






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies - Language and Literature, Yıl 2024 Sayı Volume 19 Issue 4</title>
    <link>https://turkishstudies.net/language?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=3233</link>
    <description>Turkish Studies - Language and Literature</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    <generator>&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, ANKARA&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Afrika’da Kadın Olmak: Buchi Emecheta’nın The Bride Price’ı ve Özgürlük İçin Ödenen Bedel</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77604</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77604</guid>
      <author>Mahmut AKAR </author>
      <description>&lt;span lang="EN-US" style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; color: black; mso-themecolor: text1; mso-ansi-language: EN-US; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Buchi Emecheta’nın &lt;em&gt;The Bride Price&lt;/em&gt; adlı romanı, 20. yüzyıl Nijerya’sındaki gelenek, cinsiyet rolleri ve sömürge etkisi temalarını irdeler. Roman, toplumsal beklentilerin ve kişisel arzuların zorluklarıyla mücadele eden genç bir kız olan Aku-nna hakkındadır. Babasının vefatının ardından Aku-nna ve ailesi geleneksel adetleri yerine getirecekleri ve özellikle kızların evliliklerine karşılık başlık parası alma gibi zorluklarla karşılaşacakları bir köye göç etmek zorunda kalırlar. Aku-nna, alt sınıftan genç bir öğretmen olan Chike’ye aşık olur ve birliktelikleri kültürel normlara meydan okurken onun durumunu daha da karmaşık hale getirir. Roman, geleneksel Afrika değerleri ile sömürgeciliğin getirdiği Batı ideolojilerinin gaspedici etkisi arasındaki gerilimi incelemektedir. Emecheta, ataerkil bir toplumda özgürlük arayan kadınların mücadelelerini inceler ve kültürel meydan okumanın kişisel bedeline vurgu yapmaktadır. Roman, ataerkil toplumdaki kadın ayrımcılığının yanı sıra ötekileştirilenlerin dünyasında alt kastların ötekileştirilmesine de değinmektedir. Zengin karakter gelişimi ve canlı hikaye anlatımıyla &lt;em&gt;The Bride Price&lt;/em&gt;, baskıcı yapıları eleştirirken direnişi ve bireysel özgürlük arayışını da yüceltmektedir. Bu çalışmamızda ataerkil bir toplumda genç, zayıf ama bir o kadar da güçlü bir kızın, sessizlerin sesi olmanın bedelini hayatıyla ödeyerek özgürlüğünü kanıtlama mücadelesine ışık tutmaya çalışacağız.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Büyük Orfoz Romanından Söz Varlığına Katkılar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76389</guid>
      <author>Ali Fuat ALTUNTAŞ</author>
      <description>Türkiye’nin en eski dalgıçlarından birisi kabul edilen Yaman Koray, roman türü başta olmak üzere birçok eser kaleme almıştır. Ancak Türkçenin denizcilik ve balıkçılık ile ilgili söz varlığına oldukça hâkim olmasına rağmen Türk edebiyatında layık olduğu değeri yeterince görememiştir. Koray, hayatı boyunca denize ve doğaya tutkun olmuş ve bu tutkusunu eserlerine arı bir Türkçeyle yansıtmıştır. Hem deniz tutkusu hem de kullandığı üslubu, peşi sıra kaleme aldığı ve uzun süre yaşadığı yer olan Erdek çevresindeki izlenimlerine dayanarak kurguladığı ilk romanları &lt;em&gt;Deniz Ağacı &lt;/em&gt;(1962), &lt;em&gt;Gelin Taşı &lt;/em&gt;(1963), &lt;em&gt;Sığırcıklar &lt;/em&gt;(1967), &lt;em&gt;Mola &lt;/em&gt;(1970)’da açıkça görülmektedir. İnsan &amp;ndash; doğa &amp;ndash; deniz ekseninde kurgulanmış &lt;em&gt;Büyük Orfoz &lt;/em&gt;romanı da bu felsefenin ürünlerinden birisidir. Koray, diğer eserlerinde olduğu gibi &lt;em&gt;Büyük Orfoz &lt;/em&gt;romanını kaleme alırken Türkçeye oldukça özen göstermiştir. Romanda balıkçılık ve denizcilik teması yoğun şekilde kullanılmıştır. Ancak Koray, &lt;em&gt;Büyük Orfoz’ da &lt;/em&gt;ilk romanlarının aksine bireyi daha fazla ön plana konumlandırmıştır. Bu düşünceler çerçevesinde incelemeye konu edilen &lt;em&gt;Büyük Orfoz &lt;/em&gt;romanından Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük’ te yer almayan 85 adet kavram/sözcük tespit edilmiştir. Tespiti yapılan kavramlar/sözcükler anlamlandırılmaya çalışılmış böylece Türkçenin denizcilik ve balıkçılık başta olmak üzere deyim, ikileme&amp;hellip; vs. söz varlığına katkı sağlamak amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Aşk Hikâyesi Adlı Romanda Klasik Türk Edebiyatı Geleneği ve Evliya Çelebi Seyahatnamesi Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76165</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76165</guid>
      <author>Murat ASLAN</author>
      <description>İskender Pala tarafından yazılıp 2023 yılında yayımlanan Aşk Hikâyesi romanı, klasik Türk edebiyatı geleneğinin aşk anlayışına dair öğeleri yoğun bir şekilde barındırması bakımından dikkat çekici bir eserdir. âşık-sevgili-rakip üçgeninde geçen eser, âşığın sevgiliden ayrılığını ve tekrar ona kavuşmak için onlarca yıl sabredip uğraşmasını konu almaktadır. Ana karakterler olan Bahşı Yunus ile Kaknusia, ilk önce eşkıyaların Kaknusia’yı kaçırıp köle olarak satmalarıyla birbirinden ayrılır. Bu ayrılık pek kısa sürer. Gerçek ayrılık ise, her ikisinin de içinde bulundukları Slamander kalyonunun Karadeniz’de batması sonucu meydana gelir. Bu olaydan sonra Bahşı Yunus, yaklaşık kırk yıl boyunca sevgilisini arar durur. Kaknusia ise sabrederek ve Bahşı Yunus’tan olma kızı Anka hariç hiç kimseyle konuşmayarak aşkına sadakat gösterir. Bu hikâyede asıl ayrılığı meydana getiren ve romanın temel çıkış noktasını oluşturan gemi kazası, Evliya Çelebi’nin Seyahatname’de anlattığı gemi kazasıyla önemli ölçüde paraleldir. Evliya Çelebi’nin bizzat yaşadığı bu olay, Seyahatname’de oldukça etkileyici ve ayrıntılı bir biçimde anlatılır. İskender Pala, söz konusu hikâyeyi Aşk Hikâyesi romanında büyük oranda kullanır ve kendi eserine adapte eder. Bu çalışmada öncelikle romanın geneline yayılan klasik Türk edebiyatı geleneğine değinilecek; ardından Seyahatname ve Aşk Hikâyesi eserleri gemi kazası bağlamında karşılaştırılarak incelenecek, iki eser arasındaki paralelliklere dikkat çekilecek ve böylece Seyahatname’nin Aşk Hikâyesi adlı romana etkileri ve bu etkinin boyutları ortaya konacaktır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>SSCB Döneminde Kısaltmalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78167</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78167</guid>
      <author>Fatma ATAKLI SAÇAK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk59614503;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;Kısaltmalar, dilsel süreci ve iletişimi hızlandırmak amacıyla bir söz ya da söz grubunu ifade etmek amacıyla bir araya gelen kodlanmış harf ya da harf topluluğudur. Kısaltmalar, yazılı ya da sözlü dilde karşı tarafa aktarılmak istenen bazı bilgilerin en az çabayla iletilmesini sağlayan dil birimleridir. İnsanlar doğaları gereği herhangi bir işi en az çabayla, en az emekle gerçekleştirmek isterler. Konuşma eyleminde ise en az çaba ilkesini gerçekleştiren sözcük araçları kısaltmalardır. Rus dilinde kısaltmalar Çarlık Rusya zamanından beri kullanılsa da asıl patlamasını Sovyetler Birliği döneminde yaşamıştır. Rus dilbiliminde kısaltmalara dair dilbilimsel, anlambilimsel, yapısal, işlevsel, kültürdilbilimsel açıdan pek çok araştırma yapılmaktadır.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;Yapılan bu araştırmalar neticesinde özellikle SSCB döneminde kullanılan ve türetilen kısaltmalara dair özel bir ilginin olduğu açıkça göze çarpmaktadır. Doğal olarak söz konusu dönemin panoramik bir portresini çekmek isteyen, malzemesi dil olan araştırmacılar sıklıkla kısaltmalara başvurmaktadır. Bu araştırmanın amacı yirminci yüzyılda yani Sovyetler Birliği döneminde yaygın olarak kullanılan, resmi ve günlük dile nüfuz etmiş olan kısaltmaları tarihsel çerçevede sosyo-kültürel yönleriyle birlikte yapısal, anlamsal, biçimsel, dilbilimsel açıdan incelemektir. Çalışma çerçevesinde nitel araştırma yöntemi esas alınmış olup, kısaltma kavramı, türleri, Sovyet gazetelerinde geçen kısaltmalar betimsel analiz yöntemi ve içerik analizi kullanılarak incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda kısaltmaların özellikle orduda, donanmada, devletin siyasi organlarında, örgütlerinde, bürokraside basın-yayın dilinde yaygınlık gösterdiği ve halkın diline de yansıdığı gözlemlenmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Misalli Büyük Türkçe Sözlük’e Göre Yabancı Kökten Türetilen Türkçe Kelimeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77866</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77866</guid>
      <author>Mehmet Salih AVCI </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-size: 11.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: minor-bidi; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İnsanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşur ve her türlü duygu ve düşüncelerini kelimelerle ifade eder. Tanımı konusunda bir fikir birliği olmamakla birlikte kelimeler genel olarak bir dilin anlamlı ve bölünmez en küçük birimi olarak kabul edilir. Bir dilde kullanılan kelime sayısına o dilin söz varlığı denir. Söz varlığı zamanla önemli ölçüde değişebilir. Geçmişten günümüze bazı Türkçe kelimeler anlam gelişmesi, anlam bozulması, anlam daralması, anlam genişlemesi gibi anlamsal değişimlere uğramıştır. Bu araştırmanın amacı, &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Misalli Büyük Türkçe Sözlük&lt;/em&gt;'te yer alan ancak kaynak dilde bulunmayan yabancı kökenli kelimelerden türemiş Türkçe kelimeleri tespit edip sınıflandırmak ve kökenlerini belirlemektir. Bu türemiş kelimeler türemiş halleriyle kaynak dilde yer almazlar. Bu durum özellikle Arapça ve Farsça kökenli kelimelerde görülür. Bu kelimeler yalnızca yeni anlam ve şekilleriyle Türkçede kullanılmaktadır. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan doküman incelemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Misalli Büyük Türkçe Sözlük&lt;/em&gt;'ün internet versiyonu olan &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Kubbealtı Sözlüğü&lt;/em&gt;'nden elde edilmiştir. Sözlükte "Türkçeden türetilmiştir" bilgi notuyla paylaşılan kelimeler tespit edilerek, kelimelerin kökeni, kaynak dildeki anlamları ve Türkçeye kazandırdıkları anlamlar alfabetik sıraya göre listelendi. İstatistiki olarak &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Misalli Büyük Türkçe Sözlük&lt;/em&gt;’te başka dillerden türetilmiş 286 Türkçe kelime bulunmaktadır. Bunlardan 245’i Arapça, 31’i Farsça, 6’sı Fransızca, 2’si İtalyanca, biri Latince ve biri de Yunancadan türetilmiştir. Ödünç kelime kategorisinde ele alınması gereken ve bir kısmı hâlen tedavülde olan bu kelimeler zamanında önemli bir boşluğu doldurmuştur.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Son Dakika Haberlerinde Ötekiyi İşaretleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76134</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76134</guid>
