






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies - Language and Literature, Yıl 2025 Sayı Volume 20 Issue 2</title>
    <link>https://turkishstudies.net/language?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3395</link>
    <description>Turkish Studies - Language and Literature</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    <generator>&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, ANKARA&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Kastedim ve Kastedimi Oluşturan Edimbilimsel Yapılar: “Haybeden Gerçeküstü Aşk” Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78661</guid>
      <author>Vural AKBOĞA</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Kastedim/açığa vurma/açığavurum, çıkarımsal bildirişim sürecinde kullanılan temel kavramlardan biridir. Bildirişim sırasında konuşur tarafından&amp;nbsp;&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;söylenen&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;sezdirilen&lt;/em&gt; arasındaki edimbilimsel boşluğu karşılamak üzere ortaya koyulmuş, çoğu zaman farklı aşamaların çözümlenmesinin ardından ulaşılması beklenen bir sürecin sonucudur. Araştırmacılar bu boşluğun varlığıyla ilgili aynı fikirde olsa da bunun &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;açık&lt;/em&gt; ya da &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;örtük&lt;/em&gt; bir süreç oluşu gibi konularda farklı bakış açısına sahiptir. Bu durum “explicature”, “impliciture” ve “contextual ingredients of what is said” gibi farklı adlandırmalara dahi neden olmuştur.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Çıkarımsal bildirişim modelinin, bildirişimi açıklarken geleneksel kod modelin cevap veremediği sorulara alternatif cevaplar ürettiği kabul edilmektedir. Bu durumda Türkçe bir bildirişimin çıkarımsal modelle incelenmesinin de Türkçeye özgü olası edimbilimsel süreçlerin görülmesini sağlayacağı varsayılmaktadır. Bu bakış açısıyla, çıkarımsal modelin temel kavramlarından olan kastedimin sınırlarının belirlenmesinin ve kastedimi oluşturan edimbilimsel yapıların ortaya koyulmasının bir ihtiyaç olduğu anlaşılmaktadır. Bu ihtiyacı karşılamak amacıyla öncelikle &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;söylenen&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;sezdirilen &lt;/em&gt;arasındaki bu edimbilimsel boşluk, bahsi geçen bakış açıları karşılaştırmalı olarak yorumlanarak çeşitli kriterlerle sınırlandırılmaya çalışılmış; ardından kastedimi oluşturan aşamaların neler olduğunu belirlemek amaçlanmıştır. Bunu yaparken dil içi ve dil dışı bağlamsal şartları göstermesi bakımından bir tiyatro eseri, yazarının örtük anlatım biçimini sıklıkla kullanması nedeniyle “Haybeden Gerçeküstü Aşk” (HGA) adlı eser tercih edilmiştir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 1.0cm; line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-tab-count: 1;"&gt; &lt;/span&gt;Sonuç olarak bu&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; &lt;/em&gt;kavramı Türkçede karşılamak üzere &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;kastedim&lt;/em&gt; terimi önerilmiş ve kastedimin açıklanmasında iki farklı kriterin belirleyici olacağı vurgulanmıştır. Ardından HGA’da konuşurun kastedimini oluşturan edimbilimsel aşamalar belirlenerek bir sınıflandırma denemesi yapılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ali’nin Kıssa-yı Yûsuf Adlı Eserindeki Fiillerin Çatı Bağlamında Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80983</guid>
      <author>Ebru ALAGÖZ BOYRAZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Yûsuf peygamberin yaşadıklarının anlatıldığı Yûsuf ve Züleyhâ kıssası, kutsal kitaplarda yer bulması bakımından Türk edebiyatında da en çok ele alınan eserlerinden birisi haline gelmiştir. İncil ve Tevrat’ta insanlığa yön veren hikâyelerden olan bu kıssa, Kuran’ı Kerim’de “kıssaların en güzeli” anlamına gelen “ahsen’ül-kasas” ifadesine layık görülmüştür. Arap, Fars edebiyatının yanı sıra hem Doğu hem de Batı Türkçesiyle yazılmış eserin pek çok nüshası bulunmaktadır. Bu çalışmada ise Türk edebiyatında ilk kez Ali’nin dörtlüklerle yazdığı Kıssa-yı Yûsuf Berlin nüshası kullanılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Sözlük anlamında herhangi bir değişikliğe uğramadan fiilden fiil yapan belirli eklerle fiilin anlamının genişletilerek cümledeki özne ve nesne ile olan bağlantısında uğradığı durum değişikliği olarak tanımlanan çatı; morfolojik, sentaktik ve leksik yöntemlerle kurulabilir. Türkçe için en uygun olan, en çok tercih edilen ve kabul gören yöntem ise morfolojik yani eklerle kurulan yöntemdir. Bu düşünceden hareketle söz konusu eserdeki çatı ekli fiiller tespit edilmiş ve madde başı olarak verilerek fiilin eserde hangi anlamda kullanıldığı belirtilmiş; eserin fiil söz varlığının tespiti de ortaya konulmaya çalışılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Çalışmada elde edilen veriler; oldurgan, ettirgen, edilgen, dönüşlü ve işteş çatı başlığında değerlendirilmiştir. Eserde oldurganlık işaretleyicilerinin eklendikleri fiillere&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; bir olayın yapılmasını sağlama, işi kendisi yapma ve işe gücü yetme, bir olayın yapılmasına neden olma, yol açma, kılış bildirme, istemeyerek neden olma, ihmal; &lt;/em&gt;ettirgenlik işaretleyicileri &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;bir şeyi yaptırma, bir olaya&lt;/em&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;istemeden neden olma, ihmal, bir olayın yapılmasına neden olma, yol açma, yardım etme; &lt;/em&gt;edilgenlik işaretleyicilerinin&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt; etkilenenin ön plana çıkarıldığı, başkası tarafından yapılma, durum bildirme&lt;/em&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;; dönüşlülük işaretleyicilerinin &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;kendini etkileme, kendi üzerinde etki yapma, kendi için, kendi yararına eylem yapma, dolaylı etkilenme, ses çıkarma, pekiştirme&lt;/em&gt;; işteşlik işaretleyicilerinin &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;bir işin, bir eylemin birden fazla kişi, varlık tarafından birlikte veya karşılıklı yapılması, pekiştirme ve dönüşlülük bildirme&lt;/em&gt; işlevlerini kazandırdığı görülmüştür.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşlevsel Yönleriyle Geçiş Dönemi Uygulamalarında Mevlid Törenleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81702</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81702</guid>
      <author>İbrahim Ethem ARIOĞLU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çal&lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;ışmayla, insanoğlunun kültür hayatında ve geleneklerinde önemli bir yeri olan geçiş dönemleri olarak da adlandırılan doğum, evlenme ve ölüm ile ilgili uygulamalarda yer alan mevlid kutlama ve törenlerinin işlevsel yönleri ortaya konulmuştur. Öncelikle konuya ait çalışmalar incelenerek değerlendirilmiştir. İnsanoğlu doğum ile hayata başlar. Hayat ise ölüm ile son bulmaktadır. Doğum ve ölümün yanında evlenme de hayatın önemli dönüm noktalarındandır. Hayatın önemli dönüm noktaları olan bu geçiş dönemleri halk kültürü ve gelenekleri ile halkın aynı zamanda hayata bakışını, kültürünü, estetiğini, edebiyatını, inancını ve folklorunu en açık bir biçimde ortaya koyar. Doğum, evlenme ve ölümle ilgili uygulamalar kendi içinde bir anlam ve bütünlük içerir. Ortaya konulan uygulama ve pratikler işlevsel bir yapıya sahiptir. Bu işlevler bu geçiş törenlerinin devam etmesine ve bireylerin içinde bulundukları halkın kültürüne katılma aidiyet duygusu kazanmasına da vesile olur. Folklor çalışmaları çeşitli yöntemlerle ve metotlarla ele alınmaktadır. Bu yöntemlerle halk kültürüne ve geleneklere ait bilgi ve veriler son aşamada sistemli bir şekilde ve analitik bir bakışla değerlendirilir. Çalışmanın amacına bağlı olarak geçiş dönemi ve mevlid törenlerine ait yapılan çalışmalar ve yayınlar ele alınarak kaynak araştırması ve literatür taraması yapılmıştır. Mevlid törenleri ve uygulamalarının işlevleri geçiş dönemi üzerine yapılmış çalışmalar ve makalelerden yararlanılarak tespit edilmiştir. Ayrıca kültür hayatımızda, geleneklerde ve dinî inanç ve uygulamalarda yüzyıllardır canlı bir şekilde görülen mevlid kutlama ve törenlerinin işlevsel yönleri ortaya konulmuştur. Sonuş olarak ise mevlid teörenleri ve bu törenlere bağlı olarak ortaya çıkan gelenek ve kültürel pratiklerin günümüzde de canlı bir şekilde yer aldığı görüldüğü tespitine varılmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt; &amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kâtib Osmân ve Sergüzeştnâme-i Kâtib Osmân Adlı Eseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80373</guid>
