






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2018 Sayı Volume 13 Issue 19 </title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=380</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe’nin Öğrenme Sürecinde Dil Becerileri Açısından Duyulan Kaygı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21938</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21938</guid>
      <author>Cenk AKAY, Nezaket Bilge UZUN</author>
      <description>Türkçe’nin artık bölgesel geçerli dil (lingua franca) olması nedeniyle, yabancı dil olarak öğrenme ve öğretilme süreçleri üzerinde, dikkatlice durulması gerekmektedir. Yabancı dil öğrenme süreci çok sayıda faktörden etkilenmektedir ve bu faktörlerden birisi de duyuşsal boyutta kaygı faktörüdür. Bu araştırmanın amacı yabancı dil olarak Türkçe’nin öğrenilmesi sürecinde öğretici ve öğrencilere göre dört temel dil becerisine ilişkin duyulan kaygının yargıcı kararlarına dayalı ölçekleme yöntemlerinden ikili karşılaştırma ve sıralama yargılarına dayalı ölçekleme yöntemleri ile ölçeklenmesi ve öğretici ile öğrencilere göre dört temel dil becerisine yönelik kaygı nedenleri ile kaygıyı gidermeye yönelik çözüm önerilerinin ortaya konmasıdır. Araştırma enlemesine-kesit tarama temelli betimsel yöntemle yürütülmüştür. Araştırma grubu 70 öğretici ve 32 öğrenciden oluşmuştur. Nicel veriler ölçekleme, nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile bulgulaştırılmıştır. Sonuç olarak öğreticiler ve öğrenciler dört dil becerisinde kaygı yaşandığını ifade etmişler ancak hem öğretmenlere hem de öğrencilere göre en çok kaygı duyulan dil becerisi konuşma olarak vurgulanmıştır. Araştırma sonucunda özellikle şu öneriler sunulmuştur. Öğrencilerin alay edilme, rezil olma, çekinme ve utanma gibi kaygıları yaşamaması için sınıf ortamlarının öğretmenler tarafından çok güvenilir ve öğrencilerin kendilerini rahat hissedecekleri ortamlar şeklinde düzenlenmesi sağlanabilir. Öğrencilerin konuşma ve dinleme becerisine yönelik becerilerinde duydukları kaygının azaltılması için Türk öğrencilerle eşleştirilmeleri sağlanabilir. Dil öğrenme sürecinin özellikle Türkiye’de Türkçe’yi öğrenen yabancı uyruklu öğrenciler için sadece sınıf içinde değil sınıf dışında da devam etmesi gerekliliğinden yola çıkarak sınıf dışında öğretmenlerinde yer aldığı çok sayıda sosyal faaliyet yapılandırılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Eğitim Kurumlarına Devam Eden 5-6 Yaş Grubu Çocukların Okula Uyumlarını Yordayan Değişkenlerin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21850</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21850</guid>
      <author>Gülsüm AKIŞ, Devlet ALAKOÇ PIRPIR</author>
      <description>Bu araştırma okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 5-6 yaş grubu çocukların annelerinin çocuk yetiştirme tutumları, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin öğrencileriyle olan ilişkileri ve sınıf yönetimi becerileri ile araştırmada ele alınan demografik değişkenlerin çocukların okula uyumları üzerindeki yordayıcı etkisini ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde olup, araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 5-6 yaş grubu 900 çocuk, anneleri ve 250 okul öncesi eğitim öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Sınıfa Uyum Öğretmen Gözlemi-Kontrol Listesi”, “Çocuk Yetiştirme Anketi”, “Okul Öncesi Öğretmenler İçin Sınıf Yönetimi Ölçeği”, “Öğretmen-Öğrenci İlişki Ölçeği” kullanılmıştır. Araştırma kapsamında bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişkinin belirlenebilmesi amacıyla “Pearson Korelâsyon Katsayısı”, korelasyon katsayıları anlamlı bulunan değişkenlerin “Sınıfa Uyum Öğretmen Kontrol Listesinin” alt boyutları üzerindeki yordayıcılarını belirleyebilmek amacıyla ise, “Aşamalı Çoklu Regresyon Analizinden” yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, Öğretmen-Öğrenci İlişki Ölçeğinin “çatışma ve yakınlık”, Çocuk Yetiştirme Anketinin “cezalandırma” alt boyutları ile doğum sırası ve çocuk yaş değişkenlerinin Sınıfa Uyum Öğretmen Gözlemi-Kontrol Listesinin “konsantrasyon problemi” alt boyutunu yordadıkları saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda, Öğretmen-Öğrenci İlişki Ölçeğinin “çatışma ve yakınlık”, Çocuk Yetiştirme Anketinin “cezalandırma” alt boyutları ile doğum sırası değişkenlerinin Sınıfa Uyum Öğretmen Gözlemi Kontrol Listesinin “olumlu sosyal davranış” alt boyutunu yordadıkları belirlenmiştir. Çalışmada Çocuk Yetiştirme Anketinin “cezalandırma ve sıcaklık”, Öğretmen Öğrenci İlişki Ölçeğinin “çatışma ve yakınlık” alt boyutlarının ve doğum sırası, çocuğun cinsiyeti, baba yaş değişkenlerinin Sınıfa Uyum Öğretmen Gözlemi-Kontrol Listesi “yıkıcı/istenmeyen davranış” alt boyutunun yordayıcıları olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilgisayar Öğretmenlerinin Bir Eğitim Aracı Olarak Bilgisayara İlişkin Tutumları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21860</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21860</guid>
      <author>Mehmet Emin AKSOY</author>
      <description>Bu araştırma Tokat ili merkez ve merkeze bağlı okullarda görev yapan 22 kadın ve45 erkek bilgisayar öğretmeninden oluşan toplam 67 kişilik bilgisayar öğretmenlerinin, bir eğitim aracı bilgisayara ilişkin tutumlarını ölçmek amacıyla ve % 97lik katılım oranıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, 3 bölümden oluşan bilgi toplama aracı kullanılmıştır. Birinci bölümü oluşturan kişisel bilgiler, 25 sorudan oluşturulmuştur. Kendi kendini değerlendirme formatındaki 2. bölümü, 34 tutum cümlesinden oluşturulmuştur. 3.bölüm, 4 alt bölümden oluşturulmuştur. Bu bölümlerden, kendi kendini değerlendirmede 34, eğitim politikası ve felsefesinde 19, izlenecek yaklaşımda 15, eğitim programının öğelerinde 54 ve öğretmen yetiştirmeye ilişkin 12 olmak üzere, toplam 134 öğretmen tutum cümleleri yer almış ve bu çerçevede kendilerine “ iyi”,” orta” ve “iyi değil” şeklinde değerler vermişlerdir. Araştırmada ortaya çıkan bulgulara göre öğretmenler artık tek kaynaktan eğitim fakültelerinden yetiştirilmektedirler. Araştırmanın en önemli bulgularında biri de, kadın ve erkek öğretmenlerin belirlenen kategorilerdeki tutumları arasında, tutum farklarının olmamasıdır. Tüm öğretmenlerin öğrencileri öğrenimin merkezine alan anlayışlara sahip olmaları araştırmanın bir başka önemli bulgusudur. Öğretmenlerin çoğunun, yurt dışı deneyimleri olmamasına rağmen teknolojiyi sürekli takip ediyor olmaları araştırma sonuçlarının ortaya çıkardığı olumlu tutumlardan bir başkasıdır. Öğretmenler ekonomik gelirleri ile ilgili herhangi bir şikâyette bulunmamışlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Eğitimicisi Yetiştiren Kurumlarda Orkestra/Oda Müziği Eğitimi Etkinlik Sürecinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21910</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21910</guid>
      <author>Rıza AKYÜREK</author>
      <description>Dünya üzerinde var olan toplumları birbirine bağlayan ve farklı desenleri ile çeşitlendiren en önemli unsurlardan birisi kültürdür. Kültür geçmişten günümüze toplumların yaşamlarıyla yoğrulan, geleneklerin, ahlaki değerlerin ve toplumsal yaşanmışlıkların bir bütünü ve süzülerek gelen özüdür. Her toplumun kendine özgü ahlaki değerleri, yaşam kriterleri ve gelenekleri olduğu gibi her toplumun benimsediği ve tüm toplumlar tarafından katkılarla oluşturulan genel bir kültür anlayışı da geçmişten günümüze yer almaktadır. Eğitim; bilim, teknik ve sanatın her üçünü de kapsayan bir içerik taşıyorsa, bireyleri ve toplumları biçimlendirme, yönlendirme, değiştirme, geliştirme ve yetkinleştirmede en etkili süreç niteliğini kazanır. Sanat eğitimi bu amaca dönük eğitim sürecinin üç ana boyutundan, üç ana bileşeninden biridir. Müzik eğitimi sürecinde bireysel çalgı eğitiminde edinilen davranışlar toplu çalgı eğitiminde geliştirilmekte, ilerletilmekte ve uygulamaya dönük ivme kazanmaktadır. Orkestra/oda müziği eğitimi, bireysel çalgı eğitiminde kazanılan davranışların toplu çalma yoluyla geliştirilmesi, değiştirilmesi, dönüştürülmesi olarak da tanımlanabilir. Bu araştırma, nitel ve nicel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmaya veri sağlamak amacıyla yapılandırılmış görüşme formu ve anket uygulanmıştır. Araştırmanın evrenini, Eğitim Fakültelerine bağlı Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Eğitimi Anabilim Dallarındaki orkestra/oda müziği ve bireysel çalgı eğitimi derslerini yürütmüş/yürütmekte olan öğretim elemanları ve ilgili dersi alan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Altı Üniversitenin Eğitim Fakültelerine bağlı Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü, Müzik Eğitimi Anabilim Dallarındaki ilgili öğretim elemanları ve adı geçen dersin öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem grubunda yer alan üniversitelerin ilgili Anabilim dallarında orkestra/oda müziği ve bireysel çalgı eğitimi derslerini yürütmüş/yürütmekte olan öğretim elemanlarına görüşme formu uygulanmış, Orkestra/oda müziği dersini alan öğrencilere anket uygulanmıştır. Araştırmanın problemine cevap aramaya yönelik geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu çözümlenerek elde edilen bulgular araştırma kapsamında değerlendirilmiştir. Öğrencilere uygulanan anketin yüzde ve frekans değerleri çözümlenmiş, elde edilen veriler araştırmanın bulgularına ışık tutmuştur. Araştırma sonucunda müzik eğitimcisi yetiştiren kurumlardaki orkestra/oda müziği eğitimi etkinlik süreci hazırlama, etkinlik öncesi süreç ürün sergileme ve etkinlik sonrası dönütlere yönelik veriler tespit edilmiş ve konuya ilişkin öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Türkmenistan Coğrafya Öğretim Programlarının Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21932</guid>
      <author>Caner ALADAĞ</author>
      <description>Nitel bir araştırma olarak tasarlanan bu çalışmada; Türkiye’de 2018-2019, Türkmenistan’da ise 2014 eğitim-öğretim yılından itibaren ortaöğretimde uygulamaya konulan coğrafya öğretim programları karşılaştırılmıştır. Coğrafya öğretim programları içerik analizine uygun olarak incelenmiş ve elde edilen bulgular doğrultusunda; hedef, içerik, eğitim durumları ve değerlendirme süreci açısından karşılaştırılmıştır. Öğretim programlarının kurgusal ve yapısal olarak değişiklik gösterdiği tespit edilmiştir. Türkiye’de uygulanan öğretim programının, yapılandırmacı yaklaşımla oluşturulduğu halde, Türkmenistan’ının coğrafya öğretim programının klasik anlayışta hazırlanmış olduğu dikkat çekmektedir. Her iki programın da uzak hedefler açısından, vatanseverlik, gelişen dünya koşullarına uyumlu, ülkesine faydalı bireyler yetiştirmek gibi benzerlikler olduğu dikkat çekmektedir. Ayrıca Türkmenistan’ın coğrafya öğretim programında, Türkiye’deki gibi içerik oluşturmada sarmal yaklaşım benimsenmemiştir. Eğitim durumlarına yönelik olarak Türkmenistan coğrafya öğretim programında uygulamanın, coğrafi gezilerin ve yeni materyallerin derslerde kullanımına önem verilmektedir. Değerlendirme boyutunda ise Türkmenistan coğrafya öğretim programında çeşitliliğe yer verilmemiş klasik değerlendirme modeli benimsenmiştir. Ayrıca her iki programda da son zamanlarda önemi artan CBS’nin (Coğrafi Bilgi Sistemleri) kullanımına yer verilmesi gerektiğine dikkat çekilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİTAP SEÇİMİNİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER: BİR OLGU BİLİM ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21760</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21760</guid>
      <author>Metin ALTUNKAYNAK</author>
      <description>Bu araştırma ilkokul öğrencilerinin çocuk kitaplarına ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma 13 kız 15 erkek olmak üzere toplamda 28 ilkokul öğrencisi ile yapılmıştır . Araştırmamızda, nitel araştırma yöntemi tercih edilmiştir. Odak grup görüşmesi yöntemiyle veriler toplanmış, öğrencilerin kitaplarını seçerken kimlerden tavsiye aldıkları ve seçme zamanını neye göre belirledikleri, çocukların severek okuduğu çocuk edebiyatı türlerinin hangileri olduğu ve konularına ilişkin duygu ve düşünceleri, bir yılda okudukları kitap sayısı ve bir kitabı okuma süreleri, çocuk kitaplarının dış yapısı (boyut, sayfa sayısı, kapak yapısı, resim vb.) ile ilgili görüşleri, okudukları çocuk kitaplarının genel olarak nasıl olması gerektiği ile ilgili düşünceleri ve varsa çözüm önerilerine dair görüşleri temalar çerçevesinde hazırlanan sorularla tespit edilmiştir. Verilerin analizinde nitel veri analizlerinden olan içerik analizi kullanılmıştır. Geçerlilik ve güvenirliliğin sağlanması için hazırlanan görüşmeye ait sorular alanda uzman bir öğretim üyesinin fikirleri alınarak derlenmiş, öğrencilerin rahat edecekleri bir mekan oluşturmak için gayret gösterilmiş ve araştırmacı, görüşmeyi yürüten kişi sıfatıyla katılımcıların güvenini sağlayacak davranışlar sergilemeye çalışmıştır. Bulgulardan elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin kitaplarını aile, öğretmen tavsiyesi ve akran önerisine göre seçtikleri, bir yılda otuzdan fazla kitap okudukları ve ortalama haftada bir kitap bitirdikleri, kitapların boyutlarını, sayfa sayısını ve taşınabilirliğini olumlu buldukları, kâğıtların kalitesi konusunda biraz olumsuz görüşe sahip oldukları, kitaptaki resimleri beğendiklerini, kitaplarda süper kahramanlar, çizgi film karakterleri, çocuk kahramanlar ve ünlü kişilerin kahraman olarak seçilmesini istediklerini, kitaptaki karakterlerin akıllı, meraklı ve güçlü olanlarının kendilerini etkilediklerini, masal, fabl ve hikaye okumayı çok tercih ettiklerini belirtmişlerdir. Araştırmanın son bölümünde öğretmenlere, velilere, eğitim kurumlarına ve öğrencilere çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halk Oyunlarının İlkokul Birinci Sınıf (7 Yaş) Öğrencilerinin Görsel Motor Algı Düzeylerine Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21782</guid>
      <author>Murat ATASOY, Meryem ALTUN , Ahmet YALÇINKAYA</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, halk oyunlarının ilkokul birinci sınıf (7 yaş) öğrencilerinin görsel motor algıları üzerine etkisini incelemektir. Araştırma ön-test/son-test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Kırşehir ilinde bulunan Süleyman Türkmani İlkokulunda öğrenim gören ve amaçsal örnekleme yöntemi ile seçi¬len 7 yaş grubu çocuklar oluşturmaktadır. Çalışma gurubu 45 deney ve 45 kontrol olmak üzere toplam 90 kişidir. Araştırmada ölçme aracı olarak "Gelişimsel Bender Gestalt Görsel Motor Algılama Testi" kullanılmıştır. Deney grubuna, halk oyunları eğitim programı, 12 hafta boyunca haftada 3 gün günde 2 saat olarak uygulanmış, kontrol grubuna ise sadece Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Programına göre eğitim verilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS 22 (Statistical Package for the Social Sciences) paket programı kullanılarak düzenlenmiş ve incelenmiştir. Verilerin analizinde deney ve kontrol grubu arasındaki farkları incelemek için ilişkili örneklem t testi, demografik özelliklerde ise yüzde ve frekansa bakılmıştır. Araştırma sonucunda, halk oyunları eğitimi alan 7 yaş çocukları ile Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Programına göre eğitim alan 7 yaş çocuklarının görsel motor algı düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Bu sonuç, halk oyunlarının görsel motor algı düzeyini geliştirmede etkili olduğunu göstermektedir. Ayrıca cinsiyet açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Bu yaş grubunda cinsiyet rollerinin henüz belirginleşmediğinden kaynaklı olduğu düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Okul Kültürü Algısı İle İş Doyumu Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22011</guid>
      <author>Hatice KADIOĞLU ATEŞ, Hatice VATANSEVER BAYRAKTAR</author>
      <description>Bir sınıf öğretmeni öğrencilerinin ilkokuma yazma, hayat bilgisi, sosyal bilgiler, sosyal beceriler, matematik, müzik, sportif ve sanatsal faaliyetler gibi pek çok disiplinler arası beceriyi edinmesine rehberlik eder. Sınıf öğretmenlerinin işlerini daha iyi yapabilmesi, daha sağlıklı nesiller yetişmesine katkı sağlayabilmesi kendilerini güvende hissedecekleri, motivasyonu yüksek, iyi iletişime sahip bir kurumda çalışmalarıyla yakından ilgilidir. Sınıf öğretmenleri temel eğitimde diğer sınıf öğretmenleri ve branş öğretmenleriyle aynı atmosferi paylaşırlar. Buna bağlı olarak okul kültürü algısı sınıf öğretmenleri açısından incelenecek önemli konu başlıklarından biridir. Çalışmanın amacı temel eğitimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin okul kültürü algıları ile iş doyumlarının ilişkisini incelemektir. Bu çalışma; İstanbul ili, Küçükçekmece ilçesi sınırları içerisinde bulunan resmi ilkokul kurumlarında görev yapan sınıf öğretmenleri ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada; var olan durum olduğu gibi betimleneceği için betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Küçükçekmece ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokul kurumlarındaki sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi Küçükçekmece ilçesinde bulunan ilkokul kurumları içerisinden basit tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak sınıf öğretmenleri arasından oluşturulmuştur. Küçükçekmece ilçesindeki okul sayısı 47, sınıf öğretmeni sayısı ise 2110’dur. Örnekleme ise 20 tane okulda görev yapan sınıf öğretmenleri alınmıştır. Araştırmada veri toplamak amacıyla iki adet ölçek kullanılmıştır. Ölçeklerden biri “İş Doyumu Ölçeği” diğeri “Okul Kültürü Ölçeği”dir. Sınıf öğretmenlerinin okul kültürü ve iş doyumu algıları cinsiyet, yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, mesleki kıdem gibi değişkenlere bağlı olarak da incelenmiştir. Araştırma sonunda elde edilen veriler, SPSS 20.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Müziği Alanında Öğrenim Gören Çello Öğrencilerinin Öğrenme Stratejilerini Kullanma Durumları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21846</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21846</guid>
      <author>Burcu AVCI AKBEL</author>
      <description>Bu araştırma, Türk Müziği Konservatuvarlarında okuyan öğrencilerin çello öğrenirken ve çalışırken kullandıkları öğrenme stratejilerinin ortaya çıkarılması amacıyla oluşturulmuştur. Bu araştırma nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilmiş olup, betimsel bir çalışmadır. Araştırmada çalışma grubu (n: 9), amaçlı örnekleme çeşitlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yoluyla belirlenmiştir. Çalışma grubu, çello çalma düzeylerine göre başlangıç, orta ve ileri düzey olarak üçer kişilik gruplar halinde incelenmiştir. Öğrencilerin çello çalma düzeyleri, hangi sınıfta olduklarına ve çello dersi notlarının ortalamalarına göre belirlenmiştir. Araştırmada hem tek tek öğrenci bazında, hem de grup olarak değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmada veri toplama tekniği olarak literatür tarama ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır. Veriler, araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Yapılan görüşmeler, ATLAS.ti8 programı kullanılarak içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmanın sonucunda çello öğrencilerinin öğrenme sürecinde bilişsel, duyuşsal ve destek stratejilerinin tümünü kullandıkları ortaya çıkmıştır. Bilişsel stratejilerden tekrar etme, üstbilişsel stratejilerden yönetme, destek stratejilerinden ise içsel stratejilerin en çok kodlanan ve kullanılan stratejiler olduğu ortaya çıkmıştır. Başlangıç düzeyindeki öğrenciler en çok destek stratejilerini kullanırlarken, orta ve ileri düzey öğrenciler en çok bilişsel ve üstbilişsel stratejileri kullanmaktadırlar. Orta düzeydeki çello öğrencilerinin, destek stratejileri dışındaki tüm kategorilerde en çok ve en çeşitli strateji kullanan öğrenci grubu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim Programını Planlamaya Yönelik Çalışmalarının Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21717</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21717</guid>
      <author>Filiz AYDEMİR, Ümit DENİZ</author>
      <description>Araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin, Milli Eğitim Bakanlığı 2013 Okul Öncesi Eğitim Programını planlamaya yönelik çalışmalarının cinsiyetlerine, yaşlarına, öğrenim düzeyi ve mezun oldukları program türüne göre incelenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; Adıyaman il merkezinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin hazırlamış oldukları bir aylık plan, o aya ait günlük eğitim akışları ve etkinlik planları olmak üzere toplam 487 takım doküman oluşturmuştur. Verileri toplamak amacı ile Plan Değerlendirme Aracı kullanılmıştır. Ölçme aracı “Evet-Hayır” seçenekli ve “1-10” arasında dereceli olmak üzere iki türde maddeler içermektedir. Araştırmacı tarafından hazırlanan Plan Değerlendirme Aracı uzman görüşlerine göre yeniden düzenlenmiş ve toplam 36 maddeden oluşmuştur. Aracın toplam 40 takım doküman üzerinde pilot çalışması yapılmıştır. Güvenirlik amacı ile araştırmacı dışında iki uzmana doldurtulan formlar aracılığı ile puanlayıcılar arası güvenirliğe 10’lu likert biçiminde oluşturulan maddeler için Krippendorff’s Alpha ve Evet-Hayır biçiminde oluşturulan maddeler için ise Cohen’s Kappa tekniği ile bakılmıştır. Güvenirlik, Cohen’s Kappa tekniğinde Araştırmacı-Uzman 1 ve 2 arasında. 90, .92; Krippendorff Alpha da ise .88, .91 saptanmıştır. Plan Değerlendirme Aracı puanlarının değişkenlere göre anlamlı olup olmadığı Mann Whitney-U Testi ve Kruskal Wallis Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, “Günlük Eğitim Akışı” boyutu açısından kadın öğretmenlerin, “Etkinlik Planı” boyutu açısından ise erkek öğretmenlerin daha iyi oldukları saptanmıştır. 31 ve üzeri yaştaki öğretmenlerin “Günlük Eğitim Akışı (1-10) boyutunda, 41-45 yaş aralığındaki öğretmenlerin ise “Günlük Eğitim Akışı (1-0)” ve “Etkinlik Planı (1-0)” boyutlarında yüksek puan aldıkları; lisans mezunu öğretmenlerinin “Günlük Eğitim Akışı”’nda planlamayı daha iyi yaptıkları; “Günlük Eğitim Akışı” boyutunda Okul Öncesi Öğretmenliği (Açık Öğretim) mezunlarının, “Etkinlik Planı”’nda ise Anaokulu Öğretmenliği mezunlarının yüksek puan aldıkları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>BİR SANAT ARAŞTIRMASININ DOĞASINA BAKIŞ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21731</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21731</guid>
      <author>Aygül AYKUT</author>
      <description>Sanatı araştırmak sadece sanat tarihçileri değil sanat araştırmalarını iş edinmiş kişilere özgü bir uğraş olarak görülebilir. Sanat hakkında yazmak, onun kaydını tutmak yalnızca tarihçileri, eleştirmenleri değil, sanatçıları, alanda eğitim görenleri, sanat meraklılarını, ya da düşünürleri ve tabii ki sanat eğitimcilerini de ilgilendirmelidir. Özellikle şimdinin yani tarihin kaydını tutmak alandaki tarih konularıyla içli dışlı olan sanat tarihçi kadar sanatçılara ve görsel sanat eğitimcilerine de bilgi üretmenin yolunu gösterebilir. Bu durumda sanatçı ya da sanat eğitimcilerine tarih araştırmasının koşulları ve doğasını farklı bakış açılarıyla sunmak, sanat araştırmasının doğasına ilişkin fikir verici olabilir. Bu nedenle herhangi bir araştırmacı için öncelikle hangi amaçla olursa olsun bir olay, olguyu ele alabilmenin yolu özellikle onun doğası, özellikleri ve yöntemlerinden haberdar olunması ile başladığını kabul etmekten geçer. Hamblen’ın da değindiği gibi, sanatsal bir olay ister sanatçı, isterse sanat eğitimcinin perspektifinde gerçekleşsin sanat araştırmaları probleminin dokusuna uygun yöntemlerin seçimiyle işlerlik kazanabilir. Bununla birlikte ne kadar iyi niyetli yapılırsa yapılsın bazen de sanatla ilgili bir araştırma yöntemin seçiminden bulguların yorumlarına kadar genişleyerek şekilde farklı bir anlam kazanıp geleceği etkileyebilmektedir. Özellikle sanat alanının temel dayanağını oluşturan tarih araştırmalarında bu duruma benzer bazı problemler görülebilir. Son yıllarda sanat temelli araştırmalar içinde benzer tartışmaların yer alması da problemin önemi açısından dikkat çekicidir. Bu nokta da bu tür problemlerin sanat araştırmalarının doğasıyla ilgili olup olmadığını tartışmak kaçınılmazdır. Araştırmanın verileri literatür tarama yöntemiyle elde edilmiştir. Araştırmada sanat araştırmacılarının perspektiflerinde meydana gelen betimsel yöntemlerle şekillendirildiği anlaşılan bazı örnek olaylar tarihsel araştırmayı etkileyebilecek yönleriyle incelenerek sanat araştırmalarının doğası tartışmaya açılmıştır. Seçilen örneklere ulaşılan gerçeklerin yanında bilinçsizce yapılan yorumların ya da olayların yeniden anlamlandırılması ile şekillenişi ya da bu sürece kişisel düşüncelerin katılıp katılmadığı, yorumlarda gerçekte varlığı tartışılabilecek işaretlerin bulunup bulunmadığına ilişkin görüşler Hamblen’in konuya ilişkin dikkat çeken düşünceleri de temel alınarak bazı tespitler yapılmaya çalışılmıştır. Özde araştırma, sanat araştırmalarında önemli yeri olan tarihsel araştırmanın doğasına bakarak söz edilen olası bu tür problemlerden kaçınma yollarını tartışmaktadır. Araştırmanın sanat araştırmacılarına farklı bakış açıları sunabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇE ÖĞRETMENİ ADAYLARININ KONUŞMA ÖZ YETERLİKLERİ VE İLETİŞİM BECERİLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21849</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21849</guid>
      <author>Yasemin BAKİ</author>
      <description>Bu araştırmada, Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterliliklerinin ve iletişim becerilerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi ve bu iki beceri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenmiş olup katılımcılar; Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 209 öğretmen adayından oluşmaktadır. İlişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilen çalışmada verilerin toplanmasında Katrancı ve Melanlıoğlu (2013) tarafından geliştirilen “Konuşma Öz Yeterlik Ölçeği” ve Owen ve Bugay (2014) tarafından geliştirilen “İletişim Becerileri Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar için t-testi ve tek yönlü varyans analizi (One Way Anova) kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterliliklerinin cinsiyet ve bölüm değişkeni açısından manidar düzeyde farklılık göstermediği; iletişim becerileri açısından ise cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmen adayları lehine manidar düzeyde farklılık gösterdiği, bölüm değişkeni açısından benzer özelliklere sahip oldukları tespit edilmiştir. Türkçe öğretmeni adaylarının konuşma öz yeterlikleriyle iletişim becerileri arasında pozitif yönde manidar düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FUAT BAYMUR’UN “TÜRKÇE ÖĞRETİMİ” ESERİNDEN HAREKETLE TÜRKÇE ÖĞRETİMİNİN ESASLARI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21768</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21768</guid>
      <author>İrem BAYRAKTAR</author>
      <description>Bu çalışma, Cumhuriyet dönemi öğretmenlerinden Fuat Baymur’un, temel dil becerilerinin öğretimine değindiği “Türkçe Öğretimi” eserinin günümüz Türkçe öğretimi anlayışı doğrultusunda değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Fuat Baymur, öğretim yöntemleri ve uygulamaları üzerinde yaptığı araştırmalar ve incelemelerle yalnızca kendi dönemine değil, geleceğe de ışık tutan bir öğretmendir. Bu çalışmada incelenen eserin ilk baskısı 1943 yılında Birinci Kitap ve İkinci Kitap olmak üzere iki cilt hâlinde yayımlanmıştır. Yarım asrı geçen bu bilgi kaynağı, Türkçe öğretiminin tarihsel gelişimini ve ana dili eğitiminin başlıca esaslarını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Fuat Baymur’un “Türkçe Öğretimi” eseri, o dönemin öğretim programları da dâhil edilerek günümüz Türkçe öğretim yöntemleri ve programıyla karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmiştir. Baymur, eserlerinde öğretim yöntemlerine yer vermesinin yanı sıra, öğrencilerin günlük yaşam becerilerine ve sosyalleşmelerine yardım eden bir öğretim metodunu gerekli görerek öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarına cevap veren bir öğretim yaklaşımını benimsemiştir. Baymur’un eserlerinde çok yönlü bir öğretim ortamı ve öğrenci merkezli bir yaklaşım dikkati çekmektedir. Bu yönüyle incelenen eser, Türkçe öğretiminin temel esaslarını bünyesinde barındırması açısından kaynak bir kitap niteliği taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmeni Adaylarının “Çocuk Katılımı” Kavramına Yönelik Metaforik Algılarının Farklı Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21811</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21811</guid>
