






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2012 Sayı Volume 7 Issue 1 </title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=259</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Kendi Kaleminden Prof. Dr. Filiz Kılıç</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15537</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15537</guid>
      <author>Tuncay BÜLBÜL</author>
      <description>30 Haziran 1964’te Nevşehir’in Avanos ilçesinde doğmuşum. Babam şark vazifesi dolayısıyla Diyarbakır’da olduğu için doğumdan kısa bir süre sonra Diyarbakır’a dönülmüş. 2 yaşına kadar Diyarbakır’da kalmışız. Annemin 4 yıl kalıp bir masal gibi anlattığı Diyarbakır, zihnimde, ulaşılması imkânsız Kaf Dağı’nın ardındaki bir şehirdi, ta ki 1990’lı yıllarda bir görev için gidene kadar. Öyle bir şehir ki bin bir güzelliğe sahip, huzur ve güven dolu olarak özetlemek mümkün. Çünkü, annem hep şehrin yeşilliğinden, çiçeklerinden âdeta cennet bahçelerini anlatır gibi bahsediyor; komşuların yardımseverliğinden, babam nöbete gittiğinde ona nasıl göz kulak olduklarından, bebek Filiz’i ne kadar çok sevdiklerinden</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilim Yoldaşlığı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15479</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15479</guid>
      <author>Mustafa İSEN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divan Şiirinde Kulak Çekmeye Dair</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15532</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15532</guid>
      <author>Yaşar AYDEMİR</author>
      <description>Redif, şiirin ses yapısı ve anlam çerçevesini belirleyen önemli unsurlardandır. Şiirin kurgusu büyük ölçüde onun etrafında döner. Yazımıza konu olan "kulak çekmek" kelime grubu da bu çerçevedeki örneklerdendir. Çalışmamızda kulak çekmeyi redif olarak kullanan Bakî, Vusulî, Tâlib, Nevî ve Nizamî'nin müstakil şiirleri ile içinde bu kelime grubuna yer veren farklı şairlere ait beyitler bir araya getirilmiştir. Benzer örnekler alt alta getirilerek "kulak çekmek"in metinlerdeki anlam dünyası ortaya konmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avrupa’da Türkoloji Öğrenimi Gören Öğrencilerin Türk Dili, Edebiyatı ve Kültürüne İlişkin Görüşleri: Fransa Inalco Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15522</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15522</guid>
      <author>İsmet ÇETİNA. Derya ESKİMEN</author>
      <description>Araştırmanın ortaya çıkış nedeni, yurtdışında Türk Dilinin okutulduğu üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin Türk diline, edebiyatına, tarihine, kültürüne yönelik bakış açılarına, neden Türkoloji bölümünü seçtiklerine dair yanıt aramaktır. Bu sorulardan hareketle gerçekleştirilen araştırmada amaç, Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Enstitüsü (Institut National des Langues et Civilisations Orientales: INALCO) Avrasya Türklük Araştırmaları Bölümünde öğrenim gören öğrencilerin, Türk Dili ve Edebiyatı hakkındaki görüşlerini değerlendirmektir. Betimsel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilen çalışma, 2010-2011 eğitim öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilmiştir. Türkoloji bölümüne devam eden öğrencilerin Türk Dili, Edebiyatı hakkındaki görüşleri ile ilgili veriler on beş açık uçlu soru aracılığıyla elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cümle Nasıl Tanımlanmalıdır?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15382</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15382</guid>
      <author>H. İbrahim DELİCE</author>
      <description>Cümle, dilbilgisi çalışmalarında doğru tanımlanmamaktadır. Cümlenin anlambirimcikleri doğru tespit edilmeli ve cümle bu doğrultuda yeniden tanımlanmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlıda Manzum Fetvâlar ve Edebi Değerleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15464</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15464</guid>
      <author>Muhittin ELİAÇIK</author>
      <description>Fetvâ, şeyhülislâm veya müftülerin, kendilerine sorulan müşkil konulara verdikleri güçlü cevaplardır. Osmanlıda beş asırlık bir sürede 129 şeyhülislâm görev yapmış ve fetvâları zor meselelerde en çok başvurulan kaynaklar olmuştur. Bu fetvâlar içinde manzum biçimde verilenler de yer almış ve daima dikkat çekici bulumuştur. Bu fetvâlar, kalem ve kelamları güçlü şeyhülislâm şairlerce yazıldıklarından şekil ve mutevaca diğer fetvâlardan edebî yönden ayrılmış ve sanat yönleri de bulunmuştur. Manzum fetvâlarda vezin ve kafiyece gözetilen bir itina ve özenle seçilmiş kelimelerin yanında edebi sanatlar da başarılı biçimde kullanılmıştır. Bu makalede, bu fetvâların edebî değerleri incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güldeste-i Riyâz-ı İrfân'da Vefatlara Düşülen Notlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15379</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15379</guid>
      <author>Mahmut KAPLAN</author>
      <description>Klasik edebiyatta arkasından bir iz, bir eser bırakarak ebediyete göçmüş kişilerin hayatlarını anlatan biyografik eserlerde, vefeyât-nâmelerde ölüme düşülen notlar, başlı başına zengin bir üslup göstergesi durumundadır. Tezkire, vefeyat ve diğer biyografik eser yazarları, hayatlarını anlattıkları şair, yazar, bilgin, muşikişinas ve velilerin vefatlarını kısaca “öldü”, “vefat etti” gibi basit bir biçimde anlatmak yerine süslü, şiirsel, muhayyel cümle ve ibarelerle anlatmayı tercih etmişlerdir. Bu ibarelerde insanımızın ölüme bakış açılarını tesbit etmek mümkün görünmektedir. Ölümü bir mekân değiştirme; ölümlü dünyadan ebedi âleme bir göç olarak gören müellif, aslında toplumsal vicdanın sesi olmuştur. Onun ifadelerinde vefatlar birer göç, cennet bahçelerine yolculuk, sonsuzluğa kanat çırpmaktır. Ölülerinizi hayırla anınız, prensibinden şaşmayan Beliğ, her öleni hayır ve güzel sözlerle anarak bilge bir tavır sergilemiştir. Bu bakımdan bu türdeki eserler kültür ve folklor tarihi açısından da önem arz etmektedir. Bu yazıda Bursalı İsmail Beliğ’in Bursada yaşayıp vefat edenleri anlattığı Güldeste-i Riyâz-ı İrfân ve Vefeyât-ı Dânişverân-ı Nâdiredân adlı eserinde vefatlara düşülen notlar tesbit edilip incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evliyâ Çelebî Seyâhatnâmesinde Gûy u Çevgân Oyunu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15543</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15543</guid>
      <author>Turgut KARABEY</author>
      <description>Gûy u Çevgân öyle tahmin ediyoruz ki çok eski târihî bir geçmişe dayanan bir Asya Kıt’ası oyundur. Bu oyun, Eyliyâ Çelebî’nin Seyâhatnâmesi’nde de bahsedilmektedir. Günümüzde de birçok oyunun temeli olduğu görülmektedir. Bu bakımdan Evliyâ Çelebî Seyâhatnâmesi, hem dünya kültürü hem de millî kültürümüz açısından çok ehemmiyetli bir eserdir. Bu sebeple makalede Seyâhatnâme ve Gûy u Çevgân oyununun öneminden bahsedilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretim Programlarının Dinleme Becerisi Bakımından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15370</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15370</guid>
      <author>Murat ÖZBAYDeniz MELANLIOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, literatürde ihmal edilmiş beceri şeklinde nitelenen dinlemeye, cumhuriyetin ilanından bugüne ilköğretim birinci ve ikinci kademede yürütülen Türkçe derslerine yönelik hazırlanan öğretim programlarında ne ölçüde yer verildiğini tespit etmektedir. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Çalışmada yürürlüğe konan birinci ve ikinci kademe Türkçe öğretim programlarında dinleme becerisine ne oranda yer verildiği incelenmiştir. Değerlendirmede batıda söylendiği gibi ülkemizde de dinlemenin “ihmal edilen bir beceri” olduğu ancak 1968 yılındaki programla becerinin, Türkçe eğitim ve öğretimi içinde düşünüldüğü; dinlemenin günümüzde öneminin anlaşılmasına rağmen diğer beceriler göz önüne alındığında hâlen göz ardı edildiği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yunus Emre’de İnsan Sevgisinin Evrensel Niteliği Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15523</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15523</guid>
      <author>Ahmet SEVGİ</author>
      <description>Türk şiirinin ve düşünce dünyasının önde gelen simalarından olan Yunus Emre’nin ortaya koyduğu fikirler günümüz insanının içine düştüğü buhranlara ışık tutacak niteliktedir. Onun, daha 13. yüzyılda terennüm ettiği fikirler hâlâ canlılığını ve tazeliğini korumaktadır. Yunus Emre’nin şiirleri ve bu şiirlerde ifade ettiği düşünceler üzerinde pek çok çalışma yapılmıştır. Ancak Yunus Emre’nin daha iyi anlaşılabilmesi için onun şiirleri üzerinde daha çok çalışmanın yapılması gerekmektedir. Bu yazıda Yunus Emre’nin şiirlerinden hareketle onun ortaya koyduğu fikirlerin evrensel niteliği vurgulanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hacı Bektaş ve Hacı Toğrul Karşılaşması: Güvercin ve Doğan Donuna Bürünme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15489</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15489</guid>
      <author>Ahmet TAŞĞINBünyamin SOLMAZ</author>
      <description>Makale, Hacı Bektaş Velâyetnamesinde Hacı Bektaş ve Hacı Tuğrul arasında da cereyan eden Güvercin ve Doğan şekline bürünmeyi ele aldı. Güvercin ve Doğan motifi farklı birden fazla metinde yer alışlarına bakılmaksızın burada yer verildi. Böylece Hacı Bektaş Velâyetnamesinden yola çıkarak Hacı Bektaş ile Hacı Tuğrul arasında geçen olayın batini ve değişmeceli anlamı üzerinde duruldu. Güvercin ve Doğan motiflerinin yer aldığı farklı iki metinlerden ilki Güvercin İlahisi diğeri de Güvercin Manzumesi’dir. Bu manzume, Şah İsmail mahlasıyla Güvercin Manzumesi şeklinde Alevi Bektaşi topluluklar arasında da okunmaktadır. Hacı Bektaş’ın Rum’a yöneldiğinde Rum Erenleri onun Rum’a gelişine engel olmak için birçok tedbir aldılar. Fakat bu tedbirlerin hiçbirinde başarıya ulaşıp sonuca ulaşamadılar. Bu önlemlerden bir tanesi Hacı Tuğrul’un Doğan şekline bürünüp Güvercin şeklinde Rum’a giren Hacı Bektaş’ı yakalamak için hamle yapmasıdır. Makale bu konuya aktarılan metinler üzerinden açıklık getirdi. Sonuç olarak makale farklı metinler üzerinden karşılaştırmalı ele alan ilk çalışmadır. Bu bakımdan da metinlerde ele alınan konu, farklı bağlamlarıyla aktarılmalarına karşın metinler ortak konu etrafında birbirini desteklemektedir. Metinlerdeki kişiler ve birbirleriyle diyaloglarının statüleri etrafında hangi anlamlar içerdiği, Güvercin ve Doğan motifi ile aktarmayı amaçladığı içerik, hangi ortamda nasıl geliştiği üzerinde duruldu.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tatar Türkçesi Ağızlarında Gelecek Zaman</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15419</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15419</guid>
      <author>Ferit YUSUPOV</author>
      <description>Tatar Türkçesi ağızlarında gelecek zaman anlamı -ır, -açaq, -ası, -maq, -ğalaq biçimlerinde gerçekleşir.-ır gelecek zaman biçimi bütün ağızlarda kullanılır ve bundan dolayı diyalektler sisteminin çekirdek unsurlarından sayılır. -ası, -açaq, -maq, -ğalaq biçimleri bütün özel sistemlerde de mevcut değildirler. Mesela, -ası, -açak gelecek zaman biçimleri sadece Orta diyalektin bazı ağızları için hastır. Buna rağmen bu biçimler onun önemli tasnifi özelliklerinden sayılırlar. Tatar Türkçesinin diyalektler sisteminin dışında bu izoglos Oğuz dillerini kapsar. -maq, -ğalaq biçimlerinin izoglosu Baraba ağızlarında yer alır. Yukarıda anılan gelecek zaman biçimlerin kullanılmasıyla Baraba ağzı bir taraftan Kazak Türkçesine (-mak), diğer taraftan Sibirya’daki Türk lehçelerine (-ğalak) çok benzer. Mişer ağızlarında gelecek zamanın yegâne biçimi olarak -ır biçimi kullanılır. Mişer diyalektinin bir modele uygunluğu bu biçimin çekilişinde de korunur. Bu bakımdan diğer Kıpçak lehçelerine benzer.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Paris Doğu Dilleri Ve Medeniyetleri Enstitüsü Türkoloji Bölümü Dersleri Ve Bu Bölüme Devam Eden Öğrencilerin Yazılı Anlatım Becerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15526</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15526</guid>
      <author>Ayşe YÜCEL ÇETİNAyşe Derya ESKİMEN</author>
      <description>Araştırma, Paris Doğu Dilleri ve Medeniyetleri Avrasya Türklük Araştırmaları Bölümü’nde (Institut National des Langues et Civilisations Orientales: INALCO) uygulamalı olarak yapılmıştır. INALCO’da 2011-2012 eğitim öğretim yılında verilen dersleri ve burada eğitim gören öğrencilerin yazılı anlatım becerilerini belirlemek amacıyla yapılan bu araştırma, niteliği yönünden, “uygulamalı bir saha araştırması”dır. Değerlendirme sonunda, derslere ait veriler tablolar halinde sunulmuş, yazılı anlatıma ait veriler ise, gramer hataları, anlatım bozuklukları, yazım yanlışları vb. olarak tespit edilmiştir. Bu hataların sebepleri tartışılmış, ardından önerilerde bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bilge Karasu’nun Gece Romanında Estetize Edilmiş Unsurlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15278</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15278</guid>
      <author>İlyas AKMAN</author>
      <description>Bilge Karasu, her edebi eserin, onu yazan, okuyan ve hatta eser kahramanları için bir yolculuk olduğunu belirtir. Bilge Karasu’nun dil işçiliğini gösterdiği ve en komplike metinlerinden biri olan Gece romanında, okuyucu çıktığı yolculukta son derece güçlük çeker. Metnin bu kompleks yapısının yanında metnin anlamsal boyutunda ise okuyucu derin bir karamsarlıkla karşı karşıyadır. Kitabın isminden itibaren okuyucu bu karamsar ve kaotik ortama çekilir. Fakat Gece’nin karanlığını delen ve okuyucunun yolunu aydınlatan bazı estetize edilmiş unsurların Karasu tarafından metne serpiştirildiği görülür. Yazar, dil olgusunu, insanı, insanlar içinde de aydın/entelektüel kesimi ve bazı doğa unsurlarını estetize ederek okura sunar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İmtihanlar Zinciri Bağlamında Kirmanşah, Yeniden Doğum ve Metinlerarasılık</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15461</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15461</guid>
      <author>Erol AKSOY</author>
      <description>Konusunu Bin Bir Gece Masalları’ndan alan ve içerisinde masalsı unsurları yoğun bir şekilde barındıran Kirmanşah Hikâyesi, hem kahramanlık hem aşk konulu halk hikâyelerimizdendir. Bu çalışmada Joseph Campbell’in halk anlatılarındaki kahramanların ayrılma-erginlenme-dönüş sırasıyla sistemleştirdiği mitolojik macera modeli, halk hikâyelerimizden Kirmanşah’ın Behçet Mahir anlatması üzerine uygulanmıştır. Kirmanşah’ın aydınlanma, kendini gerçekleştirme ve ayrıldığı topluma benliğini bularak dönme yolunda yaşadığı türlü mücadeleler, imtihanlar zincirini kırıp yeniden doğuşuna uzanması, kahramanın yolculuğunun Campbell modeline uygunluğunu ortaya koymaktadır. Bunun yanında çalışmada, anlatıcının başka alt metinlerle kurduğu metinlerarasılık ilişkisine de dikkatler çekilerek bu ilişkinin hikâyenin gelişimi, sonucu ve mesajı üzerindeki etkileri de değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Hipotezin İzinden</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15384</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15384</guid>
      <author>Ercan ALKAYA</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kemalettin Kamu’nun Şiirlerinde Poetik Yapı: İmaj, Dil ve Üslup</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15297</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15297</guid>
      <author>Özden APAYDIN</author>
      <description>Bu çalışma, Türk edebiyatının mütareke dönemi şairlerinden Kemalettin Kamu’nun şiirlerindeki imaj, dil ve üslup özelliklerini değerlendirmeyi amaçlamıştır. Bu özellikler, Kamu’nun şiirlerindeki poetik yapıyı ortaya çıkarması bakımından oldukça önemlidir. Şairin iç dünyasını edebiyat yoluyla dış dünyaya aktardığı için, şiirlerdeki imajlar ortak özelliklerine göre belli başlıklar altında toplanarak sınıflandırılmıştır. Eserlerinde yer verdiği imajların değerlendirilmesi ile ortaya çıkan bu başlıkların, Kamu’nun iç dünyasını daha somut bir biçimde yansıtması bakımından ayrıca bir değeri olduğu düşünülmektedir. Vatan ve gurbet şairi olarak bilinen Kemalettin Kamu’nun şiirlerinde kullandığı dil ve üslup ise ayrı bir bölümde incelenecek ve değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fıkralarda Bektaşî Tipine Atfedilen İktidar Algısının Kökenleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15442</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15442</guid>
      <author>Metin ARIKANGaye Yavuzcan A. Aghdam, Akbar A. Aghdam</author>
      <description>Anadolu Türklüğünün kendi iç dinamikleri bağlamında oluşturduğu bir tip olan ‘Bektaşî’ fıkra tipi, tarihimizin farklı dönemlerinden bugüne dek geçerliliğini korumayı başaran sitemleri, itirazları, naif nükteleri ile halkın eleştirel sesi olma özelliğini hâlâ sürdürmektedir. Genel olarak Bektaşî fıkraları Osmanlı klasik dönemine işaret eder gibi algılansa da, biz bu fıkraların teşekkülüne zemin hazırlayan etkenleri daha erken bir aşamaya, tarikatın teşekkül sürecine inerek değerlendirmek istiyoruz. Böylelikle siyasal otoriteyle gerilimli, çoğu kez ona karşı alaycı, dinsel açıdan amelî manada genel toplum yapısından farklı bir görünüm arz eden; hatta bazen yaradan ile de senli benli konuşan Bektaşi tipini oluşturan şartları anlamaya yaklaşacağımız kanaatindeyiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şeyh Gâlib İle Keçeci-Zâde İzzet Molla’nın Gazelleri Arasında Nazire İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15458</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15458</guid>
      <author>Mustafa ARSLAN</author>
      <description>Bu yazıda “nazirecilik geleneği” hakkında kısa bilgi verilmiş, sonra Şeyh Gâlib ile Keçeci-zâde İzzet Molla’nın gazelleri bu gelenek çerçevesinde karşılaştırılarak nazire gazeller tespit edilmiştir. Nazire gazeller nazirecilik ölçütleri çerçevesinde değerlendirilmiş ve kimin kimden ne kadar etkilendiği ve bu etkileşimin dereceleri her iki şairin şiirlerinden alınan örneklerle ortaya konmaya çalışılmıştır. Her iki şairin de Mevlevî tarikatı mensubu oluşu ve ilham kaynaklarının başında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin gelmesi bu etkileşimi adeta zaruri kılmıştır. Ayrıca İzzet Molla’nın Mevlevî ilhamına açılışını sağlayan en önemli kapının Şeyh Gâlib olması bu karşılaştırmanın yapılmasında önemli etkenlerdendir. İki şair arasındaki bağlantı ve etkileşimin tespitinde nazirecilik geleneğinden faydalanılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dilin İşaret Sistemiyle Dilin Damga Sistemi Arasındaki Meselelerin İlişkisi Hakkında</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15338</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15338</guid>
