






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies - Language and Literature, Yıl 2019 Sayı Volume 14 Issue 1</title>
    <link>https://turkishstudies.net/language?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=775</link>
    <description>Turkish Studies - Language and Literature</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, ANKARA&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>NURİ PAKDİL VE HÜSEYİN SU’NUN ENTELEKTÜEL, EDEBİYAT VE SANAT DİKKATİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22629</guid>
      <author>Hatice Ebrar AKBULUT</author>
      <description>Bir edebiyatçının/yazarın/entelektüelin, biyografisini yazmak veya onun öne çıkan bir düşüncesini temele alarak dünya görüşüne dair çıkarımlarda bulunmak, bir tür anlatı örneğidir. Hüseyin Su, kendi kuşağının öne çıkan isimlerini anlama ve anlatma gayretiyle bilinir. Bu alanda vermiş olduğu emekler, yalnızca kendi yazdıklarıyla sınırlı değildir. Editörlüğünü üstlendiği kitaplar ve sorumluluğunu yüklendiği sempozyumlar, sunduğu bildiriler, İslâm düşüncesine ciddi birer katkıdır. Düşünce mirasının aktarılmasında ve yaşatılmasında, Hüseyin Su’nun yaptığı çalışmalar, bir yol ve yöntem olarak izlenmelidir. Nuri Pakdil’e dair yazdıkları, onunla geçirdiği uzun yılların tanıklığı olması hasebiyle bu yazılarda hem bir portre çizimi vardır hem de bir portrenin derinlemesine tahlili söz konusudur. Anlatımının en güzel yanı, denge üzere kurulu bir dil benimsemiş olmasıdır. Örneğin Pakdil’i kusurlarına hapsetmez; güzelliklerini kusurlarıyla perdelemez. Onu, entelektüel bağlamda anlatırken de çocukluğundan itibaren bugün geldiği noktaya dek geçirdiği oluşum ve süreçle birlikte değerlendirir. Bu çalışmada, öncelikli olarak Nuri Pakdil ve Hüseyin Su’nun birlikteliğine, birbirlerine benzeyen ve birbirlerinden ayrılan yönlerine kısaca değinilmektedir. Daha sonra entelektüel kontekstte, Nuri Pakdil ve Hüseyin Su’nun düşüncelerinin nerede durduğuna ilişkin bilgiler verilmiştir. Hüseyin Su’nun entelektüel yaklaşımı ve Nuri Pakdil’in entelektüel mizacını belirleyen hususlar, ayrı başlıklar altında incelenmiştir. Çalışmanın asıl gayesi, entelektüel/edebiyatçı/yazar kimliği açısından, Nuri Pakdil ve Hüseyin Su örneğinde bir karşılaştırma yapmaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN SU’NUN DENEME YAZARLIĞI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22755</guid>
      <author>Banu ALTINOVA</author>
      <description>Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının öykü, eleştiri, biyografi, deneme yazarlarından olan Hüseyin Su, yazı hayatına Edebiyat dergisinde başlar. Daha çok öyküleriyle adından söz ettiren yazarın denemeleri de kendilerine has üslubuyla dikkat çeker. Yazı hayatına başladığı günden itibaren okumalarının, araştırmalarının, fikir telakkilerinin ürünü olan denemeleri, “Bir Yağmur Türküsü”, “Kalemin Yükü “, “Yazı ve Yazgı” adlarıyla üç kitap olarak yayımlanır. Hüseyin Su denemelerinde; insan, yazı, yazar, aydın, İslam, gelenek, toplumu yönlendiren aydınlar konuları üzerinde durur. Yazıyı, insanın bir iz düşümü olarak gören Hüseyin Su, insanın temel değerlerini ve eylemlerini yazıyla var etmeye ve ebedileştirmeye çalışır. Yazı mücadele etmenin ve umutsuzluğa karşı savaşmanın “silahı”dır. Yazarın denemeleri; insanın kişilik ve ahlak oluşumu, insanın körleşmesi, İslam ve Müslümanlık, gelenek, geleneğin sürekliliği; bir var olma aracı olarak yazı, yazarın yazma süreci, yazar, yazarın aidiyeti, yazarın ahlakı, Türk ve Batı edebiyatından yazarlar, aydın, topluma yön veren aydınlar; dil meseleleri gibi konular üzerine yazılmıştır. Denemelerinde fikir hayatımıza yön veren kişiler, dergiler, yazı, yazar, aydın, insan, türküler, dil gibi çok geniş bir konu yelpazesi vardır. Konularının çeşitliliği de onun çok yönlü, kültürlü bir yazar olduğunun göstergesidir. Eleştirel bakış açısına sahip olan yazarın kültürel yazılarının dikkat çekici özelliği, yazarın hiçbir zaman umutsuz olmaması ve her durumda soruna çözüm odaklı yaklaşmasıdır. Bu çalışmada yazarın denemeleri içerik ve biçim açısından değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN SU’NUN GÖMLEĞİ YIRTIK KIRMIZI GÜL ADLI ÖYKÜSÜNDE VARLIK VE YOKLUK</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22597</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22597</guid>
