






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies-Economics,Finance,Politics, Yıl 2022 Sayı Volume 17 Issue 4</title>
    <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2462</link>
    <description>Turkish Studies-Economics,Finance,Politics</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, ANKARA&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&#13;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Ticari Açıklık İlişkisi: Türkiye İçin Ampirik Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62119</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62119</guid>
      <author>Hatice AZTİMURLevent KAYA  </author>
      <description>Türkiye, neo-liberal politikalarla uyumlu olarak 24 Ocak 1980 kararları ile ihracata dayalı büyüme stratejisi uygulamaya karar vermiş, bu kararını 1989 yılında sermaye hareketlerini serbestleştirerek gerçekleştirilen finansal liberalizasyon adımı ile ileri bir noktaya taşımıştır. Aynı dönemde küreselleşmenin de etkisi ile dünyada sermaye hareketliliği önemli ölçüde artmış ve doğrudan yabancı yatırımların bir kısmı Türkiye’ye yönelmiştir. Türkiye’nin yatırımlarını arttırabilmesi döviz biçiminde kaynak yaratma sorununu çözmesine bağlıdır. Bu çerçevede ülkeye çekilecek doğrudan yabancı yatırımlar kaynak sorununun çözülmesine katkı sağlamanın yanında DYY’ların pozitif dışsallıklarından yararlanmayı da mümkün kılacaktır. Doğrudan yabancı sermayenin yatırım kararlarında ülkelerin yatırım potansiyeli, siyasi ve ekonomik istikrarı, beşerî sermaye stoku, etkin işleyen kurumların varlığı gibi faktörler belirleyicidir. Aynı zamanda ülkenin uluslararası piyasalarla gelliştirdiği ilişkinin düzeyi de DYY’ların rotasını belirleyecektir. Diğer faktörlerle birlikte literatürde ticari açıklığın doğrudan yabancı yatırımlar üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmada, Türkiye’de ticari açıklık ile doğrudan yabancı yatırımlar arasındaki ilişki araştırılmıştır. Bu amaçla 1990-2020 dönemine ait yıllık veriler kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişki Maki yapısal kırılmalı eşbütünleşme testi ile incelenmiş ve doğrudan yabancı yatırımlar ile ticari açıklık arasında uzun dönemli bir ilişki bulunmuştur. Değişkenler arasındaki nedensellik ilişkisi klasik ve fourier Toda-Yamamoto nedensellik testi ile incelenmiş ve doğrudan yabancı yatırımlar ile ticari açıklık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir nedensellik ilişkisi bulunamamıştır. Bu sonuç Türkiye için DYY ile ticari açıklığın birbirleri üzerinde doğrudan bir etkisinin olmadığını ifade etmeye olanak vermektedir. Bu durum, ticari açıklığın ve doğrudan yabancı yatırımların, ekonomik büyüme üzerinde yarattığı olumlu gelişmeler üzerinden dolaylı bir etkileşime sahip olduğu şeklinde yorumlanabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Köprü Kuran Sosyal Sermayenin Kişi-Örgüt Uyumuna Etkisinde Algılanan Örgütsel Desteğin Düzenleyici Rolü </title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63205</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63205</guid>
      <author>Sibel BİLKAY</author>
      <description>Günümüzün en önemli sermaye kavramlarından biri olan sosyal sermaye, global iş dünyasındaki önemli rekabet unsurlarından biridir. Sosyal sermaye türlerinden biri olan köprü kuran sosyal sermaye, iletişimi odağına alarak yayılım ağı kuran yönüyle dayanışmacı ve birleştirici ögeleri; kişi-örgüt uyumundaki uyum ve ahenk ve çalışanların örgütleri ile ilgili olan gönül bağını temsil eden örgütsel destek ile bütüncül bir işleyişin parçaları olarak değerlendirilebilir. Çalışmanın amacı, köprü kuran sosyal sermayenin, kişi örgüt uyumuna etkisinde örgütsel desteğin düzenleyici rolü üstlenip üstlenmediğini araştırmaktır. Yüz yüze iletişimin yoğun olması açısından değerlendirilen hizmet sektörü, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Kozmopolit yapısı sebebiyle İstanbul’da faaliyet gösteren hizmet sektörü çalışanları araştırmaya katılmıştır. Kolayda örnekleme tekniği ile toplanan 405 anket formu istatiksel analizlerde kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri topluma araçları, sosyal sermaye (köprü kuran), kişi-örgüt uyumu ve algılanan örgütsel destek ölçekleri ile demografik sorulardan oluşmaktadır. Yapılan analizler neticesinde, köprü kuran sosyal sermayenin kişi-örgüt uyumunu arttırdığı; örgütsel desteğin kişi-örgüt Günümüzün en önemli sermaye kavramlarından biri olan sosyal sermaye, global iş dünyasındaki en önemli rekabet unsurlarından biridir. Sosyal sermaye türlerinden biri olan köprü kuran sosyal sermaye, iletişimi odağına alarak yayılım ağı kuran yönüyle dayanışmacı ve birleştirici ögeleri; kişi-örgüt uyumundaki uyum ve ahenk ve çalışanların örgütleri ile ilgili olan gönül bağını temsil eden