      <author>Emine ATMACA</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Adaylarının Türkçenin Yaşadığı Sorunlara Yönelik Farkındalığı ve Önerileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15397</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15397</guid>
      <author>Hasan BAĞCI</author>
      <description>Gerek ana dili gerekse yabancı dil eğitiminin temel hedefi bireylerin dil becerilerini (okuma, dinleme, görsel okuma, yazma, konuşma ve görsel sunu) geliştirmektir. Ana dil, bireyle toplum arasında en güçlü bağları oluşturan duygu, düşünce ve kültürün taşıyıcısıdır. Ana dili eğitiminin temellerinin atıldığı, ana dili sevgisi ve bilincinin uyandırılmaya çalışıldığı ilköğretim basamağında çocuğa ana dili sevgisini ve duyarlılığını kazandıracak kişi öğretmendir. Öğretmen ana dili bilincine ve duyarlılığına sahipse ana dilinin bütün inceliklerini kullanarak öğrencisine model olabilir, bu bilinci ve duyarlılığı öğrencilerinde de uyandırabilir. Başta sınıf öğretmenleri olmak üzere bütün öğretmenlerin bu bilinci ve duyarlılığı henüz mezun olmadan kazanmış olması ise beklenen bir durumdur. Öğretmen adaylarının ana dilimizin yoğun olarak yaşadığı sorunlara yönelik farkındalığını ve bu sorunlara yönelik önerilerini belirlemeyi amaçlayan araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü, İngilizce Öğretmenliği Bölümü, İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Ana Bilim Dalı ile Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Ana Bilim Dalı öğrencileri, örneklemini ise aynı bölüm ve ana bilim dalının son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim Fakültesinin ilgili bölümlerinde 2010-2011 öğretim yılı bahar döneminde öğrencilerinin açık uçlu sorulardan oluşan veri toplama materyaline (anketine) verdikleri cevaplarla sınırlıdır. Ankette yer alan açık uçlu sorular betimsel analiz yöntemi kullanılarak değerlendirilmiş, bulgular nicel olarak sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divânü Lûgâti’t-Türk’te Dil Öğretimi Bağlamında Sözel Kültür Ürünleri Aracılığıyla Değer Aktarımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15467</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15467</guid>
      <author>Zekerya BATURMusa KAYA</author>
      <description>Divânü Lûgâti’t –Türk (DLT), Türklerin sosyo-kültürel yaşamı hakkında derin izler taşıyan bir eserdir. Bu eserde Türklerin komşuluk ilişkilerinden, çocuk eğitimine; insani değerlerden yeme içme kültürüne kadar hayatın birçok kesitini bulmak mümkündür. Bu çalışma betimsel olup tarama modelinde yapılmıştır. Eserde sosyal yaşamın en önemli unsurlardan biri olan değer kavramının veriliş biçimini tespit etmek amacıyla tarama yapılmıştır. Tarama sırasında özellikle sosyal yaşamla ilgili değerleri içeren kelime ve atasözlerine ulaşılmaya çalışılmıştır. Tespit edilen kelime ve atasözleri tasnif edilerek içerik analizine tabi tutulmuştur. Elde edilen verilere göre Türklerin komşuluktan misafirliğe, evlilikten batıl inançlara kadar birçok orijinal değeri oluşturduğu bunu da dil öğretimi sırasında sözel kültür ürünlerinde de görmenin mümkün olduğu anlaşılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Ders Kitaplarında Yer Alan Şiirlerin Şiirbilim Açısından Görünümü Üstüne Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15401</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15401</guid>
      <author>Nihat BAYAT</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı şiirbilimin temel ilkeleri ve Jakobson’un dilin şiirsel işlevi modeline dayanarak şiir metinlerinin hangi öğelerden oluştuğunu saptamak ve buna bağlı olarak Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirlerin şiir türüne uygunluğunu belirlemektir. Jakobson’un şiirsel işlev terimiyle betimlediği şiir dilinin farklılığı hem anlatım hem içerik düzleminde kendini gösterir. Şiirsel işlevin önceliği iletinin gönderdiği içeriğe değil, onun yapılanma biçimine odaklanmasıdır. Bunu yapmak için iletide yer alan içerik bastırılır. Şiirde kimi koşutluklar, kimi yan yana getirmeler yeni bir anlamlama dizgesi oluşturmak için yapılanır. Çalışmada ikinci kademe Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirler, belirtilen özellikler açısından içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Buna göre söz konusu şiirlerin şiirsel dilin özelliklerini yetersiz derecede içerdiği görülmüştür. Şiirlerin birçoğunun tema ve konu kaygısıyla seçildiği anlaşılmıştır. Öğrenci çalışma kitabında ve öğretmen kılavuz kitabında bulunan etkinlikler de şiirin öncelikli boyutlarının uzağındaki etkinliklerdir. Bu nedenle Türkçe ders kitaplarında yer alan şiirler öğrencilere şiir türünün özelliklerini kavratmada, dilin sanatsal kullanımına ilişkin olgun örnekler sunmada ve dolayısıyla dilin yeni bir kullanım alanını öğretme konusunda son derece zayıf kalmış metinlerdir. Bu şiirlerin ayrıca Türkçe öğretiminin hedefleri, temel becerileri, üst becerileri ve kazanımlarıyla örtüşmediği de saptanmıştır. Türkçe ders kitaplarına içinde şiirsellik oranının yüksek olduğu metinlerin konulması ve etkinliklerin şiir türünün özellikleri dikkate alınarak yapılandırılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadın-Erkek Söylemi: Cinayeti Yazan Kadın Pınar Kür, “Bir Cinayet Romanı” ve Cinayeti İtiraf Eden Erkek Ahmet Ümit; “Beyoğlu Rapsodisi”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15304</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15304</guid>
      <author>Özlem BAY GÜLVEREN</author>
      <description>Edebiyat dünyasında “Kadın edebiyatı var mıdır yok mudur?” tartışmaları süredursun, kadın yazarlar edebiyatın her alanında eser vermeye devam etmektedirler. Bu alanlardan biri de polisiye romanlardır. Bu çalışmada, polisiye romanlarda kadın ve erkek söyleminin boyutlarını araştırmak bunu yaparken de kadın yazar ile erkek yazarın “suç”u kurgularken tercih ettikleri yolların farklılığını, onların yarattığı karakterlerin kadın ve erkek söylemi açısından temsil ettikleri değerleri ortaya koymak amaçlanmıştır. İzlenen yol ise, kadın ve erkek söylemlerini temel alan başlıklar altında, her iki romanı karşılaştırmak ve her başlık için genel bir değerlendirme yapmak şeklindedir. Romanlar hem teknik hem de içerik açısından ele alınmış, sonuç bölümünde ise, çalışmanın bütününü kapsayan çıkarımlar sıralanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Об Исследованиях Чувашского Фольклора в Турции</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15486</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15486</guid>
      <author>Bülent BAYRAM</author>
      <description>Çuvaşlar üzerine Türkiye’de yapılan çalışmalar özellikle 1990’lı yıllarda başlamıştır. Çuvaş folkloru konusunda yapılan yayınların büyük bir bölümü dil, dinler tarihi gibi farklı alanlarda çalışan bilim adamlarının çalışmalarına dayanmaktadır. Birçok bilim dalının kesişme noktasında yer alması sebebiyle sosyal bilimlerin farklı alanlarında çalışan bilim adamları, Çuvaş folkloruna da temas etmişlerdir. Sadece Çuvaş folkloruna özgü çalışmalar ise daha yakın dönemlere aittir. Ancak 2000’li yıllardan itibaren Çuvaş folkloru konusunda yazılmış müstakil çalışmalar çoğalabilmiştir. Yapılan çalışmalarla çok sayıda metin Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Bu metinler üzerinde yapılan tahlillerinde giderek attığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nevvab Tezkiresinde Şair ve Eser Üzerine Değerlendirmeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15483</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15483</guid>
      <author>Ömer BAYRAM</author>
      <description>Mir Möhsün Nevvab (1833-1919) Azerbaycan Edebiyat Tarihinde önemli yere sahip şahsiyetlerden biridir. O, tezkire yazarlığı, şairlik, ressamlık, müzik araştırmacılığı, eğitimcilik gibi yönleri ile Azerbaycan’ın kültür ve sanat hayatına hizmet etmiştir. Mir Möhsün Nevvab, yazdığı tezkireye kendi adını vermiştir. Tezkire-i Nevvab adlı eser, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi şairleri hakkında bilgi vermektedir. Yazar, tezkiresini iki kısma ayırmıştır: Birinci kısma, tezkirenin yazıldığı tarihte vefat etmiş şairleri, ikinci kısma ise hayatta olan ve birlikte şiir meclisi oluşturdukları şairleri almıştır. Nevvab, tezkiresinde, şairlerin fiziksel özellikleri, meslekleri, eğitimleri vb. hakkında ve eserlerinin muhtevası, şiirlerinin durumu hakkında değerlendirmeler yapmıştır. Makalede, Nevvab’ın bu değerlendirmeleri incelenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan ve Türkiye’de Yayımlanan Seyyid Nigari Divanları Hakkında</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15432</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15432</guid>
      <author>Parvana BAYRAM</author>
      <description>19. yüzyıl Azerbaycan-Türk tasavvuf edebiyatının önemli temsilcilerinden Seyyid Mir Hamza Nigârî, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinin Cicimli Köyünde doğmuştur. O, Rus baskısı sebebiyle Anadolu’ya gelerek Amasya’da İsmail Siraceddin Şirvânî’nin müridi olmuş, ondan icazet almıştır. Osmanlı Devletinde ve Azerbaycan’ın çeşitli yerlerinde irşad faaliyetlerinde bulunan şair, bulunduğu çevrelerde hem tasavvufî hem de edebî muhit oluşturmayı başarmıştır. Etkileri günümüze kadar devam eden şair, Nakşibendiye tarikatının Halidiye koluna mensuptur. Seyyid Nigârî’nin Türkçe Divanı, Türkiye ve Azerbaycan’da birkaç defa farklı araştırmacılar tarafından yayımlanmıştır. Bu çalışmada Türkiye ve Azerbaycan’da Seyyid Nigârî ile ilgili yapılan bütün akademik çalışmalar hakkında bilgi verilerek şairin Türkçe</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesinde Düz Tümleç (Nesne)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15391</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15391</guid>
      <author>Şahap BULAK</author>
      <description>Bu çalışmamızda hakkında çözülmesi gereken birçok sorun bulunan cümlenin yardımcı ögelerinden düz tümleci inceledik. Düz tümleci; düz tümleç terimi, düz tümleç tanımı, yüklem düz tümleç ilişkisi, düz tümlecin aldığı ekler, edilgen cümlelerde düz tümleç, dönüşlü cümlelerde düz tümleç, yüklem tamlayıcı ilişkisi açısından düz tümleç, kelime gruplarında düz tümleç olmak üzere sekiz farklı açıdan ele aldık. Böylece düz tümleç hakkındaki tartışmalı konulara çözüm bulma gayretine katkıda bulunmaya çalıştık. Düz tümleç hakkındaki sorunların çözümü için dilciler tarafından ileri sürülen birbirinden çok farklı görüşler bulunmaktadır. Bu çalışmamızdaki gayemiz, bu alanda yapılan çalışmalar ışığında düz tümleç hakkındaki sorunların çözümüne yardımcı olmaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ömer Seyfettin’in “Bahar ve Kelebekler” İle “Aşk Dalgası” Adlı İki Hikâyesinde Eski ve Yeni Değerler Algısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15284</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15284</guid>
      <author>Gülten BULDUKER</author>
      <description>ABSTRACT Ömer Seyfettin, a Pioneer within them ovement of Genç Kalemler, is a distinguished writer with his essay sand stories. He has aimed to write his work swith a pure language and national in an emotional way. The attitude, the post Tanzimat philosophers had taken, with the ideas towards the value judgements, more or less have defined the contents of his works. The writer is in search of new values to shape the society. In this article it has been the main goal toindicate Ömer Seyfettin’s ideas about the old and the modern way of life, and some sort of dilemmas he has been through in Bahar ve Kelebekler and Aşk Dalgası. It is seen that the writer, who believes that maro cilised society can be provided only by breaking hard fanaticism, supports equality of men and women, criticises arranged marriage style, is dreaming of a progressand development.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ramazan-zâde Abdünnafi İffet Efendi ve Kitab-ı Nâfi’u’l-Âsâr Nevbâve-i Simâru’l-Esmâr Adlı Eseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15477</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15477</guid>
      <author>Tuncay BÜLBÜL</author>
      <description>Kelile ve Dimne hikâyeleri Doğu edebiyatının şöhreti en yaygın yapıtlarındandır. Kaynağını, Hint menşeli Pançatantra masallarından alan Kelile ve Dimne hikâyeleri ortaya çıktığı günden bu yana pek çok dile tercüme edilmiş bir eserdir. Türk edebiyatına ilk defa 14. yüzyılda Kul Mesut tarafından tercüme edilen Kelile ve Dimne hikâyelerinin, uzun yıllar boyunca ilgi uyandıran ikinci tercümesi 16. yüzyılda Filibeli Alaaddin Ali Çelebi tarafından Hüseyin Vaiz-i Kâşifî’nin Farsça Envâr-ı Süheylî adlı eserinden yapılmıştır. Bu eser uzun yıllar Türk edebiyatında gündemde kalmayı başarmış, eserin tercümesinden sonra Türk edebiyatında bir daha Kelile ve Dimne hikâyelerinin tercümesine ihtiyaç duyulmamıştır. Hümâyûn-nâme’nin, dönemin ihtiyaçlarına cevap veremediği durumlarda da eserin sadeleştirilmesi yoluna gidilmiştir. Osman-zâde Taib ve Ahmed Midhat Efendi tarafından sadeleştirmesi yapılan eser, pek çok kez Batı dillerine de tercüme edilmiştir. Adanalı Ramazan-zâde Abdünnâfi İffet Efendi de 19. yüzyılda Hümâyûn-nâme’nin manzum hâli olduğunu söylediği Kitab-ı Nâfi’u’l-âsâr Nevbâve-i Simâru’l-esmâr adlı eserini kaleme almıştır. Bu yazıda, Ramazan-zâde Abdünnâfi Efendi’nin, H. 1268 (M.1852) tarihinde basılan Kitab-ı Nâfi’u’l-âsâr Nevbâve-i Simâru’l-esmâr adlı bu eserinin Hümâyûn-nâme’nin manzum hali olduğunu ifade ettiği birinci kısmının çeviri yazılı metni ve bu bölümlerin Hümâyûn-nâme ve Osman-zâde’nin eseri ile belli çerçevede karşılaştırmayla örülmüş incelemesi konu edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osman Cemal Kaygılı’nın Gezi Yazılarında Eski İstanbul’un Eğlence Mekânları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15387</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15387</guid>
      <author>A.Mecit CANATAK</author>
      <description>Kentlerin ulusal kültür içerisinde tanımlanmalarını sağlayan kendine has bazı özellikleri vardır. Eğlence kültürü de bu unsurlardan biridir. İstanbul da böyle bir kentsel dokuyu ifade eden iyi bir örnektir. Türk edebiyatının önemli yazarlarından Osman Cemal Kaygılı’nın Cumhuriyet’in ilk yıllarında kaleme aldığı yazılarında İstanbul’daki mekânların eğlence kültürünü görmek mümkündür. Hüseyin Rahmi Gürpınar, Ahmet Rasim, Sermet Muhtar Alus gibi iyi bir gözlemci olan Osman Cemal, İstanbul’u semt semt, sokak sokak dolaşarak halkın gündelik hayatını, eğlence kültürünü sorgular. Şehrin her tarafına yayılmış olan gazinolar, kahveler, gezinti yerleri, plajlar, hamamlar gibi halkın toplandığı yerlerin eğlence kültürünü anlatır. Bu yazılardan anlaşıldığı kadarıyla söz konusu mekânlar sadece yenilip içilen, gezilen, yıkanılan, denize girilen yerler değildir. Her dinden ve ırktan insanların barış içerisinde yaşadığı ve bir araya geldiği bu mekânlar değişik aktivitelerle eğlence kültürünün devam edildiği önemli merkezler de olmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Senî Ali’nin Elif-nâme’si</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15502</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15502</guid>
      <author>Gülşen CANDAN</author>
      <description>Elif-nâme, elif ve nâme sözcüklerinin birleşmesinden meydana gelmiş bir kelime olup aynı zamanda bir manzumenin adıdır. Elif harfinden ye harfine doğru alfabetik olarak sıralanması akrostiş yani muvaşşah sanatı ile örtüşmekte ve elif-nâmelerin Türk edebiyatında çok sayıda örneği bulunmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle elif-nâmenin tanımı yapılmış ve genel olarak elif-nâmeler hakkında bilgi verilmiştir. Daha sonra Senî Ali’nin hayatına kısaca değinilmiş, ardından şâirin dîvânında yer alan elif-nâme metni transkripsiyon harflerine aktarılarak şekil ve muhteva yönünden değerlendirilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mitolojide ve Masallarda Narın Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15261</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15261</guid>
      <author>Münir CERRAHOĞLU</author>
      <description>Tarihin bilinmeyen dönemlerinden itibaren nar, sağlık kaynağı olmasının yanında, büyük dinlerde, dini kitaplarda, mitolojik öykülerde adına sıkça rastlanan bir meyvedir. Dini ve mitolojik bağlamda nara kutsallık atfedilerek nar yasaklı meyve kabul edilmiş, doğurganlığın, bolluk ve refahın sembolü olmuştur. Mitolojide nar zenginliğin işareti, ruhun ölmezliği, doğanın verimliliği ve bolluğu, kahramanların yenilmezliği ve güçlülüğünün işareti olarak kabul edilmiştir. Ayrıca evlilik bağının çözülmezliğini, yaşam ve yeniden doğuşu simgelemek için de kullanılmıştır. Nar, Türk halk kültüründe ve sözlü gelenek içerisinde ise masallara, türkülere, destanlara ve rüya motiflerine, atasözlerine, manilere, bilmecelere, tekerlemelere konu olmuştur. Bu sözlü gelenek ürünleri içerisinde özellikle masallarda adı sıkça geçmektedir. Masallarda nar bir bilmecenin cevabı, çocuksuz eşler için çocuk sahibi olabilmeyi sağlayıcı sihirli bir meyve, sevgililer için bir sınama aracı, maddi ve manevi hediyeler kazandıran bir araç, hastalıkları iyileştirici sırlı bir ilaç bazen de talihsizlikle sonuçlanan bir hadisenin kaynağı olarak işlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bengü Taşların Söz Varlığı ile Türkiye Türkçesi Ağızlarının Söz Varlığının Karşılaştırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15434</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15434</guid>
      <author>Ali CİNYaşar TOKAY</author>
