






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2016 Sayı Volume 11 Issue  8</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=312</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Siverek İlçesi Köy Yerleşmelerinin Toponimik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19561</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19561</guid>
      <author>Mehmet AKBIYIK</author>
      <description>Şanlıurfa iline bağlı Siverek ilçesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Orta Fırat Bölümü’nde bulunur. Millî kültürümüzün önemli konularından biri de ad vermedir. Adbilimin dallarından biri olan yer adları (Toponimi) ise, bir toprak parçasını vatan haline getirmesi bakımından daha çok önem kazanmıştır. Tarih boyunca Siverek çeşitli devletlerin egemenliğine girmiştir. Burada yaşayan insanlar yayıldığı geniş coğrafyadaki dağ, ova, nehir ve ırmaklara, kurduğu yerleşim merkezlerine yeni adlar vererek, buraları vatan haline getirmek ihtiyacı duymuşlardır. Aslında yer adları, yalnız orada yerleşen insan topluluklarından değil, zaman zaman o bölgenin doğal çevre özelliklerinden yani yerin yapısından, iklim şartlarından, bitki örtüsü ve üzerinde yaşayan canlılardan, ekonomik ve kültürel ürünlerinden etkilenmiş ve bu etki altında, yerler adlandırılmış yer adları ile üzerinde yaşayanlar ve çevre bir bütünlük kazanmışlardır. Bu makalede Siverek ilçesindeki köy yer adı coğrafi bakış açısıyla fiziki, beşeri ve ekonomik özelliklerine göre sınıflandırılmaya çalışılmıştır. Bunu yaparken de, ülkemizin kültür zenginliğini oluşturan unsurlardan biri olan yer adlarının kaynaklarının incelenmesi ve öneminin belirlenmesine katkıda bulunma amaçlanmıştır. Siverek ilçesindeki köy adları incelendiğinde, yer adı vermede hem doğal çevre ve hem de beşeri ve ekonomik çevre faktörlerinden etkilenilmiş olduğu görülmektedir. Nitekim, ilçedeki toplam 156 köy yerleşmesinden 89 ( %57.1)’u adını beşeri ve ekonomik coğrafya özelliklerinden, 56 ( % 35.8)’sı ise fiziki coğrafya unsurlarından almışken, 11 (% 7.1)’nin adının anlamı ve kaynağı tespit edilememiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Enerji Güvenliği Bağlamında Çin'in Afrika Politikası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19159</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19159</guid>
      <author>Ramazan AKZEYBEK</author>
      <description>Stratejik önemde olan geçiş noktaları ve boğazlar özellikle Ortadoğu ve Afrika kısmında bulunmaktadır. Çeşitli teorilerinde ortaya koyduğu üzere, bu coğrafyanın stratejik önemi neredeyse tüm aktörler tarafından kabul edilmektedir. 21. yüzyıl dünyasında artan ekonomik gücü ve kalkınması ile Çin, stratejik öneme haiz bu coğrafyada önemli bir aktör haline gelerek dünya siyasetinde etkin bir aktör olmaya çabalamaktadır. Süper güç olma yolunda önemli adımlar atan Çin için, enerji güvenliği hayati önemdedir. Bu bağlamda Çin, gerek enerji güvenliğini sürdürülebilir kılma, gerekse süper güç olmak için, deniz yolları üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmaktadır. Özellikle ABD’nin deniz yolları üzerindeki hâkimiyeti göz önüne alındığında bu çabanın ne kadar zor olacağı öngörülebilir. Ancak, Çin’in izlediği politikalar ile ne kadar başarılı olduğunu özellikle Afrika politikasının sonuçları itibariyle görmek mümkündür. Çin, artan enerji ihtiyacını enerji güvenliğinde çözüm olarak görülebilecek ve stratejik önemi artan Afrika’yla ilişkilerine yeni bir boyut kazandırarak sürdürmektedir. Çin’in Soğuk Savaş döneminden bu yana, sağlam prensipler üzerine ve yumuşak güç unsurlarıyla geliştirdiği Afrika politikalarına bakıldığında, ‘üçüncü dünyacılık’ söylemi arka planda varlığını sürdürmekle birlikte, ilişkinin özellikle 21. yüzyılla birlikte ticaret ve işbirliği temelli bir dönüşüme uğradığı görülmektedir. Bu çalışmada Çin’in yükselen gücü, Afrika politikası neden ve sonuç ilişkileriyle birlikte teorilerin ışığında açıklanmaya çabalanmaktadır. İleri sürülen iddia ise, Çin’in küresel aktör olma yolunda başarılı politikalarının en başında Afrika politikasının bulunduğudur. Bununla birlikte, diğer iddia ise, Afrika’nın da Çin ile yakınlaşmasının altyapı, ticaret ve politika başta olmak üzere birçok alanda Afrika’ya kazanç sağlamasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hassa İlçesi’nin (Hatay) Vejetasyon Coğrafyası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19435</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19435</guid>
      <author/>
      <description>Bu çalışma, Hassa İlçesi’nde tespit edilen bitki türlerinin yayılış alanları, bitkilerin doğal ortam özellikleri, türlerin karşı karşıya kaldığı olumsuzları belirlemek ve bunlara yönelik koruma tedbiri geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma 2012-2015 yılları arasında yürütülen arazi tatbikatları sırasında türlerin toplanması ve fotoğraflanması ile başlamıştır. Çalışmada kullanılan türlerin önemli bir kısmı da herbaryum tekniklerine uygun olarak kurutulmuştur. Toplanan örneklerin adlandırılmasında Davis tarafından yazılan "Flora of Turkey and the East Aegean Islands" adlı 10 ciltlik eseri ile Türkiye Florası ile ilgili olarak yazılan eserlerden faydalanmıştır. Hassa İlçesi’nin bitki örtüsü Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran Turan elementlerine ait türlerden meydana gelmektedir. Avrupa-Sibirya alemini temsil eden türler daha çok Amanos Dağlarının batıya dönük yamaçları üzerinde yayılırken, İran-Turan alemine ait türler ise dağın doğuya dönük yamaçları yayılmaktadır. Akdeniz bitki alemine ait türler diğerine göre daha yaygın olup, genel bir dağılış sergilemektedir. Hassa’da farklı bitki alemlerinin bir arada görülmesi doğal ortam özelliklerinden ileri gelmektedir. Hassa İlçesi bitki türleri açısından zengin bir floraya sahiptir. Ancak yörenin bitki örtüsünü tehdit eden bazı sorunlar bulunmaktadır. Bunlar bazı türlerin kontrolsüz toplanması, ormanlarda tek tip meşcere oluşturmak, ormanların tarlalara dönüştürülmesi, ağaçların kesilmesi ve ormanların yakılması, erken veya aşırı otlatılması gibi sorunlardır. Sürdürülebilir bir ekosistem için bu tür uygulamalar azaltılıp, türlerin korunması sağlanarak türlerden eko-turizm olarak yararlanmak en etkili bir çözüm yöntemidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemleri Kullanarak Şehirsel Gelişimin Arazi Kullanımına Etkisinin İncelenmesi: Şanlıurfa Şehri Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19483</guid>