örgütsel destek ile bütüncül bir işleyişin parçaları olarak değerlendirilebilir. Çalışmanın amacı, köprü kuran sosyal sermayenin, kişi örgüt uyumuna etkisinde örgütsel desteğin düzenleyici rolü üstlenip üstlenmediğini araştırmaktır. Yüz yüze iletişimin yoğun olması açısından değerlendirilen hizmet sektörü, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Kozmopolit yapısı sebebiyle İstanbul’da faaliyet gösteren hizmet sektörü çalışanları araştırmaya katılmıştır. Kolayda örnekleme tekniği ile toplanan 405 anket formu istatiksel analizlerde kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan veri topluma araçları, sosyal sermaye (köprü kuran), kişi-örgüt uyumu ve algılanan örgütsel destek ölçekleri ile demografik sorulardan oluşmaktadır. Yapılan analizler neticesinde, köprü kuran sosyal sermayenin kişi-örgüt uyumunu arttırdığı; örgütsel desteğin kişi-örgüt uyumunu arttırdığı; örgütsel desteğin köprü kuran sosyal sermaye ile kişi örgüt uyumunda düzenleyici rolü olduğu ve örgütsel desteğin köprü kuran sosyal sermaye ile kişi-örgüt uyumu arasındaki pozitif ilişkiyi güçlendirdiği bulgulanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgüt Dışı Yönetici-Çalışan İnformal Etkileşimler Modeli: Nitel Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62438</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62438</guid>
      <author>Kamuran CERİTRamazan ERDEM  </author>
      <description>Literatürde, yönetici-çalışan ilişkilerinin daha çok örgüt içindeki formal ve informal ilişkiler olarak incelendiği, örgüt dışı ortamlardaki ilişkilerin yeterince incelenmediği dikkat çekicidir. Örgüt dışı ortamlardaki yönetici-çalışan ilişkilerinin genel bir çerçevesini çizmek faydalı olabilir. Bu doğrultuda, araştırmanın amacı örgüt dışı ortamlardaki yönetici-çalışan ilişkilerinin türlerini, niteliğini, gerçekleştiği ortamları, nedenlerini ve örgütsel sonuçlarını belirleyerek, teorik bir model oluşturmaktır. Temellendirilmiş kuram deseni kullanılan araştırmada, 18 hastane çalışanıyla derinlemesine görüşme yapılmıştır. Veriler sistematik desen yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Sonuçta, beş kategori altında belirlenen 84 tema ile teorik bir model oluşturulmuştur. İlişkilerin türü kategorisi için arkadaşlık, akrabalık, hemşehrilik, dini, siyasi, sendikal, sosyo-kültürel, kurumsal kökenli, sanal ilişkiler temaları belirlenmiştir. İlişkilerin gerçekleştiği örgüt dışı ortamlar için siyasi gruplar, sosyal organizasyonlar, sanal ağlar gibi temalar belirlenmiştir. İlişkilerin nedeni kategorisi için sevgi bağı, ait olma ihtiyacı, güç ihtiyacı, çıkar elde etme, grup bağlılığı ve motivasyon gibi temalar saptanmıştır. İlişkilerin derecesi kategorisinde yakın samimi etkileşimler ve sosyal normlara uygun etkileşimler gibi temalar belirlenmiştir. İlişkilerin örgütsel sonucu kategorisi yönetici, ast, diğer çalışanlar ve kurumun geneli alt kategorilerine ayrılmıştır. Bunlar yönetici için psikolojik baskı, güç elde etme; ast için kayırılma, performans artışı, dışlanma; diğer çalışanlar için kıskançlık, psikolojik şiddet, adalet algısında azalma; kurumun geneli için verimlilikte artma, kurum itibarında azalma gibi sonuçlardır. Bu çalışma için .... Üniversitesi .... tarih, ..... ve numaralı Etik Kurulu kararı ile “etik kurul onayı” alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi Döneminde Kadınların Stres Faktörleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62625</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62625</guid>
      <author>Aygen ÇAKMAKMüzeyyen ÖZHAVZALI ,Hande ŞAHİN  ,Nuray TAŞTAN  ,Ayşe GÜLER  ,Fatıma Zeynep BELEN  ,Ceylan SÜLÜ AKGÜL  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, Covid-19 salgını ve bu salgın nedeniyle yaşanan sosyal izolasyonun kadınlarda oluşturduğu stres faktörlerini incelemeyi ve çeşitli değişkenlerin stres tepkilerinde farklılık oluşturup oluşturmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu 18-65 yaş aralığında araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden 1515 kadın birey oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacılar tarafından hazırlanmış “Kişisel Bilgi Formu”, Covid-19 pandemi süreci ile ilgili soruların yer aldığı “Anket Formu” ve Türkçe’ye uyarlaması Doğan (2015) tarafından yapılan “Psikolojik Sağlamlık Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, pandemi süreci kadınların %82,4’ünün kaygı düzeyini artırmış, %80,9’unun geleceğe yönelik beklentilerini olumsuz yönde etkilemiş, 77,5’inin mutsuzluk düzeyini arttırmıştır. Kadınların 63,8’i kendilerini bu süreçte yalnız hissettikleri, %64,2’sinin öfke düzeylerinin arttığı, %73,3’ünün uyku düzenlerinin bozulduğu, %81,3’ü ailesiyle daha çok zaman geçirmeye başladığı, %66,9’unun psikolojik olarak kendini güçsüz hissettikleri de