






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2019 Sayı Volume 14 Issue 4</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=774</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>GÖRSEL SANATLAR ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖZEL EĞİTİM KAVRAMINA İLİŞKİN ALGILARININ METAFORLARLA İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23504</guid>
      <author>Sibel ADAR CÖMERT</author>
      <description>Özel eğitim hepimizin bildiği en genel tanımı ile özel olarak yetiştirilmiş personeller ile onlara özel geliştirilmiş eğitim programları kullanılarak yaşıtlarına göre bireysel özellikleri ve eğitim yeterlilikleri olarak geride olan öğrencilere uygun ortamlarda verilen eğitim olarak ifade edilmektedir. Özel eğitim, bireylere başkalarına bağımlı olmadan yaşamalarını sağlayabilmeyi, hayatlarını kolaylaştırabilmeyi hedefler. &#13;
Bu araştırmanın temel amacı resim-iş öğretmenliği son sınıfta eğitim gören görsel sanatlar öğretmen adaylarının özel eğitim kavramına ilişkin sahip oldukları algıları metafor aracılığı ile ortaya çıkarmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Niğde Ömer Halis Demir Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-iş Öğretmenliği Ana Bilim Dalı son sınıf öğrencisi 37 görsel sanatlar öğretmen adayı oluşturmaktadır. 2018-2019 Eğitim öğretim yılı 1. Dönem boyunca (14 hafta) özel eğitim dersi alan görsel sanatlar öğretmen adayları ile 14 haftalık ders süreci tamamlandıktan sonra çalışılmıştır. Bu kapsamda öğrencilere   diğer metafor çalışmalarında olduğu gibi ‘Özel eğitim…. gibidir, çünkü….’ şeklinde açık uçlu sorudan oluşan formlar dağıtılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden örnek durum değerlendirmesi modeli kullanılmıştır. Araştırmada verilerinin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. &#13;
Araştırmada görsel sanatlar öğretmen adaylarından ‘özel eğitim’ kavramına ilişkin 37 öğretmen adayına ait 37 metafor olduğu görülmektedir.  Bu 37 metafor da öğretmen adaylarının savunduğu gerekçeleri ile beraber 3 grup altında toplanarak değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda görsel sanatlar öğretmen adaylarının ‘özel eğitim’ kavramını doğrudan ya da dolaylı olarak özel eğitim ile ilişkilendirebildikleri sonucu ortaya çıkmıştır. Bu da özel eğitimin aslında tek bir ifade şekli olmadığını, alanının oldukça geniş olduğunu, bu araştırma ile özel eğitimde ifade zenginliğinin yanı sıra kavram zenginliğinin olduğu da ortaya çıkmaktadır. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İŞSİZLİK ORANLARI VE HİSSE SENEDİ GETİRİLERİ: OECD ÜLKELERİ ÜZERİNE BİR ÇALIŞMA</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22534</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22534</guid>
      <author>Ensar AĞIRMANAsfia Binte OSMAN</author>
      <description>Hane halklarının yaşam standartlarını doğrudan etkilemesi, sağlıklı büyüyen bir ekonomik sistem için elzem olması ve her ekonomi için her zaman çözülmesi gereken bir problem olarak kendine yer edinmesi nedeniyle işsizlik en önemli makroekonomik unsurlar arasında yer almaktadır. Mantıksal bir varsayımla işsizlik oranları ile hanehalklarının finansal sağlamlıkları, harcama kapasiteleri, tasarruf oranları, reel veya finansal yatırım davranışları arasında bir ilişkinin varlığından söz edilebilir. Buradan hareketle finansal yatırımlar ile hisse senedi yatırımları ile işsizlik oranları arasında bir ilişkinin varlığı sorgulanmalıdır.&#13;
Araştırmacılar işsizlikle hisse senedi getirisi arasındaki ilişkinin varlığı ile ilgili araştırmalarında genel itibariyle farklı ülkelerde farklı dönemlerde genellikle yalnızca bir makroekonomik faktörü ele almışlardır. Bu çalışma önceki çalışmalardan şu yönleriyle ayrışmaktadır: Bu çalışma, 1) çeşitli ekonomik sınıflara sahip çok sayıda ülkeyi kapsanaktadır; 2) diğer ülkelerin faaliyetlerini etkileme gücüne sahip olmaları nedeniyle, dünya perspektifinden önemli olan tek bir çalışma kapsamında ülkelerin işsizlik ve borsa getirileri arasındaki ilişkiyi temsil edecektir; 3) araştırmacılara, politika yapıcılara ve öğrenicilere, bu iki bileşen arasındaki geniş bir yelpazedeki ülkeler arasındaki ilişki hakkında net bir fikir edinmelerinde yardımcı olacaktır. Çalışma, OECD'nin tüm üye ülkeleri (35 ülke) üzerinde gerçekleştirilmiş olup ve 2008-2017 dönemi için Panel Veri analizi kullanılmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YOĞUNLAŞTIRILMIŞ OKUMANIN ARAPÇA ÖĞRETİMİNDEKİ YERİ VE SESLİ OKUMA HATALARININ GİDERİLMESİNDEKİ ROLÜ </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23514</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23514</guid>
      <author>Cihaner AKÇAY</author>
      <description>Bu araştırmada, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Yabancı Diller Eğitimi Bölümü Arap Dili Eğitimi Anabilim Dalında 2017- 2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde ikinci ve üçüncü sınıfta öğrenim gören 74 ve 2018- 2019 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde öğrenim gören 57 ikinci sınıf öğrencisine yani toplam 131 öğrenciye uygulanan Arapça sesli okuma teşhis sınavı sonuçları yorumlanmıştır. Elde edilen çıkarımlar ışığında Arapça sesli okuma becerisinin verimliliğini artırma yöntemleri araştırılmıştır. Arapça öğretiminde deneyim ve birikimden hareketle ideal bir sesli okuma becerisinin nasıl olması gerektiği ve dil öğretiminde bu beceriyi kazanma sürecini kısaltacak bir okuma metodunun nasıl gerçekleştirilebileceği yönünde yol gösterici mahiyette bilgiler sunmaya çalışılmıştır. Sesli okuma hatalarının, özellikle global (bütüncül) hataların giderilmesi için yoğunlaştırılmış okuma dersi tavsiye edilmiştir. Yoğunlaştırılmış okuma dersi ve uygulama aşamaları hakkında bilgi verilmiştir. Bu çalışma araştırmacılara, Arapça öğretmenlerine ve müfredat düzenleyenlere dil öğretim süreçlerini kolaylaştırmada yardımcı olacak bazı öneriler sunacak ve Arapça öğrenen Türk öğrencilerin öğrenim yöntemlerine katkıda bulunacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Önlisans Öğrencilerinin Girişimcilik Eğitimleri ve Eğilimleri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23494</guid>
      <author>Ceyhun AKYOLBurhanettin ZENGİN  , Süleyman AKKAŞOĞLU , Şevki ULAMA</author>
      <description>Ülkemizde hizmet veren kamu kurum kuruluşları ile sivil toplum örgütlerinin girişimciliği geliştirmeye yönelik faaliyetleri özellikle 2000’li yıllardan itibaren artış göstermiştir. Küreselleşme kavramının da etkisiyle ulusal ve uluslararası boyutta önem kazanan girişimcilik, son yıllarda genç nüfusun ve özellikle üniversite öğrencilerinin kariyer açısından yakından ilgilendikleri bir kavram haline gelmiştir. Üniversiteler, müfredatları çerçevesinde uyguladıkları girişimcilik eğitimleriyle birlikte genç neslin girişimciliğe yönelik özelliklerini ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Çalışmanın amacı, girişimcilik eğitimi alan üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerinin belirlenmesidir. Nicel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada, verilerin elde edilmesinde anket tekniğinden yararlanılmıştır. Anket yoluyla elde edilen veriler istatistik programı aracılığıyla analize tabi tutulmuştur. Verilerin elde edilmesinde olasılığa dayalı olmayan örnekleme yöntemlerinden kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen verilere ilişkin yüzde, frekans dağılımı, aritmetik ortalama, standart sapma, t testi ve one way anova testi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların; girişimcilik açısından yeniliklere açık, yardımsever ve kararlı bir eğilim gösterdikleri tespit edilmiştir. Diğer yandan öğrencilerin; kurallara uyulmaması, yapılan işlere müdahale edilmesi ve dikkat dağıtıcı durumların girişimcilik eğilimlerini olumsuz yönde etkiledikleri belirlenmiştir. Önlisans öğrencilerinin cinsiyet değişkenine göre girişimcilik seviyelerinin farklılık gösterdiği çalışmada, elde edilen diğer önemli bir sonuç da demografik değişkenlerin, öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini etkilemesi olmuştur. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM GELİŞİMİNDE YENİLENEBİLİR ENERJİ KOOPERATİFLERİ (KEMALİYE ÖZELİNDE ÖRNEK YATIRIM ANALİZİ VE FİNANSAL KATKI DEĞERLENDİRMESİ)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22970</guid>
      <author>Fatma ALDIRMAZ AKKAYA</author>
      <description>Günümüzde evrensel bir problem haline gelen küresel ısınma ve buna bağlı olarak gelişen iklim değişikliğinin, yeraltı sularının ve havanın kirlenmesinin, ekosistem bozulmasının, flora ve faunanın doğal süreçten hızlı yok olmasının en önemli sebebi, atmosfere taşıyabileceği doğal sınırların çok üstünde seragazı salınımıdır. Seragazı salınımının büyük bir kısmı ise, yenilenemez enerji kaynaklarının kullanımıyla ortaya çıkan karbondioksit (CO2) gazından oluşmaktadır. İnsan yaşamının ve tabii olarak turizm sektörünün en önemli kaynağı olan doğal çevre, sektörün de bilinenin çok üstünde katkısıyla, karbondioksit salınımının büyük tehtidi altındadır. Bu problemin ortadan kaldırılması için küresel anlamda birlikte hareket etmek gerekliliği ortaya çıkmış ve devletler Kyoto Protokolü, Paris İklim Sözleşmesi gibi sözleşmelerle yükümlülük altına girerken, bireysel olarak insanlarda ise “yeşil tüketici hareketi” başlamıştır. Buna paralel olarak turizm sektöründe de alternatif turizm arayışları ile birlikte sürdürülebilir yeşil turizm talebi etkin olmaya başlamıştır. Kentlerde ve kırsal alanlarda yenilenebilir enerji kaynakları kullanımı atmosfere salınan karbondioksit emisyonunun azaltılmasında büyük rol oynarken, turizm destinasyonlarında aynı zamanda bir pazarlama aracına dönüşmektedir. Bu nedenle hem doğal çevre tahribatının önüne geçerek turizmin çevresel sürdürülebilirliğini sağlarken hem de kendi getirisinin dışında turizm destinasyonlarında kazanç oranının artmasına katkı sağlayarak turizmin ekonomik sürdürülebilirliğini sağlamaktadır. Ancak sürdürülebilir turizm destinasyonlarında yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi için gerekli olan yatırım tutarlarının yüksek olması, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına dönüş sürecinin yavaş ilerlemesine sebep olmaktadır. Yenilenebilir enerji kooperatifçiliği yatırımların finansman sorununun çözümünde ve risk dağılımında büyük bir kolaylık sağlarken aynı zamanda küçük tasarrufların ekonomiye kazandırılması, yerel halkın enerji üretimi ve tüketiminde söz sahibi olması ve ekonomik gelir elde etmesi, sosyal birlikteliğin sağlanması, enerjide dışa bağımlılığın önüne geçilmesi gibi birçok anlamda yerel kalkınma problemine de çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Çalışmanın amacı sürdürülebilir turizm destinasyonlarında yapılacak yenilenebilir enerji yatırımlarının enerji kooperatifleri aracılığıyla finanse edilmesi durumunda destinasyona ve yerel halka sağlayacağı ekonomik, sosyal ve çevresel katkısının değerlendirilmesidir. Bu kapsamda, bir turizm destinasyonu olan Kemaliye’de örnek bir güneş enerjisi santrali yatırımı analiz edilmiş ve bu yatırımın finansmanının yenilenebilir enerji kooperatifi aracılığıyla karşılanacağı düşünülerek yatırımın her bir üyeye finansal katkısı değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DÜNYA EDEBİYATI AÇISINDAN ÇEVRİLEMEZLİK/ ÇEVRİLEBİLİRLİK</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22978</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22978</guid>
      <author>Javid ALİYEV</author>
      <description>Dünya edebiyatı kavramının ortaya atıldığı andan itibaren çeviriye yüklenen önem, zaman zaman unutularak zayıflasa da 80'lerden itibaren çeviribilimin özerk bir disiplin olarak doğuşu ve çeviriye yönelik kuramsal yaklaşımların gelişmesiyle birlikte önceki konumunu tekrar kazanmıştır. Makalemizde dünya edebiyatı kavramının çeviriye yaklaşımı, kavramın ortaya çıktığı dönemden günümüze kadar geçirdiği tarihsel gelişim içinde ele alınmıştır. Bu çerçevede çevirinin dünya edebiyatının sınırlarını genişleten, evrensel ve ulusal edebiyatların mücadele alanında söz sahibi olan, Pascale Casanova’nın tanımladığı “edebiyat cumhuriyetine” kabulün koşullarından biri sayılan, dünya edebiyatındaki değer yargılarının ve bakış açılarının onaylanmasında ve yeri geldiğinde yeni değerler ve bakış açıları oluşturulmasında nasıl etkili bir güç haline geldiği gösterilmeye çalışılmıştır. Dünya Edebiyatı kavramının ortaya çıkması ve günümüzdeki konumu, güncel tartışmalar ve disiplinin geleceği hakkında fikirler, çevirinin dünya edebiyatına katkısı küreselleşme yanlısı edebiyat kuramcılarının görüşlerinden hareketle tartışılmıştır. Küreselleşme karşıtı perspektiften hareket eden bazı edebiyat kuramcılarının çevrilebilirlik yoluyla giderek genişleyen ve sınırları belirsizleşen “dünya edebiyatı” kapsamında karşı bir görüş olarak “çevrilemezlik” kavramını sunmaları da çevrilemezliğin çevrilebilirlikle iç içe geçmiş, girift yapısını gösteren bir karşı sav olarak makalede işlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> Öğretmenlerin Mesleki Yorgunluğu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23437</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23437</guid>