      <author>Timuçin AYKANAT</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Bu makale, &lt;em&gt;Sergüzeştnâme-i Kâtib Osmân&lt;/em&gt; doğrultusunda oluşturulmuş bir çalışmadır. Tanıtım, inceleme, sunum ve sonuç eksenli olarak dört temel kısımda oluşturulmuş söz konusu çalışmanın asıl çizgisini Millî Kütüphane Türkçe Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 4343 yer numarasıyla kayıtlı &lt;em&gt;Sergüzeştnâme-i Kâtib Osmân&lt;/em&gt; adlı eser oluşturmaktadır. Makalede öncelikle hakkında bilinenlere yeni bilgiler eklenmek yoluyla Kâtib Osmân tanıtılmıştır. Tanıtım kısmında sergüzeştnâme edebî türüne de değinilmiştir. Ardından söz konusu eser, biçim ve içerik özellikleri bağlamında değerlendirilmiştir. Sonrasında ilgili eser nüshası tavsif edilerek nüshanın özellikleri verilmiştir. Sonraki kısım, metnin çeviri yazılı hâlinden oluşmaktadır. Bu kısımda şairin kastetmek istediği şeylere dikkat edilmek yoluyla tam ve eksiksiz bir metnin sunulması amaçlanmıştır. İlgili çalışma, asılda bir edebî metni ortaya koyarken şairinin biyografisini tamamlayıcı bilgiler sunması açısından da önem taşımaktadır. Özetle, Kâtib Osmân ile ilgili bilinenler iyiden iyiye belirginleşmiş ve neşredilmemiş bir edebî metin edebiyata takdim edilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırgız Yazar Kazat Akmatov ve Hikâyeciliği </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79571</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79571</guid>
      <author>Samet AZAPMehmet EREN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Kırgız Türk edebiyatı sözlü kültürle gelişen ve 20. yüzyılla birlikte yazılı ürünlerin de ortaya çıktığı bir edebiyattır. Kırgız Türk edebiyatında özellikle hikâye türündeki gelişmeler 1920’lerden başlayarak günümüze kadar süre gelmektedir. Kırgız Türk edebiyatı diğer alanlarda olduğu gibi nesir alanında da önemli isimler ortaya çıkarmıştır. Kırgız Türk edebiyatı denilince şüphesiz ilk akla gelen isim Cengiz Aytmatov’dur. Aytmatov, çağdaşı ve kendisinden sonra gelen birçok yazarı gerek eserlerinde işlediği konularla gerekse kendine has üslubuyla etkileyerek Kırgız Türk edebiyatının gelişmesine de yön vermiştir. Aytmatov’un çağdaşı ve yakın arkadaşı olan Kazat Akmatov da onun nesir alanındaki ustalığından etkilenmiş ve hikâyelerinde sosyal konuları dikkat çekici betimlemelerle işlemiştir. 1960 sonrası Kırgız Türk edebiyatında özellikle nesir türünde öne çıkan Kazat Akmatov, kendine has üslup geliştirerek dönemin siyasi, sosyal ve kültürel unsurlarını eserlerinde işlemiş bir yazardır. Türk edebiyatı içerisinde Kazat Akmatov’un Cengiz Aytmatov kadar bilinmemesi yazarın eserlerini Kırgız Türkçesi ile yazmasından ve eserlerinin çevirisinin olmamasından kaynaklıdır. Ancak onun özellikle hikâyeleri incelendiğinde yazarın yaratıcı yeteneği fark edilecektir. Akmatov’un 11 kısa 7 uzun olmak üzere toplam 18 hikâyesi bulunmaktadır. Hikâyelerinde aile, aşk, tabiat, savaş, Manas, kolhoz ve sovhoz gibi kavramları işlemiştir. Bu çalışma Kazat Akmatov’un Kırgız Türk edebiyatındaki yeri ve hikâyeciliği üzerinedir. Ayrıca yazarın hikâyelerinde kullandığı üslup ve hikâyelerine tematik bakış çalışmanın amacını oluşturur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Anadolu Türkçesindeki Sıfatlar Üzerine İşlevsel Ek Tasnifi Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81715</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81715</guid>
      <author>Oğuz BALKAN </author>
      <description>Sondan eklemeli bir dil olan Türkçede ekler; yeni anlamlarda sözcük oluşturma, var olan sözcüklerin türlerini değiştirme, öbek kurma, dilin işletimini sağlama gibi birçok işlevin yerine getirilmesinde kilit bir role sahiptir. Eklerin sahip olduğu bu geniş işlevsel yapı, sıfatların söz diziminde isimleri niteleme ve belirtme görevlerini yerine getirmesinde de büyük bir önem taşımaktadır. Türkçede anlamsal olarak niteleme ve belirtmeye uygun olmayan sözcüklerin sıfata dönüştürülmesi, mevcutta sıfat olarak kullanılmaya uygun sözcüklerden yeni anlamlara sahip sıfatlar türetilmesi, sıfatların pekiştirme ve sıralama gibi genişletmeye dayalı işlevlerinin yürütülmesi; çeşitli ekler vasıtasıyla sağlanmaktadır. Geleneksel dil bilgisi çalışmalarında ortaya konan ek tasniflerinin genellikle yapım ve çekim eki ayrımına dayalı şekilde tek yönlü olmasıyla birlikte yakın dönemde ortaya çıkan işlevsel ek tasniflerinde sıfatların işletimi ve türetiminde kullanılan eklere ayrıntılı şekilde yer verilmemesi; bu alanda yapılan çalışmalarda tasnifsel ve işlevsel problemler oluşmasına yol açmaktadır. Sıfatların dilin kullanımındaki görevlerinin tam olarak belirlenebilmesi için onların işletimiyle türetiminde kullanılan eklerin, tüm işlev ve kapsamları dikkate alınarak yeniden tasnif edilmesi gerekmektedir. Buna göre çalışmada, Eski Anadolu Türkçesinde sıfatların türetim ve işletimi için kullanılan tüm ekler seçilen beş eser üzerinden incelenecektir. Eklerin anlamsal ve işlevsel boyutları esas alınarak yapılacak bu tasnifte, eklendiği sözcüğün anlamını değiştirerek yeni bir sıfat görevinde kullanılmasını sağlayan ekler yapım eki, farklı sözcüklerin anlamını değiştirmeden söz dizimsel olarak sıfat görevinde bulunmasını sağlayan ekler tür değiştirici ek, pekiştirme, sıralama, üleştirme, küçültme gibi ayrıntılı bir kullanım alanı içeren fakat sözcüğün anlamını veya türünü değiştiremeyen ekler ise genişletme ekleri olarak ele alınacak; temelde tür değiştirici işlevde bulunmasına rağmen öbek kuruculuk işlevi ve istem gücüyle bu eklerden ayrılan fiilimsiler ise sıfat-fiil ekleri olarak ayrı bir başlıkta incelenerek yeni bir işlevsel ek tasnifi oluşturulacaktır.</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mustafa Kutlu'nun İstanbul Gezi Yazılarında Bir Hikâyeleştirme Tekniği Olarak Nostalji</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79294</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79294</guid>
      <author>Tolga BAŞDAMAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Öz: &lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Edebiyat ve gerçeklik arasındaki ilişki tartışılırken edebi eserlerden okurlara yansıyan kurgusal dünyaların temsil sorunu, her dönem tartışma konusu olmuştur. Roman, öykü, senaryo gibi popüler türlerin aktardığı gerçekliğin yazarların seçimleriyle ilgili olması bunun temel nedenidir. Gezginlerin, izlenimlerini aktarmayı amaçladıkları gezi yazıları da kurmaca metinler gibi yazarların okurları için yaptığı seçimlerden oluşur. Yazarlar, seçimlerinin okurları etkilemesi için kurmaca metinlere ait birçok anlatım tekniğinden de faydalanır. Bu makalede, Mustafa Kutlu’nun &lt;em&gt;İstanbul Gezi Yazıları&lt;/em&gt; isimli üç kitaptan oluşan eserinden hareketle gezi yazılarında kullanılan kurmaca metinlere özgü anlatım tekniklerine yoğunlaşmak amaçlanmıştır. Mustafa Kutlu’nun öykülerinde işlediği yoksulluk, Anadolu’dan İstanbul’a göç, çevre kirliliği, hızlı betonlaşma gibi konular &lt;em&gt;İstanbul Gezi Yazıları&lt;/em&gt;’nda da görülür. Bununla birlikte yazarın nostaljik anımsamaları, &lt;em&gt;İstanbul Gezi Yazıları&lt;/em&gt;’nın en önemli özelliklerindendir ve anlatım teknikleri &lt;em&gt;nostalji&lt;/em&gt; etrafında incelenmiştir. Makalenin ismindeki &lt;em&gt;hikâyeleştirme&lt;/em&gt; sözcüğü olay anlatan tüm metinlerin anlatım özelliklerini kapsayan genel bir kavram olarak kullanılmıştır. Makalede gezi yazısı türünün özellikleri, Mustafa Kutlu’nun sanatçı kişiliği ve &lt;em&gt;nostalji&lt;/em&gt; kavramı okura kısaca tanıtıldıktan sonra yazılardaki anlatım teknikleri yedi ayrı başlık altında incelenir. &lt;em&gt;Değişim&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;yabancılaşma&lt;/em&gt;, anlatıcı çoğulculuğu, bakış açısı farklılığı, &lt;em&gt;nedensellik&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;kırılma noktası&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;ütopya&lt;/em&gt; &lt;em&gt;nostalji&lt;/em&gt;yle ilişkili teknikler olarak metin merkezli bir anlayışla ele alınır. Makalede, yedi tekniğin &lt;em&gt;İstanbul Gezi Yazıları&lt;/em&gt;’nda okurda nostaljik özlemler uyandırmak için kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Mustafa Kutlu’nun geçmiş özleminin sadece bireysel yaşamıyla sınırlı olmadığı, kaybolan toplumsal yaşamı ve değerleri de içerdiği makalede ulaşılan bir diğer sonuçtur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İçimizdeki Şeytan ve Flanör Olmak</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77896</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77896</guid>