araştırmanın diğer sonuçlarıdır. Katılımcıların %60,3’ü bu süreçte aile içi çatışmaları daha çok yaşamış, %65,2’si sosyal, %66,8’i psikolojik, %70,1’i ekonomik desteğe daha çok ihtiyaç duymuş, %91,4’ü aile üyeleri için daha çok endişelenmiştir. Araştırma sonucunda ayrıca kadın katılımcıların yaş düzeyi arttıkça psikolojik sağlamlıklarının arttığı belirlenmiştir. Eğitim durumu açısından da; lise mezunu olan kadınların psikolojik sağlamlık ölçeği puan ortalamalarının ortaokul, üniversite ve lisansüstü mezunlarına oranla daha yüksek olduğu görülmektedir. Gelir durumunu gelir-giderin üstünde belirtenler, pandemi nedeniyle işini kaybedenler ile çocuk sahibi olmayan kadınların psikolojik sağlamlık puan ortalamalarının daha düşük olduğu belirlenmiştir. Bu çalışmanın yapılabilmesi için Kırıkkale Üniversitesi Girişimsel Olmayan Araştırmalar Etik Kurulu’nun 10/12/2020 tarih ve 2020/13 sayılı yazısı ile Etik Kurul izni alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kronik Böbrek Hastalığının Long Short-Term Memory Ağları İle Sınıflandırılması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61986</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61986</guid>
      <author>Sümeyye ÇELİKMelike ŞİŞECİ ÇEŞMELİ </author>
      <description>Günümüzde gelişen teknoloji her alanda olduğu gibi sağlık alanında da kullanılmaktadır. Özellikle derin öğrenme uygulamalarının kullanılması ile oldukça başarılı sonuçlar alındığı görülmektedir. Derin öğrenme yaklaşımı ile birçok probleme çözüm üretilmektedir. Bu çalışmada, kronik böbrek hastalığının teşhisi için derin öğrenme yöntemlerinden Uzun Kısa Süreli Bellek (LSTM) ağları kullanılarak sınıflandırma işlemi gerçekleştirilmiştir. LSTM ağları genellikle zaman serileri içeren veriler için tercih edilmekle birlikte seri veriler için de kullanılabilirler. Bu çalışmada, verilerin zamansal bağımlılığı yoktur. Bu nedenle model, sabit vektörlerin ardışık işlenmesiyle eğitilir. Veriler, kronik böbrek hastalığı verilerini içerir. Veri seti, 14 özellik içeren 400 örnek içerir. Veri madenciliği çalışmalarında sıklıkla tercih edilen ve herkese açık olarak paylaşılan verilerin yer aldığı veri seti https://www.kaggle.com/ web adresinden elde edilmiştir. Veriler %70 eğitim ve %30 test olarak ikiye ayrılarak eğitilen modelin performansı incelenmiştir. Performansı değerlendirmek için accuracy değerinin yanı sıra precision, recall ve f1 değerleri hesaplanmıştır. Sonuçlar incelendiğinde doğruluğun eğitim verilerinde 95.70, test verilerinde ise 94.16 olduğu görülmektedir. Verilerin gerçek veriler olduğu düşünüldüğünde bu sonuçların oldukça başarılı olduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dolayısıyla bu çalışma kapsamında kronik böbrek hastalığı verilerinin sınıflandırılmasında LSTM ağlarının kullanılabileceği sonucuna varmak mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İthal Türk Organik Gıdalarının Tüketimini Etkileyen Faktörler: Tüketici Niyeti ve Tercihleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66373</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66373</guid>
      <author>Tuğçe DANACI ÜNALİsmail METİN  ,Enis YAKUT  ,Selim DURAMAZ  </author>
      <description>Bu çalışma, Ürün Ülke İmajı (ÜÜİ) etkisini diğer faktörlerle karşılaştırarak yurt dışı pazarlarda Türk menşeli organik gıda tüketim niyetlerini ve tercihlerini etkileyen faktörleri ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla Planlı Davranış Teorisi (PDT) çerçevesinde kavramsal bir model yapılandırılmış ve önemli faktörler üç ana kavram altında gruplandırılmıştır: (1) davranışa yönelik tutum (kişisel faktörler), (2) subjektif norm (sosyal faktörler) ve (3) algılanan davranışsal kontrol (ürün faktörleri). Çok kriterli karar vermede belirsizliği en aza indirmeye olanak sağlayan Bulanık Analitik Hiyerarşi Süreci (BAHS) yöntemine uygun olarak bir anket formu hazırlanmıştır. Amerika, Asya, Avrupa, Afrika ve Avustralya'nın farklı bölgelerinde ve BAHS yöntemi için yeterli örneklem sayısı olduğu düşünülen toplam 31 kişiye anket çalışması uygulanmıştır. Katılımcılar, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak ithal organik gıda tüketicileri arasından seçilmiştir. Sonuçlar, ÜÜİ etkisinin ürün faktörleri arasında alt sıralarda olduğunu ancak kişisel faktörlere göre daha önemli olduğunu göstermektedir. Çalışmanın diğer bir sonucu ise ithal organik gıda tüketim niyeti üzerinde en etkili (ağırlıklı) alt faktörün, sağlığa yararlılık, tazelik ve lezzet alt kriterlerini içeren, kalite faktörü olduğudur. Özetle, ithal Türk organik gıdalarına ilişkin tüketici algıları kalite odaklı olmakla birlikte ithal Türk organik ürünlerinin ÜÜİ’na karşı olumsuz bir önyargı bulunmamaktadır. Çalışmanın sonuçları, yabancı tüketicilerin birincil ihtiyaçlarını karşılayacak yüksek kaliteli Türk organik ürünler için etkin uluslararası pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma için Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu’nun 12.10.2020 tarih ve 2020/10 sayılı toplantı kararına göre etik kurul onayı alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Seçilmiş Uzak Doğu Ülkelerinin Dış Ticareti İçin Alternatif Bir Linder Hipotezi Testi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62584</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62584</guid>
