






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2025 Sayı Volume 20 Issue Ö1</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3689</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Geleneksel Yöntemlerden Dijitalleşmeye: Hazır Giyim Sektöründeki Dönüşüm</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80296</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80296</guid>
      <author>Kübra ABDULRAZAGOVASerap KOCABIYIK ÇAŞKURLU  ,Betül KIR  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Teknolojik gelişmeler, küreselleşme, moda trendlerinde hızlı değişim ve talep artışının karşılanabilmesi hazır giyim sektöründe geleneksel üretim yöntemlerinde değişim ve yenilikler getirmektedir. Büyük ölçekli üretim tesislerinde otomasyon ve dijitalleşmenin tasarım ve üretim sürecine olumlu etkileri söz konusudur. Çalışma kapsamında, bilgisayar destekli tasarım, üç boyutlu modelleme ve otomasyon sistemleri tasarım ve üretim sürecinde verimlilik, esneklik ve sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Literatür taraması ve örnek uygulamalı çalışma yapılarak, geleneksel ve dijital yöntemler karşılaştırılmıştır. Bu yöntemlerin avantajları ile sınırlılıkları analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, dijitalleşmenin tasarım sürecini hızlandırdığını, malzeme israfını önemli ölçüde azalttığını, verimliliği arttırdığını ve kişiselleştirilmiş üretim modellerine olanak tanıdığını göstermektedir. Dijitalleşme ile üretim sürecinde iş gücü ihtiyacının azalması ve zaman tasarrufunun sağlanması önemli faydalar arasındadır. Dijital tasarımın sürdürülebilirlik açısından sunduğu avantajlar, çevresel etkilerin azaltılması ve kaynak kullanımının optimize edilmesi konularında katkıları detaylandırılmıştır. Bununla birlikte, hazır giyim sektöründe dijitalleşme sürecinin zorlukları olduğu da belirtilmiştir. Özellikle yüksek yatırım maliyetleri, teknolojik adaptasyon sürecindeki zorluklar ve dijital sistemlerin sınırlılıkları, dönüşüm sürecinin önündeki başlıca engeller olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada, geleneksel üretim yöntemlerinin yoğun iş gücü ve yüksek zaman maliyetleriyle sınırlı esneklik sunduğu, buna karşılık dijitalleşmenin üretim süreçlerini daha esnek, hızlı ve sürdürülebilir hale getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, bu çalışma, dijitalleşmenin hazır giyim sektöründe daha verimli, sürdürülebilir ve yenilikçi üretim süreçlerine geçiş için kritik bir araç olduğunu vurgulamaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Aynı zamanda dönüşümün sektörel rekabet avantajını artırdığını ortaya koymaktadır. Dijital teknolojilerin etkin kullanımı, sektörün sürdürülebilir bir geleceğe doğru ilerlemesine olanak sağlamaktadır. Gelecekte yapay zeka ve gelişmiş dijital teknolojilerin sektörde daha yaygın hale gelmesiyle, üretim süreçlerinin daha kişiselleştirilmiş ve çevre dostu bir yapıya kavuşması beklenmektedir. Araştırma, hazır giyim üretiminde geleneksel üretim yöntemi ve dijital araçların yer aldığı üretim süreçleri karşılaştırılmasıyla avantajlar vurgulamakta ve bu sürecin desteklenmesi gerektiğine işaret etmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aile-Çocuk İlişkilerinde Dijital Bakıcıların Rolü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78397</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78397</guid>
      <author>Ömer ACAR Ahmet Ayhan KOYUNCU  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Aile, toplumsal bir kurumdur. Aile içinde ebeveyn ve çocukların karşılıklı belirli sorumlulukları bulunmaktadır. Ebeveynlerin çocuğun bakımını üstlenme, çocukların ihtiyaç duymaları anında onlara bakma, çocukların ise ebeveynlerinin işlerinde onlara yardım etme, sosyal güvence ve sevgi kaynağı olma gibi sorumlulukları bulunmaktadır. Ebeveynler çocuğun yetişmesi, eğitim alması, sosyalleşmesi ve meslek sahibi olması gibi sorumlulukları çocuğa kazandırmaktadır. Bu kazanım geleneksel dönemde tüm aile fertleri tarafından karşılanırken, çekirdek ailenin yaygınlık kazanması sonucunda çocuğun bakımını, çoğunlukla ebeveynler tek yüklenmiştir. Süreç içerisinde kurumlarında (gündüz bakım evi, kreş vb.) artmasıyla ebeveynlerin, çocuk bakım görevleri bu kurumlarla paylaşılmıştır. Çocuğun bakımından kurumlar ve ebeveynler sorumluyken dijitalleşmenin yaygınlık kazanmasıyla, dijital bakıcılar tarafından da çocuğun bakımı üstlenilmiştir. Dijital bakıcılar; ebeveynlerin çocuklarını oyalamak, uslu durmalarını sağlamak ve eğlendirebilmek için kullandıkları dijital cihazları ve sosyal medya platformları kullanmaları şeklinde tanımlanabilir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ebeveynlerin dinlenebilmeleri, ev işlerini yapabilmeleri, kendilerine vakit ayırabilmeleri vs. içinde dijital bakıcıları kullandıkları ifade edilebilir. Bu çalışmanın amacı, &lt;a name="_Hlk200492143"&gt;&lt;/a&gt;ebeveynlerin, çocuk bakımında dijital bakıcıları kullanma nedenlerini ve dijital bakıcıların çocuklar üzerindeki etkisini ifade etmektir. Çalışmada literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada ebeveynlerin iş yorgunluklarını atabilmek, çocukların uslu durmasını sağlamak, ev işlerini yapabilmek ve kendilerine vakit ayırabilmek için dijital bakıcıları kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca dijital bakıcıların çocuklarda saldırgan davranışlara yol açtığı ve hayal dünyalarının yok olması gibi sonuçlar da neden olduğu görülmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şanlıurfa İli Viranşehir İlçesi Köy Yerleşmelerinin Toponomik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81458</guid>
      <author>Mehmet AKBIYIKMelike ÇAKIR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNoSpacing" style="margin-left: 0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Sosyal bilimler alanında yer adlarının çok önemli bir yeri vardır. Çünkü toponomi araştırmaları geçmiş ile günümüz arasında önemli bir bağ kurar. Başka bir söyleyişle toponomi çalışmaları yaşanılan bölgenin kültürünü, coğrafi yapısını ve insanların yaşama biçimlerini anlamak için bize önemli ipuçları verir. Bu açıdan toponomi çalışmaları, çalışılan bölgenin geleceği hakkında da bir fikir sahibi olmamızı sağlar. İnceleme alanımız olan Viranşehir ilçesindeki köylerle ilgili yapılan toponomi çalışması ilçe coğrafi yapısını, tarihini ve bu bölgede yaşayan insanların yaşayış biçimlerini açıklama ve bu konuda bir bilgi kaynağı oluşturma amacı söz konusudur. Güneydoğu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Anadolu bölgesinde bulunan Viranşehir ilçesi Şanlıurfa ilinin 13 ilçesinden biridir. Kuzeyinde bölgedeki tek volkanik dağ olan Karacadağ bulunmaktadır. Viranşehir’in güneyinde ve güney batısında kalkerli araziler bulunmaktadır. Verimli ova topraklarının ve derelerin bulunması ilk çağlardan günümüze kadar medeniyetler birçok medeniyetin bu bölgede bulunmasını sağlamıştır. Buna ek olarak Viranşehir aynı zamanda medeniyetler arasına bir köprü vazifesi görmüştür.&lt;/span&gt; Bu çalışmada 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanun maddesinin &lt;em&gt;On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun &lt;/em&gt;değişikliğinden önceki köy yerleşmeleri dikkate alınmıştır. Bu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; çalışma sonucu elde edilen bilgiler ışığında &lt;/span&gt;Viranşehir ilçesinde bulunan 132 köy yerleşmesinden, 88’i adını beşerî ve ekonomik, 41’i ise adını fiziki unsurdan almıştır. Viranşehir’de 3 yerleşme isminin anlamı ve kaynağı tespit edilmemiştir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNoSpacing" style="margin-left: 0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Sosyal bilimler alanında yer adlarının çok önemli bir yeri vardır. Çünkü toponomi araştırmaları geçmiş ile günümüz arasında önemli bir bağ kurar. Başka bir söyleyişle toponomi çalışmaları yaşanılan bölgenin kültürünü, coğrafi yapısını ve insanların yaşama biçimlerini anlamak için bize önemli ipuçları verir. Bu açıdan toponomi çalışmaları, çalışılan bölgenin geleceği hakkında da bir fikir sahibi olmamızı sağlar. İnceleme alanımız olan Viranşehir ilçesindeki köylerle ilgili yapılan toponomi çalışması ilçe coğrafi yapısını, tarihini ve bu bölgede yaşayan insanların yaşayış biçimlerini açıklama ve bu konuda bir bilgi kaynağı oluşturma amacı söz konusudur. Güneydoğu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Anadolu bölgesinde bulunan Viranşehir ilçesi Şanlıurfa ilinin 13 ilçesinden biridir. Kuzeyinde bölgedeki tek volkanik dağ olan Karacadağ bulunmaktadır. Viranşehir’in güneyinde ve güney batısında kalkerli araziler bulunmaktadır. Verimli ova topraklarının ve derelerin bulunması ilk çağlardan günümüze kadar medeniyetler birçok medeniyetin bu bölgede bulunmasını sağlamıştır. Buna ek olarak Viranşehir aynı zamanda medeniyetler arasına bir köprü vazifesi görmüştür.&lt;/span&gt; Bu çalışmada 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanun maddesinin &lt;em&gt;On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun &lt;/em&gt;değişikliğinden önceki köy yerleşmeleri dikkate alınmıştır. Bu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; çalışma sonucu elde edilen bilgiler ışığında &lt;/span&gt;Viranşehir ilçesinde bulunan 132 köy yerleşmesinden, 88’i adını beşerî ve ekonomik, 41’i ise adını fiziki unsurdan almıştır. Viranşehir’de 3 yerleşme isminin anlamı ve kaynağı tespit edilmemiştir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNoSpacing" style="margin-left: 0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Sosyal bilimler alanında yer adlarının çok önemli bir yeri vardır. Çünkü toponomi araştırmaları geçmiş ile günümüz arasında önemli bir bağ kurar. Başka bir söyleyişle toponomi çalışmaları yaşanılan bölgenin kültürünü, coğrafi yapısını ve insanların yaşama biçimlerini anlamak için bize önemli ipuçları verir. Bu açıdan toponomi çalışmaları, çalışılan bölgenin geleceği hakkında da bir fikir sahibi olmamızı sağlar. İnceleme alanımız olan Viranşehir ilçesindeki köylerle ilgili yapılan toponomi çalışması ilçe coğrafi yapısını, tarihini ve bu bölgede yaşayan insanların yaşayış biçimlerini açıklama ve bu konuda bir bilgi kaynağı oluşturma amacı söz konusudur. Güneydoğu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Anadolu bölgesinde bulunan Viranşehir ilçesi Şanlıurfa ilinin 13 ilçesinden biridir. Kuzeyinde bölgedeki tek volkanik dağ olan Karacadağ bulunmaktadır. Viranşehir’in güneyinde ve güney batısında kalkerli araziler bulunmaktadır. Verimli ova topraklarının ve derelerin bulunması ilk çağlardan günümüze kadar medeniyetler birçok medeniyetin bu bölgede bulunmasını sağlamıştır. Buna ek olarak Viranşehir aynı zamanda medeniyetler arasına bir köprü vazifesi görmüştür.&lt;/span&gt; Bu çalışmada 12.11.2012 tarihinde kabul edilen 6360 sayılı kanun maddesinin &lt;em&gt;On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun &lt;/em&gt;değişikliğinden önceki köy yerleşmeleri dikkate alınmıştır. Bu&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; çalışma sonucu elde edilen bilgiler ışığında &lt;/span&gt;Viranşehir ilçesinde bulunan 132 köy yerleşmesinden, 88’i adını beşerî ve ekonomik, 41’i ise adını fiziki unsurdan almıştır. Viranşehir’de 3 yerleşme isminin anlamı ve kaynağı tespit edilmemiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Yol Kullanıcılarının Otonom Araçlarla İlgili Düşünce ve Duygularının Karma Yöntem Yaklaşımıyla İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80461</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80461</guid>
      <author>Alev AKTAŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;“Otonom araçlar” terimi, ‘sürücüsüz araçlar’ veya ‘robotik araçlar’ ile birbirinin yerine de kullanılmaktadır. Bu araçların en temel özelliği, yollarda otonom olarak seyredebilme, çevrelerini bağımsız olarak algılayabilme ve çok az insan girdisine ihtiyaç duyma ya da hiç duymama kapasiteleridir.&lt;/span&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu çalışmanın amacı, hem nicel hem de nitel teknikler kullanarak Türk yol kullanıcılarının otonom araçlara yönelik düşünce ve duyguları hakkında fikir edinmektir. Çalışmaya 93 yol kullanıcısı katılmıştır. Araştırmaya başlamadan önce etik kurul onayı alınmıştır. Verileri toplamak için ikili ve açık uçlu sorulardan oluşan çevrimiçi bir anket kullanılmıştır. Toplanan veriler frekans tabloları ve yüzdeler kullanılarak özetlenmiş ve tematik analiz ve içerik analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Katılımcılardan toplanan verilerin nitel analizi, tematik ve içerik analizi gibi teknikler kullanılarak duygu ve düşüncelerinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesini içermiştir. Hem kamu hem de özel otonom araçlara ilişkin tematik analiz sonuçları dört ana temanın varlığına işaret etmektedir: perspektifler, faydalar, zararlar ve duygular. İçerik analizi sonuçları, katılımcıların otonom özel araçlara kıyasla otonom toplu taşıma araçlarına ilişkin daha olumlu görüşlere sahip olduğunu göstermiştir. Otonom araçlarla ilgili olarak katılımcılar arasında en yaygın duygusal tepkiler güven ve güvensizliktir. “Riskli” ve ‘bireylerin pasifleştirilmesi’ alt temalarının otonom araçlarla ilişkili potansiyel zararlara katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Trafik ortamındaki otonom araçların sayısı giderek artıyor. Bu araçların özellikle insan hatasından kaynaklanan trafik kazalarının azaltılmasında önemli katkılar sağlaması beklenmektedir. Ancak, trafik güvenliği üzerindeki potansiyel olumlu etkilerine rağmen, çeşitli sorunların ortaya çıkmasına da yol açabilecekleri düşünülmektedir. Mevcut çalışma, yol kullanıcılarının otonom araçlara ilişkin düşünce ve duygularının kapsamlı bir incelemesini sunmaktadır. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DCBL Per. 171 Envanterli Hamse-i Nizâmî’nin Tezhip Desenlerinin Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81161</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81161</guid>
      <author>Nihal ARACI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt;"&gt;Kitap sanatları alanında hazırlanan kıymetli çalışmalar, dönemin bezeme özelliklerinin okunabilmesi açısından son derece mühimdir. Tezhiplerini inceleyeceğimiz eser de bu bakımdan önemi hâizdir. Bu çalışmada, DCBL Per. 171 envanterli Hamse-i Nizâmî, tezhip sanatı bakımından değerlendirilecektir. Çalışmanın giriş kısmında nakkaşhâne geleneğinin ve çeşitli vesilelerle yer değiştiren sanatkârların kitap sanatlarına olan katkısına değinilmiştir. Takip eden bölümde ise &amp;ndash;eserin bu dönemde hazırlanmış olması sebebiyle- Türkmen Dönemi siyasî tarihi ve sanat hâmiliği kavramının dönemin hükümdarlarınca nasıl işlendiği özlü bir şekilde anlatılmıştır. Sonrasında eserin müellifi Nizâmî-i Gencevî ile konusuna dâir kısa bilgiler verilmiştir. Akabinde Türkmen Dönemi tezhip sanatı genel özellikleri itibariyle -sonrasında yapılacak olan tezhip değerlendirmesinin daha sağlam bir zemin üzerinde ortaya konulabilmesi için- ele alınmıştır. Daha sonra ise tezhipleri incelenecek eserin tanıtımı yapılmıştır. Tezhip değerlendirmeleri ise -verilen genel bilgiden sonra- eserde görülen sıraya göre aktarılmıştır. Mezkûr değerlendirme, görseller ve çizimlerin yan yan verilmesi sûretiyle, karşılaştırmalı bir okuma üzerinden gerçekleşmiştir. Çizimlerde her bir bezeme unsuru farklı bir renkle çizilmiştir. Böylece kompozisyon kurgusunun takibinin ve motif ayrıntısının daha iyi görülebilmesi amaçlanmıştır. Desen kurgusu, motif yapısı, kullanılan renkler ve formlar, işleme tekniği gibi hususlar açısından ayrıntılı bir şekilde incelenmeye çalışılan eserin tezhiplerinin dönemin bezeme özelliklerini ne denli yansıttığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Yapılan analiz neticesinde eserin dönemin tezyinî hususiyetlerini açık bir şekilde yansıttığı müşâhede edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mitolojinin Dijital Dönüşümü: Bilgi Teknolojileri ve Bulut Tabanlı Yazılım Sistemlerinde Mitolojik İsimlerin Kültürel Rolü ve Kökeni</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80553</guid>
      <author>Hazal ASLANYusuf Emrah İLİK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 13.0pt; font-family: 'Palatino Linotype',serif; mso-fareast-font-family: 'Palatino Linotype'; mso-bidi-font-family: 'Palatino Linotype';"&gt;Mitoloji ve kültür, toplumların dünya görüşlerini, inançlarını, değerlerini ve sosyal normlarını şekillendiren derin bir ilişkiye sahiptir. Mitoloji, toplumların kolektif bilincini, geçmiş deneyimlerini ve kültürel miraslarını sembolik hikâyeler ve figürler aracılığıyla ifade ederken kültür de bu anlatıları geliştirir, sürdürür ve gelecek nesillere aktarır. Makalede, mitolojik isimlerin modern teknolojide, özellikle de bilişim ve yazılım teknolojilerinde kullanım şekilleri tespit edilerek, mitolojik kaynağın nasıl sürdürülebilir hâle geldiği incelenmiştir. Söz konusu tespit ve değerlendirmeler yapılırken bilişim sistemlerinde yer alan adlandırmaların tamamı incelenmiş fakat çalışma içerisinde tasnif edilerek ortaya konmuştur. Mitolojik kahramanların ve tanrıların bilişim sistemlerinde kazandığı sembolik anlam, toplumsal değerlerin modern teknolojide nasıl yankılandığı ve bu isimlendirmelerin kültürel mirasın devamlılığını nasıl gösterdiği üzerine araştırma yapılarak veriler elde edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Benlik Ayrımlaşması, Duyguları İfade Etme ve İletişim Becerileri Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi: Turizm Fakültesi Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81780</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81780</guid>
