






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2017 Sayı Volume 12 Issue  8</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=333</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Türkiye Siyasi Kültüründe Sağ-Sol Ayrımı ve Milli Görüş Hareketi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20331</guid>
      <author>Mahmut Hakkı AKIN, Betül COŞKUN</author>
      <description>Türkiye siyasi kültürünün temel bölünmelerinden birisi sağ-sol ayrımıdır. Ancak bu ayrım, çok partili hayatın ilk yıllarında ortaya çıkmış bir ayrım değildir. Özellikle 1960 sonrasında kendisini açıkça sosyalist bir parti olarak tanımlayan Türkiye İşçi Partisi’nin kurulması ve Cumhuriyet Halk Partisi içinde Ortanın Solu hareketinin başlamasıyla siyasi kültürde sağ-sol ayrımının netleşmeye başladığı dikkat çekmektedir. Necmettin Erbakan’ın 1969 yılında bağımsız aday olmasıyla başlayan Milli Görüş Hareketi, sağ-sol ayrımı açısından da değerlendirmeyi hak etmektedir. Çünkü Milli Görüş Hareketinde Milli Nizam Partisi’nin kuruluşundan itibaren sağ ve sol siyaseti temsil ettikleri iddiasındaki iki büyük partinin de tezlerini eleştiren ve yeni, alternatif bir siyaset anlayışı öne çıkmaktadır. Bir dönem, 1973 yılında Milli Selamet Partisi, kendisini “sağ” siyaset anlayışının asıl ve tek temsilcisi olduğu iddiasına sahip olarak “sağ” kavramını sahiplenme çabasında olmuştur. Buradaki vurgu da “sağ” tanımlaması üzerinden kendisini, diğer sağ ve sol diye tanımlanan partilerden ayırmak fikri üzerine kurulmuştur. Dönemin siyasi retoriği icabı daha sonra sağ-sol siyaset ayrımına çok net bir şekilde girilmediği ve “millilik” kavramı etrafında Milli Görüş’ün kendisinin müstakil bir fikir ve siyaset olduğu tezine daha güçlü vurgu yapılmıştır. Bu bildiride Türkiye siyasi tarihindeki bölünmeler ve özellikle sağ-sol ayrımı açısından Milli Görüş Hareketi değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dini Radikalizmin Nedenlerini Tersinden Sorgulamak: Milli Görüş Neden Radikalleşmedi?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20334</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20334</guid>
      <author>Işıl ARPACI</author>
      <description>İslamcılık,19. yy’den itibaren varlık göstermeye başlamış ve dünyada Arap Yarımadasında Müslüman Kardeşler, Hint alt kıtasında Cemaat-i İslami ve Anadolu İslamcılığı olmak üzere üç ana kol üzerinden biçimlenmiştir. İlk kez Osmanlı İslamcıları ile görünürlük kazanan Anadolu İslamcılığı, Cumhuriyetin ilanıyla bir dönem perde arkasında faaliyet gösterirken, 1969 yılında Necmettin Erbakan’ın Konya’dan bağımsız milletvekili olması ve Milli Görüş’üteşkilatlandırmaya başlamasıyla resmileşmiştir. Türkiye’de faaliyet gösteren pek çok İslamcı yapıdan farklı olarak Milli Görüş’ün en önemli özelliği, toplumsal şiddet olaylarının en yoğun olduğu zamanlara ya da İran devrimi ile birlikte aktivistleşen İslamcı gündeme rağmen, hiçbir dönem şiddete bulaşmaması ve demokratik sistem içinde kalarak iktidara gelebilmiş olmasıdır. Dört partisinin (Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet Partileri) kapatılmış olması karşısında da tavrını değiştirmeyen Milli Görüş, bütün İslamcı yapılar içerisinde önemli ve ayrıcalıklı bir laboratuvar olma özelliği taşımaktadır. Bu çalışmada dini radikalizmin kuramsal çerçevesinden yola çıkılarak ortaya konulan temel iddia; İslami siyasal perspektifin doğru yönlendirildiği takdirde, radikalizm üretmeyeceği ve örnek olarak da Milli Görüş’ün gösterilebileceğidir. Bu kapsamda Milli Görüş’ün radikalleşmemesinin altında yatan nedenler dört ana başlıkta incelenecektir: Türkiye’nin özgün koşullarından kaynaklanan nedenler, liderlik faktörü ve İslam’ı algılama biçimi, teşkilatlanma, ve son olarak Milli Görüş’ün ideolojik verileri. Çalışma kapsamında bu dört temel noktadan hareketle, Milli Görüş’ün diğer İslamcı/İslami yapılardan ayrıldığı noktalar ortaya konularak dini radikalizmin engellenmesine yönelik nesnel çıktıların sağlanması amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Makâsıd ve Maslahat Merkezli Bir Okuma: Necmettin Erbakan Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20324</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20324</guid>
      <author>Harun BEKİROĞLU</author>
      <description>İslam Hukuk Tarihinde, Şâtıbî’den sonra İslam hukukçularının büyük ölçüde Makâsıdu’ş- şeriâ teorisini uyguladıkları söylenebilir. Makâsıdu’ş-şeriâ naslarda yer alan dinî ve amelî hükümlerin gayeleri anlamına gelmektedir. Buna göre şâri, şer‘î hükümlerin bütününde veya büyük çoğunluğunda çeşitli mâna ve hikmetleri göz önünde bulundurmaktadır. İslam yasaları, bireyin faydasına olacak çeşitli hikmetler, gayeler ve sebepler barındırmaktadır. Bu yönüyle İslam hukukunda hükümlerin illetleri tesbit edilmeye (ta’lîl) çalışılmıştır. Böylece karşılaşılan yeni fıkhî meselelerin çözümünde ta‘lîl yöntemi uygulana gelmiştir. Bu uygulama kıyas olarak şekillenmiştir. Günümüze ulaşmış ilk usul eseri olan İmam Şâfiî’nin er-Risâle’sinden itibaren yazılan usul kitaplarının büyük çoğunluğunda ta‘lîl düşüncesinin açık bir göstergesi olan kıyas, bir hüküm çıkarma metodu olarak yerini almıştır. Böylece her dönemde kıyas/ta’lîl yöntemi uygulanmıştır. Makâsıd teorisine göre şâri tüm insanlar için her hangi bir sınıfsal ayrıma gitmeden beş ana maksadı/ilkeyi/maslahatı gözetmiştir. Dolayısıyla çıkarılacak hükümlerin de bu beş maksadı ihlal etmemesi gerekir. Kur’an’da yer alan hükümlerde de bu esaslar görülmektedir. İslam yasaları bireyin korunması gereken haklarını zarûriyyât, tahsiniyyât ve haciyyât olarak üç sınıfta değerlendirmektedir. Zarûriyyât, en üst düzeydeki yararları, yani toplumun varlığı ve dirlik düzenliği için vazgeçilmez temel hak ve değerleri ifade eder. Bunlar hayat (can), nesil (nesep, ırz), akıl, mal ve dinin korunması olup literatürde “zarûriyyât-ı hamse, makāsıd-ı hamse, külliyyât-ı hams” gibi adlarla anılır. Bir devlet adamı olan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın yasama ve hukuk sisteminde bu beş esasa vurgu yaptığı ve uygulamalarında bu esaslara riayet ettiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmada Erbakan’ın makâsıd anlayışı ele alınmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lider Bir Kişilik ve Sembol Bir Şahsiyet Olarak Necmettin Erbakan</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20327</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20327</guid>
