






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2023 Sayı Volume 18 Issue 4</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2890</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Smyrna Agorası’nda Ziyaretçi Deneyiminin Artırılması: Kültürel Miras Yaşıyor Projesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69177</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69177</guid>
      <author>Ozan ÇAKMAKSarp ALATEPELİ ,Akın ERSOY </author>
      <description>Ören yeri tanıtımı ve ziyaretçi deneyimi ile ilgili teorik pek çok çalışma ve öneri bulunsa da, bu konuyla ilgili uygulamalı örneklerin sayısı azdır. İzmir İli Konak İlçesi sınırları içerisinde yer alan Smyrna Agorası Ören Yeri, ulaşıma elverişli kent içi konumunun da etkisiyle her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlamakta, bu sayı her geçen yıl artmaya devam etmektedir. Smyrna Agorası’nda ziyaretçi deneyiminin arttırılmasına yönelik çeşitli projeler hazırlanmakta, alanın tanıtılması ve her yaştan ziyaretçinin Smyrna/İzmir tarihi ve arkeolojisi hakkında bilgi edinmesi amaçlanmaktadır. İzmir Kent Değerlerini Koruma ve Geliştirme Derneği (Kentimiz İzmir) tarafından yürütülen ve 2022 yılında tamamlanan ‘Kültürel Miras Yaşıyor’ projesi kapsamında, Smyrna Agorası odağında ziyaretçi deneyiminin arttırılması ve yenilikçi tanıtım-yorumlama araçlarının üretilmesine yönelik çeşitli uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada, ulusal ve uluslararası düzeyde konuyla ilgili yapılan bazı uygulamalar incelenmiş, ‘Kültürel Miras Yaşıyor Projesi’ kapsamında üretilen araçların Smyrna Agorası’nın tanıtımındaki rolü üzerinde durulmuştur. Proje kapsamında uluslararası ortaklarla geliştirilen yenilikçi miras araçlarının Smyrna Agora’sındaki ziyaretçi deneyimine ve uluslararası tanınırlığına katkılarıyla ilgili çıktılar değerlendirilmiştir. Bu noktada arkeolojik alanlarda taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının fiziki görünürlükleri ile temsil ettikleri arasındaki bağlantının ziyaretçiye bütünlüğünü koruyarak, yalın bir şekilde aktarılması için izlenen aşamalar tanıtılmıştır. Son yıllarda farklı yaklaşımlarla sadece müzeler üzerinden tanımlanan dijital uygulamaların ve program çıktılarının, bütüncül bakış açısıyla bir ören yerinde nasıl kurgulanabileceği tanımlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırçova Kazası’nın Drugova ve Plasniça Köylerinde Ağnam-ı Mektume Sorunu ve Tahkikat (1908)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69984</guid>
      <author>Mehmet BEŞİRLİ</author>
      <description>Devletlerin siyasi organizasyonlarını sürdürebilmeleri için mutlaka ekonomik bir güce sahip olmaları gerekir. Ekonomik yapıya katkı sağlayan en önemli unsurlardan birisi vergi ve vergi uygulamalarıdır. Osmanlı Devleti’nde de kuruluşundan itibaren ekonomik yapının yerleşip kurumsallaşmasında en önemli gelir kalemleri vergilerden oluşmuştur. Bunların başında ağnam vergisi gelmektedir. İslam devletlerinde çeşitli adlarla alınan bu vergi, Osmanlı resmi kayıtlarına resm-i ganem ya da adet-i ağnam şeklinde geçmiştir. Verginin miktarı bölgelerin özelliklerine göre değişmiş, yalnız koyundan değil, keçilerden de alınmıştır. XVII. yüzyıldan itibaren ağnam vergisi miktarı zamanla yükseltilmiş ve köylülere büyük bir yük getirmeye başlamıştır. Ağnam vergisinin miktarları daha önceden mahalli yönetimler tarafından tespit edilirken, 1857 yılından itibaren merkezi hükümet tarafından belirlenmeye başlanmış ve bu tarihten sonra devletin ekonomik bozulmasına paralel olarak sık sık zam yapılmıştır. Özellikle bu zamların 19. yüzyılın sonlarına doğru bazı bölgelerde oldukça artması geçimini hayvancılıkla sağlayan köylüleri çok zor durumda bırakmıştır. Bundan dolayı ağnam sahipleri vergi vermemek ya da az vermek için hayvanlarını gizlemiş, böylece ağnam-ı mektume sorunu ortaya çıkmıştır. Ağnam-ı mektumenin devletin resmi kayıtlarında ve Mebusan Meclisi tartışmalarında bütün Osmanlı memleketlerinde görülen bir davranış olduğu ve hayvan gizleme meselesinden devletin de bilgisi olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada 1908 yılı ortalarında Manastır vilayetinin Kırçova kazasına bağlı Plasniça ve Drugova köylerine sevk edilen askeri müfrezeler tarafından ortaya çıkarılan mektum ağnam ve bununla ilgili soruşturmalar incelenmiştir. Çalışmanın kaynağı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Rumeli Müfettişliği tasnifi Manastır evrakı içinde bulunan belgelerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Konuşma Becerisi Üzerine Bir Uygulama: Phillips 66 Tekniği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68009</guid>
      <author>Uğur CANTuğba ÇAKIR </author>
      <description>Bu çalışmada, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde konuşma becerisinin kazandırılması ve geliştirilmesi amacıyla Phillips 66 tekniği kullanılarak konuşma becerisine yönelik bir sınıf içi etkinlik tasarlanmıştır. Sınıfta uygulanan etkinlik sonucunda öğrencilerin görüşleriyle Phillips 66 tekniğinin değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma, A2 seviyesinde Türkçe öğrenen 54 gönüllü öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması yöntemi kullanılmıştır. Öğrenci görüşlerinin toplanması için veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu; elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz ve içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Öğrenci görüşlerinden elde edilen bulgulara göre; Phillips 66 tekniğinin gruplara verilen problemi çözdüğü, iş birliği ve grup çalışması sağladığı, fikir alışverişine imkân verdiği ve hedef dilde konuşma becerisini geliştirmeye katkı sağladığı belirlenmiştir. Etkinlikte grupların tartışması için belirlenen altı dakikalık zamanın A2 düzeyinde konuşma etkinliği için kısa ve yetersiz olduğu anlaşılmıştır. Katılımcıların çoğu, etkinlik sırasında grup arkadaşlarıyla uyum içerisinde olduğu görüşündedir. Bazı katılımcılar mevcut seviyelerinin (A2 seviyesi) bu tür bir etkinlik için uygun olmadığı görüşündedir. Katılımcıların çoğu, Phillips 66 tekniğinin konuşma becerisine katkı sağladığı düşüncesiyle Türkçe derslerinde uygulanması gerektiğini belirtmişlerdir. Çalışmanın, yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde konuşma becerisine yönelik Phillips 66 tekniğinin kullanılarak etkinlik tasarımı önermesi ve yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında Phillips 66 tekniğinin kullanımıyla ilgili boşluğu doldurması bakımından alan adına önemli olduğu düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Çini Sanatında Bahar Dalı Kompozisyonları (16.-17. Yüzyıl)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70826</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70826</guid>
      <author>Dilek ÇAKIRZekiye UYSAL </author>
