






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2017 Sayı Volume 12 Issue  6</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=332</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Ebeveynlerin Erken Çocukluk Dönemindeki Çocuklarının Eğitim Deneyimleri Konusundaki Memnuniyeti</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20243</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20243</guid>
      <author>Emine AHMETOĞLU, İbrahim H. ACAR</author>
      <description>Anne-babalar için çocuklarının iyi bir yaşam sürmesi ve iyi bir eğitim alması önemlidir. Çocukların okulda geçirdikleri süre ile birlikte aile katılımları ile evde devam eden eğitim sürecinin değerlendirmesi ise çoğunlukla öğretmenler tarafından yapılmaktadır. Alan yazın incelendiğinde çocukların edindikleri eğitimsel deneyimlerin anne ve babaların bakış açısıyla etkili ve nesnel biçimde değerlendirilmesi ile ilgili eksikler olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı ebeveynlerin, erken çocukluk dönemindeki çocuklarının eğitim sürecindeki deneyimlerini nasıl algıladıklarını incelemektir. Bu amaç kapsamında Fantuzzo, Perry ve Childs tarafından 2006 yılında geliştirilen “Parent Satisfaction with Educational Experiences” Eğitimsel Deneyimlerdeki Ebeveyn Memnuniyeti Ölçeğinin (EDEMÖ) adlı ölçme aracının, Türkçe uyarlaması ve geçerlik-güvenirlik analizleri yapılmıştır. Araştırma verileri İstanbul İl Merkezinde bulunan, orta ve üst sosyo-ekonomik düzeyde, yaş ortalaması 60.27 (SS= 9.71) olan, okul öncesi eğitim alan, 442 çocuğun ebeveyninden elde edilmiştir. Araştırmanın ilk adımı EDEMÖ’nin, Türk diline ve kültürüne uyarlanmasını gerçekleştirmek olmuştur. Elde edilen veriler rastgele iki parçaya bölünmüş, yarısıyla açımlayıcı faktör analizi, diğer yarısıyla da doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi, Birleşik Devletlerde üzerinde çalışılan ölçeğin orjinalinin aksine, ebeveynlerinin öğretmenle iletişim deneyimleri ve sınıf/okul iletişimi deneyimlerinden memnuniyetinin iki faktörünü vermiştir. Doğrulayıcı faktör analizi de iki faktör altına düşen AFA’daki tüm maddeleri içeren 2 faktörlü bir model ortaya çıkarmıştır. İki faktörlü modelimiz verilere yeterince uyum sağlamıştır χ2 (53) = 180, 98, p&lt;.001; CFI= .93; TLI= .91; RMSEA= .07 [.062-.086]; SRMR= .04. Ebeveynler okul ve sınıf deneyimlerini ayrı ayrı yapılar olarak algılamak yerine birlikte algılamışlardır. Okul/sınıf deneyimleri ve öğretmenle iletişim deneyimlerinden oluşan iki yapı kabul edilebilir derecede geçerlilik ve güvenirlilik sonuçlarına sahiptir. Erkek çocukların ebeveynleri kız çocuklarının ebeveynlerine göre öğretmenlerle daha fazla iletişim deneyimine sahiptir. Faktör analizleri düşünüldüğünde, EDEMÖ’nün Türk ebeveynlerle kullanılabileceği görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aday Öğretmen Yetiştirme Sistemi Üzerine Aday Öğretmenlerin Değerlendirmeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20251</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20251</guid>
      <author>Sedat ALTINTAŞ, İzzet GÖRGEN</author>
      <description>Ülkemizde 2016 yılı Şubat ayında farklı branşlarda yapılan atamalarla 30 bine yakın aday öğretmen eğitim sistemine katılmıştır. Aynı zamanda aday öğretmenlik sürecini yeniden tanımlayan bir düzenleme yapılmış ve uygulamaya geçilmiştir. Aday öğretmenler, adaylıklarının ilk altı ayında yetiştirme sürecine tabi tutulurlar. Aday öğretmenler, adaylık süreçlerini atandıkları okullar yerine kendi tercihlerine uygun olarak farklı illerde geçirme olanağına sahiplerdir. Her bir aday öğretmenin deneyimli meslektaşları arasından belirlenmiş bir danışmanı bulunmaktadır. Aday Öğretmen Yetiştirme Programı modelinin uygulamaya nasıl yansıyacağını, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin gereksinimlerini ne ölçüde karşılayacağını incelemek önemli görülmektedir. Bu bağlamda bu araştırmanın amacı, aday öğretmen yetiştirme sürecinin aday öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesidir. Bu araştırma aday öğretmenlerin aday öğretmen yetiştirme sürecine ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla nitel araştırma yaklaşımına göre desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2016 yılı Şubat ayında öğretmenlik mesleğine ilk defa atanmış 10 aday öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin elde edilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanan açık uçlu sorulardan oluşan görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizinde bilgisayar destekli nitel veri analizi programı olan NVivo 11 programı kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre öğretmenler bu süreci mesleki tecrübe kazanımı olarak görmekte iken bazıları zaman kaybı ve bazıları da öğretmenlik ile stajyerlik arasında sıkışmışlık olarak görmektedirler. Öğretmeler bu süreç boyunca mesleki tecrübe, sınıf içi iletişim, ders anlatma, problem çözme, idari işlerin uygulanışı hususlarında gerekli becerileri kazandıklarını belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deutsch als Fremdsprache im Tourismus</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20234</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20234</guid>
      <author>Doğu ATAŞ, Ayten GENÇ</author>
      <description>Die vorliegende Arbeit hat zum Ziel, Vorschläge und Hinweise zur Erstellung eines tourismusbezogenen Lehrwerks für Deutsch als Fremdsprache (DaF) in Anlehnung an die durchgeführten Untersuchungen zu geben. Hierfür werden sowohl die Sprechintentionen als auch die Redemittel ermittelt, welche zwischen den deutschsprachigen Touristen und den türkischen Mitarbeitern in der Tourismusbranche wie Kellner, Rezeptionisten und Animateure vorkommen. Die Daten wurden im Rahmen einer qualitativen Forschungsarbeit mit teilstrukturierten Interviews erhoben. Die Interviews wurden mit siebzehn Experten im Jahr 2013 durchgeführt, die in unterschiedlichen Bereichen der Tourismusbranche tätig sind. Experten aus folgenden Berufsgruppen wurden interviewt: fünf Personen arbeiten als Rezeptionisten in einem Hotel, eine Person als Kundenbeziehungsmanager, zwei Personen als Kellner, zwei Personen als Barkeeper und weitere zwei Personen als Animateure. Außerdem wurden Interviews mit zwei Hoteldirektoren, einem Reisebüroleiter, einer Betriebsleiterin und einem Wirtschaftsdirektor geführt. Die Datenauswertung und –darstellung der Experteninterviews erfolgte durch die NVivo 8 Software. Das Datenmaterial wird mittels induktiver Kategorienbildung im Rahmen der zusammenfassenden qualitativen Inhaltsanalyse ausgewertet. Zuerst wurden die Interviews mehrmals durchgelesen, um die Daten auf jene Information zu reduzieren, die für die Analyse wichtig sind. Danach wurden sie nach Berufsgruppen (Kellner, Rezeptionisten und Animateure) kategorisiert. In einem weiteren Arbeitsschritt wurden die Daten in Subkategorien eingeteilt. Bei der Analyse wurden zahlreiche Sprechabsichten und Redemittel festgestellt, welche nach Berufsgruppen (Kellner, Rezeptionisten und Animateure) kategorisiert wurden.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgütsel Bağlılık: Kavramsal Çerçevesi ve Eğitim Örgütleri Açısından Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20230</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20230</guid>
      <author>Ahmet AVCI</author>
      <description>Örgütlerin varlıklarını devam ettirmeleri, hedeflerine ulaşmaları ve başarılı olabilmelerinde çalışanların performansı kritik rol oynamaktadır. Çalışanların performansı da büyük oranda kurumlarına olan tutumları çerçevesinde şekillenmektedir. Bu noktada örgütsel bağlılık kavramının önemi ve gerekliliği karşımıza çıkmaktadır. Örgütsel bağlılığı yüksek olan çalışanlar, kurumlarıyla özdeşleşmekte, kurumlarının hedef, norm ve değerlerini içselleştirmekte ve kendilerini kurumda kalıcı olarak görebilmektedirler. Bundan dolayıdır ki yarım asırdan fazla bir süredir örgütsel bağlılık kavramı özellikle yönetim bilimlerinin temel konularından biri olmuştur. Kurumların verimli ve başarılı olabilmeleri adına örgütsel bağlılık kavramı ve ilişkili oldukları değişkenlerle ilgili pek çok araştırma yapılmış ve önemli sonuçlar elde edilmiştir. Benzer şekilde otuz yılı aşkın bir süredir konu eğitim örgütlerinde de tartışılmaya başlanmış ve konuyla ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Eğitim örgütlerinde istenilen sonuçların elde edilmesi ve beklenen çıktılara ulaşılabilmesi adına örgütsel bağlılığın çok kritik bir rol üstlendiği araştırmalar neticesinde ortaya konulmuştur. Örgütsel bağlılığı yüksek olan okul yöneticileri ve öğretmenlerin, sağlıklı ve verimli bir eğitim-öğretim ortamının oluşmasında, sürdürülebilir başarının elde edilmesinde, akademik ve kişisel gelişimi istenilen seviyede olan, kendisiyle barışık ve özgüveni yüksek öğrencilerin yetiştirilmesinde çok önemli rollerinin bulunduğu açık şekilde ortaya konulmuştur. Böylesine önemli bir kavram olan örgütsel bağlılığın kazanılması zor ve uzun süren bir çabayı gerektirmekte, kaybedilmesi ise kolay ve hızlı olabilmektedir. Bu tespitlerden hareketle bu makalenin amacı; örgütsel bağlılığın kavramsal çerçevesini sunmak; yapısı ve alt boyutları hakkında bilgi vermek, kişisel ve örgütsel açıdan etkilerini belirtmek, eğitim örgütleri açısından bazı çıkarım ve önerilerde bulunmaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Dersinde Kullanılan Kitapların Değerler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19681</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19681</guid>
      <author>Hasan AYDEMİR, Aslıhan ÖZEL</author>
      <description>Son yıllarda bireylerde görülen olumsuz davranışlardaki artış, birçok ülkede değerler eğitimine verilen önemin artmasına sebep olmuştur. Eğitim kurumları, küçük yaşlardan itibaren verdiği eğitimin içine değerler eğitimini de alarak, bireylerin sağlam karakterler oluşturmalarına yardımcı olmaya çalışmaktadır. Haftalık ders programında her derse ayrılan ders saati farklıdır. Türkçe dersinin haftalık ders sayısı diğer derslerden daha fazla olması, derste değerlerin öğrencilere daha fazla iletimine olanak sağlamaktadır. Türkçe dersinin işlenişinde önemli bir yere sahip olan metinler, değerlerin öğrencilere kazandırılmasında oynamaktadır. İlkokul, ortaokul ve liseye ait ders kitapları Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın onayı alındıktan sonra Tebliğler Dergisi’nde yayınlanmaktadır. 2014-2015 Eğitim Öğretim yılında dördüncü sınıf Türkçe dersinde okutulmak üzere belirlenen yirmi yayın evine ait Türkçe ders kitabı Ocak 2014’te 2676 Sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayınlanmıştır. Bu kitaplardan Milli Eğitim Yayınlarına ait olanı Ankara, Adana, Afyon, İzmir, Uşak, Gaziantep, Aydın, Manisa, Konya, Osmaniye ve Şanlıurfa olmak üzere on bir ilde; Cem Veb Ofset Yayınlarına ait Türkçe ders kitabının ise diğer yetmiş ilde okutulmasına karar verilmiştir. Çalışmada bu iki yayınevine ait dördüncü sınıf Türkçe ders kitabı, öğretmen kılavuzu ve öğrenci çalışma kitaplarında yer alan metinlerde bulunan değerler tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmada kullanılan kitaplarda değerler tespit edilirken, eğitimde bütünlük ilkesinden yola çıkarak Sosyal Bilgiler Dersi (4-7.sınıflar) Öğretim Programı’nda yer alan 20 değer esas alınmıştır. Bu değerler ‘’ adil olma, aile birliğine önem verme, bağımsızlık, barış, bilimsellik, çalışkanlık, dayanışma, dürüstlük, duyarlılık, hoşgörü, estetik, misafirperverlik, özgürlük, sağlıklı olmaya önem verme, saygı, sevgi, sorumluluk, temizlik, vatanseverlik, yardımlaşma’’ dır. Araştırma doküman incelemesine dayalı nitel yöntemle gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre belirlenen kitaplarda bulunan metinlerde en çok duyarlılık, bilimsellik, sağlıklı olmaya önem verme, çalışkanlık, sevgi, hoşgörü ve vatanseverlik değerleri, en az ise temizlik, yardımlaşma, bağımsızlık, misafirperverlik ve özgürlük değerlerinin yer aldığı görülmüştür. Belirlenen değerlerden metinlerde yer almayan değer bulunmamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Teknolojinin Dil Öğretiminde Kullanımı: Lisans Seviyesinde Verilen Bir Bilgisayar Destekli Dil Öğretimi Dersinden Yapılan Çıkarımlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20248</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20248</guid>
      <author>Ali BOSTANCIOĞLU</author>
