. Genel cephe tasarımında doluluk-boşluk oranına bağlı kalınmış, kapı ve pencereler ile birlikte cumba ve balkon gibi hacimsel çıkmalar, planlamaya bağlı olarak cephelerde yer almıştır. Cephelerdeki kapı, pencere ve çıkmalarla birlikte köşe plasterleri, sütunceler, kat silmeleri ve kornişler gibi yapısal ögeler cephelere hareket kazandırmıştır. Dışta prizmal bir kütle teşkil eden konakların kat planlarında geleneksel iç ve orta sofalı şemalar kullanılmıştır. İç mekânlar büyük oranda yenilenmekle birlikte, tavanların bazılarında çıtalarla oluşturulan geometrik süslemeler bulunmaktadır. Genel itibariyle, dönemin mimari ve sosyo-kültürel etkilerini yansıtan konaklar hem Çanakkale hem de Osmanlı sivil mimarisinin önemli eserlerini teşkil etmektedirler. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Piyano Ensemble Türünün Tarihsel Gelişimi, İcracılık ve Çağdaş Müzik Eğitimindeki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37847</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37847</guid>
      <author>Nargiz EMİNOVA</author>
      <description>Piyano icracılığının türlerinden biri olan ansambl icrası fenomeninin tarihsel gelişimi ve oluşum süreci konusu, 16. yüzyıldan günümüze kadar mükemmelleşmeye giden uzun yolun aydınlanması problemi takdim olunan makalenin temelini oluşturmaktadır. İncelenen icracılık türünün gelişimi, zaman içinde çok sayıda piyano düetlerinin, piyano ensemblelerinin dünya müzik kültüründe ortaya çıkmasına neden olmuş ve ayrıca bestecilik yaratıcılığında gittikçe daha fazla yeni eserler ile her türlü düzenlemelerin doğuşuna sebep olmuştur. Besteciler tarihi süreç incelendiğinde günümüze gelinceye kadar afişlerden inmeyen çok sayıda müzikal şaheserler yaratmışlardır. Bu makalede ensemble müziğinin ve piyano ensemble icracılığının gelişim yolları inceleme sürecinde, icracıların profesyonellik yolunda temel olan   eğitim sisteminin oluşturulması da özellikle önemli yer tutmaktadır. Bu nedenle, makalede öğretmenlerin ve bazı piyanist sanatçıların yaratıcı tavsiyelerine, metodolojik gelişmelere önemli bir yer verilmiştir. Çalışmanın bu yönü makalede, Türk bestecilerin iki eserinin icracılık analizi örneğinde bazı önerilerin gösterilmesi gerekliliği ortaya çıkarmıştır. Bu eserler: Cemal Reşit Rey'in iki piyano için “12 Prelüd ve Füg” adlı polifonik silsilesinden 3 No' lu Füg, diğeri ise Özkan Manav'ın “İki Anadolu Ezgisi” silsilesinden 4 el Piyano Düeti için “Kesik Çayır Biçilir mi” parçasıdır. Makalede ayrıca dünyanın farklı ülkelerinde düzenlenen çağdaş festivallerin, yarışmaların, konserler programlarında yer alan, müzisyenler ve müzik severler arasında da çok popüler olan düet ve ensemble icracılığının önemi vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beden Eğitimi ve Spor Dersi Sınıf Değerlendirme Atmosferi Ölçeği (Besdsdaö): Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38205</guid>
      <author>Oğuz Kaan ESENTÜRKAynur YILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmada beden eğitimi ve spor dersi sınıf değerlendirme atmosferini geçerli ve güvenilir bir şekilde ölçebilecek ölçme aracı geliştirmek amaçlanmıştır. Araştırmada karma araştırma yaklaşımlarından “Keşfedici Sıralı Desen” kullanılmıştır. Araştırma Kırıkkale ilinde farklı liselerde (Anadolu Lisesi, Fen Lisesi ve Meslek Lisesi) öğrenim gören üç farklı çalışma grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Toplam 466 öğrenci üzerinde gerçekleştirilen bu araştırmada amaçlı önekleme yöntemlerinde ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Birinci çalışma grubundan elde edilen verilerle Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmıştır. İkinci gruptan elde edilen verilerle AFA sonucu ortaya konulan yapı Doğrulayıcı Faktör Analizi ile sınanmıştır. Üçüncü çalışma grubundan elde edilen verilerle test tekrar test güvenirlik analizi yapılmıştır. Yapı geçerliği kapsamında yapılan AFA sonucunda toplam varyansın %38.06’sını açıklayan 19 madde ve iki faktörden oluşan bir yapı elde edilmiştir. Madde ayırt ediciliğini test etmek amacıyla madde test korelasyonu ve %27’lik alt-üst grup karşılaştırılması yapılmıştır. Ölçüte dayalı geçerlik analizi sonucunda beden eğitimi dersi sınıf değerlendirme atmosferi ölçeğinden alınan puanlarla başarı yönelimi .43 (p&lt; .001) ve Maslak tükenmişlik ölçeği puanları arasında .45 (p&lt; .001) ilişki bulunmuştur.Ölçme aracının güvenirliği Cronbach Alfa iç tutarlık katsayısı ve test-tekrar test teknikleri ile incelenmiştir. Bu test teknikleri ölçme aracının yüksek düzeyde güvenilir olduğuna kanıt sağlamıştır. Geçerliği kanıt sağlamak amacıyla ölçüt geçerliği analizine yer verilmiştir. Mevcut bulgular doğrultusunda, “Beden Eğitimi ve Spor Dersi Sınıf Değerlendirme Atmosferi (BESDSDAÖ)’nin geçerli ve güvenilir ölçümler yapabilen bir veri toplama aracı olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Temelinde Kadın Girişimciler (Trabzon Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40520</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40520</guid>
      <author>Mine GÖZÜBÜYÜK TAMER</author>
      <description>İşgücü piyasasında, kadınların girişimlerini desteklemenin ve bu alandaki potansiyellerini gerçeğe dönüştürmenin ülkemizin sürdürülebilir kalkınması ve refahı açısından önemli olduğu açıktır. Bu çalışmanın amacı Trabzon’da kadın girişimcilerin genel görünümleri (yaş, eğitim, aile geçmişi vb.) ile girişimcilik deneyimlerini (iş tecrübeleri, işletme/firma bilgileri, işe ilişkin donanımları, kazanımları, karşılaştıkları zorluklar, destekleyici unsurlar, hedef ve beklentilerinin) ortaya koymaktır. Çalışma Trabzon özelinde kadın girişimci deneyimini sergilemesi bakımından önemlidir. Zira sonuçları itibariyle konuya ilişkin yapılan diğer araştırma sonuçlarıyla farklılıkları ya da benzerlikleri ortaya koymaya yönelik kıyaslama yapmaya olanak tanıması mümkün kılmaktadır. Çalışmanın kuramsal zemininde “toplumsal cinsiyet temelli işbölümü”, “kadınların başta istihdam, eğitim ve siyaset gibi alanlara katılımlarını sağlayarak, bu gruplara temsil imkânı yaratmayı çalışma” gibi birtakım eşitsizlikleri ortaya kaldırmaya yönelik görüşleri içerdiğinden dolayı feminist iktisat kuramı yer almaktadır. Nitel araştırma yöntemi içinde araştırmada derinlemesine görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerin olanak dâhilinde farklı işkollarında uğraşan kadın girişimcilerle yapılmasına özen gösterilmiştir. 2018 yılı Mart-Mayıs aylarında, Trabzon ilinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren 14 kadın girişimci ile yüz yüze görüşülmüş ve görüşme verileri betimsel analizle değerlendirilmiştir. Cinsiyet faktörünün oluşturduğu rol tutumlarının kadın girişimciler için sektör seçiminde etkili olduğu, daha mikro işletmelerde işe girişildiği; kadın girişimci profili ile süreçte yaşanan sorunların literatürü destekler mahiyette olduğu tespit edilmiştir. Kadınların iş gücü piyasasına dâhil edilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyo-Kültürel Özelliklerin Anne Babaların Müzik Eğitimine Yönelik Tutumlarına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40273</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40273</guid>
      <author>Bahar GÜDEKDeniz YILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı çocukları ilkokul ve ortaokulda eğitim gören anne babaların (ebeveynlerin) müzik eğitimine ilişkin tutumlarını çeşitli değişkenlere göre incelemektir. Araştırmada kullanılan yöntem, betimsel nitelikte, tarama modelindedir. Örneklem grubunu ise 2017/2018 akademik yılında Sinop ili sınırları içerisinde eğitim veren dört ilkokul ve üç ortaokuldaki öğrencilerin toplam 1168 ebeveynden oluşmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak sosyo-kültürel özellikler anketi ve Güdek ve Karakaya (2013) tarafından geliştirilen “İlköğretim Okullarındaki Müzik Eğitimine İlişkin Anne-Baba Tutumları Ölçeği” kullanılmıştır. 34 maddeden oluşan bir tutum ölçeği tek boyutlu olup Cronbah Alfa güvenirlik katsayısıyla hesaplanan güvenirliği 0.97’dir. Sosyo-kültürel özellikler anketinde, araştırmaya katılan ebeveynlerin ailedeki yerleri, yaşları, aile yapılarını nasıl tanımladıkları, kendilerini nasıl tanımladıkları, eğitim durumları, meslekleri, ortalama aylık gelirleri, annelerin iş yaşamında aktif olarak rolü olup olmadığı ve çocuğun cinsiyetini içeren toplam 9 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın bulgularında; araştırmaya katılan anne-babaların müzik eğitimine yönelik tutumları sosyo kültürel özelliklerle ilişkilendirilmiş ve bu değişkenlere göre anlamlı farklılaşmalar olup olmadığı saptanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre müzik eğitimine ilişkin anne-baba tutumlarının; anne ya da baba oluşlarına, kendini tanımlamalarına, eğitim durumlarına, mesleklerine, gelir durumlarına, çocuklarının cinsiyetine ve annenin iş yaşamında aktif oluşuna göre anlamlı şekilde farklılaştığı görülmüştür. Ebeveyn tutumlarının yaşlarına ve aile yapılarına göre anlamlı bir farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu bulgular doğrultusunda da bir takım öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>John Dewey’in Demokrasi ve Eğitim Anlayışının Atatürk Dönemi Eğitim Politikasına Yansımaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37356</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37356</guid>
