






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies - Language and Literature, Yıl 2025 Sayı Volume 20 Issue Ö1</title>
    <link>https://turkishstudies.net/language?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3865</link>
    <description>Turkish Studies - Language and Literature</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, ANKARA&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>المقاصدُ العامّة والخاصّة فِي عِلمِ النّحو: دراسة وصفية تحليلية في ضوء التُّراث اللُّغوي</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88115</guid>
      <author>Mohamed ABDELREHEM</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırma, Arap nahiv ilminin genel ve özel makāsıdlarını (amaç ve gayelerini) klasik dil mirası ışığında kapsamlı biçimde inceleyen özgün bir çalışmadır. Çalışmanın temel amacı, nahiv ilminin yalnızca kurallar bütünü olmadığını; aksine, dilin anlam boyutunu, kültürel derinliğini ve iletişimsel işlevini düzenleyen maksat temelli bir sistem olduğunu ortaya koymaktır. Araştırma, “nahiv ilminin tıpkı usûl-i fıkıhtaki makāsıd sistemi gibi kendi içsel amaç yapısına sahip olup olmadığı” sorusuna yanıt aramaktadır. Çalışmada, klasik nahiv kaynakları betimleyici ve çözümleyici yöntemlerle incelenmiş; nahiv âlimlerinin açık ifadeleri ve dolaylı göndermeleri üzerinden bu ilmin temel maksatları kavramsal düzeyde ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, nahiv maksatlarının &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;iki ana düzeyde&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; sınıflandırılabileceğini göstermektedir: &lt;/span&gt;&lt;em&gt;Genel maksatlar&lt;/em&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;, dilin bütünlüğünü koruma, hatadan arındırma, Kur’ân ve sünneti doğru anlama, Arap kimliğini muhafaza etme ve edebî üretimi destekleme gibi evrensel hedefleri kapsar. &lt;/span&gt;&lt;em&gt;Özel maksatlar&lt;/em&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; ise anlamın açıklığı (ifade), belirsizliğin giderilmesi (emnü’l-lebs), ses ve yapı uyumu (ittibâ‘), kısalık ve yeterlilik (istiğnâ), benzerlik ve paralellik (müşâbehe, müşâkele) gibi dilsel ilkelere dayanmaktadır. Araştırma sonuçlarına göre klasik nahiv âlimleri bu maksatların çoğunu bilinçli olarak benimsemiş ancak bunları sistematik biçimde sınıflandırmamışlardır. Bu nedenle çalışma, &lt;/span&gt;“Nahiv Makāsıdı”&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; adlı yeni bir araştırma alanı önererek Arap dil bilimlerinde işlevsel ve maksat temelli bir yaklaşımın geliştirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu yaklaşım, özellikle Arapçayı yabancı dil olarak öğrenenler için gramer öğretimini anlam merkezli, amaca dayalı ve pedagojik olarak daha etkili hale getirecektir. Sonuç olarak araştırma hem teorik hem uygulamalı düzeyde Arap dil bilimine özgün bir katkı sunmakta ve çağdaş eğitim bağlamında nahiv öğretiminin yeniden yapılandırılması için bilimsel bir dayanak oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erzurum Türkülerinde Su İmgesinin Tematik Kodları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88123</guid>
      <author>Sıtkı AKARSU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Su, birçok kültürde olduğu gibi Türk kültüründe de kutsallık atfedilen temel bir unsurdur. Tarih boyunca farklı toplumlarda suya yüklenen anlamlar, onun ilahi bir nitelik kazanarak “su kültü” olarak anılmasına yol açmıştır. İslamiyet öncesi Türk topluluklarında nehir, göl ve denizlerin ruh taşıdığına inanılmış; bu inanç, İslamiyet sonrasında da kültürel bir süreklilik içinde varlığını sürdürmüştür. Türk mitolojisinde su, yaşamı başlatan, koruyan ve dönüştüren bir unsur olarak toplumsal düzen ve inanç sistemlerinin merkezinde yer almıştır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu araştırma, Erzurum yöresi türkülerinde yer alan “su” imgesini kültürel, simgesel ve duygusal yönleriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından literatür taraması ve doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma kaynaklarını TRT Türk Halk Müziği repertuvarında yer alan Erzurum yöresine ait 308 türkü oluşturmuştur. Bu eserler, nota kayıtları ve yazılı güfte belgeleri üzerinden değerlendirilmiş, analiz süreci içerik analizi yöntemiyle yürütülmüştür. Elde edilen veriler, tematik kodlama yöntemiyle sınıflandırılarak su ve suya ilişkin imgeler (dere, çay, kar, buz, gözyaşı, kara su vb.) üzerinden yorumlanmıştır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Analiz sonuçlarına göre, su imgesi Türk kültüründe saflığın, temizliğin, bolluğun ve yaşamın sürekliliğinin bir simgesi olarak kullanılmıştır. “Kara su” ölüm ve ayrılığı, “gözyaşı” hüznü ve sevgiliye duyulan sitemi, “dere” ve “çay” ise yaşam döngüsünü temsil etmektedir. Türkülerde mani türünün yoğun biçimde kullanıldığı ve bunun halkın duygu dünyasını yalın biçimde yansıttığı belirlenmiştir. Ayrıca yöresel ağız özelliklerinin, müzikal motiflerin ve tasavvufî öğelerin türkülerde güçlü biçimde yer aldığı görülmüştür. Sonuç olarak Erzurum türkülerinde su imgesi, Türk halkının doğa, yaşam ve maneviyatla kurduğu derin bağı, kültürel kimliğin özgün bir yansıması olarak ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Türk Şiirinde Kent Temsilleri: Sosyolojik Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87378</guid>
      <author>Eyyüp AKYÜZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Kent, modern Türk şiirinde yalnızca bir mekân değil; toplumsal dönüşümlerin, bireysel deneyimlerin ve sosyolojik olguların kesiştiği çok boyutlu bir alan olarak ele alınmaktadır. Bu makalenin temel problemi, modern Türk şiirinde kentin hangi toplumsal ve kültürel dinamikler üzerinden temsil edildiğini ortaya koymaktır. Çalışmada kent sosyolojisi ve kültürel kuramdan yararlanılmış; amaç olarak modernleşme, kapitalist birikim, göç, işsizlik, yoksulluk ve yabancılaşma gibi süreçlerin şiir dilindeki izdüşümlerinin görünür kılınması hedeflenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış; modern Türk şiirinden seçilen metinler sistematik biçimde incelenmiştir. Bulgular dört ana eksende toplanmıştır: Kapitalist hegemonya mekânı olarak kent, işsizlik ve yoksulluğun beşiği olarak kent, yabancılaşma mekânı olarak kent ve bürokrasi mekânı olarak kent. Bu eksenler, kentin bireysel deneyimlerle toplumsal yapılar arasındaki gerilimi nasıl yansıttığını da açığa çıkarmaktadır. Analizler, şiirsel imgelerin bireysel deneyimi toplumsal süreçlerle bütünleştirerek modern Türk şiirinde kenti hem bireysel varoluşun mekânı hem de toplumsal eleştirinin sahnesi olarak temsil ettiğini göstermektedir. Sonuç olarak, şiirler sosyolojik belge niteliği taşımakta ve bireysel duyuşların ötesinde toplumsal yapıları görünür kılan eleştirel bir söylem üretmektedir. Bu yönüyle çalışma, modern Türk şiirini sosyolojik bir okuma imkânı sunan önemli bir kaynak olarak konumlandırmaktadır. Çalışma, 25 şairin 40 şiiriyle sınırlıdır; bu sınırlılık, daha geniş bir külliyatın incelenmesini gelecek araştırmalara bırakmaktadır. Bununla birlikte, makale modern Türk şiirini sosyolojik bir tartışmanın parçası hâline getirerek edebiyat çözümlemeleri ile kent sosyolojisi arasında özgün bir köprü kurmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>+lX Ve +sXz Ekleri̇ Üzeri̇ne İşlevsel Ve Anlambi̇li̇msel Bi̇r İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82742</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82742</guid>
      <author>Öznur ALİOĞLU</author>
      <description>&lt;span lang="EN" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #1f1f1f; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Eklemeli diller sınıfına giren Türkçede ekler, sözcük türetimi yapılırken başvurulacak en önemli kaynaklardır. Türkçenin bilinen en eski yazılı kaynakları Orhon Yazıtlarından itibaren eklerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın baş rolleri olan +lX ve +sXz ekleri art zamanlı ve eş zamanlı eserlerde anlambilimsel ve işlevsel özellikleri açısından incelendiğinde söz konusu eklerin bilinen özelliklerine ek olarak farklı işlevlerde kullanıldıkları bunun yanı sıra eklendikleri sözcüklere özgün anlamlar kazandırdıkları tespit edilmiştir. Her iki ek hakkında söylenebilecek en önemli özellik; Orhon Türkçesinden başlayarak Türkçenin diğer dönemlerinde de sıkça kullanılan canlı birer ek olmalarıdır. Bu özelliğin dışında +lX ve +sXz eklerinin tespit edilen ortak işlevleri şunlardır: sıfat yapma, zarf yapma, edilgen ortaç yapma, kalıcı ad yapma, kalıp/deyimsel ifade oluşturma, yineleme yapma, soyut ad yapma, yabancı sözcükleri Türkçeleştirme, anlamı pekiştirme, anlamı genişletme işlevleri. +lX eki, yaygın bir kullanımı olan üretken yapım eklerinden biridir. +sXz ekiyle ortak işlevlerinin yanı sıra; edat yapma, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;-DAn yapılma anlamı kazandırma, belirtili isim tamlamasıyla nöbetleşme, biçimsel farklılık, yoğunluk, fazlalık ve abartı anlamları kazandırma, -rAk ekiyle kaynaşarak üstünlük/karşılaştırma anlamı kazandırma işlevleri vardır. Bu işlevlerden yalnızca belirtili isim tamlamasıyla nöbetleşme işlevi metinlerden örneklendirilememiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #1f1f1f; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;+sXz ekinin en ilgi çekici özelliği ise yapım eki olmasına rağmen bazı durumlarda çekim eklerinden sonra kullanılmasıdır. Türkçede sıralamada yapım ekleri, çekim eklerinden sonra gelir. Ancak +sXz ekini alan bazı sözcüklere bakıldığında bu sıralamanın bozulduğu görülmektedir. Çalışmada ayrıca &lt;/span&gt;&lt;span lang="EN" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: #1f1f1f; mso-ansi-language: EN; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;+lX ve +sXz ekleri &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;arasındaki anlam ilişkisi ele alınmıştır. Türkçenin dil bilgisi kaynaklarında bu konudaki ortak görüş söz konusu eklerin birbirinin karşıtı olduğu yönündedir. Türkçenin farklı dönemlerinden seçilen eserlerde geçen bazı kullanımlara göre; bu ekler Türkçe gramer kategorisinde birbirinin karşıtı olduklarını kanıtlar niteliktedir ancak kimi durumlarda bu karşıtlığın sağlanmadığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Dersi Okuma Eğitimi Kapsamında Ortaokul Öğrencilerinin Medya Metinlerini Değerlendirme Becerilerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82798</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82798</guid>
      <author>Füsun ARICIBora BAYRAM </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Ortaokul Türkçe ders kitaplarında medya metinlerinin kullanımı son yıllarda artmıştır. Gerek çağın gerekleri gerekse medya metinlerinin öğretime katkıları dolayısıyla bu artış giderek devam etmektedir. Ancak internet çağı çocukları, sosyal medya ve teknoloji kullanımı noktasında son derece başarılı olmaktadırlar. Medya metinleri; çoğunlukla yazı, ses, görüntü gibi birden fazla iletişim unsurunu barındırabilir. Bu özelliklerin olumlu ve olumsuz sonuçlarının olması kaçınılmazdır. Yenilenen 2024 Türkçe Dersi Öğretim Programında öğrenme çıktısı olarak ve ders kitaplarında metin olarak medya metinlerine yer verilmesinden hareketle &lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;b&lt;/span&gt;u çalışmada ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici ve olaya dayalı medya metinlerini değerlendirme becerileri incelenmiştir. N&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;itel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesine uygun şekilde gerçekleştirilen çalışma &lt;/span&gt;Antalya ili Manavgat ilçesinde bulunan bir devlet ortaokulunda 7. ve 8. sınıf düzeyindeki toplam 153 öğrenciyle birlikte gerçekleştirilmiştir. İlgili literatür taranarak araştırmacılar tarafından belirlenen 12 temel kriter doğrultusunda incelenen veriler içerik analiziyle çözümlenmiş, öğrencilerin metinleri analiz etme becerileri sorulara verdikleri doğru, yanlış ve kısmen doğru cevaplar ışığında tablolaştırılarak sunulmuştur.&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;Araştırma sonucunda &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;7. ve 8. sınıf öğrencilerinin bilgilendirici ve olaya dayalı medya metinlerinin kendi seviyelerine uygun olup olmadığını belirlemede başarılı oldukları ancak &lt;/span&gt;medya metinlerini derinlemesine analiz ederek değerlendiremedikleri görülmüştür. Özellikle hak ve özgürlüklere yönelik çıkarımda bulunabilme, metinden hareketle metnin yazarı hakkında çıkarımda bulunabilme, metni etik kurallara uygunluk açısından değerlendirebilme, metinde kullanılan ikna tekniklerini belirleyebilme ve metni dil ve anlatım yönünden değerlendirebilme maddelerinde belirgin bir başarısızlık tespit edilmiştir. &lt;a name="_Hlk201872744"&gt;&lt;/a&gt;Bu doğrultuda sınıf içi uygulamalarda, öğrencilerin medya metinlerine yönelik hak, özgürlük, etik ve değerler gibi somut olmayan kavramlar üzerinde düşünmelerini sağlayarak farkındalık oluşturulması, bilgiye ulaşmada bilginin sahibinin veya kaynağının sorgulanmaya teşvik edilmesi ve öğretim programlarına medya metinlerini değerlendirme ve öğrencilerin eleştirel bakış açısını destekleyecek daha fazla uygulama entegre edilmesi önerilmektedir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Özerkliği Ölçeğinin Türkçeye Uyarlanması Ve Demografik Değişkenlere Göre Öğretmen Özerklik Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82025</guid>