      <author>Neşe AYDIN KARAASLAN</author>
      <description>Öz: Hemen hemen her kültürde farklı biçimlerde var olan ben ve öteki ayrımının bir tarafı daima&amp;nbsp; ‘ben’ diğer tarafı da ‘ben olmayan’ ya da ‘öteki’dir. Ben ve öteki kavramı insan varoluşunun çok yönlü ve yaygın bir tarafıdır. Bu kavramlar bireylerin kendilerini nasıl algıladıklarını, başkalarını nasıl anladıklarını ve kişiler arası ve toplumsal ilişkilerin karmaşık ağında nasıl göründüklerini kapsar. Bu anlamda toplumsal süreç içerisinde sosyal bir varlık olan insan olumlu ve olumsuz öteki işaretleyicileri kullanabilmektedir. Bu kavramlar toplumsal, kültürel, fiziksel, tutum, kanaat, inanç, imaj ve anlamlar gibi farklı bilişsel öğelerin bir bütününü ifade eden bir sosyal temsil geliştirmeyi içerir. Bu sosyal temsilin oluşumunda ve yayılmasında medya da önemli bir rol oynamaktadır. Medya organlarından gazeteler ise toplumda haberlerin, bilgilerin ve görüşlerin yayılmasında etkilidir ve sadece olay ve olgulardan ibaret olmadığı için seçilen dil ve kullanılan sözcükler haberin ötekileştirme boyutunu da yansıtabilmektedir. Bununla beraber öteki işaretleyicilerini belirlemede bir araç olarak kullanılabilmektedir. Bu çalışmada amaç gazete haberlerindeki temsillerde istemli veya istemsiz olarak kullanılan öteki işaretleyicilerini tespit etmektir. Bu bağlamda haber metinlerinde öteki işaretleyicilerinin nasıl temsil edildiği ve bu temsil süreçlerinde kullanılan anlatı yapılarının olumlu ve olumsuz işaretleme biçimleri belirlenecek, ötekiyi işaretleyen dilsel ve toplumsal söylemler ortaya konacaktır. Araştırma örneklemini 01-15 Ocak 2022 tarihleri arasına ait Sabah Gazetesinin son dakika haberleri oluşturacaktır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Milli Mücadele Kahramanı Mehmet Edip Dinç’in Anılarının ve ‘Batum’a Sitem Destanı’na Yansıması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78771</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78771</guid>
      <author>Sedat BAHADIRFatih Berkay İNAN </author>
      <description>&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-theme-font: minor-latin; background: white; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;âşık edebiyatımızda nazım ve nesir şekliyle yazılan destanlar, uzun soluklu eserlerdir Bu eserler, genelde toplumun yakın tarihi ve sosyal gerçekliklerini anlattığından dolayı sevilen sözlü edebiyatımızın önemli türleri arasına girer. Milli Mücadele Dönemi’nin milis kuvvetlerinde yer alan Mehmet Edip Dinç’in anıları ve eser-i cedit denilen büyük kâğıda yazmış olduğu &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“Batum’a Sitem Destanı”&lt;/em&gt; adlı şiiri, yakın tarihimize ışık tutmaktadır. Batum’un Ruslar tarafından işgal edilmesi, daha sonraki yıllarda Ermenilerin yaptığı zulümler ve milis kuvvetlerin Batum’u kurtarmak için yapmış olduğu faaliyetler, tüm çıplaklığı ile anlatılmaktadır. Mehmet Edip Dinç, Jön Türkler tarafından gönderilen bütün gazeteleri, Batum’da yaşayan halkı bilinçlendirmek için, kendi eliyle dağıtmıştır. Daha sonraki yıllarda Teşkilat-ı Mahsusa’ya katılan Edip Bey, önce Murgul’da yapılması planlanan misyonerlik faaliyetlerini engellemiş ve içimizdeki düşmanları teşhis ederek halkı bu konuda uyarmıştır. Bölgede gelişen olayları gözlemledikten sonra Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir’e telgraf çekerek bilgilendirmiştir. Yakup Cemil ve Halit Bey gibi yakın tarihimize mal olmuş kişilerle birlikte kurtuluş için strateji belirlemesi çok önemlidir. Çalışmamızdaki amacımız, öncelikle bu konuda yazılmış eserlerin araştırılıp incelenmesidir. Yapılan incelemelerden sonra da yapılan bu mücadelelerin Edip Bey’in yazmış &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“Batum’a Sitem Destanı”&lt;/em&gt; adlı esere yansıma şeklini açıklamaktır. Bu çalışmada Mustafa Adil Özder’in 1974 yılında daktilo ile yazıp tamamladığı yayınlanmamış çalışması ve Yunus Zeyrek’in &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“Bizim Ahıska”&lt;/em&gt; dergisinde yayınladığı &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;“Edip Dinç’in Hatıraları”&lt;/em&gt; adlı çalışması esas alınmıştır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arap Alfabesinde “Ü” ve “I” Harfinin Varlığı ve Diğer Harflerin Okunuşu Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77754</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77754</guid>
      <author>Ercan BARAN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;Arap alfabesinde kısa sesliler (harekeler&lt;span dir="RTL"&gt;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;َ ِ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;) ve uzun sesliler (&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ا و ي&lt;/span&gt;) vardır. Kısa sesliler Türkçe’ye çevrilirken &lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ا &lt;/span&gt;&amp;nbsp;elif a, e olarak, &lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ي&lt;/span&gt;&amp;nbsp;ye ı,&lt;span dir="RTL"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;i olarak &amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;و&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;vev ise u,&lt;span dir="RTL"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;ü olarak okunur. Ama burada ü harfi ve ı harfi üzerinde tartışmalar vardır. Arapçada dört, beş ve altı ünlü olduğunu söyleyenler vardır. Arapça’da dört ünlü vardır diyenler şu ünlü harflerin olduğunu söylerler: “a, u, e, i”; Arapça’da beş ünlü olduğunu söyleyenler ise şu altı ünlünün olduğunu savunur: “a, ı, u, e, i”. Arapça’da altı ünlü olduğunu söyleyenler ise şu altı ünlünün olduğunu savunur: “a, ı, u, e, i, ü”. Bazı kitaplar Arapça’da ü ve i harfinin olmadığını söyler. Tarafımızca Arapça’da ü ve ı harfinin olduğunu kanıtlarıyla beraber verilecektir. Ayrıca Arap alfabesindeki harflerin kaynak dilden hedef dile aktarılırken okunuşlarında yani eşdeğerliliklerinde biçimsel olarak sorunlar vardır. Çünkü bizim kuramımıza göre ince harfler ve kalın harfler vardır. Kalın harfler a, ı, u, ince harfler ise e,i, ü şeklinde okunur. Ama atlanmaması gereken önemli noktalardan biri de Kuran başta olmak üzere Arapların harfin ağızdan kolay çıkmasına ve kulağa yani harfin sesinin güzel gelmesine önem vermeleridir. Araplar koydukları bütün kuralları estetik tını için ihlal etmektedirler. Yani Araplar harfin ağızdan kolay çıkması ve kulağa harfin kolay gelmesi yani müziksel tını için &amp;nbsp;bütün kuralları ihlal etmişlerdir. Ancak Araplar ince harf olan&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;د&lt;/span&gt;&amp;nbsp;(del) harfinin okunuşu “Dal” şeklinde; &amp;nbsp;yine ince harf olan &lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ذ&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;peltek (ze) &amp;nbsp;için “Zal” şeklinde; &amp;nbsp;ince harf &lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ش&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;span dir="RTL"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&amp;nbsp;(şin) harfinin okunuşunu “Şın” şeklinde; ince harf olan &amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ل&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;(lem) harfinin okunuşunu “Lam” şeklinde; ince harf olan &amp;nbsp;&amp;nbsp;&lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;ن&lt;/span&gt;&amp;nbsp;(nün) harfinin okunuşunu “Nun” şeklinde; &amp;nbsp;ince harf olan &lt;span style="font-family: Times New Roman;"&gt;و&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;(vev) harfinin okunuşunu “vav” şeklinde okumuşlardır. Ama asıl ilginç olan kaide Arapların harflerin ağızdan kolay çıkışına &amp;nbsp;ve kulaktaki müziksel tınısına önem vermiş olmalarıdır. Bunu Kuran-ı Kerim’deki Duha Suresindede görmekteyiz. Arapça harflerin biçimsel olarak okunurken yapılan yanlışlıklarını da bu çalışmamızda ayrıca ele alacağız.&#13;
&lt;p class="MsoNormal" align="justify"&gt;&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuk Edebiyatı Yazarı Gülten Dayıoğlu’nun Fadiş ve Dört Kardeştiler Adlı Öykü Kitaplarının Okunabilirlik Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78942</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78942</guid>