      <author>Sibel BAYRAM </author>
      <description>&lt;h2 style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: windowtext;"&gt;18. yüzyılda ger&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: windowtext; mso-ansi-language: TR;"&gt;çekleşen Sanayi Devrimi sadece ekonomik alanda değil, kültürel, sosyal hayatı da değiştiren özellikle bireyin yaşam biçimini her yönden etkileyen bir olaydır. Kentleşme, başlar ve insanoğlu, yeni hayat tarzına, düşünce biçimine sahip olur. Erken modern kent yaşamı yeni insan tipleri ortaya çıkarırken, filozoflar da bu durumu irdelemeye, anlamlandırmaya çalışırlar.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Dandy, bohem ve flanör modern hayatla birlikte var olmaya başlayan, kalabalıkların içerisinde yalnız, gezgin tiplerdir. İlk defa Baudelaire, flanörden bahseder sonrasında Benjamin ise bu kavramı genişletir. Flanör başlangıçta Paris sokaklarına aitse de gittikçe diğer coğrafyalarda da fark edilmeye başlanır. Baudelaire, &lt;em&gt;Modern Hayatın Ressamı&lt;/em&gt; kitabında doğadan uzaklaşarak kentteki insanın çıkmazlarını, iç sıkıntılarını anlatır. Flanör, önceden davranışları kestirelemeyen, anlık hareket edebilen, sorumsuz, yarın kaygısı gütmeyen şehrin gezginidir.Modern kent flanöre özgürlük sunar, aslında&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;bu tip modernitenin bir sonucudur. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Türk edebiyatında ise Tanzimat dönemi ile birlikte flanör tiplerine rastlanılır. Felatun Bey, Bihruz Bey’i anmak gerekir. Daha sonra, flaneurizm, Sait Faik'in öykülerinde şehrin bohem atmosferinde sıkılan karakterlerle ve Yusuf Atılgan'ın &lt;em&gt;Aylak Adam&lt;/em&gt;'ındaki C. karakteriyle temsil edilir.. Başkahramanı Ömer, İstanbul’un kahvehanelerinde dolaşan, işi hobi olarak gören, sorumluluk duygusu olmayan, sürekli iç sıkıntıısndan şikayet eden nihilist bir iptir. Bu çalışmamızda flanör kavramı ve Ömer’in flanörlük yönleri üzerinde durulacaktır. &lt;/span&gt;&lt;/h2&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Destanda Kadın/Hikâyesini Anlatmak: Margaret Atwood’un Penelopıad Ve Ayla Kutlu’nun Kadın Destanı'nda Feminist Karşıt Yazın </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78701</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78701</guid>
      <author>Derya BİDERCİ DİNÇ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Yirminci yüzyılın son yıllarında kanonik eserlerin postmodern yeniden yazımları yapılmıştır. Kanonik anlatılardan esinlenen yazarlar, karşı söylemleri somutlaştırarark onları yeniden yazmışlardır.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Son yıllarda kadın yazarların kanonik metinlere yönelik karşı söylemleri önemli ölçüde artmıştır. Kadın yazarlar, ataerkil kültürlerin kanonik öykülerinde, destanlarında veya mitlerinde kadınların temsilini gözden geçirmektedir. Bu çalışma, Margaret Atwood ve Ayla Kutlu'nun feminist karşı-yazma eserleri olan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Penelopiad&lt;/em&gt; ve &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kadın Destanı&lt;/em&gt;’nı incelemektedir. Penelopiad Homeros'un Odysseus'unun eleştirel açıdan yeniden yazımıdır, Ayla Kutlu'nun &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kadın Destanı&lt;/em&gt; Gılgamış'a bir yanıt niteliğindedir. Feminizmin ilkeleri üzerine düşünen bu çalışmanın, iki eser arasındaki önemli benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarması ve edebi gelenekteki baskın ataerkil ideolojinin yapısöküme uğratılmasına dair değerli içgörüler sunması beklenmektedir. Homeros'un Odysseus ve Gılgamış destanları kadınların deneyimlerini ve seslerini dışlar.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Atwood ve Kutlu, karşı-yazının amacına uygun olarak, destanları kaynak alır ve tekrardan gözden geçirirler. Klasik mirasla bir süreklilk oluşturan yeni bir hikâye oluştururlar.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Benzerlikten ziyade farklılığa, eksiklere, boş bırakılan ya da göz ardı edilen kısımlara yoğunlaşır, iki farklı edebi mekanizma olan parodi ve çokseslilikle yeni hakayelerini oluşturular. Eleştirel bir söylem kullanarak destanları tekrardan yazarlar. Karşı yazılarını ataerkil anlatıların kadını itibarsızlaştırma ve susturma stratejilerine karşı kurarlar. Kanonik klasiklerdeki susturulmuş kadınların seslerini geri getirerek ve onların hyatlarını, kendi kişilklerini, deneyimlerini ve destanları kendi bakış açılarından anlatan özneler olarak yeniden tanımlayarak erkek destanlarındaki tarihin yerine destanlarda 'kadın hikâyesi' anlatırlar.&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deniz Folkloru Bağlamında “Fado”: Fado Şarkı Sözleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78958</guid>
      <author>Hakan ÇELİKTEN</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Kültürel ürünler, toplumların tarihsel süreçlerini, değer sistemlerini ve ortak deneyimlerini yansıtarak, kültürel kimliğin inşasında ve korunmasında önemli işlevler üstlenirler. Böylesi ürünlerden biri olan Fado, birçok unsurun yanında, Portekiz’in tarihsel süreçteki denizcilik kültürüyle olan derin bağlarını müzikal bir anlatım diliyle sunmaktadır. Bu bağlamda, Fado’nun denizcilik kültürünü nasıl işlediğini anlamak, ilgili toplumun yaşadığı tarihsel süreçleri, değer sistemlerini, ortak deneyimlerini vb. unsurlarını görebilmek açısından önemlidir. Bu bakış açısıyla şekillenen çalışmada, Fado şarkı sözlerinin denizcilik kültürü bağlamında içerik analizi yapılmıştır. Bu kapsamda seçilen &lt;em&gt;Maria Lisboa, Barco Negro, Oh Mar Salgado, Marujo Portugu&amp;ecirc;s, Canoa de Vela Erguida&lt;/em&gt; adlı şarkılar, kültürel ve tarihsel arka planlar göz önünde bulundurularak temalar ve semboller açından ele alınmıştır. Fado şarkıları güçlü duygular eşliğinde sunmuş olduğu birçok içeriğin yanında, toplumun denizcilik kültürünü de sembolik dil ve metaforlar yoluyla yansıtmaktadır. Yapılan inceleme ile Fado’nun bir müzik türü olmanın ötesinde, toplumun denizcilik geçmişini ve denizle kurduğu ilişkiyi dile getiren bir anlatıcı ve taşıyıcı olarak işlev gördüğü anlaşılmaktadır. İncelenen şarkı sözlerinde bir yandan tarihî seyirde yaşanan olayların bireyin dünyasındaki yansımaları görülürken diğer yandan denize hâkim olma gibi ulusal hedeflerin desteklendiği fark edilmektedir. Bütün bunlar kapsamında birey özelinde ayrılık, özlem ve kayıplar çerçevesinde yitirilenlerin ardından âdeta bir ağıt söylenirken; ulusal hedefler doğrultusunda bir kimlik inşası söz konusudur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>15.yy.’a Ait Satranç Türünde Yazılmış Bilinmeyen Bir Risâle</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78936</guid>
      <author>Zeynep DİNÇER BERDİBEK</author>
      <description>&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Tarihi Hindistan, Antik Yunan-Roma, Çin veya MS. 50-200 yıllarında Kuşan Türklerine dayandığı belirtilen (Altınay, 2000, s.178), (Ercan, 2021, s.76) satranc, sadece bir savaş taktiği değil aynı zamanda eğlenceli bir oyun olarak da bilinmektedir. Osmanlı’da da oldukça sevilip değerlendirilen bu oyun asker&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; ve siyas&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; alanların dışında edebiyata da konu olmuştur.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Ancak bu edebiyat sahasında satranca dair elde çok fazla örnek yoktur. Mevcut çalışmalar sınırlı sayıda müstakil kitap, şiirler ya da başka bir metnin içerisinde yer alan kısa nesir yazılarından müteşekkildir. Bunlardan birisi de bu çalışmada ele alınacak olan ve daha önce tanıtımı yapılmayan bir satranç kitabıdır. Bu eserin ne zaman ve kim tarafından yazıldığı belli değildir. Ancak metnin dil özellikleri dikkate alındığında eserin 15.yy’da yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu satrancn&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;â&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;menin, Satranc-ı Keb&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;r yazarı Firdevs-i Tav&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;l ile de üslup ve dil açısından benzerlikleri vardır. Bu benzerlikler yalnızca üslup olarak değil, aynı zamanda metnin içeriği bakımından da dikkat çekici niteliktedir. Bu nedenle ele alınan çalışmada yalnızca eserin tanıtımı değil, aynı zamanda eserin Firdevs&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;’nin Satranc-ı Keb&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;r’i ile mukayesesi yapılacaktır. Ayrıca eserin transkripsiyonu yapılacak; metnin dil, üsl&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Gentium Plus'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;û&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;p ve şekil özellikleri incelenecektir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anıların Işığında Ömer Seyfettin </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81226</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81226</guid>