      <author>Emre AYKAÇYunus DOĞAN </author>
      <description>Bu çalışma, Turizm Fakültesi öğrencilerinin benlik ayrımlaşması ve duyguları ifade etme düzeylerinin iletişim becerileri üzerindeki etkisini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, araştırma İskenderun Teknik Üniversitesi Turizm Fakültesinde öğrenim görmekte olan öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmiş olup, veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Örneklem, kolayda örnekleme yöntemiyle belirlenmiş ve toplamda 278 katılımcıdan veri elde edilmiştir. Toplanan veriler, uygun istatistiksel analiz programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz bulgularına göre, benlik ayrımlaşması ile duyguları ifade etme arasında pozitif yönlü ve güçlü ilişkilerin bulunduğu tespit edilmiştir. Çoklu regresyon analizi sonuçları ise, hem benlik ayrımlaşmasının hem de duyguları ifade etme düzeyinin iletişim becerileri üzerinde pozitif ve anlamlı etkiler yarattığını ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular, hem kuramsal hem de uygulamalı açıdan değerlendirilmiş; turizm eğitimi müfredatının geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuş ve gelecekte yapılacak çalışmalara ışık tutabilecek çeşitli araştırma yönleri tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kitle İletişiminde İmgelerin Gücü: Covid-19 Pandemisi Döneminde </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81429</guid>
      <author>Emel BİROLRuhcan AKİL </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Eğitim, sağlık, ekonomi ve hukuk gibi toplumu derinden etkileyen durumlarda koruma ve önlemlere eşlik eden imgelerin/imajların mesaj yönü kitle iletişiminde büyük rol oynamaktadır. İmgelerin kitle iletişimindeki etkinliği renk, tipografi, şekil ve bütünlük gibi tasarım unsurlarıyla doğru bağlamda üretilmesine bağlıdır. Kitle iletişiminde imgelerin önemini belirlemeyi amaçlayan çalışmada örnek olay yöntemi kullanılarak Türkiye'deki COVID-19 pandemisi seçilmiştir. Çalışmada, Türkiye'de kamusal alanlarda en yaygın kullanılan "Maske Tak, Sosyal Mesafe ve Temizlik" duyurularında yer alan imgeler tespit edilerek bir anket hazırlanmıştır. Çalışma için İstanbul Gedik Üniversitesi Etik Kurulundan 09.11.2022 tarih, E-56365223-050.01.04-2022.137548.13-387 sayısıyla gerekli izin alınmıştır. Hazırlanan anket ile imgelerin sosyo-demografik değişkenlere bağlı olarak renk, tipografi, şekil ve bütünlük gibi tasarım unsurları açısından bireyler üzerindeki görsel etkisi incelenmiştir. Kolayda örneklemenin kullanıldığı çalışmanın örneklemini İstanbul Anadolu yakasındaki üniversitelerde çalışan ve okuyan 627 birey oluşturmuştur. Üniversite çalışanlarının ve öğrencilerinin örneklem olarak seçilmesinin nedeni, üniversitelerin toplumun çeşitli kesimlerinden farklı bilinç düzeyine ve farklı sosyo-demografik özelliklere sahip bireyleri bir araya getiren ve araştırmacılar için ulaşılması kolay kurumlar olmasıdır. Betimsel ve ilişkisel tarama yöntemlerinin kullanıldığı çalışmanın analizleri SPSS yazılımında Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis testleri ile yapılmıştır. Çalışmada, "Maske Tak, Sosyal Mesafe ve Temizlik" duyurularında kullanılan imgelerin görsel etkisi ve dikkat çekiciliği ile katılımcıların cinsiyeti arasında anlamlı bir farklılık (p&lt;0,05) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmadan elde edilen analiz sonuçları, imgelerin kitle iletişimi üzerindeki etkisinin büyük ölçüde fark yaratan bir görsel iletişim tasarımı unsuru olduğunun önemini ortaya çıkarmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaçağ Irak’ında Mahallî Bir Hanedan: Mezyedîler - I (997-1086)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82105</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82105</guid>
      <author>Yusuf BUDAK</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Mezyedîler, Ali b. Mezyed’in Orta Irak’ta tarih sahnesine çıkmasıyla bu bölgede hüküm süren bir Arap hanedanıdır. Mezyedî hanedanı, Irak Büveyhîleri iktidarının zayıflamaya başladığı bir dönemde ortaya çıkmıştır. İlk olarak Büveyhî hükümdarı Muizzüddevle’nin veziri Ebû Muhammed el-Mühellebî, Ali b. Mezyed’e Sûrâ ve civarının himayesini vermiştir. Sonrasında Büveyhî hükümdarı Bahâüddevle, 387 (997) yılında Ali b. Mezyed’i Nîl, Fellûce ve Câmiayn’ı içine alan toprakların emîri olarak tanımıştır. İkinci Emîr Nûrüddevle Dübeys döneminde, Mezyedîlerin Irak’taki siyasî-askerî hadiselere de müdahil olmaya başladığı görülmektedir. Abbâsî halifesi el-Kâ’im Biemrillâh, Şiî Büveyhîlerin baskılarının arttığı dönemde özellikle Arslan el-Besâsîrî’nin kendisini baskıladığı bir zamanda, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’i Bağdâd’a davet etmiştir. Bu siyasî denklemde özellikle Dübeys şartlara göre hareket etmiştir. Nitekim Bağdâd’a gelen Tuğrul Bey, güç dengelerini bozmuştur. Tuğrul Bey’in Bağdâd’a hâkim olmasıyla halifeyi baskı altında tutan Arslan el-Besâsîrî buradan kaçmış ve sonrasında Dübeys ile ittifak kurmuştur. Bu dönemde Mezyedîler genel anlamda muktedir bir güç olmasalar da siyasî ittifaklarla ayakta kalmışlardır. Nitekim Emîr Dübeys, Arslan el-Besâsîrî ile ittifak yapmış olsa da zor durumda kalınca ittifakı bozmaktan çekinmemiştir. Dübeys, hem Selçuklulara hem de Abbâsîlere siyasî saiklerle yaklaşmış, ancak daha sonra ilk fırsatta onlara karşı isyan etmekten çekinmemiştir. Öyle ki pek çok kez Selçuklular ve Abbâsîlere karşı savaşmış ve mağlup olunca sultandan ve halifeden af dilemekten çekinmemiştir. Mezyedîler genel olarak gücü nispetinde hâkimiyet sahasını genişletmeye çalışan Şiî bir Arap emîrliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, merkezî Irak’ta hüküm süren Mezyedî hanedanının ortaya çıkışından 1086 yılına kadarki tarihi ele alınacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Suç Tanıklığında Bilişsel Görüşme ve Hipnoz</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80880</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80880</guid>
      <author>Melike CEYLAN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-right: -.1pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışmanın amacı, adli olaylarda tanıkların ve mağdurların olayları hatırlama düzeylerini artırmaya yönelik olarak kullanılan bilişsel görüşme ve adli hipnoz tekniklerinin teorik temellerini, uygulama süreçlerini ve doğruluk açısından farklılıklarını değerlendirmektir. Bu tekniklerin adli sistemde gerçeği aydınlatmada nasıl bir role sahip olduğu ve aralarındaki temel farkların belirlenmesi hedeflenmektedir. Çalışmada bilişsel görüşme ve adli hipnoz teknikleri incelenmiş, bu yöntemlerin adli olaylarda kullanımı üzerine literatürdeki teorik temeller ve pratik uygulamalar ele alınmıştır. Hipnozun tanıkların travmatik anıları hatırlama süreçlerindeki rolü, bilişsel görüşmenin sistematik yapısı ve bu tekniklerin sundukları avantajlar karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bulgular, bilişsel görüşmenin sistematik ve yapılandırılmış doğası sayesinde daha güvenilir bilgi elde etme olanağı sunduğunu, adli hipnozun ise daha kontrollü ve sınırlı bir şekilde uygulanması gerektiğini göstermektedir. Her iki teknik de adli olaylarda bilgi elde etmek için kullanılabilir olsa da, bilişsel görüşme yönteminin güvenilirlik açısından daha uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Hipnoz ise belirli sınırlamalar altında, özellikle travmatik olayların hatırlanmasında potansiyel fayda sağlamakla birlikte, hipnotik telkin riski nedeniyle daha dikkatli bir yaklaşım gerektirmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Duygusal Tipografi: Yazı Tiplerinin Semantik Potansiyeli ve Görsel İletişimde Yapay Zekâ (DALL·E) Yorumlaması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82281</guid>
      <author>Başak ÇAKMAK</author>
      <description>Geleneksel tipografi anlayışı, yazının temel işlevinin okunabilirlik olduğunu vurgular; düzgün harf dizimi, net kelimeler ve kolay anlaşılır cümleler esastır. Ancak bu çalışma, tipografinin yalnızca okunabilirliğin ötesinde duygusal ve psikolojik ifade gücüne sahip olduğunu göstermektedir. Yazı tipleri sadece metinsel bilgileri aktaran basit araçlar değildir; aynı zamanda farklı duyguları, kişilikleri ve kültürel kodları yansıtan sembolik unsurlardır. Arial gibi sade ve resmi karakterler kurumsal güveni simgelerken, Chalkboard gibi daha samimi yazı tipleri ise sıcak ve eğlenceli bir etki yaratabilir. Bu farklar basit estetik seçimlerin ötesinde, derin kültürel ve psikolojik dinamikleri de kapsar. Araştırmada, yazı tiplerinin bu duygusal ve ifade edici özellikleri semiyotik teoriler ve bilişsel psikoloji perspektifinden ele alınmıştır. Ayrıca, özgün harfleme çalışmaları aracılığıyla yazı tiplerinin duygusal etkileri görsel olarak ortaya konmuştur. Çalışmanın ilgili bir bölümünde, tipografik duygu ifadesini değerlendirmek amacıyla yapay zekâ sistemlerinden yararlanılmıştır. Özgün harfleme örnekleri, OpenAI tarafından geliştirilen DALL&amp;middot;E adlı görsel üretim ve analiz sistemine gösterilmiş; sistemin bu tipografik biçimlere verdiği duygusal tepkiler analiz edilmiştir. Böylece, yapay zekânın tipografik unsurlarla tetiklenen duyguları nasıl yorumladığı ve bunun insan algısıyla ne kadar örtüştüğü sorgulanmıştır. Yapılan analizler, yazı tiplerinin taşıdığı anlamların yalnızca insan gözüyle değil, teknolojik araçlar tarafından da algılanabileceğini ortaya koymaktadır. Bu inceleme, teknolojinin ve yapay zekânın görsel iletişimde giderek artan rolüne işaret etmektedir. Sonuç olarak tipografi, insan ve yapay zekâ etkileşimini de kapsayacak şekilde duygusal, kültürel ve psikolojik mesajların aktarılmasında stratejik bir iletişim aracı olarak değerlendirilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Türk Sanat Müziği Kapsamında Taksim Alanında Yapılan Lisansüstü Tezlerin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80149</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80149</guid>
      <author>Nurten ÇALHANMustafa USLU </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de Türk Sanat müziği kapsamında taksim alanında yapılan lisansüstü tez çalışmalarının, çeşitli değişkenler (üniversite, enstitü, tez türü, yıl ve konu) açısından incelenerek genel eğilimlerinin ortaya çıkarılmasıdır. Bu araştırma, tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir araştırmadır. Araştırmada, Türk Sanat müziği kapsamında taksim alanında yapılan lisansüstü tez çalışmaları (N: 67) incelenmiştir. Araştırmanın verileri belgesel tarama yöntemi ile elde edilmiştir. Bu bağlamda, Türkiye’de Türk Sanat müziği kapsamında taksim alanında yapılan lisansüstü tez çalışmaları, Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezinden, Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezinde açık erişimi bulunmayan tezler ise İTÜ Akademik Açık Arşivinden elde edilmiştir. Araştırmanın verileri, içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Türkiye’de Türk Sanat müziği kapsamında taksim alanında yapılan lisansüstü tez çalışmalarının üniversite, enstitü, tez türü, yıl ve konu açısından dağılımlarını belirlemek amacıyla frekans ve yüzde hesaplamaları yapılmıştır. Tez çalışmalarının konu açısından dağılımlarını belirlemek amacıyla araştırmacılar tarafından tezler incelenerek tez konularına yönelik kategoriler oluşturulmuş ve bu kategoriler doğrultusunda tezler incelenmiştir. Araştırma sonucunda, taksim alanında yapılan lisansüstü tez çalışmalarının, en çok sırasıyla Haliç Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Gazi Üniversitesinde yapıldığı, diğer enstitülere göre en çok Sosyal Bilimler Enstitüsünde ve diğer tez türlerine göre en çok yüksek lisans tez çalışmasının yapıldığı belirlenmiştir. Ayrıca, taksim alanında diğer yıllara göre en çok 2022 yılında ve konulara göre en çok Taksim İncelemesi-Biyografi konusunda lisansüstü tez çalışmasının yapıldığı tespit edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> Doris Salcedo ve Christian Boltanski’nin Yapıtlarında Toplumsal Bellek</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81874</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81874</guid>
      <author>Nuray ÇİÇEKSeniha ÜNAY SELÇUK </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; letter-spacing: -.05pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırma toplumsal belleğin sanat çalışmalarında nasıl bir ifade aracına dönüştüğü üzerinedir. Bu kapsamda bellek, bellekle ilişkili olarak hatırlama, unutma gibi kavramlar ile toplumsal belleğin ne olduğu üzerinde durulmuştur. Sanatçıların bu kavramları üretim pratiklerinde nasıl işlediklerine, görsel bir ifade olarak toplumsal belleği nasıl ortaya koyduklarına değinilmiştir. Araştırma sürecinde elde edilen çıkarımlara dayanarak Kolombiyalı sanatçı Doris Salcedo ve Fransız sanatçı Christian Boltanski’nin sanat yapıtlarına odaklanılmıştır. İki sanatçı da kişisel ve toplumsal tarihlerinden hareketle sanat yapıtlarını bir bellek aktarımı olarak ortaya koymaları dolayısıyla belirlenmiştir. Ele alınan çalışmalar, unutmaya karşı toplumsal belleği bir dirence dönüştürmeleri ile yorumlanmıştır. Bu bağlamda iki sanatçı üzerinden sanatın toplumsal belleği oluşturmasındaki rolü incelenirken sanat eserlerinin geçmişi nasıl kayıt altına aldığı ve izleyici üzerinde nasıl bir hatırlama pratiği geliştirdiği ortaya konmuştur. Belleğin yalnızca bireysel bir olgu olmadığı aynı zamanda tarihsel, toplumsal bağlamlarla şekillendiği; sanat yapıtlarının bu süreçte gündeme dair aktarım sağladığı ve arşivsel bir etki yarattığı sonucuna varılmıştır. Her iki sanatçı da kayıplar, travmalar üzerinde toplumsal bir dil kurarken Salcedo’nun araştırmaya dayalı, Boltanski’nin arşiv fikrine dayalı bir üretim dili ortaya koydukları görülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; letter-spacing: -.05pt; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bellek üzerine kuramsal çalışmalardan yararlanırken sanat yapıtlarında konuyla ilişkili olarak eser analizi yapılmıştır. Süreli, basılı, elektronik kaynaklar ile sanatçı söyleşileri, katalogları, web siteleri incelenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Endüstri 4.0 Kapsamında Dijital Gazete İşletmelerinin Sürdürülebilir Rekabet Stratejileri </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80318</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80318</guid>
      <author>Esma Ahsen DEMİRCİOĞLUSinem ONAR </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Günümüzde teknolojinin her geçen gün yenilendiği, güncellendiği ve giderek geliştiği konusu alanyazında sıklıkla dile getirilmektedir. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak dijitalleşme, hayatın her alanını etkilemektedir. Sanayi Devrimlerinden bu yana gelişen teknolojiler eğitimde, sağlıkta, ulaşımda, sanayide ve daha birçok alanda etkili olarak ekonomik süreçleri etkilediği gibi aynı zamanda toplum yapısını da dönüştürerek değiştirmiştir. Tarihsel bağlamda irdelendiğinde kamunun haber alma ihtiyacına yönelik hizmet veren basın işletmeleri de diğer işletmelerde olduğu gibi Sanayi Devrimlerinden, ekonomik ve yenilenen dijital süreçlerden direkt olarak etkilenmiş ve sürekli olarak etkilenmeye de devam etmektedir. Geleneksel gazete işletmelerine kıyasla dijital gazete işletmeleri, internetin ve web teknolojilerinin sağladığı olanaklar bağlamında teknolojik araçlara uyum sağlamanın, izleyici/okuyucu/dinleyici noktasında geniş kitlelere ulaşmanın yollarını ararken aynı zamanda rekabetin arttığı piyasada kalıcı olmanın yollarını aramaktadır. Bu noktadan hareketle, teknolojiyi kullanma pratikleri, teknoloji odaklı iş stratejileri belirleme konusu, artan rekabet ortamında diğer dijital gazete işletmelerine karşı belirlenen stratejilerde ön plana çıkan unsurlar haline gelmiştir. Dijital gazete işletmeleri iç organizasyonlarında, fark yaratma, kemik kitle yaratma ve gelir modeli oluşturma gibi çeşitli konuları önceleyerek artan ve çeşitlenen rekabete karşı önlemler almaya çalışmaktadır. Bu noktadan hareketle, Endüstri 4.0 olgusu teknolojinin üretimle entegre edilmesini ve akıllı teknolojilerin üretim sürecine dahil edilerek verimin artırılmasını ifade etmektedir. Bu olgu, bilgi teknolojilerinin gelişimine de aracılık ederken aynı zamanda basın işletmelerini de yakından etkilemektedir. Bu çalışmada, Endüstri 4.0’ın dijital gazete işletmelerinde sürdürülebilir rekabet üstülüğü bağlamında belirledikleri stratejilerin teknoloji odaklı olup olmadığı, teknolojiyi kullanma pratiklerinin belirledikleri rekabet stratejilerinde öncelenip öncelenmediği, Endüstri 4.0 olgusuna bağlı olarak gelişen yeni gazetecilik pratiklerine uyum sağlayıp sağlamadıkları, geleneksel gazetecilik faaliyetlerine kıyasla dijital gazetecilik faaliyetlerindeki değişime bakış açıları, dijital gazetecilik faaliyetlerinde meydana gelen değişimler ve bu değişimlerin rekabet etme pratiklerine olan etkisi gibi çeşitli konular üzerine odaklanılmıştır. Bu çalışma&amp;hellip;&amp;hellip;..&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;başlıklı yüksek lisans tezinden üretilmiştir. Ayrıca çalışma için&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;09/13 etik kurulu 28.09.2022 tarihli 1622 sayılı kararına göre etik kurul izni alınmıştır. Bu kapsamda çalışma, amaçlı örnekleme yöntemine uygun olarak İzmir’de bulunan ve Basın İlan Kurumu’na tâbi olan hem geleneksel hem de dijital olarak aktif yayın yapan 18 yerel dijital gazete işletmesi ile veri toplama araçlarından yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşme tekniği kullanılarak yapılmıştır. Görüşmeden elde edilen bulgular içerik analizi yöntemiyle yorumlanmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Balçıklıdere Havzası'nın Jeomorfolojik Evrimi (Uşak) : Fiziki Coğrafya İlkelerine Dayalı Morfometrik ve Yapısal Bir Analiz</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81634</guid>