      <author>Tülin ARSEVEN</author>
      <description>Hüseyin Su (1952- Çiçekdağı / Kırşehir), günümüz Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden ve önemli öykücülerinden biridir. Öyküleri Edebiyat, Mavera, İlim ve Sanat, Hece ve Hece Öykü gibi dergilerde yayımlanmıştır. Öykünün yanı sıra deneme, eleştiri, inceleme ve biyografi türlerinde de ürünler vermiştir. Öykülerini Tüneller (1983), Gülşefdeli Yemeni (1998), Ana Üşümesi (1999), Aşkın Hâlleri (1999) ve İç Kanama (2018) adlı kitaplarda toplamıştır. Zengin öykü evreninde Hüseyin Su kaybedilen değerlerin, yitip giden güzelliklerin, erdemli bir yaşamın izini sürer. Öykülerinde kuşak çatışmaları, aile dramları, iç huzursuzlukları ve bunlardan kaynaklanan sorunlar ve anlaşmazlıklar derin psikolojik tahliller, zengin betimlemelerle anlatılır. Onun öykülerinde bireyin iç dünyası, yaşam içindeki duruşu, seçimleri irdelenirken değişen toplum ve dünya düzeni içinde geride kalan iyiliğin, doğruluğun ve güzelliğin peşinden koşma söz konusudur. Bir varlık olarak insanın özü ve bu özü etkileyen, değiştiren, dönüştüren unsurlar ele alınır. Modern bir dünyada ve bu dünyanın kuşatması altında bunalan insanın iç sıkıntısı, acıları, açmazları, sorgulamaları Hüseyin Su öykülerinin üzerinde yoğunlaştığı bir başka damarı oluşturur. İletişimsizlik ve yalnızlık kıskacındaki insanın iç dünyasına ışık tutan öyküleriyle Hüseyin Su, Türk edebiyatında özel bir yere sahiptir. Bu çalışmada incelemek üzere Aşkın Hâlleri içinde yer alan Gömleği Yırtık Kırmızı Gül adlı öykü seçilmiş, metin nitel araştırma yöntemleri ile Varoluşçuluk’un verileri ışığında incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE İSLAMCILIK EDEBİYAT İLİŞKİSİ BAĞLAMINDA HÜSEYİN SU</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22774</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22774</guid>
      <author>Mustafa BAKIRCI</author>
      <description>Bu makale, “İslamcılık”-edebiyat ilişkisi bağlamında edebiyatçı-öykücü Hüseyin Su’yu ele almaktadır. Makalede öncelikle “İslamcılık”-edebiyat ilişkisine yönelik bir çerçeve çizilmeye çalışılmış, başka düşünce hareketlerinde olduğu gibi “İslamcılık” hareketi içinde de şair ve edebiyatçıların ağırlıkta olması konusu genel hatlarıyla tartışılmıştır. İbrahim Çelik’in Hüseyin Su’ya dönüşmesinin müsebbibi ve Su’nun duygu ve düşünce dünyasını etkileyen en önemli isimlerden biri olarak Nuri Pakdil’e de bir başlık ayrılmıştır. Daha sonrasında ise Su’nun denemeleri, söyleşileri ve öyküleri üzerine yapılan değerlendirmelerden hareketle Su’nun anlam, anlayış, yorum ve düşünce dünyasına yönelik genel bir çerçeve çizilmeye çalışılmıştır. Ulaşılan sonuçlar bağlamında Su’nun, her ne kadar “İslamcı”, “muhafazakâr” bir anlayış içinde değerlendirilse de, esasında “İslamcı”, “milliyetçi”, “muhafazakâr” gibi tanımlamalara eleştirel baktığı ve bu düşüncelerin hepsini, “Nasıl Batılılaşabiliriz?” sorusuna cevap arayan yaklaşımlar olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Özellikle “İslamcılık” konusunda yaptığı, “dünyevilik”, “siyasal manipülasyona açık olmak” ve “kendisinin farkında olmamak” vurguları dikkat çekicidir. Aynı şekilde, düşünce bağlamında Türk akademisine de eleştirel yaklaştığı ve bu haliyle akademinin günümüz problemlerine çözüm olamayacağını düşündüğü görülmektedir. Siyaset, sanat ve edebiyat ilişkisi de Su’nun dikkat