      <description>Osmanlı kültür tarihinde, 16. ve 17. yüzyıllar süsleme sanatları açısından çeşitli değişimlerin yaşandığı devirlerdir. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman Döneminde sarayın nakkaşbaşısı olan Karamemi’nin oluşturduğu naturalist üsluptaki çiçekler, bitkisel süslemenin niteliğinde önemli bir farklılık meydana getirmiştir. Bahçe çiçeklerinden olan lale, karanfil, gül, sümbül, süsen gibi motiflerin yanı sıra, naturalist üslubun önemli motiflerinden biri olan bahar açmış meyve ağacı veya kompozisyondaki durumuna göre bahar açmış ağaç ya da bahar dalları diye de adlandırılan motif de çini sanatı başta olmak üzere birçok el sanatları üzerinde karşımıza çıkmaktadır. Çalışmamızın konusunu, Osmanlı yapıları üzerinde görülen ve söz konusu yüzyıllara tarihlenen çinilerdeki bahar dalı kompozisyonları oluşturmaktadır. Motif, duvar çinilerinde çeşitli boyut ve düzenlemeler içinde işlenmiş, kompozisyonlar cami başta olmak üzere, saray, türbe, kasır, hamam ve kütüphane gibi yapıların hem içinde hem de dışında kullanılmıştır. Çiniler, yapıların duvarlarındaki panolarda, mihrapların niş ve köşeliklerinde, minber köşkünde, panoların ve pencerelerin köşelikleri ile pencere ve kapı alınlıklarında yer almaktadır. Ancak çiniler üzerindeki bahar dalı kompozisyonlarının topyekün ele alınarak değerlendirilmediği dikkat çekmektedir. Çalışmada bu dönemlere ait çini bezemelerinde bahar dalı motifinin görüldüğü 29 yapı incelenmiş, bunlarda motifin farklı kompozisyonlarına sahip 52 örnek tespit edilmiştir. Bazı yapılarda aynı kompozisyona sahip eş panolar yer almaktadır. Amacımız genel hatlarıyla ağaç ve dal olarak sınıflandırdığımız bahar dalı motifinin tasarım özelliklerini ve kompozisyon çeşitliliğini tespit edip değerlendirmektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Michel Foucault’nun Biyopolitika Yaklaşımı Açısından Gündelik Yaşamın Tıbbileştirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68975</guid>
      <author>Ejder ÇELİK</author>
      <description>Fizyolojik ve biyolojik nitelikteki temel varlık alanının bireysel parçası olarak, politika dışı kalmış olan sağlık konusu, Focault açısından, siyasal, ekonomik ve sosyo-psikolojik bir alana sorunsal olarak yaklaştırılmıştır. Böylece toplumsal bilinçlenme ve sosyalleşme süreçlerini önemli ölçüde etkileyebilecek yeni bir kavram olarak “biyopolitika” en azından eleştirel düşünce düzeyinde biçimlenmiştir. Beden ve sağlık algısının önemli bir toplumsal fenomen olması konunun kuramsal temelde ele alınması gereğini ortaya çıkarmıştır. Çalışmada Foucault’un biyopolitika yaklaşımında yer alan genel argümanlar sistematik bir perspektifte sunulmuştur. Tarihsel süreç içerisinde ortaya çıkan iktidar-tıp ilişkisinin günümüz toplum yapısı içerisinde tıbbileştirme bağlamında nasıl üretildiği Foucault’un yaklaşımı çerçevesinde ele alınmıştır. Bu çalışma Michel Foucault’un kendi yazdığı birincil kaynaklar ve onun üzerine yazılan ikincil kaynaklar kullanarak gerçekleştirilen betimsel analiz ve nitel araştırma çerçevesinde eleştirel söylem analizi yöntemi esas alınarak hazırlanmıştır. Çalışmada Foucault’un biyopolitika yaklaşımının ve tıbbileştirilme kavramları çerçevesinde gündelik yaşam düzlemindeki devamlılık gösteren tıp-politika-sağlık ilişkilerine uyarlanması amaçlanmıştır. Foucault’un biyopolitika yaklaşımının hem kavramsal temelleri, üzerine gerçekleştirilen analiz bize günümüz iktidar yapılarının tahakküm politikalarını beden ve sağlık algısını yönetme süreçlerinin Foucult’un eleştirel yaklaşımının işaret ettiği unsurları taşıdığını ortaya koymuştur. Gelişmelere kamusal bilincin ve yaşamsal farkındalığın önemi açısından bakıldığında algı yönetimlerinin bireyi edilgen ve sağlıklı olmayan süreçlere sürüklediği gerçeği güncel gelişmelerle kuramsal önermelerin buluştuğu yerde kendini göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi Çevrede Çağdaş Yapı Örneği; Şanlıurfa Haleplibahçe Mozaik Müzesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68084</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68084</guid>
      <author>Betül DEMİRKOLNursen IŞIK </author>
      <description>Sosyal ve kültürel değişimler, ekonomik şartlar, değişen çevre, nüfus artışı gibi etkenler tarihi çevrede yeni yapıların yapılmasını zorunlu kılmış, özellikle mevcut dokuyla uygunsuz yeni yapı tasarımının tarihi çevreye zarar vermesini önlemek amacıyla tarihi çevrede yeni yapı konusunda uluslararası tüzükler, bildirgeler, standartlar yayınlanmıştır. Müzeler, yeni veya mevcut bir yapı aracılığıyla,&lt;em&gt; &lt;/em&gt;geçmişin aydınlatılması, kültür varlıklarının maddi ve manevi anlamda korunması, sergilenmesi ve kullanıcılara aktarılması açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, tarihi çevrede çağdaş yapı olarak müze mekânı ve tasarım bileşenlerini irdelemek amaçlanmıştır. Tasarım açısından bakıldığında, tarihi çevrede müze tasarımını etkileyen çeşitli unsurlar bulunmaktadır; bina ihtiyaç programı, mevcut parsel ve kütle yerleşim düzeni, ölçeği, tahmin edilen ziyaretçi potansiyeli bunlardan bazılarıdır. Çalışma alanı olarak Şanlıurfa kenti seçilmiştir. Kentteki tarihi çevrenin araştırılmasının ardından, çalışma alanı kentin Haleplibahçe bölgesinde bulunan müze kompleksi olarak belirlenmiş ve Haleplibahçe Mozaik Müzesi ile sınırlandırılmıştır. Bu çalışmanın amacı Haleplibahçe Mozaik Müzesi’nin tarihi kent bölgesi ile kurduğu bağlamsal ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, müze kavramı, müze mimarisi, tarihi çevrede çağdaş ek ile ilgili literatür araştırması yapılmıştır. Dünyadan ve Türkiye’den çağdaş ek bağlamında örnekler seçilerek incelenmiş ve tablo oluşturularak, Haleplibahçe Mozaik Müzesi ve seçilen yapılar bir arada değerlendirilmiştir.  Bu doğrultuda Müze’nin bölge ile kurduğu fiziksel, mekânsal ve bağlamsal ilişki analiz edilmiştir. Çalışma kapsamında Haleplibahçe Mozaik Müzesi üzerinden elde edilen verilerin, arkeoloji sit alanları için gerçekleştirilecek çalışmalara ve yeni tasarlanacak müze yapılarına ışık tutucu nitelikte olması hedeflenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uluslararası İş Gücü Göçünün Türkiye Ekonomisine Etkileri  </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70416</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70416</guid>
      <author>Uğur ERDEMTuba ŞAHİNOĞLU </author>
      <description>Uluslararası göç hareketlerinin dünya geneline yayılması ve bu hareketlerin ülkeler üzerindeki etkilerinin artması göç tartışmalarını gündemde tutmaktadır. Önemli ölçüde ekonomik gerekçelere dayanan uluslararası göçler hedef ve kaynak ülkeleri ekonomik, toplumsal, siyasal ve kültürel açıdan etkilemektedir. Türkiye uluslararası göç rejimleri kapsamında ele alındığında, Batı Avrupa ülkelerine işçi göçü veren bir ülke konumunda iken 2000’li yıllar itibariyle göç alan ülke konumuna gelmiştir. Türkiye’de meydana gelen göç hareketleri gerek coğrafi konum gerekse komşu ülkelerin ekonomik, siyasi ve güvenlik sorunları nedeniyle artış göstermektedir. Türkiye’nin önemli deniz yollarının olmasının yanı sıra Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarını birbirine bağlaması bakımından yoğun göçmen girişlerine ve göçmenler tarafından geçiş ülkesi olarak kullanılmasına neden olmaktadır. Türkiye’ye gelen uluslararası göçmen işçilerin 1990’lı yıllardan sonra artış göstermesi bu göçlerin ekonomik etkilerinin önemini ortaya çıkarmaktadır. Bu doğrultuda çalışmada Türkiye’de çalışma izni verilen göçmen işçi sayısı ile işsizlik, enflasyon ve ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Makroekonomik değişkenler ile uluslararası göç arasındaki ilişkinin araştırıldığı analizde 2008-2020 dönemine ait aylık veriler kullanılmıştır. Ampirik analizde Zaman Serisi Analizinin kullanıldığı çalışmada ARDL sınır testi sonuçlarına göre Türkiye’de 2008-2020 yılları arasında çalışma izni verilen göçmen iş gücü ile işsizlik oranı arasında pozitif bir ilişki bulunmuştur. Enflasyon oranı ve göçmen iş gücü arasında herhangi bir ilişki bulunamazken, ekonomik büyümenin uluslararası göçmen işçi sayısındaki artışın Granger nedeni olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Piyano Eğitiminde Kullanılan Burgmüller Op.100 Etüt Kitabının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70422</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70422</guid>