      <author>Sevgi DÖNMEZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Balçıklıdere, Ege Bölgesi İç Batı Anadolu Bölümü'nde bulunmakta, Uşak ilinin Eşme ilçesinin güneybatısında yer alan Ahmetler Dağı çevresinden kaynaklanmakta; güneye yönünde akarak Kocadere ile birleşerek, Büyük Menderes Nehri üzerinde inşa edilmiş olan Adıgüzel Barajı’na ulaşmaktadır. Balçıklıdere Havzası’nın jeomorfolojik evriminin temelini, Hersiniyen orojeneziyle ilişkili Antehersiniyen masifi oluşturmaktadır. Bu masife ait billurlu şistler ve mikaşistler, Balçıklıdere Vadisi ile Ahmetler köyü arasında oldukça geniş bir alana yayılmaktadır. Ahmetler Masifi olarak adlandırılan ve antiklinal yapıya sahip bu eski jeolojik birim, Miyosen dönemine ait göl kalkerleri, marn ve greler ile örtülüdür. Söz konusu tortul birimler, bazı alanlarda metamorfik şistler ve bunlara eşlik eden konglomera ile breşlerle birlikte görülmektedir. Kristalen şistlerin üzerini örten Anteneojen yüzey ise lavlar ve volkanik breşlerle kaplıdır. Bu volkanik birimler, killi ve kalkerli flüviyal çökellerle birlikte, vertebre fosilleri bakımından zengin tabakalar oluşturur. En üstte ise konglomera, gre ve kumtaşlarından oluşan Pliyosen yaşlı flüvyal birimler bulunmaktadır. Ahmetler Masifi'nin güneyinden geçen Balçıklıdere Vadisi’nin batı yamacında yüzeylenen traki-andezit birimleri, bölgedeki volkanik faaliyetin kanıtlarını sunmaktadır. Miyosen göl tortulları ve daha üstteki Pliyosen ve Ponsiyen formasyonlarının aşınması sonucunda açığa çıkmış olan lavlar, havza içerisinde konik tepelerin oluşumuna neden olmuştur. Günümüzde Ahmetler köyü, bu volkan konileri arasında yer almaktadır. Konik görünümlü bu yapılar; Ballık Dağı, Günöğren Dağı, Macar Dağı, Bey Dağı, Kurt Dağı, Kabaağaç Dağı ve Yassıdağ olarak adlandırılmaktadır. Havzanın jeomorfolojik evrimi, Hersiniyen orojenezinin etkisiyle başlamış; Tersiyer volkanizması ve devamında Neojen aşınım süreçleri ile şekillenmiştir. Bölgedeki faylı yapı nedeniyle flüvyal süreçler özellikle son dönemlerde daha aktif hâle gelmiş; Banaz Çayı, Gediz Çayı ve Büyük Menderes’in kolları aracılığıyla Ahmetler Masifi üzerinde belirgin bir aşındırma etkisi meydana gelmiştir. Bu süreçler sonucunda bölge günümüzdeki morfolojik görünümünü kazanmıştır. Balçıklıdere Havzası, aynı zamanda paleocoğrafik açıdan da dikkat çekici bir özellik taşımaktadır. Havza içerisinde yer alan ve literatürde “Eşme Vertebre Fosil Yatağı” olarak tanımlanan alanda, özellikle Kemiklitepe çevresinde yoğunlaşmış Miyosen dönemine ait zengin vertebre fosil toplulukları bulunmaktadır. Bu fosiller arasında &lt;em&gt;Mastodon pentelici&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Paleotragus&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Giraffa&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Hipparion gracile&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Hipparion minus&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;Ictitherium robustum&lt;/em&gt;, ve &lt;em&gt;Autruche&lt;/em&gt; gibi türler yer almakta, bölgenin biyolojik çeşitliliğine ve geçmiş ekosistemlerine dair önemli bilgiler sunmaktadır. Günümüzde de Balçıklıdere Havzası, kendine özgü ekosistemi ile önemli ve zengin bir biyoçeşitlilik alanı durumundadır. Bu çalışmada, Balçıklıdere Havzası’nın jeomorfolojik özelliklerini ve evrimini ortaya koymak amacıyla çeşitli morfometrik analiz yöntemleri uygulanmıştır. 1/25.000 ölçekli topoğrafik haritalar sayısallaştırılması ile sayısal yükseklik modeli oluşturulmuş; bakı, eğim, hipsografik eğriler, yükselti frekansı analizleri ve profil analizleri gerçekleştirilmiştir. Arazi gözlemleri ile elde edilen sonuçların sayısal analizlerin karşılaştırılması yapılarak, sonuçlar fotoğraflarla desteklenmiştir. Elde edilen bulgular, sayısal morfometrik verilerin arazi ile uyumunu ortaya koymakta ve havzanın jeomorfolojik evrimine dair daha kapsamlı değerlendirmeler yapılmasına olanak sağlamaktadır. Ayrıca, bir sit alanı niteliği taşıyan ve fosil varlığı ile paleocoğrafik açıdan büyük önem arz eden Eşme Vertebre Fosil Yatağı'nın korunması da çalışmanın dikkat çektiği temel hususlardan biridir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gayrimüslim Hattatlar ve Hat Sanatına Yaklaşımları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81054</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81054</guid>
      <author>Sumeyra DURSUN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%;"&gt;Hat sanatı kaynaklarında yazı sanatıyla uğraşan kişilerin İslam dini üzere olması ibaresi bulunmakta fakat hat sanatı müslümanlar dışındaki topluluğa da intikal etmiştir. Hazret-i Ali’ye (ra) izafe edilen “Güzel yazı hocanın öğretişinde gizlidir. Kıvamı çok yazmakla, devamı İslâm dinini yaşamakla olur”&amp;nbsp; ifadesi çeşitli meşk mecmualarında yer almıştır. Osmanlı da bir gelenek haline gelen hat eğitiminin İslam düşüncesindeki çıkış noktası olan bu söz Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Mahmud Celaleddin, Hasan Rıza gibi hattatların hazırladıkları meşk mecmualarında yer almaktadır.&amp;nbsp;&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Islahat fermanıyla başlayan millet olma sistemi ve eşit vatandaşlık haklarının tanınmasıyla hem günlük yaşam hem okullaşma ile&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;devlet dairelerinde çalışma sistemi değişmeye başlamıştır. Islahat Fermanından itibaren&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;müslim-gayrimüslim şeklinde bir ayrımın yapılmadığı, başarılı olan herkese bu sanatın öğretildiği görülmektedir. &lt;/span&gt;Günümüz hattatları da aynı anlayışla müslim-gayrimüslim ayrımı yapmamış bu sanatı öğrenmek isteyen herkesi kabul etmişlerdir. Çeşitli sanat ve zanaat dallarında eserler üretmiş gayrimüslim pek çok musıkişinas, kuyumcu, ressam, kalemkâr ve fotoğrafçı bulunmaktadır. Matbuat faaliyetlerinde öne çıkan pek çok gayrimüslim yayıncı bulunmaktadır. Osmanlı padişahlarının övgülerini almış çeşitli ödüllerle taltifte bulunmuşlardır&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;. Bu çalışmanın amacı, aynı eğitim öğretim kurumlarında eğitim görmenin sonucu olarak hat sanatı ve bunun etrafında gelişen kitap sanatları faaliyetlerini araştırmaktır. Makalede &lt;/span&gt;gazete, kitap, mezar taşı ve arşiv belgelerinin yanı sıra yazılı kaynaklardan elde edilen veriler kaynak olarak kullanılmıştır.&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 150%;"&gt;Hat sanatı kaynaklarında yazı sanatıyla uğraşan kişilerin İslam dini üzere olması ibaresi bulunmakta fakat hat sanatı müslümanlar dışındaki topluluğa da intikal etmiştir. Hazret-i Ali’ye (ra) izafe edilen “Güzel yazı hocanın öğretişinde gizlidir. Kıvamı çok yazmakla, devamı İslâm dinini yaşamakla olur”&amp;nbsp; ifadesi çeşitli meşk mecmualarında yer almıştır. Osmanlı da bir gelenek haline gelen hat eğitiminin İslam düşüncesindeki çıkış noktası olan bu söz Kazasker Mustafa İzzet Efendi, Mahmud Celaleddin, Hasan Rıza gibi hattatların hazırladıkları meşk mecmualarında yer almaktadır.&amp;nbsp;&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Islahat fermanıyla başlayan millet olma sistemi ve eşit vatandaşlık haklarının tanınmasıyla hem günlük yaşam hem okullaşma ile&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;devlet dairelerinde çalışma sistemi değişmeye başlamıştır. Islahat Fermanından itibaren&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;müslim-gayrimüslim şeklinde bir ayrımın yapılmadığı, başarılı olan herkese bu sanatın öğretildiği görülmektedir. &lt;/span&gt;Günümüz hattatları da aynı anlayışla müslim-gayrimüslim ayrımı yapmamış bu sanatı öğrenmek isteyen herkesi kabul etmişlerdir. Çeşitli sanat ve zanaat dallarında eserler üretmiş gayrimüslim pek çok musıkişinas, kuyumcu, ressam, kalemkâr ve fotoğrafçı bulunmaktadır. Matbuat faaliyetlerinde öne çıkan pek çok gayrimüslim yayıncı bulunmaktadır. Osmanlı padişahlarının övgülerini almış çeşitli ödüllerle taltifte bulunmuşlardır&lt;span style="color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;. Bu çalışmanın amacı, aynı eğitim öğretim kurumlarında eğitim görmenin sonucu olarak hat sanatı ve bunun etrafında gelişen kitap sanatları faaliyetlerini araştırmaktır. Makalede &lt;/span&gt;gazete, kitap, mezar taşı ve arşiv belgelerinin yanı sıra yazılı kaynaklardan elde edilen veriler kaynak olarak kullanılmıştır.&lt;span style="color: red;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Türlerini Yeniden Düşünmek: Müzik Endüstrisinde Türlerin Bir Pazarlama Stratejisi Olarak Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82546</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82546</guid>
      <author>Burak EKER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Müzik endüstrisinin tarihsel gelişimi içinde kayıt teknolojilerinin ortaya çıkışı bir dönüm noktası olarak kabul edilmektedir. Bu gelişme, müziğin duyumsal biçiminden fiziksel bir ürüne dönüştürülmesini, böylece yaygınlaştırılmasını ve daha sonra ticari bir meta olarak pazarlanmasını mümkün kılmıştır. Artan çeşitlilik ve müzik endüstrisinin hızla ticarileşmesiyle birlikte müziği karakterize eden isimler, müzik türleri olarak bir tür pazarlama aracına dönüşmüştür. Müzik pazarlama stratejileri içerisinde müzik türleri, alıcısını işaret eden sosyolojik bir belirteç olarak müzik endüstrisinin önemli bir aracı olarak işlev görmeye başlamıştır. Günümüzde müziği tanımlamada kullanılan müzik türlerinin ve bu türlere bağlı olarak gelişen pazar payı değerlendirmelerinin, müzik türlerinin oluşumuna da zemin hazırladığı görülmüştür. Yapılan bu çalışmada, müzik endüstrisinin en temel olgularından birisi haline gelen müziğin pazarlama amacıyla belirli niteliklere göre türlere ayrılması sürecinin evriminin incelenmesi amaçlanmıştır. Yapılan çalışmalarda müzik türleri, MIR çalışmalarında otomatik tanıma, sınıflandırma ve öneri sistemlerinin geliştirilmesinde, sosyolojik çalışmalarda ise; kültürel kimlik oluşumu, topluluk oluşumu ve tüketim pratikleri gibi konularda temel bir araştırma konusudur. Konunun endüstriyel boyutuyla ele alınmamış olması çalışmayı bu manada değerli kılmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yapılarak hazırlanan bu çalışmada konuyla ilgili literatür incelenmiş ve ilgili materyalin incelenmesi sonucunda müzik endüstrisi pratikleri üzerinden durum değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonucunda müzik türlerinin, süreç içinde müziğin dinleyici tarafından alımlanmasında bir işaretçi işleviyle endüstrinin en önemli elemanlarından biri olarak konumunu koruduğu ve pekiştirdiği görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spor Bilimleri Alanında Merkezi Sınav Sistemi Reformu: Öğrencilerin 2024 ÖZYES Deneyimlerine İlişkin Nitel Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82286</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82286</guid>
      <author>Sabiha Gizem ENGİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu araştırmada, Türkiye’de Spor Bilimleri Fakülteleri (SBF) ve Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulları’na (BESYO) öğrenci alımında uzun yıllar boyunca uygulanan özel yetenek sınavlarının tarihsel gelişimi, mevcut uygulamalar ve 2024-2025 eğitim-öğretim yılında yürürlüğe giren merkezi Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) sistemi ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmada, üniversitelerin kendi bünyelerinde düzenlediği özel yetenek sınavlarının, içerik ve değerlendirme açısından büyük farklılıklar gösterdiği, özgeçmiş puanlamasında subjektifliğin yaygın olduğu ve sınavların farklı illerde yapılmasının adaylar üzerinde ciddi ekonomik, psikolojik ve sosyal yükler oluşturduğu ortaya konmuştur. Bu durum, adaylar arasında fırsat eşitsizliği ve adalet algısında bozulmaya yol açarken, sınav süreçlerinde şeffaflık ve nesnellikten uzaklaşılmasına neden olmuştur. Ayrıca, adayların birden fazla üniversitenin sınavına katılabilmek için farklı illere seyahat etmek zorunda kalması, ulaşım ve konaklama maliyetlerini artırmış, özellikle sosyoekonomik açıdan dezavantajlı adayların sürece katılımını sınırlandırmıştır. 2024-2025 eğitim-öğretim yılı itibarıyla uygulamaya konulan merkezi Özel Yetenek Sınavı (ÖZYES) ile sınav içeriklerinin ve değerlendirme ölçütlerinin standartlaştırılması, adayların kendi illerinde sınava girmelerine olanak tanınması ve özgeçmiş puanlamasında daha objektif, ölçülebilir kriterlerin benimsenmesi sağlanmıştır. Araştırmanın bulguları, merkezi sınav uygulamasının adaylar arasında daha adil ve erişilebilir bir sınav ortamı oluşturduğunu, ekonomik ve psikososyal engelleri önemli ölçüde azalttığını ve öğrenci seçme sürecinde sürdürülebilir, kapsayıcı bir model sunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, merkezi ÖZYES sistemi, spor bilimleri alanında öğrenci seçme süreçlerinde fırsat eşitliği, şeffaflık ve nesnellik ilkelerini güçlendiren önemli bir reform olarak değerlendirilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi Yapılarda Yeni İşlevin Mimari Yeterlilikler ve Kullanıcı Memnuniyeti Üzerinden Değerlendirilmesi: Kars Muradiye Hamamı Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80651</guid>
      <author>Emine Nur ARTUK GÜNEŞ Emine Saka AKIN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Son yıllarda işlevini kaybederek terk edilen tarihi yapılara günün ihtiyaçlarına yönelik yeni işlevler verilmesi yaygın bir koruma tekniği olarak kullanılmaktadır. Bu teknik, tarihi yapı stoklarının korunmasına olanak sağlarken tarihi yapıların bulunduğu çevrelerin de mekânsal kimliklerinin sürdürülebilmesine katkı verir. Ancak verilen yeni işlevlerin, tarihi yapıların ruhunu yansıtabilmesi, mekânsal-yapısal yeterlilikleri sağlaması, fiziksel konfor koşullarına cevap verebilmesi, tarihi yapıların bulunduğu kentlerin/kullanıcılarının ihtiyaçlarını karşılayabilmesi önem taşımaktadır. Tarihi yapılara verilen yeni işlevlerin, yapı ve kent ölçeğinde mimari analizler ve kullanıcı memnuniyetine dayalı tartışılması amaçlanan bu çalışma, Kars tarihi kent merkezinde yer alan Muradiye Hamamı örneğinde ele alınmıştır. Bu amaca yönelik yapı ve yeni işlev kavramı ile ilgili bilgiler literatürden elde edilmiş ve iki aşamalı bir alan çalışmasına geçilmiştir. İlk aşamada, Kars yemek kültürüne yönelik müze ve restoran işlevi ile restorasyon projesi yapılan ancak günümüzde kafe ve restoran olarak kullanılan hamamın mimari özellikleri, yapısal-mekânsal yeterlilikleri, iç mekân kalitesi, kentin kimliği ve ihtiyaçlarının yeni işlevle uygunluğu analiz edilmiştir. İkinci aşamada ise Kars kent merkezinde ikamet eden 311 kişi ile yapı ve kent ölçeğinde yeni işlevin kullanıcı memnuniyeti üzerinden ölçüldüğü bir anket çalışması yapılmıştır.&lt;a style="mso-footnote-id: ftn1;" title="" href="#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;&lt;span style="mso-special-character: footnote;"&gt;&lt;!-- [if !supportFootnotes]--&gt;[1]&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Yapılan mimari analiz ve anket sonuçlarına göre Muradiye Hamamı’na verilen yeni işlevin büyük oranda mimari bütünlüğüne uyum sağladığı, kent kimliğinin korunduğu, sosyo-kültürel ve ekonomik katkı verdiği ve kentin ihtiyacı olan sosyo-kültürel mekanlardan biri haline geldiği tespit edilmiştir. Ayrıca, orijinal işlevinde kamuya sosyal anlamda hizmet veren yapının tekrar kamuya sosyal amaçla hizmet vermesi bölgede nüfus değişimine de yol açmamıştır. Ancak, Muradiye Hamamı’nın orijinal işlevinin günümüzde hala geçerliliğini korumasına karşın farklı bir işlev kararının nasıl verildiği de tartışmalı bir konu olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bir şekilde âtıl kalmış Muradiye Hamamı’na tesadüfi olarak verilen yeni işlev uygun görülmüş olmakla beraber tarihi yapıların kullanılmasına yönelik verilecek yeni işlev kararlarının restorasyon öncesi yapı ve kent ölçeğinde mimari ve kullanıcı memnuniyetine dayalı yapılması tarihi yapıları ve bulundukları kent kimliğinin sürdürülebilir bir koruma anlayışı ile geleceğe aktarılmasına katkı sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;div style="mso-element: footnote-list;"&gt;&lt;!-- [if !supportFootnotes]--&gt;&lt;br clear="all"&gt;&lt;hr align="left" size="1" width="33%"&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&#13;
&lt;div id="ftn1" style="mso-element: footnote;"&gt;&#13;
&lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;a style="mso-footnote-id: ftn1;" title="" href="#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;&lt;span style="mso-special-character: footnote;"&gt;&lt;!-- [if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Etik kurul onayı alınmıştır.&#13;
&lt;/div&gt;&#13;
&lt;/div&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yukarı Afrin Çayı Havzası’nın Morfometrik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80984</guid>