      <author>Mustafa BEKTAŞ, Müberra YAVAŞ , Asena AYVAZ CAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmeni adaylarının çocuk katılımı kavramına yönelik metaforik algılarını cinsiyet, sınıf düzeyi, sosyo-ekonomik düzey ve aile eğitim durumları açısından incelemektir. Bu araştırma nitel bir araştırma olup çalışma grubunu 2016-2017 Eğitim-Öğretim Bahar Yarıyılı Sakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören 173 sınıf öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak sınıf öğretmeni adaylarının “çocuk katılımı” kavramına yönelik metaforik algılarının belirlenmesi için geliştirilmiş form kullanılmıştır. Veriler toplanırken sınıf öğretmeni adaylarından “çocuk katılımı” kavramını neye benzettiklerini ifade etmeleri ve bu ifadelerin gerekçelerini belirtmeleri istenmiştir. Dokümanlar içerik analizi yöntemi ile çözümlenmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının ürettiği farklı 136 metafor 14 kavramsal kategori altında toplanmıştır. En fazla metaforun “gereksinim olarak çocuk katılımı” kavramsal kategorisinde, en az metaforun ise “koruyucu olarak çocuk katılımı” kavramsal kategorisinde toplandığı görülmektedir. Metaforların kavramsal kategorilere dağılımı incelendiğinde ise cinsiyet değişkenin boyutları açısından gereksinim olarak çocuk katılımı kavramsal kategorisindeki yoğunlaşmanın değişmediği; sınıf düzeyi, anne-baba eğitim düzeyi, kardeş sayısı ve gelir miktarı değişkenlerinin boyutları açısından ise metaforların farklı kavramsal kategorilerde yoğunlaştığı görülmüştür. Öğretmen yetiştiren kurumların sınıf öğretmeni adaylarının daha çok gereksinim olarak gördüğü çocuk katılımı kavramını diğer kavramsal kategorileri ve bu çalışmada yer almamış ancak çocuk katılımı kavramı ile özdeşleşmiş demokrasi kategorisini de kapsayacak şekilde eğitim-öğretim süreçlerini düzenlemeleri önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suriyeli Öğrencilerin Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonu Projesi Kapsamında Geçici Eğitim Merkezlerinde Görev Yapan Dil Öğreticilerinin Dil Öğretirken Karşılaştıkları Sorunlar ve Çözüm Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21916</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21916</guid>
      <author>Devriş BEYHAN, Cahit EPÇAÇAN</author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı ülkemizde geçici eğitim merkezlerinde öğrenim gören Suriyeli öğrencilere eğitim veren dil öğreticilerinin karşılaştıkları sorunları tespit edip bu sorunlara çözüm önerileri getirmektir. Bununla birlikte dil öğretiminin merkezinde olan öğrencilerin karşılaştıkları veya karşılaşabileceği sorunların tespit edilerek dil öğretiminde bu sorunların ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Yabancılara Türkçe Öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili birçok çalışma yapılırken bizim çalışmamızda ise problem özel bir seviyeye indirgenmiştir. Çalışma sadece bir millete mensup kişilere dil öğretirken hem karşılaşılan problemleri ele alması yönünden hem de dil öğrenen kişilerin bulundukları yaş seviyelerinin düşük olması yönünden önemlidir. Suriyeli öğrencilerin Türk eğitim sistemine entegre olma yolunda önemli bir görev üstlenen geçici eğitim merkezlerinde görev yapan dil öğreticilerinin sorunlarını tespit edip bu sorunlara çözüm üretmek yapılacak dil öğretiminin daha verimli gerçekleşmesini sağlayacaktır. Çalışmanın gerçekleştirildiği geçici eğitim merkezlerinde öğrenciler 1 ve 4. sınıf arasında öğrenimlerine devam etmekte olan öğrencilerdir. Geçici eğitim merkezlerinde öğrenimlerini tamamlayan öğrenciler, eğitim ve öğretimlerine Türk öğrenciler gibi normal okullarda devam etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırma modeli olarak tarama modeli seçilmiştir. Çalışmada, belirlenen geçici eğitim merkezlerinde görev yapan dil öğreticilerine 12 sorudan oluşan açık uçlu ölçek uygulanmıştır. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemine dayanan içerik analiziyle yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda geçici eğitim merkezlerinde görev yapan dil öğreticilerinin dil öğretirken karşılaştıkları sorunların genel olarak; dilin fonetik yapısından kaynaklandığı, öğrencinin Suriye’de almış olduğu eğitimi Türk eğitim sistemiyle özdeşleştirmeye çalıştığı, öğrencilerdeki hazırbulunuşluluğun ve duyuşsal boyutun farklı olması ve materyal eksikliklerinin bulunması dil öğreticilerinin dil öğretirken en çok karşılaştıkları problemler olarak görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Öğrencilerinin Kelime Öğrenme Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21839</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21839</guid>
      <author>Dilek BÜYÜKAHISKA, Rüveyda H. ÇEBİ KOZALLIK</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, yabancı dil öğretmenlik programında öğrenim görmekte olan üniversite öğrencilerinin kelime öğrenme stratejileri kullanım sıklıklarını öğrencilerin cinsiyetleri, öğrenim görmekte oldukları program ve sınıf düzeyleri gibi değişkenler açısından incelemektir. Araştırmanın katılımcılarını Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İngilizce ve Almanca öğretmenlik programlarında öğrenim görmekte olan 363 öğrenci oluşturmaktadır. İngilizce öğretmenliği bölümünden 194 (134 kız, 60 erkek), Almanca öğretmenliği bölümünden ise 169 öğrenci (136 kız, 33 erkek) gönüllü olarak çalışmaya katılmıştır. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Kocaman ve Kızılkaya Cumaoğlu (2014) tarafından geliştirilen “Yabancı Dillerde Kelime Öğrenme Stratejileri Ölçeği” ile toplanmıştır. Araştırmanın sonuçları, İngilizce öğretmenliği bölümünde öğrenim görmekte olan öğrencilerin cinsiyet değişkenine göre kelime öğrenme stratejilerini kullanma sıklıklarının sadece bilişsel boyutta farklılaştığını ortaya koymuştur. Buna karşın, Almanca öğretmenliği bölümü öğrencilerinin strateji kullanımları cinsiyete göre anlamlı fark göstermemiştir. Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, İngilizce bölümündeki öğrencilerin sınıf düzeyleri ile strateji kullanım sıklıkları arasında bir ilişki yokken, Almanca öğretmenliği öğrencilerinin kelime strateji kullanım sıklıkları ile bellek, bilişsel, telafi, üst-bilişsel, duyuşsal ve sosyal strateji boyutları arasında sınıf düzeyleri açısından istatiksel anlamda önemli bir ilişki belirlenmiştir. Ayrıca, program değişkeni açısından yapılan değerlendirmede Almanca ve İngilizce öğretmenlik programları arasında sadece bellek ve telafi stratejilerinin kullanım sıklıkları açısından anlamlı farklılıklar bulunmuştur. İlgili literatür ışığında araştırma sonuçları tartışılmış ve yabancı dil sınıflarında kelime öğrenme stratejilerinin öğretimine ilişkin önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Anadolu İmam Hatip Lisesi Öğrencilerinin Toplumsal Cinsiyet Algısı: Ankara Hüseyin Gazi Anadolu İmam Hatip Lisesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21710</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21710</guid>
      <author>Sevil BÜYÜKALAN FİLİZ, Yıldız KANLI , İlksen ÜSTÜNDAĞ , Birgül DEMİRCAN</author>
      <description>Bu makalenin temel amacı İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısını ölçmektir. Bu bağlamda kuramsal kısımda literatür taramasına başvurulurken bulgular için odak grup görüşmesi yapılmış, sekiz kız sekiz erkek olmak üzere toplam on altı İmam Hatip Lisesi öğrencisine açık uçlu sorular sorularak veriler elde edilmiştir. Bu verilere göre, çalışma grubundaki öğrenciler, kız çocuklarının okullaşması/kadının eğitimi ve kadının çalışma hayatındaki varlığına olumlu yaklaşmaktadır. Ancak öğrencilerin eğitim branşı ve iş seçimi konusunda cinsiyet ayrımına gittikleri görülmektedir. Kadının siyasi temsili, liderlik özelliği, kadın-erkek rol ve sorumluluklarındaki ayrım, kadının aile içindeki karar mekanizmasına etkisi ve geleneksel kalıp yargılar konusunda ise öğrenciler arasında zıt görüşler tespit edilmiştir. Toplumsal cinsiyete ilişkin geleneksel kalıp yargıların sembolü haline gelen bir takım atasözü ve deyimleri yorumlayan öğrencilerin çoğu bu deyişleri saçma olarak değerlendirirken; aile içindeki ekonomik kararlar veya evin geçimi konusunda geleneksele daha yakın yanıtlar vermiş ve erkeğe daha fazla ekonomik sorumluluk yüklemiştir. Sonuç olarak çalışma grubuyla yapılan görüşmeden elde edilen verilere göre İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algıları ne tamamen geleneksel ne de tamamen modern olarak değerlendirilebilmiştir. Görüşme yapılan çalışma grubundan yola çıkıldığında İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin toplumsal cinsiyet algısının değişime açık bir profil sergilediği söylenebilir. Dolayısıyla eğitimde toplumsal cinsiyet ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik bir takım düzenlemelerin, öğrencilerin algılarını değiştirebileceği görülmektedir. Bu değişim kadına yönelik olumsuz geleneksel yargı ve algının yıkılması yönünde etkili olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinin Aile İçi İletişimlerinin ve Sosyal Uyum Durumlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21825</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21825</guid>
      <author>Fatih CAMADAN, Yıldıray ÖZKURT</author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı; ortaokul öğrencilerinin aile içi iletişimlerinin ve sosyal uyum durumlarının incelenmesi olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu, Rize il merkezinde bulunan ortaokullarda öğrenim gören 265 öğrenciden (Kız=147, Erkek=118) oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Aile İçi İlişkileri Değerlendirme Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu; öğrencilerin uyum düzeylerini belirleyebilmek için Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin birlikte ele alındığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın nicel verileri t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ile nitel verileri ise betimsel analiz tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar; erkek öğrencilerin, ailelerindeki ilişkileri kız öğrencilere göre daha fazla destekleyici olarak algıladıkları, kız öğrencilerin ailelerindeki ilişkileri erkek öğrencilere göre daha engelleyici olarak algıladıkları yönündedir. Araştırma sonucunda katılımcıların aile içi iletişimleri Destekleyici ve Engelleyici Aile İlişkileri boyutlarında, anne-baba öğrenim durumuna ve anne ve babanın birliktelik durumuna göre istatistikî açıdan anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Bununla birlikte ortaokul öğrencilerinin aile içi iletişimleri sadece Engelleyici Aile İlişkileri boyutunda başarı belgesi alma durumuna göre istatistikî açıdan anlamlı bir fark göstermiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda ise; sosyal uyumu düşük-orta ve yüksek düzeyde olan tüm öğrencilerin, aile kavramını olumlu olarak algıladıkları bulunmuştur. Aile içi ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik olarak düşük uyum düzeyindeki öğrencilerin, aile ortamında sorumluluk sahibi olma davranışını ön plana çıkardığı, orta uyum düzeyindeki öğrencilerin fedakârlık ve saygı davranışlarına vurgu yaptığı, yüksek uyum düzeyindeki öğrencilerin ise saygı temasına dikkat çektiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca aile içi ilişkilerin iyileştirilmesine yönelik olarak düşük uyum düzeyindeki öğrencilerin, sorumluluk sahibi olma davranışını ön plana çıkardığı, orta uyum düzeyindeki öğrencilerin fedakârlık ve saygı davranışlarına vurgu yaptığı, yüksek uyum düzeyindeki öğrencilerin ise saygı temasına dikkat çektiği belirlenmiştir. Düşük ve orta uyum düzeyindeki öğrencilerin daha çok; yüksek uyum düzeyindeki öğrencilerin ise daha az olacak şekilde aile bireylerinin anlaşmazlık yaşadıklarını ifade ettikleri bulunmuştur. Bu sonuçlara göre sosyal uyum düzeyi yükseldikçe aile bireyleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların da azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ana Dildeki Yazi Yönünün Ikinci Dildeki Okuma Metinlerindeki Görsel Yerleşimine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21693</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21693</guid>
      <author>Emrah CİNKARA, Mehmet KILIÇ</author>
      <description>İkinci dilde okuduğunu anlama süreci iyi araştırılmış olmakla birlikte, anadildeki yazı yönünün yabancı dil olarak İngilizce öğreniminde okuduğunu anlamaya olan etkileriyle ilgili sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır. Bu nedenle bu yönde bir araştırma yapılması ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı iki yönlüdür: İngilizce öğrenen, anadili soldan sağa yazılan ve sağdan sola yazılan bireylerin okuma süreçlerindeki muhtemel farklılıkları ortaya çıkarmak; ve anadildeki yazı yönünün İngilizce öğreniminde okuma metni ve resim yerleşimi üzerindeki muhtemel etkilerini ortaya koymak. İngilizce öğrenen, anadili soldan sağa yazılan (Türk öğrenciler gibi) ve anadili sağdan sola yazılan (Suriye ve Iraklı öğrenciler gibi) katılımcılardan bir okuma çalışması yapmaları istendi ve göz hareketleri göz takip bilgisayar sistemi ile kaydedildi. Araştırmada iki tür araç kullanıldı: Okuma metinlerinde resim kullanımı anketi ve göz takip deneyleri için içerisinde resimler bulunan bir okuma metni. Göz takip verisinden elde edilen bulgular anadili soldan sağa yazılan öğrencilerin diğerlerine kıyasla metnin soluna yerleştirilen resimlere daha fazla odaklandığını gösterirken, anadili sağdan sola yazılan öğrencilerin ise metnin sağına yerleştirilen resimlere daha fazla odaklandığını ortaya koymuştur. Deneylerden elde edilen bulgular, anadil yazı yönünün resim yerleşimiyle ilgili öğrenci tercihlerini etkilediğini gösteren anket bulgularıyla doğrulanmıştır. Bu bulgular ışığında yabancı dil öğretimi için hazırlanacak metinlerdeki görsellerin yerleşiminde öğrencilerin anadillerinin göz önünde bulundurulması gerektiği yönünde bir öneride bulunmaktayız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Yaylı Çalgılar İçin Grafik Notasyon Yoluyla Doğaçlama Oyunları” Kitabının Hedef Davranışları Bakımından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21905</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21905</guid>
      <author>Sonat COŞKUNER</author>
      <description>Geçmişi yüzyıllar öncesine dayanan yaylı çalgılar, birçok medeniyetin müzik kültüründe ve eğitiminde önemli yer tutar. Günümüze kadar varlığını sürdüren yaylı çalgılar, çalım tekniği ile ilgili zaman içerisinde gelişim göstermiştir. Şüphesiz ki, eğitimcilerinin yanı sıra, yazılan yaylı çalgı metotları da bu teknik gelişimin en önemli sebeplerindendir. Başlangıç seviyesinden virtüöz etütlere kadar birçok metot, öğrencilerin ve icracıların teknik ve müzikal olarak gelişimine etki etmektedir. Ancak öğrencilerin ve icracıların doğaçlama becerilerine ve bilişsel gelişimine yönelik yazılan materyallerin eksikliği göze çarpmaktadır. Bu araştırma, her yaştan ve kesimden yaylı çalgı icracılarına yönelik yazılmış ve grafik notasyon kullanılarak icracıların doğaçlama ve bilişsel gelişimine becerilerini oyunlar yoluyla geliştirmeyi amaçlayan kitabın hedef davranışlarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Oyunlarda kullanılan grafik notasyona adını veren Erolgraf, 1974 yılında Walter Thompson tarafından müzisyenler, dansçılar aktörler ve görsel sanatçılar için yarattığı çok disiplinli, eş zamanlı kompozisyon işaret dili olan Soundpainting jestlerinin, Etienne Rolin tarafından teorik ilk denemesi olarak grafik notasyona dönüştürülmüş sistemidir. Rolin, grafik notasyon kullanılarak hazırlanmış oyunları, klasik geleneğin yaylı çalgıcıları için bir meydan okuma olarak ifade etmektedir. Temel keman tekniği davranışlarının yanı sıra, icracıları bazı riskler almaya teşvik eden oyunlar aynı zamanda performans ve bağımsızlık üzerine fikirler vermektedir. Verilerin elde edilmesinde tarama modeli, analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın yaylı çalgılar ve doğaçlama üzerine yapılacak çalışmalara ışık tutacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MATEMATİK ÖĞRETMEN ADAYLARININ DERS ÇALIŞMAYA YÖNELİK MOTİVASYONLARI VE AKADEMİK ÖZYETERLİK DÜZEYLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21879</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21879</guid>
      <author>Dilek ÇAĞIRGAN, Cengiz POYRAZ</author>
      <description>Ders çalışmaya motive olma konusundaki araştırmalara göre ergenlerin ders çalışma isteklerini, olumlu duygu durumunda olma, başarı ve başarısızlık durumu, sınavların varlığı, okulların ve derslerin varlığı, belli vakitler ve dürtüsel davranma gibi boyutların etkilediği bilinmektedir. Algılanan akademik özyeterlik ise öğrencinin akademik bir işi başarıyla tamamlayabilmesine ilişkin inancıdır. Üniversite öğrencilerinin akademik özyeterlik düzeylerinin incelenerek saptanması, farklı alanlardaki öğrencilerin akademik öğrenmeye ilişkin davranışlarının açıklanmasında öngörü oluşturacaktır. Gelecekte matematik öğretmeni olacak adayların öğretmen olduklarında öğrencilerine ders çalışma yönünde motivasyonları önemlidir. Bir taraftan da ders çalışma ile akademik özyeterli olmanın ilişkisi apaçıktır. Bu bağlamda, matematik öğretmen adaylarının akademik özyeterliği ve ders çalışmaya motive olmalarının birlikte incelenmesi amacıyla bu araştırma yapılmıştır. Araştırma İstanbul ilindeki bir üniversitenin öğretmen adaylarıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma verileri, “Akademik Özyeterlilik Ölçeği” ve “Ergenler İçin Ders Çalışmaya Motive Olma Ölçeği” ile demografik bilgi formu aracılığıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 21.0 İstatistik Paket Programından yararlanılmıştır. Bulgular, literatür eşliğinde tartışılarak araştırma ve araştırmacılara yönelik öneriler verilmiştir. Bulgulardan çıkan sonuçların yeni araştırmalara kaynak olacağı düşünülmektedir. Benzer bir araştırma olmaması nedeniyle çıkacak sonuçlar, alan yazına önemli bir katkı sağlayarak yeni yapılacak çalışmalara ışık tutacak niteliktedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Akran Arabulucuların Okul İçinde Yaşanan Çatışmaların Çözümüne Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21900</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21900</guid>
      <author>Rahman ÇAKIR, Cuma KESME</author>
      <description>Bu araştırma, “Anlaşmazlık Çözümü ve Akran Arabuluculuk Eğitimi” almış arabulucu öğrencilerin kendi sınıflarında öğrenciler arasında yaşanan çatışmaların çözüme kavuşturulmasında ve disiplin olaylarının azaltılmasındaki etkisinin incelendiği deneysel bir araştırmadır. Araştırmaya katılan denekler 2017-2018 Öğretim yılında il merkezindeki ortaöğretim kurumunda öğrenim gören yaşları 14-19 arasında değişen öğrencilerden oluşmaktadır. Araştırmada her sınıf düzeyinden bir şube deney grubu, diğer bir şube kontrol grubu olmak üzere iki ayrı grup oluşturulmuştur. Araştırma, deney grubu sınıflarda 73, kontrol grubu sınıflarda 79 olmak üzere 152 denek üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada psikoloji alanında sıklıkla kullanılan karışık desenlerin özel bir türü olan “öntest son test kontrol gruplu deneysel desen” kullanılmıştır. Araştırmanın temel amacı, Akran Arabulucu Öğrencilerin sınıf içinde yaşanan çatışmaları çözüme kavuşturma düzeylerini test etmek olduğundan araştırmanın bağımsız değişkeni; öntest ve son test arasında sadece deney grubuna uygulanan Akran Arabuluculuk Uygulamasıdır. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise; öğrencilerin çatışma düzeyleridir. Bağımlı değişkene ilişkin veriler ders öğretmenleri, idareciler ve rehberlik servisinin görüşleri doğrultusunda bu araştırma için geliştirilen “Sınıf Değerlendirme Formları” ile elde edilmiştir.Araştırma deseni çerçevesince, çalışmanın başlangıcınca sınıf değerlendirme formları kullanılarak tüm sınıfların öntest olarak çatışma-disiplin düzeyleri belirlenmiştir. Her sınıf düzeyinde bir şube deney grubu olarak belirlenmiş ve bu grupta iki ay süreyle Akran Arabuluculuk Uygulaması gerçekleştirilmiştir. Deney grubunda bulunan sınıflarla yürütülen Akran Arabuluculuk Uygulamasının bitiminde, deney ve kontrol grubunda bulunan sınıfların çatışma-disiplin düzeyleri son test olarak tekrar belirlenmiştir. Elde edilen araştırma bulgularınca, Akran Arabuluculuk uygulamasının yürütüldüğü deney grubu sınıflarla, uygulamanın yürütülmediği kontrol grubu sınıfların çatışma-disiplin düzeylerine ilişkin öntest puanları ile son test puanları arasında anlamlı(p&lt;.05) bir farkın olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstasyon Tekniğinin 6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Madde Ve Isı Ünitesindeki Öğrenci Akademik Başarısına Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22005</guid>
      <author>Metin ÇAKMAK, Cihat DEMİR</author>
      <description>Bu çalışmada İstasyon Tekniği ile öğrenmenin 6. sınıf fen bilimleri dersi madde ve ısı ünitesindeki öğrenci akademik başarısına etkisini belirlemek ve geleneksel öğretimin ve İstasyon Tekniğinin 6. sınıf fen bilimleri dersi madde ve ısı ünitesindeki öğrenci başarısı üzerindeki etki düzeyini karşılaştırmak amaçlanmıştır. Çalışma ön test son test kontrol gruplu model ile yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılının II. döneminde öğrenim gören 6. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Diyarbakır’ın Çınar ilçesindeki Atatürk ortaokulunda eğitim-öğretim gören 6. sınıftaki 54 öğrencidir. Uygulama toplamda 16 ders saati olmak üzere madde ve ısı ünitesini kapsayacak şekilde uygulanmıştır. Çalışmanın deney grubunu oluşturan 27 öğrenci istasyon tekniği ile ders işlerken geriye kalan 27 kişilik kontrol grubu MEB’in öngördüğü kazanımlara bağlı kalarak geleneksel yöntem ile ders işlemiştir. Uygulamaya geçilmeden önce deney ve kontrol gruplarına geçerliği ve güvenirliği sağlanmış MIÜBT (madde ve ısı ünitesi başarı testi) ön test şeklinde uygulanmıştır, uygulamadan sonra aynı test son-test olarak her iki gruba da uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin MIÜBT puan ortalamalarının karşılaştırmaları bağımsız gruplar için nonparametrik Mann Whitney-U ile bağımlı gruplar için ise; nonparametrik Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ile yapılmıştır. Veri analizi sonuçlarına göre başta birbirine yakın başarıya sahip olan deney ve kontrol grubunun başarıları çalışma sonrasında artmıştır. Fakat deney grubunun başarı artışı kontrol grubuna göre anlamlı bir düzeyde artmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Değer Odaklı Yaşam Ölçeği: Türk Kültürüne Uyarlama,Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21963</guid>
      <author>Ferah ÇEKİCİ, Zeynep AYDIN SÜNBÜL , Asude MALKOÇ , Meltem ASLAN GÖRDESLİ , Reyhan ARSLAN</author>
      <description>Bu araştırmada, Wilson ve Groom (2002) tarafından geliştirilen Değer Odaklı Yaşam Ölçeği’ nin (DOYÖ) Türk kültürüne uyarlaması, geçerlik ve güvenirliğin sınanması amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, yaşları 18-32 arasında değişen ve yaş ortalaması 20.61 olan toplam 254 üniversite öğrencisi (214 kız, 40 erkek) oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama araçları olarak, katılımcılara Değer Odaklı Yaşam Ölçeği (Wilson ve Groom, 2002) ile İyilik Hali Yıldızı Ölçeği (Korkut-Owen, Doğan, Demirbaş-Çelik ve Owen, 2016) uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Değer Odaklı Yaşam Ölçeği’ ne uygulanan doğrulayıcı faktör analizi sonuçlarına göre ölçeğin iki faktörlü yapıda olduğu ve doğrulayıcı faktör analizi sonucunda elde edilen uyum iyiliği değerlerinin de iyi düzeyde olduğu görülmüştür (χ2 / df = 2.51 ; GFI = .87 , CFI = .90 ; TLI = .88 ; RMSEA =.08 ). Ölçeğin yakınsak yapı geçerliği için, İyilik Hali Yıldızı Ölçeği ile korelasyonun, pozitif yönde orta düzeyde ilişkili olduğu görülmüştür (r=.40, p&lt;.001). Ölçeğin iç tutarlık katsayısını belirlemek üzere hesaplanan Cronbach Alfa değeri ise tüm ölçek için .90, değerler alt ölçeği için .85 ve değer odaklı yaşam alt ölçeği için ise .83 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, araştırmada uyarlaması yapılan Değer Odaklı Yaşam Ölçeği’ nin psikometrik özellikleri bakımından Türk kültüründe geçerli ve güvenirliğe sahip bir ölçme aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çalışanlar, Yöneticiler ve Uluslararası Hastalar Bağlamında Türk Sağlık Turizminin Swot Analizi ile Sorunları ve Çözüm Önerilerinin Tespiti</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22051</guid>
      <author>Hakkı ÇILGINOĞLU</author>
      <description>Sağlık turizmi her geçen gün dünya ekonomisinde daha önemli bir argüman haline gelmektedir. Dünyada 2010 yılı itibarıyla sağlık hizmetlerinden yararlanmak maksadıyla seyahat gerçekleştirilerek ortaya çıkan ekonominin boyutu 60 milyar USD’dir. Ülkemizde son yıllarda sağlık sektöründe söz konusu olan gelişmeler doğrultusunda ve özel hastanelerin sağlık sistemi içerisindeki öneminin artması ile birlikte, hem genel anlamda sağlık turizmi hem de özel anlamda medikal turizm kapsamında, Türkiye’nin dünya genelindeki payının da artması gündeme gelmiştir. Bu temelde uluslararası sağlık turizmi anlamında sunulan hizmetler çerçevesinde uluslararası hastaları çekmek isteyen birçok hastane, uluslararası akreditasyon belgelerini edinmek adına çalışmalar başlatmış ve çeşitli pazarlama stratejileri uygulamak doğrultusunda programlar geliştirmiştir. 2013 yılı itibariyle de ülkemizde, 4 tanesi İzmir’de olmak üzere 50 Uluslararası ortak Komisyon (JCI) akrediteli sağlık kuruluşu hizmet vermeye başlamıştır. Yıllara göre farklılık göstermekle birlikte, son yıllarda ülkemize en çok uluslararası hasta gönderen ülkelerin arasında Almanya, Libya, Rusya, Irak ve Hollanda’nın ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir. Bu ülkeleri ise; diğer komşu ülkelerin, bazı Batı Avrupa ülkelerinin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin takip etmesi söz konusudur. Çalışmada, Mart 2015 ile Ağustos 2016 tarihleri arasında toplam 17 ay boyunca başta Antalya, İstanbul, Muğla, İzmir ve Ankara olmak üzere çeşitli illerde turistlerle mülakatlar yapılmak suretiyle, konunun uygulayıcısı durumunda olan sağlık tesislerinde çalışan sağlık görevlileri ve idari personellerle yüzyüze yapılan görüşmelerle konu aydınlatılmaya çalışılmıştır. Ayrıca aynı illerde bulunan ve Türkiye’ye sağlık turizmi kapsamında gelmiş veya turist olarak bulunduğu ülkemizde sağlık hizmetlerinden yararlanmış olan 310 turiste yönelik olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Türkiye Sağlık Turizmi Algı” anketi uygulanmıştır. Elde edilen veriler SWOT analizi yöntemi ile değerlendirilerek Türkiye sağlık turizmi tüm yönleri ile değerlendirilmiştir. Bu çalışma ile Türkiye’nin bu pazardaki mevcut durumu ortaya konulurken; gelecekte bu pazardaki payını daha da artırabilmek için gereken öneri ve düzenlemelerin geliştirilmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının GDO'lu Besinlerle İlgili Risk Algılarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21941</guid>
      <author>Ümit DEMİRAL, Hande TÜRKMENOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı GDO’lu besinler gibi sosyobilimsel bir konuda fen bilgisi öğretmen adaylarının risk algılarını bazı faktörler açısından incelemektir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Ahi Evran Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı’nda 1., 2., 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören 255 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgiler Ölçeği ve GDO’lu Besinlerle İlgili Risk Algıları Ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen verilerin analizi sürecinde; betimsel istatistikler olarak frekans (f), yüzde (%), ortalama () ve standart sapma (SD) değerleri, açımlayıcı istatistik tekniklerinde ise Kruskal Wallis ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Bulgularda, fen bilgisi öğretmen adaylarının GDO’lu besinlere yönelik risk algılarının ortalamanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Değişkenler açısından incelendiğinde, kız öğretmen adayların erkek öğretmen adaylara göre risk algılarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Son sınıfta öğrenim gören öğretmen adayların diğer sınıflarda öğrenim gören öğretmen adaylarına göre risk algıları anlamlı düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Buna karşın, akademik not ortalaması, karakter özelliği, ebeveyn eğitim durumu ve yerleşim yeri açısından kız ve erkek öğretmen adayları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Öğretmen adayların risk algılarının ortalamanın üzerinde olmasında kitle iletişim araçlarının etkisinin olduğu düşünülmektedir. Ayrıca cinsiyet farkına dayalı toplumsal roller ve gündelik aktivite nedeniyle kız öğretmen adayların risk algılarının erkeklere göre daha yüksek olmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Son sınıf öğretmen adayların risk algılarının diğer sınıflara göre düşük seviyeli olmasında lisans döneminde almış oldukları derslerin etkisi olabilir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak lisans fen bilgisi öğretmen yetiştirme programına önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arapça Öğretiminde Kısa Tiyatro Oyunlarının Kullanımına Yönelik Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21913</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21913</guid>