      <author>Birsen JelenGizem GEDİK </author>
      <description>Araştırmada, Friedrich Burgmüller’in  piyano eğitiminde kullanılan “25 Easy and Progressive Studies Op.100” adlı etüt kitabının incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel bir çalışma olan bu araştırmada veriler doküman inceleme yoluyla toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. İncelenen metodun içerik analizlerinin yapılabilmesi amacı ile araştırmacılar tarafından “Etüt Kitabı Analiz Formu” oluşturulmuştur. Bu formun oluşturulmasında alanyazında yapılan benzer çalışmalar taranmış ve veri toplama araçları incelenmiştir. Yapılan analiz sonucunda elde edilen veriler kategoriler şeklinde verilmiştir. Kitapta yer alan 25 etüt içerdiği ölçü birimi, tonalite, hız terimleri, sağ ve sol el teknik kazanımlar, müzikal ifadeler incelenmiş ve yapılan analizler sonucunda elde edilen veriler yüzdelik dağılımları ile birlikte verilmiştir. Etütler ağırlıklı olarak Do majör ve Sol majör temel tonlarda yazılmış olmasıyla birlikte bir, iki ve üç bemol veya diyeze kadar değiştireç alan majör ve minör tonlariteleri içerdiği, 4/4’lük ölçü birimi kullanıldığı, en fazla Allegro Moderato hız terimine yer verildiği görülmüştür. Sağ el ve sol el tekniklerde bakıldığında ise en çok kullanılan tekniklerin Legato, El Pozisyon Değişimi, Alt Parmak Geçişi, Üst Parmak Geçişi  olduğu belirlenmiştir. Müzikal ifadeler açısından ise toplam 41 farklı müzikal ifade kullanıldığı tespit edilmiş, dolayısıyla etütlerin oldukça zengin ve çeşitli müzikal ifadelere yer verilmiş olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca etüt kitabında başlangıçta daha kolay etütler, ardından zorluk derecesi artan etütler yer aldığı tespit edilmiştir. Her bir etüdün kendini tanımlayan isminin olması başka etütlerde alışılagelmiş kuru ve mekanik etüt olma özelliğin dışına taşıdığını, öğrencinin bir duyguyu, ortamı, özelliği veya nesneyi yansıtmaya yönlendiren, hayal gücünü de tetikleyerek şarkı söyler gibi güzel çalmaya, özendiren bir yanı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Burgmüller’in etütlerinin teknik çalışma hedeflerinin olmasının yanısıra, ses kalitesine ve müzikal ifadelere özen gösterilmesini gerektirirdiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>31 Mart 2019 Yerel Seçimleri ve Sosyal Medya</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70549</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70549</guid>
      <author>Mehmet Fatih KARACA</author>
      <description>Türkiye’de her 5 yılda bir gerçekleşen yerel seçimlerde büyükşehir belediye başkanları belirlenmektedir. Bu çalışmada 31 Mart 2019 yerel seçimi üzerinden 25 ilin büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri ile aday ve takipçilerinin Instagram sosyal medya verileri incelenmiş, analiz edilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiştir. Çalışma, Mecliste grubu bulunan AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti’den Instagram sosyal medya hesabı bulunan 50 adayla yürütülmüştür. 25 ilin büyükşehir belediye başkanlığı seçimlerine ağırlıklı olarak ittifakın büyük ortağından adaylarla girilmiş, bir önceki yerel seçime göre AK Parti ve MHP’nin oy oranları düşerken CHP’nin artmış, mevcut büyükşehir belediye başkanlıklarına ek 5 yeni başkanlık kazanması sebebiyle seçim Millet İttifakı ve CHP açısından başarılı geçmiş ve kurulan ittifak seçimde etkisini göstermiştir. Çalışmada son dönemde siyasal iletişimde kullanılan ve şimdilik diğer propaganda yöntemlerinin destekleyicisi olarak görülen sosyal medyaya ait veriler de irdelenmiştir. CHP ve Millet İttifakı’ndan adayların ortalama takipçi sayısının daha fazla olduğu, AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan adayların ortalama paylaşım sayısının daha yüksek olduğu, AK Parti ve Cumhur İttifakı adayları ile CHP ve Millet İttifakı aday takipçilerinin sosyal medyayı gönderimlerle daha aktif kullandıkları görülmüştür. Seçim sonrası 30 günlük periyottaki değişimlere göre CHP ve Millet İttifakı adaylarının takipçi sayısı toplamda diğerlerinden daha fazla artmıştır. Adayların takipçi sayısı ve takipçilerin takip sayısının istatistiksel olarak anlamlı olduğu, diğer koşullar değişmezken takipçi sayısı fazla olan adayın az olana göre kazanma olasılığının 66 kat arttığı, takipçilerinin takip sayısı fazla olanınsa az olana göre kazanma olasılığının 0.101 kat azaldığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Figurasyonel Sosyoloji Açısından Ahlaki Panikler ve Kınama Mecburiyeti</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71309</guid>
      <author>Onur KINLIİrem ÖZGÖREN KINLI </author>
      <description>Bu yazı, ahlaki panikler çalışma alanını güncel teorik yaklaşımlar ve teknolojik gelişmeler bağlamında sosyal medya üzerinden yaratılan mağduriyetler üzerinden yeniden okuma imkânı sunmayı amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, figürasyonel sosyolojinin teorik çerçevesi ve analitik araçlarını kullanmayı öneren yaklaşımlar temel alınmıştır. Ahlaki Panikleri Uygarlık Süreci’nden kısa süreli sapmalar olarak ele aldığımızda, ahlaki panikler sırasında verilen tepkileri tarihsel süreçlerin bir parçası olarak anlamlandırabilmemiz mümkün olabilmektedir. Ahlaki panikler sırasında yaşanan ötekileştirme mekanizmalarını ise, Yerleşikler Hariciler (Bizler-Onlar) arasındaki Biz-Ben dengesi üzerinden okumak bireylerin ahlaki panik üretim sürecine katılım dinamiklerini yorumlamak anlamında açıklayıcı bir önem kazanmaktadır. Böylece, Norbert Elias’ın teorilerinin ve figürasyonel sosyoloji kavramlarının ahlaki panik çalışmalarına uyarlanması, günümüzde sıklıkla karşılaştığımız dijital saldırılar, sanal şiddet ve çevrimiçi linç gibi eylemlerin yarattığı mağduriyetleri inceleme zeminini oluşturabilecektir. Bu bağlamda makale, dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, dijital platformların yaygınlaşmasının ve sosyal medyanın yaygın kullanımının ahlaki panik çalışmalarında ne ölçüde etki yarattığı tartışmalarına ayrılmıştır. İkinci bölüm, Ahlaki Panik Sosyolojik Teorisi ile Uygarlık Süreci’nden Sapma Teorisi’nin benzerlik ve farklılıklarına odaklanmaktadır. Bu bölümde ayrıca, çeşitli gruplar arasındaki çeşitli karşılıklı bağımlılıkları açıklamak için figürasyonel sosyolojinin kavramsal bir aracı olarak kullanılan Yerleşikler-Hariciler arasındaki Biz / Ben dengesi hakkında bilgi verilecektir. Yazının üçüncü bölümünde, sosyal medyanın ahlaki panik durumlarında nasıl mağduriyetler yarattığı araştırılmaktadır. Ahlaki Panikler sırasında Biz / Ben dengesinin “Biz” yönüne doğru evrilmesinin sosyal medya üzerindeki yansımalarına bakılacaktır. Yeni bir ahlaki panik türü olarak sanal saldırıların hedefinde olanların yaşadığı mağduriyetler örneklerle tartışılacaktır. Son bölümde ise, sanal saldırıların Kınama Mecburiyeti üzerinden yarattığı mağduriyetlere odaklanılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deng Xiaoping Reformlarının Tarihsel Altyapısı: Bilimcilik ve Çeviri Faaliyetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70446</guid>
      <author>Çile MADEN KALKAN</author>