      <author>Durdu Mehmet BİÇKES, Celal YILMAZ , Hakan BAKKAL</author>
      <description>Bireylerin ve bireyler tarafından oluşturulmuş örgüt adı verilen irili ufaklı (aile, grup, işletme, cemaat, ulus, ümmet vb.) tüm sosyal, ekonomik, siyasi ve benzeri yapılanmaların gerçekleştirmek istedikleri bir takım amaçları söz konusudur. Amacın söz konusu olduğu yerde rekabetin varlığı da kaçınılmaz olmaktadır. Amaçların gerçekleştirilmesi noktasında örgütsel ve çevresel bir çok faktör belirleyici olabilmektedir. Çevresel değişimleri yönlendirme, örgütsel ve çevresel faktörler arasında uyum sağlama, amaç belirleme ve belirlenen amaçları gerçekleştirmek için sahip olunan kaynakları yönlendirme ve benzeri alanlarda sürükleyici bir işleve sahip olması nedeniyle liderlik bu faktörler içerisinde özellikli bir öneme sahiptir. Dolayısıyla amaca ulaşabilmek için etkin liderlik ve doğru yönetim temel gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Örgütler doğru şekilde yönetilmediklerinde, amaçlardan uzaklaşma, yaşamsal risklerle karşı karşıya kalma, faaliyet alanlarında daralma, müşterilerini rakiplerine kaptırma ve hatta paydaşların süreçten olumsuz etkilenmesi gibi çeşitli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Örgütsel yapılanmalar içerisinde en büyükleri uluslar ve ümmetlerdir. Konumuz özelinde küresel ölçekte ortaya çıkacak sorun, ilahi ifadeyle “yeryüzünde fesat çıkarma” şeklinde özetlenmiştir. Küresel ölçekte yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması, işlemekte olan küresel sömürü sisteminin çarklarını tersine çevirebilecek donanıma sahip bir liderin, “herkes için her zaman adalet” ortak paydasına sahip olan insanları organize etmesini gerektirmektedir. Yakın dönem Türk siyasi hayatının en önemli figürlerinden biri olan Necmettin Erbakan siyasi hayatı boyunca bu ideali insanlara aşılamaya ve hayata geçirmeye gayret etmiştir. Bu gayretleri nedeniyle de, aynı ideale sahip olan çağdaşı insanlar tarafından ‘Hak-Batıl mücadelesinin’ sembol şahsiyetlerinden biri olarak kabul görmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dini Hareketlerde Sıkça Kullanılan Âyetler: Prof. Dr. Necmettin Erbakan Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20359</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20359</guid>
      <author>Necmettin ÇALIŞKAN, Ahmet Sait SICAK</author>
      <description>İslam toplumunda hayat bulan dini oluşumlarda birçok Kur’an ayeti ve dini argüman tarih boyunca kullanılmıştır. Bu araştırmada İslami hassasiyet taşıyan kitleleri harekete geçirmek için sıkça kullanılan ayetler, Milli Görüş hareketi örneğinde ele alınacaktır. Hareketin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan Batı tarzı üniversitelerde yetişmiş, modern bilimler alanında çalışmalar yapmış ve profesörlüğe kadar yükselmiştir. Her ne kadar Batı tarzı bilimlerle uğraşsa da o, yapmış olduğu sosyal ve siyasal çalışmalarda çoğu kez dini referanslara atıf yapmıştır. Erbakan, yapmış olduğu bu atıfların ancak ehlince anlaşılacak açıklıkta olmasına özen göstermiştir. Bu tebliğde yapılan araştırma sonucunda, onun çokça atıfta bulunduğu tespit edilen bazı ayetleri ele alarak, bu ayetlerin mesajları ve ortak yönleri üzerinde durmaya çalışılacaktır. Ayrıca yapılan bu incelemede onun özellikle kitlelere hitabında ayetleri sunarken, yaptığı tevil ve tevcihler hususunda tefsir geleneği açısından değerlendirmelerde bulunulacaktır. Yapılan incelemeler sonucunda; Erbakan’ın yazılı metinlerinde akademik bir üslup kullandığı ve bilimsel konulara ağırlık verdiği görülmekte olup, irticalen yaptığı konuşmalarında ise dini kaynak ve argümanları kullanarak asr-ı saadetten günümüze taşınması gaye edinilen “heyecan”ı aktif hale getirme gayreti güttüğü, moral ve motivasyonu artırmayı hedeflediği tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak dini kaynaklar hakkında yaptığı tevil ve tevcihlerin diğer sosyolojik ve siyasi bağlamda yapılan yorumlama hareketlerine kıyasla ortaya çıkarılması, pratize edilmiş İslam yorum geleneği açısından önemli katkılar sağlayacak boyuttadır. Bu sebeple Erbakan’ın sadece sıkça vurguladığı ayetlerin değil; konuşmalarında gündeme getirdiği tüm ayetleri kapsayacak şekilde bu ayetlerin “İslami siyaset ve dini bir hareketin temellerini oluşturması” açısından bir tez konusu olarak ele alınması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erbakan’ın Türkiye Sanayileşmesine Yönelik Paradigmaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20321</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20321</guid>
      <author>Abdullah DEMİR</author>
      <description>Her toplumun; ekonomik, siyasal ve kültürel kodlarına dayanan bir teknik ve sanayi/leşme tasavvuru olmuştur. İlahi kültürü hayatlarının eksenine yerleştirmiş olan toplumların temel amacı da bütün teknik/alet ilminin imkanlarını kullanarak yeryüzünün imar edilmesini sağlamak olmuştur. Necmettin Erbakan tarafından aktif siyaset öncesi ve sonrasında "hem ahlaki hem de iktisadi bakımdan güçlü olmak" biçiminde iki kanatlı bir kalkınma tasavvuru düşünülmüş, söylenmiş ve uygulanmaya çalışılmıştır. Bu yaklaşım Milli Görüş Hareketi (MGH)’nin Kurucu Lideri’nin kaleme aldığı Davam adlı eserinde “Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, her alanda kalkınma hareketlerinin en baş unsuru insandır. İnsan unsuru ne kadar sağlamsa, ne kadar ahlak ve karakter sahibi ise kalkınmada o kadar güçlü olacaktır. İnsan unsuru ahlaken bozulmuşsa, bu bozuk malzemeyle kurulacak resmi veya gayri resmi teşekküller verimsiz ve yıkıcı olacağından emekler, masraflar ve zahmetler boşa gidecektir” biçiminde yer almıştır. Erbakan’ın tüm ilmi ve siyasi yaşamı ile MGH’nin siyasi çalışmalarını dikkate aldığımızda ülkemizin gelişmesi için temel sorunlar ve çözüm araçları bağlamında; nimet ve külfet paylaşımında “adalet”, “sanayileşme” zorunlu bir istikamettir, ahlâk ve maneviyat esaslı “kalkınma”, takip ederek rakiplerinizi geçemezsiniz, sanayileşmede önce mevzuat sorunları çözülmelidir, sanayileşme hamlelerinde stratejik yanılgıya düşülmemeli ve yerli