      <author>Mine Nihan DOĞAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm 6.0pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Türk dilinin sadeleşmesine yönelik çalışmalarıyla öne çıkan yazar Ömer Seyfettin, edebiyat tarihlerinde ismi geçen bir şahsiyet olduğu kadar anı türündeki eserlerde de adından söz ettiren bir yazardır. Yeni Lisan Hareketi ile başlattığı mücadeleyi dil sahasında başarıyla ilerletmesi, edebiyat tarihi araştırmalarına ışık tutmakla birlikte kendisinin yazdığı ve başkalarının onunla ilgili yazdığı anılara da konu olmuştur. Anılarda yer verilen detaylardan bir diğeri de asker kimliği ve katıldığı Balkan Savaşları’dır. Kendi kaleminden 10 Ekim 1912’de Selanik’te başlayan anılarında, katıldığı Balkan Savaşı’nın yıkımı üzerine yaşadıklarını yazmıştır. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Savaş çıkacağını düşünmezken bir anda nasıl savaşa gittiği, kumanda ettiği taburunun başına neler geldiği gibi serüvenler bu anılarda yer edinmiştir. Asker-Yazar Ömer Seyfettin’in; savaşa her ne kadar asker kimliğiyle katılmış olsa da döneminde öne çıkan başarılı bir yazar olarak gözlemlediği sosyo-ekonomik, kültürel, fiziki şartları anılarında poetik bir üslupla betimlediği dikkati çekmiştir. Köprülü’den Yanya’ya uzanan yolculuklarında askerlerin durumunu betimleyen yazar, dönemin siyasi-askeri düzeni hakkında da tarihi gerçeklere yer vermiştir. Dostlarının onun hakkında yazdığı anılarda ise kişilik özellikleri üzerinde durulmuştur. Aka Gündüz “Atlas Tavşan”, “Ömer Kocamustafapaşa”, “Antipirin Ömer”, “Deli Şair Ömer” lakaplarını; Ali Canip, Rumeli’de Yakorit hudut bölüğü kumandanı Ömer Seyfettin’i; Ziya Gökalp, askerlikten ayrıldıktan sonra gittiği Selanik’te nasıl tanıştıklarını ve dergicilik faaliyetlerini; Yakup Kadri, İzmir Kemeraltı’nda Giritli Ali Efendi Kütüphanesi’nde çalışan çalışkan Ömer’i; Hıfzı Tevfik ise neden onun doktorları sevmediğini anlatmıştır. Ölümünden sonra kaleme alınan anıları ise ayrıca incelenmiştir. Bu çalışmada Ömer Seyfettin’in unutulan anıları bir araya getirilmiş ve hakkında anlatılanlar üzerinden anı türüne ışık tutulmuştur. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Kültür Eleştirisi: Ömer Seyfettin’in Aşk Dalgası Adlı Hikâyesinde Öz-Oryantalizm</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80310</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80310</guid>
      <author>Faruk DÜNDAR</author>
      <description>Bu çalışma, Ömer Seyfettin’in Aşk Dalgası adlı hikâyesini öz-oryantalizm kavramı çerçevesinde ele alarak, Osmanlı-Türk toplumunun modernleşme sürecinde yaşadığı çelişkileri ve toplumsal dönüşümleri değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Hikâyenin başlangıcındaki romantik atmosfer, İstanbul’un sisle örtülü silüeti, martıların masalsı çağrısı ve Kızkulesi’nin egzotik tasviriyle şekillenir. Ancak bu büyüleyici sahne, kısa süre sonra anlatıcının eski okul arkadaşıyla yaptığı sohbetle kesintiye uğrar ve katı toplumsal gerçeklikle yer değiştirir. Öz-oryantalizm kavramı doğrultusunda incelendiğinde metin, Batılı aşk anlayışını doğal bir olgu olarak yüceltirken, Türk toplumundaki aşkı yasaklanmış ve imkânsız bir hale büründürür. Hikâyede, aile baskısı, toplumsal denetim ve devletin kolluk gücü gibi farklı unsurların bir araya gelerek bireyin özgürlük alanını daraltışı ayrıntılı örneklerle ortaya konur. Kadınların çarşafla görünmez kılınması, hizmetçi seçimi ve görücü usulüne ilişkin aşırı abartılı örnekler, yazarın eleştirel tavrını öne çıkarır. Öte yandan, kadınların hem bu baskının mağduru hem de düzenin sürdürülmesinde aktif rol oynamaları, hikâyeyi tek yönlü olmaktan çıkararak toplumsal çelişkilerin doğasını vurgular. Aşk Dalgası, bir yandan Doğu’nun mistik ve egzotik imajını çizerek okuyucuyu cezbeden, diğer yandan da bu görüntünün ardında saklı kalmış katı gerçekliği ifşa eden bir kurgu sunmaktadır. Yazar, sert ve genelleyici söylemiyle Türk toplumunun yapısal sorunlarını hikâyesinde ele olur. Karamsar olarak sona eren hikâyede herhangi bir çözüm önerisi sunulmaz. Sonuç olarak, hikâyede öz-oryantalist söylemin baskın bir şekilde yer aldığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fenomenolojik Açıdan Bamsı Beyrek’in Serüveni</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80680</guid>
      <author>Muhammet Faruk EKİCİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Dede Korkut Kitabı'nda yer alan ve Türk edebiyatının en önemli anlatılarından biri olan Bamsı Beyrek Hikâyesi, bireyin varoluşsal yolculuğunu ve içsel dönüşümlerini anlatmasıyla dikkat çekmektedir. Bu makalede, Bamsı Beyrek Hikâyesi fenomenolojik bağlamda ele alınarak kahramanın bilincinde yaşadığı deneyimlerin bir analizinin yapılması amaçlanmaktadır. Fenomenoloji, bireyin yaşadığı olayları nasıl deneyimlediğini ve bu deneyimlerin onun bilincinde nasıl yapılandığını inceleyen bir felsefi yaklaşımdır. Bamsı Beyrek’in hikâyesi, kahramanın kendini ve dünyayı algılama biçimini anlamak açısından zengin bir metin olarak karşımıza çıkmaktadır. Hikâye; kahramanlık ve varoluşsal deneyim, aşk ve bağlılık, ölüm ve varoluş kaygısı, toplumsal yapı ve kimlik, zaman ve bekleyiş, kader ile irade şeklinde altı temel başlık altında incelenmiştir. Kahramanlık ve varoluşsal deneyim bölümünde, Bamsı Beyrek’in zorluklarla karşılaştığı her an, onun varoluşsal farkındalığını artıran bir deneyim olarak ele alınmıştır. Aşk ve bağlılıkla ilgili bölümde, bireyin kendini ve dünyayı anlamlandırma sürecinde aşkın ve sadakatin önemli bir rol oynadığı vurgulanmıştır. Beyrek’in Banu Çiçek’e olan aşkı, onun varoluşsal bütünlüğünü tamamlamasına katkı sağlamıştır. Ölüm ve varoluş kaygısı şeklindeki bölümde, bireyin yaşamını ve yaşamın anlamını sorgulaması yönündeki deneyimleri ele alınmıştır. Toplumsal yapı ve kimlik bölümünde ise, kahramanın toplumsal ilişkileri ve sorumlulukları çerçevesinde onun kimlik kazanma süreci analiz edilmiştir. Zaman ve bekleyiş bölümünde, esaret dönemi ve bu süre zarfında yaşanan bekleyişle birlikte bireyin zamanı nasıl deneyimlediği değerlendirilmiştir. Son olarak kader ve irade ile ilgili bölümde, Beyrek’in tercihlerinin onun yaşamındaki sonuçları nasıl şekillendirdiğine değinilmiştir. Bu çalışmada Bamsı Beyrek’in bireysel ve toplumsal kimliğini nasıl oluşturduğu, fenomenolojik çerçevede aşk, kahramanlık ve ölüm temaları aracılığıyla incelenmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağatay Türkçesiyle Yazılmış Mirâc-ı Mustafa’da İsim + Fiil Kuruluşundaki Birleşik Fiiller</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81328</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81328</guid>
      <author>Emine GÜLER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 18.0pt; line-height: 115%; border: none; mso-padding-alt: 31.0pt 31.0pt 31.0pt 31.0pt; mso-border-shadow: yes; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Diller, çeşitli söz yapım yolları ile yeni sözler oluşturarak bir yandan söz varlıklarını zenginleştirirken bir yandan da sözcüklere yeni işlevler kazandırır. Birleşik fiil öbeklerinde de &lt;em&gt;birleştirme&lt;/em&gt; denen söz yapım yolu ile dilde işleklik arz eden kalıplaşmış yapılar oluşturulur ve bu yapılar kimi zaman anlamca kaynaşıp kalıplaşarak dilin deyim söz varlığını teşkil eder. Bu durum temel anlamın mecazlaşmasını göstermesi açısından ayrıca önem arz eder. Bir yandan da isim türünden bir sözcüğün fiil görevinde kullanılabilmesi sağlanır ve sözcüğün kullanımı işlevselleşir. Çalışmanın örneklemini Çağatay Türkçesiyle yazılmış hacimli bir miraçname metni olan &lt;em&gt;Mirac-ı Mustafa&lt;/em&gt;’daki birleşik fiiller oluşturmaktadır. Molla Kābil Seyyid tarafından geç dönem Çağatay Türkçesiyle yazılmış olan eserde &lt;em&gt;isim + fiil&lt;/em&gt; yapısında kurulmuş birleşik fiiller taranmıştır. Farklı kuruluştaki birleşik fiiller çalışmaya dahil edilmese de yardımcı fiil ve tasvir fiillleri ile kurulmuş birleşik fiiller de eserde fazlaca bulunmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black; background: white; mso-highlight: white;"&gt;Bunda eserin edebî içeriğinin etkisi vardır. Her ne kadar metinde dinî bir motif olan miraç konusu işlenmiş olsa da müellif esere anlatımı zenginleştirici unsurlar kazandırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black;"&gt; Bu durum da özellikle anlamca kaynaşmış birleşik fiillerin sayısını arttırmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Eserin dili açık ve anlaşılırdır ancak birleşik fiillerin isim unsuru büyük oranda Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşmaktadır. Eserde geçen birleşik fiiller esas anlamını korumuş/anlam incelikleri kazanmış olmalarına ve mecazlaşarak deyimleşmiş olmalarına göre tasnif edilmiştir. Tespit edilen birleşik fiillerin anlamları metin bağlamına göre saptanmış ve tanıklanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black; background: white; mso-highlight: white;"&gt;Eserde aynı anlam alanını işaret eden yakın anlamlı birleşik fiillerin kullanıldığı, aynı ismin ve fiilin farklı anlamları işaret edecek şekilde yeni birleşik fiiller oluşturduğu görülmüştür. Bu tür çalışmaların&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; color: black;"&gt; tarihî lehçelerde yapılacak birleşik fiil/deyim sözlüklerine veri sağlaması açısından alan yazınına katkı sunacağı düşünülmektedir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Âşık İsmetî’nin Şiirlerinde Sosyopolitik Tarih</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78791</guid>
      <author>Şule GÜMÜŞ  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;âşıklık geleneği Türk sözlü geleneği içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu geleneğin kökleri şaman / kam adı verilen ve pek çok görevin yanı sıra ilk halk şairleri olarak değerlendirilebilecek kişilerdir. Kamlık kurumunun ortadan kalkmasıyla birlikte kamın sözlü geleneğe dair işlevlerini ozanlar yürütmüştür. Türklerin İslamiyet’i kabulü ve Anadolu’ya yerleşmesiyle birlikte özellikle kahvehaneler ve köy odaları etrafında şekillenen âşıklık geleneğinin icracıları ozandan âşığa evrilmiştir. Anadolu’da âşıklık geleneği denildiğinde Sivas önde gelen iller arasında yer almaktadır. Pir Sultan Abdal, Ruhsatî ve âşık Veysel gibi usta âşıkları yetiştiren Sivas “âşıklar diyarı” lakabına layık görülmüştür. Sivas âşıklık geleneği hem Sivas merkezde hem de Emlek, Çamşıhı ve Elbeyli yörelerinde bugün de mevcut kültürel ortamın şartları doğrultusunda varlığını ve canlılığını korumaktadır. Sivas’ın 20. yüzyılda yetiştirdiği âşıklardan birisi de İsmetî’dir. Asıl adı Abdülkadir Namlı olan âşığa İsmetî adı halk tarafından verilmiştir. İsmetî’nin doğaçlama söyleme ve saz çalabilme yeteneği zayıf olsa da çok güçlü bir kalemi vardır. Bu yönüyle İsmetî, meydan şairi olmaktan ziyade kalem şairidir. Rüya görüp pir elinden bade içen İsmetî aynı zamanda badeli âşıklardandır. Kendisinin gördüğü rüyaya bağlı olarak biyografisi etrafında tasnif ettiği ve “Kapı Güzeli” adını verdiği bir de hikâye vardır. âşık İsmetî şiirlerini daha çok 8, 11 ve 16 hece ile kaleme almıştır. Şiirlerinde koşma, semai ve divan nazım şekillerini kullanmıştır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;âşık İsmetî’nin şiirlerinin içeriğine bakıldığında insana değgin her konunun ele alındığı görülmektedir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Fakat onun şiirlerinde aşk ve doğa, toplumsal konular daha belirgindir. Bu çalışmada âşık İsmetî’nin sosyopolitik konulu şiirleri örneklem ve analiz yöntemleriyle incelenmiştir. İsmetî Anadolu tarihinde öne çıkan olayları, yaşadığı dönemde idrak ettiği toplumsal hadiseleri şiire taşımıştır. Onun bu şiirleri tarih bilinci geliştirmesi ve dünya siyasetine dair yaklaşım oluşturması açısından önemlidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbn Ecâ et-Türkî’nin Memlûk Sultanı Kayıtbay’a Sunduğu Manzum Fütûhu’ş-Şâm Tercümesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81791</guid>
      <author>Irmak KAÇAR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İslâm ordularının Şam ve etrafını fethetmelerini anlatan ve genel olarak Fütûhu’ş-Şâm metinleri olarak anılan Arapça eserlerin İslâmi literatürde isimleri kaydedilmişse de günümüze sadece Vâkıdî ve el-Ezdî’nin eserlerinin nüshaları ulaşmıştır. Bu iki yazardan da tam ismi Ebû Abdillâh Muhammed b. Ömer b. Vâkıd el-Vâkıdî el-Eslemî el-Medenî olan ve literatürde kısaca Vâkıdî olarak anılan müellifin eseri Türkçeye birçok kez tercüme edilmiştir. Bu tercümelerin çoğunun nüshaları bilindiğinden haklarında akademik çalışmalar yapılarak metinleri neşredilmiştir. Vâkıdî’nin bu eserinin 15. yüzyılda yaşamış olan Muhammed b. Mahmud İbn Ecâ et-Türkî (1417-1478) tarafından da bir tercümesi yapılmıştır. İbn Ecâ et-Türkî, bu eserini Memlûk sultanı Kayıtbay adına kaleme almış olup eserin manzum bir tercüme olması da aynı zamanda onu diğer tercümelerden ayırmaktadır. Bu önemli tercümenin varlığı &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Keşfü’z-zünûn&lt;/em&gt;’da haber verildiği halde bugüne kadar hakkında herhangi bir şey bilinmemekteydi. Tercümenin bugün için elimizde iki nüshası bulunmaktadır. Tercüme iki ciltten oluşmakta olup elimizdeki nüshalardan Süleymaniye Kütüphanesi'nde bulunan nüsha birinci cilde, Topkapı Sarayı Kütüphanesi'nde bulunan nüsha da ikinci cilde aittir. Bu çalışmada öncelikle İbn Ecâ et-Türkî hakkında bilgi verildikten sonra manzum tercümesinin farklı iki cildine ait iki nüshasından hareketle eserin ayrıntılı tanıtımı yapılacaktır. İbn Ecâ’nın 15. yüzyılın ikinci yarısında Sultan Kayıtbay adına kaleme aldığı bu tercüme, karma Memlûk Kıpçak-Oğuz tipik dil özelliklerini taşımaktadır. Ayrıca Eckmann ve diğer bazı araştırmacıların çalışmalarında karma Memlûk-Kıpçak Oğuz Türkçesinin belirleyici özellikleri olarak öne çıkarılan hususların bu metindeki örneklerine işaret edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki Dillilik ve Yapay Zekâ: Diller Ötesilik Tespiti için Kavramsal Bir Model Önerisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79747</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=79747</guid>
      <author>Neslihan KARAKUŞCelile Eren ÖKTEN   , Kerim GEDİK   </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu çalışma, iki dillilik bağlamında diller ötesilik (translanguaging) yaklaşımı teşvik eden ve öğrenme süreçlerini destekleyen yenilikçi bir yapay zekâ modelinin temelini oluşturmayı amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, ilkokul, ortaokul ve lise seviyesinden toplam 41 katılımcıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Olgu bilim yöntemiyle toplanan bu veriler, tematik analiz yöntemiyle incelenmiş ve dil ötesiliğin bireylerin iletişim akıcılığını artırdığı, kendilerini daha doğal ve özgür ifade etmelerine olanak katkı sağladığı tespit edilmiştir. Katılımcılar, dilleri ötesiliği dilsel ve kültürel kaynakları birleştiren yaratıcı bir süreç olarak değerlendirmiş ve bu stratejinin dil öğrenimini kolaylaştırıcı bir etkisi olduğunu belirtmiştir. Bunun yanı sıra, diller ötesilik sürecinde bazı bireylerin dilsel uyumsuzluk, bilişsel yük ve kültürel anlam eksikliği gibi zorluklarla karşılaştıkları tespit edilmiştir. Bulgular, diller ötesiliğin en sık aile ortamında ve konuşma becerileri sırasında ortaya çıktığını, okuma ve yazma gibi daha yapılandırılmış becerilerde ise daha az sıklıkla görüldüğünü göstermektedir. Araştırma, diller ötesiliği destekleyecek bir yapay zekâ modelinin gerekliliğini ortaya koymuş ve önerilen modelin, bireylere bağlama duyarlı rehberlik sunarak dilin doğal akışını desteklemeyi ve dilsel çatışmaları azaltmayı hedeflediği belirlenmiştir. Model, aynı zamanda bireylerin dilsel yeterliliklerini artırarak onların özgüvenli bir şekilde dil kullanmasını desteklemeyi amaçlamaktadır. Bu model, bireylerin dil becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmasının yanı sıra dil öğrenim süreçlerini kolaylaştıracak ve eğitim teknolojilerinde dil ötesilik uygulamalarına yenilikçi bir perspektif sunacaktır. Çalışma, iki dillilik ve yapay zekâ alanında literatüre önemli bir katkı sağlamakta, gelecekteki araştırmalar ve pratik uygulamalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>J. M. Coetzee’nin Kadın İtirafçıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81996</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81996</guid>