      <description>Çin, günümüzde tarih kayıtçılığının düzenli şekilde yapıldığı bir ülke olarak bilinmektedir. Ülkenin tarihine bakıldığında erken modern ve modern dönemlerde yoğun bir Batı bilimsel metinleri çevirisi göze çarpmaktadır. Hanedanların olduğu süreçte kapalı bir kutu gibi yaşayan ülkede savaş yenilgileri ve yönetimin zayıflaması, modern dönemde onu dış dünyaya açılmaya zorlamıştır. Bu açılım siyasi ve ekonomik açıdan başkan Deng Xiaoping öncesi ve sonrası olarak keskin bir çizgiyle ayrılabilmektedir. Kendinden önceki birçok yöneticiden farklı olarak Deng Xiaoping, devlet yönetim sisteminde ve Çin’in kalkınmasında, bilime önem veren bir anlayışla adına ‘Dört Modernizasyon (四个现代化)’ dediği bir reform politikasını benimsemiştir. Bu çalışmanın amacı bilim temelli ‘Dört Modernizasyon’ reform politikasını, Çin siyasi ve ekonomik tarihindeki temelleri ile ele almaktır. Çalışma bilim ve teknoloji ile çeviri faaliyetleri aracılığıyla Çin’deki modernleşmenin tarihsel temellerine ışık tutmaktadır. Çalışma kapsamı olarak Çin’de bilim ve teknolojiye önem verilen modern zaman ağırlıklı olurken, zamanın yönetim sistemine etki eden farklı tarihsel süreçler de ele alınmıştır. Çalışmada ayrıca veri toplamak amacıyla China Academic Journals (CNKI) veri tabanı ve açık kaynaklardan elde edilen bilgiler ve bu alanda yazılmış kitaplar kullanılarak Çin’in modern dönemlerindeki bilimcilik ve çeviri faaliyetlerinin Deng Xiaoping’in reformları üzerindeki tarihsel etkisi incelenmiştir. Çalışmada Çin’in kalkınmasında büyük etkisi olan bu reform politikasının aslında yeni olmadığı, Çinli yöneticiler tarafından tarihin farklı dönemlerinde ayrı ayrı ele alındığı, Deng Xiaoping’in ise bunları tek bir politikada birleştirdiği sonucuna varılmıştır. Bu yönde bir çalışmanın Çin siyasi tarihine ışık tutarak, bilim ve çeviri faaliyetlerine ilişkin gelecek çalışmalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijitalin Karanlığında Metalaşan Kimlikler ve Yıkılan Mahremiyet: Soramazsın Programına Eleştirel Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72026</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72026</guid>
      <author>Gizem ORÇİN</author>
      <description>Yeni medya, katılımcı kültürünü, etkileşimi, eğlence, şov ve kazanç güdüsünü sentezleyen dijital bir medya türüdür. Kamusal ve özel alan arasındaki ayrımı bulanıklaştıran bu alanlar, öz(n)el deneyimleri ve mahrem alanı deforme etme, kimlikleri pazar değerine indirgeme gibi çeşitli tehlikeler içermektedir. Yeni medyada yaratılan kimlik inşaları gerçek olmadıkları için bu alanlar yer yer sahte kimlikler ve yapay deneyimler üretmektedir. Bu çalışma, yeni tekno-ahlaki dizgenin çerçevesini tartışmaya açarak, dijital ortamdaki kimlik kurulumu ve mahremiyetin düşüşünü ele almaktadır. Çalışmanın kapsamını, YouTube’da yayın yapan Soramazsın programının videoları oluşturmaktadır. Soramazsın, çeşitli konuklara izleyici soruları yönlendiren bir program formatına sahiptir. Programın videoları sayıca fazla olduğundan örneklem olarak en çok görüntülenen on video seçilmiştir. Çalışmada, ilk aşamada birer metin olarak ele alınan bu on videonun çözümlemesi yapılmıştır. Daha sonra videolarda baskın olan konu ve temalar üç kategori altında toplanmıştır. Bunlar, cinsellik/cinsel yönelim/cinsel kimlik, din/dini tercihler ve devlet/sistem başlıkları altında incelenmiştir. Bu videolar, Van Dijk’ın söylem analizinde etkili olan bilgi tipolojisi çerçevesinde analiz edilmiştir. Çalışmanın amacı, programda temsil edilen kimliklerin metalaşma sürecini ve mahremiyet algısının yapısöküme uğramasını irdelemektir. Çalışmada, toplumun farklılık temelli gruplarının topluluk üyelerinin sorularındaki bilgi eksikliği, önyargılar ve kimliklere yönelik baskıcı eğilimler nedeniyle program konuklarının etiketlendiği bulgusuna erişilmiştir. Aynı zamanda, ticari kaygı ve popülerlik talebiyle mahremin yıkımı olgusunun olağanlaştığı bu program, kimliklerin metalaştırıldığını ve kavram/temaların bulanık bir hal aldığını da ortaya koymuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Midyat İlçesi Kırsal Yerleşmelerinin Toponimik Sınıflandırması ve Coğrafya Öğretiminde Toponimi Kavramı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71374</guid>
      <author>Salman ÖZÜPEKÇEMuhammed Said IŞIK ,Sevgi DALGIÇ </author>
      <description>İnsanoğlu bu gezegendeki varoluş hikayesi boyunca yaşadığı doğal ortamı anlamlandırmaya çabalamıştır. Dünyayı ve zamanla evreni inceleyen türümüz, gördüğü tüm objeleri ve eylemleri tanımlama gayretine girmiş ve zamanla tüm varlıklara ad vermeye başlamıştır. Bu ad verme yani ayırt etme sayesinde ortak bir dil geliştirebilmiştir. Türkiye coğrafyası geçmişten geleceğe tüm yer adlarını rastlantısal sebeplerle değil, aksine fiziki veya beşerî faaliyetlerden esinlenerek oluşturmuştur. Bu süreç litolojiden vejetasyona, pedojenezden klimatolojiye, kültürel bellekten ulaşım faaliyetlerine varıncaya kadar birçok boyutta vuku bulmuştur. Bu bağlamda yer adları, medeniyetin oluşum sürecine ve coğrafi mekânın özelliklerine ait fikirler sunmakta ve bize bir bakıma geçmişi anlatmaktadır. Bu araştırma kapsamında, Mardin ili Midyat ilçesinin kırsal toponimik özellikleri irdelenmiş ve coğrafya öğretimi açısından bu kavramın önemi açıklanmaya çalışılmıştır. Sınıflama aşamasında beşerî ve fiziki coğrafya özellikleri ön planda tutulmuş ve alt gruplamalar bu eksende gerçekleştirilmiştir. Araştırma için Midyat ilçesinin seçilmesinde Süryanilerinde dahil olduğu birçok etnik kökenden topluluğun bölgeye kattığı dilsel zenginlik ve Asurlar’dan Osmanlıya uzanan tarihsel derinlik etkili olmuştur.  Midyat ilçesi ve yakın çevresi halihazırda 72 adet kırsal yerleşmeden meydana gelmiştir. Bu çalışma kapsamında bu 72 adet köyün yer adları, fiziki coğrafya özelliklerinden sosyal-ekonomik yapısına kadar birçok birim göz önüne alınarak sınıflandırılmıştır. Bu amaca ulaşabilmek için Midyat sınırları içinde, insan-fiziki ortam ilişkiselliğini ortaya koyacak olan toprak, Corine arazi kullanımı ve topoğrafya haritaları hazırlanmıştır. Bu bağlamda ilk olarak fiziki coğrafya haritası için araştırma alanının sayısal yükselti modeli (DEM) verisi temin edilmiş ve eş yükselti/morfometri haritası oluşturulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’deki Üç Büyük Spor Kulübünün E-sporda Sosyal Medya Kullanım Pratikleri: Twitter Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69689</guid>
      <author>Emre SARI</author>
      <description>Teknolojik gelişmeler hemen hemen her alanı olduğu gibi sporu da etkilemiş ve dönüşüme uğratmış, spor faaliyetlerinde yeni dallar meydana getirmiştir. Dijitalleşmenin spor faaliyetlerinde ortaya çıkardığı yeni alanlardan biri de e-spordur. Temeli video oyunlarına dayanmasına rağmen e-spor, internet tabanlı ve rekabetçi bir yapıda olması sebebiyle video oyunlarından ayrılmaktadır. Hızla gelişim gösteren e-spor alanı, profesyonel spor kulüplerinin de ilgisini çekmiş ve kulüpler bu alana da yatırım yapmaya başlamıştır. Profesyonel spor kulüplerinin e-spor alanına dahil olmasıyla birlikte artan takipçi sayıları, spor kuruluşlarının iletişim faaliyetlerine de yansımış ve bu alana özel iletişim kanalları oluşturulmuştur.  Bu araştırmanın amacı, Türkiye’de en fazla taraftar sayısına sahip olan üç spor kulübünün e-spor alanında Twitter’i bir iletişim aracı olarak kullanma pratiklerini ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Twitter platformunda yer alan e-spor hesaplarındaki paylaşımları 1-31 Aralık 2022 tarihleri arasında içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmada kulüplerin paylaşım sıklıkları, konu dağılımları, etkileşim oranları ve Twitter özelliklerini kullanım pratikleri incelenmiştir. Araştırma sonucunda e-spor alanında Twitter’i fazla kullanan kulübün Beşiktaş olduğu, gönderi başına en fazla etkileşim alan kulübün ise Galatasaray olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda kulüplerin retweet ve mention gibi Twitter özelliklerini tercih etmedikleri, bunun yerine paylaşımlarında çoğunlukla hashtag ve emoji özelliklerini kullandıkları, multimedya aracı olarak ise fotoğrafları tercih ettikleri görülmüştür. Beşiktaş’ın farklı kuruluşlarla iş birliği gerçekleştiren tek kulüp olması ise araştırmanın dikkat çekici bulgularındandır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bingöl’deki Diri Faylar ve Kent Ölçeğinde Coğrafi Değerlendirmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72846</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=72846</guid>
