






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2009 Sayı Volume 4 Issue 3 </title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=245</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Hamza ZÜLFİKAR’IN Öz Geçmişi Ve Eserleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13925</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13925</guid>
      <author>Murat KÜÇÜK</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fahri Uğurlu`nun “Şeyh San´an” Hikayesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13926</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13926</guid>
      <author>Shahla ABDULLAYEVA</author>
      <description>Feridüddin Attar tarafından yazılmış, tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden olan Mantık-ut Tayr'da geçen “Seyh San`an” hikayesinin mevzusu Azerbeycan edebiyatında hem orta esirler, hem müasir edebiyyatda işlenmiştir. Azerbeycan edebiyyatında bu mevzuda yazılmış en son eser genç yazar Fahri Uğurlunun “Şeyx San`an” hikayesidir. Fahri Uğurlu saleflerinden farklı olarak bu eseri tamamen yeni bir uslup ve mevzuda yazmışdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mirali Seyidov’un Türk Mitolojisine Ait Araştirmalari</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13927</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13927</guid>
      <author>Emin AGAYEV</author>
      <description>Mirali Seyidovun Eski Türk edebiyatı, Folklor, mitoloji, Türk dili ile ilgili araştırmaları var. Makale Onun ilmi kişiliği hakkındadır. Eski Türk milli manevi medeniyetinin tebliğ edilmesinde Prof. Mirali Seyidov’un araştırmalarınin kendine ait yeri ve rolü olmuştur. Onun yayımlanmış tüm eserleri hem ilmi kamu, hem de toplum tarafından çok büyük merakla karşılanırdı. Prof. Mirali Seyidov zengin ve yaratıcı ilmi kişiliğe sahiptir. Mirali Seyidovun eserlerine genel şekilde dikkat edersek profesyonel edebiyat tarihçisi, mitoloji uzmanı, etnografi araştırmacısı ve halk bilimi profili üzre çalıştığının şahidi oluruz. Onun eserlerinin Türk halkının kendinin etnik idrakı ve milli algılaması yönünden çok büyük rolü vardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>‘Okuma’nın Yeniden Okunması: Bile Bile Okumak -‘İle Bile Okumak’</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13928</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13928</guid>
      <author>Hasan AKAY</author>
      <description>Bu yazı, okuma alışkanlığı ve edebiyat öğretimi bağlamında yapılması gerekenlerin neler olduğu, çağdaş metotlardan nasıl yararlanılması gerektiği, anlamlı bir okuma ve eğitim faaliyeti gerçekleştirebilmek için günümüzde hangi yöntemin uygulanmasının kaçınılmaz olduğu bahislerini irdelemekte ve bir teklif getirmektedir. Buna göre, ilgili kavramların (okuma, alışkanlık, öğretim vb.) halk, seçkinler ve milli eğitim nazarında nasıl algılandığı, neleri bir araya getirme arzusu ve iddiasında olduğu ve kapsamları üzerinde durulacak; kavramlar yeniden okumaya tabi tutulacaktır. Son söz, sağlam bir okuma için uygulanması gereken yöntem üzerine olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ubersetzungsfertigkeit, Ubersetzungsvergleich Und Ihre Anwendung Im Fremdsprachenunterricht</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13929</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13929</guid>
      <author>Zeki KARAKAYAFatma AKÇAOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı çeviri edincinin tanımına, dil edincinden ayrışımına, farklı düzeylerde çeviri edincine sahip iki yazarın çevirilerinin karşılaştırılmasıyla bu farklılıklardan yararlanarak nasıl dil öğretiminde kullanılabileceğine ışık tutmaktır. İlk bölümde çeviri edinci konusu üzerine durulmuş, farklı bilim adamlarının tanımlarını yer vererek, çeviri edincine yönelik genel bir bakış sağlanmıştır. Ayrıca bu bölümde çeviri edincinin dil edincinden nasıl ayırt edileceğini görmek, aradaki farkı göz önüne sermek için öğrencilerle uygulama yapılmış ve sonuçları tespit edilmiştir. Bilindiği gibi çeviri karşılaştırması dil öğretimi, karşılaştırmalı dilbilim, karşılaştırmalı yazınbilim, çeviri eleştirisi ve çeviri edinci kazandırmak için kullanılan bir araçtır. Ancak bu çalışmada çeviri yöntembilimsel araçlarından biri olan çeviri karşılaştırmasıyla sadece dil öğretimi alanında nasıl yararlanılabilir konusunda bazı öneriler ve örnekler sunulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada karşılaştırmalı çeviri yöntemi uygulanmış olup dil öğretimindeki işlevine dair örnek ve öneriler sunulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çağdaş Türk Şiveleri Arasında Aktarma Meseleleri (Yeni Uygur Türkçesi – Türkiye Türkçesi Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13930</guid>
      <author>Muhammet Fatih ALKAYIŞ</author>
      <description>Çağdaş Türk şiveleriyle yazılmış eserleri bir şiveden başka bir şiveye aktarırken dikkat edilmesi gereken hususların başında “ek, kelime, kavram ve cümleleri” aynı etkiyi yaratacak biçimde çevirmek gelmektedir. Bu sayede anlam veya şekil bulanıklığı ortadan kalkar. Türk şivelerinin tasnifinde Doğu Türkçesinin bir kolu olarak kabul edilen Yeni Uygur Türkçesi, Batı Türkçesi içerisinde yer alan Türkiye Türkçesine oranla Eski Türkçenin şekil özelliklerine daha yakındır. Yeni Uygur Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasındaki aktarma meselelerini şu konular üzerinde ele alabiliriz: Fiil kipleri, sıfat-fiiller, zarf-fiiller. Çağdaş Türk şiveleri arasındaki aktarma meselelerinin çözümüyle Türk Dünyası birbirini daha iyi anlayacak ve birbirine daha çok yakınlaşacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Astırhan’da Jön Türk Taraftarı Bir Tatar Yayın Organı: Mizan Gazetesi Ve İzahlı Fihristi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13931</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13931</guid>
      <author>Selçuk ALTUNTAŞ</author>
      <description>Bu makalede bundan yüz yıl evvel Azerbaycanlı iş adamı ve siyasi aktivist Mustafa Lütfi İsmailov Şirvanski (1876-?) tarafından Hazar Denizi’nin kuzeyinde Rusya’ya bağlı bir şehir olan Astırhan’da toplam 24 sayı yayımlanmış Tatarca-Türkçe Mizan (Aralık 1908-Haziran 1909) gazetesi üzerinde durulacaktır. Mizan gazetesi her ne kadar Astırhan şehrinin siyaset ve eğitimle alakalı meselelerinden haber veren yerel bir gazetesi olsa da Osmanlı İmparatorluğu’undaki İkinci Meşrutiyet dönemine son vermeyi amaçlayan 31 Mart Hadisesi’ne verdiği önemle dikkat çekmektedir. Değineceğimiz bir diğer husus da Burhan-ı Terakki (1906-1911) ve Mizan ittifakı ile mollalar tarafından liberal bir cemiyet olan Şura-yı İslam (1905-1912)’a karşı kurulmuş Cemiyet-i İslamiye (1906-1912) himayesinde bir Nogay Tatarı olan Abdurrahman Ömerov (1867-1933) tarafından kurulmuş İdil (1907-1914) gazetesi arasındaki uzun süre devam eden kavga olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İngiliz Konsolos Raporları Işığında XIX. Yüzyıl Ortalarında Drama Sancağı’nda Tütün Yetiştiriciliği ve Ticareti</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13932</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13932</guid>
      <author>İsmail ARSLAN</author>
