






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2017 Sayı Volume 12 Issue 14</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=335</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Hareket, Konuşma ve Şarkı Söyleme Odaklı Elementer Ses Eğitimi Uygulamaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20335</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20335</guid>
      <author>Kıvanç AYCAN</author>
      <description>Problem Durumu: Türkiye’de hareket, konuşma ve şarkı söyleme odaklı elementer ses eğitimi uygulamalarının Uygulanma(ma) Durumu Araştırmacının Amacı: Türkiye’de elementer müzikler ya da çocuk şarkılarına eğitim ve güzel sanatlar fakülteleri bünyesinde verilen ses eğitimi derslerinde yeterince yer verilebilmesi amacıyla bu çalışma gerçekleştirilmiştir. Metot: Çalışma öncesinde durum tespiti yapmak için yapılandırılmış bir anket çalışması yapılmıştır (n=21). Ardından ses eğitimi dersinde 20 kişilik öğrenci grubuyla 2 saatte, 14 haftalık süre zarfında 1 uzman ses eğitimcisi tarafından eylem araştırması gerçekleştirilmiştir. Çalışma sırasında mikro öğretim uygulanmıştır. Ayrıca bireysel ders izleme tutanağına gözlem sonuçları not edilmiştir. Yapılandırılmış bir görüşme formu hazırlanmış ve uygulanmıştır. Çalışma sonrasında betimsel bir içerik analizi yapılmıştır. İçerik analizi ve video kayıtları alanında uzman kişilere danışılarak gerçekleştirilmiştir Bulgular: Anket çalışmasında katılımcılar Orff-Schulwerk yaklaşımı gibi modern müzik öğretim yöntemlerinin lisans eğitimi ve sonrasında uygulanmadığını belirtmişlerdir. Anket çalışmasından çıkan verilere göre tasarlanan ses eğitiminin interaktif işlenmesiyle dersin daha zevkli ve heyecanlı hale geldiği, bu şekilde konsantrasyonun arttığı, daha kalıcı bir öğrenmeyi sağladığı, konuşma ve metin okumada hissedilir iyileşmeler sağladığı, farklı fikirleri görerek birlikte çalışmayı sağladığı, bir öğretim şekli olarak ileride müziği öğretirken yeni ve farklı fikirler verdiği belirtilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Çalışmadan çıkan sonuçlara göre eğitim fakülteleri, müzik öğretmenliği ve güzel sanatlar fakülteleri, müzik bölümlerinde ses eğitimi derslerinin ilk yılında hareket, konuşma ve şarkı söyleme temelli 20-25 öğrencinin katılımıyla ses eğitimi uygulamaları yapılabilir. Türkiye’de nitelikli ses eğitimcilerinin sayısı yeterli olmadığı için modern müzik eğitimi yöntemlerinin kullanılması önerilmektedir. Tartışma: Yükseköğretim Kurulu tarafından program geliştirme ve müzik alanı uzmanlarının görüşleriyle öncelikle müzik öğretmenliği programında yapılacak bir program revizyonu ile ses eğitimi, çalgı eğitimi ve kuram eğitimi anabilim dallarının oluşturulup paralel bir anabilim dalı yapısı daha oluşturulup temel ve mesleki müzik eğitimi anabilim dalları kurulmalıdır. Bu sayede modern müzik eğitimi yöntemlerinin kullanılması programlar vasıtasıyla kurumsallaştırılacaktır. Yoksa yapılacak uygulamalar bireysel uygulamalarla sınırlı kalacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İspat’ın Önemi ve İspat Konusundaki Öğretmen Yeterliklerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20274</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20274</guid>
      <author>İbrahim BAYAZIT</author>
      <description>İspatlar formel mantığın ve akıl yürütmenin etkili kullanıldığı uygulamalardır. Bu nedenle, verilen bir teoremin doğruluğunu kanıtlamanın ötesinde öğrenme-öğretme süreçlerini etkin kılma adına çok sayıda işlevinden bahsetmek mümkündür. En temelde ispatların eleştirel ve yaratıcı düşüncenin gelişimini desteklediği bilinmektedir. Bilgiler arası ilişkilerin açığa çıkarılmasındaki rolü nedeniyle öğrencilerin kavramsal bilgi edinmelerine imkân tanıdığı da bir gerçektir. İspat sürecinde geçmiş bilgiler sentezlenerek kullanılır ve yapılan çıkarsamalarla yeni bilgilere ulaşılır ki bu özelliğinden ötürü öğrencilere matematiksel bilgileri kendilerinin keşfetmeleri için uygun ortamlar sunduğu söylenebilir. Ayrıca, matematiksel dil ve terminolojinin aktif olarak kullanıldığı ispat süreçleri bireyler arasında kavram temelli tartışmaların ve fikir alış-verişlerinin yapılması için ortamlar sunar. Ancak, yapılan çalışmalar öğretmen adaylarının ve matematik öğretmenlerinin ispat bilgilerinin sınırlı olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda kaydedilen en temel sıkıntı özel örnekler ve uygulama etkinlikleri üzerinden yapılan izahları ispat olarak kabul ettikleri hususudur. Ayrıca, ispat konusunda yaşanan sorunların farklı ispat yöntemlerinin mantıksal temelleriyle alakalı olduğu ve sayılar teorisi, cebir ve geometri gibi farklı alanları kapsadığı söylenebilir. Literatür taramasından oluşan bu yazıda genel olarak matematik öğretiminde ispatın rolü ve önemi konusu işlenmektedir. Bu çerçevede, ispatın matematiksel manasının yanı sıra okul matematiği kapsamında kullanılan farklı ispat yöntemlerinin mantıksal temelleri örnekler üzerinden açıklanmaktadır. Ayrıca, öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin ispat algılarını ve bu alandaki bilgilerini inceleyen çalışmaların geniş bir özeti sunulmaktadır. Bu çalışmaların ortaya koyduğu bulgular tartışılmakta, ortaya çıkan sonuçlar ışığında öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin ispat konusundaki yeterliklerini artırmak için getirilen önerilerle yazı sonlandırılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Ana Dilinin Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20347</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20347</guid>
      <author>Nurşat BİÇER</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Suriyeli öğrencilerin sahip oldukları ana dilinin yabancı dil olarak Türkçe öğrenme süreçlerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda Türkçe öğrenen öğrencilerin öğrenme sürecinde ana dili kullanımının derslerde ve ders dışındaki durumları, ana dili kullanım durumunda yaşanan değişiklikler, derslere giren okutmanların bu durumla ilgili uygulamaları, ana diliyle ilgili ögelerin Türkçe dil becerilerine nasıl yansıdığı vb. ile ilgili bazı hususlar araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmada Suriyeli öğrencilerin Türkçe öğrenme sürecinde ana dillerinin etkisine yönelik öğrenci ve okutman görüşleri ile dersler tutulan araştırmacı günlüklerinin bütüncül değerlendirilmesi dolayısıyla nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Kilis 7 Aralık Üniversitesinde Türkçe öğrenen 23 Suriyeli öğrenci ve bu öğrencilerin derslerine giren 5 okutman oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenciler için görüşme formu, okutmanlar için görüşme formu ve araştırmacı günlüğü gibi veri toplama araçlarıyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırma soruları çerçevesinde hazırlanan bulgular örneklerle desteklenmiştir. Veriler analiz edilirken iki puanlayıcı kullanılmıştır. Çalışma sonucunda ana dilinin öğrenciler tarafından ihtiyaç duyulan durumlarda kullanıldığı ve okutmanların da bu konuda esnek davrandıkları belirlenmiştir. Ana dilinin tamamen yasaklamalar ve engellemelerle önüne geçilmesinden ziyade yeri geldikçe bir öğretim aracı olarak yararlanılması gerektiği anlaşılmaktadır. Türkçe öğretiminde ana dilinin kullanımı konusunda katı kurallar yerine olumlu etkilerinden de yararlanılması gerektiği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocukların Soundpainting Eğitiminde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20308</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20308</guid>
      <author>Sonat COŞKUNER</author>