      <author>Mehmet ARSLAN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Pearson ve Hall (1993) tarafından geliştirilen “Teacher Autonomy Scale”in Türkçeye uyarlanarak geçerlik ve güvenirlik analizlerini gerçekleştirmek cinsiyet, kıdem ve öğrenim düzeyi değişkenlerine göre öğretmen özerklik düzeylerinin incelenmesidir. Öğretmen özerkliği, öğretmenlerin sınıf içi uygulamalardan müfredat kararlarına kadar uzanan pedagojik süreçlerde bağımsız karar verebilme yeterlikleriyle ilişkilidir. Bu doğrultuda, çalışma nicel araştırma deseninde yürütülmüş olup, çalışmanın örneklemi Türkiye genelinde farklı illerde görev yapan toplam 426 öğretmenden oluşmaktadır. Uyarlama süreci Brislin’in (1973) çeviri-geri çeviri modeli temel alınarak yürütülmüş; süreçte dil ve alan uzmanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Ölçeğin yapı geçerliliğini test etmek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) uygulanmıştır. AFA sonucunda iki faktörlü bir yapı (Genel Öğretim Özerkliği ve Müfredat Özerkliği) elde edilmiş; DFA sonuçları ise bu yapının kabul edilebilir uyum düzeyine sahip olduğunu göstermiştir (CFI = 0.840; TLI = 0.820; RMSEA = 0.077; SRMR = 0.069). Ölçeğin iç tutarlılığı oldukça yüksek bulunmuş; genel Cronbach Alpha katsayısı .936, alt boyutlar için ise .913 ve .901 olarak hesaplanmıştır. Ayrıca, ölçek puanlarının demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü ANOVA testleri uygulanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin cinsiyet ve kıdem yılı değişkenlerinde anlamlı bir farklılık göstermezken; müfredat özerkliği puanlarının öğretim düzeyine göre farklılaştığını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, Türkçeye uyarlanan Öğretmen Özerkliği Ölçeği, öğretmenlerin pedagojik karar alma süreçlerindeki özerklik düzeylerini güvenilir ve geçerli biçimde ölçebilen bir araç olarak Türk eğitim sistemine kazandırılmıştır. Bu ölçeğin, öğretmen yeterlikleri, mesleki doyum ve okul yönetimi gibi farklı değişkenlerle ilişkili olarak ilerleyen araştırmalarda etkin biçimde kullanılabileceği düşünülmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Asiye Nasıl Kurtulur?” ve “Fehim Paşa Konağı” Oyunlarında Anlatı Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87997</guid>
      <author>Derya ATMACATamer TEMEL </author>
      <description>&lt;p style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu makale, tiyatroda anlatının rolünü inceleyerek, onun tarihsel süreç içerisinde geleneksel yapılardan çağdaş formlara nasıl evrildiğini ayrıntılı bir biçimde tartışmaktadır. Aristoteles’in &lt;em&gt;Poetika&lt;/em&gt;sından itibaren klasik tiyatro, doğrudan hikâye anlatımını (&lt;em&gt;diegesis&lt;/em&gt;) genellikle ikinci plana atmış, bunun yerine taklidi (&lt;em&gt;mimesis&lt;/em&gt;) tiyatronun temel yöntemi olarak ön plana çıkarmıştır. Bu yaklaşım, tiyatroyu seyircinin sahnede olup bitenleri gerçekmiş gibi deneyimlediği bir sanat dalı olarak tanımlamış, anlatıcının işlevini ise sınırlı ve ikincil kılmıştır. Ancak 20. yüzyılda Bertolt Brecht’in Epik Tiyatro kuramı ve sahne uygulamaları, anlatıyı yeniden merkeze taşımış; dramatik yanılsamayı kırmak, sahneleme süreçlerini görünür kılmak, izleyiciyi eleştirel düşünmeye teşvik etmek ve toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla güçlü bir araç hâline getirmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu gelişmeler sonucunda anlatı, yalnızca performansın tali bir unsuru olmaktan çıkmış; çağdaş tiyatroda yapısal, dramaturjik, estetik ve ideolojik bir işlev kazanmıştır. Antik Yunan tiyatrosundaki koro örneğinde olduğu gibi, tarih boyunca anlatıcı unsurlar tiyatronun ayrılmaz bileşenleri olmuş; modern ve postmodern dönemlerde ise doğrudan seyirciyle iletişim kuran, dramatik yapıyı sorgulayan, sahneleme geleneklerini açığa çıkaran ve metateatral işlev üstlenen figürler hâline gelmiştir. Böylece anlatıcı yalnızca bir aktarıcı değil, aynı zamanda oyun ile izleyici arasında köprü kuran, sahneye dair yorumlarıyla dramatik yapıyı dönüştüren, toplumsal eleştiriyi pekiştiren ve ideolojik çerçeveyi belirleyen etkin bir özneye dönüşmüştür.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p style="margin-left: 35.45pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışmada özellikle Vasıf Öngören’in &lt;em&gt;Asiye Nasıl Kurtulur?&lt;/em&gt; ve Turgut Özakman’ın &lt;em&gt;Fehim Paşa Konağı&lt;/em&gt; oyunları üzerinden, heterodiegetik, homodiegetik ve metateatral anlatıcıların sahneleme sürecindeki işlevleri ayrıntılı olarak ele alınmaktadır. Yapılan analiz, çağdaş tiyatroda anlatının dinamiklerini, seyirciyle kurduğu etkileşimi, dramatik yapının dönüşümünü ve anlatının estetik işlevini tartışarak, tiyatro kuramı ve uygulamaları açısından anlatının günümüzdeki konumuna dair eleştirel, bütüncül ve güncel bir bakış açısı sunar.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan’ın Dilsel Manzarasına Basın Odaklı Bir Yaklaşım (1991-2003)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81735</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81735</guid>
      <author>Betül AYDOĞAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Toplum dil biliminin araştırma alanlarından biri olan &lt;em&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt;; kamuya açık alanlara yerleştirilen tabelalar, afişler, billboardlar, duvar yazıları, reklamlar, sokak-cadde adları, ürün etiketleri gibi yazılı materyallerdeki dil(ler)in seçimiyle ilgilidir. Bir bölgenin &lt;em&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt;sı; o bölgedeki toplumsal dönüşümü, halkın ve yöneticilerin dil tutumu ve dil davranışlarını yansıtır. Bu çalışma; Sovyetler Birliği sonrası dönemde Azerbaycan’da meydana gelen ekonomik, ideolojik ve kültürel değişimlerin &lt;em&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt;ya nasıl yansıdığını, kamusal alanda hangi dil ya da dillerin görünür olduğunu ve bu görünürlüğün arkasındaki siyasi yönelimleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırma; Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasının ardından hızlı siyasal değişimlerin ve yoğun yeniden yapılanma sürecinin yaşandığı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;1991&amp;ndash;2003 yılları ile sınırlandırılmıştır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;. Bu döneme ilişkin &lt;em&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt; verileri; &lt;em&gt;Azerbaycan &lt;/em&gt;(&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Azərbaycan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;, &lt;em&gt;Azadlıg&lt;/em&gt; (&lt;em&gt;Azadlıq&lt;/em&gt;) ve &lt;em&gt;Yeni Azerbaycan&lt;/em&gt; (&lt;em&gt;Yeni &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Azərbaycan&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;) gazetelerinde yayımlanan köşe yazıları ile kabul edilen yasal düzenlemelere dair haber metinlerinin fotoğraflanması yoluyla elde edilmiştir. Elde edilen bu veriler doğrultusunda Azerbaycan’daki &lt;em&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt;nın millîleşme ve küreselleşme yönünde şekillendiği tespit edilmiştir. Millîleşme yönünde &lt;em&gt;Sovyetsizleştirme&lt;/em&gt;; küreselleşme yönünde ise Batılılaşma/Avrupalılaşmanın hedeflenmiştir. Bu bağlamda Azerbaycan Türkçesi, İngilizce ve Rusçanın kamusal alanda etkili olduğu saptanmıştır. Küreselleşme eğilimiyle beraber &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;dilsel manzara&lt;/em&gt;ya dâhil olan İngilizcenin Rusça karşısında daha güçlü bir konuma yükseldiği dikkat çekmiştir. Ayrıca 2001 ve 2002 yıllarında kabul edilen dil ile ilgili yasal düzenlemelerle birlikte devlet dilinin kamusal alandaki görünürlüğünü artırmaya yönelik önemli adımların atıldığı belirlenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Beyimbet Maylin’in Belirsiz Kader (Bayansız Bak) Adlı Hikâyesinde Repressiya Döneminin İzleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88081</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88081</guid>
      <author>Yılmaz BACAKLI</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma, Kazak yazar Beyimbet Maylin’in Belirsiz Kader (Bayansız Bak) adlı hikâyesinde Sovyet repressiya döneminin birey ve toplum üzerindeki etkilerini incelemektedir. Araştırma, görevinden alınan hâkim Nurlıbay’ın savunma dilekçesi yazma girişimi üzerinden ideolojik baskı, bürokratik tahakküm, suçluluk, korku ve yabancılaşma temalarını çözümler. Nurlıbay’ın zihnindeki giderek artan endişe, Alaş geçmişinin gölgesi ve sürekli gözetim duygusuyla birleşir. Masa, ayna ve gizemli paket gibi nesneler bu baskının metaforları olarak işlev görür. Masa, rejimle kurulan yapay uyumu; ayna, kimlikteki bölünmeyi; paket ise kapıya dayanan tehdidi somutlaştırır. Maylin, ideolojik sınırlar içinde yazsa da ironiyi, psikolojik ayrıntıyı ve sembolik dili kullanarak totaliter düzenin insan ruhunda yarattığı tahribata dikkat çekmeyi amaçlar. Çalışma, nitel metin çözümlemesine dayanır ve hikâyeyi erken Sovyet Kazakistan’ının tarihsel-ideolojik bağlamı içinde konumlandırır. Bulgular, Belirsiz Kader’in yalnızca bir vicdan muhasebesi olmadığını; ideolojik tahakküme karşı sessiz, örtük bir direniş pratiği sunduğunu göstermektedir. Nurlıbay’ın dilekçeyi yazamaması, adalet dilinin ideolojik beyana dönüşmesini sembolize eder. Aile içi gerginlik ve çocuğun isimsizliği ise baskının gündelik hayata sızışını ortaya koyar. Sonuç olarak hikâye, moral bütünlük ile zoraki uyum arasındaki çatışmayı derinleştirir; baskı altındaki bireyin kırılganlığını, sessizliğin estetik bir ifadeye dönüşümünü ve repressiya öncesi atmosferinin sezgisel çıkarımını sunar. Eser, bu yönleriyle hem tarihsel tanıklık hem de estetik uyarı olarak çağdaş okur için anlamlıdır ve eleştirel bir pusuladır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hüseyin Su ve “Hayat Ağır, Ölüm Hafif” Adlı Eserde Hakikate Yolculuk (Bölüm Bazlı Bir Değerlendirme)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88337</guid>
      <author>Sıddık BAKIREbru ÇAKMAK ,Mesut TOPRAK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, Hüseyin Su adlı yazarın “Hayat ağır, Ölüm Hafif” adlı eserini tematik yolla çözümlemeyi amaçlamaktadır. 24 bölümün olduğu öyküde bölümler arası göndermeler söz konusudur, öne çıkan temalar ise ölüm, acı, özlem ve kaygıdır. Çalışmada varoluşsal sorgulama, kendini bulma çabası, acı ve hakikat ölüm kavramları açısından çözümlenmiştir. Her bölümde ölümün ardından duyulan acı ve ızdırap yazar tarafından dile getirilmektedir. Ölüm sancılı bir süreçtir ve kabullenmesi zordur. Yazar bu süreci okuyucularına her bölümde aktarmaya çalışır ve o sancılı süreci onlara âdeta yaşatır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Özellikle “Hayat Ağır, Ölüm Hafif” cümlesi hemen hemen her bölümde karşımıza çıkar. Ölüm karşısında duyulan çaresizlik ve onu zoraki kabulleniş insanı yormaktadır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Yazar, semboller ve imgeler yoluyla insanın kendisiyle yüzleşme sürecini anlatır. Burada bir iç hesaplaşma söz konusudur. Bu hesaplaşma süreci, her bölümde okuyucunun doldurması gereken bir boşluk, yüzleşmesi gereken bir süreçtir. Ölüm bir son değil aksine bir başlangıçtır. Bu başlangıçlar kimi zaman insanı yalnızlığa sürükler. Yazar da yalnızlığın verdiği ızdırabı kahramanın yaşadıkları üzerinden okuyuculara taşımayı başarmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Z Kuşağının Dilinde ve Sosyal Medyada “Olmak” Fiilinin Kullanımlarına İlişkin Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87696</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87696</guid>
      <author>Yahya Kemal BEYİTOĞLU</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Günümüzde Türkçe, özellikle “Z kuşağı” olarak adlandırılan gençlerin konuşma dilinde ve sosyal medya gibi sanal ortamlarda gözlemlenen dilsel eğilimlerin etkisi altındadır. Çoğunlukla Türkçenin yapısına uymayan bu kullanımlar, ortaya çıktığı iletişim kanalları aracılığıyla da hızla yayılmaktadır. Bu çalışmada, soyut ve somut durumları ifade etmek için Türkçenin zengin fiil dağarcığı yerine tercih edilen “isim/sıfat + olmak” yapısının artan kullanımı ele alınmaktadır. “Üzülmek” yerine “üzgün olmak”, “heyecanlanmak” yerine “heyecanlı olmak” hatta İngilizce kökenli sözcüklerle oluşturulan “cringe olmak” gibi yapılar, her ne kadar dil bilimsel açıdan “en az çaba ilkesi”, “dil bilgiselleşme” gibi kuramlarla bağdaşsa da ve küresel kavramlara hızla uyum sağlamayı kolaylaştırsa da Türkçenin ifade gücünü zayıflatmaktadır. Çalışmada, bu eğilimin arkasındaki dilsel ve sosyal etkiler incelenmekte; dijital iletişimin hızı, İngilizcenin yapısal etkisi ve “olmak” fiilinin âdeta bir “bağlayıcı fiil” olarak işlev görmesi çözümlenmektedir. Bu bağlamda “olmak” fiilinin yeni kullanım alanları; duygu ve durum fiillerinin yerine kullanımı, yabancı (Batı / İngilizce) kökenli sözcüklerle kullanımı, yeni durum ifadeleri için isimlerle kullanımı, vurgu ve anlık geçiş bildirme için “bir” zarfıyla kullanımı ve fiziksel durumlarla ilgili fiillerin yerine kullanımı şeklinde belirlenmiştir. Böylece son yıllarda genişleyen kullanım alanları ve artan kullanımı ile “olmak” fiilinin, Türkçenin gelecekteki seyrini anlamak için izlenmesi gereken önemli dilsel ölçütlerden biri hâline gelmeye başladığı söylenebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İran Azerbaycan Türkçesinde Kanıtsallık Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87906</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87906</guid>