      <author>Nursel GÜLCÜ</author>
      <description>Çağdaş devlet olmanın en önemli öğelerinden biri kültürlü ve eğitimli bireylerden oluşan bir toplum oluşturmaktır. Bu şekilde toplum dünyadaki değişime ayak uydurabilir. Diğer taraftan eğitim sistemi, yalnızca birikmiş kültürü yeni kuşaklara aktarmakla kalmaz aynı zamanda hataları değerlendirerek doğru olan yeni ögeler bulunmasını sağlar. Atatürk’le birlikte genç Cumhuriyet’in öncelikli hedefi de böyle bir toplum ortaya çıkarmak olmuştur. Atatürk’ün 1924 yılında davetiyle Türkiye’ye gelen John Dewey de hazırlamış olduğu raporda “Eğitim, demokrasinin işlemesi için ön koşuldur” diyerek, öğrenci yetiştirme de demokratik eğitim verilmesinin önemini vurgulamıştır. Dewey’e göre, demokratik toplumun temelini, bireyin kendi yaratıcı politikasını toplumsal yaşama gönüllü olarak katılmasıyla ve toplumun iyiliği için çalışarak ortaya çıkarması olarak görmektedir. Bu çalışma, John Dewey’in eğitim ve demokrasi anlayışını ve eğitim ile ilgili hedeflerini, Atatürk Dönemi eğitim çalışmalarında halkevlerinin kuruluş sürecine dek olan sürede yapılan faaliyetler çerçevesinde; yansımalarını ve benzerliklerini ele almayı amaçlamaktadır. John Dewey’e göre yeni nesil, dünyaya geldikleri sosyal grubun amaçlarından ve alışkanlıklarından habersiz olduklarından, eğitim, amaçların ve alışkanlıkların farkına varmada aktif olarak ilgi göstermede ve aradaki uçurumu kaldırabilecek tek güçtür. Atatürk’ün de Cumhuriyet Dönemi eğitim politikası ve hedefleri değerlendirildiğinde önceliğinin halkın eğitimi olduğu, ekonomik kalkınmanın temelinde öncelikle eğitim ve kültürel kalkınmaya önem verdiği görülmektedir. Öncelikle cumhuriyet, demokrasi ve bu çerçevede yapılan inkılapları halka mal etmek isteyen Atatürk, çağdaş bir devlet olabilmenin ana unsurunu, öncelikle halkın eğitilmesi olarak görmüştür. Bu noktada John Dewey’in eğitim ve demokrasi anlayışı Atatürk Dönemi eğitim politikasında programlı çalışmalarla ifade edilmiştir diyebiliriz. Çalışmanın Yöntemi, J. Dewey’in” Demokrasi ve Eğitim Kitabı, J. Dewey’in 1924 tarihli roporu incelenecek, Atatürk Dönemi eğitim politikalarındaki demokrasi ve eğitim anlayışıyla karşılaştırması yapılacaktır. Bununla ilgili arşiv belgelerinden, süreli yayınlardan ve kaynak eserlerden yararlanılacak, doküman analizi tekniğinden yararlanılacaktır. Çalışma aynı zamanda derleme çalışması niteliğindedir.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE ÖĞRETMEN OKULLARINDA COĞRAFYA ÖĞRETMEN EĞİTİMİ: İSTANBUL DARÜLMUALLİMÎN’İ (ÇAPA ÖĞRETMEN OKULU) ÖRNEĞİ </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39811</guid>
      <author>Ziya İNCEMustafa SAĞDIÇ</author>
      <description>Günümüzde öğretmenlik mesleğini icra edebilmek için öğretmen adaylarına yüksek öğretim kurumlarında, özellikle de eğitim fakültelerinde genel kültür, pedagojik formasyon ve özel alan eğitimi verilmektedir. Bu eğitim ile çağın ihtiyaçlarını karşılayabilecek tam donanımlı öğretmenlerin yetiştirilmesi hedeflenmektedir. Osmanlı döneminde örgün eğitim kurumlarında öğretmenlik mesleğinin ilk karşılığı, sıbyan mekteplerinde görev yapan muallimler ve medreselerde görev yapan müderrisler ile karşımıza çıkmaktadır. Modern anlamıyla Fransız devrimi ile başlayan öğretmen yetiştirme fikri, Osmanlı Devleti’nde 1848 yılında Darülmuallimîn’nin açılması ile kendine yer bulmuştur. Bu kurum daha sonra değişik isimlerde varlığını Cumhuriyet döneminde de sürdürmüş ve 2014 yılında okulun fen lisesine dönüştürülmesi ile öğretmen yetiştirmedeki misyonu sona ermiştir. Türkiye’nin eğitim tarihinde ve öğretmen yetiştirmede büyük öneme sahip olan Darülmuallimîn’in, coğrafya öğretmenlerinin yetiştirilmesindeki katkısı bu çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Bu amaçla yapılan çalışmada nitel araştırma desenlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Coğrafya öğretmeni yetiştirmeyi konu alan araştırmada 19.yüzyıldan başlayarak günümüze kadar geniş perspektiften genel olarak öğretmen yetiştirme konusunda, özelde ise coğrafya öğretmeni yetiştirme hususunda neler yapıldığı, ne gibi başarıların elde edildiği incelenmiştir. Derinlemesine analizler yapmak için de kurumdaki coğrafya kitapları ve programları, yardımcı kaynaklar, istatistikler ve diğer belgeler incelenmiştir. Elde edilen bilgiler ışığında; Darülmuallimîn’in bilinen adıyla Çapa Öğretmen Okulu’nun ülkenin her bölgesindeki okullara coğrafya öğretmeni yetiştirilmesinde, coğrafya ders kitapları ve öğretim programlarının hazırlanmasında önemli bir role sahip olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Öğrencileri İçin Değerlendirme Deneyimi Ölçeğini Uyarlama Çalışması </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39332</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39332</guid>
      <author>Emine KAHRAMANÖzlem KORAY, Seçil TURAN , Özgür Murat ÇOLAKOĞLU</author>
      <description>Öğrenme süreci içerisindeki öğrencilerin değerlendirme deneyimleri öğretmen, öğrenci, öğretim materyali, öğretim yöntemi gibi unsurları kapsamaktadır. Değerlendirme deneyimi, öğrencilerin çalışma çabasının miktarını ve dağılımını, öğrencilerin öğrenme yaşantılarını, sınavların ve ödevlerin niteliğini içeren bir süreçtir. Bu bağlamda, öğrencilerin mevcut ödevlerin niteliğini ve çalışma miktarını tespit ederek değerlendirme deneyimlerini ölçen, geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının eksikliği dikkat çekmektedir. Bu çalışmada orijinali Gibbs ve Simpson (2003) tarafından geliştirilen (Assessment Experience Questionnaire) ölçeğinin Türkçeye uyarlaması amaçlanmıştır. Çalışma öğrencilerin varolan değerlendirme deneyimlerine yönelik veri kaynağı olması ve ortaya koyulması açısından önemlidir. Ölçek uyarlama sürecinde alan yazın incelenmiş ve ek maddeler eklenmiştir.  Araştırmanın çalışma grubunu, ilk uygulama için 222 ve son uygulama için 1041 ortaöğretim öğrencisine uygulanmıştır. Değerlendirme Deneyimi Ölçeği; ödevler ve öğrenme, sınav ve öğrenme, çalışma çabasının miktarı ve dağılımı olmak üzere üç alt boyuttan oluşmaktadır. Uyarlanan ölçme aracından; maddelerinin birden fazla boyuta yüklenmesi, her bir boyutun en az üç maddeden oluşması, boyut yükünün 3’ün üzerinde değer alması, istatiksel ve teorik olarak aynı boyutu oluşturan maddelerin aynı boyutta toplanması için bazı maddeler çıkarılmıştır. Veriler, SPSS kullanılarak Açıklayıcı Faktör Analizi ve AMOS kullanarak Doğrulayıcı Faktör Analizi yapılmıştır. Ölçeğin güvenirlik ve geçerlik analizlerinin yapılması için madde analizi ve güvenirlik katsayısı bulunmuştur. Ölçeğin uygulama öncesi ilk formu 31 maddeden oluşmaktadır. Uyarlama işlemleri sonrasında 13 maddelik bir ölçek formu oluşturulmuştur. Uyarlanan ölçek farklı grup öğrencilerinin değerlendirme deneyimlerini ortaya koymakta kullanılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum Melike Çiçak Hatun Türbesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39218</guid>
      <author>Demet KARA</author>
      <description>Erzurum kale içinde, Ulu Camii’nin kuzeybatısında yer alan, inşa kitabesi ortaya çıkarılmadan önce Cimcime Sultan Türbesi olarak adlandırılan ancak 2011 yılında gerçekleştirilen sondaj çalışmaları sonrasında inşa kitabesinin bulunmasıyla hangi tarihte ve kimin adına inşa edildiği tespit edilebilen Melike Çiçak Hatun Türbesi kitabesine göre Ahmed Kān kızı adına 1304 yılının Eylül ayında yapılmıştır. İnşa kitabesinin bulunmasından hemen sonra yapılan okumalarda türbenin kime ait olduğunu belirten kısmında oluşan deformasyon sebebiyle isim tam olarak okunmamış ancak yine de bazı varsayımlarda bulunulmuştur. Kitabenin yeniden okunması sonucunda türbenin sahibinin Melike Çiçak Hatun olduğu tespit edilmiştir. Dairesel bir subasman üzerine oturan türbe silindirik gövdelidir. Silindirik gövdenin yüzeyinde kaval silmelerle kuzey yöne bakan kesimindeki ters U formunda, diğer on biri sivri kemer biçimli çerçeveler oluşturulmuştur. Silmelerden sonra bir miktar düz duvar örgüsü ve sonrasında yine profilli bir silme grubuyla silindirik gövde nihayetlenir. Bu silme grubunun üstünden türbenin konik külahı başlar. Kaval silmelerin sivri kemer görünümü oluşturarak çevrelediği yüzeylerden doğu ve batıya bakanların eksenlerinde dikdörtgen biçimli birer pencere açıklığı bulunur. Gövdenin kuzey yönündeki ters U biçimli çerçeve içerisine alınmış cephe yüzeyinde anıtsal bir portal bulunur. Lentolu dikdörtgen kapı açıklığı sivri kemerli portal nişi içinde yer alır. Dikdörtgen biçimli kitabe panosu ise kapı açıklığının lentosu ile kavsara arasına yerleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadın Yoksulluğu ve Kadın Yoksulluğunu Besleyen Unsurlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30173</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=30173</guid>