      <description>Bu çalışmada tütünün tarihi ve Osmanlı İmparatorluğu’na gelişi hakkında kısa bir değerlendirme yapılarak İngiliz konsolos raporları ışığında; XIX. yüzyıl ortalarında Drama Sancağı’nda tütün yetiştiriciliği, ziraati, hasat ve bakımının ne şekilde yapıldığı, yetiştirilen tütün sınıfları ve bir ihraç ürünü olarak tütünün bölgedeki önemi ele alınmıştır. Ayrıca Drama Sancağı’nın dışa açılan kapısı konumundaki Kavala Limanı’ndan ihraç edilen tütün miktarı, tütün ticareti açısından bu limanın önemi ve bu ticaretin Kavala hinterlandına nasıl bir etki yaptığı konuları üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Âşıklar Çay Evi: Günümüz Van Âşıklık Geleneğinden Bir Fasıl</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13933</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13933</guid>
      <author>Abdulselam ARVAS</author>
      <description>Bu çalışmada, Türk âşıklık geleneğinin Van yöresinde devam edegelen icra ortamlarına, Van’da sayısı tespit edilen âşık kahvelerine, günümüzde âşıkların seslerini yerel basın-yayın yoluyla bu yörede daha geniş bir kitleye duyurmalarına ilişkin bilgiler verilecektir. Âşıklık geleneğinin Van’da hala canlı olarak sürdüğünü göstermek amacıyla daha önce kaydedilmiş 24 faslın yalnız birinden örnekler sunulacaktır. Çalışmanın amacı, eski bir geleneğin Anadolu’nun doğusunda yer alan Van yöresinde devam ettiğini ve yapılan fasılların zengin olduğunu verilen örneklerle ortaya koymaktır. Ayrıca dinleyicinin anlatıcıyı ne tür durumlarda etkilediğine kısaca değinilecektir. Değişen sosyal yapıyla ve teknolojik gelişmeyle birlikte geleneğin kendi bünyesine farklı unsurlar aldığı da tespit edilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Elazığ Şehri’nin Nüfus Özellikleri Ve Çevrenin Toplum Sağlığı Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13934</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13934</guid>
      <author>M. Dursun ÇİTÇİ</author>
      <description>Coğrafi potansiyeli elverişli olduğu için Elazığ şehri hızla büyümektedir. 1927’de 19.216 kişi iken, 2000’de yaklaşık 14 kat artarak, 266.495 kişiye yükselmiştir. Bu kadar hızlı büyümesinde göçlerin etkisi büyüktür. Ancak göçlerin de etkisi ile hızlı nüfus artışı karşısında sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ile iş imkânları ve konutlar yetersiz kalmaktadır. Bunlarla birlikte suç eğilimi giderek artmaktadır. Plansız şehirleşme karşısında şehrin net göçü son yıllarda negatif değerler göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Sahasında Yazılan Bazı “Yusuf U Züleyha” Mesnevilerinde Sebeb-i Telifler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13935</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13935</guid>
      <author>Gönül AYAN</author>
      <description>Yazılış maksadı ve adı ne olursa olsun mesneviler, Türk Edebiyatında ayrı bir yere ve öneme sahiptirler. Mesneviler, yazıldıkları dönemin düşünce dünyasını günümüze aktaran birer ayna olarak değerlendirildiklerinde, erişilmez güzelliklerin, büyük değerlerin Türk düşünce dünyasını süslediğini, zenginleştirdiğini görmemek mümkün olamayacaktır. Mesnevilerin giriş bölümlerinde hiç ihmal edilmeyen başlıklardan birisi sebeb-i teliftir. Bu başlık altında şair, eserini niçin yazdığını ve kendisini böyle bir eser yazmağa sevk eden nedenleri anlatır. Kuran-ı Kerim’de “Kıssaların en güzeli“ olarak tavsif edilen Yusuf Kıssası, Türk düşünce dünyasında da çok fazla rağbet edilen bir konudur. Yusuf u Züleyha mesnevilerinin sebeb-i telifleri de özellikle bu konunun işleniş gayesini açıkladığı için ve Türk düşünce yapısını özetlemiş oluşundan dolayı önemlidir. Söz konusu edilen mesneviler, Şeyyad Hamza (XIII.yüzyıl), Erzurumlu Darir (XIV.yüzyıl), Hamdullah Hamdi (d.1449/ö.1503), Kemal Paşazade (d.1468-ö.1533), Tebrizli Ahmedî(XV.yüzyıl, 1479 yılında hayattadır), Abdurrahman Gubari(ö.974/1566), Taşlıcalı Yahya(ö. 990/1582), Ahmed Mürşidî (ö. 1174/1760), Tâibî (d.1204/1789–18. yy ) isimli şairlerin kaleme aldıkları mesnevilerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Köl Tigin ve Bilge Kağan Yazıtlarındaki Amga (Amgı) Korgan Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13936</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13936</guid>
      <author>Erhan AYDIN</author>
      <description>Bu yazıda Köl Tigin yazıtının kuzey yüzünün 8. satırı ile Bilge Kağan yazıtının doğu yüzünün 31. satırında geçen ve iki farklı şekilde yazılan amga korgan ~ amgı korgan yer adı üzerinde duruldu. Yer adının birinci bölümünü oluşturan amga ~ amgı sözcüğünün ımga ‘yabani dağ keçisi’ olabileceği, Dokuz Oğuz savaşlarında anılan bu yerin de Orhon ve Tula ırmaklarının doğu veya kuzey-doğusunda olması gerektiği önerildi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Adalet Mülkün Temelidir” Özdeyişi Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13937</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13937</guid>
      <author>Abdullah BAĞDEMİR</author>
      <description>Mülk sözcüğü ‘ev, dükkan, arazi vb. taşınmaz mal’ veya ‘devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke’ anlamında kullanılmakla birlikte “Adalet mülkün temelidir” özdeyişinde mülk sözcüğü ‘devlet’ anlamında kullanılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Vali Hakkında Atatürk’e Yazılmış Şikayet Mektubu (Dilekçesi) Ve Düşündürdükleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13938</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13938</guid>
      <author>Ali Galip BALTAOĞLU</author>
      <description>Bu makalede, Mardin’de görev yapan Rıfat Talat Öncel isimli vali hakkında bir vatandaşın Atatürk’e yazdığı şikayet mektubunun metni verilmiş, tarihçi gözüyle değerlendirilmesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Çeştepe” Adı Hakkında</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13939</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13939</guid>
      <author>Şahin BARANOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmada Aydın’da bir yer adı olan Çeştepe kelimesi ve kökeni ayrıntılı bir şekilde araştırılmıştır. “Çeş” ve “tepe” kelimelerinden oluşan bu yer adı, art ve eş zamanlı değişik kullanımlarıyla ele alınmış ve ayrıca yer adlarının dilcilikteki önemi vurgulanmıştır. “Çeş” ve “tepe” kelimelerinin ikisi de tarihî ve coğrafî olarak geniş ölçüde kullanılmış ve günümüzde hâlâ kullanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fazıl Yoldaşoğlu’nun Leyla İle Mecnun Hikâyesi Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13940</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13940</guid>
      <author>Hüseyin BAYDEMİR</author>
      <description>Bu makalede, Özbek destancı Fazıl Yoldaşoğlu’ndan derlenen Leyla ile Mecnun adlı halk hikâyesi incelenmiştir. Leyla ile Mecnun konulu hikâyelerin Türk dünyasına yayılışı üzerinde kısaca durulduktan sonra, klasik edebiyat kaynaklı benzeri konuların Özbekistan’da halk hikâyelerine nasıl taşındığına değinilmiştir. Yoldaşoğlu varyantı, epizotlarına göre özetlenmiştir. Bu varyant, olay örgüsü bakımından Alî Şîr Nevâî’nin Leyla ile Mecnun adlı mesnevisine çok benzemektedir. Bu benzerliğin sınırlarını belirleyebilmek için, iki metin, epizotlarına göre karşılaştırılmıştır. Karşılaştırma neticesinde Yoldaşoğlu varyantının başka mesnevilerden de etkilendiği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazak Türkçesinde Modal Söz (Kelimenin Dokuzuncu Türü Mü?)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13941</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13941</guid>