      <description>Türklük biliminin dünyada ilgi görüp yayılması esas olarak Moğolistan’da bulunan üç büyük Göktürk yazıtının (Köl Tigin, Bilge Kağan, Tonyukuk) keşfi ile başlamıştır. Türk kültürü hakkındaki ilk sağlam bilgiler bu metinlerin çözümlenmesiyle elde edilmiştir. Bu metinler özellikle Türk dilinin yapısını ve geçirdiği evreleri göstermesi bakımından da çok kıymetlidir. Bu nedenle yazıtların bulunuşundan günümüze konu ile ilgili yüzlerce çalışma yayımlanmıştır. Söz konusu bu çalışmamızda eski Türk yazıtlarının söz varlığı ile Anadolu ağızlarının söz varlığı karşılaştırılacaktır. Çalışmamız, Bengü Taşlar dönemi adı altında Göktürk yazıtları, Uygur yazıtları ve Yenisey yazıtları olmak üzere üç ana bengü taş dönemine ait olan kitabelerden oluşmaktadır. Çalışmamızın Anadolu Ağızları kısmı ise, Derleme Sözlüğü ve Anadolu ağızları hakkındaki müstakil araştırmalardan oluşacaktır. Sonraki aşamada ise bengü taşların söz varlığı ile Anadolu ağızlarının söz varlığı mukayese edilerek ortak unsurlar listeler halinde tespit edilecektir. Çalışmamızda amaç, bugün canlılığını koruyan Anadolu ağızları ile yaklaşık 1300 yıllık tarihi olan yazıtlardaki söz varlığının ortak unsurlarını ortaya koymak olacaktır. Böylece Türk dilinin ilk yazılı örnekleri ile Anadolu Türkçesinin yaşayan en canlı sözcükleri karşılaştırılabilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kadîmî’nin Kerbelâ Mersiyeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15463</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15463</guid>
      <author>Mumine ÇAKIR</author>
      <description>Kerbelâ hadisesi, İslam Tarihi’nin önemli olaylarından birisidir. Bu hadise bütün Müslümanları derinden etkilemiştir. Kerbelâ’da Hz. Peygamber’in torunu, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin’in ve ailesinin şehit edilmesi edebiyata da konu olmuştur. Türk Edebiyatı’nda özellikle de Alevî-Bektaşî şiir geleneğinde birçok şair Kerbelâ hadisesini eserlerinde işlemişlerdir. Bu konuda manzum ve mensur bir çok eser kaleme alınmıştır. Mersiyeler bu eserlerden birisidir. Mersiye ölen bir kişinin ardından duyulan üzüntüyü dile getiren bir şiir türüdür. Mersiye ile Hz. Hüseyin’in şehit edilmesini ve duyulan üzüntüyü dile getiren şairlerden birisi bir Bektaşî babası olan Kadîmî’dir. Asıl ismi Ali Rıza Öge’dir. Kadîmî, hazırladığı Bektaşî Şairleri Antolojisi isimli eserinde kendisine ait 39 Kerbelâ Mersiyesi’ne yer vermiştir. Bu mersiyelerde Kerbelâ hadisesini oldukça dikkat çekici bir şekilde gözümüzün önünde canlandırmıştır. Bununla birlikte Kerbelâ’da Yezid’in ordusu tarafından şehit edilen Hz. Hüseyin’e duyduğu sevgiyi, yaşadığı üzüntüyü etkileyici bir dille kaleme almıştır. Genel olarak Kerbelâ mersiyelerinde karşılaştığımız Yezid’e ve ordusuna lanet etme de Kadîmî’nin şiirlerinde karşımıza çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda Kadîmî hakkında kısaca bilgi verdikten sonra onun Kerbelâ Mersiyeleri’ni inceleyeceğiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim Sekizinci Sınıf Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Becerilerinin Farklı Değişkenler Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15319</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15319</guid>
      <author>Mehmet Emre ÇELİK</author>
      <description>Türkçe eğitiminin temel amacı bireye ana dilini doğru ve etkili kullanmayı öğretmektir. Ana dilini gerektiği gibi kullanmasını bilen birey, kendini nasıl ifade etmesi gerektiğini de bilir. Bireyin kendini ifade etme yollarından biri de yazmadır. Bu çalışmada, Samsun ili merkez ilköğretim okullarının üçünden seçilen 420 öğrenci üzerinde, farklı değişkenlerin öğrencilerin yazılı anlatım becerisi üzerinde anlamlı fark oluşturup oluşturmadığı araştırılmıştır. Öğrencilerin yazma becerisi; cinsiyet, kendine ait oda ve evde kitaplık bulunup bulunmaması, günlük tutup tutmama alışkanlığı, okul öncesi eğitim alıp almama durumlarına göre anlamlı fark oluşturmazken; babanın ve annenin öğrenim düzeyi, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, eve süreli yayın alınması ve düzenli kitap okuma alışkanlığına sahip olma değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar oluşturmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Zâtî'nin "Hazer Et" Gazeli</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15471</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15471</guid>
      <author>Halil ÇELTİK</author>
      <description>Zâtî, çok sayıda gazel yazan şairlerdendir. Fazlaca yazması sebebiyle bazen kendini tekrarlamak zorunda kalmıştır. Onun</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızistan’da Folklor Çalışmalarında İdeolojik Yaklaşımlar: Er Soltonoy Destanı Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15415</guid>
      <author>Mehmet ÇERİBAŞ</author>
      <description>19. Yüzyılda ortaya çıkan romantizm hareketiyle uluslaşmanın bir aracı olarak görülen folklor ürünleri, siyasi birliğini sağlayamamış ülkeler tarafından dıştan gelecek ayrıştırıcı akımlara karşı kalkan görevini görmüştür. Nazizm, Sosyalizm ve Komünizm gibi tek parti sistemine dayanan ve ifade özgürlüğünün olmadığı siyasi akımlar ise halka ulaşabilecekleri bütün iletişim kanallarından propaganda amacıyla yararlanmak istemişler; bu akımlar dönemin iletişim ve etkileşim araçlarından sayılan folklor ürünlerine de bu bağlamda önemli görevler yüklemişler. Bu görevlerden biri, halkın değer yargılarını anlamaya ve bu değer yargıları üzerinde politikalar geliştirmeye yönelikken, diğeri de geliştirilen bu politikalarla halkın değer yargıları üzerinde oynama yaparak halkla rejim arasında uyum sağlamak, daha açık bir ifade ile halkı rejimin amaçları doğrultusunda biçimlendirerek ferdin kendisi olmasını değil “rejimin adamı” olmasını sağlamaktır. Folkloru ideolojik amaçlar doğrultusunda kullanan akımlardan biri olan Sosyalizm, emperyalist amaçlarla işgal ettiği ülke vatandaşlarını sistemle uyumlu hale getirmek için folklor ürünlerinden çok sık yararlanmışlardır. Özellikle sözlü kültürün hâkim olduğu Türk boylarında romantik ve milliyetçi öğelerle süslü destan türü, savaş döneminde milliyetçiliği dozunu artırmak için kullanırken, olağan dönemlerde proletarya sınıfının sözcülüğüne büründürülmüştür. Bu tip çalışmalar atlı-göçebe özelliklerini yakın zamana kadar sürdüren ve destan türüne özel bir ilginin olduğu Kırgız Türkleri üzerinde de denenmiştir. Bu çalışmada Kırgız Türklerinin Er Soltonoy Destanı örneğinden yola çıkarak destan türü üzerinde yapılan ideolojik tahrifatlar üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmed Süreyyâ’nın Kaleminden Ispartalı Şairler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15451</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15451</guid>
      <author>Kamile ÇETİNHamza ÖZAYDIN</author>
      <description>Hamitoğulları Beyliği’nin merkezi durumundaki Isparta, Osmanlılar döneminde yetiştirdiği önemli isimler ile aynı zamanda bir kültür coğrafyası olma özelliği de kazanmıştır. Bu bağlamda Isparta’da yetişen kadılar, şeyhler, devlet adamları gibi pek çok isim zikredilebilir. Diğer taraftan şehir yaklaşık yirmi kadar şairle, önde gelen edebî merkezlerden biri durumundadır. Geçmiş döneme ait önemli biyografi kaynakları olan ve adına tezkire denilen eserlerde Osmanlılar devrinde yetişmiş şair, şeyh, bilgin gibi kişilerin hayatına dair bilgiler bulunur. Çalışmada Osmanlı biyografi geleneğinin son örneklerinden olan Mehmed Süreyyâ’nın Sicill-i Osmanî adlı eserinde yer alan Ispartalı şairler üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Lisansüstü Düzeyde Hazırlanan Ağız Tezleri ve Akademik Ağız Araştırmalarındaki Halk Anlatıları Bibliyografyası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15499</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15499</guid>
      <author>Özkan DAŞDEMİR</author>
      <description>Bibliyografik çalışmalar bilimsel araştırmalar açısından son derece önemlidir. Günümüzde önemi daha da artan bu tür çalışmaların bilimsel araştırmalarda zaman ve enerji kaybını önlediği ve istatistiksel çalışmaları kolaylaştırdığı görülmektedir. Yaptığımız bu çalışma, halk bilimi araştırmalarında ilgililerine sözü edilen kolaylıkları sağlamak amacını taşımaktadır. Çalışmamız, Türk üniversitelerinde lisansüstü düzeyde hazırlanan ağız tezleri ve akademik ağız araştırmalarındaki halk anlatılarının bibliyografyasını içermektedir. Bu bağlamda 1036 halk anlatısı tespit edilmiştir. Türkiye ve Türk Dünyası’nın değişik bölgelerine ait ağızlardan derlenen bu anlatılar -birçoğu her ne kadar usta malı anlatmalar olmasa da- halk bilimi araştırmacılarının başvuracağı kaynaklar arasındadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ahmet Midhat Efendi ve Üss-İ İnkılâp Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15287</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15287</guid>
      <author>Muharrem DAYANÇ</author>
      <description>Özet: Ahmet Midhat Efendi, farklı bir medeniyet dairesine girişin öncesinde eskiden kopamayan, fakat yeniden de yüz çeviremeyen Tanzimat dönemi aydınlarının önde gelenlerindendir. Döneminde birçok edebî ve kültürel hadisenin yanında düşünce akımlarına da ilgi duyan Ahmet Midhat, Üss-i İnkılâp adlı kitabının “Mukaddime-i Ulâ” adlı giriş bölümünde Osmanlıcılık düşüncesinin II. Abdülhamit’in onayından geçmiş beyannamesini yapar. Dolayısıyla bu yönüyle Üss-i İnkılâp, Türk düşünce tarihi ve özellikle Osmanlıcılık ideolojisi bağlamında dönemin en önemli kaynak eserlerindendir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elif Şafak’ın İskender Romanında Bir Töre Cinayeti Bağlamında Anne-Oğul İlişkisine Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15377</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15377</guid>
      <author>Fethi DEMİR</author>
      <description>Elif Şafak, son romanı İskender’de bir töre cinayeti bağlamında trajik bir anne-oğul ilişkisini anlatır. Töre cinayetini kadın bakış açısından yansıtan Şafak, yıllarca erkek egemen yazar dünyasında baba-oğul ilişkisi biçiminde işlenen Oedipus kompleksine farklı bir noktadan yaklaşır ve bu psikanalitik üçgende geri planda bırakılan anne figürünü öne çıkarır. Bu önceleme, Oedipus temasının sınırlarını genişletir, farklı ve zengin çağrışımlarla değerlendirilmesine olanak sağlar. Öte taraftan Türkiye’nin önemli toplumsal dertlerinden “töre/namus cinayetlerine” feminist bir duyarlılıkla bakması da bu anne-oğul ilişkisinin boyutlarını genişletir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Ulus Devlet Projesinde Bir İdeal Mekân Temsili Olarak Köy Temsili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15267</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15267</guid>
      <author>Esra DİCLE</author>
      <description>Foucault, mekânın iktidar mücadelesinin de bir alanı olduğu söyler. Mekân, düzenleyen ve disipline edenle, yaşayan ve kendiliğinden olanın çatışma alanıdır. Bu noktada iktidarların şehir planlamalarının, doğrudan iktidarın ideolojisiyle bağlantısı olduğunu belirtir. İktidar alanını bölgelere ayırma, bireylerin görünür kılınması, davranışların normalleştirilmesi gibi süreçler, mekânın organize edilmesi yoluyla bireyin disipline edilmesini sağlar. Mekân, ideolojik aktarımların gerçekleştiği bir sahnedir. Mekân, iktidarın varlığını tebaaya ileten, iktidarı meşrulaştıran, doğallaştıran bir araçtır. İktidar her zaman imar faaliyetlerinden yararlanır. 18.yy.dan sonra her siyasi tartışmada mekân organizasyonu önemli yer işgal eder. Foucault, iktdarın varlığının, mekânın her köşesinde işaret ve şifrelerle bireylerin bilincine aktarıldığını söyler. Kemalizmin dayandığı temel ilkelerden birisi olan halkçılık ve buna bağlı olarak geliştirilen köycülük hareketleri, 1930’ların başından itibaren Cumhuriyetin ekonomik, kültürel ve siyasi anlamda yürüttüğü politikaların temelini oluşturur. Ülke modernleşmesinin ve ekonomik bağımsızlığın sağlanmasının köylerden başlayacağını düşünülür ve bu süreçte öncelikle ideolojinin üretileceği temel mekan olarak köyün sorunları tespit edilir. Köyün imarının sağlanması ve tüm sorunların kaynağı olarak gösterilen köylünün eğitimsizliğinin giderilerek köylünün yetiştirilmesi, köy kalkınması projesinin iki ana hedefi olarak belirlenir. Kemalist köycü söyleme Halkevlerinde sahnelenmek üzere yazılan tiyatro oyunlarında rastlamak mümkün. Köylüyü Türk kimliğinin temeli olarak sunan oyunlar, özellikle 1930’ların başında devlet eliyle yürütülen; köylü şehirli bütünleşmesinin sağlanması, köyün cehaletten arındırılması, sanayileşmenin köyden başlaması gibi projeleri dile getirir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Şiirlerinde Halk Bilimi Unsurları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15301</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15301</guid>
      <author>Bahar DOĞAN</author>
      <description>Bu araştırma Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirlerindeki halk bilimi unsurlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu doğrultuda Eyüboğlu’nun Dol Karabakır Dol ve Karadut şiir kitapları incelenmiştir. Araştırmada tarama modeli kullanılmıştır. Elde edilen bulguların yorumlanmasında Örnek’in, Türk Halk Bilimi kitabında halk biliminin çalışma konularını sınıflandırdığı yirmi beş madde kullanılmıştır. Eyüboğlu’nun şiirlerinde köy, kasaba ve kent yaşamı; halk mimarisi; taşıtlar ve taşıma teknikleri; ekonomi türleri; halk ekonomisi; beslenme, mutfak, kiler; ölçme, tartma, hesaplama biçimleri; halk sanatları ve zanaatları; halk bilgisi; halk inançları, töreler, adetler, gelenek ve görenekler; geçiş dönemleri; kalıp hareketler, kalıp sözler ve sesler; halk edebiyatı; halk oyunları ile halk müziği ve araçları gibi halk bilimi unsurlarını içeren kullanımlara yer verildiği tespit edilmiştir. Şair, özellikle halk türküleri ve sanatlarına şiirlerinde fazlasıyla yer vermiştir. “Ne zaman bir köy türküsü duysam şairliğimden utanırım” diyen şair yurdun dört bir tarafındaki güzelliklere de şiirlerinde çokça yer vermiştir. Şiirlerinde yer yer bölgesel ağızlara yer vermesi de onu bizden biri yapmıştır. Özellikle ders kitaplarımızda Eyüboğlu’nun şiirlerine daha çok yer verilmesi şair gibi çok yönlü kişilikler yetiştirmek adına önemli bir adım olabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uygur Türkçesi’nde çu, ġu ve ze Edatları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15416</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15416</guid>
      <author>Levent DOĞAN</author>
      <description>Edatlar, tek başlarına bir anlam ifade etmeyen, birlikte kullanıldığı kelime ile anlam ve görev kazanan yardımcı kelimelerdir. Türkçe edatlar bakımından oldukça zengin bir dildir. Günümüz Uygur Türkçesi’nde de çok sayıda edat bulunmaktadır. Biz bu yazımızda, Uygur Türkçesi’ndeki genel olarak, anlamı kuvvetlendirmek, pekiştirmek ve vurguyu arttırmak amacıyla kullanılan sona gelen edatlardan çu, ġu ve ze edatlarının kullanıldığı yerleri ve getirildikleri kelimeye kattıkları anlamları gösterdik. Yine yapı bakımından sona gelen edat olmalarına rağmen anlamına göre ele alındıklarında ise çu, ġu ve ze edatlarının bağlama ve cümle başı edatı vb. farklı edat çeşidiymiş gibi kullanılabildiklerini ortaya koymaya çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Medd ü Cezrin Bıraktığı Ağır Mimari ya da Unutmakla Hatırlamak Geriliminde Yahya Kemal Şiiri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15332</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15332</guid>
      <author>Mehmet Can DOĞAN</author>
      <description>Yahya Kemal Beyatlı, modern Türk şiirinin kurucu şairlerinden biridir. Geleneğin saf şiire özgü niteliklerini benimsemesi ve modern Batı şiirinin geliştirdiği poetik bakışı sahiplenmesi, onu yeni ve özgün kılan özelliklerdir. Bu yazıda önce Yahya Kemal’in şiir anlayışını belirginleştiren kaynaklara dikkat çekilecek; ardından da şairin bireysel tarihle mensubiyet duygusu hissettiği milletin tarihini nasıl birleştirdiği gösterilecektir. Şiirde vatan, şehir, mimari ve müzik göstergeleriyle iç içe geçirilen özel ve genel tarih, unutma-hatırlama ve medd ü cezr olarak belirlenen bir dolayım içinde yorumlanacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İran (Azerbaycan) Türk Ağızlarında Yükleme Hâli Ekleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15325</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15325</guid>
      <author>Talip DOĞAN</author>
      <description>Türkçede hâl ekleri, işlev sahasının genişliğinden dolayı cümlenin anlamını belirlemede büyük rol oynar. Türkçenin hem tarihî metinlerinde hem de yaşayan lehçe ve ağızlarında yükleme hâli eklerinin de çeşitli görevler üstlenmekle bu açıdan dikkati çektiği görülmektedir. Bu çalışmada İran (Azerbaycan) Türk Ağızlarında işletilen yükleme hâli eklerinin; tarihî lehçelerle birlikte Azerbaycan ve Türkiye Türkçesi ağızlarıyla da mukayese edilmek suretiyle, isim kök ve gövdelerinde, çokluk ve iyelik eki almış kelimelerde ve zamirlerde kullanılma özellikleri, kalınlık-incelik ve düzlük yuvarlaklık uyumuna göre durumu ve eklendiği unsurlardaki işlevleri bakımından incelenmesi hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Namık Kemal’in Diyojen Gazetesindeki Mizahî Yazıları Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15106</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15106</guid>
      <author>Hüseyin DOĞRAMACIOĞLU</author>
      <description>Namık Kemal 1870’li yıllarda bir yandan İbret gazetesini çıkarırken bir yandan da Diyojen’de mizahî yazılar kaleme alır. Bu gazetede yayımlanan yazılarında onun bu güne kadar gizli kalmış olan esprileri saklıdır. Namık Kemal, Diyojen’de gür sesli bir vatan şairi olarak değil, olaylar ve karşılaştığı insanlarla alay eden esprili bir adam olarak karşımıza çıkar. Diyojen’deki birçok fıkralar ve komik yazılar Namık Kemal’e aittir. Diyojen’deki yazılar üzerine yaptığımız bu inceleme vatan şairimizin bilinmeyen espri yönünün ortaya çıkmasını ve şairimizin daha yakından tanınmasını sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretim Elemanlarının Üniversite Düzeyindeki Temel İngilizce Öğretiminde Kullanılabilecek Tamamlayıcı Ölçme ve Değerlendirme Yöntemlerine İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15344</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15344</guid>