      <author>Mustafa Sait HAFIZOĞLUÖznur YAZICI </author>
      <description>Bu araştırmada, Türkiye-Suriye sınırından geçen ve Asi Nehri’nin bir kolunu oluşturan Afrin Çayı’nın Yukarı Havzası’ndaki hidrografik özelliklerin ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaçla, nicel ve nitel yöntemlerin bir arada olduğu karma desene başvurulmuştur. Haritaların hazırlanmasında ve morfometrik analizlere yönelik indislerin hesaplamalarında Coğrafi Bilgi Sistemleri ArcGIS yazılımı kullanılmıştır. Mesozoik döneminden beri farklı jeolojik süreçlere maruz kalan çalışma sahası, Miyosen’de Arabistan Levhası ile Anadolu Levhası’nın çarpışması sonucu tektonik olaylarla şekillenmeye devam etmiş; yer yer yükselmelere uğrayan sahada kurulan Afrin Çayı ve kolları, araziyi parçalayarak engebeli bir hale getirmiştir. Toplam 9 alt havzaya ayrılan Yukarı Afrin Çayı Havzası’na uygulanan morfometrik analizler için 5 çizgisel, 7 alansal ve 4 yüzeysel parametre olmak üzere toplam 16 indis değeri hesaplanmıştır. Bölgenin doğal özellikleri ve morfometrik analiz sonuçları birlikte değerlendirildiğinde; havzada jeomorfolojik gelişim safhasının olgunluk aşamasına geçtiğini, ardından son tektonik rejim değişikliğini gösteren neotektonik hareketlerle gençleştiği anlaşılmaktadır. Afrin Çayı ve kollarının aşındırma, taşıma ve biriktirme etkileri havza genelinde yaygın şekilde devam etmekte, dikçe yamaçlarda kütle hareketleri görülmekte, sızmanın zayıf olması nedeniyle akarsu sıklığı yüksek oranlara erişmektedir. Araştırmanın bulgularına göre; Yukarı Afrin Çayı Havzası’nın daha aşağı kesimlerde taşkın potansiyelinin nispeten yüksek olduğu söylenebilir. Böylece, CBS’den yararlanılarak havzaların morfometrik karakteristiklerinin daha hızlı ve kapsamlı olarak ortaya konulabileceği belirlenmiştir. Bu bağlamda, havza genelinde sel ve taşkın başta olmak üzere afet risklerini azaltmaya, su yönetimi üzerine insan merkezli bütünleşik havza plânları tasarlamaya odaklanılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1927 Tarım Sayımında Niğde: Dokuzuncu Bölge İle Karşılaştırmalı Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81032</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81032</guid>
      <author>Nesrin HANGÜL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Millî Mücadele Döneminin başarıyla sonuçlanmasının ardından sıra yeni kurulmuş olan Türk devletinin ekonomi başta olmak üzere birçok alanda kalkındırılmasına gelmişti. Bunun için öncelikle Osmanlı Devleti’nden devralınan ekonomik mirasın ortaya çıkarılması gerekiyordu. Bu işin doğru bir şekilde yapılabilmesi için 1926’da İstatistik Umum Müdürlüğü kurulmuştur. Yapılan resmi hazırlıkların ardından önce 1927 nüfus sayımı sonrasında aynı yıl içinde tarım sayımı yapılmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında yapılan tarım sayımı, yeni kurulan ülkenin ekonomik yapısının anlaşılması ve hangi alanlarda yatırım yapılması gerektiği noktasında büyük öneme sahiptir. Tarım sayımı sonuçlarına göre ekonomik durum tespiti yapılarak tarım politikaları oluşturulmuştur. Tarım sayımında elde edilen bilgilerin güvenilir olması amacıyla ülke, coğrafi yakınlığa göre dokuz bölgeye ayrılmıştır. Böylece sayım sonuçlarında bölgelerin ekonomik farklılıkları ve ihtiyaçları da belirlenmiştir. Bu ihtiyaçları gidermek amacıyla bölgesel kalkınma stratejileri geliştirilmiştir. Çalışmada Afyonkarahisar, Aksaray, Konya, Kayseri ve Niğde vilayetlerini içine alan dokuzuncu bölgenin tarımsal durumu araştırılmıştır. Amaç, tarım sayımı sonuçları ışığında Cumhuriyetin ilk yıllarında Niğde ve dokuzuncu bölgenin ekonomik yapısını, gelişmişliğini ve ülke ekonomisine olan katkısını ortaya çıkarmaktır. Bu bağlamda dokuzuncu bölge vilayetlerinin çiftçi nüfusu, çiftçi ailesi, ekili arazi, üretilen tarım ürünlerinin cinsi, miktarı ve değeri, tarım alet ve makineleri, yetiştirilen hayvan sayıları ve türleri 1927 tarım sayımı sonuçlarına göre incelenmiştir. Çalışmada Niğde’nin kısa tarihçesine yer verilmiştir. Ayrıca 1927 tarım sayımının esaslarına, bölgelerarası sonuçlarına ve dokuzuncu bölgeyle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Çalışma hazırlanırken konusu itibariyle TÜİK verileri temel alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanı sıra ilgili telif eserlere de başvurulmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapısal Engellerden Kültürel Değişime: Cam Tavanı Aşan Kadın Girişimciler Üzerine Bir Değerlendirme </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81807</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81807</guid>
      <author>Nihan KALKANDELER ÖZDİN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Öz: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışma, kadın girişimcilerin iş yaşamında karşılaştıkları yapısal ve kültürel engelleri anlamak amacıyla yürütülmüştür. Araştırmada, kadın girişimcilerin cam tavan olgusunu nasıl deneyimledikleri, engellerle nasıl başa çıktıkları ve toplumsal cinsiyet normlarının girişimcilik sürecine etkileri incelenmiştir. Nitel araştırma desenine sahip çalışma, hermeneutik fenomenolojik yaklaşım temelinde tasarlanmış; farklı şehirlerden 25 aktif kadın girişimci ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler, tematik analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Bulgular, kadınların yalnızca yapısal engellerle değil, aynı zamanda kültürel normlar, görünmeyen emek yükü ve cinsiyete dayalı iş bölümüyle karşı karşıya kaldıklarını ortaya koymuştur. Bulgulara göre gayri resmi kültürel kodlar ve cinsiyete dayalı beklentiler, kadınların iş ortamlarında görünürlüğünü, liderliğini ve özerkliğini önemli ölçüde engellemektedir. Toplumsal cinsiyet rollerinin girişimcilik alanında yeniden üretimini öne çıkaran bulgular bağlamında bakıldığında; katılımcılar, erkek egemen iş yapılarının sürdürülmesinden, eşitlik söylemlerinin sembolik düzeyde kalmasından ve toplumsal destek eksikliğinden sıklıkla söz etmiştir. Kadınların özgün ve subjektif yaşam pratikleri ve girişimcilik deneyimleri analiz edilirken aynı soruna yönelik farklı algı ve tepkiler geliştirdikleri tespit edilmiştir. Kadın girişimciliğinin sürdürülebilir biçimde desteklenmesi için kurumsal mentorluk programları ve hedefe yönelik politika düzenlemelerinin büyük önem taşıdığı anlaşılmıştır. Çalışma, cam tavanın yalnızca kurumsal bir sınır değil, aynı zamanda kültürel olarak yeniden üretilen bir eşitsizlik formu olduğunu göstermekte, geleneksel cinsiyet hiyerarşileri karşısında kadın girişimcilerin desteklenmesi için çok düzeyli yapısal ve kültürel dönüşümlere ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;pre style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/pre&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Su Ürünlerinin Sanat Ve Tasarıma Yansımalarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81151</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81151</guid>
      <author>Mitat KANDEMİR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 21.3pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Su dünyada bulunan bütün canlılar için bir yaşam kaynağı olduğu bilinmektedir. Canlıların yaşamlarını sağlıklı olarak sürdürebilmelerinin en temel maddesi su’dur. Dünyanın 4/3’ü sular ile kaplı haldedir. Yerkürede üzerinde bulunan suların büyük bir kısmı okyanuslarda bulunmaktadır. Bu suların sadece %2,5 oranındaki kısmını tatlı sulardan oluşmaktadır. Yeryüzünde bulunan bütün canlılar bu sulardan faydalanmaktadırlar. Dünya geneline bakıldığında gelişmiş toplumların bir kısmı ve bazı ticaret yollarının suyun olduğu yerlerde kurulduğu görülür. Yaşam için son derece büyük öneme sahip olan bu maddenin yeryüzüne kattığı önemli bir değer vardır. Bunlar; başta temizlik, beslenme gibi unsurlar bunların en başında gelmektedir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 21.3pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Sular bazı canlılar için yaşamın merkezi olurken, bazı canlılarında beslendiği alan olmaktadır. Suların ev sahipliği yaptığı bu canlılara su ürünleri denilmektedir. İncelendiğinde su ürünlerinin doğaya sağladıkları faydalarının oldukça fazla olduğu görülür. Bunun yanında insanlara ve diğer canlılara beslenme olanağı da sunmaktadırlar. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 21.3pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;İnsanlar yaşamlarını kolaylaştıran etrafında gördükleri her türlü canlıyı çizerek, çizim formlarını farklı zamanlarda ve yaşadıkları mekanlarda kullanmışlardır. Toplumların sanat tarihlerine bakıldığında suda yaşayan canlıların izlerine rastlanmak mümkündür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bunlara çoğunlukla edebiyat alanında ve sanat alanında rastlanmaktadır. İnsanlar yaşadıkları çevreyi güzelleştirmek için dekoratif ürünler, giysiler, objeler, modeller kullanmışlardır. Bunlar farklı sanat dalları ile de tanımlanabilmektedir. Su ürünleri bu sanatların içinde çokça görmek mümkün olmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 21.3pt; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12.0pt; line-height: 150%; font-family: 'Times New Roman',serif; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Su ürünlerinden esinlenerek ortaya çıkan, mimari ve el sanatları bünyesinde ki eserler gelişim göstererek seramik, ağaç, taş, tekstil, cam, metal, kitap süsleme sanatları vs. olmak üzere zengin bir profil sergilemektedirler. Bu ürünler çeşitli sanat dallarında kullanılarak süsleme ve tasarım üslubuna katkı sağlamışlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Mutfağına Ait Gastronomik Unsurların ve Sofra Kültürünün TV Dizilerinde Temsili: “Aile” Dizisi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80353</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80353</guid>
      <author>Berre Zeynep UÇAN KAYAALPTuba ALDEMİR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal"&gt;Yemek teması ve gastronomik unsurlar uzun zamandır Türk TV dizilerinde bir anlatı aracı olarak kullanılmış, izleyicilerin ikonik yemeklere ve sofra sahnelerine gösterdiği ilgi sayesinde giderek daha da popüler hale gelmiştir. Bununla birlikte son yıllarda dizilerde Türk mutfak kültürüne ait unsurların sıklıkla gösterildiği dikkat çekmektedir. Çalışmanın amacı, TV dizilerinde Türk mutfağına ait gastronomik unsurlara ne ölçüde yer verildiği ve sofranın geleneksel Türk aile yapısındaki öneminin nasıl vurgulandığının belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda örneklem olarak sofranın ve gastronomik unsur içeren sahnelerin çokça yer aldığı &lt;em&gt;Aile&lt;/em&gt; dizisi seçilmiştir. Çalışmada içerik analizi ve göstergebilimsel analiz yöntemleri kullanılarak dizinin tüm bölümleri incelenmiştir. “Kahvaltı”, “meze”, “yemek”, “hamur işi”, “tatlı”, “içecek”, “sokak yemeği” ve “mekân” temaları altında kategorize edilen söylemlerin ve görsellerin analiz bulguları tablolar halinde sunulmuştur. Göstergebilim analizi amacıyla Saussure’ün yaklaşımı kullanılmış; gösterge, gösteren ve gösterilen aracılığıyla çözümleme yapılmıştır. Elde edilen bulgular; dizinin hemen her bölümünde yemek temalı bir sahneye yer verildiğini göstermiştir. Adana yöresi başta olmak üzere Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgesi’ne ait yöresel yemeklere sıklıkla vurgu yapılmıştır. &lt;em&gt;Vardabit,&lt;/em&gt; &lt;em&gt;içli köfte, yaprak sarma ve bici bici&lt;/em&gt; en çok üzerinde durulan yöresel yemekler, içecek teması altında kategorize edilen &lt;em&gt;rakı&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;çay&lt;/em&gt; ise en çok gösterilen gastronomik unsurlar olmuştur. Göstergebilimsel olarak analiz edilen ketçaplı pilav, Türk kahvesi-ıhlamur, kurtlanmış sofra ve bici bicinin gösterildiği sahnelerde geçmişe duyulan özlem, otorite kurma mücadelesi ve geleneksel-modern çatışmasının gastronomik unsurlar üzerinden anlatıldığı belirlenmiştir. Ayrıca incelenen görsellerde ve söylemlerde sofranın en çok kullanılan öge olduğu tespit edilmiştir. Sofranın ön plana çıkarıldığı sahnelerde aile bağlarının önemine, yemeklerin hep birlikte bir masa etrafında yenmesinin aile bağlarını güçlendirmesine ve geleneksel Türk aile kültürünün sürdürülebilirliği açısından ne denli önemli olduğuna dikkat çekildiği görülmüştür. Dizinin birçok ülkeye ihraç edildiği ve yüksek ölçüde izlenme oranına sahip olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Türk mutfak kültürünün tanıtımında bir araç olarak kullanılabileceğini söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ekomüze Yaklaşımında Sosyodemografik Faktörlerin Rolü: Güdül Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81197</guid>
      <author>Nejla Nur KILIÇEmine BALCI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu çalışmanın amacı, ekomüze ve sakin şehir (cittaslow) kavramlarının benzer politikalar üzerine inşa edildiği varsayımından hareketle sakin şehirlerin ekomüze olma potansiyelini araştırmaktadır. &lt;a name="_Hlk192767444"&gt;&lt;/a&gt;Müzecilik anlayışının dönüşümüyle ortaya çıkan ekomüzeler, kültürel mirasın korunmasını ve yerel toplulukların aktif katılımını esas alan sürdürülebilir kültürel alanlardır. Sakin şehir hareketi ise yerel kimliği, gelenekleri ve sürdürülebilir yaşam biçimlerini destekleyerek, bölgesel kalkınmayı teşvik eden bir model sunmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmada, ekomüze ile sakin şehir kavramları arasındaki ortak noktalar tespit edilerek İç Anadolu’nun ilk ve tek sakin şehri Güdül halkına anket uygulanmış ve Güdül’ün ekomüze olabilme potansiyeli için bir model önerisi sunulmuştur. Ekomüzelerin oluşumunda paydaş katılımının gerekliliği ve önemi dikkate alınarak uygulanan anketle Güdül’de yaşayan yerel halkın ekomüze bilgi düzeyleri ve ekomüzenin doğal, tarihi, kültürel unsurlarına katılım düzeyleri sosyodemografik değişkenler bağlamında ölçülmüştür. Araştırmada ekomüze bilgi düzeylerinde cinsiyete göre bir farklılık oluşmadığı, 18-24 yaş grubunda olan katılımcılardan eğitim seviyesi lise ve üniversite olanların ve kamu görevlilerinin ekomüze bilgi düzeylerinin diğer gruplara göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ekomüzenin doğal, tarihi ve kültürel unsurları incelendiğinde ise &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman';"&gt;erkek katılımcıların doğal çekicilik unsuruna katılma düzeyinin kadın katılımcılardan daha yüksek olduğu, 18-24 yaş arası katılımcıların diğer yaş gruplarına kıyasla ekomüze unsurlarına daha fazla ilgi gösterdiği, eğitim durumu açısından ortaokul seviyesindeki katılımcıların ekomüze ve doğal, tarihi, kültürel unsurlara katılım düzeylerinin yüksek olduğu, meslek grupları açısından ise, kamu görevlisi olan katılımcıların ekomüze unsurlarına katılma düzeylerinin diğer meslek gruplarındaki katılımcılara göre daha yüksek olduğu görülmüştür.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Sanat Tarihinde ve Çağdaş Türk Sanatında Grid Formu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82204</guid>
      <author>Ali KOÇ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu araştırma grid (ızgara) formu ve sanata yansımaları temelinde, önce Türklerin tarih sahnesinde göründüğü ‘Proto Türkler’den (M.Ö. 5000) başlayarak, günümüze kadar kurulan Türk devletlerinin sanat tarihsel sürecini inceler. Daha sonra günümüzde çalışmalarında grid formunu kullanan çağdaş Türk sanatçıları değerlendirilir. Burada, Türk sanat tarihinde yer alan on altı Türk devleti sırasıyla, Hun Devleti, Batı Hun İmparatorluğu, Avrupa Hunları, Akhunlar, Göktürk Devleti, Uygur Hakanlığı, Avar Devleti, Hazar Devleti, Karahanlılar, Gazneliler, Büyük Selçuklu Devleti, Harzemşahlar Devleti, Timurlar Devleti, Babür Devleti, Altınordu Hanlığı ve Osmanlı İmparatorluğu olarak görülür. Türk devletlerinin tarihsel süreci takip edilirken özellikle sanat eseri uygulamalarında grid formuna yer veren devletler ile onların zamanında ortaya çıkan örnek eserler ve planlar ele alınır. Söz konusu örnek işler arasında, Göktürkler döneminden yönleri gösteren diyagonal kare formu, Hunlardan önceki İskit Türkleri zamanından kare planlı kurgan ve mezar odaları ile kare süslemeli Pazırık halısı, Hun Türkleri döneminden daire (kare) planlı çadır, Uygur Türkleri döneminden kare formlu mimari yapı planları, Karahanlı Türkleri döneminden kare formlu mimari yapı bezemeleri, Anadolu Selçuklu Türkleri döneminden kare formlu ‘Selçuklu Yıldızı’ simgesi ve Osmanlı Türkleri döneminden kare formlu ‘Tılsımlı Gömlek’, makıli uslupta yazılmış hat sanatı, minyatür sanatı ve ızgara biçimli pencere şebekesi görülür. Bu incelenen örnekler arasında grid formu kimi zaman araç değer kimi zaman da amaç değer haline getirilir. Araştırmada daha sonra, günümüz çağdaş Türk sanatından yirmi bir sanatçı tespit edilir ve bunlar arasından grid formunu daha yoğun kullanan yedi sanatçı örnek işleri bağlamında değerlendirilir. Sözü edilen bu çağdaş Türk sanatçıları arasında Erol Akyavaş (1932-1999), Sarkis Zabunyan (1938), Seyhun Topuz (1942), Halil Akdeniz (1944-2024), Bünyamin Özgültekin (1951), Serhat Kiraz (1954) ve Mithat Şen (1957) bulunur. Bu araştırma, grid formunun Türk sanatındaki tarihsel süreci ile çağdaş Türk sanatındaki rolünü baz alırken, nitel araştırma türlerinden &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;betimsel araştırma yöntemi ile nitel araştırma aşamalarından içerik analizini ve nitel araştırma desenlerinden (yöntem) olan durum çalışmasını birlikte kullanır.&lt;/span&gt; Grid formuna hem genel Türk tarihi hem de çağdaş Türk sanat tarihi açılarından yaklaşan bu araştırmanın sosyal bilimler bağlamında sanat alanyazın dünyasına katkılar getireceği ümit edilir. &lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk196812435"&gt;&lt;/a&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Gençliğinde Dijital Bağımlılık ve Asosyallik: Serbest Zaman Bağlamında Nicel Bir Analiz</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82433</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82433</guid>
