






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2011 Sayı Volume 6 Issue 2</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=256</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Halil Erdoğan Cengiz'e</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15107</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15107</guid>
      <author>Aydın Sami GÜNEYÇAL</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Klasik Türk Şiirinde Şehir Hicivleri ve Arpaemîni-zâde Mustafa Samî’nin Edirne Kasidesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15098</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15098</guid>
      <author>Fatma Sabiha KUTLAR OĞUZ</author>
      <description>ÖZET: Klasik Türk şiirinde şehir, kasaba, köy gibi yerleşim yerlerinin konu edildiği manzumeler arasında hiciv niteliği taşıyan örnekler de bulunmaktadır. Şairler, bu metinlerde “beğenmeme, halkından hoşlanmama, umduğunu bulamama, doğasından ya da coğrafî konumundan rahatsızlık duyma, isteği dışında gönderilme” gibi çok farklı gerekçelerle İmparatorluk coğrafyasına ait birçok yerleşim yerini, genellikle isminden ya da halkının özelliklerinden hareketle söz sanatlarından ve argo ifadelerden de yararlanarak hicvetmişlerdir. Bu çalışmada</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>16. Asır Şu’arâ Tezkirelerinde Nükte</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15043</guid>
      <author>Süleyman SOLMAZ</author>
      <description>Eski edebiyatımızın tam anlamıyla ortaya çıkabilmesi için bütün konularının birer birer ele alınıp incelenmesi gerekir. Eski edebiyatın enstrümanları nelerdir? Bu konulardan biri mizahtır, yergidir; yerine göre nüktedir. Eski insanlarımız yüzyıllar önce nelere gülüyorlar, ne ile eğleniyorlardı? Bunları edebiyata nasıl yansıtıyorlardı? Bu çalışmanın omurgasını teşkil eden bu soruların cevabını tezkirelerde bulmaya çalıştık. Gülmek, en tabii ihtiyaçlarımızdan biridir. Bunu adlandırmak da önemli bir iştir. Bu vesile ile şaka, eğlence, latife, nükte, fıkra gibi kavramların eski kültürümüzdeki karşılıkları olan hezl, mesel, kıssa, mutâyebe, mülâtafa, ta‘riz, nekre gibi kelimeleri atalarımız nasıl kullanmış bunu ortaya çıkarmaya çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nabi Münşeatında Mizahi İfadeler ve Rami Paşaya Yazdığı Mizahi Mektup</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15050</guid>
      <author>Halil İbrahim HAKSEVER</author>
      <description>17. yy’ın büyük şairi Nabi’nin nesri de çok güçlüdür. Süslü ama sağlam bir cümle yapısı vardır. Münşeatında nükteli, şakacı, latifeli ve alay ifadeli mektupları boldur. Nabi konuya ve şahsa göre değişik üslupla yazmıştır. Bazen ciddi ve ağır; bazen muhatabını etkilemek isteyen benzetmelerle dolu, mizah yönü kuvvetli cümlelerle yazmıştır. Kendisine hediye olarak at gönderen Rami’ye teşekkür için yazdığı mektup tam bir mizah örneğidir. Mektubunda atı bir sevgili gibi tasvir etmiş, özelliklerini yazmıştır. Bu makalede Münşeatından örnek cümleler verilmiş; adı geçen mektubun tam metni arz edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divan Şiirinden Örneklerle Mübalağa Sanatının Mizahla İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15075</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15075</guid>
      <author>Ülkü ÇETİNKAYA</author>
      <description>ÖZET Mizah pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da en önemli konulardan biridir. Mizah yazar ve şairleri, ister gülmece isterse yergi nitelikli olsun, mizah yaparken bazı yöntem ve araçlara başvurmuşlardır. Bu yöntem veya araçlardan biri de mübalağadır. Bu çalışmada</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lâmi'î Çelebi Dîvânı’nın Müteferrikât Bölümünde Bulunan Hiciv Manzumeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15058</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15058</guid>
      <author>Aslı AYTAÇ</author>
      <description>XV. yüzyılın sonu ve XVI. yüzyılın başında yetişen Lâmi'î Çelebi manzum ve mensur olarak kırkı aşkın eser meydana getirmiştir. Şairin</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Şiir Mecmuasındaki Hicivli Söyleyişler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15051</guid>
      <author>İncinur ATİK GÜRBÜZ</author>
      <description>Mecmualar, farklı şairlerin şiirlerinden örnekleri içermenin yanı sıra onların hayatları ve edebî kişilikleri hakkında da bilgiler verirler. Bazı mecmualar ise bunların ötesinde eleştirel bir bakış açısıyla şairleri ele alırlar. Bu çalışmada “Mecmua-i Letaif” adlı şiir mecmuasındaki kimi şairlerle ilgili yergi amaçlı ifadeler değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Safâyî Tezkiresi Özelinde 18. Yüzyıl Edebiyat Câmiasında Mizâhî Ortam</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15046</guid>
      <author>Mustafa ATİLA</author>
      <description>Yazıldığı veya ele aldığı dönem hakkında önemli bilgiler veren tezkireler, şâirlerin kişisel bilgileri, şâirlik kudreti ve şiirlerinden örnekleri günümüze taşımanın yanı sıra o devrin sanat ve edebiyat ortamı hakkında ilginç ayrıntıları da içerir. Bu çalışmada Safâyî Tezkiresi esas alınarak 18. Yüzyıl edebiyat dünyasının mizâhî yönü; sosyal görünüm, eğlence hayatı, gelenek ve görenekler ile şâirlerin şiir kudreti, mahlas seçimi ve fiziksel özellikleri açısından değerlendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>DOSYA ARKASI</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15108</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15108</guid>
      <author>DOSYA ARKASI</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ahmedînin Cemşid ü Hurşid ve Şeyhoğlu Mustafa’nın Hurşidnâme Adlı Eserlerinin Perspektifinden Xıv. Yüzyılda Sosyal Hayat</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14962</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14962</guid>
      <author>Melike GÖKCAN</author>
      <description>XIV. Yüzyıl, Anadolu’da çok önemli başlangıçların ve oluşumların zamanıdır. Selçuklu devlet teşkilatının Moğol baskısıyla çözülmeye başladığı ve beyliklerin özerk yapılar halinde kendilerine zemin ve imkân oluşturmaya çalıştıkları bu dönemde, çeşitli siyasi ve kültürel oluşumların Anadolu’nun rengini ve dokusunu değiştirdiğini yeni bir medeniyetin doğumuna zemin hazırlandığını görmek mümkündür. Söz konusu dönem, Türkçe’nin Anadolu sahasındaki gelişimi açısından da bir dönüm noktasıdır. Selçuklu dönemi edebiyatının Farsça üzerinden geliştiği bilinmektedir. Oysa Anadolu beylerinin tercihi eserlerin Türkçe ile kaleme alınmasından yanadır. Beylerin isteği doğrultusunda Türkçe telif ve tercüme eserlerin verilmeye başlanmasıyla Batı Türkçesinin işleklik kazanarak, edebi dil haline gelişi Türk edebiyatının geleceği açısından son derece önemli bir süreç olmuştur. Geçiş dönemi diyebileceğimiz bu yüzyılda verilen edebi eserlerin en önemlileri mesnevilerdir. Mesneviler, hikâye kurgusu içinde, ait olduğu dönemin sosyo- kültürel yapısını, toplumsal ve siyasal oluşumları, inanç sistemini, değerler bütününü barındıran zengin dokulu eserlerdir. Bu çalışmada, Germiyan’da yetişen ve Osmanlı’nın kuruluş ve yükselişine şahitlik eden güçlü mesnevi şairi Ahmedî’nin “İskendernâme” ve “Cemşîd ü Hurşîd” adlı eserlerinin perspektifinden dönemin tarihî, sosyal ve kültürel özelliklerini görmeyi hedefledik.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Halk Şiiri Örneklerinin Fonetik-Semantik İlişkisi Ve Türkçe Eğitiminde Halk Şiirinden Yararlanma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14932</guid>
      <author>Nilgün AÇIK ÖNKAŞ</author>
      <description>İlköğretim Türkçe ders kitaplarında halk şiiri örnekleri yer almamaktadır. Bu sebeple Türkçe eğitiminde, halk şiirimizin gücünden yararlanılamamaktadır. Türkçe eğitiminde halk şiiri örnekleri, sadelik ve lirizm gücü yönünden öğrencilerin sevebilecekleri örneklerdir. Bu şiirler sayesinde öğrencilere ana dilin tümleşik dil becerileri kazandırılabilir. Fakat halk şiirimizin bu güçlü örneklerinin aşağıda taranan ders kitaplarında yer almaması büyük bir eksikliktir. Sözcüklerin fonetik ve semantik yönlerinin birbirleriyle ilişkisi, ses özelliklerinin anlamın oluşmasına ve duyguya etkisinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Lirizm yönü güçlü olan halk şiir örnekleri ile öğrenciler karşılaştırılarak, onların tümleşik dil becerileri geliştirilebilir. Bunu yaparken eğitimde yeniden yapılandırma yaklaşımına uygun olarak fonetik-semantik ilişkili şiir inceleme yöntemi ve betimsel yöntem kullanılmıştır. Bu yöntem, ses değerlerine dikkat çekerek, şâirlerin dil becerilerini ön plana çıkararak, öğrencilerin algı seviyesini arttırması, çağrışım dünyasına katkıda bulunması açısından faydalı bir yöntemdir. Seçilmiş şiirdeki sözcükler ve sözcük grupları fonetik-semantik ilişkili olarak incelenmiştir. Fonetik açıdan incelemede puanlama tablosu esas alınmıştır. Semantik açıdan incelemede kavramlaştırmalar ve şiirlerdeki duygu aktarımının şiirlerin puanları üzerine etkilerine bakılmıştır. Daha sonra elde edilen verilerle sonuçlara ulaşılmıştır. İncelenen halk şiiri örneklerinin lirizm yönünden güçlü şiirler olduğu, bu yönüyle öğrencileri duygu olarak sardığı ve dil becerilerini geliştirdiği görülmüştür. Türkçe eğitiminde halk şiirimizin gücünden yararlanmak, şâirlerin ses değeri fazla olan kelime tercihlerine dikkat çekmek, öğrencilerin dil becerilerinin gelişmesine katkıda bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Söz Edimleri Kuramı Açısından Kurgusal Anlatı Metinlerinde Söz Aktarımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14749</guid>