      <description>Teknoloji takip edemeyeceğimiz bir hızda ilerlemeye devam ederken hükümetler eğitim kalitesini arttırmak amacıyla, teknolojinin eğitim öğretim faaliyetlerinin bir parçası olması için yatırımlar yapmaya yönelmektedirler. Ancak teknolojinin eğitim-öğretim faaliyetlerine olumlu katkılar yapabilmesi için hem teknolojinin hem pedagojinin hem de alan bilgisinin doğru bir biçimde harmanlanması gerekmektedir. Literatürde öğretmenlere sunulan hizmet içi eğitimlerin teknolojinin etkili bir şekilde kullanılması için yeterli olmadığı ve teknolojinin eğitim-öğretim faaliyetlerinde kullanımına yönelik eğitimlerin öğretmen yetiştirme programlarının bir parçası haline gelmesi gerektiği tartışılmaktadır. Bu kapsamda bu çalışmada lisans seviyesinde 22 üçüncü sınıf İngilizce öğretmen adayına bir yarıyıl boyunca verilmiş olan Bilgisayar Destekli Dil Öğretimi (BDDÖ) dersinin adaylar üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada niteliksel vaka çalışması yöntemi takip edilmiş ve isimsiz geri dönütler, alan notları ve öğrencilerin hazırlamış oldukları teknoloji destekli ders planları veri olarak toplanmıştır. Elde edilen sonuçlar İngilizce öğretmen adaylarının yarı yıl sonunda teknolojiyi eğitimsel amaçlarla kullanmaya yönelik öz-güvenlerinin ve öz-yeterliliklerinin artmış olduğunu ancak bir kaç istisna dışında pek çok ders planında teknoloji kullanımının bir eklenti (add-on) olmanın ötesine geçemediğini ortaya koymuştur. Bu durumun düzeltilebilmesi için teknoloji kullanımı konusunda öğretmen adaylarına verilen teorik ders sayısının azaltılması ve daha fazla pratik yapabilecekleri uygulamalı ders sayısının arttırılması sonucuna varılmıştır. Bu sonuçlar aynı zamanda teknoloji, pedagoji ve alan bilgisine harmanlamaya yönelik eğitimlerin öğretmen adayı yetiştirme programlarının bir parçası haline gelmesi gerektiğini savunan araştırmacıları destekler niteliktedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Psikolojik Sermaye Düzeyleri İle Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Arasındaki İlişkinin Yapısal Eşitlik Modeli İle İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20265</guid>
      <author>Hasan BOZGEYİKLİ, Ahmet AVCI , Bilgin NAVRUZ</author>
      <description>Öğretmenlerin örgütsel psikolojik sermaye düzeyleri ile örgütsel vatandaşlık davranışları arasındaki ilişkinin yapısal eşitlik modeli kullanılarak incelenmesini amaçlayan bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya 2016-2017 eğitim öğretim yılı içerisinde İstanbul’da M.E.B.’na bağlı okullarda öğretmenlik yapan %62,2’si (346 kişi) kadın, %37,8’i (210 kişi) erkek toplam 556 öğretmen katılmıştır. Araştırma verilerini toplamak amacıyla “Örgütsel psikolojik sermaye ölçeği” ve “Örgütsel vatandaşlık davranışı ölçeği” kullanılmıştır. Çalışmada öncelikle kullanılan ölçeklerle toplanılan verilerin geçerlilik güvenilirlik çalışmaları yapılmıştır. Verilerin geçerlilik ve güvenilirliği sağlandıktan sonra araştırmanın temel amacına cevap vermek için yapısal eşitlik modeli (YEM) kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik model sonuçları CFI, RMSEA, ve SRMR değerleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Kurulan modelde, örgütsel vatandaşlık davranışının alt boyutları olan yardımlaşma, centilmenlik, vicdan ve sivil erdemin örgütsel psikolojik sermayenin alt boyutları olan iyimserlik, psikolojik dayanıklılık, umut ve özyeterlik arasındaki ilişkiler değerlendirilmiştir. Araştırma bulguları veri toplamak amacıyla kullanılan ölçeklerin geçerli ve güvenilir olduğunu ortaya çıkarmıştır. Çalışmada kurulan yapısal eşitlik modeli için hesaplanan uyum indeksleri modelin veriye uygun olduğunu göstermiştir. Buna göre öğretmenlerin örgütsel psikolojik sermaye düzeylerinin örgütsel vatandaşlık davranışlarını anlamlı düzeyde yordadığı sonucu bulunmuştur. Bu bulguya göre öğretmenlerin sahip oldukları psikolojik sermaye düzeyleri arttıkça, kendilerinden beklenen örgütsel vatandaşlık davranışlarında da belirgin bir yükseliş olmaktadır. Elde edilen sonuçlar ilgili literatür ışığında tartışılmış ve ileriye dönük önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Başlangıç Piyano Metotlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20123</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20123</guid>
      <author>Tuğba ÇAĞLAK, Nevhiz ERCAN</author>
      <description>Piyano eğitiminin başlangıç aşamasından itibaren, müzikal ve teknik beceriler ile uygulamaların, bir bütün olarak sistematik bir şekilde yürütülmesi, bu alanların birbirlerini destekleyerek istenilen öğrenme düzeyine ulaşılmasını sağlar. Piyano dersine yeni başlayan öğrencinin bireysel özelliklerine göre, kullanılacak öğretim yöntemleri, iletişim, yaklaşım, ders süresi gibi unsurlar değişiklik göstereceği gibi, başlangıç piyano metotları da farklılık gösterecektir. Bununla birlikte, öğrencinin ilgisini çekecek materyal ve etkinliklere de yer verilerek etkili bir öğrenme ortamı oluşturulması önemlidir. Piyano eğitim sürecinin en önemli materyali olarak bilinen başlangıç piyano metotlarının, öğrencinin yaş grubuna, algı düzeyine ve seviyesine uygun olması gerekmektedir. Alanyazın incelendiğinde, başlangıç piyano metotları ile ilgili çalışmaların sınırlı sayıda olduğu tespit edilmiştir. Var olan çalışmaların ise genellikle aynı metotlar üzerinde yapıldığı görülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın amacı, farklı kültürlere ait başlangıç piyano metotlarının incelenmesi ve metotlarda bulunması beklenen niteliklerin belirlenerek, bu sayede başlangıç piyano eğitiminde farklı metotların kullanımının önemini vurgulamaktır. Bu araştırma nitel bir çalışma olup döküman inceleme yoluyla literatür taranmış ve başlangıç piyano eğitiminde kullanılan metotlara ulaşılmıştır. Araştırmanın evrenini çocuklar için başlangıç piyano metotları oluşturmaktadır. Seçkisiz olmayan örnekleme yöntemlerinden, amaçsal örneklemenin maksimum çeşitlilik yöntemiyle örneklem grubu belirlenmiştir. Araştırma kapsamını oluşturan metotlardan elde edilen verilerin analizi için, içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda sonuçlar yorumlanıp, öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Bilimleri Öğretmenlerinin Sahip Olduğu Biyoetik Değerlerin Belirlenmesi Üzerine Bir Çalışma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20221</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20221</guid>
      <author>Özge CEYLAN, Ünsal UMDU TOPSAKAL</author>
      <description>Araştırma fen bilimleri öğretmenlerinin güncel konular hakkında sahip oldukları biyoetik değerlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2016- 2017 eğitim öğretim yılında Türkiye'de çeşitli şehirlerde Fen Bilimleri Öğretmenliği yapmakta olan 38 kadın ve 12 erkek (N=50) katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Samancı (2009) tarafından geliştirilen Biyoetik Değer Envanteri kullanılmıştır. Envanter on senaryodan oluşmaktadır ve günümüzde sıkça karşılaşılan ikilemleri içermektedir. Senaryo konuları biyoteknoloji, prenetal genetik tanı ve kürtaj, üreme teknolojileri, GDO'lu ürünler, genetik tarama testi ve embriyoloji teknolojilerinden oluşmaktadır. Verilerin analizinde öğretmenlerin senaryoya verdikleri cevaplar için betimsel istatistik kullanılmış ve bunun yanında da cinsiyete göre biyoetik değer farklılığı olup olmadığını belirlemek amacıyla SPSS paket programı ile Ki- kare testi uygulanmıştır. Envanterde bulunan on senaryo için öğretmenlerin sahip oldukları etik değerler (yararcı, hak, adalet, erdem, koşulcu, din temelli, doğalı tercih etme, bilim temelli, insanı üstün tutma) yüzdelik oranları hesaplanarak ortaya çıkarılmıştır. Cinsiyete göre biyoetik değerlerde ise farklılaşma yalnızca 6. senaryoda görülmüştür, diğer senaryolarda cinsiyete bağlı herhangi bir farklılık bulunmamıştır. Yapılan araştırmalar göstermektedir ki fen bilimleri öğretmenlerinin biyoetik eğitimine sahip olmaları, biyoetik konular üzerindeki düşünceleri gelecek nesilleri etkileyecektir. Biyoetik eğitiminin öneminin gittikçe arttığı düşünüldüğünde, çalışmanın birçok araştırmaya kaynaklık edeceği beklenmektedir. Çalışma bu açılardan önemli hale gelmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihsel Süreçte Rus Eğitim Sistemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20261</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20261</guid>
      <author>Sabri ÇELİK</author>
      <description>Bu çalışma, Rus Eğitim Sistemi’nin IX. Yüzyıldan başlayarak tarihsel süreç bağlamında geçirdiği dönüşümleri, yaşanan kırılmaları ve bugünkü eğitim sistemini incelemektedir. Araştırma, tarama modelinde bir çalışma olup, Rus dilindeki orijinal kaynaklar ağırlıklı olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Araştırmada Türkçe kaynakların yetersizliği, Rusça kaynakların ve Rusya’nın resmi dokümanlarındaki istatistiksel verilerin kısıtlılığı gibi sınırlılıklar gözlenmiştir. Rus Eğitim Sistemi Rusya’nın geçirdiği tarihsel süreçlere paralel olarak inişli çıkışlı bir yol almıştır. Araştırmada elde edilen genel sonuca göre ülkede yaşanan çalkantılı dönemlere ve dünya savaşlarına rağmen modern eğitim kurumları ve belirli eğitim standartları yakalanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İletişimsel Edinç ve Yabancı Dil Olarak Türkçede Dilbilgisi Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20256</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20256</guid>
      <author>Betül ÇETİN</author>
      <description>Yabancı dil öğretiminin amacı, dil öğrenenlerin kısa sürede ve kalıcı şekilde dili anlamasını ve kullanmasını sağlamaktır. Dil öğretiminde etkililiği ve verimliliği sağlamak için hedef dildeki yapıların öğretimi önem taşımaktadır. Dilbilgisi öğretimi açık ya da örtük yolla gerçekleştirilebilir ancak önemli olan öğretimin uygun bağlamlarla yapılmasıdır. Dilbilgisi öğretiminin bağlamdan bağımsız yapılması, öğreniciye sınıf içinde öğrendiklerini sınıf dışında nasıl kullanacağı yönünde bilgi sağlamaz. Öğrenicinin uygun bağlamda uygun dil kullanımını sağlamak, girdilerin iletişimsel edince yönelik olarak sunulmasıyla mümkün olabilir. Dilbilimin dolayısıyla yabancı dil öğretiminin önemli kavramlarından olan iletişimsel edinç ve iletişimsel edinç bileşenleri dilbilgisi öğretimi için bağlamın oluşturulmasında yol gösterici olarak kullanılabilecek ölçütler sağlamaktadır. İletişimsel edinç ve dilbilgisi öğretiminde kullanılan üç boyutlu dilbilgisi şemasının birbirileriyle örtüştüğü noktalar bulunmaktadır. Bu çalışmada, bağlam oluşturma aşamasında göz önünde bulundurulması gereken bileşenler tartışılmaktadır. Kavramlar ortaya atıldıkları dönemden günümüze kadar ele alınış biçimleriyle açıklanmış ve üç boyutlu dilbilgisi şemasında yer alan biçim-anlam-kullanım bölümleri, iletişimsel edinç bileşenlerinden dilsel edinç, sosyokültürel edinç, söylem edinci, dilsel edinç, söz örüntüsü edinci, etkileşimsel edinç ve stratejik edinç ile eşleştirilmiştir. Bileşenlerin birebiriyle olan ilişkileri şemalaştırılarak somutlaştırılmış ve taslak bir içerikle bağlam oluşturmada nasıl yol gösterici olarak kullanılabilecekleri örneklendirilmiştir. İletişimsel edinç ve dilbilgisi öğretiminin somut olarak bağlantılandırılabilmesi için yabancı dil olarak Türkçe öğretimine yönelik bir örnek içeriğe yer verilmiştir. “eylem+Abil+ir MI+kişi eki?” yapısı seçilmiş ve karşılıklı konuşma bağlamında izin alma işleviyle kullanımına yönelik taslak oluşturulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Eğitiminde 3D Animayonlar ile Soyut Konu ve Kavramların Öğretilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20237</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20237</guid>
      <author>İsak ÇEVİK, Aytürk KELEŞ , Ali KELEŞ</author>