      <author>Emrah ŞIKOĞLU</author>
      <description>Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde yer alan ve geçmiş dönemlerde bir köy olan Bingöl, 1935 yılında il statüsü kazandıktan sonra kamu kurum ve kuruluşlarının inşasıyla birlikte hızlı bir gelişme sürecine girmiştir. Bingöl’de kurulan ilk mahalleler; Bahçelievler ve Karşıyaka mahalleleridir. Bingöl, 2023 yılı itibariyle 14 mahalle ve 133.423 kişilik nüfusa sahip bir kenttir.Bingöl, kurulduğu alan itibariyle geçmişten günümüze birçok afetle karşı karşıya kalmış yerleşmelerden biridir. Bu afetlerin başında ise deprem gelmektedir. Yapılan incelemeler sonucunda Bingöl şehir yerleşmesinin yakın çevresinde on adet aktif fay olduğu tespit edilmiştir. Bu faylardan bir tanesi ise kent yerleşke alanın hemen güney batısından yerleşme alanına dahil olduğu görülmektedir. Çalışmanın odak noktası kentle bütünleşen bu fay hattının geçtiği mahalleler olmuştur. Araştırma kapsamında MTA’dan alınan 1/25000 ölçekli sayısal aktif fay haritası incelenmiştir. Elde edilen veriler CBS programları aracılığıyla analiz edilmiştir.Analizler sonucunda elde edilen bilgilere göre fay hattının geçtiği güzergah üzerinde 125 adet yapı bulunduğu tespit edilmiştir. Bu yapılardan bir cami (Bahçelievler Camii), bir okul (Bingöl Anadolu İmam Hatip Lisesi), bir sağlık kuruluşu (Bingöl Diş Sağlığı merkezi ve İl Sağlık Müdürlüğü) ve askeri alan içerisinde iki yapı bulunmaktadır, geri kalanlar ise konuttur. Fay hattının üzerinden geçtiği ve konutların yoğun bir şekilde yayıldığı alan Bingöl Formasyonu olarak adlandırılan jeolojik birimin bulunduğu yere tekabül etmektedir. Bu formasyon kum, kil ve çakıl muhtevasından oluşmaktadır. Kum, kil ve çakıllı araziler depremi büyütme kabiliyetine sahiptirler.Yukardaki bilgiler ışığında, şehrin yerleşim alanından geçen Sudüğünü Fayı’nın bulunduğu Bahçelievler, Yenişehir ve Yeşilyurt mahallelerinde acilen risk analizi yapılmalıdır. Ayrıca kentin içinden geçen bu fayın konumunun net olarak belirlenmesi ve imar planı üzerine işlenmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Film Afişlerinde Metaforik Anlatım</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69800</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69800</guid>
      <author>Elif TARLAKAZANBurak Erhan TARLAKAZAN </author>
      <description>Tasarım ve iletişim, modern yaşamın vazgeçilmez parçaları olup aralarında güçlü bir ilişki vardır. Tasarım, bir mesajın görsel olarak ifade edilmesine yardımcı olur ve iletişim için etkili bir araçtır. İyi tasarlanmış bir iletişim materyali, hedef kitle tarafından daha iyi anlaşılır ve daha etkili bir şekilde iletilir. Tasarım, iletişimin farklı yönlerini etkileyebilir. İyi bir tasarımın iletişim açısından önemli olmasının nedeni, görsel ve sözlü iletişim arasındaki bağlantıdır. İyi tasarım, mesajın daha net bir şekilde anlaşılmasına yardımcı olabilir ve hedef kitleyi daha iyi çekebilir. Bu nedenle, tasarım ve iletişim arasındaki ilişki, etkili bir pazarlama stratejisi için kritik öneme sahiptir. Bu çalışma, anlam bilimsel bir yaklaşımla grafik tasarım söyleminde metaforların ikna mekaniğindeki rolünün daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Bu amaca yönelik olarak, içinde metaforik anlatımı barındıran rastlantısal yöntemle seçilen film afişlerinin sahip olduğu görsel imgeler ve bu imgelerle verilmeye çalışılan mesajlar incelenmiştir. Metaforik anlatımı vurgulayan dört afiş seçilmiştir. Tasarımda vurgulanan metaforik ifadelerin analizinin alan yazına ışık tutması beklenmektedir. Ayrıca çalışmada incelenen tasarımlar, tasarımcının düşünme süreci, asıl verilmek istenen örtülü mesajı ve metaforları sanatsal ifade aracı olarak nasıl kullandıklarını ortaya çıkarmaya çalışırken, yapılan literatür taraması ile çalışma desteklenmeye çalışılmıştır. Doküman inceleme yoluyla gerçekleştirilen araştırmada afişlerin incelenmesi yoluyla reklamlardaki birincil ve ikincil özneler üzerinden metafor değerlendirmesi yapılmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi Binalarda Pasif Ev Standartlarının Kullanılması ve Cephe Tasarımına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70607</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70607</guid>
      <author>Setenay UÇARMehmet Semih ÖZKAN </author>
      <description>Tarihi yapılar günümüz koşullarında farklı işlevler ile insanların hizmetine sunulmaktadır. Bu binalarda kullanıcıların ısıl konforunu sağlamak ve enerji tasarrufu ile ısıtma ve soğutma maliyetlerini azaltmak önemli yer tutmaktadır. Uygulaması yapılmış çalışmalar ile kendini kanıtlamış bir sistem olan “Pasif Ev” standartlarında tarihi yapıların restore edilmesinin çok daha verimli olabileceği dünyadan örnekler ile kanıtlanmıştır. Bu yapılarda yapılan restorasyonlar, cephede yapılacak olası değişikliklerin tarihi yapıların estetiğine ve değerine etkisinin araştırılmasını amaçlamaktadır. Kullanılan malzemeler ve cephede yapılan değişiklikler bu anlamda ele alınmıştır. Öncelikle yapıları değerlendirebilmek için tarihi yapıların bir araya getirilmesi ile on yedi bina bulunmuştur. On yedi farklı yapının incelenmesi sonucunda cephede yapılan büyük değişikliklerin etkileri ortaya konulmuştur. Araştırma sonuçları, bina cephelerinde, iç mekanı daha konforlu ve enerji verimli bir mekana dönüştürmek için değişiklikler yapıldığını göstermektedir. Türkiye'de birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bu konstrüksiyon konsepti sayesinde iç mekanda ısı ve hava kalitesi açısından konfor sağlayan, enerji verimliliği sağlayan yapılar kullanılmaya devam edilebilir. Restorasyon projelerinde enerji verimliliğinin sağlanması için pasif ev kurallarına göre çalışılarak ön analiz yapılabilir. Böylece yeniden işlevlendirilen ve günümüz koşullarında kullanılmaya devam eden tarihi yapıların estetik özelliklerinden ödün vermeden yenilenmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışma ile literatürde yer almayan tarihi yapılarda pasif ev standartlarının kullanılması, uygulama yapılacak alanlarda ve yeni araştırmalara örnek olabilmesi hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzaktan Algılama (UA) Teknikleri ile Uluabat Gölü Su Yüzey Alanı ve Yakın Çevresindeki Arazi Kullanım Faaliyetlerinin Zamansal Değişiminin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70852</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70852</guid>
      <author>Büşra ULUTÜRKFatih AYDIN </author>