      <author>Halis Emrah BİNGÖL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="mso-para-margin-top: 1.2gd; mso-para-margin-right: -.1pt; mso-para-margin-bottom: .0001pt; mso-para-margin-left: 0cm; text-align: justify; margin: 14.4pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Kanıtsallık (evidentiality), dilbilimsel açıdan “bilginin kaynağının dilsel olarak işaretlenmesi”ni ifade eden dilbilimsel bir kategoridir. Bu çalışma, İran Azerbaycan Türkçesinde kanıtsallığın biçimbirimsel, sözlüksel ve sözdizimsel stratejiler aracılığıyla nasıl yapılandığını incelemeyi amaçlamaktadır. Türk dillerinde kanıtsallık sistemleri üzerine yapılan önceki çalışmaların genellikle Türkiye Türkçesi veya Kuzey Türk dilleriyle sınırlı kalması, İran Azerbaycan Türkçesinin ayrı bir araştırma nesnesi olarak ele alınmasını gerekli kılmıştır. &lt;br&gt;Araştırmanın temel amacı, bilgi kaynağının dilsel olarak nasıl kodlandığını belirlemek; özellikle -&lt;em&gt;mX&amp;scaron;&lt;/em&gt;, -&lt;em&gt;XB&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;imiş&lt;/em&gt; biçimbirimleri ile &lt;em&gt;ki&lt;/em&gt; bağlacının ve &lt;em&gt;d&amp;auml;-&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;&amp;auml;&amp;scaron;it-&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;dan&amp;iuml;&amp;scaron;-&lt;/em&gt; gibi fiillerin kanıtsallık stratejileriyle etkileşimini ortaya koymaktır. Çalışma, yazılı anlatı metinlerinden oluşturulan derlem temelinde yürütülmüş nitel bir araştırmadır. Veriler, &lt;em&gt;Azerbaycan Nağılları&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Katl Günü&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Şahsevenler &lt;/em&gt;gibi metinlerden seçilmiş; her cümle bilgi kaynağı, kanıtsallık stratejisi türü (aktarımsal, çıkarımsal, algısal) ve çift işaretleme durumu bakımından sınıflandırılmıştır. Çözümlemede Aikhenvald’in tipolojik modeli ile Johanson’un dolaylılık modeli birlikte kullanılmıştır. Elde edilen bulgular, kanıtsallığın yalnızca biçimbirimsel değil, aynı zamanda sözlüksel ve sözdizimsel düzlemde de kurulduğunu göstermektedir. &lt;em&gt;ki&lt;/em&gt; bağlacının Farsça etkisiyle sözdizimsel bir aracı olarak işlev gördüğü; &lt;em&gt;d&amp;auml;-&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;&amp;auml;&amp;scaron;it-&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;dan&amp;iuml;&amp;scaron;&lt;/em&gt;- gibi aktarım fiillerinin biçimbirimlerle etkileşerek çift işaretleme sistemleri oluşturduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, algısal ve çıkarımsal stratejiler arasındaki sınırların anlatı bağlamına göre geçişken bir biçimde kullanıldığı görülmüştür. Sonuç olarak, çalışma İran Azerbaycan Türkçesinin tipolojik açıdan melez bir kanıtsallık sistemi geliştirdiğini; bu sistemin farklı dilbilgisel düzeylerde bütüncül olarak örgütlendiğini göstermektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Celâl Muhibbî’nin Tuhfetü’l-Hakîr’inin Yayınlarında Geçen Bazı Beyitler Şeyh Eşref b. Ahmed’e Ait Olabilir Mi?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86760</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86760</guid>
      <author>Esra BOZYİĞİT</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;15. yüzyılın başlarından itibaren mevlid metinlerinin çoğaltılmasıyla yüzlerce mevlid nüshası ortaya çıkmıştır. Eserlere ait müellif nüshalarının birçoğunun zamanla kaybolması, günümüze ulaşan nüshaların ise önemli bir bölümünün yıpranmış ya da eksik vaziyette bulunması, mevlid metinlerinin tespitini zorlaştırmaktadır. Kimi zaman bu güçlüklere müstensihlerin &lt;span style="color: black;"&gt;özensizliğinin de eşlik etmesi, mevlidlerin birbirine karışmasına sebep olmuştur; bu durum ise yüzlerce beytin başka şairlere atfedilmesine yol açmıştır. Araştırmamızın konusu Celâl Muhibbî’nin &lt;em&gt;Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt; adını verdiği mevlidinin yayınlarında tespit edilen ve Şeyh Eşref b. Ahmed’e ait olduğunu düşündüğümüz beyitlerdir. Ç&lt;/span&gt;alışma &lt;em&gt;Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt; ile Şeyh Eşref’in &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt;’inde kayıtlı olan ortak beyitlerin tespiti ve hangi şaire ait olduğunun belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. &lt;span style="color: black;"&gt;Bu gayeyle öncelikle Şeyh Eşref b. Ahmed, &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt;’i ve eserin kayıtlı olduğu nüsha ile Celâl Muhibbî ve &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt;’i hakkında bilgi verilmiştir. Ardından &lt;em&gt;Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt;’in konusu üzerinde kısaca durulmuş ve eserin nüshaları tanıtılmıştır. Bir sonraki bölümde iki &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt; metninde yer alan ortak beyitlerle ilgili bilgiler araştırmacıların dikkatine sunularak beyitlerin kime ait olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur. Son olarak bahse konu beyitlerin transkripsiyonlu metinlerine yer verilmiş ve beyitlerin&lt;em&gt; Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt;’in muhtevasını bozduğuna dair yapılan tespitler ortaya koyulmuştur. Söz konusu ortak beyitlerin çalışmaya kaydı sırasında Şeyh Eşref’in &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt;’ini muhtevi nüsha ile &lt;/span&gt;&lt;em&gt;Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;üzerine Nefise Şaliş ve Bestami Bilge’nin hazırladığı iki yüksek lisans tezi esas alınmıştır. Tespit edilen beyitlerin &lt;em&gt;Tuhfetü’l-Hakîr&lt;/em&gt;’deki varyantları çalışmaya bahse konu tezlerde kullanılan dört nüshadan kontrol edilerek kaydedilmiştir. Ayrıca eserin Bestami Bilge tarafından yeni tespit edilen altı nüshası da araştırmaya dahil edilerek bu nüshalardan ulaşılabilen beşi tetkik edilmiş, söz konusu nüshalarda Şeyh Eşref’in &lt;em&gt;Mevlid&lt;/em&gt;’i ile ortak beyit bulunup bulunmadığı araştırılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cengiz Şenol’un Şiirlerine Oidipus Kompleksi Bağlamında Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87000</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87000</guid>
      <author>Şeyma BÜYÜKKAVAS KURANYasemin ÖSKEN  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmada Freud, Jung, Adler, Rank ve Lacan’ın fikirlerinden hareketle psikanalitik edebiyat eleştirisi yöntemiyle Cengiz Şenol’un Ev Yarası adlı eseri incelenmiştir. Ev Yarası, Cengiz Şenol’un yirmi beş yıllık şiir serüvenini yansıtır. Onun şiiri, Türk şiir geleneği ile felsefi ve psikolojik temeller üzerine kuruludur. Eser, adı ve içeriğiyle psikanalitik edebiyat eleştirisi yöntemiyle incelenmeye uygun bir yapı arz eder. Bu sebeple eserin Ev Yarası adlı bölümünden Hata Payı, Ev Yarası, Körleşme, Ev Korkusu, Kör Ezberi adlı şiirler üzerinde durulmuştur. İnceleme sonucuna göre Oidipus kompleksi bu şiirlerin anlam evrenini oluşturan temel unsurdur. Ev kavramı, bu kompleksin yaşandığı mekân olarak şiirlerde anlam kazanır. Ev, özne ve iktidar/güç arasındaki çatışmalara ve tetiklediği nevrozlara şahitlik eder. Şiirlerde geçen baba, anne, suç, ceza, yasak, yasa, tüzük, kör kuyu, karanlık, kanama, yara, acı, ayrılış, ön, kusur, Zeus, Kronos gibi kavram ya da imgeler psikanaliz bağlamında Oidipus kompleksini işaret eder. Bu şiirlerde eşikte kalmış, baskılanmış, engellenmiş, yaralı ve hüzünlü bir çocuğun nevrozları, suçluluk duygusu ve çatışma hâli okunur. Şiirlerdeki ev, oda, deniz, bahçe metaforları psikanalitik edebiyat eleştirisi bağlamında anne arketipini işaret eder. Ayna, deniz ve su unsurları da anneye bağlılık, anne rahmine dönme isteği bağlamında şiirlere psikanalitik anlam katar. Ayrıca Şenol’un şiirlerinde,&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Lacan’ın ayna evresi ve “objet petit a” kavramlarıyla ilişkilendirilebilecek zengin bir içeriğin varlığı dikkat çeker.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Les Indes Noires”ın Türkçe Çevirileri: İnsan ve Yapay Zekâ Çevirisinin Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88179</guid>
      <author>Osman COŞKUN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 3.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Edebi çeviride betimleyici çalışmalar yaparken analitik yöntemler sıkça kullanılır. Bu yöntemlerle; anlamsal hata, sözdizimsel hata, terim hatası, tutarsızlık ve kültürel uyumsuzluk bakımından incelenerek analiz edilebilir. Günümüz çeviribilim çalışmalarında İnsan çevirisi (İÇ) ile yapay zekâ &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;çevirilerinin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt; (YZÇ) karşılaştırılması ekseninde bu tür çaışmalar yapılabilir. Bu çalışmada Jules Verne tarafından kaleme alınan “Les Indes noires” adlı romanın insan ve yapay zekâ tarafından Fransızcadan Türkçeye aktarımı incelenecektir. Çalışmada kaynak metnin İÇ ve YZÇ örneklerinden hareketle &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-language: EN-GB;"&gt;Toury’nin Erek Odaklı Kuramı çerçevesinde norm kavramı üzerinden betimlemeler yapılıp edebi çeviri bağlamında yorumlanacaktır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Yapay zekâ çevirisinde Microsoft firmasının sunduğu Copilot uygulamasının çevirilerinden faydalanılmıştır. Çalışmada yapay zekâ çevirisinde istem yönetimi (prompt management), çeviride ön düzenleme ve son düzenleme (preediting, postediting) gibi çeviriye uzman gözüyle son hali verilmeksizin ve değişikliğe uğratacak işlemlere girmeden herkesin gördüğünü algılayacağı şekilde örnekler sunulmuştur.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Kaynak metin, İÇ, YZÇ arasında metin ve söylem odaklı betimsel analiz yapılacaktır. Bu analiz beş başlıkta yapılacaktır: Anlamsal nitelik, üslup aktarımı, kültürel aktarım, mecaz anlam ve akıcılık. Metinler cümle cümle ya da paragraf paragraf ele alınacaktır. Tabloda yan yana verilen ifadeler kategorik olarak ele alınacaktır. Şu sorulara cevap aranacaktır: İncelenecek alanların hangisinde İÇ daha güçlü? YZÇ’nin güçlü ya da zayıf olduğu noktalar nelerdir?&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;İÇ ve YZÇ niteliklerinin değerlendirilmesinin yapılacağı bu çalışma ile çeviribilim alanyazına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Millî Romantik Duyuş Tarzı ve Dilaver Cebeci Şiirine Yansımaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81546</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81546</guid>
      <author>Bekir DEMİR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Öz:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Batı toplumlarında 18. yüzyıl sonlarında etkileri görülmeye başlayan romantizm akımının yansımaları olan 'öz'e dönme çabası, toplumsal hafızada da bir çığır açar ve millî değerlere dönüşü hızlandırır. Millî romantizm, millet olma bilincine erişmiş toplumların, öz kaynaklara dönerek bir araya gelinmesi ve geleceğin bu değerlerle inşa edilmesi çağrısı yapar. Bu millî çağrının edebî türlerdeki karşılığı ise millî romantik duyuş tarzı şeklinde adlandırılır. Batı'da geniş yankı uyandıran bu akımın Türk edebiyatına yansımaları da olumlu etkiler yaratır. Bu bağlamda ele alınan, Cumhuriyet Dönemi şairlerinden Dilaver Cebeci [1943-2008] şiirlerinde de millî romantik duyuş tarzının etkilerini yoğun bir şekilde görmek mümkündür. Farklı izleklerde kendini gösteren bu etki, Cebeci'nin millî değerleri kendi ben'inden hareketle yorumlama şeklidir. Cebeci, bu aktarımlar neticesinde millî kodlar temelinde yükselen bir Türk nesli hayali kurar ki bu kuşağı Türk milletinin ve devletinin teminatı olarak görür. Dünya'nın hızla değişen siyasal söylemleri ve hareketliliği karşısında bir kaygının sonuçları olarak görülebilecek bu faaliyetler, ideolojinin sanata yansımaları şeklinde de okunabilir. Sanatçının toplumsal sorumluluğuna örnek olarak gösterilebilecek olan Cebeci şiirleri, bu bağlamda yürütülen tartışmalarda da tarafını ortaya koyar. Sanatçının estetik çerçeveden kopmamak kaydıyla ideolojisini eserlerine yansıtabileceği düşüncesinden hareket eden Cebeci, millî duygularını şiirin süzgecinden geçirerek okura aktarır. Çerçevesi çizilen bu genel bilgiler ve düşüncelerle ele alınan Cebeci şiirleri farklı tematik başlıklar altında tasnif edilmiş ve bu etkinin kaynakları da ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen bulgular millî belleğin, şiirlerle, geçmişi an'a yansıtma şekilleri olarak değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağatay Türkçesi ile Yazılmış Bir Berberlik Risalesi: Risale-i Serteraş</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88091</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88091</guid>
      <author>Hüseyin KABAÜmit Özgür DEMİRCİ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 6.8pt .0001pt 14.25pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt; font-family: 'Times Turkish Transcription',serif;"&gt;Günümüz Uygur Özerk Bölgesi ve Özbekistan topraklarını kapsayan coğrafyada, mesleklerin piri, icra usulleri ve çeşitli ritüeller hakkında bilgi veren ve tarih boyunca yaygın olarak kullanılan risale geleneği önemli bir kültürel miras niteliği taşımaktadır. Bu risaleler, yalnızca zanaatkâr ustalar ve çırakları için teknik bir rehber olmanın ötesinde, aynı zamanda manevi ve ahlaki bir kılavuz işlevi görmektedir. Risalelere uygun hareket edenlerin ahirette pirleri ve ustaları karşısında başı dik ve alnı ak olacağı; aksi tutum sergileyenlerin ise ahirette yüzlerinin kara olacağı ve mesleklerinden kazandıkları kazançların haram sayılacağı inancı, eserlerin temel vurgularından biridir. Genellikle cep boyutunda hazırlanmış bu eserler, tarih boyunca hem mesleki uygulamaların standartlaştırılmasına hem de toplumsal ve ahlaki düzenin korunmasına katkı sağlamıştır. Bu çalışmada, Özbekistan’ın Kokand kentinde bir şahıs kütüphanesinde mecmua içinde kayıtlı bulunan ve “Risāle-i Serterāş Bu Turur” adıyla bilinen yazma eser incelenmiştir. Metin, Çağatay Türkçesi özellikleri bakımından değerlendirilmiş; giriş bölümünde imlâ, ses ve biçim özellikleri ile metnin karakteristik yapısı ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Eserde berberlik mesleğinin icra usulleri, pir ve ustaların isimleri ile mesleki ritüeller sistematik biçimde sunulmakta, metnin sorulu-cevaplı anlatım biçimi, öğrenilen geleneğin aktarımını kolaylaştırmaktadır. Çalışmanın sonuç bölümünde elde edilen bulgular akademik bir çerçevede özetlenmiş ve eserin tıpkıbasımı eklenerek ileri filolojik ve kültürel araştırmalar için karşılaştırmalı incelemelere imkân sağlanmıştır. Bu yönüyle çalışma, Orta Asya’daki zanaat kültürü ve yazılı mirasın anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fantastik Kurgu İnceleme Teorisi Bağlamında Koray Avcı Çakman'ın Eserleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82212</guid>