      <author>Türkan ARGONSerdar KOÇAK</author>
      <description>    Araştırmanın amacı okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde görev yapan öğretmenlerin mesleki yorgunluk durumlarına yönelik görüşlerini tespit ederek, mesleki yorgunluğun sebeplerini, etkileyen faktörleri ve üstesinden gelmek için neler yaptıklarını ortaya koymaktır. Nitel araştırma yönteminde yürütülen çalışmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Veriler nitel araştırma görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmış, çözümlenmesinde içerik ve betimsel analiz yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan toplam 70 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların büyük çoğunluğu mesleki yorgunluk yaşamakta, yorgunluk durumunun yaşanma sıklığı en çok genellikle sonra ise sürekli olarak belirtilmiştir, yorgunluk kaynağı olarak fiziksel, ortamsal ve duygusal faktörler etkili olmaktadır. En çok yaşanılan ve yıpratıcı olan yorgunluk kaynağı ise duygusal yorgunluktur sonra sırasıyla ortamsal ve fiziksel yorgunluk gelmektedir. Mesleki yorgunluk iş hayatına en fazla performans ve motivasyon düşüklüğü, kendini yenileyememe ve monotonluk şeklinde yansırken, kişisel hayatta etkisine ilişkin olarak ise öğretmenlerin çoğunluğunda aile fertlerine özellikle çocuklarına nitelikli vakit ayıramama, bitkinlik ve agresiflik şeklinde kendini göstermektedir. Öğretmenlerin büyük çoğunluğu görev yaptığı okullarda kurumsal olarak mesleki yorgunluğa yönelik destek almamakta, ancak kendi kişisel çabalarıyla azaltmaya çalışmaktadırlar. Mesleki yorgunluğa okul türü ve branşın etkisi olduğu, meslekteki olumlu durumlara ilişkin çoğunluğunun tatil imkânı ve öğrencilerin hayatına dokunarak onlara katkıda bulunması şeklinde belirttiği ortaya çıkmıştır. &#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KOBİLERİN KUR RİSKİ YÖNETİMİNDE FORWARD VE FUTURESLARIN PERFORMANS DEĞERLEMESİ: AMPİRİK BİR UYGULAMA</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23475</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23475</guid>
      <author>Kadir AYDINCüneyt ÇATUK</author>
      <description>Amaç: Bu çalışmanın amacı, söz konusu dönem içinde forward ve futures kontratlarının dolar ve Euro yatırımlarında performanslarının, belirtilen vadede spot kurlarla karşılaştırılmasıdır. &#13;
 Yöntem: Çalışmada kullanılan veriseti, 01.11.2016 - 01.11.2018 dönemi için aylık ve 3 aylık dolar ve euro kur verileri ve Dolar, Tl ve Euro faiz oranları  ile standart forward kur hesaplama formülasyonu ve futures formülasyonu kullanılarak oluşan verilerdir. . Elde edilen veriseti ile söz konusu dönem içinde belirtilen vadelerde forward ve futures fiyatlaması yapılmış ve spot kurlara göre şirkertin kar / zarar pozisyonu dolar ve Euro alternatiflerinde karşılaştırılmıştır.&#13;
Bulgular ve Sonuç: Yapılan analiz sonucunda, 01.11.2016 – 01.11.2018 döneminde kur riskinden korunmada forward ve futures kullanan firmaların belli dönemlerde kar etmiş olmalarının yanında, belli dönemlerde zarar kaydetmiş oldukları sonucuna varılmıştır. Verisetinin geneli incelendiği zaman firmaların, Futures ve Forward anlaşmaları kar zarar oranları karşılaştırıldığı zaman Forward anlaşmaları kullanan KOBİlerin daha çok kar yazacağı sonucuna varılmıştır. Dolar ve Euro para birimlerinde, kar zarar karşılaştırılması yapıldığı zaman, Euro para biriminde Futures yada Forward kullanan firmaların daha fazla kar kaydettikleri sonucu elde edilmiştir. Kriz dönemleri öncesinde yapılan forward yada futures anlaşmaların firmaları büyük zarardan kurtaracağı, aynı zamanda kriz döneminde yüksek kur ve yüksek faizden dolayı, forward yada futures işlemlerinin firmalara zarar kaydettiği sonucuna varılmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN SAHİP OLMALARI GEREKEN YETERLİLİKLERİN SINIF ÖĞRETMENLERİ VE EBEVEYNLERİN GÖRÜŞLERİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22332</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22332</guid>
      <author>Mustafa AYTEN</author>
      <description>Bu araştırma ile 4+4+4 olarak bilinen zorunlu-kademeli eğitim sisteminde okula hazır olma ve okula başlayan 1. sınıf öğrencilerinden beklenilen yeterliliklerin neler olması gerektiği konusu sınıf öğretmenleri ve ebeveynlerin görüşlerine dayalı olarak belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma grubuna dâhil olan bireylerin süreç hakkındaki düşüncelerine ilişkin bilgi toplamak amaçlanmıştır bu sebeple araştırma nitel araştırma metodolojisi içerisinde yer alan olgu bilim desenine göre planlanmıştır. Araştırmanın verileri görüşme formu yaklaşımı tekniği kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak da araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu açık uçlu sorulardan oluşmaktadır. Araştırma toplam 30 kişi ile gerçekleştirilmiştir. İçerik analizi ve betimsel analiz yöntemi bütünleştirilerek kullanılmıştır. Görüşmeye katılan öğretmen ve ebeveynlerin görüşleri incelendiğinde birçok beceri ve yeterlilik ifade ettikleri görülmüştür. Bu beceriler literatür taraması sonucunda altı ana başlık altında toplanmıştır. Her kategoride ifade edilmiş olan becerilerin ve yeterliliklerin frekans dağılımları-yüzdelik sıralamaları temel alınmış, doğrudan alıntılara yer verilerek bulgular açıklanmış ve yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda: 1.) Sınıf öğretmenleri ve veliler ilkokula başlangıç için biyolojik yaşın bir kriter olması gerektiğini ama tek başına hiçbir zaman yeterli olmadığı görüşünü savunmuşlardır. 2. Sınıf öğretmenleri ve veliler okula hazır oluşu etkileyen en önemli unsur olarak aileyi göstermişlerdir. 3. Sınıf öğretmenleri ve veliler 60-65 aylık öğrenciler ile 66 aylık ve üstü öğrenciler arasında okula hazır bulunuşluk durumları açısından farklar olduğunu ileri sürmüşlerdir. Özellikle motor beceriler, duygusal gelişim ve okula uyum açısından farklar olduğunu belirtmişlerdir.4. Sınıf öğretmenleri ve veliler okula başlamada sosyal-duygusal becerileri; psiko-motor, bilişsel beceriler ile öz-bakım ve dil becerilerinden daha önemli gördüklerini ifade etmişlerdir. 5. Sınıf öğretmenleri ve veliler okullarda değerlendirme komisyonu kurulması fikrini ileri sürmüşler ama yine de son kararın aileye bırakılması fikrini benimsemişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL YÖNETİCİLERİNİN OKUL GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN ALGILARININ DEĞERLENDİRİLMESİ: KASTAMONU İLİ ÖRNEĞİ1</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22960</guid>
      <author>Adem BARIŞHüseyin YOLCU</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı kamu ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarında görev yapan okul yöneticilerinin okul güvenliğine ilişkin algılarının ortaya konulmasıdır. Araştırma tarama modelinde açıklayıcı bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma evrenini 2016-2017 öğretim yılında Kastamonu merkez ve bağlı ilçelerindeki kamu ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim okullarında görev yapan 294 okul yönetici oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Kıral ve Yıldız (2016) tarafından geliştirilen “Okul Güvenliği Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmanın verileri farklı öğretim düzeyinde görev yapan 214 üzerinden elde edilmiştir. Araştırmada, okul yöneticilerinin hizmetiçi seminere katılma durumu, görev süresi, okuldaki görev süresi, mesleki kıdem, okul türü, erkek öğrenci sayısı, toplam öğrenci sayısı, ücretli öğretmen sayısı, okul bahçesi durumu, yardımcı personel sayısı, derslik sayısı, kat sayısı ile okul güvenliğinin alt boyutları arasında anlamlı farklılık bulunduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda daha sonra yapılacak araştırmalara yol göstermesi bakımından, okul güvenliğinin okul başarısı, okul iklimi, okul tercihi gibi faktörleri ortaya çıkaracak değişkenler açısından değerlendirildiği araştırmaların yapılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM DENEYİMLERİNİN ÜRETTİĞİ SONUÇ: MATEMATİK MERKEZLİ KENTSEL DÖNÜŞÜM</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23354</guid>
      <author>Salih BATALİzzet İsmail DUR</author>
      <description>Kentler ortaya çıktığı dönemlerden günümüze kadar savaş ve doğal afet gibi nedenlerden dolayı birçok yıkıma maruz kalmıştır. Bu durum kentlerin yapılarında değişikliklerin ortaya çıkmasına neden olmuş ve yeni dönem kent formları bugünkü halini almıştır.&#13;
Son yüzyılla birlikte savaş ve doğal afet dışında kentleri etkisi alan farklı gelişmeler ortaya çıkmış ve kentler kendi içinde yeni evrimler geçirmeye başlamıştır. Söz konusu gelişmeler içerisinde; kentleşmenin hızla artması, çevresel değerlerin korunmasında yaşanan güçlükler, göç vakalarının sınır aşırı olarak tüm ülkeleri etkisi altına alması ve küreselleşme etkilerinin dünyadaki en küçük yerleşim yerine kadar görülmesi sayılabilir.&#13;
Ülkemizdeki kentler tüm bu süreçlerin baskısı altında kendilerine yeni bir yol bulmaya çalışırken, özellikle 2000’li yılların başından itibaren yoğun olarak gündeme gelen kentsel dönüşüm konusu kent yapılarını daha da karmaşık hale getirmiştir. Bu anlamda batı deneyimi olarak ortaya çıkan kentsel dönüşüm olgusu, Türkiye’de de çeşitli zaman ve mekânlarda uygulama alanı bulmuştur. Başlangıçta eskiyen veya fonksiyonunu yitiren kentsel alanların dönüştürülerek yeniden etkinlik kazandırılması gibi anlaşılabilir bir gerekçeyle başlayan kentsel dönüşüm çalışmaları, sonrasında toplumsal bir krize dönüşmüş ve konu kent formunun yeniden yapılandırılması niyetinin dışına çıkmaya başlamıştır.&#13;
Bu çalışmada dünyada ve Türkiye’de gerçekleştirilen kentsel dönüşüm uygulamaları dönemler itibari ile incelenirken, özellikle Türkiye’de yaşanan son dönemdeki kentsel dönüşümler, “matematik merkezli kentsel dönüşüm” bağlamında açıklanmaya çalışılarak çeşitli tespit ve öneriler ortaya konulmaya çalışılmıştır. &#13;
Matematik merkezli kentsel dönüşüm ifadesinin kullanılmasının temel nedeni, kentsel dönüşüm çalışmalarının; kentsel, sosyal ve çevresel gerekçelerle ifade etmenin yerini, rant alanı oluşturma ve ekonomik değer üretme sürecine evrilmesi olarak tanımlamak mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Devleti’nin Dış Ticaretinin Çekim Modeli Yaklaşımı ile Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23459</guid>
      <author>Mehmet ÇETİN</author>
      <description>19. yüzyılda Dünya ticaretinin hacmi önceki dönemler ile karşılaştırıldığında oldukça önemli bir büyüme göstermiştir. Bu nedenle bu döneme Birinci Küreselleşme Dalgası adı da verilmektedir. Bu büyümenin temel nedeni Sanayi Devrimi’ne bağlı olarak üretim teknolojisi ve ulaştırma olanaklarında yaşanan gelişmelerdir. Yüzyılın ilk yarısında serbest ticarete yönelik atılan fikri temeller yüzyılın ikinci yarısındaki politika uygulamalarını yakından etkilemiştir. 20. Yüzyılın başı ile birlikte büyük ölçüde bütünleşmiş bir dünya ekonomisinden bahsetmek mümkündür. Bu bütünleşme ve genişleme Osmanlı Devleti’nin dış ticaretinde de kendisini göstermiştir. Özellikle yüzyılın son çeyreği değerlendirildiğinde Osmanlı Devleti’nin dış ticaret hacmi önemli bir artış gösterdiği gibi Batılı devletler arasında da yoğun bir rekabete sahne olmuştur. Şüphesiz Osmanlı dış ticaretinin şekillenmesinde ticaret partnerlerinin iktisadi ve siyasi güçleriyle bağlantılı bir biçimde imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının yanı sıra ilgili ülkelerin uzaklığı, nüfusu ve Osmanlı Devleti ile kültürel yakınlığı da etkili olmuştur. Çekim Modeli ülkeler arasındaki ticaret akımlarını belirlemede ülkelerin iktisadi büyüklüklerini, nüfuslarını ve aralarındaki coğrafi mesafeyi açıklayıcı değişkenler olarak kullanmaya imkan vermektedir. Bu çerçevede bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin 1878-1900 dönemindeki dış ticareti Çekim Modeli yardımıyla ele alınmaktadır. Çalışmada elde edilen bulgular Osmanlı Devleti’nin söz konusu dönem aralığında ticaret partnerleri ile olan ticari ilişkilerini açıklamada Çekim Modeli’nin geçerli olduğunu, ticarete taraf olan ülkeler arasındaki coğrafi uzaklık arttıkça ticaretin azaldığını ve ticaret taraf olan ülkelerin ekonomik büyüklüğü arttıkça ticaret hacminin arttığını ortaya koymaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HEMŞİRELİK VE EBELİK ÖĞRENCİLERİNİN BAKIM DAVRANIŞI VE EMPATİK EĞİLİMLERİNİN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23333</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23333</guid>
      <author>Yadigar ÇEVİK DURMAZEmine KAPLAN SERİN , Eylem YALÇINKAYA ÖNDER , Hilal TÜRKBEN POLAT</author>