teknik otoritelere fırsat verilmelidir, sanayileşme lineer değil üstel gelişir, yatırımlarda ekonomik ve sosyal göstergeler birlikte dikkate alınmalıdır, sanayileşmede İslam dininin kırmızıçizgilerine dikkat edilmelidir, “devlet liderliğinde" sanayileşme gerçekleştirilmelidir, acilen Ar-Ge çalışmaları öncelenmelidir, ufki (yatay) kalkınma amaçlanmalıdır, işçilik sistemi değil, ortaklık sistemi benimsenmelidir, müstemleke tipi kalkınma değil ve lider ülke kalkınma modeli esas seçilmelidir gibi kalkınma paradigmalarından bahsedilebilir. Bu çalışmada MGH’nin Türkiye’nin sanayileşmesine yaptığı katkı/lar hem söylem hem de eylem bazında incelenerek, Erbakan’ın sanayileşmeye yönelik paradigmaları ayrıntılı olarak değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Faizsiz Finans Döngüsünü Oluşturma Açısından Adil Ekonomik Düzen Söyleminin Kredileşme İlkeleri Ve Uygulanabilirliğinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20481</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20481</guid>
      <author>İrfan ERSİN, Selman DURAN</author>
      <description>1980’ler itibariyle Türkiye’de Milli Görüş geleneğinin temsilcisi olan Refah Partisinin ekonomik sisteme dair çözüm önerisi bağlamında ortaya çıkan Adil Ekonomik Düzen söylemi, faizsiz bir sistem öngörüsünde bulunmuştur. 1990’lı yıllarda popüler olan bu söylem, toplum nezdinde de karşılık bulmuş ve ciddi bir siyasi başarı kazanmıştır. Adil Ekonomik Düzen, gelir dağılımı adaletsizliği, işsizlik, enflasyon, tüketim ekonomisi gibi temel problemlere ana sebep olarak faizi göstermiştir. Dolayısıyla faizin olmadığı bir ekonomik sistemde bu sorunların çok daha adil bir şekilde çözümlenebileceğini iddia etmiştir Bu iddiasını çok kısa süren bir iktidar döneminde hayata geçirme girişiminde bulunmuş fakat devamını getirebilecek bir süre iktidarda kalamamıştır. Adil Ekonomik Düzen, genel olarak; devlete biçilen rol, para, vergilendirme sistemi, kredi esasları ve ortaklık, üretim ve ihracat, enflasyon, işsizlik ve sosyal güvenlik esasları gibi konular üzerinde durmaktadır. Bu çalışmada ele alınacağı üzere adil ekonomik düzenin faizsiz kaynak oluşturma bağlamında öne sürdüğü kredileşme ilkeleri ve bunların uygulanabilirliği tartışılmıştır. Çalışmada ortaya konan ilkelerin kurumsallaşmanın oluşmasıyla uygulanabileceği kanaatine varılmıştır. Adil Ekonomik Düzende 7 türlü faizsiz kredi imkânı vardır ve enflasyona sebebiyet vermez. Bunlar ortaklıklar, Hakkı Müktesep Karşılığı Kredi, Emek Karşılığı Kredi, Rehin Karşılığı Kredi, Ödenmiş Vergi Karşılığı Kredi, Yatırım Projesi Karşılığı Kredi, Selem Senedi Karşılığı Kredi olarak sıralanmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Milli Görüş ve Çağdaş İslam Düşüncesindeki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20333</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20333</guid>
      <author>Abdulkadir MACİT</author>
      <description>Milli Görüş, son asrın en önde gelen Müslüman liderleri arasında yer alan Necmettin Erbakan’ın Çağdaş İslam Düşüncesine katkısını aşikar hale getiren en önemli kıymettir. Gerçekte Erbakan’ın hayat mücadelesinin fikri ve siyasi en başat ifade biçimi olan, aynı zamanda güçlü devrimci nitelikleri ile, özünde insanın ve eşyanın diriliş müjdesini taşıyan bir kültür hareketi olan Milli Görüş, İslam’ın gerçekleştirmeyi murat ettiği hedeflerin çağdaş dönemde Erbakan tarafından hayata geçirilen karşılığı olarak telakki edilmelidir. Diğer bir ifadeyle Milli Görüş’ün ahlak, maneviyat, hak-batıl, cihad, adil düzen ve ittihad-ı İslam gibi temel anlayışlar üzerinden ulaşmak istediği hedefler ile İslam’ın hedefleri arasında mahiyet itibariyle ortaklık vardır. Çağdaş İslami akımları Büyükkara’nın tasnifi mucibince gelenekçiler, ıslahatçılar (İslamcılar) ve modernistler şeklinde tasnif edebiliriz. Bu tebliğimizde bu üç akım içerisinde siyasal ıslahatçılar kategorisinde değerlendirebileceğimiz Milli Görüş hareketinin İslam Dünyasındaki diğer İslamcı hareketler ile kaynaklar, içtihad, tasavvuf, cihad, ittihad-ı İslam, kadınların faaliyetleri ve lider profili gibi temel mevzularda ortaklaşan veya uzlaşan; onlardan ayrılan veya farklılaşan yönlerini mukayese edeceğiz. Netice itibariyle Milli Görüş hareketinin hem sosyal ve kültürel çalışmalar icra eden kültürel ıslahatçılık hem de yönetimin ıslahını hedefleyen siyasal ıslahatçılık vasıflarının her ikisini de bünyesinde bir araya getiren tipik bir İslamcı hareket görünümü arzettiğini meydana koyacağız. Ayrıca bütün bu yönleriyle Türk siyasetini İslamlaştırma, İslami söylemi de normalleştirme hususunda mühim bir rol oynayarak neticede İslam dinini Türkiye toplumunun gündemine normal olarak siyasi arenayla girdirdiğini meydana koyacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Adil Ekonomik Düzen’ de Artı(k) Değerin Paylaşımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20357</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20357</guid>
      <author>Musa ÖZTÜRK</author>
      <description>Türk siyasi tarihinin son elli yılına damgasını vurmuş olan Milli Görüş hareketinin doksanlı yıllarda iktisadi sorunlara çözüm önerisi olarak ortaya attığı Adil Ekonomik Düzen (AED) teorisi detaylı incelendiğinde esasında yeni ve özgün bir iktisadi sistem önermesidir. AED teorisine göre bugün karşılaşılan sorunlar yanlış zemin üzerine bina edilmiş olan iktisadi sistemlerden kaynaklanmaktadır. Teoriye göre iktisadi sistemler dünya görüşleri çerçevesinde ve hak anlayışı temelinde ele alınmalıdır ve ana kategoride ikiye ayrılmaktadır. Bunlar Tevhidi (Hakkı Üstün Tutan) dünya görüşü ve Tağuti (Kuvveti Üstün Tutan) dünya görüşüdür. Düşünce sistemlerinden olan liberalizm ve kolektivizm ile bunların iktisadi sistem yansımaları olan kapitalist ve sosyalist sistemler kuvveti üstün tutan dünya görüşü merkezinde şekillendirilmiş sistemlerdir. Yanlış hak anlayışınsa sahip olan kuvveti üstün tutan dünya görüşüne göre kaynaklar kıttır ve kıt olan kaynaklardan faydasını maksimize etmek isteyen insanlar arasında mücadele kaçınılmazdır. Bu mücadele kendisini kapitalist sistemde çıkar çatışması kapsamında gösterirken, sosyalist sistemde sınıf çatışması şeklinde göstermektedir. Doğru hak anlayışına dayanan, Hakkı üstün tutan dünya görüşüne göre