      <author>Murat KOÇYİĞİTAhsen İclal TİRYAKİ  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Dijital teknolojilerin hayatımızın her alanına girmesiyle birlikte, bireylerin serbest zaman değerlendirme alışkanlıklarında ve sosyal etkileşimlerinde önemli değişiklikler gözlemlenmiştir. Dijital bağımlılık, bireylerin dijital cihazlara aşırı bağlılığı ve bu cihazları kontrol etme becerisinin azalması olarak tanımlanırken, asosyallik ise bireylerin sosyal etkileşimden kaçınma eğiliminde olmasıdır. Bu doğrultuda araştırmanın temel amacı, bireylerin serbest zamanlarını değerlendirme alışkanlıkları ile dijital bağımlılık ve asosyallik arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bununla birlikte, dijital bağımlılığın asosyallik üzerindeki etkisi de değerlendirilmiştir. Araştırma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Veriler, anket tekniği ile toplanmıştır (n=472). Anket formunda katılımcıların demografik bilgileri, dijital bağımlılık düzeyleri ve asosyallik eğilimleri ölçülmüştür. Verilerin analizinde korelasyon ve regresyon analizleri kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, dijital bağımlılığın asosyallik üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur (&amp;beta; = 0.812, p&lt;0.001). Bu bulgu, dijital bağımlılığın artmasının, bireylerin sosyal etkileşimden kaçınma eğilimlerini artırdığını göstermektedir. Elde edilen bulgular, dijital bağımlılığın bireylerin sosyal yaşamlarını olumsuz etkileyebileceğini ve sosyal etkileşimlerinin azalmasına yol açabileceğini ortaya koymaktadır. Dijital bağımlılık, bireylerin sosyal bağlarını zayıflatmakta ve sosyal izolasyona neden olabilmektedir. Bu bağlamda, dijital bağımlılıkla mücadele ve sağlıklı serbest zaman değerlendirme alışkanlıklarının teşvik edilmesi önem arz etmektedir. Araştırma, dijital bağımlılığın bireylerin sosyal hayatları üzerindeki etkilerini anlamak ve bu etkilerle başa çıkmak için stratejiler geliştirmek adına önemli bir katkı sunmaktadır. Gelecekte yapılacak araştırmalar, bu ilişkinin nedenlerini daha derinlemesine inceleyerek, bireylerin dijital bağımlılıktan kaynaklanan olumsuz etkilerle başa çıkmalarına yardımcı olacak müdahale stratejileri geliştirmeye odaklanmalıdır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlıların Girit’i Fethi Sürecinde (1645-1669) Papalık Donanması’nın Venediklilere Desteği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82653</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82653</guid>
      <author>Hakan Mehmet KÖKTÜRK</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Papalık Donanması, Orta Çağ’a uzanan kurumsal kökleriyle, Akdeniz’de Hristiyan dünyasının çıkarlarını savunmak ve Müslüman deniz güçlerinin genişlemesini durdurmak amacıyla kurulmuş bir deniz kuvvetiydi. Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik Cumhuriyeti arasında 1645&amp;ndash;1669 yılları arasında süren uzun ve zorlu Girit Savaşı sırasında, Papalık, Venedik’in en tutarlı ve kararlı müttefiklerinden biri olarak öne çıkmış; savaşın çeşitli evrelerinde hem sembolik hem de somut destek sağlamıştır. Savaşın ilk yıllarından itibaren Papalık Donanması, Malta, Toskana ve Napoli gibi diğer Katolik deniz güçleriyle ortak harekâtlara katılmıştır. Sadece donanma unsurları değil, aynı zamanda lojistik destek ve bazı durumlarda kara birlikleri de sağlamıştır. Papalık, Venedik lehine kendi toprakları içinde asker toplanmasına izin vererek, deniz muharebelerinin ötesinde bir katılım göstermiştir. Ancak bu bağlılığa rağmen Papalık filosunun etkinliği çoğu zaman dış etkenler tarafından engellenmiştir. Salgın hastalıklar, olumsuz hava koşulları, filonun kendi içindeki bölünmeler ve Katolik müttefikler arasındaki anlaşmazlıklar, koordineli harekâtların sık sık sekteye uğramasına neden olmuştur. Buna rağmen Papalık gemileri, özellikle Kandiye çevresinde kuşatma altındaki Venedik mevzilerine yardım ulaştırmaya çalışarak önemli seferlere katılmış ve Hristiyan direnişine istikrarlı bir destek sunmuştur. Sonuç olarak, Papalık Donanması, Girit Savaşı sırasında Venedik’in konumunu korumasında önemli ama çoğu zaman göz ardı edilen bir rol oynamıştır. Bu katkılar, Papalığın 17’nci yüzyılda Osmanlı yayılmasına karşı Akdeniz’de askerî olarak kararlılıkla yer aldığını ve bölgedeki askerî meselelerdeki sürekli harekâtlarını gözler önüne sermektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mevsimlik Tarım İşçilerinin İşveren Toprak Sahiplerine Yönelik Tutumunun Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79820</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79820</guid>
      <author>Bilgen ORHANAdnan KAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 0cm -.1pt 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmada, mevsimlik tarım işçilerinin işveren toprak sahiplerine yönelik tutumu üzerinde etkili olduğu düşünülen demografik değişkenlerin etkisi incelenmiştir. 705 tarım işçisine uygulanan bu araştırmanın çalışma grubunun belirlenmesinde, çalışmanın amacına hizmet eden ve araştırmacılar tarafından erişebilinen bireylerden seçilerek uygun örneklem (convenience sampling) yöntemi uygulanmıştır. Çalışmanın veri toplama araçlarını, araştırmacılar tarafından geliştiren “Mevsimlik Tarım İşçilerinin İşveren Toprak Sahiplerine Yönelik Tutum Ölçeği” ile demografik tanımlamaların yer aldığı yarı yapılandırılmış anket formu oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama süreci öncesinde ilgili kurumlardan etikonayı ile gerekli izinler alınmış ve sonrasında belirlenen gruba uygulanmıştır. Nicel araştırma yaklaşımlarından tarama araştırma deseninin benimsendiği çalışmada, verilerin analizi için SPSS 27 paketi kullanılarak betimsel analizler yapılmıştır. Çalışmada, bağımlı değişken tutumun bağımsız değişkenler “cinsiyet, medeni durum, yaş, eğitim seviyesi, mesleği ve gelir düzeyi”ne göre farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Değişkenlerin tutum üzerinde anlamlı fark oluşturup oluşturmadığını analiz etmek için Mann-Whitney U-testi ile Kruskal-Wallis H-testi yapılmıştır. Ölçeğin tamamı ile alt boyutlarını oluşturan güvensizlik, çatışma, sosyal iletişim ve işbirliği bileşenlerine ait analiz sonucunda tutumun çeşitli demografik değişkenlere göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Analizler sonucunda elde edilen bulgulara göre, mevsimlik tarım işçilerinin ölçeğin tamamına ilişkin tutum düzeylerinde medeni durum, yaş grupları, eğitim durumu ve aile gelir düzeyine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterirken (p &lt; 0,05); cinsiyet ve mesleğine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermediği (p &gt; 0,05) belirlenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, ölçeğin tamamına ilişkin olarak mevsimlik tarım işçilerinin işveren toprak sahibine yönelik tutumları üzerinde medeni durum, yaş, eğitim seviyesi ve gelir düzeyinin önemli birer etken oldukları görülmüştür. Mevsimlik tarım işçilerinin göç ettikleri alanlarda sosyal gruplar arasındaki ilişkileri ve sosyal çevreye uyum sürecinde etkili olan tutum ile bu eğilimi etkileyen çeşitli demografik özelliklerin belirlendiği bu çalışmadan elde edilen verilerin, göç alanlarında ortaya çıkan sorunların çözümlenmesinde ve söz konusu gruplara yönelik geliştirilecek olan politikalara önemli bir katkı sağlayacağı beklenmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haber Videolarında Yabancıların Türkiye’deki Sokak Hayvanları Üzerinden Türkiye Algısına Yönelik Bir Analiz</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81569</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81569</guid>
      <author>Alpaslan ÖNGEL</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Gelişen her teknoloji sonucunda iletişim süreçleri daha hızlı ve kolay hale gelmiştir. Dijitalleşme ve internetin gelişmesiyle birlikte iletişim süreçlerinde bir devrim yaşanmıştır. İletişim ışık hızına ulaşmış ve etkileşim artmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler neticesinde küreselleşme gerçekleşmiş ve dünya küresel bir köye dönüşmüştür. Bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve Web 2.0 teknolojisinin gelişmesi sonucunda YouTube, Facebook, X, Instagram, TikTok gibi sosyal paylaşım platformları sonucunda sosyal medya ortaya çıkmıştır. Bireyler deneyimlerini, duygu ve düşüncelerini sosyal medya aracılığıyla paylaşmaya başlamış, bu paylaşımlar ülkelerin algısını ve imajını etkileyerek olumlu ve olumsuz yansımalara neden olmuştur. Ülkemizde sokak hayvanlarına ve özellikle kedilere yönelik tutum yabancılar tarafından ilgiyle karşılanmaktadır. Sokak hayvanları ile ilgili videoların yorum kısımlarında birçok farklı ülkeden insan duygu ve düşüncelerini dile getirmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'deki sokak hayvanları ile ilgili haber videoları üzerinden yabancıların Türkiye algısı analiz edilmiştir. Çalışmada TRT World, AFP Haber Ajansı ve The Wall Street Journal haber kanallarından Türkiye'deki sokak hayvanlarıyla ilgili örnek haberler seçilmiş ve haberlere yapılan toplam 2.300 yorum “Maxquda” programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile belirli temalar çerçevesinde analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kullanıcıların %80'inin Türkiye hakkında olumlu yorumlar yaptığı tespit edilmiştir. Kullanıcılar, Türkiye'de yaşayan insanların sokak hayvanlarına yönelik olumlu tutumunu saygı, sevgi ve övgü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;dolu yorumlarda bulunmuşlardır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çatalhöyük Buluntularının Seramik Sanatı Bağlamında Yeniden Yorumlanması </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81475</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81475</guid>
      <author>Seda ÖZCAN ÖZDEN</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;İnsanlık tarihi bakımından değerlendirildiğinde antik dönem ve o döneme ait olan her türlü üretim, dönemin yaşam tarzı, alışkanlıkları, toplumsal ve kültürel yapısı gibi birçok alanda bilgi vermektedir. Bu bilgilerin tümü insanlık tarihine ışık tutmaktadır. Özellikle Antik dönemden günümüze kadar olan süreç incelendiğinde avcı-toplayıcı insan topluluklarının günümüz modern yaşam alanlarını şekillendirmesi bir anlamda da ortak kültürel yapıyı oluşturmaktadır. Antik dönem bakımından bilgi, kültür ve yapı bağlamında “ilk” leri yaşayan Çatalhöyük yerleşkesi insanlık tarihi sürecinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Arkeolojik buluntuların niteliği ve sayısı bakımından da dikkat çeken Çatalhöyük antik yerleşkesi hem arkeologlar hem de sanatçılar tarafından uzun süredir mercek altına alınmış ve bir esin kaynağı olarak değerlendirilmiştir. Bu durum özellikle haklarında yazılı belgelerin olmadığı toplumların yaşamlarına dair ipuçlarının ortaya çıkarılmasında günümüzde de oldukça önemli bir anlam taşımaktadır. Bu çalışma bağlamında, Neolitik Dönem’in en önemli antik yerleşim alanlarından biri olan Çatalhöyük’ün maddi kültür kalıntıları günümüz sanatsal ifade biçimleri açısından çağdaş sanat bağlamında güncel sanatçılar özelinde yeniden değerlendirilmektedir. Ayrıca makale kapsamında; Çatalhöyük seramik buluntularının form, desen, renk, teknik özelliklerinin sosyal ve günlük yaşam ilişkisi değerlendirilerek akademisyen/sanatçı S. Ö.’ın özgün bireysel seramik üretimleri aracılığı ile yeniden yorumlanmaktadır. Genel bir değerlendirme ile bu çalışma, Çatalhöyük antik yerleşkesine ait buluntuların çağdaş sanatçılar tarafından yeniden yorumlanması aracılığı ile dönemin görsel kültürünün zenginliğini geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurarak gelecek nesillere de bir ilham kaynağı oluşturması durumuna da odaklanmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İtme-Çekme, ağ ve kültürel şok kuramları ekseninde suriyeli göçmenlerin kültür-iletişim, sosyo-ekonomik ve eğitim özelliklerinin karşılaştırılması: Şanlıurfa- Malatya örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80476</guid>
      <author>Musaye KONAK ÖZÇELİKKenan TAZEFİDAN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bireylerin sosyo-ekonomik, politik ya da doğal sebeplerden ötürü coğrafi olarak mekân değiştirmesi biçiminde tanımlanan göç, ilk toplumlardan beri var olan ve günümüze kadar devam eden bir olgudur. Ülkemiz, jeopolitik ve coğrafi konumundan ötürü sürekli göçlere maruz kalmaktadır. Özellikle son yıllarda ülkemize göç eden Suriyeliler, farklı bölgelere ve farklı şehirlere yerleşmişlerdir. Bölgeler arasındaki bu farklılığı karşılaştırarak, farklı ve benzer yönleri değerlendirmek amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Metot bakımından doküman incelemesi tekniği ile karşılaştırma araştırma tekniğine başvurulan bu çalışmada, göç ve mekân olguları üzerinden Şanlıurfa ve Malatya illerindeki Suriyelilerin bu illerdeki "mekânlarına" etkileri sosyolojik boyutlarıyla analiz edilmiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;İtme-Çekme Teorisi&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; bağlamında, Suriyeli göçmenlerin zorunlu göç nedenleri (itici faktörler) ve Türkiye'yi bir hedef ülke olarak seçmelerine neden olan çekici unsurlar analiz edilmiştir. &lt;/span&gt;Ağ Teorisi&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; ile göçmenlerin sosyal bağları ve topluluk dayanışması incelenmiş, bu bağların göç sürecindeki rolü ele alınmıştır. &lt;/span&gt;Kültürel Şok Teorisi&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; ise göçmenlerin adaptasyon sürecinde karşılaştıkları zorluklar ve uyum süreçlerini anlamaya yönelik olarak kullanılmıştır. Çalışmada, göç kavramı sosyolojik olarak değerlendirildikten sonra uluslararası göç hakkında bilgi verilmiştir. Devamında itme-çekme kuramı, ağ kuramı ve kültürel şok kuramları çerçevesinde Şanlıurfa ve Malatya'daki Suriyeli göçmenler karşılaştırılmıştır. Sonrasında kültür ve iletişim bağlamında Şanlıurfa ve Malatya’daki Suriyeli göçmenler karşılaştırılmıştır. Son olarak, Şanlıurfa ve Malatya’da ikamet eden Suriyelilerin mahallelere dağılımı, eğitim imkânları ve sosyo-ekonomik faaliyetleri karşılaştırılarak değerlendirilmiştir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tabakalaşma ve Irkçılık Bağlamında ‘’Duyguların Rengi (The Help)’’ Sinema Filminin Sosyolojik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80513</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80513</guid>
      <author>Vahit ÖZDEMİR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Öz&lt;/span&gt;:&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt; Toplumsal tabakalaşma ve sınıf kavramları dünya üzerinde mülkiyet kavramının ortaya çıktığı dönemlerden beri var olan ve tartışılan bir konu olmuştur. Geleneksel toplumların bir kısmında katı bir tabakalaşma sisteminin uygulandığı görülmektedir. Modern toplumların ortaya çıkmasından sonra bazı toplumlarda bu sert tabakalaşma sistemleri devam ettirilirken, aynı zamanda sınıf kavramının ortaya çıkmasıyla birlikte tabakalaşma farklı bir boyut kazanmıştır. Bilimin gelişmesi ve modern sosyolojinin ortaya çıkması toplumsal tabakalaşma konusunda yapılan akademik çalışmaların da seyrini değiştirmiştir. Sanayi devriminden sonra iş gücüne olan ihtiyacın artması, toplumdaki birçok dinamiğin hızlı bir değişim yaşaması ve işçi sınıfının oluşması farklı bir tabakalaşma sistemini geliştirmiştir. Toplumsal tabakalaşmayı tetikleyen önemli bir unsurda ırkçılıktır. Irkçılık kavramı toplumların ilk ortaya çıktığından itibaren insanları sınıflandıran, ötekileştiren ve dışlanmaya maruz bırakan bir araç olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada öncelikle tarih boyunca toplum içerisinde var olan tabakalaşma sistemleri açıklanmıştır daha sonra ırkçılık kavramının nedenleri ve sonuçları birlikte değerlendirilmiştir. Son olarak da “Duyguların Rengi (The Help)” sinema filmi söylem analizi yönetimi ile analiz edilerek 1960’lı yıllardaki Amerika Birleşik Devletleri’nde var olan tabakalaşma ve ırkçılık politikalarının izleri aranmıştır. Bilindiği üzere sinema filmleri belli dönemlerde yaşanan olayları gerçeklikten uzaklaşmadan fakat sinemanın dramatize etme gücünden de faydalanarak çarpıcı bir şekilde aktarabilme yeteneğine sahiptir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İstanbul’daki Otel Yöneticilerinin Sığınmacılar Hakkındaki Algılarının Aldıkları Operasyonel Kararlar Üzerindeki Etkileri: Duygulanım Sezgiselliği Teorisi Çerçevesinde Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81887</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81887</guid>
