






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2017 Sayı Volume 12 Issue 17</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=339</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>İşbirlikli Öğrenme Yönteminin 9.Sınıf Öğrencilerinin Matematik Dersi “Kümeler” Konusunun Öğretimindeki Etkililiği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20471</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20471</guid>
      <author>Kamil AKBAYIR</author>
      <description>Bu çalışmada, lise 9. sınıflarda kümeler konusunun işbirlikli öğrenme yöntemi ve geleneksel öğretim yöntemi ile işlenmesinin, öğrenci başarısı ile öğrencilerin kalıcılık düzeylerine etkileri incelenmiştir. Deneysel yöntemin, öntest-sontest kontrol gruplu modelinin kullanıldığı araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılının birinci yarıyılında, Van ili merkez Mesut ÖZATA Anadolu lisesinden seçilen toplam 57 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Gruplar, deneysel durumu kontrol etmek amacıyla, şans yöntemiyle deney ve kontrol grubu olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Deney grubu 35, kontrol grubu 22 öğrenciden oluşturulmuştur. Deney grubuna dersler İşbirlikli Öğrenme Yönteminin grup araştırma yöntemi ile işlenmiştir. Çalışmanın amacı; işbirlikli öğrenme tekniklerinden grup araştırma yöntemi ve geleneksel öğrenme yöntemlerinin 9. sınıf kümeler konusundaki başarı güdüsü ve öğrenci değerlendirmeleri üzerindeki etkilerini incelemektir. Araştırmada ölçme aracı olarak 20 çoktan seçmeli soru olmak üzere 20 sorudan meydana gelen test kullanılmıştır. Bu test, çalışmamıza katılan öğrencilere ön test ve son test olarak uygulanmış ve aynı test uygulamanın bitiminden iki ay sonra hatırda tutma testi olarak tekrar uygulanmıştır. Oluşturulan problemlere yanıt aramak için veriler t testi ile yoklanmıştır. Yapılan değerlendirme sonucunda geleneksel öğretim yönteminin uygulandığı kontrol grubundaki öğrenciler ile başarı testinde işbirlikli öğrenme yönteminin uygulandığı deney grubundaki öğrenciler arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Daha sonra uygulanan hatırda tutma testinde de kontrol grubunun lehine anlamlı fark görülmemiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kümeleme (Cluster) Tekniğinin Yazılı Anlatımda Buluş, Planlama Ve Anlatım Becerilerine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20533</guid>
      <author>Gülnur AYDIN</author>
      <description>Dil öğretiminde yazma becerisinin gelişimi, diğer becerilere oranla daha geç gerçekleşmektedir. Bunun temelinde, şekle odaklanan öğretmen yaklaşımları ve öğrencilerin yaratıcılıktan uzak, sabit özlü sözler üzerinden kurallara bağlı, standart metinler oluşturmayı sevmemeleri yatmaktadır. Beyin araştırmalarından hareketle, sol beynin alışılagelmiş metin oluşturma yaklaşımından ziyade sağ beynin yaratıcı fonksiyonlarını destekleyen cluster (kümeleme) tekniği, yazma becerilerinin gelişimine önemli katkılar sağlayabilir. Bu araştırma, Türkçe I: Yazılı Anlatım dersini alan üniversite birinci sınıf öğrencilerinin yazılı anlatımlarında, cluster tekniğinin, buluş, planlama ve anlatım becerilerine etkisini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, ön test-son test ölçümlerine dayalı kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın deney grubunu Atatürk Üniversitesi Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Öğretmenliği Bölümünde öğrenim gören 45, kontrol grubunu ise Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünde öğrenim gören 48 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Konedralı ve Özder (2007) tarafından geliştirilen ve buluş, plânlama ve anlatım becerilerini ölçen maddelerden oluşan “Kompozisyon Değerlendirme Ölçeği”, her iki grup için de deneysel işlemin başında ve sonunda kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel çözümlenmesinde SPSS programından yararlanılmış; çalışma sonucunda, başlangıçta birbirine benzer yeterlilikte olan gruplar arasında, buluş, planlama ve anlatım becerileri bakımından deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırma sonunda benzer çalışmaların sonuçları ile de karşılaştırma yapılmış, bu doğrultuda çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminin Bilim Dili Olarak Türkçeye Katkısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20517</guid>
      <author>Bilge BAĞCI AYRANCI, Fahri TEMİZYÜREK</author>
      <description>Dil eğitimi konuşma, yazma, dinleme ve okuma becerilerini dilbilgisi kuralları çerçevesinde ve bir bütün dahilinde insana kazandırmayı amaçlayan bir süreçtir. Dil eğitimi kültür aktarımını da beraberinde getirir. Dilin nesilden nesile ve insandan insana bu aktarım yeteneği bilgi aktarımının da vazgeçilmez bir köprüsü olduğu anlamına gelir. Dili, o dilin iklimi içerisinde öğrenmiş olan insan o dil ve kültürün oluşturduğu maddi ve manevi mirasın da bir taşıyıcısı hâline gelir. Her dil geçmişten bugüne bulunduğu kültürün ve ait olduğu milletin ilmini de kurallarında, kelimelerinde, edebiyatında taşır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimine bu bakış açısıyla bakıldığında bilim dili olarak milletimize ait unsurların dünya bilimine katkısı ve Türkçenin kullanımının yaygınlaşarak Türkçenin bilim dili olması konusundaki gelişiminin desteklenmesi adına yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi büyük önem arz etmektedir. Bu konuda öğretmen adaylarının görüşleri, geleceği şekillendiren bu mesleğin gelecekteki temsilcilerinin düşünceleri olması bakımından önemlidir. Türkçenin bilim dili olarak yaygın kullanımı adına yabancı dil olarak Türkçenin öğretimi konusunda öğretmen adaylarının farkındalığı, düşünceleri, önerileri ile çalışma şekillenmiştir. Çalışma kapsamında Bozok Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri içinden örneklem oluşturularak görüşme verileri alınmış ve yorumlanmıştır. Çalışmada görüşme yöntemi kullanılmış ve 32 lisans öğrencisinden görüş alınmıştır. 7 Soruluk görüşme formunun katılımcı cevapları temalandırılmış ve bu verilere göre çalışma alana katkı sağlayacak önerilerle sonuçlanmıştır. Yabancılara Türkçe Öğretiminin yaygınlaşması ve tanıtımının iyi yapılmasının bilim dili olarak Türkçeye katkısı olacağı ulaşılan sonuçlar arasındadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Bilimsel Araştırma Öz-Yeterlikleri Ve Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutumları Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20484</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20484</guid>
      <author>Ferdi BAHADIR, Murat TUNCER</author>
      <description>Bu araştırmanın genel amacı öğretmen adaylarını bilimsel araştırma öz-yeterlikleri ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları açısından değerlendirmektir. Bu amaçla bu her iki bağımlı değişkene yönelik görüşler arasında cinsiyet, sınıf, yaş ve bölüme göre anlamlı düzeyde görüş farkı olup olmadığı araştırılmıştır. Bunun yanında ilişkisel analizlerle bilimsel araştırma öz-yeterliği ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutum arasında ne düzey bir ilişki olduğu da belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama yöntemine göre yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi oluşturmaktadır. Bilimsel araştırma öz-yeterliği ölçeğinin öğrenim görülen bölüme göre karşılaştırıldığı test sonucuna göre ölçeğin Yöntem, Sonuç ve Tartışma, Öneri ve referans geliştirme alt boyutlarında öğretmen adaylarının görüşleri arasında bölüm değişkenine göre anlamlı fark bulunmuştur. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ölçeğinin cinsiyete göre karşılaştırıldığı bağımsız gruplar t testi sonucuna göre ölçeğin Sevgi, Değer, Uyum alt boyutları ve tamamı açısından kadın öğretmen adayları lehine anlamı düzeyde görüş farkı belirlenmiştir. Bu araştırma sonucunda bilimsel araştırma öz-yeterliği ve Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum arasında çeşitli düzeylerde pozitif yönde ilişkiler olduğu görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre PDR bölümünün bilimsel araştırma öz-yeterlik ölçeğinin alt boyutları ve tamamında ortalamaları düşüktür. Bu ortalama düşüklüğünün nedenine yönelik araştırmaların yapılması önerilmektedir. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum anlamında alan yazında ve bu araştırmada dikkati çeken bulgulardan biri öğretmenlik mesleğine yönelik tutumu yordayan öncelikli durumun sevgi olduğudur. Bu nedenle öğretmenlik mesleğini tercih edecek kişilerin bu mesleği seven kişilerden oluşması şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokullarda Görev Yapmakta Olan Öğretmenlerin Kaynaştırma Eğitimine İlişkin Duygu, Tutum ve Kaygılarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20436</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20436</guid>