      <author>Handan KARAKAYA</author>
      <description>Kadınlar tarih boyunca farklı kültürlerde ve dünyanın farklı bölgelerinde çeşitli ayrımcılıklara maruz kalmışlardır. Bu ayrımcılıkları besleyen birçok unsurdan söz etmek mümkündür. Ancak tarihin derinliklerinden günümüze kadar kollarını uzatabilen en temel ayrımcılıkların ataerkillikten beslendiğini söyleyebiliriz. Ataerkil söylem, kadınları edilgen, itaatkâr, sabırlı olarak tanımlarken, toplumsal yapı içerisindeki erkek egemen iktidar alanını güçlendirmektedir. Bu güçlendirme biçiminin sosyal ve ekonomik sonuçları kadının hayatına yansımaktadır. Kadınlar maruz kaldıkları ayrımcılıkların sonuçlarını farklı biçimlerde deneyimlemektedirler. Bu sonuçların en önemlilerinden birisi de yoksulluktur. Kadınlar, sosyal, ekonomik ve kültürel olarak ayrımcılığa uğramalarının bir sonucu olarak dünya üzerinde yoksulluğu erkeklere göre çok daha derin bir biçimde deneyimlemektedirler. Kadınların eğitim, istihdam gibi fırsatlardan gereği gibi yararlanamamalarının sonuçlarından biri olarak kadın yoksulluğu kavramı ortaya çıkmış ve çeşitli uluslararası kuruluşların gündemine girmiştir. Kadın yoksulluğu, sosyal ve ekonomik olarak gelir yetersizliği ve imkânların kısıtlılığı nedeniyle kadının yoksulluğa düşme durumu olarak tanımlanabilir. Bu açıdan bakıldığında Amartya Sen’in yoksulluk yaklaşımı önem kazanmaktadır. Sen’e göre yoksulluk bir “gelir azlığı” ya da “gelir yetersizliği” olarak tanımlanamaz. Yoksulluk, “kapasite ve yapabilme yetersizliği” olarak tanımlanmalıdır. Bu tanım çerçevesinde düşündüğümüzde kadının yapabilme kapasitesini geliştirme fırsatı elinden alındığında, yoksulluğa düşmekten kurtulması zorlaşmaktadır. Bu çalışmada amacımız kadın yoksulluğu ve bu yoksulluğu besleyen unsurları ortaya koymaktır. Kadınlar ataerkil toplumsal yapının ağırlığı altında ezilirken, eğitim, istihdam gibi fırsatlardan erkeklere oranla çok daha az faydalanabilmektedirler. Bu da kadınları toplumda yoksulluğu temsil eden kesimler arasına yerleştirirken, bu yoksulluğun nesiller arası bir mirasa da dönüşmesini sağlamaktadır. Bu çalışma, dokümantasyon tekniği ile veri elde etmenin yanında çeşitli alanlarda (eğitim, istihdam vb) elde edilen verilerde kadın ve erkeklerin oranlarının karşılaştırılması ve analiz edilmesi yoluyla gerçekleştirilmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Devleti’nde Kadınların Toprak ile İlgili Karşılaştığı Hukuki Sorunlar ve Divan-ı Hümayun’a Başvuruları (Ahkâm Kayıtlarından Örnekler)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40201</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40201</guid>
      <author>Çiğdem KAVAK ÇEKEN</author>
      <description>Osmanlı kadınları tıpkı erkekler gibi haksızlığa maruz kaldıklarında devletin hukuki temsilcilerine başvurmuşlardır. Davalı ve davacı olarak yer aldıkları mahkemede şahsen ya da vekilleri vasıtasıyla sözlü olarak durumlarını ifade etmişlerdir. Bu süreçte kadınlar haklarını öncelikle şer’iyye mahkemelerinde aramışlar, istedikleri sonucu alamazlarsa şikâyet dilekçeleri yazarak Divan-ı Hümayun’a başvurmuşlardır. Divan-ı Hümayun görüşmeleri sonunda alınan kararların müsveddeleri temize çekilerek belirli defterlere tarih sırasına göre özet olarak kaydedilmiştir. Divan-ı Hümayun Sicilleri adı verilen bu defter serilerinin en önemlilerinden biri de bölgelere göre sınıflandırılmış olan şikâyetleri içeren Ahkâm Defterleridir. Bu çalışmada İstanbul eyaletine ait, 19. yüzyılda tutulmuş Ahkâm Defterleri içinde yer alan, tarımsal faaliyetlerle ilgili kadınlar tarafından yapılan başvuruları içeren 202 hüküm kaydı, içerdikleri şikâyet konuları açısından değerlendirilerek, kadınların toprak ile ilgili daha çok hangi konularda yaşadıkları sorunlardan dolayı Divan-ı Hümayun’a başvurdukları tespit edilmeye çalışılmıştır. Kadınların başvuruları üzerine alınan kararları içeren bu kayıtlar konu bakımından sınıflandırıldığında, kendilerine ait olan tımar, mülk çiftlik, tarla ve arazilere, mera, yaylak, kışlak, otlak, çayır, bağ, bahçe ve bostana, hissedarların, akrabaların veya bölge sakinlerinden bir kimsenin haksız müdahalesinin engellenmesi amacıyla yapılan başvurular, tüm kayıtlarda olduğu gibi kadınların başvuru gerekçeleri içinde de en çok karşılaşılan başvuru nedenidir. Bunun yanısıra mirasen intikalde yaşanan sorunlardan dolayı yapılan başvuruların yüksekliği de dikkat çekmektedir (“miri toprağın, sazlık ve kamışlığın mirasen intikali” ile ilgili 60, “mülk, bağ, bahçe ve tarlanın mirasen intikali” ile ilgili 27 kayıt mevcuttur). Bu kayıtlar içinde kadınların kendilerine mirasen intikal eden topraklarının, sahibi arz tarafından fazladan vergi almak için başkasına verilmek istenmesi nedeniyle yaptıkları başvurulara da sık rastlanmaktadır. Bazı anlaşmazlıklara istinaden birden fazla kayıt tutulduğu da görülmüştür. Müdahale ve mirasen intikal ile ilgili bazı örnek kayıtlar, kadınların Divan-ı Hümayun’a başvurmalarına neden olan anlaşmazlıkları ve bu başvurulara istinaden geliştirilen çözümü gösteren birincil kaynak olması bakımından değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Metin Uzunluklarının Öğrenci Başarısına Etkisi ve Öğrencilerin Metin Uzunluklarıyla İlgili Görüşlerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40019</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40019</guid>
      <author>Mustafa KAYA</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkçe ders kitaplarında temel becerileri kazandırma hususunda önemli bir yere sahip olan metin uzunluklarının öğrenci başarısı üzerindeki etkisini belirlemek ve öğrencilerin metin uzunluklarıyla ilgili görüşlerini tespit etmektir. Bu araştırmada nicel ve nitel veri tekniklerinin bir arada yer aldığı, araştırma sonuçlarını bütünleştiren karma desen çeşitlerinden açımlayıcı sıralı karma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Adıyaman ili Besni ilçesindeki bir ortaokulda öğrenim görmekte olan 7. sınıf öğrencilerinden 30’u deney grubu, 30’u da kontrol grubu olarak seçilmiştir.  Çalışma grubundaki 7. sınıf öğrencileri seçkisiz olmayan örneklem yöntemlerinden biri olan amaçsal örneklem yönteminin çeşitlerinden tabakalı amaçsal yönteme göre seçilmiştir. Araştırma kapsamında nicel veri toplama aracı olarak “İşlenen Metni Anlama Başarı Testi (İMABT)”  kullanılırken nitel veri aracı olarak da “Yapılandırılmış Görüş Bildirim Formu (YGBF)” kullanılmıştır. Araştırma verilerinin nicel analizinde verinin yapısı göz önünde bulundurularak parametrik testlerden bağımlı ve bağımsız gruplarda t-testleri kullanılmıştır. Analizler “SPSS-PASW Statistcs 18” paket programı kullanılarak yapılmıştır. Araştırma verilerinin nitel analizinde içerik analizi kullanılmıştır.  Deneysel işlemin başında deney ve kontrol gruplarına bir uzun ve bir kısa metin işlenmiştir. Daha sonra bu işlenen metinlerle ilgili başarı testi yapılmıştr. Deneysel işlem boyunca deney grubuna haftada bir metin olmak üzere beş kısa metin, kontrol grubuna da haftada bir metin olmak üzere beş uzun metin işlenmiştir. İşlenen her metinle ilgili başarı testi yapılmıştır. Deneysel işlemin sonunda ise deneysel işlemin başında kontrol ve deney grubuna işlenen bir kısa ve uzun metin tekrar işlenip başarı testi yapılmıştır. Bu araştırmanın sonucuna göre deney grubunun kısa metinler ön test ve son test başarı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu tespit edilmiştir [(t (58) = -4.058 (p=0.000)]. Deney grubunun uzun metinler ön test ve son test başarı puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olmadığı sonucuna varılmıştır [t(29) =-.367 (p = .716)]. Araştırma grubundaki öğrencilerin çoğu Türkçe ders kitaplarındaki metinlerin uzun olduğunu, kısa metinlere yer verilmesi gerektiği ile ilgili görüş beyan etmişlerdir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Model İnsan Yetiştirmenin Kurân’dan İki Temeli Ebeveyne İhsan Emri ve Valideyne İsyan Yasağı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=36983</guid>
      <author>Mustafa KAYHAN</author>