      <author>Ceren Gül ARTUNER ÖZDER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;İki kutuplu dünyanın çözülmesinin ardından ortaya çıkan bölgesel çatışmalar ve destabilizasyon, çatışma bölgelerinden komşu ülkelere ve buralardan da gelişmiş ülkelere doğru bir sığınmacı akınının başlamasını beraberinde getirmiştir. Sığınmacılar, ev sahibi ülkelerde sosyo-politik ve ekonomik değişimlere yol açmakta ve birçok sektör bu sorun çevresinde yeniden şekillenmektedir. Turizm ve otelcilik sektörü de sığınmacı akınından etkilenen sektörlerden biridir. Duygulanım Sezgiselliği Kuramı, insanların karar almada temel olarak bilişsel/analitik sistem ve duyuşsal/deneyimsel sistem olarak adlandırılan iki farklı sistemin etkisi altında kaldığını ileri sürmekte, ancak algıya ve tecrübeye dayalı duygulanım sezgiselliği ağır bastığında hatalı kararların alınabileceği konusunda karar alıcıları uyarmaktadır. Bu çalışmada, Duygulanım Sezgiselliği Kuramı çerçevesinde oluşturulan önermeler ışığında otel yöneticilerin aldıkları operasyonel kararların sığınmacılar hakkındaki algılarıyla ilişkisinin keşfedilmesi amaçlanmaktadır. Bu bağlamda İstanbul’daki farklı ölçeklerdeki otellerin yöneticilerinin işletmelerinin kredi ve borç yapılarını gözden geçirmesi, maliyetleri düşürmesi, personel sayısını azaltması, pazarlama çabalarını artırması ve yeni yatırımları ertelemesi gibi kararlarının, sığınmacıların İstanbul’un güvenli ve temiz bir şehir olmasını ve renkli bir kültür başkenti olmasını olumsuz yönde etkilediği, sığınmacıların kendi kültürlerine ve dinlerine aşırı bağlılığının topluma adapte olmalarına engel olduğu yönündeki algılarıyla bağlantısı olup olmadığı araştırılmıştır. Yirmi sorudan oluşan anket İstanbul’daki otel yöneticilerine gönderilmiş ve elde edilen verilere SPSS programı aracılığıyla faktör analizi uygulanmıştır. Faktör analizi sonucu ortaya çıkan üç boyut ile her bir operasyonel kararın arasındaki ilişkiyi anlamak üzere Bağımsız Gruplar T-Testi uygulanmıştır. Buna göre, sığınmacılar kaynaklı güvenlik ve hijyenle ilgili algıları ile yöneticilerin verdikleri operasyonel kararlar arasında güçlü bir bağ varken, sığınmacıların İstanbul’un kültürel imajını olumsuz etkilemeleri ile verilen operasyonel kararlar arasında zayıf bir bağ olduğu ortaya çıkmıştır. Sığınmacıların kendi kültürlerine ve dinlerine aşırı bağlılığının yarattığı toplumsal hayata adaptasyon sorunlarının ise yöneticilerin aldıkları operasyonel kararlarla bir bağlantısı bulunamamıştır. Bu değerlendirmelerin ışığında bilişsel/analitik sistem ile duyuşsal/deneyimsel sistemin içinde bulunulan şartlar bağlamında optimal bir kombinasyonunun karar almada en doğru seçenek olduğu, yöneticilerin sağlıklı karar alması için kamu sektörü ve özel sektördeki ilgili tüm kuruluşların, akademinin, STK’ların bilimsel ve objektif bilgi toplayarak, analiz ederek ve paylaşarak yöneticilere destek olması gerektiği tartışılmıştır. Turizm sektörü özelinde ise ülkenin ağırladığı sığınmacıların karakteristikleri ile sektörün dinamikleri değerlendirilerek tüm taraflara fayda sağlayacak şekilde sığınmacıların yeteneklerinin ve bilgilerinin bu sektörde nasıl değerlendirileceğinin sistematik bir analizinin yapılarak hayata geçirilmesinin önemine değinilmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muallim İsmail Hakkı Bey’in Devlet Arşivlerindeki Defterlerinde Kayıtlı Operetleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82021</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82021</guid>
      <author>Kenan SAVAŞMustafa Hilmi BULUT </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Tanzimat sonrasında Türk müziğinin batılı müzik formları ve yapılarıyla etkileşime girdiği bilinmektedir. Bu dönemde bazı besteciler, batı müziği unsurlarını geleneksel müziğimizle harmanlayarak çeşitli denemeler yapmıştır. Bu bestecilerden biri de M. İsmail Hakkı Bey’dir. Kendisinin çok farklı türlerde besteleri olduğu bilinmektedir. Bu çalışmada, e-Devlet sistemi üzerinden Devlet Arşivleri Başkanlığı'na ait arşive erişilmiş ve İsmail Hakkı Bey’e ait olduğu belirlenen operetler tespit edilerek tasnif edilmiştir. Araştırmada belgesel tarama yöntemi kullanılmıştır. Kaynaklarda, İsmail Hakkı Bey’in hangi operetleri bestelediği ve kaç adet olduğu konusunda belirsizlikler bulunmaktadır Bu çalışma, bu konudaki eksiklikleri gidermeyi amaçlamaktadır. Çalışma sonucunda İsmail Hakkı Bey’in arşive aktarılan defterlerindeki operetlerin, arşivde yazılı künyelerde sayfa sayısı bakımından uyuşmadığı belirlenmiştir. Ayrıca hangi operetlerde güfte dağılımı olduğu, operetlerin kaç perde olduğu ve operetlerin nüsha sayıları gibi veriler de incelenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzaktan Uygulanan Spor Programlarının Psikolojik Özellikler ve Sağlıklı Beslenme Tutumlarına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81468</guid>
      <author>Sabit SELVİElif KARAGÜN ,Nagehan MALKOÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 12.0pt; text-align: justify; mso-pagination: none;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Bu çalışmanın amacı uzaktan uygulanan spor programlarının psikolojik özellikler ve sağlıklı beslenme tutumlarına etkisinin incelenmesidir. Etik kurul onayı alındıktan sonra, uzaktan uygulanan spor programlarına başlamadan önce sosyo-demografik özellikleri belirleyen Bilgi Anketi, Tekkurşun Demir ve Cicioğlu (2019, s.257) tarafından geliştirilen Sağlıklı Beslenmeye İlişkin Tutum Ölçeği, Türkçe geçerlik ve güvenirlik çalışması Şahin ve Durak (1994, s.48), tarafından yapılan Kısa Semptom Envanteri ön test olarak Google formlar üzerinden, uzaktan egzersiz programına katılacak kişiler tarafından doldurulmuştur. Ölçek doldurma işlemi sonrasında online uygulanan 10 haftalık egzersizlere katılım sağlandıktan sonra aynı ölçekler katılımcılar tarafından son test olarak tekrar doldurulduktan sonra araştırma tamamlanmıştır. Araştırma öncesi ön test aşamasında spor programlarına katılım sağlayan 547 kişi evreninden 10 haftalık egzersiz programına online katılan, ön test ve son testleri eksiksiz dolduran toplam 190 gönüllü katılımcı ile araştırma tamamlanmıştır. Ölçek uygulamasından elde edilen veriler SPSS 27.0 paket programında analiz edildiğinde; uygulanan spor programının katılımcıların kısa semptom envanteri toplam puan, anksiyete, somatizasyon, hostilite, olumsuz benlik ve depresyon belirti düzeylerini azaltmada olumlu bir etkiye sahip olduğunu gösterirken, beslenme düzeyleri açısından; beslenme hakkında bilgi, olumlu beslenme ve sağlıklı beslenmeye ilişkin tutum ölçeği toplam puan ortalamasını anlamlı ölçüde arttırdığı, kötü beslenme ve beslenmeye yönelik duygu alt boyutlarında herhangi bir etkiye sahip olmadığını göstermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Devecilik Kültürü ve Deve Güreşleri: Geleneksel Mirasın Sürdürülebilirliği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81104</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81104</guid>
      <author>Bedriye ÇİLEM SOYLUBayram ŞAHİN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; line-height: 107%;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; color: black;"&gt;Gelişen dünyaya paralel olarak turizm hareketleri de değişiklik göstermekte, kültürel miras turizmi dikkat çekmektedir. Kültürel miras turizmi, sanatsal açıdan önemli anıtlar, tarihi eserler, festivaller, geleneksel danslar ve yöresel ürünlerin alışverişini kapsamaktadır. Somut olmayan kültürel miras, geleneklerin sürdürülmesine aracılık ederken, yerel etkinlikler turizm faaliyetlerinin yıl boyu yayılmasında ve çeşitlendirilmesinde önemli fırsatlar sunar. Deve güreşleri, Anadolu'nun kültürel mirasının bir örneğidir ve tarihsel süreklilik ile geleneklerin&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;nasıl korunduğunu gösteren önemli bir etkinliktir. Dolayısıyla bu mirasın kültür turizmi aracılığıyla değerlendirilmesi kültürün sürdürülebilirliği ve gelecek nesillere aktarılması açısından önemli görülmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="background: white;"&gt;Bu araştırmanın amacı devecilik kültürünün ve deve güreşlerinin mevcut durumu ve gelecekteki durumunun devecilerin görüşleriyle ortaya çıkarılmasıdır. Ayrıca devecilik kültürü ve deve güreşlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanmasında turizmin rolü de ele alınmıştır. &lt;/span&gt;Araştırmanın amacı doğrultusunda yarı yapılandırılmış görüşme formu hazırlanmış ve beş akademisyenin görüşlerine başvurulmuştur. Çalışma alanı zamansal ve fiziksel sınırlılıklar göz önünde bulundurularak Selçuk, İncirliova ve Tire ile sınırlandırılmıştır. Araştırma için &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Balıkesir Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler etik kurulu 11.10.2022 tarihli 2022/05 sayılı kararına göre etik kurul izni alınmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt; Alan araştırması kapsamında, devecilikle uzun yıllardır ilgilenen on altı kişi ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların izni doğrultusunda ses kaydı alınmıştır. Elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. &lt;span style="background: white;"&gt;Bu kapsamda nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve verilere içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizi sonucu ortaya “&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-style: italic;"&gt;sözlü anlatımlarla devecilik ve kültürel boyutları”, “devecilik kültürüne özgü bazı ritüeller” ve “&lt;span style="background: white;"&gt;kaynak kişi görüşleriyle deveciliğin dönüşümü ve turizm” olmak üzere üç ana başlık çıkmıştır. Bulgular bu temalar altında değerlendirilmiştir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Araştırma sonucunda deve güreşleri sayesinde geçmişten gelen ve daha çok yörük kültürüne özgü kültürel miras değerlerinin yaşatıldığı görülmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; color: black; mso-themecolor: text1;"&gt;Ancak son yıllarda devecilik kültürü ve deve güreşleri çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Develerin zarar gördüğüne dair endişeler, Türkiye’de deve yetiştiriciliğinin yapılmaması, yasal düzenlemelerdeki belirsizlikler, tanıtım eksikliği ve maddi destek eksikliği, bu kültürel mirasın sürdürülebilirliğini tehdit eden başlıca faktörler arasındadır. Bununla birlikte, deve güreşleri hem geleneklerin yaşatılmasına katkı sağlamakta hem de turizm açısından önemli bir çekim unsuru oluşturmaktadır. Bu bağlamda, devecilik kültürünün korunması ve sürdürülebilir hale getirilmesi amacıyla belirlenen sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Batı Sanatı ve İslam Sanatındaki Soyut Geometrik Formların Metafizik ve Kozmolojik Açıdan İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80159</guid>
      <author>Melike SUBAŞIMuhammet TATAR </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Soyut geometrik formlar, sanat tarihinin farklı dönemlerinde metafizik ve kozmosu anlama çabalarının bir yansıması olarak kullanılmıştır. Bu çalışma, Batı sanatı ile İslam sanatında yer alan soyut geometrik form ve motiflerin metafiziksel düşünceler ve evren tasavvurları bağlamında nasıl şekillendiğini karşılaştırmalı bir perspektifle incelemektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu incelemede amaç; her iki sanat geleneğinde de geometrik biçimlerin, insan algısının ötesindeki derin ve soyut anlamlara işaret ettiğini ortaya koymaktır. Batı sanatında soyut geometrik formlar, çoğunlukla insan ruhunun içsel dünyasını ve doğanın matematiksel düzenini yansıtan bir ifade biçimi olarak değerlendirilir. Öte yandan, İslam sanatında geometrik desenler, Tanrı'nın birliğini, evrenin düzenini ve aşkın boyutunu vurgulayan kozmolojik bir anlam taşır. Bu farklı perspektifler, her iki sanat geleneğinde soyut geometrinin metafiziksel ve spiritüel boyutlarına dair özgün yaklaşımlar sunduğunu göstermektedir. Çalışma, hem Avrupa merkezli saf soyut sanatın hem de İslam sanatındaki içkin ve aşkın boyutların analizleri, bu iki geleneğin sanatsal ve düşünsel temellerini karşılaştırmalı bir çerçevede incelemektedir. Literatür araştırması ve inceleme yöntemleri kullanılarak, bu geometrik formların tarihsel, kültürel ve felsefi bağlamları betimsel bir değerlendirme ile ele alınmıştır. Bu kapsamda, soyut geometrik formların sanat tarihindeki rolü, metafiziksel anlamları ve evrene dair farklı tasavvurlar üzerindeki etkileri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Bu çalışma, Batı ve İslam sanatındaki soyut geometri anlayışlarının, insanlık tarihindeki düşünsel ve estetik birikimleri anlamada önemli bir pencere sunduğunu ortaya koymaktadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2010–2025 Yılları Arasında Spor Psikolojisi ve Beyin İlişkili Çalışmaların Bibliyometrik Analizi (Web Of Science)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82799</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82799</guid>
      <author>Yunus ŞAHİNLER</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırmanın amacı, spor psikolojisi ile beyin ilişkisini konu alan bilimsel çalışmaların son 15 yıl içerisindeki gelişim eğilimlerini bibliyometrik analiz yöntemiyle incelemektir. Literatürde, beyin temelli yaklaşımların özellikle zihinsel yorgunluk, motivasyon, dikkat, öz düzenleme ve nöroplastisite gibi kavramlar üzerinden spor psikolojisi araştırmalarına entegre edildiği görülmektedir. Bu çalışmalar, hem spor performansını artırmak hem de psikolojik iyilik hâlini desteklemek amacıyla önemli katkılar sunmaktadır. Bu bağlamda, spor psikolojisi ile beyin işlevleri arasında kurulan bağlantıların haritalanması, disiplinler arası araştırmalar için önemli bir zemin hazırlamaktadır. Materyal ve Yöntem: Bu çalışma, Web of Science Core Collection veri tabanında yer alan, “sport psychology” ve “brain” anahtar kelimeleri ile 2010&amp;ndash;2025 yılları arasında yayımlanan akademik yayınların bibliyometrik analizini kapsamaktadır. Tarama, SSCI, SCI-EXPANDED, ESCI, BKCI-SSH, CPCI-SSH ve CPCI-S indekslerini içerecek şekilde yapılmıştır. Toplam 1.162 yayın incelenmiş, elde edilen veriler VOSviewer yazılımı kullanılarak anahtar sözcük ağı, yazar işbirliği haritası, ülke ve kurum dağılımları gibi parametreler doğrultusunda analiz edilmiştir. Bulgular: İncelenen yayınların büyük çoğunluğunun son 5 yıl içerisinde yayımlandığı; en fazla yayının Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Çin kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelime analizlerinde “mental fatigue”, “neuroplasticity”, “cognition” ve “performance” gibi kavramların ön plana çıktığı görülmüştür. Ayrıca, yazarlar ve kurumlar arası yoğun işbirliklerinin oluştuğu ağ yapıları belirlenmiştir. Sonuç: Bibliyometrik analiz yöntemiyle yapılan bu çalışma, spor psikolojisi ve beyin ilişkili araştırmaların evrimsel yapısını ortaya koyarak, alandaki temel kavram kümelerini, işbirliği ağlarını ve yayın eğilimlerini sistematik biçimde haritalamaktadır. Elde edilen sonuçlar, araştırmacılar için gelecekteki çalışmaların yönlendirilmesinde stratejik bir kılavuz niteliğindedir&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Vatandaşlığına Geçen Suriyelilerin Vatandaşlık ve Vatandaşlık ile İlgili Kavramlara İlişkin  Bilgi  Durumlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82244</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82244</guid>
      <author>Hafsa Şehadet FİLİZMesut AYDIN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Bu araştırmanın temel amacı, Türk vatandaşlığına geçmiş olan Suriyeli 8. sınıf öğrencilerinin vatandaşlık ve vatandaşlığa yönelik bilgi düzeylerinin incelenmesidir. Bu bağlamda, öğrencilerin vatandaşlık kavramına dair sahip oldukları bilgilerin niteliği, vatandaşlıkla ilgili temel değer ve kavramlara ilişkin farkındalık düzeyleri, vatandaşlık kimliğine ilişkin algıları ve sosyal bilgiler eğitiminin bu konudaki etkisi araştırma kapsamında ele alınmıştır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Araştırma grubu olarak seçilen 8. sınıf öğrencileri, ilköğretim kademesinin 4. ile 7. sınıf düzeyleri arasında sosyal bilgiler dersini almış ve bu ders kapsamında vatandaşlık eğitimine yönelik temel bilgi, beceri ve değerlerle tanışmış bireylerdir. Dolayısıyla, bu öğrenciler vatandaşlıkla ilgili kavramları öğrenmiş ve bu alandaki eğitim sürecini belirli ölçüde tamamlamış durumdadırlar. Bu yönüyle, çalışmanın hedef kitlesi olarak 8. sınıf öğrencilerinin seçilmiş olması, araştırmanın amacına ulaşması açısından anlamlı bir tercih olarak değerlendirilmektedir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Araştırma nitel araştırma yöntemlerine uygun olarak yapılandırılmıştır. Çalışma, betimleyici bir yaklaşımla yürütülmüş olup, bireylerin yaşantılarına ve anlamlandırmalarına odaklanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırma deseni olarak olgubilim (fenomenoloji) deseni tercih edilmiştir. Olgubilim deseni, bireylerin belirli bir olguya dair yaşantılarını, algılarını ve bu olguyu nasıl anlamlandırdıklarını derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu araştırmada da "vatandaşlık" olgusu, Suriyeli öğrencilerin bireysel deneyimleri ve algıları bağlamında değerlendirilmiştir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Araştırmanın çalışma grubunu, Türk vatandaşlığına geçmiş ve Türkçe konuşma becerisi iyi düzeyde olan toplam 12 Suriyeli öğrenci oluşturmaktadır. Bu grubun, cinsiyet dağılımı gözetilerek eşit sayıda 6 kız ve 6 erkek öğrenciden oluşmasına özen gösterilmiştir. Bu seçim, farklı cinsiyetlerden öğrencilerin vatandaşlığa ilişkin görüşlerinin karşılaştırılabilirliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Veri toplama sürecinde, araştırmanın bilimsel geçerliliğini ve etik uygunluğunu sağlamak adına, öncelikle alanında uzman 1 profesör ve 2 doktor öğretim üyesinden görüş alınarak yarı yapılandırılmış görüşme formu oluşturulmuştur. Görüşme formunun uygulanabilirliği ve içerik geçerliliği uzman görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiş ve gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Ardından, ilgili üniversitenin etik kurulundan gerekli onaylar alınarak veri toplama sürecine geçilmiştir. Görüşmeler, öğrencilerin vatandaşlık ve vatandaşlığa ilişkin algılarını, bilgilerini ve deneyimlerini ortaya koyabilecek nitelikte düzenlenmiştir.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. İçerik analizi ile öğrencilerin ifadeleri temalar ve alt temalar etrafında sınıflandırılmış, tekrar eden örüntüler belirlenmiş ve yorumlanmıştır. Bu analiz süreci sonucunda ulaşılan bulgular, araştırmanın "bulgular" ve "sonuç" bölümlerinde ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de Turizm Sektöründe Robot Hizmetlerine İlişkin Algıların Beklenti Değer Teorisi Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81982</guid>