      <author>Soner AKŞEHİRLİ</author>
      <description>Söz ya da söylem aktarımı hem günlük iletişimde hem de kurgusal anlatı metinlerinde sıkça görülen dilbilimsel bir olgudur. Dilbilim açısından söz aktarımı doğrudan, dolaylı ve serbest dolaylı olmak üzere üç temel biçimde ele alınır. J.L.Austin tarafından geliştiren söz edimleri kuramı ise, söz aktarımına farklı bir açıdan bakmamızı sağlayabilir. Kurama göre bir söz söylemek (düzsöz), bir iş yapmaktır (edimsöz). Ayrıca söylenen sözün etkisiyle yapılan bir iş de olabilir (etkisöz). Günlük iletişimde aktarıcı, kurgusal metinlerde ise anlatıcı söz aktarımını gerçekleştirirken, aktardığı sözün düzsöz, edimsöz ve etkisöz bileşenlerinden herhangi birini, ikisini ya da üçünü birden aktarabilir. Bu aynı zamanda anlatısal metinleri yöneten bakış açısının belirlenmesinde de dikkate alınması gereken bir süreçtir. Böylece kurgusal metinler için söz edimleri kuramına dayanan yeni bir söz aktarım tipolojisi oluşturulabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cümle Yapısı Bakımından Özbek Atasözleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14927</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14927</guid>
      <author>Bilal AKTAN</author>
      <description>ÖZET Türkiye Türkçesi Türk dilinin Batı kolunda, Özbek Türkçesi ise Doğu kolunda yer alan iki önemli lehçedir. Ses ve şekil bilgisi bakımından bu iki çağdaş Türk lehçesi arasında büyük farklar var ise de söz dizimi bakımından karşılaştırıldıklarında her iki lehçe arasında önemli bir fark bulunmadığı görülür. Söz dizimsel açıdan önemli bir değişikliğin olmayışı, elbette Özbek atasözlerinin cümle yapıları için de geçerlidir. Özbek Türkçesindeki atasözleri arasında “basit, birleşik, sıralı ve bağlı cümle” kuruluşları ile ifade edilenler kullanılmış; ancak ‘ki(m)’li birleşik’ yapıda atasözleri hiç kullanılmamıştır. Ayrıca atasözleri arasında, sıralı cümle kuruluşunda olanların oran olarak çokluğu ile bağlı cümle kuruluşunda olanların azlığı da bir başka özellik olarak dikkat çekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVI. Yüzyıl Osmanlı Dünyasında Bir İntihal Örneği: Düstûrü’l-Mülk Vezîrü’l-Melik İle Şeyhoğlu’nun Marzûban-Name Tercümesi Arasındaki Olağan Dışı Benzerliğin Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15001</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15001</guid>
      <author>Ahmet ALTAY</author>
      <description>Bu makalede farklı yüzyıllarda yazılmış ancak konu, içerik ve üslûp bakımından çok fazla benzerlikler taşıyan iki eser -Düstûrü’l-Mülk Vezirû’l-Melik ve Şeyhoğlu Mustafa’nın Marzûban-nâme tercümesi- arasındaki ilişki tanımlanmaya çalışılmıştır. Çalışmanın girişinde “intihal” kavramı üzerinde durularak, intihalin tanımı, türleri ve yapılış şekilleri irdelenmiş ardından Düstûrü’l-Mülk Vezirû’l-Melik ve Şeyhoğlu Mustafa’nın Marzûban-nâme tercümesi hakkında genel bilgiler verilmiş ve iki eser arasında karşılaştırmalar yapılmıştır. Yapılan karşılaştırmaların sonucunda iki eser arasındaki konu, şahıslar, eserin düzenlenişi, dil ve üslup bakımından saptanan benzerlikler sıralanarak Düstûrü’l-Mülk Vezirû’l-Melik’in gerçekte te’lif bir eser olmadığı, Şeyhoğlu Mustafa’nın Marzûban-nâme tercümesi’nin intihali yoluyla ortaya konulmuş bir eser olduğu iddiası kanıtlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Celilî’nin Bilinmeyen Bir Eseri: Bahâr-nâme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14759</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14759</guid>
      <author>Arzu ATİK</author>
      <description>Klasik Türk edebiyatında</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Öğrencilerinin Coğrafya Derslerinde Kullandıkları "Öğrenme Stratejileri"</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14996</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14996</guid>
      <author>Fatih AYDIN</author>
      <description>Bu araştırma, ortaöğretim öğrencilerinin coğrafya dersinde kullandıkları öğrenme stratejilerini, farklı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında, Manisa ilinin Turgutlu ilçesindeki liselerde öğrenim gören 298 öğrenci katılmıştır. Genel tarama modelinin kullanıldığı araştırmada veri toplama aracı olarak Toy (2007) tarafından geliştirilen “Öğrenme Stratejileri Ölçeği” kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve çoklu karşılaştırma testi (LSD) kullanılmıştır. Ortaöğretim öğrencilerinin coğrafya dersinde kullandıkları öğrenme stratejileri ölçeğine ilişkin görüşlerinin aritmetik ortalaması 3,51 ve “katılıyorum” düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Ortaöğretim öğrencileri en çok “örgütleme stratejilerini” en az ise “planlama stratejilerini” kullandıkları görülmüştür. Öğrencilerin coğrafya dersinde kullandıkları öğrenme stratejileri ölçeğine ilişkin görüşleri “cinsiyet” ve “öğrenim gördükleri sınıf düzeyleri” değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ege Bölgesi’nde Yağışın Yüzeysel Dağılım Modellemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14898</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14898</guid>
      <author>Muhammet BAHADIR</author>
      <description>Bu çalışmada Anadolu’nun ve ülkemizin batı kesimini kapsayan Ege Bölgesi’nde yağışın yüzeysel dağılım modellemesi gerçekleştirilmiştir. Yağışa 10 ar yıllık dönemler halinde Etkileşimli 3D Analizi, Coğrafi Ağırlıklı Regresyon, Radial Basis Function ve Quadratic Trend Analizleri uygulanmış ve yağış dağılış haritaları oluşturulmuştur. Bölgede yağışın dağılışı ve değişimi üzerinde plenater faktörlerin birinci derecede etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yağışın lokal değişimleri üzerinde ise topoğrafik özellikler belirleyici olmuş, özellikle dağların kuzey kesimleri bakıya bağlı olarak daha fazla yağış aldığı tespit edilmiştir. Bölgede yağışın zamansal değişiminde, 1975’den 2010 yılına kadar genel anlamda azalma eğilimi gerçekleşmiştir. Azalma miktarı kıyı kesimlerde daha belirgin olmasına karşın iç kesimlerde yağışın az olmasına bağlı olarak daha kritik bir hal almıştır. Geleceğe yönelik trend analizlerine göre bölgede yağışta azalma eğiliminin devam edeceği bulgusuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Tasavvuf Sözlüğü (Istılâhât-ı İnsân-ı Kâmil)” Adlı Eserdeki Manzum Metinlerde Okuma Hataları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14640</guid>
      <author>Fatih BAŞPINAR</author>
      <description>Arap harfli Türkçe metinlerin Latin harflerine aktarılması faaliyeti esnasında asgari şartları yerine getirmemek pek çok hataya sebep olmaktadır. Özellikle manzum metinlerde</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divanü Lugat’it Türk’te Çocuk Dünyası ve Çocuk Eğitimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14960</guid>
      <author>Zekerya BATURMerve BEŞTAŞ</author>
      <description>Bu çalışma tarama modelinde olup doküman incelemesine dayalı olarak yapılmıştır. Çalışmada Divanü Lugati’t Türk, “çocuk” kavramı, çocuk eğitimi ve çocuk dünyası bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda çocuğun kendine özgü bir dili, oyun dünyası ve eğitim anlayışının olduğu belirlenmiştir. Eserde, çocuğun günlük yaşamdaki eylemleri atasözlerinde de etkili bir şekilde kullanılmıştır. Çocuğun genel eğitimiyle anne ilgilenirken, meslek eğitimiyle baba ilgilenmiştir. Bunun yanında çocuk eğitiminde annenin birinci derecede rol aldığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Homeros Destanları ile Dede Korkut Hikâyeleri Arasındaki Kurgu, Yapı, Tip ve Tema Benzerlikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14709</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14709</guid>
      <author>Adem CAN</author>
      <description>Bu çalışmada Homeros destanları ile Dede Korkut hikâyeleri karşılaştırılmıştır. Her iki metin arasında kurgu, yapı, konu, tema, tip ve motiflerle ilgili önemli benzerlikler tespit edilmiştir. Bu benzer unsurlardan bazılarının doğu kaynaklı efsane ve masallardan alındığı görülmüştür. Eserler arasındaki etkileşimin mitoslar vasıtasıyla gerçekleştiği sanılmaktadır. Dede Korkut’un antik Yunan kültürüne ait Homeros destanlarını en az motif ve mitoslar seviyesinde bildiği tahmin edilmektedir. Kültürler arasındaki etkileşimin millî edebiyatları zenginleştiren dinamik ve girift bir süreç olduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İbrahim Alâettin’in (Gövsa) Çocuk Şiirleri Adlı Eserinin Çocuk Edebiyatındaki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14902</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14902</guid>
      <author>A.Mecit CANATAK</author>