      <author>Sedat BENEK, Ahmet ŞAHAP</author>
      <description>Günümüzde şehirlerin alansal büyümesiyle birlikte bazı mekânsal sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu sorunların en başında mekânsal olarak şehirsel gelişimin/yayılımının genelde verimli tarım alanlarının aleyhine doğru genişlemektedir. Bu konu açısından bakıldığında, yerel yönetimler, şehirlerin büyüme yönlerinin kontrol mekanizmasını oluşturan ana yönetim birimleridir. Yerel yönetimlerin şehrin gelişim yönünü belirlerken verimli tarım arazilerini koruyacak şekilde bir yöntem geliştirmeleri gerekir. Bu sayede gelecek nesillere verimli tarım alanları ile birlikte planlı şehirler bırakılmış olacaktır. Dolayısıyla yerel yönetimler şehirsel büyüme yön tercihlerini sürdürülebilir arazi kullanımını dikkate alarak gerçekleştirmelidirler. Bu çalışmanın konusunu, Uzaktan Algılama (UA) ve Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) teknikleri kullanılarak Şanlıurfa şehri ve yakın çevresinde şehirsel gelişimin arazi kullanımına etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Çalışmada 1985-1990-2000-2015 dönemlerine ait uydu görüntüleri kullanılarak Şanlıurfa şehri ve yakın çevresinde şehirsel gelişiminin arazi kullanımına etkisi dönemler itibariyle ortaya konularak yerleşim alanlarının hektar (ha) birimi düzeyinde gelişimi tespit edilmiştir. Şanlıurfa şehrinin ilk olarak 1985, 1990, 2000 ve 2015 yıllarına ait Landsat MSS, TM, OLI/TIRS uydu görüntüsü ArcGis 10.3 programına aktarılarak Şanlıurfa şehrinin farklı yıllara ait mevcut alanı belirlenmiştir. Veri işleme kontrolü sınıflandırma yöntemiyle maximum likelihood algoritması ile değerlerinin arazi sınıfını kodlaması ise ERDAS 9.2 yazılım programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. 1985-1990-2000-2015 yıllarına ait uydu görüntülerinin analizi sonucunda, dönemler itibariyle, şehirsel alanın büyüme yönleri ve gelişimi belirgin bir şekilde ortaya konulmuştur. Buna göre Şanlıurfa şehrinin (1985’den 1990’a, 1990’dan 2000’e, 2000’den 2015’e kadar olan dönemlerde) alansal olarak çok hızlı yayılarak büyüdüğü tespit edilmiştir. Bu tespitler çerçevesinde şehrin alansal büyümesinin en belirgin olduğu yönler ve söz konusu bu yönlerde ortaya çıkabilecek sonuçlar değerlendirilerek daha planlı şehirsel gelişim alanları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İndirimci Çözümlemede Doğruluğun Görünüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19635</guid>
      <author>Arman BESLER</author>
      <description>Tabiatı itibariyla metafizik veya semantik, karakteri itibariyla da formel veya enformel olsun, doğruluk hakkındaki felsefi kuramlaştırma ana verilerini sıradan veya tabii doğruluk konuşmasından, yani sıradan veya tabii dil gövdesinin, doğruluk terimlerini veya ifadelerini ve doğruluk atfı yapılarını kullanan kısmından toplar. Bu yazı, doğruluğun felsefi araştırmasında, daha belirli olarak da indirimci yaklaşımda merkezi konumda bulunan doğruluk konuşması unsurunun doğruluk yüklemi veya daha uygun bir ifadeyle doğruluk yüklemeli biçim olduğunu resimleme girişiminde bulunmaktadır. Buna yönelik olarak, öncelikle, doğruluğun doğruluk konuşmasındaki iki temel mantıki görünüşü arasındaki, yani bir tür özdeşlik doğruluk fonksiyonunu ifade ettiği söylenebilecek olan (sözde) doğruluk işlemcisi ile doğruluk yüklemi arasındaki farkın önemi, yalancı açmazının formülleştirilmesi bakımından resimlenmektedir; sonra da bu iki görünüşün gramatik kullanışlılık bakımından, daha müşahhas olarak da doğruluğun gramatik cümle konumu üzerine yapılan genelleştirme veya nicelemeye yaptığı katkı bakımından, nasıl ayrıştıkları gösterilmektedir. Yazı, (modern indirimci yaklaşımın güvenli bir biçimde kendisine kadar takip edilebileceği bir kaynak olarak) Ramsey'in yaklaşımının kısa bir tartışması yoluyla, indirime uğratılmış doğruluk fenomeninin basit fazlalık yerine fazlalık olmayan saydamlık biçiminde nitelenmesinin daha iyi olacağının altını çizerek sonlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Samandağ İlçesinden (Hatay) Suudi Arabistan'a Yönelik İşçi Göçlerinin Mekânsal ve Sektörel Dağılışı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19517</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19517</guid>
      <author>Deniz CENGİZ, Bayram ÇETİN</author>
      <description>Bu çalışmada, Samandağ ilçesinden Suudi Arabistan’a olan işgücü göçünün coğrafi özellikleri ele alınmıştır. Çalışma göçün gelişimi, mekânsal ve sektörel dağılışının belirlemesine dönük olup, göçün sebepleri ise sadece göç sürecinin anlaşılması açısından ele alınmıştır. Dolayısıyla çalışmada sebepler detaylı olarak incelenmemiştir. İstatistiki verilerin yanında anket ve mülakat uygulanarak sonuçlar elde edilmiştir. Suudi Arabistan’a yönelik göçler 1978 yılında başlamış, sayısal olarak 1990’lı yıllarda en yüksek seviyeye çıkmış, 2000’li yıllarda düşme eğilimine girmiş ve günümüzde de düşük bir seviyede devam etmektedir. Temelinde ekonomik faktörlerin olduğu göçlerin işleyişinde sosyo-kültürel faktörler etkili olmuştur. Göçlerin organizasyonu kurumsal kuram ve ilişkiler ağı kuramlarıyla örtüşmektedir. Göçün işleyişi göçmenlerin Samandağ İlçesindeki dağılışını belirlerken, Suudi Arabistan’daki dağılışını ise genel hizmetlere yönelik istihdam imkânları belirlemiştir. Erkek nüfusun aktif rol oynadığı göçte, göçmenlerin yaş ortalaması 20 ila 30 arasındadır. Göçmenlerin % 60’a yakınını bu yaş grubundakiler oluşturur. Son yıllarda sosyal ve ekonomik hayatta meydana gelen değişimler işçilerin ailelerini yanlarında götürmesine büyük oranda imkân tanısa da göçmenler, gerek iklim özellikleri, gerekse siyasi ve sosyal yönüyle Suudi Arabistan’daki yaşamın kendilerine uygun olmadığını düşünmektedirler. Göçmenlerdeki genel kanaat ekonomik olarak yeterli seviyeye ulaştıktan sonra Türkiye’ye geri dönmektir. Günümüzde gerek Hatay’dan gerekse Samandağ İlçesinden Suudi Arabistan’a yönelik işçi göçlerinde göçmen sayısının düşmesi göçün doyma noktasına ulaştığına işaret etmektedir. Gelecekte bölgedeki petrol rezervlerinde meydana gelebilecek olası düşüşlerin hizmet sektörlerinde önemli ölçüde daralmalara yol açacağı düşünülürse, göçün Suudi Arabistan yönünde durma aşamasına geleceği öngörülebilir. Bu durum, Samandağ İlçesindeki göç eğilimi olan nüfusu, petrol kaynakları bakımından elverişli duruma sahip olan diğer ülkelere doğru itecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kürtaj, Kişi, Taşıyıcı Annelik, Nesiller Arası Adalet</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19563</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19563</guid>
