






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2023 Sayı Volume 18 Issue 2</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2672</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Geleneksel Konutların Tipolojik Analiz Yöntemiyle İncelenmesi: Düzce Akçakoca Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66991</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66991</guid>
      <author>Hande AKARCANuray BENLİ YILDIZ ,Ayşegül KAYA ,Nuray ÖZKARACA </author>
      <description>Konut, kültürün yansıdığı en yaygın ve önemli mimari yapı olup birçok çalışmaya konu olmuştur. Toplumların yaşama biçimlerinin, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevre ile kurdukları ilişkilerinin analiz edilmesinde konut araştırmaları her zaman öncelikli bir başvuru kaynağı olmuştur. Düzce ili, tarih boyunca farklı etnik kökenli halkların ekonomik ve siyasal nedenlerle sürekli olarak yeni yerleşimler kurduğu toprakları sınırları içinde bulundurmuştur. Tarihin ilk çağlarından bu yana sürekli olarak yerleşilmiş olan bu topraklarda 20. yüzyılın başlarına kadar tarihlenebilen kitlesel göçler gerçekleşmiştir. Düzce’ye bağlı Akçakoca ilçesi de yoğun göçler ve Karadeniz kıyısında bir ticaret limanı olmasına bağlı olarak çok kültürlülüğün yoğun bir şekilde gözlemlenebildiği bir yerleşim merkezidir. Akçakoca Kentsel Sit alanı içinde bulunan tarihi Yukarı Mahalle nüfus yoğunluğu açısından geçmişte Türk kökenli ailelerin bir arada yaşadığı bir bölgedir. Bu bölgede makale kapsamında incelenen 33 adet geleneksel konut, Tipolojik Analiz Yöntemi kullanılarak Türk Evi tipolojisi ekseninde yorumlanmıştır. Geçmişte dükkân olarak kullanılmış olan giriş katların özgün tasarımı ve konut olarak kullanılan üst katların süreç içinde değişen ihtiyaçlara paralel olarak gösterdiği mekânsal değişimler nedeniyle doğru bir sınıflandırma yapılabilmesi amacıyla hem giriş hem de birinci katlar üzerinden plan tipi çalışması yürütülmüştür. Yapılar, odaların mekânsal dizilimi ve sofa ve eyvanların kullanım şekline bağlı olarak incelenmiş ve literatürde yer alan ‘Türk Evi’ tipolojisinin gelişim aşamaları kapsamında belirlenen üç ana alt tipe göre sınıflandırılmıştır. Akçakoca’da bulunan geleneksel konutların mekânsal gelişim açısından ‘Türk Evi’ tipolojik özelliklerini 20. yüzyıl ortalarına dek kesintisiz olarak sürdürülmüş olması, büyük kentlerde apartmanlaşmaya geçildiği dönemlerde geleneksel sistemin bölgedeki yaşam koşullarına adapte edilebildiği sonucunu ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. Yüzyıl Osmanlı İdaresinde Manya</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66244</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66244</guid>
      <author>Neslihan ALFISTIK</author>
      <description>Manya Burnu, Mora Yarımadası’nın güneyindeki üç koldan biridir. Dağlık ve sarp bir coğrafyaya sahip olan Manya, bu zorlu coğrafya ile benzerlikler gösteren insanlarıyla da tanınmaktadır. Yeniçağ’da kendini ve dünyayı yeniden keşfe çıkan Batı Avrupa, antik Yunan kültür ve medeniyetinin ayak izlerini sürmeye başlamış ve bu izler onu Manya’ya kadar götürmüştür. 18. yüzyıl itibarıyla Manya hem bir seyahat hem de araştırma konusu olarak cazip hale geldi. Bölgeyi ziyaret eden seyyahların eserlerinde yer alan bilgiler ve izlenimleri, batılı araştırmacıların Manya ve Manyalılara olan ilgisinin artmasına neden oldu. Öte yandan 1770 ve 1821 Mora İsyanlarındaki aktif rollerine karşın ülkemizde bahsi geçen isyanları konu eden çalışmalar hariç Manya ya da Manyalılar özelinde yapılmış herhangi bir araştırma söz konusu değildir. Dolayısıyla makale, literatürdeki bu eksikliği gidermek amacıyla kaleme alınmıştır. Ayrıca bu çalışma, 1821 Yunan Bağımsızlık Savaşı’na giden süreci daha iyi anlama ve analiz edebilme çabasının da bir ürünü olarak değerlendirilebilir. Makale; Osmanlı ile ilişkiler, nüfus, ekonomi ve gündelik hayat başlıkları çerçevesinde konuyu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Manya ve Manyalılar, tarih kadar tarihi yazmanın da önemli olduğunu hatırlatan güzel bir örnektir. Çünkü düne kadar korsanları, asileri ve dağlı halkı ile tanınan Manya’nın; Batı yazınında kahramanlık, özgürlük ve vatanseverlik ile anılmaya başlanması, milliyetçilik düşüncesinin gücünü bir kez daha gözler önüne sermektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uluborlu’daki Türkiye Selçuklu ve Hamidoğulları Dönemine Ait Kitabelerin İnceleme ve Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66744</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66744</guid>
      <author>Abdullah BAKIRFatih DEMİR  </author>
      <description>Çalışmamıza konu olan epigrafik eserlerin bulunduğu yer Isparta’nın Uluborlu ilçesidir. İlk fethi Türkiye Selçuklularının kurucusu Süleymanşâh döneminde 1075 yılında gerçekleşen şehir, 1119 yılında tekrar Bizans idaresi altına girmiş olsa da 1180 yılında Sultan II. Kılıçarslan tarafından nihai olarak Selçuklu toprağı haline getirilmiştir. O güne kadar Apollonia, Mordiaum ve Sozopolis gibi isimlerle anılan şehre Selçuklular Borgulu ismini vermiştir. Coğrafi konumu nedeniyle askeri ve ticari yolların önemli bir noktasında bulunması ve güvenli bir konumda yer almasından dolayı, Selçuklu ailesinin bir kısmı Uluborlu kalesine yerleşmiş ve bundan sonra şehir Türkiye Selçukluları için önemli bir merkez halini almıştır. Daha sonraları aldığı göçler ile birlikte önemli alim, sanatkâr kesim buraya yerleşmiş ve akabinde şehirde ilmi, kültürel, sanayi kuruluşları ortaya çıkmıştır. Bu öneminden dolayı Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan’ın ülkeyi on bir oğlu arasında paylaştırması aşamasında veliaht tayin ettiği, I. Gıyaseddin Keyhüsrev’i Uluborlu şehrine melik olarak tayin etmiştir. Bunun da etkisiyle Selçuklunun önemli bilim ve kültür şehri haline gelen Uluborlu, Selçuklu meliklerinin eğitim