      <description>Bilişim Teknolojilerinin sürekli gelişim göstermesi yaşamımızın her alanında kullanılmasına, eğitim sistemimizin de ayrılmaz bir parçası haline gelmesine neden olmuştur. Bu teknolojilerin eğitim sistemine entegre edilmesiyle eğitim ve öğretimin önemli sorunları çözülerek daha etkin ve verimli bir hale getirilebilir. Bu çalışmada Fen eğitiminde soyut ve öğrenilmesi zor olan kavram ve konuların öğretilmesi için 3D teknolojileri ile geliştirilen animasyonlar nasıl kullanılabilir? Sorusuna cevap bulunmaya çalışılmıştır. Bu amaçla örnek olarak 5.sınıf Fen ve Teknoloji dersi müfredatında yer alan “Maddenin Değişimi” konusuna ait bazı soyut konu ve kavramlar seçilmiş ve 3D Modelleme teknolojilerinden 3DsMax ve oyun geliştirme teknolojilerinden Torque3D kullanılarak öğretim animasyonları geliştirilmiştir. Ortaokul 5. sınıftan 80 öğrencinin katılımıyla bilgisayar başında yapılan üç saatlik uygulamada Erime, Donma, Kaynama, Buharlaşma, Yoğuşma, Süblimleşme, Kırağılaşma, Genleşme ve Büzülme olayları geliştirilen 3D animasyonlar kullanılarak öğretilmiştir. Öğrencilerin uygulama öncesi kavramlar ve konuyla ilgili mevcut bilgileri ön test ile tespit edilmiş ve 3D animasyonlarla öğrenme uygulamasından sonra bilgi düzeyleri son test ile yeniden ölçülmüştür. Öğrencilerin ön testte doğru olarak cevapladıkları ortalama soru sayısı 7 iken uygulama sonrası son testte cevapladıkları ortalama doğru sayısı 10’a yükselmiştir. Bu sonuçların birbirinden istatistiksel olarak farklı olup olmadığı t testi yapılarak incelenmiş ve elde edilen sonuçlar (t= -11,353; p&lt;0,05) 3D animasyonlarla öğretimin öğrenme performansını anlamlı düzeyde arttırdığını göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhuriyet Dönemi Türkçe Dersi Öğretim Programlarının Konuşma Becerisi Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20148</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20148</guid>
      <author>Musa ÇİFCİ, Zekerya BATUR , Kadir DURU</author>
      <description>İnsan toplumsal bir canlıdır. Bu sebeple, insanların günlük yaşam faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için toplumu oluşturan diğer bireylerle iletişim kurma ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç, bireylerin kişisel ihtiyaçlarının karşılanması kadar, demokratik ve gelişmiş bir toplum yapısının oluşması ve sürdürülebilmesi için de gereklidir. Bu yönüyle iletişim sadece kişilerarası bir alışveriş olmaktan çok, toplumun bütününü oluşturan yapının en önemli malzemesidir. Konuşma, iletişim kurma araçlarından biri ve günlük hayatta en çok kullanılanıdır. Sadece ses yollarının fiziksel özellikleriyle açıklanamayacak kadar karmaşık ve bilişsel bir süreç sonucu oluşan konuşma becerisi, öğretilebilir ve geliştirilebilir bir dil alanı olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkçe dersi öğretim programlarındaki gelişime paralel olarak konuşma becerisi ile ilgili yaklaşım değişikliklerini ve gelişim özelliklerini belirlemek; konuşma eğitimi programının art zamanlı eleştirel bir değerlendirmesini yapmaktır. Konuşma, dil becerileri içerisinde iletişimi sağlamak için en çok kullandığımız beceridir. Bu sebeple de, konuşma eğitiminin programlar içerisindeki ağırlığının ve programlar temelinde hangi yaklaşımlarla yapılmaya çalışıldığının belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, çalışmanın kuramsal altyapısını oluştururken yapılan alan yazın, incelemesinde, Cumhuriyet Dönemi Türkçe Öğretim Programları’nın bu bağlamda ele alınmadığı görülmüştür. Çalışma, bu yönüyle özgünlük taşımaktadır. Konuşma becerisiyle ilgili eş zamanlı çalışmaların yapılmakta olduğu, fakat art zamanlı çalışmalara da ihtiyaç duyulduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Doküman analizine dayanılarak betimsel biçimde yapılan çalışmanın sonuçları bu bağlamda değerlendirildiğinde, konuşma becerisi açısından Cumhuriyet Dönemi Türkçe Öğretim Programları’nda oldukça büyük yaklaşım farklılıkları olduğu görülmekte, bunun yanında program geliştirmeleri yapılırken önceki programların olumlu yönlerinden yeterince yararlanılmadığı anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Öğretmen Adaylarının Akdemik Motivasyonları İle Matematik Öğretimine İlişkin Özyeterlik İnançları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20163</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20163</guid>
      <author>Hacer Elif DAĞLIOĞLU, Hilal GENÇ , Semiha YÜKSEK USTA</author>
      <description>Bu çalışmada, okul öncesi öğretmen adaylarının akademik motivasyonları ile matematik öğretimine ilişkin özyeterlik inançları arasındaki ilişki liseden mezun oldukları okul türü ve öğretmenlik alanını isteyerek seçme durumu değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2015-2016 eğitim öğretim yılında Ankara’da bulunan devlet üniversitelerinden birinde okul öncesi öğretmenliği programına devam eden 116 dördüncü sınıf öğretmen adayı oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Vallerand ve diğerleri (1992) tarafından geliştirilen Karagüven (2012) tarafından Türkçeye uyarlaması gerçekleştirilen Akademik Motivasyon Ölçeği ve Aksu (2008) tarafından geliştirilen Öğretmen Adaylarının Matematik Öğretiminde Özyeterlik İnançları Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda okul öncesi öğretmen adaylarının mesleklerine ilişkin yeni şeyler öğrenme ve bireysel fayda sağlamaya ilişkin içsel ve dışsal motivasyonlarının ve matematik öğretimine yönelik özyeterlik inançlarının yüksek; motivasyonsuzluklarının ise düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca meslek liselerinden mezun olan öğretmen adaylarının daha yüksek içsel motivasyona sahip oldukları belirlenmiştir. Okul öncesi eğitimi alanını isteyerek seçen öğretmen adaylarının isteyerek seçmeyenlere göre motivasyonsuzluk düzeyinin düşük, dışsal motivasyon tanınma düzeylerinin ise daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlara ek olarak; öğretmen adaylarının akademik motivasyonları yükseldikçe matematik öğretimine karşı özyeterlik inançlarının da arttığı görülmüştür. Buna karşın öğretmen adaylarının matematik öğretimine yönelik özyeterlik inançlarının mezun oldukları lise ve öğretmenlik alanını isteyerek seçme durumuna göre farklılaşmadığı belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim: Zorunluluklar İle Beklentiler Arasında Biçimlenen Ayrışmalar Bir Anadolu Lisesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20218</guid>
      <author>Kemal DİL</author>
      <description>Türkiye’de eğitim alanının verili sürecine bakıldığında eğitim olgusunun bir ayrıştırma ve araçsallaştırma aracı olarak işlev gördüğü çeşitli tartışmalara konu olmuştur. Bu açıdan bakıldığında ortaöğretim düzeyinde eğitim-öğretim yapılan kurumlar yaklaşık 150 türe ayrılmıştır. Okul türü sayısının bu kadar çok çeşitli olması, ilk bakışta, çocuğu ilköğretimden mezun bir velinin tercihine sunulmuş bir seçenekler zenginliği olarak görülebilir. Fakat çok yönlü toplumsal eşitsizlikler içerisinde bulunan geniş toplum kesimlerine eğitimli olmanın/okumanın (diploma sahibi olmanın) bir çıkış yolu olarak sunulması ve günümüzde mit haline gelen bu olgu üzerinden eğitim alanının “kar-maliyet” anlayışıyla biçimlenmesi ve rekabet ilişkilerine açılması okul türü çeşitliliğini seçenek zenginliğinin dışında yorumlamalara açmıştır. Bununla birlikte, “okuma/eğitimli olma” mitinin “üniversiteyi kazanma” somutluğunda algılanması, rekabet ilişkilerini daha da anlamlı kıldığı düşünülmüştür. Bu doğrultuda bakıldığında, rekabetin en büyük taşıyıcısı olan sınavlar bir değerlendirme ölçütü olmanın dışında başka anlamlar ve pratikler de içerdiği kanaatini oluşturabilmiştir. Tam da bu nokta da sınavlarda gösterilen “başarı” düzeyi üzerinden ortaöğretim kurumları ve buralardaki eğitim paydaşları “başarılı”, “başarısız” olarak ayrıştırıldığı gözlemlenebilmektedir. Bu kapsamda bu çalışmanın amacı, zorlayan ve bu doğrultuda yaptırım içeren eğitim alanının toplumsal konumları belirlemede, bu konumlar arasındaki ilişkileri düzenlemede ve tüm bunlara meşruiyet oluşturmada ne tür politikaların, pratiklerin ve stratejilerin ortaya konulduğunu sorunsallaştırmaktır. 2010 yılında tamamlanan ve alanda eğitim paydaşlarının deneyimleri üzerinden nitel verilere dayanan “Bir Ayrıştırma Pratiği Olarak Ortaöğretim: Mamak Örneği” başlıklı doktora çalışmamın bu sorunsallaştırmaya yönelik bulgular içerdiği kanısındayım. Bu yönüyle doktora çalışmamdan derlediğim bu bölümde bulgulanan dinamiklerin aradan geçen 6 yıllık süreç temelinde geçerliliğinin ya da değişiminin gözlemlenebilirliği açısından da bu çalışmanın önemli olduğu düşünülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Metinsel Aşkınlık İlişkileri Kuramına Göre Düzenlenen Metin İşleme Süreçlerinin Okuduğunu Anlama Becerisine ve Okuma Tutumuna Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20204</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20204</guid>
      <author>Gülşah DURMUŞ</author>
      <description>Araştırmanın amacı, yedinci sınıf öğrencilerinin Metinsel Aşkınlık İlişkileri Kuramına göre düzenlenen metin işleme süreçleri aracılığıyla okuduğunu anlama düzeylerinde ve okuma tutumlarında bir değişiklik olup olmadığını ortaya çıkarmaktır. Araştırma bu açıdan alanyazında yeni ve önemlidir. Çalışmada karma yöntemin “Açıklayıcı Sıralı Desen”i kullanılmıştır. Bir kontrol (26) ve bir deney (28) grubunda bulunan toplam 54 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen araştırmada kontrol grubunun Türkçe dersleri, İlköğretim Türkçe Dersi (6, 7, 8. Sınıflar) Öğretim Programına (2006) göre deney grubunun Türkçe dersleri ise Metinsel Aşkınlık İlişkileri Kuramına göre gerçekleştirilmiştir. Çalışmada “Okuduğunu Anlama Başarı Testi” ve “Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği” ön test ve son test olarak uygulanmış, süreç değerlendirme testleri kullanılmış, deney grubundaki öğrenciler için hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ile bireysel görüşme yapılmıştır. Nicel olarak elde edilen verilerin analizi; SPSS 23.0 paket programıyla, görüşmeler ise içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma sonucuna göre öğrencilerin Okuduğunu Anlama Başarı Testi son test puanları, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık göstermektedir. Süreç değerlendirme testlerinin üçünün analiz sonuçları, deney grubu lehine anlamlı iken diğer üçünün sonucunun istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı görülmüştür. Okumaya Yönelik Tutum Ölçeği, ön test- son test puanları da istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırma bulgularına göre “cinsiyet”, “anaokulu”, “anne mesleği”, “baba mesleği”, “ailenin aylık geliri”, “evde kitap okuma saati düzenlenmesi” ve “hoşlanılan metin türü” değişkenlerinin; okuduğunu anlama becerisi ve okumaya yönelik tutum üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olan birer bağımsız değişken olmadığı görülmüştür. Ancak “evde kitaplık olması”, okuduğunu anlama becerisi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olan bir bağımsız değişkendir. Araştırmanın nitel boyutunda yapılan uygulamaların (metinler arasılık, ana metinsellik, yan metinsellik, üst metinsellik, yorumsal üst metinsellik etkinlikleri) öğrenciler üzerinde olumlu iz bıraktığı görülmüştür. Deney grubunda yapılan etkinliklerden öğrencilerin en çok sevdiği etkinliklerin “ana metinsellik” etkinlikleri olduğu anlaşılmaktadır. Deney grubundaki öğrencilerin, yapılan etkinliklerden en çok hangisinde zorlandığı konusundaki görüşleri çeşitlilik göstermektedir. Çalışmaya katılan öğrencilerin en çok zorlandıkları etkinliklerin “üst metinsellik” etkinlikleri olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Dijital Öyküleme Deneyimleri: Bir Eylem Araştırması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20178</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20178</guid>
      <author>Güler GÖÇEN KABARAN, Çiğdem ALDAN KARADEMİR</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmen adaylarının dijital öyküleme deneyimlerini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırmada eylem araştırması türlerinden işbirlikli eylem araştırması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Ege Bölgesi’nde bir devlet üniversitesinde Okul Öncesi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı son sınıfta öğrenim görmekte olan sekiz öğretmen adayı oluşturmuştur. İşlem olarak öncelikle öğretmen adaylarına araştırmacılar tarafından dijital öyküleme hakkında bilgi verilmiş, program ve uygulama örnekleri tanıtılmıştır. Daha sonra öğretmen adayları kendi dijital öykülerini oluşturarak staj okullarında uygulama yapmışlardır. Araştırmada verilerin elde edilmesi amacıyla araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve yapılandırılmamış gözlem formları kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde nitel araştırmalarda kullanılan içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının görüşme sorularına verdikleri cevaplar doğrultusunda “dijital öykülemenin tanımı”, “hazırlık aşaması”, “uygulama sırasındaki duyuşsal durum”, “etkili olabilecek uygulama aşaması”, “öğrenci tepkileri”, “öğretmen adaylarına katkıları”, “yaşanılan sorunlar” temaları oluşturulmuştur. Gözlem kayıtlarının analiz edilmesi ile ise “uygulama sırasında gözlenen duyuşsal durum”, “gözlenen uygulama aşaması” ve “gözlenen öğrenci tepkileri” temaları elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre bu araştırmada geliştirilen eylem planının başarıyla uygulandığı ve öğretmen adaylarına mezun olmadan önce yeni ve aktif bir yöntemi uygulama becerisinin kazandırıldığı belirlenmiştir. Bununla birlikte bazı öğretmen adaylarının dijital öykü hazırlarken görselleri bulmada ve ders esnasında öğrencileri kontrol etmede sorunlar yaşadıkları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Bilgisi Öğretmen Adaylarının Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutumlarının Akademik Sahtekârlık Eğilimleri Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20160</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20160</guid>