      <description>Soundpainting, müzisyenler, dansçılar, aktörler ve görsel sanatlar alanında çalışan icracılar için 1974 yılında Walter Thompson tarafından yaratılmış, çok disiplinli, eş zamanlı işaret dilidir. Genellikle grubun önünde duran Soundpainter (besteci), el ve vücut hareketlerini kullanarak, grup tarafından icra edilmek üzere belirli ve/veya rastlamsal materyalleri işaret eder. Soundpainter icracıların cevaplarını (response) geliştirir, onları bestenin içerisine göre biçimlendirir ve şekillendirir ve daha sonra, bir başka seri işaret ve cümle (phrase) belirler ve parça kompozisyon sürecine devam eder. Soundpainting, ortaya çıkarıldığı zamandan günümüze kadar, daha çok performans boyutu ile icracıların ilgisini çekmiştir. Yapılan bazı çalışmalara bakıldığında eğitimin çocuklara yönelik boyutunda eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu araştırma, Soundpainting eğitimcilerinin, çocukların müzik disiplini içerinde Soundpainting eğitiminde karşılaştıkları sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koyma amacı taşımaktadır. Araştırma nitel bir çalışmadır ve verilerin elde edilmesi için yapılandırılmış görüşme soruları uygulanmıştır. Bulgular, Fransa’nın Tours şehrinde 2016 yılında gerçekleştirilen Uluslararası Soundpainting İnteraktif Konferansına katılan eğitimcilere yöneltilen sorular yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda çocukların Soundpainting eğitimlerinde doğaçlama yapmakta ve fikir üretmekte yetersiz kaldıkları, sözdizimlerini ve bazı jestleri hatırlamakta zorluk çektikleri ortaya çıkmıştır. Bunlara ek olarak çocukların Soundpainting performansı gerçekleştirirken utangaç davrandıkları sonucu da eğitimciler tarafından vurgulanmıştır. Soundpainting alanında yazılmış bilimsel çalışmaların henüz çok az olması nedeniyle, özgün olan bu çalışmanın Soundpainting alanında çalışmak isteyen eğitimcilere ışık tutacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Görsel Sanatlar Öğretimi Öz-Yeterlilik Ölçeği: Geçerlilik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20378</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20378</guid>
      <author>Kerem COŞKUN, M. Emin KAYSERİLİ , Meral COŞKUN</author>
      <description>Bu çalışma, görsel sanatlar öğretmenlerinin görsel sanatlar öğretimi öz-yeterliliğini ölçmede geçerli ve güvenilir sonuçlar verebilecek ölçme aracı geliştirmeyi amaçlamaktadır. Görsel sanatlar öğretmenlerinin öğretim performanslarını mesleki bilgilerinin yanı sıra duyuşsal ve motivasyonel süreçler de etkiler. Bu duyuşsal ve motivasyonel süreçlerden bir tanesi de öz-yeterliliktir. Öz-yeterlilik, bireyin gelecektik belli bir iş veya görevde ne kadar iyi performans sergileyebileceğine ilişkin öz-algılaması, öz-inancı olarak tanımlanabilir. Çalışma örneklemini uygun örneklem yolu ile ulaşılabilen 212 görsel sanatlar öğretmeni oluşturmaktadır. Görsel Sanatlar Öğretimi Öz-Yeterlilik Ölçeğinin faktör yapısı ve sayısını belirlemek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) yapılmış ve üç faktörlü bir yapı elde edilmiştir. Birinci faktör Hazırlayıcı ve Uygulamalı Süreçlere Yönelik Öz-Yeterlilik, ikinci faktör Öğretim Sürecine Yönelik Öz-Yeterlilik, üçüncü faktör ise Farklılıklara Karşı Öz-Yeterlilik olarak adlandırılmıştır. Üç faktörlü yapının Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .93 olarak tespit edilmiştir.Elde edilen üç faktörlü yapının model uyumunu tespit etmek amacıyla DFA yapılmıştır. DFA sonucunda elde edilen üç faktörlü yapının kabul edilebilir düzeyde model uyumuna sahip olduğunu göstermiştir (CFI= .97, GFI= .90, TLI=.96, NNFI=.94, IFI=.97, RMSEA= .07). Güvenirlik analizi iç tutarlılık katsayısına bağlı olarak yapılmış Görsel Sanatlar Öğretimi Öz-Yeterlilik Ölçeğinin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı .93 olarak bulunmuştur. Bu sonuçlara dayalı olarak Görsel Sanatlar Öğretimi Öz-Yeterlilik Ölçeğinin görsel sanatlar öğretmenlerinin öz-yeterliliğini geçerli ve güvenilir olarak ölçebileceği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geçmişten Günümüze Öğretmenlerin Gözünden Bir Meslek Olarak Öğretmenlik Mesleği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20339</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20339</guid>
      <author>Sevgi COŞKUN KESKİN, Deniz YÜCEER</author>
      <description>Tekışık (1987) öğretmenlik mesleğini, “yetişmekte olan nesli; ailesi, çevresi, milleti, devleti ve vatanı için daima yararlı, yapıcı, yaratıcı iyi bir insan ve iyi bir vatandaş olarak yetiştirme sanatı” olarak tanımlamaktadır. Bu özelliğinden olsa gerek kutsal bir meslek olarak adlandırılmaktadır. Ancak günümüzde bu mesleğe yönelik algılar farklılaşmıştır. Bu araştırmada da öğretmenlerin mesleklerine yönelik algıları içsel ve dışsal bakış açıları çerçevesinde değerlendirilmiştir. Öğretmenlik mesleğine yönelik algının geçmiş ve günümüz bağlamında nasıl olduğunu tespit etmeye çalışan üçüncü alt problem de bu iki boyutun altında ele alınmıştır. Çalışma, öğretmenlik mesleğinin algılanması olgusunu merkeze alarak nitel araştırma desenlerinden fenomonolojik yaklaşımla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla ölçüt örnekleme yöntemiyle kıdem yılı 1-5, 6-10, 11-15, 16-20, 21 ve üzeri çalışmakta olan ve emekliye ayrılmış olan 25 öğretmen ile görüşülmüştür. Ölçütün kıdem yılı olmasının nedeni, öğretmenlik algısının mesleği farklı yıllarda deneyimleyen öğretmenlerin bakış açısıyla ele alınmak istenmesidir. Veri toplamak amacıyla oluşturulan sorulardan hareketle kayıt altına alınan görüşmeler, betimsel analize tabi tutularak temalaştırılmış ve bulgulanmıştır. Analizler sonucunda öğretmenlerin, mesleklerine karşı algılarını içsel ve dışsal bakış açılarıyla açıklamaya çalıştıkları görülmüştür. Mesleklerini içsel bir bakış açısıyla değerlendiren öğretmenler, kendilerinin mesleklerini önemsizleştirdiğini ifade etmişlerdir. Bu durumun nedenlerini ise “olumsuz ekonomik ve maddi durum, teknolojinin ve bilgiye ulaşım yollarının değişmesi ve gelişmesi, öğretmenin kendini geliştirmemesi ve uygunsuz hareketleri, yeni felsefelere ve yeniliklere adapte olamama, beklentisini karşılamama, bürokrasi, öğretmenlik mesleğine erken yaşlarda başlanılamaması, öğretmenlerin yıpranmasından dolayı idealist olamamaları ve mesleğin mecburiyetten yapılması/ sevilmemesi” olarak ifade etmişlerdir. Dışsal bakış açısı çerçevesinde öğretmenler, kendi dışındaki bireylerin öğretmenlik mesleğini önemsiz görmesinin nedenlerini ise; yaşam standartlarının düşük olması, öğretmenlik mesleğinin önemsiz görülmesi, öğrenci yaptırımlarının uygulanmaması, öğretmenlik mesleğinin itibarının azalması, öğretmen sayısının artması, öğretmen yetiştirmedeki kalitenin düşmesi, öğretmenin işine müdahale edilmesi olarak belirtmişlerdir. Son olarak üçüncü alt problem çerçevesinde de kıdem yılı yüksek olan öğretmenler ile kıdem yılı düşük olan öğretmenler arasında belirgin farkların olduğu görülmüştür. Bu farklar; teknolojik imkânlar, teori ve uygulama farkı, eğitim ve idealistlik, yeni felsefelere adaptasyon, mesleğin sevgi ya da ekmek kapısı amaçlı yapılması, öğretmen sayısının artışına bağlı olarak mesleğe yönelik değer algısında düşüş şeklinde dile getirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Alanındaki Bilimsel Makalelere Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20355</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20355</guid>
      <author>Kemal DEMİR, Ayşegül ÖZDEMİR</author>
      <description>Günümüzde her alanda olduğu gibi yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında da ilerleme bilimsel yayınlar yoluyla gerçekleşmektedir. Bilimsel çalışmaların kalıcılığı, devamlılığı ve ulaşılabilirliği bilimsel dergiler sayesinde olmakta ve bu dergiler bilimin gelişiminde büyük bir rol oynamaktadır. Bu araştırma yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında yapılan, bilimsel dergilerde yayınlanmış çalışmaları incelemek ve bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili içeriklerin ne olduğu, hangi dergilerde yayınlandıkları ve frekansları ile ilgili bir rapor oluşturmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 1993-2017 yılları arasında yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında yayınlanan ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) sisteminde kayıtlı olan 93 dergide yayınlanan 219 makale göz önünde bulundurularak, bu alanda yapılan akademik çalışmaların yayınlandığı dergiler ve yayınların içerikleri tespit edilip sınıflandırılmıştır. Araştırmada yabancı dil olarak Türkçe öğretimi konusunda yayınlanan makalelerin içerikleri bakımından dağılımlarına, bu alandaki yayın frekansı en yüksek olan dergilerin özelliklerine bakılmıştır. Sonuçlar grafik, frekans ve yüzde tablosu olarak sunulmuştur. Araştırma sonucuna göre yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında yapılan çalışmaların sayı ve içerik çeşitliliğinin artırılması gerektiği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Farklılaştırılmış Öğretim Yöntemlerinin Öğrencilerin Akademik Başarı Puanlarına, Öğrenme Yaklaşımlarına ve Öğrenmenin Kalıcılığına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20349</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20349</guid>
      <author>Serkan DEMİRAL, Mehmet GÜROL</author>