      <author>Murat DEMİR</author>
      <description>Tiyatro, bireysel ve sosyal dayanışmayı, sorumlulukları, başkalarına rahatsızlık vermeden kendi düşüncelerini eyleme dönüştürmeyi, düşünerek, inceleyerek, yorumlayarak okumayı, topluluk karşısında rahat konuşmayı, sanat dallarına ilgi duymayı ve en önemlisi de kişinin kendini gerçekleştirmesini öğretir (Yalçın ve Aytaş, 2005:11). Hayatın gerçekliğini ve canlılığını samimiyetle yansıtan tiyatro eserlerinde karşılıklı konuşma, içsel konuşma, hitabet ve hikâye bir arada yer almaktadır (Aytaş, 2014:4). Bu farklı unsurların birlikteliği tiyatronun anlatımını zenginleştirir ve gücünü arttırır. Tiyatro eserlerini sahnelenmek için kaleme alınmış metinler bulunduğu gibi; bu metinlerin salt metin olarak da okunabileceği, dinlenebileceği, yazılabileceği, konuşulabileceği de unutulmamalıdır. Tiyatronun bu özellikleri kapsamında yabancı dil öğretiminin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi sağlanabilmektedir. Dünyada varlığını sürdüren dillere genel olarak baktığımızda; Arapça’nın da en çok konuşulan dünya dilleri arasında yer aldığını görmekteyiz. Ülkemizde, dini, ticari, askeri ve siyasi nedenler başta olmak üzere çeşitli nedenlerden ötürü Arapça öğretimine önem verilmektedir. Arapça’nın bir yabancı dil olarak farklı öğretim yöntemleri ile öğretilmesi kapsamında tiyatro oyunlarının öğrenciler tarafından Arapça olarak sergilenerek, kalıcı ve eğlenceli bir öğrenme ortamının oluşturulabileceği düşünülmektedir. “Arapça Öğretiminde Kısa Tiyatro Oyunlarının Kullanımına Yönelik Bir Değerlendirme” adlı bu çalışmada, tiyatronun eğitimdeki yeri ve önemine dair bilgiler verilmiş, bir yabancı dil olarak Arapça dört temel becerinin geliştirilmesinde kısa tiyatroların kullanımına yönelik değerlendirmelere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SPOR BİLİMLERİ ÖĞRENCİLERİNİN BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR ÖĞRETMENLİĞİNE YÖNELİK TUTUMLARI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21945</guid>
      <author>Sabahattin DENİZ, İzzet GÖRGEN</author>
      <description>ÖZET Bu çalışmada, spor bilimleri fakültesi öğrencilerinin beden eğitimi ve spor öğretmeni olmaya yönelik tutumlarının incelenmesi, amaçlanmaktır. Tarama modelinde yapılmış olan araştırmanın, çalışma grubunu, 2017-2018 Eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Eğitim Fakültesi pedagojik formasyon programına devam eden ve spor bilimleri fakültesi mezunu ve 4. Sınıfta okumakta olan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmaya 45’i( %35.7) kadın, 81’i (64.3) erkek, toplam 126 öğretmen adayı, gönüllü olarak katılmıştır. Gruplar arası farklılığı belirlemek için “t testi” ve “varyans analizi” kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, cinsiyet, bölüm( spor yönetimi, antrenörlük, rekreasyon ile beden eğitimi ve spor öğretmenliği) ve ana-babanın spor yapma/yapmama değişkenlerine göre mesleğe yönelik sevgi ve mesleğe yönelik kaygı tutumlarında bir fark olmadığı bulunmuştur. Spor bilimleri öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik sevgileri, önceden eğitmenlik deneyimleri olanların olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca spor bilimleri öğrencileri kendilerine tekrar alan seçimi fırsatı verildiğinde mesleğe yönelik sevgi düzeyleri yüksek olanlar tercihlerini spor bilimleri yönünde kullanacaklarını belirtmektedirler. Öğrencilerin mesleğe yönelik sevgileri ve mesleğe yönelik kaygıları arasında pozitif ve düşük bir ilişkinin olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>7.SINIF İNGİLİZCE ÖĞRETİM PROGRAMININ STUFFLEBEAM'İN BAĞLAM-GİRDİ-SÜREÇ-ÜRÜN MODELİNE DAYALI OLARAK ÖĞRETMEN GÖRÜŞLERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21999</guid>
      <author>Beste DİNÇER, A.Seda SARACALOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı 2007-2008 yılından itibaren kadaemeli olarak değişen 7.sınıf İngilizce öğretim programının Stufflebeam'in Bağlam-Girdi-Süreç-Ürün modelini temel alınarak öğretmen görüşlerine göre değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini 2012-2013 Aydın ili merkez ilçelerinde çalışan ve ortaokullarda çalışan toplam 125 ortaokul İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Nicel veriler Stufflebeam'in değerlendirme modeli temel alınarak araştırmacılar tarafından geliştirilen 7.sınıf program değerlendirme anketi ile toplanmıştır. Anket sonuçları SPSS 11.5 paket programında frekans ve yüzde dağılımları verilerek yorumlanmıştır. Tüm değerlendirme boyutları incelendiğinde ürün değerlendirme boyutunun en yüksekortalamaya sahip olduğu görülmüştür. Bu sebeple ürün değerlendirmenin diğer boyutlarına oranla daha iyi olduğu söylenebilir. Diğer yandan en düşük ortalama bağlam boyutunun olmuştur. Bağlam boyutnu oluşturan programın alt yapısının, hazırlanış felsefesinin ile fiziksel çevresinin öğretmenler tarafından onaylanmadığı söylenebilir. Tüm boyutlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde programın öğretmenlerin beklentilerini kısmen karşıladığı ve ufak değişiklikler yapılması gerektiği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Öğrencilerinin Vatan Kavramına İlişkin Algılarının Metaforla Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21833</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21833</guid>
      <author>Yasin DURAN, Caner ALADAĞ</author>
      <description>Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin vatan kavramına ilişkin sahip oldukları zihinsel algıları, metaforlar aracılığıyla ortaya çıkarmak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini ortaöğretim öğrencileri, örneklemini ise Konya ili İsmil Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Karatay Fen Lisesi, Afyonkarahisar ili Dazkırı Anadolu Lisesi, Gaziantep ili Nuriye-Vasıf Onat Kız Anadolu Lisesi, İstanbul ili Gazi Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi ve Aksaray ili Taşpınar Anadolu Lisesinde 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında öğrenim gören 463 ortaöğretim üçüncü sınıf (11. sınıf) öğrencisi oluşturmaktadır. Bu araştırma, nitel araştırma desenlerinden birisi olan olgubilim deseni kapsamında konu hakkında derinlemesine bilgi elde etmek amacıyla plânlanmıştır ve çalışmanın olgusunu da “vatan” kavramı oluşturmaktadır. Araştırma verileri “Vatan ... gibidir/benzer. Çünkü; ...” ifadesinin öğrenciler tarafından tamamlanmasıyla elde edilmiştir. Verilerin analiz edilmesi ve yorumlanmasında, içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, öğrenciler vatan kavramına ilişkin olarak toplam 77 adet geçerli metafor üretmiştir. Bu metaforlar daha sonra ortak özellikleri bakımından 12 farklı kavramsal kategori (aidiyet bağının ifadesi olarak vatan, bir bünyenin ifadesi olarak vatan, birleştirici bir unsurun ifadesi olarak vatan, gereksinimin ifadesi olarak vatan, hayat kaynağının ifadesi olarak vatan, kimliğin ifadesi olarak vatan, kutsallığın ifadesi olarak vatan, sağlamlık ve bölünmezliğin ifadesi olarak vatan, sevdanın ifadesi olarak vatan, sığınma yerinin ifadesi olarak vatan, tutunulacak bir yer ifadesi olarak vatan ve uğrunda ölmeye değer bir unsurun ifadesi olarak vatan) altında toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin genel manada vatan kavramını zihinlerinde doğru olarak yapılandırdıkları gözlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okuma ve Okuduğunu Anlama Becerilerinin Öğretim Sürecine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21986</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21986</guid>
      <author>Cahit EPÇAÇAN</author>
      <description>İnsanın kendini, içinde bulunduğu çevreyi, toplumu, bu toplumun kültürünü ve yaşadığı dünyayı tanıması için okuması gerekir. Anadilin öğrenilmesinde, dil becerisinin geliştirilmesinde ve bu becerilerin sosyal hayata aktarılmasının temelinde okuma ve okuduğunu anlama becerisi yatmaktadır. Okumayı verimli kılan en önemli etken, anlamadır. Karmaşık bilişsel süreçler ve stratejilerin kullanımını gerektiren okuduğunu anlama becerisi, okuyucunun; ön bilgileri ve deneyimleriyle birlikte, yazarın verdiği bilgiyi de ilişkilendirerek anlamı yapılandırdığı etkin bir süreçtir. Okuma ve anlama iki farklı kavram gibi görünseler de, aslında birbirlerine neden-sonuç ilişkisiyle bağlıdırlar. Okumak, anlamak içindir; yani anlamak okumanın sonucu değil, temelidir esasında. Kişinin kendini geliştirmesi, üst düzey becerilere sahip olması, zengin kaynaklardan yararlanarak bunları yorumlayabilmesi de okuduğunu anlama becerisine sahip olmasına bağlıdır. Konuyla ilgili yapılan araştırmalara göre okumayı anlamlandırabilmek için sadece gözleri değil, bununla birlikte dikkat ve hatırlama mekanizmalarını, dilin kullanımı ve doğasını, konuşmanın anlaşılmasını, kişiler arası ilişkileri ve sosyo-kültürel farklılıkları göz önünde bulundurmak gerekir. İlköğretim çağında kazanılan okuduğunu anlama becerisi öğrencinin tüm hayatı boyunca bütün öğrenmelerini olumlu veya olumsuz yönden etkilemektedir. Okuduğunu anlama becerisi gelişmiş olan kişilerin derslerine bu etki olumlu bir şekilde yansımaktayken, okuduğunu anlama becerisi gelişmemiş olan kişilerin derslerine ise olumsuz bir şekilde yansımaktadır. Bu araştırma, okuma ve anlama becerilerinin öğretim süreci içerisindeki yerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda nitel yaklaşıma uygun olarak desenlenen çalışmada, doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul öğrencilerinin fen bilgisi dersinde kendi kendine öğrenme becerileri ile öz yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21972</guid>
      <author>Orhan ERCAN, Evrim URAL</author>
      <description>Kendi kendine öğrenme becerileri ve öz-yeterlik öğrenme sürecinde oldukça önemlidir. Çalışmanın amacı ortaokul öğrencilerinin fen ve teknoloji dersine yönelik kendi kendine öğrenme becerileri ve fen ve teknoloji dersine yönelik öz-yeterlikleri arasındaki ilişkiyi ve bu değişkenler üzerinde çeşitli faktörlerin (cinsiyet, yaş, sınıf, anne-baba mesleği, gelir düzeyi) etkisini araştırmaktır. Araştırmaya ortaokulda öğrenim gören 363 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, Fen ve Teknoloji Dersine Yönelik Kendi Kendine Öğrenme Becerileri Ölçeği ve Fen ve Teknolojiye Yönelik Öz-yeterlik Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin fen ve teknoloji dersine yönelik kendi kendine öğrenme becerileri ve öz-yeterliklerinin, cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve bu farkın kız öğrenciler lehine olduğu görülmüştür. Bulgular, öğrencilerin öğrenim gördüğü sınıf düzeyi yükseldikçe kendi kendine öğrenme becerilerinin de arttığını ortaya koymuştur. Öğrencilerin sınıf düzeyine göre öz-yeterliklerinin değişimi incelendiğinde, 8. sınıf öğrencilerinin öz-yeterliklerinin alt sınıflardaki öğrencilere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Bulgular, gelir düzeyi yükseldikçe, öğrencilerin kendi kendine öğrenme becerilerinin ve öz-yeterliklerinin yükseldiğini ve ebeveynlerinden biri öğretmen olan öğrencilerin kendi kendine öğrenme becerilerinin ve öz-yeterliklerinin diğerlerine göre daha yüksek olduğunu göstermiştir. Öğrencilerin kendi kendine öğrenme becerileri ile fen öz-yeterlikleri arasındaki ilişki incelendiğinde, öz-yeterlik ile kendi kendine öğrenme becerileri arasında doğrusal, pozitif ve güçlü bir ilişki olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gerçekçi Matematik Eğitimine Dayalı Matematik Öğretiminin Akademik Başarı, Kalıcılık ve Yansıtıcı Düşünme Becerisine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21843</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21843</guid>
      <author>Hürriyet ERDOĞAN, Zeynep AYVAZ,TUNCEL</author>
      <description>Bu araştırmada, altıncı sınıfta Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımı ile gerçekleştirilen öğretimin öğrencilerin matematik başarısı (akademik başarı), kalıcılık ve yansıtıcı düşünme becerisine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılan araştırma, 15 kişi deney ve 14 kişi de kontrol grubu olmak üzere toplam 29 altıncı sınıf öğrencisiyle yürütülmüştür. Dersler, deney grubunda gerçekçi matematik eğitimine dayalı etkinlikler ile ve kontrol grubunda ise, Milli Eğitim Bakanlığı ortaokul matematik dersi öğretim programında yer alan etkinlikler doğrultusunda sürdürülmüştür. “Sayılar ve İşlemler, Cebir” öğrenme alanında gerçekleştirilen uygulama altı hafta sürmüştür. Araştırmacı tarafından geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış 25 maddelik Başarı Testi ön-test, son-test olarak uygulanmıştır. Uygulama bittikten altı hafta sonra da kalıcılık testi olarak uygulanmıştır. Ayrıca, araştırmada öğrencilerin yansıtıcı düşünme becerilerini ölçmek için Kızılkaya ve Aşkar (2009) tarafından geliştirilen “Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerisi Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde, çalışma grubundaki kişi sayısının az olması nedeniyle, parametrik olmayan testlerden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda “Sayılar ve İşlemler, Cebir” ünitesi kazanımlarının öğretiminde, deney grubuna uygulanan GME destekli öğretim yönteminin öğrencilerin başarılarını arttırdığı ve kalıcılığı olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Ayrıca, araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, GME yaklaşımının öğrencilerin yansıtıcı düşünme becerilerinden “nedenleme” alt boyutu üzerinde olumlu bir etkisi bulunmaktadır. Fakat bu olumlu etki, “sorgulama” ve “ değerlendirme” alt boyutlarında gözlenmemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKUMA STRATEJİLERİ ÜSTBİLİŞSEL FARKINDALIK ENVANTERİNİN TÜRKÇE ADAPTASYONU: YÜKSEKÖĞRETİM ÖRNEKLEMİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21745</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21745</guid>
      <author>Tolga ERDOĞAN, İrfan YURDABAKAN</author>
      <description>Okumada üstbiliş ya da okuma stratejilerinin üstbilişsel farkındalığı, okuduğunu anlamayı artıran ya da okuma becerisi bakımından iyi ve yetersiz öğrencileri ayıran önemli bir faktör olarak düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, Okuma Becerileri Üstbilişsel Farkındalık Envanterini (Metacognitive Awareness of Reading Strategies Inventory - MARSI) Türkiye'de okuyan yükseköğretim öğrencileri için adapte etmektir. Çalışmaya Türkiye'de bir yükseköğretim okulunda okuyan 437 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak; İngilizce ve Türkçe'de ileri düzey yeterliğe sahip sekiz dilbilimci, bir program geliştirme uzmanı, ve bir ölçme ve değerlendirme uzmanının desteğinde orijinal ölçeğin Türkçe'ye çevirisi yapılmış, ölçeğin faktör yapısı doğrulayıcı faktör analizi (DFA) ile incelenmiş, geçerliği McDonald's Omega (ω) ile belirlenmiş ve ölçüt geçerliği için Üstbiliş Becerileri Ölçeği (Metacognitive Skills Scale - MSS) ile Dil Öğrenimi Strateji Envanterinden (Strategy Inventory for Language Learning - SILL) faydalanılmıştır. DFA ölçeğin üç-faktörlü yapısını doğrulamış ve uyum indeksleri iyi ve iyie yakın olarak bulunmuştur. Okuma Becerileri Üstbilişsel Farkındalık Envanteri, Üstbiliş Becerileri Ölçeği ve Dil Öğrenimi Strateji Envanteri arasında pozitif anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ölçeğin tümüne yönelik McDonald's Omega .93 olarak hesaplanmıştır. Ölçeğin Türkçe sürümünün yükseköğretim öğrencilerinin okumaya yönelik üstbilişsel farkındalıklarını ve beceri kullanımlarını geliştirmeye yönelik bir araç olarak kullanılabileceği ve araştırmacılarla uygulayıcılara fayda sağlayacağı beklenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKÖĞRETİM ÖĞRENCİLERİNİN YARATICILIKLARININ GELİŞİMİ İLE AHLAKİ OLGUNLUK VE AKADEMİK BAŞARI İLİŞKİSİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21696</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21696</guid>
      <author>Mustafa Yüksel ERDOĞDU,Turgay ŞİRİN</author>
      <description>Bu araştırmanın ana amacı “İlköğretim Öğrencilerinin Yaratıcılıklarının Gelişimi ile Empati, Ahlaki Olgunluk ve Akademik Başarı” arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır. Araştırma Betimsel korelasyonel araştırma modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evreni İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içindeki tüm ilköğretim okullarıdır. Araştırmanın verileri 45 ilköğretim okulunun 4. Sınıfında okuyan öğrencilerden elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 528’i kız (% 54), 454’ü (% 46) erkek olmak üzere toplam 982 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmada Yaratıcılık Değerlendirme Ölçeği, Ahlaki Olgunluk Ölçeği ve Empati Ölçeği kullanılmıştır. Ahlaki olgunluk, empati ve öğrencilerin akademik başarıları ile öğrencilerin yaratıcılıkları arasında anlamlı ilişkiler bulunmaktadır. Adı geçen üç değişken birlikte yaratıcılık düzeyindeki varyansın sadece % 19’unu açıklamaktadır, yordayıcı değişkenlerin yaratıcılık üzerindeki göreli önem sırası; başarı puanları, empati ve ahlaki olgunluktur. Sportif ve sosyo kültürel faaliyetlere katılmak öğrencilerin yaratıcılık düzeylerini artırmakta, empati becerilerini geliştirmekte, ahlaki olgunluğu artırmaktadır. Kardeş sayısı, kardeş sırası, gelir anne babanın eğitimi ile çocukların yaratıcılıkları arasında anlamlı ilişkiler gözlenmemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖZEL EĞİTİM ÖĞRETMEN ADAYLARININ “MÜZİK” KAVRAMINA İLİŞKİN METAFORİK ALGILARI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21829</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21829</guid>
      <author>Bilgehan EREN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, özel eğitim öğretmen adaylarının “müzik” kavramına ilişkin betimlemeler yaparken kullandıkları metaforları belirlemek ve bu metaforları seçme nedenlerini ortaya koymaktır. Araştırmanın çalışma grubu 2017-2018 Öğretim Yılı Güz Yarıyılında Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümüne devam eden 128 öğretmen adayından oluşturmaktadır. Araştırma verileri açık uçlu soru formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmen adaylarından “Müzik…….gibidir/e- benzer, çünkü, ………..” cümlesini tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen veriler nitel araştırma yöntemlerinden içerik analiz tekniği kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışma sonunda “müzik” kavramı hakkında terapi, arkadaş, besin gibi ifadelerin de yer aldığı toplam 73 metafor belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının oluşturduğu metaforlar toplam 8 kategori altında sınıflandırılmıştır. Elde edilen metaforlar incelendiğinde, “müzik” kavramının birden fazla ve birbirinden farklı metaforlarla açıklandığı, bu metaforların ağırlıklı olarak iyileştirici/sakinleştirici/tedavi edici yönüyle müzik ve rahatlatıcı/dinlendirici/huzur veren yönüyle müzik kategorilerinde toplandığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bağlantıcılık Teorisi ve Öğretmen Adaylarının Öğrenme Ağlarının Sosyal Ağ Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21799</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21799</guid>
      <author>Zeynep EREN</author>
      <description>Bu araştırmanın temel amacı, öğretmen adaylarının yeni öğrenmelerde en çok hangi kaynaklardan yararlandıklarını belirlemek ve sınıf içi etkileşimlerde öğrenme ağlarının örüntüsünü ortaya çıkarmaktır. Sosyal ağ analizi ve nitel araştırma yaklaşımlarının birlikte kullanıldığı karma araştırma yaklaşımıyla yürütülen araştırma, 2015-2016 öğretim yılında Sinop Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğretmen yetiştirme programı içinde yer alan 56 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmanın örneklemini belirtilen dönemde sınıf yönetimi dersine devam eden öğretmen adayları oluşturmuştur. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından oluşturulan veri formu ile yarı-yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Araştırmanın analizlerinde nitel verilerde betimsel analiz; sosyal ağ verilerinde UCINET 6.0 yazılımı ile ağ yapısı, yoğunluk, kümeleme, karşılılıklılık, geçişlilik, klik analizler ve bağlantıların gücünün analizinde derece, yakınlık, arasındalık ve özvektör merkeziliği gibi sosyal ağ analizine özgü merkezilik ölçümlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre öğretmen adayları öğrenmelerinde en çok dijital kaynaklardan yararlanmaktadır. Öğretim elemanlarından sorma ikinci; akranlarından öğrenmeler üçüncü, yazılı kaynaklardan öğrenmeler dördüncü sırada yer almıştır. Öğretmen adayları dijital kaynaklar içinde en çok kolay erişilebilir hazır kaynaklardan yararlanmaktadır. Makale, tezler gibi bilimsel nitelikli dijital kaynaklardan yararlanma çok düşük bulunmuştur. Araştırmanın sosyal ağ analizi bulguları da bu bulguları desteklemiştir. Nitel kısımda akranlar en düşük düzeyde öğrenme kaynağı olarak tanımlanmıştır. Sosyal ağ analizi bulgularına göre sınıf içi öğrenme etkileşimlerinin oluşturduğu öğrenme ağının yoğunluğu düşük bulunmuştur. Ağ içinde öne çıkan aktörler, klikler, ağ içinde parçalanmalar söz konusudur. Ağ yapısı gevşek yapılanmıştır ve dış bağlantılarla desteklenmektedir. Sosyal ağ analizi verileri, öğretmenin sınıfta öğrenme süreçlerini yapılandırırken daha verilere dayalı kararlar almasını ve doğru aktörler için doğru müdahalelerde bulunmasını sağlayacaktır. Araştırma bulguları, bağlantıcılık ve ağ yaklaşımlarının öğrenme ve öğrenme odaklı sınıf içi etkileşimleri derinlemesine ortaya koyma potansiyelinin yüksek olduğunu göstermektedir. Öğrenme ağlarını derinlemesine inceleyen daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Yeni araştırmalar karşılaştırmalı değerlendirmeler yapma fırsatı sağlayacaktır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KİMYASAL DENGE KONUSUNDAKİ KAVRAMLARIN LİSE ÖĞRENCİLERİNCE ANLAŞILMA DÜZEYLERİ VE KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21737</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21737</guid>
      <author>Yaşar GENEL, Arif EYNULLAYEV , Doğan ÖZEN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, kimya eğitim ve öğretiminde temel kavramlardan olan kimyasal denge konusunda lise öğrencilerinin başarı düzeylerini belirleyerek, yanlış anlamaları tespit etmektir. Bu amaca ulaşmak için bu konuyla ilgili yanılgıların neler olduğu ve bu yanılgıların giderilme yolları araştırılmıştır.Bu araştırmada örnek olay metodolojisi kullanılmıştır. Kimyasal denge konusundaki kavramların anlaşılma düzeyini ve kavram yanılgılarını tespit etmek için bir pilot çalışmasıyla özel bir test geliştirilmiştir. Bu test 100 lise 2. sınıf fen şubesi öğrencisi üzerinde uygulanmıştır. Ayrıca ders öğretmenleri ve 10 öğrenci ile de bu konu farklı bir açıdan tartışılmıştır. Öğrencilerin kimyasal denge konusundaki kavramlarla ilgili yanılgılar içerisinde bulundukları tespit edilmiştir.Öğrencilerin; Denge kuruluncaya kadar olan değişimler, Denge kurulduğunda ileri ve geri reaksiyonların hızları, Konsantrasyonun etkisi, Sıcaklığın etkisi, Basıcın etkisi, Denge sabiti, Katalizör etkisi, Kimyasal dengeye katıların etkisi, Reaksiyona soygaz ilavesinin dengeye etkisi ve Kimyasal denge konusunun stokiyometrisi konularında farklı düzeylerde yanılgılara sahip oldukları görülmektedir. Program geliştiriciler programları hazırlarken ve geliştirirken kimyasal denge konusundaki kavramlarla ilgili yanılgı ve anlaşılma zorluklarını göz önüne almalı ve bu doğrultuda programlarını geliştirmelidirler. Öğretim ortamı öğretilen konunun amaçlarına, beklentilerine göre düzenlenmelidir. Okullarda mevcut laboratuvarların beklentilere cevap verebilecek şekilde donatılması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Görsel Sanatlar Dersine İlişkin Görüşleri Ve Karşılaşmış Oldukları Sorunlar İle Çözüm Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21868</guid>
      <author>Mehmet Ali GÖKDEMİR, Sevil BÜYÜKALAN FİLİZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, 3. ve 4. sınıf öğretmenlerinin, görsel sanatlar derslerinde karşılaşmış oldukları problemler ve çözüm önerilerini belirlemektir. Bu araştırmada, nitel araştırma yaklaşımı kullanılmış olup, nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Mardin ili Nusaybin ilçesinde görev yapan 22 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verilerin toplanmasında, araştırmacılar tarafından geliştirilen on bir soruluk yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Görüşmeler sonucunda, öğretmenlerin çoğunu görsel sanatlar dersinin öğrencilerin hayal dünyalarını geliştirmeye yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Görsel sanatlar derslerinde karşılaşılan sorunlar için öğretmenlerin çoğu öğrencilerin malzeme getirmemelerini, okul idaresinin dersi önemsemediğini, sınıfın görsel sanatlar dersini işlemeye uygun olmadığını ve atölyenin olmadığını, kazanımların ağır ve uygulanabilir olmadığını ve velilerin dersi gereksiz görerek öğrencilere malzeme temin etmediklerini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, karşılaşılan sorunlara yönelik sundukları çözüm önerilerinde ise öğretmenlerin çoğu, devletin veya idarenin malzeme temin etmesi, okul idaresi atölye imkanı sağlamalı, okul idarecilerine dersin önemi ile ilgili seminer verilmeli, dersler öğrencilerin rahat çalışabilecekleri atölyede işlenmeli, sınıfa gerekli araş ve gereçler getirilerek sınıf derse uygun hale getirilmeli, kazanımlar yaş gruplarına göre hazırlanmalı, programdaki ders saati artırılmalı, öğretmenlerin veliler dersin önemi konusunda bilinçlendirilmeli ve malzeme temini için velilere maddi yardım yapılmalı gibi çözüm önerileri sunmuşlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Yöneticilerinin Dağıtılmış Liderlik Düzeyleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21819</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21819</guid>
      <author>Necmi GÖKYER, Gülden YILMAZ , Osman KOÇAK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarından ortaokullarda görev yapan branş öğretmenlerinin görüşlerine göre, yöneticilerin dağıtılmış liderlik düzeylerini belirlemektir. Bu araştırma tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini, 2017-2018 eğitim öğretim yılında, Elazığ Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı 55 ortaokulda görev yapan toplam 1602 farklı branştaki öğretmen oluşturmaktadır. Örneklemini ise, basit tesadüfi örnekleme yolu ile belirlenen toplam 318 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Özkan ve Çakır (2017) tarafından geliştirilen “Dağıtılmış liderlik” adlı ölçek kullanılmıştır. Bağımsız gruplar için t-Testi, bazı değişkenler için görüşler arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığını belirlemek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) yapılmıştır. Araştırmada, aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır: 1. Branş öğretmenlerinin görüşlerine göre, ortaokul yöneticilerinin dağıtılmış liderlik düzeylerini nedir? 2. Branş öğretmenlerinin görüşlerine göre, ortaokul yöneticilerin dağıtılmış liderlik düzeyleri; cinsiyet, kıdem, branş, eğitim düzeyleri, okuldaki görev süresi, öğretmen sayısı, görev yaptıkları okul ve çalıştıkları yerleşim yeri gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermekte midir? Yöneticilerin dağıtılmış liderlik düzeyleri; formal yapı, amaç birliği, işbirliği ve güven, sorumluluk paylaşımı, teşvik ve girişim alt boyutlarında ve ölçeğin tamamında katılıyorum olarak saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayatımızdaki Basit Makineler İle İlgili Ortaokul Öğrencilerinin Problem Çözme Becerilerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21733</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21733</guid>
      <author>Emine GÜLSEVEN, Hüseyin ARTUN , Hasan BAKIRCI</author>
