






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2013 Sayı Volume 8 Issue  3</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=266</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>İlköğretim Öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersinde Gördükleri Meslek Seçimi Konularındaki Değerleri Kazanma Düzeyleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16245</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16245</guid>
      <author>Nadire Emel AKHAN, Serpil DEMİREZEN</author>
      <description>Sosyal bilgiler dersi öğrencileri gerekli bilgi ve beceriyi kazandırmanın yanı sıra onları, ortak değerleri bilen ve geliştiren kişiler olarak yetiştirmeyi hedefler. Sosyal bilgiler dersi çerçevesinde öğrencilere farklı öğrenme alanları altında birçok değer kazandırılmaya çalışılır. Bu değerlerden özellikle “dürüstlük, çalışkanlık ve sorumluluk” değerleri sosyal bilgiler dersi öğrenme alanlarından “Üretim, Dağıtım ve Tüketim” öğrenme alanı içerisindeki meslek seçimi konularında verilmeye çalışılır. Bu doğrultuda araştırmanın amacı ilköğretim sosyal bilgiler dersi konularından biri olan meslek seçimi konusu kapsamında öğretilen “dürüstlük, çalışkanlık ve sorumluluk” değerlerini öğrencilerin kazanma düzeylerini ortaya koymaktır. Bu amaçla çalışmada araştırmacılar tarafından veri toplamak amacıyla açık uçlu sorulardan hazırlanan on üç maddelik görüşme formu kullanılmıştır. Bu çalışma içerik analizinin yapıldığı nitel bir çalışmadır. Çalışmaya, Ankara merkezde tespit edilen üç farklı okulun 7. sınıfında öğrenim gören toplam 120 öğrenci katılmıştır. Çalışmanın sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde çalışma grubundaki öğrencilerinin meslek seçimi konusunda bilinçli oldukları ve mesleki değerler konusunda duyarlı oldukları sonucuna ulaşıldığı söylenebilir. Öğrencilerin “dürüstlük, çalışkanlık ve sorumluluk” değerlerinin önemini açıklamada, meslek yaşantısındaki önemini açıklamada, örnek vermede ve bu değerler ile ilgili örnek bir kişi göstermede zorlanmadıkları görülmüştür. Bu noktada sosyal bilgiler dersi içerisinde gösterilen meslek seçimi ile ilgili konularda verilmesi hedeflenen değerleri öğrencilerin ifade etme düzeylerinin yeterli olduğunu ve öğrencilerin meslek seçimi ve meslek hayatında önem kazanan “dürüstlük, çalışkanlık ve sorumluluk” değerlerini benimsediklerini söylemek mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kişisel Gelişim Kitaplarındaki Başarı İdeolojisi: Mümin Sekman Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16038</guid>
      <author>Bilgen AYDIN SEVİM</author>
      <description>Dünyada uzun yıllardır en çok satanlar listesinde ilk sıraları işgal eden kişisel gelişim literatürü, tüketim toplumunun geçirdiği zihniyet dönüşümü ve kapitalist sistemi meşrulaştırma pratikleri hakkında önemli ipuçları sunar. Hayat, kimilerinin başarılı kimilerinin de başarısız olacağı bir sınav olarak algılandığında ahlaki değerler ve insani ilişkiler bu önkabule göre şekillenir. Bir kaybeden olmamak için hırslı, benmerkezci ve bireyci tercihler ön plana çıkar. Başarı ideolojisine teslim olanlar, bireysel kurtuluşun peşinden gider; paylaşım, dayanışma ve toplum yararı gibi değerleri ise geri plana atarlar. Başarı ideolojisini benimsemek, mutlu olmanın tek yolunun bireysel başarıdan geçtiğine inanmayı da beraberinde getirir. Ne var ki asıl büyük tatminsizlik, kişisel gelişim kitaplarında vadedilen bireysel başarının beklenen mutluluğu getirmemesi durumunda yaşanır. Okura hayatı bir sınav olarak sunan kişisel gelişim kitapları, modern toplumun kılavuzsuz kalmış bireylerini kapitalizmin o büyük yalanına inandırmaya çalışır: Bireysel kurtuluşun mümkün olduğu yalanına… Sistemin devamlılığı için önemli bir araç olan kişisel gelişim alanı, herkesin her koşulda eşit olduğu varsayımına dayanır. Başarıya olan inanç, motivasyon ve umuttan beslenir. “Ya başarılısın ya da hiçsin!” söylemiyle başarısızları ve başarısızlık bilgisini yok sayar. Batıda kişisel gelişim literatürünün doğuşu, ekonomik bir kriz sonrasında gerçekleşir. Türkiye’de ise kişisel gelişim literatürünün doğuşuna zemin hazırlayan süreç siyasi bir krizle başlar. Bu çalışma, Türkiye’de kişisel gelişim literatürü dendiğinde ilk akla gelen isimlerden biri olan Mümin Sekman’ın kitapları özelinde başarı ideolojisi söylemini eleştirel bir yaklaşımla değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çevrimiçi Uzaktan Eğitimde Kullanılan Farklı Ölçme Değerlendirme Yaklaşımlarına İlişkin Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16085</guid>
      <author>Yunus BALTA, Yalın Kılıç TÜREL</author>
      <description>Örgün eğitimin zaman ve mekâna bağımlı olması, eğitici sayısının kısıtlı olması ve öğrencilerin okullarda eğitim görme zorluğu gibi sorunlar eğitim hizmetinde teknolojinin kullanılmasını gerekli kılmıştır. Uzaktan eğitim, geleneksel eğitimin özelliklerinden dolayı eğitim seviyesini arttırmak ve hayat boyu öğrenmeyi gerçekleştirmek için önemli bir alternatiftir. Yüz yüze ve çevrimiçi derslerde öğrenme sonuçlarını değerlendirmek için çeşitli yöntemler kullanılır, ancak aralarında bazı farklılıklar vardır. Çevrimiçi ölçme değerlendirme yaparken bu farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu çalışmamızda, uzaktan eğitim uygulamalarında kullanılan ölçme ve değerlendirme yöntemlerine ilişkin kapsamlı bir literatür taraması yapılması amaçlanmıştır. Farklı ölçme-değerlendirme yöntemlerinin tanıtılması ve kullanımlarına ilişkin avantaj ve dezavantajların sistematik bir şekilde ortaya konulmasının, gerek uzaktan eğitim veren kurumlar gerekse bu kurumlarda ders veren öğretim elemanları açısından önemli bir eksikliği gidereceği öngörülmektedir. Öğrenme yeterliliklerini bireylere kazandırabilmenin ve teknolojiyi öğretim amaçlı kullanabilmenin önemi teknolojinin gelişimiyle oldukça artmıştır. Bu iki durum, öğretim stratejilerinden tekniğe, planlamadan değerlendirmeye kadar birçok alanda farklı yaklaşımların sergilenmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Çevrimiçi eğitimde sürekli değerlendirme yapılması; geri dönüt, öğrenciden öğrenciye farklılık gösteren öğrenme hızının kontrolü ve değerlendirme süreci sonunda elde edilecek öğrenme kalitesi açısından önemlidir. Bu çalışma ile ortaya konacak farklı ölçme ve değerlendirme yöntem/yaklaşımlarının bir sonraki adımda planlanan öğretmenlerin çevrimiçi ölçme ve değerlendirme yaklaşımları hakkındaki bilgi, yeterlilik ve görüşlerinin incelenmesine yönelik çalışma içinde bir temel oluşturması amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Fakültelerinde Görev Yapmakta Olan Öğretim Elemanlarının Çokkültürlü Yeterlik Algılarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15969</guid>
      <author>Alper BAŞBAYYelda Kağnıcı , Fırat Sarsar</author>
      <description>Çokkültürlü eğitim, demokratik inanç ve değerler üzerine kurulu bir öğrenme ve öğretme yaklaşımıdır. Öğrenme ve öğretme sürecinin kültürel çoğulculuğu teşvik edecek ve farklı kültürlere saygı duyulmasını sağlayacak biçimde ortak anlaşma çerçevesinde inşa edilmesi temel beklentidir. Özellikle ilk ve ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin farklı kültürel özelliklere sahip öğrencilerine yönelik etkin bir çokkültürlü eğitim ortamı oluşturması gerektiği kaçınılmaz bir olgudur. Bu bağlamda öğretmen adaylarını yetiştiren Eğitim Fakültelerinde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının çokkültürlülüğe ilişkin bakış açılarının ortaya konulması gerekmektedir. Bu araştırmada Türkiye’deki üniversitelerin Eğitim Fakültelerinde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının algıladıkları çokkültürlü farkındalık, bilgi ve beceri düzeyleri ve bu yeterlik düzeylerinin cinsiyet, unvan, iş deneyimi, yurtdışı deneyimi, yaşantının çoğunun geçirildiği yer ve üniversitelerinin bulunduğu coğrafi bölge değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar gösterip göstermediği incelenmiştir. Çalışmaya 63 Eğitim Fakültesinden 176’sı kadın ve 171’i erkek olmak üzere toplam 347 öğretim elemanı katılmıştır. Araştırmanın verileri “Çokkültürlü Yeterlik Algıları Ölçeği” ile toplanmıştır. Verilerin analizinde çok değişkenli ANOVA (MANOVA) kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre Eğitim Fakültelerinde görev yapmakta olan öğretim elemanlarının çokkültürlü bilgi, farkındalık ve beceri yeterlik algılarının yüksek olduğu görülmüştür. Araştırmanın diğer bulgularına göre öğretim elemanlarının çokkültürlü yeterlik algılarında unvan, iş deneyimi, yaşantının çoğunun geçirildiği yer ve üniversitelerinin bulunduğu coğrafi bölge değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunamamışken, cinsiyet ve yurtdışı deneyim olmak üzere iki demografik değişken yönünden istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar görülmüştür. Kadın öğretim elemanlarının kültürel farkındalık ve beceri düzeylerinin erkek öğretim elemanlara göre ve yurtdışı deneyimi olan öğretim elemanlarının çokkültürlü yeterlik algılarının yurtdışı deneyimi olmayan öğretim elemanlarına göre daha fazla olduğu bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilişim Teknolojileri Ekseninde Yazarlık ve Yazma Becerileri Dersine Yönelik Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16236</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16236</guid>
      <author>Ayşe BECEL</author>
      <description>Çağın gerekleri ve eğitimin odağındaki öğrencinin ihtiyaçları doğrultusunda eğitim sistemine yön vermek yaşam boyu öğrenme ilkesine hizmet ettiği gibi bireyi, öğrenmenin her koşuluyla tanışık duruma getirmenin de en etkin yoludur. 2012-2013 Öğretim Yılında ortaokullarda okutulmaya başlanan seçmeli Yazarlık ve Yazma Becerileri dersi de sözü edilen çağdaş döngünün getirilerinden biridir. Bu dersin eğitim programına alınmasında, içeriğinin oluşturulmasında bilişim teknolojilerinin rolünü ve bilişim teknolojilerinin bu derse yansımalarını tespit etmeyi amaçlayan bu çalışmada, tarihî süreçte teknolojik gelişmelerin yazma eğitimine yeni kavramlar ve düzlemler kazandırdığı, Program’da anılan İnternet uygulamalarının yazma eğitimiyle ilişkili olduğu ve eğitsel açıdan yazmayı desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Teknolojik ilerlemenin etkisiyle yazma eyleminin yeni bir anlayışla değerlendirilmesi gereğinin vurgulandığı Program’da teknolojinin yansımalarının kuramsal boyutta kaldığı; yazma eylemiyle ilgili bilgisayar ve İnternet uygulamalarının eğitsel açıdan ele alınmak yerine salt birer örnek olarak anıldığı görülmüştür. Dersin becerilerinin önemli bir bölümünün teknolojinin getirilerine koşut biçimde oluşturulduğu ancak uygulamaya dönük altyapı oluşturulamadığı saptanmıştır. Bu durum, bilişim teknolojilerinin imkânlarından uzak bir içeriğin şekillenmesine sebep olarak dersin adındaki yazarlık kavramının da etkin biçimde işlenememesine yol açmıştır. Yaygınlaşan bilişim teknolojileriyle eğitimde ortaya çıkan yeni okuryazarlık türlerinin, çoklu ortam ve hipermetinlerin Türkçe dersinin öğrenme alanlarıyla ilgisinin göz ardı edilmesi, Program’ın geleneksel yazma eğitiminden farklı bir yaklaşım geliştirememesi sonucunu beraberinde getirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Siyasal-Toplumsal Değişmeler Bağlamında Modern Edebiyatının Doğuşu ve Anadolu’ya Açılma Süreci - Kökenleri ve Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16165</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16165</guid>