      <description>Bu çalışma hemşirelik ve ebelik öğrencilerinin bakım davranışlarını ve empatik eğilimlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışmaya 252 öğrenci (188 hemşirelik, 64 ebelik) katılmıştır. Bu çalışmaya katılan öğrencilerin çoğunu bayanlar oluşturmaktadır (201 kız, 51 erkek). Bu çalışmada veri toplama aracı olarak ‘Sosyo-Demografik Anket Formu’, ‘Bakım Değerlendirme Anketi (Care-Q)’ ve ‘Empatik Eğilim Ölçeği’ uygulanmıştır. Veriler; betimleyici istatistikler, Kruskal Wallis testi ve Mann-Whitney U testi kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuçlar, hemşirelik öğrencilerinin empati eğiliminin ebelik bölümünde okuyanlardan daha fazla olmasına rağmen, empati eğilimlerine göre aralarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Mesleğini isteyerek ve istemeden seçen öğrencilerin empati eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunmuştur. Beklendiği üzere, mesleklerini isteyerek seçenlerin empati eğilimi istekli olmayanlardan daha yüksek çıkmıştır. Öğrencilerin empati eğilimlerinin sınıf seviyelerine göre değişip değişmediği de incelenmiştir. 2.-3. sınıf, 3.-4. sınıf ve 2.-4. sınıf öğrencilerinin empati eğilimleri arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Ancak, 2. sınıf öğrencilerinin empati eğiliminin diğerlerinden daha yüksek olduğu dikkat çekmektedir. Kız ve erkek öğrenciler arasında her bir bakım davranışı algısı alt grubu ve toplam bakım davranışı (Care-Q/Bakım-Q) puanları açısından anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öte yandan, hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında toplam Care-Q/Bakım-Q puanları bakımından hemşirelik öğrencilerinin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Ek olarak, bakım davranışı ölçeğinin ‘ulaşılabilirlik’ ve ‘açıklamalar ve olanaklar’ alt boyutlarında hemşirelik ve ebelik öğrencileri arasında hemşirelik öğrencileri lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğrencilerin kariyer tercihlerine göre bakım davranış algıları arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Diğer bir deyişle, öğrencilerin okudukları bölümleri isteyerek ya da rastgele seçmelerinin (kariyer tercihleri) bakım değerlendirme davranışları üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır. Ayrıca, öğrencilerin bakım davranış algıları sınıf seviyelerine göre incelenmiş ve 2.-3. sınıf ile 3.-4. sınıf öğrencileri arasında Care-Q/Bakım-Q testinin ‘ulaşılabilirlik’ alt boyutu açısından anlamlı bir fark tespit edilmiştir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enerji İthalatı ve Büyüme İlişkisi: MINT Ülkeleri İçin Analiz</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22929</guid>
      <author>Zehra DOĞAN ÇALIŞKAN</author>
      <description>Üretimin başlaması ve devamlılığı için enerji temel bir bileşendir. Enerji olmadan diğer üretim faktörleri işlevlerini tam olarak yerine getirememektedir. Bir diğer deyişle enerji, üretim faktörlerini büyüme amacıyla bir araya getiren yapıştırıcı etkisi yaratmaktadır. Bu anlamda üretim artışı ile refah ve zenginlik yaratmak isteyen ülkelerin temel amacı var olan enerji kaynaklarının doğru kullanılması, kaynağın bulunmadığı durumlarda ise ithal edilmesidir. Ekonomik büyüme ise en basit haliyle üretimin zaman içerisinde artmasını ifade eder. Üretimi artırabilmek dolayısıyla ekonomik büyümeyi sağlayabilmek için enerji kaynağı olmayan ülkeler enerjiyi ithal yoluna gitmektedirler. Bu bağlamda enerji ithalatı ile büyümenin birbirini hangi yönde ve şiddette etkilediğini ölçmek gereklidir. Bu amaçla çalışmada enerji ithalatı ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki 1975-2018 dönemi için panel VAR analizi ile MINT ülkeleri üzerinden incelenmektedir. MINT ülkelerinin ele alınmasındaki amaç bu topluluğa dahil olan ülke ekonomilerinin birbirine benzemesidir. Başka bir ifade ile ülke grubunun enerji ithalat düzeyi, enerji bağımlılığı ve büyüme oranlarının birbirine yakın olduğunu söylemek mümkündür. Yapılan analiz sonucunda ilk olarak enerji ithalatı ve büyüme arasında uzun dönemli bir ilişki olduğu başka bir deyişle değişkenlerin birbirlerini uzun dönemde takip ederek etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu etkileşim sürecinin yönü panel nedensellik analizi ile incelenmiştir. Analiz sonucunda ise enerji ithalatından büyümeye doğru bir nedensellik bulunamazken, büyümeden enerji ithalatına doğru bir nedensellik tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2018 SOSYAL BİLGİLER PROGRAMI İLKÖĞRETİM İKİNCİ KADEME MÜFREDAT DEĞİŞİKLİĞİ VE ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23028</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23028</guid>
      <author>Necip DÖNERKamile GÜLÜM</author>
      <description>Bu irdelemede, yapılandırmacı anlayış çerçevesinde yeniden hazırlanan Sosyal Bilgiler dersi öğretim programının öğretim sürecindeki mevcut durumu ve beklentileri karşılayıp karşılamadığı programın uygulama sürecindeki önemli bir basamağı olan öğretmen görüşleri doğrultusunda ortaya çıkarmak hedeflenmektedir. Çalışmanın verilerinin toplanmasında tarama modeli kullanılmıştır. Bu çalışmada kullanılan anket formu, şahsi bilgilerle alakalı sekiz soruyla Sosyal Bilgiler dersi öğretim programının öğelerine yönelik kırk beş sorudan oluşmaktadır. Bu çalışmanın verileri, 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında Türkiye geneli devlet ortaokullarda çalışmakta olan 333 Sosyal Bilgiler öğretmeninden toplandı. SPSS 22.0 paket programında toplanan veriler değerlendirilmiş, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde testleri ile analiz edildi. Ayrıca katılımcılar bazında verilen cevapların bağımsız değişkenlere göre ilişkisini belirlemek amacıyla ki kare testi ve çapraz tablo çözümleme yapılmıştır. Araştırma sürecinde elde edilen bulgular sonuç bölümünde tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmenlerin eğitim programında kazanım, içerik, uygulama, değerlendirme basamaklarında genel olarak beklentileri karşılama sonuçları olumlu bulunmakla birlikte, öğretmenlere öğretim programı ile ilgili belirli aralıklarla seminerler yapılması yeni program hazırlanma aşamasında program basamaklarının birbirinden bağımsız düşünülmemesi gibi beklentiler dile getirilmiştir..</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BAĞLAMA İLE İLGİLİ, RESMİ İCRA VE EĞİTİM KURUMUNDAKİ UYGULAMALAR ÇERÇEVESİNDE BİR DEĞERLENDİRME</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22505</guid>
      <author>Gökhan EKİM</author>
      <description>Tanzimat Devri ile başlayıp, Cumhuriyetin ilanı ile devlet kurumları ve toplumsal yapıyı da içerecek şekilde devam eden batılılaşma hareketinin öznelerinden birisi de müzik olmuştur. Öz müziğimiz olarak kabul edilen Türk Halk Müziğinin, dahil olmaya çalıştığımız yeni medeniyet dairesindeki esaslara uygun bir şekilde işlenmesi idealine bağlanan anlayış ve uygulamalarda, öz müziğimizin öz çalgısı olarak kabul edilen bağlamanın da kaçınılmaz olarak bu müziğin baş aktörü konumuna geldiği görülmüştür. 1940’lı yıllarda kurulan “Yurttan Sesler” Topluluğu ve ondan yaklaşık 35 sene sonra kurulmuş olan Türk Müziği konservatuarlarındaki uygulamalar, resmi icrâ kurumundaki anlayışın, akademideki teorik ve pratik çerçeveyi şekillendirmesi şeklinde olmuştur. Bu uygulamalardaki temel yaklaşıma baktığımızda, “tavır” kavramı etrafında vucüt bulmuş, yerel, ezgisel ve ritmik yapıların, tezene vuruşlarında stilize edilmesi esasına göre düzenlenmiş bir anlayışın meselenin odağında yer aldığını görebiliriz. Başlangıçta, çalgı topluluğunun omurgasını oluşturan bağlamaların, bir düzen içerisinde birlikteliklerinin sağlanması yönüyle de gerekli ve önemli bir adım olarak kabul edebileceğimiz bu anlayış, ilerleyen zaman içerisinde dogmatik bir inanç ve ideoloji biçimine bürünmüştür. Bu anlayışın olası olumsuz etkileri ile de, “arabeskçi”, “kısa sapçı”, “şelpeçi” “gelenekselci”, “Neşetçi” gibi farkı tür, ekol ya da yörelere odaklanan bağlama icrâcılarının, kendilerinin dışındaki uygulamalara kendilerini kapatarak ya da yok sayarak, bir tren katarındaki kompartıman misali bir ayrışmayı beraberinde getirdiğini söyleyebiliriz. Eğitim ve icrâda oluşmuş olması gereken doğrultu tutarlığının eksikliğinden kaynaklı olarak da, nitelikli bir eğitim modeli ve icrâ düzeyi yakalanamamıştır. Kısaca ele almaya çalıştığımız konunun, tarihsel, toplumsal ve kültürel veriler doğrultusunda değerlendirilmesi yapılarak, her geçen gün sayısı artan Türk Müziği Konservatuarlarında bağlama öğremek hevesi ile gelen öğrencilerin, her okuldaki ya da bir okuldaki hocadan diğer hocaya birbirleriyle mukayese edilemeyecek düzeyde farklılık gösteren yaklaşımlardaki çelişkilerin son bulmasına yönelik bir katkı sunmak amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KÜLTÜREL DEĞERLER PERSPEKTİFİNDE GİRİŞİMCİLİK EĞİLİMİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23502</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23502</guid>
      <author>İnan ERYILMAZ</author>
      <description>Bireyin göstereceği girişimci davranışlar günümüzde hem bireylerin hem toplumların refahı açısından kritik bir unsur haline gelmiştir. Girişimcilik, bireyin istihdam fırsatlarını ve başarı yönelimini karakterize eden bağlamsal ve bireysel değişkenlerin bir fonksiyonudur. Bireyin kişiliği ile birlikte içinde yaşadığı ve sosyalizasyon süreci ile davranışlarını yoğun biçimde şekillendiren kültürel çevrenin ise ekonomik gelişmişliğin nüvesi olan girişim içeren davranışları etkilemesi beklenmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, toplumsal kültürel değerler olan güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, toplulukçuluk ve erillik ile genç yetişkinlerin girişimcilik eğilimi arasındaki ilişki ve etkileşimi görmektir. Bu amaç doğrultusunda üniversite öğrenimine devam eden 290 öğrenciye araştırma ölçekleri ve demografik değişkenleri içeren anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları değerlendirildiğinde, katılımcıların güç mesafesi, toplulukçuluk ve erillik kültürel değerler ile girişimcilik eğilimleri arasında pozitif yönde, belirsizlikte kaçınma ile negatif yönde ve istatistiksel açıdan anlamlı ilişki görülmüştür. Kurulan hiyerarşik regresyon modeline ise sırasıyla en fazla katkıyı güç mesafesi, erillik ve toplulukçuluk kültürel değerlerinin sağladığı görülmüştür. Demografik değişkenler değerlendirildiğinde kadın ve erkek katılımcılıların girişimcilik eğilimi ortalamaları arasındaki farklılığın istatistiksel olarak anlamlı, üniversitede geçirilen süre, ailenin geliri, anne ve baba iş durumu ile ailenin yaşadığı yer değişkenleri ise anlamlı olmadığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Semih Sait Umar’ın Eserleri ve Edebiyatımızdaki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22914</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22914</guid>
      <author>Hüseyin EZİLMEZ</author>
      <description>Semih Sait Umar (1923-2009), Kıbrıs Türk edebiyatında “1940 Kuşağı” diye nitelendirilen yazarlar kuşağına mensup, çok yönlü ve üretken bir yazarımızdır. Öğrencilik yıllarında şiirle başladığı edebî faaliyetlerini ilerleyen yıllarda şiir, kısa ve uzun öykü, fıkra, deneme, makale, anı, gezi, biyografi, felsefî metinler ve İngiliz edebiyatından yaptığı çevirilerle sürdürmüştür. Öyküleriyle Çığ grubu içinde yer alan Umar, Söz ve Hürsöz gazetelerinde güncel olaylarla ilgili fıkra ve denemeler, Ocak dergisinde üç ayrı imza ile şiir, hikâye, felsefî ve biyografik yazılar kaleme alır. Ayrıca Ocak’ta İngiliz edebiyatından yaptığı çevirileri de vardır. Semih Sait Umar’ın en önemli özelliklerinden biri de bilim ve felsefe tutkusudur. Atatürk’ün yakın çalışma arkadaşlarından olan dayısı felsefeci Dr. Saffet Engin’in Ankara’daki evinde geçen öğrencilik günlerine dayanan bu tutku, zamanla bilimsel yenilikleri takip edip bunları felsefî sorunlarla birleştirerek sentezler yapma şeklinde gelişti ve eserlerinde de kendini gösterdi. Uzun yıllar İngiltere’de yaşadıktan sonra Kıbrıs’a dönen yazar, 1980’li yıllarda Halkın Sesi gazetesinde fıkra yazarlığı yapar. Edebiyatımızda imzası ilk defa 1943 yılında Çığ’da görülen ve bu yıldan itibaren sürekli üreten Umar’ın Dünyanın Büyük Felsefeleri, İnsan ve Evren, Uygarlık Tarihinde Kemalizm ve Komünizm, Diriliş gibi bazı eserleri ancak 1980’li yılların ikinci yarısından sonra basılabilmiştir. Bununla beraber pek çok yazı, şiir ve tefrikası dönemin süreli yayınları arasında kalıp kitaplaştırılmadığından günümüzde pek bilinmemektedir. Bu makalede Semih Sait Umar’ın basılı eserleri yanında, gazete ve dergilerde yayımladığı ama kitaplaştıramadığı pek çok yazı, şiir ve çevirisi de incelenecek, böylece yazarın edebiyatımızdaki yeri ve eserleri ortaya konacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>URFA’DA BİLİNMEYEN BİR YAPI; AĞIZ HANI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23025</guid>
      <author>Mustafa GÜLER</author>