      <description>Fen bilimlerinde önemli bir yeri olan problem çözme becerileri, öğrencilerin öğrenme sürecinde aktif olmasını sağlayan, kendi öğrenimlerinde sorumluluk alma duygusunu geliştiren, öğrenmenin kalıcılığını arttıran temel becerilerindendir. Bu çalışmanın amacı da, 8. sınıf “Hayatımızdaki Basit Makineler” konusunun açık uçlu sorular yardımıyla öğrencilerin problem çözme becerilerinin ne düzeyde olduğunun belirlenmesidir. Çalışmada tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Van ili merkez bir ortaokulunun sekizinci sınıfında öğrenim gören 106 (50 kız ve 56 erkek) öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada 10 adet açık uçlu sorudan oluşan bir veri toplama aracı geliştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen açık uçlu sorular uzman görüşü alınarak kapsam geçerliği sağlanmıştır. Öğrencilerin açık uçlu sorulara vermiş oldukları cevapların değerlendirilmesi için puanlama kriterleri kullanılmıştır. Sayısallaştırılan verilerin analizinde ise Shapiro-Wilks testi, tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) ve Post Hoc (Tukey HSD) testi uygulanmıştır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, açık uçlu sorulardan elde edilen bulgularda öğrencilerin son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farkın olduğu görülmektedir. Öğrencilerin açık uçlu sorulardan aldıkları toplam puanlarının yüksek olması konuya yönelik problem çözme becerilerinin yeterli düzeyde olduğu sonucuna varılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spor Yapan Ve Yapmayan Yetişkin Bireylerin İletişim Becerileri Düzeylerinin Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22023</guid>
      <author>Güner ÇİÇEK</author>
      <description>Amaç: Bu araştırma; spor yapan ve yapmayan yetişkin bireylerin iletişim becerilerini karşılaştırmak amacı ile yapılmıştır. Materyal ve metot: Çalışmaya spor yapan 112 kadın ve 88 erkek toplam 200, spor yapmayan grup ise 97 kadın ve 103 erkek toplam 200 kişiden oluşan 400 gönüllü bu çalışmaya katıldı. Haftada en az 3 gün düzenli spor yapan ve spor yapmayan bireyler olarak iki gruptan oluştu. Araştırmaya katılan bireylerin iletişim becerilerinin tespit edilmesinde “İletişim Becerilerini Değerlendirme Ölçeği” (İBDÖ) kullanılmıştır. Bulgular: Çalışmamızda spor yapan ve spor yapmayan bireyler arasında iletişim beceri puanları düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir (p&lt;0.01). Cinsiyetler arası grupların karşılaştırılmasında toplam iletişim puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmadı (p&gt;0.05). Ayrıca spor yapan grubun kendi içerisinde cinsiyetlerin birbiri karşılaştırılmasında iletişim puanları arasında anlamlı bir farklılık bulundu (p&lt;0.05). Sonuç: Düzenli olarak spor yapan bireylerin iletişim puanlarının daha yüksek olduğu bulundu. Ayrıca spor yapan kadınların iletişim becerileri erkeklerden daha yüksek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İLKOKUL, ORTAOKUL VE LİSE OKUL MÜDÜRLERİNİN OKUL YÖNETİMİNE İLİŞKİN DENEYİMLERİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21736</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21736</guid>
      <author>Ahmet Melih GÜNEŞ, Ahmet Melih GÜNEŞ , Barış ESMER</author>
      <description>Bu araştırmada ilkokul, ortaokul ve lise okul müdürlerinin okul yönetimi sürecine ilişkin deneyimlerini kendi anlatılarına dayalı olarak ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ilinde devlet okullarında görev yapan ve ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinin her birinden 4 okul müdürü olmak üzere toplam 12 okul müdürü oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu, çok aşamalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada ulaşılan veriler ana tema ve sorunların tespit edilebildiği içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmada okul müdürleri okul yönetimini; genellikle süreç odaklı niteliklerin daha önemli olduğu ve okul yönetimini bileşenleri koordine etme olarak gördüklerini belirtmişlerdir. Araştırmada okul yönetim sürecinde yaşanan sorunların çoğunluğunun sistemsel kaynaklı olması, sorunların ilkokul ve ortaokullarda maddi; liselerde ise veli kaynaklı olarak yoğunlaştığı ve okul müdürlerinin vakitlerinin çoğunu bürokratik işlere ayırdıkları; bu sorunların çözümünde okul müdürlerinin yönetim sürecinde daha çok değer odaklı yaklaşımı benimsedikleri ve okul müdürlerinin öğretmen ve veli kaynaklı sorunların çözümünde iletişim sürecinden yararlandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca okul müdürleri; okul müdürü atamalarında liyakata dikkat edilmemesini ve yönetici atanma şeklinin sürekli değişmesini önemli sorunlar olarak görmekte ve bu duruma çözüm olarak da mülakat ve sınavın birlikte uygulanmasını önermektedirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Bilimleri Öğretmenlerinin 2018 Fen Bilimleri Öğretim Programında Yer Alan Mühendislik ve Tasarım Becerilerine İlişkin Görüşlerinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21713</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21713</guid>
      <author>Rabia Sultan GÜNEŞ KOÇ, Kadriye KAYACAN</author>
      <description>Bilim ve teknolojide ilerlemek için araştıran, sorgulayan ve günlük hayatta karşılaştığı problemlere çözüm bulmaya çalışan bireyler yetiştirmek eğitim kurumlarına düşen başlıca görevlerden birisidir. Bu nedenle eğitim programlarımız böyle bireyler yetiştirmek için güncellenmektedir. En son 2018 yılında güncellenen fen bilgisi öğretim programına öğrencilerin öğrenme alanlarına ek olarak mühendislik, çözüm önerisi düşünme ve bulma, yeni model ve materyal icat etme ve tasarlama gibi becerilerini geliştirmek adına mühendislik tasarım becerileri dâhil edilmiştir. Bu çalışmanın amacı fen bilgisi öğretmenlerinin 2018 yılında güncellenen fen bilgisi öğretim programında yer alan mühendislik tasarım becerileri ile ilgili görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Bu amaç doğrultusunda 10 fen bilgisi öğretmeni ile programa ilave edilen mühendislik tasarım becerileri konusunda görüşmeler yapılmıştır. Öğretmenlerin görüşme sorularına verdikleri cevaplar betimsel analiz yöntemi ile analiz edilerek sonuçlar betimsel olarak sunulmuştur. Genel olarak çalışmaya katılan öğretmenlerin “mühendislik-tasarım becerileri” hakkında bir eğitim almadıkları ve bu konuda bilgi sahibi olmadıkları görülmüştür. Öğretmenlerin kendi istek ve ilgileri doğrultusunda bu konuda bilgi sahibi oldukları da çalışma sonucunda görülmüştür. Öğretmenlerin ortak görüşü ise öncelikle öğretmen yeterliliği sağlanabilirse, mühendislik- tasarım becerilerinin öğrencilerin gelişimi açısından oldukça faydalı olacağıdır. Ayrıca öğretmenler ilerleyen süreçte de farklı düşünebilen, araştıran sorgulayan, deneyen, tasarım yapan, gerçek hayatta karşılaştığı problemlere çözüm yolu üreten bireylerin çoğalacağı konusunda hem fikirdir. Bugünün öğrencilerinin geleceğin yetişkinlerinin ulusal ve uluslararası alanda ülkemize fayda getireceği görüşündedirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ SÜREKLİ KAYGI VE KENDİNİ ALDATMA DURUMLARININ İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21715</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21715</guid>
      <author>Ahmet Hakan HANÇER, Zeynep TÜFEKÇİ</author>
      <description>Araştırmada, fen bilgisi öğretmen adaylarının sürekli kaygıları ve kendini aldatma durumlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Yöntem olarak tarama modellerinden iliş¬kisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim öğretim yılında Cumhuriyet Üniversitesi fen bilgisi eğitim anabilim dalında öğrenim gören 128 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak “Kendini Aldatma Ölçeği” ve “Sürekli Kaygı Envanteri” kullanılmıştır. Elde edilen verilere, istatistiksel tekniklerden aritmetik ortalama, standart sapma, t testi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Bu analizler sonucunda, fen bilgisi öğretmen adaylarının kendilerini aldatma düzeylerinin orta düzeyde olduğu, benliği güçlendirici kendini aldatma alt boyutuna yönelik puanın ise ortalamanın üzerinde olduğu ve cinsiyete göre anlamlı bir farkın olmadığı, sürekli kaygılarının yüksek olduğu ve cinsiyete göre kızlar lehine anlamlı bir farkın olduğu, öğretmen adaylarının kendini aldatma durumlarının %52’sinin ise sürekli kaygıdan kaynaklandığı sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anadili Öğretiminde Çok Uyaranlı Eğitim Ortamı ve Bu Ortamın Bileşenlerinin Önemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21979</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21979</guid>
      <author>Sevil HASIRCI</author>
      <description>Anadili öğretiminde yaşanılan sorunların temel değişkenlerinden biri, eğitim ortamıdır ve Türkçe öğretiminde istendik bir eğitim ortamı belirlenirken “çok uyaranlı eğitim ortamı”nın gözetilmesi gereği başta Sever (2002) olmak üzere sıklıkla önerilmektedir. Buna karşın anadili eğitim ortamına ilişkin alanyazında yalnızca ögelerin tek tek ele alındığı, ancak bu ögeler arasındaki ilişkinin ayrıntılı ve somut bir biçimde betimlenmediği gözlenmiştir. Çok uyaranlı eğitim ortamı, bir başka deyişle “dil dersliği”, çocuğun öğrenme gereksinmelerine, kişisel, sosyal ve dilsel gelişimlerine uygun, nitelikli uyaranlarla ve çok sayıda araç-gereçle donatılmış bir eğitim ortamını ifade etmektedir. Bu çalışma, çok uyaranlı eğitim ortamının dayandığı temel uyaranların anadili öğretimindeki önemini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Birden çok uyarandan oluşan bir eğitim ortamı olan çok uyaranlı eğitim ortamı ile ilgili genel bir yargıya ulaşmayı amaçlayan bu çalışma, betimsel tarama modeline dayalı bir çalışmadır. Bu amaç doğrultusunda çalışmada yer alan her bir uyaranın ayrı ayrı betimlenmesi ve ortak, benzer olan yönlerinin bütünleştirilmesi nedeniyle tekil tarama modelinden yararlanılmıştır. Bu doğrultuda çok uyaranlı eğitim ortamı; bir eğitim ortamının istendik özellikleri, anadili öğretiminin temel uyaranları ve bu uyaranların önemi olmak üzere üç açıdan ele alınmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, sözü edilen eğitim ortamının, uyaranların başat özellikleri kılavuzluğunda birinci sınıftan yükseköğretime değin neden kullanılması gerekliliği belirlenmiş ve bu bağlamda öneride bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çatışma Çözme ve Arabuluculuk Eğitiminin Sürdürülebilirliği: Ergenlere ve Topluma Katkıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21805</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21805</guid>
      <author>Fatma Ebru İKİZ, Kemal BALKAN , Gözde ŞENSOY , Umut ÇATAL , Feridun BALCI</author>
      <description>Çatışma, bir ya da birden çok sayıda kişinin bir konu üzerinde yaşadığı anlaşmazlık ya da gerginlik durumu olup insan yaşamının kaçınılmaz, doğal bir parçasıdır. Çatışmaların yapıcı bir yolla çözülmesi ergenlerin kişilik gelişimine ve sosyal gelişimine katkıda bulunarak onların bütün hayatını olumlu yönde etkileyecek beceriler kazanmasını sağlamaktadır. Son yıllarda, okullarda şiddete ve çatışmaya ilişkin korku giderek artış gösteren bir olgudur. Ergenlik döneminde öfke, kızgınlık gibi çatışma sonrası ortaya çıkması muhtemel duygular daha çok el, kol hareketleri ve bağırma gibi davranışlarla ortaya koyulmaktadır ve bu durum çatışma yaşandığında sözel ve fiziksel şiddete başvurma sıklığını arttırmaktadır. Çatışma durumlarında kullanılan yapıcı olmayan çatışma ve problem çözme yolları okul iklimini de ciddi şekilde etkilemektedir. Bu araştırmada, İzmir’de kültürel açıdan çeşitliliği olan göç almış düşük sosyoekonomik düzeydeki ve akran arabuluculuk modelinin 2006-2017 yılları arasında uygulandığı bir lisede, yapılan tüm arabuluculuk sözleşmelerinin doküman analizi ile incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda yapılan tüm müzakere ve akran arabuluculuk sözleşmeleri yıllar bazında; yetişen arabulucu sayısı, yapılan arabuluculuk sayısı, anlaşmazlık yaşayan tarafların sayıları, anlaşmazlık türleri, ulaşılan anlaşma türleri, çatışmaların yapıcı çözüme ulaşma sayısı açısından incelenmiştir. Sonuç olarak, 11 yıllık süreç içerisinde birikimli olarak 838 akran arabulucu öğrenci yetiştirildiğini, 2278 anlaşmazlık yaşandığı, arabuluculuk görüşmelerinin başarı oranının %91.6 olduğu, yapıcı çatışma çözme uygulamalarının seçildiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖYKÜSEL TERAPİ VE PSİKOLOJİK DANIŞMADA KULLANIMI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21864</guid>
      <author>Semra Coşgun İLGAR, M.Zeki İLGAR</author>
      <description>Bu makalede; psikolojik danışmanlık ve psikoterapideki postmodern paradigmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan, yapılandırmacılıktan kaynaklanan öyküsel terapinin tarihsel gelişimi ve alanda kullanımı ele alınmıştır. Çalışmada terapötik yöntemin gelişiminin incelenmesi ve ardından bu süreçteki adımların mercek altına alınması amaçlanmıştır. Çalışmanın son bölümünde öyküsel terapiyle ben-ötesi psikoloji arasındaki ilişki irdelenerek ve öyküsel terapinin ben-ötesi çalışmalarda/psiko-sentezde araç olarak kullanılması konusuna ağırlık verilmiştir. Ayrıca alanda çalışanlara son yıllarda yapılan uygulamalar ve yöntemin kullanım alanları üzerinde odaklanan bir çerçeve sağlanması amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul 5.Sınıf Öğrencilerinde Televizyon ve Çizgi Film İzleme Tutumları İle Saldırganlık İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21971</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21971</guid>
      <author>Mehmet Zeki İLGAR, Hatice Büşra ÖZTÜRK</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ortaokul 5.sınıf öğrencilerinde televizyon ve çizgi film izleme tutumları ile saldırganlık eğilimlerinin ilişkisini incelemektir. Bu araştırma ilişkisel tarama modelinde nicel bir çalışmadır. Araştırma evrenini, İstanbul ili Esenler ilçesine bağlı 2012-2013 öğretim yılında öğrenim hizmeti sunan resmi ortaokullar; araştırmanın örneklemini ise İstanbul ili Esenler İlçesinde 3 resmi okulun 5. sınıflarında öğrenim gören ve tesadüfi örneklem yoluyla seçilen 300 öğrenci oluşmaktadır. Verilerin elde edilmesinde araştırmacı tarafından hazırlanan “Kişisel Bilgi Formu ve “Anket” kullanılmıştır. Sınıf ortamında ve öğretmen gözetiminde yapılan anket uygulaması sırasında da, öğrencilerin anket sorularını doğru anlamaları amacıyla yönerge ve sözlü olarak açıklamalar yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS Programıyla analiz edilmiştir. Katılımcıların saldırganlık düzeylerinin, tv izleme sürelerine göre ne derece farklılaşıp farklılaşmadığını bulmak için One-Way-Anova Analizi yapılmış ve istatistiki açıdan güçlü bir anlamlılık elde edilmiştir (p=.000). 6 Saatten fazla televizyon izleyen öğrencilerin saldırganlıkları, diğer gruplardan anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Katılımcıların çizgi film kahramanıyla tanışmış olsaydınız ne söylemek istersiniz?” sorusuna verilen cevaplarının analizde de “her olayda sizin gibi davranmak istiyorum” diyenlerin saldırganlık düzeyleri, “sizin hayranınızım”,” sizi her izlediğimde yerinizde olmak isterim” diyen öğrencilerden anlamlı derecede daha yüksek çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMENLERİN ÇOCUK SEVME DÜZEYLERİ İLE ÖĞRETME MOTİVASYONLARI ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21876</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21876</guid>
      <author>Abdurrahman İLĞAN, Öznur CANOĞLU , Önder KARAMERT , Çağla Pınar ŞENSOY</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; öğretmenlerin çocukları sevme düzeylerini ve öğretme motivasyonlarını belirleyerek farklı değişkenlere göre nasıl farklılık gösterdiğini ve öğretmenlerin çocuk sevgisi ile öğretme motivasyonları arasında bir ilişki olup olmadığını belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde olup nicel modelde desenlenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 yılında Düzce il merkezinde görev yapan 47 ilkokul öğretmeni, 39 ortaokul öğretmeni ve 28 lise öğretmeni olmak üzere toplam 114 öğretmen oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak Barnett Çocuk Sevgisi Ölçeği ve Öğretme Motivasyonu Ölçekleri kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları öğretmenlerin çocuk sevgisinin yüksek, öğretme motivasyonlarının ise orta düzeyde olduğunu ortaya koymuştur. Öğretmenlerin çocuk sevgisinde cinsiyet, yaş ve kıdem değişkenleri açısından anlamlı farklılıklar bulunamazken, çalıştıkları kurum türü bakımından anlamlı farklılıklar gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğretme motivasyonlarının ise cinsiyet, yaş, kıdem, kurum türü değişkenleri bakımından anlamlı farklılıklar göstermediği görülmüştür. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin çocuk sevme düzeyleri ile öğretme motivasyonu arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki olduğunu ve çocuk sevgisinin öğretme motivasyonunun anlamlı bir yordayıcısı olduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul 3. Sınıfta Dikkat Toplama Becerisini Geliştirici Etkinlik Uygulamalarının Öğrencilerin Matematik Algısı Ve Başarısı Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21774</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21774</guid>
      <author>Cemil İNAN, Serdar ERKUŞ</author>
      <description>Bu çalışma, öğrencilerin matematiksel algı ve ilkokul öğrencilerinin başarısına yönelik dikkat becerilerini geliştirmek amacıyla üçüncü sınıfta yürütülen etkinliklerin etkisini araştırmayı amaçlamıştır. Bu çalışma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir kombinasyonunu kullanan karma bir araştırmadır. Çalışma, 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde bulunan 20 ilköğretim okulunda 3. sınıfta öğrenim gören 1198 öğrenciyle Özmen (2006) tarafından geliştirilen ve dikkat becerilerini geliştirmeyi amaçlayan 71 farklı etkinliğin uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Bu 20 merkezi ilkokulun her birinde, uygun örnekleme yöntemiyle toplam 40 sınıf (20 deney ve 20 kontrol sınıfı) belirlenmiştir. Matematik dersinde konu, deney grubunda dikkat becerilerini geliştirmeyi amaçlayan faaliyetlerin desteklenmesi ve müfredatta belirlenen programın kontrol grubunda uygulandığı konusunda bilgilendirilmiştir. Araştırmada araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi ile nicel veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 24.0 yazılımı kullanılarak analiz edilmiş ve testteki Kuder-Richardson-20 (KR-20) güvenilirlik katsayısı 0.842 olarak belirlenmiştir. Araştırmada deney grubundaki 20 öğretmenle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelerden nitel veriler elde edilmiş ve veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Çalışma bulgularına dayanarak, matematik başarısına dayanan çalışma grubunu tercih eden çalışma ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Diğer bir deyişle, dikkat becerilerini geliştiren aktivite destekli matematik dersleri, öğrencilerin matematikte daha yetkin hissetmelerine ve daha fazla başarılı olmasına neden olmuştur. Cinsiyete dayalı gruplar arasında anlamlı fark yoktu. Sonuç olarak, dikkat becerilerinin öğrenilebileceği ve matematikteki başarı ve algı üzerinde olumlu bir etkiye sahip olabileceği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mezuniyet Aşamasına Gelmiş Rehber ve Psikolojik Danışman Adaylarının Eleştirel Düşünme Eğilimleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21953</guid>
      <author>Gökhan İSKİFOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı; mezuniyet aşamasına gelmiş rehberlik ve psikolojik danışman adaylarının eleştirel düşünme eğilimlerini ilgili literatürün belirlediği minimum kriterlere kıyasla inceleyip bazı değişkenler açısından değerlendirmektir. Yapılan bu çalışma 2017-2018 güz akademik döneminde yürütülmüş olup örneklemi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde özel bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde mezuniyet aşamasına gelmiş son sınıf 104 Rehberlik ve Psikolojik Danışman adayından oluşmaktadır. Araştırmada Türk dil ve kültürüne adapte edilmiş olan ve eleştirel düşünme eğilimini yedi farklı boyutta ölçen ‘Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimi Envanteri’ kullanılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde, katılımcıların ölçülen eleştirel düşünme eğilimlerinde göze ilk çarpan bulgu gerçeği arama, sistematik düşünme ve meraklılık alt boyutlarına ilişkin hiç bir katılımcının yüksek kategorisine girememiş olmasıdır. Diğer yandan açık fikirlilik, analitik düşünme, eleştirel düşünme özgüven algısı ve yargı olgunluğu boyutlarında eğilimi yüksek olan katılımcı sayısının 12 kişiyi geçmemiş olması dikkat çekmiştir. Katılımcıların büyük çoğunluğunun eğilimlerinin orta kategorisine girdiğini ve diğer yandan analitik düşünme, meraklılık ve eleştirel düşünme özgüven algısı alt boyutlarında ise katılımcıların diğer boyutlara kıyasla daha yetersiz oldukları gözlemlenmiştir. Çalışmada gönüllük esasına bağlı olarak yer alan rehber ve psikolojik danışman adaylarının eleştirel düşünme eğilimine ilişkin genel performanslarının ise büyük oranla kuşkulu kategorisine girdiği, az miktarda bir katılımcının ise yeterli kategorisine girdikleri izlenmiştir. Katılımcıların eleştirel düşünme eğilimlerinin ölçülen tüm boyutlarda literatürün bir psikolojik danışman için belirlediği minimum ölçütlerin altında kaldığını göstermiştir. Gerçeği-arama, açık fikirlilik, analitik düşünme, sistematik düşünme, eleştirel düşünme özgüven algısı, yargı olgunluğu ve meraklılık boyutlarına ilişkin eğilimlerinin beklendik düzeyden düşük çıkmış olmasının sebepleri farklı boyutlarıyla tartışılmış ve literatür bağlamında değerlendirilerek bu çalışmanın tartışma ve sonuç kısmında yer almıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Biyoloji Bölümü Lisansüstü Öğrencilerinde Bilimsel Etik ve Dürüstlük Algısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21920</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21920</guid>
      <author>Sema İŞİSAĞ ÜÇÜNCÜ, Burak GÖKÇE , Mustafa KIRAN , Savaş İZZETOĞLU , Barış UZİLDAY</author>
      <description>Biyolojik bilimlerde son yıllarda izlenen büyük gelişim uzantısında, biyoetik konusunda yeni yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yaklaşımlardan biri de biyoloji lisansüstü öğrencilerine biyoetik hakkında ders verilmesinin zorunlu olmasıdır. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü lisansüstü öğrencileri için zorunlu olan Bilimsel Yöntem ve Bilimsel Etik Etik dersinin yapısını ve öğretim tekniğini geliştirmek amacıyla öğrenci geribildirimleri toplanarak değerlendirilmiştir. Hepsi gönüllü olan 87 lisansüstü öğrencisine 25 soru içeren geribildirim formu yöneltilmiştir. Öğrencilerin etik ihlali farkındalıkları, bu farkındalıklarının kaynağı, lisans ve lisansütü dönemde kendilerinin yaptığı etik ihlalleri ile etiğe aykırı davranışlara tanıklıkları hakkındaki veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Katılımcıların geribildirimleri, öğrencilerin en çok bildiği etik ihlalinin plagiarism değil sahtecilik ve uydurmacılık olduğunu göstermiştir. Hakkında en az bilgi olan etiğe aykırı davranış ise dilimlenmiş yayındır. Öğrencilerin etik farkındalık için yararlandıkları ilk kaynak kendi danışmanları değil diğer akademisyenlerdir. Kendi arkadaşları da ilginç bir biçimde esas kaynaklardan biri olarak kaydedilmiştir. Bilimsel toplantılar kaynak olarak son sırada yer almaktadır. Lisans öğrenimleri boyunca bilimsel etikle yakından ilgili iki zorunlu ders almış olmalarına rağmen, katılımcıların büyük çoğunluğu diploma tezlerinde başta plagiarism olmak üzere etik ihlalleri yapmıştır. Katılımcılar, lisans ve lisansüstü öğrenimleri süresinde bir ya da daha çok etiğe aykırı davranışa tanık olduklarını bildirmişlerdir. Ayrıca, bu aykırılıkların akademisyenler tarafından yapıldığını da kaydetmişlerdir. Öğrenciler ile akademisyenlerin etik algılarının örtüşmediği açıktır. Lisans döneminde bilimsel etikle bağlantılı olarak verilen zorunlu dersler, algıyı içselleştirmede yeterince etkin değildir. Tez yöneticilerinin etik anlamda yol gösterici olma rolleri kesinlikle yeniden gözden geçirilmelidir. Bilimsel Yöntem ve Bilimsel Etik dersinin içeriği ve değerlendirme yöntemleri bu sonuçlara göre yeniden tasarlanmış ve düzenlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Mesleki Gelişimleri Açısından Sınıf Eğitimi Lisans Programının Yeterliliği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21919</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21919</guid>
      <author>Nisa KARA, Mehmet Kaan DEMİR , Serdar ARCAGÖK , Çavuş ŞAHİN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı sınıf öğretmenlerinin sınıf eğitimi lisans programındaki derslerin mesleki gelişimlerine etkisine yönelik görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin lisans programındaki meslek ve alan bilgisi derslerinden edindikleri bilgileri meslek hayatlarında kullanabilme durumları incelenmiş, programdaki ders işleme yöntemlerine ilişkin görüşleri alınmış ve sınıf eğitimi lisans programına ilişkin ders önerilerinde bulunmaları istenmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden biri olan “Olgu Bilim” kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin farklı illerinde görev yapan ve görevinde en fazla 5 yıllık bir tecrübeye sahip olan 30 (15 erkek, 15 kadın) sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış ve yönlendirici olmayan görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Elde edilen veriler iki veri kodlayıcısı tarafından analiz edilerek kod ve temalara ayrılmıştır. Elde edilen veriler NVivo nitel veri analiz programıyla da modellenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin lisans programında aldıkları dersleri yetersiz buldukları ve derslerin işleniş yöntemlerinin teorik ağırlıklı olduğunu belirterek yetersiz buldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin alan bilgisi derslerinin yeterliliğine ilişkin hem olumlu hem de olumsuz yönde görüş belirttikleri ortaya çıkmıştır. Meslek bilgisi derslerine yönelik görüşlerinin ise olumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenleri, Sınıf Eğitimi Lisans Programında yer alması gerektiğini düşündükleri farklı sayıda ve türde ders önerisinde bulunmuştur. Verdikleri ders önerilerinin nedenlerinin ise ağırlıklı olarak görev yaptıkları yerlerde yaşadıkları sorunlar ile paralel olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rehberle Okuma Yönteminin İlkokul Öğrencilerinin Dinlediğini Anlama Düzeyleriyle Akıcı Okuma Becerilerine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21965</guid>
      <author>Nuri KARASAKALOĞLU, Seda SARAÇLI ÇELİK</author>
      <description>Bu çalışmada, İlkokul 3. sınıf öğrencilerinin, dinlediklerini anlama ve okuma düzeylerini geliştirmede rehberle okuma yönteminin etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma nitel araştırma modellerinden eylem araştırması niteliğindedir. Araştırmanın örneklem grubunu İzmir ili Konak ilçesi Gürçeşme Leman Alptekin İlkokulu’nda öğrenim gören, akıcı okuma sorunu yaşayan 3 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak, öğrencilerin okuma düzeyini belirmek için “Yanlış Analizi Envanteri”, “Okuma Metinleri” ve “Öğrencilerin Metin Okuma Ses Kayıtları”, dinleme becerisini ölçmek için “Dinlediğini Anlama Ölçeği” kullanılmıştır. Öğrencilere “Rehberle Okuma” yöntemi 8 hafta boyunca, her hafta bir okuma metni üzerinden toplam 32 saat uygulanmıştır. Uygulama boyunca öğrencilerin her çalışmada bir sesli okuması kayıt altına alınarak öğrencinin sesli okuma becerisi gözlenmiş, okuduklarını anlama düzeylerini ölçmek için ise her hafta metin değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda ön test ve son test sonuçları karşılaştırıldığında, rehberle okuma çalışmalarından sonra; öğrencilerin okuma ve anlama düzeyi “Endişe Düzeyinden” “Öğretim Düzeyine” yükselmiş ve okuma alanındaki yetersizliklerinde iyileşmeler görülmüş, dinlediklerini anlama düzeyleri ön test sonuçları; %56,44, %67, %52,48 iken son test sonuçlarının sırasıyla; %85,48, %86,48, %72,28 olduğu görülmüş ve ön testlere göre fark edilir bir artış belirlenmiştir. Sonuç olarak; rehberle okuma yönteminin, okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerin okuma, okuduğunu ve dinlediğini anlama becerilerinin geliştirilmesine katkı sağladığı tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma problemlerindeki etkinin gözlemlenmesi dışında öğrencilere çalışmanın sağladığı bir diğer fayda olarak, araştırmacının birebir çalışmaları ve yönlendirmeleriyle öğrenci yazılarının düzelmesi, soruya göre cevap yazma becerisinin gelişmesi, noktalama işaretlerini doğru kullanma konularında da öğrenci değerlendirme kağıtlarında fark edilir bir iyileşmenin gerçekleşmesi olmuştur. Bunun yanı sıra öğrencilerin sınıf öğretmenleri, süreç boyunca öğrencilerin okumalarında bir düzelme olduğunu, artık okuma çalışmaları esnasında öğrencilerin fazla heyecanlanmadıklarını, kelime atlamadıklarını, okuma yapmak için parmak kaldırdıklarını, uzun kelimeleri okumada daha az zorlandıklarını ve okuduklarını daha kolay anladıklarını ifade etmiştir. Öğrenci velileri ise çalışmanın öğrenciler için çok faydalı olduğunu gördüklerini, kendilerinin öğrencilere bu anlamda çok katkı sağlayamadıklarını bu tarz çalışmaların öğretmenler tarafından yapılmasının öğrencileri daha başarılı hale getireceğini belirtmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKÇENİN YABANCI DİL OLARAK ÖĞRETİMİNDE DÖRT KARE YAZMA YÖNTEMİ: B2 DÜZEYİ ÜZERİNE BİR EYLEM ARAŞTIRMASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21858</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21858</guid>