      <description>Dünyanın en önemli doğal kaynaklarından olan arazi ve su varlıklarının yönetimi ile sürdürülebilirliği konusu gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Sürdürülebilir arazi kullanımının sağlanması, arazinin yıllar içerisindeki kullanım şekilleri ile arazi örtüsündeki değişimlerin iyi analizi edilmesi ve bu veriler dahilinde optimum arazi kullanım şekillerinin belirlenmesi ile mümkündür. Uydu teknolojilerinin gelişmesi ile Uzaktan Algılama (UA) sistemleri birçok alanda kullanılmaya başlamıştır. Arazi örtüsünün zamansal değişimin belirlenmesinde, Uzaktan algılama yöntemleri sayesinde elde edilen veriler ile arazinin yıllar içerisinde hangi arazi kullanım türüne hangi oranda dönüştüğü/dönüşmediği belirlenebilmektedir. Bunun yanı sıra Uzaktan algılama yöntemleri, su kaynaklarının yüzey alan değişimlerinin belirlenmesi, en uygun kullanım koşulları ve koruma planlarının yapılmasında önemli katkılar sağlamaktadır. Çalışmanın alan kapsamı Bursa ilinin Nilüfer, Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçe sınırları içerisinde yer alan Uluabat Gölü ile yakın çevresidir. Çalışmanın konu kapsamı ise, Ramsar sözleşmesi kapsamında korunan sulak alanlardan biri olan Uluabat gölü su yüzey alanı ile yakın çevresindeki arazi kullanımında 1984, 1990, 2000, 2010 ve 2022 yıllarında yaşanan zamansal değişimin belirlenmesidir. Bu amaçla, çalışma alanındaki arazi sınıflarına uygun olarak yerleşme alanları, tarım alanları, orman ve diğer doğal alanlar ile su yüzey alanları olmak üzere dört adet arazi kullanım sınıfı belirlenmiştir. Belirtilen yıllara ait Landsat uydu görüntüleri Kontrollü Sınıflandırma (Supervised Classification) yöntemi ile analiz edilmiş ve her bir arazi kullanım sınıfının zamansal değişimi oransal olarak hesaplanmıştır. Analiz sonucunda yerleşme alanları, tarım alanları, orman ve diğer doğal alanlar arazi sınıflarında hektar olarak artış gözlenirken göl yüzey alanında azalma meydana geldiği tespit edilmiştir. Artan tarım faaliyetleri sebebiyle gölü besleyen kaynakların ve göl sularının sulama suyu olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durum göl su seviyenin düşmesine sebep olmaktadır. Türkiye’nin “Yaşayan Göl” unvanına sahip tek gölü olan Uluabat gölünün korunması ve göl ekosisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu doğrultuda öncelikle gölün doğal su seviyesinin korunabilmesi için gölden çekilen su miktarının azaltılması, gerekirse engellenmesi gerekmektedir. Göl sularının çekilmesi ile sığlaşan alanlarda oluşan sazlık ve bataklıklar birçok kuş türünün doğal üreme ve yaşam alanlarını oluşturmaktadır. Bu alanların tarımsal faaliyetler için kullanılmasının önüne geçilmelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İletişim Öğrencilerinin Bilgi, Teknoloji ve İletişim Özelliklerinin 21.Yüzyıl Becerileri Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70640</guid>
      <author>Tülay YAZICI</author>
      <description>Tarihsel süreç içerisinde düşünme, eleştirme, ifade etme, problem çözme ve üretme gibi özellikler insan gelişiminin bileşenlerini oluşturmaktadır. Bu özelliklerin yanı sıra bilginin okuryazarlığı ve küresel bağlamda farkındalık gibi beceriler de yeniçağda tüm bireyler için geçerlidir. 2000’li yıllar dünyanın dönüşüm ve değişim seyrini değiştirmiş ve 21. yüzyılın başlangıcı olan milenyum çağı düşünme, algılama, katılım, beceri, teknoloji kullanımı ve eğitim başta olmak üzere birçok alanı biçimlendirmiştir. 21. yüzyıla ait bu beceriler hayatın her alanına hâkim olmuştur. Eğitim alanı da bu becerilerin en önemli olduğu alanlardan birdir. Teknoloji, bilgi ve iletişim biçimlerindeki değişimin ve etkileşimin odağında ise yeni nesil çocuklar ve gençler yer almaktadır. Genel anlamda öğrenciler, başarılı olmak için 21. yüzyıl becerilerine ihtiyaç duymaktadır. Bu bağlamda çalışmada 21. yüzyıl becerilerine göre iletişim öğrencilerinin bilgi, teknoloji ve iletişim özelliklerinin incelenmesi çalışmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırmada; Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde kayıtlı ve aktif öğrenci sayısına sahip 1. 2. ve 3. sınıflarda eğitim gören 104 öğrenci, çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Araştırma çevrimiçi (online) olarak anket yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler doğrutusunda Muş Alparslan Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünde 1., 2. ve 3. sınıfta eğitim gören 104 öğrencinin büyük çoğunlukla, 21. yüzyıl becerileri bağlamında bilgi, teknoloji ve iletişim özelliklerinin tamamına sahip olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cinsiyete Dayalı Şiddet ve Ayrımcılıkla Mücadelede Ezilenlerin Tiyatrosu ve PartecipArte</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71424</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71424</guid>
      <author>Özlem BelkısNazlı TUĞCU </author>
      <description>Cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddet, çeşitli şekilde mücadele verilmesine rağmen tamamen ortadan kaldırılamamış olgulardır. Bu insanlık sorunuyla mücadelede uluslararası sözleşmeler, mevzuat değişiklikleri gibi resmi yollar yanında bireysel farkındalığı arttırıcı uygulamalar da kullanılmaktadır. Bunlardan birisi, Brezilyalı tiyatro kuramcısı ve aktivist Augusto Boal’in ortaya koyduğu Ezilenlerin Tiyatrosu uygulamalarıdır.  Cinseyete dayalı ayrımcılık ve şiddet kalıpyargılar, önyargılar ve eylemle ortaya çıkan düşünüş ve davranışlar bütünü olduğu için her ne kadar kanun ve sözleşmelerle önlenmeye çalışılsa da bireylerin zihinlerindeki yapı bir anda değiştirilemez. Bireylerin farkındalığı, taşıdıkları eşitsizlik üreten kalıpyargı ve önyargıların farkına varmaları, bunları tartışmaları, irdelemeleri önemlidir. Bu bağlamda Forum Tiyatrosu seyirciyi aktif düşünen, tartışan, öneri üreten ve önerisini uygulayan, sonucu irdeleyen bir konuma geçirmesi ile böyle bir farkındalığı üretme potansiyeline sahiptir. Bu çalışmada Forum Tiyatro, İmge Tiyatrosu, Görünmez Tiyatro gibi Ezilenlerin Tiyatrosu tekniklerini kullanan İtalyan tiyatro topluluğu PartecipArte ve cinsiyete dayalı ayrımcılık temasına odaklanmış çalışmaları incelenmiştir. Çalışmada yöntem olarak etnografi benimsenmiş, veriler, topluluğun 2017-2018 sezonundaki çalışmaları yerinde izlenip, bizzat katılınarak, gözlemlenerek elde edilmiştir. Bu makalede merkezi Roma’da bulunan PartecipArte Topluluğu hakkında bilgi verilmiş, kurulduğu 2008’den sonraki çalışmaları ve yapısal özellikleri sunulmuştur. Ayrıca Deneyen Erkekler, Güzel Bir Tanıtım ve Aşkım Benim adlı üç forum tiyatrosu aktarılmıştır. Aktarılan oyunların, cinsiyete dayalı ayrımcılık ve şiddetle mücadele konusunda Ezilenlerin Tiyatrosu tekniklerini kullanmak isteyenler için aydınlatıcı olacağı umulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bazı Hayvan Figürlerinin Türk Sanatlarına Yansımaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70388</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70388</guid>
      <author>İzzet ZORLUAyşe Aslıhan EROĞLU </author>