      <description>Kurân, örnek insan yetiştirmenin ilkeler koymuştur. Zira aile ve toplumun öğesi, insandır. Model insanı oluşturmak için beşeri sistemler de ilkeler koymuştur. Fakat Kurân, net iki düsturu vurgulamıştır. Ebeveyne iyilik etmek ve valideyne karşı gelmemek, Kurân’ın temel iki emridir. Allah’ın ilahlık hakkı gereği dokunulmaz kılınmıştır. Bu konuda birçok vahiy nazil olmuştur. Ebeveyne ihsanı da içeren Kurân öğretileri, hayata tatbik edilmesi için indirilmiştir. Geçmişte dinler, felsefi sistemler ve ideolojiler, örnek insan için bazı temeller aramıştır. Yürürlüğe konulan iyi uygulamalar, zamanla amacından sapmıştır. Bazıları, insanlık için tehlikeli olmuştur. İnsanın dört temel ilişkisinden birini, bir emir ve bir yasakla düzenlenmiştir. Allah’a ibadet ve ona şirk koşmama emrinden sonra Kurân, ebeveyne ihsan emrini ve valideyne isyan yasağını indirmiştir. Ailede ve toplumda düzenin sağlanması için vazgeçilmez bir durum olmuştur. Kurân, model insanın oluşturulması ve yerleştirilmesinde ebeveyne ihsan emrini sıkça vurgulamıştır. Ebeveyne ihsan edilmemesini yasaklamış ve valideyne isyan edilmesini reddetmiştir. Ailede kurulan ve toplumda devam ettirilen düzen, ancak ebeveyne ihsan etme ve valideyne isyan etmeme kaidesine bağlanmıştır. Bu açıdan varlıkların düzenli, disiplinli ve karmaşadan uzak algılanabilmesi için ebeveyne iyilik etmek emredilmiştir. Bu ilahi emre ters davranılmaması için ana babaya isyan etmek, Allah’a karşı gelmek olarak değerlendirilmiştir. Kurân, ebeveyne isyan edilmesini kesinlikle yasaklamıştır. Valideyne isyan etmek, kişiyi cehenneme götüren bir günah sayılmıştır. Ebeveyne iyiliğin hududu, Allah’a isyan çizgisine kadar tevsi’ edilmiştir. Allah’a şirk koşmaya zorlayan ebeveyne, evladının itaat etmemesi emredilmiştir. Hz. Musa ile salih kul kıssasında ebeveynini küfre ve dalalete zorlayan evlat, din hürriyetine engel olduğu için öldürülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Harput’da Ulu Cami (Bey-Pınar) Çeşmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38899</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38899</guid>
      <author>Ayetullah KILIÇ</author>
      <description>Çeşme, geçmişte yaşayan insanların su ihtiyacını karşılayan en önemli mimari öğe olduğundan Türk-İslam kentlerinin değerli mimari eserleri arasında yer almaktadır. Bu sebeple suyu aziz bilen Osmanlı, medeniyetinin hem mütevazı, hem de gösterişli yansımaları olan çeşmelerle meydanlarını süslemiştir. Çeşmeler, dönemlerinin mimari üsluplarını taşıyan, sanatsal eserler olduğu gibi şehir merkezlerinde mahalle ve sokakların oluşmasında da belirleyici rol oynamışlardır. Su, insanlığın en büyük ihtiyacı olduğundan asırlardır çeşitli yollarla bu ihtiyacın sağlanması amaçlanmış ve bu amaç ışığında pek çok yapı ortaya çıkmıştır. Bu yapılar özellikle İslamiyet’in suya büyük önem vermiş olması ve insanlara su sağlamanın hayırlı olduğunu bildirmesi bu önemi daha da artırmıştır.  Tarihte bir bölgenin ismi olan Harput’ta da çok sayıda çeşme inşa edilerek çeşme yolu güzergâhlarını oluşturmuşlardır. Bu çeşmelerden birçoğu günümüze ulaşmıştır. Bu çeşmelerden biri Cami Kebir Mahallesinde Ulu Cami bahçesi bitişiğinde yer alan yarım yuvarlak kemerli Harput Ulu Cami (Bey-Pınar) Çeşmesi olup makalemizin de ana temasını teşkil etmektedir. Bu çalışmada, Elazığ İl Merkezi Harput Mahallesi, Şefik Gül Kültür Evi (Gülsen Evi) bahçesinde yer alan Harput Ulu Cami (Bey-Pınar) Çeşmesi, sanat tarihi yönünden incelenmiştir. Çalışmaya kaynak taraması ile başlanmıştır. Bu kapsamda Harput’un tarihi ve coğrafyası, çeşme mimarisinin gelişimi, Harput Ulu Cami (Bey Pınarı) Çeşmesi’nin detaylı olarak yeri, tarihçesi, planı, malzemesi, teknik ve süslemeleri, restorasyon süreci, restorasyon sürecinde tenkit edilen hususlar, öneriler ve sonuç ile sınırlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Sosyal Beceri Öğretimine İlişkin Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39600</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39600</guid>
      <author>Sevda KILIÇ</author>
      <description>Bu araştırmada Kafkas Üniversitesi Dede Korkut Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören son sınıf öğretmen adaylarının sosyal beceri öğretimine ilişkin bilgi düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında farklı program türlerinde öğrenim gören 398 son sınıf öğretmen adayı çalışmanın araştırma grubunu oluşturmuştur. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırmada gerekli olan verilerin toplanması amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu (KBF)” ve Sazak Pınar (2009) tarafından geliştirilen “Sosyal Beceri Öğretimi Bilgi Testi (SBÖBT)” kullanılmıştır. Elde edilen verilerin anlamlı hale getirilmesi noktasında betimsel ve anlam çıkartıcı istatistiklerden yararlanılmıştır. Bu bağlamda frekans dağılımları, merkezi eğilim ve değişkenlik ölçüleri araştırmada kullanılan betimsel istatiksel işlemleri oluştururken, öğretmen adaylarının demografik özelliklerinin sosyal beceri öğretimi bilgi düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla uygun anlam çıkartıcı istatistik tekniğinin belirlenmesi noktasında öncelikle her bir değişkene ait dağılımın normalliğini denetlemek için gerekli olan ön analizler yapılmıştır. Shapiro-Wilk, Kolmogrov-Smirnov ve Çarpıklık-Basıklık değerlerinin incelenmesi sonucunda veri setlerinin normal dağılım göstermedikleri gözlenmiş olup non-parametrik testler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda araştırmaya katılan öğretmen adaylarının sosyal beceri öğretimine ilişkin bilgi düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının sosyal beceri öğretimine ilişkin bilgi düzeylerinin yaş ve mezun olunan lise türü değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermediği, cinsiyet ve program türü değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları ışığında, zaman içinde ve yaşam boyu gelişen sosyal becerilerin büyük bir çoğunluğunun 0-18 yaş aralığında gelişmesi nedeniyle özellikle erken çocukluk, orta çocukluk ve ergenlik dönemleri  başta olmak üzere farklı potansiyel, fiziksel ve/veya zihinsel özelliklere sahip özel eğitim ihtiyacı olan ve olmayan öğrencilere sosyal becerilerin öğretilmesi noktasında gerek sınıf öğretmenlerinin gerekse de branş öğretmenlerinin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarında sosyal beceri öğretiminin yer alması gerekliliği önemli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kadınının Giyinme Kültüründeki Değişimde Kadın Dergilerinin Etkisi: II.  Meşrutiyet Dönemi Mehasin Dergisi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39862</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39862</guid>
      <author>Emine KOCAGülşah POLAT</author>
      <description>II. Meşrutiyet döneminde Osmanlı devleti birçok alanda Avrupa’yı takip etmeye başlamış ve kendi bünyesinde yenliklere gitmiştir. Bu dönemin en dikkat çekici özelliklerinden biri de Osmanlı kadınına tanınan özgürlükler olmuştur. Kadının eğitim, çalışma ve sosyal yaşamındaki değişim ve gelişmelerde basının önemli rolü olduğu, döneme ait dergilerde açıkça görülebilmektedir. Gelişen düşünce akımları ve basın faaliyetleriyle birlikte kadına yönelik dergiler ön plana çıkmış, ev işlerinden, çocuk bakımına, edebiyattan, modaya kadar geniş bir yelpazede kadının gelişimi desteklenmiştir. Kadın dergileri, giyim kuşam ve kişisel bakımın yanı sıra moda olgusuna önem vermiş ve hemen hemen her sayısında modaya yönelik görsellerle birlikte yönlendirici bilgileri kadınlara sunmuştur. II. Meşrutiyet döneminin önemli kadın dergileri arasında yer alan Mehasin dergisi Türk kadınının her alanda gelişimine katkıda bulunan ilk dergilerden biri olarak, özellikle modaya yönelik sayfalarıyla batılı giyim tarzının benimsenmesinde ve modanın yaygınlaşmasında etkili olmuştur.  Mehasin dergisindeki kadın modasının nitel (tasarım) özelliklerinin belirlenerek, Türk kadınının giyinme kültürünün değişimine etkilerinin yorumlanmasının amaçlandığı bu çalışmada; içerik analizi yöntemi kullanılarak derginin 1906-1907 yılları arasında yayınlanan sayılarındaki modaya yönelik görseller kronolojik olarak tablolarda gruplandırılmıştır. İnceleme sürecinde tematik kodlama işlemi yapılarak, kodlara göre giysi görsellerinin biçimsel çizimleri yapılmış ve temalar oluşturulmuştur. Sayfalardaki Osmanlıca metinlerin Türkçe çevirisinden elde edilen bilgiler doğrultusunda dönemin Avrupa kadın modasının tasarım özellikleri yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, 1906-1907 yılları Mehasin Dergilerindeki Avrupa kadın giyim modasını yansıtan görsellerin kod ve tema şeması oluşturulmuştur. Ortaya çıkan temalarda, Mehasin dergisinin çoğunlukla Avrupalı kadın ve giyim modasına yönelik bilgi ve görsellere yer verdiği görülmüştür. Bu çalışmanın Türk giyim tarihine kaynak oluşturacağı ve özellikle kültürel birikimimize katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Biyometrik Verilerin Ülke Giriş- Çıkış Noktalarında Kullanılması ile Suç- Geçiş Bölgelerinin Güvenliğinin Sağlanması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39453</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39453</guid>
      <author>Fırat KOÇElif ÇETLİ , Vahdet ÖZKOÇAK</author>