      <description>İnce ruhlu ve aşırı duyarlı bir kişiliği olan İbrahim Alâettin’in (Gövsa) çocuk eğitimi, çocuk psikolojisi ve Çocuk edebiyatı alanındaki çalışmaları ve analizleri dikkate değerdir. Türk Edebiyatında İbrahim Alâettin’e kadar Çocuk edebiyatı alanında birçok şiir ve düz yazı kaleme alınmış olmakla beraber, çocuk duyarlılığı noktasında önemli analiz ve bulguların onunla başladığını söyleyebiliriz. Dolayısıyla Çocuk edebiyatının temellerini bilinçli bir şekilde oluşturanlardan biridir. Sanatçının 1911 yılında ilk baskısı yapılan Çocuk Şiirleri adlı eseri, Çocuk edebiyatı sahasında yazılmış önemli bir çalışmadır. Eserin önemi, alanında hem ilk olması hem de çocukların ruh hâliyle kaleme alınmış olmasıyla alakalıdır. Siyasi, edebi, hukuki, iktisadi, toplumsal ve düşünsel anlamda büyük değişimlerin olduğu ve arayışların yaşandığı Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerini idrak eden İbrahim Alâettin, muhtelif şekillerle kaleme aldığı bu şiirlerin vereceği duygu ve düşüncelerden çıkarılacak ibret ve nasihatleri çocukların zevk ve anlayışına bırakır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>-mAz+lAn- Yapısı ve Kullanımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14761</guid>
      <author>Ali CİN</author>
      <description>-mAz+lAn- yapısı, modern Türkiye Türkçesi’nde sık kullanılan biçim olmadığı için kulağımıza yabancı gibi görünmektedir. Oysa bu yapının, Türkçe’nin tarihî lehçelerinde daha geniş bir kullanım alanına sahip olduğunu görüyoruz. -maz, -mez ekinin -ma,-me olumsuzluk eki ile -z partisip veya fiilden isim yapım eki ile oluştuğu görüşü, bilim adamlarınca kabul edilmiştir. Yapının ikinci kısmı ise +la-n- veya +lan- şeklinde olduğu bilinmektedir. -mAz+lAn- yapısıyla ilgili olarak Türkçe Sözlük’te bilmezlen- örneğinin dışında bir örneğe rastlamıyoruz. Ancak Tarihî lehçelerde ve günümüz sözlüklerine girmemiş bazı eserlerde, olmazlan-; almazlan-; görmezlen-; işitmezlen-; gitmezlen- gibi örneklerle karşılaşmaktayız. Söz konusu makalede, görmezlen-; görmezlikten gel-; görmemezlikten gel- ve benzeri biçimlerin, anlam ve şekil özellikleri üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sınıf Öğretmenlerinin Karşılaştıkları İstenmeyen Öğrenci Davranışları ve Başa Çıkma Yolları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14948</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14948</guid>
      <author>İbrahim ÇANKAYAHurşit ÇANAKÇI</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları ve bu davranışlara karşı uyguladıkları çözüm yollarını tespit etmektir. Araştırmanın çalışma evrenini 2010-2011 yılı eğitim-öğretim güz döneminde Elazığ İli Merkez İlköğretim okullarında görev yapan sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi çalışma evreni içerisinden tesadüfî olarak belirlenen ve yüz yüze görüşülen 60 sınıf öğretmeni üzerinden yürütülmüştür. Yüz yüze görüşülen öğretmenlerden 38 öğretmenin cevapladığı görüşme formlarındaki yazılı veriler “Nvivo 7” nitel veri analizi programında değerlendirilmiştir. Öğretmenlerin sıklıkla karşılaştıkları istenmeyen öğrenci davranışları arasında; “derse ilgisiz olma”, “ kopya çekme”, “fiziksel ve sözlü şiddet”, “ öğretmene karşı saygısızlık”, “ sorumluluk üstlenmeme”, “ dersin düzenini bozma” ve “gruplaşma” yer almaktadır. Öğretmenlerin istenmeyen davranışlara karşı başvurdukları çözüm yolları arasında ise; “rehberlik-danışmanlık yapma”, “yüzleştirme”, “sorumluluk kazandırma”, “cezalandırma”, “ödüllendirme” ve “sosyal destek sağlama” gibi kısa ve uzun vadeli çözüm önerileri yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Termal Turizm ve Mekânsal Değişime Etkileri Yönüyle Gönen (Balıkesir) Termal Kaynakları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14990</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14990</guid>
      <author>Bayram ÇETİNKAYAEmre ÖZŞAHİN</author>
      <description>Bu çalışmada Gönen’deki termal kaynakların turizm faaliyetleri ile ekonomik ve mekânsal değişim üzerindeki etkileri incelenmiştir. Bu nedenle öncelikle kaynakların fiziki özellikleri değerlendirilmiş ve yakın çevresiyle karşılaştırılmıştır. Gönen modern anlamda ülkemizin ilk termal turizm merkezlerindendir. Özellikle 1950’lerden sonra başlayan yatırımlarla gelişme gösteren termal turizm yerel ekonominin temel sektörlerinden biri olmuştur. Sektör büyük bölümü yerli olmak üzere yıllık ortalama 120-130 bin arasında değişen turiste hizmet vermektedir. Günümüzde sektör Gönen’le sadece ekonomik boyutuyla değil, aynı zamanda sosyo-kültürel ve hatta imaj ve simgesel boyutlarıyla da bütünleşmiştir. Turizm aktiviteleri ekonomik ve sosyal yapının yanında, mekânı da şekillendirmiştir. Bilhassa kentin yatay gelişimi ve kentsel arazi kullanımındaki etkisi gözle görülür boyutadır. Bu nedenle çok kapsamlı yeni bir planlamaya gereksinimin olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Amerikan Misyonerliğinde Kadın ve Kadının Rolü (Ortadoğu Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14985</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14985</guid>
      <author>Murat Gökhan DALYAN</author>
      <description>Ortadoğu’da Amerikan misyonerliği XIX. yüzyılın ilk yıllarından itibaren başlamıştır. Ancak bölgenin tarihi, kültürel dokusu dikkate alınarak buralara gönderilecek misyonerlerin evli olmasına özen gösterilmiştir. Bu şekilde misyonerlerin toplum tarafından kolayca benimsenmeleri sağlanmıştır. İlerleyen yıllarda evli kadınların iş yükünün artmasına ve kız eğitim politikalarına bağlı olarak bekar kadın misyonerler, misyon bölgelerine gönderilmeye başlamıştır. Gönderilen bekarlar, evlilerin gözetiminde onlara yardımcı elemanlar olarak çalışmışlardır. Kadınların misyon bölgelerinde başlıca çalışma alanları kadınlar arasında vaazlar, eğitim öğretim ve daha sonraki dönemlerde doktorluk gibi tıbbi meslekler olmuştur. Ortadoğu’da diğer kadınlara model olması için özel yetiştirilen misyoner kadınlar şartların zorluklarından dolayı özellikle ilk dönemler oldukça büyük kayıplar vermişlerdir. Misyonerliğe yaptıkları olumlu katkılara rağmen XIX. yüzyılın sonuna kadar başta maaş olmak üzere erkeklere oranla daha alt statüde görülmüş ve misyoner olarak kabul edilmemişlerdir. Bu da zamanla kendi aralarındaki örgütlenmelerini beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada Amerikan misyonerlerinin Ortadoğu’da kadın faaliyetlerine ve bunun organizasyonlarındaki yerine değinilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fonem Teorisinin Önemi Hakkında</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15024</guid>
      <author>Kerim DEMİRCİ</author>
      <description>Dilin yapısını çözümlemek öncelikli olarak dili oluşturan seslerin anlaşılmasıyla ilişkilidir. Ferdinand de Saussure’ün ‘Dilde aykırılıklardan başka bir şey yoktur’ varsayımından yola çıkan dilciler fonem teorisinin ortaya çıkmasını sağlamışlardır. Modern anlamda fonem teorisi, özellikle Rus bilgin Baudouin de Courtenay başta olmak üzere Nikolai Trubetzkoy, Paul Passy, Roman Jakobson, Sergey Karçevski gibi birçok uzmanın çalışmalarıyla şekillenmiştir. Bu bilginler dillerin konuşma seslerini çözümlemeyi mümkün kılan bir sitemi dilbilime kazandırmıştır. Bu sistem modern fonetik ve fonoloji çalışmalarının altyapısını oluşturmuştur. Bu yazıda konuşma seslerine mahsus ayırt edici özelliklerin bilimsel metotlarla tespitine dayanan fonem teorisinin en temel özellikleri ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Es-Seyyid Hüseyin Hüsnî Burdurî’nin Aruzla İlgili Mîzân-nâme-i Şu’arâ Adlı Eseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15025</guid>
      <author>Şener DEMİREL</author>
      <description>Hecelerin uzun veya kısa, kapalı veya açık oluşlarına dayalı bir şiir ölçü birimi olan aruz, özellikle Divan şiirinin en dikkate değer özelliklerinden biridir. İlk önceleri Arap edebiyatında daha sonra İran edebiyatında ve oradan da Türk edebiyatında kullanılan aruz ölçüsü kendi içinde birtakım kuralları barındırması açısından, hakkında zaman zaman müstakil eserlerin yazılmasını gerekli kılmıştır. Bu yazıda üzerinde durulacak olan Mizân-nâme-i Şu‘arâ adlı eser 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Es-seyyid Hüseyin Hüsnî adlı Burdurlu bir müderris tarafından kaleme alınmıştır. Bir mukaddime, üç bâb/bölüm ve bir hatimeden/sonuçtan meydana gelen Mîzân-nâme-i Şu’arâ, ağırlıklı olarak aruz bilgilerinden meydana gelmiştir. Ancak bunun dışında gazel, kaside, rubâî gibi birtakım edebiyatla ilgili bilgileri de ihtiva etmektedir. Yazıda önce Hüseyin Hüsnî Burdurî ve Mizân-nâme-i Şu‘arâ adlı eseri hakkında tanıtıcı bilgiler sonra da Mizân-nâme-i Şu‘arâ adlı eserin metni verilecektir. Metnin transkripsiyonunda sadece “â, î, û” gibi aslî uzunluklar gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Edebî Eserde Tarihin Yeniden Yorumlanması Bağlamında Oflazoğlu Tragedyaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14861</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14861</guid>
      <author>Hüseyin DOĞRAMACIOĞLU</author>