      <author>Mine BAYAR, Ahmet ÜSTÜN</author>
      <description>Bu araştırmada ilkokullarda görev yapan öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarını cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, özel eğitimle ilgili eğitim alma ve özel eğitime ihtiyaç duyan bireye eğitim verme tecrübesi gibi değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Amasya ili Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ilkokullarda görev yapmakta olan ve rastgele olarak belirlenen 502 öğretmenin katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada tarama modelinde gerçekleştirilmiş olup veriler survey tekniği kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak “Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği” (KEİDTKÖ) kullanılmıştır. İki alt kısımdan meydana gelen ölçeğin birinci kısmında demografik değişkenlerin toplanmasına yönelik Kişisel Bilgi Formu, diğer kısmında ise öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygılarını belirlemek amacıyla birtakım maddelerden oluşan ifadeler yer almaktadır. Elde edilen veriler, SPSS 20.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygıları ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ayrıca öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin duyguları ile yaş değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu ve kaygıları ile öğrenim durumu değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bunun yanı sıra öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin kaygı ve tutumları ile özel eğitim alma değişkeni arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Son olarak öğretmenlerin kaynaştırma eğitimine ilişkin duygu, tutum ve kaygıları ile tecrübe değişkeni arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulgusuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mesleki Öğrenme Toplulukları Olarak Okullar: Okullarda Uygulanması ve Geliştirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20516</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20516</guid>
      <author>Ramazan CANSOY, Hanifi PARLAR</author>
      <description>Okulların mesleki öğrenme toplulukları (MÖT) olarak yapılanmalarının amacı yönetici ve öğretmenlerin destek kültürü temelinde, iyi uygulamaları ortaya koyarak öğretimi daha etkin hale getirmek ve öğrenci öğrenmelerini üst düzeylere çıkarmaktır. Bu bağlamda öğretmenler öğrencilerin durumlarıyla ilgili analizler ve değerlendirmeler üzerinde yoğunlaşarak öğrenci öğrenmelerini tespit ederler. Neyi, nasıl öğreteceklerine yönelik planlar yaparlar, yeterli hızda ve düzeyde öğrenemeyen öğrenciler için eylem planları hazırlayarak öğrenmedeki niteliği artırmaya çalışırlar. Başarılı öğrenme ürünleri ortaya koymaya çalışırlar. Aynı zamanda hızlı ve yeterli düzeyde öğrenen öğrenciler için de çalışmalar organize ederler. Mesleki öğrenme topluluğu anlayışının yoğun olduğu okullarda okulun teknik özü olan öğrenci öğrenmelerine odaklanılır. Öğretme daha geri planda yer alır. Çünkü öğretme belirli bilgilerin kavratılmasıyla ilgili iken öğrenmede öğrencinin bireysel özeliklerine, duygusal, bilişsel ve davranışsal niteliklerine dikkat edilir. Yani öğrenme de öğrenci özel biri olarak görülür. Bu bakımdan mesleki öğrenme topluluklarının çalışmaları bütün öğrencilerin öğrenebileceği ve başarılı olabileceği bir okul ortamını hedefler, iyileştirme ve geliştirme çalışmalarını kapsar. Böylece eğitimin daha nitelikli olmasını sağlar. Araştırmada okulların mesleki öğrenme toplulukları olarak yapılanmalarıyla birlikte öğrenci öğrenmeleri ve eğitim niteliğindeki olumlu sonuçlarının konuya olan ilgiyi artırdığı görülmüştür. Bu bağlamda uluslararası alanyazında mesleki öğrenme toplulukları olarak okulların farklı özelliklerinin yoğun biçimde incelendiği tespit edilmiştir. Bunun aksine ulusal alanyazında konuyla ilgili çalışmaların henüz yeni olduğu ve konunun farklı yönleriyle ele alınması gerektiği görülmüştür. Dolayısıyla bu çalışmada mesleki öğrenme topluluklarının kavramsal çerçevesi, temel varsayımları, teorik temelleri, hedefleri, boyutları, uygulama örnekleri incelenmiş, tartışılmış ve Türkiye’deki okullarda uygulanabilmesine yönelik bazı önerilere yer verilmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Zihinsel Yetersizliği Olan Bireylerin Cinselliği İle İlgili Çalışmalar Yapan Uzman Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20406</guid>
      <author>Özlem ÇELİK</author>
      <description>Bu araştırmada zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinselliği ile ilgili çalışmalar yapan uzmanların zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinselliği ile ilgili görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma için Almanya ve Avusturya’da zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinselliği üzerine araştırma yapan ve bu alanda 10 ila 35 yıldır çalışan, sexuel danışman, sexuel pedagog ve pedagogdan oluşan 3 uzman seçilmiştir. Nitel bir araştırma olarak desenlenen bu çalışmada yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinselliğinin günümüzde tabu olarak kabul edildiğini ve bu bireylerin cinselliklerini diledikleri gibi yaşamalarına olanak sunulmadığını ortaya koymuştur. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinsel eğitim konusunda yeterli destek almadıkları, bu bireylerin kendi bedenlerini tanımada çok fazla bilgiye sahip olmadıkları ve zihinsel yetersizliklerine bağlı olarak bedenlerini tanımakta zorlandıkları belirtilmiştir. Zihinsel yetersizliği olan bireylerin çocuk sahibi olma arzularının aileleri ve destek eğitim personeli tarafından reddedildiği de araştırma bulguları ile ortaya çıkmıştır. Bu çalışmadan elde edilecek bulguların zihinsel yetersizliği olan bireylerin cinselliği konusunda araştırma yapacak akademisyenlere ve hazırlanacak bir cinsel eğitim programına katkı sağlayacağı düşünülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dil Öğrenme İnançlarına Bir Bakış: Branşı İngilizce Olan ve Olmayan Öğrenciler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20560</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20560</guid>
      <author>Gökçe DİŞLEN DAĞGÖL, Duygu İŞPINAR AKÇAYOĞLU</author>
      <description>Öğrenme sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak inançlar, öğrenicilerin kararlarını, öğrenme stratejilerini ve hayat boyu öğrenme eğilimlerini şekillendirir. Yabancı dil öğrenmede inançların önemi göz önünde bulundurulduğunda, bu çalışma Türkiye’de üniversite öğrencilerinin yabancı dil olarak İngilizce öğrenme konusundaki inançlarını belirlemeyi hedeflemektedir. Daha özel olarak, çalışma branşı İngilizce olan ve olmayan öğrencilerin dil öğrenme konusundaki inançları arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Katılımcılar, Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Çukurova Ünivesitesi’ne kayıtlı 170 öğrenciden oluşmaktadır. Mütercim Tercümanlık ve İngiliz Dili Eğitimi bölümleri çalışmanın İngilizce branşında okuyan öğrencilerini oluşturmaktadır. Branşı İngilizce olmayan öğrenciler ise, Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde farklı bölümlere kayıtlı hazırlık sınıfı öğrencileridir. Veriler “Dil Öğrenimi Hakkında İnanç Envanteri” ve araştırmacılar tarafından geliştirilen açık uçlu anket ile toplanmıştır. Tüm veriler nicel ve nitel olarak analiz edilmiştir. Dil Öğrenimi Hakkında İnanç Envanteri ile toplanan veriler SPSS programı ile analiz edilmiş olup açık uçlu anket ile elde edilen veriler içerik analizi ile incelenmiştir. Çalışma, farklı bölümlerde okuyan öğrencilerin inançlarını ortaya koymuş ve dile yaklaşımlarını göstermiştir, böylelikle üniversite düzeyinde öğrencilere ve öğretim elemanlarına çıkarımlar sunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünden Bugüne Öğretim Üyelerinin Öğretmenlik Davranışlarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20454</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20454</guid>