ise; dengeli olan kaynaklar arasında insanların ihtiyaçları doğrultusunda çıkar paralelliği kuracakları, karşılaştıkları sorunları ortaklıklar kurarak çözecekleri ifade edilmektedir. Bu dünya görüşü çerçevesinde Ortaklık Ekonomisine dayanan Adil Ekonomik Düzen teorisi; ekonomi-iktisat terimlerindeki farklılıklardan başlayarak, temel iktisadi kurumların tespiti, bu doğrultuda üretim faktörlerinin ve içeriklerinin baştan tanımlanması ve piyasaların işleyiş özellikleri ile yeni ve farklı bir iktisadi sistem özellikleri taşımaktadır. Bu çalışmada, öncelikle dünya görüşleri izah edilmekte, devamında Hakkı üstün tutan dünya görüşü merkezinde şekillendirilmiş olan “Adil Ekonomik Düzen” teorisi ve teorinin cari sistemlerden kapitalizm ve sosyalizmle artık değerin paylaşımı bağlamında karşılaştırılması yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Bir Dünyanın Kur'ânî Umdeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20475</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20475</guid>
      <author>Ahmet Sait SICAK, Necmettin ÇALIŞKAN</author>
      <description>İnsanın bireysel hayatında birçok köklü değişimi meydana getiren İslam dini aynı şekilde topyekûn toplum için de bu değişimi mü’minlere bir yükümlülük olarak tanımlamıştır. Hatta bireyin sosyal yönüne asırlar önce dikkat çeken İslam, bireyin kendi içindeki değişimi toplumun değişimine bağlamış kişinin İslam’ı tam olarak yaşayabilmesi için ferdi kulluğun ardından ictimaî kulluğu öne çıkartmıştır. Böylelikle Yarattığını En İyi Bilen’in en büyük hediyesi olan İslam, insanı fıtrî ve aslî olana davet ederek yeni bir dünyanın da temellerini atmış olmaktadır. Yeni bir dünyanın Kur'ânî umdelerini bulmayı hedefleyen bu makalede ilk olarak Kur'ân-ı Kerîm’de kullanılan ve topluluk anlamını ifade eden kökler tespit edilmeye çalışılmıştır. Kur'ân lügatları, garîbu’l Kur'ân, eşbâh ve’n-nezâir, müterâdifât, ezdâd, furûku’l-luğa ve ilgili literatür araştırılarak elde edilen otuz küsur kökün çeşitli şekildeki toplulukları ifade etmek için Kur'ân’da kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu kökler kullanıldıkları bağlama göre pozitif, negatif ve nötr değerleri yansıtmaktadır. Her bir kök, etimolojik yapısı ve içinde bulunduğu bağlamla birlikte ele alındığında, insanlık için yepyeni bir toplumun temellerinin atılmasına vesile olacak birçok ilke ve mesajın Kur'ân âyetlerinde yer aldığı görülmektedir. Bu köklerden herhangi birinin Kur'ân’daki kullanımının tez konusu çapında bir araştırmayı gerektirdiği hem pratik hem de teori adına açık ve müsecceldir. Bununla birlikte konunun hacminin genişliğine rağmen Kur'ân'da topluluk kavramının yerilen ve övülen yönleri, verilen ilke ve mesajlar özelinde hedef topluluk ve dolayısıyla dini hareket olgusunun Kur'ân’daki işlenişi makale hacminin elverdiği ölçüde şeçilen kökler üzerinden bu araştırmada yansıtılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İslam Ekonomisi ve Adil Ekonomik Düzen</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20329</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20329</guid>
      <author>İbrahim Halil SUGÖZÜ</author>
      <description>Dinlerin ekonomisinin olup olamayacağı veya diğer dinlerin ekonomisi olmadığı halde neden İslam’ın ekonomisinin olduğu tartışmaların odak noktasıdır. Binaenaleyh en temel tartışma İslam Ekonomisi kavramı üzerinedir. Bu tartışmayla birlikte İslam’da yalnızca birkaç ekonomik temel prensip varken bu birkaç temel prensip üzerine bir ekonomi modelinin inşa edilip edilemeyeceği hususu da tartışılmaktadır. Temel prensipleri Kuran ve Sünnetle ortaya konulduktan sonra İslam alimlerinin Kuran ve Sünnette bulunmayan hükümlerle ilgili düşünceleri yani icmanın İslam Ekonomisinin kesin sınırlarını belirleyip belirlemediği de tartışılmaktadır. Bu durumda ekonomik yapının, araçların ve teorilerin hızla değiştiği dönemlerde de söz konusu icma bağlayıcı mıdır? Yoksa Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Adil Ekonomik Düzen düşüncesi gibi makroekonomik konulara (para sistemi, finans, kredi, faiz, vergi ve sigorta vb.) Kuran ve Sünnete uygun olan ve ters düşmeyen çözümler getiren düşünceler İslam Ekonomisinin bizzat kendisi midir? Çalışmada bu tartışmalar incelenmekte ve İslam Ekonomisi bağlamında Adil Ekonomik Düzen’in konumu araştırılmaktadır. Adil Ekonomik Düzen faize karşı İslam’ın koyduğu kuralları aynen uygulamakta, faizin şiddetle yasaklandığını tam anlamıyla kabul etmekte ve faizi ekonomik sistem için bir gereklilik görmemektedir. Adil Ekonomik Düzen, vergi ile zekat karşılaştırmasında da vergiyi tamamen ayrı bir ekonomik araç olarak görmekte ve devletin gelirlerinin faktör tedarik etme karşılığında üreticinin gelirine ortak olmak suretiyle sağlanacağını ortaya koymaktadır. Adil Ekonomik Düzende karşılıksız para basma yoktur. Bununla birlikte banka parası yani kaydi veya hayali para da olmayacaktır. Böylece ekonomide her dönem canlanma evresi devam ettiği halde enflasyon olmayacaktır. Prof. Dr. Necmettin Erbakan, başbakan olduğu 54. Refahyol Hükümeti döneminde canlanma dönemini enflasyonsuz geçirerek ve stagflasyonun tam tersini gerçekleştirerek iktisat bilimi literatürüne önemli bir katkıda bulunmuştur. Böylece Adil Ekonomik Düzen, içinde bulunulan çağın ihtiyacına çare olma özelliğini uygulamalarla ortaya koymuştur. Şimdi asıl konu bu düşüncenin İslam Ekonomisi olup olmadığı hakkındadır. Buna göre içinde bulunulan çağın ihtiyaçları dikkate alınarak modern araçlarla yeni bir ekonomik sistem olarak ortaya konulmuş ve temel prensipleri de Kuran ve Sünnetle belirlenmiş olan Erbakan’ın Adil Ekonomik Düzen düşüncesi, günümüzde İslam Ekonomisinin temellerini içerisinde barındırmaktadır. Bundan dolayı Adil Ekonomik Düzenin İslam Ekonomisi olarak ifade edilmesinde bir sakınca olmadığı gibi onun bir İslam Ekonomisi Modeli olduğunun daha uygun bir ifade olacağı yönündedir. Bu anlamda Kapitalist Sistem içerisinde Klasik Okulun konumu ne ise İslam Ekonomisi içerisinde ilk olması dolayısıyla Adil Ekonomik Düzenin konumu da aynıdır, denebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dış Politikasında Prof. Dr. Necmettin Erbakan (Kimlik Siyaset ve Dış Politika)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20340</guid>