      <author>Halit KARATAY, Ozan İPEK , Hüseyin KARABUĞA</author>
      <description>Bu araştırmada, Dört Kare Yazma Yöntemi’nin Türkçe öğrenen B2 düzeyindeki öğrencilerin yazma becerilerine ve özyeterliklerine ne gibi katkıları olduğu incelenmiştir. Çalışma eylem araştırması şeklinde tasarlanmıştır. Araştırma katılımcıları BAİBU TÖMER bünyesindeki yazma kulübüne katılan 11 yabancı öğrencidir. Araştırmaya katılan öğrencilerin yazma sorunlarını belirlemek amacıyla bir yazılı anlatım çalışması yapılmıştır. Buna göre öğrencilerin yazılarında buluş, planlama ve anlatım sorunları olduğu belirlenmiştir. Bu sorunları iyileştirmek amacıyla 7 haftalık bir eylem planı tasarlanmış ve uygulanmıştır. Eylem planını iyileştirmek ve daha verimli hâle getirmek için her uygulamadan sonra öğrenci günlüklerine, yarı yapılandırılmış görüşmelere ve öğretmen gözlemlerine başvurulmuştur. Yazılı anlatım sorunlarını belirlemek, özyeterlik algılarının değişimini izlemek için “Kompozisyon Değerlendirme Formu” ve “Yabancılar İçin Yazma Becerisi Özyeterlik Ölçeği”nden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin betimsel analizi yapılmıştır. Uygulama ile ilgili ön-son test verilerinin analizinde de Wilcoxon İşaretli Sıralar test istatistiği kullanılmıştır. Uygulamadan elde edilen ön-son test verilerine göre DKYY’nin, öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini anlamlı bir şekilde geliştirdiği belirlenmiştir. Aynı şekilde DKYY, öğrencilerin yazılı anlatımlarında özellikle buluş, planlama ve anlatım becerilerini geliştirmiştir. Bunun yanında öğrencilerin yazılı anlatımla ilgili özyeterlik algılarını da iyileştirmiştir. Uygulamayla ilgili öğrenci görüşleri ve öğretmen gözlemleri bu bulguları desteklemektedir. Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde bu yöntemin işlevsel, kullanışlı ve eğlenceli olduğu söylenebilir. Öğretmenler dil öğretiminin orta ve ileri düzeyinde bu yöntemden yararlanabilirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe ve Türk Kültürü Dersi'nde Görev Temelli Etkinliklerin Isviçre'de Yaşayan Türk Çocuklarının Akademik Başarı ve Motivasyonlarına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21852</guid>
      <author>Gökhan KAYIR, Asım ARI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, MEB Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Öğretim Programı 1-3. sınıflar kazanımları, İsviçre Zürih Kantonu Anadili Dersi Çerçeve Planı ve Avrupa Diller için Ortak Çerçeve Metni A1 giriş seviyesi kazanımlarından oluşturulan kazanım listesine göre hazırlanan etkinliklerin öğrencilerin akademik başarıları, ilgi ve motivasyonlarına etkisinin incelenmesidir. Uygulama öncesinde paydaş görüşleri ve doküman analizi ile 11 haftalık etkinlik programı oluşturulmuştur. Gömülü Karma Desen’in uygulandığı bu araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 Öğretim Yılı’nda İsviçre’nin Luzern ve Zug kantonlarında TTKD’ye devam etmekte olan 17 öğrenci oluşturmaktadır. Öğrencilere ön-test ve son-test olarak araştırmacı tarafından hazırlanan “A1 Seviyesi Türkçe ve Türk Kültürü Dersi Başarı Testi” uygulanmış ve araştırma sonrasında öğrenciler ve velilerle yarı yapılandırılmış görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre deney grubu lehinde anlamlı olmak üzere iki grupta da öğrenme gerçekleştirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin derse karşı tutumları benzerlik gösterirken, ders içerisinde deney grubu öğrencilerinin daha ilgili oldukları gözlemlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİDER-ÜYE ETKİLEŞİMİ İLE ÖRGÜTSEL GÜVEN ARASINDAKİ İLİŞKİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22033</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22033</guid>
      <author>Semra KIRANLI GÜNGÖR</author>
      <description>Lider-üye etkileşimi, geleneksel liderlik teorilerinden farklı olarak, liderin özelliklerinden ziyade, lider ile ast arasındaki ilişkiyi temel almaktadır. Örgütsel güven ise, tüm örgütlerin başarısında, örgüt içi pozitif ortamın oluşturulması açısından önem gösteren bir olgudur. Konu ile ilgili literatür incelendiğinde gerek lider-üye etkileşimi, gerekse örgütsel güven üzerine son yıllarda yapılan araştırmalarda artış kaydedildiği, ancak bu iki konuyu birlikte ele alan sınırlı sayıda araştırmanın olduğu gözlenmektedir. Bu araştırmada; lider-üye etkileşimi ile örgütsel güven arasındaki ilişkiler öğretmenler üzerinde incelenmektedir. Amaç doğrultusunda, kişisel bilgi formu, Liden ve Maslyn (1998) tarafından geliştirilen “Çok Boyutlu Lider-Üye Etkileşimi 12” ölçeği ve Omorov (2009) tarafından oluşturulan “Örgütsel Güven Ölçeği’nden oluşan veri toplama aracı, İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir il merkezindeki Anadolu liselerinde görev yapan 336 gönüllü öğretmene uygulanmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi bilgisayar ortamında SPSS 22.0 programı aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Lider-üye etkileşimi ile örgütsel güven arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde korelasyon analizinden, Lider-üye etkileşiminin örgütsel güven üzerindeki etkilerinin incelenmesinde ise regresyon analizinden faydalanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda; lider-üye etkileşiminin (genel) artması, öğretmenlerin örgütsel güven düzeylerini artırmakta olduğu belirlenmiştir. Lider-üye etkileşimi alt boyutlarından profesyonel saygının örgütsel güven (genel) ve örgütün kendisine güven düzeyini artırdığı, etki ve bağlılık boyutlarının ise yöneticiye güven düzeyini artırdığı saptanmıştır. Diğer Lider-üye etkileşim alt boyutlarının örgütsel güven ve alt boyutları üzerinde anlamlı etkilerinin olmadığı saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Mesleki Bağlılıklarının Yordayıcısı Olarak Kişilik Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21721</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21721</guid>
      <author>Oğuzhan KIRDÖK, Hacı Arif DOĞANÜLKÜ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin beş faktör kişilik özelliklerinin mesleki bağlılıklarını yordayıp yordamadığını incelemek ve ayrıca öğretmenlerin cinsiyetine göre mesleki bağlılıklarını karşılaştırmaktır. Araştırmanın çalışma grubunu Niğde il merkezinde görev yapmakta olan devlet okullarında görev yapan farklı branş ve eğitim kademelerinden 259 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verileri elde etmek amacıyla Mesleki Bağlılık Ölçeği ve Beş Faktör Kişilik Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde mesleki bağlılığın cinsiyete göre farklılığı ortaya koymak için t testi, kişiliğin yordayıcılığını incelemek için çoklu doğrusal regresyon analizi ve değişkenler arasındaki ilişkiyi analiz için ise pearson momentler çarpımı korelasyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan pearson momentler çarpım korelasyon analizi sonucunda kişilik özelliklerinin alt boyutlarından duygusal dengesizliğin negatif yönde, sorumluluk, deneyime açıklık ve dışadönüklük kişilik özelliklerinin ise pozitif yönde mesleki bağlılıkla ilişkili oldukları bulunmuştur. Çoklu doğrusal regresyon analizi sonucunda ise beş faktör kişilik özelliklerinin tamamının birlikte mesleki bağlılığındaki varyansı açıklama oranının %22 olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Mesleki bağlılığın en önemli yordayıcısı negatif yönde ,duygusal dengesizlik kişilik özelliği iken onu sırasıyla pozitif yönde, sorumluluk ve deneyime açıklık kişilik özellikleri izlemiştir. Dışadönüklük ve uyumluluk kişilik özelliklerinin ise mesleki bağlılığın anlamlı düzeyde yordayıcısı olmadıkları bulunmuştur. Çalışmada elde edilen bulgulara göre mesleki bağlılığın cinsiyet değişkeni açısından farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Park ve Rekreasyon Alanlarını Kullanan Bireylerin Boş Zaman Yönetim Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22007</guid>
      <author>Abdurrahman KIRTEPE, Eyyup YILDIRIM</author>
      <description>Araştırmanın amacı Elazığ il merkezinde belediyeye ait Park ve rekreasyon alanlarını kullanan bireylerin boş zaman yönetim düzeylerinin incelenmesidir. Bu araştırmanın evrenini bu alanlara gelen erkek ve kadın bireyler oluştururken örneklemini ise tesadüfü yöntemle seçilmiş 110 erkek, 74 kadın oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Wei-Ching Wang, Chin-Hsung Kao, Tzung-Cheng Huan, Chung-Chi Wu (2011) tarafından geliştirilen ve Beyza Merve Akgül Suat Karaküçük (2015) tarafından Türkçe ye uyarlanan Boş Zaman Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Çalışmanın geçerlilik ve güvenirlik çalışması Beyza Merve Akgül Suat Karaküçük tarafından yapılmış ve Ölçeğin Cronbach Alpha değeri ,83 ve test-tekrar test güvenirliği ise ,86 bulunmuştur Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında 24. version SPSS paket programı kullanıldı ve elde edilen verilerin yorumlanmasında ikili karşılaştırmalarda independent samples T testi, çoklu gruplar için tek yönlü varyans analizi (Anova) uygulanarak sonuçlar tablolar halinde gösterilmiştir. Gruplar arasında fark olup olmadığını göstermek açısından anlamlılık p&lt;0,05 olarak alınmıştır. Sonuç olarak park ve rekreasyon alanlarını kullanan bireylerin cinsiyetleri ile ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı, gelir durumu, sahip oldukları boş zaman süresi ve boş zamanlarını değerlendirmede güçlük çekme değişkenleri ile ölçeğin alt boyutları arasında anlamlı bir farklılaşma görülmüş olup bu alanları kullanan bireylerden gerekli zamana sahip olanların boş zamanlarını değerlendirmede daha etkin oldukları, gelir durumu iyi ve normal olanların boş zamanlarında gerekli planlamalara sahip olmadıkları, boş zamanlarını değerlendirmede bazen ve hiçbir zaman zorluk çekmeyen katılımcıların boş zamanlarında bir program dahilinde neler yapabileceklerini belirledikleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Pilot Uygulama Sürecinde Olan Harezmi Eğitim Modelinin Alan Uzmanlarının Görüşleri Doğrultusunda Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21926</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21926</guid>
      <author>Erol KOÇOĞLU</author>
      <description>Bilgisayar bilimlerinin Türkiye’de temel eğitim ve orta öğretim öğrencilerine katkılarının artırılması, çeşitli yaş grupları ve farklı altyapıdaki ortamlarda nasıl öğretileceğinin ilkelerinin belirlenmesi, disiplinler arası bakış açısıyla bilgisayar bilimlerinin matematik, fen, sosyal bilimler gibi diğer alanlarla nasıl bütünleştirilebileceğinin çerçevesinin çizilmesi ile ülkemiz adına endüstri 4.0 alanında eğitim stratejisinin belirlenmesi için yardımcı olmak ve aynı zamanda 65. Hükümetin 2016 Yılı Eylem Planı 130 sayılı (İcraatlar ve Reformlar) başlığı çerçevesinde Bilgisayar bilimleri dersi ve Müfredatı geliştirmede örnek ders uygulamaları ve planlamalarıyla eğitim sistemimize katkıda bulunmak amacıyla; Harezmi Eğitim modelinin ülkemizin tüm okullarında uygulanması hedefi belirlenmiştir. İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından da normal araştırma projesi kapsamında desteklenen bu çalışmada temel amaç, modelin etkililiğine ilişkin alan uzmanlarının görüşleri belirlenip Envivo paket programıyla değerlendirilip modele ilişkin öneriler sunmaktır. Yapılan çalışmada çalışma grubu üyeleri Harezmi eğitim modeline ilişkin gerekli yeterliliklere sahip olan akademisyenlerden seçilmiştir. Çalışma grubu üyelerinden yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla modele ilişkin görüşlerini almak amacıyla uzman görüşü alınarak araştırmacı tarafından hazırlanan birkaç soru yöneltilip sorulara verilen cevaplar Envivo 11 paket programıyla değerlendirilip içerik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan çalışma sonucunda çalışma grubunu oluşturan akademisyenlerin (alan uzmanları) konuya ilişkin farklı algılara sahip oldukları belirlenmiştir. Alan uzmanlarının konuya ilişkin farklı algılara sahip olması yapılan bu çalışmanın niteliğini belirlemek açısından önemli veridir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Gözüyle Sınıf İçi Geçişlerin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21981</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21981</guid>
      <author>Aysel KORKMAZ, Aysel ESEN ÇOBAN , Mine KOYUNCU ŞAHİN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmen adaylarının sınıf içi geçişlere yönelik görüşlerini belirlemektir. Araştırma, nitel araştırma yöntemine dayalı olarak oluşturulmuş ve araştırma deseni olarak durum çalışması seçilmiştir. Çalışma grubunun tespit edilmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada araştırmacılar tarafından belirlenen temel ölçüt katılımcıların 2017-2018 güz döneminde okul öncesi öğretmenliği bölümünde öğretmenlik uygulaması dersini almış olmak ve okul öncesi eğitim kurumlarına öğretmenlik uygulamasına gitmektir. İki erkek dokuz kadın olmak üzere 11 okul öncesi öğretmen adayı bu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak görüşme yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler araştırmacı tarafından yüz yüze yapılmış ve ses kaydına alınmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler içerik analizi tekniğine göre çözümlenmiş ve çözümleme sonucunda temalar, alt temalar ve kodlar çıkarılmıştır. Bu araştırmada dört tema belirlenmiştir. Bunlar “sınıf içi geçişlerin önemi”, “sınıf içi geçişlerde kullanılan stratejiler”, “sınıf içi geçişlerde karşılaştıkları sorunlar” ve “sorunlara çözüm önerileri” temalarıdır. Sonuç olarak okul öncesi öğretmen adaylarının büyük çoğunluğu çocuk, öğretmen ve program açısından sınıf içi geçişlere önem verdikleri saptanmıştır. Ayrıca etkinlikler, mekânlar ve personeller arası sınıf içi geçiş türlerinde en çok işitsel destekli stratejileri kullandıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte geçişlerde çocuktan ve personelden kaynaklı sorunlarla karşılaştıkları ve bu sorunların çözümüne yönelik eğitime ve uygulamaya dönük önerilerde bulundukları görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mesleklerin Tanımlanması ve Sınıflandırılması Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21998</guid>
      <author>Bahadır KÖKSALAN, Hikmet Y. CELKAN</author>
      <description>Meslek, insanların toplum bilinci içinde, bir arada yaşamalarının bir gereği olarak ve aynı zamanda bu olgunun bir sonucu olarak iş bölümüne gitmeleri ve uzmanlaşmaları sonucunda ortaya çıkmış bir durumdur. İnsanların, zaman içerisinde, topluluk olma bilinci altında oluşturmuş oldukları geleneksel topluluklardan modern toplumlara meslekî farklılaşma görülmektedir. Modernleşme süreciyle ortaya çıkması ve bunun yanında, sanayileşme ve teknolojik imkân ve kabiliyetlerin günlük yaşamın vazgeçilmezleri olması ile birlikte, bazı meslekler ortadan kalkmış, buna karşın ihtiyaçlara bağlı olarak gerek toplumu bir bütün olarak etkileyen gerekse bireyleri tek tek etkileyen pek çok yeni meslek de toplumsal yaşam alanına dâhil olmuştur. Yeniliklerin ve ihtiyaçların etkisi altında ortaya çıkan gelişim ve ilerlemenin doğal bir sonucu olarak da iş bölümü ve uzmanlaşma, mesleklerin nicel olarak gereksinim duyulmalarında ve nitel olarak farklılaşmasında toplumların her kesimi tarafından gözle görülebilir bir artışın olmasına sebep olmuştur. Meslekler arasında sınırların çizilmesi ve buna bağlı olarak yine kendi aralarında sınıflandırılmasında güçlükler ortaya çıkmış, bunun sonucunda da ortaya çıkan durumun çözüme kavuşturulabilmesi için farklı yollara başvurulmuştur. Meslekî sınıflandırma, ortaya çıkan karmaşık durumun çözümlenebilmesi için bireylerin meslek seçimine yönelik bir pusula işlevi ifa ettiği için önem arz etmektedir. Bu çalışmada, mesleklerin tanımlanması ve sınıflandırması üzerine odaklanılmıştır. Sınıflamaya esas oluşturan birden fazla ölçütün olması, bu ölçütlerin birer kıstas olarak bakış açılarına ve zamana göre değişiklik göstermesi, dokümanter inceleme yöntemine dayanması araştırmanın yöntem ve sınırlılıklarını oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Öğrencilerinin Öğrenme Sürecinde Yardım İsteme Düzeylerinin Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21871</guid>
      <author>Melek KÖRÜKCÜ, Salih USLU</author>
      <description>Yardım isteme; öğrencilerin öğrenme eyleminde aktif olarak yer almalarını sağlayan, karşılaştıkları akademik zorluklara çözüm üretmelerini destekleyen bir problem çözme stratejisidir. Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerinin, öğrenme sürecinde yardım isteme düzeylerinin; cinsiyete, öğrenim gördükleri sınıf düzeyine, anne-baba öğrenim durumuna ve ders çalışma konusunda yardım aldıkları biri olup olmadığı değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığının incelenmesi amaçlanmıştır. Tarama modelinde olan araştırma, İç Anadolu Bölgesi’nde bir ilin merkez ilçesinde, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının güz döneminde, bir devlet okulunun ortaokul bölümü 6,7 ve8. sınıfta öğrenimlerini sürdüren 243 öğrencinin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacılar tarafından oluşturulan “Kişisel Bilgi Formu” ve Koç (2013) tarafından geliştirilen “Öğrenme Sürecinde Yardım İsteme Ölçeği (ÖSYİÖ)” ile toplanmıştır. Araştırma verileri IBM SPSS 24.0 programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde IBM SPSS 24.0 programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ortaokul öğrencilerinin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeylerinin, yüzeysel yardım isteme boyutunda ortalamanın üzerinde olduğu, bu boyutu, yardım istemeden kaçınma ve etkili yardım isteme alt boyutlarının takip ettiği bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada, ortaokul öğrencilerinin öğrenme sürecinde yardım isteme düzeyleri cinsiyete göre incelendiğinde, kız öğrenciler lehine farklılık olduğu tespit edilmiştir. Anne ve baba öğrenim düzeyi değişkenine göre, anlamlı bir fark bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi değişkeninde, ölçeğin alt boyutlarından, etkili yardım isteme boyutunda, 8. Sınıfta öğrenim görmekte olan ortaokul öğrencileri lehine bir farklılık olduğu saptanmıştır. Ayrıca araştırma bulguları doğrultusunda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Keman Öğretiminde Temel Davranışların Kazandırılmasında Kullanılan Analojiler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21983</guid>
      <author>Zafer KURTASLAN, Melike KARA</author>
      <description>Keman eğitimi her ne kadar uygulamalı bir eğitim olsa da soyut kavramların fazlaca olması sebebi ile soyut kavramların öğrencide somut bir düşünceye dönüşmesi için öğretmenin vereceği sözsel anlatım önemlidir. Bu sebeple eğitim bilimlerinde soyut kavramların somutlaştırılmasında sıkça başvurulan analoji yöntemi bilinçli ya da bilinçsiz olarak keman eğitimcileri tarafından da sıkça kullanılmaktadır. Bu araştırmada, keman eğitimcilerinin keman öğretiminin başlangıç aşamasında önemle üzerinde durdukları konuların başında gelen vücudun kemana uygun doğal bir pozisyonda olmasına ve sağ el ve sol elin kemana göre konumlandırılmasına yönelik kullandıkları analojiler tespit edilmiştir. Keman eğitimi her ne kadar uygulamalı bir eğitim olsa da keman eğitimcilerinin somutlaştırıcı sözsel açıklamaları uygulamanın doğru yapılmasını daha da kolaylaştırmaktadır. Bu sebeple keman eğitiminde soyut bilgilerin somutlaştırılmasında sözsel anlatımın analojilerle desteklenmesi öğretimimin daha kalıcı ve hızlı olmasına katkı sağlayacaktır. Araştırmanın sonuçlarına göre, keman eğitimcilerinin temel davranışların kazandırılmasında kullandıkları analojilerin daha çok vücudun doğal durumunun çalgının tekniğine uygun olarak çalgıya adapte edilmesine yönelik olduğudur. Araştırma sonuçlarında kemanda temel davranışların kazandırılmasında kullanılan analojilerin, doğal duruş, kaman tutuşu, sağ elin yaya konumlanması ve sol elin kemana konumlanmasına yönelik olduğu tespit edilmiştir. Özellikle keman eğitimcilerinin yay tutuşuna yönelik sözsel anlatımlarında kullandıkları analojilerin diğer temel davranışlara yönelik verdikleri analojik örneklerlerden daha fazla olduğu görülmektedir. Araştırma durum tespitine yönelik betimsel bir araştırmadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dallarında Öğrenim Gören Öğrencilerin Gam Çalışma Durumlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21980</guid>
      <author>Serdar MAMAÇ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Eğitim Fakültesi Müzik Eğitim Anabilim Dallarında öğrenim görmekte olan müzik öğretmeni adaylarının günlük gam çalışma durumlarını, günde kaç saat gam çalıştıklarını, gam yerine egzersiz yapma durumlarını ve bu egzersizlerin ne olduğunu, gam çalışmanın müzikal çalmayı etkileyip etkilemediğine, çalgılarına olan hakimiyetlerini arttırıp arttırmadığına, gam çalışmanın en çok hangi boyutta kendilerine fayda sağladığına, gamları farklı hızlarla ve varyasyonlarla çalışma durumlarını ve farklı varyasyon ve hızlarla gam çalışmanın onları geliştirip geliştirmeyeceğine yönelik görüşlerini ortaya koymaktır. Ayrıca araştırmada katılımcıların çalgı sınavlarından aldıkları akademik başarı notları ile onların gam çalışma durumları ile arasında anlamlı fark olup olmadığı ve katılımcıların gam çalışma durumları ile gelecekteki kariyer hedefleri arasındaki ilişki de incelenmiştir. Çalışma, betimsel tarama modelinde bir araştırmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 öğretim yılı bahar yarıyılında Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalında ve Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Anabilim Dalında öğrenim görmekte olan 128 müzik öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmada, katılımcıların gam çalışma durumlarını ortaya koymaya amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen “Gam Çalışma Anketi” ve demografik bilgilerini ortaya koymak amacıyla “Kişisel Bilgi Formu” kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları katılımcıların büyük bir kısmının her gün düzenli gam çalışması yapmadığını, katılımcıların gam yerine en çok etüt yapmayı tercih ettiklerini ortaya koymuştur. Ayrıca bulgulara göre katılımcıların çalgı sınavlarından aldıkları akademik başarı notları onların gam çalışma durumlarına göre anlamlı fark göstermezken, her gün düzenli gam çalışan katılımcıların gelecekte akademisyen olmayı hedefledikleri anlaşılmaktadır. Sonuçlar literatür doğrultusunda tartışılmış ve çeşitli öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kelime Hazinesi ve Yabancı Dilde Kelime Öğretimi Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21776</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21776</guid>
      <author>Muhammet MEMİŞ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı dilin yapı taşı konumunda olan ve dil eğitimi ve öğretiminde dil becerilerinin temelini oluşturan kelime kavramı ile ilişkili kelime hazinesi, kelime bilgisi ve kelime öğretimi konularında detaylı kuramsal bilgi sunmak, ayrıca yabancı dilde kelime öğretimi çalışmalarında dikkat edilmesi ve yapılması gerekenlerle ilgili çeşitli önerilerde bulunmaktır. Bu doğrultuda geniş bir alan yazın taraması gerçekleştirilmiş ve elde edilen bilgiler araştırmacının dil öğretim sahasındaki tecrübelerinden de yararlanılarak yabancı dilde kelime öğretirken dikkate alınabilecek şekilde pratik önerilere dönüştürülmüştür. Bu çalışmada, kelime hazinesi, alıcı ve üretici kelime hazinesi, kelime bilgisi ve boyutları, kelime öğretiminin amacı, dolaylı ve doğrudan kelime öğretimi ile bu yöntemlerin avantaj ve sınırlılıkları, kelime öğretimi sırasında dikkat edilmesi gerekenler ve yabancı dil öğretiminde bir kelimenin anlam boyutlarının açıklanması sırasında öğreticiler tarafından izlenecek adımlar ile kullanılabilecek stratejiler ilgili bilgiler yer almaktadır. Burada yer verilen kuramsal bilgi ve önerilerin hem araştırmacılara hem de dil öğreticilerine faydalı olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lise Öğrencilerinin Okul Beklentileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21725</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21725</guid>
      <author>Ahmed Emin OSMANOĞLU, Ruken YAŞA</author>
      <description>Araştırmanın amacı lise öğrencilerinin okullarından beklentilerinin neler olduğunun belirlenmesidir. Bu kapsamda idare, öğretmen, ders, materyal, fiziksel mekân, kıyafet ve kantinle ilgili beklentilerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırma nitel araştırma prosedürlerine uygun olarak görüşme tekniğiyle yapılandırılmıştır. Araştırmanın katılımcıları TBMM Vakfı Bingöl Fen Lisesi’nde okuyan 15 öğrencidir. Katılımcıların 6’sı kadın, 9’u erkektir. Araştırmanın katılımcıları tabakalamalı örnekleme yöntemine göre seçilmiştir. Buna göre lisedeki her sınıftan bir veya iki öğrenci seçilmiştir. Araştırmanın veri toplama yöntemi tam yapılandırılmış görüşme tekniğidir. Görüşme formunda idare, öğretmenler, dersler, öğretim materyalleri, fiziksel mekân, kıyafet ve kantin kategorileri yer almaktadır. Araştırmanın veri analiz yöntemi içerik analizidir. Verilen cevaplar temalara göre kodlanmış, kodlar ve temalar arasındaki ilişkilere göre kategoriler oluşturulmuştur. Araştırmada, disiplini hafifletilmesine, öğrencilere karşı daha fazla ilgi gösterilmesine, sosyal aktiviteler düzenlenmesine, sivil kıyafete izin verilmesine, adil davranılmasına, öğretmenlerin laboratuvar kullanmalarına, ders anlatımları esnasında sınıfla iletişim kurmalarına, müfredatla yetinmeyerek müfredata ilave bilgiler ile öğrenme işini daha kolaylaştırılmasına, öğrencilerin bireysel anlama farklılıklarının göz önüne alınarak anlatım yapılmasına, sunum esnasında görsellik sağlayıcı araçlar kullanmasına, sınıf hâkimiyeti sağlanmasına, detaylara kayarak dersin zorlaştırılmamasına, sınıf seviyesine inilmesine, aktif ve enerjik olunmasına, öğretmenlerin orta yaşlı olmalarına, akıcı güzel Türkçe konuşulmasına, siyasî konulara girilmemesine, esprili olunmasına, ders saatlerinin kısaltılmasına, derslerin sabah dokuzdan önce başlamamasına, teneffüs sürelerinin arttırılmasına, hafta içi bir gün de ders dışı sosyal aktivitelerin yapılmasına, programın sadeleştirilmesine, öğretim materyallerinin arttırılmasına, farklı illere gezi gözlem amaçlı seyahatler düzenlenmesine, spor, sanat ve bahçeye yönelik fiziksel mekân ilgili düzenlemeler yapılmasına ilişkin sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇOCUK OYUN PARKLARININ GÜVENLİĞİNİN İNCELENMESİ: ANKARA VE SAMSUN İLLERİ ÖRNEĞİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21878</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21878</guid>
      <author>Hatice ÖZASLAN, Gülümser GÜLTEKİN AKDUMAN</author>
      <description>Oyun, çocuğun yaşantısının doğal bir parçasıdır ve gelişimi için çok önemlidir. Çocuk oyun parkları çocukların oyun ihtiyaçlarının giderildiği, enerjilerini atarak rahatladıkları açık alanlardır. Çocuk oyun alanlarında yanlış yer seçimi, yanlış zemin malzemesi seçimi, oyun ekipmanlarının bakımının yapılmaması vb. hatalar, çocukların hayatını tehdit eden kazalara neden olabilmektedir. Çocukların hayatlarında önemli bir yeri olan oyun parkları, çocukları tehlike ve kazalardan korumak için güvenli bir şekilde tasarlanmalı, parklardaki materyallerin içeriğindeki malzemeler doğru seçilmeli, materyaller sağlam olmalıdır. Çocukların gelişimlerinin olumlu yönde desteklenmesi için oyun parklarına gereken önem verilmelidir. Bu nedenle Ankara ve Samsun ilindeki çocuk oyun parklarının güvenliğinin incelenmesi araştırmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın yürütülmesinde genel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara ili Çankaya, Yenimahalle ve Gölbaşı ilçelerinde ve Samsun İlkadım ve Atakum ilçelerinde bulunan toplam 150 adet çocuk oyun parkı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen kontrol listesi kullanılmıştır. Hazırlanan kontrol listesi 150 ayrı parka gidilerek gözlem yoluyla doldurulmuştur. Araştırmada parklardaki zemin türüne, oyun parklarının yapıldığı malzeme türüne, parklardaki kırık materyal sayısına, parkla ilgili genel kurallara, salıncak, kaydırak ve tahterevallilerin özelliklerine ilişkin bulgular incelenmiş ve tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda çocuk oyun parklarının çoğunluğunun incelenen özellikler açısından güvenli olduğu, ancak güvenlik kriterlerine uygun olmayan özellikte parkların da olduğu tespit edilmiştir. Özellikle oyun parkları açıldıktan sonra periyodik kontroller konusunda sıkıntı olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Okul Yöneticiliği İstekliliğini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21944</guid>