      <author>Merve Büşra ENGİN ÖZTÜRKŞeyma ÇALIŞKAN ÇAVDAR </author>
      <description>İktisat literatüründe yer alan klasik uluslararası ticaret teorileri, uzun yıllar ticaretin talep tarafını ve ticareti etkileyen psikolojik faktörleri ihmal etmiştir. “Tercihlerde Benzerlik” teorisini geliştiren Linder, talep yönlü faktörleri araştırmış ve ülkelerin benzer tercihlere sahip olmaları halinde birbirleri arasında daha yoğun ve potansiyel ticarete sahip olacaklarını iddia etmiştir. Çalışmanın amacı, Türkiye'nin seçilmiş Uzak Doğu ülkeleri ile olan dış ticareti için Linder etkisinin test edilmesidir. Literatürde tercih benzerliğinin dış ticarete etkisini bir diğer deyişle Linder etkisini araştıran pek çok çalışma mevcuttur. Literatürdeki diğer çalışmalardan farklı olarak bu çalışmada tüm bağımsız değişkenlerin birbiri ile ilişkinlerini analiz etmeye imkan tanıyan hiyerarşik kümeleme modeli kullanılmıştır. ülkelerin gelir düzeyleri arasındaki fark ile aralarındaki ilişkiye dayanan Linder hipotezinin test edilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda Japonya, Singapur, Çin, Kuzey Kore, Güney Kore ve Türkiye arasındaki dış ticaret bu analiz için ana çıkış noktası olarak belirlenmiş, söz konusu ülkelerin kendileri içerisinde gruplanmasıyla Linder etkisi analiz edilmiştir. Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH), kişi başına düşen milli gelir, nüfus, ithalat, ihracat ve ülkeler arasındaki mesafe, analize konu olan her ülke için değişken olarak ele alınmıştır. Kümeleme analizinin sonucuna göre Türkiye ile seçilmiş Uzak Doğu ülkeleri ve özellikle Çin-Singapur ve Çin-Güney Kore arasındaki dış ticaret için Linder hipotezinin geçerlidir. Ülkelerin kişi başına düşen yıllık gelirlerindeki artış, Türkiye'nin ve seçilmiş Uzak Doğu ülkelerinin ihracat ve ithalat hacmini olumlu yönde etkilemektedir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kamu Kurumu Yöneticilerinin İç Girişimcilik Algısı: Bafra Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63039</guid>
      <author>Faruk GÜLŞENAli KAHRAMANOĞLU </author>
      <description>Örgüt çalışanlarının girişimcilik çabalarını örgütsel amaçlar ve hedefler ile birleştirerek yürüttükleri girişimciliğin bir türü olan iç girişimcilik, kamu hizmetlerinin verimliliği açısından gerekli ve önemlidir. Kamu kurumlarında girişimciliğin ön planda olduğu, iç girişimcilik faaliyetlerinin teşvik edildiği bir yaklaşım, kamuda yeni bir yönetim anlayışı ve farklı bir bakış açısı ile gerçekleşmektedir. Bu çalışmada, kamu kurumlarında görev yapan yöneticilerin iç girişimcilik algısı yönetici görüşleri alınarak ortaya konulması amaçlanmıştır. Kamu yöneticilerinin doğrudan iç girişimcilik hakkındaki görüşlerini ifade etmeleri ve kamu girişimciliği özelinde iç girişimcilik konusundaki özgün fikirleri bire bir görüşmeler yapılarak elde edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim (fenomonolojik) desen kullanılmıştır. Bu çalışma için Ondokuz Mayıs Üniversitesi 27.11.2020 tarih ve 2020/738 karar sayılı etik kurul onayı alınmıştır. Toplam 25 farklı kamu kurumunda görev yapan toplam 50 kamu yöneticisi ile görüşmeler yapılarak araştırma verileri elde edilmiştir. Kamu kurumu yöneticilerinin iç girişimcilik olgusu ile ilgili görüşlerinin nitel araştırma yöntemleri çerçevesinde ortaya konulması bu çalışmanın özgün değerini oluşturmaktadır. Araştırma bulgularına göre, iç girişimcilik olgusunun önemini, geliştirilmesi gerektiğini ve personelin belirli şartlar çerçevesinde desteklendiği katılımcılar tarafından belirtilmiştir. Bunun yanında kamu kurumu yöneticilerinin girişimcilik ve iç girişimcilik kavramlarını ve bu kavramlar arasıdaki farkları doğru şekilde ayırt edebilmesinin girişimcik temelli kurum çalışmalarını destekleyeceği gözlemlenmiştir. Kamu düzeninin alışılagelmiş katı kurallarının, yürütülen işlerin yoğunluğunun, personelin bu konuda donanımsız olmasının ve bürokratik sistemlerdeki çıkmazların iç girişimcilik faaliyetlerinin geliştirilmesi önünde engeller oluşturduğu sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemisinin Dünya’da Ve Türkiye’de Havayolu Taşımacılığına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57878</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57878</guid>