      <description>Yapılandırmacı anlayışına uygun olmakla beraber sınıflardaki öğrenci çeşitliliğine dayanarak çeşitliliğin arttırılmasını savunan ve sınıfta farklı özelliklere sahip tüm çocuklara farklı yollardan ulaşılmasını destekleyen farklılaştırılmış öğretim yöntemleri bu çalışmanın temelini oluşturmaktadır. F. arklılaştırılmış öğretim yöntemlerinden Katlı Öğretim ve İstasyon yöntemlerinin uygulanmasının öğrencilerin akademik başarı puanları, öğrenme yaklaşımları ve öğrenmenin kalıcılığı üzerindeki etkisini belirlemeyi hedeflemiştir. Kontrol gruplu öntest-sontest-tekrartest modeline ile nitel veri birleşiminden oluşan karma araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma 5.sınıf öğrencileri üzerinde yürütülmüştür. Deney ve kontrol grupları 66’şar öğrenciden oluşmaktadır. Veriler akademik başarı testi, öğrenme yaklaşımları envanteri ve yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Farklılaştırılmış öğretim yöntemleri fen ve teknoloji dersi Canlılar Dünyasını Tanıyalım ünitesi için hazırlanmıştır. Çalışmada, araştırmacı ve uzmanlar tarafından hazırlanarak, geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış akademik başarı testi, uygulamadan önce, uygulamadan hemen sonra ve öğrenmenin kalıcılığını belirlemek amacıyla bir ay sonra olmak üzere üç kez uygulanmıştır. Öğrencilerin öğrenme yaklaşımlarını belirlemek üzere Çoban ve Ergin (2008) tarafından geliştirilen Öğrenme Yaklaşımları Envanteri kullanılmıştır. Nitel veriler ise betimsel analiz ile incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgular sonucunda farklılaştırılmış öğretim yöntemlerinden katlı öğretim ve istasyon yöntemleri öğrencilerin akademik başarılarına, öğrenme yaklaşımlarına ve öğrenmenin kalıcılığına geleneksel yöntemle yapılan öğretimden daha etkili olduğu ve öğretime yönelik öğrenci görüşlerinin farklılaştırılmış öğretim yöntemlerini destekler nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Dönemdeki Çocukların Felsefi Tutum ve Davranışlarını Belirleme Kontrol Listesi: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20348</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20348</guid>
      <author>Rabia DİRİCAN, Ümit DENİZ</author>
      <description>Araştırmanın amacı okul öncesi dönem çocukların felsefi tutum ve davranışlarını belirleyecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirmektir. Bu amaçla öncelikle felsefe ve okul öncesi eğitim literatürü taranarak maddeler oluşturulduktan sonra 11 uzmandan görüş alınmış, gelen dönütler doğrultusunda maddeler tekrar düzenlenmiştir. Kontrol listesi, Ankara ili Keçiören ilçesinde bulunan ilkokulların anasınıfına devam eden 200 çocuğa uygulanmıştır. Analizler sonucunda 33 maddeden 4’ünün (9, 14, 19 ve 25. maddeler) madde ayırt edicilik indeksi 0, 30’un altında olması nedeni ile kontrol listesinden çıkarılmıştır 29 maddelik kontrol listesinde madde ayırt edicilik indeksleri ve maddelere ait nokta çift serili korelasyon katsayıları yeniden incelenmiştir. Yapılan analizler sonucunda maddelerin kontrol listesinde yer alabilecek güçlük düzeyinde ve orta ve yüksek düzeyde ayırt edicilikte olduğu görülmüştür. Ayrıca nokta çift serili korelasyon katsayıları incelendiğinde korelasyon değerlerinin kabul edilebilir düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi dönem çocukların felsefi tutum ve davranışlarını belirleme kontrol listesinin iç tutarlılığı KR-20 ile hesaplanmış ve KR-20 puanı 0,90 bulunmuştur. Bu bağlamda iç tutarlılık bakımından testin güvenirliği oldukça yüksektir. Madde güçlükleri homojen kabul edildiğinde hesaplanan KR-21 güvenirlik katsayısının ise 0,89 ile yüksek olduğu belirlenmiştir. Kontrol listesi eşdeğer yarılar olarak ayrıldığında ve bu yarılar arasındaki korelasyon değerine ilişkin güvenirlik katsayısına ait Sperman-Brown düzeltme formülü kullanılarak hesaplanan eşdeğer yarılar güvenirlik katsayısının ise 0,85 ile yüksek düzeyde güvenilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 29 maddeden oluşan, evet/hayır şeklinde yanıtlanan, Okul Öncesi Dönem Çocukların Felsefi Tutum ve Davranışlarını Belirleme Kontrol Listesinin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu saptanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liselerde Sık Karşılaşılan Öğrenci Problemleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20219</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20219</guid>
      <author>Mehmet Akif ERDENER, Fahri SEZER , Erdoğan TEZCİ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin problem alanlarını tespit etmektir. Belirlenen problemlere yönelik rehberlik servisinin bireyin ihtiyaçlarının karşılanması ve okul yönetiminin oluşabilecek sorunlara karşı önlem alması açısından önem arz etmektedir. Bu çalışma gelişimin en önemli evrenlerinden olan ve ergenlik dönemini de içine aldığı için lise öğrencileri üzerinde yapılmıştır. Öğrencilerin problem alanlarını belirlemek için rehberlik hizmetleri kapsamında kullanılan problem tarama listeleri veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Anket toplam 82 soru ve 6 alt boyuttan oluşmaktadır. Bunlar: sağlık/beden, okul/sınıfı ve öğretmen, aile, toplum ilişkileri, iş kaygısı ve kişilik olarak belirlenmiştir. Araştırma örneklemini Bursa ilindeki farklı okul türlerinden oluşan 9 lisedeki toplam 3792 öğrenci oluşturmaktadır. Bu işlem sonucunda elde edilen verilerin analizinde yüzde ve frekans değerler SPSS programı kullanılarak elde edilmiştir. Sonuç olarak, beden ve sağlık boyutunda "başımı ağrıyor ve yüzümde sivilceler var", okul/sınıf ve öğretmen boyutunda "sınıfım çok kalabalık, okuldaki sınıf materyalleri ve sosyal faaliyetler yetersiz, dersler benim için ilginç değil, dersler ilgi çekici hale getirilmiyor " ve aile boyutunda "kimse ev ödevime yardım etmiyor, ailemi bana karşı güvensiz ve anlayışsız buluyorum" problemleri ön plana çıkmıştır. Toplumsal ilişkiler boyutunda “Başkalarına güvenemiyorum, çok çekingenim”, iş kaygısı boyutunda "Üniversite sınavına kazanamayacağımdan korkuyorum, meslek seçiminde güçlük çekiyorum" ve kişilik boyutunda ise "sinirliyim, utangacım ve çabuk heyecanlanıyorum" gibi problemler öne çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etkili Medya Eğitimi Uygulamaları İçin Bir Ölçek Geliştirme Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20290</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20290</guid>
      <author>Erhan GÖRMEZ, Mehmet Nuri KARDAŞ</author>
      <description>Bu ölçek geliştirme çalışması, öğretim ortamında medya araçlarından yararlanan öğretmenlerin etkili medya uygulamalarını sınıflarında ne düzeyde gerçekleştirebildiklerini tespit etmek amacıyla hazırlanmıştır. Bu çalışmada ölçek maddeleri hazırlanırken, “Herhangi Bir Müfredatla Medya Okuryazarlığı ve Eleştirel Düşünmeyi Bütünleştirmenin 12 Temel Yolu” adlı bir kitapçıktan yararlanıldı. Bu kitapçık, sınıf müfredatında medya okuryazarlığını kullanmak isteyen öğretmenler içindir. Yapılan literatür taramasından sonra 52 maddeden oluşan 5’li likert tipi bir taslak ölçek hazırlanmış ve alanında uzman olan 3 Sosyal Bilgiler Öğretmeni, 5 Sınıf Öğretmeni ve 2 Türkçe Öğretmeninin görüşlerine başvurulmuştur. Ön uygulama yapmaya hazır hale getirilen “Etkili Medya Eğitimi Ölçeği (EMEÖ)” son düzenleme için 108 öğretmene uygulanmıştır. Ön uygulamada öğetmenlerin “uygun değil” dediği 8 madde daha ölçekten çıkartılarak, 44 maddeli ölçek Van ili ve ilçelerinde bulunan, 15 ilkokul/ortaokulda görev yapan 242 sınıf öğretmenine ve 236 farklı branşlardan oluşan toplam 478 öğretmene uygulanmıştır. Uygulamadan sonra yapılan analizlerde ölçek maddeleri 31 maddeye düşürülmüştür. Faktör analizi ile ölçeğin yapı geçerliliğini belirlenmiştir. Faktör analizi neticesinde, ölçeğin Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) değerinin 0.968, Barlett testi anlamlılık değerinin ise 0.00 olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ölçeğin toplam varyansın % 60 ını açıklayan dört faktöre sahip olduğu görülmüştür. Ölçeğin güvenirlik katsayı (Cronbach alpha) değeri α=0.961 olarak elde edilmiştir. Ulaşılan bu değerler, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir ölçek olduğunu ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kuantum Öğrenme Yaklaşımı ve Coğrafya Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20394</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20394</guid>
      <author>Ali İLHAN, Ali Ekber GÜLERSOY , Veysel Karani GÜLERSOY</author>