      <description>Oflazoğlu tragedyaları konularını genellikle tarihten almıştır. Tarihî vakalardan hareketle yazılan bu oyunlarda geçmişe sadık kalındığını görmekteyiz. Oflazoğlu, yaşanan hadiseleri saptırmadan, geçmişi edebî eserin fiktif yapısı içerisinde ele almıştır. Bununla birlikte tarihin edebî eserlerle estetik haz alınarak yeniden yorumlanmasına öncülük etmiştir. Yazarın tragedyalarında millî değerlerimizin edebî eser kurgusu içerisine sindirilerek verildiğini görüyoruz. Bu durum, Oflazoğlu’nun oyunlarına ayrı bir önem katmıştır. Millî değerlerimizi edebî eserle ve gerçeklerden sapmadan yeni nesillere öğretmek için Oflazoğlu’nun tiyatrolarından yararlanmak mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>MEB 6, 7 ve 8. Sınıf Türkçe Ders Kitaplarında Yer Alan Metinlerin Değer İletimi Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14997</guid>
      <author>Esra Ekinci ÇELİKPAZUElif AKTAŞ</author>
      <description>Teknolojik gelişmelerin artmasına paralel olarak insanî duyguların köreldiği günümüz toplumlarında, birbirlerine karşı saygı, sevgi ve hoşgörü duygularını kaybetmeden bilimselliğe ve akılcılığa önem veren, empati kurabilen, azimli, çalışkan ve dürüst bireylerin yetiştirilmesi için etkili bir değer eğitimine ihtiyaç vardır. Okullar, ulusal ve evrensel değerlerin iletimini sağlayarak toplumların devamlılığını sağlayan kurumlardır. Eğitim öğretim sürecinin vazgeçilmez bir parçası olan ders kitaplarının değer iletimi konusunda önemli bir rolü vardır. Öğrenciler, ders kitaplarında yer alan ve ana dilinin her türlü imkânından ve söz varlığı zenginliğinden yararlanılarak oluşturulan edebî eserler yoluyla millî ve evrensel değerleri kazanmaktadırlar. Bu çalışmanın amacı Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevine ait İlköğretim 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan okuma metinlerinin hangi ulusal ve evrensel değerleri ilettiğini/sezdirdiğini tespit etmek ve iletilen/sezdirilen değerlerin 6, 7 ve 8. sınıf ders kitaplarındaki dağılımını belirlemektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın veri örneklemini, MEB yayınevine ait 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitapları oluşturmaktadır. Ders kitaplarında yer alan okuma metinleri, “Değerler Tespit Formu (DTF)”na göre incelenerek hangi ulusal ve evrensel değerlerin metinler aracılığıyla iletildiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Yapılan çalışmada MEB 6, 7 ve 8. sınıf Türkçe ders kitaplarında yer alan metinlerin değerlerin iletimini istenen düzeyde gerçekleştirmediği ve 6. sınıfta değer iletiminin daha yoğun olduğu, 7 ve 8. sınıfta ise azaldığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk’ün Ulus-Devlet Fikri Oluşumunda Eskiçağ Tarihi Kitaplarının Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14910</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14910</guid>
      <author>Halil ERDEMİRHatice P. ERDEMİR</author>
      <description>Günümüzde çok çeşitli bilgiye hızlı ve yoğun bir şekilde ulaşılabilmektedir. Sosyal ve beşeri bilimlerin de fen ve diğer bilim alanları kadar önemli ve insan hayatı için vazgeçilmez olduğu bir gerçektir. Dünya şartları ve bilgi hızlı bir şekilde değişmektedir. Sosyal ve beşeri çalışmalar da insanlığa ışık tutmaya devam etmektedir. Geçmişte yaşanılan pek çok tecrübenin de kişi ve devletlere yön verdiği bilinen bir gerçektir. Aşağı-yukarı bir asra yakın bir süre önce, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden, Mustafa Kemal’in zihninde yeni bir devletin temelini oluşturacak görüşler belirginleşmiş olmalıdır. Yeni bir devlet, yeni modern kurum ve oluşumları da beraberinde getirmeliydi. Mustafa Kemal’in, tarih ve sosyal bilimlerle ilgili seçtiği ve okuduğu kitapların, düşüncelerinin oluşmasında etkili olduğu konuşmalarında ve uygulamalarında görülebilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapılandırmacı Yaklaşım Bağlamında Yabancı Dil Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15085</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15085</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZŞenel ELALDI</author>
      <description>Ülkemizde bir yabancı dil bilmenin, özellikle İngilizce bilmenin gereklilikten ziyade gizli bir baskıyla mecbur bırakıldığı günümüzde, dil öğretimi sorunları hala aşılamamıştır. Bu sorunlar çıkmaz içerisinde ve kısır döngüde devam etmektedir. Bu çalışmada, dil öğreniminin keyifli ve pratik hale getirilmesi ve dil öğretme hedefine kısa zamanda ulaşılmasında yapılandırmacı yaklaşımın önemi konusunda bir değerlendirme yapılmıştır. Gerek kullanılan materyaller gerekse ders kitaplarının hazırlanış formatı ile aslında yapılandırmacı yaklaşımı içinde barındıran yabancı dil öğretiminde, öğretmenlerden kaynaklanan sorunların daha ön planda yer aldığı belirtilmiştir. Öğrencilerin yaratıcı deneyimlerini ve ilgilerini ortaya çıkarıp harekete geçirmede, etkin bir şekilde derse katılımlarına yardımcı olmada iyi yetişmiş ve yabancı dili çok iyi kullanabilen, öğretmenlere ihtiyaç olduğu vurgulanmıştır. Ancak bu öğretmenlerin katkılarıyla gerçek dünyanın kalabalık olmayan öğrenci merkezli sınıf ortamına getirilip, öğrencilerin de dili çok iyi kullanmasına yönelik uygulamalar yapılabilmesinin mümkün olacağı belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kıbrıs Ağızlarında Seçilmiş Bir Kod: 'nice'</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15035</guid>
      <author>Gürkan GÜMÜŞATAM</author>
      <description>Bu makalede, Kıbrıs ağızlarına özgü anlam ve kullanım alanı kazanmış ‘nice’ morfemi incelenmiştir. Öncelikle morfemin kullanım alanı ve cümledeki kiplik anlamları değerlendirilmiştir. Bunun ardından Türkiye Türkçesinden onu farklı kılan gramatikal kategori, yani türündeki değişim saptanmıştır. Böylelikle Kıbrıs ağızlarında ses açısından değişime uğramayan söz varlığının, bazen anlam bazen de görevce başkalaşmış olabileceği gerçeği dil ilişkisi bağlamında vurgulanmıştır. Kıbrıs ağızları üzerine yapılan çalışmaların sadece ses veya biçim incelemesine yönelik oluşunun yetersiz kaldığı, dil ilişkilerinin bu morfem örneğinde göz önünde bulundurulması gereği ortaya koyulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig’de Geçen “Simiş” Kelimesi Üzerine Düşünceler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14988</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14988</guid>
      <author>Galip GÜNER</author>
      <description>1069/1070 yıllarında kaleme alınmış olan Kutadgu Bilig Türk dilinin, edebiyatının, siyasetinin ve kültürünün en önemli eserlerinden biridir. Esere bu gözle bakıldığında onda Türk sosyal hayatının her alanına ait verileri bulmak mümkündür. Bu bağlamda Kutadgu Bilig aynı zamanda Karahanlı Türkçesinin söz varlığına önemli miktarda kelimeyi de ihtiva etmektedir. İşte bu çalışmada Türkçenin tarihî metinlerinden sadece Kutadgu Bilig’de geçen, çağdaş metinlerinde ise şimdiye kadar tespit edilememiş olan simiş kelimesinin okunuşu, anlamı ve yapısı üzerinde durulacaktır. Öncelikle kelimenin Kutadgu Bilig çalışmalarında nasıl okunduğu ve anlamlandırıldığına değinilecektir. Ardından bu okunuşlara yapılan eleştirilere temas edilecektir. Daha sonra ise ilgili kelime hakkında ayrıntılı bir okuma, anlamlandırma ve etimoloji denemesi yapılacaktır.Bu çalışmada Türkçenin tarihî metinlerinden sadece Kutadgu Bilig’de geçen, çağdaş metinlerinde ise şimdiye kadar tespit edilememiş olan simiş kelimesinin okunuşu, anlamı ve yapısı üzerinde durulacaktır. Öncelikle kelimenin Kutadgu Bilig çalışmalarında nasıl okunduğu ve anlamlandırıldığına değinilecektir. Ardından bu okunuşlara yapılan eleştirilere temas edilecektir. Daha sonra ise ilgili kelime hakkında kendi görüşlerimize yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cemal Süreya'nın Şiirinde Ölüm teması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14954</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14954</guid>
      <author>Nilüfer İLHAN</author>
      <description>İnsan yaşamını sonlandıran ölüm, insanlık tarihi boyunca üzerinde düşülen ve anlamlandırılmaya çalışılan bir olgu olmuştur. Ölüm üzerinde düşünmek ve anlamlandırmak da kişinin inancı ve kültürüne bağlı olarak bir değişkenlik gösterip farklı düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Şiirin de başat temalarından biri olan ölüm, toplumdaki siyasî, sosyal ve kültürel değişimlere paralel olarak her dönem farklı bir duyarlılıkla işlenmiştir. İkinci Yeni şairlerinden Cemal Süreya da evrensel bir temaya dönüşen ölüme şiirinde yer vermiş, ölümü metafizik bir algıdan uzak olarak yaşamının belli dönemlerinde değişen bir bakış açısıyla ortaya koymuş bir şairdir. Bu çalışmada Cemal Süreya’nın şiirindeki ölüm temasının biyografik hayattan, güncele ve tarihe yöneltilen eleştirel bir bakıştan, sıkıntı ve yaşlanmadan kaynaklanan psikolojik yönüne dikkat çekilerek ilk şiirlerinden son şiirlerine kadar ölüm algısının nasıl değiştiği tespit edilerek örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Samsun ve Çevresinde Pontus Çetelerinin Faaliyetleri ve Hükümetin Uygulamaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14937</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14937</guid>
      <author>Pelin İSKENDER KILIÇ</author>