      <author>Mustafa DURMUŞÇELEBİ</author>
      <description>Üniversiteler dünyaya düşünen, sorgulayan, keşfeden, geleceğe yön veren bireyler yetiştirmek için kurulan bilimsel kurumlardır. Diğer okul kademelerinde olduğu gibi üniversitelerde de başarının baş mimarı öğretim elemanlarıdır. Üniversite öğretim elemanının kendisi vizyon sahibi, ileriyi görebilen, çağdaş, sorgulayabilen, eleştirel ve yaratıcı düşünebilen bireyler olmalıdır. Ancak bu şekilde yarının gereksinimlerine cevap verebilecek bireyler yetiştirme konusunda etkili olabilir. Bu özelliklerinin yanı sıra öğretim elemanlarında her öğretmende bulunması gereken öğretmenlik alanının gerektiği bilgi ve deneyime sahip olması gerekir. Bu çalışmanın amacı, Erciyes Üniversitesinin değişik fakülte ve yüksekokullarında görev yapan öğretim elemanlarının yeterliklerine ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Betimsel tarama modelinde yapılan bu çalışmanın örneklem grubunu üniversitenin değişik fakültelerinde öğrenim gören 1438 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından değişik kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan “Öğretim Elemanı Yeterlik Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın alt problemleri doğrultusunda öğretim elemanı yeterlik düzeylerini belirleme sürecinde frekans, yüzde ve ortalama tekniklerinden, bağımsız değişkenlere göre öğrenci görüşlerinin değişimini analiz etmek için t- testi, anova gibi testlerden ve gruplar arası farkın kaynağını bulmak için de post-hoc testinden yararlanılmıştır. Çalışmada öğretim elemanlarının öğretmen yeterliklerine ilişkin davranışları ne düzeyde gösterdikleri araştırmacı tarafından 20 yıl önce yapılan bir çalışmayla da kıyaslanmıştır. Araştırma sonunda öğretim elemanlarının öğretmenlik davranışlarını bazen gözledikleri ortaya çıkmıştır. Bulunan bu sonuç hem araştırmacının 1996’da yaptığı çalışmayla hem de alanda yapılan diğer çalışmalarla paralellik göstermektedir. Buna karşılık öğretim elemanlarının kendilerini etkili öğretmenlik davranışlarını göstermek konusunda oldukça yeterli gördükleri de alanda yapılan birçok çalışmanın bir sonucu olarak göze çarpmaktadır. Öğrencilerin cinsiyetleri, öğrenim gördükleri bölümler ve akademik başarı düzeylerine göre öğretim elemanlarının etkili öğretmenlik davranışlarını gösterme sıklıkları farklılık göstermiştir. Bu sonuçlara göre, etkili öğretmen nitelikleri bağlamında öğretim üyesi yetiştirme programlarının çağın gereksinimlerine cevap verebilecek şekilde yeniden ele alınmasında ve daha nitelikli programların yapılmasına gerek vardır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>5. Sınıf Öğrencilerinin Muhakeme Becerileri Üzerine Bir Çalışma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20345</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20345</guid>
      <author>Esen ERSOY, İrem YILDIZ , Erdem SÜLEYMANOĞLU</author>
      <description>Matematiksel muhakeme; matematiksel tahminleri oluşturma, matematiksel tartışmaları geliştirme ve değerlendirme, matematiksel bilgileri çeşitli şekillerde sunma becerilerini içermektedir (NCTM, 1989). Bunların yanı sıra NCTM (2000), ilköğretim seviyesinde öğrencilerin sahip olması gereken matematiksel muhakeme becerilerini belirlemiştir. Bu çalışmanın amacı ortaokul beşinci sınıf öğrencilerinin yaşamsal bir beceri olan ve matematiğin temel becerilerinden biri olan muhakeme etme becerilerini araştırmaktır. Çalışma 2015-2016 eğitim öğretim yılının birinci döneminde Giresun ilindeki bir ortaokulda okuyan beşinci sınıf öğrencilerinden oluşan toplam 28 öğrenciyle yapılmıştır. Bu çalışma nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olarak değerlendirilebilir. Çalışmada Özsoy (2007) tarafından geliştirilen “Problem Çözme Testi”nden seçilen dört test sorusu açık uçlu problem durumu olarak kullanılmıştır. Bu açık uçlu dört soru için oluşturulan altı gruba 1 ders saati uygulama süresi verilmiş ve uygulama araştırmacılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Uygulama esnasında her bir problem için öğrencilerin çözümlerini, düşüncelerini ve sürece yönelik yanıtlarını açıklamaları istenmiştir. Elde edilen veriler Marzano (2000) tarafından geliştirilen, geçerlilik ve güvenirliği Pilten (2008) tarafından sağlanan “Aşamalı Puanlama Ölçeği” kullanılarak analize tabi tutulmuştur. Her bir problem basamaklarına göre değerlendirilmiş, bu değerlendirme iki araştırmacı tarafından yapılmış ve her basamağın uyuşum yüzdesi hesaplanmıştır. Elde edilen bulgular Marzano (2000)’nun “ Çözüm yolu sonucun doğruluğuna karar verme, Rutin olmayan problemler çözme, Çözüme ilişkin mantıklı tartışmalar geliştirme, Genelleme yapma, Uygun muhakemeyi belirleme ve kullanma” gibi muhakeme alt basamaklarında öğrencilerin genel anlamda zorlandıklarını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocukların Davranış Sorunlarının Sosyal Becerileri ve Öğretmenleriyle Kurdukları İlişki Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20505</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20505</guid>
      <author>H. Gözde ERTÜRK KARA</author>
      <description>Bu araştırmada, çocukların davranış sorunlarına etki eden etmenlerin belirlenmesi ve ilişkili olduğu düşünülen öğretmen çocuk ilişkisi ve sosyal beceriler ile aralarındaki bağın ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmada korelasyonel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kayseri ilinde 2015-2016 eğitim öğretim yılında okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 36-48 aylık 53 çocuk oluşturmaktadır. Çalışma grubunun belirlenmesinde kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Öğretmen İlişki Ölçeği; Okul Öncesi Davranış Sorunları Tarama Ölçeği ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Değerlendirme Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Veriler üzerinde betimsel, t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson korelasyon analizi ve standart çoklu doğrusal regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda, çalışma grubunda yer alan çocukların davranış sorunlarına ilişkin puanlarının oldukça düşük olduğu görülmüştür. Erkek çocukların aşırı hareketli ve dikkatsiz olmaya ilişkin davranış sorunlarının kız çocuklara kıyasla daha fazla olduğu belirlenmiştir. Anne ve baba öğrenim durumu düştükçe çocuklarda kavgacı saldırgan olmaya ilişkin davranış sorunlarının arttığı görülmüştür. Kardeş sayısı, aile geliri ve öğretmenin mesleki deneyiminin çocukların davranış sorunları üzerindeki etkisine ilişkin bulgular, anlamlı bir etkinin söz konusu olmadığını göstermiştir. Davranış sorunları ile öğretmen çocuk arasındaki ilişki arasında ve davranış sorunları ile sosyal beceriler arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Sosyal beceriler ve öğretmen çocuk ilişkisi alt boyutlarından çatışmanın birlikte davranış sorunlarının anlamlı bir yordayıcısı olduğu ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ereksellik Bağlamında Alman Yazınındaki Hayvan Temalarına Eğitbilimsel Bir Yaklaşım</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20446</guid>
      <author>Birkan KARGI</author>