      <author>Mehmet KAYGUSUZKubilay GEÇİKLİ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;J. M. Coetzee’nin romanlarında kimi zaman anlatı platformunu bir itiraf fırsatı olarak kullanan karakterler yer alır. Yazarın kendisi de kurgusal eserlerinin yanı sıra bazı kurgusal olmayan eserlerinde itirafçı olarak rol alır. Geçmişi çok eski yüzyıllara dayanan günah çıkarma eylemi, Hıristiyan kültüründe her zaman önemli bir ritüel olarak kalmış ve bu ritüel edebi eserlere de yansımıştır. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Modern zamanlarda, yani yirminci yüzyıldan sonra, esasen gerçeği ortaya çıkarmayı amaçlayan itiraf yazıları bu amacını göz ardı etmeye başlamıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk50243642;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: EN-US;"&gt; &lt;span lang="EN-US"&gt;Coetzee, en az iki yüzyıldır eserlerinde bu olguyu ele alan romancılar zincirindeki edebi figürlerden biridir. İtiraf için son derece uygun bir atmosfer sunan Güney Afrika'da yaşadığı kişisel deneyimler, Coetzee'nin son dönemde daha çok kendini açığa vurmaya odaklanan ve aynı zamanda dinsel bir perspektiften uzaklaşan bir kurgusal yazım biçimine dönüşen itiraf romanının başlıca temsilcilerinden biri olarak ortaya çıkmasına yardımcı olmuştur. Bu çalışma, Coetzee'nin üç romanını, &lt;em&gt;Foe&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;In the Heart of the Country&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Age of Iron&lt;/em&gt; inceleyecektir. Bu eserlerde itiraf eden ana karakterler kadınlardır ve bu eserlerin itiraf romanları olarak incelenmesi amaçlanmaktadır. Coetzee, kurguladığı güçlü karakterlerinin samimi ve derinlemesine betimlemesiyle okurlarını hem kendisiyle hem de bu karakterlerle özdeşleşmeye davet eder. Böylece yazar, kendisini ve karakterlerini günah çıkarma masasına oturtmuş olur ve okurlarından birer yargıç ve/veya rahip rollerini üstlenmesini bekler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Firdevsî’nin Süleymân-nâme (39. cilt) Adlı Eserinin İmla ve Ses Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80577</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80577</guid>
      <author>Sinan KAZANCI  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Firdevsî, 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın ilk yarısında yaşamış bir şairdir. Asıl adının ne olduğu konusu, yakın zamana kadar tartışmalıyken &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt; üzeriene yapılan son çalışmalar ile bu konu aydınlık kazanmış ve asıl adının Orhan olduğuna dair önemli bir bulguya ulaşılmıştır. Mahlas olarak şair daha çok Firdevsî mahlasını kullanır. Bununla birlikte Firdevsî-i Tavîl, Türk Firdevsî gibi başka mahlasları da vardır. &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt;’nin yanı sıra, çok sayıda başka eser de kaleme alan Firdevsî’nin, kaynaklarda adı geçen ancak henüz keşfedilmemiş eserleri de mevcuttur. Firdevsî’nin kapsamlı ve en meşhur eseri &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt;’dir. II. Bâyezid’in emriyle yazılmaya başlanan eser, 366 cüz olarak hazırlanmış fakat 80 cüzü padişah tarafından kabul görmüş, diğer cüzlerin ise yok edilmesi emredilmiştir. &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt; dinî, tarihî, mitolojik ve toplumsal konuları içeren ansiklopedik yapıya sahip bir eserdir. Fatih Sultan Mehmed’in hükümdarlığı döneminde Süleymân-nâme’yi yazmaya başlayan Firdevsî, II. Bayezid döneminde de çalışmasına devam etmiş ve ancak I. Selim zamanında eserini bitirebilmiştir. Seksen bir cildi keşfedilen &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt;'nin Türkiye ve yurtdışı kütüphanelerinde pek çok nüshası bulunmaktadır. Üzerinde çalıştığımız nüsha, Büke tarafından tespit edilen ve Manisa İl Halk Kütüphanesi'nde Akhisar Zeynelzade Koleksiyonu'na ait, 45 Ak Ze 226 numarasıyla kayıtlı ve toplamda 766 yaprak olan nüshadır. Bu çalışmada, nitel araştırma yöntemi çerçevesinde doküman incelemesi gerçekleştirilmiştir. Doküman olarak Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine geçiş özellikleri gösteren &lt;em&gt;Süleymân-nâme&lt;/em&gt;’nin 39. cildi incelenmiştir. Bu yolla incelenen dokümanda, imla ve ses özellikleri tespit edilmeye çalışılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arapça Çeviri Eğitiminde Teknoloji Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80504</guid>
      <author>Gülfem KURT </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Teknolojinin dil öğrenme sürecine entegrasyonu, eğitim teknolojisindeki sürekli gelişmelerle birlikte uzun zamandır tartışılmaktadır. Bu araştırmalar genellikle öğrencilerin teknolojiyi kullanarak yabancı bir dil öğrenmelerine nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin becerilerine odaklanmaktadır. Bu makale de, Arapça çeviride teknolojinin rolünü değerlendirerek, yazılı ve sözlü çeviri süreçlerinde teknolojik araçların etkin kullanımını ele almaktadır. Yabancı dil eğitimi gören çeviri öğrencilerinin hem sözlü hem de yazılı çeviri becerilerini geliştirmelerine nasıl katkıda bulunduğu ele alınmıştır. Bu bağlamda çeviri edincini destekleyen teknolojik araçlar ve teknolojiyi çeviri eğitime entegre etme yolları açıklanmış, bilgisayar destekli çeviri araçları başta olmak üzere, sanal sınıflar ve çevrimiçi işbirliği araçları, Quizlet ve Anki gibi araçlar, çevrimiçi tartışma forumları, podcastler ve sanal gerçeklik uygulamalarının kullanımıyla ilgili etkinlik önerileri verilmiştir. Bu çalışma, teknolojinin çeviri süreçlerini kolaylaştırdığına, ancak etkin bir şekilde kullanılabilmesi için teknolojik yetkinlik ile dil ve kültürel bilgi dengesinin önemine dikkat çekmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Teknolojinin bilinçli ve stratejik bir şekilde kullanımı, çeviri öğrencilerinin sektördeki rekabet gücünü artıracak ve onları iş dünyasına daha hazır hale getirecektir. Bu nedenle, çeviri derslerinde teknolojinin daha etkin kullanılması ve çeviri eğitiminin dijitalleşme sürecine uyum sağlaması önem taşımaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Öğrencilerin sadece teknolojik araçları kullanma becerilerini değil, aynı zamanda bu araçları etkin ve bilinçli bir şekilde kullanma stratejilerini de geliştirmeleri açısından birtakım öneriler verilerek çalışma sonlandırılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fuzuli'nin “Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn” Mısraı ile Başlayan Gazelinin Yapısalcı Yaklaşımla Tahlili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80505</guid>
      <author>Yasemin KURTLUH. Ahmet KIRKKILIÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu araştırmada amaç Fuzuli’nin “&lt;em&gt;Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn&lt;/em&gt;” mısraıyla başlayan gazelinin yapısalcı bir tavırla şerh edilmesidir. Araştırma nitel yaklaşıma temelinde betimsel yöntemle yürütülmüştür. Veriler doküman incelemesiyle toplanmış ve içerik tahliliyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda Gazelde 51 Arapça, 61 Farsça, 26 Türkçe, 1 hem Farsça hem Türkçe, 1 Arapça, Farsça ve Türkçede ortak kullanılan toplam 140 kelime bulunduğu; şiirin tamamında 410’u ünsüz, 276’sı ünlü olmak üzere 686 harfin kullanıldığı, bunların 410’unun ünsüz, 276’sının ünlü olduğu, ünlülerin 108’inin kalın, 168’inin ince olduğu belirlenmiştir. Şiirde ince seslerin kullanımının Fuzuli’nin ıstırabını tam olarak yansıtamamasının sonucu olduğu söylenebilir. Gazelde 5 fiil, 48 sıfat, 78 isim kullanılması şairin hüküm cümlelerinin azlığına, duygu yoğunluğunun çokluğuna yorumlanmıştır. Yek avaz ve yek ahenk olarak kabul edebilecek gazelde okuyucuya bir hikâye nakledildiği ifade edilebilir. Gazelin yapısal özelliklerinin gazelin anlam birimlerini ifade etmek amacıyla kasıtlı oluşturulduğu ve Fuzuli’nin gazelde felekten şikâyetlerini dilin yapısal unsurlarıyla daha etkili bir şekilde ifade ettiği söylenebilir. Gazelin farklı yöntemlerle incelenerek anlam dünyasının çözümlenebileceği önerisinde bulunulabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk59614503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a name="_Hlk50243642"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Bu araştırmada amaç Fuzuli’nin “&lt;em&gt;Dost bî-pervâ felek bî-rahm devrân bî-sükûn&lt;/em&gt;” mısraıyla başlayan gazelinin yapısalcı bir tavırla şerh edilmesidir. Araştırma nitel yaklaşıma temelinde betimsel yöntemle yürütülmüştür. Veriler doküman incelemesiyle toplanmış ve içerik tahliliyle çözümlenmiştir. Analiz sonucunda Gazelde 51 Arapça, 61 Farsça, 26 Türkçe, 1 hem Farsça hem Türkçe, 1 Arapça, Farsça ve Türkçede ortak kullanılan toplam 140 kelime bulunduğu; şiirin tamamında 410’u ünsüz, 276’sı ünlü olmak üzere 686 harfin kullanıldığı, bunların 410’unun ünsüz, 276’sının ünlü olduğu, ünlülerin 108’inin kalın, 168’inin ince olduğu belirlenmiştir. Şiirde ince seslerin kullanımının Fuzuli’nin ıstırabını tam olarak yansıtamamasının sonucu olduğu söylenebilir. Gazelde 5 fiil, 48 sıfat, 78 isim kullanılması şairin hüküm cümlelerinin azlığına, duygu yoğunluğunun çokluğuna yorumlanmıştır. Yek avaz ve yek ahenk olarak kabul edebilecek gazelde okuyucuya bir hikâye nakledildiği ifade edilebilir. Gazelin yapısal özelliklerinin gazelin anlam birimlerini ifade etmek amacıyla kasıtlı oluşturulduğu ve Fuzuli’nin gazelde felekten şikâyetlerini dilin yapısal unsurlarıyla daha etkili bir şekilde ifade ettiği söylenebilir. Gazelin farklı yöntemlerle incelenerek anlam dünyasının çözümlenebileceği önerisinde bulunulabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Reşat Nuri Darago ve Şiir Üzerine Düşünceleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80610</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80610</guid>