      <author>Ayşenur DÖNDERŞenel ELALDI,Özlem Miraç ÖZKAYA</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, üniversitelerde verilen temel İngilizce öğretiminde kullanılan ve kullanılabilecek tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme yöntemleri üzerindeki öğretim elemanlarının fikir ve görüşlerini belirlemek ve sonuçlar kapsamında olası öneriler sunmaktır. Bu araştırma nitel araştırma modellerinden durum çalışması olarak planlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Araştırmanın evreni, Fırat Üniversitesi İnönü Üniversitesi ve Cumhuriyet Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulları’nda görev yapan toplam 75 İngilizce öğretim elemanından oluşmaktadır. Örneklem ise bu evrenden ulaşılabilen 53 öğretim elemanıdır. Araştırmada veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve üzerinde uzman görüşleri alınan likert türü anket aracılığıyla elde edilmiştir. Öğretim elemanlarının tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme teknikleri kullanımlarına ilişkin görüşleri, bu teknikler üzerindeki bilgi ve kullanım seviyeleri ve bu sürece ilişkin genel görüşleri, cinsiyet değişkeni dikkate alınmaksızın, frekansları ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Araştırmanın sonunda çalışmaya katılan öğretim elemanlarının tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme teknikleri konusunda bilgili olmalarına ve bu tekniklerin etkinliklerine inanmalarına karşın, sınıflarında çoğunlukla klasik olarak tanımlanabilecek kağıt-kalem tekniğinden faydalandıkları ortaya konmuştur. Tamamlayıcı ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kullanımlarına ilişkin sorunların başında kalabalık sınıflar ve kısıtlı zaman gösterilmiştir. Öğrenci isteksizliği, hizmet içi eğitim eksikliği, öğrencilerin bu tekniklere yabancı olmaları ise diğer sorunlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eksik Bir Elif İle Mahmud Hikâyesi’nin Ses Bilgisi Özellikleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15470</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15470</guid>
      <author>Özlem DEMİREL DÖNMEZ</author>
      <description>Bu makalenin konusunu, Malatya’nın Akçadağ ilçesinde tarafımızdan bulunmuş olan başı ve sonu eksik, taş basması bir Elif İle Mahmud Hikâyesi’nin ses özellikleri oluşturmaktadır. Çalışmanın amacı, müellifi, yazılış tarihi ve yeri belli olmayan, eksik bir metnin dil hususiyetlerinden yola çıkarak, eserin ait olduğu dönemin tespit edilmesi ve o dönemin dil özelliklerine katkı sağlanmasıdır. Makale, ses özellikleri ve metin olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Hikâye metninin ses özellikleri ele alınırken özellikle ünlü ve ünsüz uyumları ile ünlü ve ünsüz değişmeleri üzerinde durulmaktadır. Metinde kalınlık-incelik uyumunun kuvvetli, düzlük-yuvarlaklık uyumunun henüz tamamlanmamış olup gelişim evresinde olduğu görülmektedir. n/?, t/d ve e/i değişimleri metinde dikkati çeken hususiyetler arasında yer almaktadır. Bu çalışmanın sonucunda, incelemiş olduğumuz Elif İle Mahmud Hikâyesi’nin 18. yüzyılın ses hususiyetlerini taşıdığını tespit etmiş bulunmaktayız. Bu tespitten yola çıkarak, metnin 18. yüzyıla ait olduğunu veya daha geç bir dönemde basılmış olsa da kaynağının 18. yüzyıla dayandığını söyleyebiliriz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Klasik Osmanlı Nesrinde Aliterasyon</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15474</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15474</guid>
      <author>Mustafa DURMUŞÇELEBİ</author>
      <description>Klasik Osmanlı nesrinde, aynı kültürün manzum eserlerinde görülen estetik araçların hemen hepsi yer almaktadır. Aliterasyon, bu estetik araçlardan biri olarak klasik Osmanlı nesrinde yine sıklıkla kullanılmaktadır. Ünsüz sesbirimlerin belirli bir düzende yinelenmesine dayanan aliterasyon, ifadede oluşturduğu müzikalite ile estetik; bellemsel, hafızaya dayalı kullanım özelliği ile de pratik işlevlere sahiptir. Çalışmada, aliterasyonun bu özellikleri ile birlikte, klasik Osmanlı nesir cümlelerinin dizimsel eksenindeki yerleri ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşgal Sonrası Bosna-Hersek’te Eski Eser ve Vakıf Eserleri: Vatan Gazetesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15498</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15498</guid>
      <author>Mehmet EKİZ</author>
      <description>Balkanlardaki Türk/İslam eserlerinin çokluğu bilinmektedir. Balkan coğrafyasının en uç noktasındaki Bosna-Hersek de bu kapsamdadır. Osmanlı döneminde inşa edilen ve vakıflar aracılığı ile korunun eserler, işgalden sonra (1878) kendi kaderine terk edilmiştir. Avusturya-Macaristan’ın bölge ile ilgili stratejik planında yaptığı değişiklik ve bölgede daha güçlü bir zemine oturan bölgede kalma isteği, sonucu halkın güvenini ve beklide gönlünü kazanmayı ve bunu sağlamak içinde bölgede yer alan özellikle savaş sırasında harap olan eski eserlerin yeniden imarını gündeme getirmiştir. Bu kapsamda işgalden 7-8 yıl sonra başlayan çalışmalar, burada kurulmuş vakıfların ve bunlara bağlı cami, mektep, han, hamam, köprü, çeşme gibi eserlerin gün yüzüne çıkarılmasını gündeme getirmiştir. Elbette bu konuda Boşnakların ve vakıf mütevellilerinin de büyük çabası olmuştur. Bu çalışma, işgal sonrası Bosna-Hersek’te vakıflar ve tarihî eserlerin kayıt altına alınması ve onarılmasına ilişkin Vatan gazetesine yansıyanların derli toplu değerlendirilmesi düşüncesine hizmet edecektir. Vatan gazetesine yansıyan haberler, ilanlar ve vakıf eserleri ile ilgili diğer yazılar hem kamuoyu oluşturması hem de eski eserlere modern çağın anlayışlarıyla yeniden bakılması konusunda önemli bir işlev üstlenmiştir. Bu çalışmayla gazete sayfalarında ölü bir halde duran metinler gün ışığına çıkarılacak ve başta Bosna-Hersek’tekiler olmak üzere bir kısım Türk/İslam eserlerinin 19. yüzyıl sonlarındaki durumu tespit edilmiş olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Bir Hikâyenin Yeniden Doğuşu: Kara Kitap’taki İzlek ve İmgelemin Metinlerarasılık Bağlamında İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15529</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15529</guid>
      <author>Ülkü ELİUZMelike TÜRKDOĞAN</author>
      <description>Modern Türk edebiyatı metinlerinde, “eski”nin zamansal ve mekânsal sınırlamaları aşılarak kültürel bellek mekânları metinsel arketip niteliğinde kullanılır. Geleneğin aşılacak değil, kaynak olarak kullanılacak bir birikim şeklinde algılanması gerektiğinin göstergesi olan bu metinlerde özellikle içerik ödünçlemesi yapılarak Doğu ve Batı edebiyatlarının evrensel izlekleri metinlerarası yöntemlerle yeniden yazılır. Hafızanın ayak seslerinin tüm anlatı boyunca varlığını sürdürdüğü Orhan Pamuk’un Kara Kitap adlı romanı da gelenek-modernizm buluşmasında varlık bulan postmodern bir yeni’den yazma/ yeni’den yaratma çabasının sonucudur. Eserde eski imgeler (Hüsn ü Aşk, Mantıku’t- Tayr, Mevlana-Şems aşkı) ile yeni metin arasında bir sürerlilik ve bütünlük oluştuğu görülür. Kara Kitap’ın arka planında Şeyh Galip’in Hüsn ü Aşk, Attar’ın Mantıku’t-Tayr adlı mesnevileri ve Mevlana-Şems imgeleri ile aktarılan kendi-öteki bütünleşmeleri yer alır. Bu üç metin de metaforik bir arayış yolculuğunun hikâyesini yansıtırlar. Tasavvufi düşünceye göre “arayış” kendi varoluş hakikatine (insan-ı kâmil) ulaşmak isteyen insanın içsel yolculuğu (seyr ü sülûk) dur. Söz konusu arayışı motive eden güç ise “aşk”tır. Bu bağlamda üst anlatı (tasavvuf) ile gönderge metinler (Hüsn ü Aşk; Mantıku’t-Tayr; Mevlana-Şems aşkı) ve ana metnin (Kara Kitap), sabit ve değişmez bir doğası olmayan bireye ait hiç bitmeyen değerleri aktaran yaratım deneyimleridir. Bu çalışma, geçmişin, ‘şimdi’nin, belleğin ve bireysel özdeşliğin devamlılığına olanak tanıyan bu metinlerin gelenek-içi parametrelerin kuramsal ve yöntemsel kullanımları bağlamında metinlerarası incelenmesinden oluşmaktadır. Bireye ve topluma ait değerler dizgesinin irdelendiği; söylemsel izlekler ve tinsel bağıntıda buluştuğu anlatılarda, öz’e/ kendine dönüşün beşerî aşktan ilahî aşka ulaşma bağlamındaki yansımaları da tahlil edilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig'de Çocuk Eğitimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15403</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15403</guid>
      <author>Selim EMİROĞLU</author>
      <description>Bu çalışmada, Türk edebiyatının ilk ve en büyük manzum nasihat-namesi olan Kutadgu Bilig, çocuk eğitimiyle ilgili görüş, düşünce, öneri ve nasihatler bakımından ele alınıp incelenmiştir. Eserin günümüze hitap eden bilgi ve açıklamalar içerdiği tespit edilmiştir. Çocuk eğitiminin ciddiye alınması gerektiğinin vurgulandığı çalışmada çocuğun bilgi ve erdemle donatılması, küçük yaşlarda eğitilmesi, özel eğitime ihtiyaç duyulan çocukların fark edilmesi gibi hususların irdelendiği görülmüştür. Çalışma, tarama modelinde olup doküman incelemesi yöntemine dayalı olarak yapılmıştır. Anne ve babanın çocuğun eğitimiyle ilgili olarak görev ve sorumluluklarına sık sık vurgu yapılmış, doğrudan anne ve babalara önemli öğütler verilmiştir. Ancak bu öğütler içerisinde eserin yazıldığı dönemin bakış açısını yansıtan batıl inançların bulunduğunu da belirtmek gerekir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elbistan Ağzı (Kahramanmaraş Ağızları - II)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15518</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15518</guid>
      <author>Mehmet Dursun ERDEMEsra KİRİK</author>
      <description>Türk dilinin yapısını, işleyişini ve özelliklerini anlamak, sadece standartlaşan ve yazı dili özelliğini kazanan resmi dili incelemekle mümkün değildir. Dolayısıyla Türk dilinin yerel ağızlarının araştırılması ve incelenmesi birçok anlaşılamayan noktaya ışık tutmaktadır. Ayrıca ağız çalışmaları doğrudan Türk dili için kaynak niteliği taşıyan veriler olmakla birlikte, bunun yanında etnoloji, etimoloji, sosyoloji, tarih, folklor gibi birçok bilime de dolaylı katkı sağlamaktadır. Elbistan’ın tarihî ve stratejik konumu göz önünde bulundurulduğunda Dulkadiroğlu Beyliğine başkentlik yapmış olması, bu bölgeyi incelemeye değer kılmaktadır. Çünkü Elbistan etnolojik karışımın yoğun olduğu tarihi bir merkezdir. Buraya yerleşen Türk unsurlarının incelenebilmesi için bölgenin ağız özelliklerinin iyi tespit edilmesi gerekmektedir. Elbistan ağzının incelenmesi ile ortaya çıkacak veriler, tarihî bilgilerin gerçekliğinin sorgulanmasını sağlayacaktır. Bu makalede Elbistan ağzı üzerine yapılan çalışmanın sonuçları ortaya konulmuştur. Çalışma kapsamında Elbistan merkez ve köylerinin tamamına ulaşılıp derlemeler yapılmıştır. Metot olarak dar saha yöntemi benimsenmiş olup, kayıtların elden geldiğince ayrıntılı bir şekilde yapılmasına özen gösterilmiştir. Çalışmada ise kaynak metin olarak kullanılmak üzere 10 metin seçilmiştir. Makalede, Elbistan ağzının özellikle fonolojik verileri üzerinde durulmuştur. Ayrıca bu fonolojik verilerin çevre ağızlar ve Türkiye Türkçesi ağızları ile karşılaştırılması yapılıp; fonolojik anlamda diğer ağızlarla Elbistan ağzının birleşen yönleri ve farklılaşan varyasyonları ortaya konulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meslekleri ve İlgi Alanları Açısından Mecâlisü’n-Nefâyis’teki Şairlerin Sosyal Hayattaki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15440</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15440</guid>
      <author>Filiz Meltem ERDEM UÇAR</author>
      <description>Tarihin ilk dönemlerinden itibaren insanoğlunun ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkan meslekler, ait olduğu toplumun yaşam biçimini yansıtır. Bu sebeple bir toplumda icra edilen mesleklerin tespiti, o toplumun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel yapısının belirlenebilmesinde önemli rol oynamaktadır. Bu çalışmada, Ali Şîr Nevâyî'nin Mecâlisü'n-Nefâyis adlı eserindeki şairlerin yetenekleri, ilgi alanları ve meşgul oldukları işlerden hareketle XIV.-XVI. yüzyıl Orta Asya Türklerinin sosyal ve kültürel yapısı incelenmiş ve söz konusu şairlerin bu yapı içindeki yerleri belirlenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapısökücülük ve Necip Fazıl’ın “Beklenen” Şiirine Bir Uygulama Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15376</guid>
      <author>Osman EROĞLU</author>
      <description>Yapısalcılığın sonu/ karşıtı/ parçalayıcısı olarak algılanan Yapısökücülük, okur merkezli bir yorumlanışın sahasıdır. Yapısalcılara ve Yapısökücülere göre metin her şeyden yücedir, en soyludur. Onun dışındakiler ‘öteki’ kavramıyla ifade edilmektedir. Yapısökme kuramında okura düşen, metnin merkezine ya da iç realitesine olduğu kadar; onun dışında kalan, söylenmese de çağrışımlarla kavrayabildiğimiz, asıl yönlendirici olan bilinmeyenleri de anlamaya çalışmaktır. Bu çalışmada, Necip Fazıl’ın Beklenen adlı şiirinde susarak konuştuklarını, bireysel okuma çabamızla anlamlandırmaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Attilâ İlhan’ın Sisler Bulvarı Adlı Şiirinin Tahlili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15363</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15363</guid>
      <author>Ertan EROLHalis Ahmet ÖZER</author>
      <description>Attilâ İlhan, Cumhuriyet devri önemli çağdaş şairlerimizden biridir. Şiirle ilgilenmeye başladığı 1941 yılından itibaren önemli şiirler kaleme almıştır. Bu şiirler ilk olarak Duvar adlı kitapta 1948 yılında toplanmıştır. Sanatçının şiirle uğraşının ikinci ürünü Sisler Bulvarı şiir kitabı, 1954 yılında Seçilmiş Hikâyeler yayınevince basılmıştır. Yayımlandığı kitaba adını veren ve bu yazıda incelenecek olan şiir, kitabın Kaptan adlı ikinci bölümünde yer almaktadır. Bu çalışmada, Attilâ İlhan’ın Sisler Bulvarı başlıklı şiirinin anlam evreni üzerinde okura yeni pencereler açılmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dili Ve Edebiyatı Öğretimine Yönelik Yapılan Akademik Çalışmalar Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15400</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15400</guid>
      <author>Bircan EYÜPSerap Uzuner YURT, Miriam Zeliha STEBLER</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türk dili ve edebiyatı öğretimi ile ilgili yapılan akademik çalışmaların genel eğilimlerini ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında çalışmaların konu alanları, yöntemleri, evren ve örneklemleri ile araştırmalarda ulaşılan sonuçlar ve öneriler analiz edilmiştir. Araştırma, betimsel bir araştırma yaklaşımı olan tarama modelinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini, son on bir yılda (2000-2010) elektronik ortamda ulaşılabilen Türkiye adresli 20 hakemli dergideki makaleler oluşturmaktadır. Bunlar arasından konu ile ilgili olan 34 makale araştırma kapsamında analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda incelenen makalelerin % 23.5’inin doğrudan Türk dili ve edebiyatı öğretimi ve eğitimiyle ilgili olduğu belirlenmiştir. Makalelerin % 88.2’sinde çalışma için kullanılan yöntemin belirtilmediği tespit edilmiştir. % 72.2’sinde herhangi bir örneklem seçimine gidilmediği görülmüştür. İlgili çalışmalarda en çok tercih edilen evren örneklem grubunun Türk dili ve edebiyatı öğretmeni adayları olduğu belirlenmiştir. Sonuç olarak Türk dili ve edebiyatı öğretimine ilişkin yeterli sayıda çalışmanın olmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle araştırmacıların bu alanla ilgili sorunları ele alacak, eksikleri giderebilecek çalışmalar yapmaları önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hilâlî’nin Manzum Kırk Hadis Tercümesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15274</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15274</guid>
      <author>Kamil Ali GIYNAŞ</author>
      <description>Hz. Peygamber’in “Ümmetimin dinî işlerine dair kırk hadis ezberleyeni Allah kıyamet günü fakihler ve âlimler zümresiyle haşreder.” hadisi münasebetiyle İslâm tarihi boyunca çeşitli kırk hadisler risaleler şeklinde derlenmiş, ezberlenmeye çalışılmıştır. İslâmî geleneğin içinde yer alan kimi şairler de seçtikleri kırk hadisi manzum şekilde tercüme etmişler, bu yolla manzum kırk hadis kaleme alma geleneği oluşmuştur. Bu yazıda Hilâlî’nin manzum kırk hadis tercümesinin gelenek içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılacak, sonrasında eserin metnine yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitimde Duyuşsal Boyut ve Duyuşsal Öğrenme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15494</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15494</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZAyşe Ülkü KAN</author>
      <description>Bu çalışmada, eğitimde duyuşsal boyutun üzerinde durulmakta ve duyuşsal öğrenme kuramsal çerçevede ele alınmaktadır. Öğrenme ortamında duyuşsal boyutun yeri ve önemi ilgili literatür incelenerek ortaya konmuştur. Bu doğrultuda, farklı araştırma sonuçları bir araya getirilerek; öğrenme, bilme, duygu ve duyuş kavramlarının birbiriyle ilişkileri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Benzer biçimde çalışmada duyuşsal öğrenmenin gerçekleşmesi ve bu öğrenmelerin ölçülmesindeki zorluklara da yer verilmiştir. Yapılan alan yazını incelemesinin sonucunda duyuşsal eğitim ve duyuşsal öğrenmenin gerçekleşmesinin hem zor olduğu hem de duyuşsal alana ilişkin hedeflerin gerçekleştirilmesinin önünde engeller bulunduğu belirlenmiştir. Duyuşsal öğrenme sadece okulda değil bireylerin aile ortamlarında ve sosyal çevrelerinde de gerçekleşmektedir. Literatürün incelenmesiyle, bir konuyu öğrenmenin o konuya ilgi duymak ya da o konuyu sevmekle yakından ilgili olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mai ve Siyah ve Genç Werther’in Acıları Romanları Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15345</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15345</guid>
      <author>Hacer GÜLŞEN</author>
      <description>1774 yılında Alman edebiyatının büyük ustası Goethe tarafından oluşturulan Genç Werther’in Acıları romanı ile ondan tam 123 yıl sonra Halit Ziya tarafından 1897 yılında yazılan Mai ve Siyah romanı arasında yazarlarının hayat hikayeleriyle eserleri arasında bazı benzerlikler bulunduğunu tespit ettik. Bu tespitlerimiz bir karşılaştırmalı edebiyat metodu olan pozitivist metoda uygun olarak ele alındı. Araştırmamızda gördük ki, her iki romanın kahramanı da biraz yazarlarıydı. Goethe, Genç Werther, Ahmet Cemil, Halit Ziya. Hatta etraflarında bulunan kişiler de örneğin Mai ve Siyah’ta Raci, Muallim Naci’ye şaşılacak derecede benziyordu.Her iki kahraman da dönemlerini çok iyi yansıtıp, etki etmişti. Sadece fikirleriyle değil, kılık kıyafet ve hareketleriyle hatta aşklarıyla da etkili olmuşlardı. Ahmet Cemil, emellerine kavuşamayınca büyük bir hayal kırıklığına uğruyor.Mavi bir gecede kurduğu hayaller, siyah bir gecede sona eriyor. Hayal - hakikat tezatı renklerle de ifade ediliyor. Genç Werther’de de renkler dikkat çekiyor. Mai ve Siyah romanı bu noktada bir hayal kırıklığıyla sona eriyor. Genç Werther romanı ise intiharla. Goethe, eserinde gerçekten de kendi başından geçmiş bir aşk hikayesini anlatmıştır. Bu aşk acısını unutmak için mi böyle bir yola başvurmuştur bilinmez ama intihar bir salgın haline geliyor. Kim bilir belki de Goethe kahramanını öldürmeseydi kendisi intihar edecekti. Ahmet Cemil de annesinin sesini duymasaydı belki intihar edecekti?</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Türk Tıbbında (XIV. - XVI. Yüzyıllar) Ölçüler ve Ölçme Usulleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15413</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15413</guid>
      <author>Gürkan GÜMÜŞATAM</author>