ve ikametgâh yeri olmuştur. Şehir beylikler döneminde de önemini koruyarak Hamidoğulları’nın kuruluş yeri olmuştur. Böylece Uluborlu kesintisiz bir şekilde Selçuklular, beylikler ve Osmanlılar döneminde önemini sürdüren bölgenin en önemli şehirlerinden birisi halini almıştır. Bu nedenle şehirde Selçuklu ve beylikler döneminde pek çok önemli ilim ve kültür eserler inşa edilmiştir. Bu imar faaliyetleri sırasında önceki devirlere ait medeniyetlerden kalmış olan pek çok yapı ama dönüştürülerek ama olduğu gibi muhafaza edilerek kullanılma yoluna gidilerek değerlendirilmiştir. Bölgede dönemle ilgili yürütmüş olduğumuz yüzey araştırmaları ve bilimsel çalışmalar ışığında ve elde ettiğimiz veriler doğrultusunda yapılar üzerinde bulunan epigrafik eserler incelenerek değerlendirilme yoluna gidilmiştir. Günümüze ulaşan kitabelerden Alaaddin Cami inşa ve tamir kitabeleri ve Büyük Çeşme kitabeleri Türkiye Selçuklu dönemine ait günümüze ulaşmış kitabelerdendir. Efendi Sultan Cami kitabesi, Şeyh Muhiddin (Miyedin) Çeşmesi ve Ahî Şemseddin Türbesi kitabesi ise Hamidoğulları dönemine ışık tutan önemli kitabelerdendir. Bu bağlamda konumuzla ilgili yedi adet kitabe değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Bu kitabeler zaman içerisinde farklı ilmi çalışmalarda incelenmiştir. Ancak yapılan bu incelemelerde bazı eksik gördüğümüz konular tespit edilerek değerlendirilmiş ve tarih ilmine kazandırılmaya çalışılmıştır. Böylelikle tarih konularıyla ilgili bilinmeyen bazı eksik bilgiler ortaya konularak ilim camiasına katkı sağlanması amaçlanmıştır. Yaptığımız epigrafik çalışmalarda dijital görüntülerin fotogrametrik işlemlerini gerçekleştiren yazılımlar kullanılarak gözden kaçan yüzey dokusu ile ilgili bilgileri yakalamak böylece kitabelerin okunmasında daha iyi sonuç elde etmeye çalışılmıştır. Böylelikle kitabelerin okunup değerlendirilmesi aşamasında daha sağlıklı verilerin elde edilmesi ve değerlendirmeye tutulması sağlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Turizmde Sanal Rekreasyon Uygulamalarının Akıllı Şehirler Perspektifinden Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69089</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69089</guid>
      <author>Züleyhan BARANŞükran KARACA </author>
      <description>Son yıllarda teknolojinin hızlı gelişimi, turizm sektöründe sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik kavramlarının yaygın olarak kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bu teknolojik yenilikler, turizm ve rekreasyon faaliyetlerinde önemli bir dönüşüme yol açmaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmanın amacı, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik alt yapısı kullanarak oluşturulan dijital rekreasyon kavramının kapsamını belirlemek ve akıllı kentler üzerinden dijital turizmde sanal rekreasyon uygulamalarını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye'deki akıllı kentlerde gerçekleştirilen sanal rekreasyon uygulamaları analiz edilmiştir. Sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik, turizm sektöründe özellikle rekreasyon alanında etkili bir şekilde kullanılabilmektedir. Bu teknolojik yenilikler, turistlerin seyahat öncesinde destinasyonları keşfetmelerine, seyahat sırasında farklı deneyimler yaşamalarına ve seyahat sonrasında ise hatıralarını canlandırmalarına olanak sağlamaktadır. Ayrıca, sanal rekreasyon faaliyetleri turizm açısından sosyal ve psikolojik faydalar sunan önemli bir boş zaman aktivitesi olarak değerlendirilmektedir. Ancak, mevcut akıllı kent uygulamalarının sanal rekreasyon faaliyetleri konusunda henüz yeterli düzeyde uygulama sunmadığı tespit edilmiştir. Türkiye'deki mevcut akıllı kent uygulamaları, turizm sektöründe dijitalleşmenin hızlandırılması için önemli bir fırsat sunmaktadır. Bu kapsamda, akıllı kent uygulamalarının temel özellikleri hakkında sanal rekreasyon faaliyetleri konusunda çıkarımlar yapılmıştır. Sonuç olarak, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik teknolojileri, turizm sektöründe önemli bir etki yaratmaktadır. Akıllı kentler üzerinden dijital turizmde sanal rekreasyon uygulamaları, turizm sektöründeki dijitalleşmenin hızlandırılmasında önemli bir rol oynayabilir. Bu nedenle, turizm sektöründeki paydaşlar tarafından bu teknolojilerin etkili bir şekilde kullanılması ve akıllı kent uygulamalarının turizm sektöründe dijitalleşme sürecine dahil edilmesi önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spotify’da En Çok Dinlenen Türkçe Şarkılara Yönelik Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68959</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68959</guid>
      <author>Fatma Ceyda ÇINARDAL</author>
      <description>Kültür endüstrisi ve teknolojinin aynı yönde evrilmesi, bir iletişim aracı olarak müziğin de metalaşma biçimini etkilemiştir. Yapay zekâların işe koşulduğu günümüzde müzik endüstrisi, gerçek zamanlı veri akışı sağlayan dijital müzik platformları ile özgürce müzik dinleyebilme hizmetini pazarlamaktadır. İnsanların müziği istedikleri yerde ve zamanda dinleyebilmelerine olanak sağlayan bu teknoloji ile müzik, günlük hayatta kolay ulaşılabilen bir tüketim unsuru haline gelmiştir. Bunun güncel bir yansıması olarak insanların müzik dinleme alışkanlıklarının farklı bir boyut kazandığı söylenebilir. Spotify ise bu teknolojiyi kullanan dünyadaki en popüler müzik servisidir. Bu bağlamda, tüm dünyada en çok kullanıcıya sahip olan Spotify, müziğin toplumdaki rolüne dair önemli ipuçları barındırmaktadır. Bu araştırma, 2022 yılında Türkiye’de en çok dinlenen Türkçe şarkıların sosyomüzikolojik açıdan değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmanın yürütülmesinde nitel araştırma yöntemlerinden içerik analiz tekniği kullanılmıştır. Buna göre, 2022 yılında en çok dinlenen ilk 5 şarkı belirli parametrelere göre incelenerek analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimleyici istatistiklerden frekans ve yüzde kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular doğrultusunda, 2022 yılındaki dinlenme sayısına göre en çok dinlenen şarkının elektro-pop olduğu sonucuna ulaşılmıştır (&lt;em&gt;f&lt;/em&gt;= 132.812.414). Dünyanın dijital çağ ekseninde evrilmesinin bir yansıması olarak pop müzikte de elektronik tınılara yer verildiği görülmektedir. Diğer dört şarkının ise Türkçe rap olduğu saptanmıştır ve bu türde de dijital ses efektleri sıklıkla kullanılmaktadır. Araştırma kapsamında, müziğin toplumsal dilini anlamak amacıyla popüler kültür ve müzik beğenisi özelinde güncel durum saptanmaya çalışılmıştır. Günümüzdeki kültürel tüketimin müziksel boyutunun ele alındığı çalışmada, özellikle Z kuşağı sayesinde yükselişte olan Türkçe rap türüne ilişkin bazı tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haşim Bey Mecmuası’nda Türk Halk Şarkıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68064</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68064</guid>
      <author>Evangelia CHALDÆAKI</author>
      <description>Haşim Bey (1815-1868) son Osmanlı döneminin önde gelen bir müzik adamıdır. Meşhur bir müzisyen, bestekâr ve müzik hocası olmanın yanısıra, “Haşim Bey Mecmuası” olarak bilinen çok önemli bir müzik koleksiyonu sonraki nesillere bırakmıştır. Bu çalışma İstanbul’da, 1853’ te ve 1864’ta olmak üzere, iki kez yayınlamıştır. İki baskı arasındaki farklılıklar o dönem Osmanlı İmparatorluğunda var olan toplumsal ve siyasi eğilimlere atf edilebilir. Bildiride Haşim Bey tarafından kaydedilmiş ve Mecmua’nın iki baskısında da yayınlanmış Türk halk şarkıları incelenir. Şarkı adları ve ait oldukları müzik türü Haşim Bey Mecmuası’nın iki baskısına referans yaparak sunulur. Toplamda, 1853 baskısında 70 türkü belgelenmişken, 1864 baskısında belgelenmiş olan türkü sayısı 62’tir. Her iki baskıdan da toplam olarak 84 türkü belirlenmiştir. Ayrıca, söz konusu şarkıların yer aldığı ve Haşim Bey dönemi sonrasına ait antoloji ve müzikal koleksiyonlar da kaynak olarak kullanılmıştır. Haşim Bey Mecmua şarkılarından dört tanesinin transliterasyon ve analizini de içerir. Çalışmanın esas amacı Haşim Bey tarafından kaydedilmiş halk şarkıları tanıtmak ve bunların Mecmua’ya dahil edilme sebepleriyle ilgili belli sonuçlara varabilmektir. Bildirinin bir ek amacı, müzik akımlarıyla ilgili araştırmaların, bir dönemin veya belli bir toplumun sosyal hayatı ve politik statüsüne ilişkin bir veri kaynağı olabileceğinin altını çizmektir. Bu makale bir toplumun veya bir dönemin toplumsal yaşamının ve siyasi durumunun incelenmek için, müzik akımlarını araştırmayı önemi dikkat çekiyor.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erasmus+ Projeleri Kapsamında Yurtdışına Çıkmış Olan Eğitimcilerin Küreselleşmeye İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63533</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63533</guid>
      <author>Mehmet Emin USTAFeyza ÇAKIR  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Şanlıurfa ilinde görev yapan ve Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi’nin Erasmus+ projeleri kapsamında yurtdışına çıkmış olan eğitimcilerin “küreselleşme” olgusuna dair görüşlerinin neler olduğunu tespit etmektir. Nitel araştırma metoduyla yürütülen çalışmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında görev yapmakta olan 10 öğretmen ve 10 yönetici olmak üzere toplam 20 eğitimciye, küreselleşmeye ilişkin görüşleri belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan form, katılımcıların kişisel bilgileri (cinsiyet, yaş, mezuniyet durumu, kıdem, yabancı dil seviyesi, yurt dışına çıktığı program türü, yurt dışına çıkma sıklığı ve yurtdışında geçirdiği süre) ve küreselleşmeye yönelik görüşleri ile ilgili soruların olduğu iki bölümden oluşmaktadır. Çalışmada ilk olarak küreselleşme kavramına ilişkin literatür incelenmeye çalışılmış, ve akabinde yarı yapılandırılmış görüşme formu sonuçları ele alınmıştır. Katılımcılara uygulanan yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen veriler araştırmada betimsel olarak analiz edilmiştir. Katılımcılardan alınan yanıtlar doğrultusunda her bir soru için alt temalar oluşturulmuş ve katılımcıların bu alt temalara ilişkin görüşlerine yer verilmiştir. Çalışmanın bulgularında yer yer katılımcıların cümlelerinden bazıları olduğu gibi verilmiştir. Görüşmeler aracılığıyla ulaşılan bilgiler doğrultusunda araştırmaya katılan eğitimcilerin küreselleşmeyi bir tehdit unsuru olarak görmedikleri, yurtdışına bu tarz hareketliliklerin daha sistemli ve sık yapılması konusunda istekli oldukları ortaya konulmuştur. Çalışmada son olarak, araştırmacılara ve uygulayıcılara yönelik öneriler sunulmuştur. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bölgesel Canlanmanın Âtıl Kalmış Diğer Yapılar Üzerindeki Etkisi: Pilavoğlu Han Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66223</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66223</guid>
      <author>Zeynep ÇOBANHicran Hanım HALAÇ </author>