      <description>Hayvan figürlerinin bir yüzeye tasvir edilmesi, sanat adına yapılsın ya da yapılmasın milattan on binlerce yıl öncesine uzanan bir geçmişe sahiptir. Bu tasvirlerin izi sürüldüğünde bazen geniş coğrafyalarda aynı stilde betimlemeler yapılırken bazen de inanç sistemlerinin değişmesi ile üsluplarda minör farklılaşmalar görülmüştür. Tasvirlerdeki ortak ve ayrışan noktaların üstünde durulacağı bu çalışma ile figürlerin sembolizm ile anlamlandırılması da hedeflenmiştir. İslam öncesi Türk sanatı ile İslam dönemi Türk sanatı hayvan figürleri belirli bir sistem içinde gelişim göstermiş olup, büyük ölçüde aynı hayvanlara aynı anlamlar yüklenmiştir. İnanç sistemlerinin, coğrafyaların ve zamanın değişimi ile bu hayvan figürlerinin hem stillerinde hem de anlamlandırılmasında kayda değer farklılıklar gözlenmemektedir. İskit, Hun ve Uygur sanatını temsil eden üretimler; bu araştırmanın İslam öncesi Türk sanatını temsil etmekle birlikte Selçuklular, Artuklu Beyliği, Aydınoğulları Beyliği, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinden üretimlere ait örnekler ise İslam dönemi Türk sanatını temsil etmektedir.  Bir hayvanı mağara duvarına, madeni bir eşyaya, mimari bir yapı yüzeyine tasvir eden ya da bir dokumaya işleyen kişinin, hayvan seçimini neye göre yaptığı da merak uyandıran bir durum olarak araştırmamızda yer almaktadır. Semavi dinlerin henüz ortaya çıkmadığı dönemlerde insan ile doğa arasında oldukça kuvvetli bir ilişkinin olduğu, insanın aklının ve gücünün yetersiz kaldığı noktalarda bazı canlılara anlamlar yükleyip, cevabını bulamadığı olgulara bu şekilde çözüm ürettiği bilinen bir durumdur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geleneğin İzinde Günümüzde Kerbelâ Mersiyeleri Kumru Dilber Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71705</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=71705</guid>
      <author>Makbule ORAL</author>
      <description>Bu çalışmada ağıt ve mersiye edebi-müzikal türlerin benzerlik ve farklılıkları karşılaştırmalı olarak ele alınıp bu bağlamda Kumru Dilber mersiyelerinin içeriksel ve biçimsel özellikleri incelenerek ağıt türü ile olan benzerlikleri bakımından yeri, mersiye söyleme geleneği bakımından önemi ve  halk müziği mersiye envanteri açısından yazılı olarak kayıt altına alınması amaçlanmıştır. Çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden konuya ilişkin kaynak ve arşiv taraması ve yarı yapılandırılmış görüşme yapılmış, edinilen bilgi ve müzikal veriler müzikal analiz teknikleriyle çözümlenmiş ve betimsel olarak bulgularda ortaya koyulmuştur. Kaynak kişinin hayatı ve sanatsal kişiliği ile ilgili veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Görüşme Aralık 2019 yılında araştırmacı tarafından yapılmıştır. Bu kapsamda "Kerbelâ Mersiyeleri" Kumru Dilber (2010) albüm çalışmasında sözü-müziği kendisine ait Kerbelâ vakası ve Hz. Hüseyin konulu on mersiye ele alınmış, tarafımca notaya alınarak müzikal ve edebi analizi yapılmıştır. Bu analizlerle kaynak kişi ve Kerbelâ mersiyelerinin, mersiye geleneğindeki yeri, önemi ve biçimsel özellikleri ortaya koyulmuş ve Kumru Dilber'in bir kadın icracı olarak günümüzde mersiye söyleme geleneğini yürütmesinin önemi vurgulanmıştır. Çalışmada ağıt-mersiye ilişkisi doğrultusunda Kumru Dilber Kerbelâ mersiyelerinin biçimsel olarak halk-aşık edebiyatı ve müziği özelliklerini gösteren ağıt türü ile benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Çalışmada yer alan Kerbelâ mersiye örnekleri, biçimsel olarak ağıt türünün özelliklerini gösterse de Alevi-Bektaşi müzik kültürü ve geleneğinde bu içerikteki eserlerin mersiye olarak tanımlanması ve kabul görmesi nedeniyle ayrıca kavramsal sürekliliğin sağlanması bakımından Kerbelâ Mersiyeleri adı altında incelenmiştir. Ele alınan Kerbelâ mersiyelerinden sekizinin serbest ritimli, syllabic ve melismatic karışık tarzda uzun hava biçiminde; ikisinin  4/4, 5/4 usulde kırık hava biçiminde söylendiği; dörtlü-beşli-altılı-onlu ses sahasında, Yahyalı Kerem (Muhayyer, Hüseyni, Neva) makamsal dizide; üçlü-dörtlü aralıkta ses sıçramaları/inmeleriyle birlikte ağırlıklı yanaşık seslerde müzikal özellikler gösterdiği görülmüştür. Edebi olarak mersiyeler serbest hece sayısı ile çoğu dörtlük, azı üçer-beşer mısralık bentlerden oluşmuş; bazı düzenli bazı düzensiz bir kafiye yapısıyla kurulduğu ortaya koyulmuştur.     &#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazvini Bağlamında: “Evrenin Düzeni ve Yaratılışı” Olgusunun Betimlendiği Minyatür Eserlerin Resimsel Yorumları </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69071</guid>
      <author>Sabriye ÖZTÜTÜNCÜFatih BAŞBUĞ </author>
      <description>Evrenin yaratılışı, dünyanın oluşumu ve kozmoloji bağlamında yaşamın meydana geliş süreci, geçmişten günümüze, incelenen, gözlemlenen ve araştırılan temel konulardan birisi olmuştur. Bu bağlamda coğrafyacı, astronomi bilgini gezgin El-Kazvini’nin “Konusu Bilim Olan Eserler” arasında yer alan kozmografya-kozmoloji temelli “Acâ’ibü’l-Mahlûkat ve Garâ’ibü’l-Mevcudat” adlı yazma eseri ve çeşitli minyatürler, yapılan araştırmanın çerçevesini belirlemiştir. Bu sınırlar içerisindeki olgular arasında yer alan ‘’Dünya Nelerin Üzerinde Duruyor?’’ veya ‘’Dünyayı Sırtında Taşıyan Hayvan’’ gibi tasavvurlar, geçmişte yaşamış olan farklı kültürlerin inanç sitemlerinde, yaratılış mitolojilerinde, çeşitli yazma eserlerinde ve minyatürlerinde zaman zaman konu edinmiştir. Günümüzde ise bu bağlamda, “Evrenin Düzeni ve Yaratılışı” olgularının betimlendiği birbirlerinin benzeri olan A.3632, R.1088 ve H.409 katalog numaraları ile arşivlenmiş olan minyatür resimli nüshalar, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir. Araştırmanın ana merkezini, kozmografya konulu minyatürlerden yola çıkılarak, evren olgusunun plastik sanatlar çerçevesinde resimsel analizlerinin yapılması oluşturmaktadır. Araştırma süreci; evren kavramı, inanç sistemlerinde yaratılış olgusu ve mitler bağlamında yaratılış alt başlıkları ile başlamış, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde bulunan kozmoloji ve evren olgusu içerikli çeşitli minyatür örnekleriyle devam etmiştir. Son aşama ise Topkapı Sarayı Müzesi’nde çeşitli nüshaları yer alan “Acâ’ibü’l-Mahlûkat” yazma eseri temelli minyatürlerin, resimsel analizleri ile tamamlanmıştır. Çalışma sürecinde araştırma hizmeti kapsamında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü ve Kütüphanesi ile çalışılmıştır. Minyatür eserlerin resimsel analizlerinin yapılabilmesi amacıyla, müze kütüphanesinden araştırma izni alınmış ve eserlere dijital olarak ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycanlı Kamança Sanatçısı Adalet Vezirov’un Kamança İcracılığı ve Kamança Eğitimine Katkıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70406</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70406</guid>
      <author>Leyla BAYRAMZADEM. Nevra KÜPANA </author>