      <author>Fatih Mutlu ÖZBİLEN, Gökhan GÜNAY</author>
      <description>Bu araştırmada öğretmenlerin okul yöneticisi olma istekliliklerini etkileyen faktörleri belirlemek ve bu faktörler ışığında sistemin sorunlu yönlerine ilişkin çözüm önerileri sunmak amaçlanmıştır. Öğretmenlerin okul idaresinde görev alma konusundaki istekliliklerini ortaya koyma, eğitim kurumlarının gelecekte tüm çalışanlar tarafından kabul edilen ve benimsenen bir okul kültürüne sahip olunmasında ve yönetici kadrolarında yer alan kişilerin görev ve sorumluluklarına dair bilinçlerinin artmasında önemli rol oynamaktadır. Bu amaca yönelik olarak 2013-2014 eğitim-öğretim yılında İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki ilkokullarda görev yapan 38 sınıf öğretmeni araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma nitel yaklaşıma göre desenlenmiş olup, öğretmenlerin okul yöneticisi olma isteklilik ve isteksizlikleri araştırmacılar tarafından hazırlanmış olan yönlendirici olmayan sorulardan oluşan yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile elde edilmiştir. Görüşme formunda öğretmenlerin yöneticiliği isteme ya da istememe durumlarına ve bunların nedenlerini belirtmelerine yönelik olarak 2 farklı açık uçlu soru bulunmaktadır. Öğretmenlerin görüşme sorularına verdikleri yanıtların analizinde içerik analizi tekniği kullanılarak oluşturulan kategoriler yüzde ve frekans şeklinde tablolaştırılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin % 68,42 ile çoğunluğu okul yöneticiliğini istemediklerini belirtmişlerdir. İstememe nedenlerini çoğunlukta olarak; yöneticilikte mesleki doyumun sağlanamaması, mesai saatlerinin fazla olması ve sorumluluğun fazla olması olarak ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin % 31,58’i ise diğer yanıtlara oranla çoğunlukta olarak; daha önceden yöneticilik tecrübelerinin olması, iletişim becerilerini güçlü olarak görmeleri, yöneticilikte kariyer basamaklarının olması ve mesleki doyumu sağlayacağını düşündüklerinden dolayı okul yöneticiliğini istediklerini ifade etmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayat Bilgisi Dersi 1. Sınıf Öğretim Programındaki Kazanımların Değerler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21789</guid>
      <author>Munise DURAN, Esra SOLAK</author>
      <description>Tüm toplumların kendine has ve evrensel değerleri vardır. İnsanın gelişimsel olarak görevlerinden biri de toplumla uyum içinde yaşamaktır. Bu nedenle insanoğlu içinde yaşadığı toplumun örf adet gelenek ve göreneklerini benimseyerek uygun davranışlar sergilemek için çaba sarf eder. Eğitimin görevlerinden biri ise var olan değerleri kuşaktan kuşağa aktararak varlığını korumaktır. Bu çalışmada; 2017-2018 eğitim öğretim yılında ilkokul kademesi 1. sınıflarda uygulamaya konulan Hayat Bilgisi dersi öğretim programında yer alan kazanımlardan hangilerinin öğretim programlarında belirtilen kök değerlerden hangileri ile ilişkili olduğu incelenmiştir. Bu amaçla araştırmada şu sorulara cevap aranmıştır1. İlköğretim birinci sınıf hayat bilgisi dersi öğretim programı ünitelerinde yer alan kazanımlar Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programında yer alan kök değerlerden hangileri ile ilişkilidir? Programda belirtilen kök değerlerden en çok hangileri vurgulanmıştır? Değerler hangi ünitelerde yoğunlaşmıştır? Araştırmanın modeli nitel araştırma geleneği içinde yer alan bir durum çalışmasıdır. Araştırmadan elde edilen veriler doküman analizi yöntemiyle yapılmıştır. Çalışma, “2018 Hayat Bilgisi dersi Öğretim Programında (İlkokul 1, 2 ve 3. Sınıflar)” belirlenen kök değerler olan “ adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik” değerleri ile 1. sınıf Hayat Bilgisi dersi Öğretim Programındaki kazanımlar ile sınırlandırılmıştır. Elde edilen bulgulara göre ise şu sonuçlara ulaşılmıştır. Programda en çok vurgulanan değer sorumluk değeri olurken en az vurgulanan değerlerin adalet, dostluk, hoşgörü, tasarruf ve bilinçli tüketici değerleri olmuştur. Ayrıca; en fazla değerin yer aldığı ünite “Okulumuzda Hayat” ünitesi olurken en az değerin yer aldığı ünite ise “Sağlıklı Hayat” ünitesi olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>''Okul Tabanlı Aile Danışmanlığı (OTAD)" Modeline Yönelik Farkındalık Düzeyi ve Uygulanabilirliği: Nitel Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21893</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21893</guid>
      <author>Mehmet Ali ÖZDEMİR, Seda AKSU</author>
      <description>Okul psikolojik danışmanlarının, ailedeki olumsuz koşullardan etkilenen çocuklarla karşılaşma oranı artış göstermektedir. Aileden kaynaklı sorunlara geleneksel okul psikolojik danışmanlığı hizmetlerinin yetersiz kalması ve bu konudaki farkındalığın artmasıyla birlikte, okullarda, aile danışmanlığı modellerinin kullanıldığı “okul temelli aile danışmanlığı (OTAD)” hizmetleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmanın amacı, okul danışmanlığı ve aile danışmanlığı süreçlerinin bütünleştirilmesinden oluşan "Okul Tabanlı Aile Danışmanlığı (OTAD)" modeli konusundaki farkındalığın ve Türkiye'de uygulanabilirliğinin ilgili tarafların (rehber öğretmen, okul yöneticisi, veli ve branş öğretmenlerinin) görüşleriyle incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Çalışmada, nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubunda 5 okul yöneticisi 3 rehber öğretmen 3 öğretmen 2 öğrenci velisi olmak üzere 13 katılımcı yer almaktadır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve analiz kısmında içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre katılımcılar, öğrenci sorunlarının genellikle aileyle ilişkili olduğunu, ailedeki sorunun çözülmemesi halinde öğrencideki sorunun tam anlamıyla ortada kaldırılamayacağını, bu nedenle öğrencide var olan sorunların aileyle ilişkilendirilerek ele alınması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte okul danışmanlarının aileyle çalışma konusunda yeterlik düzeylerinin düşük olduğunu ve buna sebep olan bazı faktörlerin mevcut olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca Türkiye’de OTAD modelini gerçekleştirmenin mümkün olduğu ve bu modelin önemli faydalar sağlayacağı da katılımcılar tarafından ifade edilmiştir. Verilerden elde edilen bulgular doğrultusunda Türk eğitim sisteminde okul tabanlı aile danışmanlığı konusundaki farkındalığın geliştirilmesi için hizmetiçi eğitimlerin artırılması, hizmet öncesi eğitim programlarında OTAD modeline yönelik öğretim programlarının yer alması ve bu modele yönelik bir altyapı oluşturulması gibi hem farkındalığı artırmaya hem de uygulanabilirliğe yönelik öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul Öğretmenlerinin Epistemolojik İnançları İle Öğretim Stilleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21931</guid>
      <author>İlke ÖZDEMİR, M. Cihangir DOĞAN , Bülent ÖZDEN</author>
      <description>Yapılan bu çalışmada ilkokul öğretmenlerinin epistemolojik inanç düzeyleri, öğretim stili düzeyleri, epistemolojik inanç ve öğretim stili arasındaki ilişkinin anlamlılık düzeyi ile öğretmenlerin epistemolojik inançlarının öğretim stillerini yordayıp yordamadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul İli, Avrupa Yakası’ nda görev yapmakta olan 146’ sı kadın, 96’sı erkek olmak üzere toplam 242 ilkokul öğretmeni ile yürütülmüştür. Bu çalışma genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen betimsel nitelikli bir araştırmadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak ‘’Kişisel Bilgi Formu, Schommer (1990)’ in geliştirdiği Epistemolojik İnanç Ölçeği ve Grasha (1994) tarafından geliştirilen Grasha Öğretim Stili Ölçeği’’ kullanılmıştır. Elde edilen veriler Spss22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonuçlarına göre araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin birçoğu öğrenme davranışının kişinin gösterdiği çabadan daha çok yetenekleri ölçüsünde geliştirilebileceğini, kalıtsal olduğunu düşünmektedir. Bunun yanında yapılan analizlere göre öğretmenler tarafından en çok tercih edilen öğretim stili ‘’rehber’’ öğretim stili, en az tercih edilen öğretim stili ise ‘’otoriter’’ öğretim stili olarak bulunmuştur Bu araştırmaya katılan öğretmenlerin öğrenci merkezli yaklaşımları benimsediği söylenebilir. Ayrıca araştırma sonucunda öğrenci merkezli yaklaşımlara yakın olan epistemolojik inançlara sahip öğretmenlerin öğrenci merkezli öğretim stillerine, temelini geleneksel yaklaşımlardan alan epistemolojik inançlara sahip öğretmenlerin ise daha çok geleneksel eğitim yaklaşımlarına yakın öğretim stillerine sahip oldukları görülmüştür. Sonuçlar incelendiğinde epistemolojik inanç alt boyutlarının, öğretim stilleri alt boyutlarının anlamlı birer yordayıcısı olduğu görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Denizcilik Eğitiminde Üniforma ve Hiyerarşik Sistem Odaklı Yaklaşım Üzerine Nicel Bir Çalışma: Türkiye Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21780</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21780</guid>
      <author>Ünal ÖZDEMİR</author>
      <description>Türkiye’de denizcilik eğitimi; kendine has bazı kuralları, geçmişe yönelik gelenek ve göreneklerin temel alındığı, üniformalı bir eğitim sistemi çerçevesinde uygulanmaktadır. Denizcilik eğitimi disiplin ve yenilenebilen bir sistem gerektiren, Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) belirlediği uluslararası standartları olan ve bunlara uyulmasının zorunlu olduğu bir eğitim dalıdır. Bununla birlikte denizcilik eğitimi, diğer meslek dallarındaki eğitim süreçlerine kıyasla oldukça farklı bir yapı ve sistem içerisinde ilerlemektedir. Çalışmada bu sistemin eğitime olan katkısı, gerekliliği, buna bağlı oluşan sorunlar ve uygulanabilir çözüm önerileri değerlendirilmeye çalışılmıştır. Yapılan analizde çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemlerinden oluşan bütünleşik bir model yaklaşımı oluşturulmuştur. Araştırmada mevcut problemi oluşturan etkenlerin aralarındaki ilişki ve yapı bulanık DEMATEL (The Decision Making Trial and Evaluation Laboratory) yöntemi yardımı ile analiz edilmiştir. Bununla birlikte, ortaya konulan problemlere, uygulanabilir çözüm önerileri getirebilecek alternatiflerin önem derecelerinin belirlenip, sıralanabilmesi amacıyla da bulanık TOPSIS (Technique for Order Performance by Similarity to Ideal Solution) yönteminden faydalanılmıştır. Çalışma sonuçlarına göre K3 (Üniforma ve hiyerarşik sistemin üniversite hayatına olan uyum sürecindeki kısıtları) en önemli kriter olarak tespit edilir iken, A6 (Üniforma ve hiyerarşik kurallarında gemiadamları, eğitim ve sınav yönergesi benzeri bir uygulama ile değerlendirilmesi, düzenlenmesi, standartlaştırılması) alternatifi ise en önemli alternatif olarak tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Eğitimi Öğrencilerinin Üst Bilişsel Okuma Stratejileri Farkındalıkları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21724</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21724</guid>
      <author>Mehtap ÖZDEN</author>
      <description>Neyi, ne zaman, nasıl, ne kadar vb. yapması gerektiğini bilen bireyler için hayat hem kolay hem de daha başarılı olur. Okuma eyleminde de durum böyledir. Bilinçli okumaların yapılabilmesi bilinçli okuru gerektirir. Bilinçli okur ise üst bilişsel okuma stratejilerini kullanabilen okurdur. Lisans eğitimi aşamasında okuma ile ilgili eğitim alan ve meslek hayatına başladığında bu konuda da eğitim vermesi beklenen Türkçe eğitimi öğrencilerinin üst bilişsel okuma stratejilerini kullanabilmesi önemlidir. Çalışmada Türkiye’nin batısındaki bir üniversite eğitim alan Türkçe öğretmeni adaylarının üst bilişsel farkındalık düzeyleri belirlenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Mokhtari ve Reichard (2002) tarafından geliştirilen ve Öztürk (2012) tarafından Türkçeye uyarlanıp geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan “Okuma Stratejileri Üstbilişsel Farkındalık Envanteri” kullanılarak toplanmıştır. Türkçe öğretmen adaylarının üst bilişsel okuma stratejilerinde sınıf değişkeni genel okuma stratejilerinde farklılık göstermezken problem çözme stratejileri ve okuma stratejilerini destekleme alt boyutlarında farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninin ise üst bilişsel okuma stratejileri farkındalığında herhangi bir etki göstermediği anlaşılmıştır. Türkçe eğitimi öğrencilerinin okuma stratejileri farkındalıklarını sınıf seviyesine göre özellikle üçüncü sınıfta Anlama Teknikleri I: Okuma Eğitimi Dersinin de etkisiyle arttığı anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretimi Dersini Alan ve Almayan Sınıf Öğretmeni Adaylarının Dersle İlgili Beklenti ve Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21955</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21955</guid>
      <author>Emine Gül ÖZENÇ, Harun DURSUN</author>
      <description>Her dersin içinde yer alan temel bir ders olan Türkçe dersi başlangıçta, öğretmen adaylarının birinci sınıfta Türk Dili I ve II (Eski programda Türkçe I ve Türkçe II) olarak karşılaştığı, bütün eğitim fakültesi öğrencilerinin programında olan bir derstir. Bu ders daha sonra üçüncü sınıfta, sınıf öğretmeni adaylarının öğretmenlik dersine yönelik öğretimsel düzeyde “Türkçe Öğretimi” dersi şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Yapılan bu araştırma da sınıf öğretmeni adaylarının üçüncü sınıf lisans programında yer alan “Türkçe Öğretimi” dersine yöneliktir. Buna göre, bu dersi alan ve almayan öğrencilerin derse ilişkin beklenti ve önerileri araştırılmaya değer görülmüş ve buna yönelik sorular sorulmuştur. Yapılan bu araştırmanın çalışma grubu, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi 2016-2017 eğitim ve öğretim yılı Sınıf Öğretmenliğinde okuyan 106 öğretmen adayından oluşmuştur. Buna göre çalışmanın 56 (42 kız, 14 erkek) öğrencisi Türkçe öğretimi dersini almayan grubu, 50 (45 kız, 5 erkek) öğrencisi ise bu dersi alan grubu oluşturmaktadır. Araştırmada veriler; kişisel bilgiler de içeren yapılanmış görüşme formu aracılığıyla elde edilmiştir. Bunun için öğretmen adaylarına beklenti ve önerilerle ilgili iki soru sorulmuş ve başlangıçta 130 olan öğrenci sayısı eksik bilgilerin olması, soruların yarım yazılması ya da boş bırakılması ile 106’ya düşmüştür. Araştırma deseni nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomenoloji) ile yapılmıştır. Daha sonra veriler da içerik analizine tabi tutulmuştur. Buna göre kod, kategori ve tema oluşturulmuştur. Buna göre araştırmada dikkat çeken sonuçların özeti: Türkçe öğretimi dersini alan ve Türkçe öğretimi dersini almayan öğrenciler ortak olarak; Türkçeyi doğru kullanma becerisine sahip olmak istemektedirler. Ayrıca bu dersi alan ve almayan öğrencilerin genel olarak beklentisi öğretmenliğe hazır hale gelmektir. Sınıf öğretmeni adayları Türkçe dersini öğrencilerine nasıl aktaracakları konusunda bilgi sahibi olmak istemektedir. Dersi almayan öğrencilerin çoğu bu dersle birlikte donanımlı hale gelmek istemektedir. Bu beklenti dersi alan öğrencilerde de gözükmektedir. Dersi almayan öğrenciler dersin tam manasıyla kavranabilmesi için teorik bilginin verilmesini ve uygulamanın yapılmasını istemektedirler. Bu doğrultuda dersi alan öğrencilerde aynı şekilde teorik ve uygulamalı anlatımın yapılmasını istemektedirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrenimi Gören Öğrencilerin Algıladıkları Duygusal İstismar İle Affetme ve Öznel İyi Oluş Düzeyleri Arasındaki İlişkilerin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22025</guid>
      <author>Gülden ÖZTÜRK SERTER</author>
      <description>İstismar ırk, din ve kültüre bağlı kalmadan her toplumda ve gelişmişlik düzeyinde yaşanabilen bir olgudur. Anlaşılması ve ortaya çıkarılması en zor istismar türlerinden olan duygusal istismarın yıkıcı sonuçları olabilmektedir. Birçok faktörle ilişkili olduğu bilinen duygusal istismarın bireylerin affetme ve öznel iyi oluşları ile ilişkilerinin incelenmesi bu araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Çalışma grubunu 18-30 yaş arasındaki 390 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Katılımcıların duygusal istismar düzeylerini ölçmek amacıyla Algılanan Duygusal istismar Ölçeği, affetme düzeylerini ölçmek için Heartland Affetme Ölçeği ve öznel iyi oluş düzeylerini ölçmek için Pozitif Negatif Duygu Ölçeği ve Yaşam Doyum Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde t testi, Mann Whitney U testi, One Way ANOVA testi, Pearson Korelasyon testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında öğrencilerin affetme, öznel iyi oluş ve algıladıkları duygusal istismar düzeylerinin yaşlarına göre anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Cinsiyetlerine göre affetme ve öznel iyi oluş düzeylerinin farklılık göstermediği, algılanan duygusal istismar düzeylerinin ise farklılık gösterdiği saptanmıştır. Araştırmanın korelasyon sonuçları affetme alt boyutları ile öznel iyi oluş arasında pozitif yönde ve düşük kuvvette ilişki olduğunu göstermiştir. Doğrusal regresyon analizi sonuçları algılanan duygusal istismarın öznel iyi oluş ve kendini affetmenin; çoklu regresyon analizi sonuçları ise kendini affetme ve durumu affetmenin öznel iyi oluşu yordayan önemli değişkenler olduğunu göstermiştir. Bu bulgular ilgili alan yazın ve çeşitli öneriler ışığında tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Uyruklu Öğrenci Sorunlarına İlgi Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21909</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21909</guid>
      <author>Faruk POLATCAN, Kürşad Çağrı BOZKIRLI , Onur ER</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin yabancı uyruklu öğrenci sorunlarına ilgilerini belirlemek amacıyla geliştirilen Yabancı Uyruklu Öğrenci Sorunlarına İlgi Ölçeği’nin geçerlik ve güvenirlik çalışmasını yapmaktır. Araştırmanın çalışma grubu 2017-2018 eğitim öğretim yılında Kafkas Üniversitesinde öğrenim gören 240’ı kadın, 165’i erkek olmak üzere toplam 405 öğretmen adayından oluşmuştur. Araştırmacılar tarafından yapılan alan yazın taraması ve alınan öğrenci görüşleri sonucunda 33 taslak madde hazırlanmıştır. Uzman görüşleri ve pilot uygulama ile 30 maddelik ölçek formu elde edilmiştir. Elde edilen ölçek formu öğretmen adaylarına uygulanmıştır. Öğretmen adaylarından elde edilen verilerden geçerliği belirleyebilmek için açımlayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Analizler sonucunda ölçeğin toplam varyansının %63.78’ini açıklayan “kültürel sorunlara ilgi”, “sosyoekonomik sorunlara ilgi”, “ders dışı sorunlara ilgi” ve “ders içi sorunlara ilgi” olarak adlandırılan 4 faktörden oluşan 21 maddelik bir yapı oluşturulmuştur. Bu yapının uyumunun iyi düzeyde olduğu görülmüştür (χ2 / sd= 2.55, RMSEA= 0.06, CFI= 0.93, GFI= 0.90, NFI= 0.90). Ölçeğin güvenirliğini belirleyebilmek için hesaplanan Cronbach alfa iç tutarlılık katsayıları ölçeğin geneli için 0.93, birinci faktör için 0.89, ikinci faktör için 0.80, üçüncü faktör için 0.87 ve dördüncü faktör için 0.86 olarak bulunmuştur. Araştırma verilerinden elde edilen bulgular doğrultusunda Yabancı Uyruklu Öğrenci Sorunlarına İlgi Ölçeği’nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arapça Öğretimi Alanında Tamamlama ve Yardımlaşma Yolları Türk Devlet Üniversiteleri Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21946</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21946</guid>
      <author>Mahmoud QADDOM</author>
      <description>Bu araştırma Türk devlet üniversitelerinde anadili Arapça olmayanlar için, Arapça öğretimi alanında tamamlamayı, yardımlaşmayı ve bu üniversitelerin Arapça öğretiminde iyileştirme etkisini tartışır. Bu araştırma Türk üniversitelerinde doğru yöntemle Arapça öğretim olgusunu en belirgin yöntemlerine ulaşma ve bu üniversitelerin birbirini tamamlamama, yardımlaşmama sebeplerini incelemeyi hedefleyen araştırmacı özellikle Arapça öğretimine dair açıklamak istediklerini işlemektedir. Bu araştırma, organizasyon ve görevsel olarak donuk olan ‘anadili Arapça olmayanlar için Arapça öğretimi’ alanında sayılı çalışmalardandır. Çünkü bu alandaki(anadili Arapça olmayanlar için Arapça öğretimi) çalışmaların çoğu; hoca, öğrenci, yöntem, dilin unsurları, dilin özellikleri, Arapça öğrenme sorunları, Arapçanın olguları ve gelişmeleri gibi eğitimsel esaslarını içermektedirler. Bu çalışma ise Türk devlet üniversitelerinde anadili Arapça olmayanlar için Arapça eğitimi konusunda üniversitelerin birbirlerini tamamlama ve yardımlaşma yollarını araştırmaya yöneliktir. Bu araştırma şunları hedeflemektedir: 1- Türk devlet üniversitelerinde Arapça eğitimini gözlemlemek. 2- Bu üniversitelerde, Arapça öğretimini en bariz şekilde iyileştiren yöntemini incelemek. 3- Bu üniversiteler arasında yardımlaşmama ve birbirlerini tamamlamama sorunlarını incelemek. 4- Arap dilin öğretimine hizmet eden, Arapçanın varlığını destekleyen öğrenilmesine teşvik eden Türkiye cumhuriyetinde kabul görülmesini temel sonucuna varmak.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AZERBAYCAN QADINLARININ TƏHSİLİ: TARİX VƏ MÜASİRLİK</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21834</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21834</guid>
      <author>Shanay QULIYEVA KABAOĞLU</author>
      <description>Azerbaycan`da kadın eğitiminin kısa tarihi özetine dayanarak bir takım sonuçlara varıldı. Kadınların eğitim alma olanaklarına, toplumda onların maddi-ekonomik ve manevi kültürel durumu, sosyal statüsü, mevcut stereotipler kendi etkisini gösteriyordu. Aynı zamanda, dönemler değiştikçe kadına yönelik yaklaşım da yavaş yavaş değişmeye başladı. 20. yüzyılın 20`li – 30`lu yıllarında kadın eğitimsizliğinin ortadan kaldırılması ve kadının toplumsal üretime yönlendirilmesi konularına gelince ise, 2. Dünya savaşından sonra kadınların toplumsal üretime aktif olarak katıldığından sözedebiliriz. Dini ideoloji, müslümanlık psikolojisi ve şeriatın kadınların sosyal durumuna esaslı olarak etki ettiği tespit edildi. Sovyet devletlerinin şekillenmesi bu noktada bazı değişiklikleri ortaya çıkardı. Kadınların toplumsal üretime katılım düzeyi artsa da, gericilik, batıl inanç, yeni yapının yönetim yöntemleri insan hayatına, kadınların eğitimine ve mesleki seviyesine olumsuz etki yapıyordu. 20. yüzyılın son çeyreğinde Azerbaycan'ın bağımsızlık elde etmesi bu konuda yeni olanakların ve ortamın oluşması ve şekillenmesine sebep oldu. Bağımsızlık yıllarında Azerbaycan, sürdürülebilir gelişim çağına girmiş oldu, demokrasinin gelişmesi için geniş olanaklar sağlandı, devlet yönetiminde, ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda mevzuat güvencesi kadınların toplumsal entegrasyonunu hızlandırdı, çeşitli sosyal alanlarda kadınların rolünü ve etkisini arttırdı. En zor zamanlarda bile devlet tarafından kadınların sorunları unutulmamakta, bu sorunlara yönelik gerekli önlemler alınmaktadır. 1990'lı yılların ortalarında ülkede sosyo-ekonomik istikrar sağlandı, kadın aktifliğinin artması için yeni olanaklar ortaya çıkarıldı. Ülkenin sosyo-politik hayatında kadınların aktifliğinin artmasına, kadın haklarının elde edilmesine yönelik özel kararlar ve talimatlar kadınlara karşı önyargılı yaklaşımın belirli ölçüde ortadan kaldırılmasına büyük katkı sağladı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Adil Dünya İnancı, Sürekli Umut, Pozitif ve Negatif Duygu Durumu ve Sosyal Desteğin Yaşamda Anlamı Yordama Gücü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21949</guid>
      <author>Ahmet SAPANCI, Muhammed BAHTİYAR</author>
      <description>Bu çalışmada öğretmen adaylarında adil dünya inancı, sürekli umut, pozitif negatif duygu durumu ve sosyal desteğin yaşamda anlamı yordama gücü incelenmiştir. Bu amaçla 323 öğretmen adayına adil dünya inancı ölçeği, sürekli umut ölçeği, PANAS, algılanan sosyal destek ölçeği ve yaşamda anlam ölçeği uygulanmıştır. Verilerin çözümlenmesi ve analizinde bağımsız gruplar t testi ve standart çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda bağımsız değişkenler yaşamda anlamdaki varyansın yaklaşık %13’ünü açıklamaktadır (R= ,361, R2=,130, F(4, 318)=11,898, p=,000). Standartlaştırılmış regresyon katsayıları incelendiğinde adil dünya inancının (β= ,183; p&lt;,01) modele en büyük katkıyı sağladığı, bunu sürekli umut (β= ,152; p&lt;,05), pozitif negatif duygu durumu (β= ,234; p&lt;,05) ve sosyal desteğin (β= ,120; p&lt;,05) takip ettiği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Öğrenilmiş Güçlülük Düzeyleri ve Ben Durumları Arasındaki İlişkiler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21806</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21806</guid>
      <author>Safiye SARICI BULUT</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin öğrenilmiş güçlülük düzeyleri ve ben durumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Pek çok gelişim görevinin yerine getirildiği üniversite döneminde öğrencilerin karşılaştıkları stres durumuyla başa çıkmada benlik özellikleri doğrultusunda pek çok stratejiler uyguladıkları görülmektedir. Öğrenilmiş güçlülük olarak ifade edilen bu stratejilerde çeşitli öz yönergeler ve bilişlerden faydalanma, problem çözme stratejilerini kullanma gibi etkinlikler yer alır. Böylelikle bireyler hemen doyumu erteleme ve içsel olayları düzenleme gibi becerilerini de kazanmaktadırlar. Öğrencilerin akademik ve kişisel sosyal gelişiminde etkili olan etmenlerden birisi olarak değerlendirilebilecek öğrenilmiş güçlülük ve ben durumları arasındaki ilişkinin incelenmesi çalışmanın önemini vurgulamaktadır. Araştırmaya Atatürk üniversitesi ve Uludağ üniversitesinde 1. ve 4. sınıfta öğrenim gören 257 erkek, 239 kadın toplam 496 öğrenci katılmıştır. Betimsel tarama desenindeki araştırmada veriler Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği, Giessen Testi-Ben Formu ve araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formundan elde edilmiştir. Verilerin analizinde aşamalı regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Çalışmanın bulgularına bakıldığında yordayıcı değişkenler ile yordanan değişken olan öğrenilmiş güçlülük arasında düşük ile orta düzeyde ilişkilerin olduğu söylenebilir. Olumlu sosyal eşduyum ve konrollü olmanın öğrenilmiş güçlülüğü açıklamaya pozitif yönde katkı sağladığı, kapalı olmanın ise negatif yönde katkı sağladığı görülmektedir. Bu doğrultuda bireylerin alt test 1 ve alt test 3 puanlarının artmasıyla öğrenilmiş güçlülük düzeylerinin de arttığı, alt test 5 puanlarının artmasıyla ise öğrenilmiş güçlülük düzeylerinin azaldığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Basılı Kitap mı, E-Kitap mı? Türkçe Öğretmeni Adayları Ne Düşünüyor?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21777</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21777</guid>
      <author>Bünyamin SARIKAYA</author>
      <description>Çağımızda bilişim teknolojilerinin oldukça hızlı bir şekilde ilerlemesi yaşamımızdaki nerdeyse her şeyi etkilemektedir. Günlük hayatta aklımıza gelebilecek her türlü faaliyette (davranışlarda, düşüncelerde, giyim kuşamda, yeme içmede) gelişen bu teknolojinin izlerine rastlamak mümkündür. Teknolojinin etkilediği önemli unsurlardan biri de okuma becerisidir. Bu bağlamda okuma becerisinde de değişmeler olmaktadır. Teknolojiyle birlikte yüzyıllardır insanlığa hizmet etmiş basılı kitaplar da yerini yavaş yavaş e-kitaba bırakmaktadır. Bu araştırmada Türkçe öğretmeni adaylarının basılı ve e-kitaba yönelik düşüncelerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Türkçe öğretmeni adaylarının e-kitap okuma ya da tercih etme durumları, basılı ve e-kitabın olumlu ve olumsuz yönleri, okuma becerisinin gelişmesinde basılı ve e-kitabın etkileri ve gelecekte e-kitabın basılı kitabın yerini tutup tutamayacağı araştırılmıştır. Araştırma 2017-2018 öğretim yılı bahar döneminde Muş Alparslan Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü 4. sınıfta öğrenim gören 150 Türkçe öğretmeni adayı ile yürütülmüştür. Araştırma, tarama modelinde olup betimsel bir nitelik taşımaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen “Türkçe Öğretmeni Adaylarının Basılı ve E-Kitap Kullanımına İlişkin Görüşlerinin Belirlenmesi Formu” kullanılmıştır. Araştırmada veriler betimsel çözümleme yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda; Türkçe öğretmeni adaylarının %54’ünün e-kitabı tercih ettikleri, basılı ve e-kitabın birçok olumlu ve olumsuz özelliklerini belirttikleri, okuma becerilerinin gelişmesinde basılı kitabın daha yararlı olacağını düşündükleri ve %57’sinin gelecekte e-kitabın basılı kitabın yerini tutacağına yönelik bulgulara ulaşılmıştır. Ulaşılan bulgular bağlamında çalışmada öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Öğretme-Öğrenme Anlayışları ve Yapılandırmacı Öğrenme Ortamına İlişkin Algıları Arasındaki İlişkiler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21803</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21803</guid>