      <author>Ahmet Hakan HANÇER</author>
      <description>Öğretmenlik yalnızca birtakım bilgilerin aktarılmasını kapsayan bir meslek olmanın ötesinde, genç nesillere değerler kazandırılması hedefini de içeren bir meslektir. Öğretmenlik ve etik biri birine çok yakın kavramlardır. Bu düşüncelerden hareketle çalışmada, Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören fen bilgisi öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının akademik sahtekârlık eğilimleri üzerindeki etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırmada, tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırma, Cumhuriyet Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliğinde 2016-2017 öğretim yılında öğrenim gören 128 öğretmen adayı ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak, “Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği” ve “Akademik Sahtekârlık Eğilimi Ölçeği” kullanılmıştır. Elde edilen verilerden, öğrencilerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ve cinsiyete göre değişip değişmediği t-testi, öğretmen adaylarının akademik sahtekârlık eğilimleri tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ile akademik sahtekârlık eğilimleri arasındaki ilişki ise korelasyon analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının, öğretmenlik mesleğine yönelik tutum puanlarının ortalamanın üzerinde olduğu cinsiyete göre tutum puanları arasında ise kadınların lehine anlamlı bir farkın olduğu, akademik sahtekârlığa kısmen eğilimli oldukları ve öğretmenlik mesleğine yönelik tutum puanları ile akademik sahtekârlık eğilimleri ölçeği alt boyutları arasında ilişki olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki Farklı Tür Çalışan Örnek: Öğretmen Adaylarının Ölçme ve Değerlendirme Dersindeki Problem Çözme Becerilerini Geliştirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20199</guid>
      <author>Lili HURİOĞLU, Akın EFENDİOĞLU</author>
      <description>Bu araştırmanın genel amacı, iki farklı tür İşlevsel Çalışan örnek (İÇö) kullanılan öğretim uygulamalarının öğretmen adaylarının ölçme ve değerlendirme dersindeki problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Araştırmada iki gruplu öntest-sontest deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama süreci bir grupta Metin Temelli İşlevsel Çalışan örnek (MT-İÇö, n=23) diğer grupta ise Formül Temelli İşlevsel Çalışan örnek (FT-İÇö, n=22) kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma gruplarında, ölçme ve değerlendirme dersi kapsamında yer alan başarı puanı, frekans ve yığılmalı frekans, merkezi yığılma ölçüleri, dağılım ölçüleri, Z ve T standart puanları ve dönüşümleri ile madde güçlük ve ayırtedicilik indeksleri konularının öğretimi gerçekleştirilmiştir. Araştırma 5 haftada tamamlanmıştır. Veriler iki aşamalı teşhis testi türünde Ölçme Değerlendirme Başarı Testi (ÖDBT) kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıralar ve Mann Whitney U testleri, nitel veriler için içerik analizi yapılmıştır. Analiz sonuçları, hem FT-İÇö hem de MT-İÇö uygulamalarının öğrencilere problem çözme becerisi kazandırmak açısından etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca, FT-İÇö uygulamasının MT-İÇö uygulamasına kıyasla problem çözme becerisi kazandırma açısından daha etkili olduğunu göstermiştir. Her iki grupta yer alan öğretmen adaylarının problem çözme sürecinde yaşadıkları en önemli güçlüklerin ‘grafik okuma’ ve ‘temel bilgi eksikliği’nden kaynaklandığı belirlenmiştir. Ayrıca, hem MT-İÇö hem de FT-İÇö kullanımında, öğretmen adayının bir problemi çözmek için sadece konuya ilişkin hazırbulunuşluk düzeylerinin değil bunun yanında genel hazırbulunuşluk düzeylerinin de dikkate alınmasının gerekli olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim ve Sağlık Çalışanlarında Psikolojik İyi Oluş ve Özgeciliğin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20174</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20174</guid>
      <author>İsa Yücel İŞGÖR</author>
      <description>Bu araştırma eğitim ve sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluş ile özgecilik düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma ayrıca eğitim ve sağlık çalışanlarının bazı değişkenler (meslek alanı, algılanan mesleki maddi tatmin düzeyi ve algılanan mesleki manevi tatmin düzeyi) açısından psikolojik iyi oluş ve özgecilik düzeyleri arasındaki farklılaşmayı ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmanın çalışma evrenini Erzincan il merkezinde 2015 yılı içerisinde çalışmakta olan sağlık (doktor, hemşire, fizik tedavi uzmanı, sağlık görevlisi) ve eğitim (öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, özel eğitim uzmanı) çalışanları oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma örneklemini ise yaşları 24-56 arasında değişen (X ̅ =33,49, Ss= 8,96) 122’si kız (% 50.4), 120’si erkek (% 49.6), toplam 242 sağlık ve eğitim çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Özgecilik Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; Eğitim ve sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluş ile özgecilik puanları arasında pozitif yönde yüksek bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca eğitim ve sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluş ve özgecilik puanları arasında anlamlı bir farklılaşmanın olmadığı bulgulanmıştır. Algılanan mesleki maddi tatmin düzeyi yüksek olan çalışanların psikolojik iyi oluş puanlarının, diğer çalışanlardan anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu görülmüştür. Son olarak algılanan mesleki manevi tatmin düzeyi yüksek olan eğitim ve sağlık çalışanlarının psikolojik iyi oluş ve özgecilik puanlarının anlamlı düzeyde diğer düzeylerden daha yüksek olduğu bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lise Öğrencilerinin Görsel Sanatlar Eğitimi Alma Durumlarına Göre Sahip Oldukları Mizah Tarzları İle Temel Değer Düzeylerinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20214</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20214</guid>
      <author>Sevtap KANAT</author>
      <description>Bu çalışmada, sanat eğitiminin bireyin hayata bakış açısına, milli ve manevi değerlerin bireye kazandırılmasında etkisinin olup olmadığı sorusuna cevap bulunmaya çalışılmıştır. Bu amaçla Malatya’da 2015-2016 eğitim- öğretim yılında öğrenim gören 148 Güzel Sanatlar Lisesi öğrencisi ile 346 genel lise öğrencilerinden oluşan gruba Schwartz ve arkadaşları tarafından geliştirilmiş Demirutku tarafından Türkçe' ye uyarlama çalışması yapılmış Portre Değerler Ölçeği, Puhlik-Doris ve Martin tarafından geliştirilen ve Yerlikaya tarafından Türkçe’ye uyarlanmış olan Mizah Tarzları Anketi ve araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Elde edilen bulgulara göre; İki olumlu mizah türü olan kendini geliştirici mizah ve katılımcı mizahta kız öğrenciler lehine anlamlı farklılık bulunmuş, saldırgan mizah türünde ise erkek öğrenciler lehine anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Elde edilen bulgulardan bir diğeri ise; öğrencilerin toplam değer puanları ile Kendini geliştirici mizah puanları arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişkinin olmasıdır. Katılımcı mizah puanları arasında ise düşük düzeyde pozitif yönlü bir ilişki vardır. Bu sonuca göre; öğrencilerin değer puanları artıkça olumlu mizah tarzlarından olan katılımcı mizah ve kendini geliştirici mizah puanları da artmaktadır. Öğrencilerin toplam değer puanları ile Kendini yıkıcı mizah puanları arasında düşük düzeyde saldırgan mizah puanları arasında orta düzeyde negatif yönlü bir ilişki vardır. Buna göre öğrencilerin değer puanları artıkça kendini yıkıcı mizah ve saldırgan mizah puanları azalmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf ve İlköğretim Matematik Öğretmen Adaylarının Eleştirel Düşünme Eğilim Düzeylerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19978</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19978</guid>
      <author>Mehmet Ali KANDEMİR</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, sınıf ve ilköğretim matematik öğretmen adaylarının eleştirel düşünme eğilim düzeylerini, eleştirel düşünme eğilim düzeylerine cinsiyet ve sınıf düzeyi değişkenlerinin etkisini belirlemektir. Çalışmada kesitsel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışma, 2014-2015 eğitim-öğretim yılın güz yarıyılında Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi’nde öğrenim gören 549 öğretmen adayıyla yürütülmüştür. Çalışmaya katılan öğretmen adaylarının 240’ı sınıf öğretmenliğinde, 309’u ise ilköğretim matematik öğretmenliğinde öğrenim görmektedir. Veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu ve Facione, Facione ve Giancarlo (1998) tarafından geliştirilmiş olan, Kökdemir (2003) tarafından Türkçeye uyarlanan Kaliforniya Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği (CCTDI-T) kullanılmıştır. Veriler, SPSS 20.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre çalışmaya katılan öğretmen adaylarının genel eleştirel düşünme eğilim düzeylerinin ortalamanın biraz üstünde olduğu belirlenmiştir. Cinsiyetin değişkeninin genel eleştirel düşünme eğilim düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı bulunmuştur. Ölçeğin alt boyutlarında cinsiyet değişkeninin etkisi incelendiğinde analitiklik, açık fikirlilik ve doğruyu arama boyutlarının kadın öğretmen adaylarının lehine, meraklılık boyutununsa erkek öğretmen adaylarınn lehine anlamlı farklılık oluşturduğu görülmüştür. Sistematiklik ve kendine güven alt boyutlarında cinsiyet değişkeni anlamlı farklılık oluşturmamıştır. Ölçeğin genelinden alınan puanlara bakıldığında sınıf düzeyine göre eleştirel düşünme eğilim düzeyleri arasında anlamlı farklılık belirlenmiştir. Anlamlı farklılık 3. ve 4. sınıflara göre 1. ve 2.sınıflar lehine olmuştur. Analitiklik, açık fikirlilik ve sistematiklik alt boyutlarında sınıf düzeyi anlamlı farklılık oluşturmuş anlamlı farklılık 1.sınıflar lehine olmuştur. Diğer alt boyutlarda sınıf düzeyi anlamlı fark oluşturmamıştır. Her iki öğretmen adayı grubu da matematik öğretimi yapacağından, eleştirel düşünmeyle matematik öğretimi arasında ilişki de kurularak elde edilen sonuçlar tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yükseköğretimde Öğrenme ve Öğretme: Dil Öğretiminde Kuram ve Uygulama</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20135</guid>
      <author>Zeynep Gülşah KANİ</author>
      <description>Bu makale, mesleki uzmanlaşma ve öğrenme, değişim, yansıtıcı düşünme, kuram ve uygulamanın yapay ayrımı ve akademik kültür ve bilgi birikimi ile ilgili anlayışımı geliştirdiğim, keşfedici nitel bir sınıf araştırması çalışmasıdır. Asıl öğretmenliğimin arka planı olarak bu kavramların bir alan yazın taramasını sunduktan sonra, uygun yöntemler seçip kullanma ve ders saatlerini tasarlama, düzenleme, inceleme ve değerlendirme yoluyla öğrencilerin öğrenmesini destekleme ve öğretme deneyimimle devam edeceğim. Bunların nasıl eyleme dönüştürüldüğünü göstermek için, Birleşik Krallık’ta uluslararası bir üniversitedeki “Yükseköğretimde Öğrenme ve Öğretme” Programı dolayısıyla misafir öğretim elemanı olarak katıldığım Türkçenin yabancı bir dil olduğu örnek bir sınıfı ve öğretim uygulamalarımı betimleyeceğim. Bu amacı yerine getirmek için, hazırladığım iki ders tasarısını (bir dersle ilgili detaylarla ve oyun, ikili konuşma, canlandırma ve kültür öğelerinden örnekleriyle birlikte), öğretmenlik günlüğü kaydımı, her bir tutanakla ilgili benim ve meslektaşlarımın geribildirimleriyle birlikte, bir öğretim görevlisi tarafından tutulan sınıfıma dair öğretmenlik gözlem kaydını, benim tuttuğum sınıf öğretim görevlisine dair gözlem kaydımı ve öğrenciler için öğretmen değerlendirme belgesini ekledim. Bütün olarak değerlendirildiğinde, bu programda, başkalarının kendi ufuklarını genişletmelerini sağlarken benim de kendi sınırlarımı ve kendimi bildiğim çift taraflı bir değişim süreci yaşadım, bu yüzden bu hem kendim hem de etrafımdakiler açısından fikri olarak yeni ufuklar açan, harekete geçiren ve özgürleştiren bir şeydi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Die Funktionen des Code-Switching im DaF-Bereich mit den Migrantenkindern</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20165</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20165</guid>