      <author>Nergis BİRAY</author>
      <description>Bu yazıda, Kazak Türkçesi gramerlerinden de hareketle bu lehçede modal sözlerin kullanılışları değerlendirilecektir. Tanımı, kelime türleri içindeki durumu, anlam ve yapıca sınıflandırılması, özellikleri üzerinde durulacaktır. Türkiye Türkçesinde edat, ünlem, zarf gibi kelime türleri içinde ele alınan modal sözlerin Kazak Türkçesinde kullanışları esas alınarak Türkiye Türkçesi gramerlerinde ayrı bir kelime türü olarak ele alınıp alınmaması konusu tartışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kişilere İsim Vermenin Sahne Arkası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13942</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13942</guid>
      <author>Gülcan ÇOLAK BOSTANCI</author>
      <description>Bir dilin temel kelime türlerinden olan isimler; insanın evreni anlamasının, varlıklarla kurduğu ilişkinin niteliğinin ve niceliğinin, sınıflandırma mantığının ve dile getirişinin izlerini barındırır. İsimler içinde bir alt grup olan “kişi isimleri” de kendi mantığı içinde toplumun duygu, düşünce ve hayal dünyasının; inançlarının, gelenek ve göreneklerinin parmak izlerini barındırmaktadır. Bu yazıda, kişi isimlerindeki parmak izleri tespit edilmeye, bu izlerden hareketle insanların zihin, duygu, düşünce, inanç ve hayal dünyası anlaşılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Ağızlarında Güzel Adlandırma Örnekleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13943</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13943</guid>
      <author>Şerif Ali BOZKAPLAN</author>
      <description>Anadolu Ağızları Türkçe’nin her alanında olduğu gibi güzel adlandırma alanında da pek çok malzeme sunar. Güzel adlandırmanın en çok zenginlik gösterdiği alan hastalık adlarıdır. Türkiye Türkçesini geliştirmek, zenginleştirmek için Anadolu Ağızları verimli bir sahadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig’de Ahlaklılık, Soyluluk ve Seçkinlik İfade Eden Sözler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13944</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13944</guid>
      <author>Tuncay Böler</author>
      <description>Türk dili ve kültürünün en önemli eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig’de devlet, yurttaşlık, yasa, saray örgütü, görevliler, yönetim ve töre gibi konulardan bahsedilirken çeşitli vesilelerle ahlaklılık, soyluluk ve seçkinlik ön plana çıkarılmaya çalışılmış; bu vasıflar eserde arıg, silig, süzük, bütün, ködrüm, ödrüm, bagırsak, köngli tüz, aslı arıg, kılkı arıg gibi sözlerle anlatılmıştır. Araştırmamızda Kutadgu Bilig’de ahlaklılık, soyluluk ve seçkinliği ifade eden bu sözler üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Dili Edebiyatı ve Türkçe Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi Sürecinde Dilbilim ve Türkçe Öğretimi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13945</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13945</guid>
      <author>Muhsine BÖREKÇİ</author>
      <description>Dil, 20. yüzyılın başından beri bilimin bir nesnesi olarak kabul edilmektedir. Türkçe ve Türk Dili Edebiyatı eğitiminin bu gelişmeye ayak uydurabilmesi için eğitim felsefesinden başlayarak bütün süreçlerin bilimsel ve teknolojik gelişmelerin ışığında düzenlenmesi bir zorunluluktur. Dil ve edebiyat eğitiminin dayanması gereken alan, öncelikle dil bilimidir. Dil bilim çalışmalarının uygulamaya yöneldiği ve öncelikle dillerin öğrenilmesini ve öğretilmesini kolaylaştırmayı sağlayacak kuramların geliştirilmesini hedeflediği günümüzde Türkçe ve Türk Dili ve Edebiyatı eğitiminin bu disiplinden yoksun olması sürekli şikâyet edilen durumların devam etmesine yol açacaktır. Türkçe öğretmenlerinden öncelikle öğrencilerinde bir dil bilinci oluşturmaları, onlara dil konusunda olumlu tutum ve davranışlar kazandırmaları, okuma alışkanlığı ile düşünebilme ve düşündüklerini yazılı ve/veya sözlü olarak ifade edebilme becerisi kazandırmaları beklenmektedir. Kendi eğitim süreçlerinde bu bilgi ve becerileri kazanmamış, dile bilimsel yaklaşımla bakmayı öğrenmemiş öğretmenlerin bu beklentileri karşılamaları çok zordur. Bunun için de Türkçe ve edebiyat eğitimi mutlaka uygulamalı olmalı; bilgiyi, sorgulayarak oluşturmayı amaçlayan bilimsel anlayışla gerçekleştirilmelidir. Bu çalışmada Türk Dili ve Edebiyatı ve Türkçe öğretmenlerinin yetişme süreçlerinde edinmeleri gerektiği düşünülen bilimsel yaklaşımlar, geleneksel yaklaşımlarla karşılaştırılarak örneklendirilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sovyet Türkolojisi Ve Birinci Türkoloji Kurultayı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13946</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13946</guid>
      <author>Ahmet BURAN</author>
      <description>Doğu bilimi içinde gelişen Türkoloji daha sonra bağımsız bir bilim alanı haline gelmiştir. Türkoloji tarihi içinde “Sovyet Türkolojisi”nin çok önemli ve özel bir yeri vardır. Çarlık döneminde başlayan Türkoloji çalışmaları, Sovyetler Birliği döneminde artarak devam etmiştir. Sovyet Türkolojisinin önemli kilometre taşlarından biri de 1926 yılında Bakü’de yapılan “Birinci Türkoloji Kurultayı”dır. Bu kurultayın Sovyetler Birliği sınırları içinde, Moskova’nın desteği ile düzenlenmesinin önemli sebepleri vardır. Bu kurultay sebepleri gibi sonuçları bakımından da oldukça önemlidir. Özellikle Sovyetlerdeki Türk topluluklarının Latin ve ardından Kiril alfabesine geçiş süreci, Sovyetlerdeki Türkologların “pantürkist” suçlamalarına maruz kalarak öldürülmeleri bu kurultayın doğurduğu sonuçlardan bazılarıdır. Bu bağlamda, Türkiye’de ve dünyada Türkoloji alanında meydana gelen gelişmelerin önemli bir bölümü de Bakü Türkoloji Kurultayı ile ilgilidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Avram Galanti’nin “Türkçede Arabî ve Lâtin Harfleri ve İmlâ Meseleleri” Adlı Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13947</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13947</guid>
      <author>Ali CİN</author>
      <description>Alfabe değişimi tartışmaları, özellikle 1855 yılında telgrafın Osmanlı’da kullanılmasıyla başlamış ve 1928 yılında kadar devam etmiştir. Yaklaşık 85 yıllık bir zaman diliminde bu konu, gazeteci, yazar ve bilim adamları tarafından demokratik bir şekilde enine boyuna tartışılmıştır. Bu tartışmaların içerisinde yer alan bilim adamlarından biri de, Avram Galanti’dir. Galanti, alfabe tartışmalarında, Arap alfabesinin ıslah edilerek kullanılmasını savunan bir bilim adamıdır. Galanti, Lâtin alfabesine geçmeyi, teknik, ilmî, siyasî ve ekonomik açıdan faydalı bulmaz. Alfabeyi değiştirme ya da ıslah etme çabaları, Türkçenin, kullandığı alfabe ile bir sorunu olduğunu gösteren en önemli delildir. 20. yüzyıl Türk aydını, uzun tartışmaların sonucunda Lâtin esaslı yeni Türk alfabesini, Atatürk’ün öncülüğünde 1 Kasım 1928 yılında kabul ederek uygulamaya geçmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ziya Osman Saba’nın Yurdu:Ev</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13948</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13948</guid>