      <description>Kuantum öğrenme, kuantum fiziği ile ortaya çıkan gelişmelerden yararlanılarak oluşturulan ve pek çok yeni kuramın sentezlenmiş şekli olarak değerlendirilmektedir. Kuantum öğrenme yaklaşımı belirsizlik, olasılık ve bütünsellik ilkelerine dayanmaktadır. Kuantum öğrenme, sonuçları kesin ve net ifadeler yerine olasılıklar ile ortaya koyar. Olaylara holistik bir bakış ile yaklaşarak olayların birbirini etkilediğini ve birbirinden ayrılmayacağını vurgulamaktadır. MEB 2004 yılında eğitimde bilim felsefesi olarak Newton yerine Kuantum paradigmasını ve bilişsel-yapılandırmacı yaklaşımı dayanak olarak almış ve coğrafya öğretim programlarını da bu anlayışa göre hazırlamıştır. Öğrenci, kuantum öğrenme yaklaşımı ile coğrafi bilgiye ulaşıp her hangi bir coğrafi görseli farklı açılardan değerlendirme becerisi kazanmaktadır. Kuantum öğrenme ile yapılan coğrafya öğretimi öğrenciye, karşılaşılan sorunların üstesinden gelebilme, özgür düşünme, olayları derinlemesine analiz edebilme, yaratıcılık ve esneklik becerileri kazandırabilir. Kuantum paradigmasına göre hazırlanan coğrafya öğretim programının hedeflerini önceden kesin şekilde belirlemek güçtür ve ancak olasılıklar dikkate alınarak tespit edilebilir. Söz konusu anlayış, coğrafi olay ve sorunların, oluştuğu ortamlara ve koşullara göre değerlendirilmesini gerektirir. Öğrenci, bilgi yüklenen nesne durumundan bilgiyi üreten ve kullanan özne konumuna getirilmelidir. Öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri ve bilimsel sorgulama yetenekleri kazanmaları sağlanmalıdır. Öğrencilerin düzenli aralıklar ile gerçek hayat problemleri ve çelişkili koşullar ile karşılaşması sağlanmalı, üstesinden gelmeleri için teşvik edilmelidirler. Öğrenme ortamı eğlenceli hale getirilerek öğrenmenin kalıcı olması sağlanmalıdır. Bu çalışmanın amacı, Kuantum öğrenmenin coğrafya öğretimine etkisini değerlendirmektir. Betimsel tarama yönteminin kullanıldığı çalışmada, Kuantum öğrenme üzerinde durulduktan sonra Kuantum öğrenmenin, coğrafya öğretiminde kullanılmasının sağlayacağı katkılar tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmeni Adaylarının Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yapıtlarının Temel Özelliklerini Bilme Yeterlikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20320</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20320</guid>
      <author>Beytullah KARAGÖZ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının çocuk edebiyatının temel ilkelerine ilişkin yeterliklerini belirleyebilmektir. Çalışma, 2016-2017 öğretim yılı Güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın katılımcılarını Orta Karadeniz Bölgesi’nde yer alan bir üniversitenin Eğitim Fakültesine kayıtlı Türkçe öğretmenliği 3 ve 4. Sınıfında öğrenim gören 105 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırma tarama modelinde desenlenmiştir. Çalışmanın verilerinin toplanması amacıyla Çocuk Edebiyatı dersini almış Türkçe öğretmeni adaylarına kâğıtlar dağıtılmış ve adayların çocuk edebiyatının temel ilkelerinin özelliklerini yazmaları beklenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular Sever’in (2014) geliştirdiği “Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Yapıtlarını Değerlendirme Ölçeği”ne göre değerlendirilmiştir. Çalışmada ulaşılan bulgulardan hareketle Türkçe öğretmeni adaylarının çocuk edebiyatının biçimsel özelliklerine ilişkin yeterlik düzeylerinin güçlü olduğu görülmüştür. İçeriğin yapılandırılması ve içeriği oluşturan öğeler bakımından yeterlik durumlarının ise güçlü olmadığını söylemek mümkündür. Öğretmen adaylarının çocuk yayınlarının içerik kısmına ilişkin gündemi ağırlıkla kitapların öğüt taşıması gerektiği ve çocuğu eğitme olanağı yarattığı şeklinde belirmiştir. Bu, öğretmen adaylarının çocuk kitaplarına karşı yararcı bir bakış geliştirdiklerini gösterir. Anılan sonucun öğretmen adaylarını günümüzün çocuk ve gençlerine hitap etmekte, çocuk okuru kitaba ve okuma alışkanlığına teşvik etmekte etkisiz kılacağı açıktır. Araştırma sonuçları ışığında öğretmen adaylarının çocuk edebiyatının temel ilkeleri bağlamında gelişimine katkı sunacak bazı önerilerde bulunulmuştur. Ayrıca bu çerçevede Çocuk edebiyatı öğretimi politikalarının gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eğitim fakültelerinin öğretim programlarında çocuk edebiyatının yeri, okutulan kaynak kitaplar, seçilen örnek okuma metinleri ve dersi veren öğretim üyelerinin çocuk edebiyatına yönelik tutumları/düşünceleri benzeri konuların akademik ilginin konusu haline getirilmesi yönünde görüş bildirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Ana Dili Eğitimi ve Ana Dilinde Eğitimle İlgili Görüşler Üzerine Bir Çalışma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20344</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20344</guid>
      <author>Bilal KIRIMLI</author>
      <description>Dil, insanlığın var oluşunu mümkün kılan en önemli kazanımlardan biridir. Gerek bireysel gerek sosyal gelişim ve bir toplum içinde hayatın sürmesi için en temel araç konumundadır. İnsanın dünyaya geldiği ortamda annesi ve diğer ilk çevresinden edindiği ilk dili anadili olarak kabul edilir. İnsanlar, daha çok anadillerine dayalı bir aidiyet duygusuyla yaşarlar ve bunu sosyalleşmelerinin merkezine koyarlar. Beklenir ki insan eğitim-öğretimini ve daha sonraki hayatını ana diliyle sürdürsün. Fakat, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de bazı etnik unsurların anadilleri bilhassa eğitim ve öğretimde kullanılamamakta ve hak mahrumiyetleri iddialarıyla huzursuzluk kaynağı haline gelmektedir. Bu çalışmada, anadilinin öğretimi ve anadilinde eğitim konusuyla ilgili yazılar, siyasi ve bazı sivil toplum örgütlerinin görüşleri, uluslararası anlaşmalar ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasasındaki ilgili hüküm de dikkate alınarak değerlendirilmeye çalışılmıştır. Sonuç itibarıyla, Türkiye’de anadili, farklı dillerin eğitim-öğretimi veya farklı dillerde eğitim-öğretim yapılması ele alınırken ülkenin iletişim, sosyal, kültürel ve pedagojik gerçeklerinden çok etnik, sosyal ve siyasal aidiyetlerin etkisinde bir söylem oluştuğu görülmüştür. Anadili ve anadilinin eğitim öğretimine yapılan aşırı vurgular anadilleriyle eğitim öğretim yapamayanları yeterince dikkate almayan ve onların gerçekliğini de yeterince yansıtmayan yaklaşımlar şeklindedir. Anadilinde eğitimin yapılması görüşü desteklenirken de ortak iletişime dayanan ülke bütünlüğünün yakın ve uzak gelecekte göreceği zarar ve farklı dillerde eğitimin pratikteki güçlükleri yeterince dikkate alınmamıştır. Ayrıca, anadilinin kullanımı dahil, etnik haklar için terör ve şiddetin kullanılmasının ayrışmaları çok daha arttırdığı yeterince ifade edilmemiştir. Bu yaklaşımların iletişimi, anlamayı ve anlaşmayı sağlayamayacağı belirtilerek; dilin bir etnik aidiyet değeri olmanın önünde insanların iletişimini sağlayan en önemli araç olduğu, dil dahil diğer farklılıklara daha kuşatıcı bakılması gerektiği ve bütün bunların ülke bütünlüğü gözetilerek ele alınmasının önemi vurgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kelime Ağı Yönteminin İlköğretim 6.Sınıf Öğrencilerinin Yazmaya Yönelik Tutumlarına ve Yazma Özyeterlik Algısına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20326</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20326</guid>
      <author>Esra Bircan MANAY, Ali TÜRKEL , Behsat SAVAŞ</author>
      <description>Yazma ana dili öğretiminin dört temel becerisinden biridir. Duygu düşünce, dilek ya da hayallerin yazıyla aktarılmasına dayanan yazma becerisi temel düşünme becerilerini de üst düzeyde kullanmayı gerektirmesi bakımından çok katmanlı ve üst düzey bir dil becerisi olarak değerlendirilebilir. Bu bakımdan yazma becerisinin geliştirilmesi alanyazında önemle ele alınan bir konu olagelmiştir. Alanyazına bakıldığında yazma becerisinin geliştirilememesinden yakınmların oldukça yoğun olduğu, dolayısıyla bu becerinin geliştirilmesine yönelik yeni yöntem ve tekniklere gereksinim duyulduğu görülür. Öte yandan “tutum” ve “özyeterlik algısı” öğretimle ilgili alanyazının iki önemli kavramı olarak dikkat çekmektedir. Çeşitli alanlarda tutuma ve özyeterlik algısına ve çeşitli değişkenlerin bunlara etkisine yönelik araştırmalara sıklıkla rastlanmaktadır. Bu araştırmada yukarıda belirtilen gerekçelerle yola çıkılarak bir yazma yöntemi olan “kelime ağı yöntemin”nin yazmaya yönelik tutuma ve özyeterlik algısına etkisi araştırılmıştır. Bu amaçla deneysel bir çalışma yapılmış, kontrol grupsuz öntest ve sontest uygulamalı desen kullanılmıştır. Uygulama öncesinde yazmaya yönelik özyeterlik algısı testi ve tutum testi uygulanmış, iki sınıftaki elli üç altıncı sınıf öğrencisiyle altı hafta boyunca kelime ağı yöntemine dayalı yazma uygulaması gerçekleştirilmiş, ardından tutum ve özyeterlik algısı sontestleri uygulanmıştır. Öntest sontest farklarına bakıldığında öğrencilerin gerek yazmaya yönelik tutumlarında gerekse yazma özyeterlik algılarında denel işlem öncesiyle sonrası arasında anlamlı bir fark oluştuğu görülmüştür. Sonuçlara bakılarak kelime ağı yönteminin altıncı sınıf öğrencilerinin yazmaya yönelik tutumlarına ve özyeterlik algılarına olumlu etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlara dayanılarak yazma öğretiminde kelime ağı yönteminin daha yaygın kullanılması önerilebilir. Ayrıca Türkçe alanyazında bu yönteme, daha kısa olması ve öğrencilerin ilgisini daha çok çekme olasılığı nedeniyle, “salkım yöntemi” adı önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Okutmanlarının Eleştirel Pedagoji Üzerine Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20304</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20304</guid>