çektiği konulardan biridir. Su bu alanların insanları “öne çıkaran” ve bir anlamda “popüler” yapan özelliklerinden dolayı insanın tabiatındaki doğallığı “iğfal” edici bir işlevinin olduğunu düşünmektedir. Su, siyaset alanına mesafeli olduğu gibi “sağ” ve “sol” kavramlarına da eleştirel yaklaşmaktadır. Dikkat çektiği konulardan biri de edebiyat alanındaki “ideolojik” üretimlerdir. Su, bu tarz, “edebiyata iş gördüren” yaklaşımların hiçbir düşünce hareketine katkı sağlayamayacağını, tam tersine olumsuz etkileyeceğini ifade etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“TAKVİM YIRTIKLARI”NDA GİZLİ KALMIŞ BİR YAZARLIK SERÜVENİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22671</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22671</guid>
      <author>Nesime CEYHAN AKÇA</author>
      <description>İbrahim Çelik, 1980-1994 yılları arasında 8 defterden oluşan günlüklerini Takvim Yırtıkları 1-2-3 adı altında kitaplaştırmış ve 2017 yılında Şule Yayınları aracılığıyla okuyuculara takdim etmiştir. Türkiye’nin yaşadığı önemli eşiklerden biri olan 12 Eylül 1980 darbesinin hemen arkasından tutulmaya başlanan günlük, Türk sosyal ve siyasi hayatının önemli bir dönemine şahitlik ederken bu süreçte Nuri Pakdil ve Edebiyat dergisi muhiti ile, 80’li yıllarda kültür sanat ve yazma faaliyetleri arasında hayatını idame ettirmeye çalışan dört çocuk sahibi bir Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeninin yaşamına kapı aralar. Ankara’da yaşamın basit ve sade çehresinin sık sık karşımıza çıktığı günlük sayfalarında Hüseyin Su’nun yayımlanan ilk hikâyelerinden itibaren usta bir fikir ve sanat yazarına dönüşüşünü, onun okuma ve yazma gayretini takip edebiliriz. Bu çalışma, bir günlükten daha fazla bir romanın gerilimleri, düğümleri ve çözülüşleriyle okuyucuyu kendisine bağlayan Takvim Yırtıkları 1-2-3’te İbrahim Çelik’ten Hüseyin Su’nun doğuşuna şahitlik edecektir. Bir yazarın doğuşunu, fikri tekâmülünü ve metin üretim sürecini takip edebileceğimiz bu metin, yazar olmak isteyen birçok kişi için de rehber sayılabilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TORUN YANAKLARINDA DEDE, ANA SIRTLARINDA HAYAT İZLERİ:</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22785</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22785</guid>
      <author>Özlem FEDAİ</author>
      <description>Post-modernizmin egemen olduğu modern çağ, teknolojinin, dijital dünyanın, ilginçliğin hâkimiyeti adına kalbin ve maneviyatın sustuğu bir zaman dilimi olarak yaşanmaktadır. Bu çağda, “milli” ve “yerli” olan her değer yazık ki hafife alınmakta, gelenekler, inanç ve kutsal olan her şey yok edilmektedir. Buna karşılık “Batılı” veya “yabancı” olan her değer benimsenmeye devam edilmektedir Yine bu çağda sahih olanın kıymeti bilinmemekte, avamın günlük zevkleri ve basit değerleri baş tacı edilmektedir. Söz konusu durum hikâye dünyası için de geçerlidir. Yaşadığımız yüzyılda geleneğin, yerli olanın, hakikatin hatırını gözeten hikâyeciler de mevcuttur. Bu yazarlar, modern hayatın dayattıkları karşısında klasiğin, yerliliğin, geleneğin asaletine sadık kalmıştır. 1960 sonrası Türk hikâyesinde, Türk kültürünün ve yerli hayatın izlerini taşıyan yazarlardan biri de Hüseyin Su’dur. Modern ve postmodern hayat tarzının ve değer yargılarının egemen olduğu 1960 sonrası Türk hikâyesi içinde, “hakikatin, değerin, kutsalın, tükenmekte olanın, geleneğin hatırını gözeten hikâyecilerden biri Hüseyin Su’dur. Yazarın bugüne dek Tüneller, Ana Üşümesi, Gülşefdeli Yemeni ve Aşkın Hâlleri adlı yayımlamış dört hikâye kitabında yirmi yedi öyküsü bulunmaktadır. Onun hikâyeleri, Batılı modern yaşam tarzının dayattıkları karşısında naif ve yerli bir sesle Anadolu insanının yaşantısını, sıkıntılarını yansıtır. Bu çalışmada Hüseyin Su’nun hikâyeleri, temaları ve yansıttıkları Türk kültürüne ait yerli unsurlar üzerinden incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN SU’NUN ESERLERİNİN SANAT FELSEFESİ BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22745</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22745</guid>