      <description>Ağız Hanı, Urfa’nın kuzeyinde ve eski şehir merkezine yaklaşık 35 km. uzaklıktadır. Yapının inşa, bani ve tarih kitabesi bulunmamaktadır. Bu nedenle de yapının ne zaman ve kim tarafından inşa edildiği bilinmemektedir. Ağız Hanı, kuzeydoğu-güneybatı istikametinde enine dikdörtgen şeklindedir. Enine dikdörtgen şeklindeki yapı, ortadaki kısım ile her iki yanında bölümden oluşmaktadır. Günümüzde metruk durumda bulunan yapının, orta kısmı ile güneybatı cephesi, yıkılmış durumdadır. Yapının diğer cepheleri, yaklaşık tavan yüksekliğine kadar, toprakla dolmuş-kapanmış durumdadır. Bilindiği üzere günümüzdeki modern ulaşım araçları kullanılmaya başlanana kadar, Anadolu’da her dönemde uluslararası ticaretin ve ulaşımın en önemli ögeleri han-kervansaray yapılarıdır. Kadim bir şehir olan Urfa’nın, tarihte ticaret yolları üzerinde bulunduğunun en önemli delili de (bir kısmı günümüze ulaşamasa da) bu han-kervansaray yapılarıdır. Ağız Hanı, günümüze kadar her hangi bir şekilde tespit edilmemiş ve yayınlanmamıştır. Bu çalışmada Ağız Hanı, mimari olarak incelenerek, tarihçesi, dönemi, özgün durumu tartışılarak, diğer han-kervansaray yapıları ile olan ilişkisi irdelenerek, yapının mimarlık tarihi açısından değerlendirilmesi yapılarak, bilim dünyasına tanıtılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE RÜZGAR ENERJİSİ YATIRIMLARININ GELİŞİMİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23020</guid>
      <author>Ufuk GÜLTEKİN</author>
      <description>Yenilenebilir enerji kaynaklarının Türkiye elektrik üretimindeki payı giderek artmaktadır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimi içindeki payının 2023 yılına kadar %30’a ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün 2023 yılına kadar 20.000 MW’a çıkarılması hedeflenmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de son on yılda (20082018) rüzgar enerjisinden elektrik üretimi değerlendirilmiştir. Türkiye’nin hedefi 2020 yılında tüketilen elektrik enerjisinin %10’unu rüzgardan karşılamaktır. Ayrıca, 2027 yılına kadar 16000 MW’lık rüzgar enerjisi kapasitesinin devreye alınması hedeflenmektedir. Türkiye’nin karadaki rüzgar potansiyelinin 37000 MW, deniz üstü (offshore) rüzgar potansiyelinin ise 11000 MW olduğu öngörülmektedir. Türkiye toplam olarak 48000 MW’lık rüzgar enerjisi potansiyeliyle, elektrik ihtiyacının yarısını bu kaynaktan karşılayabilecek potansiyele sahiptir. Türkiye’de toplam rüzgar elektrik santrali (RES) kurulu kapasitesi 2008 yılında 363.7 W seviyelerinde iken, 2018 yılında 7369.35 MW seviyesine ulaşmıştır. Türkiye’de RES’lerinde 2018 yılında toplam 19752.159 MWh elektrik üretilmiştir. RES’lerinde 2018 yılında aylık ortalama elektrik üretimi 1646.013 MWh olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’de toplam 180 adet RES işletmede bulunmaktadır. İşletmedeki RES’lerinin kurulu güçleri toplamı 7369.35 MW’tır. Türkiye’de işletmedeki RES’lerin % 38.43’ü Ege Bölgesinde bulunmaktadır. Ocak 2019 tarihi itibariyle yapım aşamasındaki toplam 18 adet RES’in kurulu güçleri toplamı 606.20 MW düzeyindedir. Türkiye’de toplam 38 farklı yatırımcı tarafından yapılmış olan toplam 2239.96 MW kurulu kapasiteye sahip 54 adet lisanslı RES bulunmaktadır. Türkiye’de toplam 18 farklı yatırımcı tarafından tasarımlamış olan toplam 4483.61 MW kurulu kapasiteye sahip 100 adet ön lisanslı RES bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MÜZİK ÖĞRETMENİ ADAYLARININ OKUL DENEYİMİ DERSİNDE YAPTIKLARI GÖZLEMLERE İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24987</guid>
      <author>Elvan GÜNUlaş ÖZKASNAKLI</author>
      <description>Bu çalışma, müzik öğretmeni adaylarının okul deneyimi dersinde yapmış oldukları gözlemlere ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla 2018-2019 öğretim yılında, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi müzik eğitimi ana bilim dalında okul deneyimi dersini alan son sınıf öğrencileri araştırmanın örneklem grubu olarak belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş, veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu 4 adet açık uçlu sorudan oluşmaktadır, müzik öğretmeni adaylarının görüşme sorularına vermiş oldukları cevaplar içerik analizi ile çözümlenerek yorumlanmıştır. Görüşme formunda yer alan sorular aynı zamanda araştırmanın alt problemlerini oluşturmaktadır. Çalışmada müzik öğretmeni adaylarının, müzik öğretmenin sınıf hakimiyetine ve derste kullandığı iletişim diline; öğretmenin mesleki motivasyonuna, müzik dersi özelinde okulun eğitim ve öğretim imkanlarına; öğrencilerin müzik dersine ilgilerine ilişkin görüşleri belirlenmiştir. Sonuç olarak; müzik öğretmeni adaylarının yalnızca müzik öğretmenin sınıf hakimiyetine ilişkin olumlu görüş bildirdikleri; öğretmenin derste kullandığı iletişim dili, mesleki motivasyonu, müzik dersi özelinde okulun eğitim ve öğretim imkanları ile öğrencilerin müzik dersine ilgilerine ilişkin olumsuz görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayanarak müzik öğretmeni adaylarının okul deneyimi dersinde yapmış oldukları gözlemlere ilişkin çoğunlukla olumsuz görüşe sahip oldukları belirlenmiş; gözlem yaptıkları okullar, müzik öğretmenleri ve müzik dersi ortamına ilişkin önemli sorunlar saptanmıştır. Araştırmacılar tarafından bu sorunların çözümüne yönelik alana katkı sağlayabilecek öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Çatışma Eylem Stillerinin Duygusal Öz-Yeterlik Düzeylerine Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23415</guid>
      <author>Fatma Ebru İKİZUmut ÇATAL</author>
      <description>Araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının çatışma eylem stilleri ve duygusal öz-yeterlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek, çatışma eylem stillerinin ve duygusal öz-yeterliklerinin cinsiyetlerine, sınıf düzeylerine, lisans programında okudukları bölümlere göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma olup olmadığını belirlemektir. Araştırmanın evreni 2018-2019 eğitim öğretim yılında lisans eğitimine devam etmekte olan öğretmen adayları tarafından oluşmaktadır. Katılımcılar Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesinde lisans eğitimine devam eden lisans yerleştirmelerine göre PDR bölümü, sayısal, sözel, güzel sanatlar ve yabancı dil alanlarındaki toplam 300 öğrenci oluşturmuştur. Verilerin toplanmasında, Duygusal Öz-Yeterlik Ölçeği (DÖYÖ), Çatışma Eylem Stilleri Ölçeği (ÇESÖ) ve araştırmacının hazırladığı Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediğinin belirlenmesi için çarpıklık-basıklık analizi sonuçları incelenmiştir. Bu doğrultuda verileri analiz etmek amacıyla Bağımsız İki Örnek T Testi ve Tek Yönlü ANOVA analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulgularının anlamlılık düzeyini incelemek için .05 anlamlılık düzeyi ölçüt olarak belirlenmiştir. Korelasyon analizi için ise Pearson Korelasyon tekniği kullanılmıştır. Duygusal öz-yeterliğin çatışma eylem stillerini ne kadar yordadığını belirlemek amacıyla değişkenler arasında doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öğrenmen adaylarının çatışma eylem stilleri ile duygusal öz-yeterlikleri arasında anlamlı ilişki saptanmıştır. Duyguları düzenleme puanları ile zorlayıcı, kolaylaştırıcı, uzlaştırmacı, karşı koyucu çatışma eylem stillerinin arasında olumlu yönde ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Duygusal öz-yeterliğin kaçınmacı çatışma eylem stiline etkisine dair çoklu regresyon analizi çıktılarına göre; duygusal öz-yeterlik alt boyutları; zorlayıcı çatışma eylem stilindeki değişimin yaklaşık %7’sini, kolaylaştırıcı çatışma eylem stilindeki değişimin yaklaşık %17’sini, uzlaştırmacı çatışma eylem stilindeki değişimin yaklaşık %15’ini, karşı koyucu çatışma eylem stilindeki değişimin yaklaşık %15’ini açıkladığı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>THOMAS MANN‘IN WÄLSUNGENBLUT NOVELİ İLE RICHARD WAGNER‘İN DIE WALKÜRE OPERASININ METİNLERARASI BİR KARŞILAŞTIRMASI </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23385</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23385</guid>
      <author>Süreyya İLKILIÇ</author>
      <description>Her ne kadar uygulaması eskilere dayansa da teorik anlamda 1960’lardan sonra özellikle Postmodernizm ve Yapısökümcülük çerçevesinde belirlenen Metinlerarasılık, metinlerin kendinden önceki metinlerle bir ilişki içinde olduğunu ifade etmektedir. Buna göre her metin farklı şekillerde (alıntı, gönderme, parodi, pastiş) diğer metinlerle bir bağ içinde bulunmaktadır. Bu bağlamda metinler hem diğer metinlerle olan ilişkisi, hem de okuyucunun tecrübe ve birikimi çerçevesinde anlam kazanarak yorumlanırlar. &#13;
Bu makalede Thomas Mann’ın ilk eserlerinden olan ve 1905 yılında kaleme alınan Wälsungenblut eseri Metinlerarasılık bağlamında ele alınacaktır. Thomas Mann’ın eserlerinde Richard Wagner’in müziğini çoğunlukla motif olarak kullandığı bilinmektedir. Makalede amaç Thomas Mann’ın Wälsungenblut novelinde Wagner’in Valküreler operasından ne şekilde etkilendiği ve bu eser ile nasıl bir bağ kurduğu araştırılacaktır. &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KLÂSİK EDEBİYAT BAĞLAMINDA KUTADGU BİLİG’DE DEĞERLER EĞİTİMİ </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23466</guid>
      <author>Ömer İNCEMehmet AKKAYA , Nevin AKKAYA , Tuğba ŞİMŞEK</author>
      <description>Günümüzde başta teknolojik ilerlemeler olmak üzere çeşitli değerlerin etkisiyle pek çok değerin kaybolduğu görülmektedir. Milli ve manevi değerlerin gelecek nesillere aktarılması için kültürel unsurlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu unsurların başında milli tarihimiz açısından önemli eserler gelmektedir. Bu eserlerin, değerler eğitimi açısından Türkçe dersi programı incelendiğinde, milli manevi, dini ahlaki ve sosyal değerlerin oluşturulması ve aktarılmasında alanın değerler eğitimine katkılarının olabileceği görülmüş ve bu görüş benzer çalışmalarla da desteklenmiştir. Türklerin İslamiyet'i kabulünden sonraki ilk milli eser olan Kutadgu Bilig de bu önemli eserlerden biridir. Bir siyasetname olmasının çok ötesinde milli ve evrensel değerlere vurgu yapan bir pendname özelliği taşıyan bu önemli eser değerler eğitimi için eşsiz bir kaynaktır. Bu eserle, yüzyıllardır değişmeyen değerlerimizi yüzyıllar öncesinden gelen bir tarihi kaynakla verme hedeflenmektedir. Bu sayede unutulmaya yüz tutmuş milli ve manevi değerlerimizi yeniden canlandırmak ve öğrencilerin dikkatini tarihi kaynaklara çekmek de amaçlanmaktadır. Kutadgu Bilig'i bu sebeplerle değerler eğitimi açısından incelemenin eğitim-öğretime büyük katkısı olacağı düşünülmektedir. İçerdiği değerlerin uygun bir dille çocuklara ve gençlere aktarılmasının hem tarihi açıdan hem milli açıdan önemli ve gerekli olduğu düşünülmektedir.  Nitel araştırma yöntemlerinden betimsel ve içerik analizi yöntemi kullanılarak Kutadgu Bilig, Güngör’ün (2010) değerler ölçeği bakımından incelenmesi sonucunda, ölçekte yer alan bütün değerlerin eserde yer aldığı görülmüştür. İncelenen beyitler değerlendirildiğinde 30 beyitte estetik, 20 beyitte ahlaki, 32 beyitte bilimsel 40 beyittte iktisadi, 32 beyitte dini, 35 beyitte siyasi, 24 beyitte sosyal değerlere rastlanmaktadır. Bu değerlerin tamamı Milli Eğitim programında yer alan değerlerle örtüşmektedir. Bu araştırma sonucunda araştırmacılar tarafından sıralama ölçeği önerisi sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇEDE SIRA DIŞI BİR MATEMATİK TERİMİNİN SEMANTİK YOLCULUĞU: KARA CÜMLE</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23031</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23031</guid>
      <author>Şermin KALAFAT</author>
      <description>Kara cümle Osmanlı’da matematik alanında kullanılan biri Türkçe, diğeri Arapça iki kelimeden oluşmuş birleşik bir terimdir. Kara cümle teriminde kara ‘avam, basit’ anlamını taşımaktadır. Cümle ise Arapçada ‘1. cümle, tümce, 2. topluluk, 3. hepsi, tümü, 4. nicelik, kemiyyet’ anlamlarında geçer. Osmanlı’da matematik terimi olarak ‘toplam, toplama, bütün, hepsi’ anlamlarında kullanılır. Bu verilerden hareketle terim, matematikte ‘basit toplama’ anlamına gelmektedir. Terime TDK Sözlükleri başta olmak üzere çeşitli sözlüklerde ‘şaka, şaka yollu, anlamsız yazı’ gibi anlamlar da verilmesi, terimin asıl anlamı dolayısıyla bir tanım karmaşasına yol açmaktadır. Özellikle araştırmalar neticesinde terimin şaka anlamına kaynaklarda rastlanılmaması, toplama anlamı yerine dört işlem anlamının tercih edilmesi gibi sebepler, bu terimin semantik sürecinin takip edilmesini ve bu anlamları meydana getiren şartların görülmesini zorunlu kılmıştır. Kara cümle terimine verilen dikkat çekici bu üç anlamın nasıl oluştuğunun bulunması bu makalenin temel amacıdır. Bu çalışmada kara cümle teriminin Osmanlı Dönemi’nden günümüze kadar edindiği anlamları sosyo-kültürel değişkenlere bağlı olarak bilim dili ve eğitim tarihi açısından kronolojik olarak ele alınmıştır. Elde edilen bulgular örneklerle desteklenmiş ve Osmanlıdan başlayarak Cumhuriyet’in ilk dönemini de kapsayacak biçimde bir semantik yol izlenmiştir. Böylece, bu çalışmayla terimin sözlüklerdeki asıl anlamından farklı anlamlarına giden süreci tespit edilip sözlüklerdeki anlamlarına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitimde Sosyal, Zihinsel ve Sözlü-Yazılı Bir Aktivite: Argümantasyon</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23024</guid>
      <author>Jale KALEMKUŞŞule BAYRAKTAR , Sabahattin ÇİFTÇİ</author>