      <author>Işıl SÖNMEZ EKTEM</author>
      <description>Öğretme ve öğrenme anlayışları öğretmenle¬rin tercih ettikleri öğretme ve öğrenme yolla¬rı hakkındaki inançlarına işaret etmektedir. Bu inançlar, öğretme ve öğrenmenin anlamını ve öğretmen ve öğrencilerin rollerini kapsamakta¬dır. Betimsel nitelik taşıyan bu araştırmada, öğretmen adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışlarını betimlemek ve öğretme ve öğrenme anlayışları ve yapılandırmacı öğrenme ortamlarına ilişkin değerlendirmeleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli esas alınmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017-2018 öğretim yılında Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan toplam 227 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının öğretme-öğrenme anlayışlarını belirlemek amacıyla, Chan ve Elliot (2004) tarafından geliştirilen ve Aypay (2011) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Öğretme-Öğrenme Anlayışları Ölçeği” kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının yapılandırmacı öğrenme ortamlarına ilişkin algılarını belirlemek amacıyla da Arkün ve Aşkar (2010) tarafından geliştirilen “Yapılandırmacı Öğrenme Ortamlarını Değerlendirme Ölçeği” kullanılmıştır. Yapılan çalışmada, öğretmen adaylarının öğretme-öğrenme anlayışlarını belirlemek amacıyla betimsel istatistikler kullanılmıştır. Verilerin analizinde nanparametrik testler kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının öğretme öğrenme anlayışlarının cinsiyete göre karşılaştırılmasında Mann Whitney U testi, öğretme öğrenme anlayışları tercihleri ile yapılandırmacı öğrenme ortamına algıları arasındaki ilişkinin belirlenmesinde ise Spearman Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, 1) Öğretmen adayları yapılandırmacı yaklaşımı geleneksel yaklaşıma göre daha fazla ve yüksek düzeyde benimsemektedir. 2) Öğretmen adaylarının öğretme ve öğrenme anlayışları cinsiyetlerine göre farklılaşmamaktadır. 3) Öğretmen adaylarının yapılandırmacı öğretme ve öğrenme anlayışları ile yapılandırmacı öğrenme ortamına ilişkin algıları arasında düşük düzeyde pozitif yönlü ilişki bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Ahlaki Yargı Düzeylerinin Demografik Değişkenlere Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21895</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21895</guid>
      <author>Bilal SÖYLEMEZ, Cemil ORUÇ</author>
      <description>Bu çalışmada lisans eğitimine devam eden birinci ve dördüncü sınıf öğrencilerinin ahlaki yargı düzeyleri incelenmiştir. Çalışmanın örneklemini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesindeki altı lisans bölümüne devam eden 332 birinci ve dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada bağımsız değişkenleri elde etmek için araştırmacı tarafından geliştirilen Demografik Bilgiler Formu; ahlaki yargı yeteneğini ölçmek için ise Lind (1985; 2008) tarafından geliştirilen, Çiftçi (2001a; 2001b) tarafından da geçerlik güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe’ye uyarlanan Ahlaki Yargı Testi (MUT-Tr Ahlaki Yargı Testi) kullanılmıştır. Toplanan veriler SPSS paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilmiş ve bu sebeple non-parametrik testler kullanılmıştır. Verilerin ikili grup karşılaştırmalarında Mann-Whitney U testi, üç ve daha fazla gruplu karşılaştırmalarda ise Kruskal-Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, öğrencilerin ahlaki yargı düzeylerinin demografik değişkenlere göre anlamlı düzeyde değişmediği (p&gt; .05) görülmüştür. Öğretmen adaylarının ahlaki yargı puanlarının ise bölüm/anabilim dallarına göre farkın test edilmesine ilişkin bulunan değer ise anlamlıdır (p&lt; .05). İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü öğrencilerinin sahip oldukları toplam ahlaki yargı puanlarının diğer bölümlere göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Bundan sonra yapılacak çalışmalarda, lisans eğitimi süresince etik yada ahlak içerikli derslerin alınıp alınmadığının bir değişken olarak ele alınması ve farklı fakültere devam eden öğrencilerin de örnekleme dahil edilmesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>OKLAMA YÖNTEMİNİN 6. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN “İSİM TAMLAMALARI” KONUSUNDA AKADEMİK BAŞARI VE KALICILIK DÜZEYLERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21861</guid>
      <author>Yusuf SÖYLEMEZ</author>
      <description>Bir dilin ses, biçim ve cümle yapısını inceleyip kurallarını tespit eden bilim dalına dil bilgisi denilmektedir. Dil bilgisi ile öğrenciler, dilin özellik ve inceliklerini öğrendiklerinden öğrencilerin temel dil becerilerini edinmelerini kolaylaştırmaktadır. Dil bilgisi öğretiminde metinle öğrenme, tümevarım, tümdengelim, çözümleme gibi pek çok yöntem ve teknik kullanılmaktadır. Araştırmanın konusu olan oklama yöntemi de dil bilim temelli bir yöntemdir. Efrasiyap Gemalmaz tarafında geliştirilen ve Gemalmaz’ın derslerinde bizzat uyguladığı bu yöntem tümevarımcı bir yaklaşıma sahiptir ve dilin kurallarını anlamayı, genel yapısını ortaya koymayı sağlaması bakımından önemlidir. Araştırmanın amacı oklama yönteminin 6. sınıf öğrencilerinin “isim tamlamaları” konusunda akademik başarı ve kalıcılık düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırmanın örneklemi, 2017-2018 eğitim-öğretim döneminde 6. sınıfa devam eden ve tesadüfi örneklem yolu ile seçilmiş 120 kişiden oluşmaktadır. Araştırma, karma araştırma yöntemine göre gerçekleştirilmiştir. Bu yöntemde nitel ve nicel veriler birlikte ya da sıralı olarak toplanıp analiz edilmektedir. Araştırmanın nicel boyutunda ön test - son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntem, nitel boyutunda ise görüşme ve gözlem yöntemleri uygulanmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen İsim Tamlamaları Başarı Testi (α=0,91), nitel veriler yarı yapılandırılmış gözlem formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Elde edilen nicel bulgular bir istatistik programı yardımı ile t-testi, aritmetik ortalama, standart sapma, yüzde ve frekans gibi analiz yöntemleri kullanılarak nitel bulgular ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda isim tamlamaları konusunda hem akademik başarı hem kalıcılık açısından oklama yönteminin uygulandığı deney grubu lehine istatistiki olarak anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Gözlem ve görüşme yolu ile elde edilen bulgular da bunu destekler mahiyettedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rehberli Okuma Yöntemi: Bir Eylem Araştırması ,</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21743</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21743</guid>
      <author>Nurhüda SÖZEN, Hayati AKYOL</author>
      <description>Bu araştırmanın genel amacı, okuma güçlüğü olan öğencilerin anlama becerilerinin geliştirilmesinde rehberli okuma yönteminin etkilerini incelemektir. Rehberli okuma yöntemi Amerika Birleşik Devletleri‘nde eğitim programının bir parçası olarak kullanılır. Okuma düzeyleri aynı olan ve benzer öğretim ihtiyaçlarına gereksinim duyan küçük bir grup öğrencinin, okuma bozukluklarını en aza indirmeyi ve okuma gelişimlerini olağan seyrine getirmeyi hedefler. Çalışma 2014-2015 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde sosyoekonomik olarak dezavantajı bir çevrede bulunan ilkokul üçüncü sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Siirt ili merkez Fatih İlkokulu öğrencileriyle gerçekleştirilen araştırmanın çalışma grubunu okuma güçlüğü yaşayan ve 3. sınıfı okuyan beş öğrenci oluşturmuştur. Eylem araştırması olarak tasarlanan çalışmada hem nitel hem de nicel veri toplama araçları kullanılmıştır. Nitel veri toplama araçları olarak; “yanlış analiz envanteri”, “video kayıtları”, “yansıtıcı günlük”, “sağlık kontrol testleri” ve “öğrenci ürünleri” kullanılmıştır. Nicel veri toplama araçları olarak “okuduğunu anlama başarı testi” hazırlanmış ve uygulanmıştır. Nitel verilerin analizi betimsel analizlerle gerçekleştirilmiştir. Nicel verilerin analizinde ise SPSS 18 paket programından ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi’nden faydalanılmıştır. Nitel verilerden ulaşılan sonuçlara göre rehberli okuma yönteminin, okuma güçlüğü olan öğrencilerin güçlüklerinin giderilmesine ve anlama becerilerinin geliştirilmesine katkı sağladığı belirlenmiştir. Nicel veriler ile öğrencilerin okuduğunu anlama düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir yükselme olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar bağlamında rehberli okuma yönteminin, öğrencilerin okuduğunu anlama başarı düzeylerinin gelişmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atasözlerinin Yaratıcı Drama İle Öğretilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21813</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21813</guid>
      <author>Ayfer ŞAHİN</author>
      <description>Dil, duygu, düşünce, inanış, yaşayış ve isteklerin yazılı ve sözlü olarak ifade edilmesidir. Dil aynı zamanda geçmişten günümüze ve geleceğe kültürü aktaran en önemli araçtır. Atasözleri değerlerimizin ve millî kültürümüzün yeni nesillere aktarılmasında ve Türk dilinin inceliklerinin öğretilmesinde önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin söz varlığını geliştirmede hikâye temelli yaratıcı drama yönteminin etkisini ortaya koymaktır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel model olarak planlanmıştır. Araştırmada nicel ve nitel tekniklerin birlikte kullanılmasına imkân sağlayan karma yöntem kullanılmıştır. Çalışma Kırşehir ilindeki bir ilkokulda bir deney ve bir kontrol grubu olarak belirlenmiş iki 4. Sınıf şubesindeki öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Uygulama sürecinde; atasözlerinin belirlenmesi, atasözleri ile ilgili anlama testlerinin hazırlanması ve uygulanması, atasözleri ile ilgili hikâyelerin oluşturulması, oluşturulan hikâyelerin drama yoluyla canlandırmalarının yapılması ve son testlerin uygulanması süreci izlenmiştir. Araştırma sonucunda deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin atasözlerini anlama puanları karşılaştırıldığında atasözlerini drama tekniği ile öğrenen deney grubu öğrencilerinin puanlarının kontrol grubu öğrencilerinden daha yüksek olduğu fakat bu farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığı; deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test puanlarının ise anlamlı düzeyde farklılaştığı belirlenmiştir. Temel eğitim düzeyinde atasözleri gibi dolaylı ve mecazî anlamlar içeren ve bu yaş grubu öğrencileri için anlaşılması, yerli yerinde kullanılması zor olan söyleyişlerin öğretilmesinde yaratıcı drama tekniğinin kullanılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>LİSE ÖĞRENCİLERİNDE OKUL TÜKENMİŞLİĞİNİN YORDAYICISI OLARAK MİZAH TARZLARININ VE BEŞ FAKTÖR KİŞİLİK ÖZELLİKLERİNİN İNCELENMESİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21872</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21872</guid>
      <author>Caner ŞENER, Bülent GÜNDÜZ</author>
      <description>Bu araştırmada lise öğrencilerinin okul tükenmişliklerinin yordanmasında mizah tarzlarının ve beş faktör kişilik özelliklerinin katkısını tespit etmek amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana İli Merkez İlçelerinde(Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir) öğrenim görmekte olan rastgele seçilmiş 312 kız öğrenci 304 erkek öğrenci olmak üzere toplamda 616 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla “Okul Tükenmişlik Ölçeği”, “Mizah Tarzları Ölçeği” ve Beş Faktör Kişilik Envanteri(BFI) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analiz edilmesinde SPSS programı 20.0 versiyonu kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular; Beş Faktör Kişilik Özellikleri, Mizah Tarzları ve Okul Tükenmişliği alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmadan elde edilen veriler üzerinde yapılan regresyon analizi sonucunda; sorumluluk kişilik özelliği ve nevrotizm kişilik özelliğinin okul tükenmişliğinin duygusal tükenme alt boyutunu yordadığı, sorumluluk kişilik özelliği ve nevrotizm kişilik özelliğinin okul tükenmişliğinin duyarsızlaşma alt boyutunu yordadığı, kendini yıkıcı mizah tarzı, sorumluluk kişilik özelliği ve nevrotizm kişilik özelliğinin okul tükenmişliğinin kişisel başarıda düşme hissi alt boyutunu yordadığı; kendini yıkıcı mizah tarzı, sorumluluk kişilik özelliği ve nevrotizm kişilik özelliğinin okul tükenmişliğinin toplam puanını yordadığı gözlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmeni Adaylarının Genişletilmiş Mikro Öğretim Yönteminin Kullanımına İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22012</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22012</guid>
      <author>Serdarhan Musa TAŞKAYA</author>
      <description>Öğretmen yetiştirmede çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri de mikro öğretimdir. Öğretmen adayının sunumu, arkadaşları ve danışmanı tarafından mikro öğretim yöntemi sırasında izlenir. Daha sonra bu sunumla ilgili eleştiri yapılır. Mikro öğretim denetimli profesyonel eylemdir. Bu yöntem, teori ve pratiği birleştirdiği, öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının kendi öğretim stillerini görmelerini ve eksik yönlerini düzeltmek için bir fırsat yarama ortamı sağladığı için tercih edilir. Mikro öğretimin kullanımında çeşitli uygulama yolları vardır. Bazen ilk uygulamadan hemen sonra yeniden eğitim aşaması yapılır ben de bir gün veya bir hafta sonra gerçekleştirilir gerçekleşir. Bazı uygulamalarda, zaman veya teknik arıza nedeniyle, yeniden öğretme ve video çekimi yapılamaz. Yapılan literatür taramasında Türkiye'de mikro öğretim ile ilgili çok sayıda araştırmanın olduğunu görülmektedir. Ancak genişletilmiş mikro öğretim uygulaması ile ilgili olarak az sayıda çalışmaya rastlanmıştır. Bu çalışmada genişletilmiş mikro öğretim yönteminin, sınıf öğretmeni adaylarının görüşleri doğrultusunda değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Tarama türünde bir eylem araştırması olarak düzenlenen bu araştırmada veriler, açık uçlu soru formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmaya bir devlet üniversitesinde yer alan sınıf öğretmenliği bölümünde 4. sınıfta öğrenim görmekte olan 24 öğrenci katılmıştır. Araştırmada, katılımcıların genel olarak genişletilmiş mikro öğretim yönteminin uygulanmasından memnun oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırma sonunda, genişletilmiş mikro öğretimin sınıf öğretmenliği bölümünde yaygınlaştırılması ve öğretim elemanı, öğretmen adayları ve öğretmenlerin bu konuda bilgilendirilmesi önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hükümet Odaklı Merkezileştirilmiş Eğitim ve Öğretmen Profesyonelliği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21821</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21821</guid>
      <author>Halit TAYLAN</author>
      <description>Günümüzde küresel olarak, hükümetler profesyonelliği tanımlamada ana paydaş konumundadırlar. Günümüzde birçok profesyonel hükümetler tarafından atanıp kontrol edilmektedir. Bu yüzden de hükümetler profesyonellerin üzerinde bir hegemonya yaratmışlardır ve profesyonel bir meslek olarak eğitim mesleği bu durumdan en fazla etkilenen meslek konumundadır. Hükümetlerin yaptığı düzenlemelerle veya dayattıkları müfredatlar ile günümüzde öğretmenler hükümetler tarafından veya toplum tarafından yarı profesyonel ve hatta profesyonel olmayan olarak kabul edilebilirler. Hükümet odaklı merkezi eğitim öğretmenlerin statülerini etkilemekte ve öğretmenlerin profesyonellikten uzaklaşmalarına katkı yapmaktadır. Bu durum yalnızca Türkiye’de görülmemekte aynı zamanda dünyanın farklı yerlerinde de öğretmenler hükümetlerin dayattığı kurallar ve müfredattan dolayı profesyonellikten uzaklaşmakta ve toplum tarafından profesyonel olmayan olarak görülebilmektedir. Bu yüzden de bu çalışma öğretmenlerin profesyonellikten uzaklaşmalarına katkı yapan hükümet odaklı merkezileştirilmiş eğitime eleştirel bir bakış açısı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın amacını gerçekleştirmek için, çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde profesyonel bir meslek olarak öğretmenliğin ne manaya geldiğini irdeleyeceğim. İkinci bölüm ise iki kısımdan oluşmaktadır. İkici bölümde ilk kısım hükümet odaklı merkezileştirilmiş eğitimim öğretmenlik mesleği üzerinde nasıl hegemonya oluşturduğunu anlatmaktadır. İkinci kısım ise hükümet odaklı merkezileştirilmiş eğitim için dünyanın çeşitli yerlerinden örnekler sıralayıp sonuçlarını anlatmaktadır ve bu durumun öğretmenlerin nasıl profesyonellikten uzaklaşmalarına katkı yaptığını göstermektedir. Son bolüm ise hükümetlerin öğretmenlik mesleği üzerindeki hegemonyasına karşı öğretmenlerin yeniden profesyonelleşmeleri için çözüm önerileri sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>TÜRKİYE’DE YÜKSEKÖĞRETİM ALANINDA YAPILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERİN İNCELENMESİ (1990-2017)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21692</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21692</guid>
      <author>Nagihan TEPE</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkiye'de yükseköğretim ile ilgili yapılmış yüksek lisans ve doktora tezlerini temel araştırma konuları ile metodolojik ve istatistik çözümleme teknikleri açısından inceleyerek durum değerlendirmesi yapmaktır. Araştırma durum çalışması ile yürütülmüştür. Çalışma grubunu 1990-2017 yılları arasında yükseköğretim konusunda hazırlanmış yüksek lisans ve doktora tezleri oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında örneklem alınmayarak tüm evrene ulaşılmıştır. Araştırma verileri doküman incelemesi tekniği ile toplanarak elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile incelenmiş; frekans ve tablolar ile sunulmuştur. Araştırma bulgularına göre yükseköğretim alanında yapılan yüksek lisans tezlerinin doktora tezlerine göre daha fazla olduğu; çalışmaların en çok yapıldığı yılların 2011 ve 2012 yılları olduğu görülmektedir. Tez danışmanları çoğunlukla profesörlerden oluşmaktadır. Tezlerin yürütüldüğü üniversitelere göre dağılımı en çok Ankara Üniversitesi şeklindedir. Konuların dağılımına bakıldığında "yükseköğretimde kalite, karşılaştırmalı eğitim, yükseköğretim tarihi, yükseköğretimde AB politikaları, yükseköğretim finansmanı, sanal uygulamalar ve e-öğrenme" öne çıkmaktadır. En çok nitel en az ise karma yöntemlerin kullanıldığı; örneklem kitlesi olarak en çok akademik personelin tercih edildiği; tezlerin büyük çoğunluğunda örneklem alma tekniğinin belirtilmediği, belirtilen tezlerde ise amaçsal örneklem tekniğinin daha çok kullanıldığı, en az ise tabakalı örneklem tekniğinin kullanıldığı belirlenmiştir. Veri toplama tekniklerinden en çok anket ve doküman incelemesi en az ise saha ziyareti ve başarı testi kullanıldığı; veri analiz tekniği olarak ise en çok betimsel istatistiklerin tercih edildiği en az ise Chaid ve Kümeleme analizi kullanıldığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lisansüstü Eğitime Devam Eden Öğretmenlerin Karşılaştıkları Sorunlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21904</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21904</guid>
      <author>Mehmet TEYFUR, Rahman ÇAKIR</author>
      <description>Bu araştırma, yüksek lisans ve doktora öğrenimini sürdüren öğretmenlerin lisansüstü eğitime devam etme gerekçelerini, bu süreçte üniversiteden, çalıştığı kurumdan ve yakın çevresinden kaynaklanan sorunlarını tespit edip çözüm önerilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır. Lisansüstü eğitim özellikle doktora eğitimi alana ve bilimsel gelişmelere yeni değerler katmayı amaçlayan çalışmalardan oluşan ve gönüllü alınan bir eğitimdir. Lisansüstü eğitim sürecinde bilim insanlarının moral değerlerini olumsuz yönden etkileyecek sorunların çözülmesi yönetimlerin temel görevidir. Araştırmanın çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesiyle belirlenmiştir. Araştırma grubunu, 2017- 2018 eğitim-öğretim yıllında farklı illerde görev yapan ve Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitülerinin tezli öğretim programlarında öğrenim gören 36 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenlerin lisansüstü eğitim yapmalarının başlıca nedenleri prestijli bir yaşama sahip olma, toplum tarafından onaylanan biri olma, alanında yetkin ve etkili biri olma ve akademisyen olma beklentisidir. Araştırmaya katılan öğretmenler, üniversiteden kaynaklanan en önemli sorunları personelin ilgisiz davranışları, danışmanların yeterince yönlendirmede bulunmaması ve derslerin lisans programında işlendiği gibi işlenmesi; Çalıştığı kurumdan kaynaklanan en önemli sorunları ise derslere devam için izin almada problem yaşamaları ve okullarındaki öğrenci velilerinin ilgili yerlere şikâyette bulunmaları; yakın çevresinden kaynaklanan sorunları okul bittikten sonra öğrenci ailelerinin lisansüstü eğitimi anlamsız bulması ve işe girmede akranları ile karşılaştırmanın yapılmasını göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgüt Kültürünü Oluşturan Unsurlar: “Die Welle (Tehlikeli Oyun)” Filmi Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21748</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21748</guid>
      <author>Sezen TOFUR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı örgüt kültürünü oluşturan unsurların Die Welle (Tehlikeli Oyun) filmi üzerinden incelenmesidir. Araştırmanın yöntemi niteldir. Bu amaçla doküman incelemesi çalışması gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizlerde Tehlikeli Oyun filminde konusu geçen Dalga grubunun üyelerinin gruba bağlılıkları örgüt kültürü unsurları ile incelenmiştir. Buna göre Dalga grubunun örgüt kültürü unsurlarını içerdiği düşünülen sahneler sırasıyla; semboller, normlar, değerler, kahramanlar, varsayımlar ve inançlar ile ilişkilidir. Filmde araştırma konusu ile ilgili olduğu belirlenen 27 sahne belirlenmiştir. Bu sahnelerin üçü değerler, ikisi varsayımlar, beşi normlar, on ikisi semboller ve öyküler, ikisi inançlar, üçü kahramanlar ile ilgilidir. Filmde en fazla semboller ile ilgili sahneler yer almaktadır. Grubun kültürel kahramanı olan Bay Wagner, örgüt kültürü unsurlarından varsayımlar ve inançları doğrudan etkileyen kişidir. Gruba belirli bir inanç sistemi ve varsayımı aşılayarak arkasına yaslanıp ufak yönlendirmelerle olanları seyretmiştir. Bu inanç sistemi dalga grubu bireylerinin gruba bağlılığını ve grup üyeliğine verdikleri değeri kısa bir sürede geliştirmiştir. İnançlar ile gelişen değerler grup normlarını ve sembollerini beraberinde getirmiştir. Sınıf kuralları ve gruba katılım kuralları oluşturulmuştur. Gruba ait amblem, özgün selamlama tarzı, internet sitesi geliştirilmiştir. Sonuç olarak Tehlikeli oyun filminin izleyenlerine örgüt kültürünü oluşturan unsurların neler olabileceği ile ilgili bir öğrenme materyali olarak kullanılabileceği söylenebilir. Araştırma eğitimcilere, eğitimle ilgilenenlere örgüt kültürü bilgilerini, kültürlerini sorgulamaları için birer fırsat olarak görülebilir. Çalışmanın örgüt kültürünü içeren ders anlatımlarında, fakültelerde bir öğretim aracı olarak kullanılması önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yargıtayın Özel Öğretim Kurumlarına İlişkin Verdiği Kararların İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21994</guid>
      <author>Erdal TOPRAKCI, O. Ferda BEYTEKİN , Miray DOĞAN</author>
      <description>Toplumlar, bireylerin etkileşimleri sonucu ortaya çıkan grup, kurum ve kuruluşlardan meydana gelmektedir. Bireylerin toplumda haklarını bilmesi ve kullanması bireylerin kurumlarla uyumu açısından önemlidir. Bu kurumlardan biri de eğitim kurumudur. Eğitim kurumu, toplumun ilerlemesi ve kalıcılığını sağlamak için örgütlenmiş, nitelikli bireyler yetiştirmeyi amaçlayarak eğitimin toplumsallaştırma görevini yerine getirmektedir. Eğitim kurumunun işleyişindeki bütün süreçlerin hukuksal anlamda doğru şekilde işleyip işlemediğinin anlaşılması hukukla ilgili gözükmekle birlikte aynı zamanda denetimsel bir nitelik göstermektedir. Yargıtay’ın da içerisinde olduğu hukuk sistemi eğitim kuruluşlarının denetiminin bir parçası olarak görülebilmektedir. Türkiye’de, Milli Eğitim Sistemi bünyesinde bulunan resmi ve özel öğretim kurumları, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanun’da belirtilen genel ve özel hedefleri kazandırma suretiyle kurulan eğitim-öğretim örgütleridir. Öte yandan, özel öğretim kurumları her ne kadar eğitim-öğretim hizmeti sunmak için açılmış kurumlar olsalar da kar amaçlayan ekonomik bir faaliyet içerisinde bulunan örgütlerdir. Dolayısıyla, son zamanlarda sayısı giderek artan özel okullar sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu çalışmanın amacı, Yargıtay’ın özel öğretim kurumlarına ilişkin verdiği kararların incelenip sonuçların neler olduğunu ortaya koymaktır. Araştırmada problemin doğası gereği, nitel araştırma deseni temelinde doküman inceleme tekniği kullanılmıştır. 2013 -2017 tarihleri arasında, Yargıtay ‘ın özel öğretim kurumları ile ilgili verdiği kararların incelenmesi hakkında, UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) internet sayfasında paylaşılan kararlar doküman olarak toplanmıştır. Toplanan bu dokümanlar betimsel ve içerik analizine tabi tutularak bulguya dönüştürülmüştür. Kararlar ilgili görüşlerin toplanması geçerliliğin, diğer yandan kararlar ile ilgili görüşlerin UYAP’da bağımsız olarak paylaşıldığı internet sayfasından toplanması yoluyla da güvenirliğin sağlanacağı varsayılmaktadır. Araştırma bulgularına göre; Yargıtay’ın özel öğretim kurumlarıyla ilgili verdiği kararların konularında; 2013-2017 yılları arasında Yargıtay’a temyiz edilen 600 dosyanın %98’i özlük hakları, %2’i diğer konuları içermektedir. Özlük hakları ile ilgili olan kararlar; maaş, sigorta, fazla mesai ve iş akdi feshi konularını kapsamaktadır. Yargıtay’ın diğer konulu kararları ise; maddi manevi tazminat, kayıtlanma, fikri ve sınai haklar, servis taşımacılığı ile ilgilidir. Yargıtay’a temyiz istemiyle gönderilen diğer konular ile ilgili 12 dosyanın tümünde yerel mahkemenin verdiği kararlar davacı lehine onanmıştır. 2013-2017 yılları arasında Yargıtay’ın 588 kararının 209’u öğretmen maaşlarını, 114 ‘ü fazla mesai, 162’i eksik sigorta primlerini ve 103’ü iş akdi feshini kapsamaktadır. Yargıtay’a temyiz istemi ile gönderilen özlük hakları ile ilgili dava kararları çalışanların lehine onanmıştır. İş akdi feshi ile ilgili dava kararlarının ise sadece yarısı çalışan lehine onanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kominikatif Yaklaşım: Öğrenci Katılımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21969</guid>
      <author>İrfan TOSUNCUOĞLU</author>
      <description>Dilin sadece bir kurallar dizisi olmayıp aynı zamanda günümüz dünyası içerisindeki insanlar için bir iletisim vasıtası olduğu herkes tarafından bilinir ve bu durum son derece yadsınamaz bir gerçektir. Bir dilin o dile ait çok çeşitli sayıdaki dilbilisi kurallarını bilmekle iletişim esnasında bu kuralların etkin bir şekilde kullanıma koyma kabiliyeti ve bilgi ve becerisi arasında büyük bir fark vardır. Günümüzde İngilizcenin uluslararası gittikçe yaygınlaşmakta olan rolüyle öğrenciler bu dilin belirli amaçlar için kullanımı konusuna daha da artab bir biçimde yoğunlaşmaktadırlar. Günümüze kadar, bütün dil öğretim metodları, dilbilgisinden çeviriye kadar, dil öğretme ve öğrenme konusuna bir çözüm getirmeye çalışmışlardır. Yıllar boyunca kominikatif dil öğretimi(KDÖ) ikinci ve yabancı dil öğretiminde en etkili metodlardan biri olagelmiştir. Kominikatif yaklaşım, ikinci veya yabancı dil öğretim ve öğretiminin zayıf yönlerini bertaraf etme marifeti yönüyle, öğrencilerin ikinci ve yabancı dil öğreniminde iletişim gereksinimlerinden dolayı son derece hayati bir önem ve anlama sahiptir. Genel anlamda öğrenciler eğitimin tam olarak merkezine, temel unsur olarak yerleştirilir, fakat bazan sınıf aktivitelerinde öğrenci katılımıyla ilgili olarak öğretmenlerce sorun yaşanabilmektedir. Kominikatif dil öğretimi yıllardan beri çok gözde bir metod olup yabancı dil sınıflarında öğrencilere etkin bir iletişim saglamak için üzerinde durulan bir konudur. Bu makale Kominikatif Yaklaşım detaylı bir şekilde incelenmekte ve öğrenci katılımını vurgulamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Öğrencilerinin Kişilik Özellikleri ve Boş Zaman Değerlendirme Tercihlerinin Değerlendirilmesi (Kocaeli Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21740</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21740</guid>