      <author>Serdar BULUTNurşah BİLGİÇ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Çocuklarda okuma alışkanlığı, çocukların okudukları kitaptan haz almasını sağlamaya yönelik önemli bir kazanımdır. Bebeklikten itibaren kitapla tanışan çocukların ilerleyen dönemlerde kitap okuma alışkanlığı da artar ve bu durum çocukların zekâ kapasitesinde ve dil-konuşma becerilerinde de olumlu etki yaratır. Çocukların okudukları kitaplar ise onların yaş düzeyine hitap eden kitaplar olmalıdır. Çocuk kitaplarının, çocukların yaş düzeyine uygunluğunu ölçmeyi hedef alan uygulamalardan birisi ilgili kitapların okunabilirlik düzeylerinin incelenmesidir. Türkiye’de okunabilirlik çalışmaları Ateşman’ın (1997) 1997 yılında yazdığı makalesiyle başlamıştır. Ateşman yaptığı incelemeler sonucunda Flesch’in okunabilirlik formülünün Türkçeye en yakın formül olduğu kanısına varmıştır. Ateşman’dan (1997) sonra Çetinkaya-Uzun (2010) ile Bezirci-Yılmaz’ın (2010) Yeni Okunabilirlik formülleri de okunabilirlik çalışmalarına katkı sağlamıştır. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 11.0pt;"&gt;Bu çalışmada, Türkiye’de üç kuşağı eserleri ile büyüten çocuk edebiyatının en önemli yazarlarından Gülten Dayıoğlu’nun ‘Fadiş’ ve ‘Dört Kardeştiler’ adlı hikâye kitaplarının okunabilirlikleri incelenmiştir. Araştırmacı okunabilirlik incelemesi kapsamında hikâyedeki hece, kelime ve cümle sayılarını tespit etmiştir. Elde edilen verilere nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi yoluyla ulaşılmıştır. Bu hikâyeler Ateşman’ın okunabilirlik formüllerine dayanarak analiz edilmiştir. Analizler yapılırken Gülten Dayıoğlu’nun ‘Fadiş’ ve ‘Dört Kardeştiler’ adlı eserlerinden toplamda 1500 sözcük baz alınmış, her bir sözcüğe düşen hece sayısı ve incelenen kısımda geçen toplam cümle sayısı hesaplanmıştır. Ayrıca baştan 500, ortadan 500 ve sondan 500 kelime kendi içinde ayrıca incelenmiş olup hece ve cümle sayıları tespit edilmiştir. Bu tespite ‘de, da, ki, ve, ile, ya da’ bağlaçları ve soru ekleri dâhil edilmemiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültüründe Organ Adları ile Oluşturulan Alkış ve Kargışlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78629</guid>
      <author>Yasemin ÇELİK </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;a name="_Hlk177656668"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışmada Türk kültüründe içerisinde &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;organ adları geçen &lt;em&gt;a&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;lkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargışlar &lt;/em&gt;üzerinde durulmuştur. &lt;em&gt;Alkış&lt;/em&gt; (dua) sözcüğü Eski Türkçe “beğenmek, övmek, medh ü sena etmek, şükretmek, hamdetmek” anlamına gelen &lt;em&gt;alka&lt;/em&gt;- ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt; (beddua/ilenç) ise &lt;em&gt;karġa&lt;/em&gt;- “beddua etmek” fiilinden gelmektedir. &lt;em&gt;Alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt;lar, uzun süre araştırmacıların ilgisini çeken bir konu olmuştur. Türkçede en eski dönemlerden, sözlü gelenekten, itibaren pek çok konu hakkında &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt;lar söylenmiş ve bunlar yazılı dile aktarılmıştır. Bu &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;lar genel dilde yer almakla birlikte bunların dışında halk ağzında yer bulan pek çok &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt; da bulunmaktadır. Türkçede yer alan bu &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargışl&lt;/em&gt;ara bakıldığında içerisinde organ adları ile kurulan bazı &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;ların olduğu dikkati çekmektedir. Organ adlarının &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt;larda yer bulması, halkın sevinçli, acılı, kızgın, umutlu vb. oldukları anlarda özellikle tercih ettikleri organ adlarını göstermesi bakımından önemlidir.&lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;Bu çalışmaya Türk kültüründe daha önceden derlenmiş olan, pek çok yöreye ait, iyi ve kötü dilekleri bildirmek üzere oluşturulan, en çok kullanılan, organ adları ile kurulan &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt;lar malzeme olarak alınmıştır. Buna göre, çalışmaya malzeme olan bu &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt;lar, &lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk178017397"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk177656668;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;içerisinde &lt;em&gt;ağız, ayak, baş, dil, el, göz, yüz&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk177656668;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;sözcüğü bulunan organ adlarından derlenmiştir. Çalışmada öncelikle, organ adları alfabetik olarak sıralanmış, her bir organ adının anlamı ve kökeni hakkında bilgi verildikten sonra Türk kültüründe bu organ adları ile kurulan &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; kargış&lt;/em&gt; örnekleri sıralanmıştır. Böylelikle hangi organ adı ile kurulan &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve/veya &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;ın daha sık, hangisinin daha seyrek kullanıldığı ve bunların nedenleri gösterilmeye çalışılmıştır. Buna göre çalışmada &lt;em&gt;baş, el &lt;/em&gt;ve&lt;em&gt; göz &lt;/em&gt;ile kurulan &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;ların &lt;em&gt;ağız, ayak, dil, yüz&lt;/em&gt; ile yapılanlardan daha fazla olduğu görülmüş, bu da insan vücudunun temel organlarıyla kurulan &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;ların diğer organlarla kurulanlara oranla &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;larda daha fazla yer bulduğunu göstermiştir. &lt;span style="mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Elbette ki &lt;em&gt;alkış &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt; üzerine yapılmış olan çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışma da, organ adları ile kurulan &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt;lar üzerinden &lt;em&gt;alkış&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;kargış&lt;/em&gt; çalışmalalara &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;katkı sağlayacak ve bu alandaki boşluğu dolduracaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hayvan Adlarıyla Kurulmuş Zehirli Bitki Adları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78452</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78452</guid>
      <author>Ömer Anıl DÜŞMEZ </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Bitkiler, dünya üzerindeki yaşamın sürekliliği için hayati öneme sahip temel unsurlardır. İnsanlar, bitkilerle çok eski çağlardan bu yana simbiyotik bir ilişki içinde olmuşlar ve bu ilişki, medeniyetin başlangıcından modern zamanlara kadar geniş bir yelpazede (beslenme, tıbbi tedavi, tekstil ürünleri vb.) çeşitli şekillerde kendini göstermiştir. Bitkilerin faydalarının yanı sıra, içerdikleri potansiyel toksik maddeler nedeniyle zarar verebilecekleri de bilinmektedir. Bazı bitkiler, insanlar ve hayvanlar için tehlikeli olabilir ve uygun bilgi ve deneyim olmaksızın kullanıldıklarında sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Bitki adları, ad biliminin fitonomi olarak bilinen dalı kapsamında incelenir. Fitonomi, bitkilerin bilimsel adlandırılma süreçlerini ve bu süreçte dilin rolünü araştıran bir disiplindir. Bitki adları, genellikle bitkilerin morfolojik, coğrafi, tarihsel veya kültürel özelliklerine dayanarak oluşturulmuştur. Yaygın olarak, bir bitkinin görünümüne veya yetiştiği yerin adına göre adlandırılması söz konusudur. Türkçe, bitki adları açısından oldukça zengin bir dildir ve bu zenginlik, dilin tarihsel derinliği ve coğrafi çeşitliliği ile yakından ilişkilidir. Halk arasında zehirli bitkilerin adlandırılmasında hayvan adlarının sıkça kullanıldığı görülmektedir. Bu tür adlandırmalar, genellikle bitkilerin özelliklerini veya görünüşlerini hayvanlarla ilişkilendirerek yapılan aktarmalar yoluyla oluşturulmaktadır. Bu çalışmada, zehirli bitki adlandırmalarında kullanılan hayvan adları ele alınmıştır. T. C. Tarım ve Orman Bakanlığının 12.10.2020 tarihli, zehirli ve zararlı oldukları için gıda amaçlı kullanımı yasaklanan bitkiler listesinden yararlanılmıştır. Araştırma, bu listedeki bitki adlarından hayvan adı kullanılarak oluşturulanlara odaklanmıştır. Elde edilen bulgular, Türkçede zehirli bitkilerin adlandırılmasında hayvan adlarının yaygın olarak kullanıldığını ve bu adlandırmaların bitkilerin özelliklerini veya görünümlerini hayvanlarla ilişkilendirerek yapıldığını ortaya koymaktadır. Zehirli bitkilerin adlandırılması, halk arasında bu bitkiler hakkında aktarılan bilgi ve deneyimlerin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu adlandırmalar, halk kültüründe nesiller boyu süren gözlemlerin ve deneyimlerin bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çuvaşça ve Sümerce Sözcük Denklikleri Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76305</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76305</guid>
      <author>Süleyman ERATALAYSevda ÖZEN ERATALAY </author>
      <description>Sümerce ile Türkçe arasında en güncel çalışmalara göre 200’den fazla ortak sözcük bulunduğu bilinmektedir. Eklemeli dil yapısına sahip bu iki dilden Sümerce günümüzde kesin olarak bir dil ailesinde kabul edilmemekte; Türkçe ise Altay dil ailesine dahil edilmektedir. Genel olarak Türkçe dışındaki Altay dilleri sözcük içerisinde r-l seslerinin ön planda olduğu diller olarak değerlendirilmektedir. Türk dillerinde ise bu seslere karşılık z-ş seslerinin bulunduğu bilinen bir gerçektir. Türk dilleri içerisinde r- seslerinin tek bir temsilcisi bulunmaktadır; o da Çuvaşçadır. En erken dönemde ayrışma yaşayan tarihi Türk lehçesi olarak kabul edilen Çuvaşça bu özelliği ile Türk dillerini Altay dil ailesine ait diğer dillerle ilişkilendiren son derece önemli bir konumda bulunmaktadır. Türkçe ile Sümerce arasındaki sözcük denklikleri doğal olarakDîvânu Lugâti’t-Türk ve Clauson’un &lt;em&gt;An Etymological Dictionary of pre-thirteenth-century Turkish &lt;/em&gt;gibi eldeki en eski sözlükler aracılığıyla yapılabilmiştir. Ancak bu kaynaklar z-ş seslerinin korumuş olduğu tarihi lehçelere ait olduklarından, Sümerce söz varlığındaki r-l seslerini barındıran sözcüklerin tespit edilmesi noktasında verimsizdirler. Bu kaynaklar, Çuvaşçada ?�?�р- &lt;em&gt;(kar-)&lt;/em&gt; Örtmek, perde çekmek, Sümercede gur/gur&lt;sub&gt;8&lt;/sub&gt; Örtmek, sarmak, gizlemek; Çuvaşçada çыр- &lt;em&gt;(şır-)&lt;/em&gt; Yazmak, kaleme almak, çizmek, Sümercede sar Yazmak; sir&lt;sub&gt;5&lt;/sub&gt; yazı, Genel Türkçede boz&lt;em&gt;-&lt;/em&gt;&lt;em&gt; &lt;/em&gt;‘bozmak’, Sümercede bur&lt;sub&gt;2&lt;/sub&gt; ‘silmek, yıkmak, bozmak’ örneklerindeki gibi bazı sözcük denkliklerinin tespit edilmeden kalmış olmalarına neden olmuştur. Çalışmada neticesinde Çuvaşça ile Sümerce arasında toplamda 58 adet sözcük denkliği tespit edilmiştir. Daha önceki çalışmalarda tespit edilmiş olan 10 denklik çıkarıldığında 48 yeni sözcük denkliği tespit edilmiş olmaktadır. Böylece&amp;nbsp;Türk dilleri ile Sümerce arasında 50’ye yakın yeni sözcük denkliği eklenebilecektir.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kıbrıs Türk Masallarında Büyü Motifi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78288</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78288</guid>