      <description>Günümüzdeki eğitim sistemleri geleneksel eğitimin aksine, öğrenme- öğretme sürecinde öğretmenin yerine öğrenciyi merkeze almaktadır. Öğretmenin öğrenciye öğrenmesi için rehberlik ettiği bu süreçte öğrencinin daha aktif olması, bilgiyi sadece öğrenmekten ziyade bilgiye ulaşmasını gerekli hale getirmektedir. Dolayısı ile öğrenci ihtiyaç duyulan bilgiye ulaşma yollarını tanıma, ulaşmış olduğu bilgiyi ön bilgileri ile karşılaştırma ve bir değerlendirme yapma imkanı bulmaktadır. Bu sayede öğrencinin daha aktif olduğu bu sürecin bilginin ötesinde beceriler kazandıracağı söylenebilir. 21. yüzyıl becerilerini edinen öğrencilerin, bilim insanlarının bilgiyi edinmede yaşadığı süreçleri tecrübe etmeleri sağlanır. Öğrenciler öğrenme sürecinde araştırır, sorular sorar, deneyler tasarlar, gözlem yapar, ulaştığı bilgileri karşılaştırır, değerlendirir ve böylece bir sonuca ulaşır. Bu çalışmada, son yıllarda özellikle fen bilimleri eğitiminde dikkat çekmeye başlayan argümantasyona dayalı öğretimin farklı bağlamlarda ortaya konulması amaçlanmıştır. Derleme türündeki bu çalışmada, öncelikle gerek yerli gerekse yabancı alanyazına dayalı olarak argüman ve argümantasyona yönelik açıklamalar sunulmuş ve Toulmin’in argüman modeli tanıtılarak bu modelin sınırlılıkları da ele alınmıştır. Bu çalışma ile ayrıca, bir argümanın kalitesinin bağlı olduğu unsurlara ilişkin bilgi verilmiş ve sonrasında da fen öğretiminde argümantasyonun yeri ve potansiyel katkıları incelenerek, sınıflarda argümantasyon uygulamalarının tercih edilmeme nedenleri sunulmuş, argümantasyon uygulamalarının öğretim ortamlarında uygulanabilmesi için ileri sürülen öneriler değerlendirilmiş ve öğretim süreci içerisinde kullanılabilecek argümantasyon stratejileri açıklanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlik Uygulaması Dersi İle İlgili Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22710</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22710</guid>
      <author>Murat KANGALGİLFatih ÖZGÜL</author>
      <description>Bu araştırma, öğretmenlik uygulaması dersine karşı uygulama öğretmenlerinin tutumlarının bazı değişkenlere göre incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 122 kadın, 118 erkek olmak üzere 250 öğretmen katılmıştır. Araştırmada, Çevik ve Alat (2012) tarafından geliştirilen “Uygulama Öğretmeni Öğretmenlik Uygulaması Dersine Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Ölçek 5’li likert tipi puanlanmaktadır ve İsteklilik, İletişim, Değerlendirme, Mesleki Yeterlik ve Gereklilik şeklinde 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin orijinalinin Cronbach Alpha (α) iç tutarlılık katsayısı ,86, bu çalışma için ise ,85 olarak hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler frekanslar, yüzdeler, “t” testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) test teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularına göre ölçekten alınan puanların yüksek olması uygulama öğretmenlerinin öğretmenlik uygulaması dersine yönelik tutumlarının yüksek olduğunu göstermektedir. Değişkenler açısından incelendiğinde cinsiyet, yaş ve hizmet yılı açısından uygulama öğretmenlerinin öğretmenlik uygulaması dersine yönelik tutum puanları arasında anlamlı fark bulunamamıştır (p&gt;0,05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUTBOLCULARIN TAKIM ANTRENÖRLERİNDEN SPOR İÇİN LİDERLİK BEKLENTİLERİNİN BAZI DEĞİŞKENLER AÇISINDAN BELİRLENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23521</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23521</guid>
      <author>Erdi KAYASerkan ZENGİN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, futbolcuların takım antrenörlerinden, spor için liderlik beklentilerinin bazı değişkenler açısından belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda iki bölümden oluşan anket uygulamasında, ilk bölüm olan demografik değişkenlerin belirlenmesinde 7 maddeden oluşan “Kişisel Bilgi Formu” yer alırken, ikinci bölümde ise spor için liderlik ölçeğini belirlemede 40 sorudan oluşan “Spor İçin Liderlik Ölçeği” kullanılmıştır. İlk kısımda katılımcılara ait demografik bilgiler, ikinci kısımda ise ölçek maddeleri yer almıştır. İkinci bölümde yer alan ölçek maddelerinde Likert tipi (''Her Zaman'', ''Sıklıkla'', ''Ara Sıra'', ''Nadiren'', ''Hiçbir Zaman'' ifadelerini gösteren) beşli derece kullanılmıştır. Çalışmamız 160 amatör futbol oynayan bireyler üzerinde yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 22.0 programı kullanılmıştır. Katılımcıların futbol oynadıkları sürelere ve kaptanlık yapma durumlarına göre liderlik özelliklerinin karşılaştırılmasında Independent T test kullanılırken, yaş grupları, gelir durumu, oynadıkları takım sayısı, eğitim durumu ve oynadıkları mevkilere göre liderlik özelliklerinin karşılaştırılmasında One Way ANOVA analizi kullanılmıştır.&#13;
Araştırma sonucunda; futbolcuların takım antrenörlerinden spor için liderlik beklentilerine baktığımızda, yaş, aylık gelir, futbol oynadıkları süre, bugüne kadar  kaç kulüpte oynadıkları, futbol hayatlarında kaptanlık yapmış olma ve oynadıkları mevki durumlarına göre anlamlı olarak farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Aynı zamanda katılımcıların eğitim durumuna göre “Spor İçin Liderlik Ölçeği”nin alt boyutlarından eğitici ve destekleyici davranış ve otokratik davranış boyutlarında istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık görülmezken, demokratik davranış ile açıklayıcı ve ödüllendirici davranış düzeylerinin ise eğitim durumlarına göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmektedir. Anlamlı farklılık bulunan demokratik davranışta, lisans mezunu katılımcıların demokratik davranış düzeyinin lise ve ön lisans mezunu katılımcılardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmektedir. Anlamlı farklılık bulunan açıklayıcı ve ödüllendirici davranışta ise, lisans mezunu katılımcıların demokratik davranış düzeyinin lise mezunu katılımcılardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AKILLI TAHTA ORTAMINDA UYGULANAN ÇEMBER DERS MODÜLÜNE İLİŞKİN ÖĞRENCİ GÖRÜŞLERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22883</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22883</guid>
      <author>Murat KESKİNMenekşe Seden TAPAN,BROUTİN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, bilişim teknolojilerinin öğretim sürecinde etkin kullanımı için lise öğretim programında yer alan çember konusundaki kavram ve genellemelerin öğretimine yönelik akıllı tahta için, 5E modeline uygun olarak tasarlanan, etkileşimli ders modülü uygulanmasına ilişkin öğrenci görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmada, nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, çalışma grubunun seçimi olasılık temelli örnekleme yöntemlerinden küme örnekleme yöntemine göre 2014-2015 öğretim yılında Afyonkarahisar ilinde bulunan bir lisenin 11. sınıfların bir şubesi yansız olarak seçilerek gerçekleştirilmiştir. Araştırma 28 öğrenci ile gerçekleştirilmiş olup geliştirilen Çember Ders Modülü kullanılarak 5E modeline göre öğretim yapılmıştır. Veriler, Öğrenci Görüşme Formu ile elde edilmiş olan nitel veriler, içerik analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, tasarlanan çember ders modülünün, çember kavramının ve ilgili genellemelerin oluşturulması ve öğrenilmesine olumlu katkı sağladığı yönünde görüşler ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak çember ünitesinin öğretiminde akıllı tahtanın ve 5E kullanımı ve çember ders modülünün bu süreç için kullanımı, bunun yanında matematik ve diğer konu alanlarında araştırmalar yapılarak etkileşimli öğretim modüllerinin geliştirilmesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPORDAKİ MİLLİYETÇİLİK ANLAYIŞININ ŞİDDETE YANSIMASI ÜZERİNE ÇALIŞMA</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23281</guid>
      <author>Oktay KIZARCumali YAVUZ</author>
      <description>Öz: Amaç: Bu derlemenin amacı milliyetçilik algısının spora şiddete bağlamında yansıması incelenecektir. Saldırganlık ve şiddet toplumsal eylemlerde birbirini tanıyan birey ya da gruplar arasında gerçekleşmektedir. Bireylerin, grup içinde yer alabilmenin vermiş olduğu güvenle eylemlerinde sapma görülmesi ve şiddet eylemlerine yönelmesi tarzında karşımıza çıkabilmektedir. Bu durum fanatizmin şiddete kaynaklık oluşturduğu görüntüler olarak anlaşılabilmektedir. Fanatizm ve şiddet toplumsal kökenli meselelerin dışa vurma biçimi olarak nitelenen bir toplumsal sorundur Yöntem: Araştırmadaki veriler derleme yöntemiyle oluşturulmuştur. . Bulgular: Sporda milliyetçilik ve şiddet ile alakalı literatür taraması yapıldı. Web of Scinece, Google scholar veri tabanlarından tarama sonucunda toplam 54 çalışmaya ulaşılmıştır. Farklı veri tabanlarından elde edilen 54 çalışmanın içerisinden, yinelendiği belirlenen 20 tanesi çıkarılmıştır. Ayrıca derleme çerçevesinde, çalışmalarının ayrıntılı incelenmesi tasarlandığından geriye kalan 32 çalışmadan tam metnine ulaşılamayıp sadece özet bölümüne erişim sağlanan 12 çalışma da çıkarılmıştır. 22 çalışmadan araştırmadaki veriler derleme yöntemiyle incelenerek elde edilen bilgilerin yorumlanmasıyla oluşturulmuştur Sonuç: Sporda şiddetin tarzı çok farklı biçimlerde günümüzde toplumsal ve bireysel biçimde karşımıza yoğunlaştığı görülmektedir. Seyirciler arasındaki milliyetçilik algısının tezahürat kültürü gözlemlemek ve yorumlar yapabilmek açısından önemlidir. Bunun için seyircinin bir savaşa yada festivale gider gibi aşamayı bir bütün içinde incelemek gerekir. Sporda aşırı milliyetçilik yaklaşımlarının şiddet olgusu olarak toplumlarda farklı derecelerde sürekli olarak rastlanmaktadır. Milliyetçilik söylemi futbolda, medya gücü ile bizi her an ziyaret eden bir arkadaş gibi olmaktadır. Kullanılan dil ve üslubun yanında değil görüntüler ve semboller ile üretilen milliyetçilik; futbol aracılığıyla geçmişle sürekli bir ilişki kurma çabası kurulduğu görülmektedir. Sporun yapısından dolayı yarışmacı özelliği nedeniyle biz ve onlar ayrımından güç alabilmektedir. Özellikle ülkelerin Milli takımların maçları öncesi futbol spor bağlamından çıkarak milliyetçiliğin farklı anlamların üreticisi olduğu görülebilmektedir Sonuç olarak sporda bölgesel milliyetçilikte şiddet olaylarını, bireysel ve toplumsal nitelikler taşıdığı görülmektedir. Taraftarların kişisel anlayış kesikliği nedeniyle kült kimliği psikolojik bir savunma aracı olarak milliyetçilik algınsın geliştirerek tuttuğu takımın başarısı ve bu takımın bir üyesi olma anlayışını tezahürat kültürüne yansıtıldığı görülmektedir. Milliyetçi taraftarlık anlayışı fanatizme dönüşünce taraftar ve taraftarlarda ezikliğini unutma aracı olarak grup içinde şiddet eylemine dönüşebilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE DİN HİZMETLERİ BAĞLAMINDA YÜKSEK DİN ÖĞRETİMİNDE MESLEKÎ UYGULAMA</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23286</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23286</guid>
      <author>Kasım KOCAMAN</author>
      <description>Türkiye’de yüksek din öğretimi kurumları mezunları aynı zamanda önemli oranda din görevlisi olarak din hizmeti alanında istihdam edilmektedir. Din hizmeti ise cami içi ve cami dışı pratik dini uygulamaları, yaygın din eğitimi ve irşat faaliyetleri, dini danışmanlık ve rehberlik gibi çok boyutlu bir hizmet ağını ifade etmektedir. Bu manada yüksek din öğretimi kurumları din hizmetlerini yerine getiren din görevlisi yetiştiren birer meslekî yüksek din eğitimi müesseseleridir. Meslekî eğitimde bir mesleğin niteliklerine sahip olmak için teorik bilgi ve becerinin yanında uygulama ile gelişen meslekî tecrübe ve yetkinlik de gereklidir. Cumhuriyet döneminde üniversiteye bağlı olarak kurulan ilk yüksek din öğretimi kurumu din hizmetlerine eleman yetiştirmek için değil de salt ilim adamı yetiştirmek üzere kurulmuştur. Mamafih yüksek din öğretimi kurumlarından mezunlarının din/diyanet hizmetlerinde istihdam edilmesi ve din hizmeti alanın genişlemesi ve farklılaşması sonucunda bir takım dersler yüksek din öğretimi müfredatında yer almaya başlamıştır. Bu dersler ihtiyacı karşılayacak nitelikte ve nicelikte hiçbir zaman olmamıştır. Az sayıdaki dersin ise teori ağırlıklı ve seçmeli olarak programlarda yer aldığı görülmektedir. Ayrıca bu derslerin öğretmenlik uygulamasına benzer bir mesleki uygulamasından veya bir stajından bahsetmemiz mümkün değildir. Geçmişten günümüze yüksek din öğretimi kurumlarının programlarında zaman zaman değişiklikler olmuş, ancak bu değişiklikler mezunlarının istihdam edildiği iki temel sahadan biri olan din hizmeti dikkate alınarak yapılmamıştır. Oysa meslekî eğitim kurumu olarak farklı isimler altında varlığını sürdüren yüksek din öğretimi kurumlarda dinî meslekî uygulama, eğitim sürecinin tabiatı gereğidir. Din hizmeti bağlamında yüksek din öğretimi kurumlarındaki teorik derslerin ve bunlara dair meslekî uygulama eğitiminin, tarihi süreci de dikkate alarak ele aldığımızda çok yetersiz kaldığı görülmektedir. Bu çalışmamızda kaynak tarama yöntemini kullanarak geçmişten günümüze yüksek din öğretimi kurumları mezunlarının din hizmetleriyle ilgili olarak meslekî uygulama eğitiminin verilip verilmediği üzerinde durulmaya çalışılmış ve bu konuda bir farkındalık oluşturulmak istenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE CUMHURİYETİ İMAJININ ULUSLARARASI ÖĞRENCİLERİN ÜLKE TERCİHLERİ ÜZERİNE ETKİSİ: KIRGIZİSTAN ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22905</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22905</guid>