      <description>Ankara Hanlar Bölgesi, 16-17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. 19.yüzyılda yaşanan siyasi, ekonomik ve doğal afetler sebebiyle önemini yitiren bölge, restorasyon çalışmaları ile tekrar canlanmış ve kültürel bir turistik merkez haline gelmiştir. Bölgede gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları, farklı işlevler ve kullanım alanları sağlayarak bölgeyi zenginleştirmiş ve zaman içinde kullanıcı sayısını artırmıştır. Bu çalışmada, Hanlar Bölgesi’ndeki gerçekleşen bu canlanmanın, bölgede yarattığı sosyal dinamikler üzerinde durulmuş ve bu yaratılan sosyal dinamiklerin âtıl kalmış Pilavoğlu Han’nın üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Pilavoğu Han, Cumhuriyet’in ilk yıllarında cezaevi olarak sonrasında kimsesizlerin konakladığı bir han olarak kullanılmış; 20. yüzyılın sonlarında ise kaybettiği ticari değeri tekrar kazanmıştır. Pilavoğlu Han, günümüzde el sanatları atölyelerinin ve satış birimlerinin bulunduğu kültürel, sosyal ve ticari etkileşimin kesişim noktası haline gelmiştir. Bu süreçte bölgede yaşanan canlanma ve oluşan yeni dinamikler ile herhangi bir restorasyon işleminden geçmeden kendi kendine örgütlenerek kullanıcının ilgisini çekmeyi sağlamıştır. Bu çalışmada atölye sahiplerinin münferit tadilatlarıyla ayakta duran Pilavoğlu Han’ın atölye sahipleriyle anket yapılarak mekânların kullanım tarihleri, analizleri ve yapılan müdahaleler tespit edilmiştir. Âtıl kalmış bir tarihi yapının canlanması ve yaşatılması için yapıyı restore etmenin tek seçenek olmadığı, kullanıcıların mekânı kullanması ve şekillendirmesinin de bir yöntem olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışmanın, benzer durumdaki yapıların canlandırılma sürecinde fikir vermesi ön görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarihi Binalardaki Farklı Uygulama Yaklaşımları ve Enerji Verimliliği İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=64443</guid>
      <author>Gökhan GENÇFigen BEYHAN </author>
      <description>Tarihi yapıların özgün nitelikleri korunarak, günümüz yaşam koşullarının gereklerine cevap verebilecek bir şekilde yenilenerek, yeniden kullanılmaları, sürdürülebilirliklerinin sağlanması açısından sıklıkla tercih edilen yöntemlerden biridir. Bu yapıların yeniden işlevlendirilmesi amacıyla gerçekleştirilen müdahalelerde fiziksel veya ekonomik nedenler önem arzeder. Bu müdahalelerde uluslararası sözleşmeler ve korumaya ilişkin düzenlemeler çerçevesinde kısıtlamalar bulunsada, tasarımcıların yaklaşımlarına göre tarihi yapılarda farklı tasarım yaklaşımları hayata geçirilmektedir. Bu yaklaşımlarda, uluslararası koruma kriterleri çerçevesinde,  tarihi dokuya zıt bir şekilde uygulamalar gerçekleştirilebildiği gibi tarihi dokuya uyumlu bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalarda sözkonusudur. Tarihi dokuya malzeme, renk, ölçek ve mimari öğelerle uyumlu bir şekilde gerçekleştirilen örneklerde, tarihi yapının geçmişte bir dönemine ait durumunu içeren yazılı ve görsel veriler göz önünde bulundurularak müdahale çizimleri yapılmakta ve tespit edilen bu özgün vaziyetinde uygulamalar orijinal haline benzer bir biçimde gerçekleştirilmektedir. Tarihi dokuya zıt bir şekilde gerçekleştirilen uygulamalarda ise geleneksel malzemelerle inşa edilmiş tarihi dokuda günümüz modern malzemeleri kullanılarak zıtlıklar arasında uyum içeren projeler uygulanmaktadır. Günümüzde her iki tasarım türündede başarılı uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Bu bağlamda tarihi yapılara müdahale yöntemleri tasarımcıların yaklaşımlarına göre farklılaşmaktadır. Farklı tasarım yaklaşımları tarihi binaların enerji verimliliğini farklı etkilemektedir. Bu hususu problem olarak ele alan çalışmada örnek bir tarihi bina üzerinden, günümüzdeki vaziyetine benzer mevcut durum ve eski/orijinal halini içeren temel yaklaşımları kapsayan beş senaryo kurgulanmış ve her bir senaryonun enerji tüketimleri ve karbon salınımları bağlamında verileri design builder simülasyon programı ile tespit edilmiştir. Bu veriler ışığında farklı yaklaşımların enerji verimliliği kıyaslanarak değerlendirmeler yapılmış, değerlendirmeler bağlamında tarihi binalara yapılacak müdahaleler ile ilgili enerji etkinlik bağlamında öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Proje Yönetimi Eğitiminin Akademik Stres Faktörleri Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67692</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67692</guid>
      <author>Özlem GEYLANİAysun Ferrah GÜNER </author>
      <description>İnşaat sektörünün beklentilerini karşılayabilmek amacıyla, yönetim içerikli dersler üniversitelerde; mühendislik yönetimi, yapım yönetimi ve proje yönetimi (PM) dersleri ile inşaat mühendisliği ve mimarlık disiplinleri eğitim planlarına dâhil edilmiştir. Yüksek lisans veya lisans düzeyindeki PM bilgi alanlarını içeren derslerin amacı; öğrencilerin teknik, yönetsel ve kişisel becerilerini geliştirmesine ve sektörde çalışmaya hazır insan kaynağının sağlanmasına yöneliktir. Proje ekibinde stres yönetimi proje yöneticilerinin sorumluluk alanlarından biri olmakla birlikte, proje ekibindeki insan kaynağı gelişiminin ve projenin başarısı için de önem taşımaktadır. Bu bağlamda, mimarlık fakültelerinde lisans düzeyinde verilen PM eğitiminde, öğrencilerin akademik stres faktörleri karşısında, gösterdikleri tepkileri anlamlandırabilmek, hem kişisel gelişim açısından hem de dersin içeriğinin, dersi veren öğretim elemanlarının gelişimi açısından önem arz etmektedir. Araştırmanın tasarımında, Türkiye ve dünya üzerindeki PM eğitimi ve akademik stres faktörlerine yönelik teorik altyapının hazırlanmasının ardından, ilgili konu başlıkları belirlenmiş ve 15 soruluk çevrimiçi bir anket çalışması hazırlanmıştır. Araştırmacıların üç akademik dönem boyunca PM dersi verdikleri İstanbul’da bir vakıf üniversitesinde düzenledikleri pilot anket çalışmasını takiben, PM dersi alan öğrencilerden 99 adet geri bildirim elde edilmiştir. Akademik stres faktörlerinin evreni, bu ders ile ilgili çalışma kapsamında belirlenen üç akademik stres faktörü için sınırlandırılmıştır, dersin öğretim elemanı, dersin dili, ders teslimleri için bir PM yazılımı kullanılmasına yönelik öğrenci görüşleri sorulmuş ve cinsiyet faktörünün stres anında gösterilen tepkiler açısından farklılığı da araştırılmıştır. Elde edilen veriler, 5'li Likert ölçeği üzerinden sorgulanmış, SPSS (stastical package for the social sciences) paket programı yardımıyla işlenmiş ve araştırma kapsamında önerilen hipotezler sınanmıştır. Son olarak, çalışma bulgularına yönelik tartışma ve öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ermeni ve Gürcü Krallarına Ait Yeni Bulunan Bir Hazine Kalıntısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68198</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68198</guid>