      <author>Hakan TURAN, İsmet ŞAHİN , Elif Nur ALTUN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin kişilik tercihleri ve boş zaman değerlendirme tercihleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Araştırmanın yöntemi, karşılaştırmalı türden ilişkisel tarama modeli, çalışma grubu ise 2016-2017 öğretim yılı Kocaeli ili İzmit ilçesindeki bir devlet lisesinde öğrenim gören 176 öğrencidir. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Myers ve Briggs tarafından geliştirilen ve Kabadayı tarafından Türkçe’ye uyarlanan Myers Briggs Tip Göstergesi ile araştırmacılar tarafından geliştirilen Boş Zamanları Değerlendirme Anketi kullanılmıştır. Verilerin analizinde ise yüzde, frekans ve ki-kare testi kullanılmıştır. Araştırmada, ortaöğretim öğrencileri arasında; içedönüklerin, dışadönüklere göre, duyusalların ise sezgisellere göre, düşünsellerin duygusallara göre ve algısalların yargısallara göre daha fazla olduğu ve öğrencilerinin boş zamanlarında en çok sosyal medyada dolaşmayı tercih ettikleri, bunu müzik dinleme ve arkadaşlarıyla vakit geçirmenin izlediği sonucuna varılmıştır. Araştırmada, ortaöğretim öğrencilerinin dışa dönük-içe dönük kişilik tercihi ile spor yapma, spor müsabakalarına gitme ile gezi ve seyahatlere gitme sıklığı açısından aralarında anlamlı bir ilişki olduğu; dışadönüklerin, içedönüklere göre daha sık spor yaptıkları, spor müsabakaları ile gezi ve seyahatlere daha sık gittikleri sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada ayrıca, algılayan-yargılayan kişilik tercihleri ile kitap ve gazete okuma sıklığı açısından aralarında anlamlı bir ilişki olduğu, algısal kişilik tercihine sahip öğrencilerin yargısal olanlara göre daha sık kitap ve gazete okudukları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ana Dili Eğitimi ve Öğretimi Sürecinde Masalların Çocuk Gelişimine Katkılarına İlişkin Öğretmen Görüşlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21992</guid>
      <author>Tuncay TÜRKBEN</author>
      <description>Halk edebiyatı ürünleri olan masalların ana dili eğitimi ve öğretiminde kullanımı çocuk gelişimi ve temel dil becerilerin kazandırılması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı da ana dili eğitimi ve öğretiminde masalların kullanımının çocuk gelişimi üzerine etkilerini öğretmen görüşleri doğrultusunda incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 öğretim yılında Ankara il merkezinde görevli ve gönüllü olarak çalışmaya katılan 35 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma deseni olarak da durum çalışması seçilmiştir. Durum çalışması, bilimsel sorulara cevap aramada kullanılan etkili bir yöntem olarak görülmektedir. Araştırmanın verileri nitel araştırma yöntemlerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Elde edilen bulguların analizinde ise betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Elde edilen verilerden, benzerlik durumları göz önünde bulundurularak kategoriler elde edilmiş ve bu kategoriler tablolar hâlinde sunulmuştur. Veriler, öğretmen görüşleri alıntılanarak da desteklenmiştir. Elde edilen bulgular da göstermektedir ki masallar çocuğun bilişsel, duyuşsal ve sosyal gelişiminde önemli bir yer tutmaktadır. Çocuğun temel dil becerilerinin geliştirilmesinde de masalların etkili yöntem ve tekniklerle ele alınıp işlenmesi gerekmektedir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre masallar; çocuğun hayal dünyasını, dil becerilerini geliştirir, hayata olumlu bakmalarını sağlar. Okullarda bir ders malzemesi olarak masalların etkili bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Anne babalar da çocuklarını masal kitaplarıyla tanıştırmalı ve onlarla birlikte masal okumalıdır. Sonuç olarak, masalların ana dili eğitimi ve öğretiminde temel dil becerilerin kazanılması ve geliştirilmesinde etkin olarak kullanılması gerektiği ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Öğrenim Görmeye Yeni Başlayan Yabancı Uyruklu Üniversite Öğrencilerine Yönelik Softpower Araştırması: Gazi Üniversitesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21574</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21574</guid>
      <author>Mehmet Sezai TÜRK, Zuhal TOÇU , Halide Nur YAŞAR</author>
      <description>Yirminci yüzyılın son çeyreğinden itibaren eğitim ve üniversiteler sınırların yabancı uyruklu öğrencilere açılmasıyla küresel ekonomik pazarın hem “oyun alanı” hem de “oyuncusu” olmaya başlamıştır. Bu dönüşüm üniversiteleri dünya güç politikalarının bir parçası haline getirmiştir Yabancı uyruklu öğrenciler de bu güç politikalarının en önemli figürleridir. Bu çalışma; Gazi Üniversitesi Türkçe Öğretim Merkezinde (TÖMER) 2016 yılı Aralık ayında gerçekleştirilmiştir. Tam örneklem yoluyla 2016 yılında TÖMER’e yeni kayıt yaptıran tüm yabancı uyruklu öğrencilere anket uygulanmıştır. Çalışmada en önemli zorluk Türkçe yeterliği olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü anket için seçilen öğrencilerin Türkiye’ye yeni gelmiş ve yeterince Türkiye’deki yaşamdan etkilenmemiş olması istenmektedir. Anket çalışması, üniversite öğrenimi görmek için yeni kayıt yaptırmış olan, anketi doldurabilecek Türkçe yeterliliğine sahip, yabancı uyruklu tüm öğrencilere uygulanmıştır. Anketi tüm olarak dolduran 86 öğrenciden elde edilen bilgiler ışığında veriler yorumlanmıştır. Türkiye’de öğrenim görmeye yeni başlayan yabancı uyruklu üniversite öğrencilerine yönelik softpower araştırmasında, Türkiye’yi eğitim amaçlı tercih etmiş olan öğrencilerin ülkede yaşadığı süre içerisinde Türkiye hakkındaki olumlu izlenimlerinin artarak devam ettiği ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin Türkiye’ye gelmeden önceki ve geldikten sonraki hissiyatlarının farklı olup olmadığı yani Türkiye’ye geldikten sonra hissiyatlarının olumlu ya da olumsuz değişip değişmediği incelemek için bağımlı örneklemler t-testi yapılmıştır. Türkiye’ye geldikten sonra öğrencilerin Türkiye hakkındaki görüşlerinde önemli bir değişiklik olmadığı %95 güvenilirlikle belirlenmiştir. Öğrencilerin Türkiye’ye geldikten sonra hayal kırıklığına uğramadıklarını göstermektedir. Bu durum Türkiye’nin soft power açısından değerlendirildiğinde sürdürülebilir bir eğitim cazibe merkezi olma yolunda başarılı bir grafik çizdiği söylenebilir. Yine gelecekte Türkiye’yi nerede görüyorsunuz sorusuna verilen büyük oranda “süper güç olacak” cevabı öğrencilerin gözünde Türkiye imajını çok olumlu olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda eğitim için Türkiye’yi tercih etmiş olan yabancı uyruklu öğrencilere yönelik yapılan softpower çalışmalarında Türkiye’nin başarı olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÇEVRE DERSİNDE UYGULANAN SENARYO TAMELLİ ÖĞRENMENİN FEN BİLGİSİ ÖĞRETMEN ADAYLARININ AKADEMİK BAŞARILARINA VE TUTUMLARINA ETKİSİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21730</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21730</guid>
      <author>Esra UÇAK</author>
      <description>Çevre sorunlarının çözümünde bilinçli bireyler yetiştirmek oldukça önemlidir. Bu da ancak etkili çevre eğitimi ile mümkün olabilir. Çevre sorunlarının bilincinde olan ve bu sorunlara çözüm üretebilen bireylerin yetişebilmesi için eğitim programlarında çevre eğitimine önem verilmeli, bu derslerin ezber dersler yerine öğrenciler için anlamlı hale getirilen yeni yaklaşımları içermeleri gerekmektedir. Bu yeni yaklaşımlardan biri de Senaryo Temelli Öğrenmedir. Bu çalışmada da 3. fen bilgisi öğretmen adayların çevre bilimi dersinde Senaryo Temelli Öğrenmenin öğrenci başarısı ve tutumuna etkisine bakılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2012–2013 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği 3. sınıfta öğrenim görmekte olan toplam 56 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu desen kullanılmıştır. Sınıflardan biri deney grubu (n=31), diğeri ise kontrol grubu (n=25) olmak üzere yansız olarak belirlenmiştir. Çalışmada “Çevre Başarı Testi” ve “Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği” kullanılmıştır. Uygulama her iki grupta da 4 hafta boyunca “Çevre Sorunları” konusu boyunca gerçekleştirilmiştir. Gruplara çalışmadan önce ve sonra Çevre Başarı Testi ve Çevre Tutum Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler, SPSS 21.0 istatistik paket program kullanılarak çözümlenmiştir. Deney ve kontrol grubunun puanlarını karşılaştırmak amacıyla bağımsız gruplar için t-testi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına dayalı olarak çevre dersinde “Senaryo Temelli Öğrenmenin” öğrencilerin akademik başarılarına etki etmediği ancak tutumlarını arttırdığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>FLÜT EĞİTİMİNDE DEŞİFRENİN SINAV-DERS BAŞARISI KAYGISI, DERSE VE ÇALGIYA KARŞI İÇ MOTİVASYON ÜZERİNE ETKİSİ</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21497</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21497</guid>
      <author>Emre ÜSTÜN</author>
      <description>Müzik eğitimi bireylerin müziksel yeteneklerini ortaya çıkararak etkili biçimde çalma, söyleme ve müziksel yaratıcılığını geliştirmeyi amaçlar. Bu sürecin önemli boyutlarından birini de flüt eğitimi oluşturur. Flüt eğitiminde ile öğrencilerin müziksel algılama yeteneği, müzik yaşamı, derse ve çalgılarına karşı tutum ve davranışları kontrol edebilme yetileri geliştirilmeli ve bu sürecin devamı sağlamalıdır. Bu bağlamda flüt eğitimi veren eğitimcilerinin planlamaları içerisinde uygulayacakları adımlardan biriside öğrencilerin deşifre becerisini geliştirmek olmalıdır. Deşifre eğitimi, müzik eğitimi alan tüm bireylerde olması gereken, müzikal becerileri ve performansını olumlu yönde etkileyen bir süreçtir. Deşifre becerisinin kazandırılmasıyla öğrenciler çalgı eğitimi sürecinde karşılaşacağı problemleri daha rahat çözümleyerek ders içi ve ders dışı çalışma sürecinde öğrenme isteği ve çalgıya karşı motivasyonu artmış olacaktır. Bu bağlamda araştırmanın amacı; müzik bölümlerinde eğitim alan flüt öğrencilerinin deşifreyi derslerinde aktif şekilde kullanmalarıyla sınav, ders başarısı kaygıları, derse ve çalgılarına karşı iç motivasyonları üzerine etkilerini ortaya çıkarmaktır. Araştırmada deneysel yöntem kullanılmış olup ön test-son test deseni tercih edilmiştir. Çalışma Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü bireysel çalgı flüt eğitimi alan öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Verilerinin analizi için t testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda flüt eğitiminde deşifrenin aktif olarak kullanılmasının sınav kaygısı, ders başarısı kaygısı, ders ve çalgıya karşı iç motivasyon üzerinde pozitif yönde etkisinin olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklarda Öğrenme Davranışları: Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği’nin Türkiye’deki Psikometrik Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21899</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21899</guid>
      <author>Mefharet VEZİROĞLU ÇELİK, İbrahim H. ACAR</author>
      <description>Bu araştırmada McDermott, Leigh ve Perry (2002) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği (Preschool Learning Behavior Scale-PLBS)’nin Türk kültürüne adaptasyonu ile geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması amaçlanmıştır. Okul Öncesi Öğrenme Davranışları Ölçeği (ÇÖDÖ) 29 maddeden oluşan ve okul öncesi dönem çocuklarının öğrenmeyle ilişkili davranışlarını üç alt boyutta değerlendirmektedir. Bu alt boyutlar: Yetkinlik/Motivasyon, Dikkat Devamlılığı ve Öğrenmeye Karşı Tutum olarak belirlenmiştir. Araştırmada İstanbul’dan 59 kız, 81 erkek olmak üzere toplam 140 çocuk ve onların öğretmenleri yer almıştır. Çocukların yaş aralığı 39 ay ile 77 ay (M= 62.56, SS= 8.52) arasında değişmektedir. İlk olarak ÇÖDÖ Türk dili ve kültürüne adapte edilmiştir. Ölçeğin geçerliği Doğrulayıcı Faktör Analizi ile ölçülmüş ve üst %27 ve alt %27’lik gruplar arasındaki farklar test edilmiştir. Ölçeğin iç güvenirliği Cronbach's alpha ve McDonald’s Omega yöntemi ile hesaplanmıştır. Doğrulayıcı Faktör Analizi sonuçlarına göre ölçek orijinal versiyonundaki gibi üç faktörlü bir yapı göstermiştir. DFA modeli ÇÖDÖ için üç faktörlü modeli doğrulamıştır (χ2= 699.443 (p &lt; .001), CFI= 0.95, RMSEA= .07 (.07 to .09 at 90% CI), ve WRMR = 1.20. İç tutarlılık için Cronbach alpha ve McDonald’s Omega ölçeğin güvenilir olduğunu göstermiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre ÇÖDÖ Türk çocuklarının öğrenme davranışları için geçerli ve güvenilir bir ölçektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ÖĞRETMEN ADAYLARININ OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI DÜZENLEMEYE YÖNELİK TUTUMLARININ İNCELENMESİ (KAFKAS ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21795</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21795</guid>
      <author>Dilek YARALI</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı öğretmen adaylarının “olumlu öğrenme ortamı düzenlemeye yönelik tutumlarını” ve sahip oldukları tutumların çeşitli değişkenler (cinsiyet, program türü, aritmetik ortalama ve yaş aralığı) açısından istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmada öğretmen adaylarının olumlu öğrenme ortamı düzenlemeye yönelik tutumlarını belirlemek için betimsel tarama modeli (survey) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2017–2018 güz yarıyılı döneminde Kafkas Üniversitesinde öğrenim görmekte olan 323 öğretmen adayı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak, öğretmen adayları için araştırmacı tarafından geliştirilen “olumlu öğrenme ortamı düzenlemeye yönelik tutum ölçeği” kullanılmıştır. Araştırmada veriler analiz edilirken betimleyici istatistikler, Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulguların sonucunda, öğretmen adaylarının ölçeğin geneline “kesinlikle katılıyorum” düzeyinde puan verdikleri görülmüştür. Ayrıca araştırmada cinsiyet değişkenine göre ölçeğin sadece “öğrenmeyi kolaylaştırma”, “öğrenmeyi güçleştirme” alt boyutlarında ve ölçeğin genelinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Bunun yanında öğretmen adaylarının program türü değişkenine göre ölçeğin bütün alt boyutlarında ve ölçeğin genelinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Fakat öğretmen adaylarının akademik ortalama değişkenine göre, ölçeğin bütün alt boyutlarında ve ölçeğin genelinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının yaş aralığı değişkenine göre ölçeğin öğrenmeyi güçleştirme, öğrenmeyi destekleme alt boyutlarında ve ölçeğin genelinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde farklılıklar tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Sözsüz Kitap Anlatımlarında Hikâye Elementleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21687</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21687</guid>
      <author>Dilek YEKELER, Özge CENGİZ</author>
      <description>Dil; insanların duygu, düşünce ve gözlemlerini kelimeler ile paylaştıkları bir sistemdir. Okuma yazmaya hazırlıkta hikâye anlatımının önemini vurgulayan doğuştancı görüş, okul öncesi dönemde çocuklara hikâyeleri yeniden üretmeye olanak vermenin onlar için önemli bir etkinlik olduğunu savunur. Hikâye anlatımı; bir hikâyenin sözlü veya yazılı olarak yorumlanmasıdır. Çocukların hikâye anlatma becerileri yaşları ile birlikte gelişir. Bir hikâyeyi anlatmak için tamamen görsellere dayanan resimli çocuk kitapları (sözsüz kitaplar), çocuklara hikâyeleri resimler aracılığıyla anlatarak gelişimsel bir sıra sunar. Hikâye elementleri çocukların yaratıcı düşünme ve düşüncelerini organize etme becerilerine katkı sağlarken, anlama düzeylerini ölçmede ve hikâyeleri anlatma yeterliliklerinin belirlenmesinde kullanılabilir. Araştırmacılar anlama becerilerini geliştirmek için çocuklara resimli kitaplardan hareketle hikâyeler anlattırılması gerektiğini ifade etmektedirler. Bu araştırmanın amacı resimli çocuk kitabı kullanarak okul öncesi dönem çocuklarının hikâye anlatımlarında hikâye elementlerini incelemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması şeklinde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 60-66 aylık 30 çocuk oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak Coşkun (2005) tarafından hazırlanan “Hikâye Elementleri Değerlendirme Ölçeği” kullanılmıştır. Veri toplama sürecinde çocukların kendi hikâyelerini oluşturmalarını sağlamak amacıyla 4-6 yaş grubu çocuklar için hazırlanmış olan, sadece resimlerden oluşan sözsüz bir kitap kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde nitel veri analiz yöntemlerinden betimsel analizden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre çocukların hikâye anlatımlarında bütün elementleri kullandığı; fakat bu elementlerin kullanım oranlarında farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bazı elementleri kullanmalarının çocuklarda hikâye anlatı dönemleriyle ilgili yapılan sınıflandırmalarla örtüştüğü tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim Öğrencilerinin Sıvılarda Miktar Korunumuna İlişkin Algılarının Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21875</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21875</guid>
      <author>Nisa YENİKALAYCI, Dilek ÇELİKLER , Zeynep AKSAN</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ilkokulda öğrenim görmekte olan öğrencilerin somut işlemler döneminde olmalarından dolayı sıvılarda miktar korunumuna ilişkin algılarının nasıl olduğunun belirlenmesidir. Araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Samsun ili Canik ilçesinde yer alan bir ilkokulun 1., 2., 3. ve 4. sınıflarda öğrenim gören toplam 113 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Öğrencilerin sıvılarda miktar korunumuna ilişkin ön bilgilerinin belirlenmesi amacıyla geliştirilen üç etkinlik verilerin toplanması için kullanılmış olup bu etkinliklerin ardından uygulamalı olarak miktar korunumunun nasıl olduğu gösterilmiştir. Hazırlanan birinci etkinlik içerisinde aynı renkte (sarı) ve eşit miktarda sıvı bulunan en ve boyları farklı 4 erlen; ikinci etkinlik içerisinde farklı renklerde (mor, yeşil, turuncu, mavi) ve eşit miktarda sıvı bulunan balon, mezür, beher ve erlen; üçüncü etkinlik içerisinde ise aynı renkte (mavi) ve eşit miktarda sıvı bulunan 1 beher ve 1 mezür verilmiştir. Her 3 etkinlikte de öğrencilere hangi kaptaki sıvı miktarının en fazla olduğu sorulmuştur. Etkinlik kâğıtları üzerinden veriler toplandıktan sonra bütün sınıflarda uygulamalı olarak sıvıların aktarıldığı kabın şeklini aldığı ve miktarında bir değişme olmadığı, sıvının tekrar başlangıçtaki kaba aktarıldığında yine miktarının aynı olacağı uygulamalı olarak gösterilmiştir. Araştırma sonucunda, öğrencilerin her 3 etkinlik için de kaptaki sıvı seviyesi arttıkça içerisindeki sıvı miktarının da artacağını ifade ettikleri belirlenmiştir. Bu sonuç, ilkokul öğrencilerdeki sıvılarda miktar korunumuna ilişkin bilişsel basamağın henüz gelişmemiş olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>YABANCI DİL OLARAK TÜRKÇEYİ ÖĞRENME UYGULAMALARI ÖLÇEĞİNİN GEÇERLİK VE GÜVENİRLİK ÇALIŞMASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21800</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21800</guid>
      <author>Rüştü YEŞİL</author>
      <description>Yirminci yüzyıldan itibaren yaşanan siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmeler ülkeleri bir taraftan vatandaşlarına yabancı dil öğretmeye diğer taraftan da kendi dillerini yabancı insanlara öğretmeye dönük politika ve uygulamalar geliştirmeye zorlamaktadır. Bu çerçevede Türkiye de özellikle son yıllarda, Türkçeyi yabancılara öğretebilme konusunda önemli çalışmalar yürütmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenen öğrencilerin öğrenme uygulamalarını belirlemede kullanılacak bir ölçek geliştirmektedir. Böylelikle, öğrencilerin yabancı dil olarak Türkçeyi öğrenirken yaptıkları öğrenme uygulamaları ile ilgili eksikleri ve alınabilecek önlemleri belirlemede kullanılacak geçerli ve güvenilir bir ver toplama aracını ilgililerin kullanımına sunmak amaçlanmıştır. Araştırma nicel ve betimsel özellik taşıyan bir ölçek geliştirme çalışmasıdır. Araştırmanın örneklemini, Kırgız-Türk Manas Üniversitesi’nde (KTMÜ) Türkçe dil hazırlık eğitimi alan 653 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, 42 maddelik taslak ölçekle toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinden geçerlik güvenirlik analizleri yapılmıştır. Geçerlik çalışmasında açımlayıcı faktör analizi ve ayırt edicilik analizleri yapılmıştır. Güvenirlik analizleri için ise iç tutarlılık ve kararlılık özellikleri incelenmiştir. Yapılan analizler sonunda; 6 faktör altında toplanmış 30 maddelik “Yabancı Dil Öğrenme Uygulamaları Ölçeği (YDÖUÖ)” geliştirilmiştir. YDÖUÖ’nin KMO değeri 0,881; Bartlett Testi değerleri x2=3949,698; sd=435; p&lt;0,000’dır. Ölçekteki maddeler toplam varyansın %49,650’ünü açıklamaktadır. Ölçeğin Cronbach alpha güvenirlik katsayısı 0,880’dir. Buna göre YDÖUÖ’nin, öğrencilerin Türkçeyi yabancı bir dil olarak öğrenirken yaptıkları uygulamaların nitelik ve yeterliğini belirlemede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Açık ve Kapalı Uçlu Deney Tekniklerine Dayalı Yapılan Öğretimin Fen Bilgisi Eğitimi Öğrencilerinin Başarılarına ve Tutumlarına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21705</guid>
      <author>İbrahim YÜKSEL, Hatice KIRÇİÇEK , Elvan İNCE AKA</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, açık ve kapalı uçlu deney tekniklerine dayalı yapılan öğretimin Fizik Laboratuvarları III dersini alan öğrencilerin başarı ve tutumlarına etkisini incelemektir. Araştırmada çalışma konusu olarak Fizik Laboratuvarları III dersindeki geometrik optik deneyleri seçilmiştir. Araştırma Fen Bilgisi Öğretmenliği Programı’nda 2. sınıfta öğrenim gören 56 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada deney ve kontrol grupları oluşturulmuş ve deney grubunda araştırmacılar tarafından hazırlanan açık uçlu deney tekniğine dayalı öğretim, kontrol grubunda ise kapalı uçlu deney tekniğine dayalı öğretim uygulanmıştır. Açık uçlu deney tekniği ile ders işlenen öğrencilerin Optik Başarı Testi ön test ortalamaları ile son test ortalamaları arasında anlamlı bir fark var mıdır? Kapalı uçlu deney tekniği ile ders işlenen öğrencilerin Optik Başarı Testi ön test ortalamaları ile son test ortalamaları arasında anlamlı bir fark var mıdır? Açık ve kapalı uçlu deney tekniği gruplarının Optik Başarı Testi son test ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılık var mıdır? Açık ve kapalı uçlu deney tekniği gruplarının Fizik Laboratuvarı Tutum Ölçeği son test ortalama puanları arasında anlamlı bir farklılık var mıdır? Sorularına yanıt aranmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Fizik Laboratuvarı Tutum Ölçeği ve Optik Başarı Testi kullanılmıştır. Uygulamadan önce ve sonra Fizik Laboratuvarı Tutum Ölçeği ve Optik Başarı Testi uygulanmıştır. Açık uçlu ve kapalı uçlu grubu öğrencilerinin son test puanlarında açık uçlu grubunun son yana anlamlı bir fark olduğu neticesine varılmıştır. Açık uçlu ve kapalı uçlu grubu öğrencilerinin son test puanlarında tutum puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Her iki gruptaki öğrencilerin ön-son test başarı ve tutum puanları arasında son test puanlarından yana anlamlı bir fark olduğu neticesine varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuğun Toplumsal Cinsiyet Gelişimi Üzerinde Ailenin Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=21749</guid>
      <author>HİKMET ZELYURT</author>
      <description>Bu çalışmada çocuğun toplumsal cinsiyet gelişimi üzerinde ailenin etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu araştırmada nicel araştırma metodojisine uygun olarak betimsel araştırma kullanılıp tarama yöntemi tercih edilmiştir. Örneklem olarak 2017-2018 öğretim yılı Malatya ilinde 0-6 yaş aralığında çocuğa sahip 100 aile, okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 5-6 yaş arası 54 çocuk ve 10 oyuncakçı seçilmiştir. Araştırmada veriler anket ve kontrol listesi yoluyla elde edilmiştir. Üç farklı örneklem grubu için üç farklı anket formu oluşturulmuştur. Veriler SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde okul öncesi 5-6 yaş arası çocukların kıyafet, oyun, oyuncak ve renk tercihi ile güç algısı, ebeveyn görevleri ve çift cinsiyet davranışları konularında verdikleri cevapların çoğunluğunun cinsiyetçi tutum gösteren cevaplar olduğunu göstermiştir. Ailelerin çocuklarına oyuncak seçiminde cinsiyetçi bir tutumla renk tercihinde bulunduğunu belirlenmiştir. Oyuncak tercihinde ebeveynlerin %25,8’inin oyuncağın eğitimsel değerine, %14’ünün oyuncağın güvenliğine, %11,7’sinin oyuncağın fiyatına, %11,4’ünün oyuncağın dayanıklılığına, %11,4’ünün çocuğun oyuncağı kendisinin seçmesine, %8’inin oyuncağın kalitesine, diğerlerinin ise oyuncağın ebeveynin çocuğuyla ilişki kurabilmesine katkısı, oyuncağın piyasadaki popülerliği, diğer ana/babalardan alınan tavsiyeler, oyuncağın ambalajı/paketlenmesi, oyuncağın satıldığı noktaya rahat erişim sağlanması, reklamlarda görmeye önem verdiği görülmektedir. Bir başka sonuç genelde ailede çocuklara en çok oyuncak alan kişilerin babalar olduğu tespit edilmiştir. Oyuncakçılar tarafından verilen cevaplar incelendiğinde çocuğun cinsiyetçi tutum göstermesi ve oyuncak seçiminde ailenin etkisi olduğu anlaşılmakla beraber oyuncak sektörünün de çocuğun kendi cinsiyet yargılarını oluşturmasında bir etkisi olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anaokullarında Eğitim Gören 4-5 Yaş Çocuklarının Psikososyal Gelişimlerinde Kağıt Kolaj Çalışmalarının Etkililiği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=22046</guid>
      <author>Miray ÖZÖZEN DANACI, Nurdan KAVAKLI , Gülşah TIKIZ</author>
      <description>Okul öncesi eğitimde araştırmalar, kağıt-kolaj faaliyetlerinin çocukların psikomotor alanlarına ilişkin etkisini belirlemeye yönelik yapılmış, sanatsal faaliyetlerin çocukların psikososyal gelişim alanına ilişkin etkisi göz ardı edilmiştir. Son yıllarda yapılan çalışmalar ile çocukların psikomotor alanın yanı sıra çocukların kağıt-kolaj faaliyetleri ile psikolojik ve sosyal boyutları üzerine önemli bildirimler ortaya konmuştur. Buradan hareketle çalışmada anaokulunda eğitim gören 3-4 yaş çocuklarının psikososyal gelişimlerinde kağıt-kolaj temelli etkinlik programının etkililiğinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örnekleminde Düzce Üniversitesi Anaokulunda eğitim gören toplam 15 erkek ve 17 kız olmak üzere toplam 32 çocuk deney grubunu, 15 erkek 17 kız olmak üzere toplam 32 çocuk ise kontrol grubunu oluşturmuştur. Araştırmada nicel veri toplama teknikleri kullanılmış, random ön test-eğitim-son test kontrol gruplu deneysel desen uygulanmıştır. Deney grubuna, araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan eğitimde sanatsal çalışmalara dayalı etkinlik programları uygulanmıştır. Programlar, toplam 8 hafta süren, ikişer saatlik 6 bölümden oluşturulmuştur. Çocukların psikososyal gelişimini değerlendirmek amacıyla, araştırmada kullanılan ölçme araçları demografik bilgi formu, ve Türkçe uyarlaması Karabekir ve diğ. (2007), tarafından yapılan erken çocukluk dönemi stres indeksi, kısa 0-4 yaş sosyal ve duygusal değerlendirme (BITSEA) ölçeğidir. Elde edilen verilere göre varyanslar tanımlanmış, içerik farkı ve frekanslar bulunarak tablolar üzerinden yorumlamaya gidilmiştir. Elde edilen veriler incelendiğinde, denence ile ilgili olarak deney ve kontrol grupları arasında ön test ile son test puanları ortalaması arasında istatistiksel açıdan anlamlı fark olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre, kağıt-kolaj çalışmalarının çocuklar tarafından iyi anlaşılarak uygulandığı ve benimsendiği, çocukların psikososyal gelişimine olumlu etkide bulunduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda daha betimsel ve kapsamlı sanatsal etkinliklerinin yapılması ve yeni faaliyetlerin uygulanması önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