      <description>Günümüzde artmakta olan göç hareketliliği, suç olgusunu farklı boyutlara taşımaktadır. Özellikle insan ticareti, kaçakçılık ve terör suçları sürekli artış göstermektedir. Bu tür suçlara karışanlara yönelik analizler, Adli Bilimler açısından çok önemli bir yere sahiptir. Ülkemiz coğrafik-jeopolitik konumu sebebiyle suç-geçiş bölgesi özelliğine sahiptir. Ülkemizde görülen düzensiz göçmen sayısı oranı yıllar bazında artış göstermektedir. Türkiye Göç İdaresi Genel Müdürlüğü 2019 istatistiklerine göre 2017 yılında yakalanan düzensiz göçmen sayısı 175.752 iken, 2018 yılında bu sayı 268.003 kişiye ulaşmıştır. Düzensiz göçmenlerin uyruklarına bakıldığında, ilk üç sırada Afganistan, Pakistan ve Suriye vatandaşları dikkat çekmektedir. Yine bu rapora göre yakalanan düzensiz göçmen sayısının Mart ve Nisan aylarında en yüksek seviyeye ulaştığı görülmektedir. İnsan kaçakçılarının sayısı 2017 yılında 4.641, 2018 yılında 6.278 kişi olarak belirlenmiştir. Diğer yandan insan ticareti mağduru sayısı 2016 yılında 181 kişi, 2017 yılında ise 303 kişi olarak saptanmıştır. Bu oranlardaki artış, ülkeye giriş-çıkış yapan kişi sayısındaki artışın bir sonucu olarak açıklanabilir. Bu sonuçlar dikkate alındığında, suç-geçiş bölgesi özelliğine sahip alanlarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerekliliği göze çarpmaktadır. Teknolojik gelişmelerle birlikte biyometrik verilerin adli güvenlik amacıyla kullanımı yaygınlaşmıştır. Kayıt altına alınmış biyometrik veriler sayesinde ülke içerisinde veya ülke dışında oluşabilecek suçlara karışan kişilerin kimlik tespitleri kolay bir şekilde yapılmaktadır. Ülkemizde güvenlik tedbirlerin artmasının en önemli göstergelerinden birisi de; Türkiye Göç İdaresi 2019 istatistiklerine göre 2019 yılında yakalanan düzensiz göçmen sayısı ve göçmen kaçakçıları sayısında azalma yaşanmasıdır. Suç-geçiş bölgesi özelliğine sahip ülkelerin giriş-çıkış noktalarında biyometrik veri kontrollerinin yapılması, güvenlik açısından büyük önem taşır. Bu çalışmanın amacı, dünyada suç geçiş niteliği taşıyan bölgelerde kullanılan biyometrik tarama sistemlerinin türleri, biyometrik verilerin tanımlaması ve ülkemize giriş-çıkış yapan göçmenlerin verileri hakkında çıkarımlar yapılarak bu konuda alınması gereken önlemler hakkında öneriler sunmaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KültürlerarasI Bir İnceleme: Türkiye ve Almanya’daki Yaşlı Bakım Merkezlerinin Hizmet Kalitesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38403</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38403</guid>
      <author>Ali KUZUGüner ÇÖL</author>
      <description>Yaşlanma ve her geçen gün artan yaşlı nüfus oranı, dünyamızın kaçınılmaz bir olgusudur. Yaşlı bireylerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için etkili politikaların geliştirilmesi amacıyla disiplinler arası araştırmaların ortaya konması, hayati derecede önemlidir. Ölçülemeyen bir şeyi (örneğin bir hizmeti) iyileştirebilmek neredeyse mümkün değildir, bu sebepten dolayı yaşlı bakım hizmetlerini iyileştirebilmek ve geliştirebilmek için öncelikle mevcut hizmetlerin kalite düzeyinin ölçülmesi gereklidir. Yukarıda belirtilen amaç kapsamında Türkiye’de yer alan bir kısım yaşlı bakım merkezlerinin hizmet kalitesini ölçebilmek için daha önce bir çalışma yapılmış ve sonuçları yayınlanmıştı. Daha sonra aynı çalışma uyarlanarak Almanya’nın Berlin şehrindeki yaşlı bakım merkezlerinde de uygulandı. Bu çalışmanın amacı, farklı kültürdeki insanların aldıkları bakım hizmetlerine ilişkin kalite algılarının ve değerlendirmelerinin kültürler arası bir perspektifle incelenmesidir. Bu amaçla, daha önce yaşlı bakım kurumlarında uygulanabilmek için adapte edilen “servqual” hizmet kalitesi ölçeği, Almanya Berlin’deki yaşlılara uygulandı. Servqual ölçeği, hizmet kullanıcılarının hizmete ilişkin beklenti ve algılarının karşılaştırılması temeline dayanmakta, hizmeti kullanan bireylerin beklentilerinin karşılanma düzeyine göre hizmetin kalitesi değerlendirilmektedir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul’daki yaşlı bakım ve huzurevlerinde kalmakta olan 217 yaşlı ile Berlin’deki 112 huzurevi sakini oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda hesaplanan hizmet kalitesi puanları (-1 civarında) negatif olarak ortaya konmuştur; bu durum da hem İstanbul, hem de Berlin’deki merkezlerde sunulan hizmetlerin, huzurevi sakinlerinin beklentilerini tam olarak karşılayamadığına işaret etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmenlerinin Öz-Yeterlik İnançları ve Mesleki Benlik Algılarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38816</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=38816</guid>
      <author>Belgin LİMANSümeyra Arzu ORAL PAKSOY</author>
      <description>Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerin öz yeterlilik inançları ile mesleki benlik saygıları arasındaki ilişkinin incelenmesi ve etkili olabilecek etmenlerin ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılında Niğde il merkezindeki bağımsız anaokulları, anasınıfları ve özel anaokullarında görev yapan 110 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada öğretmenlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, çalıştığı kurum, mezuniyet türü, hizmet içi alma durumu ve hizmet yılı gibi değişkenler de göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmanın sonunda okul öncesi öğretmenlerinin yaş, medeni durum, çalıştığı kurum, mezuniyet türü, hizmet içi alma durumuna göre öz yeterlilik inançları ve mesleki benlik saygıları arasında anlamlı farklılaşma olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki kıdemlerine göre mesleki benlik saygıları arasında anlamlı farklılaşma olduğu görülürken; öz yeterlilik inanç puanları arasında anlamlı bir farklılaşma bulunmamıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin benlik saygısı ile öğretmen disiplin anlayışı arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu, öğretmenlerin öz yeterlik inançları ile mesleki öz saygı düzeyleri arasında düşük düzeyde pozitif ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bireylerin öz yeterlik algısının diğer kişilerin sözlü değerlendirmelerinden etkilendiği bilinen bir gerçektir. Bu nedenle, öğretmenlerin olumlu yönleri okul yöneticileri tarafından takdir edilebilir ve öğretmenlerin okulların karar alma sürecine katılımı sağlanabilir. Öğretmenlere mesleklerinde üstün olma ve kendilerini geliştirme fırsatı sağlanabilir. Öğretmenlerin öz yeterliklerini ve mesleki öz saygılarını arttırmak için hizmet içi eğitim kurslarına ve etkinliklerine katılım sağlanabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgüt İkliminin Özel Sağlık Sektöründe Hizmet Kalitesi Üzerine Yansımalarına İlişkin Bir Çalışma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39507</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39507</guid>
      <author>Elnur Hasan MİKAİLHakan ÇORA</author>
      <description>Özel sağlık sektöründe örgüt iklimi kavramı ve hizmet kalitesi üzerindeki etkileri bu çalışmada ele alınmıştır. Artan rekabet ile birlikte tüm sektörlerde kaliteli ve nitelikli ürün/hizmet üretmek giderek daha da önemli bir hal almaya başlamış, rekabet üstünlüğü sağlayabilmek için müşteri istek ve beklentilerinin karşılanması ve giderilmemiş müşteri ihtiyaçlarının keşfi ön plana çıkmıştır. Sağlık hizmetlerinin kamu kuruluşları ile birlikte özel sektörde de yoğun bir şekilde verilmeye başlanmasıyla birlikte sağlıkta kaliteli hizmet anlayışı ve müşteri (hasta) memnuniyeti kavramları önem kazanmıştır. Hizmet kalitesini yükseltmek isteyen kuruluşlar, öncelikle sahip oldukları insan faktörü üzerine odaklanmalıdır. Sağlık sektörünün de dahil olduğu hizmet sektöründe sunulan hizmetten elde edilen memnuniyet ve algılanan hizmet kalitesi, bu hizmeti sunanların yaptıkları işten memnuniyet duymalarına ve motive olmalarına bağlıdır. Hata toleransının çok düşük olduğu sağlık sektöründe, çalışanlara hastalık bulaşma riski ve işle ilgili yoğun stres çalışma koşullarını oldukça ağırlaşmaktadır. Uygulama kapsamında İstanbul’da bulunan özel sağlık kuruluşlarında görevli 181 sağlık personelinden anket yöntemiyle veri toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi IBM SPSS 16.0 programı vasıtasıyla yapılmış olup sonuç olarak örgüt iklimi boyutlarının hizmet kalitesi üzerindeki etkilerinin birbirinden farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Örgüt iklimi boyutlarından çalışanların uyumu ve birlikteliği ile örgütsel etiğin, hizmet kalitesi boyutları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkilere sahip olduğu görülmüştür. Buna karşın; örgüt ikliminin yönetsel destek, yönetimin yeteneği ve tutarlılığı ile iş yükü boyutlarının hizmet kalitesi üzerinde etkisi saptanmamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mâtürîdî’ye Göre Kalp Mühürlenmesinin Psikososyal Sebepleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39529</guid>