      <author>Mustafa KALKANSıddık ÇALIK </author>
      <description>Suriye’de ele geçirilen ve farklı krallara ait olan zengin hazinenin (50 adet sikkeden oluşmaktadır) dönem özellikleri, sikkelere ait stilistik hususiyetleri ve ortak olarak (her iki devlet tarafından kullanılan) darb edilen tiplerinin önemi ayrıntılarıyla araştırılmıştır. Hazinenin içinde, Klikya Ermeni Krallığı kurulmadan önce Adana (Sis-Kozan) bölgesinde kurulan Ermeni Baronluğu’na ait bazı örnekler de mevcuttur. Gümüş olan tram, zabel, bakır olan tank, kardez, equestrian kardez, pogh, gümüş ve billion olan takvorinler detayları ile ele alınarak hangi krala ait oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca Gürcü Krallığına ait olan ama vassal olmaları sebebiyle bir yüzü Gürcüce diğer yüzü ise Arapça yazılan felsler incelenmiştir. Doğu Anadolu bölgesinden Çukurova’ya Bizans İmparatorluğu tarafından zorla gönderilen Ermenilerin tarihi serüvenleri ve yaşadıkları olaylar, detayları ile ele alınmıştır. Sınırlarının bir tarafında İlhanlılar, diğer tarafında Anadolu Selçukluları, arkalarında ise Memlükler gibi bir büyük devletin yer aldığı coğrafyada, Ermenilerin hayatta kalma mücadeleleri değerlendirilecektir. 12 Ermeni, 3 Gürcü, 1 Memlük ve 1 Eyyübi kralına-sultanına ait olan sikke örnekleri, bulundukları yerde oldukça iyi muhafaza edilmiştir. Yazı detayları rahatlıkla okunabildiği için, numismatik disiplini açısından kondisyon ve nadirlik özellikleriyle de önem arz eden örnekler oldukları görülmektedir. Bu sikkeler, Kozan-Sis Ermeni Krallığı’nın Türk tarihi açısından önemini ortaya koymaktadır. Aynı zamanda hangi dönemlerde İlhanlı, Anadolu Selçuklu ve Memlüklü hâkimiyeti altında girdiklerini göstermesi açısından da büyük ehemmiyete sahiptir. Ermeni tarihi açısından sikkelere bakıldığında da yaşanan gelişmelerin seyrini sergilemesi açısından önemli detaylar içerdikleri görülecektir. Sikkelerin darb kalitesi, gümüş ayarları ve üzerlerindeki süslemeler, Ermenilerin oldukça gelişmiş bir sanat anlayışına sahip olduklarını ortaya koymaktadır. Veriler, 2007 yılına ait olduğu için etik kurul onayına gerek yoktur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhuriyet Dönemi Duvar Resimlerine Bir Örnek: Zümrüt Palas Apartmanı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68573</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68573</guid>
      <author>Muzaffer KARAASLANAyşe Pelin ŞAHİN TEKİNALP </author>
      <description>Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde İstanbul’da inşa edilmeye başlanan apartmanlar Cumhuriyet sonrasında da devam ederek kentsel değişimin ve gelişimin en önemli ögesi haline gelir. İstanbul sınırları içerisinde ilk örnekleri Galata ve Pera’da görülen apartmanlar 20. yüzyılın başlarından itibaren Taksim, Ayazpaşa, Nişantaşı ve Teşvikiye gibi çeşitli bölgelerde de inşa edilmiştir.  Her dönemin kendine özgü estetik beğenisini içinde barındıran bu yapılarda karşımıza çıkan sanat türlerinden biri ise duvar resimleridir. Duvar resimleri ile ilgili çalışmalar genellikle saray, köşk ve cami gibi belli yapı grupları üzerinedir ve bu yapılar çoğunlukla Osmanlı dönemine aittir. Apartmanlardaki duvar resimleri üzerine çalışmalar ise oldukça sınırlıdır. Ayrıca Cumhuriyet döneminde yapılmış duvar resimleri üzerine çalışmalar ise yok denecek kadar azdır.Bu çalışmada Cumhuriyet dönemine ait duvar resimlerini içinde barındıran Şişli’deki Zümrüt Palas Apartmanı incelenecektir. Yapıdaki duvar resimlerin konuları ve üslupları detaylı bir şekilde ele alınacak ve dönemin sanat anlayışı içindeki yeri tespit edilecektir. Resimlerin en önemli hususlardan biri ise eserlerin Hamit Görele tarafından yapılmasıdır. Sanatçı, 1924’de Güzel Sanatlar Akademisi’ne girer ve İbrahim Çallı’nın atölyesinde eğitim görmüştür. Görele, 1928’de Avrupa Resim Yarışması’nda aldığı derece sonrası devlet tarafından Fransa’ya eğitim için gönderilmiştir. Fransa’da Akademie Moderne ve Andre Lhote Atölyesi’nde çalışmalar yapmıştır.  Makalede sanatçının hayatı ve yapıdaki duvar resimleri üzerine etkileri detaylı bir şekilde irdelenecektir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Sanat Stratejisi Olarak Metafor</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67358</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67358</guid>
      <author>Ali KOÇFahrettin GEÇEN </author>
      <description>Bu araştırma, çokluk dilbilim ve felsefe dalları tarafından işlenen metafora genelde sanat özelde çağdaş sanat penceresinden bir bakış yöneltir. Sosyal bilim çevreleri (dilbilim, felsefe, sanat, tarih vb.) metaforu ‘geleneksel metafor yaklaşımı’ ve ‘çağdaş metafor yaklaşımı’ olarak iki ayrı başlıkta değerlendirirler. Öyle ki, bu iki ayrı başlıktan ‘geleneksel metafor yaklaşımı’ Antikite Dönemi’nden (M.Ö. V.-I. yüzyıl) itibaren Modern Dönem’in sonuna kadar olan 2.500 yıllık zaman dilimini; ‘çağdaş metafor yaklaşımı’ ise 1960 sonrasında başlayan ve 1980’lerde hız kazan Postmodern Dönemi ifade eder. Bunlardan ‘geleneksel metafor yaklaşımı’nın 20. yüzyıl başında sosyal bilim çevrelerinde ortaya atılan ‘yapısalcılık’la; ‘çağdaş metafor yaklaşımı’nın ise Postmodern Dönem’de gündeme gelen ‘yapıbozumculuk’la olan ilgileri dikkat çeker. Bu yüzden Postmodern Dönem’in ‘çağdaş metafor yaklaşımı’nın günümüzde üretilen çağdaş sanat işleriyle ilgili olduğu ve bu dönem işlerini etkilediği anlaşılır. Öte yandan metaforun, çağdaş sanatçıların çok sayıda kullandığı stratejilerden biri olduğu görülür. Dolayısıyla burada, ‘çağdaş metafor yaklaşımı’ sergileyen günümüz sanatçılarından ‘iş’lerinde metaforu bir strateji olarak kullanan Amerika’lı William Pope. L (1955-), Malezya’lı Wong Hoy