      <description>Türk bilim tarihi ve onunla birlikte gelişme göstermiş Türk bilim dilinin seyri XIV.-XVI. yüzyıl tıp kitaplarındaki veriler bakımından zengin bulgular içerir. İlmî eserlerin Türkçe yazılmasına önem gösterilen bu dönemde hekimler Türkçeden yana tavır koyarak devrin yöneticilerinin isteklerine uymuşturlar. Bu sayede Türkçe bilim dili olarak gelişme göstermiştir. Eserlerini Türkçe yazmaktan yana olanlar arasında belirtilen yüzyıllar arası yaşamış hekimler de vardır. Sonraki yüzyılllarda yazılmış eserlere nazaran oldukça yalın bir dille kaleme alınmış devrin eserlerinde değişik türden söz varlığıyla karşılaşmakta, bunların kullanım yollarını gözleyebilmekteyiz. Bu söz varlığı arasında ölçüler ve ölçeklerle ilgili terimler de bulunur. Ölçü birimlerine verilen adlar, ölçekler ve bunların kullanımı açısından ilaç yapımlarıyla ilgili bölümler bu türden kelimelere ulaşmakta birer kaynaktır. Çoğunluğu Arapça ve Farsçadan alınan ilgili terimlerin tespit ve kullanımları incelemenin konusunu oluşturmaktadır. Veriler seçilen altı ayrı tıp kitabından saptanmıştır. Neticede Arapça ve Farsçadan alınma ölçü birimleri yanında Türkçenin anlatım yollarından yararlanılarak ölçülendirmelere de gidildiği ortaya konmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XIX. Yüzyılda Kırşehir’e Yerleştirilen Nogay Muhacirleri (1861-1863)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15414</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15414</guid>
      <author>Ahmet GÜNDÜZ</author>
      <description>Bu makalede, Nogay adının anlamı, bu adın nereden geldiği açıklanarak Nogay Hanlığı hakkında kısa bilgiler verilmektedir. XIX. yüzyılda Rusya’nın Karadeniz’in kuzeyinde yayılmacı politikası sonucunda Osmanlı Devleti’ne göç eden Nogaylar Adana, Halep, Suriye ve Konya’ya yerleştirilmiştir. Gelen muhacirlerin bir kısmı da o dönemde idari yönden Konya Eyaletine bağlı olan Kırşehir’e iskân edilmiştir. Kırşehir’e gelen Nogayların karşılaştıkları problemler, devletin ve halkın gelen bu insanlara yapmış oldukları yardımlardan bahsedilmektedir. Sonuç kısmında ise günümüzde Kırşehir’de nerelerde yaşadıkları hakkında bilgiler verilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rezmî Divanı’nda Deyimler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15453</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15453</guid>
      <author>Mehmet GÜRBÜZ</author>
      <description>Deyimler ve atasözleri, toplum hafızasının ve muhayyilesinin geçmişten günümüze elde ettiği birikiminin üretimi olan dil yapılarıdır. Şairler, şiirlerinde anlatımı güçlendirmek ve ilgi çekici bir hale getirmek ya da kurdukları soyut hayâlleri daha açık, anlaşılır kılmak amacıyla dilin bu ifade imkânlarından az ya da çok mutlaka yararlanırlar. Deyimlerin zaten sanatlı bir anlayışla meydana getirilmiş olması bu tercihte önemli bir yer tutmuştur. Çalışmamızda 17. yüzyılın ikinci yarısı ile 18. yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış Safiye Sultanzade Mehmet Rezmî’nin Divanı’nda yer alan deyimlerle bu deyimlerin kullanımı ele alınacaktır. Rezmî, Osmanlı toplumunun gündelik hayatına ait unsurları ve günlük diline ilişkin deyimleri, tabirleri sıklıkla kullanmış bir şairdir. Çok yönlü sanatçı bir kimliğe sahip olan şairin Osmanlı hanedanına mensup olması, sarayda eğitim görüp bütün hayatı boyunca sarayda görevler almış olması bakımından, sosyal hayata ilişkin unsurları böylesine yoğun bir şekilde kullanmış olması dikkate değerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Meşrutiyet Dönemi Gezi Kitaplarında Oto-Oryantalist ve Oksidentalist Söylemler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15459</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15459</guid>
      <author>Mürsel GÜRSES</author>
      <description>Edebiyat metinlerinin ‘sadece’ bir edebiyat metni olmadığı, yazıldığı türe katkıda bulunmakla kalmadığı bilinen bir gerçektir. Hemen her edebiyat metni, türünü zenginleştirme ve çeşitlendirmeye katkı sağladığı gibi, yazıldığı dönemin sosyal-siyasal hayatını, ortak zevklerini ve dönem paradigmasını anlamaya da katkıda bulunur. Metnin bu çok yönlü yapısı gezi yazıları için de geçerlidir. Gezi yazıları sadece gezilip görülen yerlerin insan ve mekân odaklı anlatıldığı metinler değildir. Gezginler çoğunlukla, dolaştıkları coğrafyanın özelliklerini, o toplumun kültürel, ekonomik ve sosyal hayatını anlatırken çeşitli imgeler aracılığıyla okurunu etkilemeye, kendi bakış açılarını onlara dayatmaya çalışırlar; metinlerini örerken gizli ya da açık bir yönlendirme çabasına girerler. Bu çalışmada, Meşrutiyet döneminde(1908-1923)kitap olarak basılan, Avrupa’ya yapılan gezilerin anlatıldığı gezi kitaplarının tamamı incelenmektedir. Yedisi Arap alfabeli, dokuzu Latin alfabesine aktarılmış toplam on altı gezi kitabı hakkında kısaca bilgi verilmiş; eserler oto-oryantalizm ve oksidentalizm kavramları çerçevesinde incelenmiştir. Eserlerden yola çıkılarak bir kısım yazarlarda görülen Batı hayranlığının onları yerli oryantalist konumuna yerleştirdiği, bir kısım yazarlardaki Batı düşmanlığının da onları oksidentalist söylemler geliştirmeye sevk ettiği tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fuzûlî’nin Rind ü Zahid Eserinde Mekân: Meyhane ve Mescid</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15441</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15441</guid>
      <author>Ahmet İÇLİ</author>
      <description>Kurmaca eserlerin ana unsurlarından biri de mekândır. Mekân, anlatılanlara gerçeklik kazandırmakla, kurmaca esere, bir yer tahsis eder. Mekân, bundan başka, karakter çizimi gibi, daha önemli bir işleve de sahiptir. Tasvirî eserlerde, mekânın fonksiyonunu inceleme yöntemlerinden biri de mekânın, çevresel ve algısal yönüyle ele alınmasıdır. Mekânın, algısal yönüyle incelemeye alınması, kişi-yer özdeşikliği sorunsallığını tahlil eder. Ayıca, metni anlama ve anlamlandırmada ve karşılıklı ilişkiler dizgesini çözmede önemli katkı sağlar. Bu makalede, edebiyatımızın önemli şahsiyetlerinden Fuzûlî’nin Rind ü Zâhid isimli eserinde iki önemli mekân olan meyhane ve mescit algısal yönüyle ele alınmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Şuara Tezkirelerinde Zeyl Geleneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15445</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15445</guid>
      <author>Tuba Işınsu İSEN-DURMUŞ</author>
      <description>Kelime anlamı olarak bir şeyin devamı, eki, bir şeye katkı, ulama anlamlarına gelen zeyl; kültür terimi olarak ise, bir yazarın eserini tamamlamak üzere yazılan bölüm, yapılan katkı anlamlarında kullanılmıştır. Klasik Türk edebiyatında tezkire türünün, belli bir dönemden sonra neredeyse bütün örneklerinin birbirini tamamlar nitelikte zeyller ile devam ettirilmesi, türün gelişim seyri açısından bu geleneğin yerini incelemeyi zorunlu kılmaktadır. Bu makalede şuara tezkireleri zeyl geleneği çerçevesinde değerlendirilecek, söz konusu geleneğin türe ve edebiyatın seyrine katkıları sorgulanacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Edebiyatı’nda Etnografik Bir Yazın Olarak “Bizim Köy”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15331</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15331</guid>
      <author>Neslihan KABAKLI</author>
      <description>Türkiye’de, edebiyat ve sosyal bilimler alanında, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında köy konulu çalışmalar önemli bir yer tutmaktadır. Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı’nda “Köy Edebiyatı” akımının ilk ürünlerinden biri olan “Bizim Köy”ün etnografik yazınla ilişkili olarak incelendiği bu makalede, kitabın köy gerçekliğini yansıtmadaki yeterliliği ile refleksif bir yazın örneği olabilecek özellikleri birlikte ele alınmış, Sosyal Antropoloji disiplini içerisinde süregelen etnografik yazının niteliği tartışmaları ışığında eserin etnografik yazın sayılp sayılamayacağı tartışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şeyh Gâlib’in Nâbî Eleştirisi ve Dîvân Şiirine “Edebî” Yaklaşım Hakkında Birkaç Not</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15446</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15446</guid>
      <author>Mücahit KAÇAR</author>
      <description>Şeyh Gâlib, Hüsn ü Aşk mesnevisinde Nâbî’yi Hayrâbâd isimli eseri üzerinden birçok açıdan eleştirirken şâiri “i</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğuyu İçeriden Okumak: Doğu Şiirleri Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15355</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15355</guid>
      <author>M. Fatih KANTER</author>
      <description>Hilmi Yavuz’un Doğu Şiirleri ilk baskısını 1977 yılında yapılmıştır. Genel olarak Doğu’yu merkeze alan şiirlerde Doğu ve insan geleneksel yaşamın izleri sürülerek şiire konu edilir. Bu şiirlerin temel özelliği Doğu’yu dışarıdan gözlemleyen bir şairin değil Doğu’da yaşayan bir insan gözüyle aktarılır. Doğu Şiirlerinde, doğu insanın çaresizliği, yoksulluğu, hüznü, sevgisi gelenek ve coğrafyanın çizdiği kaderle birleşerek imgeleşir. Özellikle sözün anlam yönünden daha derin olması şiirlerde imgesel açılımı kuvvetlendirir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>(Kazan) Tatar Türkçesinde iméş</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15525</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15525</guid>
      <author>Adnan Rüştü KARABEYOĞLU</author>
      <description>(Kazan) Tatar Türkçesindeki dolaylılık işaretleyicisi iméş (modal) ek-fiil parçacığı söz diziminde bulunduğu yer bakımından değişkenlik gösterir. Yazıda ek-fiil parçacığının dolaylılık kullanımları ve anlam yayılımları bu değişkenliğe bağlı olarak ele alınmış; ayrıca cümlede önemli bilgiyi vurgulama işlevine de sahip olan iméş’in bu işlevi üzerinde de durulmuştur. Bunların yanında bu ek-fiil parçacığının emir ve istek kipi ile uyumlu olmadığı bilgisinin aksine emir ve istek kipi ile kullanıldığı da gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yusuf Atılgan'ın 'Aylak Adam' Romanında Anlatım Teknikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15389</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15389</guid>
      <author>Mustafa KARABULUT</author>
      <description>Yusuf Atılgan, Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önemli romancılarındandır. O, özellikle psikolojik derinliği olan Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarıyla tanınır. Yusuf Atılgan bu romanda bilinç akımı, iç monolog, leitmotif, diyalog, mektup yazma ve günlük tutma gibi anlatım tekniklerini kullanır. Aylak Adam’da C., çocukluğundan beri bilinç altına yerleşmiş olan bazı korkuları, arzuları ve tedirginlikleri ile yaşamını devam ettirir. C., çevreyle ilişkilerinde sıkıntı yaşayan, yalnızlık duygusu ile dolu, kendi varoluşunu kurmaya çalışan bir kişidir. Bu çalışmada amacımız, Aylak Adam romanındaki anlatım tekniklerini örneklerle ifade etmektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bahtiyar Vahapzade'de Soru İşaretleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15420</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15420</guid>
      <author>Esranur KARAÇENGEL</author>
      <description>İnsan yaşamında önem arz eden soru, bireyin varlığı ve var olanı bilme merakının eseridir. Tüm soru işaretleri çözümlenemeyen gizlerin ve sorunların neticesinde ortaya çıkar. Bahtiyar Vahapzade’nin hayatı ele alış biçimi de iç benliğine ve kolektif bilinç yitimine yönelttiği soruları aydınlığa çıkarmaktadır. İç benliğe sorulan sorular hayatı anlamlandırma ve varolma çabasının ürünüdür. Kolektif bilinç yitimi ise ait olunan vatanı vatansızlaştırmaya, dini yok etmeye, esarete; kısaca yabancılaşmaya neden olur. Şair bütün bu olup bitenleri şiirleştirirken sorgulama yolunu seçer. Sorgular soru işaretleriyle okuru/alıcıyı düşündürmeye sevk eder. Varolanı zıtlıklarıyla ele alan şairin iç benliğini ve buradan hareketle kolektif bilinci/toplumu ele alış biçimi, arayış ve çözümleme çabasıyla soru işaretlerine dönüşür. Bu çalışmada, varolanı zıtlıklarıyla ele alan şairin iç benliğinin ve buradan hareketle kolektif bilinci/toplumu ele alış biçiminin, arayış ve çözümleme çabasının sorgulaması ele almıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Arketipsel Sembolizm Bağlamında Mihr ü Vefâ Mesnevisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15427</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15427</guid>
      <author>Volkan KARAGÖZLÜ</author>
      <description>Edebi metinler incelenirken araştırmacının bakış açısına göre değişik yöntemler kullanılır. Metnin özellikleri de kullanılan yöntemlerin seçiminde etkili olabilmektedir. Yöntemlerin bir bölümü eserin dış yapısını incelerken bir bölümü de onun derin yapısını analiz etmeyi hedeflemektedir. Klasik Türk edebiyatında modern yöntemlerin kullanılmasının tarihi yenidir. Bu yöntemler özellikle gazellere uygulanmaktadır. Mesnevi türündeki eserlerin incelenmesinde metnin kişileri, olaylar zinciri ve zamanını belirten kalıplaşmış inceleme yöntemi kullanılmıştır. Hikaye tahlillerinde gördüğümüz bu kullanım metnin dış yapı özellikleri ile ilgilidir. Bu yazıda metnin görünen yapısının altında derin yapıdaki anlamı ortaya çıkarmak için Mihr ü Vefâ hikâyesi arketipsel sembolizm bakımından incelendi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler Öğretmen Adaylarının Çevre Okuryazarlık Düzeylerinin Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15318</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15318</guid>
      <author>Kadir KARATEKİNBülent AKSOY</author>
      <description>Bu araştırmada sosyal bilgiler öğretmen adaylarının çevre okuryazarlık düzeylerini belirlemek ve çeşitli değişkenler açısından bir değerlendirmesini yapmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye’de altı farklı üniversitenin Eğitim Fakültelerinin Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Anabilim Dallarında her sınıf düzeyinde öğrenim gören 1587 öğretmen adayına “bilgi, duyuşsal eğilim, davranış ve bilişsel beceri” bileşenlerinden oluşan çevre okuryazarlığı anketi uygulanmıştır. Betimsel tarama yöntemi kullanılan bu araştırmanın sonucunda sosyal bilgiler öğretmen adaylarının orta düzeyde çevre okuryazarı oldukları görülmüştür. Öğretmen adaylarının çevre okuryazarlıkları üzerinde gelir düzeyinin bir etkisi görülmezken; cinsiyet, çevre merak düzeyi, ailede çevreye duyarlı birey bulunma durumu, doğal alanlarda bulunma sıklığı, çevresel aktivitelere katılma sıklığı ve üniversitede çevre eğitimi dersi alma değişkenlerinin etkili olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, eğitim sistemi içerisine girecek olan bireyleri çevre okuryazarı yapmak için gerekli olan unsurların neler olabileceği konusuna ışık tutması açısından önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Döneme Işık Tutan Roman: "Panorama"</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15335</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15335</guid>
      <author>Özlem KAYABAŞI</author>
      <description>Cumhuriyet’in ilanından sonra sadece yönetim şekli değil, olaylar ve durumlar karşısındaki zihniyet de değişmeye başlamıştır. Zihniyet değişikliğinin en hızlı görüldüğü alan sosyal hayat olur. Bu değişikliği hazırlayan da inkılâplardır. Hayatın pek çok alanında yapılması planlanan değişiklikler bazen coşkuyla bazen de tedirginlikle karşılanır. Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönemi ve halkın inkılâplar karşısındaki tavrını anlatan “Panorama”, Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun iki cilt olarak yazdığı romanıdır. Kronolojik bir sırayla yazdığı romanların sonuncusu olan Panorama, 1923’te başlayıp 1950’lere kadar uzanan bir zaman dilimini kapsar. Bu dönemde inkılâpların insanlarda uyandırdığı tepkiler üzerinden sosyal ve siyasi hayat manzaraları dile getirilir. Bu makalede, yazıldığı dönemden romana yansıyan özellikler ifade edilmeye çalışılmıştır. İnkılâp taraftarları, aleyhtarları, dünya savaşının çalkantıları ile bozulan mali dengeler, insanların gelirleri arasındaki uçurumlar, bozgunculuk yaparak kolay yoldan zengin olan insanlar, siyaset sayesinde mevki sahibi olanlar toplumun içinden farklı manzaraları işaret eder. Yazar, bunları eleştirel bir bakış açısıyla anlatır. Romanda ele alınan yazarın da bizzat yaşadığı bir dönemdir. Dolayısıyla anlatılanların gerçeğe yakınlığı da söz konusudur. Ahmet Nazmi ile Cahit Halit’in birbirlerine yazdıkları mektuplar dönemin siyasi hayatıyla ilgili fikri tartışmalardır. Sürdürülen hayatın gerçeklerinden hareketle yazılmış Panorama, bir döneme ışık tutması, onu özellikle siyasi ve sosyal yönleriyle ele almasıyla belge niteliği taşıyan önemli bir romandır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Türk Müzik İnkılâbına Bir “Hazırlık Evresi” Olarak 1826-1920 Dönemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15425</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15425</guid>
      <author>Emin Erdem KAYA</author>
      <description>Bu çalışmada günümüz müzik kültürünü derinden etkileyen “Yeni Türk Müzik İnkılâbı” öncesindeki Uçan ’ın (1996) “Hazırlık Evresi” olarak nitelendirdiği 1826-1920 yılları arasındaki dönem incelenecektir. Araştırmada ayrıca Tanzimat dönemi ile başlayan değişimlere ve olaylara odaklanılarak Cumhuriyet sonrası müzik kültürümüze nasıl bir zemin hazırlandığı betimlenmeye çalışılacaktır. Araştırmanın sonucunda yaşanan süreçte değişen müzik kültürümüze ve bu değişimin kurumlara ve topluma yansıması kısaca özetlenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sûdî′nin Şerh-i Gülistan′da Şem′î′ye Yönelttiği Anlamla İlgili Eleştiriler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15354</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15354</guid>
      <author>İbrahim KAYA</author>
      <description>16. yüzyılda yaşayan Sûdî Sa′dî-i Şirâzî′nin geniş bir coğrafyada büyük beğeniyle okunan Bostan ve Gülistan′ına şerh yazmış bir şahsiyettir. Şerhlerindeki derin bilgi ve birikimini gösteren açıklamalar yanında sağlam mantık ve dile hâkimiyet eserlerini ayrıcalıklı bir konuma yükseltmiştir. Sûdî Şerh-i Gülistan′da kendinden önce Gülistan′a şerh yazanlarla ilgili yaklaşık binbeşyüz yerde eleştiride bulunur. Eleştirilere hedef olan şarihlerden birisi de Şem′î′dir. Eserde yaklaşık beşyüz yerde Şem′î′yi hedef alan eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştiriler bazı yönlerden iç içe girmiş bir hal alsa da bunları Sağlam Nüshalara Muhalefet Etmekle İlgili Eleştiriler, Anlamla İlgili Eleştiriler ve Dilbilgisi, Üslûp ve Nazım Şekilleri ile İlgili Eleştiriler olarak üç ana başlık altında toplamak mümkündür. Sağlam Nüshalara Muhalefet Etmekle İlgili Eleştiriler′de her iki şarihin hayatı ve Gülistan′a yazdıkları şerh hakkında kısaca bilgi verildiği için bu makalede bunlar tekrar edilmeyecek, Şem′î′nin metni anlamlandırma hususunda düştüğü yanlışlıklar ve Sûdî′nin bunlara eleştirileri sınıflandırılacak, bu eleştiriler ve gerekçeleri ayrıntılı olarak ele alındıktan sonra her iki şarihten hangisinin haklı olduğu gösterilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Yazmadan Hareketle Bâkî’nin Yayımlanmamış Şiirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15438</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15438</guid>