      <author>Esma IRMAKİrem PELİT  </author>
      <description>Küreselleşmenin etkisi ile artan uluslararası ticaret günümüzde hızın önem kazanmasıyla birlikte havayolu taşımacılığını önemli bir noktaya getirmiştir. Havacılık sektörü küresel olaylardan etkilenmeye oldukça elverişli bir sektördür. 2019 tarihinde Çin’in Wuhan kentinde ilk Covid-19 vakası ile karşılaşılmasıyla birlikte Dünya yeni bir bulaşıcı hastalıkla karşı karşıya kalmıştır. Temas yolu ile bulaşan küresel afet olarak ilan edilen Covid-19 tüm sektörleri etkilediği gibi hava taşımacılığı sektörünü de olumsuz bir şekilde etkilemiştir. Covid-19 pandemisi tüm dünyayı etkisine aldığı gibi Türkiye’yi de sosyal ve ekonomik açıdan etkilediği görülmektedir. Covid-19 salgını 2020 yılının ilk başlarında Dünya’yı etkisine almış sınırların kapanması ve seyahat kısıtlamalarıyla birçok sektörü de etkilediği gibi havacılık sektörünü de fazlasıyla olumsuz yansımaları olmuştur. Salgın uçuşların iptali, seyahat kısıtlamaları, bilet iadeleri, yan kuruluşlar ve yolcular arasında domino etkisi yaratmış ve havayolu işletmeleri bir sağlık krizi ile karşı karşıya kalmıştır. Covid-19 pandemisinin havacılık sektörüne olumsuz etkileri yolcu ve yük taşıma hizmetleri olarak farklı boyutlarda kendini göstermiştir. Pandemi döneminde havayolu sektörünün yolcu taşımacılığı düşüşe geçerken temel ihtiyaç ve tıbbı malzemelerin yetiştirilmesi açısından da kargo ve yük taşımacılığı aynı düşüşü yaşamamıştır. Bu çalışmada Covid-19 salgınının Dünya’da ve Türkiye’de havayolu taşımacılığına olan etkisi incelenmiştir. Bu kapsamda Covid-19 salgınının sektöre olan olumsuz yansımaları açığa çıkartılmış olup havayolu taşımacılık sektörünün bu sağlık krizinden ne derece etkilendiği incelenmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Hizmetlerine Duyulan Güvenin Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62017</guid>
      <author>Saadet KARAKUŞFatma KANTAŞ YILMAZ  </author>
      <description>Bu kesitsel çalışmada, İstanbul İli Anadolu yakasında sağlık hizmeti alan bireylerin sağlık sistemine duydukları güveni; sağlık profesyonellerine, sağlık finansmanını karşılayan ve hizmeti sunan kurumlara duydukları güven boyutlarıyla tespit etmek amaçlanmıştır. Kesitsel olarak tasarlanan araştırmaya, son bir yıl içerisinde ayakta ve yatarak sağlık hizmeti alan 406 kişi (K=292, E=114) katılmıştır. Veri toplama formu olarak 17 maddeden oluşan “Sağlık Hizmetleri Sistemi Çok Boyutlu Güven Ölçeği” (X ̅=56.09; SS=12,44) kullanılmıştır. Üç alt boyuttan oluşan ölçeğin analizinde; sağlık profesyonellerine (X ̅=34,87; SS=7,98), maliyeti karşılayan kurumlara (X ̅=12,68; SS=3,50) ve sağlık kurumlarına (X ̅=9,36; SS=2,67) duyulan güvenin ortalamanın üstünde olduğu tespit edilmiştir. Ölçek toplam ve alt boyut puanlarında cinsiyet, yaş, eğitim durumu gibi değişkenlere göre anlamlı fark bulunmamıştır. Sağlık profesyonellerine ve sağlık kurumuna duyulan güven boyutunda özel hastanelerin devlet hastanelerine göre puanlarının anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmektedir. Sağlık profesyonellerine güveniyorum diyen katılımcıların oranı eczacı (%75), hekim (%70), diş hekimi (%63), hemşire (%60), fizyoterapist (%55) ve psikolog (%49) olarak sıralanabilir Gelirin, giderine eşit ve fazla olduğunu beyan eden katılımcılar sağlık profesyonellerine daha fazla güven duymaktadırlar. Özel hastanede tedavi gören katılımcıların sağlık profesyonellerine ve sağlık sistemine duydukları güven, devlet hastanesinde tedavi görenlere göre yüksektir. Sonuç olarak katılımcıların sağlık sistemine duydukları güven düzeyi ortalamanın üzerinde olmakla birlikte aynı ölçekle yapılan diğer çalışmalar ile karşılaştığında yıllara göre bir düşüş olduğu göze çarpmaktadır. Güveni etkileyen faktörlerin tespit edilerek iyileştirme çalışmaları planlanması önerilmektedir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin Geçerliliğinin Sınanması: Kırılgan Sekizli ve G7 Ülkeleri Uygulaması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61972</guid>
      <author>Yeşim KUBARMeryem KIL </author>
      <description>Endüstri devrimleriyle ortaya çıkan seri üretim ve tüketim kalıplarındaki değişiklik, fabrikalaşma, hızlı kentleşme ve nüfus artışı, ülkelerin rekabet yarışları, artan enerji ihtiyacının fosil yakıtlarla giderilmesi, yoğun kimyasal kullanımı çevresel bozulmalara ve sorunların oluşmasına, ekonomilerin hızlı büyüme ve kalkınma çabaları ise ekolojik dengenin bozulmasına neden olmuştur. Kötüleşen yaşam kalitesi ve çevre kirliliğinin sebep olduğu ölümler insanlarda endişeler oluşturmaya başlamış, çevresel sorunların küresel boyutlara ulaşması ise uluslararası platformda önlemler alınmasını gerekli kılmıştır. Bu nedenle anlaşmalarla küresel tedbirlere başvurulmakta sera gazı emisyonun düşürülmesi amaçlanmaktadır. Çevre kirliliği ve ekonomik büyüme ilişkisi, birçok çalışmanın ilgi odağı haline gelmiştir. Grossman ve Krueger’in çevreye uyarlayarak savunmuş oldukları Çevresel Kuznets Eğrisi en yaygın olarak kullanılan hipotezdir.&#13;