      <author>Ahmet Recai TEKİN</author>
      <description>Modern Türk siyaseti İttihat ve Terakki Partisi’nden tevarüs eden, egemen asker-sivil-bürokrat ve aydın sınıfın mutlak iktidarı üzerin inşa edilmişti. Türk modernleşmesinin dayandığı bu dinamikler; seküler bir alan inşa etmiş ve inanç ve ahlaki tercihleri siyasi bir aktör olmasına müsaade etmemiştir. İnanç ve ahlaki belirleyicilerin terbiyesi de bürokratik aygıtlar üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda Türk siyasal hayatında süregelen çatışmaların temelinde bürokratik aşkıncılığın yattığı söylenebilir. Ulus kimliğin yönetilmesinde, ordu-milli irade bütünlüğü ile başlayan ve milli mücadelede halkla birlikte hareket edebilen bürokratik elit, sonrasında toplumsal değerlerle çatışan, halka rağmen halk için anlayışını benimsemiştir. 1970’lerde Kemalist paradigmanın yetersizliği Türk siyasetinde Milli Görüş’ün doğuşunu hızlandırmıştır. Dindar kimliğin toplumsal ve siyasal alandan ötekileştirildiği Kemalist ulus devlet sisteminde Milli Görüş hareketi, siyasal söylemi ile dindar kimliği ve kökleri arasına sıkışan bir durum sergilemiştir. Milli Görüş “yasakçı sınırlar” içinde siyasi meşruiyetini koruma ve mesajını topluma iletebilecek yeni dil ve “kavramlaştırmalar” ile siyasal alanda tezahür etmiştir. Bu kapsamda, Milli Görüş Hareketinin mimari Necmettin Erbakan, siyasal söylem paradigması ile çok boyutluluk ve çeşitlilik içeren bir çizgi geliştirmiştir. Erbakan’ın siyasette kullandığı dil, ifade ve parti sloganları muğlak ve belirsiz söylemler olmaktan çok bir özne olarak milleti var eden kökleri referans almıştır. Bu çalışmada, Türk siyasi kimliğin inşasında, “Yeniden Büyük Türkiye” ve “Yeni Bir Dünya” idealini Türk Dış Politikasında yön ve hedef olarak belirleyen, D-8’lerin (Developing eights) kurucusu Necmettin Erbakan’ın siyaset anlayışı, liderlik özellikleri birçok yönden analiz edilmeye çalışılarak, Erbakan’ın başbakanlığı dönemindeki dış politikası incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Millî Görüş Hareketi Bibliyografyası - Bibliyografya, Etki ve Yansımalar-</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20322</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20322</guid>
      <author>Talip TUĞRUL</author>
      <description>Çağdaş İslâmî Akımlar, diğer dinî gruplar ve ideolojik yapılar gibi kendi dinî algılarını, dünya görüşlerini sözlü ve yazılı bir şekilde takdim ederler. Sözlü veya yazılı takdim çeşitlerinde ise tercih birçok hususun etkisiyle oluşmaktadır. Tevarüs edilen gelenek, muhatap kitle, ihtiyaçlar ve eğilimler bu hususta etkili olan unsurlardan bazılarıdır. Modern Türkiye’de ortaya çıkmış bir İslâmî hareket olan Millî Görüş Hareketi de kendisini hem sözlü hem de yazılı olarak takdim etme gayretine girmiştir. Sosyal, siyasal alanlardaki faaliyetlerinin yanında kültürel bazı faaliyetlerde de bulunan Millî Görüş Hareketi, din ve dünya görüşünü ifade eden bazı eserler ortaya koymuştur. Hareketin kurucusu Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın bizatihi kaleme aldığı “Millî Görüş”, “Yeni Bir Dünya ve Adil Düzen”, İslâm ve İlim”, “Türkiye’nin Temel Meseleleri”, “Davam” bunların en önemlilerindendir. Erbakan’ın tüm eserleri 2013 yılında derlenerek MGV Yayınları tarafından beş cilt olarak “Prof. Dr. Necmettin Erbakan Külliyatı” adıyla okuyucuya sunulmuştur. Camia içerisinde Millî Görüş mefkûresini anlatan eserler kaleme alan başka yazarlar da bulunmaktadır. Hareket, ortaya çıktığı ilk günden itibaren yazılı edebiyatını oluşturmaya başlamasına rağmen mensupları arasında bu eserler yeterince bilinir değildir. Bu durumu “Erbakan Külliyatını” derleyen M. Mustafa Uzun, Erbakan’ın 1975 yılında yayımlanan “Millî Görüş” adlı eserinin takdiminde “Biz bu eseri bilmiyorduk ve ancak maalesef bilen de yoktu. Bir ömür boyu onunla beraber yürüyen, onu seven, onun gözü ile dünyaya bakan yüzbinlerce insan da onun en önemli eserinden haberdar değildi. Şimdi bu eseri tekrar gün yüzüne çıkartıyoruz.” şeklinde, hayretini gizlemeden ifade etmektedir. Bu çalışma, şu varsayımlardan hareket etmektedir: Siyasal ıslahatçı bir İslâmî hareket olan Millî Görüş Hareketinde de diğer Islahatçı İslâmî Akımlarda olduğu gibi dinamizm ve teşkilatçılık ön plana çıkmış; sözlü takdim yazılı takdimin önüne geçmiş; kitlelerin İslâmî bir şuur etrafında toplanması öncelemiştir. Yine MGH diğer ıslahatçı hareketler gibi İslâm dünyasındaki çöküntünün sebebini -büyük oranda- İslâm düşünce geleneğinde değil; Müslümanların yanlışlarında ve “küresel sistemin” yerel ve küresel ölçekteki tasallutunda görmesi; İslâm dünyasının ve ülkemizin âdete ortada kalmış bir cenazeye döndüğüne dair kanaati; bu halin acil olarak ıslahına odaklanan bir motivasyonla hareket etmesine sebep olmuştur. Bu durum, hareketin kitlesel faaliyetlerinin ve aktivist karakterinin ağır basması ve yazılı edebiyat üzerinden bilinçlendirme gayretinin ise ikinci planda kalması sonucunu doğurmuştur. Yine bu çalışma Millî Görüş Hareketi’nin lideri Erbakan’ın kitaplarını, çevirilerini, makalelerini, meclis konuşmalarını ayrıca MG partilerinin yayınlarını ve Millî Görüş Hareketiyle ilgili kaleme alınan kitap, tez, makale, sempozyum ve bildiriler tasnif edilmiş şekilde, bir bibliyografya çalışması ile tespit etmeyi ve bu eserlerin hareket mensupları ile kamuoyu üzerindeki etkisini tartışarak bir analiz yapmayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Millî Görüş Partilerinde Parti Disiplini Uygulamaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20316</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20316</guid>
      <author>Batuhan USTABULUT</author>