      <author>Azamat MAKSÜDÜNOVHasan GÜL , Meerim ASANBEKOVA</author>
      <description>Uluslararası öğrenci haraketliliğinin yarattığı ekonomik ve sosyo-kültürel etkiler gözardı edilemeyecek düzeye ulaşmış, bu pazardan pay almak isteyen ülkeler kendi aralarında yoğun bir rekabet içerisine girmişlerdir. Türkiye Cumhuriyeti de bu pazarın önemli aktörlerinden birini oluşturmaktadır. Uluslararası öğrencilerin ülke tercihlerinde etkili olan faktörlerden bir tanesi ülke imajıdır. Bu çerçevede, yapılan araştırmanın temel amacı Kırgız öğrencilerin gözünde eğitim destinasyonu olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin imajını ortaya koymak ve ülke imajının ülke tercihine olan etkisini değerlendirmektir. Bu doğrultuda öncelikle dünya genelinde uluslararası öğrenci haraketliliğine ilişkin göstergeler, öne çıkan ülkeler ve Türkiye Cumhuriyetin’deki durum ikinci el verilere dayalı olarak ele alınmaktadır. Daha sonra, Kırgızistan’ın başkenti Bişkek şehrinde faaliyet gösteren 4 büyük devlet üniversitesinde lisans porgramlarına kayıtlı öğrencilerden (n=1000) yüz yüze anket yöntemiyle toplanan birinci el veriler değerlendirilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, Kırgız öğrencilerin genel olarak T.C. imajına yönelik olumlu algıya sahip oldukları, ancak algılanan ülke imajı bakımından üç farklı (düşük, orta ve yüksek) pazar bölümünün olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, ülke imajının boyutlarından eğitim ve yaşam kalitesi, sempati ve ilgi boyutlarının üke tercihi üzerinde olumlu, diğer taraftan, tarihi ve sosyo-kültürel özellikler ve beşeri özellikler boyutlarının olumsuz etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçlarının hem Türkiye Cumhuriyeti açısından, hem de Kırgızistan Cumhuriyeti açısından önemli ipuçları vereceği düşünülmektedir. Nitekim, uluslararası öğrenci haraketliliği sadece evsahibi ülkeler açısından değil, öğrencileri gönderen ülkeler açısından da önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kelime Öğretim Stratejileri Ölçeği: Geliştirme, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29172</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=29172</guid>
      <author>Muhammet MEMİŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, dil eğitimi ve öğretimi süreçlerinde öğreticilerin kelime öğretimi uygulamalarında başvurdukları stratejileri belirlemeye yönelik olarak bir kelime öğretim stratejileri ölçeği (KÖSÖ) geliştirmektir. Ölçeğin geliştirilmesi sürecinde alan yazının taranması, stratejilerin belirlenerek maddeler halinde yazılması, uzman görüşüne başvurulması, ölçeğin uygulanması ve ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmalarının yapılması şeklinde bir yol haritası izlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu dil eğitimi alanında çalışan 567 öğreticiden oluşmaktadır. Veriler 2018-2019 eğitim-öğretim yılında farklı okullarda görev yapan öğreticilerden basılı ve sanal olarak toplanmıştır. 5’li likert tipinde hazırlanan ölçekle gerçekleştirilen uygulama sonrasında elde edilen verilere öncelikle açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizinin sonucuna göre 50 madde ve 6 faktörden oluşan bir yapı elde edilmiş ve faktörlerin toplam varyansın %65.92’sini açıkladığı tespit edilmiştir. Elde edilen verilere geçerlik analizleri kapsamında doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve indekslerin uyumlu olduğu görülmüştür. Ölçeğin güvenirliğini ortaya koymak için gerçekleştirilen Cronbach Alfa analizinin sonucuna göre de ölçeğin güvenirlik değerinin .89 olduğu saptanmıştır. Tüm bu sonuçlar geliştirilen kelime öğretim stratejileri ölçeği’nin geçerli ve güvenilir olduğunu göstermektedir. Bu ölçek aracılığıyla öğreticilerin kelime öğretirken kullandıkları stratejiler ve bu stratejileri işe koşma durum ve sıklıklarının belirlenmesi hedeflenmektedir. Bu sayede öğreticilerin kelime öğretimi konusundaki eksiklikleri ve yeterlilikleri ortaya konularak kelime öğretimi özelinde yapılacak eğitimlerdeki öğrenme-öğretme etkinlikleri buna göre düzenlenebilecektir. Ayrıca bu ölçek, öğreticilerin kelime öğretimi çerçevesinde yapabileceklerine yönelik yol gösterici olarak da kullanabilecekleri niteliktedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>NEWMARK’IN ÇEVİRİ YÖNTEM VE STRATEJİLERİ BAĞLAMINDA TENEKE ROMANININ ARAPÇA ÇEVİRİLERİNDE YEREL KÜLTÜR UNSURLARININ AKTARIMI ÜZERİNE BİR İNCELEME</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22872</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22872</guid>
      <author>Tarek Abdelgalil MORSY</author>
      <description>Bu çalışmada Peter Newmark’ın ortaya koyduğu çeviri yöntem ve stratejileri bağlamında Yaşar Kemal’in Teneke romanın Arapçaya yapılan iki farklı çevirisi, yerel kültür unsurlarının aktarılması bakımından incelenmiş ve çevirmenlerin çevirideki eğilim ve tercihleri değerlendirilmiştir. Her iki çevirinin de edebi dile, aynı standart Arapçaya yapılmış olmasına rağmen çevirmenlerin Türkçeye özgü yerel kültür ögelerini aktarırken zaman zaman kendi yerel kültürler sözcüklerine başvurması, bazen de standart dilde farklı eşdeğerlikleri tercih etmesi ve kaynak metinde geçen şive / ağız ögelerini çevirmenlerin erek dile yansıtma tercihlerini göstermesi açısından bu çalışma ayrı bir önem taşımaktadır. Bu çalışmaya konu olan çeviri ögeleri Newmark’ın yerel kültür ögeleri sınıflandırılmasına göre sıralanmış ve bu ögeler yine Newmark’ın stratejilerine göre incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Demokrasiyi Hacklemek: Siber Demokrasi Araçları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22957</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22957</guid>
      <author>Celil ÖZTÜRK</author>
      <description>Bireylerin, karar alma süreçlerine ve yönetim mekanizmalarına katılımı ve temsilinde yeni bir katılım ve temsil aracı olarak sosyal ağlar ve siber demokrasi araçları ideal bir demokrasi modelinin geliştirilmesi adına bireyler için önemli fırsatlar sunmaktadır. İnternet teknolojilerinin bireylere temsil ve katılım yetenekleri açısından sunduğu fırsatlara odaklanan bu makalenin Sosyal Ağlar ve Katılım başlıklı ilk bölümünde Wall Streeet Gösterileri, Arap Baharı ve Gezi Parkı Gösterileri’nin başlamasında, yayılmasında ve gösteriler ile ilgili ulusal ve uluslararası kamuoyu oluşmasında mikroblog hizmeti Twitter’ın etkisi incelenmektedir. İkinci bölümde DemocracyOS, Loomio ve Change.org gibi, bireylerin yasal düzenlemeler ve yönetim uygulamalarına ilişkin istedikleri ya da istemedikleri konularda kamuoyu oluşturmak ve müzakerelerde bulunmak amacıyla bir araya geldikleri platformların yapısı ve çalışma sistemleri tanıtılmaktadır. Üçüncü bölümde e-demokrasi, e-yönetim, mobil yönetim, e-katılım, e-oylama ve e-siyaset gibi konseptlerin teorik olarak bilimsel, metodolojik yöntemlerle incelenmeye çalışıldığı ve tartışıldığı uluslararası konferanslara ilişkin veriler sunulmaktadır. Sonuç kısmında ise içerisinde yaşadığımız yüzyılda siyasi, sosyal ve ekonomik hayat açısından etkileri son derece derinden hissedilen ve karşılıklı olarak birbirini destekleyen küreselleşme süreci ve bilgi teknolojilerinde yaşanan gelişmeler bağlamında bireylerin yönetim süreçlerine katılım ve temsilinde internet tabanlı uygulamaların önemi vurgulanmıştır. Makalenin bahse konu bölümlerinde ele alınan konular bağlamında çok sayıda istatistiksel veri ve örnek olaydan(case studies) yararlanılmış ve birey-devlet ilişkisi açısından siber demokrasi araçları olarak ifade edilen internet tabanlı uygulamaların bireyler tarafından etkin bir şekilde kullanılmasının yakın gelecekte olası neticelerine ilişkin bir gelecek projeksiyonu ortaya koyulmaya çalışılmıştır.&#13;
&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>RELATION BETWEEN TEACHERS' JOB SATISFACTION AND THEIR MOTIVATION FOR PROFESSIONAL DEVELOPMENT </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23515</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23515</guid>
      <author>İsmet POTERAFatmir MEHMETİ</author>
      <description>Yapılan bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin yaptıkları çalışmalardan memnun olup olmama durumlarının onları farklı mesleki gelişim biçimlerine katılmaya motive edip etmediğinin anlaşılmasını ve saptanmasını sağlamaktır. Bu bağlamda, araştırma sonucunda, öğretmenleri mesleki gelişime katılmaya teşvik eden önemli faktörler belirlenmiştir. Kendi kaderini belirleme teorisine göre, SDT (Deci ve Ryan, 2000), bireyi kariyer gelişimi gibi eylemlerde bulunmaya sevk eden iki farklı motivasyon faktörü bulunmaktadır:&#13;
İş tatmini, önemli bir motive edici / güdüleyici faktör olarak değerlendirilmektedir; motive edici faktörün öğretilmesi ve uygulanması durumunda sürecin içsel veya dışsal bağlamda karmaşık bir şekilde karşımıza çıktığı görülmektedir. Bu nedenle, motive edici faktörün mesleki gelişim biçimlerine katılımı etkileyen en önemli motivasyon faktörü olup olmadığını açık olarak tespit etmemiz mümkün gözükmemektedir. Öğrencilerin kaliteli öğretim sonucunda elde ettikleri başarı, öğretmenlerin çalışmalarından memnun olma şekli olarak kabul edilirse, bu durum cinsiyet açısından önemli bir faktör olarak ortaya çıkmaktadır (r = .24). Öğretmen örneği. İş tatmini derecesi ve sürekli mesleki gelişimin çeşitli biçimlerine katılım talebindeki artış / ihtiyaç, karşılıklı olarak bağlantılı olmadıklarını varsaymaktadır. Yapılan araştırmada dikkat edilen hususlardan en önemlisi araştırmanın nicel olmasıdır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler anket çerçevesinde elde edilmiştir. Örneklem; 170 öğretmenden oluşmaktadır. Bu 170 öğretmenin belirlenmesinde çeşitli faktörler (cinsiyet, branş / kademe, yaşanılan yer / kırsal ve kentsel) dikkate alınmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ORTAOKUL FEN BİLGİSİ PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ: OKUL FARKLILIKLARI AÇISINDAN BİR DURUM ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23455</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23455</guid>
      <author>Enver ŞAHANMehmet TAŞDEMİR</author>
      <description>Üreten ve hızla gelişen dünyada bir yer edinebilmek ve çağdaş yaşam tarzına uyum sağlamak, ülkelerin geleceği için hayati önem taşımaktadır. 21. yüzyılda devam eden bilim ve teknolojideki ilerleme; ülkeler için iş sahasından toplumların sosyolojik yapılarına, sanayileşmeden askeri gücüne kadar her alanda önemini ve etkisini arttırmaktadır. Bu doğrultuda çocuklara verilecek Fen Bilgisi eğitim ve öğretiminin niteliğinin, üreten ve gelişen bir toplumun oluşması adına anahtar rollerden biri olduğu düşünülmektedir. Öğretmenler, programların uygulanması ve eğitimin başarısında asıl faktörlerden biridir. Fen Bilgisi öğretmenleri, bu süreçte mevcut Fen Bilgisi programının uygulanabilirliğini ve niteliğini belirlemede danışılması gereken uzmanlar olarak görülmektedir. Araştırmada bu noktadan hareketle ortaokul Fen Bilgisi öğretmenlerinin, mevcut programın uygulanabilirliğine, başarılı ve zayıf yönlerine dönük görüşleri alınmak amaçlanmıştır. Ayrıca eğitim-öğretim ortamının önemli bir paydaşı olduğu ve programın başarısında etkisi olabileceği düşüncesiyle bu okullardaki idarecilerden de aynı konuda değerlendirme yapmaları istenmiştir. Araştırma, nitel karakterli bir çalışmadır. Çalışma grubunu Kırşehir ilinde 6 farklı ortaokulda görev yapmakta olan 16 Fen Bilgisi öğretmeni ve 14 okul idarecisi oluşturmaktadır. Kapsam geçerliliğini yükseltmek adına tek bir bölge ile sınırlı kalınmamış; merkez, ilçe ve köylerden tesadüfi olarak 2’şer okul belirlenmiştir. Çalışmada, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nitel veriler araştırmacılar tarafından analiz edilerek değerlendirilmiştir. Sunulan önerilerle de çalışma sonlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ETKİLİ OKUMA ÖZYETERLİK ALGI ÖLÇEĞİNİN GELİŞTİRİLMESİ: GEÇERLİLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23378</guid>
      <author>Ersin ŞAHİNİbrahim ÖZTAHTALI</author>