Bu çalışmada, Çevresel Kuznets Eğrisi (ÇKE) Hipotezinin geçerliliği Kırılgan Sekizli grubu ve G7 ülkeleri örneğinde panel veri analiziyle sınanmıştır. Çalışmada ÇKE Hipotezi açıklanarak, Kırılgan Sekizli grubu ülkeleri için; 1980 – 2020, G7 ülkeleri için; 1972-2020 dönemi çevre kirliliği ile kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla arasındaki ilişkiye yer verilmiştir. Uygulamada, birim kök testi, Durbin-H ve Pedroni eşbütünleşme testleri, uzun dönem katsayılarını belirlemek için PDOLS ve FMOLS tahmincileri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre Kırılgan Sekizli grubu ülkelerinde; çevre kirliliği, ekonomik büyüme ve enerji tüketimi arasında eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Uzun dönem eşbütünleşme PDOLS tahmincisi kullanılarak hipotezin geçerli olup olmadığı belirlenmiş, Çevresel Kuznets Eğrisi Hipotezinin geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. G7 grubu ülkelerinde ise eşbütünleşme ilişkisi belirlenip, FMOLS uzun dönem tahmincisi sonuçlarına göre Çevresel Kuznets Hipotezi’nin geçerli olduğu ve kübik forma uygun olarak da Ters N ilişkisinin varlığına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yerel Yönetim Kaynaklarının Verimli Bir Şekilde Kullanılmasında Akıllı Şehirlerin Yeri ve Önemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63008</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63008</guid>
      <author>Rükan KUTLU KORLUMetin AKBULUT  </author>
      <description>Son yıllarda kentlerde giderek artan nüfusun ortaya çıkardığı yetersiz kaynak sorunu yerel yönetimler için hızlı bir şekilde çözülmesi gereken konuların başında gelmektedir. Bu nedenle kentlerde vergi veren ve daha fazla yerel kamusal mal ve hizmet tüketmeyi bekleyen vatandaşlar için teknolojinin imkanları yoluyla kaynaklar daha verimli bir şekilde kullanılmaya çalışılmalıdır. Diğer bir deyişle bir yerel yönetim olarak belediyelerin hizmet sunumunda güncel teknolojik imkanları kullanarak katma değer ortaya çıkaran politikalar geliştirmesi elzemdir. Bu aynı zamanda kaliteli hizmet sunumu için gereklidir. Bu çalışmada yerel yönetimlerin sunduğu hizmetler kapsamında yerel yönetimlerin kıt kaynak ve sürdürülebilirlik sorunlarına karşı çözüm önerisi olarak geliştirilen Akıllı Şehir (kent) uygulaması ele alınmıştır.  İlk kısımda akıllı şehirlerin tanımı, bileşenleri ortaya konarak özellikleri kapsamında yer alan doğrudan ilişkili göstergeler ele alınmıştır. Bu kapsamda akıllı şehirlerden beklenen faydalar belirtilmiştir. Daha sonra akıllı şehirlerin kurulması ve yürütülmesinde ortaya çıkması muhtemel zorluklar ve maliyetler ele alınmıştır. Sonraki bölümde küresel düzeyde akıllı şehirlerin geldiği nokta ele alınarak bu konuda yapılan toplam harcamalar sunulmuştur. Harcamalar ele alındıktan sonra ise akıllı şehir teknolojilerinden beklenen somut verimlilik çıktıları ele alınmıştır.  Çalışmanın son kısmında Dünya’da ve Türkiye yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilen akıllı şehir uygulamaları ele alınmış ve çeşitli bilgiler verilmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında akıllı şehirlerin yerel yönetimlerde verimlilik ve maliyet avantajları oluşturma konusunda işlevselliği vurgulanarak bir değerlendirme yapılmış ve çalışma sonlandırılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rasyonel Tüketim, Prestij ve Sosyal Statünün Gösteriş Tüketimi Üzerindeki Etkisi: Erzurum İli Üzerine Bir Uygulama </title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63390</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63390</guid>
      <author>Sefa ÖZDEMİRGürkan ÇALMAŞUR ,Fatih YILDIRIM </author>
      <description>Günümüzde ürün ve hizmetler yalnızca fonksiyonel faydaları veya tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap vermeleri nedeniyle tüketilmemektedir. Bu temel motivasyonların yanı sıra tüketiciler satın aldıkları ürün veya hizmetleri, sosyal statülerini göstermek veya çevreleri nezdindeki prestijlerini artırmak için bir araç olarak kullanabilmektedir. Bu çalışma, tüketime farklı bir bakış açısı ile yaklaşan gösteriş tüketimi ile rasyonel tüketim, prestij ve sosyal statü arasındaki ilişkiyi ampirik olarak incelemektedir. Çalışma kapsamında Erzurum ilinde ikamet eden 900 tüketici ile yüz yüze anket yönetimi kullanılarak veri toplanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve LISREL programları kullanılarak yapısal eşitlik modellemesi ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, sosyal statü ve prestij boyutları ile gösteriş tüketimi arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkiye rastlanırken, rasyonel tüketim ve gösteriş tüketimi arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Bununla birlikte, bireylerin gösteriş tüketimi eğilimleri cinsiyete göre farklılık göstermezken; yaş, eğitim durumu ve gelire göre farklılıklar göstermektedir. Genç ve genç yetişkin bireyler gösteriş tüketimi yapmaya daha yatkınken; yaşlı bireyler rasyonel tüketim yapmaya daha yatkındır. Eğitim ve gelir seviyesi de arttıkça, gösteriş tüketimi eğilimi artmakta, rasyonel tüketim eğilimi azalmaktadır. Araştırmanın diğer bir önemli sonucu ise, bireyler arasındaki sosyal sınıf farkının gösteriş tüketimi üzerindeki etkisidir. Kendilerini sosyal olarak daha üst bir sınıfta hisseden bireyler, kendilerini daha düşük bir sosyal sınıfta gören bireylere göre gösteriş tüketimi yapmaya daha eğilimlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eğitim Kurumlarında Çatışma Yönetimi Stilleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63248</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=63248</guid>
      <author>Nilüfer RÜZGAR</author>
      <description>Çatışma, farklı özelliklere sahip farklı insanların bir arada yaşadığı ve çalıştığı sosyal ve profesyonel yaşamda kaçınılmaz bir olgudur. Bu noktada önemli olan, çatışmaların örgütsel iklimi olumsuz etkilemeyecek şekilde yönetilerek örgütün düzeninin bozulmamasını ve çalışanların etkilenmemesini sağlamaya çalışmaktır. Bu nedenle, iş hayatında profesyonel anlamda çatışmaları yönetmek son derece büyük önem arz etmektedir. Bu anlamda da en büyük sorumluluğu örgüt yöneticileri taşımaktadır. Eğitim örgütlerinde ise, örgütsel iklimin öğrencileri etkileyebilmesi nedeniyle çatışmalar ve çatışmaların yönetilmesi büyük önem taşımaktadır; zira eğitim örgütleri genellikle en çok kişilik farklılıkları barındıran örgütler arasında yer almaktadır. Bu noktada da hem yöneticilere hem de kurumdaki eğitimcilere büyük sorumluluk düşmektedir. Çatışmaların istenilen düzeyde ve istenilen sonuç odaklı olması için özverili bir çalışma gerekmektedir. Böylece eğitim kurumları daha da gelişebilecektir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı, eğitim örgütlerinde tercih edilen çatışma yönetim tarzlarının ve öğretmenlerin çatışma yönetimine ilişkin tutumlarının araştırılmasıdır. Araştırma kapsamında Bursa ili Nilüfer ilçesinde faaliyet gösteren özel ilköğretim okulları örneklem olarak alınmıştır. Elde edilen bulgulara göre, özel ilköğretim okulları öğretmenlerinin demografik karakterleri (cinsiyet, yaş, eğitim, branş) ve Çatışma Yönetimine ilişkin tutumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamaktadır. Bu sonuçtan hareketle, örneklem olarak seçilen ve anket uygulaması yapılan okullarda çatışma yönetiminin tam anlamıyla kavranamamış olduğu, dolayısıyla çatışma yönetiminin üzerine düşülmesi gereken bir konu olduğu çıkarımı yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Örgütlerde Çatışma Yönetiminin Metaforlar ile Açıklanması: Mermer Sektöründe Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58017</guid>
      <author>Ahmet SARNICHatice ÖZUTKU </author>
      <description>Örgütler, sadece bireylerin değil aynı zamanda toplumların da ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik faaliyetlerde bulunan yapılardır. Örgüt içerisinde bulunan bireylerin birbirlerine göre sahip oldukları güç, statü, inanç, bakış açısı ve kaynak gibi farklılıklar da bireyler arasında çeşitli çatışmalara sebep olabilecek durumların kaynakları arasında yer almaktadır. Örgütler genel olarak bireylerden oluşan birer topluluk olarak değerlendirildiği için topluluk içerisinde çatışmalarla karşılaşmak kaçınılmaz bir olgu olarak düşünülmelidir. Çatışma yönetimi, örgüt içerisinde incelenen ve temel amacı örgüt çıkarlarının sağlanması olan uygulamalardan oluşmaktadır. Araştırmada mermer sektöründeki çalışanların örgüt içerisindeki çatışma yönetimi kavramına yönelik metaforik algılarını belirlemek amaçlanmıştır. Çalışma grubunu ise Afyonkarahisar ili İscehisar ilçesinde bulunan Anonim Şirket yapılanması ile mermer ihracat ve ithalatı faaliyetleri yürüten bir mermer firması oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin, nitel araştırma yöntemi ile toplanmasının yanı sıra araştırma deseni de olgu bilim (fenemenoloji – phenomenology) biçiminde düzenlenmiştir. Verilerin analizi ise içerik analizi tekniğiyle yapılmıştır. Katılımcılara zihinlerini harekete geçirmek için örnekler ile 15 dakika metafor ve metaforlaştırma kavramları hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Ancak çalışanları etkilememek için verilen örnekler çatışma yönetimi konusu dışında seçilmiştir. Sonrasında ise katılımcılardan 20 dakika içerisinde; “Yöneticimin örgüt içerisindeki çatışmalara yaklaşımı ……….. gibidir; çünkü………..” cümlesinin yazılı olduğu bir form verilmiştir. Böylece araştırmanın verilerini oluşturan 44 metaforlar ve açıklamalar elde edildikten sonra, işbirliği, rekabet, ayak uydurma, uzlaşma ve kaçınma olmak üzere 5 kategori altında toplanmıştır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Hizmet Kurumlarında Muhasebe Sisteminin Organizasyonu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62031</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62031</guid>