      <author>Ayşe ŞENGÖZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmada, bireylerin hizmet robotlarının kullanımına ilişkin beklentileri değer beklenti kuramı kapsamında araştırılmıştır. Bu doğrultuda beklenen performans etkisi, sosyal etki, hedonik motivasyon ve antropomorfizm olumlu kazanımlar, gerçekçi tehdit ise olumsuz duygu olarak ele alınmıştır. Araştırmanın evrenini Türkiye'de yaşayan ve otel, restoran gibi turizm işletmelerinden hizmet alan 18 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Araştırmada, katılımcılarla yüz yüze görüşmeler sonucunda toplam 358 veri toplanmıştır. Katılımcılara soru sorulmadan önce insan robotlar hakkında bilgi verilmiştir. Bilgilendirildikten sonra anketi doldurmaları istenmiştir. Veri analizinde Smart PLS istatistik programı kullanılmıştır. Araştırmada oluşturulan hipotezlerin test edilmesi ve yorumlanması sonucunda, hedonik motivasyon ve antropomorfizmin beklenen performans etkinliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu, sosyal etkinin ise beklenen performans etkinliği üzerinde olumlu bir etkiye sahip olmadığı sonucuna varılmıştır. Çalışmada elde edilen bir diğer bulgu ise hedonik motivasyon, sosyal etki ve antropomorfizmin beklenen gerçekçi tehdit üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğudur. Bu bulgular sonucunda dünyada tüm sektörlerde ve alanlarda hızla yaygınlaşan servis robotlarının Türkiye'de de yaygınlaştırılması ve insan gücü yükünün hafifletilmesi gerekmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sakin Şehirlerin Sessiz Mirası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81016</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81016</guid>
      <author>Aynur Gülçin ŞENYUVAEmre YAŞAR </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu araştırma, sakin şehir unvanına sahip Eğirdir ve Yalvaç’taki somut olmayan kültürel miras unsurlarının sürdürülebilirliği konusunda yerel halkın algılarını incelemektedir. Nitel araştırma yöntemiyle gerçekleştirilen bu araştırmada yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla 14 katılımcıdan araştırma verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde tematik analiz gerçekleştirilmiş ve bulgular dört ana tema etrafında değerlendirilmiştir. Bunlar: somut olmayan kültürel mirasın canlılığı, sürdürülebilirliği, aktarımı ve yerel yönetimlerin rolüdür. Bulgular, Eğirdir’de somut olmayan kültürel miras unsurlarının canlılığını kaybettiğini göstermektedir. Bunun nedenleri arasında yerel halkın ilgisizliği, maddi kaygılar ve toplumsal sorunlar yer almaktadır. Yalvaç’ta ise bu unsurların canlılığını koruduğu ancak somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği için daha fazla çabaya ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Somut olmayan kültürel mirasın sürdürülebilirliği açısından Eğirdir’de ekonomik kaygılar ve ilgi eksikliği önemli sorunlar olarak öne çıkmaktadır. Yalvaç’ta somut olmayan kültürel miras unsurlarının sürdürülmesi adına nispeten daha olumlu bir durum vardır. Somut olmayan kültürel miras unsurlarının aktarımı konusunda ise her iki şehirde de sorunlar bulunmaktadır. Fakat, Yalvaç’ta aktarım konusu daha iyi durumdadır. Her iki sakin şehirde de özellikle genç nesillerin ilgisizliği ve usta-çırak ilişkilerinin zayıflaması somut olmayan kültürel miras aktarımını olumsuz etkilemektedir. Somut olmayan kültürel miras unsurları konusunda yerel yönetimlerin rolü ve etkinliği ise her iki şehirde de yeterli görülmemiştir. Düzenlenen kurs ve etkinliklerin somut olmayan kültürel miras sürdürülebilirliği sağlamada yetersiz kaldığı ifade edilmiştir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Performans Sınıfı Uygulamasının Flüt Öğrencilerinin Bireysel Çalgı Çalışma Alışkanlıklarına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80468</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80468</guid>
      <author>Ezgi TEKGÜL</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, lisans düzeyinde mesleki müzik eğitimi gören flüt öğrencilerinin bireysel çalgı çalışma alışkanlıklarını değerlendirmeyi ve performans sınıfı uygulamasının bu alışkanlıklar üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Performans Sınıfı Uygulaması öğrencilere düzenli aralıklarla kısa performanslar sergileme olanağı sunan bir uygulamadır. Uygulama çevrimiçi video konferans uygulamaları aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü’nde 2020-2024 arasında öğrenim gören flüt ana dal öğrencileridir. Toplamda 7 öğrenciden oluşan çalışma grubuna ilişkin veriler Bireysel Çalgı Çalışma Alışkanlıkları (BÇÇA) ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. KSÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu etik kurulu 04.02.2021 tarihli E. 8711 sayılı kararına göre etik kurul onayı alınmıştır. Tek grup öntest&amp;ndash;sontest deneysel deseni ile yürütülen çalışmada flüt öğrencilerinin bireysel çalgı çalışma alışkanlıkları ve alt boyutları üzerinde önemli sonuçlar elde edilmiştir. Sonuç olarak performans sınıfı uygulamasının flüt öğrencilerinin bireysel çalgı çalışma alışkanlıkları üzerinde olumlu bir etkisi olduğu ve öğrencilerin çalışma süreçlerinde önemli bir gelişim kaydettikleri görülmüştür. Öntest&amp;ndash;sontest verileri incelendiğinde performans sınıfı uygulaması sonrasında öğrencilerin çalışma sürelerini verimli kullanmada, düzenli çalışmanın önemi konusundaki farkındalıklarında, çalışmaya verdikleri değerde, müzik çalışmalarına olan ilgilerinde ve isteklerinde artış görülmüştür. Veriler doğrultusunda çalışmaya hazırlık aşaması bağlamında bir farklılık görülmediği sonucuna ulaşılmıştır. Bütüne bakıldığında performans sınıfı uygulamasının bireysel çalışma alışkanlıklarına olumlu yönde etkisi olduğu görülmüştür. Sonuçlardan hareketle uygulamanın temel ve özengen eğitimde, müzik toplulukları eğitiminde, yüzüze ortamlarda ve farklı çalgılarla da yürütülmesine ilişkin öneriler geliştirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hizmet Hataları ve Otel Yanıtları: Çevrimiçi Yorumların ve Yönetim Cevaplarının İçerik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81502</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81502</guid>
      <author>Engin TENGİLİMOĞLU</author>
      <description>&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışma, konaklama sektöründe giderek artan öneme sahip olan çevrimiçi yorumlar aracılığıyla hizmet hatalarını ve bu hatalara yönelik yönetim tarafından verilen yanıtları incelemektedir. Çalışmada, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya ilindeki 5 yıldızlı otellerden rastgele seçilen ve misafirlerin farklı memnuniyet düzeylerini yansıtan 120 adet TripAdvisor yorumu, nitel içerik analizi yöntemiyle incelenerek en sık karşılaşılan hizmet hatası temaları ve otel yönetimlerinin bu hatalara verdiği yanıt stratejileri detaylı bir şekilde incelenmiştir. Elde edilen bulgular, misafirlerin memnuniyet düzeylerini olumsuz yönde en çok etkileyen baskın hizmet hatası temalarının "Oda ile İlgili" (temizlik, konfor, bakım gibi), "Personel ile İlgili" (davranış, iletişim, profesyonellik gibi), "Yiyecek ile İlgili" (kalite, çeşitlilik, hijyen gibi) ve "Olanaklar ve Etkinlikler ile İlgili" (mevcutluk, kalite, bakım gibi) olduğunu göstermektedir. Ayrıca, çalışmada otel yönetimlerinin çevrimiçi yorumlara verdiği yanıtların genellikle yüzeysel olduğu, misafirlerin yaşadığı olumsuz deneyimler için samimi bir özür dileme ve hataların nedenlerini açıklama yaklaşımlarının göz ardı edildiği, hatta zaman zaman çevrimiçi ortamda otelin itibarını zedeleyebilecek savunmacı taktiklerin izlendiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında, rekabetçi olan konaklama sektöründe faaliyet gösteren otel yöneticileri için pratik ve uygulanabilir öneriler sunulmaktadır. Bu bağlamda, konaklama işletmelerinin temel operasyonel alanlarda, özellikle misafirlerin ilk izlenimini oluşturan oda ve personel konularında iyileştirilmelere öncelik verilmesi ve olası hizmet hatalarının etkili bir şekilde telafi edilmesi için daha stratejik, misafir odaklı ve kişiselleştirilmiş çevrimiçi iletişim stratejilerinin benimsenmesi gerektiği vurgulanmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Damgalamanın İntihar Girişimine Yönelik Tutum Üzerindeki Etkisinde Merhametin Aracı Rolü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81115</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81115</guid>
      <author>Şeydanur TEZCAN ÖZERMehmet Sabri BOZDAŞ  ,Zeynep AKILOTU  ,Sara KARATAŞ  ,Akif AVCU </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İntihar, genellikle toplumda olumsuz bir şekilde algılanır ve intihar teşebbüsünde bulunan/ intihar eden kişiye yönelik toplumsal önyargılar mevcuttur. Merhamet ise bireyler arası empatiyi artırabilir ve toplumsal dayanışmayı güçlendirebilir. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;İntihar girişiminde bulunan bireyler genellikle psikolojik olarak zayıf veya problemleriyle baş edemeyen, hatta diğerlerini düşünmeden hareket eden bencil kişiler olarak damgalandıkları olumsuz bir algıya maruz kalırlar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışmanın amacı, sağlık bölümlerinde okuyan üniversite öğrencilerinde damgalamanın, intihar girişiminde bulunmuş bireylere yönelik tutumları nasıl etkilediğini ve bu etkileşimde merhametin aracı rolünü incelemektir. 09.02.2024 tarihli ve 2024-7 sayılı etik kurul kararına göre çalışma onaylanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda Damgalama Ölçeği, İntihar Girişiminde Bulunan Olgulara Yönelik Acil Sağlık Çalışanlarının Tutumları Ölçeği (İGYTÖ), Merhamet Ölçeğinden oluşan bir öz bildirim anket formu, sağlık bölümlerinden birinde okuyan 407 üniversite öğrencisine (%76.7 kadın, %23.3 erkek; yaş ortalaması 22.4) uygulanmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, damgalamanın intihara girişenlere yönelik tutum üzerindeki değişimin yaklaşık %3’ünü (F(1,405) = 14.80, p &lt; .01), merhametin ise intihara girişenlere yönelik tutum üzerindeki varyansın yaklaşık %10’unu (F(1,404) = 48.847, p &lt; .01) anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Damgalama değişkeninin intihar girişimine yönelik tutum üzerindeki yordayıcı etkisinde merhamet değişkeninin tam aracı etkiye sahip olduğu kabul edilmiş olup beklenen model, gözlenen modelle desteklenmiştir. Bulgular, sağlık profesyonellerinin ve eğitimcilerin, öğrenciler arasında merhameti teşvik etmeye yönelik çabalarını artırmaları gerektiğine işaret etmektedir. Ayrıca, toplum genelinde damgalama algısını azaltmaya yönelik bilinçlendirme kampanyalarının etkili bir strateji olabileceği düşünülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karamemi’nin Türk Süsleme Sanatlarına Kazandırdığı Bahar Dalı ve Yarı Natüralist Çiçeklerin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80770</guid>
      <author>Fatma TOPÇUAyşe Aslıhan EROĞLU </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Kanuni Sultan Süleyman Dönemi’nde saray nakkaşanesinde yetişmiş üstün kabiliyeti ve eşsiz hayal gücü olan Karamemi, kitap sanatlarında uygulanan süslemelere pek çok yenilikler getirmiştir. Fakat bunlardan en büyük rönesansı bahçe çiçeklerini kendi zevk ve görüşüne göre yorumlayarak hem uyguladığı motifler hem de kompozisyonlar yoluyla süsleme sanatlarında yeni bir üslubun öncüsü olmuştur. XVI. yüzyılın ortalarına kadar kullanılan hatayi kökenli motifler ile yapılan klasik üsluptaki kompozisyonların arasına, saray has bahçelerinin vazgeçilmez çiçekleri olan gül, lale, sümbül, karanfil, süsen, menekşe, ayn-ı sefa, anemon, nergis, hatmi, selvi ve bahar dalı gibi motifleri ekleyerek yarı natüralist olarak tasvir etmiş ve şahsına münhasır bir ekol oluşturmuştur. Karamemi’nin ortaya koyduğu bu ekol, zamanla Osmanlı-Türk süsleme sanatlarının temelini oluşturmuştur. Sanatçının kullandığı yarı natüralist çiçeklerin yanı sıra O’nun üslubunun en önemli unsuru olan motiflerinden bir diğeri de kökeni belli olamayan meyve ağaçlarının çiçek açmış şeklini tasvir ederek, uyguladığı bahar dalı motifi, adeta imzası haline gelmiştir. Bu kapsam içerisinde çalışmanın amacı, Karamemi’nin Türk süsleme sanatlarına kazandırdığı yarı natüralist çiçekler ve bahar dalı motifinin gerek ikonografik gerekse kullanıldıkları kompozisyonlar açısından değerlendirmektir. Karamemi’nin bütün eserleri incelenerek, gerek koltuk süslemeleri gerekse sayfa kenarlarında yer alan halkarların en görkemli ve çeşitli kompozisyonlarının bulunduğu Muhibbi Divanı (İÜK T 5467) araştırma kapsamına alınmıştır. Araştırma sonuçları, Karamemi’nin kendinden önce stilize motiflerle yapılan süslemelere tabiattaki lale, gül, karanfil, sümbül, menekşe, süsen, ayn-ı sefa, nergis, selvi ve bahar dalı motifini gerçek görünümlerinden fazla uzaklaşmadan ana hatlarıyla tasvir ederek ve diğer geleneksel motiflerle uyum içinde kullanarak envai çeşit nefis kompozisyonlar meydana getirdiğini göstermiştir. Yarı natüralist olarak tasarladığı bu çiçeklerin en karakteristik özelliklerini yansıtmayı da ihmal etmemiştir, bu durum tamamen sanatçının kendi gözlem ve becerisinin bir sonucudur. Karamemi’nin Türk süsleme sanatlarına kazandırdığı bu üslup, oldukça beğenildiği için döneminde bütün sanat dallarına uygulanacak kadar yaygınlaşmıştır. Sonraki yüzyıllarda kısmen devamlılığını sürdürse de, özellikle günümüzde geleneksel Türk sanatları ile ilgilenen sanatçılar tarafından serbest tasarım olarak yapılan kompozisyonlarda, stilize motiflerle birlikte yarı natüralist çiçekler kullanılarak özgün eserler ortaya çıkarılmaya başlanmıştır.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programının Öğrenme Çıktılarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine göre Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86722</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86722</guid>
      <author>Hilal UĞRAŞ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu araştırmanın amacı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı’nda (HBÖP) yer alan öğrenme çıktılarının Yenilenmiş Bloom Taksonomisi (YBT) ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) açısından değerlendirilmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılmış ve 2024 yılında yayımlanan HBÖP’teki toplam 66 öğrenme çıktısı (1. sınıf: 23, 2. sınıf: 23, 3. sınıf: 20) incelenmiştir. Analiz sonucunda, 1. sınıfta öğrenme çıktılarının büyük kısmının “anlama” düzeyinde, 2. sınıfta “uygulama” düzeyinde, 3. sınıfta ise “uygulama, çözümleme ve değerlendirme” gibi üst düzey bilişsel süreçlerde yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Tüm sınıf düzeylerindeki öğrenme çıktılarının SKH 4: Nitelikli Eğitim ile doğrudan ilişkili olduğu; ayrıca SKH 3: Sağlıklı Bireyler, SKH 11: Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar, SKH 13: İklim Eylemi, SKH 15: Karasal Yaşam ve SKH 16: Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar gibi hedeflerle de çok yönlü bağlantılar kurulduğu belirlenmiştir. Bulgular, HBÖP’nin bilişsel gelişimi desteklemenin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma, çevresel sorumluluk ve toplumsal farkındalık gibi temel değerleri erken yaşta kazandırmayı amaçladığını göstermektedir. Bu sonuçlar, ilkokul düzeyinde yapılandırılan öğretim programlarının hem pedagojik hem de küresel sürdürülebilirlik hedefleriyle uyumlu biçimde geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Gelecekteki araştırmalarda, YBT ve SKH'lar çerçevesinde farklı müfredatları (örneğin Fen Bilimleri, Sosyal Bilgiler veya Türkçe) analiz etmek, programlar arası tutarlılık ve karşılaştırmalı değerlendirme yapılabilmesi açısından önerilebilir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yoksulluk ve Sosyal Dışlanma Riski Altında Olan Bireyler: TÜİK Verileri Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80507</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80507</guid>