      <author>Osman ORAL</author>
      <description>Biyolojik hayatın merkezi olan kalp, kişinin zihinsel ve duygusal hayatıyla ilişkilendirilir. O, bilgi ve düşüncenin kaynağı ve aracı, anlama ve idrâk etmenin merkezi kabul edilir. Kalbin temizliği, iyiliği, duruluğu, uzlaşması, hastalığı, vesvesesi, taşlaşması, paslanması, perdelenmesi, sapması, mühürlenmesi gibi olumlu olumsuz psikolojik kalp halleri anlatılır. İman, küfür, öfke, nefret, sevgi, saygı, pişmanlık, takva ve huşu gibi olgular kalbin fiillerinden bazılarıdır. Allah’ın razı olduğu ve kullarından istediği selim, münib, temiz, sekîne ve mutmain kalp yani şirk, küfür, inkâr, nifak ve zulümden arınmış tevhid ve takva üzere olan kalptir. Büyük Türk âlimi Mâtürîdî (ö.333/944)’ye göre inançlar kalpte olur. Orası iman ile küfrün, sevgi ile nefretin yani iyiliklerle kötülüklerin mücadele yeridir. İnsanı diğer canlılardan ayıran, akılla düşünme ve anlamasını sağlayan, özgür iradesiyle sorumlu olan kalptir. O, yaratılış hikmetine uygun olarak işlevsel aklın ve vahyin kılavuzluğunda imân, sevgi, niyet, ihlâs, takva, huşu, pişmanlık ve affetme gibi eylemler sergilemelidir. Kalbin yaratılış hikmeti, hidâyeti bulmak, ilimlerle hikmete ulaşmak, yaratıcıyı tanımak, Allah’a kulluk etmek, O’nu sevmek, sabretmek ve şükretmektir. Bazı âlimler kötülük nitelikli kalbî eylemleri Allah yaratmaz derken Mâtürîdî ise her tür fiili Allah’ın yarattığı kanaatindedir. Akıl, duyu ve özgür iradesiyle eylemi seçen  ve onaylayan kalp olduğundan sonucuna da katlanır. Gerçekleri kavrayıp benimseme kabiliyetine sahip kalbin fonksiyonunun sona erdirilmesi, doğruya, iyiye ve güzele yönelme yeteneğinin köreltilmesine “kalp mühürlenmesi” denilir. Mühürlenmeyi, hakikat veya mecaz olarak yorumlayanlar olduğu gibi mühürlenme sürecine ileten eylemler de incelenir. Büyük Türk âlimi Mâtürîdî’ye göre kalp mühürlenmesinin sebebi; gaflet, nifak, inkâr ve zulüm türü psiko-sosyal eylemlerinden sonra kalbin pişmanlık duyup tövbe etmemesi, içsel arınma ile kalbî halini düzeltme konusunda aklı ve iradeyi iyi yönde kullanmamasıdır. Dolayısıyla kalp mühürlenmesi bir sonuçtur. Bu çalışmada Mâtürîdî’ye göre kalbin halleri ve kalp mühürlenmesinin psiko-sosyal sebepleri incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul 6.Sınıf Türkçe Ders Kitaplarındaki Metin-Resim İlişkisinin Metni Anlamlandırmaya Etkisinin Öğretmen Görüşleri Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39719</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39719</guid>
      <author>Mehmet Fatih ÖZCAN</author>
      <description>Eğitim-öğretim sürecinde öğretmen ve öğrencilerin en çok kullandıkları araçların başında gelen ders kitapları, öğretimin amaçlarına ulaşmasında da büyük öneme sahiptir. Kolay erişilen bir kılavuz özelliği taşıyan ders kitapları, hazırlanırken biçim ve içerik açısından öğrenci seviyesine uygun ve öğrenci gelişimini destekler şekilde ele alınır. Çağdaş eğitim anlayışına göre salt bilgi kaynağı olarak görülmeyen ders kitapları, hem öğrenciye bilgi verecek hem de estetik zevk kazandıracak bir biçimde tasarlanmaktadır. Söz konusu kitapların, eğitimde kullanılan araç-gereçlerin sahip olması gereken nitelikler göz önünde bulundurularak hazırlanması eğitsel amaçların gerçekleşmesine yardımcı olmaktadır. Bu araştırmada 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan 6. sınıf Türkçe ders kitabında yer alan resimlerin, metinlerle olan ilişkisinin ortaya konulması ve öğretmen görüşleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır Bu araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Baş ve Yıldız (2014) tarafından geliştirilen ve iç tutarlık kat sayısı (Cronbach alpha) .92 olarak bulunan, 5’li Likert tipi ölçek, demografik bilgileri toplamak için ise araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ağrı’da görev yapan Türkçe öğretmenleri; araştırmanın örneklemini ise Ağrı ili Patnos ilçesinde görev yapan, 6.sınıf düzeyinde Türkçe dersine giren Türkçe öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırmaya 28’i erkek, 15’i ise kadın olmak üzere toplam 43 öğretmen katılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda resimlerin günlük hayatla ilişkilendirilmesi konusunda, Türkçe öğretmenleri arasında ciddi bir görüş farkı olduğu; ayrıca Türkçe öğretmenlerinin metin-resim ilişkisine yönelik görüşleri cinsiyet, yaş, öğrenim durumu ve hizmet süresi değişkenlerine bağlı olarak anlamlı bir farklılık göstermediği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hukuk Bağlamında Bulgaristan’da Azınlıkların Hak ve Özgürlükleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40336</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40336</guid>
      <author>Nargis ÖZGEN</author>
      <description>1989 yılında, Bulgaristan yönetiminin politika ve uygulamaları karşısında bu ülkenin vatandaşı olarak yaşayan Türkler, Türkiye’ye göç etmek zorunda kalmıştır. Ad değiştirme, dini ibadetlerin yerine getirilmesini yasaklama, sünnet ve dini nikah gibi ritüellere son verme, şalvarın giyilmesine müdahale etme ve zaman içinde Türkçe konuşulmasının hatta Türk müziğinin yasaklaması gibi yaptırımların direnişle karşılanması ve cezaların fayda etmemesi uygulanan politikanın sertleşmesine ve ölümlere sebep olmuştur. Yaşanan bu göç sürecinin uluslararası hukuki boyutları bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bulgaristan’da yaşayan Türkler, Balkanlar’da hak ve özgürlükleri en erken tanınmış ve bu hak ve özgürlükleri hukuki güvence altına alınmış olan azınlıklar statüsünü halen korumaktadır.  Buna rağmen Türk azınlıklar Bulgaristan’da dönem dönem yoğun siyasi baskılara maruz kalmış ve 1980’lerde devlet eliyle yürütülen resmi asimilasyon politikasına tabi tutulmuşlardır. Ulusal ve uluslararası arenada azınlıkların hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve asimile olmalarının engellenmesi için hukuki arenada Bulgaristan ikili ya da çoklu pek çok anlaşmaya imza atmış ve uluslararası kamuoyunda azınlıklara karşı koruyucu bir tutum sergilediği izlenimini uyandırmıştır. Çalışmada; Bulgaristan’da yaşayan Türkleri korumaya yönelik ikili ya da diğer çok taraflı anlaşmalar bağlamında azınlık sorununun hukuki boyutları açıklanmaya çalışılmaktadır.  Bulgaristan’ın asimilasyon politikasını çok sistematik olarak uygulaması ve yönetmesi o dönemde yönetildiği rejime bağlamak mümkündür. Siyasal sitemin sansür ve baskı üzerine konumlanmış yapısı tehciri kolaylaştırmakta ve mevcut yönetim için paravan oluşturarak dış müdahalelere izin vermemektedir. Bu süreç içerisinde iki ülke arasında imzalanan hukuki anlaşmalar azınlık durumundaki Türklerin Bulgaristan’da hak ve özgürlüklerini korumakta yetersiz kalmakta, Bulgaristan hükümetince ihlalleri durumunda da can ve mal kaybına neden olarak asimilasyona hizmet etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etkili Konuşma Özyeterlik Algı Ölçeğinin Geliştirilmesi: Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39967</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39967</guid>
      <author>İbrahim İmran ÖZTAHTALIErsin ŞAHİN</author>
      <description>Öğrencilerin etkili konuşma öz yeterlik algılarını belirlemeye yönelik ölçme aracı geliştirmek amacıyla yapılan bu araştırmanın çalışma grubunu, Bursa ili Merkez ilçelerinde bulunan ve 2016-2017 döneminde eğitim öğretime devam eden toplam 345 erkek 332 kız olmak üzere toplam 677 ortaöğretim öğrencisi ile 10 alan uzmanı oluşmuştur.  Öğrenciler 5 farklı ortaöğretim okulundan tesadüfî yöntemle seçilmiştir. Ölçek geliştirme aşamasında 52 eylem maddesi oluşturulmuş, bu maddelerin madde-toplam korelasyon değerlerinin hesaplanmasından sonra değerleri düşük olan maddeler ölçekten çıkarılmış ve kalan 36 madde verileri kullanılarak Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre çıkarılan maddelerden sonra ölçekte kalan 19 madde dört faktörlü bir yapıda sunulmuştur. Yığılmalı varyansın %52,76’sını açıklayan toplam 4 faktörün öz değerleri (eigenvalue) sırasıyla; birincinin (Sesletim) 3,918; ikincinin (Hazırlık) 2,354; üçüncünün (Beden Dili) 2,226 ve dördüncünün (Anadili Bilgisi) ise 1,282 tespit edilmiştir.  Ölçeğin tümü için iç tutarlılık anlamında Cronbach ⍺=0.773 değeri olarak hesaplanmıştır. Doğrulayıcı analiz sonuçlarına göre (RMSEA =0,052; SRMR=0,053; NNFI=0,86; CFI =0,89 uyum indeks değerlerine ait model uygunluğunun kabul edilebilir düzeyde ve Ki-kare (342.696; p&lt;0.05) değeri de anlamlı bulunarak verilerin normal dağılım özelliğine sahip olduğunu göstermiştir. Ölçüt geçerliği için yapılan analiz sonucunda uygulama sonuçları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (r= 0,81; p&lt;0,01). Ulaşılan bulgular eldeki etkili konuşma ölçeğinin geçerlilik ve güvenirlik özelliğine sahip olduğunu destekler niteliktedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Televizyon Dizilerinin Azerbaycan Toplumu Üzerindeki Sosyo-Kültürel Etkilerini Anlamaya Yönelik Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37366</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37366</guid>