      <author>Şerife Seher EROL ÇALIŞKAN </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;İnsanoğlu hayatı boyunca evrene hükmetme, olacakların yönünü kendi istekleri doğrultusunda değiştirme ve dünyevi hırslarla sürekli olarak kazanmaya yönelik bir arzu içerisinde olmuştur. İnsan, özellikle maddi dünyada kolay yoldan pek çok şeyi elde etme arzusuna sahiptir. Bu bağlamda da şahsi ve dünyevi istekleri için sürekli bir çaba içerisine girer. Sergilediği bu çaba bazen hayatın olağan akışında mümkün olmayan şeyleri gerçekleştirmek üzerine olabilir. İşte bu noktada kişi farklı yollara başvurabilir. Bu yolların başında da büyü gelmektedir. Büyü iyi ya da kötü bir amaca ulaşmak adına herkesin yapamayacağı, yetenek gerektiren bir uygulamadır. Büyü uygulamaları insanlığın var oluşundan günümüze kadar hemen her millette, her dinde ve her öğretide görülmüştür. Masal türü de halkın dilinden çıktığı için toplumun zihnindeki ve kültüründeki birçok unsuru içinde barındırmaktadır. Büyü de bunlardan bir tanesidir. Sözlü kültürün en önemli ürünlerinden olan masallarda büyüye dair pek çok uygulama yer almaktadır. Bu uygulamalar çoğu zaman masalın genel havasında, çok fazla ayrıntıya girilmeden, kısa cümlelerle verilmiştir. Masallarda yer alan büyüler iyi amaçlı olarak da karşımıza çıkmakla beraber çoğu zaman aslında kötü niteliktedir. Bir hastalığın tedavisi için yapılan büyü iyi bir büyü iken bir insana zarar vermek amacıyla yapılan bir büyü kötü bir büyü olmaktadır. Dolayısıyla büyülerin de çeşitleri bulunmakta ve masal metinlerinde farklı şekilleriyle karşımıza çıkmaktadır. Kıbrıs Türk kültüründe Karagöz oynatıcılığı, meddahlık, Karagöz ve masal yazarlığı yapan Mehmet Ertuğ tarafından derlenen ve 2018 yılında Kıbrıs Sosyal Bilimler Üniversitesi (KISBÜ) yayınları arasından Kıbrıs Masalları adıyla çıkan, içinde on dört Kıbrıs Türk masalının yer aldığı çalışma inceleme konumuz olarak seçilmiştir. Eserde yer alan bu on dört Kıbrıs Türk masalının sırasıyla isimleri şöyledir: “Akıllı Burçak, On İki Kardeş Meseli, Bit Hanım ile Pire Kadın, Nartane, Gocagarıcık Meseli, Dilruba Sultan, Arabüzengi, Garaböcücük, Biddacık, Portakal Hanım, Üç Kız, Gülperi Civan Hanım, Köse Meseli, Gurgufa Meseli.” Söz konusu bu masallar içerdikleri büyü motifleri ve çeşitleri açısından değerlendirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>An Analysis of Linguistic Landscape in The Old Town of Famagusta (Suriçi)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76135</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76135</guid>
      <author>Fatoş EROZANNihat BÜYÜKOĞLU </author>
      <description>Bu makale, Gorter (2006) tarafından önerilen üç perspektifte&amp;nbsp; (gösterimi, iyi nedenler -yani dilin bir mal olarak görülmesi- ve güç ilişkileri) sosyal eylem teorisi çerçevesinde Gazimağusa’nın eski şehir merkezi olan Suriçi’nin dilbilimsel manzarasını. Çalışmada, verilerin hem nicel hem de nitel veri analizlerini içeren karma bir yöntem yaklaşımı kullanılmıştır. Söz konusu bölgenin (Google haritasına bakınız) çekilen fotoğraflarıyla toplanan verilerin analizi, araştırmacılara sosyal-eylem teorisinin üç perspektifini kapsayan bulgular sunmaktadır. Çalışmanın bulguları, genel olarak Gazimağusa’nın eski şehir merkezinde bulunan dilbilimsel manzarasında Türkçe, İngilizce, Yunanca, Rusça vb. dillerin birbiriyle rekabet eder durumda olduğunu göstermektedir. Daha detaylı inceleme yapıldığında, Türkçe’nin resmi dilbilimsel manzarada baskın dil olduğu görülürken, resmi olmayan dilbilimsel manzarada ise İngilizce’nin ağırlıklı olarak hakim olduğu görülmektedir. Bu durum, açık dil politikası önerileri ile dil kullanım uygulamaları arasındaki uyumsuzluğu ortaya koymaktadır. Bu araştırmanın, genel olarak dilbilimsel manzara araştırmalarına ve özelde çok dilli bir ortam olan Kuzey Kıbrıs'ta dilbilimsel manzaranın araştırılmasına, dil görünümüne ilişkin öngörüler sunarak katkı koyabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çuvaşçada Kılınış İşlemcisi Olarak {-sA pır-} Art Fiili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78947</guid>
      <author>Kubilay FENER</author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Dil, zamanla oluşan ihtiyaçları karşılamak için bağımsız biçimbirimleri bağımlı biçimbirimlere dönüştürebilmektedir. Dilbilgiselleşme olarak tanımlanan bu hadisede, sözlük birimler dilbilgisel biçimlere ya da düşük gramer kategorileri yüksek gramer kategorilerine dönüşmektedir. İlgili duruma istinaden, dilde hareketleri karşılayan eylemler semantik özelliklerinin yanı sıra işleve dönük özellikleriyle de dikkat çekmektedir. Türk dili fiil sisteminin önemli bir inceleme konusunu oluşturan art fiiller, cümlelerin doğru bir şekilde anlamlandırılması ve aktarılmasının yanı sıra esas fiil üzerinde çeşitli kılınış işlemleri yapabilmesi bakımından da dil bilimi literatüründe oldukça ilgi çekici bir konu olmuştur. Bu doğrultuda Çuvaşça &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;pır&lt;/em&gt;- ‘varmak’ eylemi, anlamını kaybetmiş bir yardımcı eylem pozisyonunda solundaki zarf-fiil ekiyle birleşerek analitik yapı oluşturduğu esas eylemin gerçekleşme tarzı veya kılınış içeriğine ilişkin bildirimlerde bulunmaktadır. Sözlüksel bir kategori olan kılınış, eylemleri meydana geliş tarzı bakımından sınıflandırma anlamında kullanılmakta ve inceleme alanı olarak eylemin iç zamansal yapısını konu edinmektedir. Bununla birlikte her eylem, ontolojik olarak başlangıç, süreç ve bitiş evrelerinden oluşmakta ve bir eylem leksemine ait iç evre yapısı yeniden kategorizasyon yoluyla değişikliğe uğrayabilmektedir. Bu makalede, bir kılınış işlemcisi olarak eylemlerin iç evre yapısında çeşitli değişikliklere yol açan Çuvaşça {-sA pır-} art fiilinin işlevsel alanı irdelenecektir. İlgili çalışmada, öncelikle {-sA pır-} art fiilinin işlevlerine yönelik yaklaşımlar gözden geçirilecek, ardından art fiilin kılınış bildirme işlevleri örnek cümleler esasında betimleyici bir yaklaşımla ortaya konacak ve sonuç bölümünde elde edilen bulgular araştırmacıların dikkatine sunulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Psikoloji Yönüyle İran Türklerinin Moncuk Salma/Çıkartma Geleneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78247</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78247</guid>
      <author>Nurullah GÖZCÜ </author>
      <description>Moncuk salma geleneği, kadınların belirli toplumsal ritüellerde bir araya gelerek kısmet açma, sosyal kimliklerini güçlendirme amacı taşıdığı ve toplumsal yapının şekillenmesini sağladığı dikkate değer bir uygulamadır. Farklı toplumlarda muhtelif isim ve değişikliklerle bulunan geleneğin talih, baht açma türleri genellikle Türk bölgelerinde gözlemlenmektedir. İran Türkleri arasında da mevcut olan uygulamanın yalnızca bahtı kapalı olan kadınlar için düzenlenen bir ritüel olmasının ötesinde, toplumsal yapı ve sosyal kimliklerin inşasında önemli bir rol oynayan kültürel bir pratik olması geleneğin sosyal psikoloji yönüyle çok anlamlı bir yapı sergilediğini göstermektedir. Modernleşme ve teknolojinin etkilerine rağmen geleneksel varlığını sürdürmesi ise bu geleneğin toplumsal yapıda derin bir kök saldığının göstergesidir. Mâniler aracılığıyla gerçekleştirilen gelenek, toplumsal hiyerarşiyi ve statü farklılıklarını görünür kılarken aynı zamanda bireylerin grup kimliklerini ön plana çıkarmalarına, grup içi ve dışı ilişkilerinin sınırlarını belirlemelerine olanak tanımaktadır. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, İran Türkleri arasında yaygın olan moncuk salma geleneğinin sosyal psikoloji yönüyle ele alınmasıdır. İncelemede bu geleneğin toplumsal kimlik, grup dinamiği ve kültürel aktarım üzerindeki etkileri çeşitli mâni örnekleriyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, geleneğin kadınlar arasında toplumsal dayanışmayı ve sosyal bağlılığı kuvvetlendirmenin yanı sıra kültürel normların sürdürülmesi açısından da önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Geleneğin sürdürülmesiyle bireylerin toplumsal aidiyetleri ve kültürel kimlikleri korunmakta, kuşaktan kuşağa aktarılarak bir süreklilik sağlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVI. yy. Aşk Mesnevîlerinde Mev’ize</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77185</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77185</guid>
      <author>Hanzade GÜZELOĞLU </author>