      <author>Mehmet Sabri GENÇ</author>
      <description>Bu makalede, Türk yazar ve düşünür Hüseyin Su’nun eserleri sanat felsefesi açısından değerlendirilmeye çalışılmıştır. Hüseyin Su’nun eserlerinin batıcı kabuller dışında nasıl ele alınması gerektiği hususuna bir giriş denemesidir. Sanatçının yazmış olduğu eserler incelenerek, batılı kuramlarla mukayeseye gidilmiş ve eserlerine bir ad konulmuştur. Bu çalışma, onun eserlerini bir kalıba sokmak ya da araçsallaştırmak değildir, tersine onun eserlerinin amacını ya da amaçlarını daha iyi kavrayabilmek için ortaya konulmaya çalışılmış bir fikirden ibarettir. Hüseyin Su’nun edebi eserlerinin sanat felsefesi açısından değerlendirilmesi, bu hususta yapılmış bir ilk deneme olması sebebiyle, bir giriş mesabesindedir. Bu değerlendirme yapılırken, Batıda sanatın nasıl tasnif edildiği ve ele alındığı mukayeseli bir şekilde göz önünde bulundurularak, Batının kendi edebiyatımızı nesneleştirmesinden öte, bizim kendi edebiyatımızı özneleştirme çabası güdülmüştür. Sanayi Devrimi sonrası tüm dünyada ortaya çıkan sosyo kültürel dönüşümler, toplumların kendine has edebiyat anlayışlarını da etkilemiştir. Bu emperyal etkinin coğrafyamızı ve irfan dünyamızı etkisi altına almasıyla ortaya çıkan kültürel sorunlara eserleriyle karşı duran Hüseyin Su’nun edebî etkinliği göz önünde bulundurularak, onun eserlerinin durduğu yere, bilinen akımların dışında bir ad konması gerekli görülmüştür. Bu zaruriyetten yola çıkarak Batılılaşma maceramızda, başımıza gelenlere ve geleceklere eserleriyle karşı durmuş bir çevrenin içinde yer almış olan Hüseyin Su’nun düşünce dünyası, edebî değeri ve sanatı felsefî olarak ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>McMaster Aile İşlevleri Modeli ve Gömleği Yırtık Kırmızı Gül Öyküsü’ nün McMaster Modeli Temelinde İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22595</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22595</guid>
      <author>Tuğba GÖRGÜLÜ</author>
      <description>Aile terapisi ve aile işlevselliği konularına olan ilgi son yıllarda artmıştır. Özellikle ailenin işlevselliğinin birey ve toplum sağlığı ve işlevselliği için önemli bir değişken olduğunun fark edilmesi araştırmacıların bu konuya olan ilgilerini arttırmıştır. Aileyle yapılan çalışmalarda, birçok kuram ve yaklaşımların model ve paradigmaları olduğu görülmektedir. Bu yaklaşımlardan biri de McMaster Aile İşlevleri Modeli’ dir. Sistem Kuramı’ na dayanan bu model, ailenin işlevselliğini altı boyutta değerlendirmekte ve her boyuta göre aileyi sağlıklı ya da sağlıksız olarak sınıflandırmaktadır. Bu çalışmanın amacı da psikolojik okuma ve tahlil çerçevesinde öykü yazarı Hüseyin Su’ nun “Gömleği Yırtık Kırmızı Gül” isimli öyküsünü McMaster Aile İşlevleri Modeli çerçevesinde incelemek ve öyküye konu olan ailenin işlevsel olup olmadığını McMaster Aile İşlevleri Modeli boyutları temelinde değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda, öykünün analizinde nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre, öyküye konu olan ailenin işlevselliğinin, ailede problem çözme yönteminin ve aile üyelerinin birbirlerine yönelik ilgililerinin zayıf olduğu, ailede rol paylaşımının etkisiz ve aile üyelerinin davranış kontrol ve duygusal tepkilerinin işlevsel olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın McMaster Aile İşlevleri Modeli’ nin kuramsal temellerinin anlaşılmasına destek olacağı, ayrıca edebiyat ve psikoloji bilimi çerçevesinde, aile terapisi alanında çalışan uzmanlar için bir kaynak oluşturacağı düşünülmektedir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR OKUMA ARKEOLOJİSİ: HÜSEYİN SU’YUN OKUDUĞU KİTAPLAR VE DEĞERLENDİRMELERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22806</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22806</guid>