      <author>Erol ÇANKAYA</author>
      <description>Osmanlı’da siyasal-toplumsal açıdan önemli bir kavşak olan Tanzimat hareketi aynı zamanda modern edebiyatın doğuşu açısından da önemli bir yol ayrımıdır. Bu çalışmada, Türkiye’de modern edebiyatın yaklaşık 100 yıllık serüveni ele alınmakta bu serüvenin kökenleri, etkileri ve geleceği siyasal-toplumsal gelişmelerle bağlantılı olarak irdelenmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de roman sanatının doğuşunun kökenleri ve 1909’dan 1930’lara uzanan dönemdeki toplumsal siyasal ortam üzerinde durulmaktadır. Makale ile amaçlanan, Tanzimat’tan başlayıp 1950’lere kadar toplumsal değişme, siyasal gelişme vb. gibi temelde edebiyat dışı etkenlerin Türk edebiyatını ne yönde etkilediğini irdelemektir. Bu bağlamda, Türk edebiyatının, “şehirlisi olduğu” İstanbul’dan, Ankara’ya, daha sonra da en uzak köşelerine kadar tüm Anadolu’ya yaygınlaşmasının nedenlerini ve bu yönelişin sonuçlarını sergilemektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>An Analysis of Early Converb Use in Turkish</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16242</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16242</guid>
      <author>Seyit Ahmet ÇAPAN</author>
      <description>Ulaç, iki önermeyi tek cümle içinde bağlamak için kullanılan fiil yapılarıdır. Açık belirtecimsilerin bir alt türü olan (Krave, 2010) ulaçlar, alt tümcedeki eylemi ana cümlenin eylemine bağlar. Çetintaş-Yıldırım (2009) ise ulaçları, iki cümleciği aralarında çeşitli ilişkiler kurarak bağlamak için kullanılan fiil yapıları olarak tanımlamaktadır. Türkçede ulaçlar, ana cümleyi bir şekilde değiştiren veya sınırlayan zarf cümleciği görevi görür. Çeşitli dillerde ulaç kullanımına yönelik ilgi giderek artarken, özellikle Türkçedeki ulaçların kullanımını konu edinen çok az çalışma (Johanson, 1995; Slobin, 1995) yapılmıştır. Dolayısıyla bu çalışmanın amacı, anadili Türkçe olan dört ve beş yaşındaki çocuklarda ulaç kullanımının karşılaştırmalı bir incelemesinin yapılmasıdır. Bu çalışmadaki veriler, resimli hikaye kitaplarının çocuklar tarafından anlatılmasıyla toplanmıştır. Bu çalışma yaşça büyük çocukların, sıklık, tür ve anlamsal yorumlama bakımından ulaçları daha iyi kullandığını göstermiştir. Dört yaş grubundaki çocuklar sadece zaman ilişkisi bakımından üç tür ulaç kullanırken, beş yaş grubundaki çocuklar çeşitli anlam ilişkileri kurmak için daha fazla ulaç türü kullanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de 2001 Krizi Öncesi ve Sonrası Dönemler İçin Dış Borç Ekonomik Büyüme İlişkisi (1991–2010)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16217</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16217</guid>
      <author>Süleyman ÇELİK, Tuba BAŞKONUŞ DİREKCİ</author>
      <description>Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler finansman kısıtlarını aşarak yüksek büyüme hızlarına ulaşmak için dış borçlanmaya sık sık başvurmaktadırlar. Başlangıçta ek bir kaynak olarak alınan dış borçlar etkin bir şekilde kullanıldıklarında yatırımları, ekonomik büyümeyi ve kalkınmayı hızlandırabilmektedir. Fakat alınan dış borcun etkin kullanılmaması ve dış borcun anapara ve faiz ödemelerinin ulusal gelir artışından daha fazla artış göstermesi borçları ödeyebilmek için tekrar borç alınmasını gerektirmekte ve böylece dış borç yükünün artıp ülkenin refahında bir azalmaya neden olabilmektedir. Literatürde dış borçlanma ve ekonomik büyüme arasındaki ilişki genellikle negatif yönde tespit edilmiştir. Bu çalışmada, dış borç ekonomik büyüme ilişkisi Türkiye ekonomisi açısından ele alınmıştır. Türkiye ekonomisine ait 1991–2010 yılları arasındaki bazı ekonomik veriler kullanılmıştır. Analizde kullanılan zaman serilerinin ADF testi ile durağanlığı incelenmiştir. Aynı düzeyde durağan hale gelen değişkenler arasında uzun dönemli bir ilişkinin varlığını araştırmak amacıyla Johansen tarafından geliştirilen eşbütünleşme (koentegrasyon) testi uygulanmıştır. En Küçük Kareler yöntemiyle bir regresyon analizi ve son olarak değişkenler arası etkileşimin yönünü belirlemek için Granger nedensellik analizi yapılmıştır. Yapılan analiz sonucuna göre, Türkiye’deki dış borçların ekonomik büyüme üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bulunan bu sonuca göre, ekonomik büyümeyi artırmak için, gerekli yatırımların yurt içi kaynaklardan karşılanması ve yurt içi tasarrufların artırılarak, dış kaynak ihtiyacının azaltılması sağlanmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmenlerin Basılı Sayfa ve Ekrandan Okuma Tercihleri İle Eğitimde Elektronik Metin Kullanımına Yönelik Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16138</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16138</guid>
      <author>Abdullah DAĞTAŞ</author>
      <description>Günümüzde bilişim teknolojilerinin oldukça hızlı ilerlemesi, hayatımızın bütün alanlarını etkilemektedir. Günlük hayattaki davranışlarımızdan düşünce dünyamıza kadar her türlü işlem, bilişim teknolojilerinin insanlara sunduğu dijital araç-gereçlerin kullanılmasıyla geleneksel kalıplardan dijital kalıplara doğru değişmektedir. Bu değişimin en önemli olduğu alanlardan biri de insan hayatının dünyayı anlamlandırma sürecinde en önemli becerilerinden olan okuryazarlık becerileridir. Bilişim teknolojileri bilgisayar ortamında üretilen veya bu ortamda elektronik şekle getirilen metinsel içeriği, baskı tabanlı materyallerdeki biçiminden oldukça farklı bir şekilde insanlara sunmaktadır. Metinsel içeriğin bu sunum şeklinin değişmesi, başta okuryazarlık ve buna bağlı olarak da yerleşmiş okuma anlayışında değişikliklere neden olmuş ve ekranın, kâğıdın yerini aldığı ekrandan okuma denilen yeni bir okuma türünü ortaya çıkarmıştır. Bilgi çağında bireylerin birincil okuma ortamı olarak ekran tabanlı metinleri okumaları, baskı tabanlı metinleri okumalarından çok daha önemli hale gelmiştir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin basılı sayfa ve ekrandan okuma tercihleri ile eğitimde elektronik metin kullanımına yönelik görüşlerini ortaya çıkarmaktır. Araştırma 16 öğretmenin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma betimsel bir araştırma niteliği taşımaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri öğretmenlere uygulanan yarı yapılandırılmış mülâkat formu ile elde edilmiştir. Mülâkat formlarındaki öğretmen cevaplarının çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmış, önce veriler kodlanmış, ardından verileri genel düzeyde açıklayan kategoriler (temalar) belirlenmiştir. Kategorilerin belirlenmesinde ilgili alanyazın, mülâkat soruları ve öğretmenlerin sorulara verdikleri cevaplardan yararlanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinden altı kategori altında on iki kod tespit edilmiştir. Elde edilen bulgulara dayanarak öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu, genelde bir metni ekrandan okumaktan ziyade basılı sayfadan okumayı tercih etmektedir. Ayrıca öğretmenler, eğitimde elektronik metin kullanımına yönelik hem olumlu hem de olumsuz görüşlere sahiptir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Dersi Zorunlu Ders Olmalı mı? Üniversite Öğrencilerinin Görüş ve Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16265</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16265</guid>
      <author>Feyza DOYRAN, Muhabbet DOYRAN</author>
      <description>Üniversitelerde okutulan ortak zorunlu derslerde öğrencilerin motivasyonu ve başarı oranı uzun yıllardır tartışılan bir konudur. Benzer bir şekilde, Meslek Yüksek Okulu (MYO) öğrencilerinin genelde derslere, özelde ise zorunlu olan ortak derslere olan ilgisi çeşitli araştırmalara konu olmuştur (Bekdemir, 2009; Kademli ve Hastürk, 2007). Bölümlerin temel derslerinin dışında kalan ve tüm bölümlere verilen Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi, Türkçe ve İngilizce derslerine öğrencilerin ilgisinin düşük olduğu gerek derslerin öğretim elemanları, gerekse öğrenciler tarafından dile getirilmektedir. 1934 yılından beri düzenli olarak verilen ve zorunlu olan Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersi, günümüzde bazı üniversitelerde sınıf ortamında yüz-yüze, bazılarında ise sanal ortamda çevrimiçi olarak verilmektedir. Adı geçen bu dersin verimliliğinin artırılması için öncelikle dersin gereksinimleri belirlenmeli; bu gereksinimlerin yerine getirilerek derslerin iyileştirilmesi sağlanmalı ve gençlerin tarih bilinciyle yetişebilmesi için daha çok çaba harcanmalıdır. (Aksoy, 2003; Akbaba, 2009; Özüçetin ve Nadar, 2010). Bu bağlamda, ifade edilen sorunlar, dersin içeriği, işleniş yöntemi, verilen ödevlerin işlevselliği, dersin genel olarak sağladığı faydaları açısından bilimsel bir araştırma konusu olarak irdelenmek istenmiş ve öğrencilerin görüş ve önerileri alınmıştır. Çalışma, geniş kapsamlı bir program değerlendirme ve geliştirme çalışmasının ilk aşaması olacağı için eğitimde program geliştirme modelleri incelenmiş ve Brown’ın (1995) temel aldığı ana başlıklar kullanılmıştır. İhtiyaç Analizi, Amaç ve Hedefler/İçerik, Kullanılan Materyaller, Verilen Ödevler ve Ölçme ve Değerlendirme olarak belirtilen bu başlıklar araştırmayı yönlendirmiştir. Bu noktadan hareketle, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi dersini henüz sınıf ortamında vermeye devam eden üniversiteler incelenmiş ve bu araştırma kapsamında bir vakıf üniversitesinde öğrenim görmekte olan 86 Meslek Yüksek Okulu öğrencisinin bu derse ilişkin deneyimleri, görüş ve önerileri sorulan açık uçlu sorularla alınmıştır. Ardından, daha detaylı veri toplamak amacıyla 9 öğrenci ile yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Nitel araştırma deseni kullanılan çalışmada, toplanan verilerin içerik analizi sonucunda öğrencilerin dersin zorunlu olmasını uygun gördükleri, dersi faydalı buldukları, fakat dersin içerik, işleniş yöntemi ve verilen ödevlerin faydası açısından kapsamlı değişiklikler önerdikleri görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yazmada Etkililik: Kalem ve Klavyeye Yönelik Bir Karşılaştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15989</guid>
      <author>Erol DURAN</author>