      <author>Şengül ÇELİK</author>
      <description>Bu makalede öncelikle kürtaja konu olan fetüsün ilişki türleri tanımlanacaktır. Birincil ilişki ebeveynlik ilişkisidir. Yeniden üretimin oluşabilmesi için gerekli kromozom ve genetik yapının eşit ortakları olan dişi ve erkek taraflar farklı tür ebeveynlik ilişkisi ile fetüse bağlıdırlar. Yalnız annelik ilişkisi fetüsün zorunlu yaşam alanının sahipliği üzerinden şekillendiğinden insanlar arası ilişkiler açısından bir tekilliğe sahiptir. Bu yüzden öncelikle tekilliğin ortaya çıktığı hamilelik süreci yeniden değerlendirilecektir. Ancak fetüsün yeniden üretim sürecinde şimdiki zamanı ve klasik ilişkiler ağını aşabilecek birçok farklı ilişkileri mümkündür. Bu mümkün ilişkiler ağını göstermek için taşıyıcı annelik ve tüp bebek gibi alternatif yeniden üretim modelleri ortaya konup sınıflandırılmıştır. Yeniden üretim ve bunun sonlandırılmasının farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini göstermek sadece kadın fetüs ilişkisine odaklanmış kürtaj tartışmalarının çerçevesinin eksik belirlenmiş olduğunu gösterecektir. Yeniden üretim sürecinde fetüsün çoklu ilişkiler ağı bulunmaktadır. Kürtaj yeniden üretim ilişkisini sonlandırma yollarından birisidir ve fetüsün kadın ile olan bağı üzerinden tartışılırken diğer ilişkileri göz ardı edilmektedir. Olabilecek mümkün yeniden üretim süreçlerini ve fetüsün ilişki ağlarını tekrar gözden geçirmek bize kadın fetüs odaklı tartışmalardaki eksikliği daha kesin olarak gösterecektir. Nesiller arası adalet ilişkilerin şimdiki zamanı aşan boyutları ile değerlendirilmesidir. Bu çalışma nesiller arası adalet yaklaşımı ile kürtaj kavramını şimdiki zamana odaklı iki yönden (kadın/fetüs) değil gelecek nesillerin de düşünüldüğü geniş zamanlı çok katmanlı yönlerden değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymayı hedeflemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Etik Kodları Bağlamında Kurumsal Etik İlkelerin İncelenmesi: İstanbul Sanayi Odası Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19260</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19260</guid>
      <author>H. Buluthan ÇETİNTAŞ</author>
      <description>Bir işletmenin ekonomik, siyasal, sosyal ve çevresel sorumluluklarından yola çıkan iş etiği, çalışma koşulları, dürüstlük, şeffaflık ve çevre kirliliğini önleme gibi unsurları kapsamaktadır. İş etiği ilkeleri, kurumsal değerlerin belirlenmesinde ve tanımlanmasında, çalışanların etik ikilemlerine çözüm sunulmasında, iş yerinde güven duygusunun gelişmesinde ve işletmeye yönelik güvenilir bir itibarın oluşmasında yarar sağlamaktadır. Çalışma, Türkiye'de faaliyet gösteren işletmelerin etik ilkelerini incelemeyi ve etik bakış açılarını ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda, İstanbul Sanayi Odası’nın 2014 için belirlediği 500 işletmenin resmi web sayfaları incelenmiş ve etik ilkeleri araştırılmıştır. Araştırmada, 75 işletmenin etik ilkelerini belirlediği ve kamuya beyan ettiği tespit edilmiştir. 75 işletmenin etik ilkeleri, iki kategori ve 54 maddeden oluşan içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir. Buna göre, işletmelerde etik ilkelerin varlığının düşük düzeyde olduğu, işletmelerin Küresel İlkeler Sözleşmesi ve Kurumsal Yönetim İlkeleri gibi standartlaşmış ilkeler yanında kendilerine özgü etik ilkeleri tercih ettiği, bazı işletmelerin etik ilkeleri farklı algılaması nedeniyle kurumsal değerlerini etik ilkeler olarak kullandığı görülmektedir. İşletmeler, öncelikli sorumluluk alanlarını, sağlıklı ve uygun çalışma koşulları olarak düşünmekte, kişilerin tacizden uzak ve eşit şartlarda çalışmasını önemsemekte, çalışanlarından işletmeyi ve kendilerini zor duruma düşürecek hareketlerden sakınmalarını beklemektedirler. İşletmelerin topluma karşı sorumlulukları, çevrelerine zarar vermeyecek biçimde hareket etmeleri, toplumu sosyal yönlerden desteklemeleri ve siyasi faaliyetlerde bulunmamaları gibi konularda yoğunlaşmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyo-Ekonomik Kalkınmışlık Düzeylerine Göre TR63 Bölgesinde ve Türkiye Genelinde Hatay'ın Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19636</guid>
      <author>Asım ÇOBAN, Ahmet SAĞLAM</author>
      <description>Özet: Ülke ve bölge kalkınma planlarının uygulanması ve sonuçlarının test edilebilmesi için, ilgili sahada yer alan ilçeler arasında çeşitli değişkenler açısından mukayese yapmak tereddütsüz yol gösterici olacaktır. Mekânsal birimlerin gelişim düzeylerini ortaya koymak, ortaya çıkan farklılıkların nedenlerini analiz etmek için Sosyal Bilimcilerin son yıllarda üzerinde çalıştıkları önemli konuların başında, sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve farklılıkları oluşturan sebeplerin ortaya konulması gelmektedir. İlçelerin sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerini ortaya koyan çalışmalar, herhangi bir ilçenin Türkiye genelindeki yerini görebilmeyi ve aynı ilin diğer ilçeleri arasındaki sıralamasını ortaya koyabilmeye imkân sağlamaktadır. İlçelerle ilgili planlama çalışmaları esnasında dikkate alınması zaruri olan bu değerler, kamu kaynaklarıyla, özel sektör yatırımlarının yönlendirilmesi konusunda da büyük önem taşımaktadırlar (Çoban, 2008: s.408). Bu çalışmada TR63 bölgesinde bulunan yerleşmeler içerisinde Hatay’ın gelişmişlik düzeyi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda araştırma sahasında yer alan mekânsal birimlerin demografik yapıları, istihdam göstergeleri, eğitim ve sağlıkla ilgili seviyeleri, ekonomik ve toplumsal yapılarının mukayesesi yapılarak durum analizi gerçekleştirilmiştir. Merkez ilçeyle beraber 15 ilçesi bulunan ve TR63 bölgesinin 3 il merkezinden birisi olan Hatay 5867 km² alana sahip olup, alan genişliği bakımından Türkiye’nin % 0,7 sine denk gelmektedir. Ayrıca Hatay toprak genişliği bakımından 81 il arasında 58. sırada yer almaktadır. 