      <author>Beyhan KESİK</author>
      <description>Divan edebiyatının en büyük ve şöhreti en yaygın şairlerinden biri olan Bâkî’nin en önemli eseri Divan’ıdır. Divan’ın Türkiye ve Avrupa kütüphanelerinde yüzden fazla yazma nüshası bulunmaktadır. Şair hayatta iken yazılmış yazma nüsha sayısı ise on beştir. Bu on beş nüsha içinde yer alıp almadığını tespit edemediğimiz bir yazma da Kastamonu İl Halk Kütüphanesi’nde 37 Hk 2735 arşiv numarası ile kayıtlıdır. Eksik ve dağınık olan bu nüshada Bâkî’nin mevcut basılı</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Klasik Türk Edebiyatında Öğretici Mensur Eserleri Nazma Aktarma Çalışmaları ve Sâdıkî’nin Manzum Akaid-nâme Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15368</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15368</guid>
      <author>Ferdi KİREMİTÇİ</author>
      <description>Çalışmamız, giriş ve onu izleyen üç bölümden oluşmaktadır. Klasik Türk edebiyatıdaki öğretici mensur eserlerin nazma aktarılmasıyla ilgili çeşitli tespitlerin yer aldığı bölümde öğretici metinleri manzum olarak yazmanın zamanla bir gelenek hâlini aldığı, bunun temel sebebinin okuma ve ezberleme kolaylığını temin etmek olduğu ifade edilmiştir. Birinci bölümde manzum hâle getirilmiş eserlerden örnekler verilmiştir. İkinci bölümde ise Sâdıkî’nin hayatı ve “Manzume-i Risale-i Rûmî Efendi” adlı eserinin şekil ve muhteva bakımından incelemesi dikkatlere sunulmuştur. Ayrıca, Rûmî Efendi ve onun mensur akaid risalesi tanıtılmıştır. Son bölümde manzum akaid-nâme örneği olan eserin transkripsiyonlu metni bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erhan Bener’in Kedi ve Ölüm, Böcek ve Dönüşler Adlı Romanlarında Dönüşüm/Metamorfoz İzleği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15429</guid>
      <author>Abdurrahman KOLCU</author>
      <description>Türk edebiyatında, özellikle roman sahasında, en önemli yazarlardan biri olan Erhan Bener, Kedi ve Ölüm, Böcek ve Dönüşler adlı romanlarında dönüşüm/metamorfoz izleğine ağırlıklı olarak yer vermiştir. Dönüşüm/metamorfoz, Kedi ve Ölüm’de başkahramanın mukadder ölümü ve ikinci karısıyla münasebetleriyle ilgili olarak gündeme gelmekte, Böcek’te Komiser Recai’nin hayata ve insanlara bakışını ve bu arada romanı anlamada başlıca anahtar işlevi görmekte, fantastik bir roman olan Dönüşler’de ise doğrudan doğruya eserin ana konusunu oluşturmaktadır. Bu makalede söz konusu üç eser, Franz Kafka’nın dünya edebiyatının klasiklerinden biri olan ve dönüşüm/metamorfoz izleğini merkezine yerleştirdiği Dönüşüm adlı eseri ile Vladimir Nabokov’un bu eserle ilgili görüşleri de dikkate alınarak incelenmekte ve değerlendirilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbnü’l- Arabî ve Osmanlı Felsefî/Tasavvufî Düşüncesi Üzerindeki Etkileri: Şeyh Bedreddin Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15454</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15454</guid>
      <author>Ali KOZAN</author>
      <description>Tasavvufta Vahdet-i Vücûd geleneğinin ilk temsilcilerinden sayılan ve Şeyhu’l-Ekber ismiyle ma’rûf İbnü’l-Arabî, Endülüs’ün Mürsiye şehrinde doğmuştur(17 Ramazan 560/28 Temmuz 1165). İlk tahsilini İşbiliyye(Sevilla)’de almıştır. Daha sonra Kuzey Afrika’da Tunus ve Fas seyahatlerinde bulunarak ilmini geliştirmiştir. Hayatının bundan sonraki safhalarında Gırnata, Kurtuba, Mısır, Medine ve Mekke, Bağdat, Musul, Urfa, Diyarbakır, Sivas, Malatya, Konya ve son olarak da Şam’da bulunmuştur. İslam düşüncesinde önemli bir çığır açarak, varlığın birliği düşüncesini ortaya koymuştur. Düşünceleri ile bütün Selçuklu coğrafyasını ve daha sonraları da Osmanlı coğrafyasını etkilemiştir. İbnü’l-Arabî Şam’da 22 Rebiulâhir 638/ 10 Kasım 1240 tarihinde vefat etmiştir. Osmanlı düşünce tarihinin önemli simalarından biri olan Şeyh Bedreddin(d. 760/1358-ö.823 Eylül/1420) ise sufî kimliği ile Anadolu coğrafyasında İbnü’l-Arabî ekolünün takipçisi konumundadır. Nitekim kendi derslerinin daha sonradan talebeleri tarafından kaleme alınmasından oluşan Vâridât’ında geçen düşünceleri bunu desteklemektedir. Bu risalede Ekberî çizgide olduğunu vurgulaması, Şeyh Bedreddin’in İbnü’l-Arabî çizgisinde olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Şeyh Bedreddin’i İbnü’l-Arabî’nin tasavvuf öğretisini/felsefesini benimseyen ve bu öğretiyi 14. yüzyılın sonları ve 15. yüzyılın başlarında Anadolu coğrafyasında temsil eden bir şahsiyet olarak niteleyebiliriz. Bu çalışmamızda düşünce tarihinin iki mimarı İbnü’l-Arabî ve Şeyh Bedreddin’in felsefî konulardaki bir takım düşünceleri üzerinde durulacaktır. Bu amaçla genel hatlarıyla iki düşünürün akıl ve bilgi felsefesi gibi fikirleri mukayese edilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bazı Arap Lehçelerinde Kullanılan Türkçe Sonekler Üzerine Yeni Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15279</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15279</guid>
      <author>Bahri KUŞSoner AKDAĞ</author>
      <description>Dünyanın en eski dillerinden biri olan Türkçe, üzerinden geçen uzun zamanla birlikte bazı dünya dillerinden etkilenmiş ve birçok dünya dilini de çeşitli yönlerden etkilemiştir. Türkçe, Osmanlı Devleti’nin ilk dönemlerinden itibaren Farsça ve Arapça gibi dillerin yoğun tesiri altında kalmış ve bu dillerden birçok kelime almıştır. Bununla birlikte Türkçe de sözü edilen dilleri etkilemiş ve bu dillere birçok kelime ve ek kazandırmıştır. Bu kısa araştırmada Türkçeden Arapçaya geçen dört farklı sonekten söz edilecek ve bu eklerin Türkçe ve çeşitli Arap lehçelerindeki işlev ve örneklerine yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dinleme Becerisine Yönelik Ölçme Değerlendirme Çalışmalarında Üstbiliş Stratejilerinin Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15359</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15359</guid>
      <author>Deniz MELANLIOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı öğrencinin kendi öğrenme sürecinin farkında olması ve kendini değerlendirmesini sağlayan üstbiliş stratejilerinin, dinleme eğitiminde alternatif bir ölçme değerlendirme aracı olabileceğini ortaya koymaktır. Bu çalışma nitel bir araştırmadır. Çalışmada İlköğretim Türkçe Dersi Öğretim Programı ve Kılavuzu (6, 7, 8. Sınıflar) ile literatürdeki ölçme değerlendirme yöntemleri ve üstbiliş stratejileri dinleme becerisi bakımından incelenmiştir. . İnceleme sonucunda elde edilen veriler betimsel analize tabi tutulmuştur. Bu bilgiler ışığında üstbiliş stratejilerinin dinleme becerisine yönelik ölçme değerlendirme çalışmalarında nasıl kullanabileceği betimlenmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Irak Türkmen Edebiyatında Serbest Şiir Tartışmaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15426</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15426</guid>
      <author>Haydar BAYATLI</author>
      <description>Yaşadıkları bölgede köklü bir geçmişe sahip olan Irak Türkmenlerinin, aynı oranda zengin bir edebî mirasa sahip oldukları da şüphesizdir. Fakat bölgedeki pek çok siyasi çalkantı yüzünden, bugüne kadar bu edebî mirası detaylı ve kapsamlı bir şekilde ele alan çalışmalar yapılmamıştır. Dolayısıyla Irak Türkmenlerinin edebiyatı, Irak’ın komşusu olan ülkeler tarafından bile sadece satır başlıkları ile tanınmıştır. Hâlbuki söz konusu edebiyata ait edebî türler, toplumsal ve evrensel değişimlere ayak uydurarak yeni edebî anlayışlar ortaya koymuştur. Bu yeni anlayışlar doğal olarak birçok tartışmayı da beraberlerinde getirmişlerdir. İşte bu yeni anlayışlardan biri de Irak Türkmenlerinin edebiyatlarındaki serbest şiir hareketidir. Bu yeni anlayış, edebî camiada çok sert tartışmalara neden olmuştur. Söz konusu tartışmaların öncülüğünü yapan taraflar, yenilik hareketlerine karşı çıkışlarında edebî gerekçelerin yanı sıra bölgedeki siyasi, tarihsel ve toplumsal etkenleri de gerekçe olarak ileri sürmüşlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Təzkirəçilik Ənənəsi Prof. Dr. Filiz Kılıçın Araşdırmalarında</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15405</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15405</guid>
      <author>Vüsale MUSALI</author>
      <description>Şair tezkireleri Doğu halklarının klasik edebiyat ve kültür tarihinin önemli kaynaklarındandır. Osmanlı edebiyatında tezkirecilik geleneği XVI. yüzyılın ilk yarısından başlayarak gelişmiş ve yaklaşık 400 yıllık bir dönemde 30’dan fazla şair tezkiresi kaleme alınmıştır. Daha XIX. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı tezkirelerinin yayınlanmasına ve araştırılmasına yönelik ilk adımlar atılmış, bugüne kadar çok sayıda tezkirelerin yayını gerçekleştirilmiş, gerek Türk, gerekse de yabancı bilim adamları tarafından tezkireler üzerine incelemeler yapılmıştır. Prof. Dr. Filiz Kılıç 25 yıllık akademik karyerinin önemli bir kısımını Osmanlı şuara tezkirelerinin tetkikine adamış ve Türk tezkirecilik geleneğinin araştırılmasına katkılar sunmuştur. Kendileri bu süre zarfında XVI. asrın ünlü tezkirecisi Âşık Çelebi’nin Meşâ’irüş-Şuarâ isimli eserinin ve XIX. yüzyıla ait Şefkat Bağdadî tezkiresinin tenkitli metinlerini hazırlayıp yayınlamış ve bu kaynakların Türk edebiyat tarihi açısından değerini orataya çıkarmış, tezkirelerin teorik açıdan incelenmesine yönelik diğer eserler ve makaleler kaleme almış, bu konuda konferanslar vermiştir. Makalemizde F. Kılıç’ın tezkireler üzerine yürüttüğü incelemeler konusunda bilgi vermeği ve bu çalışmaları klasik edebiyat araştırmacılığı bakımından değerlendirmeği amaçlıyoruz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Konya Yöresi El Sanatlarında Anlam Yüklü Motiflerin Halk Diline Yansıması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15390</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15390</guid>
      <author>Emine NAS</author>
      <description>Türk halk kültürü; tarih, inanç, dil, felsefe, sanat gibi maddi-manevi kavramlar bütününü bünyesinde barındıran ve sürekli gelişim gösteren dinamik bir yapıya sahiptir. Bu sistem içinde sosyal ve kültürel iletişimi sağlayan dil; halkın yaşam biçiminde gelenek ve göreneklerden beslenerek, edebî zevk, düşünce ve anlatım gücüne ulaşan varlığı ile yöresel el sanatı çeşitlerinde de sembolik olarak yaşayan bir hazinedir. Türk el sanatları geçmişine bakıldığında Konya yöresi, tarihi birikimi ve kültürel yapısı ile önem taşımaktadır. Konya halk plastik sanatları içinde değerlendirilebilecek; örücülük ve işlemecilik alanlarında; doğum, evlenme ve ölüm gibi insan yaşamını şekillendiren üç ana dönemde halkın ortaya çıkardığı anlam yüklü motiflere ait zengin bir söz varlığı bulunmaktadır. Halk kültürü ürünü olan bu kelime hazinesi, toplumsal yaşamda uyum sağlayıcı, birlikteliği pekiştirici, dayanışmayı arttırıcı özelliklerini sürdürerek, kadınların kendi aralarındaki iletişimde geleneği devam ettiren kültür taşıyıcıları olarak görev yapmaktadırlar. Yapılan çalışma ile bu zengin söz varlığı içinde sadece motife bağlı gelişim gösteren örneklerden bir kısmının belgelenerek Türk kültür tarihi veri tabanında bir katkı sağlaması amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Almanca Öğreniminde Anadili ve İngilizce Kaynaklı Girişim Hataları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15314</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15314</guid>
      <author>Adnan OFLAZHasan BOLAT</author>
      <description>Bu çalışmada ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenme sürecinde, daha önceden öğrenilmiş birinci yabancı dile ve anadiline bağlı olarak ortaya çıkan hata türleri öncelikle teorik olarak ayrıntılı bir şekilde açıklanmış, daha sonra karşılaştırmalı yöntem kullanılarak hata analizleriyle bu girişim hataları belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu çözümleme sonunda görülen sözdizimsel, sözcükbilimsel ve doğru yazım bilgisi düzlemlerindeki hataların giderilmesi için öneriler sunulmuştur. Bilişsel açıdan bakıldığı zaman, öğrenilmiş önbilgilerin ileri ya da geriye ket vurmasının etkilere sebep olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu önbilgiler öğrenmeyi ya olumlu ya da olumsuz olarak etkilemektedir. Bu çıkış noktasından hareketle, çalışmamızda, öğrenilen ilk yabancı dil olan ingilizceye ve öğrenenin anadiline bağlı olan girişim hatalarının tespiti, sınıflandırılması ve çözümlemesi sıra ile yapılmıştır. Hata analizleri sonuçlarına göre öğrenciler diller arası girişimlerin etkisiyle hatalar yapmaktadırlar, bunların oransal olarak fazla olanları; sözdiziminde: sözcük sıralamalarında, bağlaç kullanımlarında, geçmiş zaman formu teşkilinde, sıfat tamlamalarında, isimlerin çoğul hallerinde, yine isimlerin büyük-küçük harf kullanımında ve sözcük kullanımlarında diller arası (interlinguale) hatalar; di’li geçmiş zaman ve şimdiki zamanın hikayesi ve eylem çekimlemelerinde ise dil içi (intralinguale) hatalar yaptıkları görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yusuf Atılgan’ın Hikâyelerinde Kent</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15394</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15394</guid>
      <author>Orhan OĞUZ</author>
      <description>Yusuf Atılgan (1921-1989), hikâyelerini “Bodur Minareden Öte” (1960) başlığı altında kitaplaştırmıştır. Kitap, “Kasabadan”, “Köyden” ve “Kentten” başlıklı üç bölümden oluşur. Bu çalışmada kitabın “Kentten” başlıklı üçüncü bölümünü oluşturan “Yaşanmış”, “Atılmış”, “Çıkılmayan” ve “Bodur Minareden Öte” isimli hikâyelerdeki mekân unsuru incelendi. Her hikâye ayrı ayrı incelendikten sonra genel bir değerlendirmeye gidildi. Mekân incelenirken hikâyede olayların geçtiği yer, kişilerin sosyal çevreleri ve fizikî ortamları üzerinde duruldu. Atılgan’ın hikâyelerinde kent, sokaklarıyla kişiler için bir labirenttir. Onlar kentte durmayan bir kaçış ve arayış içindedirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Kadına Bir Bakış Örneği “Bize Göre” de Kadın</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15469</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15469</guid>
      <author>Canan OLPAK KOÇ</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı 20. yüzyılın önemli şairlerinden Ahmet Haşim'in nazım türü eserlerde dile getirmediği sosyal hayat ve bu hayatın içinde yer alan kadın hakkındaki fikirlerinin nesirlerinde ne ölçüde yer aldığıdır. Kadınların kendini yeni dünyaya adapte etmek için değiştirdikleri kıyafetleri, yaptıkları makyaj erkeklerin dünyasından nasıl görülmektedir. Karşı cins tarafından beğenilmek arzusu mu yatmaktadır bu değişimde yoksa birey olarak varlığını ispatlama yönünde mi bir girişimdir bu değişimlerin altında yatan sebep. Bu konuda farklı isimlerinde görüşlerinin yanı sıra gerek döneminin gerekse bugünün önemli şairlerinden Ahmet Haşim'in, bu makalenin de ana konusu olan Bize Göre adlı eserinde yeni bir ülke modeli hayalinin kökleştiği ve devamında farklı alanlar ile beraber kılık kıyafet konusunda da olduğu gibi kadınların üzerinde daha net görülen birçok devrimin eleştirisi yapılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uygur Türklerinin Doğum Âdetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15472</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15472</guid>
      <author>Adem ÖGER</author>
      <description>İnsan hayatının önemli geçiş dönemlerinden biri olan doğum, anneye benlik ve bütünlük, babaya güven, akrabaya ve soya güç kazandırmaktadır. Çünkü her doğum, ailenin ve akrabaların sayısını artırmaktadır. Soyun artması ise gücün ve dayanışmanın artması anlamına gelmektedir. Ayrıca doğum, kadına duyulan saygınlığı artırdığı gibi, onun akrabaları ve çevresindekiler içindeki yerini de sağlamlaştırmaktadır. Yaşamın başlangıcı olan doğum olayı, bütün Türk boyları arasında olduğu gibi, Uygur Türkleri için de büyük önem arz etmektedir. Buna bağlı olarak da sosyal hayatın içinde önemli yeri olan doğum etrafında çeşitli inanış ve uygulamalar yer almaktadır. Bu makalede, Uygur Türkleri arasında doğumla ilgili oluşan inanış ve ritüeller hakkında bilgi verilerek, bunların tarihi ve kültürel kökenleri üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hacı Bektaş Veli ve Bektâşî Erkânnâmelerinde Dervişin Nitelikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15444</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15444</guid>
      <author>Hüseyin ÖZCAN</author>
      <description>Hacı Bektaş Veli, Türk tasavvuf hayatının önemli sufilerindendir. Onun etkileri 13. asırdan günümüze, Anadolu ve Balkanlar başta olmak üzere bir çok coğrafyada devam etmektedir. Bektâşîlik tarikâtı Türk sosyal hayatı içinde kendine özgü nitelikleriyle önemli bir yere sahiptir. Hacı Bektaş Veli’yi ve Bektâşîlik anlayışını en iyi anlatan Hacı Bektaş Veli’nin eserleri ile tarikât ulularınca sonradan oluşturulan âdâb ve erkân kitaplarıdır. Bir sosyal eğitim kurumu olarak işlev gören tarikâtlar kendilerine özgü metotlarla kişilere belli nitelikler kazandırmayı hedeflemektedirler. Çalışmada Hacı Bektaş Veli’nin eserlerinden hareketle dervişe yüklenen mana, dervişin nitelikleri, derviş özelinde insandan beklenen tavır ve davranışlar tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda yeni bir kaynak olan Hacı Bektaş Veli’nin İngiltere’de bulduğumuz kayıp kitabı Hadis-i Erbaîn Şerhi’nde dervişin özellikleri ile ilgili seçilmiş hadisler ele alınacaktır. Sonuçta, Hacı Bektaş Veli’nin derviş algısı ve Bektâşî erkânnâmelerinde yer alan dervişin niteliklerine yer verilerek sufilik yoluyla eğitimini tamamlayacak ideal insan tipolojisi üzerine tespit ve değerlendirmeler yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evliyâ Çelebi'nin Seyahatnâme'si Işığında Pârepârezâde'nin Hasb-i Hâli'nde Geçen Rumeli Şehirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15323</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15323</guid>
      <author>Nurgül ÖZCAN</author>