      <description>İlköğretim 5 ve 8. sınıf öğrencilerinin hikâye edici ve bilgilendirici metin yazma beceri düzeylerinin, öğrencilerin devam ettikleri sınıflar, bilgisayar kullanım düzeyleri ve yazma aracına (klavye ile kalem) göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemeye çalışılan bu çalışmada, tarama modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin yazma beceri düzeyleri araştırmanın bağımlı değişkenini; devam ettikleri sınıflar, bilgisayar kullanım düzeyleri, yazdıkları türler ve yazma araçları, araştırmanın bağımsız değişkenleridir. Araştırmanın çalışma grubunu, Uşak İlindeki, sosyo ekonomik düzeyi yüksek olan öğrencilerin eğitim gördüğü okullara devam eden ilköğretim 5 (n=32) ve 8. sınıf (n=32) öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin devam ettikleri sınıflar, bilgisayar kullanım düzeyleri ve yazma aracı değişkenlerinin, hem hikâye edici hem de bilgilendirici metin yazma beceri düzeylerine ortak etkisinin anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Fakat bununla birlikte, öğrencilerin hikâye edici ve bilgilendirici metin yazma beceri düzeyleri, öğrencilerin devam ettikleri sınıflara ve yazma aracına göre istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. İlköğretim 8. sınıf öğrencilerinin hem hikâye edici hem de bilgilendirici metin yazma türünde ekrana yazma beceri düzeylerinin ilköğretim 5. sınıf öğrencilerine göre daha iyi olduğu söylenebilir. Ayrıca her iki yazı türünde, kalem ile kâğıt üzerine yazmanın, öğrencilerin beceri düzeyi gelişimine etkisinin klavye ile ekran üzerine yazmaya göre daha etkili olduğu sonucuna varılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Özyeterlik Algılarının Karşılaştırılması: Müzik, Resim ve Beden Eğitimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16256</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16256</guid>
      <author>Hatice EKİNCİ</author>
      <description>Öğretmenlerin özyeterlik algıları, öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği yeterlikleri yerine getirmeleri, görev ve sorumluluklarının üstesinden gelebileceklerine olan inançları ile yakından ilişkilidir. Bu araştırma, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik, Resim ve Beden Eğitimi Anabilim Dalları’ndaki öğretmen adaylarının özyeterlik algılarını belirlemeyi ve özyeterlik algılarının sınıf, bölüm ve cinsiyet değişkenleri bakımından ilişkilendirmeyi amaçlamaktadır. Müzik, Resim ve Beden Eğitimi Anabilim Dalları’ndaki öğretmen adaylarının özyeterlik algılarının belirlenmesi, meslek yaşamlarında etkili ve yeterli bir performans sergilemeleri açısından önemlidir. Ayrıca araştırmanın, elde edilen sonuçlara yönelik önerileri sunulması bakımından önem taşıdığı düşünülmektedir. Araştırma, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik, Resim ve Beden Eğitimi ABD’daki Lisans II, III. ve IV. sınıflarda öğrenim gören toplam 224 öğretmen adayı üzerinde yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tschannen-Moran ve Hoy (2001) tarafından geliştirilen ve Türkçe için geçerlik ve güvenirlik çalışması Çapa, Çakıroğlu ve Sarıkaya (2005) tarafından yapılan ve öğretmenlerin öz yeterliklerini nasıl algıladıklarını betimlemeye çalışan, “Öğretmen Özyeterlik Ölçeği” kullanılmıştır. Veriler SPSS (versiyon 20.0) ( SPSS Inc., Chicago, USA) kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma bulgularının çözümlenmesinde frekans, yüzde, korelasyon ve manova istatistikleri kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, Müzik, Resim ve Beden Eğitimi ABD’daki öğretmen adaylarının cinsiyet, sınıf ve bölüm değişkenlerine göre özyeterlik düzeyleri arasında anlamlı farklılık bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra öğretmen adaylarının % 75 oranında kendilerini özyeterli buldukları tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmeni Adaylarının İlkokuma ve Yazma Öğretimi Dersine İlişkin Tutumlarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15987</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZ</author>
      <description>İlkokuma ve yazma öğretimi ile bireylerin okumanın temel becerilerini kazanmalarını hedeflenmektedir. Bu beceriler anlama, düşünme ve karar verme gibi zihinsel beceriler olarak ifade edilebilir. Öğrencilere bu becerileri etkin biçimde kazandırmada sınıf öğretmeninin sorumluluğu büyüktür. Gelecekte ilkokuma ve yazma öğretimi yapacak olan sınıf öğretmeni adaylarının bu alanda yetkin biçimde yetiştirilmeleri etkili ilkokuma ve yazma öğretimini sağlamada önemli bir rol oynayacaktır. Bu bağlamda sınıf öğretmeni adaylarının ilkokuma ve yazma öğretimine ilişkin olumlu tutum taşımaları gelecekte bu alanda daha başarılı olmalarını sağlayacaktır. Bu araştırmanın amacı, Sınıf Öğretmeni adaylarının İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersine ilişkin tutumlarını belirlemektir. Araştırma ile öğretmen adaylarının İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersine ilişkin tutumlarının cinsiyetlerine ve öğrenim gördükleri üniversiteye göre değişip değişmediği ortaya konmuştur. Bu araştırmanın çalışma grubunu yedi farklı üniversitenin Sınıf Öğretmenliği programı 3. sınıflarında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri Arslan ve Aytaç (2010) tarafından geliştirilen İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersine yönelik tutum ölçeği ile toplanmıştır. Beşli Likert tipindeki ölçek 19 maddeden oluşmaktadır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t testi, varyans analizi, Kruskal-Wallis H, Scheffe ve Mann Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyet değişkeni açısından isteklilik ve gereklilik alt boyutlarında kadın öğretmen adayları lehine farklılık belirlenirken, ilgi alt boyutunda öğretmen adaylarının tutumları farklılaşmamıştır. Üniversite değişkeni açısından ise isteklilik, ilgi ve gereklilik alt boyutlarında öğretmen adaylarının tutum puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı farklılıkların olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak öğretmen adaylarının İlkokuma ve Yazma Öğretimi dersine yönelik olumlu tutum geliştirebilmeleri ve bu dersin etkili biçimde yürütülebilmesi için çeşitli önerilerde bulunulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Orff Yaklaşımı İle Yapılan Okul Öncesi Müzik Eğitiminin Öğrencilerin Sosyal Becerilerinin Gelişimine Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16098</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16098</guid>
      <author>Bahar GÜDEKGülin ÖZİSKENDER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Orff yaklaşımı ile yapılan okul öncesi müzik eğitiminin öğrencilerin sosyal becerilerinin gelişimine etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında Samsun ili, Canik Yavuz Selim Yatılı İlköğretim Bölge Okulu, okul öncesi 6 yaş grubu öğrencileri arasında deney ve kontrol grupları için rasgele seçilen 40 kişi oluşturmuştur. Araştırmada Avcıoğlu (2005) tarafından geliştirilen ‘Sosyal Becerileri Değerlendirme Ölçeği (4-6 yaş)’ın “Kişiler Arası İletişim Becerileri, Akran Baskısı İle Başa Çıkma Becerileri, Sözel Açıklama Becerileri, Kendini Kontrol Etme Becerileri, Hedef Belirleme Becerileri, Dinleme Becerileri, Görevleri Tamamlama Becerileri, Sonuçları Kabul Etme Becerileri” başlıkları altındaki dokuz alt ölçeği alınarak, 40 öğrencinin her biri için müzik eğitimi öncesi ve sonrasında çocukların okul öncesi öğretmenleri tarafından doldurulmuştur. Uygulanan ön test aşamasından sonra deney grubu öğrencileri ile 10 hafta boyunca; Pazartesi ve Çarşamba günleri 60’ar dakika, Orff Schulwerk yaklaşımı ile okul öncesi müzik, hareket ve dans eğitimi verilmiştir. Kontrol grubunu oluşturan öğrencilere müzik eğitimi verilmemiş, bu öğrenciler okuldaki genel eğitimlerine devam etmişlerdir. Tüm çalışmaların sonunda, deney ve kontrol grupları için son testler uygulanmıştır. Elde edilen verilerin işlenmesi sonucunda; Orff Schulwerk yaklaşımı ile verilen okul öncesi müzik eğitiminin, bu eğitimin verilmediği okul öncesi 6 yaş grubu çocuklara göre “Kişiler Arası İletişim, Kızgınlık Davranışlarını Kontrol Etme ve Değişikliklere Uyum Sağlama, Sözel Açıklama, Amaç Oluşturma, Görevleri Tamamlama Becerileri” sosyal becerilerinin daha fazla geliştikleri saptanmış ve elde edilen sonuçlara dayanarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Avusturya Müzik Öğretmeni Yetiştirme Programlarının Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16262</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16262</guid>
      <author>Elvan GÜNSibel KARAKELLE</author>
      <description>Bu çalışmada, küresel gelişim süreci içerisinde önemli bir yer alan eğitim politikalarına bağlı olarak Türkiye ve Avusturya’da uygulanmakta olan müzik öğretmeni yetiştirme programlarının benzerlik ve farklılıklarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışmanın, bu konuda yapılacak yeni çalışmalara ışık tutması ve yeni program hazırlama çalışmalarına bir alternatif model sunması açısından önemli ve yararlı olacağı düşünülmektedir. Çalışma, konusu gereği karşılaştırmalı bir eğitim araştırması olup, nitel bir çalışmadır. Doküman analizi ile elde edilen bulguların analizi sırasında ise sayısal verilerden yararlanılmıştır. Veri toplama aracı olarak iki ülkeden random olarak belirlenen Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi ve Graz Üniversitesinin yürürlükte olan Müzik Eğitimi Lisans programlarından yararlanılmıştır. Çalışma, Avusturya’da merkezi olmayan bir sistem uygulandığı için Türkiye ve Avusturya’dan birer üniversite ile sınırlı tutulmuştur. Karşılaştırma yapılırken daha önce yapılmış olan çalışmalar göz önünde bulundurularak veriler seçilmiş, sınıflandırılmış, konu ile ilgili tez, makale, dergi ve kitaplar irdelenmiş, programların benzer ve farklı yönleri ortaya konulmuştur. Araştırmada elde edilen verilerin sınıflandırılmasında ve karşılaştırılmasında, daha önce yapılmış olan çalışmalardan da yararlanılarak, karşılaştırma parametreleri belirlenmiş ve üç ana başlık altında müzik öğretmenliği lisans programı derslerinin incelemesi yapılmıştır. Bu ana başlıklar; müzik (genel ) alanı dersleri, pedagoji alanı dersleri ve bu derslerin dışında kalan diğer dersler olarak belirlenmiştir. Bu tür araştırmaların müzik eğitimi öğretmeni yetiştirme programlarının gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzik Öğrencilerinin Piyano Dersine Yönelik Tutumları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16229</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16229</guid>
      <author>Elmas GÜNH. Seval KÖSE</author>