Cheong (1960-), Hindistan’lı Bose Krishnamachari (1963-) ve Filipinler’den Josephine Turalba’nın (1965-) birer adet çalışması incelenir. Böylelikle, metaforun güncel sanat işi örnekleri üzerinden ‘geleneksel metafor yaklaşımı’ ile olan farkları ortaya çıkarılır. Çağdaş sanatta metafor stratejisini inceleyen bu araştırma, nitel araştırma ile betimsel araştırma yöntemini kullanır. Sonuçta, çağdaş sanat stratejisi olarak metaforun, geleneksel ‘benzetmeci’ metafor anlayışından farklı olarak kavrama, anlama, içeriğe, gündelik hayatın sıradanlığına ve basitliğe önem verdiği gözlenir. Metafor olgusuna çağdaş sanat açısından bakan bu araştırmanın sosyal bilimler bağlamında sanat alanyazın dünyasına katkılar sağlayacağı umut edilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Senaryodan Filme Çeviri/Uyarlama</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63885</guid>
      <author>Ayşe Şirin OKYAYUZ</author>
      <description>Küreselleşen dünyada artık bir üründen veya eserden birkaç ürün veya eser üretilmektedir. Örneğin, bir kitabın filmi, dizisi çekilmekte, bir video oyununun animasyon sürümü yapılmakta ve tüm bu ürünler birbiri ile bağlantılandırılmış bir şekilde ilgili alıcılara sunulmaktadır. Alıcılar bu tür ürünleri görmeye çok alışmıştır ve artık bu olguyu popüler kültürün bir parçası olarak kabul etmişlerdir. Makalede anlatıldığı üzere tüm bu yeni ürün yaratımları, yazılımları ve benzeri, özünde çeviride kapsamlı bir şekilde ele alınan ve disiplinin özünü oluşturan aktarım edimi üzerinden yapılmaktadır. Çeviribilim, dil, uyarlama çalışmaları, sinema çalışmaları ve senaryo yazarlığı alanlarını harmanlayarak kaleme alınan makalede, çeviribilim ve uyarlama ve sinema çalışmaları kesişiminde, öz çeviri ve dil içi çeviri ve yeniden yazım kavramları ele alınarak Cem Yılmaz tarafından senaryosu yayımlanan ve filmi yönetilen A.R.O.G’un senaryosu ve filmi, birçok farklı disiplinden esinlenerek ortaya konan bir model çerçevesinde incelenmiştir. Giriş bölümünde bu tür çalışmaların gerekliliği anlatılırken, senaryo metninin tanımı ve doğası ikinci bölümde ele alınmaktadır. Birçok disiplinden kavramları bir araya getirerek oluşturulan geniş kuramsal çerçeve ise bir sonraki bölümde sunulmaktadır. İnceleme bölümü altında yukarıda sözü edilen metinler karşılaştırmalı olarak incelenmekte ve konuya açıklık getirmek için bazı seçili örnekler sunulmaktadır. Tartışma bölümünde incelemeden elde edilen bulgular yorumlanmakta, sonuç bölümündeyse makalenin başından beri vurgulanan konuların altı çizilerek bu tür çok disiplinli çalışmaların önemine ışık tutulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sırp Tahtında Obrenoviçlerin Laneti-I: Evlilikler, Suikastlar ve Mihail Obrenoviç</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68766</guid>
      <author>Ayşe ÖZKAN</author>
      <description>Mihail Obrenoviç babası Miloş Obrenoviç’in ilk yönetiminin ardından ilk kez 1839 yılında tahta çıkmıştır. Onun bu yönetimi uzun soluklu olmamış ve 1842’de son bulmuştur. İkinci kez yine babası Miloş Obrenoviç’in ikinci yönetiminin ardından 1860 yılında tahta çıkan Mihail Obrenoviç genç yaşta uğradığı suikastla hayatını kaybetmiştir. Sırbistan’da Türk hâkimiyetinin sona erdirilmesi için çaba harcayan Mihail Obrenoviç, 15 Haziran 1862 tarihinde Sırplar ve Türkler arasında olayların çıkmasıyla emeline nail olmuştur. Belgrad muhafızı kaleden şehri bombardımana tutmuş, Mihail de bütün Türklerin Sırbistan’dan çekilmesini talep etmiştir. 1867’de Belgrad garnizonundan son Türk askeri de ayrılmıştır. Aynı yıl Macar olan eşi Julia Hunyady ile önceki yıllarda yaşadığı sorunlar daha da belirginleşmiş ve eşiyle boşanmıştır. Mihail Obrenoviç’in boşanması ülkede krize yol açmıştır. Ancak kuzeni Katarina Konstantinoviç ile evlenmek istemesi daha da büyük bir kriz oluşturmuştur. Başbakan İliya Garaşanin bu konuda Mihail’e karşı çıkmış ve görevden alınmıştır. Evlilik meselesi Mihail’in öldürülmesine giden süreci başlatmıştır. Kendisine yönelik tehditlere kulak asmayan Mihail Obrenoviç, 10 Haziran 1868’de Topçudere Parkı’nda evleneceği kuzeni Katarina Konstantinoviç ile yürüyüş yaparken suikasta uğramış ve öldürülmüştür. Yerine amcası Yevrem Obrenoviç’in torunu henüz 14 yaşında olan Milan Obrenoviç geçmiştir. Bu çalışmada Sırp kaynakları, Osmanlı arşiv belgeleri ve Osmanlı gazeteleri vasıtasıyla suikast öncesi ve sonrası gelişmeler aktarılarak öldürülme olayı aydınlatılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ses Kayıt Stüdyolarında Türk Halk Çalgılarına Yönelik Mikrofonlama Teknikleri, Donanım ve Kayıt Sürecine İlişkin Uzman Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68750</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68750</guid>
      <author>Okan YANARHasan Tahsin SÜMBÜLLÜ </author>
      <description>Bu araştırmada, Türk halk müziği çalgılarına yönelik ses kayıt stüdyolarında kullanılan mikrofonlama yöntemleri ve tercih edilen donanımların belirlenmesi amaçlanmıştır. Yurt içinde müzik teknolojisine yönelik yapılan araştırmaların sayıca giderek arttığı dikkat çekmektedir. Türk halk çalgılarına yönelik yapılan bu çalışma bu bakımdan önem arz etmektedir. Bu doğrultuda; Türk halk müziği çalgılarına yönelik yapılan bu çalışmada, var olan durumun tespit edilmesine katkı sağlaması amaçlanmakta ve yeni araştırmalara da ışık tutması hedeflenmektedir. Araştırma betimsel bir araştırma olup, tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin elde edilmesinde anket tekniği uygulanmıştır. Veriler Eylül-Aralık 2019 yılında toplanmıştır. Araştırma sonucunda, Türk halk çalgılarının mikrofonlanmasında, Kondansatör türü mikrofonların tercih edildiği tespit edilmiştir. Yakın ve uzak mikrofon türlerinin çalgı türlerine göre mikrofonlaması yapılmaktadır. Stereo mikrofonlama tercihlerine yönelik ise XY tekniğinin bütün halk çalgılarında