      <description>XVI. yüzyılda yaşamış olan Pârepârezâde Ahmed Çelebi aslen Bursalı’dır. İyi bir eğitim gördükten sonra müderrislik ve kadılık görevlerinde bulunmuştur. Şair kadılık görevinin çoğunu Rumeli’de yapmış, yine bu topraklarda vefat etmiştir. Mezarı, günümüzde Yunanistan sınırları içinde bulunan Tırhala’da Turhan Beyoğlu Ömer Bey Camii’nin bahçesindedir. Şair, beklediği bir terfinin ya da maaş zammının gerçekleşmemesi sonucunda yirmi dört beyitlik bir mesnevi kaleme almıştır. Bu mesnevide, hayal kırıklığını, kırgınlığını, sade bir Türkçe ve samimi bir üslupla dile getirmiştir. Meslek hayatının nerdeyse tamamını Rumeli topraklarında geçiren Pârepârezâde Ahmed Çelebi, eserinde sadece şahsî duygularını aktarmamış, gezip gördüğü, görev yaptığı Rumeli şehirleri hakkında, gözlem ve tecrübelerini de yansıtmıştır. Metin, şimdi sınırlarımızda bulunmayan pek çok Rumeli şehriyle ilgili tarihi ve kültürel açıdan verdiği önemli bilgiler içermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Şiirine Dil Kullanımları Açısından Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15337</guid>
      <author>Hakan ÖZDEMİR</author>
      <description>Her sanatçı gibi şair de verdiği eserle yani şiirleriyle ölümsüzlüğü hedefler. Bunu yaparken iki temelden hareket eder: Birincisi işlediği konu, ikincisi ise ele aldığı konuyu işleyiş şeklidir. Alanında yetkin çalışmalara konu olmuş bu birinci başlığa, yine bu eserlerden faydalanarak çalışmada kısaca değinilecektir. Asıl üzerinde durulacak başlığı ise “Sunuluş” olarak da adlandırılabilecek “konunun ele alınış şekli” oluşturacaktır. Bu çalışmada, dil biliminin ele aldığı anlam olayları olan benzetme, aktarma, karşıtlama ve alışılmamış bağdaştırmalar gibi konular üzerinden Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiirine dilbilimsel bir bakış getirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fuzûlî’nin “Yüceldün Kabrüm Ey Bîderdler Seng-i Melâmetden” Matla’lı Gazelinin Düşünce Alanı Merkezli (DAM) Metin Çözümleme Yöntemine Göre Şerhi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15447</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15447</guid>
      <author>Mehmet ÖZDEMİR</author>
      <description>Fuzûlî’nin gazelleri üzerine akademik anlamda Ali Nihat Tarlan’dan beri şerhler yapılmaktadır. Bu şerhler klasik usulden modern yöntemlere doğru bir seyir izlemektedir. Her yaklaşım kuşkusuz yeni bir bakış açısıyla Fuzûlî’nin şiirlerindeki anlam derinliğine yeni pencereler açmaktadır. Bu bağlamda klasik metinlerimizi çözümlemede yeni bir teori olan Düşünce Alanı Merkezli Metin Çözümleme (DAM) yönteminin önerdiği ufuktan Fuzûlî şiirlerine bakmak yeni anlam katmanlarının farkına varmak açısından ilgi çekici olacaktır. Bu bakış açısını göz önünde bulundurarak Fuzûlî’nin “Yüceldün kabrüm ey bîderdler seng-i melâmetden” matla’lı gazelini DAM metin çözümleme yönteminden hareketle şerh etmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesi Doğu Grubu Ağızlarında Şimdiki Zaman Ekleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15524</guid>
      <author>Fatih ÖZEK</author>
      <description>Şimdiki zaman kipi fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda başladığını bildirir. Şimdiki zaman biçimleri Türkçenin ilk dönemlerinden itibaren çeşitli eklerle gösterilmiştir. Doğu grubu ağızlarında da şimdiki zamanı ifade etmek için çeşitli ekler kullanılmaktadır. Bu eklerin bir kısmı ölçünlü dildeki şekillerle aynıdır. Ancak büyük bir bölümü ise ölçünlü dilden farklıdır. Bu bağlamda çalışmamız, Doğu grubu ağızlarında kullanılan şimdiki zaman eklerini tespit etmeyi, tespit edilen eklerin genel Türkçe ile ilgisini ortaya koymayı amaçlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nergisî’nin Meşâkku’l-‘Uşşâk’ındaki Bir Hikâyeyi Tahlil Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15399</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15399</guid>
      <author>Nazmi ÖZEROL</author>
      <description>Bu çalışma giriş ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde genel anlamda hikâye ve Klâsik Türk hikâyeciliği hakkında bilgi verilerek Nergisî’nin bu gelenekteki öneminden ve Meşâkku’l-‘uşşâk adlı eserinden bahsedilmiştir. Birinci bölümde hikâyenin özeti verilmiş, ikinci bölümde muhteva unsurları kapsamında; olay, anlatıcı ve bakış açısı, zaman, mekân, şahıs kadrosu ele alınmıştır. Üçüncü bölümde anlatım teknikleri incelemesi yapılarak tasvir ve diyaloglar üzerinde durulmuş, dördüncü bölümde hikâyenin dil ve üslup incelemesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kıpçak Türkçesi İle Yazılmış Kitâbü’l-Hayl’ın Yazmalarında Karışık Dil Özelliklerinin Görünümü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15340</guid>
      <author>Can ÖZGÜR</author>
      <description>Kitabü’l – Hayl atçılık – veteriner hekimliği konusunda Türkçe yazılmış en eski eserlerden birisidir. Bu çalışmada Kitabü’l – Hayl’ın yazmalarında geçen karışık (Oğuz – Kıpçak) dil özellikleri konusu ünlü değişmeleri ve ünsüz değişmeleri başlıkları altında ele alınıp incelenmektedir. Ünlü değişmelerinden 8 tanesi; ünsüz değişmeleri 13 tanesi tespit edilmiştir. Böylece Kıpçak Türkçesi ile yazılmış Kitabü’l – Hayl’ın yazmalarında karışık dil özelliklerinin görünümü karşılıklı olarak ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Önyargının Gerçeğe Kurgusal Yolculuğu: Shakespeare’in Eserlerinde İslam Anlayışı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15374</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15374</guid>
      <author>A. Serdar ÖZTÜRK</author>
      <description>Özet: Batı edebiyatının önemli yazarı Shakespeare eserlerinde İslamı önyargıları ile ele almıştır. Shakespeare’in İslam anlayışında göze çarpan özellikler, gerçekten uzak, gözlemden yoksun, araştırılmamış ve bilgiye dayanmamış olmasıdır. Orantalistlerin asırlardır yaptığı gibi, Shakespeare de eserlerindeki marjinalleri ikili karşıtlık ilkesine göre değerlendirmektedir. Bu değerlendirmelerde, batılılara ait normlar üstün tutulurken, marjinallerin değerleri yok sayılmaktadır. Bu düşünce doğrultusunda, Shakespeare de İslama ait her şeyi ya aşağılamış ya da yok saymıştır. Shakespeare’in İslama düşmanca yaklaşımını eserlerinde görmek mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Matemin Keyfini Çıkarmak: Klasik Türk Şiirinde Ölümlere Duyulan Sevinçler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15352</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15352</guid>
      <author>Murat ÖZTÜRK</author>
      <description>Ölüm konusu insan üzerindeki büyük etkisinden dolayı bütün dünya edebiyatlarında ele alınmıştır. Ölen kişilerin ardından duyulan üzüntünün anlatıldığı şiirler İslam öncesi Türk şiirinde sagu, halk şiirinde ağıt, klasik Türk şiirinde ise mersiye adını alır. Bu şiirlerin tamamı ölüm hadisesindeki hüznü anlatırken ölen kişinin de iyilikleri dile getirilir. Bu durum aynı zamanda İslamî anlayışın da gereğidir. Klasik Türk şiirinde az da olsa bu anlayışın dışında yazılmış şiirler de vardır. 16. asırdan 19. asrın sonuna kadar bazı şairlerce çoğu devlet görevlisi kişilerin ölümlerinden duyulan sevinç anlatılmıştır. Yerilen kişilerin ölümünün müjdeli bir haber olarak yorumlandığı bu şiirlerde ölenlerin kötü yönlerine, olumsuz özelliklerine yer verilmiştir. Bazı şairler beddua edip sövdükleri bu kişilerin cehennemlik olduklarını vurgulamışlardır. Bu yönüyle söz konusu şiirler hiciv edebiyatımızın farklı ve çarpıcı örnekleri olarak dikkate değerlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avustralya/Viktorya’nın Dil ve Eğitim Politikası Çerçevesinde Türkçenin Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15481</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15481</guid>
      <author>Hatice PARLAKHayriye AVARA</author>
      <description>İlk göçün 1968 yılından başlayarak verildiği ve artık üçüncü kuşak Türklerin yaşadığı Avustralya bir göçmen ülkesidir. Farklı dillerin ve etnik grupların bir arada yaşadığı bu ülke, yapısının bir gereği olarak Çok Kültürlülük Yasası’nı kabul etmiş ve okullarında da çok kültürlü bir eğitim programına geçmiştir. Bu program sayesinde birçok etnik grup gibi Türkler de ana dilllerini ve kültürlerini öğrenme, muhafaza etme imkanı bulmuştur. Bu makalede Avustralya’nın eğitim politikası ve bu politika kapsamına giren Çok Kültürlülük Yasası ve Çok Kültürlü Eğitim Programı, bu programın bir gereği olarak genel anlamda etnik topluluklara ana dillerinin öğretimi üzerinde durulacak, özellikle Türkçenin Avustralya’da hangi yollarla öğretildiğinden ve şu anki durumundan bahsedilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dilinde Ortaçlar – Yunan Dilinde İlgi Yantümceleri:Türkçe’de Parasentemler, Yunanca’da Sentagmalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15375</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15375</guid>
      <author>Eleni SELLAMaria MAVROPOULOU</author>
      <description>Yunanca ile Türkçe arasında hem sözdizimi hem de birimlerin dağılımı konusunda belirleyici farklılıklar vardır. Bu farklılıkların öğrenimde sebep oldukları zorlukların arasında anadili Yunanca olanların Türkçe öğrenmelerinde, sıfat–fiil bulunduran tümcelerin sözdiziminde (sentaks) ve sıfat-fiillerin kullanımında, özellikle de tamlayan ve tamlanan arasındaki ilişki konusunda karşılaştıkları güçlükleri de gösterebiliriz. Bundan dolayıdır ki, iki dil sistemini Karşıtsal İnceleme ve de Yanlışları İnceleme kurallarına dayanarak inceleyip bu zorlukların nedenlerini araştırmaya karar verdik. Bu çalışmamız André Martinet’in İşlevsel Dilbilimi’nin teorisine dayanır. Öğrencilerimizin yaptığı yanlışların incelenmesi ve açıklan-masından, ana dili Yunanca olanların Türkçe öğrenmelerinde en büyük zorluk, Çağdaş Yunanca’da bildirişimde (Eski Yunanca’nın tersine), daha çok sentagmaların – yani verilerin ve bilgilerin ileti-şiminde daha ayrıntılı bir yapının – Türkçe’de ise sentem ve parasemtemlerin (birleşkebirim) - yani daha yoğun ve bireşimli bir yapının - kullanılmasıdır. Bu ayırıcı farklılıktan kaynaklanan güç-lükleri aşmak, Türkçe öğreniminde oldukça zor bir süreçtir. Genetik ve tipolojık farklılıkların bir araya gelmesi, oldukça büyük sayıdaki sapmaların meydana gelmesinin sebebi olarak gösterilebilir. Bu sapmaların, girişimden çok, basitleştirme ve en az çaba göstermek düşüncesinden kaynadıkları fikrindeyiz</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçenin Eğitimi Ve Öğretimi Alanında Yapılan Yüksek Lisans Tezlerinde Geçen Anahtar Kelimelere Dönük Bir İçerik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15476</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15476</guid>
      <author>Oğuzhan SEVİMAdem İŞCAN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı Türkçe eğitimi alanında yazılmış yüksek lisans tezlerinde geçen anahtar kelimeleri incelemek ve tematik olarak gruplandırmaktır. Araştırmada meta-analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, 2005-2010 yılları arasında Türkçe Eğitimi alanında yazılmış 335 yüksek lisans tezi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri doküman incelemesi tekniğiyle toplanmıştır. Listelenen anahtar kelimeler, tematik olarak gruplandırılmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonucunda Türkçe eğitimi alanında yazılmış olan yüksek lisans tezlerinin yalnızca temel dil becerileriyle ilgili olmadığı; edebiyat, öğretmen yeterliliği, çocuk edebiyatı, ders kitabı incelemesi konularında da çalışıldığı anlaşılmıştır. Temel dil beceriyle ilgili olan yüksek lisans tezlerine bakıldığında çalışmaların okuma ve yazma alanlarında yoğunlaştığı, konuşma ve dinleme alanlarının ise ihmal edildiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Dil Bilgisi Kitaplarında Dil Olgusu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15396</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15396</guid>
      <author>Mehmet SOLMAZ</author>
      <description>Bir dilin nasıl işlediğinin bilinmesi, o dilin öğrenimi ve öğretimi açısından büyük önem taşımaktadır. Dil bilgisinin, başka bir ifadeyle bir dilin işleyişle ilgili kuralların etkili bir şekilde öğretilebilmesi için de öncelikle dil olgusunun yeterince tanıtılması; öğrencilere dil ve çeşitli görünümleri hakkında gerekli temel bilgilerin aktarılması gerekmektedir. Ülkemizde ortaöğretim dönemi, dil bilgisi öğretimi için hedef kitlenin hazır bulunuşluğundan ve ülkemizdeki örgün eğitimin düzenlenişinden kaynaklanan sebeplerle ideal dönem olarak düşünülmektedir. Bu çalışmada, dil bilgisi öğretiminde temel ders aracı olarak kullanılan dil bilgisi kitaplarındaki dil olgusuyla ilgili konular ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hasan Çelebi Tezkiresi’nde Mekân Tasvir ve Tavsifleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15491</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15491</guid>
      <author>Süleyman SOLMAZ</author>
      <description>Şehirler hakimiyet kuran toplumun kültürüyle yoğrulmuş olmaları hasebiyle o toplumla özdeşleşirler. Şehirler bu yönleriyle tıpkı bir insan gibi yaşayan, soluk alan canlı bir varlık gibidir. Şehirlerin bir toplum için ifade ettiği kültürel anlamın ortaya konması toplumun dokusunda yer alan unsurların tespiti açısından büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada Hasan Çelebi Tezkiresi taranmış olup tezkiredeki mekânlar sınıflandırılmıştır. Bağdat, Belgrad, Bursa, Edirne, Gelibolu, İstanbul, Kahire, Konya, Kütahya, Malkara, Manastır, Manisa, Prizren, Rodos, Sofya, Şam, Tire, Üsküp, Vardar Yenicesi, Yenihisâr gibi Hasan Çelebi Tezkiresi’nde yer alan şehirlerin kültürel bellekte ne anlam ifade ettiği ortaya konmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Harita Beceri Düzeylerinin Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15493</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15493</guid>
      <author>Ömer Faruk SÖNMEZBülent AKSOY</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin harita beceri düzeylerini belirlemektir. Araştırma tarama modelinde, nicel yönteme bağlı kalınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Çalışma gurubunu 2009–2010 öğretim yılında Ankara ve Tokat illerinde 6 özel ve 6 devlet okulu olmak üzere toplam 12 okulda 6,7,8. sınıfta öğrenim gören 1080 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde; t- testi ve tek yönlü varyans analizi ( One Way Anova) yapılmış; frekans, yüzde, aritmetik ortalama değerleri kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, ilköğretim ikinci kademe öğrencilerinin toplam harita becerisi testi puanlarının sınıf değişkenine göre farklılaştığı, söz konusu farklılığın sekizinci sınıf öğrencilerinin lehine olduğu bulunmuştur. İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinden özel okulda eğitim alan öğrencilerin harita beceri düzeyleri devlet okulunda eğitim alan öğrencilere göre daha iyi olduğu belirlenmiştir. Yerleşim yeri büyükşehir olan öğrencilerin harita beceri düzeyleri yerleşim türü şehir olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğretmen mezuniyeti sosyal bilgiler olan öğrencilerin harita becerisi düzeylerinin, öğretmen mezuniyeti tarih ve coğrafya olan öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulunmuştur. İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin sembolleri anlama ve yorumlama, yön bulma, harita okuma ve yorulmama, ölçek kullanma, uzaklık ölçme, konum ve koordinat belirleme becerileri puanları okul türü değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı bulunmuştur. Anlamlı farklılıkların özel okul lehine olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nâilî’nin Bilinmeyen Şiirleri ve Onlar Hakkında Bazı Mülâhazalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15309</guid>
      <author>Özer ŞENÖDEYİCİ</author>
      <description>Nâilî, XVII. yüzyılın kaydadeğer şairlerinden biridir. Onun, şiirlerini derlediği Divan’ı 1970 yılında edisyon kritikli olarak Halûk İpekten tarafından yayımlanmıştır. Ancak şairin bazı şiirleri, Divan’ın bu baskısında kendilerine yer bulamamışlardır. Nâilî’nin sanatından bahseden kimi kaynaklarda, onun Divan’ında bulunmayan şiirlere rastlamak mümkündür. Bunun yanı sıra, Divan’ın yazma nüshalarında, mecmualarda ve cönklerde de Nâilî’ye ait kimi şiirler de bulunabilir. Çalışmada farklı nazım biçimlerinde ve herbiri şairinin edebî kişiliğinin bir yönüne ışık tutan dokuz manzumeye yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Boşnaklarda Kültürel Kimlik: Fevziye Mahallesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15347</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15347</guid>
      <author>Tuğça POYRAZGülay ARIKAN, Adem SAĞIR</author>
      <description>Çalışmada Ankara’nın Yenimahalle Belediye’sine bağlı Fevziye Mahallesi’nde yaşayan Boşnakların kültürel kimliklerini oluşturan unsurların saptanması amaçlanmıştır. Bu bağlamda Boşnakların kültürel kimliği; göç ve göçmenlik, Boşnakça, Avrupalılık, Müslümanlık, Boşnaklık, Türklük, örf ve adetler, giyim tarzı, yemekler ve yaşam tarzları açısından ele alınmıştır. Göçler kimlikle ilgili yapılan tanımları hızlı bir şekilde değiştirdiği için, göç olgusu ile kimlik inşası arasındaki ilişkiler de analiz edilmiştir. Kimlik kavramı, bir kereye mahsus tanımlanmış öğelerden çok, zaman, mekân ve etkileşim kalıpları bağlamında yeniden ve yeniden üretilen bir olgu olarak kabul edilmiştir. Çalışmada nitel veri toplama tekniklerinden derinlemesine görüşme tekniği kullanılmış ve veriler betimsel analiz tekniğiyle analiz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Prenses: Kadriye Hüseyin ve Bir Ressam Vittoria Pisani</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15418</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15418</guid>
      <author>Nesrin KARACA</author>
      <description>ve yazar kimliğinde müstear isimler de kullanan Mısır’da H</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmet Kaplan ve Anadoluculuk Hareketi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15306</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15306</guid>
      <author>Ümmühan BİLGİN TOPÇU</author>