      <description>Öğrencilerin etkili okuma öz yeterlik algılarını belirlemeye yönelik ölçme aracı geliştirmek amacıyla yapılan araştırmanın çalışma grubunu, Bursa ili Merkez ilçelerinde bulunan ve 2016-2017 döneminde eğitim öğretime devam eden toplam 345 erkek 332 kız olmak üzere toplam 677 ortaöğretim öğrencisi ile 10 alan uzmanı oluşmuştur.  Öğrenciler 5 farklı ortaöğretim okulundan tesadüfî yöntemle seçilmiştir. Ölçek geliştirme aşamasında 56 eylem maddesi oluşturulmuş, bu maddelerin madde-toplam korelasyon değerlerinin hesaplanmasından sonra değerleri düşük olan maddeler ölçekten çıkarılmış ve kalan 41 madde verileri kullanılarak Açımlayıcı ve Doğrulayıcı Faktör Analizleri yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre çıkarılan maddelerden sonra ölçekte kalan 21madde dört faktörlü bir yapıda sunulmuştur. Yığılmalı varyansın %56,83’ünü açıklayan toplam 4 faktörün öz değerleri (eigenvalue)  sırasıyla ;  birincinin 4,180 ; i kincinin 2,512 ; üçüncünün 4,096 ve dördüncünün ise 1,153 tespit edilmiştir. Ölçeğin tümü için iç tutarlılık anlamında Cronbach⍺=0.876 değeri olarak hesaplanmıştır. Doğrulayıcı analiz  sonuçlarına göre (RMSEA =0,070  ;  SRMR=0,073 ; NNFI= 0,91 ;  CFI =0,94)  uyum indeks değerlerine ait  model uygunluğunun kabul edilebilir düzeyde ve  Ki-kare(477,07 ;  p&lt;0.05)  değeri de anlamlı bulunarak verilerin normal dağılım özelliğine sahip olduğunu göstermiştir  Ölçüt geçerliği için yapılan analiz sonucunda  uygulama sonuçları arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir (r= 0,82 ;  p&lt;0,01) . Bu durum ölçeğin ölçüt geçerliliğine sahip olduğunu göstermiştir. Ulaşılan bulgular eldeki etkili okuma ölçeğinin geçerlilik ve güvenirlik özelliğine sahip olduğunu destekler niteliktedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUL MÜDÜRLERİNİN HİZMETKAR LİDERLİK DAVRANIŞLARI İLE ÖĞRETMENLERİN İŞ DOYUMU ARASINDAKİ İLİŞKİLER</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24802</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=24802</guid>
      <author>Zeynep Meral TANRIÖĞENOrhan ÇOBAN</author>
      <description>ÖZET&#13;
Bu araştırma öğretmen algılarına göre ortaokul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırma verileri, 2018 yılı Denizli ili Pamukkale ilçesindeki 326 öğretmenden alınan anketlerden elde edilen verilerden sağlanmıştır. Ortaokul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon testi kullanılmıştır. Ortaokul müdürlerinin hizmetkâr liderlik davranışları ile öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişki büyüklüğünü ölçmek için Regresyon Analizi testi kullanılmıştır. Ölçekler ve alt boyutları arasındaki ilişki incelendiğinde Hizmetkâr liderlik ile iş doyumunun dışsallık alt boyutu arasında pozitif yönlü orta düzeyde bir ilişki,  hizmetkâr liderlik ölçeğinin mütevazı ve sorumlu yöneticilik alt boyutu ile iş doyumu ölçeğinin dışsallık alt boyutu arasında orta düzeyde pozitif bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Diğer boyutlar arasında pozitif yönlü zayıf bir ilişki bulunduğu görülmektedir. Ortaokul öğretmenlerinin iş doyumunun hizmetkâr liderlik ölçeğinin alt boyutları ile birlikte orta düzeyde anlamlı bir ilişki gösterdiği görülmüştür. Regresyon analizinin anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde ise, sadece mütevazılık ve sorumlu yöneticilik değişkeninin iş doyumu üzerinde önemli (anlamlı) bir yordayıcı olduğu görülmektedir. Diğer değişkenler önemli bir etkiye sahip değildir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BRANŞ ÖĞRETMENLERİNİN 4 VE 5. SINIFLARDA TÜM DERSLERE GİRMESİNİN PEDAGOJİK AÇIDAN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22887</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22887</guid>
      <author>Serdarhan Musa TAŞKAYA</author>
      <description>Türkiye’de öğretmenler içinde en büyük grubu sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Sınıf öğretmenleri ilköğretimin 1-5. sınıflarında derslere girmektedir. Ancak, 2003 yılından beri, devlet okullarında 4 ve 5. sınıflarda bazı derslere branş öğretmenleri de girmeye başlamıştır. Branş öğretmenlerinin girmediği derslere ise sınıf öğretmenleri girmeye devam etmektedir. Bu durum son yıllarda bazı tartışmalara neden olmaktadır. Bu araştırmada, ilköğretim 4 ve 5. sınıflarda bütün derslere branş öğretmenlerinin girmesinin pedagojik açıdan değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla ilköğretim kurumlarında görev yapmakta olan öğretmen ve okul yöneticileri ile eğitim müfettişlerinin görüşleri alınmıştır. Araştırma, tarama modeli ile desenlenenmiştir. Araştırmanın evrenini ilköğretim okullarında görev yapmakta olan öğretmen ve okul yöneticileri ile eğitim müfettişleri oluşturmaktadır. Örneklem ise 12 ilden rastgele yöntemle seçilen 2217 kişiden oluşmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen Likert türü ölçekle toplanmıştır. Verilerinin analizinde LİSREL ve SPSS programlarından yararlanılmıştır. Araştırmada, 4 ve 5. sınıflarda tüm derslere sınıf öğretmenleri yerine branş öğretmenlerinin girmesinin pedagojik açıdan yararına ilişkin eğitim iş görenlerinin görüşlerinin görev durumuna ve kıdeme göre anlamlı bir farklılaşmaya neden olduğu, eğitim düzeyi, cinsiyet, mezun olunan okul ve okulun bulunduğu yere göre ise anlamlı bir farklılaşmaya neden olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar da göz önünde bulundurularak özellikle Bakanlığa, öğretmen yetiştiren kurumlar olan üniversitelere ve bu konuda araştırma yapan kişi ve kurumlara bazı önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sâmiha Ayverdi ile Annemarie Schimmel'in Mektupları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22928</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22928</guid>
      <author>Hülya TEPEDELEN</author>
      <description>Günümüzde iletişim için genellikle telefon veya internet kullanılmakla birlikte eski dönemlerde bu amaç için mektup tercih edilirdi. Bir haberleşme aracı olarak ortaya çıkmasına rağmen zamanla başka amaçlara da hizmet etmeye başlayan mektup, kişiler arasındaki iletişimi ve sevgi bağını kuvvetlendirir, duygu ve düşüncelerin ifade edilmesini sağlar. Anı, günlük ve gezi yazıları ile birlikte mektup da okuruna dönem hakkında çeşitli bilgiler sunar. Yazar, kendi yaşamına, ailesine, duygularına vs. yer verirken toplumsal hayattan, yaşanan değişimlerden, toplumu etkileyen olaylardan da bahseder ve konu hakkındaki fikirlerini açıklar. Bunları yaparken de samimi bir üslup kullanır. Yayımlama kaygısı taşımadan yazdığı bu mektuplarda kendini açıkça ifade eder. Döneminin önemli yazarlarından biri olan Sâmiha Ayverdi ile kıymetli çalışmalara imza atmış bir akademisyen olan Annemarie Schimmel’in yazışmalarını ihtiva eden Mektuplar-2 adlı kitapta bir dönemin algısı iki farklı kültüre mensup kişiler tarafından sunulur. Bu bakımından önemlidir. Çünkü 1953 ile 1991 yıllarını kapsayan mektuplar, hem kendi hayatları ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi olmamız hem de yaşadıkları dönemin algısını kavramamız açısından çeşitli malzemelere sahiptir. Ayrıca mektupların uzun bir süre zarfına yayılmaları dolayısıyla hem kişilerin hem de toplumun değişimini görmek mümkündür. Bu çalışmamızda bahsi geçen mektuplardan yola çıkarak Samiha Ayverdi ve Annemarie Schimmel’in birbirleri hakkındaki görüşlerini, sevgi üzerine söylediklerini, Schimmel’in memleket hasretini ve yaptıkları çalışmalar etrafında dile getirdiklerini değerlendirdik.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kişiliğin Dışa Karşı Korunması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22820</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22820</guid>
      <author>Siğnem TİNNİ</author>
      <description>Özellikle son yıllarda teknolojik gelişmeler ile birlikte sosyal medya kullanımlarının hız kazanması kişilerin kişilik hakları ile ilgili sorunlarını gündeme getirmiştir. Kişilerin kendi istekleri dâhilinde olsa bile özel hayatlarını bu denli paylaşmaları sadece hukuki açıdan değil, sosyolojik açıdan da incelenmeye değer bir mesele olmuştur. Bu çalışmada kişiliğin hukuki açıdan ne ifade ettiğine değinilmiş aynı zamanda kişiliğin kimlere karşı hangi durumlarda korunabileceği ve bu korunmanın sınırlarının ne olduğu üzerinde durulmuştur</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>GAZİ ÜNİVERSİTESİ DİPLOMASI, ARMASI VE İMGESEL TASARIM ÖGELERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23509</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23509</guid>
      <author>Abbas KETİZMEN</author>
      <description>Diploma bir eğitim sürecinin başarıyla tamamlandığını belgeleyen en önemli evraktır. &#13;
Gazi Üniversitesi Diplomalarının yeniden tasarlanmasına 1996 yılında, dönemin rektörü  tarafından karar verildi. Dört akademisyen tasarımcı seçildi ve çalışmalarına başlandı. 4 yıl devam eden süreçte uygun sonuç elde edilemedi. 2000 yılında seçilen rektör  tarafından aynı talep tekrar edildi. Sürecin, yine olumsuz sonuçlanması üzerine, 2001 yılında diploma tasarımı için, araştırmacı akademisyen-grafik tasarımcıdan , tasarım talebinde bulunuldu. &#13;
Gazi Üniversitesi, diploma tasarımları ile bir ilk yaratmaya, kurumsal tanıtımına örnek olmaya   önem verdi. Tasarımcının yaptığı yüzlerce tasarımı defalarca üniversite senatosunda görüşüldü. Hazırlamış olduğu “Gazi Üniversitesi Arması” büyük beğeni gördü. Arma, diplomanın en önemli görsel unsuru olarak kabul edildi. &#13;
Gazi Üniversitesi Arması, bünyesinde bulunan on dokuz akademik birimin her biri için fakültelerin eğitim alanlarıyla ilgili imgesel tasarımının, simgesel ve soyut yorumlarıyla oluşturuldu. Logo tarzındaki bu simgesel tasarımlar, fakültelerin logo tasarımı olarak ta değerlendirilmek üzere incelendi. Her biri, yüzlerce çalışma ve onlarca sunum sonucu kabul edildi. Bu simgelerden Tıp alanı ile ilgili olanı Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi tarafından onbeş yıl boyunca Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hastanesi logosu olarak kullanıldı. Ayrıca, Gazi Üniversitesi Armasını oluşturan “mesleki alan simgeleri” arma ile birlikte her fakültenin özgün sembolleri olarak ta kendi diplomalarında kullanıldı. Arma, her yıl 15-20 bin civarında mezun veren Gazi Üniversitesi’nin  diplomaların da 13 yıl boyunca yer aldı. &#13;
Gazi Üniversitesi, armada, çevresindeki on dokuz yıldızın birleşiminden oluşan “Şems”(Güneş) motifi ile sembolize edilmiştir. Güneşin etrafını oluşturan  ve her biri ayrı ayrı fakültelerin imgelerini çevreleyen on dokuz yıldız simgesi tasarımında, Selçuklu bezemelerinden (motiflerinden) esinlenilmiştir ve kuyruklu yıldızı ifade etmektedir. &#13;
Gazi Üniversitesi Arması, çoğu alanlarda saç kılı inceliğinde olmak üzere tamamen vektörel formda hazırlanmış ve (kıymetli kağıt baskı tekniğinde kullanılan yöntemler gibi) klişe-tipografi yöntemiyle basılmıştır.  Sadece 2005 yılındaki ilk baskı serisinde kullanılan, tasarımcıya ait incelemeli patent de (Kopyası Elde Edilemeyen Desen Baskısı yöntemi-TPE 2008/09199) güvenlik amacıyla eklenerek, bu patentle sahteciliğine karşı önlem alınan ilk ve tek diploma özelliğini de kazanmıştır.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE SON SINIF ÖĞRENCİLERİN MESLEK SEÇİMİNDE AİLENİN ROLÜ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22984</guid>
      <author>Ümran TURANKemal KAYIKÇI</author>
      <description>Bu çalışma, rehber öğretmen, veli ve öğrencilerin görüşlerine dayalı olarak lise son sınıf öğrencilerinin meslek seçiminde ailenin rolünü belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırma nitel araştırma yöntemine göre hazırlanmıştır. Araştırma olgubilim deseninde hazırlanmıştır. Araştırmada araştırmacılar tarafından hazırlanan sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya İli merkez Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı ilçelerindeki toplam altı lisede görev yapmakta olan 17 rehber öğretmen, 52 lise son sınıf öğrencisi ve 46 lise son sınıf öğrenci velisinden oluşmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; lise son sınıf öğrencilerinin meslek seçiminde öncelik verdikleri kriterler; “doyurucu maddi kazanç sağlama,” “prestij toplumsal saygınlık”, “ailesinin beklentilerini karşılamak”, “ilgi ve yeteneklerine uygun meslek edinmek”, “işsiz kalmamak”, “çalışma koşullarının cazip olması” şeklinde sıralanmıştır. Velilerin öğrencilerin meslek seçimindeki öncelikleri ise “kendi tercihleri, maddi kazanç, prestij ve saygınlık” yer almaktadır. Öğrencilerin çoğu, ailelerinin meslek seçimindeki rolünü çok büyük bulmaktadır, lise son sınıf öğrencilerinin ailelerinin meslek seçimlerinde demokratik, otokratik, serbest bırakıcı, rehberlikçi, yardımcı bir tutum izlediklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin ailelerinin meslek seçimindeki tutumlarına karşılık kendi tercihlerini hayata geçirme konusunda çatışmacı bir tutum izledikleri saptanmıştır. Meslek seçiminde ailelere çocuklarını tanıma ve yöneltme konusunda eğitim verilebilir. Okul ve aile meslek seçimi konusunda iş birliği içinde çalışmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETİMİNDE BİR SÖYLEM ÇÖZÜMLEME DENEMESİ: TAŞ KESİLEN ÇOBAN EFSANESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22990</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22990</guid>
      <author>Salih TUZLUKAYA</author>