      <description>Bu araştırma, Türkiye’deki Üniversitelerin Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalı ile Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri Müzik Bölümü son sınıf öğrencilerinin piyano dersine yönelik tutumlarının ölçülmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışmanın, müzik eğitimi alanında yapılacak diğer bilimsel çalışmalara ışık tutması ve piyano derslerine yönelik olumlu bir tutum geliştirilmesine katkı sağlayacak öneriler sunması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Araştırmanın evrenini, Türkiye’deki Eğitim Fakülteleri’nin Müzik Eğitimi Anabilim Dalları ile Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri Müzik Bölümü son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem ise; Pamukkale Üniversitesi, Muğla Üniversitesi Eğitim Fakülteleri Müzik Eğitimi Anabilim Dalı ile Denizli ve Muğla Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri Müzik Bölümü son sınıf öğrencileri olarak belirlenmiştir. Araştırma ile ilgili veriler TUFAN ve GÜDEK (2008) tarafından geliştirilen “Piyano Dersine Yönelik Tutum Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma verileri, SPSS 17 paket programı yardımıyla frekans, yüzde ve bağımsız örneklem t-testi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmada, elde edilen sayısal veriler tablolaştırılarak yorumlanmış ve piyano dersine yönelik tutumlar belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgularına göre, Güzel Sanatlar ve Spor Liseleri son sınıf öğrencilerinin piyano dersine yönelik tutumlarının, Müzik Eğitimi Anabilim dalı son sınıf öğrencilerin tutumlarına göre daha olumlu olduğu saptanmıştır. Bunun yanında cinsiyet ve mezun olunan lise türü değişkenlerine göre öğrencilerin tutumları arasında anlamlı fark saptanmadığı sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Benlik Saygısı Puanları Kontrol Edilerek Kendini Sabotaj Eğilimlerinin Çeşitli Değişkenlere Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16144</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16144</guid>
      <author>Rezzan GÜNDOĞDU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı benlik saygısı puanları kontrol edilerek öğretmen adaylarının kendini sabotaj eğilimleri cinsiyet, barınma şekli, yerleşim yeri, gelir düzeyi, lisans programından memnuniyeti ve lisans programının ideali olup olmadığına göre incelemektir. Araştırmanın örneklemi, Türkiye’de Aksaray Üniversitesi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde öğrenim gören 1024 öğrenciden seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenen 280 gönüllü öğrenciden oluşmaktadır. Öğrencilerin tamamı 4.sınıf öğrencisidir. 94’ü (%33.6) kız, 186’sı (%66.4) erkektir. Öğretmen adaylarının yaşları 20-29 arasında değişmektedir Öğrencilerin Kendini sabotaj düzeylerini belirlemek amacıyla Rhodewalt (1990) tarafından geliştirilen ve Türkçe’ye Akın, Abacı ve Akın (2010) tarafından uyarlanan Kendini Sabotaj Ölçeği (SHS); Benlik saygısını belirlemek amacıyla Rosenberg tarafından geliştirilen ve Çuhadaroğlu (1986) tarafından Türkçe’ye uyarlanan Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RSES) ve bağımsız değişkenlerle ilgili bilgi elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırmada verilerin analizinde Kovaryans Analizi (ANCOVA), farkın kaynağının test edilmesinde Bonferroni Testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adaylarının RSES puanlarına göre düzeltilmiş SHS puanlarında cinsiyet, barınma şekli, geldikleri yerleşim yeri, gelir düzeyi ve öğrenim gördükleri lisans programın ideali olup olmadığına göre anlamlı bir fark olmadığı bulunmuştur. Bunun yanında RSES puanlarına göre düzeltilmiş SHS puan ortalamaları incelendiğinde lisans programından memnun olmayanların SHS puanlarının daha yüksek olduğu bulunmuş, ancak lisans programından memnuniyet değişkeninin SHS puanları üzerindeki etki büyüklüğünün küçük olduğu görülmüştür. Bulgular doğrultusunda sonuçlar tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dini Sosyalleşme: Etki Kaynakları ve Araçların Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15931</guid>
      <author>Özcan GÜNGÖR</author>
      <description>Dini sosyalleşme, sosyal etmenler aracılığıyla bireylerin dini inançlarını ve anlayışlarını etkileyen interaktif bir süreçtir. İnsanlar hayat boyunca farklı sosyalleşme özneleriyle etkileşim içinde olurlar ve bu bireyler, organizasyonlar ve tecrübe kanalları inanç ve anlayışları ki onlar da dini tercihleri oluştururlar ve bu tercihler dini organizasyonlara sorumluluklarını gösterme adına yardım ederler. Eğer sosyalleşme kaynakları güvenilir ve değerli bağlantı sağlıyorsa sosyalleşme araçları bireyleri etkiler ve eğer kaynakların dini inançları belirgin ise yaşantılar da dini anlayışları pekiştirir. Bireyler sosyalleşmenin baskısını reddetmek ve hangi araçların dini tecrübelere (tercihlere) rehberlik ettiğini seçmek için ciddi araçlara sahiptirler. Sosyalizasyon ajanları ile temasın zamansal sıralaması da açıkça önemlidir. Bireylerin dini sosyalleşmesinde aile, okul, din kurumları (cami, kilise), arkadaş grubu ve medya etkili faktörler olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmada yazar öncelikle dini sosyalleşme ve dini etki çalışmalarının teorik temellerilerine dikkatle eğilerek başlıyor. Ardından özellikle dini tercihlerin niteliğini ve bu tercihlerdeki değişikliğin iç ve dış dinamiklerini sosyal hareketler ve din sosyolojisi konusundaki çağdaş kuram ve araştırmaları üzerine bir çerçeve çizerek devam ediyor. Sosyal araştırma ve din araştırmaları alanındaki bağlar çok ideolojik olarak yapılandırılmış kollektif eyleme doğru sosyalleşme üstünde bütüncül bir perspektif elde etmek için çok önemlidir. Daha sonra yazar, alanla ilgili yapılan çalışmalarda değişik sosyalleşme araçlarının etkisini gözden geçiriyor. Nihayet, gelecekte sosyalleşme üzerine yapılacak çalışmalar için konuya ilişkin bakış açılarının genel değerlendirmesini ve onların din sosyolojisindeki önemli teorik çalışmalar içinde nereye oturacağına dair fikirler ileri sürüyor.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Kültürel Mirasının Popüler Kültür Ürünü Olarak Gündelik Hayata Yansıması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16224</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16224</guid>
      <author>Zaliha İnci KARABACAK, A. Aslı SEZGİN</author>
      <description>Günümüz tüketim toplumunda gündelik hayat içinde pek çok farklı ürün popülerleştirilmektedir. Popüler kültürü, “gündelik hayat” kavramı çerçevesinde incelerken, modern zamanda geçmişe duyulan özlemin gündelik hayatı etkisi altına aldığı görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu, günümüz Türk toplumunu farklı pek çok açıdan etkisi altına almaktadır. Son dönemlerde bu etki gündelik hayatın farklı alanlarına yansıyarak karşımıza çıkmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun sahip olduğu gücün bir uzantısı olarak gündelik hayatta kullanılan eşyalara, takılara, giysilere, mekâna vb. unsurlara yansıyan ihtişam, bu tüketicileri etkilemek için kullanılan önemli bir öğe olarak ön plana çıkmaktadır. Osmanlı kültürel mirasının görünümü niteliğindeki bu ürünler ve mekânlar birer popüler kültür ürünü olarak metalaştırılmaktadır. Bu metalar Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Türk toplumunda gündelik hayatın tüketim nesneleri haline gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun özellikle yükselme dönemine ait bilgileri bugün birçok kitapçının “çok satanlar” listesinde yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nu konu alan kitaplar kadar dikkat çeken diğer bir alan ise sinema- televizyon alanı olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü yansıtan tüketim ürünleri de temel ihtiyaçlardan ziyade, statü tayin eden ihtiyaçlar içinde değerlendirilmektedir. Kitaplar, sinema ve dizilerin ardından gündelik hayatımızda yerini alan Osmanlı İmparatorluğu izlerine mekân isimleri de örnek olarak verilebilir. Bu çalışmada, Lefebvre’in “gündelik hayat”a bakış tarzı ekseninde Osmanlı kültürel mirasının popüler kültür ürünü olarak gündelik hayata yansıması güncel örneklerle analiz edilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Analyse Conseptuelle Et Perceptice Du Traitement Littéraire De L’aliénatiın Dans “La Nausée “ De Jean Paul Sartre</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16152</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16152</guid>
      <author>Muzaffer KAYA</author>
      <description>Cette œuvre est un récit dans lequel se développe toute une réflexion philosophique où Sartre montre son refus envers la société en général par le biais de Roquetin, qui vit dans un monde où il ne trouve aucun sens à la vie et où il s’étonne de voir que la bourgeoisie de la ville ne voit pas les aspects de la réalité qui, pour lui, sont assez évidents. Pour exprimer ses idées, Sartre utilise un langage sans ornements rhétoriques qui peuvent rendre difficile sa compréhension, puisque surtout, les auteurs engagés du XXème siècle (comme Sartre) donnent plus d’importance au message qu’à la forme dans l’objectif d’être lu par le plus possible public. Le thème principal de l’œuvre est le fait que Roquentin se trouve dans un état d’angoisse, un état de démoralisation ; une sorte d’ennui qui va le mener à essayer de réfléchir sur ce qu’est l’existence et trouver un moyen de l’expliquer. Il ressent une sorte d’angoisse qu’il va appeler la nausée et il se rend compte qu’il ne peut définir l’existence de cette nausée. Pour lui ce sentiment de nausée est comme une sorte d’étrangeté et de dégout envers tout. Cette nausée qui progresse avec le temps se fait sentir en premier devant les objets puis devant personnes rencontrées et s’étend à tout son rapport au monde.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mesleki Yeterliklerin Kazanılma Sürecinde Öğretmen Adaylarının Görüşlerinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16190</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16190</guid>
      <author> Yakup KESKİN,</author>
      <description>İnsanoğlu dünyaya gözünü açtığı andan itibaren yaşamını sürdürebileceği bilgi beceri ve tutumları sonradan edinmiştir. Bu yüzden öğrenme ve öğretme sürecinin başlangıç tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Eğitim sisteminin kilit adamı olan öğretmen, sitemin başarılı olmasında en etkin rolü üstlenmektedir. Bundan dolayı öğretmenlik mesleği kutsal olarak görülmüş ve öğretmenliğe toplumda pozitif bir değer atfedilmiştir. Meslek olarak öğretmenliğe nitelik kazandırmak için genel ve özel alan yeterliklerin bilinmesi, bu yeterliklerin hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programlarıyla, öğretmen adaylarına ve öğretmenlere kazandırılması ile mümkündür. Türkiye’de öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarında uygulanan programları denetlemek, değerlendirmek, geliştirmek üzere YÖK'e danışma organı olarak "Öğretmen Yetiştirme Milli Komitesi" kurulmuştur. Bu araştırmada 2011-2012 eğitim-öğretim yılında OMÜ Eğitim Fakültesi bünyesinde olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Bölümü (DKAB) ile İlköğretim Bölümü 3 ve 4. sınıf öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine ilişkin bilgi beceri ve tutumları kazanmaları sürecinde okumakta oldukları bölümler üzerindeki görüşleri, öğretmenlik mesleğine ilişkin yaklaşımları ve hazırbulunuşluk algıları karşılaştırmalı olarak tespit etmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda nicel olarak (606) 3 ve 4. sınıf öğretmen adayından ve nitel olarak ise (91) son sınıf öğretmen adayından elde edilen bulgulara yönelik değerlendirmeler ortak olarak yapılmıştır. DKAB Bölümü ile İlköğretim Bölümü öğretmen adaylarının mesleki gelişimlerine yönelik ulaşılan sonuçlar değerlendirildiğinde; bölümler, cinsiyet ve öğrenim türleri değişkeni bakımından öğretmen adaylarının mesleki gelişimleri arasında farklılık medyana gelmediği, mesleki gelişimler bakımından benzer algılar taşıdıkları söylenebilir. Araştırma sonuçlarına göre öğretmen adayları, uygulanmakta olan meslekî eğitim derslerini yeterli bulmamakta ancak eğitim sürecinde farklı problemlerle karşılaşmaktadırlar. Bu sorunlardan en önemli olarak görüleni ise uygulamaların teoriden daha az olması ve uygulamalara yeterince önem verilmemesidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul Öğrencileri ve Sınıf Öğretmeni Adaylarının Doğaya İlişkin Algıları ve Sorumluluklarına Yönelik Düşünceleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15963</guid>