2015 yılı ADNKS verilerine göre toplam 1,533,507 kişilik nüfusa sahip olan Hatay ilinin nüfus yoğunluğu 261 kişidir. İşsizlik oranı bakımından % 12,2’lik değerle Türkiye’de en yüksek işsizlik oranına sahip 12. il durumundadır. İstihdam değerleri bakımından ise durum daha da olumsuz olup, % 40,3 lük istihdam oranı ile Türkiye’de 81 il arasında 69. durumdadır. Bütün bu olumsuz özellikleri yanında Hatay ihracat büyüklüğü olarak Türkiye’de 11.sırada bulunmasıyla ülkemizin dış ticaretinde oldukça önemli bir yere sahiptir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanatsal (Resim/Tasarım) Yarışmalarının Görsel Sanatlar Eğitimi Açısından Öğrenci Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19698</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19698</guid>
      <author>Levent MERCİN, Ahmet EMEKTAR</author>
      <description>Sanatsal (resim, grafik tasarım vb.) yarışmalar, genel olarak bir firmanın veya bir kurumun en belirgin görünen yüzünü, yani kurumsal kimliğini belirlemek (logo); çevre kirliliği, tasarruf vb. gibi sosyal içerikli konularda afiş veya resimlerle farkındalık oluşturmak ve sanatsal bir ürünü tanıtabilmek veya kullanılmasını teşvik edebilmek için bir araç olarak kullanmak amacıyla yapılan bazen ödüllü bazen de sadece sertifika karşılığında yapılan etkinliklerdir. Yarışmaların genel amacı böyle olsa da özellikle resim yarışmalarının düzenlendiği hedef kitle üzerinde, yukarıda belirtilen amaçları gerçekleştirebilmesi dışında eğitsel bir yönünün olup olmadığını öğrenci görüşlerine değerlendirmek bu araştırmanın gerekçesini oluşturmuştur. Dolayısı ile bu araştırmada, resim yarışmalarının görsel sanatlar eğitimi açısından öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaca bağlı olarak yarışmaların sanatın eleman ve ilkelerini anlama, uygulama konusundaki öğretici yönünü ve derse olan ilgiyi arttırıp arttırmadığını irdelemek de hedeflenmiştir. Araştırmada nicel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada veriler, uzman görüşleri alınarak araştırmacı tarafından geliştirilen 12 soruluk bir anketle toplanmıştır. Anketle elde edilen veriler, frekans ve yüzdelik değerlerine dayalı olarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2014-2015 öğretim yılında Kütahya il merkezindeki 5(beş) adet Anadolu Lisesinde öğrenim gören 9,10, 11 ve12. Sınıf öğrencileri, örneklemini ise bu öğrencilerden yansız olarak belirlenen 133 öğrenci oluşturmuştur. Elde edilen bulgulara göre, örneklem grubunun %6,01’i 9. Sınıf, %31,56 ile 10. sınıf, %42,84, 11.sınıf ve %19,54’ü ise 12.sınıf öğrencisidir. Düzenlenen resim yarışmalarında yarışma için yapılan çalışmalarda; öğrencilerin %88,72’nin sanatın elemanlarından olan renkleri bilinçli ve daha iyi kullanmada faydalı olduğu; %70,67’nin yarışma için yaptıkları resimlerde çizgiyi kullanmalarına zemin hazırladığı ve bunun çizgisel gelişimlerine katkı sağladığı; %64,66’nın yarışma için hazırladıkları resimlerin dokuyu kullanımlarında etkili olduğu görüşünde oldukları belirlendi. Ayrıca öğrencilerin %73,68’nin yarışmaların, resim yarışması için yaptıkları resimlerinde sanatın ilkelerinden biri olan denge kullanımında faydalı olduğu; %66,91’nin ritim/hareket kullanmalarını sağladığı; %80,45’nin oran-orantıyı kullanmalarını teşvik ettiği, %88,72 vurguyu ve %81,20’nin ise zıtlık ilkesini kullandıkları görüşündedirler. Bunun yanı sıra resim yarışmaları sayesinde Görsel Sanatlara ilgisinin arttığını belirten öğrencilerin oranı ise %79,70 olduğu anlaşılmıştır. Yarışma resimlerini hazırlamanın gereksiz bir zaman harcaması olduğu görüşüne %78,20 oranındaki bir öğrencinin “hayır” dediği anlaşılmıştır. Öğrencilere yöneltilen resim yarışmalarının konuları zor ve anlaşılmazdır şeklindeki görüşüne %78,95’nin “hayır” yanıtını verdikleri anlaşılmıştır. Resim yarışmaları hoş ve eğlencelidir görüşüne ise öğrencilerin % 67,66’ı “evet”yanıtını vermişlerdir. Elde edilen bulgulara göre, genel anlamda sanat (resim) yarışmalarının sanatın eleman ve ilkelerini kullanma ve kavrama konusunda faydalı olduğu, görsel sanatlara karşı duyarlılığı ve buna bağlı olarak ilgiyi arttırdığı, resim yarışmaları için geçen hazırlık sürecini eğlenceli buldukları, harcanan zamanı ise amacına uygun olduğu için gereksiz görmedikleri sonucuna varılmıştır. Ayrıca öğrencilerin büyük çoğunluğunun yarışmaların yapılmasından yana oldukları sonucuna ulaşmakla birlikte; çok anlamlı bir sonuç olmasa da ankete katılan öğrencilerin bir kısmı, sanat (resim) yarışmasını kaybedince üzüldüklerini ve yarışmalara katılma düşüncesinin kendilerini strese soktuğu için bu tarz yarışmaları doğru bulmadıklarını; bir kısmının ise üniversite sınavlarına hazırlanmak zorunda olduklarından sanat (resim) yarışmalarına katılmanın anlamsız olduğunu belirtmişlerdir. Bu sonuçlara göre aşağıdaki öneriler geliştirilmiştir: . Sanat (resim) yarışmalar</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kayıtdışı İstihdamın Çalışanları: Ev Hizmetlisi Kadınlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19661</guid>
      <author>Mine GÖZÜBÜYÜK TAMER</author>