      <author>Gönül KARASU</author>
      <description>Die vorliegende Arbeit analysiert das Thema „Code-Switching“, welches in multikulturellen Gesellschaften im sprachlichen Handlungsraum öfters vorkommt, sich unseres Erachtens auch im sprachlichen Handlungsraum an den Universitäten außerhalb des Seminarraums der Deutschabteilungen verwirklicht. Durch diese Analyse wird es bezweckt Bezug auf seine Funktionen und Struktur im und außerhalb des Seminarraums zu nehmen. Diese Forschung gehört zu den Fallstudien. Es wurde mit 3 Migrantenkindern aus Österreich und mit 3 Studenten aus der Türkei, die an der pädagogischen Fakultät an der Abteilung für Fremdsprachendidaktik, am Lehrstuhl für deutsche Sprache und ihre Didaktik studieren, die in einem Saal über ein bestimmtes Thema, die sie aus verschiedenen drei Themen sich auswählen konnten, eine 30 minutige Aufnahme verwirklicht. Diese Aufnahmen wurden nach EXmAralda transkribiert und aus der Sicht der funktional-pragmatischen Methode nach seiner Struktur und Funktion hin untersucht. Die Daten wiesen darauf hin, dass auch im gelenkten freien Diskurs das „Code-Switching“ seinen Platz einnimmt. Code-Switching als eine sprachliche Handlung, das zur Weiterführung des Diskurses beiträgt und zur Verarbeitung des fremdsprachlichen Denkens und sprachlichen Könnens verhilft, könnte durch den bewussten Einsatz außerhalb des Unterrichtsdiskurses zur Bearbeitung des fremdsprachlichen Könnens der Studenten führen. Diese sprachliche Handlung könnte auch dazu behilflich sein, auf das gemeinsame Wissen der Studenten neues Wissen durch die Migrantenkinder effektvoller und produktiver zu übertragen.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sadî Şirazî’nin Bostan ve Gülistan Eserlerinin Yönetimsel Açıdan İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20236</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20236</guid>
      <author>Hatice KAYHAN, Fatoş SİLMAN</author>
      <description>Sadî Şirazî, Fars edebiyatının en önemli isimlerindendir. Şirazî’nin mesnevi tarzında yazdığı ‘Bostan’ ve ‘Gülistan’ edebî açıdan güçlü bir eserdir. Hikmeti temel alan konuları anlatan bu eser, Türk eğitim tarihi açısından önemli kaynaklardandır. Şirazî çeşitli yerleri dolaşmış, gözlemler yapmış ve gördüklerini bu iki esere aktarmıştır. Yaptığı seyahatler, düşüncelerini evrensel bir boyuta taşımıştır. Düşüncelerinde evrensel İslamî özellikler taşıyan Şirazî, riyakâr sofulara da şiddetle karşı çıkar. Büyük bir insan ve tabiat sevgisiyle dolu olan Şirazi, yazdığı bu iki eserde özellikle hoşgörüyü anlattığı öykülere yer vermektedir. 13. yüzyılda yazılmış olan ‘Bostan’ ve ‘Gülistan’daki öykülerin, verdiği mesajlar açısından geçerliliğini koruduğunu görmekteyiz. Türkçe, Almanca ve İngilizce gibi pek çok dile çevrilmiş olan bu eserler, çeşitli konularda araştırmacıların dikkatini çekmiştir. Edebî açıdan da değerli olan ‘Bostan’ ve ‘Gülistan’, İslam coğrafyasında çok okunmuş, özellikle Gülistan, Osmanlı medreselerinde ders kitabı olarak okutulmuştur. Bu çalışmada, pek çok hikmetli, ahlâkî, eğitici nitelikler taşıyan ve Türk eğitim tarihinde, önemli bir yere sahip olan ‘Bostan’ ve ‘Gülistan’ yönetimsel açıdan incelenmiştir. Eserler betimsel analiz yöntemiyle incelenmiş ve yönetimsel açıdan verilen mesajlar, iyi bir devlet yöneticisinin sahip olması gereken özellikler, cümle veya paragraflarla örneklendirilmiştir. Şirazî, bu iki eserde, iyi bir yöneticinin taşıması gereken özelliklerin başında hoşgörü ve insan sevgisinin geldiğini vurgular.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bidemat - Zeki Öğretim Sistemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20240</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20240</guid>
      <author>Ali KELEŞ, Aytürk KELEŞ</author>
      <description>Bu çalışmada pedagojik alan bilgisi, bilişim teknolojileri ve yapay zekâ teknolojilerini bir araya getiren BİDEMAT adında zeki bir öğretim sistemi geliştirilmiştir. Bu sistem öğrencilere zaman ve mekân yani sınıf ortamından bağımsız uzaktan eğitimin mümkün olduğu etkin bir bireysel öğrenme ortamı sunar. Öğretmenlere ise öğrencilerine her zaman ulaşabilmelerini onların öğrenme performanslarını takip edebilmelerini yeni öğrenilecek konularla ilgili materyalleri ve ölçme değerlendirme araçlarını ekleyebilecekleri dinamik bir ortam sunar. BİDEMAT ZÖS sistemi öğrenciyi öğretim süreci boyunca adım adım izleyip değerlendirirken ve akıllı yönlendirme bileşeni sayesinde yönlendirirken öğretmen öğrencilerine daha fazla zaman ayırabilecektir. Çünkü ZÖS öğretmenin belirlediği kurallara göre öğrencileri bireysel olarak yönlendirebilmekte ve öğretmen gerekli gördüğü durumlarda öğrencisine sistem üzerinden ayrıca müdahale edebilmektedir. Bu sayede öğretmen, öğretim ve ölçme değerlendirme sürecinde daha aktif olacak ve önemli derecede zaman kazanacaktır. Böylece öğreticiler rutin öğretim sürecinden çıkarak daha faklı öğretim materyalleri ve içerikler geliştirmek üzerine yoğunlaşabilir yeni kaynaklar oluşturarak öğrenmeyi daha zengin, çekici ve eğlenceli hale getirebilir. Dünyada ve ülkemizde giderek önemi artan uzaktan eğitim sistemleri dikkate alındığında BİDEMAT ZÖS sistemi, FATİH projesi kapsamında bir türlü tam olarak uygulamaya koyulamayan ders yazılımları için önemli bir örnek oluşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmen Adaylarının Salkım Yöntemine İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20252</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20252</guid>
      <author>Emine KİTİŞ, Ali TÜRKEL</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmen adaylarının yazma öğretim yöntemi olarak salkım (cluster, kelime ağı) yönteminin etkililiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Salkım yöntemi çağrışımsal bir yaratıcı yazma yöntemi olarak tanımlanabilir. Kişinin her türlü sınırlamadan arınarak bireysel bir beyin fırtınası yapması, bir konu ya da kavram hakkında çağrışımlar yoluyla salkımlar oluşturması, ardından da bu salkımdan yola çıkarak bir metin üretmesi şeklinde gerçekleşir. Bu araştırmanın çalışma grubunu, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü 1. sınıf öğrencilerinden 35 oluşturmaktadır. Çalışmanın uygulama sürecinde, öncelikle öğrencilere bir ders saatinde salkım yönteminin kuramsal boyutu ve uygulanışı açıklanmış öğrencilerle birlikte bir örnek uygulama yapılmış, ardından beş hafta süreyle iki ders saati boyunca salkım yöntemine dayalı yazma etkinlikleri yapılmıştır. Bu süreç sonunda yarı yapılandırılmış görüşme formlarıyla Türkçe öğretmen adaylarının uygulanan yönteme ilişkin görüşleri alınmıştır. Tarama modelinde olan bu araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formlarından elde edilen veriler, nitel araştırma yöntemlerinden içerik analizi ile belirlenen üç temada (duygu, karşılaştırma, öneri) çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda 35 deneğin 34’ü yazma öğretim yöntemi olarak salkım yönteminin hoşuna gittiğini, 1’i ise yöntemi sıkıcı bulduğunu belirtirmiştir. 29 öğrenci salkım yönteminin yazma sürecine olumlu etkisi olduğu yönünde görüş bildirirken, 4 öğrenci hem olumlu hem olumsuz etkileri olduğunu belirtmiş, 2 öğrenci ise olumsuz görüş bildirmiştir. Bu sayılardan hareketle yönteme ilişkin öğrenci görüşlerinin ağırlıklı olarak olumlu yönde olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Niğde’de Yaşayan Vatandaşların Ömer Halisdemir Üniversitesi’ne Bakış Açısı ve Beklentileri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20247</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20247</guid>
      <author>Aslıhan NAKİBOĞLU</author>
      <description>Bu araştırma, Ömer Halisdemir Üniversitesi’ne yönelik Niğde’de yaşayan vatandaşların bakış açısını incelemek ve vatandaşların sivil toplum kuruluşlarından ve üniversiteden beklentilerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerine göre Ömer Halisdemir Üniversitesi’ne bakış açılarını ve beklentilerini incelemek de araştırmanın diğer amacını oluşturmuştur. Araştırma 2017 yılı Ocak ayı içerisinde Niğde’de yaşayan 404 vatandaş üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veriler anket yöntemi ile toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamında SPSS 22.0 programında gerçekleştirilmiştir. Anketlere ilişkin güvenilirlik ve faktör analizleri yapılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerini belirlemede frekans ve yüzde istatistiklerinden, bakış açılarını ve beklentilerini belirlemede ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Tanımlayıcı özelliklere göre bakış açıları ve beklenti düzeylerinin incelenmesinde ise t testi, tek yönlü Anova testi ve tamamlayıcı olarak da Scheffe testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; Niğde’de yaşayan vatandaşların Ömer Halisdemir Üniversitesi’ne yönelik davranışsal etki boyutu dışında, ekonomik katkı, yöresel imaj, kültürel kaynaşma ve sosyal etki boyutlarında oldukça olumlu bir bakış açısına sahip oldukları saptanmıştır. Katılımcıların üniversiteden yüksek düzeyde beklentilerinin yanında, üniversiteye yönelik olarak yönetici ve sivil toplum kuruluşlarından beklentilerinin daha yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır. Katılımcıların araştırmada ele alınan tüm tanımlayıcı özelliklerine göre üniversiteye bakış açılarında farklılıkların olduğu, cinsiyet ve memleket değişkeni dışında da, beklentilerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İkinci Dil Ediniminde Karmaşık Cümlelerin Ortaya Çıkışı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20249</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20249</guid>
      <author>Eser ÖRDEM</author>
      <description>Yabancı dil öğrenmede karmaşık cümleler üzerinde yapılan araştırmalar son yıllarda giderek artmaktadır. Çeşitli teoriler karmaşık cümlelerin doğasını anlama yönünde farklı perspektifler geliştirmiştir. Çalışmanın kuramsal arka planı, temel çeşitlilik ve kullanım temelli yapı dilbilgisine dayanmaktadır. Her iki kuram da yapıların kademeli olarak birinci veya ikinci dilde ortaya çıkmasının önemini vurgulamaktadır. Bu çalışma, bir yıl hazırlık programına katılan İngilizceyi yabancı dil olarak öğrenen Türk öğrenciler tarafından yazılan cümleleri inceleyerek karmaşık cümlelerin kademeli olarak ortaya çıkmasına odaklanmayı amaçlamıştır. Çalışmanın yöntemi, derlem tabanlı ve betimleyici nitelikte tasarlanmıştır. Araştırma, toplamda 12.000 sözcük ve 1253 cümleden oluşan 53 öğrencinin makalesinden oluşan küçük bir derlem ile gerçekleştirildi. Sonuçlar, isim, zarf ve sıfat cümleciklerinden oluşan karmaşık cümlelerin üretici olarak karmaşık yapılar yerine formüle dayalı bir biçimde ortaya çıktığını gösteriyor. En yaygın kullanılan cümlecikler, isim ve zarf cümlecikleri idi. Bu erken dönemde ortaya çıkan karmaşık yapıların formül temelli ve sözcüksel kullanımı ikinci dil ediniminin de çoklu sözcük bileşenine göre ilerleyebileceğini ve ilk dil edinim yoluna benzerliğini gösterebileceğini göstermektedir. Sonuçlar, sıklık ve dile yoğun maruz kalmanın karmaşık yapıların oluşumunda belirleyici unsurlar ve faktörler olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, zengin tasarlanmış faaliyetlerle karmaşık cümlelerin üretimini güçlendirmede önemli olduğu söylenebilir. Kompleks yapılarla ilgili gerçekçi ve anlamlı aktivitelerin geliştirilmesi, uygulayıcı olarak öğretmenler tarafından desteklenmelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Proje Hazırlama Süreçlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20280</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20280</guid>
      <author>İlknur ÖZPINAR, Arzu AYDOĞAN YENMEZ</author>