      <author/>
      <description>Doğayı tanımak, korumak ve farkındalık yaratmak açısından doğa eğitimi önemli fırsatlar yaratacaktır. Bu yönde bir eğitime çocuklardan başlamak ise en doğru adım olacaktır. Çocuğun içinde bulunduğu çevre ve doğa hakkındaki algılarının şekillenmesinde eğitim belirleyici bir yer tutmaktadır. Bireylerin doğaya ilişkin algıları, tutum ve davranışlarını etkilemektedir. Öğrenciler ve öğretim sürecini yönlendiren öğretmenlerin doğa algılarının ve doğaya ilişkin sorumluluklarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi gerçekleştirilecek doğa eğitiminin biçimlenmesinde etkili olacaktır. Bu çalışmanın amacı, öğrenciler ve onların öğretmeni olacak öğretmen adaylarının doğayı nasıl algıladıklarının ve doğaya karşı sorumluluklarına yönelik düşüncelerinin belirlenmesidir. Araştırmanın verileri 4. sınıfta öğrenim gören 150 ilkokul öğrencisi ve Sınıf Öğretmenliği Anabilim dalı 4. sınıfta okumakta olan 123 öğretmen adayından toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Veriler nitel betimsel analiz ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda araştırmaya katılan ilkokul öğrencilerinin büyük bir kısmının doğayı bitkisel unsurlar üzerinden tanımladığı, sınıf öğretmeni adaylarının büyük bir kısmının doğayı yaşam alanı olarak tanımladığı tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre doğa ilkokul öğrencileri ve sınıf öğretmeni adaylarına başta ağaç ve orman olmak üzere bitkisel unsurları çağrıştırmaktadır. Araştırmaya katılan İlkokul öğrencileri ve sınıf öğretmeni adaylarının doğaya karşı sorumluluklarına yönelik düşünceleri koruma ve yeşillendirme olarak iki temada toplanmıştır. Her iki grupta yer alan katılımcıların korumaya yönelik sorumluluklarını daha sıklıkla dile getirdikleri saptanmıştır. Öğrencilerin ve öğretmen adaylarının çevresel değerlere önem verdiği ve bunların korunmasına yönelik farkındalık düzeylerinin yüksek olduğu ifade edilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Liselerde Madde Bağımlılığı – Mevcut Durum ve Önerilere İlişkin Okul Müdürleri ve Öğretmenlerin Bakış Açıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16195</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16195</guid>
      <author>Yasemin KUBANÇFatma ÖZMEN</author>
      <description>Toplum içinde bazı kişiler, çeşitli nedenlerden dolayı uyuşturucu kullanmaya itilirler. Bu nedenlerin önemli hale gelmesini ve dikkate alınmasını gerekli kılan husus, uyuşturucu kullanımının kişiler ve kişilerin yakın çevresinde bulunanlar üzerinde bıraktığı yıkıcı ve yok edici etkidir. Bu durum, toplumlar için baş etmek zorunda oldukları bir sorun halini almıştır. Uyuşturucu madde kullanımı bugün tüm dünyada olduğu gibi Türk Eğitim Sistemi içinde de önemli bir sorundur. Bu araştırmada, eğitim kurumlarında uyuşturucu kullanımına ilişkin mevcut durumun tespit edilmesi amacıyla Elazığ ilinde bulunan liselerde görev yapan okul yöneticileri ve rehber öğretmenleriyle görüşülmüş ve öğrencilerinin uyuşturucu kullanımına ilişkin bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda yöneticilere ve rehber öğretmenlere 10 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Verilerin analizi ile elde edilen bulgularda uyuşturucuya başlama nedeninin daha çok ailevi nedenlerden kaynaklandığı tespit edilmiştir. Arkadaş grubu, çevre, medya, diğer etkili görülen unsurlar içerisindedir. Okullarda en çok esrar, eroin ve ecstacy kullanılmakta ve öğrenciler uyuşturucu maddeyi, okul dışında ara sokak satıcılarından, internet kafelerden ve okul içinden temin edebilmektedir. Uyuşturucu kullanımı konusunda kız ve erkek öğrenciler arasında anlamlı bir farklılık görülmemektedir. Çözüm yolları olarak, aile, eğitim ve devlet politikaları önde gelen unsurlar olarak göze çarpmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Danimarka’da Müslüman Toplumun Entegras-Yon Sürecinde Dinin İşlevi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16121</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16121</guid>
      <author>İsa KUYUCUOĞLU</author>
      <description>Entegrasyon ve kültürlerarası ilişkilerin kavramsal¬laş-tırılması ve kuramsallaştırılması temelindeki bu çalışmada, Dani-marka’daki Müslüman toplumunun sosyo-kültürel durumu ve Müslü¬manların toplumsal bütünleşmesinde dinin işlevi konusunda yapılan tartışma ve uygulamalar incelenmektedir. Öncelikle konunun kuramsal temelini oluşturan azınlık ve çoğunluk kategorileri arasındaki ilişkilerde ortaya çıkan entegrasyon, asimilasyon ve izolasyon kavramlarının sosyolojik içeriklerinin analizi yapılmakta ve daha sonra, artık Danimarka toplumunun ayrılmaz bir parçası haline gelmiş olan Müslüman toplumun demografik profili hakkında bilgi verilmektedir. Bu bağlamda Müslüman nüfusun ülkenin büyük kentlerinde yoğunlaşmasının nedenleri üzerinde durularak, birinci ve ikinci kuşak müslüman göçmenlerin eğitim ve istihdam modelleri araştırılmaktadır. 1960’lı yılların sonundan itibaren Müslümanların toplu olarak bu ülkede yaşamaya başlamasıyla birlikte tartışılmaya başlanan ve değişik dönemlerde farklı içerikler kazanarak gündemde kalan entegrasyon konusundaki akademik söylem ve siyasî uygulamalar irdelenmektedir. Bu bağlamda 1960 ve 1970’li yıllarda, çoğunluğun müdahalesi olmadan, Müslümanların kendi çabalarıyla topluma entegre olmaya çalıştıkları müdahalesiz entegrasyon dönemi, 1980-2000 yılları arasındaki Müslümanların asimile edilmeye çalışıldığı dönem ve 2001 yılından sonraki Müslüman nüfusun ülke güvenliği için bir tehdit ve tehlike olarak görüldüğü dönemin temel özellikleri irdelenmektedir. Çalışmada ayrıca farklı kuşakların din ve dindarlık algı-lamalarında ortaya çıkan temel farklar ortaya konulmakta, yabancı ve özellikle Müslüman karşıtı söylem ve icraatların Müslüman gençlerin kimlik tanımlamalarına etkisi tartışılmaktadır. Diğer yandan çoğunluğun din karşısındaki genel tutu-munun, İslam ve Müslüman algılamalarının ve değişik Müslüman kuşakların kendi içsel din yorumlamalarının entegrasyon tartışmalarına etkisi araştırılarak, gerçek entegrasyonun nasıl gerçekleştirilebileceği sorusuna cevap aranmaktadır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Katilini Yaratan Annelik: Elif Şafak'ın "İskender" Adlı Romanından Yola Çıkarak Türkiye'de Kadınlık Ve Erkeklik Rollerine Dair Bir Sorgulama</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16240</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16240</guid>
      <author>İlknur MEŞE</author>
      <description>Elif Şafak’ın “İskender” adlı romanı, Türkiye’de halen varlığını sürdüren, kadının ‘namusu’ ve erkeğin ‘şerefi’ üzerinden kadınlık ve erkeklik rolleri tanımlamalarına dair çok göndermeler bulabileceğimiz bir eser. Yazarın, kitabın kapağında bir erkek takım elbisesi içinde verdiği pozun bize anlattığı şey, tıpkı romanın başkahramanı olan İskender gibi, erkekleri, kabullere uygun erkeklik rolüne hazırlayanların kadınlar -özellikle anneler- olduğu gerçeğidir. Kadın ve erkek arasındaki eşitsizlik, biyolojik farklılıkların yarattığı doğal bir sonuç olmaktan ziyade kültürel olarak inşa edilmiştir. Siyasi, ideolojik ve piyasaya yönelik çıkarlar doğrultusunda şekillenen erkeklik kavramı, akıl, güç, irade, başarı, aktiflik, şiddet uygulayabilmek, bağımsız davranmak, başkalarını yönetmeyi bilmek gibi sert anlamlar kazanırken, kadınlık kavramı bunların tam aksi olarak, şefkat, merhamet, vicdan, barışçıl, pasiflik ve duygusallık gibi yufka anlamlara sahip olmuştur. Kadın, erkek karşısındaki ikincil konumunu, eşitlikçi bir ilişki lehine stratejiler üreterek aşmak yerine, erkeğin gücüne talip olarak ödünlemeye çalışmıştır. Özellikle kırsal kesime ait bir özellik gibi görülmesinin aksine bütün bir kültürel sisteme hâkim olan kadınların erkek çocuk istemini meşru bir güç istemi olarak da okuyabiliriz. Kendi çaresiz konumunu erkeğe atfedilen güç ile ödünleme isteğinin, başka bir mağduriyet yaratması dışında bir faydası yoktur. Bunun travmatik sonuçlarını romanda, erkek çocuk doğuramadı diye kendi bedeninden onu ölüme sürükleyerek öç alan bir kadın ile kendi yarattığı erkeğin maktulü olan başka bir kadında görebiliriz. Bu iki kadın anne-kızdır. Kadınlık ve onun izdüşümü olan annelik kuşaklar boyu üretilen bir şey olarak her yeni nesli, dışına çıkmaya çalışsa da bir miktar etkilemektedir. Hem kadınları hem de erkekleri bu iktidar döngüsü içinden çıkaracak şey, rollerin dayatmalarının farkına vararak kültürel sistemi sorgulamaları ve öznelik kapasitelerini işletmeleri olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deşifre Şarkı Söyleme Eğitimine Yönelik Öğretim Metodu Önerisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16239</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16239</guid>
      <author>Sevan NART</author>
      <description>Mesleki müzik eğitiminde öğrencilere müziksel işitme, okuma ve yazma (MİOY) dersleri kapsamında müziğin dili öğretilmeye çalışılmaktadır. Deşifre şarkı söyleme MİOY öğretiminin müziksel okuma boyutuyla ilişkilidir. Deşifre şarkı söyleme, sözlü bir müzik eserini ilk görüşte müzik yazısına uygun olarak doğrudan sözleriyle çözümleyerek seslendirebilme becerisidir. Mesleki müzik eğitiminde müziksel okuryazarlığın en üst basamağı sayılabilecek bu beceri müzik eğitimi alan her bireyin geliştirmesi gereken bir beceridir ve her bireyde belli düzeyde bulunan deşifre şarkı söyleme becerisi planlı, programlı, sistemli ve düzenli çalışmalarla geliştirilebilir. Ülkemizde deşifre okuma becerisini geliştirmeye yönelik özgün çalışmalar birkaç kaynak kitapla sınırlı bulunmaktadır. Deşifre şarkı söylemeye yönelik ise sistemli ve planlı hiçbir uygulama yapılmamakta, bilimsel araştırma ya da kaynak bulunmamaktadır. Yurt dışında ise 1800’lü yıllardan bu yana deşifre şarkı söyleme öğretimine yönelik çok sayıda yayımlanmış kaynak bulunmaktadır ve pek çok yöntem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu çalışmada deşifre şarkı söyleme öğretim materyali olarak önerilen metot, deşifre şarkı söyleme alanındaki bu kaynak eksikliğini giderme düşüncesiyle yapılan doktora araştırmasında geliştirilip, uygulanmış özgün bir öğretim metodudur. Çalışmada deşifre şarkı söyleme için önerilen öğretim yöntemi ve öğretim sistemi ile deşifre şarkı söyleme öğretim programı ve materyallerinin oluşturulmasına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Söz konusu metot deşifre şarkı söyleme eğitimine yönelik Türkiye’de yazılmış “ilk” öğretim metodu niteliğini taşıdığından ve bu alanda yapılabilecek başka araştırmalara, eğitim-öğretim programlarına ve uygulamalarına yol gösterip kaynak oluşturması açısından önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kafkasyada Kadim Yerleşmenin Paleocoğrafi Durumuna Bir Örnek: Nahçıvan</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16149</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16149</guid>