      <description>Hem edebi hem de eğitbilimsel yazında, bir davranışı ya da düşünceyi, daha kalıcı kılmak için antropomorfizm ve animizm yararlanılması hususuna oldukça sık rastlanılır. Bu durum, ilk bakışta oldukça doğal görülebilir; ne de olsa amaç iyidir ve insanlarda istendik davranış ve düşüncelerin oluşmasına hizmet etmektedir. Ancak konuya eleştirel bir düzlemde bakıldığında, öğrenme sürecinde kullanılan yapıtlardaki hayvanların doğallıktan uzaklaştırılarak, onlara insana özgü değerlerin yansıtılması, gerçekçi bir biçimde alımlanması hususunda sorunlar yaratabilecek niteliktedir. En azından ilk bakışta iki sakınca dile getirilebilir: İlki, doğal dünyanın bir parçası olan hayvanların, kendi doğallığından uzaklaştırılarak ereksel bir bağlamda ele alınmasıdır. Bu erekselliğin, bilimin hedeflediği nedensel düşünceye geçişe ket vurduğu açıktır. Çünkü öğrenciler, doğaya insan biçimci bakma konusunda farkına varmadan koşullandırılmaktadırlar. İkincisi ise, eğitim yazınından beklenen amaçla ilgilidir; bu amaç öğrencilerin, antropmorfizm, animizm gibi somuta yönelik düşünceden, bir kılavuz eşliğinde adım adım soyut düşünceye doğru götürülmeleridir. Oysa doğanın insanlaştırılması, ya da insan biçimci bir dille anlatılması, bu sürece ket vuruyor gibi görünmektedir. İşte bu makalede, hayvanları konu alan Alman yazınındaki yapıtlar, anlatı işlevlerine göre sınıflandırılarak, eğitbilim açısından bir değerlendirmesini yapmaya çalışılmaktadır. Hayvanların artistik ve estetik unsur olarak kullanıldığı nesir ve nazım türündeki yapıtlar daha çok ortaçağ, aydınlanma ve romantik dönemlerin yanı sıra modernitede öne çıktığı görülmüştür. Önceleri hayvan figürleri, üstlendikleri insana ait olumsuz davranışları içeren zorunlu roller aracılığıyla olumsuzlukları göstererek olumlunun somutlanmasına hizmet ederken, devam eden sanatsal süremlerde bireysel ve toplumsal eleştirilerin yansıtılmasına aracı olmuşlardır. Bu zihniyet değişiminin eğitsel yansıması koşullanmadan yapılandırmaya dönüşümün izlerini taşır. Sonuç olarak bu yapıtların eğitimde kullanılmasının, ereksel bakışa ve insan biçimci bakış alışkanlığı yaratabileceği ve soyut işlemler safhasına geçişte kimi zorluklar yaratabileceğinden ötürü eğitsel rehberlik ilkelerine göre yürütülmesi ve bu konuda bir duyarlılık oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Argümantasyon Tabanlı Arastırma Sorgulama Yöntemini Uygulama Seviyelerini Etkileyen Soru Sorma Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20506</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20506</guid>
      <author>Nurcan KELEŞ, Brian HAND</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, öğretmenlerin Argümantasyon Tabanlı Araştırma Sorgulama Yöntemini uygulama seviyelerini etkileyen soru sorma çeşitlerini incelemek ve açıklamaktır. Argümantasyona dayalı araştırma sorgulama yöntemi olarak Argümantasyon Tabanlı Bilim Öğretimi (The Science Writing Heuristic Approach) kullanılmıştır. Argümantasyon tabanlı öğretim yöntemi, sarmal bir argümantasyon yöntemidir. Bu yöntem içerisinde öğrenciler, yazılı ve sözlü tartışmalarını kendileri deneylerine göre oluştururlar. Sınıf seviyeleri reforma dayalı öğretim izleme protokolüyle (RTOP) belirlenmiştir. RTOP sonuçlarına göre sınıflar üç farklı seviyeye ayrılmıştır. Bu sınıflar arasından, üç öğretmenin sınıfı, düşük, orta ve yüksek seviye uygulamalarından birer tane olmak üzere incelenmiştir. Verilerin analizi gömülü teori yöntemi ile yapılmıştır. Gömülü teori yöntemi, farklı seviyelerdeki öğretmenlerin, soru sorma çeşitlerindeki özellikleri göstermek için kullanılmıştır. Bu yönteme göre seçilmiş üç seviyedeki sınıfların videoları yazıya dökülmüş ve bu yazılardan kodlar üretilmiştir. Bu kodlamalar, öğretmen ve öğrencilerin soru sormadaki çeşitleriyle ve soru sorma doğrultularıyla oluşturulmuştur. Sonuçlar göstermiştir ki öğretmenler, her bir seviyede farklı miktarda soru sorma çeşitleri kullanmıştır. Tanımlayıcı türden soru çeşitleri düşük seviyedeki sınıfta kullanılırken, tartışmacı sorular yüksek seviyedeki sınıfta daha çok miktarda yer almıştır. Soruların doğrultusu da uygulama seviyelerine göre değişiklik göstermiştir. Bu çalışma göstermiştir ki daha kapsamlı sorular (soruları kavrayıcı niteliği olan ve öğrencilerin deneylerini açıklayıcı türden olan) argümantasyonun başlamasını sağlamıştır. Ayrıca, öğretmenler, öğrenciler arasında sınıf içinde tartışmayı başlatmak ve devam ettirmek için soru sormayı sağlayıcı farklı çeşitlerde sorular kullanmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Duygusal Uyartı Kullanımının Öğrencilerin Kelime Hazinesi Geliştirme Sürecine Ve Kelime Kalıcılık Düzeyine Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20452</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20452</guid>
      <author>Adnan OFLAZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, kelime hazinesi geliştirmede duygusal uyartı kullanımının öğrencilerin kelime bilgisine, kelimelerin kalıcılığına, bellek ve bilişsel stratejilerin kullanımına etkilerini belirlemektir. Çalışmada öğrencilerin yabancı dil öğrenimi süreçlerinde kelime hazinesi geliştirme konusundaki yetersizliklerinin gözlemlenmesi üzerine, öğrencilerin bu konudaki eksikliklerinin giderilmesine katkıda bulunmak için bir model sunulmaktadır. Çalışmanın uygulama sürecinde duygusal denetim ve tepkilerden sorumlu limbik sistemin bir bölümü olan “Amigdala” ve uzun süreli hafıza oluşumunda kilit rol oynayan “Hipokampüs”teki işleyiş dikkate alınmış, duygu yoğunluklu uyartılar oluşturularak, kelimenin uzun süreli belleğe gönderilmesine ve uygulanan tekrar tekniği ile kalıcılığının sağlanmasına çalışılmıştır. Araştırma deseni olarak kontrol ve deney gruplu ön test-son test deneysel model kullanılmıştır. Çalışmada, 300 kelime 7 hafta süresince ilgili stratejilere uygun yapılan uygulamalarla kazandırılmaya çalışılmıştır. Veri toplama araçları olarak, ön test, son test, kalıcılık testleri, dinleme testleri ve dil öğrenme stratejileri anketi kullanılmıştır. Toplanan veriler ile 7 günlük, 1 aylık ve 2 aylık süreler içinde kelime kalıcılık oranları tespiti yapılmıştır. Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlar şöyle sıralanabilir: Uygulamaların bitiminden otuz gün sonra yapılan Almanca – Türkçe Tanıma ve Dinleme testi, Türkçe- Almanca Tanıma testi ve son uygulama sonrası altmışıncı günde yapılan, Almanca - Türkçe Kelime Kalıcılık testi sonuçlarına göre deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir fark olduğu, deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre çok daha fazla kelime öğrendikleri ve bu kelimeleri yüksek oranda hatırlayabildikleri ve kullanabildikleri görülmektedir.Analiz sonuçlarına göre, deney grubu öğrencilerinin uygulama bitiminden 30 gün sonra yapılan son testte kontrol grubu öğrencilerine göre 4.64 kat daha fazla kelime (x=237 kelime)hatırladığı, uzun dönemde ise (60.günde) 5.20 kat daha fazla kelime (x=224 kelime) hatırladıkları belirlenmiştir. Deney grubu öğrencilerinin orta seviyede kullandıkları bellek ve bilişsel stratejilerin kullanım oranı uygulamalar sonunda yüksek seviyeye ulaşmıştır. Analiz sonuçlarına göre, duygusal uyartı kullanım tekniği deney grubu öğrencilerinin Almanca kelime bilgisi edinç ve edim düzeylerini olumlu etkilemiş, öğrenilen kelimelerdeki kalıcılık ve hatırlama oranını artırmıştır. Ayrıca öğrencilerin "öğrenmeyi öğrenme" bağlamında dil öğrenme stratejilerini kullanma farkındalığı artış, kelime öğreniminde bellek ve bilişsel stratejileri kullanım oranının da yükseldiği tespit edilmiştir</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Kurumlarının Diğer Örgütlerle Ortakyaşar İlişkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20405</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20405</guid>
      <author>Elif Gamze ÖZCAN, Şefika Şule ERÇETİN</author>