tercih edildiği saptanmıştır. Fakat Türk halk çalgı türlerinde gerek mono gerekse stereo mikrofonlama teknik tercihlerine yönelik, kişisel duyum olarak ifade edilen Özgün mono mikrofonlama türünün tercihi de çoğunlukla söz konusudur. Mikrofon Polar Patern tercihlerine yönelik Cardioid yapıdaki mikrofonların tercih edildiği de görülmüştür. Kayıt esnasında tonlama işleminin Mix aşamasında gerçekleştiğini, Entonasyon sorunu çözüm tercihlerine yönelik icra yenileme, en fazla Tube preamplifikatörün kullanıldığı ve EQ, kompresör ve sinyal işlemci kullanılmamayı tercih ettikleri tespit edilmiştir. Türk halk çalgılarının Ritim çalgıları, Telli-Tezeneli çalgılar, Telli-Yaylı çalgılar ve Nefesli çalgılar şeklinde kayıt önceliği olarak sırasıyla tercih edildiği sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fotoğraf ve Arkeoloji: Urne 40’ın Fotoğrafik Yolculuğu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69443</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69443</guid>
      <author>Savaş Onur ŞEN</author>
      <description>Arkeoloji bilimi için fotoğraf belgeleme, analiz ve koruma gibi kullanımları açısından oldukça önemlidir. Fotoğraf aynı zamanda, arkeolojik alanları, eserleri ve kazı süreçlerini kaydetmek ve insanlara aktarmak için de kullanılmaktadır. Kazı alanındaki hayatın akışının kaydedilerek görsel günlüğün tutulması, eserlerin ortaya çıkış süreçlerinde kazı öncesi, sırası ve sonrasında kazı alanına ilişkin görsel belgelerin ortaya konması açısından da fotoğraf, arkeoloji ile olan ilişkisinde önemli bir rol oynamaktadır. Kitaplar, kataloglar veya sergiler vasıtasıyla kitlelere sunulan arkeolojik eserlere ait fotoğraflar kültürel mirasın korunmasında etkili bir araç olabilir. Fotoğrafın icadının, arkeolojide belgeleme ve analiz yöntemlerinde önemli etkisi olmuştur. Fotoğraf sayesinde arkeologlar, hem kazı alanlarını hem de buluntuları ve yapıları daha ayrıntılı bir şekilde kaydederek inceleme şansına sahip olmuşlardır. Fotoğraflar ayrıca arkeologların eğitiminde ders materyali olarak kullanılabileceği gibi, toplumsal hafızanın oluşması konusunda da etkili olabilir. Bu açıdan arkeoloji fotoğrafı farklı gereksinimler için farklı bakış açıları ve çekim yöntemleriyle ortaya konmalıdır. Herhangi bir eserin gün yüzüne çıktığı ilk andan stüdyo ortamında fotoğraflanma anına kadar geçen süreç, arkeoloji ve fotoğraf ilişkisinin önemli bir kısmını oluşturur. Çalışma, Urartular’a ait Çavuştepe Nekropolü’nde 2021 yılı kazılarında bulunan 40 numaralı urne ve içerisindeki eserlerin fotoğraflanma sürecini ve fotoğrafların incelenmesini kapsamaktadır. Bu süreçte, arkeolojik çalışmalar, kazı alanında meydana gelen topografik değişimler, eserlerin yerlerinden çıkartılarak kayda geçirilmesi ve daha sonra da stüdyo ortamında fotoğraflanması yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rekreasyon Alanlarına Katılım Tercih Etkenlerinin Belirlenmesi: (Elazığ Fethi Sekin ve Cip Mesire Alanları Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68839</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=68839</guid>
      <author>Abdullah ŞİMŞEKAbdurrahman KIRTEPE </author>
      <description>Bu araştırma Elazığ ilinde bulunan Cip ve Şehit Polis Fethi Sekin mesire alanlarına katılım gösteren bireylerin bu alanları tercih etmelerindeki nedenlerin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu bağlamda, mesire alanlarına katılım gösteren 218’i erkek 182’si kadın olmak üzere toplam 400 birey gönüllü olarak katılmıştır. Bu araştırmada katılımcıların sosyo-demografik değişkenler (Cinsiyet, Yaş, Medeni Durum, Aylık Gelir, Eğitim Durumu, Haftalık Spor Yapma Sıklığı ve Rekreasyon Alanları Tercih Nedeni)  ile ilgili bilgiler, araştırmacı tarafından oluşturulan Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırmanın ikinci kısmında ise 24 madde ve 5 faktörden oluşan “Rekreasyon Alanları Tercih Etkenleri Ölçeği” kullanılmıştır. Katılımcıların tanımlayıcı özelliklerinin incelenmesinde frekans, yüzde, ortalama, standart sapma gibi ölçüler kullanılmıştır. Araştırmada iki grubu karşılaştırmak için, bağımsız iki örnek t-testi ve ikiden fazla grubu karşılaştırmak için de tek yönlü Anova analizi ve faktör analizi kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amacıyla korelasyon analizi kullanılmıştır. Demografik özelliklerin dağılımlarını göstermek amacıyla frekans tabloları kullanılmıştır. Verilerin bilgisayar ortamına aktarılması istatistiki programlar anlamlılık düzeyi p&lt;0,05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonucunda, rekreasyon alanlarını tercih etkenleri arasında en düşük puanların aktivite boyutunda olduğu görülmektedir. Rekreasyon alanlarında yeterli personelin bulunması, sportif çeşitliliğe imkan sağlaması, konum açısından ulaşılabilir olması ve fiziki imkanlar açısından yeterli olması gibi konularda; yeterli çalışmaların yapılarak bu alanların sürdürülebilir nitelikte düzenlenmesi veya tasarlanması gerekliliği sonucu elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Temel Tasarım Dersinin Eğitsel Eleştiri Modeline Göre Değerlendirilmesi: Bir Durum Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67575</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67575</guid>
      <author>Sofya Cihan CANBOLAT</author>