      <author>Mustafa ÖZDEMİRFatih İMAT , Nazım BABABEYLİ , Mustafa ÖZDEMİR</author>
      <description>Nahçıvan, Yakın ve Orta Doğu’da, aynı zamanda Bağımsız Devletler Topluluğu içinde yer alan çok eski yaşam alanlarından biridir. Geçmişi yaklaşık 5000-6000 yıl öncesine dayanan Nahçıvan etrafındaki ilkin (birincil) yerleşmede coğrafi konum, iklim ve doğal kaynaklar önemli rol oynamıştır. Nahçıvan dolaylarının jeolojik oluşum yönünden 420 milyon yıla yakın bir geçmişi vardır. Nahçıvan diyarının, bugünkü jeolojik-morfolojik görünümünü üzerinde uzun bir jeolojik (litolojik, stratigarif ve tektonik) geçmişinin etkisi vardır. Devon döneminde okyanus sularıyla kaplanan arazi daha sonraları bir çok kez denizlerin transgresyon ve regresyonuna maruz kamış ve Miyosen dönemi sonuna doğru deniz suları bölgeyi tamamen terk etmiştir. Pliyosenin son döneminde ise Nahçıvan ve çevresi şu anki orografik görüntüsünü almıştır. Karmaşık jeoloji gelişim süreçleri (volkanizma, tektonik hareketler, farklı stratigrafik basamaklar) çeşitli mineral doğal kaynakların oluşmasına neden olmuş bu da gelecekteki yerleşmede ihtiyaç duyulan hammaddenin oluşumuna zemin hazırlamıştır. 10-12 bin yıl önce Nahçıvan’ın orta ve alçak dağlık arazilerinde ılıman soğuk ve rutubetli iklimin hakim olduğu Boreal iklim dönemi yerini; 8-9 bin yıl önce Sıcak Rutubetli Vereal iklim dönemine ve 6-8 bin yıl önce de Holosen’in Soğuk Atlantik iklim dönemine bırakmıştır. Yaklaşık 4.5 - 5 bin yıl önce Subboreal iklim döneminde dağlarda yeniden ılıman sıcak iklimin hakim olmaya başlamasıyla birlikte Hazar denizi, Kura ve Nahçıvan düzlüklerini istila etmiştir. Bu durum insanların batıya doğru göç etmesine ve dolayısıyla bugünkü Nahçıvan şehri ve çevresindeki birçok yaşam alanlarının da temelinin atılmasına sebep olmuştur. Nahçıvan’da görülen ilk yerleşmelerde mağaralar, doğal barınaklar ve doğal kaleler önemli bir rol oynamıştır. Bununla birlikte jeolojik gelişim sürecinde transgresyonlar sonucu denizlerin Nahçıvan’a armağan ettiği tuz maden yatakları, Nahçıvan’ın elverişli coğrafi konumu ve eski kervan yollarının buradan geçmesi Nahçıvan’daki yerleşmenin zaman içinde gelişmesine neden olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güvenlik Kameraları Ve Okul Güvenliği: Bir Ölçek Geliştirme Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16257</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16257</guid>
      <author>Niyazi ÖZER, Burhanettin DÖNMEZ</author>
      <description>Bu araştırma ile okullarda kullanılan güvenlik kameralarının okul güvenliği ve disiplinine katkısına ilişkin öğretmen görüşlerini belirlemek üzere geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri 2007-2008 eğğitim-öğretim yılında güvenlik kameralarının kullanıldığı ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan ve araştırmaya gönüllü oılarak katılan 119 öğretmenden toplanmıştır. Geçerlik çalışmaları kapsamında açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, madde-test korelasyonları ve alt-üst grup ortalama puanlarına ilişkin farklılıklar incelenmiştir. Güvenirlik çalışmaları kapsamında ise Cronbach Alpha ve test-tekrar test katsayıları hesaplanmıştır. Analizlerden elde edilen bulgular, ölçeğin geçerli ve güvenilir bir araç olduğunu göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadın Besteci Sorunu: Cinsiyet Rollerine ve Kadınların Yaratıcılıklarına İlişkin Yargılar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15966</guid>
      <author>Zeynep Gülçin ÖZKİŞİ</author>
      <description>Müzik tarihi literatüründe kadınlar, önemli müzik icracıları olarak kabul görürken, bestecilik ve müzikal yaratıcılık, daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bestecilik özelinde, kadınların müzikal kanonda erkeklere oranla daha az yer buluyor olmalarının sosyal, kültürel ve ekonomik birçok nedeni mevcuttur. Bu nedenler arasında, 20. yüzyılın ilk yarısına dek kadınlara atfedilen müzikal yaratıcılık yetersizliği miti ve kadınların bestecilik eğitimine erişimlerinin kısıtlanmış olması yer almaktadır. Eğitim ve mesleki yönlendirmelerde, toplumsal cinsiyet ve cinsiyete dayalı yargılar önemli rol oynamaktadır. Çalışmada, toplumsal cinsiyet ve cinsiyet rollerine ilişkin yargıların, kadınların bestecilik eğitimine erişimleri ve bestecilik kariyerlerine etkisi ile kadın besteci sorunu; toplumsal, kültürel ve felsefi bağlamlarda, tarihsel art alan dâhilinde incelenmektedir. Kadın bestecilerin bestecilik yaşamları ve yapıtları toplumsal cinsiyet bağlamında ele alındığından, öncelikle toplumsal cinsiyet ve cinsiyet rollerine ilişkin yerleşik yargılar incelenerek, bunların eğitim ve kariyer seçimine etkisi araştırılmıştır. Kadınların, müzik tarihi literatüründe önemli müzik icracıları olarak kabul görürken, bestecilik ve müzikal yaratıcılığın, daha çok erkeklerle ilişkilendirilen bir alan olarak karşımıza çıkmasının en önemli nedenleri arasında 20. Yüzyılın ilk yarısına dek kadınlara atfedilen müzikal yaratıcılık yetersizliği miti ve kadınların kompozisyon eğitimine erişimlerinin kısıtlanmış olmasının sayılabileceği görülmüştür. Kadınlara atfedilen müzikal yaratıcılık yetersizliği savlarının tarihi ve felsefi art-alanı, Avrupa merkezinde, 19. Yüzyıl aydınlarının kadına sorununa yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Camili (Macahel) Havzasının (Artvin, KD Türkiye) Heyelan Duyarlılık Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16080</guid>
      <author>Emre ÖZŞAHİN</author>
      <description>Dünya’da ve Türkiye’de en sık olarak görülen doğal afetlerden birisi de heyelanlardır. Türkiye’nin son 50 yıllık afet profili incelendiğinde heyelanların % 45’lik oranla en sık gerçekleşen doğal afet olduğunu görülmektedir. Bu çalışmada dünyada fauna ve flora özellikleri yönüyle eşine az rastlanan yerlerden birisi olan ve Türkiye’nin ilk Biyosfer Rezerv Alanı olarak ilan edilen Camili (Macahel) havzasının heyelan analizi yapılacaktır. Çünkü uluslararası öneme sahip bu havzadaki en büyük doğal afet risklerinden birisi olan heyelanlar hem yerleşme, hem de planlama açısından önemli bir tehdit unsurudur. Bu anlamda havza alanında heyelana neden olan faktörler, etki dereceleri, potansiyel heyelan alanlarının oranları ve coğrafi dağılışlarının nasıl olduğu araştırılmıştır. Çalışmada değişik ölçeklerde ve farklı kaynaklardan elde edilen faktör haritalarından yararlanılmıştır. Bu haritalardan elde edilen 17 parametre faktörü hem kendi içinde, hem de kendi arasında ayrı ayrı değerlendirilmiş ve koşullara bağlı ağırlıklı çakıştırma yöntemi ile birleştirilerek, heyelan risk alanları tespit edilmiştir. 1/25.000 ölçekli topografya paftası temelli olarak sürdürülen çalışmada farklı parametrelere ait değişik ölçeklerde haritalar ve Landsat uydu görüntüsünden de faydalanılmıştır. Çalışmanın haritalama ve analiz aşaması Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve Uzaktan Algılama (UA) temelli olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda ArcGIS/ArcMap 10 CBS ve ERDAS 2012 UA yazılımları kullanılmıştır. Çalışma sonucunda havza alanında % 59 oranla (21625 ha) en fazla orta duyarlılıkta alanların yayılış gösterdiği tespit edilmiştir. Bu yayılışı % 27 oranla yüksek ve çok yüksek duyarlı sahalar, % 14 oranla ise düşük ve çok düşük duyarlılıktaki sahalar takip etmiştir. Potansiyel heyelan alanlarının havza alanında daha çok eğim ve yağış değerlerinin yüksek, dağ ve yamaç morfolojisinin hakim olduğu, bitki örtüsünün tahrip edildiği veya zayıf olduğu kuzeye bakan yamaçlarda yoğunlaştığı belirlenmiştir. Heyelan riskinin yüksek olduğu alanlar yerleşim veya herhangi bir insan faaliyeti amaçlı olarak kullanılmamalıdır. Acil olarak havzada afet yönetim planlaması yapılmalı ve uygulanmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>II. Meşrutiyet Dönemi Mizah Basını ve İçeriklerinden Seçilmiş Örnekler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16248</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16248</guid>
      <author>Salih SEYHAN</author>
      <description>II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 24 Temmuz 1908 tarihi, Türk Siyasî Tarihi, Türk Edebiyat Tarihi, Türk Hukuk Tarihi gibi alanlar için olduğu kadar Türk Basın Tarihi için de çok önemlidir. Türk basını bu tarihte yeni bir döneme girmiş ve kendisini sınırlayan bağlardan kurtulmuştur; gazeteler ilk defa sansür heyetinin denetiminden geçmeden basılmıştır. Bu özgürlük ortamında çok sayıda gazete ve dergi basın hayatına katılmış, yeni gazete ve dergilerin arasında mizah dergileri de yerini almıştır. Bu bakımdan 24 Temmuz 1908 tarihi Türk mizah basını için çok daha büyük bir anlam ifade etmektedir. Zira bugün sahip olduğumuz bilgilere göre, II. Abdülhamit’in tahta çıkışından II. Meşrutiyetin ilanına kadar geçen 30 yıldan uzun dönemde beş altı tane gazete yayınlanmış olmasına rağmen hiç bir mizah gazetesi veya dergisinin yayınına müsade edilmemiştir. Daha sonra basın bayramı olarak da ilan edilen bu tarih, aslında daha çok mizah yayıncılığının bayramıdır. Bu çalışmada II. Meşrutiyet’in ilanını takip eden, basın patlaması olarak da tanımlanan günlerde ve sonrasında yayın hayatına başlayan mizah dergilerinden Boşboğaz ile Güllabi, Püsküllü Belâ, Lala, Mâlum ve Kahya Kadın isimli dergilerin kısa künyeleri verilerek, içeriklerinden seçilen örneklerle dönemin mizah anlayışına bir pencere aralamaya ve mizah dergilerinin Meşrutiyet’in ilanına bakışı değerlendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Matematik Öğretmen Daylarının Öğretimi Planlama ve Düzenleme Yeterlikleri Hakkında Özyeterlik Düzeyleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16196</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16196</guid>