      <description>Toplumun hayat felsefesini, yaşam biçimini, ahlak anlayışını, yücelttiği değerleri içlerinde barındıran, tarihin ve inanışların yüzlerce hatta binlerce yıllık izlerini taşıyan efsaneler, millî şuur oluşturma bakımından son derece önemli edebi ürünlerdir. Bu türdeki edebî ürünlerde yer alan değerleri ve millî şuuru oluşturan ögeleri ortaya koymaya ve yorumlamaya imkân sağlayan bir çözümleme metodunun olması ve uygulanması gerekmektedir. Bu araştırmada başta efsane olmak üzere diğer edebî türler yoluyla bir topluluğa ait olmayı sağlama, millî bir bilinç kazandırma, erdemli bir birey olma, farklı ve yaratıcı düşünme gibi olguların kazandırılması için kullanılabilecek bir yöntem ve çözümleme denemesi olarak söylem çözümlemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan söylem çözümlemesi yöntemi, metnin dil özelliklerinden yola çıkarak anlatıcının seçimlerinin anlaşılması ve metnin üreticisinin doğrudan ifade etmediği örtük anlamların bağlam içerisinde ortaya çıkarılmasını amaçlayan bir yöntemdir. Bu çalışmada, Ruhi Kara’nın “Erzincan Efsaneleri Üzerine Bir Araştırma” başlıklı kitabındaki Refahiye’nin Alaçayır köyüne ait olan Taş Kesilen Çoban efsanesinin söylem çözümlemesi yapılmaya çalışılmıştır. Efsanenin söylemi, J. P. Gee’nin söylem çözümlemesi yöntemiyle incelenmeye çalışılmıştır. Bu yönteme göre efsane üç ana başlık altında incelenmiştir. Efsane biçim analizi, anlam analizi ve dil analizi olmak üzere üç başlık altında J. P. Gee’nin söylem çözümleme yaparken belirlemiş olduğu yirmi yedi alt başlıkta incelenmiştir. Biçim analizinde yazarın söylemini oluştururken kullandığı araçlar ortaya konulmuş ve efsanenin kurgusal yapısı ile ilişkilendirilmiştir. Anlam analizinde ise, söylemi oluşturan anlamsal bağlar, kurguyu oluşturan yapısal unsurlar dikkate alınarak açıklanmıştır. Dil analizinde ise söylemi oluştururken yazarın özellikle yoğunlaştığı kelimeler ve yazarın bilinçli olarak tercih ettiği yapılar ortaya konmuştur. Çalışma, söylem çözümlemesi yönteminin halk edebiyatına ait olan edebi metinlerin tahlilinde ve okur tarafından efsanelerin daha iyi anlaşılmasında etkili bir yol olduğunu gösterme amacını taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nominalkomposita im Türkischen und Deutschen</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23458</guid>
      <author>Ayşe UYANIK</author>
      <description>Zusammenfassung&#13;
Nominalkomposita zählen zu den meist gebrauchten Wortbildungen der deutschen Sprache. Sie sind Kompositionen deren Glieder mindestens aus zwei Nomen entstehen. Sie existieren auch in der türkischen Sprache, jedoch ihre Anzahl ist unterlegen und Bildung, unterschiedlich. Da die DaF- Lernenden diese Abweichungen und Gemeinsamkeiten der Wortbildungsprozesse von den erwähnten Sprachpaaren nicht beherrschen bevorzugen sie andere Bildungen und Äußerungsmöglichkeiten, die eigentlich ein fließendes Deutsch hindern. Dagegen entsprechen den unvollständigen Genitiven im Türkischen, die gleichzeitig auch als Komposita gelten aber getrennt geschrieben werden, deutsche Nominalkomposita. Doch die DaF- Lerner sind über diese Entsprechung nicht informiert. Diese Arbeit beabsichtigt den DaF – Lernenden die Übersetzungsmöglichkeit der türkischen unvollständigen Genitivkonstruktionen durch Nominalkomposita ins Deutsche zu vorschlagen. Dafür wird im theoretischen Teil die Nominalkomposita im Türkischen und Deutschen vorgeführt. Nachdem wird mit einer Übersetzungsaufgabe versucht festzustellen, wie sie unvollständige Genitive aus dem Türkischen ins Deutsche übersetzen. An dieser Durchführung kann gesehen werden, dass die Lernenden in diesem Bereich kenntnislos sind. Sie sind der Zusammensetzung von Nomen genau so fremd wie den Fugenelementen, die für die Naht dieser Nominalkomposita notwendig sind. Wenn den DaF- Lernenden mit diesen Wortbildungsprozessen bekannt gemacht werden und diese Konstruktionen ihnen beigebracht werden können sie sich in der Zielsprache viel besser ausdrücken und über eine hochwertigere Sprachkompetenz verfügen. &#13;
Schlüsselwörter: Komposita, Nominalkomposita, unvollständige Genitivkonstruktionen, Wortbildung       &#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MUHASEBE EĞİTİMİNDE LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN TÜKENMİŞLİK VE İŞ DOYUM DÜZEYLERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23464</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23464</guid>
      <author>Selçuk YALÇIN</author>
      <description>Bu çalışmada muhasebe eğitimi alan lisans öğrencilerinin tükenmişlik ve iş doyum düzeylerini ölçmek amacıyla bir anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre tükenmişlik ile iş doyumu arasında 0,01 anlamlılık düzeyinde çok zayıf ve negatif bir ilişki saptanmıştır. Tükenmişlik ölçeğinin alt ölçeklerinde orta düzeyde tükenmişlik ve iş doyum ölçeğinin alt ölçeklerinde orta düzeyde iş doyumu tespit edilmiştir. Genel tutumlara ilişkin ifadelerin ortalamalarına göre katılımcılar muhasebe meslek mensubu olmanın zor olduğunu düşündükleri, buna rağmen mezuniyet sonrası stajlarını hemen başlatacakları ve gelecek 10 yılda belge sahibi olarak kendi büroları veya başka bir işyerinde çalışma konusunda katılım yönünde tutum belirtmişlerdir. Diğer taraftan katılımcılar gelecek 10 yılda bağımsız denetçi, müfettiş, öğretmen veya akademisyen olma konusunda kararsızlık yönünde tutum belirtmişlerdir. Son sınıf öğrencileri muhasebeci ve denetçi olmanın zorluğunun farkındadırlar ve bu konuda kötümserdirler. &#13;
Duygusal tükenme alt ölçeğinden elde edilen ortalamalara göre, katılımcılar çoğu zaman günün sonunda kendilerini ruhen tükenmiş ve okulun kendilerini tükettiğini hissettiklerini ifade etmişlerdir. Duyarsızlaşma alt ölçeğinden elde edilen ortalamalara göre katılımcılar bazen okula başladığından beri insanlara karşı katılaştığını, aldığı eğitimin giderek kendisini katılaştırmasından korktuğunu ve diğer öğrencilerin başına gelenlerin umurunda olmadığını hissettikleri ifade etmişlerdir. Kişisel başarı alt ölçeğine verilen cevapların ortalamalarına göre katılımcılar çoğu zaman eğitim gereği karşılaştıkları insanların ne hissettiklerini anlayabildiklerini, onların sorunlarına en uygun çözüm yollarını bulduklarını ve okulda arkadaş ve hocalarıyla yakından ilgilendiklerinde kendilerini canlanmış hissettiklerini belirtmişlerdir. &#13;
Katılımcıların içsel ve dışsal iş doyumları orta düzeydedir. İçsel iş doyum konusunda katılımcılar başarı hissi, sabit bir iş, saygınlık, kendi kararlarını ve yöntemlerini uygulama şansı ve başkaları için bir şeyler yapabilme imkânı sağlaması açısından memnuniyet ifade etmişlerdir. Dışsal iç doyum konusunda ise katılımcılar takdir edilme, iş ile ilgili kararların uygulamaya konması ve terfi imkânı açısından memnuniyet belirtmişlerdir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ ÖĞRETME-ÖĞRENME ANLAYIŞLARININ ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ (KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23496</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23496</guid>
      <author>Dilek YARALI</author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen adaylarının “öğretme-öğrenme anlayışlarını” incelemektir. Ayrıca araştırmada öğretmen adaylarının yapılandırmacı ve geleneksel öğretme-öğrenme anlayışlarının cinsiyet, program türü, sınıf düzeyi, akademik ortalama ve yaş aralıkları değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı bir düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada verileri toplamak için tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde Kafkas Üniversitesinin çeşitli programlarında öğrenim gören 343 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veriler “Öğretme-Öğrenme Anlayışları Ölçeği” aracılığı ile toplanılmıştır.  “Öğretme-öğrenme anlayışları ölçeği” Chan &amp; Elliot (2004) tarafından geliştirilmiş ve Türkçe’ye uyarlanması Aypay (2011) tarafından yapılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analiz edilmesinde SPSS programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, frekans, yüzde, standart sapma, minimum ve maksimum değerler, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgularına göre, öğretmen adaylarının yapılandırmacı öğretme-öğrenme anlayışını benimsedikleri görülmüştür. Ancak geleneksel öğretme-öğrenme anlayışı konusunda kararsız kaldıkları belirlenmiştir. Bu bulgulara dayanarak araştırmaya dahil edilen öğretmen adaylarının yapılandırmacı anlayışı geleneksel anlayıştan daha fazla benimsedikleri söylenebilir. Araştırmada program türü değişkenine göre sadece yapılandırmacı anlayış alt boyutunda istatistiksel olarak anlamlı farklılaşmalar bulunmuştur. Ayrıca akademik ortalama ve yaş aralıkları değişkenlerine göre geleneksel anlayış alt boyutunda anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Fakat araştırmada öğretmen adaylarının yapılandırmacı ve geleneksel anlayışların cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre farklılaşmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRK ÖĞRENCİLERİN ARAPÇA YAZILI ANLATIM BECERİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ (ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22969</guid>
      <author>Hacı YILMAZ</author>
      <description>Yabancı dil öğretiminde dört beceriden biri olan yazma becerisini öğrenciye kazandırmak belki de öğretmenlerin ya da programların en önemli amaçlarındandır. Her ne kadar dil becerileri sayılırken yazma becerisi dinleme, konuşma ve okumadan sonra son sırada sayılsa da aslında bir yabancı dildeki en son varılacak noktadır. Aynı zamanda yazılı anlatım bir yabancı dilin öğretilmesinde önemli bir ölçme tekniğidir. Bu araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Arapça Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı 1. sınıf öğrencilerinin Arapça yazılı anlatım dersinde yapmış oldukları sistematik hataları tespit etmek, hata çözümlemesi ışığında sınıflandırmak, yapılan hataların sebepleri üzerinde durmak ve bu yanlışları öğrencilere yardımcı olmak amacıyla dilsel ve psikolojik olarak yorumlamak için yapılmıştır. Araştırmada Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Arapça Mütercim-Tercümanlık 1. Sınıf öğrencilerine iki farklı kompozisyon konusu verilmiş ve bu konulardan birinde kompozisyon temel yazım kurallarını göz önünde bulundurarak bir kompozisyon yazmaları istenmiş ve elli dakika süre verilmiştir. Bu çalışmada, elde edilen veriler yanlış çözümleme yaklaşımına göre değerlendirilmiştir. Veriler analiz edilerek gruplandırılmıştır. Sonuç olarak, öncelikle yapılan hataların büyük bir bölümü kısmî hatalar dediğimiz ve karşımızdakiyle iletişime engel olmayan hatalardır. Bu sevindirici bir durumdur. Çünkü bu hataların zaman içinde düzeltilebilme şansları vardır. Yapılan kısmî hataların çoğu gramer hatalarından oluşmaktadır. Arapça cümle kuruluşları ve özellikle de isim cümlesi konusunda fazla hata yapıldığı görülmüştür. Öte yandan morfolojik yapının iyi bilinmemesi ve yazım hataları da önemli yer tutmaktadır. Elde edilen verilerde bütüncül hataların oranını %13 olması öğrencilerin Arapçanın temel yapıları öğrenmiş oldukları şeklinde değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>HAVAYOLU HİZMET KALİTESİNİN YOLCU MEMNUNİYETİ ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23452</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=23452</guid>
      <author>Canan YILMAZ UZNur ÖZER CANARSLAN</author>
      <description>Küresel dünyanın yeni eğilimleri birçok sektörü etkilemiştir. Bu sektörlerin aktif şekilde faaliyet göstermeleri, ancak hızlı bir adaptasyon süreci ile mümkün olabilmektedir. Ulaşım sektöründe yaşanan hızlı değişimler insanların hızlı akıp giden dünyaya adapte olabilmeleri için seyahat etme şekillerini değiştirerek daha hızlı ulaşım araçlarını tercih etmelerine neden olmaktadır. Sağladığı bu avantaj nedeniyle en çok tercih edilen ulaşım türlerinden biri olan havayolu ulaşımında yolcu memnuniyeti sağlamak, rakip sayısının günden güne artması nedeniyle hayati bir rol oynamaktadır. Somut üründen çok soyut ürün olarak tanımlanabilen havayolu ulaşım sektöründe yolcuların ürün algısı, yaptıkları her bir işlemin bileşkesi olmaktadır. Dolayısıyla, bir uçuşun sağlanabilmesi için gerekli olan bütün işlemlerin yolcu memnuniyeti üzerine etki ettiği düşünülmektedir. Söz konusu işlemlerin sadece uçuş anını kapsamadığı, neredeyse uçuş fikrinin oluşmasıyla başlayıp varış noktasından sonra da devam ettiği ve hem somut hem soyut öğeleri içerdiğini söylemek mümkündür. Bu aşamaların yolcu memnuniyetine nasıl etki ettiklerinin bilinmesinin özellikle firmalar açısından önem arz ettiği düşünüldüğünden, uçuş öncesi, uçuş sırası ve uçuş sonrası hizmet kalitesinin etkilerinin ayrı ayrı incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma verileri anket yöntemi ile toplanmış, anket uygulaması sosyal medya aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini en az bir defa havayolu seyahati yapan kişiler oluşturmuştur. Çalışmanın sonucunda havayolu ulaşımında farklı hizmet aşamalarının yolcu memnuniyeti üzerinde nasıl bir etkisinin olduğu yanıtlanmaya çalışılmış ve bu etkinin yönü tespit edilmek istenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