      <author>Esma DUMANLI KADIZADEYusuf TATLI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Cambria; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Fantastik, reel ve irreel dünya ayrımının yapılamadığı bir düzlemde oluşturulmuş kurgusal türdür. Bu türün kurmaca gerçekliği, olayların kurgusal mı değil mi kararsızlığı ile sarsılır. Tekinsiz kavramında, kurguda olay inandırıcılığından söz edilirken doğaüstü olayların yaşandığı ve bunların doğaüstü olaylarla açıklandığı durum da olağanüstü kavramının sınırında kabul edilir. Fantastik bir yapıt, kahramanın reel dünyada içinden çıkamadığı bir durumla karşılaşmasıyla başlatılır. Kahraman bu sorunun çözümünü bulmak adına reel dünya ile irreel dünya arasında veya reel dünyada ya da sadece irreel dünyada birtakım yolculuklar yapar. Bu yolculuklarında, sorunun ya da durumun çözümü için kişilerden veya kimi tılsımlı nesnelerden yardımlar alır. Yolculuklar sırasında veya sonrasında kahramanda durumun çözümü için dönüşüm yaşanması beklenir. Fantastik türün dünya çocuk edebiyatında karşımıza çıkan “Oz Büyücüsü, Narnia Günlükleri, Küçük Prens, Yerdeniz Büyücüsü” gibi örnekleri; önemli ve klasik kabul edilebilir örneklerindendir. Türk yazar Koray Avcı Çakman’ın&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Cambria;"&gt;Almarpa'nın Gizemi, Gülen Sakız Ağacı, Işığın Çocuğu Arel, Dedemin Uçan Dairesi, Karga Beyaz ve Posbıyık Usta, Hayal Küre adlı eserlerin ele alındığı bu çalışma; &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;fantastik kurgu inceleme teorisi çerçevesinde değerlendirilmiştir. Basit seçkisiz örneklem yöntemiyle seçilen Koray Avcı Çakman’a ait telif eserler; teori kapsamında tespit edilen insanlar-kişiler, kaçış ve uzaklaşma, uzam (zaman ve mekân), yolculuk, tılsımlı nesne, düş ve kararsızlık kodlarına göre incelenmiştir. Bu çerçevede Koray Avcı Çakman’ın telif eserlerinde fantastik kurgunun geliştirilebilir olduğu söylenebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Latîfî Tezkiresinde Şairlerin Kişisel Özelliklerinin Övülen Yönleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87044</guid>
      <author>Sibel ÜST ERDEM</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; tab-stops: 21.3pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışma, klasik Türk edebiyatının en önemli biyografik kaynaklarından biri olan Latîfî Tezkiresi’ni şairlerin kişilik özellikleri bağlamında incelemektedir. 16. yüzyılda kaleme alınan bu eser, yalnızca şairlerin edebî kudretlerini değil, onların ahlâkî, toplumsal ve manevi niteliklerini de yansıtmaktadır. Çalışmada Latîfî’nin toplam 334 şairden 111’i hakkında kişiliklerine dair yaptığı tespitler tematik kategorilere ayrılarak incelenmiştir. Bu bağlamda beş temel kişilik kategorisi belirlenmiştir: dinî-tasavvufî ve manevî kimlik, zekâ ve aklî yetkinlik, ahlâkî değerler ve zarafet, neşelilik ve sosyal ilişkiler, liderlik, adalet ve cesaret. Latîfî, sûfî şairleri takva ve zühd ehli olarak tanımlarken; zekâsı ve hazırcevaplığıyla öne çıkan şairleri de toplumun düşünsel önderleri şeklinde tasvir etmiştir. Ahlâk ve zarafet ise şairin sosyal hayattaki konumunu belirleyen bir değer ölçütü olarak sunulmuş, neşeli ve hoşsohbet şairler toplumsal meclislerin önemli figürleri olarak değerlendirilmiştir. Liderlik, adalet ve cesaret ise özellikle devlet adamı veya asker kökenli şairlerde öne çıkan özelliklerdir. Çalışmanın sonucunda Latîfî’nin biyografik yaklaşımının, Osmanlı toplumunda şairin yalnızca edebî kudretiyle değil, aynı zamanda kişilik bütünlüğüyle de değerlendirildiği tespit edilmiştir. Böylece Latîfî Tezkiresi hem biyografi geleneği hem de kişilik tarihi açısından önemli bir kaynak olarak öne çıkmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmetşah Akçurin’in Hikâye-i Robenson Adlı Uyarlamasının Dil Özellikleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88086</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88086</guid>
      <author>Eivina ER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;XIX. yüzyılda Avrupa edebiyatından Türkçeye çevrilen ilk eserlerden biri olan Daniel Defoe’nun &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Robinson Crusoe&lt;/em&gt; adlı romanı, dönemin Türk aydınları arasında büyük ilgi görmüştür. Bu ilginin temel nedeni, eserin Robinson’un ıssız bir adadaki hayatta kalma mücadelesi üzerinden, başarıya ulaşmada çalışma ve gayretin önemini&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;vurgulamasıdır. Söz konusu dönemde Türk aydınlarının temel hedeflerinden biri toplumu bilinçlendirmek olduğundan, bu tür faydalı içeriklere sahip eserlerin halka kazandırılması önemli görülmüştür. Bunun dışında modern Türk edebiyatının ilk nesir örneklerinden biri olan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Robinson Crusoe&lt;/em&gt; çevirileri, sade dil ve ortak edebî Türkçenin uygulandığı ilk metinler arasında yer almaktadır. Bu yönüyle söz konusu çeviriler, Türk dili tarihi açısından da önem taşımaktadır. Romanın Türk dünyasındaki ilk çevirileri Osmanlı müellifleri tarafından yapılmıştır. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Rusya Türklerinin &lt;em&gt;Robinson Crusoe&lt;/em&gt; ile tanışmaları ise Kazan Tatar aydını Mehmetşah Akçurin’in Kırım’da ve Kazan’da dört baskı hâlinde yayımlanan &lt;em&gt;Hikâye-i Robenson&lt;/em&gt; adlı uyarlamasıyla gerçekleşmiştir.&lt;/span&gt; Akçurin, bu eseri Osmanlı Türkçesiyle yapılmış çevirilerden yararlanarak edebî ve kültürel bakımdan uyarlamış ve ortak edebî Türkçeye aktarmıştır. Bu çalışmada Akçurin’in &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Hikâye-i Robenson&lt;/em&gt; uyarlamasının 1894 tarihli ikinci baskısı tanıtılmış, eserin dil özellikleri incelenmiş ve çeviri yazısı yapılmıştır. İnceleme sonucunda, metnin ses ve şekil bilgisi bakımından ağırlıklı olarak Oğuz Türkçesi, söz varlığı düzeyinde ise büyük ölçüde Kıpçak Türkçesine, ayrıca Oğuz ve kısmen Çağatay Türkçesine ait unsurları içerdiği; metinde en çok görülen Oğuz Türkçesi unsurlarının yalnızca Osmanlı Türkçesine değil aynı zamanda Kırım Tatar Türkçesinin Güney ağzına dayandığı belirlenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig’de Kötülük Kavramı Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88703</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88703</guid>
      <author>Asu ERSOY</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Toplumsal huzurun korunması ve kişinin ahlaki sorumluluğu, eski kültürlerin en önemli meselelerinden biri olarak görülmektedir. 11. yüzyıl’da Yusuf Has Hâcib tarafından Karahanlılar döneminde &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;siyasetnâme&lt;/em&gt; biçiminde yazılan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;mutluluk veren bilgi&lt;/em&gt; anlamına da gelen &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kutadgu Bilig&lt;/em&gt;, yazıldığı dönemin Türk tarih ve kültürel birikimini en iyi yansıtan eserlerden biri olarak karşımıza çıkar. Eserin yazılış amacı, dönemin yöneticilerine adil olmayı, devlet yönetiminin esaslarını öğretmeyi, kişilere ise ahlaklı, erdemli, düzgün yaşam sürdürmenin yollarını göstermeyi hedeflemektir. Yusuf Has Hacip tarafından kaleme alınan Kutadgu Bilig, dönemin kötü huylu insanların topluma verdiği zararı ve yol açtığı karışıklığı didaktik bir yaklaşımla aktararak geleceğe rehberlik etmeyi amaçlamıştır. Eser, insanların aynı hataları tekrarlayarak çevreye zarar vermemeleri ve bozgunculuk yapmamaları açısından örnek teşkil etmektedir. Kutadgu Bilig’de kişisel davranışlar toplumsal uyumla irtibatlı olarak değerlendirilmiş ve kişisel ahlaki bozulma, toplumdaki çözülmeyle eşleştirilmiştir Eserde karşımıza çıkan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;fitne, esiz, kikne-, müfsid, &lt;/em&gt;kavramları, davranışların ve tutumların olumsuz yönlerinden ziyade toplumdaki bozulmalara yol açan kişileri ve olayları açıklamaktadır. Kutadgu Bilig’de geçen &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;kötülük &lt;/em&gt;anlamında kullanılan Arapça kökenli &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;bela, fâsık, fesad, fitne, fısk, hata, müfsid, şer &lt;/em&gt;ile Türkçe kökenli&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; agu, arta-, artat-, artak, bulgak, bulganuk, ınga, isiz, isizlik, kikne-, ot, tiken, yaŋluk &lt;/em&gt;gibi sözcükler, toplum düzenini tehdit eden unsurları ifade etmektedir. Bu çalışma, Kutadgu Bilig’de yer alan kavramları, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;kültürel model, kategori, şema ve metafor, metonimi&lt;/em&gt; kullanımı üzerinden inceleyerek, yazarın okuyucuya iletmek istediği toplumsal ve ahlaki mesajları gün yüzüne çıkarmayı hedeflemektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bağdatlı Rûhî’nin Terkîb-Bendi ve Nazirelerinde İdealize Edilen Tipler ve Kişilik Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86964</guid>
      <author>İzzet ESER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Klasik Türk edebiyatında çığır açan ve yazıldığı dönemden günümüze kadar tesiri devam eden eserler mevcuttur. Bu eserlerden biri de Bağdatlı Rûhî tarafından kaleme alınan meşhur terkîb-benttir. Yazıldığı çağdan itibaren her yüzyılda tanzir edilen bu eser, geleneğin sınırlarını zorlayan içeriğiyle dikkat çekmiştir. Eser; yazıldığı dönemin toplumsal yapısı, insan tipleri ve davranış özellikleri hakkında güçlü eleştiriler içermektedir. Literatürde bu eser üzerine yapılmış birçok çalışma mevcuttur. Mevcut çalışmalarda genellikle eserin hiciv yönü üzerinde durulmuştur. Eleştiri metinlerinin sadece hicvetmek, durum tespiti yapmak için kaleme alınmadıkları; aynı zamanda ideal olana yaklaştırma amaçlarının da olduğu açıktır. Bu bağlamda bu çalışma, mezkûr esere farklı bir açıdan bakmayı, şairin yaptığı eleştirilerden hareketle idealize etmeye çalıştığı insan tipi ve davranış özelliklerini ortaya koymayı hedeflemiştir. Öncelikle eser ve nazireleri hakkında bilgi verilmiş ardından şairin yücelttiği rint, arif ve kâmil insan tipleri manzumeden örneklerle tanıtılmıştır. Bu tipler tanıtılırken şairin bu tiplere yüklediği özel anlamlar da göz önünde bulundurulmuştur. Terkîb-bendin nazireleri de taranmış ve bu metinlerden alınan örneklerle sunulan fikirler desteklenmiştir. Daha sonra zemin şiirde şairin övdüğü kişilik özellikleri tespit edilmiş, bu kişilik özellikleri de nazire metinlerinden alınan örneklerle beraber sunulmuştur. Çalışma sonucunda şairin eleştirilerle sadece durum tespiti yapmadığı, aynı zamanda evrensel ahlak ilkelerine sahip tipini de arzuladığı görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Van İli Ağızları ile Azerbaycan Türkçesindeki Ortak Söz Varlığı II</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87312</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87312</guid>
      <author>Engin GÖKÇÜR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: .0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 9.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Van ili ağızlarında ses ve şekil bilgisine ilişkin birçok özelliğin Azerbaycan Türkçesi ile ortaklık gösterdiği tespit edilmiştir. Bunun yanında &lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Van ili ağızları ile Azerbaycan Türkçesi söz varlıkları üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde bugün Türkiye Türkçesi yazı dilinde kullanılmayan birçok sözcüğün Azerbaycan Türkçesi ile Van ili ağızlarında ortak kullanıldığı görülür. Azerbaycan Türkçesi ağız atlasları üzerine yapılacak çalışmalarda ses ve şekil bilgisine ilişkin ortaklıkların yanı sıra ortak söz varlıklarının da ağız gruplarının belirlenmesinde kullanılacak önemli bir tespit olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. &lt;em&gt;Van İli Ağızları ile Azerbacan Türkçesindeki Ortak Söz Varlığı&lt;/em&gt; adlı bu çalışmada&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Van ağızlarından elde edilen sözcükler, yöre ağızları üzerine yapılan dil incelemelerinden taranmak suretiyle elde edilmiştir. Sözcükler hangi kaynaktan alınmışsa söz konusu eserin baş harfleri köşeli parantez içinde kısaltılmak suretiyle belirtilmiştir. Ayrıca sözcükler hangi derleme bölgesinden tespit edilmişse derleme bölgesine uygun kısaltma yapılmıştır. Örnekler derleme yapılan kişilerden alınmışsa söz konusu kişinin adının ve soyadının baş harfleri alınmak suretiyle çalışmada belirtilmiştir. Azerbaycan Türkçesi söz varlığı ile ilgili söz varlıkları ise Yaşar Akdoğan’ın&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;em&gt;Azerbaycan Türkçesinden Türkiye Türkçesine Büyük Sözlük&lt;/em&gt; adlı eserinden, Seyfettin Altaylı’nın &lt;em&gt;Azerbaycan Türkçesi Sözlüğü adlı eserinden ve &lt;/em&gt;Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası’nın hazırladığı 4 ciltlik&lt;em&gt; Azerbaycan Dilinin İzahlı Lüğeti &lt;/em&gt;adlı sözlüğünden elde edilmiştir. Makalenin sonunda yararlanılan ve kısaltması kaynaklar kaynakça bölümünde belirtilmiştir&lt;em&gt;.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Etkinlik Endüstrisinde Toplantı Türlerinin Terminolojisi ve Sınıflandırma Sorunları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87594</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87594</guid>
      <author>Nail HOŞCANEmel ADAMIŞ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Bu çalışma, Türkiye’de etkinlik endüstrisinde toplantı türlerinin terminoloji ve sınıflandırma sorunlarını incelemektedir. Etkinlik endüstrisi (MICE &amp;ndash; Meetings, Incentives, Conventions, Exhibitions) kapsamında yer alan toplantılar, farklı amaç, ölçek ve içeriklere göre çeşitlilik göstermektedir. Toplantılar, amaç ve içeriklerinden bağımsız olarak çoğu zaman düzenleyicilerin tercih ve anlayışına göre adlandırılmaktadır. İngilizce, Fransızca, Latince, Yunanca, Türkçe, Arapça ve Farsça kökenli toplantı adları kimi zaman birbirinin yerine kullanılmakta; özensiz aktarımlar nedeniyle kavramsal belirsizlikler ortaya çıkmakta ve literatürdeki tanımlar uygulamayla örtüşmemektedir. Araştırmanın temel amacı, toplantı türlerine ilişkin terminolojik standartların oluşturulmasına katkı sağlamak ve Türkiye’de etkinlik endüstrisi bağlamında tutarlı bir sınıflandırma modeli geliştirmektir. Çalışmada nitel doküman analizi yöntemi kullanılmış; toplantı türlerine ilişkin terimler etimolojik kökenleri, semantik boyutları ve uluslararası karşılıklarıyla birlikte değerlendirilmiştir. Kongre, konferans, sempozyum, seminer, panel, forum, çalıştay ve zirve gibi modern toplantı türlerinin yanı sıra; Türk kültüründe köklü geçmişi bulunan kurultay, divan ve şûra gibi kavramların güncel kullanımları da ele alınmıştır. Araştırma bulguları, toplantı endüstrisinde iletişimin kolaylaştırılması, veri toplama süreçlerinin netleştirilmesi ve pazar bölümlemenin etkin biçimde yapılabilmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde terminoloji standardizasyonunun gerekliliğini ortaya koymaktadır. Literatürde yaygın olarak kullanılan “kongre turizmi” kavramı yerine “toplantı turizmi” kavramının daha kapsayıcı olduğu ileri sürülmektedir. Sonuç olarak, çalışma hem akademik yazına katkı sunmakta hem de sektör profesyonelleri için pratik faydalar sağlayabilecek sınıflandırma önerileri geliştirmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mısırlı Hanım Şair Gülperi Hanım’ın Kaleminden Kadim Mısır Şehirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82242</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82242</guid>