      <author>İsmail ŞAN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının 2009 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’nca tanımlanan matematik öğretmenliği özel alan yeterliklerinden olan “öğretimi planlama ve düzenleme” yeterliği hakkındaki öz-yeterlik düzeylerini belirlemektir. Çalışmanın örneklemi İnönü Üniversitesi Fen Edebiyat ve Eğitim Fakültelerindeki matematik bölümlerinde öğrenim gören toplam 111 öğretmen adayından oluşmaktadır. Matematik öğretmeni adaylarının öğretmen yeterlikleri hakkındaki öz-yeterlik düzeylerini belirlemek için araştırmacı tarafından hazırlanan “Öğretim Durumlarını Planlama ve Düzenleme Yeterliği Hakkında Öz-yeterlik Anketi” kullanılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı(2009) tarafından yayımlanan “Özel Alan Yeterlikleri(ÖAY)” ölçeğin hazırlanmasında kullanılmıştır. Çalışmada betimsel yöntemin ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. matematik öğretmen adaylarının öğretmen yeterlikleri hakkındaki öz-yeterlik düzeylerinin yeterli düzeyde olduğu ve ÖAY hakkında bilgi sahibi olma değişkenine göre ihtiyaç belirleme tekniklerini, öğretim araç-gereçlerini, öğrenme-öğretme kuramlarını kullanabilme ve dersi desenlemede kullanılacak değişkenler; fakültelere göre öğretim araç-gereçlerini ve öğrenme-öğretme kuramlarını kullanabilme; öğrenim türüne göre ise öğrenme-öğretme kuramlarını kullanabilme performans göstergelerinin farklılıklar gösterdiği görülmüştür. Bu sonuçlara göre öğretmen adaylarının kendi eğitim süreçlerinde karşılaştıkları uygulamalara daha yatkın oldukları ve genellikle çağdaş uygulamalara uzak oldukları söylenebilir. Öğretmen adaylarının bazı performans göstergeleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmaması meslek seçerken doğru yönlendirmelerin yapılmamış olması veya üniversitedeki öğretim etkinliklerinin öğretmen adaylarınca anlaşılamamış olması etkili olmuş olabilir. Bahsi edilen sorunların giderilmesi için öğretim elemanları, eğitimle ilgili güncel gelişmeleri öğretmen adaylarıyla paylaşmalı, üniversiteler ile MEB ve TÜBİTAK işbirliği içinde çalışarak öğretmenlerin gelişiminde sorumluluk yüklenmelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alevi Yapısallaşması, Talepler ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarında Alevilik-Bektaşilik</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16225</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16225</guid>
      <author>Eyup ŞİMŞEK, Özcan GÜNGÖR</author>
      <description>Kültürel, sosyolojik, düşünsel ve tasavvufi özellikleriyle dikkat çekici olan Alevilik-Bektaşilik, özellikle 1990’lardan itibaren toplum gündemine daha sık gelmeye başlamıştır. Bu gündeme geliş daha çok Aleviliği yeni bir dini kimlik olarak keşfetme yolunu açtığı gibi bu kimliğin pekişmesi için de devletten dinsel talepleri beraberinde getirmiştir. Bu taleplerden biri Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) dersleri özelde ise DKAB ders kitaplarına ilişkin olanıdır. Ancak yapısallaşma sürecinde dile getirilen bu talep konusunda Alevi-Bektaşi grup ve önderler birleşmiş ise de, Alevi-Bektaşi grup ve önderlerin talebin DKAB kitaplarına nasıl yansıtılması gerektiği ve DKAB dersinin geleceği konusunda farklı yaklaşımlara sahip oldukları ileri sürülmektedir. Diğer taraftan MEB’in Alevi çalıştaylarıyla daha belirgin hale gelen talepleri dikkate aldığı ve son yıllarda DKAB ders kitaplarına yansıttığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda Türkiye’nin bir gerçeği olan Alevîlik-Bektaşiliğin DKAB ders kitaplarına nasıl yansıtıldığını tespit edilmesi önemlidir. Bu durumdan hareketle konunun araştırılması, bu çalışmanın amacını oluşturmuştur. Bu doğrultuda ilk ve ortaöğretim okullarında okutulan DKAB ders kitapları Alevîlik-Bektaşilik ile ilgili içerik açısından değerlendirilmiş, Alevilik-Bektaşilik konularının düzeyi ve ele alınışının tespitinde betimsel bir yaklaşım kullanılmıştır. Araştırmanın kapsamını Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 2012 yılında basılan 2012-2013 eğitim-öğretim yılında ilk ve ortaöğretim okullarına dağıtılan ders kitapları oluşturmaktadır. Taranan 4-12 sınıf DKAB ders kitaplarının tamamında Alevîlik-Bektaşilik ile ilgili konulara veya kişilere yer verildiği belirlenmiştir. Özellikle ilköğretim 7. sınıf DKAB ders kitabında ‘İslam Düşüncesinde Yorumlar’ ünitesinde ‘cem ve cemevi’, ‘musahiplik’, ‘dua ve gülbenkler’, ‘hızır orucu’ konularına; ortaöğretim 12. sınıf DKAB ders kitabının ‘İslam Düşüncesinde Tasavvufi Yorumlar’ ünitesinde ise bunlara ilave olarak ‘cemin yapılışı’, ‘semah’, ‘muharrem ayı ve aşure’ din öğretimine konu edildiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fen ve Teknoloji Dersinde Akademik Başarının Yordayıcısı Olarak Öz Düzenleyici Öğrenme Stratejileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16197</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16197</guid>
      <author>Ahmet TEKBIYIK, Fatih CAMADAN , Ahmet GULAY</author>
      <description>Bu araştırmada, ilköğretim öğrencilerinin Fen ve Teknoloji dersindeki akademik başarılarının, kullandıkları öz düzenleyici öğrenme stratejileri tarafından yordanması amaçlanmıştır Araştırmanın çalışma grubu, 338 ilköğretim öğrencisinden oluşmaktadır. İlişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırmada, öğrencilerin öz düzenleyici stratejilerini kullanma düzeyini ölçmek amacıyla Pintrich, Smith, Garcia ve McKeachie (1991) tarafından geliştirilen ve Büyüköztürk, Akgün, Özkahveci ve Demirel (2004) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Öğrenmede Motive Edici Stratejiler Ölçeği” kullanılmıştır. Öğrencilerin başarı düzeylerinin tespit edilmesinde ise Fen ve Teknoloji dersi karne notlarından yararlanılmıştır. Araştırma sonuçları öz düzenleyici öğrenme stratejileri ile başarının anlamlı olarak ilişkili olduğu ortaya koyulmuştur. Araştırmada öğrencilerin fen ve teknoloji dersinde kullandıkları öz düzenleyici öğrenme stratejilerinin, fen ve teknoloji dersindeki akademik başarılarının anlamlı yordayıcısı olduğu görülmüştür. Bu değişkenlerden görev değeri ve öz yeterliğin pozitif, sınav kaygısının ise negatif yordayıcılar olduğu ortaya konulmuştur. Bununla birlikte diğer öğrenme stratejilerinin, akademik başarının anlamlı birer yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Araştırmada son olarak öz yeterliğin fen ve teknoloji başarısını en güçlü yordayan ve öz düzenleyici öğrenme stratejisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte ikinci aşamada sınav kaygısı değişkeni modele dahil edilmiş ve öz yeterlik ile sınav kaygısı değişkenlerinin birlikte fen ve teknoloji başarısını belli bir düzeyde açıklayabildiği görülmüştür. Üçüncü aşamada ise öz yeterlik ve sınav kaygısıyla birlikte görev değeri değişkeni modele dâhil edilmiş ve sonuçta bu üç değişkenin birlikte Fen ve teknoloji başarısını belli bir düzeyde açıklayabildiği bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mevlânâ’da İlahî Sıfatlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16137</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16137</guid>
      <author>Tuna TUNAGÖZ</author>
      <description>Bu makalede tasavvufî çevrelerde ve Anadolu İslâm kültüründe önemli bir konuma sahip olan sûfî şair ve düşünür Mevlânâ Celâleddîn er-Rûmî’nin (ö. 672/1273) ilahî sıfat anlayışı, Kelâmcıların görüşleriyle kıyaslanarak incelenmiştir. Kur’an’ın, inanılmasını istediği Allah’ın varlığından ve O’nun varlığı ile ilgili konulardan bahsetmesi beklenecek bir durumdur. Her ne kadar ilahî isimleri ön plana çıkarıp teorik detayları bir kenara bıraksa da, Tanrı’nın nitelikleri Kur’an’ın ilgi sahası içerisinde yer alır. Kelâmcılar bu nasları, donanımları doğrultusunda, Yunan felsefesinin desteğiyle rasyonel olarak ayrıntılama ve sistemleştirme yoluna gitmişlerdir. Aralarında Mevlânâ da olmak üzere sûfîler ise, Tanrı hakkında elde edilebilecek bilgiyi ruhsal arınmanın ortaya koyduğu keşfe, ilhama, yani dinî tecrübeye indirgerler. Her iki ekolün arasındaki ayrılığın özünü de bu metot farklılığı oluşturmaktadır. Bilindiği üzere, Sünnî kelâmın sıfat anlayışı, zatla sıfatları aynılaştıran Mu’tezilî kelâmın antitezidir. Sünnî tez, Allah’ın sıfatlara hakikî anlamda sahip olması, bu sıfatların da O’nun zatının ne aynı ne de gayrı olduğu şeklinde özetlenebilir. Makalemizin konusu olan Mevlânâ’nın ilahî sıfatlara ilişkin görüşleri, bariz biçimde Sünnî kelâm ile uyumludur. Allah’a “nefsî, selbî, subûtî, fiilî ve haberi” sıfatlar izafe eden düşünür, bu görüşlerini daha çok şiirler içerisinde, sistemsiz biçimde vermekte ve teorik detaylara girmemektedir. Fakat Sünni Kelâmcılarla olan mutabakat, Mevlânâ’nın sıfat anlayışının sadece bir yönünü ifade eder. Çünkü Mevlânâ, en başta “varlık ve bilgi” anlayışları olmak üzere, tasavvufî düşünce ile kelâmî düşüncenin ayrıştığı noktalarda, tercihini tasavvufî paradigmadan yana kullanmakta ve bunu ürettiği tüm pratik ve teorik sonuçlara yansıtmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kubad Abad Kazılarında (2005-2010) Bulunan Cam Kadehler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16046</guid>
      <author>Zekiye UYSAL</author>
      <description>Uzun zamandan beri yapılmakta olan Kubad Abad kazılarında ele geçen Selçuklu devri camları pencere camları ve kullanım eşyası olmak üzere iki ana grupta toplanabilmektedir. Bu yazımızda 2005-2010 yılları arasındaki kazılarda ele geçen kadeh parçaları incelenmiştir. Yapım tekniği olarak serbest üfleme ve kalıba üfleme teknikleri kullanılmıştır. Kapların kaideleri lif sarma ve katlama teknikleriyle yapılmıştır. Renk olarak, şeffaf renksiz, şeffaf yeşilimtrak, şeffaf açık yeşil, mavimtrak, açık mavi görülmektedir. İncelenen parçalar, silindirik ve ters konik gövdeli olmak üzere iki farklı form gösterirler. Silindirik gövdeli kadehlerde gövde silindire yakın bir form gösterir. Ağız kenarları dışa taşkın ve yatıktır. Bu tipteki kadehlerin kaide kısmı lif sarma tekniğiyle oluşturulmuştur. Ters konik gövdeli kadehlerde ise gövde kaideden itibaren yukarıya doğru ters koni biçiminde genişlemektedir. Ters konik gövdeli kadehler, kendi içlerinde dışa dönük ağızlı ters konik gövdeliler, dışa dönük ağızlı spiralli ters konik gövdeliler, ayaklı kaideli ters konik gövdeliler üzere üç alt gruba ayrılabilmektedir.2005-2010 yılları arasında ele geçen kadehler üzerinde lif sarma, kalıplama mineleme teknikleri kullanılarak süslemeler yapılmıştır. Bunlardan mineleme tekniğinde bezenmiş parçanın üzerinde bir kuş figürü tasvir edilmiştir. Bu makalede ele alınan kadehler genel özellikleri bakımından önceki sezonlarda Kubad-Abad’da bulunan parçalarla paralellik göstermektedirler ve onlar gibi XIII. yüzyıla tarihlenebilirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yunus Emre Divanında Türkçe İslamî Terimler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16162</guid>
      <author>Emek ÜŞENMEZ</author>