      <author>Salim ÇONOĞLU</author>
      <description>Kültürel bir varlık olarak insanı değerlendiren sosyal bilimciler, mekânın kültür ve insan üzerindeki izlerini araştırmada önemli sonuçlara vardılar. İnsanın doğup büyüdüğü yerin onun bütün hayatında etkili olduğu, bu sonuçların en önemlisidir. Buradan hareketle bu makalede de, Ziya Osman Saba’nın şiirlerinde ve kişiliğinde mekânın izleri incelenmeye çalışılacaktır. Ziya Osman Saba şiirinin temel taşlarından birisi olan ev, özellikle geçmişi akla getirişiyle bir mutluluk mekânı olarak değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnebahtı (Lepanto) Savaşı Ve Osmanlı Donanmasının Yeniden İnşası Üzerine Bazı Bilgiler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13949</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13949</guid>
      <author>Ibrahim Etem ÇAKİR</author>
      <description>Sultan II. Selim döneminde, Kıbrıs’ın ele geçirilmesi için yapılan mücadelede başarı elde edilmiştir. Bu gelişme üzerine, Venedik ve İspanya'nın öncülüğünde oluşturulan Haçlı ittifakı, Kıbrıs'ı geri almak üzere harekete geçmiş ve 7 Ekim 1571 tarihinde meydana gelen İnebahtı (Lepanto) Savaşı’nda Osmanlı donanması ağır bir yenilgiye uğramıştır. Donanmasının büyük bir kısmını kaybeden Osmanlı Devleti’nde yeni bir donanma inşası süreci başlatılmış ve yaklaşık altı aylık bir çalışmanın ardından büyük bir donanma hazırlanarak İnebahtı yenilgisine cevap verilmiştir. Bu çalışmada, mühimme defterindeki kayıtlar esas alınarak İnebahtı Savaşı ve sonrasında yapılan hazırlıklar hakkında bilgiler verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hatay’da Hızır İnanışları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13950</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13950</guid>
      <author>Mehmet Surur ÇELEPİ</author>
      <description>Anadolu’da var olan en renkli kültlerden biri de Hızır Kültüdür. Farklı birçok coğrafyada yaşayan bu kült, ortak bazı özelliklere sahiptir. Bunun yanında, bazı bölgelerde Hızır’a bağlı inanışların farklılıklar gösterdiği gözlemlenmektedir. Bu bölgelerden biri de Hatay’dır. Farklı kültürlerden insanların bir arada barış içinde yaşadığı Hatay, büyük bir kültürel zenginlik sergilemektedir. Hatay’da yoğun olarak yaşayan ve Nusayri olarak adlandırılan Arap Alevileri, bu kültürel zenginliğin bir koludur. Anadolu Alevilerinden bazı özellikleriyle ayrılan Nusayriler için Hızır’ın ayrı bir ehemmiyeti vardır. Hızır’ın ve Hazreti Musa’nın Hatay’ın Samandağ ilçesinde buluştuklarına inanılmaktadır. Elliye yakın Hızır türbesinin bulunduğu yörede Hızır kültü renkli bir şekilde yaşatılmaktadır. Bu türbelerde şifa ve sağlık; kısmet, şans talebi ve adak inanışlarına yönelik ritüeller sergilenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>565 Numaralı Karahisar-ı Sahib Şer’iyye Sicili’nin Tanıtımı ve Fihristi 1839-1840 ( H. 1255-1256)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13951</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13951</guid>
      <author>Kürşat ÇELİK</author>
      <description>Osmanlı tarihinin en önemli arşiv kaynaklarından bir tanesi de Şer’iyye Sicilleridir. Ait oldukları dönem ve yer hakkında oldukça önemli bilgiler veren Şer’iyye Sicillerinden faydalanma konusu bugün için belli başına bir problem olmaktadır. Bu durum ise sicillerden faydalanma konusunu belirli bir metoda bağlı kılmayı zaruri hale getirmektedir. Bu önemli kaynaklardan biri olan 565 Numaralı Karahisar-ı Sahib Şer’iyye Sicilininin tanıtımı bu çalışmada incelenmiştir. Türk tarihi ve kültürü açısından büyük bir önem taşıyan Şer’iyye Sicillerinden sadece bir tanesinin fihrist ve tanıtımı yapılmak suretiyle bu alanda yapılan çalışmalara bir yenisinin ilave edilmesi amaçlanmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tatar Folklor Ve Halk Edebiyatında Kayın Ağacı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13952</guid>
      <author>Çulpan ZARİPOVA ÇETİN</author>
      <description>Türkler için en eski devirlerden beri benimsenen ve kutsal sayılan ağaç, kayın ağacıdır. Kazan Tartlarının hem mevsimlerle ilgili hem aile içi geleneklerinde kayın ağacı özel yer tutmakta ve insanlara ilk günlerinden son günlerine kadar eşlik eden, kutsal ve büyüleyici özelliğe sahip olan bir ağaç olarak algılanmaktadır. Kazan Tatarlarının yaşadığı coğrafyada bol yetişen kayın ağacının tedavi edici niteliğiyle ilgili ilk bilgiler Bulgar devrinde ortaya çıkan rivayetlerde korunmuştur. Ayrıca, kayın ağacı ile ilgili ve kökleri ile şamanizme uzanan birçok inanç da mevcuttur. Tatarlar, onların çoğunu bugün de günlük hayatlarında uygulamaya devam etmektedirler. Güzel ve hüzünlü görünümünden dolayı kayın ağacı Tatar mâni ve türkülerinde de ön safhada gelmektedir. Kayın ağacı genelde kaygı, üzüntü gibi duyguları bildirmekle beraber aklığı, paklığı ve bir kızın güzelliğini tasvir etmek için kullanılmıştır ve günümüzde de çağdaş Tatar şiirinde bu nitelikleri ile anılmaya devam etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bulgaristan’dan Türkiye’ye Son Türk Göçünün (1989) Sosyo-Ekonomik Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13953</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13953</guid>
      <author>Turhan ÇETİN</author>
      <description>Bulgaristan’dan Türkiye’ye olan göçlerin tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Bu araştırmada; 1989 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden Türklerin demografik özellikleri, yerleşim bölgeleri, Bulgaristan’dan göç etme nedenleri incelenmiştir. Ayrıca göçün Türkiye’ye ekonomik etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kelime Çağrışımlarının Cinsiyet Değişkenine Göre Gösterdiği Temel Nitelikler Üzerine Bir Deneme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13954</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13954</guid>
      <author>Selcen ÇİFÇİ</author>
      <description>Çalışmada, kelime çağrışımlarının cinsiyetler arasında nasıl bir farklılık gösterdiği sorusunun cevabı aranmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, lisans öğrenimi gören kız ve erkek öğrencilere bir temel kelime (toprak), bir de kültür kelimesi (dans) verilerek öğrencilerden bu kelimelerle ilgili olarak sınırlı bir sürede akla gelen ilk beş kelimeyi, beyin fırtınası tekniğinin temel uygulamasında olduğu gibi yazmaları istenmiştir. Elde edilen veriler, cinsiyet değişkenine göre analiz edilmiştir. Ancak, iki grubun verileri birleştirilerek genel sonuçlara da vurgu yapılmıştır. Analizde, sıklığı yüksek olan çağrışımlar, hem cinsiyet grupları içerisinde hem de cinsiyetler arasında gösterdiği yakınlık ve uzaklıklar bakımından değerlendirilmiştir. Gruplar arasında çağrışımların çeşitliliği bakımından anlamlı farklılıklara ulaşılmıştır. Temel kelime ve kültür kelimesinin çağrışımları arasında da cinsiyetler açısından anlamlı bulgular elde edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halide Edip Adıvar’ın Feminist ve Semitik Bir Operası: Kenan Çobanları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13955</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13955</guid>