      <description>&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="margin-top: 6.0pt; text-indent: 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 10.0pt;"&gt;Eski Türk Edebiyatına ait eserlerde sanat endişesi, söyleyiş ve manada, biçim ve muhtevada güzele ulaşma çabası yanında öğreticilik, eğitme amacı da güdülmektedir. Bu yüzden Eski Türk edebiyatını oluşturan edebî eserlerin bir yönü de öğreticiliktir. Divanlarda didaktik, hikmet tarzında yazılan birçok şiirle karşılaşılabilmektedir. Sanat endişesiyle bile kaleme alınan eserlerde az veya çok nasihat verici sözlerle, ifadelerle; ayet ve hadislerle, mesel ve atasözleriyle desteklenmiş öğüt mesajlarını görmek mümkündür. Belli başlı öğüt veren müstakil eserler var: nasihat-nâmeler, pend-nâmeler vb. Bunlar dışında divanlarda da “mev’ize, nasihat” türünde şiirler yer almaktadır. Eğitmek amacıyla yazılmamış eserlerde bile öğüt vermek, iyiye sevk etmek için öğretici söylemlere veya hikâyelere yer verildiği görülmektedir. Bazı mesnevîlerde nasihat beyitleri dışında öğüt içeren bölüm olarak “mev’ize” başlıklı manzumeler de bulunmaktadır. Mesnevî planındaki giriş, konunun işlendiği bölüm (hikâye) ve hâtime (bitiş) bölümlerinde karşılaşılabilen bu başlıkta şairin çeşitli konularda öğüt ve hikmetli söylemlere yer verdiği görülmektedir. “Mev’ize” başlığını taşıyan bu manzumelere her türden ve her yüzyılda yazılmış mesnevîlerde rastlanır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="margin-top: 6.0pt; text-indent: 0cm;"&gt;&lt;span style="mso-bidi-font-size: 10.0pt;"&gt;Çalışmada mev’izenin kavram olarak anlamı, içeriği, tür ve tarz adı olarak kullanımı konusuna değinildikten sonra aşk konulu mesnevîlerdeki mev’izeler incelenmiştir. Makale kapsamını aşmamak için çalışmada bir sınırlandırma yapılarak sadece XVI. yy.’a ait aşk mesnevîleri esas alınmıştır. İçinde mev’ize olan incelenen mesnevîlerden yola çıkarak mev’izenin mesnevîdeki yeri, konusu, oranı ve fonksiyonu hakkında bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır. Yapılan incelemenin sonucunda mev’izenin mesnevinin düzleniş biçiminde yer alan bir parça ve içerik kompozisyonunda fonksiyonu olan bir manzume olduğu tespit edilmiştir. Mev’izenin tür ve tarz adı olarak kavram genişliğine ve daha kapsamlı araştırmaya muhtaç bir konu olduğuna da dikkat çekilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Boşnak Kadınların İlk Dergisi: “Gülistan”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77659</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77659</guid>
      <author>Gülten HALİLOĞLU </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Osmanlı Devleti’nin Bosna’dan ayrılışı, Avusturya-Macaristan’ın 1878 yılında Bosna’yı işgali ve 1908 yılında ilhakı, 1918 yılında kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı dönemi ile Slavları tek çatı altında toplamanın amaçlandığı Yugoslavya fikri ve devleti gibi yeni oluşumlar, Bosna’daki toplumsal yaşama derin etkilerde bulunmuştur. Bu değişen siyasi yapı, Bosna’da yaşayan herkes gibi Boşnak toplumunu da etkilemiştir. Siyasi, ekonomik ve kültürel hayatın değişmeye başlaması, okur-yazarlık ve okullaşmayı arttırmayı amaçlayan politikalar aracılığıyla eğitimin önem kazanması gibi yenilikler Boşnak aydınlar üzerinde büyük bir tesir bırakmıştır.&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt; Toplumsal değişim ve gelişim için kadınların yerinin yadsınamaz boyutta olduğu anlaşılmış ve “Bosnalı Müslüman” kadınların yani “Boşnak” kadınların, iktisadi ve sosyo-kültürel hayatta var olmaları için gerekli çalışmalar yapılarak kadın sorunu ele alınmaya başlanmıştır. Bu amaca hizmet etmek amacıyla yola çıkan ve Boşnak kadınların ilk dergisi olan “Đulistan”, Türkçe ismiyle “Gülistan”, Boşnak dilinde Saraybosna’da yayınlanan bir dergidir. Dergide pek çok Boşnak aydınının yazılarına yer verilmiştir. Bununla birlikte kadın sorununun çözümünde kadınların yer alması gerektiği düşünülerek kadın yazarların da olmasına dikkat edilmiştir. Bu değişim ve modernleşme amacı için yola çıkılan dergide Bosna’nın kozmopolit yapısından ötürü İslam dinine atıfla “dini kimlik” baz alınarak Boşnak kadınların sorunlarının çözümüne odaklanılmıştır. Çalışmada dönemin Bosna'sına ve Boşnak kadınların konumuna ışık tutması açısından önemli bir yere sahip olan "Gülistan" dergisi ele alınacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mevlid Muhtevalı Bir Eski Anadolu Türkçesi Metni</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78058</guid>
      <author>Hasan KARACA </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Doğma, doğum, doğum yeri anlamlarına gelen mevlid, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;İslam k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ültüründe Hz. Muhammed’in do&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ğumunu, hayatını, mucizelerini anlatan mesnevi ve bu mesnevinin okundu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ğu din&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;î töreni ifade eder. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu çalışmaya konu olan mevlid muhtevalı metni içeren 21 varaklık &lt;/span&gt;&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;İlm-i H&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;âl&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; adlı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;yazma, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Millî Kütüphanede, 06 Hk 1647 katalog bilgisiyle kay&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıtl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıdır. Sekiz varaktan oluşan mevlid muhtevalı kısım aruz vezniyle yazılmış &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;çift sütunlu 174 beyitlik manzum bir metindir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Satır sayısı genellikle 13’tür. Hem İlmihâl kısmı hem mevlid muhtevalı kısım harekeli nesihle ve aynı hatla yazılmıştır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Metinde, bölüm veya ba&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;şl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıkla g&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;österilmi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ş herhangi bir tasnif yoktur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; Geçişleri gösteren ve dikkat çekme amac&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıyla kullanılan “dinle imdi” ifadesi genel bir tertip ortaya koymaktadır. İçeriğe göre yapılan toplam sekiz b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ölümlük tertibin be&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ş b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ölümü bu ifadeyle ba&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;şlamaktadır. Eski Anadolu T&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ürkçesiyle yaz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ılmış bu metnin eksik bir mevlid olduğu muhteva ve tertibinden anlaşılmaktadır. Muhtevası genel olarak mevlidlerde ortak anlatılan durum ve olaylardan oluşmaktadır: &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Mevlid okutan gencin eksik hik&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;âyesi (1-5 beyit), mevlidin faziletleri (6-27 beyit), Yahudi kar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; kocan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ın M&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;üslüman olmas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı hik&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;âyesi (28-60 beyit), Allah’&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;n varl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ık &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;âlemini, Hz. Muhammed’in ruhunu ve Hz. âdem’i yaratmas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; (61-79 beyit), Hz. Muhammed’in nurunun intikali ve Hz. Muhammed’in do&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;umu (80-110 beyit), Hz. Muhammed’in sava&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ta gözünü kaybeden sahabenin gözünü iyile&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;tirme mucizesi (111-121), Cabir’in kesti&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;i koyunla üç bin sahabenin doymas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt; mucizesi (122-140), Cabir’in ölmüş çocuklar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ın diriltilmesi mucizesi (141-174)&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;. Katalog ya da içerikte müellif veya müstensih bilgisi yoktur. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Eserin telif veya istinsah tarihi bilinmemektedir. Söz varl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ığı, dil ve anlat&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ım &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;özellikleri 16. yüzy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıldan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;önce yaz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ıldığına işaret etmektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Metinde görülen ses de&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ğişmeleri, ses t&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;üremeleri, ünlü yuvarlakla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Arial; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;şmaları ve &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ünlü düzle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;şmeleri Eski Anadolu T&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ürkçesinin hususiyetlerini sergilemektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;çal&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ışmada metnin t&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Gentium Plus'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;ür bilgisi, transkripsiyonlu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;şekli, dil incelemesi ve tıpkıbasımı bir arada verildi.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki Şair, Bir Tanrıça: Ali Ulvi ve Mehmet Celal’in Venüs Şiirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75626</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75626</guid>
      <author>Neşe OKTAY</author>