      <description>Kadınların toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi iş piyasasında da görünürlük kazanması, istihdama katılarak aktif rol oynamaları sürdürülebilir kalkınma ve kadının konumu açısından oldukça önemlidir. Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranları henüz istenilen seviyede olmamakla birlikte, kadınların genelde vasıfsız ve düşük ücretli iş kollarında istihdam edildikleri görülmektedir. Özellikle hizmet sektörü içinde vasıfsız ve düşük ücretli iş kollarında kayıt dışı çalışan kadın oranı oldukça yüksektir. Bu sektörde çalışan kadınların, genelde düşük gelirli ve güvencesiz işlerde yoğunlaştığı gözlenmektedir. Son yıllarda hizmet sektörü içinde “ev hizmetlisi” olarak başkalarının evine temizliğe giderek çalışan kadınların sigorta kapsamına alınmaları aksi halde çalıştıranlar için bir dizi yaptırımla sonuçlanabilecek yeni bir süreç başlatılmak istenmektedir. Çalışmanın odağında bu sektör içinde kayıt dışı çalışan ev hizmetlerine giden kadınlar bulunmaktadır. Araştırma, Trabzon’da ev hizmetlisi olarak çalışan kadınların genel görünümleri ile çalışma deneyimlerini aktarmak üzere kurgulanmıştır. Bu amaçla, ev hizmetlerini yerine getirmek üzere başkalarının evine giden 20 kadınla derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Mülakat neticesinde ev hizmetlerine giden kadınların sosyo-demografik görünümleri, çalışma deneyimleri (iş bulma yolları, çalışma gerekçeleri, yapılan işin niteliği, işverenle olan ilişkileri, işten memnuniyet durumları vb), karşılaştıkları sorunlar ve beklentileri ortaya konmuştur. Özellikle yoksul, eğitim ve beceri düzeyleri düşük, iş deneyimleri kısıtlı olan kadınların bu işi tercih ettikleri gözlenmiştir. Katılımcıların birleştikleri ortak nokta ise sigortanın devlet tarafından karşılanması ya da temizlik şirketi çatısı altında herkesin hak ettiği ücret karşılığında çalışmasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>19. Yüzyıl Fransız Yasalarında İşçi Çocuklara Yönelik Uygulanan Sosyal Politika Tedbirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19343</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19343</guid>
      <author>Bekir GÜZEL</author>
      <description>Sosyal politika kelimesi ilk olarak Batı Avrupa’da gerçekleşen sanayileşme hareketlerinin sonucunda ortaya çıkan toplumsal çatışmaların önlenmesi için devlet tarafından alınan tedbirleri ifade etmek için kullanılmıştır. Günümüzde sosyal politika ile ilgili olarak dar ve geniş anlamlarda olmak üzere iki farklı tanım yapılmaktadır. Sosyal politikanın dar anlamdaki tanımları, sanayileşme sonrasındaki kötü ve adaletsiz çalışma koşulları ile emek ve sermaye sahipleri arasındaki mücadeleleri kapsamaktadır. Buna karşılık geniş anlamdaki tanımlar daha ziyade toplumsal alanda yardıma ihtiyacı olan tüm sınıfları kapsamaktadır. Bu çalışmada sosyal politika, 19. Yüzyılda işçi çocuklara yönelik uygulanan tedbirler bağlamında dar anlamıyla ele alınacaktır. Çocuk işçiliğinin ortaya çıkışına ve tarihsel gelişimine baktığımızda milattan önceki döneme kadar uzandığı görülmektedir. Ancak çocuk işçiliği sorunu, bugünkü hukuki anlamıyla ilk defa köleliğin yaygınlaşmasıyla 16. Yüzyılda ortaya çıkmıştır. 19. Yüzyıla gelindiğinde ise hem köleliğin yasaklanmaya başlanması hem de sanayileşme hareketleri sonucunda oluşan ucuz iş gücü talepleri neticesinde giderek yaygınlaşmış ve önemli bir sorun haline gelmiştir. 19. Yüzyıldaki bu gelişmeler öncesinde de çalışan çocukların, bu dönemde çalışma şartları daha da ağırlaşmıştır. Endüstri işletmelerinde yapılan pek çok iş, çocuklar için ağır ve tehlikeli sayılacak işlerden oluşmaktadır. Bu yüzden işletmelerde yaşanan pek çok ölümcül kaza sonrasında çok sayıda çocuk ya hayatını kaybetmiş ya da sakat kalmıştır. Yaşanan tüm bu gelişmeler zamanla, kamu vicdanında derin yaraların açılmasına ve çocuklarla ilgili olarak ilk sosyal politika tedbirlerinin gündeme gelmesine neden olmuştur. Fransa’da sosyal politika tedbirleri diğer Batı Avrupa ülkelerine göre nispeten daha geç uygulanmaya başlamıştır. Bunun en önemli sebebi Fransa’nın Batı Avrupa’daki en kalabalık nüfusa sahip, en büyük tarım ülkesi olmasıdır. Ülke ekonomisinin ve halkın temel geçim kaynağı tarım sektörüdür. Bu yüzden Fransa’da gerekli sanayileşme hareketleri İngiltere, Almanya ve Belçika gibi ülkelere göre daha geç başlamış ve yavaş ilerlemiştir. Fransa’nın geç sanayileşmesi sosyal politika tedbirlerinin de geç gündeme gelmesine neden olmuştur. Ancak buna rağmen 19. Yüzyılda çocuk işçiliği ile mücadelede 3 önemli yasa çıkarılmıştır. Bu çalışmada sırasıyla 22 Mart 1841, 19 Mayıs 1874 ve 2 Kasım 1892 yasaları incelenecek ve Fransa’da işçi çocukların korunmasına yönelik alınan tedbirler tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Denizli İli Gelin Giyim-Kuşamının Göstergebilimsel Açıdan Çözümlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19576</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19576</guid>
      <author>Emine KOCA, Zeynep KIRKINCIOĞLU</author>
      <description>Göstergebilim, içerisinde gösterge bulunan her şeyi inceler. Giyim-kuşam ise hayatın içerisinde en çok kullanılan anlamlar içeren göstergeler bütünüdür. Bu göstergelerin anlam evrenine girmek, bu evreni oluşturan göstergeleri keşfetmek, ortaya çıkarmak ve çözümlemek göstergebilimin görevidir. Göstergebilim çözümleme tekniği kullanarak giysi ve giysi tamamlayıcılarını incelemek, göstergelerde saklı anlamların ortaya çıkarılmasını sağlayacaktır. Söz konusu anlamların ortaya çıkarılmasının kültürel açıdan katkı sağlayacağı düşüncesi çalışmanın çıkış noktasını oluşturmuş ve Denizli ili gelin giysilerinin göstergebilim çözümleme tekniği ile incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada; Denizli ilinin Tavas-Kızılcabölük ve Çardak- Söğüt yörelerinde yapılan alan araştırmasında ulaşılan gelin giyim-kuşam örnekleri, hazırlanan gözlem formu (giysi inceleme formu) doğrultusunda incelenmiş ve kaynak kişilerle görüşülmüştür. Barthes, Saussure ve Peirce’in göstergebilimsel çözümleme yöntemlerine yönelik hazırlanan alana özgü 3 ölçek kullanılarak, giysi parçalarının çözümlemesi yapılmış ve yorumlanmıştır. Görsel gösterge açısından çözümlemenin yapıldığı ilk ölçekte Ferdinand de Saussure ve Charles Sanders Peirce?in göstergebilimsel çözümlemesi dikkate alınmıştır. Görüntüsel gösterge olarak giysilerin fotoğraf ve grafik çizimlerinin yer aldığı bu ölçekte, göstergelerin kesim, biçim, renk, malzeme ve süsleme özellikleri gösteren, gösterilen açısından çözümlenmiştir. İletişim, dizge ve dizim açısından çözümleme ölçeklerinde ise Roland Barthes’nin göstergebilimsel çözümlemesi dikkate alınmıştır. Dizge ve dizim açısından çözümlemede; giysi parçaları arasındaki ilişki, giyilme dizilişi, kullanım özellikleri gibi öğeler dizimsel bağlantı bağlamında yorumlanmıştır. İletişim açısından ise, düz anlam ve yan anlam boyutunda ele alınarak giysilerin çözümlemesi yapılmış, iletilen mesajlar yorumlanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gerede İlçesinde Deri Kemer Yapımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19603</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19603</guid>