      <author>Selahattin ÇİTÇİ</author>
      <description>Halide Edip’in Kenan Çobanları piyesi, teknik ve muhteva bakımından klasik bir opera olamamasına karşın devrin sosyal ve siyasî şartlarının etkisiyle mektep çocuklarına feminist ve semitik düşüncelerin sanat vasıtasıyla aktarılmaya çalışıldığı bir eserdir. Eserin, mektep müsamerelerinin kalıplarının dışına çıkamaması da bunu kanıtlar. Kenan Çobanları’nın Türk edebiyatındaki en önemli yeri, bir Türk kadın yazarı tarafından yazılmış ilk opera denemesi olması ve ilk defa İslamî bilgi ve kültür kaynaklarının dışında Kitab-ı Mukaddes’ten yararlanılarak bir Hz. Yusuf macerası anlatmasıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mehmet Akif’in Şiirlerinde Baba Oğul İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13956</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13956</guid>
      <author>Sinan ÇİTÇİ</author>
      <description>Mehmet Akif, “baba” kelimesini hem gerçek hem de sembolik anlamlarda kullanır. Gerçek anlamıyla baba, ailenin en önemli rükünlerinden birisiyken sembolik anlamıyla baba; devlet, din, halife/sultan, âlim, dede, ecdat, Hz. Peygamber hatta Allah anlamlarında kullanılır. Fakat her ne şekilde olursa olsun Akif’in şiirlerindeki baba-oğul ilişkisi “ayrılık” leit-motifi üzerine kurgulanmıştır. Bu ayrılık; zamanda, mekânda, yaşta, meslekte, zevkte, ahlakta, anlayışta, histe ve ruhta olmak üzere çok farklı şekillerde tezahür edebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVI. Yüzyıla Kadar Galata’da Kentsel Dokuyu Etkileyen Faktörler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13957</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13957</guid>
      <author>Nilgün ÇÖL</author>
      <description>Eski dünya diye tanımladığımız Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının birleşme coğrafyası içinde Akdeniz çanağı diye adlandırabileceğimiz bölge, yani bir anlamda Akdeniz’e kıyısı olan devletler yada yönetimler için “Eski Dünya” kıtalarının en önemli kara ve deniz bağlantı noktası olan Antik çağın Bizantion Kolonisi, Bizans Başkenti Constantinopolis ve Osmanlı Başkenti İstanbul’un dünya ticaret kentlerinin liste başına gücü ve stratejik konumu ile oturması kaçınılmazdı. Bölgenin coğrafi sınırları Haliç’in kuzey sahilinde Kasımpaşa, Kozludere (Antik çağda ismi Cibon) ile günümüz Tophane sırtları arasında İstanbul yarımadasının benzeri, yumuşak yükseltilerle (Beyoğlu-Taksim), Batıda Kasımpaşa, Doğuda Dolmabahçe’ye inen çok keskin olmayan vadilere sahip olduğunu, topografik koşulların Kuzey-Güney ekseninde yol aksına izin verdiğini, iklimin ve bitki örtüsünün Marmara bölgesi ile uyumlu, fakat su probleminin tarihi yarımadaya nazaran daha yoğun yaşandığını, Roma ve Bizans dönemlerinde inşa edilen sarnıçların büyük ölçüde sorunu çözdüğünü görmekteyiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nin Önceki Baskısında Yer Almamış Olan “Mum Söndürmek” Anlatısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13958</guid>
      <author>Robert DANKOFFÇev. Nurettin GEMİCİ</author>
      <description>Bazı Kızılbaş guruplarında olduğu iddia edilen “mum söndürme” ananesi hakkında farklı yaklaşımlar içeren kısa bir öyküsü Evliya Çelebi Seyahatname’sinde geçmektedir. Bu öykünün yer aldığı bölüm Seyahatname’nin ilk baskısı olan İstanbul yayımından çıkartılmıştır. Bugüne kadar bu kısım kimsenin dikkatini çekmemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçenin Öncül Ekliliği Ve Türkçede Öncül Ek Taşıyan Yapılar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13959</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13959</guid>
      <author>H. İbrahim DELİCE</author>
      <description>Türkçe yapı itibariyle sondan eklemeli diller sınıfında yer alır. Sondan eklilikle de gövde + ler + i + nin örneğinde olduğu gibi eklerin anlamca bağlı olduğu sözcük kök ve gövdelerinin üzerine gelmesi kastedilir. Önden eklemelilik ise sucsesful &gt; un + sucsesful örneğinde olduğu gibi eklerin sözcük kök ve gövdelerinin hemen önüne gelmesi durumudur. Türkçede hiçbir durumda önden eklilik söz konusu değildir. Sadece mos + mor örneği ile listelenebilecek ilaveli tekrar öbekleri bu duruma benzerlik gösterse de bu öbeği meydana getiren ve ek diye algılanabilecek olan birinci biçimbirimler ek değil uydurma sözcüklerdir. Bu nedenle, önden eklilik örneği olarak gösterilemez. Ayrıca, Türkçede betimlenmemiş bir eklilik durumu söz konusudur. Bu durum da ilk bakışta sondan eklilik olarak düşünülebilir; ancak, yapı ve anlam farklılığı dikkate alındığında bazı eklerin eklendiği sözcüğün anlamına değil de eklendiği sözcükten sonra gelen sözcüğün anlamına etki ettiği görülmektedir. Yani ek, yapıca üzerine eklenen sözcüğün; anlamca ise düş + e yazmak; sabah + a kadar örneklerinde olduğu gibi sonraki sözcüğün eki sayılır. Türkçe sözdiziminde görülen bu iki değişik yapıdaki eklere, dilleri yapısal sınıflandırmada kullanılan betimleme açısından öncül; ekleri kendi içinde yapım, çekim gibi işlevsel niteleme açısından da bütünleşik adı verilmelidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim II. Kademe Öğretmen Adaylarının Okuma Alışkanlıkları Üzerine Bir Araştırma (Gazi Üniversitesi Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13960</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13960</guid>
      <author>Tazegül DEMİR ATALAY</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı ilköğretim ikinci kademe öğretmen adaylarının okuma alışkanlığına yönelik tutumlarını belirlemek ve bu tutumların cinsiyet, mezun olunan lise türü, bölüm, öğrenim türü ile baba ve annenin eğitim durumuna göre değişip değişmediğini tespit etmektir. Araştırma 2007-2008 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde yürütülen tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemini, Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği, Fen Bilgisi Öğretmenliği ve İlköğretim Matematik Öğretmenliği Anabilim Dalında öğrenim gören toplam 261 öğrenci oluşturmaktadır. Örnekleme dâhil olan öğrencilerin okuma alışkanlığı tutumlarını belirleyebilmek için, Gömleksiz’in (2005) geliştirdiği “tutum ölçeği” kullanılmıştır. Uygulama sonucunda elde edilen verilerin analizinde, bağımsız gruplar t testi, varyans analizi (anova), levene testi Mann Whitney U ile Kruskall Wallis H ve LSD gibi istatistiksel işlemler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda kitap okumayı sevme, kitap okuma alışkanlığına sahip olma, gereklilik, istekli olma, etki ve yarar alt boyutlarında cinsiyet ve öğrenim görülen bölüm değişkenine göre anlamlı bir fark bulunmuştur. Bütün alt boyutlarda kızların lehine bir sonuç tespit edilirken; bölüm değişkeninde Türkçe Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği lehinde anlamlı bir farklılık belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin öğretim şekli, babanın eğitim durumu ve annenin eğitim durumu değişkenleri bütün alt boyutlarda istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık oluşturmamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. Asır Şair-Mütefekkirlerinden Azadi Ve Mahtumkulu'nun Sosyo-Ekonomik Düşünceleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13961</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13961</guid>