      <author>Eser ÖRDEM, Ceyhun YÜKSELİR</author>
      <description>Eleştirel pedagoji yirminci yüz yılın başlarından beri gelişmeye başlamasına rağmen İngilizce öğretmenliği alanında yaygınlaşamamıştır. Kuramsal olarak çok güçlü olmasına rağmen uygulamada istenilen düzeyde sınıf ortamında bir yaklaşım olarak benimsenmemiştir. Bunun muhtemel nedenlerinden biri ders kitaplarının, programların ve müfredatın kuramların önüne geçmesi eleştirel pedagojinin yaygınlaşmasının geciktirmiştir. Kurs kitaplarının, müfredatın ve öğretmenlerin belli bir konuyu anlatırken çerçevelemesi öğrencileri belli konulardan uzak tutmaktadır. Çünkü müfredat ve kurs kitapları seçilirken konuların içeriği riskli konulardan kaçınmayı gerektirebilir. Böylece, bazı konular hem uygulayıcılar hem de öğrencileri için tabu ive riskli hale getirilmektedir. Bu sorunsalın Eleştirel pedagojinin İngilizcenin yabancı dil olarak öğretildiği sınıflarda Türkiye’de ortamında incelenmesi önemli görünmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye’de iki üniversitede İngilizce dersleri veren okutmanların eleştirel pedagoji üzerine görüşlerini araştırmaktır. Eleştirel pedagoji, küresel ve bölgesel bağlamda sorunların ifade özgürlüğü çerçevesinde tartışılmasını içerdiği için bu çalışma okutmanların sınıf ortamında eleştirel pedagojiyi ne ölçüde kullandıklarını araştırmıştır. Çalışmanın diğer bir amacı da katılımcıların ders kitapları ve içeriği hakkında düşüncelerini eleştirel pedagoji çerçevesinde ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı okutmanlara açık uçlu sorular sorarak farkındalığı arttırmaktır. Bu çalışma, İngilizceyi yabancı dil olarak öğreten okutmanların eleştirel pedagoji üzerine görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Katılımcılar (N = 9) iki Türk üniversitesinde deneyimli okutmanlardan oluşmaktadır. İngilizceyi yabancı dil olarak öğreten deneyimli İngilizce okutmanlarının eleştirel pedagoji üzerine görüşlerini araştırmak üzere tasarlanan bu çalışma nitel bir araştırma yöntemi olarak tasarlanmıştır. Altı sorudan oluşan açık uçlu bir anket formu oluşturulduktan sonra veriler, tümevarım içerik analizi incelenmiştir. Katılımcıların her bir cümlesi eleştirel pedagoji kavramları ve tanımları çerçevesinde incelenerek kodlama yapılmıştır ve belli kavramlar ön plana çıkmıştır. Sorular eleştirel pedagojinin tanımları ve özellikleri göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Elde edilen veriler araştırmacılara yeni kavramlar ortaya çıkarmada yardımcı olan tümevarım içerik analizi yöntemiyle analiz edildi. Çalışmanın bulguları, katılımcıların belirli konularda, özellikle de siyasi konularda, riskli olduklarından, sınıf ortamında tartışmak için gündemde yaşanan konuları kullanmama eğiliminde olduğunu göstermektedir. Katılımcılar daha çok ders kitaplarındaki konuları takip etme eğilimindeydi. Bu nedenle, bu çalışma gündemle ilgili bazı tartışma konularının bilinçli olarak çerçevelendiğini, hazırlandığını ve seçildiğini bulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Boşanmış Aile Çoçuklarının Yılmazlık Özellikleri ve Koruyucu Faktörlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20398</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20398</guid>
      <author>Bahadır ÖZCAN, Müge ARTAR</author>
      <description>Bu çalışmada lise öğrencilerinin sahip oldukları yılmazlık özellikleri ve koruyucu faktörler ailelerinin birliktelik-boşanmışlık durumu ve öğrencilerin cinsiyetine göre karşılaştırılmıştır. Araştırma grubunu 70’i anne-babası boşanmış, 82’si anne-babası birlikte yaşayan olmak üzere, toplam 152 öğrenciden oluşmuştur. Bu öğrencilerin 76’sı kız, 76’sı ise erkektir. Araştırmaya katılan öğrenciler Ankara ili Mamak ilçesindeki liselerden seçilmiştir. Öğrencilerin sahip oldukları yılmazlık özellikleri ve koruyucu faktörler Özcan (2005) tarafından Türk kültürüne uyarlanan California Yılmazlık Değerlendirme Ölçeği ile saptanmıştır. Boşanmış aile çocukları ise okul Rehberlik ve Psikolojik Danışma Servislerindeki öğrenci tanıma kartlarından yararlanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde MANOVA kullanılmıştır. Araştırmada bulguları, anne-babası birlikte olan lise öğrencilerinin sahip olduğu yılmazlık özellikleri ve koruyucu faktörler toplam puanı anne babası boşanmış olanlara göre anlamlı şekilde daha yüksektir. Cinsiyete göre ise anlamlı bir farklılık yoktur. California Yılmazlık Değerlendirme Ölçeği’nin alt ölçeklerinde yapılan karşılaştırmada ise şu bulgular elde edilmiştir: Anne-babası birlikte olan lise öğrencilerinin sahip olduğu toplumdaki koruyucu ilişkiler ve yüksek beklentiler; ailedeki koruyucu ilişkiler, yüksek beklentiler ve anlamlı katılımlar için olanaklar; amaçlar ve özlemler; problem çözme düzeyleri anne-babası boşanmış olanlara göre anlamlı düzeyde daha yüksektir. Okuldaki koruyucu ilişkiler ve yüksek beklentiler; arkadaş grubundaki koruyucu ilişkiler; öz-yetkinlik ve öz-farkındalık; empati ise öğrencilerin ailelerinin birliktelik-boşanmışlık durumuna göre anlamlı düzeyde farklılık göstermemektedir. Cinsiyete göre ise sadece empati düzeyi farklılık göstermektedir. Kız öğrencilerin empati düzeyi erkeklerden daha yüksektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmenlerinin Öz Liderlik Düzeylerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20338</guid>
      <author>Mehmet ÖZCANLI, Murat ŞENGÜL , Müberra ÇELİK , Anıl Kadir ERANIL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeylerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 2015-2016 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev yapan 215 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma betimsel tarama modeline göre desenlenmiştir. Araştırmanın verileri “Öz Liderlik Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizinde; Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeylerini saptamak için betimsel istatistiklerden; ortalama ve standart sapma değerleri incelenmiştir. Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeylerinin cinsiyet ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre incelenmesi içinde bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeyleri; düşünce ve fikirleri değerlendirme alt boyutunda (4.35) en yüksek öz liderlik ortalama puanına sahipken kendini ödüllendirme alt boyutunda (3.23) en düşük öz liderlik ortalama puanına sahip olduğu görülmektedir. Cinsiyet değişkenine göre ise kendini ödüllendirme alt boyutunda ve bütün alt boyutların ortalama puanına göre sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı çıkmıştır (p&lt;.05). Bu sonuca göre, Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik davranışı sergileme düzeyleri kendini ödüllendirme boyutunda kadın öğretmenlerin ortalama puanı (3.54) erkek öğretmenlere göre (3.06) daha yüksektir. Tüm alt boyutlarda ortalama puana göre ise kadın (3.81) Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeylerinin erkeklere (3.67) göre daha yüksek olduğu saptanmıştır. Görev yapılan yerleşim yeri açısından, illerde görev yapan öğretmenlerin öz liderlik düzeylerinin ilçelerde ve köylerde görev yapan öğretmenlere oranla daha yüksek olduğu ve anlamlı bir farklılık oluşturduğu belirlenmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe öğretmenlerinin öz liderlik düzeyleri 5 üzerinden (3.72) olarak bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Mesleki Kaygı Düzeylerini Etkileyen Değişkenlerin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19256</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19256</guid>