      <description>Osmanlı Devleti, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren siyasî alanda azınlıklar meselesiyle oldukça meşgul olmuştur. Hatta bu konu Lozan Antlaşmasına kadar devam etmiştir. Bilhassa Fransız İhtilali’nin ve Osmanlı Devleti üzerinde emelleri olan büyük güçlerin etkisiyle Osmanlı içerisinde yapay bir Pontus meselesi ortaya çıkartılmıştır. Oysaki tarihteki Pontus Devleti ile ortaya atılan ve gerçekleştirilmek istenen Pontus Devleti arasında hiçbir bağlantı yoktur. XIX. yüzyıla gelindiğinde çok milletli, dinli ve kültürlü olan Osmanlı Devleti, çağın özelliği gereği gerek iç gerekse dış güçlerin etkisiyle dağılma sürecine girmiştir. İçinde bulunan azınlıklar büyük devletlerin desteği ile yavaş yavaş Osmanlı Devleti’nden ayrılırken, yüz yıllardır Anadolu’da Türklerle iç içe yaşayan Rumlara da İnebolu’nun batısından başlayıp Batum’a kadar uzanacak olan bir Pontus Devleti kurma hayalleri içine girmişlerdi. Bu devletin başkenti olarak da Samsun’u seçmişlerdi. Bu nedenle Samsun ve çevresinde çok yoğun çete faaliyetlerine başladılar. Din adamları bu çeteleri kışkırtmada aktif rol oynamışlardır. Bütün bunlara karşı Osmanlı Devleti aldığı çeşitli tedbirlerle Müslüman halka karşı yapılan bu yıkıcı ve acımasız faaliyetleri durdurmaya çalışmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anlam Bilgisi Konularının Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14903</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14903</guid>
      <author>Adem İŞCAN</author>
      <description>Anlambilim, anlamı inceleyen çalışma alanıdır. Bu alan, genellikle sözcükler, deyimler, işaretler ve semboller gibi gösterenlerle onların anlamları arasındaki ilişkiye yoğunlaşır. Anlam bilgisiyle bağlantılı konulardan bazıları şunlardır: Sembol ve gönderge, sözcükler ve sözlükbirim, düzanlam, yan anlam, dolaylı anlatım, iki anlamlılık, mecaz, teşbih ve sembol, anlam bilgisi alanları, eş anlamlılık, zıt anlamlılık ve alt anlamlılık, eşdizimlilik, ifade ve deyim, anlam değişikliği ve kökbilim, çok anlamlılık, eşadlılık ve eşyazımlılık, sözlükbilim ve sözlükçülük, bilgibilim, renk. Bu çalışmada, ilköğretim ikinci kademe anlam bilgisi konularının öğretimi çeşitli yönleriyle ele alınmıştır. Öncelikle anlam bilgisi konuları hakkında bilgi verilerek, bu konuların öğretimiyle ilgili etkinlik örnekleri sunulmuştur. Daha sonra bu bilgiler ışığında bir dizi öneride bulunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ovacık (Karabük) İlçesinin Nüfus Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14756</guid>
      <author>Güzin KANTÜRK YİĞİT</author>
      <description>Yerleşmelerin nüfus ve yapısı sürekli değişim halindedir. Nüfusu geçen yıllar içerisinde azalma eğilimi gösteren ilçelerden birisi de Ovacık’tır. Çalışmanın amacı Ovacık’ın ilçe olduğu 1959’dan günümüze ilçenin nüfus yapısını ortaya koymak ve ilçede yaşanan nüfus azalmasına dikkat çekmektir. Çalışma için Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda Ovacık’ta nüfusun hızla azaldığı, nüfus azalmasında çeşitli sosyo-ekonomik faktörlerin etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>1916 Kırgız Büyük İsyanı:Ürkün</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14989</guid>
      <author>Füsun KARA</author>
      <description>1916 İsyanı Kırgız tarihinin en büyük trajedilerinden biridir. Bu olay Kırgızistan’da Ürkün olarak bilinir. Rus İmparatorluğu Kırgızistan’da koloni politikası uygulamıştır. En iyi yerler Ruslara verilmiş yerli halk kendi toprağından edilerek kırsal alanlara göç ettirilmiştir. Ayaklanmanın temel nedeni ise I. Dünya Savaşında Çarlığın Rusya’nın geri hizmetlerinde çalışmak üzere Türkistanlıları çağırması olmuştur. Ayaklanma 4 Temmuz 1916’da Hocent’de başlamıştır daha sonra Türkistan’ın diğer kısımlarına yayılmıştır. Kırgız Türkleri Rus askerleri ve Rus yerleşimciler tarafından öldürülmüştür. Ülkenin kuzeyindeki ayaklanmacılar öldürülmüş diğer 120 bini Çine kaçmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gölgesizler’in Kurgu Tekniği ve Teması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14885</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14885</guid>
      <author>Alaattin KARACA</author>
      <description>Hasan Ali Toptaş’ın romanı Gölgesizler, ilk bakışta alışılmamış kurgu tekniğiyle dikkati çeker. Çift zincirli bir romandır bu. Olaylar, birbirine paralel iki uzamda cereyan eder. Birinci zincirde olayların uzamı kenttir, ikinci zincirdeyse köy. Bu iki zincir ve iki uzam, kentte kaybolup köyde, köyde kaybolup kentte ortaya çıkan insanlarla birbirine bağlanır. Dolayısıyla kimi kez kente, kimi kez köye çevirir bakışlarını anlatıcı. Bu iki uzama gidiş gelişlerle örülür roman. Böylece iki zincir iç içe geçerek, sarmal bir örgü oluştururlar. Bu makalede, söz konusu roman önce bu kurgusal yapısı bakımından incelenecektir. Gölgesizler’de dikkati çeken ikinci öğe, temadır. Toptaş, romanında bir yanda var olup, diğer yanda yok olan insanları ele alır. Var oluş ve yok oluş, hayatın sürekli tekrarlanan döngüsüdür. Makalede roman ayrıca bu felsefî tema ve yan temalar bakımından çözümlenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eş Zamanlı Bakışla Türkiye Türkçesinde Yardımcı Ünsüzler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15080</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15080</guid>
      <author>Fevzi KARADEMİR</author>
      <description>Araştırmacılar, günümüz Türkiye Türkçesindeki yardımcı ünsüzlerin mahiyeti, sayısı ve adlandırılışı konularında farklı görüşler ileri sürmektedirler. Bu görüş ayrılıkları konunun öğretimine yansımaktadır. Özellikle, bu durumun, öğretmenlerin/milli eğitimin bakışı ve akademisyenlerin/edebiyat fakültelerinin bakışı şeklinde, ilk ve ortaöğretim ile yükseköğretim kademeleri arasında sınıfsal bir nitelik kazanması, Türkçenin öğretimi açısından olumsuz bir durum arz etmektedir. Bu araştırmada; anılan yaklaşım farklarının temelinde yatan nedenler, konuyla ilgili olarak akademik düzeyde üretilen bilgilerin ilk ve ortaöğretimdeki Türkçe öğretimine yansıyıp yansımadığı, Türkiye Türkçesinin yardımcı ünsüzlerinin hangileri olduğu/olması gerektiği tespit edilmek istenmiştir. Bu amaçla, konuyla ilgili akademik eserler, ilk ve ortaöğretimdeki ders kitapları incelenmiş, ilk ve ortaöğretimdeki sınıf, Türkçe ve edebiyat öğretmenlerine yönelik bir anket düzenlenmiştir. Elde edilen verilerden, görüş ayrılıklarına, büyük ölçüde konuyu değerlendirmede esas alınan yöntem farklılıklarının neden olduğu; /y, ş, s, n/ ünsüzlerinden sadece /y/’yi veya /n/ ve /y/’yi yardımcı ünsüz olarak kabul edenlerin, konuya daha çok art zamanlı yöntemle baktıkları, ancak bu bakış tarzıyla üretilen bilgilerin, konunun ilk ve ortaöğretimdeki anlatımına hemen hiç yansımadığı anlaşılmıştır. Çalışmada, yardımcı ünsüzlerin öğretiminde, eş zamanlı bakış yönteminin esas alınması gerektiği sonucuna varılmış, bu bakış yöntemiyle yapılan değerlendirmede, ister ünlü-ünlü, ister ünlü-ünsüz, isterse ünsüz-ünlü bağlamında türesin, /y, ş, s, n/ ünsüzlerinin, günümüz Türkiye Türkçesinin yardımcı ünsüzleri olduğu saptanmıştır. Bunun yanında, muhatabın seviyesi el verdikçe, söz konusu seslerin, mevcut kimlikleri göz ardı edilmeden, tarihi kimliklerinin art zamanlı bakış yöntemiyle ortaya konmasının, dilin tabiatındaki değişim ve dönüşümün kavratılması açısından yararlı olacağı belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sûdî’nin Hafız Divanı Şerhindeki Tasavvufî Yaklaşımları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15036</guid>
      <author>İbrahim KAYA</author>
      <description>16. yüzyılda yaşayan Sûdî ağırlıklı olarak şerh vadisinde kalem oynatmış birisidir. Yazdığı şerhler büyük bir takdire mazhar olmuş, özellikle Hafız Divanı’na yazdığı şerh kendinden önce aynı esere şerh yazan Sürurî ve Şem’î’nin şerhlerini neredeyse unutturmuştur. Şüphesiz bu husus onun derin bilgi ve birikimi yanında belirli disiplinler içinde tutarlı hareket etmesinin sonucudur. O önce sağlam bir metin oluşturmak için çalışmış, daha sonra da metin şerhine girmiştir. Şerhederken Hafız’ı bir beşer olarak ele almış, onu olağanüstü özellikler vererek yüceltmemiştir. Gerçi zaman zaman Hafız’ın ehlullahtan olduğu gibi şeyler söylerse de bu yaklaşım aşırı yüceltmeci bir sonucu doğurmamış, ayakları yere basan yorumlarla okuyucunun karşısına çıkmıştır. Bu makalede önce Sûdî’nin Hafız’ın şiirlerini şerhederken temas ettiği tasavvufî görüşler ele alınacak, daha sonra Hafız Divanı’na aşırı tasavvufî anlamlar yüklediklerini düşündüğü şarihlere yönelttiği eleştiriler ifade edilecek ve bunlardaki haklılık payı tespit edilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğrencilerde Görsel Okuryazarlık Becerilerinin Geliştirilmesine Yönelik Coğrafya Öğretmenlerinin Görüş ve Uygulamaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15034</guid>
      <author>Mehmet Fatih KAYA</author>
      <description>Bu çalışmada, liselerde coğrafya öğretmenlerinin öğrencilerde görsel okuryazarlık becerilerini nasıl geliştirdiklerini ve bu konuda karşılaştıkları sorunlar üzerinde durulmuştur. Bu araştırma nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması desenindedir. Araştırmanın çalışma grubu Gaziantep’te görev yapan yirmi coğrafya öğretmeninden oluşmaktadır. Görüşme yoluyla elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin tamamı; görsel okuryazarlığın gerekliliği ve ders kitaplarının çok sayıda görsele yer verdiği konusunda hemfikirlerdir. Öğretmenlerin büyük bölümü görsel okuryazarlık becerisi kazandırmada ders kitaplarını yetersiz görmektedir. Öğretmenlerin deneyim ve bilgi birikimlerinin farklı oluşu coğrafya derslerinde görsellerle ilgili beceri kazandırmada farklı uygulamalara yer vermelerine neden olmaktadır. Araştırmada görsel okuryazarlık becerisinin geliştirilmesinde karşılaşılan sorunlara ulaşılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Direkt Bileşenler Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14956</guid>