      <description>Zengin müzik kültürüne sahip Azerbaycan müzik medeniyeti hakkında farklı zamanlarda birçok görkemli isimler kendi eserlerinde, yazılarında halkın müzik medeniyeti ve çalgı aletleri hakkında bilgiler vermiştir. Nizami Gencevi, Nesimi, Getran Tebrizi Azerbaycan’da yaygınlaşmış olan çalgı aletleri hakkında tar, saz, ud, qanun, çeng, kamança ve rübab aletleri hakkında kendi eserlerinde bilgiler vermişlerdir. Tarihi kaynaklarda Azerbaycan’ın birçok bölgesinde 13. ve 14. yüzyıllarda müzik meclislerinin organize edilmesine dair bilgiler vardır.  Azerbaycan müziğinin gelişiminde Aşık ve hanendelik sanatının büyük etkisi olmuştur. Enstrümantal mugamın gelişimi hanendelik sanatının etkisiyle olmuştur. Enstrümantal mugam sanatının gelişimiyle yetenekli tar, kamança, saz, balaban ud, qanun aletlerinden oluşan müzik grupları oluşmaya başlamıştır. Bugün Azerbaycan müzik medeniyetinde yaygın kullanılan kamançanın birçok ecdatları (kıl kopuz, kemenge, rebap vesaire) olmuş, bir zamanlar müşayet (eşlik) çalgı aleti olarak kullanılsa da çalgı aletinin teknik imkanlarının farkına varılması, halk çalgı aletleri için nota sisteminin oluşturulması, diğer çalgı aletleri gibi kamançayı da geliştirmiştir. Bugün kamança çalgı aletinde Azerbaycanlı bestecilerin kamança için besteledikleri orijinal eserlerin yanı sıra, Batı bestecilerinin de eserleri ustalıkla icra edilmektedir. Kamança bugün dört telden oluşan, sesi insan sesine yakın olan, Azerbaycan çalgı aletleri arasında kendine has tınısıyla farkedilmektedir Azerbaycan kamança icracılığın gelişmesinde rolü olan Habil Aliyev ve Adalet Vezirovu`un kamançanın dünyada meşhurlaşmasında emeği büyük olmuş ve onların sayesinde kamançaya olan rağbet çoğalmıştır. Bugün Azerbaycan`da müzik okullarında verilen kamança eğitiminde yalnız halk müziği ve mugamlar değil, Azerbaycan bestecilerinin kamança için eserleri ve bunun yanı sıra batı kaynaklı eserler de kamançada ustalıkla icra edilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kardeş Sosyal Desteği ve Bireyler Üzerindeki Rolü Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70553</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70553</guid>
      <author>Feyza KARSLI</author>
      <description>Herhangi birinden algılanan sosyal desteğin ruh sağlığı üzerinde olumlu ve koruyucu etkileri tüm alanyazında bilinen bir gerçektir. Yürütülen çalışmalar sosyal desteğin benlik saygısı, yaşam doyumu, psikolojik dayanıklılık, psikolojik iyi oluş, depresyon, anksiyete, yalnızlık, stres gibi kavramlarla yakından ilişkili olduğunu ileri sürmektedir. Kişilerin algıladıkları sosyal desteğin yüksek olması psikolojik sağlığı hem geliştiren hem de koruyan bir etkiye sahip. Bu açıdan kişilerin kardeşten aldıkları ya da algıladıkları sosyal desteğin de benzer rolleri üstleneceği düşünülmüştür. Çünkü kardeş ilişkisi psikososyoduygusal gelişimin temelini oluşturan bağlamlardan biri olarak kabul edilmektedir. Alanyazın sosyal desteği inceleyen çalışmalarla dolu olsa da kardeşten alınan ya da algılanan sosyal desteği tam anlamıyla ele almamış durumdadır ve çalışmaların büyük çoğunluğu da genellikle aile, ebeveyn, arkadaş temelli sosyal desteğin rolünü incelemiştir. Kardeş sosyal desteğinden bahseden sınırlı sayıdaki çalışmalarda kişinin gelişimi ve ruh sağlığı için önemli bir rol üstlendiğini göstermektedir. Bu çalışmanın amacı da kardeş sosyal desteği kavramını tanımak, anlamak ve ileride yürütülecek ampirik çalışmalara bir kaynak sunmaktır. Bu kapsamda alanyazındaki kardeşten algılanan sosyal desteğin doğasını açıklayan sınırlı sayıdaki çalışmalar incelenmiştir. Yürütülen çalışma bulgularının ise sosyal desteğin temel doğasına paralel olduğu görülmüştür. Ancak hala aydınlatılması gereken noktaların olduğu ve bu çerçevede kardeşten algılanan sosyal desteğin doğasını açıklayan çalışmalara ihtiyaç olduğu tespit edilmiştir. Son olarak konu ile ilgili önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gelişimsel Koordinasyon Yetersizliği Görülen Çocuklar: Motor Yeterlik ve Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70601</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=70601</guid>
      <author>Mert KURNAZAtike YILMAZ </author>
      <description>Spor bilimleri alanında çalışma konusu olarak önem arz eden gelişimsel koordinasyon yetersizliği, zihinsel yetersizlik veya doğuştan ya da sonradan meydana gelen nörolojik bir durumla açıklanamayan motor koordinasyon bozukluğudur. Çoğu ülkede hem çocuklar hem de ergenlik evresinde olan gençler için düşük motor yeterlik düzeyleri bildirilmiştir. Olağan büyüme ve gelişim için önemli olan motor davranışları geliştirme potansiyeline sahip olmayan çocuklar ve gençler arasında bu düzeyleri yükseltmek ve motor gelişimi kolaylaştırmak için uygulamalara ihtiyaç duyulduğunun altı çizilmektedir. Yapılan araştırmalar, çocuklar ve ergenler için gelişimsel ve yaşa uygun, fiziksel aktivite ile harekete dayalı ve göreve özgü yapılandırılmış hareket eğitimi programlarının motor yeterliğin birçok yönünü geliştirmek için etkili yöntemler olduğunu göstermektedir. Gelişim dönemlerinde pek çok çocuklar, fiziksel aktiviteye katılım göstererek aktif olurken, bu uygulama fırsatlarına sahip olmayan ve beklenilen motor gelişim düzeyini gösteremeyen çocuklar da bulunmaktadır. Bu çocuklar gelişimsel koordinasyon yetersizliği ve zayıf motor koordinasyon göstermektedir. Bu durum, sakarlığın yanı sıra yavaşlık ve devinsel becerilerde yetersizlik gösterme ile kendini gösterir. Bu teorik çalışmanın amacı, gelişimsel koordinasyon yetersizliğini tanımlamak, kavramlara ilişkin bilgiler vermek ve spor bilimcilere değerlendirme ve uygulamalarda bakış açısı kazandırmaktır. Gelişimsel koordinasyon yetersizliği spor bilimleri alanında sınırlı çalışılan konulardan biridir. Bu sebeple, spor bilimleri alanında araştırılması gereken dezavantajlı gruplardan birine değinmek ve bu alanda çalışma yapacak araştırmacılara yol göstermesi açısından önemli olduğu ve spor bilimleri bağlamındaki çalışmalar açısından da faydalı olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ankara Kalesi’nin Geçmişten Günümüze Aldığı Ekler ve Onarımlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69670</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69670</guid>
      <author>Ahmet SANSARAli Akın AKYOL </author>
      <description>Ankara, tarihi incelendiğinde Kral Yolu, İpek Yolu gibi önemli güzergâhlar üzerinde yer alan önemli bir şehirdir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Ankara’nın jeopolitik önemi geçmişte birçok medeniyete ev sahipliği yapmasında etkili olmuştur. Galat, sonrasında Roma dönemleri olsun, Ankara her dönemde bölgesinin merkezi olmuştur. Ankara’da geçmişten günümüze birçok döneme tanıklık etmiş ve hala varlığını sürdüren en önemli kültürel miras Ankara Kalesi’dir. Bu yapı İç Kale ve Dış Kale olarak anılan bölümleri ile kente hâkim sarp kayalar üzerinde yer almaktadır. Kalenin kenti koruma amacıyla yapılan sur duvarları geçmişte birçok kez isyanlar, kuşatmalar ve savaşlara maruz kaldığı için tahrip olmuş, onarımlar ve ekler yapılarak yapı işlevini devam ettirmiştir. Ankara Kalesi surlarının geçirdiği bu değişimler çalışmanın içeriğini oluşturmaktadır. Yapının geçmişten günümüze aldığı ekler ve onarımlar; literatür ışığında edinilien bilgiler doğrultusunda, yerinde yapılan inceleme ve belgeleme çalışmaları karşılaştırmalar yapılarak derlenmiştir.Yapılış tarihi tam olarak bilinmeyen kalenin ilk kullanıcılarının antik dönem yazarı Strabon’un eserinde, Galatların Tektosag boyunun olduğu anlaşılmaktadır. Ardından Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar Kaleye hâkim olmuş, yaşadıkları dönemde kale surlarına onarımlar ve ekler yaparak yapıyı şekillendirmişlerdir. Günümüzde kalenin mimari yapısı Bizans dönemine aittir. Buna karşın kaleye Selçuklu döneminde Akkale burcu, son olarak da Osmanlı döneminde 1885 yılında saat kulesi eklenmiştir. Ankara Kalesi’nde Cumhuriyet Dönemi’nde de çeşitli dönemlerde kapsamlı onarım çalışmaları yapılmıştır. Ankara Kalesi’nde en son yapılan onarım çalışmaları Dış Kale’nin kuzeybatı sur duvarlarında yapılan çalışmalardır. Bu bölümde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 2022 yılında başlanan Arkeopark Projesi kapsamında surların özgün dokusuna uygun bir şekilde onarım çalışmaları yapılarak sağlamlaştırma çalışmaları gerçekleştirilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