      <author>Burak KOÇ</author>
      <description>Hüseyin Su’yun Şule Yayınları’ndan 2017 yılında Takvim Yırtıkları ismiyle üç cilt olarak basılan eseri günlük türünde bir eserdir. Su, eserinde okuduğu kitaplarla ilgili çeşitli değerlendirmelerde bulunmuş, notlar almış, bazen okuduğu kitaplara kendince çeşitli ilaveler yapmış, bazen de okuduğu kitaplardan yola çıkarak yazma ve okuma ile ilgili tespitlerde bulunmuştur. Kitabın önemi sadece Hüseyin Su’yun okuduğu kitaplarla ilgili notların bulunması değildir, aynı zamanda yazarın yazma ile ilgili yaşadığı problemleri, Nuri Pakdil’le olan yakın diyalogunu, Edebiyat Dergisi ile ilgili durumları yansıtması ve elbette eserin günlük türünde olması dolayısıyla kendisinin hayat serüvenine de şahitlik etmemiz, eseri birçok konuda önemli kılabilecek hususlardandır. Takvim Yırtıkları’nda Nuri Pakdil’le Hüseyin Su’yun diyaloglarındaki değerlendirmelerinden yola çıkarak hem Türkiye’nin hem de dünyanın o yıllardaki ekonomik, siyası vb. açıdan ne aşamada olduğunu da döneme dair bir okuma olarak izleyebiliriz. Hüseyin Su’yun geniş bir okuma listesinin olduğunu ve bilinçli bir okuyucu kimliğinin gerektirdiği vasıfları Takvim Yırtıkları’nı okurken görmekteyiz. Kimi zaman okuduğu kitaplara ve yazarlarına birden öfkelenmekte, kimi zaman bilhassa sevdiği yazarların neredeyse bütün eserlerinin ilk cümlesini tek tek bize aktarmaktadır. Su’yun eserinde, kitaplarla ilgili değerlendirme yaparken dikkat çektiği hususlardan birisi de çevirisi yapılan eserlerin dili ile ilgilidir. Eserin çevirisi yapılırken, eserin yazıldığı dil kadar çevirme işinin de büyük bir hassasiyetle yapılmasını gerektiğini bazı değerlendirmelerinde dile getirmektedir. Bu çalışmada Hüseyin Su’yun Takvim Yırtıkları isimli eseri gerek ismi geçmeyip değerlendirmesi yapılan kitaplar, gerek ismi geçip değerlendirmesi yapılmayan kitaplar ve çalışmanın çoğunluğunu teşkil eden ismi geçip değerlendirmesi yapılan kitaplar başlığı altında kısa yorumlarla incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HÜSEYİN SU ÖYKÜLERİNDE ‘BEN VE ÖTEKİ’ BAĞLAMINDA YABANCILAŞMA İZLEĞİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22418</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22418</guid>
      <author>Bekir Şakir KONYALI</author>
      <description>Endüstrileşmeyle birlikte olumsuz bir içerik kazanan yabancılaşma kavramı, modern dünyada kendini dağılmış, güçsüz ve değersiz hisseden insan tipine işaret eder. Kendini hızlı ve köklü değişimler karşısında bir maruz kalan olarak hisseden yabancılaşmış birey için şimdi, daralan bir ufuk olarak belirir. Bunun bir neticesi olarak da fiili dünyaya uyum göstermede güçlük yaşar. Bu güçlüğün kendini gösterdiği alanlardan biri de ‘ben ve öteki’ arasında kurulan ilişkidir. ‘Ben’ini ‘öteki’yle bakışımlı bir özerklik ve buyurgan olmayan bir etkileşim içinde kuramayan yabancılaşmış birey, kendini ‘ötekinde’ ya da ‘ötekine rağmen’ konumlandırarak inşa eder. İlkinde ben, kendini ötekinin onayına sunarak, ötekiyle özdeşleşen söylem ve pratikler üreterek kendini artık bir biz olan ‘ötekinde’ kurar. ‘Ötekine rağmen’ kurulumda ise ben, ötekini bir tehdit ya da tehlike olarak anlamlandırır. Taraflardan birinin gücüyle şekillenen bu iki ilişki biçimi, birtakım sorunlar içerse de nihayetinde ben, bu ilişki tarzlarında yer edinerek (ötekinde) ya da yer açarak (ötekine rağmen) kendini kurar. Ben kendini ‘ötekinde’ kurduğunda güvende ama ‘ben’i erimiş ya da ertelenmiş, ‘ötekine rağmen’ kurduğunda ise özgürleşmiş ama yalnız kalmıştır. Sosyolojik bir kavramsallaştırmayla ilk durum (‘ben’in ‘ötekinde’ kurulumu) bir ‘kendine yabancılaşma’, ikinci durumda ben kendini ‘ötekine rağmen’ kuramadığında tecrübe edilen ise ‘sosyal yabancılaşma’dır. Bu kavramsallaştırma altında biz, bu yazıda ‘ben’in bölünmüşlüğünün (yabancılaşma) ortaya çıkardığı görünümlerin izini, öncelikle öykünün söylemsel araçlarından olan ‘anlatıcı’ ve ‘bakış açısı’ndan hareketle sürecek, ardından Hüseyin Su öykülerinde bu kurmaca ‘anlatıcı ben’in ötekiyle kurduğu ilişkinin yabancılaşmaya işaret eden anlamlarını araştıracağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TAKVİM YIRTIKLARI’NA YANSIYAN MEKÂNLAR ve BU MEKÂNLARDAKİ KÜLTÜREL/İDEOLOJİK ATMOSFER</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22507</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22507</guid>
      <author>İsmail Alper KUMSAR</author>
      <description>Sanatçı mekânları, edebî eserin oluşumunda ve anlaşılmasında önemli bir rol üstlenir. Bu anlamda sanatçıların vakit geçirdikleri kahvehaneleri, lokantaları, otelleri, kitabevlerini ve bu mekânlarda oluşan kültürel/ideolojik atmosferi bilmek eserlerine yansıyan birçok ayrıntıyı daha iyi anlamayı sağlar. Bu çalışmanın giriş bölümünde sanatçı, sanat eseri ve mekân ilişkisi hakkında bilgi verildikten sonra mekân, edebî muhit ve mahfil kavramları değerlendirilmiş, bu kavramların birbiriyle ilişkisi ve birbirinden ayrılan yönleri dikkatlere sunulmuştur. Sonraki başlıklar altında ise Türk edebiyatının çağdaş öykücülerinden Hüseyin Su’nun 1980-1993 yılları arasında tuttuğu günlükler üzerinden bir mekân okuması yapılmıştır. Günlüklerin genel niteliğini hakkında bilgiler verildikten sonra günlüklerde geçen mekânlar tek tek tespit edilerek bu mekânların fizikî özellikleri ve tabii olarak bu mekânlardaki kültürel ve ideolojik paylaşımlar değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Günlüklerden hareketle Türk siyasi tarihi açısından son derece önemli bir döneme (12 Eylül askeri darbesi ve sonraki on üç yıl) denk düşen yıllarda, İslamcı bir çizgi takip eden Edebiyat dergisinin nasıl bir anlayış üzerine şekillendiği, nasıl dağıldığı gibi konular üzerinde fikirler yürütülmüş, özellikle Nuri Pakdil’in kişiliği, Edebiyat dergisi ve Hüseyin Su üzerindeki etkisi üzerinde durulmuştur. Pakdil’in tavır ve davranışlarının arkasında yatan sebepler hakkında birtakım yorumlarda bulunulmuştur. Sonuç bölümünde Takvim Yırtıkları’na yansıyan mekânlar ve bu mekânlardaki kültürel/ideolojik atmosfer hakkında ulaştığımız neticeler bir bütün hâlinde sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“İÇKANAMA”DA ANLATININ DİLİ, ANLATICININ SESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22728</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22728</guid>
      <author>Mustafa KURT</author>
      <description>Farklı süreli yayınlarda yazdığı yazılarla edebiyat dünyasında adını duyuran Hüseyin Su, ilk öykü kitabı Tüneller (1983)’den son kitabı İçkanama (2018)’ya kadar olan süreçte hem öyküleri hem de öykü üzerine yazdığı teorik yazılarla edebiyatımıza önemli katkılarda bulunmuş bir yazardır. Hüseyin Su’nun hem öyküleri hem de edebiyata dair yazdığı yazılarda tarihsel bir birikimi gözettiği ve kendine özgü bir öykü ve anlatım dili kurduğu görülür. Yazarın son yayımlanan öykü kitabı İçkanama ise onun yazarlık çizgisinde önemli bir durağı işaret etmektedir. Hüseyin Su, bu kitabında bir araya getirdiği metinlerinde, bireyin hem toplumsal hem de bireysel olarak dış dünya ile farklı düzeylerdeki karşılaşma ve çatışmalarını ele almaktadır. Modern hayatın ürettiği değer yargıları ve hayat tarzı ile karşı karşıya gelen bireyin yaşadığı çıkmaz ve kopuşları işleyen bu metinlerde yazarın hem teknik hem de anlatım açısından kendine özgü bir öykü anlayışı kurduğu görülür. Bu çalışmada yazarın adı geçen son kitabındaki öyküler, anlatıcının metinlerdeki görünümü ve anlatım dili açısından incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNÜMÜZ TÜRK ÖYKÜSÜNDE TAŞRANIN MODERNLEŞMESİNDE BİR ÖNCÜ: ANA ÜŞÜMESİ VE HÜSEYİN SU ÖYKÜCÜLÜĞÜ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22793</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22793</guid>