      <author>Muzaffer MALKOÇ</author>
      <description>ÖZET: Direkt bileşenler analiz metodu Amerikanlı dil bilimci Bloomfield tarafından 1933 yılında sentaks alanında başlatılmış, daha sonraki yıllarda fonetik ve morfoloji alanlarında da uygulanmıştır. Bu analiz metodunun amacı tümce veya kelime gruplarının parçalanması ve tasnif edilmesi işleminden ibarettir. Tümcelerin parçalanması en küçük dil birimine kadar kademe kademe yapılmalı ve bileşenlerin sınıflandırılmasında ise ana öbeğe veya ana gövdeye daha yakın olan unsurlar ile ikincil öğeler analizin amacına uygun olarak belirtilmelidir. Bu işlemler yapılırken Yok Etme Testi, Yer Değiştirme Testi, Dönüştürme Testi, Yerine Koyma Testi gibi metotlardan faydalanılır. Bu prensipler çerçevesinde yapılan analizin sonuçları hiyerarşik yapıları göstermek için bir grafikle özetlenir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Abdülhak Hâmid Tarhan’ın “Bir Leyle-i Ye’s” Şiirinin, İrreel Alanı (Hinterground) Merkeze Koyarak Ontolojik Tahlili Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14953</guid>
      <author>Kenan MERMER</author>
      <description>Aydınlanma yahut Pozitivizm çizgisinde yeni ve sosyolojik bir din anlayışının belirdiği on dokuzuncu asırda, dinsel metinlerin/vahyin yorumları da daha değişmeceli bir alanda değerlendirilebilmektedir. Ayrıca Agnostik/Bilinemezci bir algı ve koridorlarında şüphenin durmadan gezindiği bir inanma evreni de oluşmaktadır. Edebiyat sahasında Romantizm eşliğinde göklere dalan yaşlı gözlerin, onulmaz veremli hastaların, yıldızlardan etkilenerek bir Tanrı fikrine uzanan zekâların kurguladığı, yeni bir anlam dünyası fark edilir. Bu bağlamda bir şair olarak Abdülhak Hâmid’in çizgide yahut çizgi dışında seyreden metafizik kavgalarını, duygusal çekişmelerini, çatallaşan hayat görüşünü ve zıtların arasından beliren üçüncü gri bir yolu takip eder gibi oluşunu, kısmen de olsa anlamak maksadıyla ‹‹Bir Leyle-i Ye’s›› şiirini, ontolojik tahlil denememiz için uygun gördük.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Əhdi Bağdadinin «Gülşəni-Şüəra»sinin Elmi-Tənqidi Mətni</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14881</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14881</guid>
      <author>Vüsale MUSALI</author>
      <description>ÖZET Ahdi Bağdadi’nin Gülşen-i şuara adlı eseri Azeri Türkçesinde yazılmış ilk şairler tezkiresi gibi Azerbaycan edebiyatı tarihinde önemli yere sahipdir. Tezkire h.971/1563 yılında tamamlanmışdır. Ahdi bu tarihde yazdığı tezkiresini üç ravzaya ayırmışdır. H.1001/1592 senesinde tezkireci eserini yeniden gözden geçirerek eserine bir ravza de ilave etmişdir. Ahdi tezkiresi M.Bayırı, İ.Hikmet, Ö.F.Akün, H.Araslı, A.Musabeyli, V.Fey¬zul¬la¬ye¬va vd araşdırmacılar tarafından öyrenilmışdir. Türk edebiyatı taihi için değerli kaynaklardan sayılan Gülşen-i şuara’nın 17 nüsha esasında ilmi-tenkidi metni Doç.Dr. Süleyman Solmaz tarafından hazırlanmış ve 2005 yılında yayımlanmıştır. Kıtapda önce Ahdi’nin hayatı, sanatı ve edebi kişiliği değerlendirilmiş, Gülşen-i şuara’nın dili ve üslupu, kaynakları hakkında bilgi verilmiş, daha sonra nüsha tavsifleri yer almışdır. Tezkirenin tenkidi metin 17 nüsha esasında hazırlanmışdır ve 381 şairin biyografisini kapsamaktadır. Çalışmamızda Ahdi Bağdadi’nin Gülşen-i şuara’sı tanıtılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yusuf Atılgan’ın Hikâyelerinde Kasaba</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14832</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14832</guid>
      <author>Orhan OĞUZ</author>
      <description>Yusuf Atılgan’ın Bodur Minareden Öte isimli hikâye kitabı, “Kasabadan”, “Köyden” ve “Kentten” başlıklarını taşıyan üç bölüme ayrılır. “Kasabadan” başlıklı birinci bölüm, “Evdeki” ve “Saatların Tıkırtısı” hikâyelerinden oluşur. Bu çalışmada, bu iki hikâyedeki mekân unsuru incelendi. Mekân; yer, çevre ve ortam olmak üzere üç unsurun sentezi olarak ele alındı. Yer, mekânın coğrafî, çevre sosyolojik, ortam ise fizikî karşılığı kabul edildi. Atılgan’ın hikâyelerinde kasaba hayatı coğrafî, sosyolojik ve fizikî anlamda “darlık”la nitelenir. Hikâye kişileri monoton kasaba hayatından bıkmışlardır. Bu sebeple sürekli bir kaçış duygusuyle yaşarlar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapı Bilgisi Açısından düzen Sözcüğü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14931</guid>
      <author>Hakan ÖZDEMİR</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye Türkçesi alanında kullanılan düzen “nizam” sözcüğü yapı bilgisi açısından ele alınmıştır. Sözcük öncelikle dil bilgisi çalışmalarında nasıl değerlendirilmiş bunun üzerinde duruldu. Bu kaynaklardaki farklılıklar gösterildikten sonra Eski Uygur Türkçesi döneminde karşılaşılan bir şekille sözcüğün ilgisinin olup olmadığı araştırıldı. Daha sonra anlam bilgisinden de faydalanılarak sözcüğün metinlerde ve ağızlarda karşılaşıldığı şekillerinden hareketle sözcüğün yapısı aydınlığa kavuşturulmaya çalışıldı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mütercim ve Müellif Bir Şeyhülislam: Hocazade Es’ad Efendi ve Eserleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14864</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14864</guid>
      <author>Mehmet ÖZDEMİR</author>
      <description>Firdevsî ve Hâfız ile birlikte İran edebiyatının üç büyük temsilcilerinden biri kabul edilen Sa’dî’nin 182 mensur hikâye ve bu hikayeler arasına serpiştirilen Fasça-Arapça manzumelerden oluşan Gülistân adlı eseri ülke sınırlarını aşan bir üne kavuşmuştur. Yazıldığı dönemden günümüze kadar her zaman ilgi çekici bulunan bu eser, pek çok Batı dillerine tercüme edilmiştir. Türk edebiyatında ise -özellikle Osmanlı sahasında- onlarca tercüme ve şerhle şair ve yazarların iltifatına mazhar olmuştur. Gülistân’ı tercüme eden yazarlardan biri de Şeyhülislam Hoca Sa’dettin Efendi’nin -babaları gibi şeyhülislamlık makamında bulunan iki oğlundan biri olan- küçük oğlu Hocazâde Es’ad Mehmed Efendi’dir. Es’ad Efendi, Osmanlı tarihi içinde önemli olaylara sahne olan bir dönemde (1615-1622 ve 1623-1625) şeyhülislamlık gibi mühim bir makamı temsil etmiştir. Devlet idaresinde etkili konumumun yanında, eli kalem tutan bir müellif / aydın olması ve şark klasikleri arasına girmiş bir eseri Osmanlı sahasında Tükçe’ye tercüme eden ilk mütercimlerden biri olması onu ve eserini mühim kılmaktadır. Bu yazıda Es’ad Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve bahse konu eseri hakkında tanıtıcı bilgiler verilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Seçilmiş Hikâyeler Dergisinin Tanıtımı, Türk Edebiyatına Katkısı ve Sistematik İndeksi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14952</guid>
      <author>Nuran ÖZLÜK,</author>
      <description>Bu çalışma ile hikâye yazarı Salim Şengil tarafından 1945-Temmuz 1957 tarihleri arasında birinci seride 47, ikinci/yeni seride 66 olmak üzere toplam 113 sayı neşredilen, başlangıçta yalnız hikâye türüne yer verse de yayımlandığı dönemin değişen sanat anlayışına duyarsız kalamayarak hikâyenin yanında diğer türlere de sayfalarını açan, özellikle toplumcu gerçekçi sanat anlayışını benimseyen 1950 kuşağı hikâyecilerinin kendilerini ifade edebilmelerine ve İkinci Yeni şiirinin gelişmesine imkân sağlayan Seçilmiş Hikâyeler dergisini tanıtıp sistematik indeksini hazırlayarak edebiyat tarihi araştırmalarına katkıda bulunmayı amaçladık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Türklerde Su ve Su Ulaşımı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14995</guid>
      <author>Hatice PALAZ ERDEMİR</author>
      <description>Eskiçağdan bu yana Türkler’in daha çok askerlik ve ordu kurma konusundaki özellikleri ön plana çıkmış, hatta Türklerin bu konudaki kabiliyetleri onların diğer alanlardaki yetenek ve ilgilerinin tesbit edilmesini engellemiş görünmektedir. Halbuki Orta Asya steplerinde yaşadıkları dönemlerde dahi bir “yer-su” inancına sahip olan ve nehir ulaşımını maharetli bir şekilde kullanmış oldukları anlaşılan Türkler, bu hareket kabiliyetleri sayesinde tek bir bölgeye sıkışıp kalmamışlar ve tarihte benzerine az rastlanan bir örnek teşkil etmişlerdir. Bu çalışmada, Türkler’in atalarının erken dönemlerde yaşadıkları Orta Asya’nın denizlerle kaplı olduğu tahmin edilmekle birlikte, bu dönemlere ait yeterince verinin elimizde bulunmadığı üzerinde durularak, Türklerin (ki daha öncesi hakkında çok kesin bilgilere sahip değiliz) İskitler çağında dahi çevrelerindeki sularla bağlantılı oldukları, ve Avarlar, Göktürkler, Hazarlar ve Uygurlar gibi Türk topluluklarının nehir, göl ve denizlerde faaliyetlerinin olduğu anlatılacaktır. Bu çalışma, Türkler’in Anadolu’ya geldikten sonra, filo kurma, deniz ticaret gemileri oluşturma gibi bir anda ortaya çıkmış gibi görünen denizcilik faaliyetlerinin aslında bir fizikî altyapısı ile dinî, siyasî ve felsefî idealin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Daha sonra ise, Türkler’in denizcilik konusunda, bu erken dönemlerdeki bilgi birikimleri ile Bizans ve Arap ülkelerinden edindikleri tecrübelerle kendilerine özgü bir “deniz siyaseti”nin temellerini attıkları da anlaşılmaktadır. Ayrıca, tarihî gelişimleri boyunca Türkler’in nehir, göl ve iç denizlerden faydalanmak amacıyla, yerin ve zamanın ihtiyaçlarına uygun ulaşım (ticarî, stratejik ve askerî amaçlı) araçları geliştirebilen önemli toplumlardan birisi olduğunu belirtmemiz abartı olmayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divan Şiirinde Örnekleme Yoluyla Anlatım</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14872</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14872</guid>