      <author>Ahmet DİNCRamazan ÇAKIR</author>
      <description>18. ve 19. asırda iktisadi düşünce, şair ve düşünürlerin siyasi, felsefi, dini ve ahlaki düşünceler ile parelellikler arz etmektedir. Azadi ve Mahtumkulu’nun eserlerinde ki iktisadi düşünce; onların sosyal, siyasi, geleneksel düşüncelerinden ve dünya görüşlerinden ayırt etmek zordur. Bu düşünürlerin görüşlerini ve iktisadi düşüncelerini değerlendirdiğimiz bu çalışma da: 18. asırda Türkmenistan’daki sosya-ekonomik durum. Azadi’nin “Vaaz-ı Azad” eserinde ki iktisadi görüşler ve Mahtumkulu’nun sosyo-ekonomik görüşlerine yer verilmektedir. Çalışmada Azadi ve Mahtumkulu’nun sosyo– ekonomik düşünceleri incelenirken ileri sürülen düşüncelerin ütopik olmadığı bunların Osmanlı Devleti’ndeki uygulaması, örtüşen yönleri ve ıslahat yönünde öne sürülen düşünceler ele alınmaktadır. Özellikle bu çalışmada iktisadi düşüncelerin progresif tarafının üzerinde durulmakta ve Azadi ile Mahtumkulu’nun görüşlerinin tarihi sınırlılığı belirtilmektedir. 18. asrın Türkmen düşünürlerinin başında Azadi ve Mahtumkulu gelmektedir. Bu iki şahsiyet zamanın problemlerini teşhis etmişler ve eserlerinde çözüm önerilerinde bulunmuşlardır. Mahtumkulu, sadece şair ve düşünür değil, aynı zamanda büyük toplum adamıdır. (Birliktelik ve adalet çizgisinde olmak, doğruluktan ayrılmamak insanların kriteri olmalıdır der, ve Türkmen boylarının birleşerek adaletli hükümdarın yönetimi altında özerk devletin kurulmasına dikkat çeker. Ülkenin ekonomik açıdan güçlü olması, sosyal haksızlığın yok edilmesi, insanlar arasında iyi insani ilişkilerin sağlanması gibi problemler daha önce babası Azadi’nin Vaaz-ı Azad eserinde işlenmişti. Fakat, Mahtumkulu’nun eserinde bu problemler daha net bir şekilde şekillenmiş ve geliştirilmiştir. 19. asır Türkmen edebiyatının önde gelen temsilcileri Mahtumkulu’yu öğretmenleri olarak kabul etmişlerdir. Özellikle, Seydi, Zelili, Kemine, Mollanepes gibi Mahtumkulu’nun birçok diğer muakkiplerinin sanatında etkisi güçlüdür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesinde “Ad + Durum Biçimbirimi + İlgeç” Yapısındaki İlgeç Öbeklerinin İşlevleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13962</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13962</guid>
      <author>Şaziye DİNÇER</author>
      <description>Bu çalışmada, Türkiye Türkçesinde “Ad + Durum Biçimbirimi + İlgeç” yapısıyla oluşturulan ilgeç öbeklerinin işlevleri üzerinde durulmuştur. Farklı ad durumlarını alan ilgeç öbekleriyle kurulan yapılar ve bu yapıların işlevleri tespit edilmiş, ilgili kaynaklardan alınan cümlelerle örneklendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ağrı İli Ağızları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13963</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13963</guid>
      <author>Süleyman EFENDİOĞLU</author>
      <description>Bu makalede, bugüne kadar üzerinde birkaç mezuniyet tezinin dışında geniş çaplı bir araştırma yapılmamış olan Ağrı ili ağızları sınıflandırılıp tanıtılmaya çalışılacaktır. Ayrıca bu makale kaybolmanın eşiğine gelmiş Ağrı ili ağızlarıyla ilgili biran önce yapılması gerekli olan kapsamlı çalışmalara da bir çağrı niteliğinde olacaktır. Ağrı ve çevresinin tarih boyunca bir geçiş noktası oluşu, yörede derin bir dil ve kültür tabakalaşmasına sebep olmuştur. Böylece bugün Ağrı’da zengin bir folklor, renkli bir halk edebiyatı yanında hâlâ bir arada yaşayabilen birkaç farklı ağız hemen dikkati çekmektedir. Muharrem Ergin’in Oğuz grubunun Azeri şivesine, Leyla Karahan’ın Anadolu’nun Doğu Grubu ağızlarına dâhil ettiği Ağrı ili ağızları, Türkçenin daha çok “Türkmen Azeri Terekeme Ahıska” özelliklerini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünyada ve Türkiye’de Anlam ve Kelime Değişmelerine İlişkin Araştırmalar Münasebetiyle</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13964</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13964</guid>
      <author>Genciana ABAZİ-EGRO</author>
      <description>Anlam ve kelimelerde görülen değişmelerin kurallara dayandığıdır ve bu değişmeler farklı açıdan sınıflandırılabilir. Bréal, anlam değişmelerini ilk olarak üç esasa dayandırmıştır: zaman; akıl ve maksat. Sperber ve Meillet ise değişmelerin sınıflandırılmasında olayların ortaya çıkış sebepleri dikkate alarak yapmışlardır. Stern, selefleri gibi bir değerlendirme yaparak anlam değişmelerinin sebeplerini psikolojik ve kültürel etkenlerde aramış, dış ve dilsel olarak iki ana grup içinde değerlendirmiştir. Ullmann, tasnifini dilsel tutuculuk ve dilsel yenileştirme arasında var olan farka dayamaktadır. Geeraerts ise kelime ve anlam değişmelerini görevsel bir yaklaşımla ele almaktadır. Türkiye Türkçesinde görülen anlam ve kelime değişmeleri ana hatlarıyla anlam bilimi çerçevesinde ele alınmıştır. Öte yandan anlam olaylarına dil bilim ve dil bilgisi terimleri sözlüklerinde yer verilmiş ve ayrıca Tahir Gencan’nın Dilbilgisi adlı eserinden itibaren dil bilgisi kitaplarına bir anlam bilgisi bölümü ilâve edilmiştir. Doğan Aksan ise anlam değişmelerini, mantık açısından yapılmış sınıflandırmaya göre incelemiştir. Anlam değişmeleri üzerine yapılan Türkçe çalışmalarda, Doğan Aksan’ın ortaya koyduğu değerlendirme önemli bir konum kazanmış ve bir öncü niteliği taşımıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dombra-Eğitim Kaynağı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13965</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13965</guid>
      <author>Jasaral ENSEPOV</author>
      <description>Kazak milli çalgısı olan dombra Kazak kültüründe çağımızda da çok önemli bir yere sahiptir. Bir eğitim aracı olarak da kullanılmaktadır. Sözlü edebiyatın örnekleri dombra eşliğinde terennüm edilerek yeni kuşaklara aktarılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancılara Türkçe Öğretimiyle İlgili Bir Kaynakça Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13966</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13966</guid>
      <author>İlhan ERDEM_Türkçe</author>
      <description>Türkçe, yaklaşık 250 milyon insanın kullandığı yaygın bir dildir. Bu derece yaygın bir şekilde kullanılan bir dilin yabancılar tarafından öğrenilmek istenmesi doğaldır. Türkçeyi öğrenmek isteyen yabancıların bunu öğrenmekteki amaçları çeşitlilik gösterir. Akademik çalışmalar, ticari faaliyetler, diplomatik temaslar, Türklere olan sevgi, Avrupa Birliği’ne üyelik aşamasındaki bir Türkiye’yi tanıma vb. amaçlarla Türkçe öğrenilmek istenmektedir. Ankara Üniversitesi bünyesinde TÖMER’in kurulması yabancılara Türkçeyi öğretmede kurumsallaşmanın ilk adımıdır. Günümüzde de TÖMER görevini layıkıyla yerine getirmektedir. Yabancılara Türkçeyi öğretmek öncelikle kaynaklarla olmaktadır. Ayrıca akademik anlamda Türkçenin daha iyi nasıl öğretileceği ile ilgili çalışmalar da önemlidir. Türkçenin ne kadar köklü bir dil olduğunu da ispatlayan tarihsel kaynaklardan günümüze Türkçenin öğretilmesinde pek çok kaynak bulunmaktadır. Bu araştırmada kaynak ve araştırmalarla ilgili bir kaynakça denemesi yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sancaklı Yörükleri Ağzında Bir Ayrıntı: +Ca Ve +Cık</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13967</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13967</guid>