      <author>Murat TÜRK</author>
      <description>Mal ve hizmet üreten bütün organizasyonlarda para ve para benzerleri ile ifade edilen mali işler muhasebe fonksiyonu altında yürütülmektedir. Sosyal hizmet kurumlarının görev yetki ve sorumlulukları 2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda (2828 Sayılı Kanun) düzenlenmiştir. Sosyal hizmet kurumlarının toplumsal amaçları ortak, kurumsal amaçları farklılık gösterebilir. Bu da sosyal hizmet kurumlarının amacına göre farklı muhasebe sistemi gerektirmektedir. Çalışmada, toplumsal amaçları ortak olsa da kurumsal amaçları farklı olan sosyal hizmet kurumlarının muhasebe sistemleri incelenerek farklılıkların ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda, kütüphaneler, elektronik veri tabanları ve internet kaynakları taranarak sosyal hizmet kurumlarının muhasebe sistemi ile ilgili bilgi kaynaklarına ulaşılmıştır. Kaynaklar incelenerek muhasebe sistemlerinin benzer ve farklı özellikleri belirlenmiştir. Sosyal hizmet kurumları Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 1 Sıra No’ lu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğinde yer alan Tek Düzen Hesap Planı (TDHP) çerçevesine uygun bir  hesap planı kullanmaktadır. Ancak her kurumun işleyişi ve kaynakları ile tabi olduğu yasal düzenlemeler farklı olduğu için; hesap sınıfı, hesap grubu aynı kalmak suretiyle büyük defter hesaplarının adlarında farklılık olduğu, vakıflarda 7/B maliyet hesap gruplarının kullanıldığı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’ nda (SYDV) ise maliyet hesap grupları ve nazım hesap gruplarının kullanılmadığı, kamu sosyal hizmet kurumlarında 8’li hesap grubunun bütçe ve ödenek işleri için kullanıldığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Sürecinde Sağlık Okuyazarlığının Sağlıklı Yaşam Biçimi ve Ebeveynlerde Sağlık Eğitimi Bilinç Düzeyine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66383</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/economy?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=66383</guid>
      <author>Ebrar YALTAGİLAysel ARSLAN </author>
      <description>Sağlık hizmetlerine hızlı ve kolay erişim, nitelikli, eşit ve ücretsiz hizmet sağlık kurumlarının yükümlülükleri arasındadır. Sağlığına dikkat ederek buna uygun bir yaşam tarzını sürdürmek, olası hastalıklar konusunda bilgili olmak, sağlığına zarar veren alışkanlık ve davranışlardan uzak durmak, hastalandığında zamanında sağlık kurumlarına gitmek ise bireyin yerine getirmesi gereken sorumlulukları arasındadır. Bu araştırmanın amacı; sağlık okuryazarlığının bireylerin sağlıklı yaşam davranışı ve sağlık eğitimi bilinç düzeyleri üzerindeki etkisini belirlemek ve Covid-19 geçirmiş olmanın tüm bu değişkenlere etki düzeyini saptamaktır. Araştırmada genel tarama modelleri arasında yer alan kartopu örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 333 kadın 167 erkek olmak üzere toplamda 500 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma verileri Toçi vd.’nin (2013) geliştirdikleri ve Türkçeye Çimen, Bayık Temel (2017) tarafından uyarlanan “Sağlık Okuryazarlığı Tanılama Ölçeği”, Walker Sechriot ve Pender (1987) tarafından geliştirilen Türkçeye Esin (1997) tarafından uyarlanan “Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları Ölçeği” ve Karagöz ve Ilıman (2019) tarafından geliştirilen “Ebeveynlerde Sağlıklı Yaşam Eğitimi Bilinç Düzeyi Ölçeği” ile hazırlanmış anket formu kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verileri toplanmadan önce “Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Sosyal ve Beşeri Bilimler etik kurulu 07.09.2021 tarihli E-60263016-050.06.04-72322 sayılı kararına ile” etik kurul izni alınmış ve anket formunda katılımcıların gönüllük esasına göre çalışmaya katıldığını, istedikleri zaman araştırmadan çekilebileceklerini içeren beyana yer verilmiştir. Araştırma sonucunda Covid-19 hastalığı geçirmiş bireylerde sağlık okuryazarlığının, sağlıklı yaşam biçimi düzeyinin, ebebeyinlerde sağlıklı yaşam eğitimi bilinç düzeyinin arttığı saptanmıştır. Ayrıca araştırma sonucunda sağlık okuryazarlık düzeyinin sağlıklı yaşam biçimi davranışları ve ebebeyinlerde sağlıklı yaşam eğitimi bilinç düzeyi üzerinde pozitif yönlü etkisi olduğu görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