      <author>Mehmet SARI</author>
      <description>Müslüman-Türk toplumunun her türlü inancını, yaşayışını, kültür değerini ve sanat anlayışını bünyesinde taşıyan Divan şiiri mücerret olduğu kadar müşahhastır. Divan şairleri iyi bir gözlemcidir. Anlatmak istediklerini çoğu zaman sembollerden, araçlardan yararlanarak anlatır. Örnekleme yoluyla yapılan bu anlatım daha etkili ve inandırıcıdır. Şairlerin asıl anlatmak istediklerinin daha kolay anlaşılması için örnekleme yoluyla kullandıkları sembolleri, araçları iyi tanımak ve doğru çözümlemek; beyitlerdeki amaç-araç münasebetine, kurulan ilişkiye azami dikkat etmek gerekir. Amacın anlaşılması için kullanılan araçlar iyi bilinmeli ancak araca takılıp kalınmamalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ortaöğretim Dil Bilgisi Kitaplarındaki Ses Bilgisi ve Ses Bilimiyle İlgili Konular Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14983</guid>
      <author>Mehmet SOLMAZ</author>
      <description>Ders kitapları, bilgiye ulaşma konusunda öğrenciler ve öğretmenler tarafından günümüzde en sık başvurulan ders araçlarıdır. Yapılan araştırmalar, dil bilgisi öğretiminde de en çok kullanılan öğretim malzemelerinin ders kitapları olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırmada, dört milyondan fazla öğrencinin öğrenim gördüğü ortaöğretim basamağında kullanılan dil bilgisi ders kitapları, dil biliminin ses bilgisi ve ses bilimi alanıyla ilgili konular açısından değerlendirilmiştir. Farklı öğretim programları için hazırlanmış olan üç ayrı ders kitabının incelendiği çalışmada, söz konusu ders kitaplarında ses bilgisi ve ses bilimiyle ilgili çeşitli eksikliklerle ele alınan konularda birçok problem tespit edilmiştir. Araştırmanın bulguları, ortaöğretim basamağında kullanılan dil bilgisi ders kitaplarının hazırlanmasında bilimsel ilke ve yöntemlere yeterince uyulmadığını ortaya koymaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin Mir’âtü’l-Ahlâk Adlı Eseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14941</guid>
      <author>Nurgül SUCU</author>
      <description>On yedinci yüzyıl müelliflerinden Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin Mir’âtü’l-Ahlâk adlı eseri; yirmi dört bölümden oluşan ve her bölümde ahlak bahislerinden birinin ele alındığı, dinî-tasavvufi-felsefi cepheleri bulunan, mensur ve didaktik bir ahlak kitabıdır. Eserde işlenen konular; ibadet, sabır, şükür, şecaat, zekâ, ciddiyet, rıza, vefa, sır saklama, cömertlik, af, iffet, tevazu, hayâ, emanet, sadakat, şefkat, alicenaplık, müşavere, hilm, gayret, feraset, fırsatı değerlendirme, temkin, iyilerle dostluk kurma, hukuka riayet gibi faziletler ve hükümdarlık, emirlik, vezirlik, valilik gibi resmî görevlerin gerektirdiği yükümlülüklerdir. Cümle aralarında Arapça-Farsça-Türkçe ahlaki ve hikemî manzumelerin yer aldığı, peygamber kıssaları ve İslam tarihinden alınmış örnek motiflerle süslenen eserde yer yer Eflâtûn, İbn Sînâ ve Hüseyin Vâiz-i Kâşifî gibi meşhur filozof ve bilginlerin adları zikredilerek onlardan nakiller yapılır. Eserde toplam 854 manzume ve 113 hikâye yer alır. Bu makalede, Bostanzâde Yahyâ Efendi’nin Mir’âtü’l-Ahlâk adlı eseri ana hatlarıyla tanıtılmakta ve eserde yer alan bölümlerin muhtevaları üzerinde durulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmeni Adaylarının Bilgisayar Destekli Eğitime İlişkin Tutumlarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15005</guid>
      <author>Abdullah ŞAHİNAhmet AKÇAY</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Türkçe öğretmeni adaylarının bilgisayar destekli eğitime ilişkin tutumlarını çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Betimsel bir çalışma olan bu araştırmada veriler, Arslan (2006) tarafından geliştirilen ‘Bilgisayar Destekli Eğitim Yapmaya İlişkin Tutum Ölçeği’ kullanılarak toplanmıştır. Araştırma evrenini, 2009-2010 eğitim-öğretim döneminde Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Türkçe Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 215 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise tesadüfi örnekleme yöntemi ile seçilen 135 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde frekans, yüzde, standart sapma, t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve scheffe testi istatistiksel yöntemleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Türkçe öğretmeni adaylarının bilgisayar destekli eğitime ilişkin tutumlarının cinsiyet ve bilgisayar sahibi olma değişkenlerine göre değişmediği ve öğrenim görülen sınıf düzeyi arttıkça bilgisayar destekli eğitime ilişkin tutumların arttığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Geçmişin nesnesini arayan bilim arkeoloji: Türkiye’de tarih öğretimindeki durumu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14635</guid>
      <author>Ahmet ŞİMŞEK</author>
      <description>Arkeoloji, yazının olmadığı dönemlerde yaşananları anlatır. Tarih ise yazının bulunduğu dönemlerdeki gelişmeleri ele alır. Bu çalışmada geçmişin öğretimi için tarih ve arkeolojinin rolü tartışılmıştır. Türkiye’de tarih ve sosyal bilgiler öğretim programları incelenmiş, arkeolojiye verilen yer bulgulanmıştır. Buna göre Türkiye’de tarih programlarına göre arkeolojinin hak ettiği yeri alamadığı görülmüştür. Bunun nedeninin Türkiye’de genelde tarih disiplininin salt belgeye dayalı bir yazım alışkanlığını benimsemiş olmasıdır. Bu metodolojik bir sorun olarak değerlendirilebilir. Yapılandırmacılık, bireylerin geçmişi kavramalarında onlara daha fazla öğrenme fırsatı verir. Her bir bireyin bir tarihçi ya da arkeolog gibi çalışmasını önermektedir. Deneysel arkeoloji bu öğretim yöntemlerinden biridir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yükseköğretim Gençliğinin Gelecek Beklentileri Üzerine Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14992</guid>
      <author>Murat TUNCER</author>
      <description>Bu araştırmada iş yaşamına ara eleman yetiştiren ve bu özelliği nedeniylede küresel etkilere en çok maruz kalan meslek yüksek okullarında öğrenim gören öğrencilerin gelecek beklentileri değerlendirilmiştir. Bu amaçla literatür taramasına göre gelecek beklentileri ölçeği oluşturulmuştur. Gelecek beklentileri ölçeğinin faktör analizi yapılarak tek faktörlü yapısında karar kılınmış, ölçeğin cronbach alfa katsayısı ,84 bulunmuştur. Hazırlanan ölçek Tunceli Meslek Yüksekokulunun farklı bölümlerinde öğrenim gören 430 öğrenciye uygulanmıştır. Ölçek uygulamasıyla elde edilen verilerin analizinde Bağımsız gruplar t testi, Anova testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H ve Tukey HSD testinden yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre Meslek yüksek okulu öğrencilerinin gelecek beklentileri arasında cinsiyet değişkeni göre kız öğrenciler lehine anlamlı fark bulunmuştur[t(428)=-2.206, p&lt;.05)]. Ayrıca öğrencilerin gelecek beklentileri arasında 3-4 kardeşe sahip öğrenciler ile 5 ve daha fazla kardeş sayısına sahip öğrenciler arasında da anlamlı fark bulunmuştur F(2,427)=4.195, p&lt;.05. Öğrencilerin gelecek beklentileri anlamında küreselleşme ve teknolojiye bağlı olarak yaşadıklarına inanılan belirsizliklerin giderilmesinde sektörle olan ilişkinin güçlendirilmesinin yarar getireceği düşünülmektedir. Bunun yanında seçmeli dersler ya da esnek eğitim modelleriyle eğitim alınan mesleki programın dışında meslek dallarında eğitim verilerek geleceğe daha hazır kılınmaları önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Devlet Yönetme Geleneğinde Töre’den Örf’e Değişim</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14940</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14940</guid>
      <author>Serdar UĞURLUKaan YILMAZ</author>
      <description>Eski Türk devlet geleneğinin dayandığı anayasa, töredir. Töre, Türk kağanlarının milletine ve devletine egemen kıldıkları kanunların toplamıdır. Törenin etkisi, İslamiyet’ten sonraki dönemlerde de devam etmiştir. Örf, bu etkiye en iyi örnektir. Günümüzde örf, her ne kadar sosyal bir norm olarak kabul edilse de aslında, Türk töre geleneğinin İslamiyet’le birlikte kazanmış olduğu son şekildir. Bu son şeklin kazanılmasında ve oluşmasında, Türk sultanlarının ve din adamlarının rolleri büyüktür. Aslında onlar yeni bir gelenek icat etmişlerdir ki bu geleneğin adı örftür. Türk hukuk geleneğinde töreden örfe doğru bir evrimsel değişim yaşanmıştır. Yaşanan bu değişime biz, töre geleneğinin şer’î bir bünyeye girmesi olarak bakmamaktayız. Çünkü Türk sultanlarının (özellikle Osmanlı döneminde) bazı örfî uygulamalarında şer’î hükümlere sığmayan özellikler görülmüştür. Bu bağlamda, Türk töre geleneği, İslâmi dönemde dahi kendi geleneğini devam ettirebilecek yeni bir geleneğe dönüşmüştür. Ki onun adı da örftür. Bu tavrı, asırlar boyunca sergilemekten çekinmeyen Türk sultanları da icat ettikleri bu yeni geleneğin sahipleridirler.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Trabzon Metropoliti Hrisantos’un Paris Konferansı’na Sunduğu Muhtıranın Tenkidi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14987</guid>