      <author>Canan OLPAK KOÇ</author>
      <description>Hüseyin Su öykücülüğü, varlığını iki noktada gösterir. Bir yanıyla tahkiye geleneğinin hayata dönük dış gözlerini ihmal etmezken bir yanıyla da yeni olana, modern olana iç gözleri açıktır. Bu hikaye geleneğinin harmanlanması ile oluşmuş bir seçim olabilir. Nitekim Türk Edebiyatında güncel gelişmelerin edebiyata etkisi daha çok 19. yüzyılda varlığını gösterir. Yıkılmanın eşiğindeki Osmanlı Devletinde, 19. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren ciddi bir kabuk değişimi yaşanmaya başlar. Batılılaşma hareketleri her alanda hız kazanırken edebiyatta bundan payını alır. Ancak bu yenileşme sadece yeni türlerin girmesi ile değil türlerin değişime uğraması ile de gerçekleşir. Dede Korkut hikâyeleri ile başlatılan tahkiye geleneğinin modern öyküye dönüşümünde yeni yeni ortaya çıkan diğer birçok sosyal bilim kavramlarının etkisi yoğun bir şekilde görülür. Yeni kavramlarla beraber siyasal ortamın doğurduğu yeni insan tipinin karakterleşmesi de öykücüye kendi dilini kurdurur. Hüseyin Su, bu yeni dönemde ortaya çıkan modern öyküde uzun süre ihmal edilen taşranın sağlam cümlelerle edebi metne iliştirilmesinde katkısı olmuş bir yazardır. Hüseyin Su, ilk öykü kitabı Ana Üşümesindeki hikâyelerin dış çemberini genişletir. Taşralı, modern dünyanın içindedir. Ancak bu yerli insanlar kendi coğrafyasına yabancılaşması ile okura sunulur. Bu makalede yazarın Ana Üşümesi adlı hikaye kitabındaki öykülerinde taşra insanının modernleşmesinin nasıl ele alındığı ve yazarın bu ele alışta seçtiği yolu anlamaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HİKȂYELERİNİ “ÖYKÜSÜZ” / ÖYKÜLERİNİ “HİKȂYESİZ” ANLATAMAYAN</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22784</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22784</guid>
      <author>Şaban SAĞLIK</author>
      <description>Dünyadaki bütün medeniyetlerde “hikaye anlatıcılığı” olarak adlandırılan bir gelenek vardır. Bu gelenekle insanlar tecrübelerini, birikimlerini, acılarını, kısaca geçmişte yaşadıkları bütün hadiseleri gelecek nesillere aktarırlar. Geçmişte yaşanan ve “hikaye” olarak kodlanan bu anlatıların, gerçek olay ve olgulardan yola çıksa bile, zamanla içine kurgusal unsurlar da karışmıştır. Yine her medeniyette mevcut olan “edebiyat” sanatı işte bu kadim hikayelerden çokça ilham alır ve gelişir. Walter Benjamin “Hikaye Anlatıcısı” adını taşıyan yazısında işte bu kadim geleneği anlatır. Modern Türk Edebiyatının önemli yazarlarından biri olan Hüseyin Su da “Hikaye Anlatıcısı” adlı bir kitap yazmıştır. Hüseyin Su bu kitabında “hikaye anlatıcılığı” kavramının Türk Edebiyatındaki gelişim serüvenini anlatmıştır. Aynı zamanda bir hikaye yazarı olan Hüseyin Su, yazdığı hikayelerdeki “anlatıcı” figürünü de çokça önemsemektedir. Hikaye anlatıcılığı zamanla geleneksel hikaye anlatıcılığı ve modern hikaye anlatıcılığı olmak üzere bir ayrışma da yaşamıştır. Türk edebiyatında geleneksel hikaye için “hikaye” sözcüğü tercih edilirken, modern hikaye için daha çok “öykü” kelimesi seçilmiştir. Hüseyin Su hem bir hikaye kuramcısı hem de bir hikaye (öykü) yazarıdır. Bu makalede yukarıda değindiğimiz hikaye anlatıcılığı, öykü hikaye farkı, Hüseyin Su’ya göre hikaye anlatıcılığı, hikayenin (öykünün) ne ifade ettiği ve hikaye anlatmanın “medeniyet” kavramıyla ilişkisi gibi hususlar üzerinde durulmuş, Hüseyin Su’nun metinlerinden örnek verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GÜNLÜKLERİN KIYILARINDAN: BİR ENTELEKTÜEL OLARAK HÜSEYİN SU</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22828</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22828</guid>
      <author>Dursun Ali TÖKEL</author>