      <author>Ergün RECEPOĞLU, Eda ERDAŞ , Ezgi AŞIKUZUN</author>
      <description>21. yüzyılda öğretmenlerden daha donanımlı olmaları beklenmektedir. Bu donanım hem mesleki hem kişisel olmak üzere çok yönlü süreçleri içermektedir. Örneğin öğretmenlerden bir yandan yeterli bilgi ve beceri donanımına sahip olmaları beklenirken bir yandan da insan ilişkileri ve iletişim becerisi yüksek bireyler olmaları beklenmektedir. Gelecek kuşakları yetiştirecek olan öğretmenlerin meslekteki başarıları mesleklerine karşı hissettikleri mesleki kaygılarından arınmış olmalarına bağlıdır. Okul öncesi öğretmenlerinin ise diğer branşlardan farklı olarak branşa özgü farklı bazı görev ve sorumlulukları vardır. Okulla ilk tanışan çocuk için ve özellikle küçük yaş gruplarındaki bazı çocuklar için bu görevler farklılaşabilmektedir. Bu araştırmada okul öncesi öğretmen adaylarının mesleki kaygı düzeyleri çeşitli değişkenler (sınıf düzeyi, cinsiyet, mezun oldukları lise türü, not ortalamaları ile öğretmenlik mesleğini ve okulöncesi öğretmenliği bölümünü isteyerek seçip seçmeme durumu) açısından incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2012-2013 eğitim öğretim yılında Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitimi Ana bilim dalında eğitimine devam eden (1,2,3 ve 4. sınıf) öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın verileri öğretmen adaylarıyla yapılan görüşmelerle elde edilmiştir. Araştırma hem nitel hem de nicel bir araştırma olup; 269 öğretmen adayının sorulara verdikleri cevaplar önce betimsel analiz yöntemiyle ortaya çıkarılmış, daha sonra öğretmen adaylarının demografik bilgileri ile bu betimsel analizler SPSS programına aktarılıp analiz edilmiştir. Bulgular öğretmen adaylarının mesleki kaygılarının sınıf düzeyi, cinsiyet, mezun oldukları lise türü, not ortalamaları ile öğretmenlik mesleğini ve okul öncesi öğretmenliği bölümünü isteyerek seçip seçmeme durumuna göre anlamlı bir şekilde farklılaştığını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapılandırmacı Yaklaşım Temelli Hazırlanan Öğretim Materyallerinin Öğrencilerde Bilimsel ve Kavramsal Anlama Düzeylerine Etkisi: “Maddenin Hal Değişimi”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20271</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20271</guid>
      <author>Hakan SARAÇ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Fen Bilimleri dersi “Maddenin Değişimi” ünitesinde yer alan Maddenin Hal Değişimi ve Maddenin Ayırt Edici Özellikleri bölümlerine ait kavramların yapılandırmacı yaklaşım 7E öğrenme modeline göre hazırlanan öğretim materyalleri ile ders anlatmanın öğrencilerde bilimsel ve kavramsal anlama düzeylerine etkisinin tespit edilmesidir. Araştırma 2014-2015 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir devlet ortaokulunda 5. sınıfta öğrenim gören öğrencilerle yapılmıştır. Araştırmada “Maddenin Değişimi” ünitesi, yapılandırmacı yaklaşım 7E öğrenme modeline göre hazırlanan öğretim materyalleri kullanılarak işlenmiştir. Araştırmada, nicel içerikli olup iki farklı öğretim yönteminin etkinliğinin belirlenmesi için yarı deneysel araştırma modellerinden kontrol gruplu son-test desen kullanılmıştır. Araştırmada, Fen Bilimleri dersi 3. yazılı yoklamasının sonuçları dikkate alınarak her bir sınıftan başarı düzeyi, yüksek iki (4), ortada iki (4) ve düşük iki (4) öğrenci tercih edilmiş ve toplamda 12 öğrenci seçilmiştir. Deney grubunda 2 erkek 4 kız öğrenci, kontrol grubunda 3 erkek, 3 kız öğrenci yer almıştır. Araştırmacı tarafından uygulama sonunda deney ve kontrol gruplarından belirlenen öğrencilere, 2013 yılı Aralık ayında MEB “Fen Bilimleri” dersi öğretim programına göre “Maddenin Değişimi” ünitesine ait hedef kazanımlar doğrultusunda her bir hedef için bir soru olacak şekilde üç adet açık uçlu sorudan oluşan “Maddenin Değişimi Ünitesine Yönelik Açık uçlu Sorular” formu hazırlanmış ve öğrenci görüşleri yazılı olarak alınmıştır. Uygulama sonrası elde edilen verilerin analizi yapılırken betimsel analiz metodu kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, yapılandırmacı yaklaşım 7E öğrenme modeline göre hazırlanan öğretim materyallerin kullanılmasının fen öğretimini olumlu yönde etkilediği, üniteye ait konuları ve kavramları anlamada olumlu yönde katkı sağladığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşitme Engelli Bireylerin Spora Katilimini Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20330</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20330</guid>
      <author>Yüksel SAVUCU</author>
      <description>İşitme engelli bireyler için daha iyi eğitim olanakları sağlanmasında ve spora teşvik edilmelerinde toplumum farkındalığının arttırılması önem arz etmektedir. Bu çalışmamızda, işitme engelli bireylerin spora katılımını etkileyen faktörlerin incelenmesini amaçladık. Araştırmanın örneklemini Türkiyenin yedi farklı şehrinden (Elazığ, Kahramanmaraş, Bingöl, Sivas, Batman, Bitlis ve Muş) 108 gönüllü işitme engelli katılımcı (16 kadın, 92 erkek) oluşturmuştur. Katılımcıların demografik özellikleri, eğitim ve mesleki durumları, iletişim ve spor becerileri ve antrenör tercihlerini içeren bilgileri elde etmek için survey metot kullanılmıştır. Çalışmada, Kurkova Válková ve Scheetz tarafından 2011 yılında geliştirilmiş 44 maddeden oluşan “işitme engelli bireylerin spora katılımını etkileyen faktörler” anketi kullanılmıştır. Atletizm, futbol, basketbol, voleybol ve bunların dışında bireyler araştırmanın katılımcılarını oluşturmuştur. İşaret dili bilen uzman tarafından bire bir görüşmeler sonunda veriler elde edilmiştir. Antrenör tercihinin önemli olmadığı ve işitme engelli bireylerin diğer bireylerle iletişim kurmakta zorlandıkları belirlenmiştir. Bununla birlikte, spor yapmanın işitme engelli bireylerin yaşamlarını olumlu yönde etkilediği görülmüştür. Sonuç olarak, işitme engelli bireylerin spora katılımını etkileyen faktörlerden bazılarının spor aktivitelerini yapmada yetersiz fiziksel şartlar, antrenör durumu ve spor organizasyonlarına yeterince katılamama durumları olduğu görülmüştür. Aktiviteler ve oyunlar bu bireylerin yapısına uygun adapte edilebilir ve geliştirlebilir böylece bu insanların da katılımı sağlanabilir. Bu da ancak tüm toplumun işbirliği yapmasıyla ve çabasıyla yapılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler Dersinin Yabancı Uyruklu Öğrenciler Üzerindeki Vatandaşlık Algılarına Etkisi: Tokat İli Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20213</guid>
      <author>Ömer Faruk SÖNMEZ, Mehmet TATAN</author>
      <description>Sosyal Bilgiler insanlara birtakım becerilerin ve kavramların kazandırılmasın da çeşitli bilim dalları ile etkileşim halindedir. Bunlardan bir tanesi de vatandaşlık eğitimidir. Vatandaşlık eğitimini incelediğimiz de günümüz demokrasilerde etkili vatandaşlık eğitimi ön plana çıktığı görülmektedir. Kültürler arasında ki etkileşim sayesinde vatandaşlık bilincinin kazandırılmasında ortak noktaların olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar: farklılıklara saygı, empati, küreselleşme ve işbirliği, birlik ve beraberlik, dayanışma, kimlik duygusu gibi kavram ve konulardır. Bu çalışmanın amacı Sosyal Bilgiler dersini almış ve almakta olan yabancı öğrencilerin vatandaşlık eğitimindeki rolünü belirlemektir. Bu amaçla 14 yabancı uyruklu öğrencinin görüşlerine başvurulmuştur. Çalışmanın biçimi, nitel araştırma yöntemlerinden olan olgubilim/fenomoloji araştırma modelidir. Katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yönteminden kartopu örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Verileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada yer alan bulgu sonuçlarında; çalışma grubunda yer alan öğrenciler hakve sorumluluklarını bilen, başkalarının haklarına saygılı, sorumluk sahibi ve vatan sevgisi gibi konuların üzerinde durarak vatandaşlık eğitiminin bu değerleri kazandırma da büyük katkı sağlayacağını belirtmişlerdir. Katılımcıların görüşleri incelendiğinde, etkili bir şekilde kazandırılan vatandaşlık bilinci, insanlar arasındaki etkileşimin önemini vurgulayarak, bireylerin başka insanları, kültürleri,çevreleri, sorunları tanımalarına olanak sağlar. İyi kazandırılmış vatandaşlık bilinci yaşanılan çevreye aidiyet duygusuyla öğrencinin bağlanmasını sağlarken, çevresine daha duyarlı, sorumlu bir vatandaş olmanın yolunu açtığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye'de Üniversite Bağlamında Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğrenen Yetişkinlerin Dil Öğrenme Motivasyonlarını Etkileyen Faktörler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20144</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20144</guid>