      <description>Siyasî partilerin bütünlüğünü sağlayan ve parlamenter sistem bakımından hayatî bir öneme sahip olan parti disiplini, siyasî rejimlerin işleyişi üzerinde son derece etkili bir kavramdır. Siyasî partiler, yapılarına ve işlevlerine göre tasnif edilebildikleri gibi disiplin açısından da tasnif edilmekte ve disiplinli partilerde partinin bütünlüğünü bozan davranışlar genellikle cezalandırılmaktadır. Siyasî partilerin meclis gruplarında alınan kararlara partili tüm milletvekillerinin uyması ve alınan karar doğrultusunda oy kullanması gerekmektedir. Alınan karar doğrultusunda hareket etmeyen ve oy kullanmayan milletvekilleri partiden ihraç yaptırımı da dâhil olmak üzere birçok yaptırımla karşılaşabilmektedirler. Bununla birlikte siyasî partilerin disiplin uygulamaları kimi zaman amacından sapmakta ve parti yönetimine muhalif isimlerin saf dışı edilmesi amacına uygun olarak kullanılmaktadır. Türk siyasetinde parti genel merkezlerinin uyguladıkları politikaları eleştiren ve parti yönetimlerine muhalefet bayrağını açan isimler parti disiplinine aykırı davrandıkları ve partinin birliğini bozukları gerekçesiyle disiplin kurullarına sevk edilmektedirler. Disiplin kurullarına sevk edilen muhalif isimler genellikle kesin ihraç yaptırımı ile cezalandırılmaktadırlar. Parti içi muhalefetin sindirilmesine ilişkin örnekler dün olduğu gibi bugün de gündemde kendilerine yer bulmaya devam etmektedir. Siyasî partilerin içerisinde oluşan muhalif seslere yaklaşım bakımdan Millî Görüş partileri farklı uygulamalar ortaya koymuştur. Bu çalışmada Millî Görüş partilerinden üçünde yaşanan muhalif hareketlenmeye karşı nasıl tepki verildiği sorusuna Siyasî Partiler Kanunu ve parti tüzükleri çerçevesinde cevap aranacaktır. Çalışma kapsamında 1977 yılında yapılan Millî Selamet Partisi Kongresinde ikinci listenin çıkarılması, Fazilet Partisi döneminde açığa çıkan Gelenekçiler-Yenilikçiler ayrımı, Saadet Partisi’nin 2010 yılındaki kongresinde yaşanan beyaz liste-yeşil liste ve 2014 yılındaki kongrede yaşanan iki farklı ismin genel başkanlığa aday olması örnekleri incelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dış Politikasına Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Politik Vizyonunun Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20328</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20328</guid>
      <author>Murat YILDIZ-Kamu</author>
      <description>Siyasal hayattaki çeşitli figürler siyasal alanda bulunan bireylerin davranışlarına yön veren en temel unsurlardır. Bu bağlamda siyasal liderler de bu figürlerin en başında gelmektedir. Türk siyasal hayatı incelendiğinde birçok siyasal liderin ön plana çıktığı görülmektedir. Özellikle yakın dönem incelendiğinde (1960-2000 arası) Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş ve Bülent Ecevit gibi liderlerin kurdukları partilerin önüne geçtikleri görülmektedir. Fakat Necmettin Erbakan’ın bu genellemenin dışında kalmıştır. Ortaya çıkartmış olduğu Milli Görüş Hareketi ile Türkiye’de dindar bireylerin örgütlenmesi ve siyasal hayata katılması bağlamında ciddi katkılar sağlamıştır. Akademisyen, siyasetçi ve mütefekkir kimlikleri ile bir dava adamı olarak bilinen Prof. Dr. Necmettin Erbakan dönemine göre kimi zaman hayal olarak nitelendirilen fikirleri ve sıra dışı icraat ve söylemleri ile Türk siyasi hayatına damgasını vurmuştur. Çalışmamızın temelini oluşturan Necmettin Erbakan’ın dış politika konusundaki görüşleri ile de alışılmışın dışına çıkarak tarihteki yerini almıştır. Bu çalışmanın temel amacı Erbakan’ın politik vizyonunun Türk Dış Politikasına etkilerini ortaya koyarak Türk Dış Politika geleneğine yapmış olduğu katkıları incelemek ve örnek olaylar ile bu savı güçlendirmektir. Bu çerçevede çalışmanın kavramsal çerçevesinin oluşturulması için Erbakan’ın ortaya koyduğu perspektif; parti programları, Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşmaları, sözlü ve yazılı ifadelerinden yararlanılarak ele alınacaktır, ayrıca ikincil veri türlerinden olan dokümantasyonel kaynaklardan, çok kaynaklı raporlardan yararlanılacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Necmettin Erbakan’ın Kur’an Kıssaları Bağlamında Temsili Söylemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20332</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20332</guid>
      <author>Yakup YÜKSEL</author>
      <description>Biz bu tebliğimizde her konuda söylemleri ders niteliğinde olan Necmettin Erbakan’ın, “Kur’an Kıssaları Bağlamında”ki söylemlerini sunmaya çalışacağız. Tarih sahnesinden birçok insan gelip geçmiştir. Kimileri unutulmuş, kimileri sınırlı zaman diliminde anılmış kimileri ise asırlar boyu anılmaya devam etmiştir. İşte davası, yaşantısı ve mücadelesi bakımından Necmettin Erbakan, hayatında kendinden çokça bahsedilen bir şahsiyet olduğu gibi vefâtından sonra da tarih onu çokça anacaktır. Onu farklı kılan birçok özelliğinin yanı sıra söylemlerindeki incelik ve derinlik dikkatlerimizi çekmektedir. Kendine has üslûbu ile bir ekol olan Hoca’nın, Kur’an kıssaları konusundaki söylemleri de önem arz etmektedir. Erbakan’ın, hayatı hak ve batıl mücadelesi olarak özetleyen felsefesi, peygamberlerin mücadelesinden esinlenmiş bir fikirdir. Kur’an’da kısaca da olsa hayat hikâyeleri anlatılan peygamberlerin vermiş oldukları mücadele sonucunda zafere ulaşmaları, Necmettin Erbakan’ın en önemli ilham kaynağı olmuştur. İnsanların rızık, sağlık ve mutluluk gibi yaşama isteklerinin altında yatan arzunun ancak cihat ile doğru bir şekilde nimete çevrileceği inancı hâkimdir. Nitekim “zafer inananlarındır ve zafer yakındır” şeklindeki Kur’anî söylemi hiç dilinden düşürmemiş olması müslüman bir neslin dinamizmi olmuştur. O, Mısır’da kökleşmiş olan Firavunların kuvveti üstün tutan anlayışlarına karşı Hz. Musa’nın vermiş olduğu mücadeleyi “hakkı üstün tutan” bir medeniyet olarak adlandırmıştır. Kur’an’da birçok yerde hayat hikâyesi anlatılan Hz. Musa kıssasını veciz bir temsil ile dile getirmiştir. İşte bu tebliğimizde Necmettin Erbakan’ın; Kur’an’da yer alan gerek Hz. Musa ve Firavun, gerekse Hz. İbrahim ve Nemrut yine Talut ile Calut arasında geçen hadiseleri temsili söylemiyle nasıl işlemiş olduğunu göreceğiz.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İslam Birliğine Giden Yolda Hac İbadeti: Milli Görüş ve Hac</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20492</guid>
      <author>Hamit AKTÜRK, Faruk TURHAN</author>