      <author>Abuzer KALYON</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Divan şiiri mekân, zaman ve insan, eşya gibi farklı unsurları ele alan ve bu unsurları mazmunlarla birleştiren bir yapıya sahiptir. Divan şairlerinin yaşadıkları ya da gezdikleri mekânları şiire konu etmeleri hem yaşadıkları dönemi hem de mekânı tanıtmaları açısından kayda değer bir özellik taşımaktadır. Gezip gördüğü mekânları şiirlerinde işleyerek tanıtma yoluna giden şairlerden birisi de Gülperi Hanım’dır. Güldeste-i Hâtırat ismindeki eseri Türkiye’de neşredilen Gülperi Hanım, Mısır’da Kahire sarayında yetişmiş bir hanım şairdir. Osmanlı devresi de dâhil olmak üzere Türkler Mısır’da oldukça uzun müddetli bir hâkimiyet tesis etmişlerdir. Bu hâkimiyet devresinde Mısır’ın kültür ve medeniyetinde gözle görülür bir şekilde pay sahibi olan Türkler bölgede mühim bir şekilde tarihi ve kültürel miras da bırakmışlardır. Mısır’da hususan Kahire’de gelişme gösteren Osmanlı kültürel birikimi zamanla kendi şairlerini de yetiştirmiştir. Bu şairler her ne kadar az olsalar da müşterek özellikleri aşağı yukarı aynı zaman devresinde yaşamış olmalarıdır. Mısır’da gelişen Osmanlı kültür ve edebiyatının yetiştirdiği bu şairler Çeşm-i âfet Hanım, Ayşe Teymuûrî Hanım ve Gülperi Hanım’dan müteşekkildirler.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu üç Hanım şairin eserleri Osmanlı şiirinin özelliklerini talımaktadır. Gülperi Hanım tarafından kaleme alınmış olan Güldeste-i Hatırat adlı eser, ağırlıklı olarak Mısır’ın şehirlerini tanıtan bir yapıya sahiptir. Bu çalışmada Gülperi Hanım’ın yaşadığı dönem ve coğrafya göz önünde bulundurularak gezip gördüğü yerler anlatılmış olup, çalışmanın ışığında Mısır’ın bazı şehirleri tanıtılmıştır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>-AsIcA Ekinin Yüklem Yapma ve Yargı Bildirme İşlevi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86822</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86822</guid>
      <author>Hasan KARACA</author>
      <description>&lt;p class="Default" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Türkiye Türkçesinde -AsIcA eki, dilin farklı söz dizimsel ulamlarında üç temel işlevde kullanılmaktadır. Bunların birincisi -AsIcA ekli yapının sıfat tamlamasının niteleyicisi / tamlayanı olma, ikincisi isim olarak cümlede öge görevi üstlenme (sıfat-fiil veya sıfat-fiil öbeği olarak) ve üçüncüsü yüklem /yargı bildirimidir. Araştırmacılar eki genellikle sıfat-fiil yapma işlevi çerçevesinde ele almıştır. Çalışmalarda ekin yargı bildirme işlevi üzerinde pek durulmamıştır. Özellikle -AsIcA ekiyle anlatımını bulan bedduaların yargı bildirimi müstakil cümle yetkinliğindedir. Türkiye Türkçesinde beddua etme, başta emir ve istek kipleri olmak üzere birçok kiple olmaktadır. -AsIcA eki ise genel olarak beddua etmeye özgü, bedduayla özdeşleşmiş kullanıma sahiptir. Türkiye Türkçesinde -AsIcA ekli beddualar, tasarlama kiplerinin bir isteği, talebi veya temenniyi yargı biçiminde ifade etmesine koşut bir anlatıma sahiptir. Bu durum, -AsIcA ekinin özellikle beddualarda fiili kipe, zamana ve şahsa bağlama yeterliliğine sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ekin zaman bildirimi tasarlama kiplerinin bir isteği ortaya koyarken sahip olduğu gelecek zamandır. Öte yandan -AsIcA ekinin yapısı ve tarihsel kullanımı da gelecek zaman bildirmesini doğrulamaktadır. Bu ekle ifadesini bulan yargının şahıs çekimi ise genellikle teklik ve çokluk üçüncü şahıstır. Böylece zaman ve şahıs bildirimiyle -AsIcA eki bir çekimli fiilin zorunlu unsurlarını karşılamaktadır. Bu çalışmada -AsIcA ekinin işlevleri gözden geçirildi, özellikle yüklem yapma ve yargı bildirme işlevi üzerinde duruldu. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yavuz Sözcüğü Üzerine Art ve Eş Zamanlı Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88342</guid>
      <author>Berrin KASIMOĞLU DÖNMEZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Dil göstergelerden oluşan dinamik bir sistemdir ve gösteren ve gösterilen düzlemlerinde zaman içinde değişim geçirebilmektedir. Bazen yalnız bu düzlemlerde değişim olurken bazen de göstergenin kendisi kullanımdan düşebilmektedir. Bu değişimler genellikle uzun bir süreçte, konuşurlarının uzlaşımına dayalı gerçekleşmektedir. Bu süreç dilin toplumsal, kültürel ve düşünsel yapısındaki dönüşümlerle ilişkilidir. Türkçede Köktürkçeden günümüze ulaşan birçok sözcük vardır. Bunların bir kısmı biçimsel ve anlamsal değişime uğramıştır. Bu değişimler Türkçenin o zamandan şimdiye geçirdiği tarihî, kültürel, toplumsal dönüşümlerin ve dilin kendi canlı yapısından kaynaklanan bir gerekliliğin sonucudur. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmada, &lt;em&gt;yavuz&lt;/em&gt; sözcüğünün tarihsel gelişimi art ve eş zamanlı şekilde incelenmiştir. Köktürkçe metinlerde &lt;em&gt;yabız&lt;/em&gt; biçiminde “kötü, fena, perişan” anlamlarında kullanılan bu sözcük, zamanla ses değişimlerine uğrayarak günümüz Türkçesindeki &lt;em&gt;yavuz&lt;/em&gt; biçimine dönüşmüş ve anlam bakımından iyileşme göstermiştir. Çalışmamızda Türkçede uzun zamandır varlığını koruyan &lt;em&gt;yavuz&lt;/em&gt; sözcüğünün etimolojisiyle ilgili bilgi verilmiş; ardından dilbilimsel bir yaklaşım olan art ve eş zamanlı incelemeyle sözcüğün tarihî süreçte geçirdiği biçimsel ve anlamsal değişim gösterilmiştir. Günümüz Türkçesinde sözcüğün atasözlerindeki kullanımları da aktarılmış ve çağdaş Türk lehçe ve şivelerindeki varlığına da yer verilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Çalışma nitel araştırma yöntemleriyle yürütülmüş, veriler doküman analizi yoluyla elde edilip betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, &lt;em&gt;yavuz&lt;/em&gt; sözcüğünün tarihsel süreçte hem biçim hem de anlam değişikliğine uğradığını, anlam değişikliğinin iyileşme yönünde olduğunu ve Yeni Türkçe dönemine tekabül ettiğini; anlamdaki bu değişimin Oğuz Türkçesi etkisi olabileceğini göstermiştir. Ayrıca sözcüğün çağdaş Türk lehçelerindeki karşılıkları değerlendirilerek anlam değişiminin yönü ve kapsamı belirlenmiştir. Bu bağlamda çalışma, Türkçedeki uzun ömürlü sözcüklerin anlam düzlemindeki ilerleyişine ışık tutmakta ve dilin tarihsel sürekliliği içinde göstergelerin dönüşümünü ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Somut Olmayan Kültürel Miras Bağlamında Tunceli’de Mevsimsel Geçiş Ritüellerinin Korunması ve Sürdürülebilirliği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86868</guid>
      <author>Yılmaz KAVAL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;Anadolu’nun zengin kültür mekânları içinde Tunceli ili de çarpıcı kültürel miras unsurları ile dikkat çekmektedir. Bakıldığında yöre, eski çağlardan itibaren yerleşim yeri olup özellikle tarım ve hayvancılık ile geçimini sağlayan toplumlara ev sahipliği yapmış bir yerleşim yeridir. Tabiatın da yöre insanına dayattığı bu yaşam şekli, beraberinde mevsimsel döngülere bağlı olarak kültür ve inanç merkezli bayram, tören ve ritüellerin ortaya çıkmasını sağlamış durumdadır. Tunceli’nin kültürel mirası içinde zengin içerikleri ile karşımıza çıkan bu pratikler ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış mevsimlerinde halk takvimi doğrultusunda çeşitli şekillerde gerçekleştirilir. Bu kültürel etkinlikler, Tunceli’nin tabiat şartlarına göre şekillendiği gibi yörede var olan Alevilik inancına bağlı olarak da biçimlenmiş durumdadır. Bunlara bakıldığında özellikle kış mevsimsinde “Kal Gağan” (Gağan) olarak bilinen bayram, yerel yılbaşı olarak kutlanılır. Gözlemlendiğinde yörede en çok mevsimsel geçiş etkinliğinin ilkbaharda özellikle mart ayı içerisinde olduğu görülür. Mart ayı içinde “Kara Çarşamba” ritüeli, “Nevruz” bayramı ve “Heftemal” ritüeli olarak bilinen geleneksel etkinlikler karşımıza çıkar. Yaz ve sonbaharda ise konar göçer halk, hayvancılık etrafında törenlere yönelir. Özellikle hayvanların ilk sağım günü, koç katımı ve hayvanların kırkım zamanları, zengin ritüelistik uygulamaların gerçekleştirildiği törenler yapılır. Bu zaman diliminde hayvanların dişi ya da erkek doğması için çeşitli uygulamalar yapılır. Yörede tespit edilen bütün bu etkinlikleri, Somut Olmayan Kültürel Miras kapsamında değerlendirmek mümkündür. UNESCO’nun öncülüğünde korunması ve yaşatılması için yoğun bir şekilde çaba verilen bu ögelerin farkına varılması ve sürdürülebilirliğinin desteklenip gelecek kuşaklara aktarılması gerekmektedir. Bu çalışmada da bir gelenek içerisinde yüzyıllardır Tunceli’de sürdürülen mevsimsel geçiş pratikleri, bütüncül bir şekilde değerlendirilip bunların muhafaza edilmesi ve sürdürülmesinin gerekliliği ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arap Milli Marşlarının Dilbilimsel ve İdeolojik Analizi: 20 Ülke Derlemi Üzerine Bir Çalışma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82769</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82769</guid>
      <author>Mustafa KAYAPINAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu makale, Arap Birliği’ne üye yirmi devletin resmî millî marşlarını dil, ideoloji ve kimlik ekseninde inceleyen eleştirel bir derlem dilbilim araştırmasıdır. Modern Standart Arapça yazılmış sekiz bin yüz otuz iki sözcüklük metin korpusu kurulmuş; Python tabanlı frekans dökümleri, yüksek Mutual Information değerli eşdizim sorguları, tip-token oranları ve okunabilirlik indeksleri niceliksel katman olarak hesaplanmıştır. Braun&amp;ndash;Clarke tematik kodlama ve Wodak söylem-tarihsel modeli ise metinlerin ideolojik bağlamlandırılmasını sağlamıştır. Bulgular, bütün marşlarda vatan, ümmet ve özgürlük ekseninde ortak bir ulusal söylem bulunduğunu, ancak söylemin bölgesel olarak üç farklı yöne saptığını göstermektedir. Körfez monarşilerinde “&lt;span dir="RTL" lang="AR-SA"&gt;ا&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span dir="RTL" lang="AR-SA" style="font-size: 14.0pt; font-family: 'Traditional Arabic',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;للَّهُ &amp;ndash; المَلِكُ &amp;ndash; الوَطَنُ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;” üçlemesi dinî meşruiyet ve hükümdar merkezli sadakati ön plana çıkarırken, Mağrip ülkelerinde “&lt;/span&gt;&lt;span dir="RTL" lang="AR-SA" style="font-size: 14.0pt; font-family: 'Traditional Arabic',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;دَمُ الشُّهَدَاءِ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;” temalı devrimci retorik ve anti-sömürgeci anlatı hâkimdir. Levant bölgesinde ise pan-Arap birliktelik, mücadele ve direnç odaklı söylem dikkat çeker. Yedi ülkede saptanan marş revizyonları, rejim değişiminden ortalama bir buçuk yıl sonra gerçekleşmiş; böylece dilsel hafıza metinlerinin yeni ideolojik kodlarla hızla güncellendiği tespit edilmiştir. “&lt;/span&gt;&lt;span dir="RTL" lang="AR-SA" style="font-size: 14.0pt; font-family: 'Traditional Arabic',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;وَطَنٌ حُرٌّ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;” ve “&lt;/span&gt;&lt;span dir="RTL" lang="AR-SA" style="font-size: 14.0pt; font-family: 'Traditional Arabic',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;شَعْبٌ وَاحِدٌ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;” gibi kalıplar, kolektif kimliği pekiştiren, kolay ezberlenen ritmik formüller olarak işlev görmektedir. Çalışma, Arap millî marşlarının yalnızca törensel şiirler değil, aynı zamanda iktidar üretim aygıtları, kolektif hafıza depoları ve ulusal kimlik mühendisliği araçları olduğunu belgelemektedir. Sonuçlar, derlem dilbilimin politik metin çözümüne uygulanmasının, ideolojik kalıpları nicel göstergelerle destekleyerek görünür kıldığını ortaya koyar. Gelecek çalışmaların müziksel yapı, azınlık temsili ve sömürge öncesi sürümlerle karşılaştırma eksenlerinde genişlemesi önerilmektedir. Çalışmada kullanılan Stanford Arapça Doğal Dil İşleme Hattı, morfolojik ayrıştırma doğruluğunu artırmış; ARELex veritabanı kök-türev ilişkilerini saptamada kritik rol oynamıştır. Bulgular, sosyo-politik dönüşümlerin dilsel izdüşümlerini ölçülebilir hâle getirerek disiplinlerarası tartışmalara hem kuramsal derinlik hem de metodolojik önerilerle katkı sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Maddeci Ekoeleştirel Bir Okuma: Peyami Safa’nın Şimşek Adlı Romanında Bir Eyleyici Olarak Şimşek</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82308</guid>
      <author>Funda KESKİN ÜNLÜ</author>
      <description>&lt;a name="_Hlk191296169"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Ekoeleştirel çalışmalarda insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisine odaklanarak yapıtların incelenmesi ve bu faaliyetlerin yıkıcı etkisinin tartışılması genel bir eğilimdir. Ancak insan ve madde arasındaki etkileşim yeni bakış açıları sunabilecek potansiyele sahiptir. Peyami Safa’nın Şimşek adlı romanı da söz konusu potansiyelin açıkça görülebilmesi açısından önemli bir malzeme sunar. Geleneksel roman incelemeleri genellikle insanmerkezci bakış açısının getirdiği insan odağında okumalara yönelmiş; doğanın anlatı içindeki etkin rolünü göz ardı etmiştir. Oysa maddeci ekoeleştiri, insandışı unsurların da anlam üretebileceğini, insan eylemlerine ve anlatıya yön verebileceğini öne sürer. Ele alınan Şimşek adlı romanda Müfid’in evliliğine dair gerçeği öğrenmesi, bir doğa olayı olan şimşeğin çakarak bulundukları odayı aydınlatması aracılığıyla gerçekleşir. Bu olay, şimşeğin atmosferik bir olay olmaktan çıkararak olayların akışında etkili bir güce dönüştüğünü gösterir. Diğer bir ifadeyle şimşeğin sadece fiziksel değil, aynı zamanda simgesel bir eyleyiciliğe sahip olduğu söylenebilir. Söz konusu kapsamda, bu makalede, maddeci ekoeleştirinin getirdiği bakış açısından yararlanılarak bir eyleyici olarak şimşeğin olay örgüsü üzerindeki etkisi ortaya konmuştur. Bu amaçla öncelikle maddeci ekoeleştirinin bakış açısı ortaya konmuş, ardından Şimşek adlı roman incelenmiş ve söz konusu romanda şimşeğin eyleyici bir role sahip olduğu; roman kişilerinin duygu ve düşüncelerini etkilediği gibi olay örgüsünde de önemli bir role sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; Bu bağlamda şimşeğin, romanın kırılma anlarında belirleyici bir unsur olarak devreye girdiği gözlemlenmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Söylem, Kurum ve Edebiyat: Şark’ın Serçesi’nde Oryantalizmin Çok Boyutlu Yapısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82677</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82677</guid>