      <description>Mehmet Ali Ulvi ve Mehmet Celal, II. Abdülhamit döneminde yazan ve Mehmet Kaplan’ın verdiği isimle “Ara Nesil” sanatçıları arasında kabul edilen iki ediptir. Ali Ulvi daha çok şiirleri ile tanınırken Mehmet Celal şiir, hikâye, roman gibi farklı türlerde eser vermiş bir isimdir. Her iki isim de dönemlerinde Recaizade Mahmut Ekrem ile Muallim Naci arasında yaşanan ayrılıkta Naci’nin yanında durmayı tercih etmişlerdir. İkilinin aynı isme bağlanmalarının yanında birbirlerini tanıdıkları, müşterek kıtalar yazdıkları da bilinmektedir. Edipler arasındaki yakınlık bununla da sınırlı değildir. İki şair yaklaşık on dört yıllık bir ara ile mitolojinin güzelliğiyle meşhur tanrıçası Venüs hakkında şiirler kaleme almış ve bu sebeple makalede incelemeye değer bulunmuşlardır. Şiirler mitolojik bir figüre yer vermelerinin yanında Venüs’ün bilinen hikâyelerine de sadık kalmalarıyla ortaklığı devam ettirirler. O zamanki genel eğilimin aksine Venüs bu şiirlerde yalnızca isim olarak yer almamış, hikâyesiyle birlikte değerlendirilmiştir. Bu bakımdan şiirlerdeki mitolojik etkiler önemlidir. Aynı zamanda iki şiir resme yakınlıkları ile de dikkati çekmektedir. Mitoloji dönem edebiyatında önemli kaynaklardan biridir. Resim ise yenileşme tarihi bakımından hem edebiyatla ortak kadere sahip hem de tıpkı mitoloji gibi edebiyatın, özel olarak şiirin, kaynaklarından biridir. Tarih boyunca şiir ve resim çeşitli vesilelerle yan yana gelmiştir. Bu gibi sebepler dolayısıyla makalede iki şairin Venüs’e dair şiirlerinin sağladığı imkânlar değerlendirilerek edebiyatın mitolojiyle ve resimle bağlarına işaret edilmeye çalışılacak ve bu yolla edebiyatın yenileşme yolunda uğradığı farklı duraklar iki şairin şiirinde gösterilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Unutulmuş Bir Yazar Âgah İzzet Yazgaç ve Vecizeleri Davuldan İlhamlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78761</guid>
      <author>Seda ÖZBEK </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: 'Times New Roman'; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: TR; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Edebiyat tarihlerinde ismine rastlayamadığımız Agâh İzzet Yazgaç, başta Cumhuriyet olmak üzere Ulus, Yeni Sabah, Aylık Mecmua gibi gazete ve dergilerde yazmış; Esnaf Meslek Mecmuası’nda yazı işleri müdürü olarak görev yapmış; hikâye, deneme, hatıra, gezi yazısı ve vecize türünde eserler vermiştir. Özellikle 1926-1942 yıllarında gazete ve dergilerde imzasına rastlanan, Yunus Nadi, Peyami Safa, Aka Gündüz, Mehmet Rauf, Kemal Ragıp Yaşar Nabi, gibi isimlerle aynı sütunları paylaşan, kalem tecrübelerinin çoğu süreli yayınlarda dağınık halde kalan Agâh İzzet, Cumhuriyet gazetesinde 1926’dan 1931’e kadar altı yıl her Ramazan ayı boyunca Davuldan İlhamlar üst başlığı ile yayımladığı vecizelerini aynı adla kitaplaştırmıştır. İlk baskısı 1927 yılında eski harflerle yayımlanan aforizma, vecize, özlü söz olarak adlandırılan Davuldan İlhamlar okuyucuların ilgisine ve Cenap Şahabettin ve Abdülhak Hâmid Tarhan gibi yazarların iltifatlarına mazhar olur. Agâh İzzet, gördüğü ilginin teşviki üzerine sadece Ramazan aylarına mahsus olmak üzere Cumhuriyet gazetesinin birinci ya da ikinci sayfalarında vecize yazmaya devam etmiştir. 1932 yılında kitaplaşan bu vecizeler, daha sonra 1927-1939 yıllarında olmak üzere toplam dört baskı yapmıştır. Agâh İzzet’in bu vecizeleri edebiyat, kadın, aşk, evlilik, çocuk, aile hayatı, gençlik, yaşlılık, dost, düşman basın-yayın gibi çeşitli kavramlar ve konularla ilgili geniş bir yelpazede yer alır. İstisnai olarak Atatürk için yazılmış vecizeler eserin başında yer almaktadır. Yazar bazı temalar üzerine sayıca çok vecize kaleme alırken kimisi hakkında ise daha az vecize yazmıştır. Bu makalede Agâh İzzet Yazgaç’ın Davuldan İlhamlar başlığı ile yayımlanan vecizeleri üzerinde durulacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazak Türkçesinde Yer Alan Zarf Fiil Ekleri ve Bu Eklerin Türkiye Türkçesine Aktarımı Meselesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77977</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77977</guid>
      <author>Serdar ÖZDEMİR </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; margin: 6.0pt -.1pt .0001pt 0cm;"&gt;&lt;a name="_Hlk174833516"&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong style="mso-bidi-font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US;"&gt;-&lt;/span&gt;&lt;span style="mso-bookmark: _Hlk174833516;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;(ı)p, -a (-e), -y, -ğanda (-gende, -qanda, -kende), -ğanşa (-genşe, -qanşa, -kenşe), -mayınşa (-meyinşe), -ğalı (-geli, -qalı, -keli), -mastan (-mesten, -bastan, -besten, -pastan,&amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp; &amp;nbsp;-pesten), -ısımen (-isimen) zarf-fiil eklerini yapısında bulunduran Kazak Türkçesi bu kullanım alanı açısından oldukça zengindir. Fakat bilhassa son yıllarda hızla artan aktarma çalışmaları ve gerçekleştirilen diğer edebî ve akademik çalışmalarda bu zarf-fiil eklerinin Türkiye Türkçesindeki tam karşılıklarının belirlenmesinde bazı hataların yapıldığı gözlemlenmektedir. Bu hatalar, bilhassa Kazak Türkçesindeki bir zarf fiil şeklini ya gramer kitaplarının verdiği bilgi doğrultusunda zarf fiil şekli ile yahut da cümledeki bağlama dikkat etmeden farklı şekillerde aktarmaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır. İşte yapılan bu çalışmada taraması gerçekleştirilen edebî eserlerden alınan örnek cümleler vasıtasıyla bu eklerin Türkiye Türkçesine farklı aktarım biçimleri tespit edilip örneklendirilmiştir. Mesela, “-ğanda, -gende, -qanda, -kende” zarf-fil ekini alan sözcük, temel cümledeki iş hareketi zaman bakımından tamamladığında ek Türkiye Türkçesine “-IncA” şeklinde, temel cümledeki iş hareketin olup olmama şartını bildirdiğinde ise “-sA” şart eki işleviyle aktarılabilmiştir. Bu durum da zarf-fiil eklerinin Türkiye Türkçesindeki karşılıklarını doğru ve tam olarak belirleyebilmek için hem ekin işlevsel alanlarının hem de cümleye kattığı anlamların ayrı ayrı incelenmesinin önemini ortaya koymaktadır. Özellikle, edebî eserlerden alıntılanan örnek cümleler vasıtası ile bu eklerin doğru karşılıklarının saptanması, çeviri sürecinde karşılaşılan zorlukların da önemli ölçüde aşılmasına katkı sağlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara Elmadağ’da Tandır Kültürü: Halk Mimarisi Bağlamında Sosyal Dayanışma ve Kültürel Aktarımın İzleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76792</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76792</guid>
      <author>Mutlu ÖZGEN  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Bu çalışma, Ankara’nın Elmadağ ilçesinde halk mimarisinin özgün bir unsuru olan tandırı, yapısal özellikleri, toplumsal işlevleri ve kültürel bağlamı açısından incelemektedir. Tandır, yalnızca bir ekmek pişirme alanı olarak değil; toplumsal dayanışmayı, kültürel aktarımı ve mutfak kültürünü şekillendiren bir yapı olarak halk mimarisinde önemli bir yere sahiptir. Araştırma, tandırın yapım sürecine, bu süreçte kullanılan malzemelere ve kadın ustaların oynadığı role odaklanmıştır. Tandır yapımında kullanılan çorak toprak gibi yerel malzemeler, hem çevre dostu bir üretim pratiği hem de halk mimarisinin sürdürülebilirlik ilkesini yansıtmaktadır. Çalışmada, tandır yapımında imece usulüyle gerçekleşen dayanışmanın, kadınlar arasındaki bağları güçlendirdiği ve toplumsal normların aktarımında kritik bir mekanizma sunduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın metodolojisi, nitel bir yaklaşımla şekillenmiştir. 2018 yılının temmuz ayında Elmadağ’ın Arka Köy bölgesinde gerçekleştirilen saha çalışması kapsamında, tandır yapım sürecine dair gözlemler yapılmış ve tandır ustalarıyla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, tandır yapımında kullanılan tekniklerin yanı sıra, bu süreçteki toplumsal etkileşimlerin detaylarını ortaya koymaktadır. Ayrıca, tandır yapım süreci fotoğraflarla belgelenmiş ve görsel veriler analiz edilmiştir. Bulgular, tandırın kadınlar arasında bir folklor alanı oluşturduğunu ve mutfak kültürünün sürdürülebilirliğinde önemli bir rol oynadığını göstermektedir. Tandır ekmeği ve tirit gibi yemeklerin hazırlanmasında tandırın işlevselliği, toplumsal ritüellerdeki yerini daha belirgin hale getirmiştir. Hanife Yenge gibi ustalar, tandır yapımı konusundaki bilgi ve becerilerini nesilden nesile aktararak, bu kültürel mirasın devamlılığını sağlamıştır. Sonuç olarak, tandır, halk mimarisinin yardımcı yapılarından biri olarak, yalnızca bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve kültürel sürekliliği sağlayan bir mekanizmadır. Çalışma, tandırın halk mimarisi içindeki önemini vurgularken, bu mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması için önerilerde bulunmaktadır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Beyit Üzerinden Türk-İslam Kültürü ve Klâsik Şiirin Anlam Zenginliğini Okuma Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78236</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78236</guid>
      <author>Erdem Can ÖZTÜRK </author>
      <description>&lt;a name="_Hlk176524582"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Klâsik Türk edebiyatı, gerek İslamî gerekse millî unsurların imtizacıyla meydana gelmiş köklü ve güçlü bir edebî geleneği ifade eder. Bu edebiyatın bünyesinde millî unsurlarla İslamî öğelerin en güçlü ve en estetik şekilde birleştiği; bunun neticesi olarak da ortaya yüksek bir kültür ve medeniyet mahsulü olan ürünler konulduğu açıkça görülür. Millî ve İslamî unsurların birleşimi neticesinde ortaya çıkan bu kültür Türk-İslam kültürü, bunun edebî vechesi de Türk-İslam edebiyatı olarak adlandırılır. Bu edebiyat sadece bu kültürlerin imtizacından değil, doğudan batıya, İslam öncesinden yerel öğelere kadar pek çok unsuru da içerisinde barındırır. Yapısı itibariyle Klâsik Türk edebiyatının dikkati çeken bir başka yönü de mübalağa ve edebî sanatların en yüksek ve güçlü şekilde kullanılıyor olmasıdır. Klâsik şairler, sevgilerini, rakiplere olan kin ve nefretlerini, sultanlara olan saygı ve bağlılıklarını, muhataplarına dualarını, beddualarını hep en yüksek ve en mübalağalı şekilde ifade etmişlerdir. Bunun için de edebî sanatları en yoğun şekilde kullanmaktan geri durmamışlardır. &lt;/span&gt;&lt;a name="_Hlk176524720"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu şairlerin özellikle kendi şairlik kudretlerini göstermek ve şiirlerini diğer manzumelerden daha üst bir noktaya taşımak için kullandıkları bir başka yöntem de başta iham, tevriye, kinaye gibi sanatlar vasıtasıyla mısralarına ilk okuyuşta akla gelenin dışında daha derin ve başka manalar gizlemektir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Bu, başarılı şairler elinde oldukça değerli şiirlerin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Bu çalışmadaki maksadımız, bir tek beyitten hareketle, Türk ve İslam kültürlerinin ne derece yüksek bir seviyede imtizac ettiğini; bir beyte, kelimelerin farklı anlamlarından, iktibas ve çağrışımlarından yararlanılarak farklı anlamların nasıl yüklenebildiğini göstermeye çalışmaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İrani Dillerin Türkçenin Sözdizimi Üzerindeki Etkisi: Doğu Grubu Ağızlarında Yüklem Ardına Atılan Unsurlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76742</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76742</guid>