      <description>Hac ibadeti tarihte ifa ettiği evrenselleştirici ve nispeten küreselleştirci fonksiyonun yanında 1800’lü yılların ikinci yarısından itibaren İslamcılığın müstakil bir ideoloji olarak teşekkülünden sonra İslamcılar için ayrı bir anlam ifade etmeye başlamıştır. Haccın, renk, etnisite ve mezhep ayrımı olmadan her coğrafyadan insanın belli bir zaman ve mekanda bir araya gelmesine imkan tanıması, bu ibadete diğer ibadetlerden ayrı bir misyon yüklenmesinin en önemli sebebidir. Siyasal ve soysal ıslahatçı ihyacı, antiemperyalist bir hareket olarak Milli Görüş hareketi de diğer pek çok İslamcı oluşum gibi hacca ayrı bir anlam atfetmiştir. Hareket ümmetçi kodlarını bu ibadet sayesinde canlı tutmaya çalışmış, hac ortamını diğer İslam coğrafyalarındaki hareketlerle işbirliği için bir vasat olarak görmüştür. Bu sayede diğer İslam coğrafyalarından haberdar olunmuş ve Anadolu coğrafyasından kazanılan tecrübe hac vesilesiyle diğer İslam coğrafyalarına aktarılmıştır. Hareketin lideri Necmettin Erbakan çok sayıda hac ve umre yapmış, yaptığı hac ve umrelerde, İslam dünyasının diğer bölgelerindeki pek çok lider ile ikili görüşmeler yapmış, konferanslara katılmıştır. Bu çalışmamız üç aşamada yapılandırılmıştır. İlk olarak hac olgusunun tarih içerisindeki sosyal, siyasal yeri ve önemi, ikinci olarak İslamcıların hac olgusuna yükledikleri özel anlam ve son olarak da Milli Görüş liderlerinin hac ibadetine yükledikleri özel misyon ele alınacaktır. Bu çalışmamızda biz, gerek Milli Görüş hareketinin lideri Necmettin Erbakan’ın gerekse hareketin diğer etkili isimlerinin hac ile ilgili yorumlarını ve hac sırasında yaptıkları konuşmaları söylem analizine tabi tutup elde ettiğimiz verilerle bu tezimizi ispat etmeye çalışacağız. Bunu yaparken, gerek medyada yer alan haberlerden gerekse Milli Görüş literatüründen faydalanıp metin analizi yapmaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Milli Görüş’ün İlk Yerel Seçim Tecrübesi: 9 Aralık 1973 Mahalli Seçimleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20493</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20493</guid>
      <author>Tahsin HAZIRBULAN</author>
      <description>Milli Görüş hareketi/düşüncesi 1969 tarihinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Bağımsızlar Hareketini başlatmasıyla birlikte başlar. Milli Nizam Partisiyle birlikte siyasi olarak teşkilatlanmaya başlayan hareket henüz yerel ve genel seçim tecrübesini yaşamadan 1970 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından Laiklik gerekçesiyle kapatılır. Hareket daha sonra Milli Selamet Partisi olarak siyasi varlığını devam ettirir. Bu dönem milli görüş tarihi açısından siyasi, idari ve genel olarak büyük tecrübelerin yaşandığı ve bir sonraki siyasi partilerin kurulmasına öncülük etmesi açısından önemli bir dönemdir. Milli Görüş düşüncesinin yaşamış olduğu ilk yerel seçim tecrübesi 9 Aralık 1973 yılında yapılan Mahalli İdareler Seçimidir. Bu seçim Milli Görüş açısından incelendiğinde birçok ilklerin yaşandığı bir seçim olması açısından önemlidir. Aday belirleme, tanıtım çalışmaları, mitingler, seçim tecrübesi ve kazanılan belediyelerin idare edilmesi gibi birçok ilki içerisinde barındırır. Milli Selamet Partisinin girdiği bu seçimlerde 32 belediye kazanmıştır. Bu belediyelerin 3 tanesi merkez, 11 tanesi ilçe, 18 tanesi de belde belediyesidir. Partinin seçimlere girmediği il/ilçe/beldeler mevcuttur. Bu durum partinin henüz bu yerlerde teşkilatlanamadığının göstergesi olabilir. Parti, bazı seçim bölgelerinde seçimleri çok az farkla kaybetmiştir. Bu çalışma 9 Aralık 1973 yapılan Mahalli İdareler seçimlerinden hareketle, Milli Görüş’ün ilk yerel seçim tecrübesini ve kazandığı belediyeleri ve Muş, Tokat, Adıyaman Belediye Başkanları hakkında da bilgi vermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Günümüz Dünyasından D-8’e Yeniden Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20491</guid>
      <author>Recep KARABULUT</author>
      <description>15 Haziran 1997 yılında İstanbul’da yapılan Devlet ve Hükümet başkanları zirvesinde D-8’in kuruluşu ilan edilmiştir. D-8 girişiminin başlatılmasındaki amaç, büyük bir ekonomik potansiyeli, çeşitli kaynakları, geniş bir nüfus ve coğrafi alanı temsil eden 8 ülke arasında ticaret ilişkilerinde yeni fırsatlar oluşturmak ve çeşitlendirmek, uluslararası düzeyde karar alma sürecine katılımı artırmak, daha iyi hayat şartları sağlamak, somut ortak projeler etrafında ekonomik işbirliğini geliştirmek ve gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisindeki durumlarını güçlendirmektir. D-8’lerin hedeflerinden birisi de uluslararası ticarette ve ilişkilerde oldukça önemli olan yeni bir para birimini dolanıma sokmaktı. Yeni Dünya’nın lirası, 8 ülkenin rezervlerini çekerek kendi oluşturacağı Yeni Dünya Bankası’nda toplanacaktı. Developing Eight (D-8) “kalkınmakta olan 8 ülke” anlamına gelmekte ve kurucu 8 ülkeyi ifade eden bir kuruluştur. Bu sekiz ülke Türkiye, İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya. D-8'lerin bayrağında yer alan 6 tane yıldız D-8'lerin temel ilkelerini sembolize etmektedir. Bu İlkeler; * Savaş değil, barış * Çatışma değil, diyalog * Çifte standart değil, adalet * Üstünlük değil, eşitlik * Sömürü değil, işbirliği * Baskı ve tahakküm değil, hürriyet ve demokrasi. Kuruluşunda D-8'lerin gayrisafi milli hâsılası toplamı 976 milyar ABD doları kadarken, şimdi bu değer yaklaşın 4 trilyon dolar tutarındadır. D-8 kurulurken ülkelerin kişi başına milli geliri, 1.253 dolarken, şimdi 3.500 dolar civarındadır. 1 milyar 100 milyona ulaşan genç ve dinamik nüfusuyla D-8'ler Dünya gayri safi milli hasılasının %5'ini, Arap dünyası ile birlikte % 8,4'ünü oluşturmaktadır. İhracat 1997 yılında 279 milyar dolardan, 2015 yılında 835 milyar dolara yükselmiş. Aynı yıllar için ithalat 280 milyar dolardan, yaklaşık 875 milyar dolara çıkmıştır. D-8 için genç nüfus yapısı dinamizmin bir faktörünü oluşturmaktadır. Günümüzün Dünya ve Türkiye'nin meseleleri açısından baktığımız zaman komşu ülkelerimiz ve bölgemizdeki kaos, istikrarsızlık, savaş ve ölümler; Başta ABD olmak üzere NATO üyesi ülkeler ve üye olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği ülkeleri ile yaşanan güvensizlik, Siyasi ve ticari baskıların arttığı, yatırımların engellenmeye çalışıldığı, safların yeniden gün be gün ve yeniden belirlendiği, değiştiği bir Dünyadayız. Güçlünün tahakkümünün arttığı, hürriyetlerin kısıtlandığı, insanların topraklarından edilerek aç ve susuz ölüme terk edildiği, Akdeniz'in ölüm gölüne dönüştüğü, mültecilerin sınır kapılarında gayri insani muamele gördüğü, bir ülkenin sadece vatandaşı olduğu gerekçesiyle (dini-dili-mezhebi-rengi-ırkına bakılmaksızın) terörist muamelesi gördüğü ve sınır kapılarından içeri alınmadığı bir zamanda D-8'lerin hedefini ve kuruluşunda beri hayata geçirmek istenen projeleri daha da anlamlı hale getirmektedir. Kuruluşundan bu yana 20 yıl geçmesine rağmen iktidarlar D-8’i devre dışı bırakmadı ama hayata geçmesi için çaba da gösterilmemişlerdir. D-8’in hayata geçirilmesi ve yürütülmesi, sadece Türkiye ve D-8 üyeleri için değil bütün dünya ve özellikle de gelişmekte olan ülkeler için Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle ‘aydınlığa’ açılan kapı olacaktır. D-8'lerin 6 yıldızının sembolize ettiği adalete, diyaloga, barış ve sevgiye, insan olma eşitliğine, işbirliğine, insan hakları ve hürriyetlerine ne kadar da daha çok ihtiyacımız olduğunu daha iyi anlamaktayız. Bunun için: 1. Her bir üye "D-8 için" bir bakanlık İhdas etmelidir. 