      <author>Mürsade Meryem KILIÇ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Tevfîk el-Hakîm’in&amp;nbsp;&lt;em&gt;Şark’ın Serçesi&lt;/em&gt;, Batı’da bir Doğulunun gözünden Batı ve Doğu’yu anlamaya yönelik pek çok argüman sunan, modern Mısır edebiyatının kurucu eserlerinden biridir. Roman, yalnızca Doğu-Batı meselesine işaret etmekle kalmaz; aynı zamanda oryantalizmin çok boyutlu yapısı çerçevesinde kültürel, kurumsal ve ekonomik dışlanma süreçlerini de ele alır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Çalışmada Edward Said’in&amp;nbsp;&lt;em&gt;Oryantalizm&lt;/em&gt;&amp;nbsp;kuramı temelinde, romanın ana karakteri Muhsin’in Batı’daki konumu, Doğu’nun söylemsel olarak nasıl inşa edildiği ve Batı’nın Doğu’yu nasıl ötekileştirdiği analiz edilecektir. Bu bağlamda çalışma, oryantalizmin disiplinlerarası atıf noktalarını belirleyerek kapsamlı bir kuramsal değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma, oryantalizme çoklu ve eleştirel bir bakış açısı getirebilmek için çeşitli kuramsal değerlendirmeler doğrultusunda romana yaklaşmaktadır. Dolayısıyla çalışmada Homi Bhabha’nın “melezlik” kavramı çerçevesinde, karakterin kendi kimliği ile Batı’nın ona biçtiği kimlik arasındaki çatışması, Jacques Derrida’nın “merkez” ve “öteki” kavramları üzerinden Batı’nın Doğu’yu konumlandırma biçimi tartışalacaktır. Bununla birlikte, oryantalizmin yalnızca kültürel ve söylemsel bir yapı olmadığı, aynı zamanda “kurumsal” ve “ekonomik bir dışlama biçimi” olduğu çalışmada ortaya konulacaktır. Bu durum, Daron Acemoğlu ve James A. Robinson’un “kapsayıcı” ve “dışlayıcı kurumlar” kavramıyla örtüşmektedir. Romanın başkarakterinin Batı’nın sosyal, akademik ve ekonomik sistemlerinde nasıl dışlandığı bu çerçevede incelenecektir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;Diğer yandan, Grosrichard’ın edebi metinlerdeki oryantalist temsillere yönelik çözümlemeleri doğrultusunda romanın anlatım dili ve Doğu’nun edebi söylem içindeki inşası analiz edilecektir. Ayrıca, Bernard Lewis’in oryantalizm eleştirileri ışığında, Doğu’nun Batı için yalnızca bir “öteki” mi yoksa kendi içinde “bağımsız bir özne” mi olduğu Şark’ın Serçesi üzerinden takip edilecektir. Lewis’in Doğu’nun Batı tarafından söylemsel olarak nasıl inşa edildiğine dair analizine ek olarak, Goffman’ın “damgalanma” ve “kimlik performansı” kavramları, romanın başkarakterinin Batı’daki bireysel deneyimini anlamada önemli bir çerçeve sunmaktadır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;em&gt;Şark’ın Serçesi&lt;/em&gt;, oryantalizmin sadece kültürel bir söylem olmadığını, aynı zamanda kurumsal ve ekonomik tahakküm biçimiyle birleştiğini gösteren önemli bir edebî metin olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, oryantalizmi söylem, kurum ve edebiyat bağlamında ele alarak romanın çok katmanlı yapısını disiplinlerarası, farklı kuramcılardan beslenerek eleştirel bir perspektifle çözümlemeyi hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gıda Çevirisini Chef’s Table’da Ekolojik Çeviri Perspektifinden İncelemek</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87856</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87856</guid>
      <author>Seda KUŞÇU ÖZBUDAK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Eko-çeviri, ekoloji, çevre ve sürdürülebilirlik konularını ele alan çeviri çalışmalarına yeni bir yaklaşımdır; dolayısıyla çevirinin ekolojik bir sorumluluğu olduğunu ileri sürmektedir. Bu çalışma, Michael Cronin'in eko-çeviri yaklaşımı çerçevesinde, kültürel ve ekolojik boyutları göz önünde bulundurularak gıda çevirisini incelemektedir ve Chef's Table belgesel dizisinin Musa Dağdeviren bölümünü bu perspektiften bir vaka çalışması olarak analiz etmektedir. İngilizce altyazı ve görsel-işitsel sunumları inceleyen araştırma, gıdanın dilsel, coğrafi ve semiyotik sınırları aşan ekolojik ve kültürel bir metin olarak nasıl işlediğini araştırmaktadır. Analiz, Cronin'in göç, değişkenlik, gıda ekolojisi ve yavaş dil hakkındaki temel kavramlarıyla bağlantılandırılırken, koruma, çıkarma ve dil içi çeviri olmak üzere üç ana çeviri yöntemi ortaya koymuştur. Görsel-işitsel hikaye anlatımının, italik yazılmış gıda terminolojisi, ekran içi ve ekran dışı sunum ve sahne ortamları yoluyla kültürel ve ekolojik ayrıntıları koruduğu veya gizlediği gözlemlenmiştir. Ayrıca, kültürel çeşitlilik, bağlantılılık, teknoloji ve emek gibi daha geniş ekolojik konuların da eko-çeviri çerçevesinde gıdaya dair kapsamlı bir anlayışın parçası olduğu savunulmuştur. Araştırma, eko-çevirinin sosyal ve ekolojik bir uygulama olarak çeviriye dair yeni bakış açıları sağladığını ortaya koymaktadır; ancak bulgularını genişletmek için farklı medya türleri ve kültürel ortamlar üzerine daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Israr Direnci Yener mi? Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında  Rızanın İnşası ve Türleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87237</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87237</guid>
      <author>Nihal ÖZCANSecaattin TURAL  </author>
      <description>Erken Cumhuriyet Dönemi (1923-1950) Türk romanı, olay örgüsünde kadın karakterin rızasının inşa edilmesiyle ilgili, toplumsal cinsiyet ve iktidar ilişkileri bağlamında dikkate değer örneklerin olduğu bir inceleme alanıdır. Bu çalışma, rızanın yalnızca açık bir şekilde onay vermekten ibaret olmadığını; evlilik vaatleri, psikolojik güdümleme ve zımni rıza varsayımlarıyla nasıl şekillendirildiğini dönemin kanonik sayılan eserleri üzerinden analiz etmektedir. Peyami Safa'nın Sözde Kızlar'ında, alafranga yaşam tarzının yozlaştırdığı Behiç karakteri, kadınların rızasını evlilik vaadiyle inşa eder. Roman, bu özelliği itibarıyla kısıtlı rıza kavramına örnek teşkil eden durumlar içerir. Eserde aynı zamanda rıza inşası karşısında kadın kahramanların sergilediği tutumlar üzerinden modernleşme eleştirisi ahlaki bir çerçevede ele alınır. Reşat Nuri Güntekin'in eserlerinde ise rıza inşası toplumsal eşitsizliklerle iç içe geçer: Miskinler Tekkesi'nde kimsesiz bir beslemenin istismarı, Dudaktan Kalbe'de ise Lamia'nın Hüseyin Kenan tarafından psikolojik güdümleme teknikleriyle kandırılışı, rıza olgusunun nasıl çarpıtıldığını gösterir. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Sahnenin Dışındakiler'indeki Sabiha karakteri ise "zımni rıza" beklentilerini reddederek kanıksanmış eril tahakküme direnir. Ancak yazarların eleştirel bakış açısı dönemin ideolojisiyle sınırlı kalır: Safa Batılılaşmayı, Güntekin toplumsal çürümeyi, Tanpınar ise modernleşme-geleneksellik gerilimini öne çıkarırken, yazarlardan hiçbiri ataerkil yapıyı köklü bir şekilde sorgulamaz. Bu çalışma, söz konusu eserlerde rıza inşasının işleyiş mekanizmalarını ortaya koyarken, edebî eserlerin dönemin toplumsal cinsiyet dinamiklerine nasıl ayna tuttuğunu da ele alır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Şiirinde Diriliş Estetiği: Sezai Karakoç’un Poetika Modeli</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87455</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87455</guid>
      <author>Adem POLAT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 12.0pt;"&gt;Bu makale, Sezai Karakoç’un şiir anlayışını modern Türk şiiri bağlamında ele alarak onun poetikasının İkinci Yeni hareketi içerisinde değerlendirilmesinin kuramsal ve ontolojik açıdan yetersiz kaldığını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Karakoç, kronolojik olarak İkinci Yeni şairleriyle aynı dönemde eser vermiş ve yer yer benzer tematik duyarlılıklar göstermiş olsa da şiirinin temelini oluşturan metafizik yönelim, epistemolojik kaynaklar ve uygarlık bilinci bakımından söz konusu poetik anlayıştan belirgin biçimde ayrılmaktadır. Bu nedenle çalışma, Karakoç’un şiirini kuşak merkezli ya da biçimsel sınıflandırmaların ötesinde, tarihsel süreklilik ve ontolojik konumlanış çerçevesinde değerlendirmeyi hedeflemektedir. Araştırmada, Sezai Karakoç’un şiir metinleri ile edebiyat, estetik ve medeniyet üzerine kaleme aldığı düşünce yazılarını merkeze alan nitel ve yorumlayıcı bir yöntemle yürütülmüştür. Bu metinler, İkinci Yeni şiirinin dil, anlam ve şiirsel özne anlayışıyla karşılaştırmalı olarak incelenmiş; ayrıca Şeyh Galib ve Yahya Kemal üzerinden Türk şiirinde gelenek ve devamlılık meselesi tartışmaya açılmıştır. İnceleme sonucunda, Karakoç’un şiirinde geleneğin nostaljik ya da taklitçi bir unsur olarak değil, “Diriliş” düşüncesi etrafında yeniden üretilen dinamik ve kurucu bir yapı olarak işlev gördüğü tespit edilmiştir. Karakoç’un şiirinin modernleşme sürecinin yol açtığı anlam kaybı, ontolojik parçalanma ve süreklilik krizine karşı metafizik temelli, bütünleştirici ve yapıcı bir poetik model sunduğu sonucuna ulaşmaktadır. Bu yönüyle Sezai Karakoç, modern Türk şiirinde geleneği yeniden inşa eden ve sürekliliği mümkün kılan özgün bir şair ve düşünür olarak konumlandırılmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İz Bırakan Bir Sûfî: Ebû Abdullah el-Büstî’nin Erbil’deki Tasavvufî Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87330</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87330</guid>
      <author>İdris POLAT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu makale, Hicrî VI. (Miladî XII.) yüzyılın Erbil’inde tasavvufî bir iz bırakan ve literatürde yeterince incelenmemiş bir şahsiyet olan Ebû Abdullah el-Büstî’nin (ö. 584/1188) manevî ve kurumsal etkilerini ele almaktadır. Çalışma, Büstî’nin hayatı, zühd merkezli tasavvuf anlayışı ve temel eseri &lt;em&gt;er-Riâye bi-vasiyyeti’l-mürîdîn fî mekârimi’l-ahlâk&lt;/em&gt; ışığında onun Erbil’deki tasavvufî hayata katkılarını incelemektedir. Araştırma, özellikle İbnü’l-Müstevfî’nin &lt;em&gt;Târîhu Erbil&lt;/em&gt;’i ve Üsâme b. Münkız’ın &lt;em&gt;Kitâbü’l-İ’tibâr &lt;/em&gt;gibi birincil kaynaklara dayanarak, Büstî’nin şahsî ikametgâhının zamanla “Zâviyetü’l-Büstî” adıyla anılan bir manevî merkeze dönüşümünü ortaya koymaktadır. Makalede, Büstî’nin er-Riʿâye adlı eserinde makam ve hâlleri Kur’an merkezli olarak sistemleştiren özgün yaklaşımı vurgulanmakta; bu anlayışın sahih tasavvufun şeriat temelinde gelişmesine katkısı değerlendirilmektedir. Ayrıca onun zâhidane yaşamı ve manevî otoritesinin, kendisinden sonraki dönemde Atabey Muzafferüddin Kökböri’nin (ö. 1190-1233) Erbil’de başlattığı imar ve sosyal hizmet faaliyetlerine zemin hazırladığı ileri sürülmektedir. Büstî’nin mirasının Moğol istilası sonrasında zayıflayarak görünürlüğünü kaybettiği belirtilmekle birlikte, bu çalışma onun Erbil’in manevî kimliğinin inşasındaki rolünü yeniden gündeme getirmeyi ve düşüncesinin günümüzdeki önemine dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra makale, Begteginliler döneminde Erbil’in siyasî, sosyo-kültürel ve ilmî yapısını da ele alarak, Büstî’nin faaliyetlerini bu zemin üzerinden değerlendirmektedir. Böylece tasavvufun kurumsallaşma sürecinin yalnızca manevî bir olgu değil, aynı zamanda şehirleşme, sosyal dayanışma ve ilmî üretimle iç içe geliştiği ortaya konmaktadır. Çalışma, bu yönüyle hem tarihsel bir boşluğu doldurmakta hem de tasavvuf araştırmalarına özgün katkı sağlamaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Reine Vernunft’tan Türk Zihinlere: Rebecca Goldstein’ın Incompleteness Kitabının Melezliğini Çevirmek</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82773</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82773</guid>
      <author>Sevcan SEÇKİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span lang="EN-US"&gt;Bu çalışma, Rebecca Goldstein'ın Gödel'in &lt;em&gt;Tamamlanmaışlık Kuramı: Gödel Paradoksu ve Kanıtlanması &lt;/em&gt;adlı kitabına odaklanarak melez bir metnin çevirisinde karşılaşılan özel zorlukları ve stratejik kararları incelemektedir. Bu çalışma, Goldstein'ın karmaşık matematiğin basitleştirilmiş açıklamalarının çeşitli alanlardaki düşünür ve bilim insanlarının fikir ve görüşlerinin yoğun anlatımlarıyla iç içe geçtiği biyografik eserinin melez doğasının, yüzyıllara yayılan kültürel referanslar, çok disiplinli terminoloji ve yazarın kendine özgü üslup özellikleri de dahil olmak üzere çevirmene benzersiz zorluklar sunduğunu savunmaktadır. Bu çalışma, karşılaşılan zorlukları ve Türk okuyucular için kavramsal kesinlik ve erişilebilirlik elde etmek için kullanılan stratejileri göstermek için önemli pasajları analiz etmektedir. Çalışmanın metodolojisi Hatim ve Mason'ın “metin türleri kuramı”, Genette'in “metinlerarasılık” ve Venuti'nin “çevirmenin görünmezliği/görünürlüğü”, ‘yabancılaştırma’, “yerlileştirme” kavramlarına dayanmaktadır. Bu çalışmanın yazarı ve aynı zamanda Tamamlanmamışlık eserinin çevirmeni olan Sevcan Seçkin, bu zorluklara özdüşünümsel bir yaklaşım sunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğu’dan Batı’ya Modern Şiir: Yahya Kemal Beyatlı’da Medeniyet Hafızası, Paul Valéry’de Bilinç Krizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87310</guid>