      <author>Melda ÖZDEMİR</author>
      <description>Deri, insanoğlunun ihtiyaçlarını gidermek için kullandığı ilk doğal materyallerden biridir. Dericilik ise deri işlemenin insanlar tarafından keşfedilmesi ile başlamış, zaman içerisinde gelişerek savaşlarda kın, üzengi ve sadak olarak stratejik önemi olan bir malzeme olmuş, insanların yaşadığı mekandan, günlük kullanım eşyasına ve giyimine kadar her alana girmiştir. Teknolojinin hızla yaygınlaşması ile eski sanatlarımızdan olan deri işletmeciliğinin bugün modernleşmiş olarak yapılması, bu konu üzerinde çalışmalar ve gelir kaynağı dericilik olanlar için çalışmalar yapılmasını gerektirmektedir. Bu sektör, bugün çeşitli kullanım eşyaları, ham ve yardımcı maddelerden yararlanarak, gelişen teknolojinin ışığı altında günün modası ve gereklerine uygun biçimde imal etme mücadelesi vermektedir. Günümüzde rekabet şartlarının giderek zorlaştığı bilinmektedir. Bu nedenle ülkemizin deri sektöründeki yerini kalıcı kılmak ve özgün tasarımlarla dünya piyasasında iyi bir konumda olmasını sağlamak, ülkemiz ekonomisi için son derece önem taşımaktadır.Bolu'nun bir ilçesi olan ve Batı Karadeniz bölgesinde yer alan Gerede’de Türkiye’nin en büyük deri üretim merkezlerinden biridir. Bölgede çok sayıda deri üretimi (tabakhane), kemer imalatı, hazır giyim, saraciye, ayakkabı üretimi, makine ve deri kimyasallarını kapsayan firmalar faaliyet göstermektedir. Bu çalışmada Gerede ilçesinde deri kemer imalatı yapan firmalarda bulunan deri kemer üretimini incelemek ve belgelemek amaçlanmıştır. Kemer yapımında kullanılan materyal, araçlar, üretim aşamaları hakkında üreticilerinden sağlanan bilgiler, fotoğraflarla desteklenerek derlenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’deki Kamulaştırma ve Acele Kamulaştırma Uygulamasının Ölçülülük İlkesi ve Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluğu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19730</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19730</guid>
      <author>Sadullah ÖZEL</author>
      <description>Ölçülülük ilkesi; 1982 Anayasası’nda sınırlama sınırı olarak yer alan ve kamu hukuku doktrini açısından içeriği en tartışmalı ilkelerden biridir. Ölçülülük ilkesinin genel kabul gören içeriği kapsamında, Anayasa Mahkemesi ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi'nin(İHAM) ölçülülük ilkesini ne şekilde yorumladığı ve ilkenin kamulaştırma işlemi açısından oluşturduğu güvence önem arz etmektedir. Ölçülülük ilkesi; sınırlamada başvurulan aracın sınırlama amacını gerçekleştirmeye elverişli olmasını, bu aracın sınırlama amacı açısından gerekli olmasını ve amaçla aracın ölçüsüz bir oran içinde bulunmamasıdır. İHAM nezdinde, kamulaştırma uygulamasından kaynaklı Türkiye aleyhine çok sayıda ihlal saptaması yapılmasının en önemli nedeni; yerel makamlarca ölçülülük denetiminin yeterli düzeyde yapılmamasıdır. Kamulaştırma işlemi esas alındığında ölçülülük ilkesinin yasama organını ve idari mercilerisınırlayan ve mülkiyet hakkını korumaya yönelik çerçevesi, bu ilkeyi tamamlayan demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından da önem arz etmektedir. Türkiye’nin kamulaştırma uygulamasının incelenmesinde; özellikle kamulaştırma bedelinin takdir edildiği süreçte ve acele kamulaştırmalarda ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayan sonuçlara odaklanılmıştır. Demokratik toplum düzeninin gerekleri, bir normatif standart olarak temel insan hakları metinlerinde korunan mülkiyet hakkına yönelik kamulaştırma müdahalesi karşısındada asgari güvenceler öngörmektedir. İHAM kararlarındasomutlaşankamu yararı ve bireysel mülkiyet hakkı arasındaki karşıtlığın “adil denge” testi uygulanarak denetlenmesi, kamulaştırma müdahalesi açısından da en makul hukuksal yöntem özelliğini taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep’te Yoğunlaşan Sanayi Sektörleri ve Bu Sektörlerin Türkiye’deki Dağılımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19605</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19605</guid>
      <author>Ersin Kaya SANDAL, Ömer ŞEN</author>
      <description>Sektörlerin belirli coğrafi alanlardaki yoğunlaşmalarının sebep ve sonuçları sanayi coğrafyası içerisinde öteden beri süregelen önemli bir araştırma konusudur. Belirli sektörlerin mekânsal yığılımı; kümelenme, endüstriyel kümelenme, coğrafi yoğunlaşma, mekânsal yoğunlaşma, yerel veya yerelleşen endüstriler veya firmalar, büyüme kutupları, endüstriyel yakınlaşmalar gibi farklı başlıklar altında sanayi coğrafyası çalışmaları içerisinde teorik ve uygulamalı olarak hatırı sayılır bir yer işgal etmeye başlamıştır. Bu çalışmada Türkiye ortalaması üzerinde bir ihracat ve sanayi üretim artışı gerçekleştiren Gaziantep’te, 2016 yılı TOBB Sanayi verileri ışığında Coğrafi Yoğunlaşma Katsayısı (CYK) yöntemi ile yoğunlaşan sanayi sektörlerinin tespiti ve bu sektörlerin Türkiye’deki dağılımı ortaya konmuştur. Çalışmada kullanılan Coğrafi Yoğunlaşma Katsayısı (CYK) analizi ile hedef coğrafi birimdeki sektörlerin bir üst referans birimle kıyaslanarak yapmış olduğu yığılmalar ve dereceleri hesaplanmıştır. Buna göre Coğrafi Yoğunlaşma Katsayısı 0,5’in altında olan yerlerde üretim düzeyinin düşük, 0,5-1,5 arasında olduğu yerlerde üretim düzeyinin orta, 1,5-3 ve 3+ olan bölgelerde ise üretimin yoğun olduğu ortaya konmuştur. CYK analizi sonucunda Gaziantep’te yoğunlaştığı belirlenen sanayi sektörlerinin Türkiye ölçeğinde istihdam ve firma dağılımları da belirlenmiş ve bu dağılımları gösteren haritalar ise ArcGIS 10.2 programında çizilmiştir. Ayrıca analiz sonuçlarına dayalı çıkarımlar ve öngörülerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Dönemi Anadolu Şehirleri Çarşı Sisteminin Fonksiyonel Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19616</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19616</guid>