      <description>Özet Anadolu, asırlarca Osmanlı’nın elinin altında mazbut bir evlât olarak varlığını sürdürmüş, bir coğrafya adından çok bir teba olarak algılanmıştır. Sadakatin değer kazandığı buhranlı dönemler yaşanınca bu kaynak ve yıllarca ihmal edilmişliği dikkat çekmeye başlamıştır. Tarihî, ideolojik ve kültürel temelleri olan Anadoluculuk fikri bu dinamiklerle şekillenir. Devrin siyasî ve sosyal şartları bu fikri besleyebilecek nitelikteydi. Anadolucuların yoğunlaştıkları noktalar ortak olsaydı bugün çok daha güçlü bir hareketten ve onların iddiasıyla söylersek bir “Türk Rönesansı”ndan söz edebilirdik. Farklı kollardan ve birbirinden habersizmiş gibi ilerleyen hareket, kendilerini ifade edecek güçlü sanatçılarla buluşamadan Türk düşünce tarihi içerisinde eriyerek kaybolmuştur. Mehmet Kaplan, lise yıllarında Anadoluculuk fikrinin en önde gelen ismi Hilmi Ziya Ülken’in eserleriyle tanışır. Üniversite yıllarında derslerini takip eder ve bu yıllarda Anadolucular arasında olduğunu ifade eder. Bu isimlerle yakınlığını, Anadolu muhabbetini, bir fikir ve hizmet adamı olarak ömrünün sonuna kadar farklı vasıtalarla ortaya koyar. Onun Anadolu’ya sevgisi daha önce de dile getirilmesine rağmen Anadolucularla olan bağı hiç gündeme gelmemiştir. Bu çalışmada Mehmet Kaplan’ın Anadolucularla ilişkisi ve Anadolu sevgisi birlikte değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divanu Lûgati’t-Türk’ten Türkiye Türkçesi Ağızlarına Deve İle İlgili Söz Varlığı Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15404</guid>
      <author>Yeter TORUN</author>
      <description>İnsan yaşamında bitki ve hayvanların önemli bir yeri vardır kuşkusuz. Her toplumun dilinde, yaşam biçimlerine, yaşadıkları coğrafyaya bağlı olarak bitki ve hayvanlarla ilgili sözler yer alır. Türkçenin söz varlığı içinde de bitki ve hayvan adları ve bunlarla ilgili sözler önemli bir yer tutar. Türklerin yaşam biçimlerine bağlı olarak Türkçenin söz varlığı içinde bitki adlarına göre, hayvan adlarının sayıca daha çok olduğu ifade edilir. Nitekim Türkçenin söz varlığı içinde ilk yazılı kaynaklardan itibaren başta at olmak üzere birçok hayvan adını ve bunlarla ilgili sözleri tespit etmek mümkündür. Türkçedeki hayvan adlarından biri de deve’dir. Bu çalışmada yalnızca deve ve deveyle ilgili söz varlığı üzerinde durduk. Türk dilinin söz varlığı ile ilgili çalışmalarda da Türkçenin ilk ansiklopedik sözlüğü olma niteliğini taşıyan ve Türk dili için paha biçilemez bir eser değerinde olan Divanu Lûgati’t-Türk, araştırmacılar için temel başvuru kaynaklarından birini oluşturur. Bu doğrultuda biz de çalışmamızda Divanu Lûgati’t-Türk’te yer alan deve ile ilgili söz varlığını görmeyi ve söz varlığından hareketle o dönem Türk toplumunun yaşamında bu hayvanın yerini belirlemeyi; Divanu Lugati’t-Türk’teki veriler ışığında Türkiye Türkçesi ağızlarında bu hayvanla ilgili söz varlığının genel bir değerlendirmesini yapmayı amaçladık. Deveyle ilgili söz varlığının Türkiye Türkçesi ağızlarıyla karşılaştırılmasında ağırlıklı olarak Derleme Sözlüğü’nü esas aldık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Latîfî Tezkiresi’nde Seciler ve Tümce Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15386</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15386</guid>
      <author>İbrahim TOSUN</author>
      <description>Şair tezkireleri, Osmanlı Edebiyatında XVI. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar, biyografi ve antolojilerin karşılığı olarak kullanılmıştır. XVI. yüzyılda yazılmış olan Latîfî Tezkiresi bu türün Anadolu’daki ikinci ve en önemli örneğidir. Tezkiresinde her şaire sanatına ve yeteneğine göre yer ayıran Latîfî, diğer tezkirecilere göre daha sade bir dil kullanmış, seci’lere oldukça fazla yer vermiştir. Seci, üslûbu belirleyen bir özellik olarak, tümceyi bitiren yüklemlerde (eylem tümcelerinde), genellikle Türkçe sözcükler arasındadır. Bu durumdaki tümce sonu secilerinin bir bakıma nokta yerine de kullanıldığı görülmektedir. Secilerin kullanımı Latîfî’nin ele aldığı kişiler bakımından eşit dağılımlar göstermemekte, Zātî ile ilgili kısımda 22 seci bulunduğu halde; Sinan Paşa’nın anlatıldığı metinde sadece 7 seciye rastlanmaktadır. Anlatımında genellikle karmaşık, sıralı, birleşik tümceleri tercih eden Latîfî, söylemek istediklerini doğru tasarlayıp planlayarak, sağlam bir kompozisyon içinde, eksiksiz vermeye özen göstermiş, devrik yapılı tümceler kullanmamıştır. Bütün tümcelerinin kurallı olması ve söylenmek isteneni net olarak ifade etmesi onun, titiz, planlı ve sağlam üslûbunun bir sonucudur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yahya Kemal’in “Rindlerin Ölümü” Şiirinin Biçimcilik Kuramı Açısından Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15423</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15423</guid>
      <author>Gökhan TUNÇ</author>
      <description>Bu yazıda, Yahya Kemal Beyatlı’nın “Rindlerin Ölümü” adlı şiirinin Rus Biçimcilerinin görüşleri doğrultusunda incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda öncelikle Yahya Kemal Beyatlı ve Rus Biçimcilerinin dile ilişkin yaklaşımları arasındaki paralellik gösterilmeye çalışılacaktır. Daha sonra ise Yahya Kemal Beyatlı’nın “Rindlerin Ölümü” adlı şiiri Rus Biçimcilerinin kuramsal görüşleri ile incelenecektir. Bu bağlamda, söz konusu yazıda Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinde kelime seçiminde göz önüne aldığı esaslar, mısraları oluştururken içinde bulunduğu hassasiyetler ve şiir dilini nasıl ön plana çıkardığı ortaya konacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sezai Karakoç’un Gözüyle Yunus Emre, Mehmet Âkif ve Mevlâna</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15372</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15372</guid>
      <author>Murat TURNA</author>
      <description>Sezai Karakoç, Türk edebiyatının bilhassa Türk şiirinin önemli bir ismidir. Yakın dönem edebiyatımızın bu mühim kalemi, şiir dışında hikâye, deneme, piyes, çeşitli konularda düşünce, hatıra ve edebiyat yazıları yazmış; ayrıca inceleme eserleri vermiştir. Verdiği eserler içinde inceleme kitapları ayrı bir yer tutar; zira bunlar sanatkârın savunduğu ideallere ve düşünce sistemine destek veren, ışık tutan ve Sezai Karakoç’un kültür, edebiyat ve düşünce hayatımızda yapmak istediklerine açıklık kazandıran eserlerdir. Sezai Karakoç’un üç inceleme eseri vardır. Yunus Emre, Mehmet Âkif ve Mevlâna isimlerini taşıyan bu üç kitap makalemizin konusudur. Makalede eserlerin muhtevası, eserlerde kullanılan dil ve üslup ile yazarın niçin bu isimleri kendisine konu olarak seçtiği hususları açıklanacaktır. Ayrıca sanatkârın fikir âlemi, edebiyatımıza, kültürümüze ve tarihimize olan bakışı da ele alınacak diğer hususlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Metinlerarasılık Bağlamında “Lâ: Sonsuzluk Hecesi” Romanının Geleneksel Anlatı Türleriyle İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15283</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15283</guid>
      <author>Ahmet USLU</author>
      <description>Bu makalede metinlerarasılık tekniği yolu ile Nazan BEKİROĞLU’nun “Lâ: Sonsuzluk Hecesi” romanını besleyen kaynaklar üzerinde durularak, bu durumun sebep ve sonuçları açıklanmaya çalışılacaktır. Her metnin bir yeniden yazma olduğu kabul edilen metinlerarasılık kuramına göre geleneksel metinlerin bu roman üzerindeki etkileri açıklanarak kurulan bu metinlerarası ilişkilerin romanda çoksesliliğin oluşmasına ve çeşitli söylemlerin çarpışmasına katkıda bulunup bulunmadığı sorusuna cevaplar aranacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Kırım-Tatar Edebiyatında Âşık Ömer</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15392</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15392</guid>
      <author>Emek ÜŞENMEZ</author>
      <description>Âşık Ömer 17. Yüzyıl saz şairlerindendir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Âşık Ömer’in nereli ve hangi edebî muhite dahil olduğu konusunda farklı görüşler ortaya konulmuştur. Türkiye’de yapılan çalışmaların çoğunda Âşık Ömer’in Konya’nın Hadim ilçesine bağlı Gözleve (Korualan) kasabasından olduğu kesin bir dille ifade edilirken yurtdışında yapılan çalışmalarda ise onun Kırım’ın Kezlev (Gezleve) şehrinden olduğu söylenmektedir. Bu durumda Kırm ve Türkiye olmak üzere iki farklı edebî muhit ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada öncelikle Âşık Ömer hakkında söylenilenler ve yapılan çalışmalar mukayeseli olarak ortaya konuldu. Çağdaş Kırım Tatar edebiyatında Âşık Ömer üzerine yapılan çalışmalar ele alınıp onun modern Kırım Tatar edebiyatına olan etkisi üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrencilerin Dört İşlemde Yaşadıkları Yaygın Aritmetik Güçlükler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15504</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15504</guid>
      <author>Filiz VAROLYasemin KUBANÇ</author>
      <description>Bu alan yazın taramasının temel amacı öğrencilerin matematikte dört işlem konusunda yaşadığı yaygın aritmetik güçlükleri ortaya çıkartmaktır. Çocukların aritmetikte hata yapmalarının birçok nedeni vardır: Dikkatsizlik, bilgi eksikliği, kavram yanılgıları gibi. Çocukların yapmış olduğu hatalar süreklilik arz edip yıllar sonra bile benzerlik gösteriyorsa bu hatalar rastgele hatalar değildir ve dikkate değerdir. Bu çalışmada da ilk önce öğrencilerin aritmetik işlemlerde neden güçlük yaşadığı araştırılmış, daha sonra da en yaygın yaşanan güçlükler örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır. Bu alan yazın taramasının matematik eğitimi ve öğretimi alanında çalışmalar yapan araştırmacılar için önemli bir kaynak olacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seniha: Uçurumun Dibine Yuvarlanan Bir Genç Kız</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15361</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15361</guid>
      <author>Hüseyin YAŞAR</author>
      <description>Kiralık Konak, Yakup Kadri’nin batılılaşma olgusunu en yoğun olarak işlediği yapıtıdır. Yapıtta bu olgunun toplumda ve ailede oluşturduğu yıkıntı, geleneği ve eskiyi temsil eden Naim Efendi’nin konağına ve ‘hain alafrangalık’ı simgeleyen Seniha’nın şahsına indirgenmiştir. Tanzimat ile beraber ülkeye girmeye başlayan Avrupai kültür göstergelerinin romanın protagonisti Seniha’nın ve arkadaş çevresine yansıma biçimi dikkatlere sunulmuştur. Seniha, batılılaşmayı yanlış algılayan alafranga tiplerin bin dokuz yüz yirmilerdeki sürümüdür. Seniha’nın edimlerinin tespitine yönelik birçok araştırma yapılmıştır. Bu çalışmada, tespitten öte kahramanı ‘alafrangalılık’a iten sebepler detaylı bir biçimde irdelenerek bütünsel sonuçlara varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Refik Halid Karay’ın Yatık Emine Adlı Hikâyesinde Görülen Ahlak Problemleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15083</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15083</guid>
      <author>Mustafa YİĞİTOĞLU</author>
      <description>Refik Halid Karay, yazdığı hikâyelerde okuyucuya gerçek hayattan kesitler sunar. Bu özelliğiyle onun eserleri birer sosyolojik vesika sayılabilir. Yazarın Yatık Emine adlı hikâyesi okura, bir hayat kadınının toplum tarafından ölüme nasıl terk edildiğini gerçekçi bir şekilde gösterir. Karay, bu hikâyede ahlak kaygısı taşıyan insanların düştüğü çelişkileri farklı bir bakış açısıyla ele alır ve toplumu dolaylı bir şekilde eleştirir. Bu çalışmada, Refik Halid’in Yatık Emine adlı hikâyesinde tespit edilen bireysel ve toplumsal ahlak problemleri üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazak Türklerinin Toponomik Efsaneleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15456</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15456</guid>
      <author>Seyfullah YILDIRIM</author>
      <description>İnsan dış dünyayı tanıma ve tanımlama sürecinde çaresiz kaldığı durumlarda çevresini kendisine göre düşünüp değerlendirerek yapı, köken ve oluşumla ilgili bir takım düşünceler geliştirmiştir. Zamanla değişen ve gelişen bu düşünce serüveni sözlü türlerin oluşmasını sağlamıştır. İşte bizim yaşadığımız dünyayı tanımlama ve anlamlandırma sürecimizin ürünü olan türlerden birisi de efsanedir. Kısa, üslup özelliklerinden yoksun, gerçek olduğuna inanılan, terbiyevi karakterdeki anlatmalardır ve bize davranışlarımızın sonucuyla ilgili olarak bir takım çıkarımlarda bulunur. Bizim inceleme konusu olarak ele aldığımız Kazak Türklerinde efsane kavramı genel olarak “a?ız”, “äpsana” ve “hikayat” gibi kavramlarla ifade edilir. Kazak Türklerinin efsaneleriyle ilgili çalışma yapan araştırmacılar farklı sınıflandırmalarda bulunmakla birlikte genel olarak Kazak Türklerinin efsanelerini tarihi ve toponomik olmak üzere iki ana başlık altında ele almışlardır. Biz bu bildirimizde yer-su adalarının veriliş nedenlerini açıklayan yirmi Toponomik efsaneyi ele alarak bir sınıflandırma denemesinde bulunacağız ve bu efsanelerin Türk Kültürü ve mitolojisi içerisindeki yerini belirtmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seyyid İbrahim Hanîf'in Menkabet-i E'imme-i Müctehidîn'i</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15417</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15417</guid>
      <author>Sümeyye YILDIZ YILDIRIM</author>
      <description>Seyyid İbrahim Hanîf, 18. yüzyılda yaşamış, Üsküdarlı âlim bir şairdir. Şairin Siyer-i Nebî adlı eseri, siyer türünün son örneklerinden biridir. Eserin ilk cildi Siyer-i Mekkî’de,“Menkabet-i E’imme-i Müctehidîn” adlı bir bölüm vardır. Bölüm, 12 beyitten oluşur ve “İctihad İmâmlarının Menkabeleri” başlığını taşır. Altı Mezhep İmâmı ile ilgili olan bu bölümde şair, önce İmâmların isimlerini zikreder. Daha sonra çok genel özelliklerinden bahseder ve özellikle Ebû Hanife’ye vurgu yapar. Çalışmadaki amacımız, henüz üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olan siyer türünde bir eserin bir bölümünü tanıtmak ve muhtevasını inceleyerek bu alanda yapılan çalışmalara katkı sağlamaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divan Şiirinde Tesbihe Dair</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15452</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15452</guid>
      <author>Kadri H. YILMAZ</author>
      <description>Tesbih, Allah’ı takdîs ve tenzîh etmek, O’nun her türlü kusur ve noksan sıfatlardan yoksun olduğunu dile getirmek, bu maksatla Allah’ım seni takdîs ve tenzîh ediyorum anlamına gelen Sübhanallah kelimesini söylemektir. Divan şairleri, şiirlerini kurgularken mutlaka sosyal hayatta karşılığı olan bir realiteye veya kültüre yaslanırlar. Tesbih ve bununla ilgili kültürden istifade ederek beytini kurgulayan şairler de aynı çerçevede hareket etmişlerdir. Tesbih, estetik bir unsur olarak şiirlere konu olurken; temsil ettiği kültür ve şahısları, işlevi, ahşap veya kıymetli madenlerden oluşan hammaddesi gibi onunla ilgili terimlerin birçoğunu da beraberinde taşımıştır. Tesbihi meydana getiren cevher, renk ve şekil yönünden çeşitli benzetmeler oluşturur. Derlenen beyitler, kesin çizgilerle birbirinden ayırmak mümkün olmamakla birlikte, Dini Bir Sembol Olarak Tesbîh ana başlığı altında “Rind ve Zâhid, Tesbîhi Şaraba Değişme ve Sevgili ve Âşıkla İlgili Unsurların Sembolü Olarak Tesbih ana başlığı altında Tuzak-Yem, İnci-Diş, Gözyaşı ve Saç-Zünnâr” olmak üzere altı alt başlıkta değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anima-Animus Kavramları Çerçevesinde Ömer Seyfettin’in Yalnız Efe Hikâyesinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15246</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15246</guid>
      <author>Mehmet YILMAZ</author>
      <description>Carl G. Jung, insanlarda kolektif bilinçdışını meydana getiren atalardan kalma imajlar bütünü olduğunu savunur. Buna dayalı olarak da erkekteki kolektif bilinçaltında var olan dişiyi “anima” kavramıyla izah etmeye çalışır. Anima, erkeğin ruhundaki belli belirsiz duygular, huylar, sezgiler, akıldışı olana karşı duyarlık, kişisel sevgi yetisi, doğa sevgisi, en önemli olarak da bilinçdışını algılama yetisi gibi bütün dişil psikolojik eğilimlerin kişileşmesidir. Animus ise, kadındaki erkek olarak bilinir ve kadınlardaki erotik fanteziler ya da yönelişlerden çok “kutsal” inançlar olarak ortaya çıkar. Bu kendini yüksek sesle, enerjik olarak dışa vurduğunda kadının eril yanı kolaylıkla tanınabilir. Ömer Seyfettin, Yunanlıların İzmir’e girmesi üzerine, memleketi saran matem havasının tesirinde kalmış, umudunu yitirmiş halka ve sanatçılara, dağa çıkan kız kahraman “Yalnız Efe” kişiliğinde Türk halkının direnme gücünü göstermek istemiştir. Nitekim eserini İzmir işgalinden otuz beş gün sonra yayımlamaya başlar. Bu çalışmada Türk destanlarındaki savaşçı kadın figüründen de yararlanılarak hikâye kahramanı sözünü edilen kavramlar bağlamında değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Felsefî Düşüncenin Edebiyata Yansıması: Türk Edebiyatında Pozitivist ve Materyalist Anlayış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15321</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15321</guid>
      <author>Sefa YÜCE</author>
      <description>İnsanlık tarihi boyunca bilimlerin gelişmesinde felsefe önemli rol oynar. Felsefenin geliştiği toplumlarda düşünce özgürleşir, toplumun aydınlanması ivme kazanır. Uygarlığın oluşumunda felsefenin olduğu kadar edebî düşüncenin de önemli katkısı olur. Zaman içinde felsefi ve edebî anlayış birbirini tamamlayan bir yapı oluşturur. Bu durum genel anlamda bilimleri de olumlu yönde etkiler. Batı, skolastik anlayışın yerine rasyonalizmi ikame eder. Rasyonalizm beraberinde aydınlamayı getirir. Descartes’le başlayan bu dönemde bireyin etkinliği artar. Zamanla her insanda felsefe yapma ihtiyacı ortaya çıkar. Batı toplumundan farklı olarak Türk toplumunda zihniyet değişimi Tanzimat’la ortaya çıkar. Türk toplumunda zihniyet değişimi uzun bir süreci kapsar ve sancılı olur. Bizde, Batı’da olduğu gibi “Aydınlanma devri” yaşanmaz. Türk aydını, Batı ile temas ettikçe dünyadaki değişim ve dönüşümün farkına varır. Tanzimat Fermanı, bu değişim ve dönüşümün bir göstergesi olarak karşımıza çıkar. Bu çalışmada, felsefe edebiyat ilişkisi, bu ilişkiye paralel olarak pozitivist ve materyalist anlayışın kültürümüze yansımaları değerlendirilmeye çalışılmıştır</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>KARTAL, Ahmet 2011; Şiraz’dan İstanbul’a Türk-Fars Kültür Coğrafyası Üzerine Araştırmalar, Kurtuba Kitap, İstanbul 2011, (XVI+885 s.)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15409</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15409</guid>
      <author>Kadir GÜLER</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmet Önal, En Uzun Asrın Hikâyesi I Yeni Türk Edebiyatına Teorik Bir Yaklaşım, Akçağ Yayınları, Ankara-2005, 306 s.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15365</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15365</guid>
      <author>Murat PARLAKPINAR</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Ahmet BURAN–Berna YÜKSEL ÇAK, TÜRKİYE’DE DİLLER VE ETNİK YAPILAR, Akçağ Yay., Ankara 2012</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15492</guid>
      <author>Bilgit SAĞLAM</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