      <author>Kemal ŞAMLIOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu makale, Yahya Kemal Beyatlı ile Paul Val&amp;eacute;ry’nin poetik dünyalarını modernitenin yol açtığı epistemolojik ve estetik kriz bağlamında karşılaştırmalı bir çerçevede inceler. Her iki şair de şiiri rastlantısal esinden arındırıp ölçü, ritim ve biçim üzerine kurulu bilinçli bir inşa faaliyeti olarak kavrar; fakat bu inşanın dayandığı ontolojik zeminler ayrışır. Yahya Kemal’de mısra, İstanbul merkezli bir “ahenk ontolojisi” içinde medeniyet hafızasının işitilebilir formu hâline gelirken; Val&amp;eacute;ry’de şiir, disiplinli bilincin kurduğu özerk bir düzen olarak belirir. Yöntem olarak çalışma, yakın okuma ile kavramsal karşılaştırmayı birleştirir; “zaman”, “bellek”, “ahenk” ve “bilinç” eksenlerinde iki şairin poetik konumlarını tartışır, mısra mimarisi ile müzikalitenin taşıyıcı işlevini irdeleyerek estetik parametreleri haritalandırır. Bulgular, modern şiirin Doğu ve Batı bağlamlarında iki farklı düzen ilkesine ayrıştığını gösterir: kolektif sürekliliği işiten ahenk düzeni ve bilinci yoğunlaştıran özerk form estetiği. Ortak payda, şiirin değerini iletiden ziyade kurduğu düzenin yoğunluğunda arayan poetik tavırdır; temel ayrım ise düzenin kaynağına ilişkindir. Bu bakımdan Yahya Kemal, geleneğin akustik sürekliliğini bugüne tercüme eden bir estetik terkip önerirken; Val&amp;eacute;ry, bilincin ritim ve biçim aracılığıyla kurduğu özerkliği felsefî bir yoğunlaşmaya dönüştürür. Neticede makale, şiiri krizi yalnız teşhis eden değil, krizi estetik biçime çevirerek düşünen bir epistemik aygıt olarak konumlandırır; modern şiiri ritim, ölçü, ahenk ve form ekseninde yeniden kavramsallaştırmanın imkânlarını açan kuramsal bir perspektif sunar. Ayrıca çalışma, yöntemsel tutarlılığı ve seçili metin okumalarını ayrıntılı biçimde temellendirir ve tartışır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eş Öğretimin İngilizceyi Yabancı Dil Olarak Öğrenen Öğrencilerin Okuma Becerileri ve Bu Konuya Yönelik Tutumları Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88205</guid>
      <author>Zahra TALEBI GHAHREMANLOUY OLYA </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;This study investigated the effects of co-teaching on EFL learners’ reading ability and their attitudes towards pedagogical approach. Employing a mixed-methods design, the researcher used both Quantitative and qualitative data. A quasi-experimental design with pre-tests and post-tests was utilized, involving 70 students from a high school. Participants were randomly assigned to experimental and control groups, with language proficiency ensured via the Nelson Test. Quantitative data were analyzed using SPSS24, with mean scores and standard deviations computed for pre-test and post-test results. ANCOVA was performed to assess the effectiveness of coteaching on reading comprehension, while a dependent samples t-test evaluated changes in students ‘attitudes. Results showed a significant improvement in reading comprehension in the experimental group, with post-test scores (mean = 3.78) significantly higher than pre-test scores (mean = 1.83). The control group showed a minimal increase from pre-test (mean = 1.84) to post-test (mean = 1.87). The study highlights the effectiveness of co- teaching in enhancing reading comprehension among EFL students and provides insights into students’ attitudes towards this method. The findings contribute to understanding how co-teaching instructional strategies can address challenges in reading comprehension and support effective language learning.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Leibniz’den Mümkün Dünyalar Teorisine: Kara Kitap </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88617</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88617</guid>
      <author>Hayrunisa TOPÇUOgeday DUMLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;17. yüzyılda yaşamış Alman filozof Gottfried Wilhelm Leibniz’in görüşlerinden yola çıkılarak ortaya atılan mümkün dünyalar teorisi yeni anlatıbilim yaklaşımlarının çalışma alanlarından biridir. Kuram; anlatıyı, mümkün ve gerçek dünyalar, bu dünyalar arasındaki erişilebilirlik ilişkileri, karakterlerin bilinçleri, metnin söylemsel yapısı, okurun tutumu gibi pek çok farklı açıdan ele alır. Bu çalışmada Orhan Pamuk’un 1990’da yayımlanan &lt;em&gt;Kara Kitap&lt;/em&gt; isimli romanı Marie-Laure Ryan’ın &lt;em&gt;Possible Worlds, Artificial Intelligence, and Narrative Theory&lt;/em&gt; adlı çalışmasındaki görüşleri ışığında değerlendirilmiştir. Değerlendirme, kuramın iki temel ölçütü olan gerçek ve mümkün dünyalar ile yeniden merkezleme ve dünyalar arası erişilebilirlik ilişkileri üzerinden yapılmıştır. Gerçek ve mümkün dünyaların tespitinde; gerçek dünya, alternatif mümkün dünya, metinsel referans dünyası, metinsel gerçek dünya ve metinsel alternatif mümkün dünya terimleri kullanılmıştır. Erişebilirlik ilişkileri ise mümkün ve gerçek dünyalar arasındaki uyum ve uyumsuzluk çerçevesinde çözümlenmiştir. &lt;em&gt;Kara Kitap&lt;/em&gt;, mümkün dünyalar açısından zengin bir anlatıdır. Galip’in karısı Rüya’yı arayışındaki belirsizlik, Celâl’le benliklerinin birbirine karışması, bu süreçte gördüğü rüya ve hayaller, tarihî göndermeler mümkün dünyaların kurulmasını ve pekiştirilmesini sağlayan unsurlardır. Galip’in anlatıcı konumunun zaman zaman belirsizleşmesi ve Celâl’in metinsel varlığının farklı dünyalara yayılması, mümkün dünyalar arasındaki geçişleri özellikle belirginleştirir. Böylece roman, hem epistemolojik hem de ontolojik düzeyde potansiyel anlam alanları yaratarak okuru metnin kurduğu olasılıklarla karşı karşıya bırakır. &lt;em&gt;Kara Kitap&lt;/em&gt;’ın bu yapısı, metinde mümkün dünyalar kuramının sunduğu yorum imkânlarını görünür kılar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Namık Kemal’in Ruhsal Dünyası: Psikanalitik Bir Okuma Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88392</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88392</guid>
      <author>Elif UYGUR</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; text-indent: 35.45pt; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; color: black;"&gt;Bu makale, ömrünü içinde bulunduğu toplumun ve milletin menfaati uğruna adamış olan, Tanzimat dönemi Türk edebiyatının öncü isimlerinden Namık Kemal’in kişiliğini, ruhsal gelişimini ve yazınsal üretimini psikanalitik kuramın temel ilkeleri doğrultusunda incelemektedir. Çalışmanın amacı, Namık Kemal’e yalnızca “vatanperver”, “hürriyet şairi” gibi yerleşik sıfatlar aracılığıyla değil; bu nitelemelerin dayandığı benlik serüveni, aile mirası, yaşadığı kayıplar ve geliştirdiği savunma mekanizmaları dikkate alınarak yaklaşılabileceğini ortaya koymaktır. Bu doğrultuda “sanatçıya dönük eleştiri” yöntemi benimsenmiş; yazarın mektupları, otobiyografik metinleri ile özellikle&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;İntibah&lt;/em&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ve&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;Cezmi&lt;/em&gt;&lt;span class="apple-converted-space"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;romanları birlikte değerlendirilmiştir. Edebiyat&amp;ndash;psikoloji ilişkisi bağlamında, çocukluk deneyimleri, aile ilişkileri, sürgün yılları ve kuşaklar arası aktarım süreçlerinin Namık Kemal’in psikodinamik yapılanması üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Bu incelemede bireysel yaşantıların yazınsal üretimle nasıl iç içe geçtiği üzerinde durulmakta; yazarın kişisel çatışmalarının metinlere yansıma biçimleri somut örnekler üzerinden ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yazınsal metinlerin yalnızca estetik değil, aynı zamanda ruhsal bir ifade alanı sunduğu varsayımından hareket edilmektedir. Çalışmada Hippolyte Taine’in “ırk&amp;ndash;muhit&amp;ndash;an” modeli ile Mark Wolynn’in epigenetik ve kuşaklar arası aktarım yaklaşımlarından, Freud’un psikanaliz kuramından yararlanılmaktadır.Elde edilen sonuçlar, Namık Kemal’in yazınsal üretiminde kişisel kırılganlıklar, vicdani sorgulamalar ve özgürlük arzusunun iç içe geçtiği çok katmanlı bir ruhsal zemin bulunduğunu ve bireysel çatışmaların millet ile hürriyet ideali etrafında yeniden anlamlandırıldığı bir ifade alanı kurulduğunu göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, Namık Kemal’in edebî kimliğini psikanalitik bağlamda yeniden konumlandırmakta ve Türk edebiyatındaki psikobiyografik okumalara özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>407 Numaralı Mahkum ile O Muhteşem Karanlık Romanlarının Edebî Açıdan Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87952</guid>
      <author>Alaaddin KİRAZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu makalede, et-Tâhir b. Cellûn'un, "O Muhteşem Karanlık" ve Târık Bâş'ın "407 Numaralı Mahkûm" romanları birbirileriyle karşılaştırılarak hapishane edebiyatının analizi üzerinde durulmaktadır. Her iki roman da bireylerin siyasi baskı ve hapishane deneyimleriyle yüzleşmelerini ele alınarak, farklı anlatım yöntemleriyle sunulmaktadır. Bu da hapishane yaşamına dair çeşitli perspektifler sağlamaktadır. Anlatım yöntemlerini, karakterlerin kurgusunu, hapishane yaşamının tanımlanmasını ve yazarların sunduğu sosyal ve politik mesajları incelemek için karşılaştırmalı analitik yöntem kullanılmıştır. Çalışma, iki roman arasındaki benzerlikler ve farklılıklar üzerinde durarak, yazarların her birinin kültürel ve politik arka planının edebî deneyimlerini nasıl oluşturduğunu detaylı bir şekilde ele almıştır. Bu araştırma, Arap dünyasında edebiyat ile siyaset arasındaki kesişimi ortaya koyan tarihsel ve etik belgeler olarak&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;hapishane anlatılarının rolünü de vurgulamaktadır. Kişisel acıyı kolektif bir durum olarak yorumlayan her iki yazar da, esaretin bireysel deneyimlerini adalet, insan hakları ve insan vicdanının direnci üzerine evrensel yansımalar hâline dönüştürmektedir. Bu araştırmanın önemi, edebiyatın, mahkûmların yaşadığı acıları ifade etme ve siyasi baskıyı ortaya koyma gücünü nasıl kullanabileceğini göstermesindedir. Bu bağlamda, hapishane edebiyatının özgürlük ve insan onurunu savunmadaki rolünü daha iyi anlamamıza katkı sağlamaktadır. Araştırma sonuçları, et-Tâhir b. Cellûn ruhsal acıları tanımlamak için psikolojik anlatım ve sembolizme ağırlık verdiğini, Târık Bâş’ın da fiziksel acıları ve kesintisiz mücadeleyi vurgulayan gerçekçi bir anlatım tarzını tercih ettiğini göstermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nilgün Marmara ve Sylvia Plath’in Günlüklerinde İntiharın İzleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87484</guid>
      <author>Yasemin UZUNÖykü YUFKA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmada, Nilgün Marmara ve Sylvia Plath’ın ölümünden sonra yayımlanan günlükleri temel alınarak onları intihara sürükleyen bireysel, toplumsal ve psikolojik etmenler incelenmektedir. Günlükler yalnızca içsel bir monolog olarak değil aynı zamanda edebi birer metin olarak ele alınmakta; böylece ölüm isteğinin edebi dil aracılığıyla nasıl estetik bir biçim kazandığı ortaya konmaktadır. Farklı dönemlerde yaşamış ve doğrudan bir ilişkileri bulunmamış olmalarına rağmen Marmara’nın Plath’ın şiirleri üzerine hazırladığı lisans tezi iki şair arasındaki ilk teması oluşturmuş, Marmara bu çalışmada Plath ile kendisi arasında bilinçli bir bağ kurmuştur. Bu bağ, edebiyatın bireyler arasında zaman ve mekân sınırlarını aşarak ruhsal ve düşünsel bir ortaklık yaratma gücünü göstermektedir. Bu araştırmanın amacı metinlerarası karşılaştırmalar yoluyla iki şair arasındaki duygusal paralellikleri ortaya çıkarmak; yaşamlarının ve düşünce dünyalarının benzerlikleri ile onların farklılıklarını belirleyerek intihara yöneliş süreçlerini analiz etmektir. Çalışmada yöntem olarak doküman analizi kullanılmıştır. Çalışmada, incelemeler sonucunda her iki yazarın yaşam öykülerinde ortak deneyimler, kırılma anları ve toplumsal baskılar göze çarpmaktadır. Günlüklerde özellikle varoluşsal kaygılar, kadın kimliğinin getirdiği sorunlar, toplumsal cinsiyet kalıplarıyla mücadele, psikolojik rahatsızlıklar, aile içi ilişkilerdeki çatışmalar, yabancılaşma ve yalnızlaşma gibi temaların belirgin biçimde öne çıktığı görülmüştür. Tüm bu unsurların, şairlerin iç dünyalarında derin yarılmalara yol açarak intihara giden süreci hızlandıran ve besleyen etkenler olduğu sonucuna ulaşılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Irak Romanında 2003 Sonrası Anlatı ve Sembol Dönüşümleri Sosyo-Politik Değişime Eleştirel Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86930</guid>
      <author>Mohammed Abdulkareem YASEEN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Öz: &lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, Irak romanının 2003 sonrası dönemde geçirdiği derin anlatısal ve sembolik dönüşümleri titizlikle irdeleyerek, bu dönüşümlerin Irak toplumunun yaşadığı dramatik sosyo-politik değişimlerle kurduğu iç içe ilişkiyi edebi ve kültürel bağlamda eleştirel bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Irak romanı, geleneksel anlatı kalıplarının dışına çıkarak doğrusal kurgudan uzaklaşmış, metinlerarası ilişkilerle, çok seslilikle ve zamanın doğrusal akışını bozan tekniklerle&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;daha katmanlı, belirsiz ve çok boyutlu bir anlatı yapısına kavuşmuştur . İç monolog, retrospektif anlatım ve çeşitli anlatıcı seslerinin birleşimiyle, Irak'ın yaşadığı tarihsel travmalar, göç ve aidiyet krizleri çok yönlü olarak betimlenmiştir .&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Romanlarda sembolizmin geçirdiği dönüşüm ise bu eserlerin anlam evrenini zenginleştirmekte, geleneksel sembollerin ötesine geçerek derin ve karmaşık anlam katmanları oluşturmaktadır. "Vatan", yalnızca fiziksel bir coğrafya olmaktan çıkıp, nostaljik bir kayıp mekânına dönüşürken, "sürgün" kimliğin yeniden şekillendiği, umut ve umutsuzluğun iç içe geçtiği bir varoluş alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. "Savaş" motifi, bireysel ve toplumsal travmaları anlatmak için kullanılan evrensel bir metafor hâline gelmiştir. Kimlik ve bellek sembolleri ise sürekli değişim ve dönüşüm içinde, Irak toplumunun yaşadığı parçalanma ve belirsizliğin edebi izdüşümlerini taşımaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Araştırma kapsamında incelenen Ahmed Saadavi’nin "Bağdat’ta Frankenstein" romanında, parçalanmış bir toplumun sembolü olarak yaratılan canavar figürü, Irak’ın travmatik gerçekliğini derin sembolik göndermelerle temsil eder. Sinan Antoon'un "Nar Ağacı" eserinde ise, nar ağacı dayanıklılığın ve yaşamın direnişçi simgesi olarak yükselirken, roman boyunca iç içe geçen bireysel ve kolektif sesler, toplumsal belleği ayakta tutmanın yollarını sorgulamaktadır. Abdulhalik El-Rikabi’nin "Ali Baba’nın Hüzünlü Gecesi" adlı romanı ise, mitolojik unsurlarla günümüz gerçekliğini harmanlayarak, kimliğin kırılganlığına ve toplumsal çöküşün yarattığı kaosa işaret eder.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, anlatı teknikleri ve sembolizmin Irak toplumunun dönüşen gerçeklikleriyle kurduğu dinamik ilişkiyi vurgulayarak, çağdaş Irak romanını sadece edebi bir tür olarak değil, aynı zamanda sosyal ve tarihsel bir tanıklık biçimi olarak değerlendirmektedir. Sonuç olarak, Irak edebiyatının bu dönüşüm sürecinde oynadığı önemli rolü ortaya koyan çalışma, Irak romanının gelecekteki araştırmalar için de zengin bir kaynak teşkil ettiğini önermekte, özellikle dijital sürgün, cinsiyet ve kimlik politikaları gibi güncel konuların da literatüre katılması gerektiğini vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Makamdan Makama: Sultan III. Selim Cülusiyeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=88009</guid>