      <description>Bu çalışma, aynı başlıklı doktora tezinden üretilmiştir. Bu çalışma ile biyoloji disiplininde farklı türler arasında kurulan birlikte yaşam birlikleri olarak açıklanan simbiyoz, diğer bir deyişle ortakyaşam kavramının; toplumsal alt sistemler olan formal örgütlerin birbirleri ile olan ilişkilerinin anlaşılmasında bir araç olarak kullanılabileceği savunulmuştur. Bu doktora tezinin odağı, formal örgütler içerisindeki mevcut toplumsal önemi açısından okullardır. Okulların ve etkileşim içerisinde olduğu kurumların bu ortakyaşamdan nasıl etkilendikleri dinamiklik ve karmaşıklık içerir ve tüm yönleriyle oldukça önemlidir. Bir kurumla kurulan ortakyaşarlık, okulun bazı açılardan yarar başka açılardan zarar görmesine de neden olabilir ki bu durum karşı kurum açısından da geçerlidir. Bu karmaşık ortakyaşam ilişkisini çözümlemek ve yorumlamak amacıyla bu tez çalışması ile lise düzeyi okullara özgü bir Ortakyaşar İlişkiler Ölçeği geliştirilmiştir. Eskişehir ili merkez ilçeleri içindeki okullar çalışma evrenini oluşturmuştur. 2016 yılı Ocak ayı itibariyle yedi türden 56 lise bu grup içindedir. Basit Seçkisiz Örnekleme Yöntemi ile evrendeki toplam yönetici sayısı üzerinden örneklem alınmıştır. Toplam 67 kişiye “Okullar için Ortakyaşar İlişkiler Ölçeği” uygulanmış ölçümlerin güvenilirliği ve geçerliğinin yapılan analizler ile sağlandığı belirlenmiştir. Veriler, SPSS programında parametrik olmayan örneklemlere uygun çözümlemeler kullanılarak işlenmiş ve değerlendirilmiştir. Hem seçenekli maddelerden hem de açık uçlu sorulardan elde edilen verilerin işlemesiyle elde edilen bulgular ve bunlara dayalı yorumlar bir araya getirildiğinde ortaya çıkan sonuç, liselerin ortakyaşarlık ilişkiler sürdürdükleri kurumlarla etkileşimlerinde hem fayda hem zarar gördükleri ve verdikleridir. Bu ilişkiler çoğunlukla tek yönlü olmadığı için basit bir neden sonuç ilişkisi içinde de tartışılmaya uygun değildir. Bazı ortakyaşarlık ilişkilerinin; okulun doğrudan yönetim faaliyetlerini yönlendirdiği ve okulun yararına olabilecek hamleleri yapmasını engellediği sonucu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaokul Matematik Öğretmenlerinin Matematiksel İletişim Becerisine Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20483</guid>
      <author>İlknur ÖZPINAR, Selahattin ARSLAN</author>
      <description>Matematik eğitiminin belki de en önemli amaçlarından biri sosyal bağlamda düşüncelerini ve akıl yürütmelerini aktarabilen özerk öğrenciler yetiştirmek olduğundan matematik ve matematik eğitiminin ayrılmaz bir parçası olan matematiksel iletişim becerisi, matematik öğretim programlarında da önemli bir yer tutar. Matematiksel iletişimin hem okul hayatında hem de günlük yaşamdaki önemi düşünüldüğünde öğrencilerin bu becerilerinin gelişiminin sağlanmasının gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu hedefe ulaşmada ise öğretmenlerin rolü büyüktür. Dolayısıyla bu çalışmada öğretmenlerin matematiksel iletişim becerisi ile bu becerinin gelişimine ve göstergelerine yönelik düşüncelerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Özel durum çalışması yönteminin kullanıldığı araştırma, 15 ortaokul matematik öğretmeni ile ve yarı-yapılandırılmış görüşmeler yardımıyla yürütülmüştür. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda öğretmenlerin matematiğe bir dil olarak bakabildikleri, matematiksel iletişim becerisinin öğrencilere kazandırılmasında kendilerinin matematik dilini etkili ve doğru kullanması gerektiğini düşündükleri, büyük çoğunluğunun bu becerinin geliştirilmesini önemseyip öğretim ortamlarını bu beceriyi dikkate alarak düzenlediklerini ve öğretmenlerin öğrencilerinin matematiksel iletişim becerilerindeki gelişimi değerlendirmek için en çok yazılı sınavları tercih ettiklerini belirttikleri görülmüştür. Ayrıca, öğretmenlerin matematiksel iletişim becerisinin göstergesi olan alt beceriler arasında en fazla verilen matematiksel ifadeyi (tanımları, terimleri, işlemleri, sembolleri vb.) anlamayı vurguladıkları, bunun yanı sıra sembolleri anlama, sembolleri yazılı ve sözlü açıklama ile sembolleri doğru şekilde kullanmanın üzerinde önemle durdukları ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Okumadan Önce, Okuma Esnasında, Okumadan Sonra Düşün” Stratejisinin Okuduğunu Anlama Becerisine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20444</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20444</guid>
      <author>Yusuf ÖZDEMİR, Kasım KIROĞLU</author>
      <description>Okuduğunu anlama, bireyin sahip olması gereken önemli becerilerdendir. Bu beceri, bireyin hayatının ayrılmaz bir parçası, akademik başarısının önemli belirleyicisidir. Buna rağmen her seviyede okulda(ilkokuldan üniversiteye) öğrencilerin okuduğunu anlamada zorluklar yaşadığı görülmektedir. Günümüz bilgi çağında, bilgi edinmek için okumak olmazsa olmaz davranışlardan biridir. Bu çağda bilgilendirici metinlerle geçmişe nazaran daha çok karşılaşılmakta bunun sonucunda bu metinleri anlamaya yönelik araştırmalara daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı, ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin bilgilendirici metinleri anlamalarında yardımcı olacak, anlama sürecini kontrol etmelerini sağlayacak bir strateji öğretimi gerçekleştirmektir. Bu amaçla, “okumadan önce düşün, okuma esnasında düşün, okuduktan sonra düşün-3D” stratejisinin öz düzenlemeli strateji gelişimi modeline göre öğretiminin öğrencilerin okuduğunu anlama becerilerine olan etkisi ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Araştırmada, ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma, 2015-2016 öğretim yılında Samsun ilinin Bafra ilçesinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini 32’si deney, 36’sı kontrol grubu olmak üzere 68 öğrenci oluşturmaktadır. Bilgilendirici metinlerin öğretimi deney grubunda 3D stratejisi ile, kontrol grubunda ise Türkçe öğretim programı ile yapılmıştır. Uygulamada her biri iki ders saati olmak üzere 12 oturum gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak “Demografik Bilgi Formu”, araştırmacılar tarafından geliştirilen “Bilgilendirici Metinlerde Okuduğunu Anlama Testi” ve “Bilgilendirici Metinlerde Ana Fikir Belirleme Testi” kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılımı belirlemek için Shapiro Wilk Testi, normal dağılım gösteren grupların karşılaştırılmasında t-Testi, normal dağılım göstermeyen grupların karşılaştırılmasında Mann-Whitney U Testi ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Ayrıca ana fikir belirleme testinde gruplara ait son test puanlarının karşılaştırılmasında kovaryans analizi kullanılmıştır. Araştırmada 3D stratejisi öğretiminin okuduğunu anlama puanları üzerinde anlamlı bir farklılık oluşturmadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırmada ulaşılan bir diğer bulgu ise 3D stratejisinin ana fikir belirleme puan ortalamasını anlamlı bir şekilde arttırdığıdır. Bu bulgular, 3D stratejisi öğretiminin okuduğunu anlama düzeyini arttırmada etkili olmadığını ancak ana fikir belirleme düzeylerini arttırmada etkili olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Işık Kirliliği Hakkındaki Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20480</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20480</guid>
      <author>Suat POLAT, Ünsal BEKDEMİR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı da Sosyal Bilgiler öğretmeni adaylarının ışık kirliliği hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Bu araştırma nitel araştırma yöntemine göre tasarlanmıştır. Araştırmada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Çalışmada, Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde 1., 2., 3. ve 4. sınıflardan oluşan toplam 60 öğrenci yer almıştır. Verilerin toplanmasında araştırmacılar tarafından geliştirilen 6 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formunda yer alacak sorular hazırlandıktan sonra uzman görüşüne başvurulmuştur. Uzman görüşü alındıktan sonra sorular tekrar düzenlenerek 20 öğretmen adayı üzerinde pilot uygulama yapılmıştır. Pilot uygulaması yapılan görüşme formu düzenlenerek uzman görüşüne tekrar sunulmuştur. Uzmanlardan gelen geri dönüt alındıktan sonra görüşme formuna son şekli verilip 2016-2017 eğitim-öğretim yılının bahar yarıyılında uygulanmıştır. Verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Sosyal Bilgiler öğretmen adaylarının genel olarak ışık kirliliği hakkında bilgi sahibi oldukları fakat bazı öğretmen adaylarının konu hakkında bilgi sahibi olmadıkları tespit edilmiştir. Sosyal Bilgiler Öğretmen adayları kirliliğin genel olarak canlı ve cansız varlıklara zarar verdiğini, ışık kirliliğinin kirlilik çeşitleri arasında yer aldığını belirmişlerdir. Işık kirliliğinin sebepleri arasında aşırı ışık kullanımı, evlerden ve binalardan taşan ışıklar, doğru ışık kullanımının yapılmamasını gösteren öğretmen adayları, ışık kirliliğinin hem insanlar hem de canlı ve cansız çevre üzerinde önemli olumsuz etkilere neden olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen adayları ışık kirliliğinin etkilerini azaltmak için insanların bilinçlendirilmesi gerektiği konusunda görüş belirtmiştir. Bazı öğretmen adaylarının ise bu konuda bilgi sahibi olmamaları dikkat çekici bir sonuçtur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Performansının Alt Beceri Alanlarına İlişkin Profesyonel Müzisyenler ve Öğrencilerin Algıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20416</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20416</guid>