      <author>Ahmet USANMAZMuhittin EVREN </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Yoksulluk genel itibariyle bireyin toplumsal yaşama katılmasına engel olan bir durumdur. Bireyin temel ihtiyaçlarını ve temel hizmetler alanına erişimini kısıtlamaktadır. Yoksulluk, bireylerin maddi/ekonomik olarak yetersiz kalması, düşük gelire sahip olması, işsiz olması, çalıştığı halde yeterli gelire sahip ol(a)maması sonucu eğitim, barınma, yiyecek, sağlık gibi temel ihtiyaç alanlarına erişiminde güçlükler olarak da okunmaktadır. Birey, yoksulluk nedeniyle toplumsal yaşama dahil ol(a)maması sonucu sosyal dışlanma riski/tehdidi ile karşılaşma durumu söz konusudur. Bu nedenle yoksulluk ve sosyal dışlanma birbirini besleyen bir ilişkisellik içerisindedir. Bireyin yoksul olmasından dolayı ihtiyaçlarını karşılayamaması, bir bütün olarak bireyin eşitsiz bir yaşam döngüsünde olmasına neden olur ve bu durumda sosyal dışlanma riski altında olan bireylerin sayısında artışın gözlenmesi ile sonuçlanır. Bu çalışmada TÜİK’in son 10 yılda yayınladığı istatistiki verilerinden yararlanılmıştır. Bu çalışmada son 10 yılda TÜİK tarafından yayınlanan yoksulluk istatistiklerinden yararlanılmıştır. Bu istatistiki verilerde TÜİK’in doğrudan yayınladığı yaş gruplarına göre yoksulluk ve sosyal dışlanma oranları bulunmaktadır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı eğitim durumunun yoksulluk üzerindeki etkisi ve farklı yaş gruplarına göre yoksulluk ile sosyal dışlanma riski altında olan bireylerin incelenmesidir. Çalışmada baz alınan TÜİK verilerine göre yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan bireyler, eğitim seviyesinin yetersiz olması sonucu yoksulluk oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Çocuk yaş (0-18) grubunda yoksulluk ve sosyal dışlanma, genel olarak yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan bireylere oranla daha yüksek seyrettiği gözlenmiştir. Bireylerin eğitim sürecinin iyileştirilmesi, yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında olan bireylerin oranlarında düşüşlerin yaşanmasına neden olacaktır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dîvân Dîbâceleri Üzerine I- Kelâmın Kullanımı ve Bağlamları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86856</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86856</guid>
      <author>Sibel ÜST</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 2.0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışma, klasik Türk edebiyatının önemli bir unsuru olan dîvân dîbâcelerinde yer alan Kur’ân âyetlerinin kullanım biçimlerini, bağlamlarını ve şairlerin bu âyetler aracılığıyla iletmeyi hedefledikleri anlamları incelemektedir. Tahir Üzgör’ün Türkçe Dîvân Dîbâceleri adlı eserinde yer alan 40 dîbâce taranmış; âyetlerin doğrudan veya dolaylı iktibas biçimleri, içerikleri ve işlevleri sistematik olarak tasnif edilmiştir. Araştırma, dîbâcelerde âyetlerin genellikle üç şekilde kullanıldığını ortaya koymaktadır: (1) âyetin tümünün veya bir kısmının doğrudan alıntılanması, (2) kelime veya kısa ibarelerle yapılan dolaylı atıflar, (3) âyeti hatırlatan hadis, dua veya sembolik ifadeler.&lt;br&gt;İçerik açısından âyetler; tevhîd ve hamdele, risalet ve Hz. Peygamber’e övgü, insan ve yaratılış, Kur’ân’ın ilâhî kelâm oluşu, şiir ve şairlik, ilim-hikmet, uyarı ve kurtuluş temaları altında sınıflandırılmıştır. Şairler, bu âyetler aracılığıyla şiirin İslâm’da meşru ve yüce bir faaliyet olduğunu, peygamberin de bunu onayladığını kanıtlama amacı taşımaktadır. Ayrıca âyetler, şairin hem inancını hem de estetik anlayışını yansıtan derin anlam katmanları oluşturur. Çalışma, dîbâcelerin yalnızca edebî değil, aynı zamanda dinî ve kültürel kimliğin beyanı niteliği taşıdığını; âyetlerin bu beyanın en güçlü aracı olduğunu vurgulamaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Turizm Farkındalık Ölçeği Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80734</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80734</guid>
      <author>Fadime YAKINHasan ÇUKUR </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bir bölgede turizmin geliştirilmesi, ön plana çıkarılması ve bu sektörden kazanılan gelirin artırılması için o bölgede yaşayan bireylerin turizmdeki rolünün ve farkındalığının artırılması gerekmektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt; Bu bağlamda bireylerin/öğrencilerin yaşadıkları yerle ilgili turizm farkındalıklarının belirlenmesi önemlidir. Özellikle ortaöğretim öğrencileri gelecekte bu sektörde aktif rol oynayacak, turizm varlıklarına sahip çıkacak ve bunları gelecek kuşaklara aktaracak bireylerdir. Bu nedenle çalışmada bireylere/öğrencilere yönelik geçerli ve güvenilir bir turizm farkındalık ölçeğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmanın araştırma evrenini Uşak’ta öğrenim gören ortaöğretim öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde ise uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya, 2021-2022 eğitim-öğretim birinci yarıyıl döneminde öğrenim gören 920 öğrenci katılmıştır. Faktör analizi için KMO (.889) ve Barlett Küresellik testleri (2179,111) (&lt;em&gt;p &lt;/em&gt;&amp;le; .00) yapılmış ve değerler uygun bulunmuştur. Faktör açığa çıkarma işleminde temel bileşenler analizi (TBA) uygulanmıştır. Ortaya çıkan maddelerin verilerle uyumunu tespit etmek için doğrulayıcı faktör analizi (DFA) yapılmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS ile AMOS 24 programları kullanılmıştır. Analizler sonucunda 18 maddeden oluşan 4 boyutlu bir ölçek elde edilmiştir. Ölçeğin boyutları &lt;em&gt;“Doğa Turizmine Yönelik Farkındalık”&lt;/em&gt;, “&lt;em&gt;Kültürel Turizm Mekanlarına Yönelik Farkındalık”&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;“Kültürel Turizm Etkinliklerine Yönelik Farkındalık”&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;“Spor Turizmine Yönelik Farkındalık”&lt;/em&gt; olarak adlandırılmıştır. Ölçeğin toplam varyansı %56,070, genel Cronbach’s alfa katsayısı ise .857 olarak bulunmuştur. Çalışma sonucunda bireylerin/öğrencilerin turizm farkındalıklarını tespit etmek için kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kaplanlı Köyünde Tespit Edilen Düz Dokumaların Kompozisyon ve Tasarım Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81600</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81600</guid>
      <author>Ayşe YILDIRIM </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bir Sarı Keçili Yörük köyü olan Kaplanlı Köyü (eski ismiyle Eber)’nün dokuma geleneği, Türk kültüründe önemli bir yer tutan ve yüzyıllardır süregelen bir sanattır. Köydeki dokumalar, sadece günlük kullanım amaçlı değil, aynı zamanda ticari bir faaliyet olarak da değer görmüştür. Çalışmamızda, Kaplanlı Köyü'nde artık üretilmeyen ancak özenle saklanan düz dokumaların kayıt altına alınması ve detaylı bir şekilde incelenmesi amaçlanmaktadır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;2020-2024 yılları arasında Kaplanlı Köyü'nde yerinde yapılan saha çalışmaları ile dokuma üretimi konusunda bilgisi olan aileler ziyaret edilerek 25 örnek incelenmiş ve bunlardan 9 tanesi teknik, motif, renk ve kompozisyon özellikleri açısından detaylı olarak değerlendirilmiştir. Geçmişte, düz dokumalar çeyiz, ölümlük-dirimlik, yer yaygısı, divan örtüsü, yatak ve hediyelik eşya gibi çeşitli amaçlarla üretilmiştir. Ancak, günümüzde el dokumacılığı ve halı üretimi azalmış, fabrika tipi dokumalar yaygınlaşmıştır. Buna rağmen, köydeki geleneksel dokuma kültürü, özellikle çeyiz ve süs amaçlı olarak hala devam etmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Köydeki düz dokumaların çoğunda cicim ve zili teknikleri kullanılmıştır. Yörede, seccade ve yer yaygılarında bu tekniklerin yoğun olarak tercih edildiği gözlemlenmiştir. Dokumaların ölçüleri ise değişkenlik göstermektedir; genellikle 106x172 cm ile 179x280 cm arasında değişen boyutlara sahiptir. Dokumalarda en çok kırmızı ve turuncu renkler kullanılmış olup, yeşil, mavi, sarı, bordo ve beyaz gibi renkler de sıklıkla tercih edilmiştir. Siyah ve kahverengi ise en az kullanılan renklerdir. Motif olarak ise kirazlı su, zincirli su, göz, tırnak ve koçboynuzu gibi motifler yaygındır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Kaplanlı Köyü düz dokumalarında desen kompozisyonu genellikle yatay ve dikey bantlardan oluşmaktadır. Geometrik formlar, zemin üzerinde sonsuz kaydırma ilkesine göre düzenlenmiştir. Bordürler, dokumada bir bütünlük sağlamak amacıyla iç ve dış suyolu ile çevrelenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bireysel Yenilikçilik ile Yapay Zekâ Tutumu Arasındaki İlişki: Gençlik Merkezlerinde Etkinliklere Katılan Üniversite Öğrencileri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=86698</guid>
      <author>Metin YILDIZ</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmanın temel amacı gençlik merkezlerinde etkinliklere katılan üniversiteli gençlerin bireysel yenilikçilik düzeyleri ile yapay zekâ tutumu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Araştırmanın evrenini gençlik merkezlerinde etkinliklere katılan üniversiteli gençler oluştururken, örneklemini ise; çalışmaya gönüllü olarak katılan 145 (%58)’i kadın, 105 (%42)‘si erkek olmak üzere toplam 250 kişi oluşturmuştur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Aptos; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Verilerin analizi IBM SPSS 25 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Nitel değişkenler için frekans ve yüzde değerleri, nicel değişkenler için ise aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri sunulmuştur. İki kategorili nitel değişkenlerle nicel değişkenler arasındaki karşılaştırmalarda bağımsız örneklem t testi, ikiden çok kategorili nitel değişkenlerle nicel değişkenler arasındaki karşılaştırmalarda tek yönlü ANOVA kullanılarak karşılaştırmalar gerçekleştirilmiştir. Tek yönlü ANOVA sonucunda anlamlı farklık bulunması durumunda kategoriler Tukey testi ile ikişerli olarak karşılaştırılmıştır. İki nicel değişken arasında ilişki varlığı Pearson korelasyonu ile incelenmiştir. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Sonuç olarak; Öğrenim durumu ve sınıf değişkeninin bireysel yenilikçilik ve yapay zekâya yönelik tutum üzerinde hiçbir etkisinin olmadığı görülmüştür.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Katılımcıların demografik özellikleri, öğrenim düzeyleri, ekonomik gelir durumları, yapay zekâ araçlarını kullanma ve bu araçlar hakkında bilgi sahibi olma durumlarının yenilikçilik düzeyleri ile yapay zekâya yönelik pozitif tutumları anlamlı biçimde etkilediği belirlenmiştir. Yapay zekâ araçlarını kullanan ve bu araçlar hakkında bilgi sahibi olan bireylerin yenilikçilik ve pozitif tutum puanlarının daha yüksek olması, teknolojik deneyim ve farkındalığın olumlu tutumları desteklediğini göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; Çalışmada hata düzeyi p&lt;0,05 olarak alınmıştır&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuklara Yönelik Cinsel İstismar ve Ensest Olgularının Sosyo-Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=82662</guid>
      <author>Bilal YILMAZMehmet Zafer DANIŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu araştırma&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt; Düzce ilinde cinsel istismar nedeniyle adli mercilere başvurmuş çocukların dosyaları retrospektif olarak incelenmiş olup olguların sosyodemografik özellikleri, aile yapıları, olayın gerçekleştiği yerler, faillerle olan ilişkileri ve psikiyatrik sonuçları gibi değişkenler açısından değerlendirme yapılmıştır. Araştırmanın temel amacı, elde edilen bu verilerin sosyal hizmet bilimi çerçevesinde anlamlandırılması ve çocukların korunmasına yönelik sosyal hizmet politikalarının geliştirme süreçlerine katkı sağlamaktır. Bu çalışmanın alt amacı, çocuğa yönelik cinsel istismarı sosyal hizmet disiplini çerçevesinde incelemek ve özellikle ensest vakalarının ayırt edici özelliklerini ortaya koymaktır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Çalışmada, 2015&amp;ndash;2022 yılları arasında Düzce Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı ve Çocuk İzlem Merkezi’ne başvuran toplam 285 çocuğa ait adli dosya retrospektif tarama yöntemi ile değerlendirilmiştir. Araştırma, kesitsel ve nicel bir araştırma tasarımına sahiptir. Analiz sonuçlarına göre, istismar mağdurlarının büyük çoğunluğunu ergenlik çağındaki kız çocukları oluşturmakta; faillerin çoğunlukla mağduru tanıyan bireyler olduğu ve olayların çoğunun özel alanlarda gerçekleştiği görülmektedir. Ensest vakalarının, parçalanmış aile yapısı ve aile içi şiddet öyküsü gibi risk faktörleriyle anlamlı düzeyde ilişkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca, ensest mağdurlarında travma sonrası stres bozukluğu tanısı, diğer istismar türlerine kıyasla daha yaygın görülmüştür. Elde edilen bulgular ışığında, sosyal hizmet alanında koruyucu-önleyici çalışmaların güçlendirilmesi, risk altındaki çocukların erken tespiti ve travmaya duyarlı müdahalelerin yaygınlaştırılması önerilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Anahtar Kelimeler&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; Sosyal Hizmet, Cinsel İstismar, Çocuk, Çocuk İstismarı, Ensest.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Memlûk Türk Devleti’nde Bir Çocuk Sultan: Melikü’l-Muzaffer Ahmed ve Hayatı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81779</guid>
      <author>Murat ZENGİN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Mısır, Suriye, Akdeniz, Arap Yarımadası ve Anadolu’nun güney ve güneydoğu kesimlerinde iki buçuk asırdan fazla bir süre hâkimiyet kuran Memlûk Türk Devleti, klasik hanedan anlayışı yerine güçlü olan emirlerin iktidarı ele geçirdiği bir yönetim sistemi benimsemiştir. Bu yönetim anlayışı dinamik bir idare anlayışı ortaya çıkarsa da emirler arasında sık nüfuz mücadelelerinin yaşandığı istikrarsız bir siyasi süreci de doğurmuştur. Hanedan anlayışına inanmayan Memlûklü sultanları, zamanla Mısır ve Suriye bölgelerinin yönetim geleneklerinden etkilenerek veliaht ilân etme geleneğini ihdas etmişlerdir. Bu uygulama bir formaliteden öteye geçememiş ve devlet, nüfûzlu emirlerin kontrolünde kalmıştır. Bazı Memlûklü sultanları merkezi otoriteyi tesis etmeyi başarsa da onların vefatının ardından etkin devlet adamları yönetim üzerindeki tahakkümlerine devam etmişlerdir. Memlûklü Sultanı Melikü’l-müeyyed Şeyh Mahmûdî, Sultan Berkûk’un ölümünden sonra Memlûklü ülkesinde ortaya çıkan dâhili ve harici sorunları çözmeyi başarıp merkezi otoriteyi sağlayabilmiştir. Siyasi ve ekonomik istikrarı yeniden tesis eden Şeyh Mahmûdî’nin ölümünden sonra vasiyeti üzerine yerine geçirilen henüz iki yaşını doldurmamış oğlu Ahmed döneminde, Emir Tatar önderliğindeki devlet adamları, yönetime tahakküm ederek bir vesayet dönemini başlatmışlardır. Çocuk sultan Ahmed’in yaklaşık sekiz ay süren iktidarı, Emir Tatar’ın Vesayeti dönemi olarak adlandırılabilir. Emir Tatar kontrolünde geçen Memlûklü Tarihi’nin bu dönemini ve Sultan Ahmed’in hayatını doğrudan konu edinen herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu çalışma, Memlûklü dönemi kaynakları ışığında Sultan Ahmed Dönemi Memlûklü Tarihi’nin siyasi, idari, askeri ve sosyal gelişmelerini ayrıntılı olarak değerlendirmeyi ve Sultan Ahmed biyografisi üzerinden bir dönem çalışması ortaya koymayı amaçlamaktadır&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Isamu Noguchi ile Batıya Yayılan Zen Bahçeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80999</guid>
      <author>Canan ZÖNGÜRSimin TÜREDİ </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;20.yy’ın ilk yarısı dünyanın ve sanatın büyük değişikliklere uğradığı önemli bir dönemdir. Japon asıllı Amerikalı sanatçı Isamu Noguchi, bu dönemde yaşamış ve çift kültürlülüğünden doğan ikilemle sanatında yeni bir üslup geliştirmiştir. Sanatçının iki ülke arasında kalışına ait gerilim, doğaya ait biçimlerle geometrik yapılar arasında kurduğu karşıtlık, yeni bir estetik anlayış olarak eserlerine yansımıştır. Sanatçının Zen Bahçelerinden esinlenerek oluşturduğu heykel, peyzaj, yerleştirme gibi disiplinlerarası çalışmaları, Doğu kültürünün Batıya tanıtılmasını sağladığı gibi “heykel olan mekân” anlayışına da zemin teşkil etmiştir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Noguchi’nin bahçeleri sadece Doğu’dan aldığı Zen Budizm’ini kapsamaz, Batıdan aldığı eğitimi de yansıtır. Zen bahçelerinden yansıyan derin düşünme, rahatlama, iç huzur, iç denge ve iyileşme gibi kavramlar günümüz modern hayatının getirdiği dar alanlara nefes aldıran özel mekânların yaratımında önemli bir etmendir. Bu araştırma, sanat tarihine önemli katkılar sağlamış ve birçok sanatseveri derinden etkilemiş olan Isamu Noguchi’nin Zen Bahçelerini yorumlamadaki farklı üslubunu betimleyici yöntem kullanarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu üslup, sadece değişen Dünya koşullarına paralellik göstermez aynı zamanda sanatçının yaşadığı çift kültürlülük yapısı üzerinden de kayda değer izler bırakır. Sanatçı, Doğu ile Batı kültürünü birbirine harmanlayarak önemli bir köprü vazifesi görmüştür. Isamu Noguchi'nin elinde hareketsiz objeler hareketli hale gelerek, yeni bir düzeye ulaşır. Sanatçının Zen bahçeleri, insanı birlikteliğe ulaştıran, yarattığı boşluk ile gündelik hayattan kopararak nefes aldıran, sorgulatan bir çizgidedir. Sadeliği ustalıkla birleştiren bu bahçeler, doğanın güzelliğini, hassasiyetini, coşkusunu insana ulaştırır niteliktedir. Konunun incelenmesinde fenomonolojik yöntemle literatür taraması yapılmış, örnekler plastik çözümlemeler ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çeşitli yazılı ve görsel kaynakların yanı sıra, internet veri tabanı ortamından yararlanılarak çalışmanın bütününde araştırma ve bulguların derlenmesi, sırası ile gözetilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