      <author>Bilgit SAĞLAM</author>
      <description>&lt;p style="font-weight: 400;"&gt;This study aims at exploring the extent of Iranian influence on East Anatolian Turkish (EAT) word order. Iranian and Turkic varieties have been in intensive contact as neighboring languages for nearly a thousand years. In a vast linguistic area-Arexes-Iran linguistic area- stretching from the Central Asia to the Caucases and central Anatolia, a great number of languages have been scrutinized with regard to their shared contact-induced mechanisms. Little attention, however, has been paid to the degree of Iranian influence on the syntactic features of EAT despite located in the same region.&#13;
&lt;p style="font-weight: 400;"&gt;Although Iranian influence can be observed in different degrees in the entire EAT, most intensively influenced language areas are the Southeastern Anatolia and the southern borders of the Eastern Anatolia where bilingual speaker population is high. Thus, this paper zooms in on the Iranian-induced word order features of EAT based on the spoken data collected from the cities Diyarbakır, Elâzığ, Tunceli, Van, and Bitlis. The findings reveal that the Iranian influence on EAT’s post-verbal word order exerts itself on four syntactic domains: &lt;em&gt;dative elements&lt;/em&gt; expreesing direction and purpose, &lt;em&gt;direct objects&lt;/em&gt; of verb of saying and perception, &lt;em&gt;adverbial clauses&lt;/em&gt;, and &lt;em&gt;modal structures&lt;/em&gt;. These contact-induced innovations appear to be triggered by modal Iranian codes spoken in the vicinity, i.e., Persian, Kurmanji, and Zazaki.&amp;nbsp; In all sections, the evaluations are supported with the relevant equivalent examples from possible contact languages.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Millî Mücadeleyi Konu Edinen Çocuk ve Gençlere Yönelik Tiyatro Eserlerinde Vatan Algısının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76161</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76161</guid>
      <author>Dilek Aşkın SARICA</author>
      <description>I. Dünya Savaşı olarak bilinen “Paylaşımlar Savaşı” 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile sona ermiştir. Antlaşmanın hükümleri gereğince savaşı kazanan devletler Anadolu’yu işgale başlamış, yaşanan gelişmeler neticesinde Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkması ile Millî Mücadele başlamıştır. Millî Mücadele, vatan kavramının “bir halkın hâkim olduğu, üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, yurt” anlamlarının, üzerinde yaşayanlar tarafından ne şekilde algılandığını yansıtan bir süreç olmuştur. Aynı zamanda Millî Mücadele, yeni Türk devletinin kuruluş sürecini de ortaya koymuştur. Bu noktadan hareketle çalışmada, Millî Mücadele’yi konu edinen çocuklara ve gençlere yönelik yazılmış tiyatro eserlerinde vatan algısı, belirlenen sekiz tema kapsamında ele alınmıştır. Bu temalar; Kuvayı Millîye yanlıları, Kuvayı Millîye karşıtları, ebeveynler, çocuk ve gençler, kadınlar, öğretmenler, &amp;nbsp;din görevlileri ve düşman mezalimi ekseninde vatan algısıdır. &amp;nbsp;Her bir tema ile vatan algısının yansımaları üzerinde durulmuştur. Örneğin Kuvayı Millîye yanlıları ve karşıtları ile iki farklı görüş üzerinden vatan algısı gösterilmek istenmiştir. Her iki grubun “vatan”ın kurtuluşunda aradıkları çare birbirinden farklıdır. Ebeveynler ekseninde vatan algısının ele alındığı bölümlerde ise çocuklara vatan bilincinin ve sevgisinin kazandırılmasında ebeveynlerin etkisi ortaya konulmuştur. Böylelikle her bir tema ile vatan algısının yansımaları detaylandırılmış, çalışma ile “vatan algısının” Millî Mücadele’yi konu edinen çocuklar ve gençlere yönelik yazılmış tiyatro eserlerine nasıl yansıdığını belirlemek amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mensur Bir Ashāb-ı Kehf Hikāyesi: Dāsıtan-ı Aśĥāb-ı Kehf ve Sırr-ı Gozeşte-i İşān</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76830</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76830</guid>
      <author>Ebru SİLAHŞOR ÖZTÜRK </author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA; mso-bidi-font-weight: bold;"&gt;Hristiyanlıkta “Yedi Uyurlar”, İslamiyet’te de “Ashab-ı Kehf” olarak bilinen bu hikâye çeşitli kaynaklarda farklı şekillerde anlatılmaktadır. “Ashab”, Arapça sahip, dost, arkadaş kelimelerinin çoğuludur. “Kehf” ise mağara, oyuk anlamlarına gelir. Hikâye, dönemin hükümdarının zulmünden kaçarak bir mağaraya sığınan ve burada bellir bir süre uyuyup tekrar uyanan bir grup gencin yaşadıklarını konu alır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Ashab-ı Kehf hikâyesi tarihi, edebi, dini ve sosyolojik pek çok çalışmaya konu olmuştur. Türkiye’de de son yıllarda Ashab-ı Kehf üzerine yapılan çalışmalarda yoğun bir artış görülmektedir. Kitap, makale, tez ve sempozyumlar vasıtasıyla konu araştırılmakta ve Ashâb-ı Kehf kıssası anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: HiddenHorzOCR; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Başta İslam ve Hristiyan dini olmak üzere birçok dinde yer alan bu kıssa ile ilgili olarak kaleme almış çok sayıda yazma eser mevcuttur. Bunlar gerek bizim kütüphanelerimizde gerekse yurt dışındaki kütüphanelerde adeta gün yüzüne çıkarılmayı beklemektedir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Ashab-ı Kehf kıssasını anlatan ve makalemize konu olan yazma eser&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: HiddenHorzOCR; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; line-height: 115%; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-theme-font: major-bidi; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Fransa Milli Kütüphanesi, Türkçe Yazmaları, Fonds Des Traductions, supplement turc. 905, trad. 69 numarada kayıtlı, &lt;em&gt;Dâstân-ı Ashâb-ı Kehf ve Sırr-ı Gozeşte-i İşân&lt;/em&gt; isimli hikâyedir. İlgili hikâye yazı çevrimi yapıldıktan sonra ses ve şekil bilgisi açısından incelenmiş ve elde edilen bulgular sonuç bölümünde yazılmıştır. Bu çalışma ile gerek yurt içi gerekse yurt dışı kütüphane raflarında araştırılmayı bekleyen bir eser daha gün yüzüne çıkarılmış olacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mesnevilerde Görünmeyen Kadın Kahramanlar </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77478</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=77478</guid>
      <author>Şebnem Şerife ŞAHİNKAYA  </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; mso-line-height-alt: 1.0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Klasik Türk edebiyatında cinsiyetin belirsiz olduğu, androjen bir yapı söz konusudur. Genellikle eserlerde tasvir edilen güzel, cinsiyet fark etmeksizin İslam dini etkisinde gelişen edebî geleneğin kalıplaşmış ibareleriyle ifade edilmektedir. Farklı kültürlerden beslenen fakat ortak hafızanın ürünü olan mesnevilerde kadın kahraman çoğunlukla bir gölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir başka ifadeyle görünmeyendir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; mso-line-height-alt: 1.0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Türk toplumunda kadının konumuna bakıldığı zaman yüzyıllar boyunca kadının ailevî ve toplumsal durumunun çok büyük değişimlere maruz kaldığı görülmektedir. Bu durumun sebepleri arasında dinî, siyasî, toplumsal etkileri ve yabancı kültürlerin etkisini saymak mümkündür. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-top: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; mso-line-height-alt: 1.0pt;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; mso-ascii-font-family: 'Times New Roman'; mso-ascii-theme-font: major-bidi; mso-hansi-font-family: 'Times New Roman'; mso-hansi-theme-font: major-bidi; mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-bidi-theme-font: major-bidi;"&gt;Bu çalışmada, ortak hafızanın ürünü olan anlatıların kökeni, anlatılarda yer alan kahramanın yolculuğu ve mücadelesi üzerinde durulduktan sonra kadın kahramanların görünümleri çeşitli yüzyıllarda kaleme alınmış mesnevilerden yola çıkılarak yorumlanmaya çalışılmıştır. İnanç ve yaşam tarzındaki değişim kadının konumunu da mesnevilerde doğrudan etkilemiştir. İslamiyet öncesi göçebe hayatta düşmanla kahramanca savaşan, ata binen, ok atabilen, kılıç tutabilen bir kadın varken İslami kültür çevresine dahil olup yerleşik hayata geçtikten sonra kadının, erkekten daha pasif bir görünüme bürünerek sadece aşk ve haz konusuyla ilişkilendirildiği görülmektedir. Mesnevilerden yola çıkarak kadın kahramanlarla ilgili yapılan değerlendirmelerdeki amacımız, kadın kahramanın psikolojisi, fizikî tasviri, konumu ile ilgili özelliklerini tespit ederek kadının ele alınış biçimini değerlendirmeye çalışmaktır. Böylelikle kadının konumunun nasıl değişime uğradığı ve hangi noktaya geldiğinin görülmesi mümkün olacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enderunlu Fazıl Divanı’nda “Ben” Kavramı Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78320</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78320</guid>
      <author>Emre TÖRE </author>