      <author>Burak Denizhan KURU</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Reşat Nuri Darago, Türk edebiyatının çok yönlü bir figürü olup öğretmenlik, çevirmenlik ve tiyatro yazarlığının yanı sıra şiir üzerine derinlemesine eleştirel yazılar kaleme almıştır. Onun şiir anlayışı, yalnızca bireysel duygu aktarımına dayalı bir estetikten öte, toplumsal ve kültürel değerlerin yansıması olarak değerlendirilmelidir. Darago, şiirin bireyin iç dünyasını yansıtmasının yanı sıra, toplumsal gerçeklikleri ve tarihsel süreçleri de içermesi gerektiğini savunmaktadır. Bu doğrultuda, yalnızca bireysel duyarlılığı önceleyen şiir anlayışlarını eksik bulmuş ve şiirin toplumla organik bir bağ kurmasının önemini vurgulamıştır. Darago’nun şiir estetiği üzerine yaptığı değerlendirmelerde Batı edebiyatındaki romantik, sembolist ve modernist akımlardan etkilendiği görülmektedir. Ancak, bu akımları doğrudan benimsemek yerine, onları geleneksel Türk şiirinin unsurlarıyla harmanlayarak özgün bir sentez oluşturmayı önermiştir. Halk şiiri ve divan şiiri geleneklerinden yararlanarak modern şiire yeni bir yön vermeyi amaçlamıştır. Ona göre, geçmiş edebi miras bir kenara bırakılmamalı, aksine çağdaş şiirin biçimsel ve anlamsal yenilikleriyle bütünleşmelidir. Sanatçının eleştirilerinde biçim ve içerik dengesi ön plandadır. Ona göre, biçimsel yenilik kaygısı, şiirin anlam derinliğini gölgelememeli; şiir hem bireysel duyarlılığı hem de toplumsal sorumluluğu içermelidir. Şiir, yalnızca estetik haz vermekle kalmamalı, aynı zamanda okuyucuyu düşünmeye sevk eden bir yapı taşımalıdır. Darago, şiirin edebi birikimin bir parçası olarak entelektüel derinliği koruması gerektiğini vurgulamış, sanatın salt biçimsel değişim uğruna anlamdan kopmaması gerektiğine işaret etmiştir. Bu bağlamda, sanatçının şiir anlayışı, geçmişin ve modernin sentezine dayalı, toplumsal gerçeklikle iç içe bir estetik anlayışı temel almaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Taşlara Kazınan Sayılar: Eski Türkçe Döneminde Kullanılan Üst Onluk Sayma Sistemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81114</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81114</guid>
      <author>Naci KÜÇÜKGENÇAYBilge PEKER  </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmada, Eski Türkçe Dönemi'nde kullanılan ve başka hiçbir dilde benzerine rastlanmayan üst onluk sayma sistemi kapsamlı bir şekilde ele alınmıştır. Matematik tarihi ve etnomatematik açısından yeterince ele alınmamış olan bu sistem, günümüzde Türk dilli toplulukların neredeyse tamamı tarafından unutulmuş olup, yalnızca Yakutlar ve Sarı Uygurlar gibi bazı topluluklar tarafından kısmen korunduğu bilinmektedir. Türkçenin sayı sistemleriyle ilgili mevcut araştırmalar çoğunlukla modern dönem üzerine yoğunlaşmış olsa da, bu çalışmada tarihsel bir perspektif benimsenerek üst onluk sayma sisteminin geçmişi, işleyişi ve matematiksel yapısı derinlemesine ele alınmıştır. Çalışmada, Türkçenin ilk yazılı eserleri olan Orhun ve Yenisey Yazıtları ile Uygur alfabesiyle yazılmış Uygur metinleri incelenmiş, tarihçilerin, dil bilimcilerin ve Türkologların çalışmaları doğrultusunda bu özgün sistem tanıtılmış ve ortaya çıktığı sosyo-kültürel yapı bağlamında analiz edilmiştir. Özellikle, sayı sistemlerinin coğrafya, kültür ve toplumsal örgütlenme ile nasıl şekillendiğine dair geniş bir çerçeve sunulmuş, üst onluk sayma sisteminin diğer bilinen sayı sistemlerinden farkları vurgulanmıştır. Bu sistemin, Türklerin günlük yaşamından ordu teşkilatlanmasına kadar pek çok alanda nasıl kullanıldığı tartışılmış ve tarihsel süreç içinde nasıl evrildiği açıklanmıştır. Avrasya steplerine dağılmış bozkır kavimlerinin, matematiği kullanarak oluşturdukları siyasi birlik sayesinde dünya tarihini nasıl şekillendirdiği ve Türklerin millet olma süreci, üst onluk sayma sistemi bağlamında yeniden değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Türklerin erken dönem siyasi ve askerî organizasyonlarıyla sayı sistemleri arasındaki bağlantılar vurgulanmış, sayısal düşüncenin yarı göçebe yaşam tarzı ve savaşçı kültürle nasıl iç içe geçtiği açıklanmıştır.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Les émotions sur les réseaux sociaux: de la haine à l’admiration</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80251</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80251</guid>
      <author>Özge SÖNMEZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Au cours des vingt derni&amp;egrave;res ann&amp;eacute;es, les m&amp;eacute;dias sociaux ont profond&amp;eacute;ment transform&amp;eacute; nos modes de communication et l'utilisation de la langue. Bien qu'Instagram soit principalement une plateforme visuelle, les utilisateurs y partagent &amp;eacute;galement une quantit&amp;eacute; significative de texte. Cela est particuli&amp;egrave;rement vrai pour les personnalit&amp;eacute;s publiques, dont les publications suscitent souvent de nombreux commentaires spontan&amp;eacute;s. Ces r&amp;eacute;actions, souvent charg&amp;eacute;es d'&amp;eacute;motions et parfois extr&amp;ecirc;mes, illustrent comment les r&amp;eacute;seaux sociaux rapprochent les c&amp;eacute;l&amp;eacute;brit&amp;eacute;s de leur public, modifiant ainsi les registres de langue utilis&amp;eacute;s. Cette &amp;eacute;tude se concentre sur l'expression des &amp;eacute;motions selon le genre dans les commentaires en r&amp;eacute;ponse &amp;agrave; la r&amp;eacute;action de Meral Akşener, pr&amp;eacute;sidente du İyi Parti en Turquie. En 2023, elle a refus&amp;eacute; de poursuivre les n&amp;eacute;gociations avec le Parti d&amp;eacute;mocratique des peuples (HDP) lors des &amp;eacute;lections pr&amp;eacute;sidentielles. Nous analyserons &amp;eacute;galement les commentaires suscit&amp;eacute;s par la lettre ouverte du pianiste turc Fazıl Say &amp;agrave; Akşener, publi&amp;eacute;e sur Instagram. Fazıl Say, connu pour ses critiques politiques et ses r&amp;eacute;ussites artistiques, a suscit&amp;eacute; une vari&amp;eacute;t&amp;eacute; de r&amp;eacute;actions. Les commentaires seront class&amp;eacute;s par sexe et analys&amp;eacute;s de mani&amp;egrave;re lexicologique, s&amp;eacute;mantique et pragmatique pour mieux comprendre comment les hommes et les femmes expriment leurs &amp;eacute;motions dans ce contexte de communication instantan&amp;eacute;e et spontan&amp;eacute;e sur les r&amp;eacute;seaux sociaux. Cette recherche visera &amp;agrave; &amp;eacute;lucider les subtilit&amp;eacute;s du langage et des &amp;eacute;motions au sein des interactions num&amp;eacute;riques contemporaines.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmet Emin Yurdakul’un Şiirlerinde Halkçılığın İzini Sürmek: Türkçe Şiirler ve Türk Sazı’nda Sosyal Eleştiri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80765</guid>