      <author>Aykut SIĞINRaheb Mohammadi GHANBARLOU</author>
      <description>Kitle iletişim araçlarının, özellikle de görsel medya ürünlerinin, teknolojik gelişmeler sayesinde hızlıca yayılması, bu ürünler aracılığıyla toplumlar arası kültür aktarımı ve yine bu ürünlerin hedef toplumun sosyo-kültürel dokusundaki etkileri günümüzün önemli olgularından olmuştur. Türkiye de bu konudan müstesna olmayarak son zamanlarda genelde popüler kültür ürünlerinin, özelde ise dizi filmlerinin üretiminde ve üretilen bu medya çıktılarının farklı ülkelere aktarımı konusunda hem niceliksel hem de niteliksel artış gösteren başat aktörlerden biri hâline gelmiştir. Bu noktadan hareketle, söz konusu medya ürünleri sadece Türkiye’deki televizyon kanallarında gösterilmekle sınırlı kalmamış, birçok farklı ülkeye de ihraç edilmiştir. Medya çıktılarının toplumların gündemini meşgul etmesi ve toplumsal yaşam biçimlerini etkilemesi de bu konunun sosyolojik açıdan incelenmesi gereksinimini ortaya çıkarmıştır. Dolayısıyla da bu çalışmada, son zamanlarda Türk dizilerinin gerek etnik yapıların gerekse toplumsal yaşamların benzerlik arz etmesi itibariyle “kardeş” ülke Azerbaycan toplumu üzerinde meydana getirdiği sosyo-kültürel etkilerin sosyolojik bir bakış açısıyla incelemeye tabi tutulması amaç edinilmiştir. Araştırma, 2019 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin başkenti Bakü’den seçilen katılımcılar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma yürütülürken Türkiye’den Azerbaycan’a ihraç edilen medya çıktıları olarak diziler hakkındaki katılımcı görüşleri yarı yapılandırılmış görüşme yöntemiyle toplanmış, literatürde bulunan veriler de dikkate alınacak şekilde yorumlamalarda bulunulmuştur. 25-40 yaş aralığındaki 8’i kadın, 12’si erkek 20 katılımcıdan oluşan örneklem grubuna kartopu örnekleme yöntemiyle ulaşılmıştır. Konu ele alınırken Azerbaycan toplumunun Türk medya ürünlerinden etkilendiği boyutların neler olduğu ve söz konusu boyutların etki ediş biçimleri açıklanmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda, temel olarak aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır: Azerbaycan toplumunun Türk medya ürünlerinin sosyo-kültürel boyutuna yönelik tutumları nelerdir? Türk medya ürünlerinin Azerbaycan’daki toplumsal yaşam üzerinde ne tür etkileri bulunmaktadır? Çalışmanın sonucunda, medya çıktıları olarak diziler üzerinden Azerbaycan halkının Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleriyle birlikte, değişen algı, tutum ve davranışları önemli inceleme alanları olarak kendilerini göstermişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak Filmine Neoformalist Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29181</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29181</guid>
      <author>Fatih SÖĞÜT</author>
      <description>Bu çalışmayla sinemada anlatı-biçim ilişkisine yeni bir perspektiften bakan neoformalist yaklaşımdan yararlanılarak son yıllarda Türk sinemasında önemli bir yer edinen yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın Uzak filmi analiz edilmiştir. Neoformalizm (yeni biçimcilik), ilk olarak Amerikalı sinema araştırmacısı David Bordwell’in Historical Poetics adlı çalışması ile gündeme gelmiştir. Bu yaklaşım; edebiyat, sinema ve benzeri diğer sanat dallarında anlatısal olarak tamamlanmış bir sanat eserini inceler; eserin oluşturulma sürecini ve ilkelerini araştırır. Neoformalizm, iki önemli soruya yanıt aramaktadır: İlki filmlerin oluşturulduğu sürede ilkeleri nelerdir? Bir diğeri ise; filmler hangi koşullarda, nasıl ve neden ortaya çıkmıştır?  Çalışmada öncelikli olarak sinemada biçim ve anlatı kavramı literatür taraması yapılarak açıklanmıştır. Daha sonra sinemada biçim ve anlatı ilişkisine odaklanan neoformalist yaklaşım hakkında bilgiler sunulmuştur. Son olarak ise neoformalist ilkelere göre Uzak filmi analiz edilmiştir. Analiz sonucunda filmin anlatı olarak klasik tarza özgü; seyirciye cazip gelebilecek olay örgüsü merkezli bir anlatı bütünlüğünün olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca filmde, anlatı kronolojik olarak doğrusal gelişen bir akışa sahiptir. Biçim olarak filmde minimalist bir eğilim dikkat çeker. Gündelik yaşam deneyimini ön plana çıkarmak için gerçekliğin eş zamanlı bir sunumu filmin biçimsel yapısını oluşturmuştur. Gerçeğin sunumunda, gündelik yaşam deneyimini ön plana çıkarmak; görsel ifadeyi bu deneyimi ortaya çıkaracak atmosferin kurulmasına odaklamak ve bu deneyimin dolaysız, doğal bir imgesini yakalamak, ortaya çıkarmak, Uzak filminin en belirgin ifade biçimidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fantastik Bir Çocuk Romanı: Bendar ya da Kehaneta Sêmenda (Üçlülerin Kehaneti)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39472</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39472</guid>
      <author>İlyas SUVAĞCİ</author>
      <description>Yaşadığımız çağda bilimsel gelişmeler hızlı bir şekilde devam ederken insanlar, tüm yaşadıklarını yalnızca bilimle açıklamak yerine kimi zaman hayali dünyalar yaratırlar. İşte, fantastik tür de katı gerçeklere tepki olarak ortaya çıkar. Bununla birlikte fantastik, gerçekle olan bağını tamamen koparmaz. Bizler de bu çalışmamızda Hekîm Atay’ın Bendar adlı romanında fantastik türün çocuk edebiyatı için bir kaynak olarak nasıl ele alınabileceğini inceledik. Bendar, Kürtçe’nin Kurmancî lehçesiyle yazılmış fantastik ilk çocuk romanı örneklerindendir.  Bu nedenle söz konusu eserin incelenmeye değer olduğu kanaatindeyiz. Çalışmamızda öncelikle edebi tür olarak fantastiği ele aldıktan sonra eserde tespit ettiğimiz; kehanet, sihirli kitap, başkalaşım, rüya, periler, olağanüstü varlıklar gibi fantastik unsurları ve fantastik mekânları inceledik. Sonrasında çocuk edebiyatı açısından eserde öne çıkan özellikleri ele aldık. Buna göre yazarın, adı geçen fantastik unsurların çoğunu folklor ürünlerinden faydalanarak kullandığını gördük. Bu durum modern fantastik romanların kimi zaman gelenekten yararlandığını kanıtlasa da romanın başkahramanı Bendar’ın idealize edilmesi ve eserdeki didaktik unsurların çokluğu eserin kurgusuna zarar vermiştir. Bendar’ın; her şeyi bilmesi, mücadele etmeden büyü ya da olağanüstü varlıkların yardımıyla yaşadığı olayların üstesinden gelmesi çocuk edebiyatı açısından doğru bir yaklaşım değildir. Fantastik çocuk romanlarında kimi zaman çocukların gerçek dünyada çözemediği sorunları fantastik dünyada çözdükten sonra gerçek dünyaya döndüklerinde çocukların artık kendi gerçeklerinin farkına vardıkları anlatılır. İncelediğimiz eserde ise Bendar, gerçek ve fantastik dünyalarda baştan sona kadar aynı olağanüstü güçlerle donatıldığı için onda bu tarz bir değişim görülmez.     </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig'de Bir Üslup Özelliği Olarak -sA bolmaz Yapısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39623</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39623</guid>
      <author>Yaşar TOKAY</author>
      <description>Dil ve edebiyat çalışmalarında ortak bir noktada yer alan üslup bilimi (stylistics); oluşturulan edebî metinlerin dil kullanımlarını ve metni oluşturan zihinsel yapıyı ortaya koymada kullanılan bir bilim dalı olarak gelişmiştir. Kutadgu Bilig "Mutluluk Veren Bilgi", isminden de anlaşılacağı üzere hayatın her alanında ve şubesinde, her iki dünyada kutlu olmanın yollarını göstermek için dönemin ölçünlü dili olan Hâkâniye (Karahanlı) Türkçesiyle yazılmış bir eserdir. Mesnevi olarak kaleme alınan eser, sadece bir siyasetname değil toplumun ve bireyin hayatındaki tüm noktalarla ilgili önemli bilgiler veren, sosyal yaşamın her aşamasına ışık tutan ve çeşitli konularda nasihatlerde bulunan bir kılavuz niteliği taşır. Eserle ilgili gramer ve morfoloji çalışmaları temelinde aşama kaydedilerek belli bir noktaya gelinmişken, eserin yazıldığı dönem olan Karahanlı Türkçesi devri ve sanatçılarıyla ilgili üslup çalışmalarının pek az olduğu görülür. Kutadgu Bilig'in içerik özellikleri göz önünde bulundurulduğunda bir nasihatname hüviyetinde yazıldığı söylenebilir. Toplumsal değerler, aile yaşamı (eş ve çocuklarla ilişkiler), yeme-içme adabı, konuşma tarzları, çeşitlik mekânlardaki kuralların uygulanması ve sağlık gibi birçok farklı başlık Kutadgu Bilig'in konusunu teşkil etmektedir. Bu konuların anlatıldığı bölümlerde kendine has bir üslubun ve tarzın, eserin her sayfasına yansıdığını söylemek yanlış olmaz. Ana hatlarıyla üslubu oluşturan biçimsel ve anlamsal boyutlar, eserin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu yazıda -sA bolmaz öbeği ele alınarak bu yapının metnin anlam örgüsü içerisindeki yeri, semantik göstergeleri, kullanım alanları ve üslubun oluşumuna katkısı üzerinde durulmuştur. Ele alınan on yedi örnekte -sA bolmaz öbeğinin anlamı üç noktada etkilediği tespit edilmiştir. Anlam çerçevesinin kesinlik, genel-geçerlik ve öznel düşünceler etrafında şekillendiği görülmüştür. Bu yapının aynı zamanda yeterlilik fiili gibi kullanıldığı tespit edilmiştir. Karahanlı Türkçesini takip eden dönemlerde tesadüf edilen örnekler de sıralanarak değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turgay Nar'in Oyunlarında Ütopik Mekânlar ve Sıradışı Mimari</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37379</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=37379</guid>