2. Uluslararası yatırım ve finansman risk derecelendirme birimi oluşturulmalıdır. 3. Ortak para birimine geçişin altyapısı çalışmaları hızla başlatılmalıdır. JEL: F68-N45-O53-P16-P48</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Necmettin Erbakan’ın Sahabe Tasavvuru: Ebû Eyyûb El-Ensârî Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20494</guid>
      <author>Muhammet Ali TEKİN</author>
      <description>Çalışmamızda Necmettin Erbakan’ın, Milli Görüş davasının anlaşılmasında model olarak sahâbeyi de kullanmasını Ebû Eyyûb el-Ensârî örnekliğinde ele alacağız. Sahâbenin örnek gösterilmesi ve asr-ı saâdetin gündeme getirilmesi; Hak-batıl mücadelesine ve mücadelenin devam ettiğine dikkat çekmek açısından oldukça önemlidir. Dolayısıyla burada, söz konusu Milli Görüş davasının türedi-nevzuhûr bir hareket olmadığı; kökü İslâm’ın tarihî köklerine dayandığına dair bir çaba olarak anlaşılabilecektir. Fakat burada önemli olan liderin başta olmak üzere hareketin, verilen örnekle ne kadar uyumlu hareket ettiğidir. Bu da Necmettin Erbakan’ın sahâbe tasavvurunu tespit etmek açısından önemlidir. Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’e ilk bîat edenlerden olmasıyla, bağlılığı; Mihmândâr-ı Nebî olarak, nezâketi; bir hadisi öğrenmek için Mısır’a gitmesiyle, ilme olan düşkünlüğü; ‘…Kendinizi tehlikeye atmayınız..’ âyeti bağlamında ‘tehlike’nin Allah yolunda (geri) durmak ve hayırlı işlerde ileri atılmamak oluğuna dair anlayışıyla, cihat tasavvuru; ‘Fetih Hadisi’ndeki müjdeye nail olabilmek adına ilerlemiş yaşına rağmen İstanbul’a kadar gelmesiyle, imanı ve ilmi ile amel etmesi; surların dibine defnedilmesiyle de Anadolu’nun İslamlaşması ve İslam kalmasına katkısının olması, bir başka ifadeyle Anadolu’ya ruh vermesi itibariyle örnek olmuş, bu vasıfları sebebiyle ismi ve mesajı yüzyıllar ötesine kadar taşınmış önemli bir sahâbîdir. Necmettin Erbakan, Asr-ı saâdet, sahâbe ve Müslüman lider şahsiyetlere başta olmak üzere tarihî olaylara dikkat çekerken kendisinin İslâm’a; İman, sadâkat, ilim ve cihad gibi İslâmî değerlere bağlı olduğunu ve liderliğini yaptığı Milli Görüş Hareketi’nin de türedi bir hareket olmadığını ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın Zarif Devletçilik ve Üslup Anlayışı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20337</guid>
      <author>Emine AKBAŞ DEMİRKAN</author>
      <description>Hiç şüphesiz siyaset ve incelik ayrılmaz bir bütündür. Günümüzde kirli siyaset yapılanmaları nedeniyle hayati bağlantılarla birbirini besleyen bu iki olgu ayrı düşmüş, unutturulmuştur. Zarefetin eksik olduğu kaba yönetimler kitleleri uzunca bir süredir kendi rengine boyamaktadır. Yeteneksiz tecrübesiz, hiç bir dayanağa yaslanamayan ve içi boş siyaset yaklaşımları kitlelerin celladı olmaktadır. Merhametsiz siyaset de bu köksüz, maddeci yapılanmanın en belirgin sonucudur. Bu gün sadece madde kavramı ile şekil bulan batı kökenli siyaset modelleri halka, refah ve huzur getirme kuru vaadinden öteye gidememektedir. Çünkü bu söylevler, tamamen çıkar ilişkisi üzerine kurulu bir düzenin içinde, öylece hayat bulmuştur. Oysa halklar için refah, huzur, adalet, getirecek siyaset, sadece madde kavramı ile beslenen değil, aynı zaman da maneviyat ile birlikte kök salarak ete kemiğe dönüşerek şekillenen siyaset modelledir. Bu iki kavram üzerine hayat bulan o aranan modeli hayal eden ve tasarlayan çok yönlü siyasetçiler de yok değil siyaset arenasında. Bu iki kavram üzerine inşa edilmiş ergonomik model önerilerine örnek olacak bir isim geçti türk siyasetinden. O mümtaz şahsiyet farklı kesimlerin ortak kanısı ile mutabık kalınarak bu gün bile parmakla gösterilebilen bir isim olan, Profösör Doktor Necmettin Erbakan’dır. “Önce ahlak ve maneviyat “ söylevi ile yola çıkarak, siyaseti arındırma hülyasını kuran Profosör Doktor Necmettin Erbakan, türk siyasal tarihine, tüm özverisiyle eskimeyecek bir model armağan etmiştir. Bu model “gülümseyen siyaset” modelidir. Erbakan siyaseti, 21. yüzyılın köhnemiş sosyal ilişkilerine yaşamını yitirmesine rağmen halen taze kan olmaktadır. Çünkü insanlık ideolojik ve ekomonik kaygılar nedeniyle ruhunu ve bedenini savaşlara teslim etmiştir. Bu savaşlarda yarını olacak neslini yok etmektedir. Erbakan siyasetinini söylevlerini araştırdığınızda barış, huzur, saadet, kokmaktadır. Onun siyaset dili incelendiğinde, günümüzde kuru söz dalaşından öteye gidemeyen, dayanaksız, gücün hükmüyle dillendirilen avam siyasetini kabul etmeyen üslup tarzı resmedilmektedir. Çünkü tüm bu avam siyaseti, betimlemelerin aksine, onun siyaseti usta bir zekanın ürünü, akılcı, köklü, zarif, üst düzey söylevleriyle süslediği, uslup ustalığıyla siyasetdaşlarına fark atarak, güncelliğini bugün bile korumaktadır. Çalışmamız Erbakan’ın Türkiye’de ve dünyada unutulmuş ve aranan siyaset uslubunu ele-alarak söylevlerini günyüzüne çıkarmaktadır. Aynı zamanda çalışmamız, hocanın zarif devletçilik anlayışını, yaşamında kurulmasına öncülük ettiği kurumların bu geleneği ne kadar koruduklarına dair detayları da analiz etmeyi hedeflemektedir. Bu doğrultuda karşılaştırmalı incelemeler yapıldıktan sonra günümüz siyasetçilerinin üslup hatalarını da dikkate alarak, çeşitli tavsiye ve öneriler sunulacaktır. Makalemizde yer verilen bu analizler sayesinde günümüz siyasetçilerine model olması, farkındalık oluşturması ve ışık tutması, hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