      <author>Serpil ERSÖZ</author>
      <description>+CA ve +CIK eklerinin, Türkiye Türkçesi yazı dili ve ağızlarında şimdiye kadar bilinen anlamlarının dışında, eklendiği kişi ismine başka anlamlar da kattığı tespit edilmiştir. Bahsedilen farklılık, eklerin, getirildiği kişi isimlerine hem sevgi ve saygı, hem de sevmeme ve kızma ifadeleri yüklemesindedir. Bu ekler bazı ağızlarımızda her iki özelliği ile birlikte işletilirken bazı ağızlarımızda ise yalnızca sözü edilen olumsuz duyguların (sevmeme ve kızma) ifade edilmesinde kullanılmaktadır. Bu çalışmada tespit edilen diğer bulgu ise, +CA ve +CIK eklerinin yalnızca sevmeme ve kızma anlamları için kullanılmasının İzmir’de yerleşik Sancaklı yörüklerinin belirgin bir ağız özelliği olduğudur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hüseyin Fevzi Bey’in, Enver Paşa-İslam İhtilal Cemiyetleri İttihadı - Anadolu Arasındaki İlişkilere Dair Raporu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13968</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13968</guid>
      <author>Mesut ERŞAN</author>
      <description>Bu çalışmada Osmanlı Devleti’nin son döneminin güçlü asker ve siyaset adamı Enver Paşa’nın iktidarını yitirmesinden sonra, Rusya, Anadolu ve Avrupa arasındaki ilişkileriyle ilgili olarak, onun yakınında bulunan ve faaliyetlerine tanıklık eden Hüseyin Fevzi Bey’in raporu değerlendirilmiştir. Özellikle siyasette yeniden etkin olma çabasına giren Enver Paşa’nın İslam İhtilal Cemiyetlerini birleştirerek, emperyalizme karşı İslam dünyasına önderlik etme ve Anadolu’ya dönebilme istek ve çabası dikkat çekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tahir İle Zühre Hikâyesi (Kıbrıs Türk Varyantı)’nın Yapı Bakımından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13969</guid>
      <author>Burak GÖKBULUT</author>
      <description>Kıbrıs Türk halkı arasından derlenmiş çeşitli sözlü anlatmalar içerisinde halk hikâyeleri önemli bir yer tutmaktadır. Bu halk hikâyelerinden bir tanesi de Tahir ile Zühre hikâyesidir. Biz çalışmamıza, ilk olarak halk hikâyesinin belli başlı tanımlarına yer vermeye çalıştık. Daha sonra da Tahir ile Zühre hikâyesinin Kıbrıs Türk varyantının epizot yapısını değerlendirmeye çalıştık. En son olarak da bu hikâyedeki motifleri değerlendirerek çalışmamızı tamamladık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Anadolu Türkçesinden Osmanlı Türkçesine Dudak Uyumu Ve Ünsüz Uyumu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13970</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13970</guid>
      <author>Aziz GÖKÇE</author>
      <description>Türkiye Türkçesi üzerine yazılan dil bilgisi kitaplarında “dudak uyumu” ve “ünsüz uyumu” üzerine verilen bilgiler, Eski Anadolu Türkçesinde bu uyumların ya hiç görülmediği ya da eskiden var olan uyumların bu dönemde bozulduğu yönünde olup Osmanlı Türkçesinin son dönemlerinde dudak uyumunun ve ünsüz uyumunun ortaya çıktığı şeklindedir. Oysa, son yıllarda yapılan araştırmalar bu genel kabulün aksine örneklerin de sıkça bulunduğunu göstermektedir. Biz, bu makalede, aslında Eski Anadolu Türkçesi içinde de bu uyumların izlerinin var olduğunu, gerek Türkler tarafından yazılmış metinlerden gerek batılılar tarafından yazılmış transkripsiyon metinlerinden hareketle ortaya koymaya çalıştık. Bu ve benzeri ses bilgisi konuları üzerinde yapılan araştırmaların artmasının tarihî dil bilgisi çalışmalarına da fayda sağlayacağı açıktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırım Bölgesinde İlk Türkleşme Faaliyetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13971</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13971</guid>
      <author>Saadettin GÖMEÇ</author>
      <description>Kırım Hanlığının esas dayanak noktası Kırım yarımadası olmakla beraber, Azak Denizi çevresinden Tuna boylarına, Aşağı Don’dan Özü Nehri’ne kadar uzanan ve Kıpçak Bozkırı olarak adlandırılan geniş stepler hanlığın topraklarını oluşturuyordu. Bölge Hunlardan itibaren Türklere kucağını açmış; ardından Bulgar, Avar, Hazar, Kök Türk gibi Türk hanedanlarının iskan sahası haline gelmiştir. Bizans için son derece önemli bu bölge yüzünden Hazar Türkleriyle Doğu Roma arasında uzun yıllar mücadelelerin sürüdüğünü de biliyoruz. Peçenekler de bir ara Kıpçak Bozkırlarıyla birlikte Kırım’ı ele geçirler. 11. yüzyıldan sonra Kuman-Kıpçakların faaliyet alanına girince, Kırım da bir Kıpçak yurdu olmuş ve buralarda Bizans’ın etkisi azalmıştır. Bununla birlikte Selçuklu Türkleri de başlangıçtan itibaren Kırım’la ilgilenmişler ve buraya seferler düzenlemişlerdi. Karadeniz’in kuzeyi 1240’lardan itibaren Çingiz Han’ın devletinin hakimiyetine sokuldu. Onlarla gelen Kuman-Kıpçakların özellikle Altun Orda Hanlığına sahip olmaları üzerine Kırım’ın değeri de arttı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVI. Yüzyılda Antakya Kazası’nın Demografık Yapısı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13972</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13972</guid>
      <author>Abdulkadir GÜL</author>
      <description>“ XVI. Yüzyılda Antakya Kazası’nın Demografik Yapısı”, adlı çalışmada, 1526–1550 seneleri arasında Antakya Kazası’nın nüfus ve iskân durumu Tapu Tahrir defterleri esas alınarak ortaya konuldu. Antakya Kaza’nın nüfusu, söz konusu dönemdeki sosyal özellikler göz önünde bulundurularak incelendi. Araştırmada elde edilen demografik veriler tablo ve grafiklerden faydalanılarak değerlendirildi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Anadolu Ağızlarında Etnik (Boysal) Özellikler ve Çepni Ağızları Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13973</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13973</guid>
      <author>Gürer GÜLSEVİN</author>
      <description>Anadolu’ya gelen Oğuzlardan bir kısmı (Kınık, Kayı, Avşar, Bayat, Çepni vs.) belirli bir süre “boy” adlarıyla tanınmış ve anılmış olsalar da, günümüze kadar bu boyların hepsi aynı derecede kendi adlarıyla saklanabilmiş değildir. Bu yazıda, önce Anadolu’daki Oğuz boylarının ağız özelliklerinin ayrı ayrı belirlenip belirlenemeyeceği konusu tartışılmıştır. Daha sonra, kendilerini “boy” adları ile en iyi tanımlayabilen Çepnilerin ağız özellikleri üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gaziantep Ağzının Şekil Bilgisini Belirleyen Temel Özellikler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13974</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13974</guid>
      <author>Ahmet GÜNŞEN</author>