      <author>Mehmet Sait ŞAHİNALP, Veysi GÜNAL</author>
      <description>Osmanlı şehirlerinin karakteristik özelliklerinden biri şehir hayatının merkezinde yer alan çarşılardır. Şehirlerin sahip olduğu çarşıların büyüklüğü veya küçüklüğü, şehrin gelişmişlik seviyesinin bir göstergesi niteliğindeydi. Bu makalede, Osmanlı dönemi çarşılarının sahip oldukları fonksiyonlar ortaya konulmuştur. Osmanlı şehir çarşıları, temel olarak ekonomik ve sosyal fonksiyonlara sahip kompleks bir sistemdir. Genellikle merkezî bir cami etrafında gelişen çarşılar, şehrin en önemli ticaret merkezini oluşturmaktadır. Bu çarşılarda ulusal düzeyde ticaret yapıldığı gibi uluslararası düzeyde de ticaret yapılmaktaydı. Bunun yanında sanayi fonksiyonuna sahip, imalat yapılan çarşılar da mevcuttu. Bu tür çarşılar genel olarak ticaret alanlarının etrafında yer almaktaydı. Çarşıların diğer bir ekonomik fonksiyonu da ulaşım faaliyetidir. Yolcu ve yük taşıyan kervanların hazırlandığı, uzak mesafelerden gelen kervanların yolcu ve yüklerini indirdikleri bir terminal görevi de görmüşlerdir. Bu nedenle çarşılar ulaşım fonksiyonuna da sahiptir. Çarşılar, ticaret, imalat ve ulaşım gibi “ekonomik fonksiyonlar” yanında; dini, idari, eğitim, sosyal güvenlik, dinlenme ve konaklama, kişisel bakım gibi çeşitli sosyal fonksiyonlara da sahipti. Osmanlı çarşılarında şehirde ve kırsalda yaşayanların, diğer şehirlerden veya ülke dışından gelen yolcu ve tüccarların ihtiyaçlarını karşılayan birçok sosyal donatı tesisleri de bulunmaktaydı. Genellikle bir vakıf bünyesinde inşa edilen cami, han, hamam, darüşşifa, medrese, çarşıları şehrin sosyal yaşamının merkezi haline getirmiştir. Yine ahilik ve lonca teşkilatları çarşılara sosyal güvenlik fonksiyonu kazandırmıştır. Şehrin idare edildiği hükûmet konaklarının genellikle çarşı alanı içinde yer alması, çarşıların yönetim fonksiyonuna sahip olmasına neden olmuştur. Dolayısıyla çarşılar şehrin sadece ekonomik merkezi değil, aynı zamanda şehir sosyal hayatının da merkezi konumundaydı. Bu nedenle de Osmanlı şehirleri, diğer İslam şehirlerinde olduğu gibi, çarşılar etrafında gelişmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Medyada Dilin Görselleşmesi: Görsel Klavye Ve Noktalama İşaretlerinin Kullanımına Yönelik Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19612</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19612</guid>
      <author>Zekiye TAMER GENCER</author>
      <description>Bu çalışma son dönemlerde insan hayatında önemli yer işgal eden sosyal medya ve sosyal medyada dilin kullanımı ile ilgilidir. İletişim belirli araçlar kullanarak gerçekleştirilen bir eylemdir. Yüz yüze iletişimin sağlandığı kişiler arası iletişim ortamlarında kullanılan doğal araçlar kısmen yeni medya teknolojileri için de geçerli olabilmektedir. Çünkü teknolojik gelişmelerin verdiği imkanlar sayesinde yapılan görüntülü aramalar insanların kullandığı dil, jest ve mimikleri karşı tarafa gösterebilmektedir. Ancak bu durum son yıllarda yazın dilini desteklemesi amacıyla geliştirilen noktalama işaretleri ve “emoji” klavye adı verilen resimlerle bir adım öteye taşınmıştır. Sosyal medyada, kitle iletişim araçlarından farklı olarak içeriklerin kullanıcı tarafından üretiliyor olması, kullanılan yazı dilinin ve ifadelerin kontrolünü zor ve hatta imkansız hale getirmektedir. Her ne kadar dilin kullanılması noktasında doğru bilgilere sahip olunsa da hızlı ifade etme arzusu ve zaman kısıtı gibi birtakım sebeplerle sosyal medyada kısaltmalar, noktalama işaretleri ve emoji adı verilen (üzerinde resimlerle duyguların ifade edilmesini sağlayan) görsel klavye yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu araştırma kapsamında yaygın olarak kullanılan noktalama işareti ve emojilerin dili görselleştirmesi, dile kattığı yeni anlam ve üniversite öğrencilerinin bunları kullanım düzeyleri incelenmiştir. Cumhuriyet Üniversitesi’nde okuyan toplam 275 öğrenci ile yapılan anket çalışması sonucunda kullanılan emojilerin duyguları daha iyi ifade etmesi, içeriklere anlam katması, zamandan tasarruf edilmesi gibi birtakım sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cimnastik Antrenörlerinin Örgütsel Özdeşleşme Düzeyleri ve İşten Ayrılma Niyeti İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19565</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19565</guid>
      <author>Ersan TOLUKAN, Mustafa Yaşar ŞAHİN , Mustafa KOÇ</author>
      <description>Bu araştırma kapsamında cimnastik alanını iki temel branşını oluşturan ritmik cimnastik ile artistik cimnastik branşlarında antrenörlük yapan bireylerin işten ayrılma niyetleri ile örgütsel özdeşleşme düzeyleri arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modelindeki araştırmada, Mael ve Ashforth (1992) tarafından geliştirilen Örgütsel Özdeşleşme Ölçeği ve Rosin ve Korabick (1995) tarafından geliştirilen İşten Ayrılma Niyeti Ölçeği, 204 gönüllü katılımcıya uygulanmıştır. Araştırma kapsamında antrenörlerin örgütsel özdeşleşme ve işten ayrılma niyetlerine yönelik betimsel istatistikler (kişi sayısı, minimum, maksimum, ortalama, standart sapma) hesaplanmıştır. Antrenörlerin demografik özelliklerine göre örgütsel özdeşleşme ve işten ayrılma niyetlerinin anlamlı bir farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesi amacıyla ilişkisiz ölçümlerde t testi, tek yönlü varyans analizi (anova) ve kruskall wallis testi hesaplanmıştır. Antrenörlerin örgütsel özdeşleşme düzeyleri ile işten ayrılma niyeti arasındaki ilişki düzeyinin tespit edilmesi amacıyla pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Fark testlerinde p anlamlılık düzeyi 0,05 olarak alınmıştır. Araştırma sonucunda katılımcıların, örgütsel özdeşleşme düzeylerinin yüksek, işten ayrılma niyetlerinin ise düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Diğer