      <description>Bir yazarın günlükleri, sadece o yazarın kişisel tarihini takibe yaramıyor. Bir yazarın günlükleri çerçevesinde, aynı zamanda, yazarın okuma ve yazma serüveni, bu serüvene ilişkin dikenli yolculuklar da gündeme geliyor. Yine o devrin gündelik siyasi, kültürel, ekonomik, entelektüel tarihi de öğrenilmiş oluyor. Bu öğrenme öznel de olsa çok kıymetli bilgiler sunmaktadır. Tarih, büyük fotoğrafı verirken, günlükler o büyük fotoğraftaki küçük ama gözden kaçan, çok anlamı ayrıntıları getiriyor gözlerimizin önüne. Hüseyin Su, Takvim Yırtıkları adıyla üç cilt olarak yayınladığı günlüklerinde kendi kişisel tarihi çerçevesinde aynı zamanda yakın tarihimizin pek çok ayrıntısından da bizi haberdar ediyor. Sadece bu değil elbette. Çok dikkatli bir okur ve aynı zamanda önemli bir hikâye, deneme ve edebiyat kuramları üzerine yazan bir yazar olarak okuma ve yazma konularındaki fikirlerini paylaşıyor bizimle. Onun günlüklerini okurken bir yandan tarih, kültür, siyaset ve gündelik hayatın ayrıntıları üzerine bir yolculuğa çıkıyor, bir yandan da bir yazarın okuma ve yazma macerasını takip ediyor, çok önemli okur ve yazarlarla da tanışmış oluyoruz. Bu yazı, bu takibin sonucunda, günlüklerin birinci cildi üzerindeki izlenimleri aktarmakta ve bununla önemli bir yazarın zihin haritasına, bununla da bir entelektüelin yetişme tarzına odaklanmaktadır. Bu odak, benzeri zihinlerin inşasında önemli bir kılavuz niteliği görecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KALEMİN YÜKÜ’NDE ŞAİR, YAZAR VE DÜŞÜNÜR PORTRELERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22393</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22393</guid>
      <author>Mahfuz ZARİÇ</author>
      <description>Ocak 1997’den Eylül 2014’e kadar on sekiz yıl boyunca Hece, Heceöykü dergileri ve Hece Yayınları’nın genel yayın yönetmenliğini yapmış; “Hece” ve “Hüseyin Su” imzalarıyla yazılarını yayımlamış olan İbrahim Çelik, daha önce edebiyat öğretmenliği ve kütüphanecilik de yapmıştır. Öykülerini Tüneller, Ana Üşümesi, Gülşefdeli Yemeni, Aşkın Hâlleri ve İçkanama adlı kitaplarında; anı, deneme, inceleme ve eleştiri yazılarını Öykümüzün Hikâyesi, Yazı ve Yazgı, Hikâye Anlatıcısı, Keklik Vurmak, Bir Yağmur Türküsü, Kalemin Yükü, Takvim Yırtıkları adlı kitaplarında yayımlamıştır. Yazarın bunların dışında da başta Nuri Pakdil olmak üzere pek çok yazar - şair ve edebi konu ile ilgili çalışmaları ve Kazak, Türkmen, Kıbrıs, Kırım, Özbek… öykü derlemeleri bulunmaktadır. Hüseyin Su, Kalemin Yükü adlı eserinde on yedi şair, yazar ve düşünür (Namık, Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Muhammed İkbal, Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi, Tanpınar, Nazım Hikmet, Necip Fazıl Kısakürek, Nurettin Topçu, Kemal Tahir, Orhan Kemal, Cemil Meriç, Fethi Gemuhluoğlu, Sezai Karakoç, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören ve Atasoy Müftüoğlu) hakkındaki inceleme yazılarını bir araya getirmiştir. Hüseyin Su, bu eserinde, yazarlar hakkında bazısı nesnel bazısı öznel hatta duygusal değerlendirmelerini dile getirirken kendi sanatsal ve düşünsel portresini de metinlere işlemiştir. Kalemin Yükü adlı kitaptaki yazılar, hem bahse konu yazarlar hem de Türk edebiyat tarihinde şimdiden yerini almış bir edebiyat ocağının, Hece’nin başmimar ve başyazarının sanatsal ve siyasal duyarlıkları ve düşünceleri hakkında da bilgiler içermektedir. Bundan ötürü bu yazıda on sekizinci yazar ve düşünür olarak “Hüseyin Su” portresine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DERİN BOŞLUK: CEMÎLE SÜMEYRA VE “KENDİ KALEMİNİ KIRANLAR”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22739</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22739</guid>
      <author>Aliye USLU ÜSTTEN</author>
      <description/>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