      <author>Gülşah SEVER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı müzik performansının alt beceri alanlarına ilişkin profesyonel müzik eğitimi almış ve almakta olan müzisyenlerin algılarını ortaya çıkarmaktır. Durum tespitine yönelik bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenoloji kullanılmıştır. İlgili literatür doğrultusunda müzikal beceriler, teknik- çalgısal beceriler, çalışma- öğrenme becerileri, sunum- sahne becerileri ve performansla ilgili olarak yaşam becerileri başlıkları oluşturulmuştur. Her bir başlıkla ilgili olarak müzisyenlerin görüşlerini almak üzere açık uçlu sorulardan oluşan elektronik bir form hazırlanmıştır. Müzisyenlerden ilgili başlıklar altında yer aldıklarını düşündükleri beceri, davranış, durum ve etkinlikleri sıralamaları istenmiştir. Müzisyenlerin vermiş oldukları yanıtlar Maxquda 10 nitel analiz programı kullanılarak içerik analizi yapılmış ve temalar oluşturulmuştur. Temaların geçerlik güvenirlik çalışması için veri seti iki alan uzmanı ile paylaşılarak kodlama ve temalar gözden geçirilmiştir. Uzman görüşleri doğrultusunda analiz son haline getirilmiştir. Analiz sonucunda müziksel beceriler, temel ve üst düzey beceriler olarak sınıflandırılmıştır. Teknik- çalgısal becerilerde çalgıya özgü teknikler, bedensel beceriler, hız, entonasyon, kuramsal bilgi, müzikalite, egzersizler ve çalgı bakım becerileri kategorileri ortaya çıkmıştır. Toplu çalma becerileri, grup dinamiğini etkileyen unsurlar, bireysel beceriler ve müziksel beceriler başlıkları altında incelenmiştir. Çalışma- öğrenme becerilerinde stratejiler ve pratik çözümler olarak genel iki kategori ortaya çıkmıştır. Sunum- sahne becerileri sunum öncesi ve sunum sırası beceriler olmak üzere iki genel başlıkta incelenmiştir. Performansla ilgili yaşam becerilerinde de deneyim, çalışma, sağlık ve organizasyon becerileri ortaya çıkmıştır. Performansın alt beceri alanlarına ilişkin literatürde farklı amaçlarla oluşturulmuş çeşitli sınıflamalar bulunmaktadır. Bu araştırmada ortaya çıkan kategorilerin önceki araştırmalarla büyük ölçüde örtüştüğü söylenebilir. Literatüre ek olarak müzisyenler müzikalite ve yorumlama kavramlarını farklı ele almışlardır. Müzisyenler çalgılarıyla ilgili temel bakım becerilerine sahip olmanın önemli olduğunu belirtmişlerdir. Ayrıca, performansa ilişkin yaşam becerileri kapsamında müzisyenler literatüre ek olarak organizasyon becerilerinden bahsetmişlerdir. Zihinsel çalışmalar ve teknoloji kullanımı ile ilgili ek çalışmalar yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>16-21 Yaş Arası Elit Düzeydeki Takımların Genç Futbolcularının Duygusal Zekâ Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20490</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20490</guid>
      <author>Yusuf SOYLU, Sinan AYAN , Melih Nuri SALMAN</author>
      <description>Duygusal zekâ farkındalığı, sporcunun kişisel becerilerini sergilemesindeki etkileyici rollerden birisi olarak görülmektedir. Duygusal zekâ, kişilerin hayatın içerisinde kendisine bir yer edinme konusunda önemli bir zekâ türüdür. Kişinin kendini tanıma, çevresindeki canlılarla iletişim kurma ve ortaya çıkan duyguları fark edebilme yeteneğidir. Sporcular için önemli bir yere sahip olan duyguların, fark edilebilmesi ve yönlendirilebilmesi gerekmektedir. Duygusal zekâ bu noktada önemli bir yer tutmaktadır. Araştırma, genç yaştaki elit futbolcuların duygusal zekâ düzeylerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, Türkiye Süper Ligi’nde bulunan Adana Spor, Gaziantep Spor, Gençlerbirliği, Kayseri Spor, Konya Spor ve Osmanlı Spor U 21, U 19, U 17 ve U 16 takımlarında oynayan 382 (n: 382 erkek) genç futbolcu oluşturmuştur. Çalışmada, araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu ve Schutte duygusal zekâ ölçeği kullanışmıştır. Veri analizi için SPSS 21 paket programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler frekans (f), yüzde (%) ve Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; elit düzeydeki genç futbolcuların duygusal zekâ düzeyleri, okul türü, babanın eğitim düzeyi, annenin eğitim düzeyi, ikamet yeri ve oynama yılı gibi değişkenlere göre incelendiğinde; futbolcuların okul türü, babanın eğitim düzeyi ve ikamet yeri değişkenlerine göre gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür. Takımdaki oynama yılı ve annenin eğitim düzeyi değişkenlerine göre ise, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmamıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>11. Sınıf Öğrencilerinin Bilişsel Yapılarındaki Değişimin Kelime İlişkilendirme Testi Kullanarak İncelenmesi: Kimyasal Denge Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20466</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20466</guid>
      <author>Gülten ŞENDUR, Mustafa TOPRAK</author>
      <description>Bilişsel yapılar, öğrenenlerin özel bir bilgi alanında ne bildiklerini değerlendirme fırsatı sunmaktadırlar. Bu yüzden, yeni bilginin yapılandırılmasını etkileyebilecek bilişsel yapıların tanımlanması ve öğretim ile bunların nasıl değiştiğinin incelenmesi önemlidir. Bu çalışmada 11. sınıf öğrencilerinin (15-16 yaş) kimyasal denge ünitesinin temel kavramlarına ilişkin bilişsel yapılarını ortaya çıkarmak ve bunların öğretim sonrası nasıl değiştiğini ortaya koymak amacıyla kelime ilişkilendirme testi kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, İzmir il merkezindeki bir ortaöğretim kurumundaki 11. sınıflardaki 30 öğrenci ile bir çalışma yürütülmüştür. Çalışmada veri toplama aracı olarak, 10 uyarıcı kelimelerden oluşan kelime ilişkilendirme testi öğretim öncesi ve sonrası uygulanmıştır. Testte kullanılan uyarıcı kelimeler: “denge”, “katalizör”, “endotermik tepkime”, “egzotermik tepkime”, “basınç”, “molar derişim”, “tersinir tepkime”, “maksimum düzensizlik”, “ileri tepkime hızı”, “geri tepkime hızı” dır. Verilerin analizinde, her bir uyarıcı kelimeye verilen cevaplar sayılmış, frekans tablosu hazırlanmış ve farklı kesme noktalarındaki zihin haritaları çizilmiştir. Çalışmanın sonuçları, öğrencilerin öğretim öncesi zihin haritalarında çoğunlukla denge kavramını terazi ve eşitlik gibi cevaplar ile fiziksel denge ile ilişkilendirme eğiliminde olduklarını göstermektedir. Aynı zamanda, öğretim öncesinde “maksimum düzensizlik” ve “ tersinir tepkime” uyarıcı kelimelerinin zihin haritalarında yer almadığı, diğer uyarıcı kelimeler arasında da çok az bağlantının kurulabildiği saptanmıştır. Buna karşın öğretim sonrasında ise, öğrenciler denge kavramını kimyasal denge ile ilişkilendirebilmişler, tüm uyarıcı kelimler zihin haritalarında saptanabilmiş ve öğrencilerin uyarıcı kelimeler arasında daha fazla ilişki kurabildikleri saptanmıştır. Bu bulgular, 11. sınıf öğrencilerinin “kimyasal dengeye” yönelik bilişsel yapılarının öğretim sonrası olumlu yönde değiştiğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Yansıtıcı Düşünme Becerilerindeki Gelişimin Öğretim Sürecinin Değerlendirilmesi Boyutunda İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20496</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20496</guid>