      <author>Halit TAYLAN</author>
      <description>Motivasyon tek bir kelimeyle açıklanamayacak kadar karmaşık bir terimdir. Yabancı dil öğrenenlerin yabancı dil öğrenme motivasyonlarını etkileyen birçok faktör bulunmaktadır. Yabancı dil olarak İngilizce öğretiminde kendi deneyimimden yola çıkarak universite seviyesindeki öğrencilerin İngilizce öğrenmeye çok istekli olduklarını gördüm. Söz konusu öğrenciler düzenli olarak İngilizce derslerine katılmaktadırlar ve özel İngilizce dersleri almak istemektedirler. Bu yüzden de hangi değişkenlerin üniversite seviyesindeki öğrencilerin İngilizce öğrenme motivasyonlarına katkı yaptığını anlamak ilginç olacaktır. Bu çalışma üniversite seviyesindeki yetişkinlerin dil öğrenme motivasyonlarını etkileyen faktörleri Türkiye’nin batısında bulunan bir üniversitenin meslek yüksek okulunda 26 sorudan oluşan ve iki yüz kişiyi içeren bir anket ile bulmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın sonuçlarına göre gelecek beklentileri için faydasal yönelim, aidiyetsel yönelim, sevmek, eğlenmek ve isteklilik, yabancı ülkelerde yaşamak, hedef kültüre karşı olumlu tavırlar, başkaları tarafından saygı duyulmaya yönelik faydasal yönelim ve endişe katılımcıların motivasyonu etkileyen faktörler olarak ortaya çıkmaktadır. Tüm bu sonuçlara ek olarak faktör skorları gelecek beklentileri için faydasal yönelimin en önemli faktör olduğunu ancak endişenin ise en az öneme sahip faktör olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın sonuçları faydasal ve aidiyetsel yönelimler ile ilgili ve yabancı ülkelerde yaşamak, İngilizce öğrenmekten hoşlanmak ve endişe gibi diğer motivasyon faktörleri için bir bakış açısı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>2000 Yılı Sonrasında Yayımlanan Mustafa Kutlu’nun Hikâyelerinde Değer Aktarımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20369</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20369</guid>
      <author>Muhammed TUNAGÜR, Mehmet Nuri KARDAŞ</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Mustafa Kutlu’nun 2000 yılı sonrasında yer alan hikâyelerindeki değerleri belirlemek ve yer alan bu değerlerin Türkçe öğretiminde nasıl kullanılacağını tespit etmektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden “doküman taraması” yapılmıştır. Doküman taraması neticesinde fişlenen değerlerin analizinde “betimsel analiz” uygulanmıştır. 2001-2016 yılları arasında yayımlanan 12 hikâye kitabı, 4 uzman görüşü doğrultusunda hazırlanan 40 değerden oluşan Türkçe Değerler Formu (TDF) kullanılarak incelenmiş, var olan değerler tespit edildikten sonra hikâyelerden alıntılanmıştır. Verilerin analizi sürecinde tarama yöntemiyle belirlenen değerler sınıflandırılmış, ayrı başlıklar altında ele alınmış ve tablolarda frekansları verilmiştir. Her değer için ayrı ayrı hazırlanan tablolarda, değerlerin işlendiği eserler, eserlerin sayfa numaraları, işlenme sıklıkları verilmiştir. Araştırma sonucunda Kutlu’nun hikâyelerinde 32 değerin (adil olma, aile birliğine önem verme, arkadaşlık, bağımsızlık, bilimsellik, cesur olma, cömertlik, çalışkanlık, çevreye önem verme, dayanışma, demokrasi, dini değerler, duyarlılık, dürüstlük, edepli olma, estetik, fedakârlık, hoşgörü, iffetli olma, iletişim kurma, kanaatkârlık, merhamet, misafirperverlik, sağlıklı olmaya önem verme, saygı, sevgi, sorumluluk, temizlik, vatanseverlik, yardımseverlik, özgüven, özgürlük) farklı sıklıklarla işlendiği belirlenmiştir. Mustafa Kutlu’nun incelenen eserlerinde 32 değerin 733 kez işlendiği tespit edilmiştir. Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinde en çok “dini değer”in (%11,45) işlendiği belirlenmiştir. Bu değeri yardımseverlik (%10,23) ve sevgi değeri (%6,13) takip etmiştir. Alanda yapılan çalışmalar ve sonuçlar neticesinde Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinin değer eğitiminde kullanılabilecek nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okuma Kültürü Ölçeği Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20302</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20302</guid>
      <author>Ali TÜRKEL, Eylem Ezgi ÖZDEMİR , Serdar AKBULUT</author>
      <description>Bu çalışmada, ilkokul dışında farklı öğretim kademelerindeki öğrenci gruplarının ve meslek gruplarının okuma kültürlerinin belirlenmesinde kullanılabilecek bir ölçek geliştirilmiştir. Alanyazına bakıldığında okuma ile ilgili tutum, alışkanlık, algı, özyeterlik vb. kavramları ölçen ölçeklerin olduğu ancak okuma kültürünü ölçebilecek bir ölçek olmadığı görülmüştür. Bu nedenle okuma kültürünü betimlemeye ve ölçmeye yönelik 5’li likert tipi bir ölçme aracı geliştirmek ve bu aracın geçerlilik ve güvenirlik çalışmalarını ortaya koymak bu çalışmanın amacı olmuştur. Öncelikle araştırmacılar tarafından hazırlanan 49 madde uzman görüşüne sunulmuştur. Uzman görüşleri ve ön denemeden sonra belirlenen 51 maddelik ölçek taslağı bir devlet üniversitesinin eğitim fakültesinde farklı bölümlerde öğrenim görmekte olan 379 öğretmen adayına uygulanarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Araştırmada verilerin analizi için istatistik paket programı kullanılmıştır. Ölçeğin Kaiser-Meyer- Olkin değeri ,89 ve Bartlett’s Küresellik Testi değeri [χ2=4221,390; df=435, p&lt;.000] bulunmuştur. Bu değerlerle ölçeğin faktör analizine uygunluğu tespit edildikten sonra faktör analizi yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda faktör değeri düşük olan maddeler elenerek 30 maddelik 5’li likert tipi bir ölçek geliştirilmiştir. Ölçeğin kapsam geçerliliği, 13 akademisyen ve 5 Türkçe öğretmeninin uzman görüşleri alınarak ortaya konulmuştur. Ölçekte yer alan maddelerin toplamı ile faktörler arası ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyon katsayıları hesaplanmıştır. Ölçeğin Cronbach’s Alpha güvenirlik katsayısı ,90 olarak bulunmuştur. Bu bulgular doğrultusunda çalışma sonucunda geçerli ve güvenilir bir ölçek elde edildiği söylenebilir. Okuma Kültürü Ölçeği (OKÖ) olarak adlandırılan ölçeğin, ilkokul dışında farklı öğretim kademelerindeki öğrenci gruplarının ve meslek gruplarının okuma kültürlerinin ölçmede kullanılabilecek, geçerli ve güvenilir bir araç olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Irak’ta Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğrenen Öğrencilerin Türkiye, Türkler ve Türkçe Algısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20438</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20438</guid>
      <author>Salih UÇAK</author>
      <description>Bu çalışma, Türkoloji bölümünde yabancı dil olarak Türkçe öğrenen Iraklı öğrencilerin Türkiye, Türkler ve Türkçe algısını konu edinmektedir. Çalışmada algıların belirlenmesi amacıyla anket hazırlanmıştır. 18 sorudan oluşan anket, belirlenen üç kategoriye göre betimsel yöntemle analiz edilmiştir. Anket dışında aynı öğrenci grubuna, yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Anket ve görüşme formu, farklı tarihlerde dil pratiği için Türkiye’ye gelen Irak-Erbil Selahaddin Üniversitesi Türk Dili Bölümü öğrencilerine uygulanmıştır. Toplam 25 öğrenciye anket ve görüşme formu dağıtılmış; bu 25 öğrencinin değerlendirmeleri dikkate alınmıştır. Nitel araştırmanın veri analizinde yaşanan sıkıntılar nedeniyle öğrenicilerle yapılan görüşmeler, sistematik analiz tekniğine uygun olarak anketle ilişkilendirilmiş, veriler buna göre yorumlanmıştır. 2015’te kız- erkek farklı yaş gruplarına uygulanan bu anket, öğrencilerin Türkiye, Türkler ve Türkçe algılarının sıklık derecesi ile değer boyutunu ölçmeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dil Kullanımının Bir Yansıması Olan Duyguları Dile Getirme Becerisiyle Duygusal Zekâ Arasındaki İlişki: Türkçe Öğretmeni Adayları Örneklemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20311</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20311</guid>
      <author>Behice VARIŞOĞLU</author>