      <description>Öğrencilerin araştırma yaptığı, problem çözdüğü, kararlar aldığı ve bilimsel yöntemlere başvurarak aktif olarak sürece dâhil olduğu etkinliklerden biri de proje çalışmalarıdır. Bu becerilerin bireylere kazandırılmasına öncülük edecek olan kurumların okullar olduğu göz önüne alındığında bu noktada en büyük görev ve sorumluluk hiç kuşkusuz öğretmenlere düşmektedir. Nitekim öğretmenlerin sahip oldukları becerilerin öğrencilerine kazandıracakları beceriler üzerindeki etkisi büyüktür. Ancak alanyazında öğretmen yetiştiren kurumlarda proje çalışmalarının üzerinde yeterince durulmadığı ve öğrencilerin proje hazırlama becerilerinin istenilen düzeyde olmadığı belirtilmektedir. Bu tespit doğrultusunda çalışmada, sınıf öğretmeni adaylarının proje hazırlama becerilerinin bilimsel süreç becerileri dikkate alınarak incelenmesi ve proje hazırlama süreci hakkındaki görüşlerinin alınması amaçlanmıştır. Betimsel yöntemin kullanıldığı çalışmanın örneklemini bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği Programı üçüncü sınıfına devam eden 103 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, proje değerlendirme formu, akran değerlendirme ve öz-değerlendirme formu ile beş sorudan oluşan yazılı görüş formu kullanılmıştır. Değerlendirme formlarından elde edilen bulgular ışığında, öğretmen adaylarının proje hazırlama becerilerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun proje hazırlama ve hazırlatma konusunda kendilerini yeterli gördükleri ortaya çıkmıştır. Çalışmanın sonunda proje hazırlama çalışmalarının yaygınlaştırılmasının sağlanabilmesi ve karşılaşılan zorlukların üstesinden gelinebilmesi için öğretmen adaylarına proje çalışmalarının öneminin kavratılmasına ve farklı alanlardan proje uygulamaları yaptırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okuma Yoluyla Tesadüfi Kelime Öğrenme Üzerinde Ana Dil (L1) Ve Hedef Dildeki (L2) Açıklamaların Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20170</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20170</guid>
      <author>Mustafa Serkan ÖZTÜRK, Mehtap YORGANCI</author>
      <description>Yabancı dil öğrenmede kelimenin rolü çok önemlidir. Diğer tekniklerle beraber, açıklama kullanımı dil öğreniminde popüler bir kelime tekniğidir. Bu çalışma, açıklama türleri içerisindeki metine dayalı açıklama üzerine odaklanmıştır. Bu çalışma, okuma yoluyla tesadüfi kelime öğrenme üzerinde ana dil (L2) ve hedef dildeki (L1) açıklamalarının etkisini incelemiştir. Konya, Türkiye’deki bir özel üniversitede yürütülen bu çalışmaya 44 orta İngilizce seviyesindeki, yabancı dil olarak İngilizce öğrenen hazırlık öğrencisi katılmıştır. Öğrenciler ana dillerinde (Türkçe) ve hedef dil (İngilizce) olarak verilen açıklamalardan oluşan iki gruba ayrılmıştır. Öğrencilere, kendi grupları için özel olarak hazırlanmış Türkçe veya İngilizce açıklamalar verilmiştir. Öğrenciler, ön test, son test ve gecikmeli son teste katılmışlardır. Gecikmeli son test, diğer son testten üç hafta sonra uygulanmıştır. Skorlar bu testlerden elde edilmiştir ve bu veri bağımsız grup ve bağımlı grup T-testler kullanılarak analiz edilmiştir. Öğrencilerin, üretim ve hatırlama testlerinden elde ettikleri skorlar karşılaştırılmıştır. Çeşitli karşılaştırmalar sonucunda, ana dilde açıklama verilen grup lehine çok büyük farklılıklar içeren sonuçlar çıkmıştır. Fakat bağımlı grup T-test sonuçlarına göre hedef dilde açıklamalar verilen grup lehine önemli farklılıklar içeren sonuçlar çıkmamıştır. Sonuçlar, öğrencilerin tesadüfi kelime öğrenmeleri için açıklama kullanımının faydalı olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: hedef dil ve ana dildeki açıklamalar, tesadüfi kelime öğrenimi, yabancı dil olarak İngilizce öğrenen Türk öğrenciler</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Konusunda Öğretmen ve Yöneticilerin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20192</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20192</guid>
      <author>Yüksel SAVUCU, Mustafa KARADAĞ , Resul AĞIRTAŞ , İmam Bakır ARABACI , Süreyya Yonca SEZER , Yahya POLAT</author>
      <description>Eğitim sisteminin hedefine ulaşması ile sistemin önemli bir öğesini oluşturan öğretmen ve yöneticilerin motivasyonu birbirleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, öğretmen ve yöneticilerin memnuniyetini sağlayan unsurlardaki her türlü olumsuzluklar eğitim sistemine de doğrudan yansır. Araştırmamızın amacı, Türkiye’deki öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile ilgili yöneticilerin ve öğretmenlerin görüşlerini belirlemektir. Araştırma grubu, Diyarbakır, Malatya ve Elazığ illerinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda görev yapan toplam 60 yönetici ve öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış ve verilerin analizleri yapılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; Öğretmenlerin bölgelere göre dengesiz dağılımı problemlerin başında gelmektedir. Batıda ve büyük kentlerde öğretmen yığılması yaşanırken, doğuda ve kırsal yerleşim yerle¬rinde öğretmen açığı bir türlü kapatılamamaktadır. Öte yandan, zamanında yapılmayan atamalar nedeniyle oluşan öğretmen açığı ücretli öğretmen uygulaması ile kapatılmaktadır. Alınan ücretli öğretmenlerin niteliği sorunludur. Ancak daha da problemli olan dönem başın¬da, ortasında veya sonunda yapılan zamansız atamalar nedeniyle ücretli öğretmen¬lerin bünyesindeki sınıflar zamansız bir şekilde el değiştirmekte ve bazı durumlarda eğitimleri kesintiye uğramaktadır. Ayrıca birçok yönetici ve öğretmenin özlük haklarını çok iyi bilmedikleri anlaşılmıştır. Sonuç olarak; Yönetici ve öğretmenler, tayin ve yer değiştirme yönetmenliğinin adil olmadığı ve mağdur edildikleri yönünde görüş bildirmişlerdir. Ancak bazı uygulamaların kısmen de olsa kabul edilebilir olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken Yaşta Yabancı Dil Öğretiminde Yaklaşımlar ve Yönelimler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20193</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20193</guid>
      <author>Mukadder SEYHAN YÜCEL</author>
      <description>Ülkelerin toplumsal, ekonomik, sosyolojik ve kültürel gelişimleri, aynı zamanda ülkelerin dil ve eğitim politikalarını belirler. Erken yaşta yabancı dil eğitimi politikası çerçevesinde okullarda erken yaşta sunulan yabancı dillerin çeşitliliği ve tercihi, uygulama saatleri ve erken yaşta yabancı dil öğretmen yetiştirme eğitimi ülkeden ülkeye farklılık gösterebilir. Erken yaşta yabancı dil öğretiminin gerekliliği ve önemi bilimsel araştırmalara materyal olmakla beraber, aynı zamanda dünyanın birçok ülkesinde sahiplenilen ve pratik olarak hayata geçirilen bir uygulamadır. Bu betimsel çalışma ile uluslararası alan yazın çalışmaları incelenerek, erken yaşta yabancı dil eğitimi ve ilkeleri çerçevesinde farkındalık oluşturmak amacı ile konu bağlamında yönelimler, yaklaşımlar ve uygulamalar konusunda bilgiler verilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç ile ‘çocuğa uygunluk yaklaşımı‘ ve ‘eylem odaklılığı’ çerçevesinde, erken yaşta yabancı dil eğitiminde yazın metinlerin kullanımı ve kültürlerarası öğrenme ve iletişimi yönelimleri incelenmiştir. Yazın metin türleri olarak masallar, şiirler, fabl, efsaneler, hikâyeler ve şarkılar çocukların hayal dünyalarına girmek, farklı kültürlerle tanıştırmak, ön bilgi ve algıları ile bağlantı kurmak ve hoşgörüyü geliştirme açısından, işlevsellikleri çok yönlüdür. Uygulamalı ve kuramsal güncel alan yazın çalışmalarının ortaya koyduğu diğer bir sonuç ise, erken yaşta yabancı dil öğrenme sürecinde çocuğa kültürlerarası iletişimine becerisini geliştirme açısından ‘örneklerle öğrenme’ ve proje uygulamalarının, çocuklara çeşitli fırsatlar sunulduğu ve bu bağlamda çocuğun dilsel, kültürel, iletişimsel ve duyuşsal gelişimlerine katkılar sağladığı konusu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Phraseologismen in Zeitungen und ihre Verständlichkeit für Fremdsprachenlerner</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20176</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20176</guid>
      <author>Aylin SEYMEN</author>
      <description>Bu çalışmada yabancı dil öğretiminde deyimlerin önemine ve deyimlerin yabancı dil derslerinde öğretilmesine vurgu yapılmıştır. Yabancı dil olarak Almanca seçilmiş ve Türkiye’de Almanca öğrenen öğrenciler örnek alınmıştır. Yabancı dil öğretimi içerisinde deyimlerin anlamı verilmediği sürece öğrenciler için deyimler bir şey ifade etmeyecek onlar sadece birkaç sözcükten oluşan söz gurubu haline gelecektir. Fakat deyimler, kullanıldıkları toplumun kültürel yapısını yansıtır ve yabancı dil öğretiminde öğrencilerin dili her yönü ile anlayabilmesi için büyük bir öneme sahiptir. Bir dilin kültürünü yansıtan en yaygın yayın organı gazetelerdir. Gazetelerde kullanılan deyimleri Almanca öğrenen bir öğrencinin anlayıp anlamaması bunun nedenleri ve sonuçları bu çalışmaya aktarılmıştır. Bu çalışma için “Bild Zeitung”, “Frankfurter Allgmeine” ve “Süddeutsche Zeitung” Almanya’daki baskı sayılarına göre seçilmiş gazetelerdir, bu üç gazetenin sadece siyaset haberleri irdelenmiştir. Diller için Avrupa Ortak Öneriler Çerçevesi’nde şu belirtilmiştir: “İnsanlar; yaşam ya da iş koşulları, gündelik işleri, hoşlandıkları ya da hoşlanmadıkları şeyler vb. hakkında kısa ve art arda sıralanmış basit deyimler ve tümceler kullanarak basit betimlemeler yapabilir.” Bu ölçüte göre yabancı dil öğretimi içinde deyim öğretiminin önemi vurgulanmıştır. Bu çalışmayla gazetelerde deyimlerin taranması sonucunda ne kadar çok deyim kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Yabancı dil öğrenen öğrencilerin deyimleri öğrenmeden okuduklarında salt bir çeviri ile anlamakta zorlanacağına ve bundan dolayı da yabancı dilde deyim öğretiminin önemine, deyimlerin yabancı dil derslerinde öğretilmesi gerekliliğine yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Bilgisayar Destekli Öğretim Ve Ders Yazılımlarına Yönelik Görüşlerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20110</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20110</guid>
      <author>Erhan ŞENGEL, Kenan BİRGÜL</author>
      <description>Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi (FATİH) projesi kapsamında okullarda teknolojinin iyileştirilmesi hedeflenmektedir. Bu amaçla donanım, yazılım altyapısının sağlanması, içerik sağlanması, öğretim programının oluşturulması ve öğretmen hizmetiçi eğitimine odaklanılmaktadır. Bir yap bozun parçalarında olduğu gibi bir parçanın eksik olması tüm süreci etkileyecektir. Tüm unsurların merkezinde okuldarda kullanımı sağlayacak olan öğretmenlerin geliştirilmeye çalışılan sisteme yönelik olarak görüşleri önem arz etmektedir. Bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin bilgisayar destekli öğretime ve ders yazılımlarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Araştırmanın amacınına yönelik olarak cevap aranan sorular: (1) Sınıf öğretmenlerinin bilgisayarın öğretme öğrenme sürecinde kullanımına ilişkin görüşleri nelerdir? (2) Sınıf öğretmenlerinin yazılımların nitelikleri hakkında görüşleri nelerdir? (3) Sınıf öğretmenlerinin bilgisayarın öğretim sürecinde kullanımı ve yazılım niteliklerine bakış açılarında cinsiyet, eğitim durumu, yaş, çalışma durumu vb. değişkenler açısından farklılaşma var mıdır? Araştırmanın çalışma grubunu Bursa iline bağlı ilçelerde Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilkokullarda görev yapan 230 sınıf öğretmeni oluşturulan araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada Arslan (2003) tarafından geliştirilen “Bilgisayarın Öğretme-Öğrenme Sürecinde Kullanımına İlişkin Görüşleri” adlı anket kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Yapılan araştırmada, eğitim durumu, yaş değişkinlerinde sınıf öğretmenlerin bilgisayarın öğretme-öğrenme süreçlerinde kullanımına ilişkin görüşlerinin anlamlı şekilde farklılaştığı ve aynı zamanda öğretmenlerinin yazılımların niteliklerine ilişkin görüşlerinin yaş açısından anlamlı bir şekilde farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Matematik Öğretmeninin Öğrenci Düşüncesi Bilgisi Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20158</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20158</guid>
      <author>Berna TATAROĞLU TAŞDAN, Adem ÇELİK</author>