      <author>Figen Özlem YASİNOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Arapça “c-l-s” kökünden türeyen ve “oturmak” anlamına gelen cülus, Osmanlı’da yeni padişahın tahta çıkışı anlamında da kullanılmaktadır. Cülusiye ise klasik Türk edebiyatında tahta çıkan padişahı övmek ve tebrik etmek amacıyla yazılan şiirlere verilen isimdir ve farklı nazım şekillerinde, manzum ya da mensur biçimde kaleme alınabilmektedir. XVIII. yüzyılda padişah değişikliklerinin sık yaşandığı bir dönemde cülusiye sayısında belirgin bir artış gözlenmiş ve bu eserler hem saray çevresinde hem de edebî topluluklarda geniş ilgi görerek giderek popüler hâle gelmiştir. Bu çalışmada, özellikle III. Selim’in tahta çıkışı üzerine yazılmış cülusiyelerden mürettep bir mecmua detaylı biçimde incelenmiştir. Bursa Yazma ve Eski Basma Eserler Kütüphanesi 4346 numarada kayıtlı “Mecmûa-i Tevârîh-i Cülûsiyye”, Enderunlu ârif tarafından derlenmiş olup toplam &lt;span style="mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;71 şiirden&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt; &lt;/span&gt;meydana gelmektedir ve hem siyasi hem askerî hem de ekonomik buhranların yoğun yaşandığı bir dönemde tahta çıkan III. Selim için kaleme alınmıştır. Böylesi zor bir dönemde tahta çıkan III. Selim’i, halk yoğun bir sevinç ve ümitle karşılamış hatta mecmuada yer alan pek çok şiirde bu mutluluk ve beklenti kendini göstermiştir. Bu makalede mecmua hakkında bilgi verilen bölüme geçmeden önce ilk olarak III. Selim’in hayatı, edebî kişiliği, tahta çıkışı, tarih düşürme sebepleri ve metotları ayrıntılı şekilde ele alınacak; ardından mecmuanın şekil ve imlâ hususiyetleri açısından bilgi verilirken muhteva özellikleri ise örnek beyitlerle desteklenerek detaylandırılacaktır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ana Dilde Konuşma Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81350</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81350</guid>
      <author>Nurşen YILDIRIMHasan KAVRUK  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, ana dilde konuşma stratejilerini alan yazından derleyerek tespit etmek ve bunları belirli başlılar altında kategorize etmektir. Bu amaç doğrultusunda hem yurt içinde hem de yurt dışında yürütülen ve konuşma, iletişim, sözlü ifade, anlatma kapsamındaki çalışmalara, lisansüstü tezlere ulaşılmaya çalışılmış ve bu işlem &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;nitel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Doküman incelemesi yoluyla elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Araştırma kapsamında incelenen çalışmalardaki stratejiler birbirleriyle karşılaştırılarak aynı açıklamaya fakat farklı adlandırmalara sahip olanlar tek bir strateji olarak esas alınmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda tespit edilen hazırlıksız konuşma stratejilerinin dört ana başlık altında toplanabileceği uygun görülmüştür. Araştırma kapsamında belirlenen on altı konuşma stratejisi doğrudan stratejiler, dolaylı stratejiler, etkileşim stratejileri ve dil ötesi stratejiler olarak kategorize edilmiştir. Bu bağlamda konuşma organizasyonu, analitik yaklaşım, tam aktarma, aşırı açıklık, konu dışına çıkmama, kelimeleri doğru telaffuz etme “Doğrudan Stratejiler” olarak ele alınmıştır. Yeniden yapılandırma, onarım, mesaj azaltma ve anlamsal yakınlık “Dolaylı Stratejiler” olarak adlandırılmıştır. Anlama kontrolü, göz teması kurma, nezaket kurallarına uyma ise “Etkileşim Stratejileri” olarak belirlenmiştir. “Dil Ötesi Stratejiler” olarak ise beden dilini etkili kullanma, uygun yerlerde vurgu ve tonlama yapma, işitilebilir ses tonuyla konuşma belirlenmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çalışmada ayrıca tüm bu stratejilerin genel ve ayırt edici özellikleri açıklanarak konuşmayı yapılandırmadaki işlevsel rolleri vurgulanmış, konuşma eğitiminde strateji kullanımının önemine dikkat çekilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Транслитерация как один из способов перевода безэквивалентной лексики на
турецкий язык (на материале переведенной русской классической литературы)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82968</guid>
      <author>Murat YILMAZ</author>
      <description>Межъязыковые связи между Турцией и Россией стали более тесными, начиная с XIX века
по настоящее время во всех сферах жизни. В процессе взаимодействия культур обоих государств
немаловажную роль играет перевод в разных его формах. В рамках письменного перевода
представлены различные тексты, которые содержат как эквивалентную лексику, так и
безэквивалентную. В последнее время в теории перевода отмечается тенденция роста к вопросу
перевода безэквивалентной лексики с одного языка на другой язык. Особое место занимает перевод
такой лексики, так как она передает культурный колорит народа. В работе нами поставлена задача –
определить эффективные способы для компетентного перевода специфической самобытной лексики
русского языка на турецкий. Иллюстративный материал проанализирован с лексико-семантической и
этимологической сторон с учетом этнокультурного фактора при переводе. Как известно, у каждого
переводчика свои правила и приемы презентации текста с исходного языка на переводящий. Нами были
отобраны материалы различных переводчиков одного и того же текста с целью сравнения переводов
безэквивалентной лексики и аннотирования определенной дефиниции. Целью нашего исследования
является анализ безэквивалентной русской лексики в переводе на турецкий язык с помощью
транслитерации для того, чтобы определить её возможности и ограничения в сохранении смысловой и
культурной целостности текста оригинала. Результаты анализа позволят систематизировать словник
безэквивалентной лексики с русского языка на турецкий. Нами была выбрана транслитерация как один
из наиболее эффективных способов передачи безэквивалентной лексики при переводе русской
художественной классической литературы на турецкий язык. Анализируется её роль в сохранении
этнокультурных особенностей оригинала, а также определяются её преимущества и ограничения в
сравнении с другими способами передачи лексических единиц, не имеющих прямых аналогов в языке
перевода. При переводе лакун русского языка переводчик должен иметь как языковую, так и
культурологическую компетентность обоих языков</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çeviribilim ve Sosyoloji: Çeviri Sosyolojisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81477</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81477</guid>
      <author>Ulvican YAZAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Günümüzde, çeviri eyleminin yalnızca dilsel bir işlem olmadığı, toplumlar, kültürler ve diller bir birleriyle bir etkileşim ve köprü kurma işlevi üstlendiği kabul edilmektedir. Bu nedenle, çeviri biliminin sadece dilbilimsel bir alanla sınırlı kalmadığı, daha geniş bir perspektifte, disiplinlerarası bir bilim dalı olarak tanımlandığı görüşü yaygınlaşmıştır. Çeviri, dilin ve kültürün ötesinde, toplumsal yapılar ve ilişkilerle de doğrudan ilişkilidir ve bu nedenle sosyoloji ile olan etkileşimi, çeviribilimin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Çeviribilim, sosyal bilimler arasında giderek daha fazla işbirliği yaparak, çevirinin toplumsal bağlamını ve toplumsal yapılarla ilişkisini derinlemesine incelemektedir. Çeviribilimin müstakil bir bilim dalı olarak onaylanma süreci, disiplinlerarası bir yapının ortaya çıkmasını zorunlu kılmaktadır. Başlangıçta uygulamalı dilbilim kapsamında değerlendirilen Çeviribilim, süreç içinde kendi başına bir bilim alanı olarak şekillenmiş ve bağımsızlaşmıştır. Bu süreçte, çeviri eyleminin yalnızca dilsel yönlerinin değil, kültürel ve toplumsal bağlamlarının da dikkate alınması gerektiği fikri, disiplinlerarası çalışmalarla pekişmiştir. Çeviribilim, dilin ötesine geçerek toplumsal yapılar, kültürel normlar, ideolojiler ve güç ilişkileri gibi faktörlerle de doğrudan bağlantıya geçmiştir. Bu nedenle çeviri, yalnızca bir dilsel aktarma süreci değil, buna paralel olarak toplumsal bir vaka olarak kabul edilmelidir. Çeviribilimin disiplinlerarası doğası, farklı bilim dallarının bakış açılarını birleştirerek çeviriyi çok boyutlu bir olgu olarak analiz etme imkânı sunmuştur. Çeviribilim ile sosyoloji arasındaki ilişki, çevirinin toplumsal bağlamını anlamada kritik bir öneme sahiptir. Çeviri, farklı toplumsal ve kültürel bağlamlarda yapılır ve bu bağlamlar, çeviri sürecini doğrudan etkiler. Çevirmen, yalnızca dilsel bir iletim yapmaz, buna ek olarak kültürel, toplumsal ve politik anlamları da taşır. Sosyolojik bakış açıları, çeviri sürecindeki güç ilişkilerini, ideolojik etkileri ve toplumsal normları incelemek için önemli bir olanak sunar. Bu bağlamda, Çeviribilimdeki disiplinlerarası yaklaşım, çeviri eylemini sadece dilsel bir aktarım olarak değil, ideolojik, kültürel, sosyal ve bir proses olarak değerlendirme imkânı tanır. Çeviribilim ile sosyoloji arasındaki ilişkiyi inceleyen çeviri sosyolojisi, çevirinin toplumsal yapılarla, güç ilişkileriyle ve kültürel normlarla nasıl etkileşime girdiğini anlamaya çalışır. Sosyolojik teoriler, çeviri sürecini sadece dilsel bir iletim süreci değil, aynı zamanda, kültürel, ideolojik ve Toplumsal faktörlerin tesiriyle oluşan bir olgu olarak analiz eder. Bu noktada, çevirinin toplumsal yapılar üzerindeki etkisini ve bu yapıların çeviri pratiği üzerindeki etkisini anlamak için sosyolojik kuramlar çok değerli bir rol oynar. Çalışmada, Çeviribilimin gelişim sürecinde sosyoloji ile ilişkisinden bahsedilmiştir. Ardından disiplinlerarasılık kavramı ve Çeviribilimdeki etkisi tartışılmış ve sosyolojik teorilerle olan ilişkisi de ele alınmıştır. Son olarak, Çeviribilim ve Sosyoloji arasındaki ilişki, çeviri çalışmalarında uygulanan başlıca toplumsal teoriler ve paradigmalar ile çeviri sosyolojisinin olgunlaşması üzerinde durulmuştur. Çalışma, tarama yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şor Türklerinde Çocuğu Koruma Yöntemleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87045</guid>
      <author>Ali YAKICIReshide GÖZDAŞ   ,Emine ATMACA  </author>
      <description>&lt;a name="_Hlk205204016"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Şor Türkleri Rusya Federasyonu’nun Kemerovo Bölgesi’nde &lt;span style="background: white;"&gt;(&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk205204016;"&gt;Şorya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk205204016;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; Dağlık Şorya olarak adlandırılan bölgede yaşayan bir Türk topluluğudur. Günümüzde kaybolma sürecinde olan lehçeler arasında yer alan Şor Türkçesi, Güney Sibirya topraklarında yaşayan yerli halk tarafından konuşulmaktadır. Bugün bu Türk boyu, &lt;span style="background: white;"&gt;insan hayatının geçiş dönemlerinden&amp;nbsp;biri olan &lt;/span&gt;doğumdaki &lt;span style="background: white;"&gt;bireyin yeni hayatına, hayatındaki bu yeni dönemine ait âdet ve inanmaları yerine getirmektedir. Makalenin yazarı &lt;/span&gt;Türk soylu halkların etnografisi alanında yetkin bir isim &lt;span style="background: white;"&gt;Nadezhda Petrovna Dyrenkova&lt;/span&gt; (31.05.1899-28.10.1941)’dır. &lt;span style="background: white;"&gt;Dyrenkova&lt;/span&gt;, katıldığı araştırma gezileri sırasında Şor Türkleriyle tanışmış ve onlardan &lt;span style="background: white;"&gt;doğumda doğanın kötücül unsurlarından yeni doğan &lt;/span&gt;bebeği yaşatmak ve korumak için &lt;span style="background: white;"&gt;hangi güçlerden yararlandıkları ve uyguladıkları &lt;/span&gt;ritüeller&lt;span style="background: white;"&gt;in tespiti için metin derlemeleri yapmıştır. Şor Türklerinin arkaik dünya görüşünün resminde kötü niyetli ruh Ainu “Ayna” büyük bir yer işgal eder. Ayna’nın olumsuz nitelikleri vardır ve içinde kötü bir eğilim taşır. Şorlar, Ayna’yı hem zoomorfik (hayvan veya kuş) hem de antropomorfik (insan) formlarda görünme yeteneğine sahip yaratıklar olarak görür.&amp;nbsp;Onlar kötü bir ruh olan Ayna’yı tespit etmek ve etkisiz hâle getirmek için birçok yöntem geliştirmiştir. Mesela; bir bebek doğduğunda &lt;/span&gt;Ayna içeri girmesin diye evin kapısını açık bırakmazlar, Ayna’dan girişi korumak için çadırın kapısının yanına bir ayının pençesini asarlar. &lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt;Kısacası &lt;/span&gt;ebeveynler, &lt;span style="letter-spacing: -.15pt;"&gt;çocuklarının &lt;/span&gt;doğumundan yetiştirilme sürecine kadar hep Aynayla mücadele ederler.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mahmut KAPLAN, İncitme Sev, Lejand Kitap: İstanbul, 2024, ss. 170, ISBN: 978-625-8452-98-3.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=87302</guid>
      <author>Sevim ARAS</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Welsapar, Ak, Kurtarıcı, Anatolia Kültür Yayıncılık, İstanbul 2025, 199 s.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82393</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82393</guid>
      <author>Mehmet Turgut BERBERCAN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