      <author>Ufuk TÖMAN, Sabiha ODABAŞI ÇİMER</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı, öğretmen adaylarına yansıtıcı düşünmeyi öğretip geliştirmelerine yardımcı olurken, yansıtıcı düşünmenin öğretim sürecinin değerlendirmesi boyunca gelişimini ortaya koymaktır. Bu araştırma, incelenen durumun özeliğinden dolayı eylem araştırması biçiminde desenlenmiştir. Araştırmanın katılımcıları, Bayburt Üniversitesi Bayburt Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalın’ da öğrenim gören 32 öğretmen adayıdır. Bu araştırmada veri toplama araçları olarak video kayıtları, yarı yapılandırılmış mülakat, öz değerlendirme formu ve yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen nitel veriler, içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Elde edilen veriler, öğretmen adaylarının öğretim sürecinin değerlendirmesine yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinde gelişim olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, yansıtıcı düşünme çalışmalarının, bu çalışmalara katılan öğretmen adaylarının bir dersin değerlendirmesine yönelik mesleki gelişimleri konusunda katkı sağladığı görülmüştür. Öğretmen adaylarının, yansıtıcı düşünmeyi geliştirmeye yönelik yapılan çalışma sürecinin başlangıcında teknik alanda yansıtma seviyesine sahip oldukları, sürecin ilerleyen aşamalarında uygulama ve eleştirel alanda da yansıtma yapabildikleri ortaya konulmuştur. Bu bağlamda, öğretmen adaylarının öğretim sürecinin değerlendirmesi aşamasında yaşadıkları deneyimler ve bu deneyimler üzerine yaptıkları yansıtmalarla bir dersin değerlendirmesine yönelik mesleki gelişim sağladıkları sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi Öğrencilerinin Öğretmen Kavramina Yönelik Metaforik Bakışları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20424</guid>
      <author>Özlem ULU KALIN, Selcen ÇALIK UZUN</author>
      <description>Eğitim okullarda eğitim programları rehberliğinde öğretmenler tarafından yürütülmektedir. Öğretmenler sadece dersine girdikleri bir ya da birkaç sınıfın öğrencilerinin değil, bir neslin sorumluluğunu üstlendikleri için “öğretmen” kavramı kutsal olarak ifade edilmektedir. Öğrencilerin bu kavramla ilgili düşüncelerini ortaya çıkarmak ve samimi fikirlerine ulaşmak için çalışmada metaforlardan yararlanılmıştır. Metafor, bir kişinin bir kavramı ya da olguyu algıladığı biçimde, benzetmeler kullanarak ifade etmesidir. Bu bağlamda çalışmanın amacı; Anadolu Lisesi öğrencileri ile Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencilerinin öğretmen kavramına yönelik olarak oluşturdukları metaforları ve Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencilerinin öğretmen kavramına yönelik oluşturdukları metaforların yıllara göre değişimini belirlemektir. Araştırmanın ulaşılabilir örneklemini 155 Anadolu Öğretmen Lisesi ve 244 Anadolu Lisesi öğrencisi oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim deseninde tasarlanan çalışmada her iki lise türünden elde edilen metaforlar sınıflandırılmış ve içerik analizi yapılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencileri 41 adet geçerli metafor, Anadolu Öğretmen Lisesi 9. sınıf öğrencileri 31 adet geçerli metafor, Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencileri 44 adet geçerli metafor ve Anadolu Öğretmen Lisesi 12. sınıf öğrencileri 38 adet geçerli metafor üretmişlerdir. Bu metaforlar daha sonra ortak özellikleri bakımından irdelenerek 5 kavramsal kategori altında toplanmıştır. Araştırmanın sonucunda Anadolu Lisesi ve Anadolu Öğretmen Lisesi öğrencilerinin lise türünde ve Anadolu Öğretmen Lisesi 9. ve 12. sınıf öğrencilerinin kendi düzeylerinde öğretmen kavramı ile ilgili geliştirdikleri metaforların birbirine benzer olduğu, Anadolu Öğretmen Lisesinde öğretmenlik mesleğine yönelik alınan derslerin öğrencilerin öğretmen kavramına bakış açılarında bir değişiklik yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Özel Eğitimle İlgili Bazı Kavramlara Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20510</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20510</guid>
      <author>Azize UMMANEL, Tanju GÜRKAN</author>
      <description>Milli Eğitim Bakanlığının katkıları ile 2013 yılında yenilenen Okul Öncesi Eğitim Programı, eğitim akşında kaynaştırma öğrencisine yönelik uyarlamalara önem vermektedir. Bununla beraber üniversitelerin okul öncesi öğretmeni yetiştiren programlarında özel eğitim derslerine yer verilmekte ve öğretmen adaylarının, çalışma yaşamlarında karşılaşabilecekleri kaynaştırma öğrencilerini diğer çocuklarla beraber etkinliklere nasıl dahil etmeleri ile ilgili eğitim verilmektedir. Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının özel eğitim ile ilgili bazı temel kavramlara yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Nitel bir araştırma olan bu çalışmaya okul öncesi öğretmenliği bölümünde okuyan toplamda 100 kişi katılmış; katılımcılara özel eğitime yönelik kavramlarla ilgili görüşleri, özel gereksinimli çocuklarla çalışmaya yönelik görüşleri ve uygulama yaptıkları okullardaki kaynaştırma uygulamaları ile ilgili açık uçlu yarı yapılandırılmış sorular sorulmuştur. Yapılan betimsel analiz sonucunda katılımcıların kaynaştırma eğitimi, üstün yetenekli ve üstün zekalı kavramlarına yönelik büyük oranda doğru ve benzer bilgilere sahip olduğu; özel gereksinim kavramı ile ilgili olarak da yanlış bilgilere sahip oldukları bulunmuştur. Katılımcılara göre çalışılması en zor özel gereksinim grubu zihinsel yetersizliği olan çocuklar, en kolayı ise dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklardır. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda okul öncesi öğretmenliği lisans programlarındaki özel eğitim derslerinin artırılması, üniversitelerde kaynaştırmaya yönelik uygulamalara yer verilmesi ve daha geniş kapsamlı araştırmalarla alanyazının desteklenmesi önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dramapädagogische Methoden im Daf-Unterricht - Eine Untersuchung Zur Selbsteinschätzung bei Türkischen Schülerinnen und Schülern</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20423</guid>
      <author>Dalım Çiğdem ÜNAL, Nurcihan SÖNMEZ GENÇ</author>
      <description>Der vorliegende Artikel setzt sich mit dem Thema Einsatz, Nutzen und Akzeptanz dramapädagogischer Methoden im DaF-Unterricht auseinander. Ferner beschäftigt er sich mit der Frage, wie türkische Schüler/innen den eigenen Stand im dramapädagogischen DaF-Unterricht bewerten und welche Gründe hinter ihrer Selbsteinschätzung liegen. Die empirische Untersuchung fand im Deutschunterricht an einer staatlichen Anadolu-Schule in Ankara statt. Hierzu wurden drei Unterrichtseinheiten zur dramapädagogischen Erarbeitung von deutschsprachigen Texten erstellt und durchgeführt. Die Befragung zum Thema „Dramapädagogische Methoden im DaF-Unterricht – Eine Untersuchung zur Selbsteinschätzung bei türkischen Schülerinnen und Schülern“ wurde im Schuljahr 2014-2015 in Form eines Fragebogens durchgeführt, und 85 Deutschlernende, die die zehnte Klasse besuchten, beteiligten sich an der Befragung. Die gewonnenen quantitativen Daten zu Selbsteinschätzungen zeigen, dass laut den Befragten der Großteil der Aufgaben gut bewältigt wurde. Die Ergebnisse der qualitativen Inhaltsanalyse geben an, dass die Befragten den Einsatz dramapädagogischer Methoden als sehr positiv ansehen, dass sie mit Spaß lernen und dabei den Unterrichtsinhalt besser verstehen können. Besonders in der Aufwärmphase werden sie durch die Einfachheit des Einstiegs motiviert. Ferner wurde festgestellt, dass von Lernenden kritische Meinungsäußerungen gegen die dramapädagogische Arbeit gemacht werden. Nach Ansicht der Befragten kommt es zu Problemen und Störungen im Unterricht, falls viele unbekannte Wörter vorkommen und sie merken, dass sie die Lernaktivität nicht bewältigen können. Besonders in der Phase der Hauptarbeit werden viele Befragte überfordert, wenn ihre Deutschkenntnisse für die Bewältigung der Aufgabe nicht ausreichen. Neben ungenügenden Deutschkenntnissen werden die Inkompetenz fürs Improvisieren, falsche Aussprache und Intonation als Gründe für schlechte Leistung und fürs Nicht-Gelingen angegeben. Die Befragten reagieren auch dann besonders kritisch, wenn sie den Textinhalt oder die Aufgabe nicht so gut verstehen und den Sinn und Zweck der Aufgabe nicht genau wahrnehmen können. Bei der Betrachtung der Ergebnisse wird festgestellt, dass die Befragten insgesamt den Einsatz von dramapädagogischen Methoden als positiv und wünschenswert bewerten. Sie betrachten dramapädagogische Arbeitstechniken als eine Hilfestellung für besseres Deutschlernen. Laut Angaben der Befragten eignen sich die dramapädagogischen Methoden besonders gut zum ganzheitlichen Lernen, wobei die Sprechfertigkeit effektiv gefördert und die Aussprache trainiert wird.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dili ve Edebiyatı Öğretiminde Çağdaş Yaklaşımlar: Öğretim Yöntemi Olarak Soruların Niteliği ve Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20409</guid>