      <description>Bu çalışmada amaç matematik öğretmenlerinin pedagojik alan bilgilerinin öğrenci düşüncesi bilgisi bileşeninde ve öğrencilerin matematiksel düşünmelerini destekleme bağlamında incelenmesidir. Araştırmada pedagojik alan bilgisinin öğrenci düşüncesi bilgisi bileşenine odaklanılmıştır. Ayrıca Fraivillig, Murphy ve Fuson (1999) tarafından geliştirilen “Advancing Children’s Thinking”-“Düşünmeyi Geliştirme Modeli” modelinden yararlanılmıştır. Araştırma bir özel durum çalışması olup kapsamlı olarak yürütülen bir araştırmasının parçasıdır. Araştırmanın katılımcısı araştırmaya katılmaya gönüllü olan ve bir lisede görev yapmakta olan Ersin Öğretmen’dir. Araştırmada Ersin Öğretmen’in matematiksel düşünmeyi destekleme bağlamında pedagojik alan bilgilerini inceleyebilmek amacıyla video kaydı yardımıyla gözlem verileri toplanmıştır. Ersin Öğretmen’in 7 ders saati video kaydına alınarak fonksiyon kavramına ilişkin öğretimi gözlenmiştir. Gözlem verilerinin analizi betimsel analiz kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları teorik çerçeve ile uyumlu olarak sunulmuştur. Elde edilen sonuçlar Ersin Öğretmen’in fonksiyon kavramı öğretiminde kuramsal çerçeve kapsamındaki uygun koşulları sağlamada başarılı olduğunu göstermiştir. Ersin Öğretmen’in fonksiyon kavramı öğretiminde genellikle öğrenci düşüncesini merkeze alan bir yaklaşım izlediği, derslerinde öğrencilerin düşüncelerini dinlediği ve öğrencileri düşüncelerini ayrıntılı biçimde açıklamaları için teşvik ettiği belirlenmiştir. Ersin Öğretmen’in araştırmanın kuramsal çerçevesine göre öğrencilerin mevcut bilgilerini ortaya çıkarma, ön bilgi ile yeni bilgiyi ilişkilendirme ve öğrenci düşüncelerine ve sorularına değer verme alt bileşenlerinde diğer bileşenlere göre daha fazla olumlu yaklaşım sergilediği görülmüştür. Sonuçlar doğrultusunda bazı önerilere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Dilekçe Yazım Yanlışları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20203</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20203</guid>
      <author>Fulya TOPÇUOĞLU ÜNAL, Hakkı ALTIN</author>
      <description>Dilekçeler insanın günlük hayatta en çok kullanabileceği resmi evrak türüdür. Dilek ve şikâyet konularında yazılan dilekçe TDK Güncel Türkçe Sözlük'te "bir dileği bildirmek için resmi makamlara sunulan, imzalı ve adresli, pullu veya pulsuz yazı, istida, arzuhâl" anlamlarına gelmektedir. Bu çalışmanın amacı bir devlet üniversitesinde öğrenim gören öğrencilerin yazdığı dilekçelerdeki yanlışları belirlemek ve bu dilekçelerde biçim ve içerik hatalarının giderilmesine yönelik önerilerde bulunmaktır. Bu çalışmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu bir devlet üniversitesinde öğrenim gören 429 öğrencinin dilekçeleri oluşturmaktadır. Veriler 2015-2016 güz döneminde bir devlet üniversitesinin aynı fakültesinde, farklı bölümlerde öğrenim gören lisans öğrencilerinin yazdığı dilekçe metinleri üzerinden toplanmıştır. Çalışmanın temaları dilekçelerin biçim açısından ve içerik açısından incelenmesi olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmaya dâhil edilen dilekçelerde biçim ve içerik hatalarının sıkça yapıldığı görülmektedir. Çalışmada 429 adet dilekçe örneğinin 74 adedi dilekçe yazım kurallarına uygun olarak yazılmış olup 355 dilekçe örneği içerik ve biçim açısından hatalı bulunmuştur. Dilekçelerde yazım ve noktalama yanlışları ile anlatım bozukluklarının sıkça yapılmasının yanında neyin nereye yazılacağının da tespit edilememesinin önemli bir sorun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bireylerin günlük hayatta sıkça karşılaşıp kullanabilecekleri bu türde zorlanmamaları ve hata yapmamaları için Türkçe, Edebiyat ve Türk Dili derslerinde dilekçe yazımı üzerinde önemle durulması, detaylı anlatılması ve bolca uygulama yaptırılması gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Yöneticilerinin Kuantum Liderlik Davranışlarının Örgütsel Zeka Düzeyine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20262</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20262</guid>
      <author>Selçuk TURAN, Şefika Şule ERÇETİN</author>
      <description>Bu araştırma, okul yöneticilerinin kuantum liderlik davranışlarının örgütsel zekâ düzeyine olan etkisini ortaya koymayı amaçlayan betimsel bir çalışmadır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde, nicel araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılında Zonguldak İli ve bu ile bağlı Alaplı, Çaycuma, Devrek, Ereğli, Gökçebey, Kilimli, Kozlu ve Merkez ilçelerinde ortaöğretim kurumlarında görev yapan 2219 öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklem alma yoluna gidilerek 600 öğretmen çalışmaya dahil edilmiştir. Bu araştırmada veri toplamak amacıyla Erçetin, Potas, Açıkalın, Turan ve Bisaso (2016) tarafından geliştirilen “Okul Yöneticilerinin Kuantum Liderlik Davranışları Ölçeği” ve Erçetin, Potas ve Açıkalın tarafından daha önceki çalışmalarında geliştirilen (2001, 2004, 2007, 2009, 2010) ve bu tez için 2015 yılında yeniden kendileri tarafından uyarlanan ve kullanım izni verilen “Çok Boyutlu Örgütsel Zekâ Ölçeği” olmak üzere iki araç kullanılmıştır. Araştırmada, değişkenlerin kategorileri arasaındakı farklılığı bakmak için Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi ve varyansların homojenliği için Levene’s testi uygulanmıştır. Araştırmada ayrıca okul yöneticilerinin kuantum liderlik davranışlarının örgütsel zekâ düzeyine etkisini belirlemek amacıyla örgütsel zekâ düzeyinin bağımlı değişken olarak ele alındığı çoklu doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada, öğretmen algılarına dayalı olarak, okul yöneticilerinin yüksek düzeyde kuantum liderlik davranışı sergilediği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenler, görev yaptıkları okulların örgütsel zeka düzeyinin yüksek olduğu görüşündedir. Son olarak, araştırma bulguları, okul yöneticilerinin kuantum liderlik davranışlarının örgütsel zekâ düzeyini yüksek düzeyde etkilediğini ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmenlerinin Konuşma İlgileri ve Sınıf İçinde Kullandıkları Konuşma Dili Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19680</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19680</guid>
      <author>Osman TÜRK</author>
      <description>Bu çalışma sınıf içi konuşma dilinin eğitim programında öğretme ve öğrenme yöntemine katkı sağlanmasına yönelik uygulanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 2005 yılından itibaren yürürlüğe konulan ilköğretim programında öğrenci merkezli bir eğitim anlayışı esas alınmıştır. Bu anlayışla, öğrenci ezberci birey olmaktan uzaklaştırılmak amaçlanmaktadır. Tamamen öğrenci merkezli olan bu program ile amaç, araştırmacı ve sorumluluk bilinci yüksek bireyler yetiştirmektir. Bu araştırmada genel tarama modellerinden tekil tarama modeli kullanılmıştır. Tekil tarama modelinde amaç, değişkenlerin tek tek, tür ya da miktar bakımından belirlenmesidir. Tekil taramalar belirli durumları ve alışkanlıkları saptar ve içerik çözümlemeleridir. Araştırmada da ilköğretimin ikinci kademesinde (6. 7. ve 8. sınıflar) çalışan Türkçe öğretmenlerinin, Kişisel Bilgi Formundaki bilgiler de göz önüne alınarak, konuşma ilgileri, ölçek yardımı ile tespit edilmiştir. Araştırmanın çalışma evreni, KKTC'de ortaöğretimin birinci kademesinde çalışan Türkçe öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 2015-2016 eğitim-öğretim yılında KKTC bölgelerinde görev yapan 155 Türkçe öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama amacıyla Kişisel Bilgi Formu ve Konuşma İlgisi Ölçeği kullanılmıştır. Konuşma İlgisi Ölçeği MEB Öğretmen Kılavuzunda konuşma becerisinin kazandırılması için belirtilmiş olan kazanımlar doğrultusunda hazırlanmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, öğretmenlerimizin büyük çoğunluğunun öğretmenlik mesleğinin bilincinde olduğunu ve sınıf ortamında buna uygun davrandığını göstermektedir. %30’lık bir dilimin ise Türkçe Öğretim Programının hedef ve kazanımlarına yönelik yeterli bilgiye sahip olmadıklarını veya uygulamakta yetersiz kaldıklarını göstermektedir. Bu araştırmada Türkçe öğretmenlerinin sınıf içinde kullanmış oldukları konuşma dilinin tespit edilmesi ve değerlendirilmesi, programın hedeflerine ulaşıp ulaşmadığının tespiti yönüyle araştırmamız için önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarındaki Şiirlerde İmgesel Dil Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20210</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20210</guid>
      <author>Serap UZUNER YURT</author>
      <description>Yazınsal ürünlerde, özellikle de şiirde, imgesel dil; anlatımın etkililiğini ve canlılığını artıracak, uyandıracağı çağrışımlarla okuyucunun ya da dinleyicinin imgelemini-düş kurma yetisini zorlayacak olan bir anlatım biçimidir. Bunun için ders kitaplarına seçilecek metinler kuru ve yalın olmamalı, öğrencilerin değişik duygu, izlenim ve algılarını harekete geçirmeli, onları etkileyerek okuma ya da dinleme isteklerini canlı tutmalıdır. Bu çalışmada, 2007-2008, 2015-2016, 2016-2017 eğitim öğretim yıllarında ilkokullarda okutulan 1. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirlerin imgesel dil açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın örneklemini Talim Terbiye Kurulunca ilkokullarda okutulmasına karar verilen MEB ve Harf Yayınevlerine ait 3 adet 1. sınıf Türkçe ders kitabı oluşturmuştur. İncelenen kitaplardan 2008 MEB’e ait olan kitapta 9, harf yayınevine ait olan kitapta 14, 2016 MEB baskısı kitapta 12 şiir türünde metin olduğu belirlenmiştir. Çalışma nitel araştırma özelliği taşımaktadır. Araştırmanın yöntemi doküman incelemesidir. Ulaşılan kitaplarda yer alan şiirlerin incelenmesinde betimsel analiz uygulanmıştır. Şiirlerdeki imgesel anlatımlar tespit edilip a-somuttan-somuta (1), b- somuttan soyuta (2), c-soyuttan-somuta (3), d-soyuttan-soyuta (4) şeklinde gruplandırılıp puanlar verilmiştir. İmgesel dil kullanımı açısından 52 puanla MEB`in 2016 yılında basılmış olan Türkçe ders kitabının daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Harf Yayınlarının ders kitabı 48, MEB Yayınlarının 2008 tarihli kitabı ise 22 ile en düşük puanı almıştır. Çalışmanın sonucunda MEB tarafından 2016 yılında yeni programa uygun olarak hazırlatılan 1. sınıf Türkçe ders kitabının diğer iki kitaba oranla imgesel dil kullanımı bakımından daha başarılı olduğu ortaya çıkmıştır. Kitaplarda bulunan şiirlerde en çok ‘somuttan somuta imgesel anlatım’ biçiminin kullanıldığı ortaya çıkarken ‘soyuttan soyuta imgesel anlatım’ biçiminin hiçbir şiirde yer almadığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitimde Yeni Bir Yöntem: Yalın</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20207</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20207</guid>
      <author>Filiz YALÇIN TILFARLIOĞLU</author>