      <description>Yunus Emre’nin ne zaman ve nerede doğduğu kesin olarak belli değildir. 13. yüzyılın büyük mutasavvıfı Yunus Emre’nin edebiyat ve dil tarihimizde iki önemli yeri vardır. Bunlardan birincisi Yunus Emre’nin şiirlerindeki temadır. Halkı doğru yola çağıran Yunus Emre barışın, sevginin, cömertliğin, kardeşliğin, deyim yerindeyse insanlığın timsali olmuştur. Bu yönü ile Yunus’un şiirlerini okuyanlar ondan büyük zevk almışlardır. Öyle ki Yunus Emre yedi yüz yılı aşkın bir zamandır sadece bu topraklarda değil evrensel anlamda bütün dünyada sevilerek okunmaktadır. Bu durum Yunus’un şiirlerinin iç yapısıyla ilgilidir. Türkistan’dan Anadolu’ya gelen Türkler, büyük bir kültür ve medeniyeti Anadolu sahasına taşımış oldular. Türk yazı dilinin tarihî gelişimi içerisinde Karahanlı Türkçesinden sonra Batı Türkçesi teşekkül etmeye başlamıştır. Batı Türkçesinin ilk dönemini Eski Türkiye Türkçesi (Eski Anadolu Türkçesi) oluşturur. Türkistan’dan Anadolu’ya gelen Türklerin büyük çoğunluğunu Oğuzlar oluşturduğu için bu devir Türkçesine Oğuz Türkçesi de verilmiştir. Bu yazıda Yunus Emre</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Niğde Kültürünün Sesi: Niğde Türküleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16169</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16169</guid>
      <author>Timur VURALFeyzan GÖHER VURAL , Timur VURAL</author>
      <description>Türküler, Türk toplumunun en önemli kültürel değerlerindendir. Binlerce yıldır Türk insanıyla birlikte oluşmuş ve olgunlaşmış olan türküler, Türk kültür yaşamına ait önemli değerleri içinde barındırmaktadır. Türk insanı, acısını, özlemini, sevincini, öfkesini türkülerle dile getirmiş, kendisini türkülerle ifade etmiştir. Türküler sadece bireysel duyguların değil, toplumsal olayların, sosyo-ekonomik şartların, kültürel değişimin, toplumsal yönelimlerin de birer ürünü olmuşlardır. Türküler ritmik ve melodik yapı analizi, ses alanı tespiti gibi pek çok incelemeye konu olabileceği gibi, konuları, hikâyeleri açısından da geniş bir araştırma alanıdır. Türkülerde adı geçen motifler, gelişigüzel olmayan, bazı çağrışımları, özel anlamları bulunan öğelerdir. Motif ve semboller, ait oldukları bütün hakkında önemli ipuçları sunarlar. Bu anlamda söz konusu motiflerin ve sembollerin saptanması ve yorumlanması büyük önem arz eder. İç Anadolu türküleri, Orta Asya bozkırlarında tınlayan kopuzların sadeliğini taşımaktadır. Bu türküler, Anadolu insanının sade ve temiz duygularını en güzel şekilde dile getiren kültür unsurlarıdır. Niğde yöresine ait türküler de birbirinden güzel örnekleriyle, müzikal ve sosyolojik araştırmalara konu olacak değerli ürünlerdir. Bu eserlerdeki Türk kültürüne ait önemli motif ve sembollerin sergilenmesi bu araştırmaya ayrı bir önem katmaktadır. Betimsel karakter taşıyan bu araştırma, TRT repertuarı ve türkü albümlerinden 155 Niğde türküsü üzerinde yapılmıştır. Çalışmada öncelikle Niğde yöresine ait bu türkülerin konuları sınıflandırılmış, türkülerin içerdiği motifler ve semboller belirlenmiş, Niğde kültürünün türkülere yansıyışı işlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Devlet Okullarında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Ders Kitaplarının İrdelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16177</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16177</guid>
      <author>Munise AKSÖZ</author>
      <description>Türkiye’de ‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi’ birçok tartışmalara yol açmıştır. Özellikle bu dersin, zorunlu dersler içerisinde yer alması farklı kitlelerin değişik beklenti ve talep içerisinde bulunmasına neden olmuştur. Türk Milli Eğitim Bakanlığı din derslerinin herhangi bir dine ya da mezhebe yönelik olmadığını, amacın yetişen genç nesillere bütün dünya dinlerine yönelik bilgi vermek ve genel geçerli ahlaki değerleri öğretmek olduğunu belirtmektedir. Bu çalışmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı’nın yukarda değinilen hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını göstermek ve aksayan yönlerini ortaya çıkartmaktır. Bu nedenle makalede ilk önce söz konusu ders bağlamında ‘din’, ‘kültür’, ‘ ahlak’ ve ‘bilgi’ kavramları irdelenmiş, bunların hangi anlamlarıyla kullanılmış olduğu, aynı zamanda ders içeriği ile örtüşüp örtüşmedikleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Özellikle ders adında yer alan ‘Din Kültürü’ ifadesinden kaynaklanan sorunlara yer verilmiş ve bunun nasıl giderilebileceğine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Sonraki aşamada ise “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” Dersinin Türk eğitim sistemindeki yeri irdelenmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlatılan ders kitaplarının hangi sınıfta, hangi konular altında farklı din ve mezheplerin ne kadar işlendiğine ve hangi bilgilere yer verildiğine değinilmiştir. Çalışmada özellikle üç büyük tek tanrılı din olan Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık ele alınmıştır. Bunlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklara Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında ne kadar yer ayrıldığına bakılmış, gerektiği yerde tablo şeklinde ortaya konulmuş ve aksaklıklar bu şekilde görselleştirilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nidayî el-Ankaravî’nin Bilinmeyen Eseri Mübâhasât-ı Mükeyyifât ve Yeniden Yazım Örnekleri Olarak Aynı Konudaki Diğer Münazaralar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15964</guid>
      <author>Fatma BÜYÜKKARCI YILMAZ</author>
      <description>Çiçekler, hayvanlar, şehirler, eşya ve benzeri arasındaki üstünlük tartışmalarına yer veren eserlere münazara adı verilir. Bu tür eserlere Arap ve İran edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da rastlanır. Agâh Sırrı Levend Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinde bu türdeki eserleri “Münazara yollu temsilî hikâyeler” başlığı altında değerlendirmiştir. Bu eserler konularına ve içeriklerine göre mizahî eserler; ahlâkî, hikemî ve tasavvufî eserler; sanatkârane bir üslûba zemin olan konuları içeren eserler, şeklinde tasnif edilmişlerdir. 16. yüzyıl müelliflerinden Menâfi‘ü’n-nâs adlı tıp kitabının yazarı Nidayî’nin kaynaklarda adı geçmeyen eseri Mübâhasât-ı Mükeyyifât, ikiden fazla keyif verici maddenin münazarası hakkındadır ve Anadolu sahasında bu tarzda yazılan ilk eserlerden olduğu düşünülmektedir. Başı ve sonu manzum, diğer kısımları mensurdur. Eserin yazılış sebebi kısmında müellif, mükeyyifattan el çektiği için perişan gönüllere eğlence olsun diye bu latifeyi icat ettiğini, dinleyenin gamını gidereceğini belirtir. Bu eserde afyon, berş, esrar, boza, şarap ve bal arasında üstünlük tartışması yaşanır. İkiden fazla tartışmacısı olan aynı konulu eserler arasında Sıhhatî Çelebi’nin Menâkıb-ı Mükeyyifât-ı Âlem, yazarı belli olmayan Muhâleme-i Mükeyyifât ile Hikâyet-i Cem‘iyyet-i Mükeyyifât-ı ‘Âlem ve Mübâhase ve Mücâdele adlı üç eserin yanı sıra başlıksız iki eser daha bulunur. Bu eserlerde Nidayî’dekilere ek olarak kahve, tütün gibi farklı tartışmacılar da bulunur. Bu çalışmada Nidayî’nin kaynaklarda yer almayan Mübâhasât-ı Mükeyyifât adlı eseri tanıtılmış, bu konuda tespit edilebilen diğer eserlerle karşılaştırılarak benzerlik ve farklılıklar ortaya konmaya çalışılmış, ayrıca bu eserlerin bir “yeniden yazım” örneği oluşturup oluşturmadıkları sorusuna cevap aranmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlk “Mûsikî” Ders Programları ve Zati Bey’in “Talim-i Kıraat-i Mûsikî” İsimli Eserinin Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16213</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16213</guid>
      <author>Cahit AKSU</author>
      <description>Osmanlı Döneminde Tanzimat’la birlikte (1839), o zamana kadar dini eksende işleyen eğitim sistemi, artık dünyevi konuları ele alan, günlük hayatın pratik ihtiyaçlarına cevap veren farklı disiplinleri de kapsamaya başlamıştır. İnsanın ruhen ve bedenen de gelişmesi gerektiği anlayışı ile sanat, spor ve el becerileri gerektiren dersler programlarda yer almaya başlamıştır. Müzik derslerinde kullanılan müzik ders kitapları içinde Zati (Arca) Bey’in Talim-i Kıraat-i Mûsikî isimli eseri, Okul Müziği alanındaki ilk kitap olarak kabul edilmektedir. Kitap, pedagojik olarak cumhuriyet döneminde üretilen müzik eğitimi kitaplarına rehberlik etmiştir. Bu kitapta yer alan çocuk şarkılarındaki konular, Türk insanının o zamanki duygu, düşünce, hissiyat ve ihtiyaçlarına işaret etmektedir. Savaşta şehirlerin kaybedilmesinden kaynaklanan büyük üzüntü, mücadele eden orduya maddi olarak ta yardım etmenin erdemi, İstiklal Savaşı ile Türklük gururu, tarımsal kalkınmanın, üretimin ve tutumlu olmanın önemi bu kitaptaki şarkılarda ele alınan başlıca konulardır. Kitapta bulunan şarkılarda ele alınan konular şu şekildedir: “Oyun, Organlar, Günler, Sayılar, Mevsimler, Tasarruf Bilinci, Çalışmanın Önemi, Allah Sevgisi, Beslenme, Doğa Sevgisi, Anne-Baba Sevgisi, Eğitimin Önemi, Özlem, Kahramanlık, Vatan Sevgisi.” Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yazılan ‘Talim-i Kıraat-i Musiki” isimli eserde yer alan şarkılardaki konu çeşitliliğini diğer çalışmalarla karşılaştırdığımızda, konuların doğru bir pedagojik yaklaşımla ele alındığını ve bu karakteristiğiyle de ondan sonra yazılan benzer müzik eğitimi kitaplarına öncülük ettiğini görmekteyiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ahi Evranı Velinin Düşüncelerinin Demokrasi Kültürüne Yansımaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16246</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=16246</guid>
      <author>Murat DEMİRBAŞMetin ELKATMIŞ , Murat DEMİRBAŞ</author>
      <description>Türk tarihinde birlikte yaşama kültürünü geliştirme onu destekleme adına önemli işler ve düşünceler ortaya koyan pek çok isim bulunmaktadır. Bunlardan ilk akla gelenlerden birisi de kuşkusuz Ahi Evran’dır. Çağının iktisat bilgini olan Ahi Evran, aynı zamanda Ahilik teşkilatının da kurucusudur. Öne sürdüğü düşünceler, temellerini attığı teşkilatlarla bugün de hala önemli bir değer olarak karşılık görmektedir. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru sivil toplum örgütleridir. Ahi Evran’ın temelini attığı Ahi birlikleri de örgütlü ve yerel demokrasinin yedi yüzyıl önceki formu görünümündedir. Bu örgütler sadece bir esnaf teşkilatı olmayıp aynı zamanda sosyo-ekonomik ve kültürel boyutları da olan geniş bir yapılanmadır. Ahilik, gerek teşkilat yapısı ve gerekse çalışma prensipleri ile insanlığın yönetim alanında ortaya koyduğu demokrasi paradigmasıyla örtüşmektedir. Bu nedenle araştırmada Ahi Evran’ın düşüncelerinin demokrasi kültürüne yansımalarını ele almaktır. Bu doğrultuda konuyla ilgili ulusal ve uluslararası kaynaklar doküman analizi tekniği ile taranacak, elde edilen verilerden çıkarsamaya gidilecektir. Getirilen veriler demokrasi kültürü ile değerlendirilerek yorumlanacaktır. Geçmişle bugün arasında kurulacak olan bağ, geleceğe ilişkin adımların daha sağlam atılmasını sağlayacağı için çalışma önemli görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