      <description>Duyguları ifade etmek, iletişimin bir parçasıdır. Kendi duygularını bilen ve bunları ifade edebilen insanların başkalarının duygularını anlama ve kendi hislerini kontrol etme konusunda daha başarılı oldukları düşünülür. Bu çalışmanın amacı, Türkçe öğretmeni adaylarının duygusal zekâ düzeyleriyle temel duyguları (sevinç, üzüntü, sevgi, nefret, korku, öfke, utanma ve hayret etme) dile getirme becerileri arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Bu çalışmada ilişkisel tarama yöntemlerinden bir olan korelasyonel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu desen, iki veya daha fazla değişken arasındaki ilişkiyi bulmaya yarar. Bu çalışmadaki veriler, Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi ve Eğitim Fakültesi öğrencilerinden (n= 489) toplanmıştır. Örneklem grubu seçilirken kolay ulaşılabilir örnekleme tekniği kullanılmıştır. Çalışmanın verileri Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve Duygu Aktarma Formu ile toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, Crosstabs Çapraz Tablo (Pearson Ki Kare testi) ve bağımsız örneklemler için t testi ile analiz edilmiştir. Çalışmada, Türkçe öğretmeni adaylarının duygusal zekâ düzeyleri ile duyguları dile getirme becerileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ve negatif yönlü bir ilişki olduğu; duygusal zekânın alt boyutlarıyla duyguları dile getirme becerileri arasında da genel olarak negatif yönlü bir ilişki bulunduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İletişim ve Sözlü Anlatım Becerileri Açısından Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğrencilerinin Değerlendirilmesi (Gaziantep Üniversitesi Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20309</guid>
      <author>Mehmet Celal VARIŞOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerinin iletişim ve sözlü anlatım beceri düzeylerini belirlemek ve her iki beceri düzeyi arasında ilişki bulunup bulunmadığını incelemektir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Katılımcılar Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde 2015-2016 öğretim yılında dördüncü sınıfta okuyan, Pedagojik Formasyon Eğitimi alan, gönüllü olarak çalışmaya katılan ve kolay ulaşılabilir örnekleme tekniğiyle seçilen, yaşları 24-27 arasında değişen 67 kız ve 45 erkek olmak üzere toplam 112 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında Ersanlı ve Balcı tarafından geliştirilen İletişim Becerileri Envanteri ile Sözlü Anlatım Öz-Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Çalışmada, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencilerinin iletişim becerilerinin ve sözlü anlatım becerilerinin hangi düzeylerde olduğu, iletişim ve sözlü anlatım becerilerinde cinsiyete göre anlamlı bir fark olup olmadığı, öğrencilerin iletişim becerileriyle sözlü anlatım becerileri arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığı sorularına cevap aranmıştır. Verilerin analizinde betimsel ve ilişkisel istatistik tekniklerinden yararlanılmış; SPSS 16.0 analiz programı kullanılmıştır. Çalışmada, öğrencilerin genel iletişim becerilerinin, zihinsel iletişim becerilerinin ve davranışsal iletişim becerilerinin yüksek düzeylerde olduğu; sözlü anlatım becerilerinin orta düzeyde eğilim gösterdiği; cinsiyete göre öğrencilerin genel iletişim becerileri üzerinde anlamlı, sözlü anlatım becerileri üzerinde ise anlamsız bir fark olduğu; iletişim ve sözlü anlatım becerilerinin pozitif yönlü güçlü bir ilişkiye sahip olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bağlama Eğitiminde Bozlak İcrasına Yönelik Alıştırma Modelleri Önerisi Ve Uygulamadaki Görünümü (Orta Anadolu Bölgesi Bozlakları Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20373</guid>
      <author>Mehmet Erhan YİĞİTER, Sadık ÖZÇELİK</author>
      <description>Araştırmanın amacı, Türk halk müziği uzun hava türlerinden biri olan Bozlakların bağlama çalgısı ile geleneksel çalınış biçimlerini ve müzikal karakteristiklerini yöre sanatçılarının icralarına ait ses kayıtlarından yola çıkarak analiz etmek, bozlakların bağlama çalgısı ile icralarında geleneksel özelliklerine en yakın biçimde seslendirilmesine yönelik bir öğretim modeli geliştirmek ve uygulamadaki etkinlik düzeyini ortaya koymaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için ilk olarak, çalışma grubunun uygulamalar öncesi bozlak çalma düzeyleri, uzman değerlendirmeleri ile ortaya konulmuş ve bu değerlendirmeler neticesinde bozlakları geleneksel biçimde ve müzikal karakteristiğine uygun şekilde yeterli düzeyde icra edemedikleri tespit edilmiştir. Daha sonra, örneklem olarak seçilen bozlakları, geleneksel biçimlerine uygun olarak çalmaya yönelik bir öğretim modeli geliştirilmiştir. Bu model çalışma grubuna uygulanmış ve uygulamalar sonrasında öğrencilerin bozlak çalma düzeyleri tekrar uzman değerlendirmesine sunulmuştur. Çalışma grubunun, araştırma sürecinde gerçekleştirilen uygulama çalışmaları öncesi ve sonrası icra düzeylerine ait değerlendirmeler karşılaştırıldığında, anlamlı düzeyde olumlu gelişme sağladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Örneklem olarak Orta Anadolu bölgesine ait iki adet Bozlak seçilmiştir. Bu araştırmada hem betimsel hem de deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın betimsel boyutunda, araştırma sürecinde öğretilmesi hedeflenen “Bozlaklar” konusu ile ilgili ulaşılabilen ses kayıtları analiz edilerek, bozlakların müzikal karakteristikleri ve yöresel tavırları tespit edilmiştir. Araştırmanın deneysel boyutunda, bozlakların öğretimine yönelik alıştırma modelleri oluşturulmuş ve uzman görüşü alınarak eksik ve geliştirilmesi önerilen boyutlar üzerinde değişiklikler yapılmıştır. Alıştırmalar hazırlandıktan sonra 6 haftalık öğretim modeli planlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmada, deneysel boyutun ön test-son test verilerini elde etmek için uzman görüşleri alınarak bir performans değerlendirme ölçeği geliştirilmiştir. Deneysel boyutta, tek gruplu ön test-son test deseni kullanılmıştır. Hazırlanan öğretim modeline dayalı olarak gerçekleştirilen 6 haftalık uygulama çalışmaları sonrası, ön test-son test puan farklılıkları karşılaştırılmıştır. Elde edilen veriler, “Bağımlı Örneklemler T Testi” kullanılarak SPSS 24 programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Ayrıca, deneysel işlem sonrasında çalışma grubu öğrencilerinin yapılan çalışmalarla ilgili görüşleri alınmıştır. Ön test ve son test aşamasında uzmanların gerçekleştirdikleri puanlamalar arası uyum (korelasyon) katsayıları “Kendall’s W” formülü ile hesaplanmıştır. Deneysel uygulama süreci sonunda öğrencilerin ön test ve son test puanları arasında önemli düzeyde olumlu yönde farklılık olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlar, uygulama süreci sonrası öğrencilerle yapılan görüşme formlarında yer alan ifadelerden elde edilen verilerle de tutarlılık göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Jigsaw Tekniği ve Birlikte Soralım Birlikte Öğrenelim Yönteminin Öğretmen Adaylarının İyi Bir Eğitim İçin Yedi İlke Hakkındaki Görüşleri Üzerine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20388</guid>
      <author>Emre YILDIZ, Şeyma ÇALIKLAR , Selçuk ILGAZ , Ufuk ŞİMŞEK</author>
      <description>Bu araştırma Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı Vatandaşlık Bilgisi dersinde öğretilmesi hedeflenen “1982 Anayasasının Genel Esasları, Temel Hak ve Ödevler, Yasama, Yürütme, Yargı” konularının öğretiminde uygulanan “Jigsaw tekniği” ve “Birlikte Soralım Birlikte Öğrenelim” yönteminin öğretmen adaylarının İyi Bir Eğitim İçin Yedi İlke hakkındaki görüşleri üzerindeki etkisini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma modeli benimsenmiş ve öntest-sontest karşılaştırma gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2015-2016 akademik yılı bahar döneminde Atatürk Üniversitesi’nde öğrenim gören 105 sosyal bilgiler öğretmen adayı ile yapılmıştır. 52 öğretmen adayı Deney Grubu-1’e ve 53 öğretmen adayı Deney Grubu-2’ye seçilmiştir. Deney Grubu-1 olarak seçilen grupta dersler jigsaw tekniği ile Deney Grubu-2 olarak seçilen grupta ise birlikte soralım birlikte öğrenelim yöntemi ile yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak; Chickering ve Gamson (1989) tarafından geliştirilen ve Bishoff (2010) tarafından sınıflandırılarak yedi farklı bölüm halinde düzenlenen, Aydoğdu (2012) tarafından Türkçe’ye uyarlanmış "İyi bir eğitim için Yedi İlke Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testinden yararlanılmıştır. Uygulama başlangıcında öğretmen adaylarının iyi bir eğitim için yedi ilke hakkındaki görüşleri arasında anlamlı bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Uygulama sonunda öğretmen adaylarının her bir ilkeye ilişkin görüşleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı bulunmuştur. Yedi ilkenin geneline yönelik görüşler incelendiğinde birlikte soralım birlikte öğrenelim yöntemi uygulanan öğretmen adaylarının lehine anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