      <description>&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Edebiyatta “ben” ve “benlik” kavramı son dönemlerde üzerinde tartışılan hususlardan biridir. “Ben”in anlatımını takip etmek aslında şairin ve dönemin şiire, sanata, topluma, felsefeye bakışını belirleyip yansıtmaktadır. Şair dünyaya “ben” gözüyle bakmakta, “ben”in düşüncelerini, yaşam şeklini, hayata bakış tarzını şiirine yansıtmaktadır. Bu durum klasik Türk şiiri söz konusu olduğunda geleneğin belirlediği sınırlar dâhilinde olsa bile geçerliliğini korumaktadır. Dolayısı ile “ben”in incelenmesi aslında sanatçının ve sanatçının dünyaya bakışının incelenmesi anlamına gelmektedir. &lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Klasik şiirin geleneksel kalıpları şiirin nasıl yazılacağını, konularının neler olacağını büyük ölçüde belirlemiştir. Sanatçı bu kalıplar içinde kalarak orijinal bir söylem gerçekleştirmek zorundadır. Bu sınırlılıklar içinde sanatçının “ben”ini ortaya koyması da kalıpların izin verdiği ölçüde gerçekleşebilmektedir.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Osmanlı toplumunun 16. yüzyıldan sonra geleneğin içerinde değişmeye başlayan ve değişikliği arayan sosyolojik yapısının yansımaları şiirde özellikle 17. yüzyıldan itibaren görülmeye başlar. Bu yüzyılda Hikemî Şiir, Sebk-i Hindî, Mahallî Tarz gibi değişim arayışlarında toplumsal değişimin etkisi önemlidir. Bununla birlikte sanatın değişimi isteyen, orijinalliği gerektiren yapısı ve sanatçıların kişisel özelliklerinin de etkisi ile şiirde değişim süreci hızlanmıştır. Bu durum şairin şiirindeki varlığında da değişikliğe sebebiyet vermiştir. Şairin şiirdeki varlığı soyut ve idealize bir görünümden somut ve hayatın içinde bir “ben”e doğru dönüşmeye başlamıştır.&lt;/span&gt;&#13;
&lt;p class="MsoNormal" style="margin-bottom: 6.0pt; text-align: justify; text-indent: 35.45pt; line-height: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman',serif;"&gt;Bu çalışma kapsamında 15. yüzyıldan itibaren şairin “ben”inin şiirdeki yeri genel çerçevesi ile değerlendirilmiş, 18. yüzyıl şairi Enderunlu Fâzıl’ın &lt;em style="mso-bidi-font-style: normal;"&gt;Divan&lt;/em&gt;’ında kendisine yer verişi incelenmiştir. Gelenekle örtüşen hususlar ve şiirdeki yeni “ben” ortaya konulmuş, toplumsal dönüşümün sanattaki dönüşüme etkisi, toplumsallıktan bireyselliğe geçiş süreci üzerine bir inceleme gerçekleştirilmiştir.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cenab Şehabeddin’in Münâcât Şiirleri Üzerine Kavramsal Bir İnceleme </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75867</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=75867</guid>
      <author>Ahmet USLU</author>
      <description>Münâcât kelime anlamı olarak duâ ve niyaz anlamlarında kullanılması ile birlikte edebiyatta bir tür olarak da kullanılır. Münâcâtlar dua ve niyaz bildiren şiirler olarak yazıldığı için duygulu ve rikkatli bir üslup dikkat çeker. Allah’a sığınma, her şeyi O’ndan isteme gibi merkeze yalnızca Allah’ı alarak yazılan bu eserler, İlahî kudretin sonsuzluğu karşısında kulun acziyetinin de bir göstergesidir.&amp;nbsp; Klasik şiirde görülen hamdele, salvele bölümleri, Allah’a yalvarma, yakarış, acziyetini belirterek, af isteme, Allah’ın varlığı, birliği ve yüceliğinin anlatıldığı bu şiirler, Tanzimat’tan sonra bir sorgulama haline dönüşür. Klasik şiirin önemli türlerinden olan Münâcât, Tanzimat’tan sonra da bazı şairler tarafından yazılmaya devam eder. Bu türün yeni edebiyatta ilk örneğini Şinasi verir. Servet-i Fünun döneminde ise bu türde eser veren şair Cenab Şehabeddin’dir. Cenab Şehabeddin de yeni şiir anlayışına uygun olarak şiirinde bir varlık sorgulaması içerisindedir. Şinasi kadar açık açık “var mısın yok musun?” sorusunu sormasa da onun da tereddütleri, varlık ile yokluk arasında akıl ve mantığınca bir arayış içerisinde olması devrin diğer şairlerinde olduğu gibi bir yaratıcının olup olmadığı, ya da olsa da yaratıp bıraktığı artık yarattıkları ile ilgilenmediği gibi bir anlayış hâkimdir. Cenab Şehabeddin’in dört şiirden oluşan münâcâtları 1911 &amp;ndash; 1915 tarihler arasında yazılmıştır. Genel olarak sorgulamaların yer aldığı bu şiirlerde ilk münâcât ile diğer münâcâtları arasında muhteva olarak da farklılıklar vardır. Cenab Şehabeddin’in münâcâtları hakkında yapılan çalışmalarda genellikle sadece ilk şiir üzerinde durulmuş, diğerleri üzerinde genel değerlendirmeler yapılarak muhteva incelemesi yapılmamıştır. Cenab Şehabeddin, ilk şiirinden sonra diğer üç münâcâtında açıktan açığa olmasa da bir sorgulama, Allah’ın varlığına bir şekilde akıl yoluyla delil arama, hâlâ ümit kesmemiş olmanın verdiği bir vicdan sızısı, terk edilmişlik duygusundan kurtulmak için çıkış arama, yarattıktan sonra yarattıklarını terk eden yaratıcıya karşı sorumluluklarını hatırlatma ve bu sorumluluklarını yerine getirmesini bekleme gibi bir anlayış söz konusudur. Bu çalışmada şairin dört şiir olarak farklı zamanlarda kaleme aldığı münâcâtları bir bütün olarak ele alınarak kavramsal bir incelemesi yapılmış, aradaki farklara ve şairin inanç konusundaki düşünceleri ortaya konulmaya çalışılacaktır. Çalışmanın Servet-i Fünun döneminde yaşanan inanç krizinin anlaşılmasına katkı sağlayacağı kanaatindeyiz.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title> Resimli Hikȃye Kitaplarının Fransızca Yabancı Dil Sınıflarında Kullanımı : Küçük Prens’in Örnek Uygulaması  </title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76325</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=76325</guid>
      <author>Ali YAĞLI</author>
      <description>&amp;nbsp;Resimli hikâye kitapları kısa, eğitici, heyecan verici ve özgün resimlemeleriyle çocuk edebiyatında en çok okunan ve tercih edilen türler arasında yer almaktadır. Çocuklar onlar sayesinde ilk okumayı ve yazmayı eğlenerek öğrenirken hayal dünyasında da eşsiz bir yolculuğa çıkarlar. Resimli hikâye kitapları görsel öğelerinin çekiciliği, kahramanların olağan üstü özellikleri ve akıcı anlatımlarıyla çocuğun dünyasını duygusal ve bilişsel olarak zenginleştirir. Yabancı dil öğretiminde okunması zevkli bir materyal olması bakımından resimli hikâye kitapları öğretmenler ve öğrencilerin çokca tercih ettikleri yapıtlar arında yer alır. Yabancı dil öğrenenlerin sadece dört temel becerilerinin gelişmesine katkı sağlamaz aynı zamanda onların hoşça vakit geçirmelerine imkân tanır. Eğitici, heyecan verici ve anlatı dilinin akıcı ve sadeliğiyle okunması zevkli yapıtlardır. Hikâyelerdeki kahramanların ve karakterlerin öyküdeki olumlu davranışları yabancı dil sınıfındaki öğrencileri hem derse motive eder hem de onlara yol gösterebilir. Hikâyede çocuğun kahramanlarla özdeşleşmesi, resimleri yorumlaması, anlatıya dahil olması onun hayal gücününü büyük ölçüde geliştirir. Resimlerin etkili ifade gücü, diyaloglar ve dilin kolay olması sayesinde yabancı dil öğreniminde resimli hikâye kitapları faydalı bir materyal olarak öğretmenler ve öğrenciler tarafından rahatlıkla &amp;nbsp;kullanılabilir. Söz konusu çalışma nitel bir araştırma olup bu kapsamında yer alan dokuman analizi yönteminden faydalanılarak hazırlanmıştır. Bu çalışmada, Fransız yazar Antoine de Saint-Exup&amp;eacute;ry’nin &lt;em&gt;Küçük Prens&lt;/em&gt; adlı eserinin yabancı dil olarak Fransızcanın öğretiminde nasıl kullanılabileceği gösterilmiş ve yabancı dil öğretmenleri ve öğrenenler için bazı tavsiyelerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Nazal Seslerin Algılanmasını Sağlayan Akustik İpuçları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78489</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78489</guid>
      <author>Cemil YILMAZ</author>
      <description>&lt;span style="font-size: 10.0pt; font-family: 'Times New Roman','serif'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-ansi-language: TR; mso-fareast-language: EN-US; mso-bidi-language: AR-SA;"&gt;Farklı üretim yerine sahip nazal ünsüz seslerin duyulduğunda birbirinden ayırt edilmesini sağlayan çeşitli akustik ipuçları bulunur. Bu akustik ipuçlarından biri nazal murmur bölgesi diğeri formant geçiş bölgesidir. Formant geçiş bölgesinin nazal ünsüzlerin ayırt edilmesinde önemli bir akustik ipucu olduğu bilinirken nazal murmur bölgesinin rolü tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı Türkçe nazal ünsüz /m/ ve /n/ seslerinin dinleyiciler tarafından ayırt edilmesinde nazal murmur ve formant geçişlerinin rolünü analiz etmektir. Bu amaçla 2017 yılında kısıtlı sayıda seçeneği olan bir dinleme deneyi yapılmıştır. Nazal ünsüzlerin yer aldığı kelimeler bir konuşucu tarafından sesletilmiş ve kaydedilmiştir. Kayıtlardan nazal murmur bölgesi, formant geçiş bölgesi veya iki bölgeden de ses parçaları içeren çeşitli uzunluklarda ses uyaranları oluşturulmuştur. 30 dinleyici ses uyaranlarını 2 kez dinlemiştir ve /m/ ya da /n/ seçeneğini işaretlemiştir. Alınan yanıtlara göre formant geçiş bölgelerinin her iki nazal ünsüz için de güçlü bir akustik ipucu olduğu, dinleyiciler tarafından /m/ ve /n/’yı birbirinden ayırt etmede kullanıldığı bulunmuştur. /m/ sesinin nazal murmur bölgesinin, &lt;span style="mso-spacerun: yes;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;/m/ sesi için güçlü bir akustik ipucu olduğu bulunmuştur. Ancak /n/ sesinin nazal murmur bölgesinin, /n/ sesinin üretim yerinin tanınması için bir akustik ipucu olmadığı, hatta dinleyiciler tarafından /m/ olarak tanınmasına neden olduğu görülmüştür. Ayrıca nazal murmur ve formant geçiş bölgelerinin birlikteyken üretim yeri için güçlü bir akustik ipucu olduğu da bulunmuştur. Son olarak ses uyaranlarının süresinin, nazal seslerin ayırt edilmesinde genellikle etkisinin olmadığı, çok kısa süreli ses uyaranlarının dahi nazal seslerin birbirinden yüksek oranlarda ayırt edilmesini sağladığı görülmüştür. Bu çalışma bulgularının ileride nazal seslerin algılanmasında sorunların olduğu bilinen işitme engeli gibi bazı dil ve konuşma sorunlarında yararlı olması beklenmektedir. &lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ömür CEYLAN, Kuşlar Dîvânı: Osmanlı Şiir Kuşları, Kapı: İstanbul, 2015, ss. 282, ISBN: 978-8950-89-4.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78498</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/language?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=78498</guid>
      <author>Sevim ARAS </author>
      <description/>
      <pubDate>2025-01-03</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