      <author>Nurullah ULUTAŞ</author>
      <description>İlk defa 1516 yılında Sir Thomas More tarafından kullanılan ütopya sözcüğü “bütünüyle akıl yoluyla yönetilen ortak mülkiyete dayalı kent devleti, hiçbir yerde bulunmayan yer, var olmayan varlık, gerçekdışı gerçeklik, nostaljik bir başka yer olarak” tanımlanır. Thomas More’un Britanya adasında düşleyeceği hiçbir yerde olmayan, bir başka deyişle hayal ürünü olan anlamındaki ütopya’nın ilk örneği Platon’un Devlet’idir. Ütopyaların niteliklerine göre çok katmanlı bir yapıda olmaları beraberinde olumlu olabildiği gibi, bu olumlamaya karşı fikirler de barındırmasını kapsar. Bu karşı fikirler, “distopya” olarak adlandırılır. Distopyaların 19.yy sonu ile 20.yy başında ortaya çıktığı söylenebilir. Başlangıçta hayâl ürünü olan ütopyalar, bilim ve sanatın gelişmesiyle gerçeklik zeminine taşınır. Birçok edebi eser ve sinema filmine ilham veren ütopik ve distopik mekândan söz etmek mümkündür. Roman ve sinemada olduğu gibi tiyatroda da ütopya ve distopya kavramından söz edilebilir. Oyunlarında ütopik mekânlar ve sıradışı mimariyi kullanan yazarların başında Turgay Nar gelir. Yapıtlarında ilk bakışta tuhaf, tekinsiz, sıra dışı bir atmosfer sergileyen Nar, bu yönüyle çözümlenmesi yoğun çaba, kültürel altyapı ve özel okuma gerektiren bir yazardır. En karmaşık toplumsal ve felsefi kavramları bile lirik bir şiirsellik içinde, sıklıkla grotesk, gotik ve gerçeküstücü unsurlara da başvurarak, özgün metafor ve imgelerle anlatması onun oyunlarının en temel özelliğidir. Bu çalışmada Turgay Nar’ın oyunlarında öne çıkan ütopik mekânlar ve sıradışı mimari üzerinde durulacaktır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Bosna Hersek'te Ana Dili Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40115</guid>
      <author>Yasemin UZUNAmina IBRICA</author>
      <description>Ders kitapları eğitim ve öğretim sürecinin yıllardır en önemli materyalidir. Kolay ulaşılabilir olması, plana göre hazırlanması, içeriğinin zengin olması gibi nedenlerden dolayı eğitim öğretim faaliyetleri genellikle ders kitabı ekseninde gerçekleştirilmektedir. Yapılandırmacı yaklaşım öncesinde daha etkili olan bu materyal yapılandırmacı yaklaşımda da önemini korumuştur. Bu çalışmada Türkiye ve Bosna Hersek'te ana dili öğretimi, ders kitabından hareketle metin seçimi, tema, metin öncesi ve sonrası soruları bakımından incelenmiştir. Her iki ülkede metin seçimi ve ders işleyiş süreci kitaplardan hareketle karşılaştırılmaya çalışılmıştır. Bu çalışma belge incelemeye dayanan nitel bir çalışmadır. Çalışmada doküman analizi kullanılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile incelenmiştir. Dokümanlara ulaşılıp orijinalliğin kontrol edilmesinden sonra verilerin anlaşılması için Boşnakça 6. sınıf ana dili ders kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Daha sonra tema, metin seçimi, metin öncesi ve sonrası sorularla ilgili analizler yapılmıştır. Örneklem olarak 2019-2020 eğitim öğretim yılında kullanılan ilköğretim 6. sınıf Türkçe ve ilköğretim 6. Sınıf Boşnakça kitapları seçilmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda metin seçiminde Türkçe ders kitabı sadece Türk yazar ve şairlerin metinlerini içerirken Boşnakça kitabında Boşnak yazar ve şairlerin metinlerinin dışında başka uluslara ait olan metinler de tespit edilmiştir. Yaklaşım açısından incelendiğinde her iki kitap da metin merkezli öğretime göre planlanmıştır. Üst düzey bilişsel becerilerin kazandırılması yolunda Türkçe ders kitabında yöntem ve tekniklerde daha fazla çeşitlilik görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazan Tatarlarında Kadın İsimleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39842</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=39842</guid>
      <author>Gülşah YILMAZ</author>
      <description>İsimler millî kültürün önemli değerlerinden biridir. Kişi veya mekânların isminin anlamı, veriliş nedeni ve şekli mensup olduğu millet hakkında önemli ipuçları vermektedir. İsimler dilin imkânları dâhilinde bir kavramın, bir kişinin tüm özelliklerini kapsayacak şekilde konulmaktadır. Şahıs isimleri, gerek konuluş şekilleri gerekse verilen ismin seçimi konusunda Türk kültüründe daima önemli bir yere sahip olmuştur. Türk dünyasında da hem isim koyma gelenekleri hem de konulacak ismin seçiminde etkili olan hususlarda tarih boyunca farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir. Bu farklılıkların en temel sebepleri tarih boyunca değişiklik gösteren dinî, siyasi ve kültürel etmenlerdir. Şahıs isimleri bir milletin kültürünü yansıttığı kadar o milletin hangi kültürlerle etkileşime girdiğinin öğrenilmesine de yardımcı olan unsurlardandır. Kazan Tatar Türklerinin, İdil Ural bölgesinde 400 yılı aşkın süre boyunca Rus gölgesi altında yaşayan bir Türk topluluğu olduğu göz önüne alındığında Kazan Tatar isimlerinin incelenmesiyle Rus kültüründen etkilenmelerin olup olmadığı konusunda bilgi sahibi olmak mümkün olabilecektir.   Günümüze ulaşan kültürel miras ürünleri halk hafızası işlevi görmektedir. Sosyal, siyasi, tarihî, coğrafi kaynak olmasının yanı sıra dilin en kuvvetli yansıtıcılarının sözlü, yazılı kültür ürünleri olması nedeniyle dilin gelişimini takip ederken de kültürel soyut ve somut miras ürünlerine başvurulmaktadır. Bu çalışmada, bir milletin kültürel yapısını, dünya görüşünü, yaşam felsefesini anlamak için başvurulacak unsurlardan biri olan kişi isimleri, Tatar Türklerinde İslâmiyet öncesi ve sonrası dönemde daima kıymetli bir yer tutmuş kadınlar temelinde ele alınmaktadır. Tarih boyunca çeşitli sosyal, siyasi, etnik baskılara maruz kalmış, farklı milletlerle bir arada yaşamış ve yaşamak zorunda kalmış olan Kazan Tatar Türklerinin bir ölçüde yaşadıkları tarihi, kültürü yansıtan kadın isimlendirmeleri, İslam dini, renk isimleri, hayvan isimleri, bitki ve meyve isimleri etkisi çerçevesinde tasnif edilerek incelenmektedir. Ayrıca Kazan Tatar kültüründe ad verilme sebeplerine de değinilmektedir. Yapılan çalışmada Kazan Tatar kadın isimlendirmelerinde baskın unsur olarak inançların ve sosyal koşulların etkili olduğu görülmektedir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çanakkale Halkının Siyasi ve İnanç Eğilimlerine Göre Çanakkale Savaşı ve Şehitliği Algısı (Düzeltme)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42649</guid>
      <author>Arif Olgun KÖZLEMEGürkan ÇİL</author>
      <description>Bu çalışma “Çanakkale Merkez Halkının Çanakkale Savaşı ve Şehitliği Algısı” adlı BAP çalışmasının, Çanakkale merkez halkının sosyo-bilişsel eğilimleri ve Çanakkale Savaşı ve şehitlik algıları değişkenleri arasındaki ilişkiyi ölçmeye dönük olarak projenin bir kısmını kapsamaktadır. Osmanlı Devleti, şartların zorlaması ve Batılı devletlerin birtakım oyunları sebebiyle I. Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. Bu savaşın bir parçası olarak Çanakkale savaşı, Türk tarihi açısından oldukça önemli sonuçlar doğurmuştur. Bir yılı aşkın bir süre boğazı geçmek isteyen İngiltere öncülüğündeki Müttefikler yenilerek geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Ancak her iki taraftan yüzbinlerce insan zayiatı olmuştur. Bir varoluş ve yeniden doğuş mücadelesi olan Çanakkale Savaşı, Türk milleti için özgüvenin yeniden tesis edildiği bir dönüm noktası ve Türkiye Cumhuriyeti’ne giden yolu açan bir zafer olarak görülmüştür. Bu sebepten Çanakkale Savaşı, çok yönlü olaraktan Türk milleti için mümtaz bir değere sahiptir. Bu değer, tarih bilinci ve milli şuur şeklinde Türk milletinin zihin dünyasında her daim taze tutulmaktadır. Savaşı yaşamış olan ve şehitliğe ev sahipliği yapan Çanakkale şehri ve halkı için, siyasi yaklaşım ve dini algılar açısından göreli bir farklılık görülse de, onlar için da genel yaklaşım olarak Çanakkale Savaşı’nın ve Şehitliğinin öneminin tartışılmaz olduğu görülmüştür. Çalışma, 27-29 Kasım 2016 tarihinde Çanakkale merkez ilçe halkından 500 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Sosyo-bilişsel özellikler ve Çanakkale merkez halkının Çanakkale Savaşı ve Şehitliği algıları ile ilgili değişkenler Ki-kare testine tabi tutularak aralarında anlamlı bir ilişki olup olmadığının analizi yapılmıştır. Anlamlı olanlar analiz edilmişlerdir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