      <author>Fatma ŞEN AKDEMİR</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="line-height: normal; margin: 6.0pt 0cm 0cm 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;“Türk Şairi/Milli Şair” olarak tanınan Mehmet Emin Yurdakul (1869-1944), özellikle I. Dünya Savaşı yıllarında yazdığı vatan ve kahramanlık konulu şiirleriyle şöhret kazanmış ve edebiyat tarihinde esas olarak bu ürünleriyle yer edinmiştir. Şiirlerinde hiçbir zaman bireysel temalara yönelmemiş olan Yurdakul’un, milliyetçi ideolojiye bağlı kalarak yazdığı ürünlerine göre ikincil plânda kalan, toplumsal sorunları ele aldığı şiirleri de bulunmaktadır. Bunlar, Mehmet Emin’in Türk milliyetçiliğinin gölgesinde kalan ve üzerinde yeterince durulmayan farklı bir yönünün, 1914 öncesi edebi üretiminin önemli bir unsuru olan halkçılığının ürünleridir. Osmanlı topraklarında yirminci yüzyılın başından itibaren, Rusya’dan gelen Yusuf Akçura, Hüseyinzade Ali gibi Müslüman aydınların etkisiyle yayılmaya başlayan halkçılık ideolojisinden etkilenen Mehmet Emin’in, halkçılık bilinciyle kaleme aldığı ürünleri, &lt;em&gt;Türkçe Şiirler &lt;/em&gt;(1898) ve&lt;em&gt; Türk Sazı&lt;/em&gt; (1914) başlıklı eserlerinde bulunmaktadır. Dolayısıyla anılan yapıtlar, onun halkçılığının içeriğine dair bilgi edinebildiğimiz en önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Mehmet Emin, bu eserlerdeki şiirlerinde, özellikle sosyoekonomik olarak üst kesim dışında kalan kitlelerin, daha çok köylülerin ve kentli yoksul kesimin, yani “halk”ın yaşadığı zorlukları ve sıkıntıları, yaşam koşullarını, yine halkın anlayacağı bir dille ve hece vezniyle temalaştırmıştır. Zira halkın yaşam koşullarının refaha kavuşturulması, seviyesinin yükseltilmesi bu olumsuzlukların ortadan kaldırılmasına koşut olarak değerlendirilmiş; toplumsal sorunların düzeltilmeden “terakki”nin mümkün olmayacağına inanılmıştır. Ayrıca bu dönem aydınları ve Mehmet Emin, meşhur söylemle “halka doğru” giderken, halka sadece romantik duygularla yaklaşarak onu yüceltmemişler; halkta gördükleri eksiklikleri ve olumsuzlukları çekincesizce dile getirmişlerdir. Bu bağlamda, Mehmet Emin’in &lt;em&gt;Türkçe Şiirler&lt;/em&gt;’de ve &lt;em&gt;Türk Sazı&lt;/em&gt;’nda yer alan şiirlerinde sosyal eleştirinin önemli yer kapladığı görülmektedir. &lt;a name="_Hlk187749154"&gt;&lt;/a&gt;Şair toplum yapısındaki çarpıklıkları gün yüzüne taşıyarak, bunlara dair farkındalık sağlamada ve çözümüne katkıda bulunmada şiirlerini araç olarak değerlendirmiştir. Bu çalışmada, anılan kitaplardaki sosyal eleştiri unsurları halkçılık bağlamında incelenecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arap Şiirinde Muvârebe Sanatı </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80198</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80198</guid>
      <author>Sadullah TİLKİTAŞ</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 11.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-theme-font: minor-fareast; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmada, belâgatın bedî‘ çatısı altında ele alınan muvârebe sanatının Kur’an-ı Kerîm ve Arap şiirinde kullanımına dair örnekler konu edilmiştir. Daha çok nazım türü yazılarda karşılaştığımız bu sanat; nokta, hareke veya harfte değişiklik yapılarak yahut kelime ekleme, çıkarma gibi yollarla şairin, beytin ilk haliyle kalması halinde kalacağı zor durumdan kurtulması için başvurduğu bir yöntemdir. Şairler, hicvetmek istedikleri devlet büyükleri veya muhataplarına karşı bu metodu kullanarak eleştiride bulunmuşlardır. Böylece kendileri için tehlikeli bir durum veya ceza ihtimali bulunduğunda şairlik yeteneklerini sergileyerek bu sakıncalı durumdan kurtulabilmek için uygun lafızlarla beyitleri üzerinde tasarrufta bulunarak düzeltmeler yapmışlardır. Tespit edilebildiğine göre muvârebe’yi bir sanat olarak ilk defa ele alan kişinin Hatîb et- Tebrizî (ö.502/1109) olduğu görülmüştür. Sonrasında ise bu tür, belâgat kitaplarında ve peygamber methiyelerinin belli kurallar göz önünde bulundurularak yazıldığı bedî‘iyye türü eserlerde ele alınmıştır. Belâgat kitaplarının ya da bu alanda yapılmış çalışmaların ilgili bölümlerinde muvârebe sanatına dair verilen örnekler belli bir sayıda ve birbirlerinin tekrarı mahiyetindedir. Bazıları da muvârebe’nin tanımı ile tam olarak uyumlu gözükmemektedir. Çalışmamızda bu tür örneklere işaret edilecektir. &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Araştırmamızda, belâgat kitaplarının yanı sıra bedî‘iyye türü eserlerde verilen örneklerin muvârebe sanatına uygunluğu, Kurân-ı kerim’de ve hadis-i şeriflerde bu sanatla irtibatlı olduğu varsayılan örneklerin kullanımlarına yer verilecektir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Nazal Ünsüz Seslerin Akustik Özelliklerinin Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78488</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78488</guid>
      <author>Cemil YILMAZ</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmada Türkçe nazal ünsüzler olan /m/ ve /n/ fonemlerinin birbirinden ayırt edilmesini sağlayan çeşitli akustik özellikler, bu çalışma kapsamında araştırılmıştır. Bu akustik özelliklerin başında nazal ünsüzün süresi, nazal rezonansların frekansları (NR1, NR2) ve nazal sesten ünlüye doğru olan geçiş bölgesindeki formant başlangıç frekansları (F1, F2, F3) yer almıştır. Bu parametrelerden alınan ölçümler, nazal ünsüzler arasında karşılaştırılmıştır ve farklı ünlü ses ile farklı konuşucu faktörlerinin nazal ünsüzler ile etkileşimi de ayrıca analiz edilmiştir. 6 konuşucu hedef sözcüklerin rastgele dağıtılmış olduğu listeleri okumuş ve ses kayıtları alınmıştır. 432 hedef sözcüğün akustik analizi ile 6 parametreye dair ölçümler alınmıştır. İstatistik analizleri sonucunda /m/ sesinin süre değerlerinin /n/ sesinden anlamlı derecede daha düşük olduğu bulundu. /m/ sesinin süre değerleri /n/ sesinden tutarlı bir biçimde daha yüksek gözlense de bu durum farklı ünlü seslere ve konuşuculara göre değişkenlik göstermektedir. /m/ sesinin ölçülen nazal rezonans değerleri genellikle /n/ sesine benzer veya daha düşüktür. Ancak /m/ ve /n/ seslerinin nazal rezonans değerleri ile farklı konuşucu faktörü arasında anlamlı bir etkileşim görülmüştür ve konuşucuya göre nazal rezonanslar /m/ sesinde daha yüksek değerde de olabilir. Nazal ünsüz ile ünlü arasındaki formant geçiş bölgesinin başlangıç frekanslarının ise /m/ sesinde tutarlı bir şekilde /n/ sesinden daha düşük değerlerde olduğu görüldü. /m/ ve /n/ sesleri arasındaki özellikle F2 farkı, çeşitli ünlü seslerin ve konuşucuların etkisinde olsa da her zaman /m/ sesinde kararlı biçimde daha düşüktür. Bu sonuçlara göre Türkçe nazal ünsüzlerin üretim yerleri üzerine yapılacak çalışmalarda formant geçiş bölgeleri analizinin, konuşucu özelliklerinin belirlenmesine yönelik çalışmalarda ise nazal rezonans bölgesi analizinin etkili olduğu ortaya çıkmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneksel İslam Anlayışı Bağlamında Âşık Emsalî’de Cennet Algısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80766</guid>
      <author>Serhat Sabri YILMAZ</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Öz: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Folklorda bağlam fikrinin 20. yüzyılın ortalarında öne sürülmesinin ardından Türk folklor çalışmalarında da bağlamsal çalışmalar hız kazanmıştır. Bilhassa 21. yüzyıldan itibaren âşıklık geleneği incelemelerinde de üretim ve tüketim bağlamları üzerinde durulmaya başlanmış, âşıkların hangi koşullarda şiir yazarak bu şiirleri ne şekilde paylaştıkları ele alınmıştır. Ruhsatî kolu âşıklarından âşık Emsalî’nin şiir evreni incelendiğinde bu tür bir bağlam arayışı kaçınılmaz olmaktadır. Halkın temsili olan âşık tipinin önemli bir örneği sayılabilecek Emsalî’nin şiirlerinde başta cennet ve cehennem olmak üzere sıklıkla dinî motiflere yer vermesi ve bunları Kur’an ve hadis ışığından uzak bir şekilde yapması, onun üretim bağlamını neyin harekete geçirdiğini ve dinî bilgi altyapısını neyin beslediğini sorgulamayı gerektirmiştir. Bu durum bizi halk dini, halk İslam’ı ve geleneksel İslam gibi kavramlara götürmüş, halkın beslendiği kaynakların neler olduğu, bu kaynakların İslam algısını nasıl şekillendirdiği sorusunu sormamıza neden olmuştur. Bu çalışmada, Sivaslı âşık Emsalî’nin bütün şiirleri incelenerek Kara Davud, Muhammediye, Envârü’l-âşıkîn, Müzekki’n-Nüfus vd. geleneksel İslam eserlerinin etkisi sorgulanmış, cennete dair yaptığı atıflar ve kullandığı diğer motifler (Firdevs, havz-ı Kevser, Rıdvan, Burak, huri, Tuba ağacı vd.) tespit edilerek bu motiflerle ilgili verdiği fakat Kur’an ve hadislerde yer almayan bilgileri hangi geleneksel kaynaklardan öğrendiği üzerinde durulmuştur. Böylelikle geleneksel İslam anlayışı ve âşıklık ilişkisi Emsalî ekseninde cennet algısı üzerinden ortaya koyulmaya çalışılmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muhsin MACİT, Divan Şiirinde Ahenk Unsurları, Kapı: İstanbul, 2016, ss. 136, ISBN: 978-975-8950-52-2.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81088</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=81088</guid>
      <author>Sevim ARAS</author>
      <description/>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nezir Temur, Folklor ve İdeoloji Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: Ankara, 2011, ss. 220, ISBN 978-975-456-101-2.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=80401</guid>
      <author>Gülnaz ÇETİNKAYA</author>
      <description/>
      <pubDate>2025-07-04</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