      <description>Sanat eğitiminin en önemli amaçlarından biri görmeyi, dokunmayı, işitmeyi öğretmek ve aynı zamanda bireyin çevresini algılamasını sağlayarak bireyi biçimlendirmeye yöneltmektir. Temel tasarım dersi, öğrencilerin farklı yöntem ve teknikler öğrenerek yaratıcılıklarını geliştiren ve ileride yapacakları çalışmalara temel oluşturan bir derstir. Bu araştımada Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü öğrencilerinin temel tasarım dersi bir günlük gözlem sonuçları doğrultusunda ve eğitsel eleştiri modeline göre değerlendirilmiştir. Bu amaçla eğitim ortamı, öğretim üyesinin genel özellikleri ve ağırlıklı olarak kullandığı öğretim yöntemi, öğrenci profilleri ve öğrencilerin temel tasarım dersine yönelik düşünceleri ile derse katılımları gözlemlenmiştir. Eğitsel eleştiri modeline göre derse ilişkin veriler; gözlem, video kaydı ve yarı yapılandırılmış görüşme formları ile toplanmıştır. Elde edilen verilere göre; temel tasarım dersinin verildiği atölyenin fiziki şartlar bakımından genel olarak yeterli olmasına rağmen, eksikliklerinin olduğu tespit edilmiştir. 270 dakikalık ders gözlemi sonucunda öğretim üyesinin en çok süreç içinde iletişimsel ve temel bilgi aktarımı yöntemlerini kullandığı sonucuna varılmıştır. Temel tasarım dersinin en çok sevilen ders olduğu ve bunun sebepleri arasında; öğretim üyesinin etkisi, dersin çizim ağırlıklı olması, farklı çizim teknikleri öğrenmenin öğrenciye mutluluk vermesi ve bu dersin öğrencilerin düşüncelerini ifade etmesinde önemli bir ders olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın etik kurul onayı “Kastamonu Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimler Araştırma ve Yayın Etiği Etik Komisyonu’nun 17 Mayıs 2022 tarihli 17 sayılı” kararına göre alınmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Krste Petkov-Misirkov'un Makedonya Meselesi’nin Çözümüne Yönelik Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69124</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=69124</guid>
      <author>Armen ZARNOSKI</author>
      <description>Bu makale, XX. yüzyılın başlarında Makedonya sorununun çözümüne ilişkin Krste Petkov-Misirkov’un kaleme aldığı &lt;em&gt;Makedonya Meselesi Üzerine&lt;/em&gt; adlı kitabın analizinden oluşmaktadır. Tarih yazımı açısından bakıldığında Krste Petkov Misirkovu’nfikirleri ilginç ve orijinaldir. Makedonya'nın bağımsızlığı ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan tamamen ayrılması için savaşan Makedon edebiyatçılarınınaksine Misirkov, Makedon Hristiyan halkının geleceği Osmanlı İmparatorluğu içinde görülmesi gerektiğine inanmaktadır. Misirkovun arzusu Makedon halkının yerel ve adli makamlara katılımı, ana dilde eğitim ve Makedonların nüfus sayım kayıtlarına kaydedilmesi için reform talebiyle tamamlanmaktadır. Misirkov'un bu düşünceleri gerekçe olarak ortaya koyması, 20. yüzyılın başlarında Balkanların jeopolitik durumuna ve Balkan devletleri olan Bulgaristan, Sırbistan ve Yunanistan'ın propagandasında bölünmüş olan Makedon halkının içinde bulunduğu zor duruma dikkat çekiyor. Misirkov, Makedonya sorununun en elverişli çözümü için Makedonya'nın Osmanlı sınırları içinde kalması, Sultan II. Abdülhamid'in otoritesini kabul etmesi ve yukarıda altı çizilen reformların uygulaması gerekli olduğuna inanıyor. Misirkov'a göre söz konusu çözüm, Makedon halkını Balkan devletlerinin kendi politikalarını empoze etmeye ve Makedonya'nın coğrafi topraklarını tamamen bölmeye çalışan propagandasından ve Makedon Hristiyan nüfusunun asimilasyonundan koruyacaktı. Balkan savaşlarından İkinci Dünya Savaşı'na kadar olan dönemi değerlendirdiğimizde Makedonya'nın bölünmesi ve Makedon halkının asimilasyonuna ilişkin Misirkov'un tahminleri'nin ne kadar doğru olduğu sonucuna varmaktayiz. Buna göre, Makedonya'nın Osmanlı İmparatorluğu içinde kalması ile ilgili Misirkov'unfikirleri gerçekleşseydi, Makedon halkı için daha iyi sonuçlar doğurabilirdi.&#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlyasbey-Yarhisar Köyü Tasarım Rehberi Hazırlanmasına Yönelik Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67580</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=67580</guid>
      <author>Gizem KUÇAK TOPRAK</author>
      <description>Kırsal mimari mirasın, somut ve soyut kültürel miras değeri taşıyan öğelerinin belgelenmesi, korunması ve sürdürülmesi, mevcut kaynakların kullanımı, kaynak israfının engellenmesi, yerel-yöresel yaşantının devam ettirilmesi, milli kaynakların güçlendirilmesi, yapım sistemlerinin öğrenilerek çağdaş olan ile buluşturulması, geleneksel mimari mirasın yaşatılması açısından önemlidir. Köy tasarım rehberleri ise kırsal alanların belgelenmesi, korunması ve sürdürülmesi için önemli bir araç olarak görülebilir. Bu çalışma, 2013 yılında Türkiye’de İmar Kanunu’nda kendine yer bulan ve çeşitli kırsal alanlarda uygulandığı tespit edilen rehberlerin, kırsal alanların belgelenmesi, korunması ve sürdürülmesinde etkin rol oynayabileceği görüşüne dayanmaktadır. Çalışmanın birinci aşamasında köy tasarım rehberlerinin hazırlanma yöntemlerine, süreçlerine dair araştırma yapılmıştır. Bu bağlamda çalışmada betimsel analiz yöntemi ile çeşitli bölgelerde hazırlanan köy tasarım rehberleri incelenmiş ve değerlendirilmiş, ardından ortak değerleri tespit edilmiştir ve köy tasarım rehberlerinde ele alınan araştırma başlıkları, içerik, yöntem ve kaynakları ortaya çıkarılmıştır. Yapılan araştırma, köy tasarım rehberlerinin belgeleme ve öneriler olmak üzere 2 ana bölümden oluştuğunu göstermektedir. Elde edilen verilerin uygulanması adına, araştırmanın alan çalışması olarak, Türkiye’de korunması gereken, kırsal miras değeri taşıyan köylerden biri olduğu tespit edilen İlyasbey-Yarhisar Köyü seçilmiştir. İlyasbey-Yarhisar Köyü tasarım rehberi hazırlanmasına yönelik araştırma 2 aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada belgeleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir ve köyün tarihi, kültürel, coğrafi, ekonomik verileri, kırsal yerleşim ve mimari özellikleri literatür ve alan tespit çalışması ile belirlenmiştir. İkinci aşamada, SWOT analizi kullanılarak tespit edilen özelliklerin değerlendirilmesi ve stratejilerin geliştirilmesi sağlanmıştır. Köy tasarım rehberinin, stratejilerin ve önerilerin hayata geçirilmesi adına ilgili kamu kurumları ve yerel halk ile görüşmelerin yapılması, ardından çalışmanın detaylandırılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