      <author>Nermin YAZICI</author>
      <description>Bu çalışmada, Türk Dili ve Edebiyatı dersinde kullanılan soruların niteliği çağdaş öğretim yaklaşımları çerçevesinde değerlendirilmeye çalışılmıştır. Eğitim ortamlarında soruların kullanımında iki temel amaç/yönelimden bahsedilebilir: öğretmeye dayalı soru sorma (bir öğretim yöntemi olarak) ve ölçmeye dayalı soru sorma (ölçmeye, değerlendirmeye yönelik olarak). Bu iki temel yönelimin yanı sıra ders işleme sürecinde farklı amaçlarla da sorulardan yararlanılmaktadır. Bu çalışma, Türk dili ve edebiyatı eğitiminde bir öğretim yöntemi olarak ders işleme sürecinde kullanılan sorulara odaklanmıştır. Türk Dili Edebiyatı dersi, Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Dersi (9, 10 ,11, 12. Sınıflar) Öğretim Programında (2015) da belirtildiği gibi metin merkezli bir derstir. Bu ders kapsamında farklı metin türleri üzerinden yürütülen okuma-anlama etkinlikleri (Metni Anlama ve Çözümleme, Eleştirel Okuma) çoğunlukla sorularla gerçekleştirilir. Bu çalışmada, metinlere yönelik kullanılan soruların; etkili ve anlamlı öğrenme aracına dönüştürülerek üst düzey bilişsel becerileri geliştirmesinde işlevsellik kazanmasını sağlayan nitelikler belirlenmeye çalışılmıştır. Sorular, öğrencilerin bilgiyi üretmesine aracılık ettiğinde (üretme etkisi) ve metin içi bilgileri metin dışına genişletecek şekilde düzenlendiğinde bu işlevi sergiler görünmektedir. Sorular; özellikle metin dışına açılan, genişletilen bilgi öğretim hedefi olduğunda metnin bütününe yönelen sorulara daha sınırlı yer verilmesi uygun olacaktır. Bu çerçevede, iki öğretim materyaline değinilerek sınırlı uygulama örnekleri verilmiş; metinlerin dersin kazanımlarına yönelik olarak değerlendirilmesinin önemine değinilerek öğretmen rehberliğinin sağlanmasında materyallerin ve soruların ders işleme sürecine uygun yapılandırılması gerektiğine dikkat çekilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>7. Sınıf Fen ve Teknoloji Dersi Öğretim Programı “İnsan ve Çevre” Ünitesi Öğrenci Kazanımlarının Gerçekleşme Düzeyinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20460</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20460</guid>
      <author>Ömer YILAYAZ, Ömer Faruk BOZAN</author>
      <description>Bu araştırma ilköğretim 7. Sınıf Fen ve Teknoloji dersi öğretim programı “İnsan ve Çevre” ünitesindeki öğrenci kazanımlarının gerçekleşme düzeyinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Adıyaman’ın Kahta ilçe merkezinde bulunan Kubilay İlköğretim okulunun 7. sınıflarında öğrenim gören 178 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Bu çalışmada veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen bir başarı testi ve bir de tutum ölçeği olmak üzere iki araçla elde edilmiştir. Bu araçlardan tutum ölçeğinin geçerliliği ile güvenirliği uzman kanısı ve pilot uygulama ile sağlanmıştır. Başarı testinin ise madde güçlüğü ve ayırıcılık indeksi hesaplanarak kullanıma hazır hale getirilmiştir. Tek gruplu ön test-son test modelinde yürütülen araştırmada tutum ölçeği ve başarı testi, ünite işlenmeden önce 7. Sınıf öğrencilerine “ön test” şeklinde ve ünite işlendikten sonra “son test” şeklinde uygulanmıştır. Son test, ön testten üç hafta sonra uygulanmıştır. Uygulamadan elde edilen veriler, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), bağımsız örneklem t-testi (Independent Sample t-test) ve bağımlı örneklem t-testi (Paired Sample t-test) teknikleri ile analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda ise Tukey testi kullanılmıştır. Araştırma bulguları 0.01 anlamlılık düzeyine göre yorumlanmıştır. Ayrıca son testin ön testten başarı farkının, öğrencilerin cinsiyetlerine, anne ve babalarının eğitim durumlarına, ailelerin ne sıklıkla derslere yardımcı olmalarına, derslerle ilgili haftalık ne kadar süre internet kullanmalarına, önceki dönem fen ve teknoloji derslerinin karne notlarına, haftalık belgesel izleme sıklıklarına, kardeş sayısına, haftalık pc oyunları oynama sürelerine ve fen bilimleri ile ilgili dergileri okuma sıklıkları durumuna göre anlamlı bir fark olup olmadığını araştırmak amacıyla analiz edilmiştir. Öğrencilerin fen ve teknoloji dersi karne notları, ailelerin öğrencilerin derslerine yardımcı olmaları ile ön test ve son testteki kazanımlara ulaşma oranının öğrencilerin başarı puanlarına etkisinde; belgesel izleme sıklığının da öğrencilerin derse karşı tutumuna etkisinde anlamlı bir farklılık (p&lt;.01) bulunmuştur. Diğer taraftan öğrencilerin, cinsiyeti, annelerinin eğitim durumu, babalarının eğitim durumu, belgesel izleme sıklığı, fen bilimleri ile ilgili dergilerin takip sıklığı, haftalık pc oyunlarına ayrılan zamanı, haftalık internet kullanımı ve kardeş sayısının başarıya etkisinde; ailenin öğrencinin derslerine yardımcı olması, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, fen dergilerinin takibi, pc’de oyun oynaması, internet kullanımı, kardeş sayısı, fen ve teknoloji karne notlarının, ön test ve son testteki derse karşı tutumuna etkisinde anlamlı bir farklılık (p&gt;.01) görülmemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarih Alan Yeterlik Algısı Ölçeği: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20410</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20410</guid>
      <author>Tercan YILDIRIM, Fatih YAZICI</author>
      <description>Öğretmen nitelikleri üzerine yapılan birçok araştırma, tarih öğretmenlerinin kendi disiplinleri hakkında derin bilgi sahibi olmaları gerektiğini ileri sürmektedir. Böyle bir tarihsel bilgiye sahip olmak, tarih öğretmeni için bir tür ön koşul niteliğindedir. Nitekim tarihsel alan bilgisinde mevcut olan bir kısım eksiklikler bile, öğrenmenin niteliğini olumsuz yönde etkilemekte ve öğretilecek konuların yüzeysel bir şekilde aktarılmasına neden olmaktadır. Tarih öğretiminde alan bilgisinin önemine karşın, bu anlamda kullanılacak bir ölçme aracının bulunmaması önemli bir eksikliktir. Bu çalışmanın amacı, tarih öğretmenlerinin ve öğretmen adaylarının alan bilgileri konusundaki yeterlik algılarını ölçmede kullanılabilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu kapsamda 21 madde ve 4 boyuttan oluşan Tarih Alan Yeterlik Algısı Ölçeği (TAYAÖ), 305 tarih öğretmeni adayı üzerinde uygulanmış ve elde edilen veriler geçerlik ve güvenirlik analizine tabi tutulmuştur. Yapılan açıklayıcı faktör analizine göre TAYAÖ, toplam varyansın % 62.51’ini açıklamaktadır. Açıklayıcı faktör analizi sonuçları incelendiğinde TAYAÖ’de yer alan 21 maddenin faktör yüklerinin .43-.84 arasında değiştiği görülmektedir. Ayrıca TAYAÖ’nün faktör yapısı doğrulayıcı faktör analiziyle de sınanmış, elde edilen sonuçlar 4 faktörlü yapıyı doğrulamıştır. Elde edilen uyum indeksleri ise; RMSEA = .058, GFI = .90, CFI = .98, NFI =.96, RFI = .96, AGFI = .87, IFI = .98 ve NNFI = .98 şeklindedir. Ölçeğin Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı ise .92 olarak hesaplanmıştır. Bununla birlikte ölçekte yer alan boyutların kendileriyle ve ölçek toplam puanıyla korelasyon içinde oldukları görülmektedir. Bütün bu sonuçlar TAYAÖ’nün tarih öğretmenlerinin alan yeterliklerini ölçmede geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