      <description>Önceleri, özellikle, otomotiv sanayi, son yıllarda ise imalat sanayinin diğer alanlarında; sağlık hizmetleri, sigorta ve hukuk sektörlerinde uygulanmakta olan Yalın’ın eğitim sektöründe kullanılması oldukça yenidir. Yalın; süreçlerde israfı ortadan kaldıran ve onlara değer katan sistematik bir yaklaşımdır. Yalın, zaman, emek, para ve diğer kaynakların yer aldığı süreçleri gözden geçirerek, herhangi bir işe, amaca yönelik kaynak israfı olarak nitelendirilebilecek tüm etkenleri süreçten çıkarmayı ve değer yaratılmasını hedefler. Eğitim çerçevesinden Yalın incelendiğinde ise Yalın’ın öğrenciden veliye, öğretmenden okul müdürüne okul sistemindeki her bireyin süreç gelişimiyle performansını ve iş doyumunu güçlendiren örgütsel bir gelişim programıdır. Yalın, okul içerisindeki herkesin kendi iş süreçlerindeki fazlalık yaratan, gerekli olmayan ve hiçbir değer katmayan, hatta işin yapılmasını veya tamamlanmasını engelleyen aşamaları tanımlama ve eleme suretiyle sürece değer katar. Okullar, sistem çapında değer katan bir yaklaşımı bünyesine katarak, faaliyetlerini ve hizmetlerini sağlamada daha etkili olurlar, tüm öğrencilerin öğrenme performanslarını en yüksek düzeye çıkarırlar ve herkes için bir başarı ve doyum ortamı oluştururlar. Diğer bir deyişle, Yalın eğitim çerçevesinde, bir öğrenme grubunda öğrenciler ve öğretmenler eşit katılımcılar olarak işbirliği yaparlar, birbirlerinden öğrenirken sınıf problemlerini çözmek için de birlikte kararlar alırlar. Karar alma sürecinde karşılaşılan sorunlar sadece amaçlara ulaşmada karşılaşılan engeller olarak değil, yeni fikirlerin ve yeniliklerin ortaya çıkmasın sağlayacak fırsatlar olarak değerlendirilir ve bu fırsatlar eğitim sürecinin yenilenmesinde ve güçlendirilmesinde kullanılır. Sorunlar ele alınırken şeffaflık, işbirliği, hız ve birlikte öğrenme gibi ilkeler sürecin ana yapı taşlarıdır. Yalın, her okulun yapısında kolaylıkla uygulanabilir ve Yalın bütün bileşenleriyle uygulandığında, akademik ve sosyal ortamın, ölçme-değerlendirme süreciyle değerlendirmesi noktasında, sürdürülebilir başarı odaklı, insan merkezli, öğrenme ortamları oluşturacaktır. Hizmet sektöründe başarılı bir şekilde kullanılan Yalın ilkeleri, yöntemleri ve ilgili araç gereçleri kullanırken, söz konusu yöntemlerin, eğitime nasıl bir katkı sağlayacağını daha önce hiç düşünülmemiştir. Eğitimde ise Yalın’ın sağlayacağı en büyük katkı, çeşitli sebeplerden dolayı tamamlanamayan öğretim programının, israflardan arındırılarak dengeli bir hale getirilmesidir. Bu bağlamda Yalın; dengelenmiş bir öğretim programını, etkili bir eğitim - öğretim süreci oluşturulmasını ve öğrencilerin tam öğrenmeyi gerçekleştirmesini sağlamada yardımcı olacaktır ve Yalın, eğitim süreçlerinin her aşamasında verimliliğin artırılmasını sağlayacaktır. Başka bir deyişle, Yalın eğitim alanına uyarlandığında, eğitim kurumunun parçası olan her bireyi geliştiren, bireysel performansı ve iş memnuniyetini artırmayı hedefleyen örgütsel bir gelişim programını meydana getirecektir. Yalın, eğitim sürecinde işleyişi yavaşlatan ve engelleyen sürece fayda sağlamayan unsurları belirleyecek, sorgulayacak ve eleyecektir. Yalın gelişim programını uygulamayı amaç edinen okullar, her öğrenciye başarıyı tatma ve performanslarını en üst düzeye yükseltme olanağı sunacaktır. Yalın’ın eğitim-öğretim kurumlarına getireceği bu faydalar da okulların, çağımızın gerektirdiği sürekli gelişim ve yenilik hareketlerini gerçekleştirmesinde yardımcı olacaktır ve bu çalışmadaki asıl amaç Yalın’ın gerek öğretmenler, gerekse öğrenciler tarafından etkin bir şekilde nasıl uygulanacağına öncülük etmektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güncellenen Hoy ve Rees Anketi ile Okul Müdürlerinin Yönetsel Davranışlar ve Öğretmenlerin Örgütsel Bağlılığı Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20260</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20260</guid>
      <author>Nursel YARDİBİ</author>
      <description>Özellikle sistemin kilit noktası olan okullarda müdürlerin sergilediği yönetsel davranışların öğretmenlerin örgütsel bağlılığı ile nasıl ilişkili olduğunun belirlenmesi önemlidir. Kaldı ki, ancak etkili yönetilen kurumlarda örgütsel bağlılık, motivasyon ve hedefe yönelim unsurları etkili şekilde yürüyebilmektedir. Yönetici davranışları olduğu kadar örgütsel bağlılık da iş görenlerin tutum ve davranışlarını etkilemektedir. Bu çalışmada öğretmenlerin görüşlerine göre okul müdürlerinin yönetsel davranışları ve öğretmenlerin örgütsel bağlılığı arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Hoy ve Rees (1974) tarafından geliştirilen ve Yardibi’nin (1991) tarafından “Okul müdürünün yönetimsel davranışı ve öğretmen bağlılığı (Bolu ili örneği)” tez çalışması için dilimize uyarlanan anket kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2016-2017 eğitim öğretim yılının birinci döneminde Ankara’da 20 ortaokulda görev yapan 252 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında bilgisayar ortamında google drive sürümünde hazırlanan anket internet yoluyla 30 ortaokulda görev yapan 367 öğretmene gönderilmiş, 252’sinden (%68.67) yanıt alınmış ve değerlendirilmiştir. Okul müdürlerinin yönetsel davranışları ve öğretmenlerin örgütsel bağlılıkları arasındaki korelasyonun istatistiksel olarak anlamlı olduğunu söylenebilir. Medeni durum ve cinsiyet, medeni durum ve kıdem, medeni durum ve müdürle çalışma süresi, kıdem ve örgütsel bağlılık boyutları arasındaki korelasyonun anlamlı olduğu söylenebilir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak olarak okul yöneticisi olarak atanmadan önce atanma sürecinde ya da atamadan sonraki ilk yıllarda yöneticilik eğitiminin yönetsel davranışların örgüt ve iş görenler üzerindeki etkilerine dair beceri kazandırmaya yönelik uzun soluklu eğitimlerin verilmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen Okuryazarlığı Üzerine Epistemolojik İnançlar ve Özyeterlik Etkisini İnceleyen Bir Model</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19852</guid>
      <author>İbrahim Ethem YAVUZ, Talip KIRINDI , Mehmet KANDEMİR</author>
      <description>Araştırmada fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okuryazarlıklarının, epistemolojik inançları ve fen bilgisi öğretimi öz yeterlik inançlarıyla ne düzeyde açıklandığını bir model aracılığıyla incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni üzerindeki bağımsız değişkenlerin doğrudan ve dolaylı etkilerini belirleyecek bir model oluşturulmuş ve test edilmiştir. Araştırmada nedensel karşılaştırmalı desen kullanılmıştır, araştırmanın çalışma grubunu farklı üniversitelerden 415 bayan ve 181 erkek olmak üzere 596 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Laugksch ve Spargo (1996), tarafından geliştirilen ve Yetişir (2007), tarafından Türkçe’ye uyarlanan temel fen ve teknoloji okuryazarlık ölçeği, Riggs ve Enochs (1990), tarafından geliştirilen ve Özkan, Tekkayave Çakıroğlu (2002) tarafından Türkçe’ye uyarlanan fen bilgisi öğretimi öz yeterlik inancı ölçeği ve Schommer (1990), tarafından geliştirilen ve Deryakulu ve Büyüköztürk (2002) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Epistemolojik inanç ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 21 ve AMOS programlarıyla analiz edilmiştir. Araştırmada model testi için path analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okuryazarlıklarının, epistemolojik inançları bakımından doğrudan, fen öğretimi öz yeterlik inançları bakımından ise dolaylı olarak açıklandığı belirlenmiştir. Çalışmada değişkenler (fen bilgisi öğretmen adaylarının fen okur yazarlığı, epistemolojik inançları ve fen öğretimi alanındaki öz yeterlik inançları) arasındaki ilişki için kavramsal bir model önerilmiştir. Tek bir doğru olduğuna dair inanç değişkeninin bağımsız ve diğer değişkenlerle etkileşimsiz olduğu görülmüş ve bu değişken modele alınmamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenliği Son Sınıf Öğrencilerinin Türkçe Öğretimi Konusundaki Yeterliliklerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20212</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20212</guid>
      <author>Ayşe YEŞİLOĞLU, Mehmet ÖZER</author>
      <description>Araştırmanın amacı, sınıf eğitimi son sınıf öğrencilerinin Türkçe Öğretimi konusundaki yeterliliklerine ilişkin görüşlerini belirlemek ve elde edilen görüşlerin akademik başarı ortalamalarına, bir yılda okunan kitapların ortalama sayısına ve sınıf eğitimi programına isteyerek yerleşip yerleşmemesine göre farklılık gösterip göstermediğini tespit etmektir. Araştırma Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi programında öğrenim gören 374 son sınıf öğrencisiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından geliştirilen “Türkçe Öğretimi Yeterlilik Ölçeği” ile elde edilmiştir. Ölçeğin yapı ve kapsam geçerliği için uzman görüşleri alınmıştır. Yapılan ön uygulamadan sonra ölçeğin güvenirliği 0,98 olarak bulunmuştur. Verilerin analizinde SPPS 20 tekniği kullanılarak aritmetik ortalama, yüzde ve standart sapma, t testi, non- parametrik Kruskal Wallis-H testi ve Tukey testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonunda öğretmen adayları kendilerini Türkçe Öğretimi yeterliliği bakımından “iyi” düzeyde yeterli görmüşlerdir. Öğretmen adaylarının Türkçe öğretim yeterlilikleri akademik başarı ortalamalarına göre anlamlı bir farklılık göstermezken, bir yılda okunan kitapların ortalama sayısına göre ve sınıf eğitimi programını isteyerek tercih edip etmemelerine göre anlamlı farklılıklar gösterdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arapça Konuşma Becerisi Özyeterlik Algısı Ölçeğinin Geliştirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20281</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20281</guid>
      <author>Abdullah YEŞİLYURT</author>
      <description>Bu çalışmada, Arapça konuşma becerisi özyeterlik algsını ölçmeye yönelik bir ölçek geliştirmek amaçlanmıştır. Ölçeğin geçerlik güvenirlik çalışması, 2014-2015 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi’nde Arapça öğretmenliği bölümünde ve Kırıkkale Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arapça Mütercim-Tercümanlık bölümünde öğrenim gören toplam 99 katılımcı ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek maddelerinin, Arapça konuşma özyeterlik algısı ile ilişkili olup olmadığını incelemek amacıyla düzeltilmiş madde-toplam puan korelasyonları hesaplanmıştır. Kaiser Mayer Olkin (KMO) katsayısı ve Barlett testi yapılmış ve KMO katsayısının .808 olduğu görülmüştür. Elde edilen verilerin faktör analizi için uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır, bundan dolayı düzeltilmiş madde-toplam puan korelasyon değeri .40 tan düşük olan maddeler ölçekten çıkarıldıktan sonra, ölçeğin yapı geçerliğine ilişkin kanıtlar elde etmek amacıyla açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Yapılan faktör analizi sonucunda birinci faktörün açıkladığı varyans oranı, %27.591 çıkmıştır. Maddelerin ölçekte yer alabilmeleri için faktör yükünün en az 0.40 olması ve birinci faktör dışında yüksek yük değeri almıyor olması ölçüt alınarak faktör azaltma yoluna gidilmiştir. Bu maddelerin ölçekten çıkarılmasından amaç yapı geçerliğinin azalmasına engel olmaktır. Geriye kalan 24 madde için tekrar Kaiser Mayer Olkin (KMO) katsayısı ve Barlett testi yapılmış, KMO katsayısı .829 çıkmıştır. 24 maddeye tekrar faktör analizi uygulanmış ve bu maddelerin ilk faktörde yüksek yük değeri aldıkları görülmüştür (%30,909). Toplam 24 maddeden oluşan ‘Arapça Konuşma Becerisi Özyeterlik Algısı Ölçeği’ 424 öğrenciye uygulanmıştır. Ancak doğru ve eksiksiz olarak doldurulmamış olduğu tespit edilen 28 adet form iptal edilmiş ve toplam 396 öğrencinin verileri kullanılmıştır. Bilgisayar ortamına aktarılan veriler SPSS 15,0 istatistik programı vasıtasıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, katılımcıların Arapça konuşma becerileri özyeterlik algılarının bazı değişkenler açısından incelenmiş ve istatistiksel bilgiler sunulmuştur. Buna göre, kız öğrenciler ile erkek öğrenciler arasında, Arapça konuşma becerisi özyeterlik algıları açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmazken, katılımcıların Arapça konuşma becerisine ilişkin özyeterlik algıları; yaş ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı derecede farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Es Sei Denn, (Dass) Bağlacı ve Türkçeye Aktarımında Yaşanan Güçlükler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20180</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=20180</guid>
      <author>Hasan Yılmaz</author>
      <description>Dil, bir iletişim aracıdır. İster ana dili olsun, ister yabancı dil, temel anlamda yazılı ya da sözlü olarak iletişim kurmak için öğrenilmek istenir. Kelimeler yardımıyla, iletişim için cümleler kurulur. Ama bu kelimeler keyfi bir şekilde sıralanmaz, Her bir dilin sözdizim yapısına uygun olarak, dilbilgisel kuralları göz önünde bulundurularak,yazılı veya sözlü iletişimde bulunulur. Daha doğrusu iletişimde bulunabilmenin birinci koşulu genel anlamda, ilgili dilin dilbilgisi özelliklerine uygun olarak kelimeleri birbiriyle bağlantılı bir şekilde sıralamaktır. Bunun için öğrencinin öğreneceği dilin dil bilgisi kurallarına vakıf olması beklenir. Dilbilgisi açısından yeterli olmayan bir dil öğrencisinden gerçek, özgün iletişim ortamlarında doğru, hatasız cümleler beklemek yersiz olacaktır. Almancayı yabancı dil olarak öğrenmeye başlayan kişilerin ilk etapta karşılaştıkları “und, aber, denn” gibi öğrenilmesi kolay bağlaçlar vardır. Türkçemizle hemen bağlantı kurulabilecek bağlaçların yanında, “es sei denn, (dass)” gibi öğretilme sürecinde daha fazla zaman ayrılması gereken bağlaçlar da söz konusudur. Yabacı dilde okuduğunu ve duyduğunu anlama becerilerinin gelişebilmesi, yazma ve konuşma becerilerinde istenilen amaca ulaşılabilmesi için, böyle çok bilinmeyen ama güncel dil ve metinlerde sıkça karşımıza çıkan bağlaçların öğretilmesi için yeterince çaba harcanmalıdır. Bunun için yabancı dilde özgün, güncel materyallerden faydalanılması öğreticiye büyük kolaylık sağlayacak ve aynı zamanda da dil öğrencisinin anlatılan konuyu daha da iyi kavrayıp öğrendiklerini pekiştirmesine de yardımcı olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