      <author>Veysel USTA</author>
      <description>Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de imzaladığı geçici ateşkes antlaşması Mondros Mütarekesi ile I. Dünya Savaşından çekilmişti. İtilaf Devletleri 18 Ocak 1919 tarihinde toplanan Paris Konferansı ile Osmanlı Devleti’nin de içinde yer aldığı mağlup devletlerin imzalayacakları kalıcı barış antlaşması görüşmelerini başlatmışlardı. Bunu fırsat bilen Osmanlı gayrimüslimleri harekete geçerek seçtikleri temsilcilerini Paris’e gönderip Osmanlı coğrafyasında bağımsız devlet kurmak üzere siyasi girişimlerde bulunmuşlardı. Bunlardan birisi de Doğu Karadeniz bölgesinde Pontus Devleti kurmak için Paris’e gönderilen Trabzon Metropoliti Hrisantos idi. Hrisantos 2 Mayıs 1919 tarihinde Paris Konferansına sunduğu bir muhtıra ile Doğu Karadeniz bölgesinde kurulmasını istediği Pontus Devleti talebinin siyasi ve demografik gerekçelerini oluşturmaya çalışmıştı. Bu muhtıra daha sonra konuya ilişkin yapılacak yayınlarda referans olarak kullanılacak temel belgelerden biri olacaktır. Bu makalede, Hrisantos’un Paris Konferansı’na sunduğu ve aynı tarihle yayımlanan muhtıra ve ekleri değerlendirilerek burada yer alan veriler dönemin objektif belgeleriyle karşılaştırılmış, hem muhtıranın kendi içindeki tutarsızlıklar, hem de siyasi beklentiler nedeniyle çarpıtılmış/tahrif edilmiş veriler ortaya çıkarılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlk Türkçe Kur’an Tercümelerinde Uhrevi Yer Adları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15063</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15063</guid>
      <author>Suat ÜNLÜ</author>
      <description>Bu makalede Kur’an’da geçen uhrevi yer adlarının Türk dili tarihinde İlk Türkçe Kur’an tercümeleri olarak bilinen Kur’an tercümelerindeki karşılıkları üzerinde durulacaktır. Makalede yer adları bilimiyle ilgili bilgi verildikten sonra Kur’an’da geçen yer adlarının İlk Türkçe Kur’an tercümelerinde geçen karşılıkları, içinde geçtiği dönemin metniyle birlikte verilmiştir. Konunun geniş olması sebebiyle her kavramın İlk Türkçe Kur’an tercümeleri açısından dillik değeri olanlar alınmıştır. Diğer verilmeyenler ise Arapça biçimleriyle karşılanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Tarihi Bakımından 20. Yüzyılda İki Önemli Gelişme: “Havacılığın ve Bir Liderin Doğuşu”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15013</guid>
      <author>Osman YALÇIN</author>
      <description>Uçaklar 20’nci yüzyılın başında icat edilen önemli gelişmelerden biridir. Bu tarih Osmanlı Devleti’nin son zamanlarına denk gelmektedir. Mustafa Kemal Atatürk’ün ise mesleki hayatının ilk yıllarına rastlamıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün havacılıkla teması 1910 yılında Fransa’da icra edilen Picardie Manevralarında olmuştur. Atatürk burada uçakların önemini takdir etmiştir. Subaylık hayatının büyük çoğunluğu savaşlarda geçtiğinden uçaklarla da sürekli karşılaşmış ve uçakların gücünü taktir etmiştir. Türk Devleti uçağı askeri alanda ilk defa Balkan Savaşlarında kullanmıştır. Osmanlı Devleti, Almanya safında dâhil olduğu Birinci Dünya Savaşı’nda Alman Hava Pilot Binbaşı Serno, Türk Hava Kuvvetlerinin komutanlığını yapmıştır. Osmanlı Devleti ordusu envanterine 1912–1918 arasında yaklaşık 450–500 uçak alınmıştır. Mondros Ateşkes Antlaşması sonrası Türk havacılığı teşkilatında küçülmeye gidilir ve yeniden yapılandırılır. İtilaf Devletleri’nin İstanbul’u işgali sonrasında ise tamamen lağv edilmiştir. Osmanlı Devleti döneminde hava harp Sanayii alanında bir çalışma başlatılamamıştır. İstiklâl Savaşı yıllarında Büyük Millet Meclisi’nin teşkilatını kurduğu ilk birimlerden birisi Hava Kuvvetleri Teşkilatı olmuştur. İstiklâl Savaşı’nda, Yunanlıların hava gücü daima baskı altında tutulmuş, düşman uçakları Türk cephesine yaklaştırılmamıştır. Atatürk, askerlik hayatındaki tecrübeleri ve öngörüleri ile havacılığın öneminin farkına varmıştır. Bunun için, havacılığın Türkiye’nin bağımsız ve güçlü bir devlet olması yolunda önemli müesseselerden biri olmasına hayatı boyunca önem vermiştir. Ancak dışarıya bağımlı ve gerektiğinde kaynakları kurutulabilecek askeri havcılığın bir devlet için yetersiz olacağı da öngörüldüğü için 1923-1938 yılları arasında hava harp sanayiine de önem verilmiştir. Diğer taraftan uçan bir Türk gençliği semaların güvencesi olarak görülmüştür. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sonrası havacılık özel bir ilgi alanı olmuş ve her zaman gündemde yer almıştır. Türk Hava Kuvvetlerinin güçlendirilmesine önem verilirken, hava endüstrisinin Türkiye’de kurulmasına da özel önem verilmiştir. Atatürk tarafından söylenen “İstikbal Göklerdedir” sözü ise, bir stratejist olarak geleceğe olan öngörüsündeki haklılığını bugün de sürdürdüğünü göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Afet (Muhteremoğlu) Ilgaz’ın Romanlarında Kadın Sorunsalı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14789</guid>
      <author>Zehra YAZBAHAR</author>
      <description>Tanzimat’tan Cumhuriyet dönemine kadar kadın konusu, çeşitli yönleriyle, Türk romancılarının önemli bir kısmı tarafından ele anılıp, incelenmiştir. Kadının toplum içindeki yerini ve kadının erkeğe göre ikinciliğini sorgulayan yazarlarımız arasında Afet (Muhteremoğlu) Ilgaz’ın da ismini sayabiliriz. Bu çalışmada, Afet Ilgaz’ın romanlarını konu bakımından sınıflandıran kısa bir girişten sonra yazarın romanlarında kadına bakış ve feminist söylemin izleri ile bağımsızlık mücadelesi ele alınmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Organ Adlarının Nesnelere Aktarılmasında Dil-Zihin İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14914</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14914</guid>
      <author>Kaan YILMAZ</author>
      <description>Zihindeki kavramların somut temsilcisi olan kelimeler, sözlüklerimizde alt alta sıralanmış anlamlarıyla yer alır. Bu sıralamada öncelik temel anlama verilirken, daha sonra kelimenin yan anlamları gelir. Bir kelimenin yeni yan anlamlarının oluşarak kavram alanının genişleyebilmesi için bazı şartların oluşması gerekir. Mesela, insan ilk defa karşılaştığı veya icat ettiği bir nesneyi ya da o nesnenin bir parçasını isimlendirmek için zihnindeki kelime dağarcığında var olan bir kelimeyle ilişkilendirme yolunu seçebilir. “Görme organı” anlamına gelen göz kelimesi, torpido gözü tamlamasında “bir nesnenin oyuk kısmı” anlamını da karşılayabilir. Bu yazıda dildeki en az değişime uğrayan öğelerden sayılan organ adlarından, icat ettiğimiz veya ilk defa karşılaştığımız birtakım alet, edevat, araç, mekanik aksam ve eşyaların isimlendirilmesinde nasıl faydalanıldığı; bu isimlendirmelerde ne gibi özelliklerin etkili olduğu ortaya koyulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tanzimat Sonrası Türk Şiiri ve İsmail Safa</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14964</guid>
      <author>Sefa YÜCE</author>
      <description>İsmail Safâ, bir geçiş dönemi şairidir. Edebiyatta eskilik-yenilik tartışmalarında Recaizâde Ekrem’in tarafını tutar ve yeni şiir anlayışını benimser. Servet-i Fünûn topluluğuna katılır. Ekrem’in “Talim-i Edebiyat” eserinden etkilenerek edebiyatın temel sorunlarıyla ilgili teorik eserler yazar. İsmail Safâ, şiir ve şiiriyeti iyi bilen, dile hakimiyeti ile dikkat çeken bir şairdir. Ayrıca onu diğer şairlerden ayıran bir niteliği de “millî dil” kavramını öne çıkarmasıdır. İlimsiz sanat olamayacağını düşünen şair, edebiyat ilminin gerekliliğini savunarak bu konuda genç şairlere örnek olur. Bu çalışmada, İsmail Safâ’nın eserlerinden hareketle edebiyatın teorik sorunları ele alınarak değerlendirilmeye çalışılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçenin Ses Bilgisi Günay Karaağaç</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15031</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15031</guid>
      <author>Eyüp BACANLITuğba BEYTULLAHOĞLU</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>AYNUR, Hatice; NİYAZİOĞLU, Aslı. der. (2011). Âşık Çelebi ve Şairler Tezkiresi Üzerine Yazılar. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları, 191 s.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15042</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15042</guid>
      <author>Fatma Sabiha KUTLAR OĞUZ</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Filiz Kılıç, Klâsik Türk Edebiyatının Peşinden, Grafiker Yayınları, Ankara 2011, 381 S.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15071</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=15071</guid>
      <author>Kadri H. YILMAZ</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