bir ifadeyle antrenörlerin çalıştıkları kurumlarına yüksek düzeyde bağlılık duyarak kendilerini özdeşleştirdiklerini aynı zamanda düşük seviyede işten ayrılma niyeti taşıdıkları söylenebilir. Cimnastik antrenörlerinin örgütsel özdeşleşme ölçeği ve işten ayrılma niyeti ölçeğinden elde edilen veriler arasındaki korelasyon sonuçlarına bakıldığında; örgütsel özdeşleşme ve işten ayrılma niyeti arasında anlamlı bir şekilde negatif yönlü ve orta düzeyde bir ilişki görülmüştür. Diğer bir deyişle antrenörlerin örgütsel özdeşleşme düzeyleri artış gösterdikçe işten ayrılma niyetleri azalma gösterme eğilimindedir. Araştırma sonuçlarından hareketle; algılanan örgütsel özdeşleşme düzeyinin çalışanların örgütü kendi gibi görmesine yol açtığı bu durumunda işten ayrılma niyetini azaltarak, örgütünün verimliliği ve performansına katkı yaptığı ifade edilebilir. Böyle bir durumdaki çalışanın örgütten ayrılması ya da örgütüne ilişkin olumsuz davranışlar sergilemesi zorlaşmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Madenciler” Adlı Fotoğrafların Göstergebilim Açısından Çözümlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19674</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19674</guid>
      <author>Yaşar USLU</author>
      <description>Göstergeler, ses, imge ve simgenin birleşmesiyle oluşan bir olgudur. Günümüz dünyasında merkezde bulunan insan, postmodern dünyanın görsel sarmalında görsel ve görünen arasında kalır. Yapısal birleştiriciler içinde gösteren ve göstericiler görüntülerin mekanik olarak insana ulaştırılmasını sağlamaya çalışır. Göstergeleri anlama dünyasındaki bu eğilim, merkezde bulunan insanın gözünde bağlaştırıcı veya karşıt görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olur. Görüntülerdeki yapısal dokular bazen hazzın göstergesi olurken bazen de ironinin bir aracı olmuştur. Bu araştırmanın amacı, göstergebilim kuram, yöntem ve yaklaşımlarına göre madencilerin gözünden “madenciler” adlı fotoğrafların çözümlemesini ve buna bağlı olarak görsellerin göstergebilim açısından ele alınmasını ve analizini yapmaktır. Bu bağlamda, madende çalışan işçilerin çekmiş olduğu fotoğraflar göstergebilimsel analiz yöntemi esas alınarak çözümlenmiştir. Fotoğraflarda yer alan görseller içerik ve imgeleri, Saussure’nin gösterge, gösteren ve gösterilen ve Barthes’ın düz anlam ve yan anlam kavramsallaştırmalarından yararlanarak değerlendirmek mümkündür. Araştırmada göstergebilim temelli, anlamsal anlatımlarının olduğu, simgelerin kullanıldığı, fotoğrafın tek anlamı olmayıp, birden çok anlamının olduğunu sonuçlara ulaşılmıştır. Bu araştırmada fotoğraflar üzerinde göstergebilim kavramları ve yöntemleri irdelenmiştir. Bu şekilde bir yaklaşımla eser anlatımında anlamın genişlediği ve yeni yorumların devreye girdiği görülmüştür. İncelenen “madenciler” adlı fotoğraflarda, Sausure’nin Gösterge; Gösteren, Gösterilen üçgenindeki anlamsal anlatımların olduğu, simgelerin kullanıldığı, fotoğrafın tek anlamı olmayıp, Barthes’ın düz anlam ve yan anlam gibi birden çok anlamının olduğunu sonuçlara ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuca göre sanatsal bir eser üretiminde sadece mekanik bir üretim değil bunun yanında, eserin felsefik bir anlatımsal alt yapı oluşturma için göstergebilimle sanat eserlerinin beraber uygulanabileceğini ve okutulabileceğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Diyarbakır İli ve İlçelerinde Yeni Tespit Edilen Köprüler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19595</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=19595</guid>
      <author>İrfan YILDIZ</author>
      <description>2010 yılında başladığımız Diyarbakır İli ve İlçeleri Ortaçağ ve Sonrasına Ait Mimari ve Sanat Eserlerinin Tespiti yüzey araştırması kapsamında Diyarbakır ve çevresinde toplam 16 yeni köprü tespit ettik. Bu eserler; Şeytanderesi, İskele, Taşhelva I, Taşhelva II, Taşhelva III, Dilaver, Üçlü I, II, Gabon, Koky, Hüseyin Ağa, Goderni Taş, Serdi, Feyter ve Atak köprüleridir. Bu köprülerden 2 tanesi, Şeytanderesi Köprüsü ve Yiğityolu Köprüsü, Diyarbakır Merkez Bağlar ilçesinin sınırlarında, 1tanesi, İskele Köprüsü, Diyarbakır Mer-kez Sur ilçesinin sınırlarında, 2 tanesi Goderni Taş Köprü ve Hüseyin Ağa Köprüsü Kulp ilçesinin sınırları içerisindedir. 6 tanesi Taşhelva I, Taşhelva II, Taşhelva III, Üçlü I, Üçlü II ve Dilaver köprüleri Çınar, 4 tanesi Gabon, Koky, Serdi ve Feyter köprüleri Hani, 1 tanesi Atak Köprüsü ise Lice ilçesindedir. Çınar ilçesinde bulunan Dilaver ve Üçlü I-II köprüleri 17. Yüzyıldan sonra kullanılmaya başlanan Diyarbakır- Viranşehir Kervan Yollu üzerinde yer almaktadır. Yine Çınar ilçesinde bulunan Taşhelva II, Taşhelva III köprüleri ise Mardin - Diyarbakır- Urfa Kervan Yolu üzerindedir. Kulp’taki Hüseyin Ağa Köprüsü ise Kulp-Sason Kervan Yolu’nun bağlantısını sağlamaktadır. Diğer köprüler yerleşim yerlerinin arasındaki ulaşımı sağlamak amacıyla akarsuları üzerinde inşa edilmiştir. Çalışılan onaltı köprüden on tanesi günümüze sağlam bir şekilde ulaşmıştır. Altı tanesi Üçlü Köprü I, II, Hüseyin Ağa, Feyter, Gabon ve Yiğityolu köprüleri tahrip olmuş ve günümüze kısmen ulaşmıştır. Köprülerin hepsinin inşasında taş malzeme kullanılmıştır. Kemerlerde genellikle sivri kemer tercih edilmiştir. Şeytanderesi, İskele ve Yiğityolu köprülerinde ise yuvarlak kemer kullanılmıştır. Yol bakımında eserleri incelediğimizde Hüseyin Ağa, Gabon, Atak, Üçlü Köprü I, Üçlü Köprü II, Taşhelvası I ve Taşhelvası II köprüleri yolu eğimli olan köprüler grubundadır. Diğer köprüler ise yolu düz olan köprüler grubundadır. Döşemelerde genellikle moloz taş malzeme kullanılmıştır. Korkuluklar yıprandığında genellikle özgün korkuluk günümüze ulaşmamıştır. Göz açıklıkları bakımından Gabon, Hüseyin Ağa, İskele, Koky, Üçlü Köprü II ve Yiğityolu köprüleri tek gözlü, diğer köprüler ise çok gözlü köprüler grubunda değerlendirilebilir. Yapılan incelemelerde köprüler üzerinde herhangi bir bezeme unsuruna rastlanmamıştır. Eserlerin kesin inşa tarihi saptanmamakla beraber çoğunun Osmanlı döneminde inşa edildiği anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