      <description>“Ağız” terimi için, kaynaklar hep “fonetik farklılaşma”dan söz etse de, bir ağız bölgesinde, ses bilgisi farklılıklarının yanında, o ağız bölgesine özgü birçok şekil bilgisi farklılığı da görülür. Hatta çok zaman ağız bölgesi sınırları ile ağız tabakalaşmasını bu şekil bilgisi özellikleri belirleyebilir. Gaziantep ağzı, önemli fonetik özellikleri yanında, şekil bilgisi özellikleri bakımından da Anadolu ağızları içinde ayrı bir yere ve öneme sahiptir. Bu makalede, Gaziantep ağzının şekil bilgisini belirleyen temel özellikler, Eski Türkçeden gelen unsurlar ile çeşitli ses değişmelerinin gramer unsurlarını etkilemesinden doğan ve böylece bölge ağzını diğer Anadolu ağızları içinde farklı kılan özellikler açısından ele alınıp incelenecektir. Bu özellikler, diğer Anadolu ağızları başta olmak üzere, tarihî ve çağdaş Türk lehçeleri ile de karşılaştırılacaktır. Böylece, Gaziantep ağzının ses bilgisi ve söz varlığı yanında, şekil bilgisi özellikleri bakımından da, Anadolu ağızları içinde önemli bir konuma sahip olduğu ortaya konulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkolojide Kullanılan İşaretler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13975</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13975</guid>
      <author>Mehmet HAZAR</author>
      <description>Türkoloji çalışmalarında birçok işaret kullanılmaktadır. Bu işaretlerden bazıları genel kabul görmüştür. Türkoloji yazılarında sıkça kullanılan işaretlerin yanında aynı fonksiyonda kullanılan değişik işaretlere rastlanılmaktadır. Kimi zaman bir fonksiyon için birden fazla işaret de kullanılmaktadır. Bu durum karışıklıklara neden oluyor. Bu çalışmada işaretin şekli, adı ve kullanıldığı yerlere göre tanımları gösterildi. Matematik işaretleri, Roma rakamları, sayılar, noktalama işaretleri, diyakritik imler, yön işaretleri ve semboller alt başlıkları altında bir sınıflama yapıldı. Türkoloji ile ilgili terim sözlüklerine bir sütun daha eklenerek bu işaretlerin eklenmesinin yararlı olacağı görüşü vurgulanmaktadır. Böylece bu konuda birliktelik oluşabilir. Türkoloji -özellikle gramer çalışmaları- matematik gibi formüllerle anlatım yolunu tercih etmeye başlamıştır. Dilbilimleri yanında edebiyat bilimlerinin de işaretleri Türk Dil Kurumu gibi bir merkez tarafından standartlaştırılmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Halklarının Birliği İçin Savaşan Bir Bilim Adamı Veya Dilci Abdulla Şerifov</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13976</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13976</guid>
      <author>Ali HUSEYİNOGLU</author>
      <description>Rusya esaretinde kalan Türk halklarının aydınları, bağımsızlığın bir tek yolu olduğunu görürdüler: halklarını eğitmek ve birleştirmek. 19. yüzyılda bu harekete, “maarifçilik hareketi” veya “ceditçilik” diyorlardı. 20. yüzyılda dünyada Komünist hareketinin güçlenmesi, esarette kalan Müslüman Türk aydınlarına da etkisini gösterdi. Onların birçoğu solcularla birleşerek Rusya’daki rejime karşı çıktılar. Bolşevikler, Rusya çarını devirip hâkimiyeti ele geçirdikten sonra yine de sömürgecilik ve halkları asimile etme siyasetini devam ettirdiler. Durumun eski zamanlarda olduğu gibi devam etdigini gören Müslüman Türk halklarının solcuları yeniden ayaklanmak, istiklal savaşına kalkmak için birleşmeye çalıştılar. Şu savaşa katılanlardan biri de Abdulla Şerifov oldu. Şerifov, 1893 yılının Kasım’ında Rusya’nın Orenburg vilayetinin Troutski şehrinde doğmuştur. 1908’de İstanbul’a gelerek burada yerli Müslüman Hayriye Cemiyeti’nin yardımıyla Darülmuallimi bitirmiştir. 1923-1937 yılları arasında Bakü’da yaşayan Abdulla Şerifov, esir Türklerin bağımsızlığı için çok çaba gösterdi. Abdulla Şerifov Bakıda çalışırken okullar için grameri, “Türk Okullarında Rus Dilinin Tedrisi (Karşılaştırmalı Metodun Esaslaştırılması)” kitapları yayınlatmakla birlikte, “Türk-Tatar Dillerinin Singarmoniyası Hakkında”, “Türk Dili Gramer Kategorilerinin Tasnif Prensipleri Hakkında”, “Azerbaycan’ın Şamahı Diyalekti”, vb. araştırmalarını yapmış ve M. İ. Menşikov’un “Yafetidologiya ve Marksizm”, akademik Marr’ın “Yafetidologiya ve Marksizm Hakkında Bakı Tartışmaları” kitaplarını Azerbaycan Türkçesine çevirmiş, editörlüğünü yapmıştır. Abdulla Şerifov milliyetçilik yapmakla ve Sovyetler Birliği’ni yıkarak bir Birleşik Türk-Tatar Devleti kurmaya çalışmakla suçlanarak 1937 yılında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz 1938’de, gece vakti Bakü’de kurşuna dizilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kosova Türkçesinde Bazı Yeni Eğilimler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13977</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13977</guid>
      <author>Alpay İĞCİ</author>
      <description>Bu yazı, Kosova’nın Türk yoğunluğu bakımından ilk sırada gelen şehri Prizren Türk ağzından hareketle Kosova genelinde kullanılan ve Türkiye Türkçesinin bir ağzı konumundaki Kosova Türkçesinin günlük kullanımında son zamanlarda artış gösteren Türkiye Türkçesi yazı dili unsurlarına dair bir denemedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uygur Türklerinin Mitolojik, Dinî Ve Tarihî Kadın Kahramanları Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13978</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13978</guid>
      <author>Alimcan İNAYETAdem ÖGER</author>
      <description>Türk kültür tarihinde, erkek kahramanların yanı sıra kadın kahramanların gerek mitolojik anlatmalarda gerekse diğer sözlü kültür ürünlerinde önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Uygur Türklerinin mitolojik anlatmaları başta olmak üzere, destan, efsane ve halk şiirinde de çeşitli kadın kahramanlar yer almaktadır. Bu makalede, Uygur Türklerinin sözlü kültür yaratmalarında yer alan mitolojik, dinî ve tarihî kadın kahramanlarından bazıları tanıtılıp değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divânü Lugâti’t-Türk’te Geçen Enklitik Edatları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13979</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13979</guid>
      <author>Birol İPEK</author>
      <description>Bu makalede DLT’de geçen enklitik edatları işlenmiştir. Enklitik terimi “ek-edat” anlamında kullanılmıştır. DLT’de geçen A, Ça / Çe, Çu / Çü (Şu / Şü), Erinç, Erki, Ok, Ol, La, Mat / Met, Yamu / Yanu ve benzeri edatlar daha çok fiil ve emir cümlelerinin sonuna gelerek, pekiştirme, istek, olasılık, yasaklama, şüphe, bildirme, benzetme gibi anlamlarda kullanılmıştır. Enklitik edatları sonuna geldiği sözcüğün ses yapısına göre değişiklik göstermektedir. Bu özellikleriyle adeta isim çekim ekleri gibi bir kullanıma sahiptirler. Bu edatlar birlikte kullanıldıkları sözcükle, özellikle isimlerden sonra kullanıldıklarında kalıplaşıp ekleşebiliyorlar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Japon Dilinde Gramatikal Zaman Kategorisi: (Azerbaycan Diliyle Mükayeseli Şekilde)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13980</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13980</guid>
      <author>Ogtay JALİLBEYLİ</author>
      <description>Makale Japon Dilinde Gramatikal zaman kateqorisini içermektetir. Konuyu N. A. Sıromyatnikov ve İ. V. Golovnin´in eserlerine dayanarak ele almışızdır. Japon ve Azeri Türkçesi akraba diller sayılmaz. Bu yüzden de gayet tabii bu dillerdeki zaman kateqorileri arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Kanaatimizce Japon Dilinde iki gramatikal zaman varolmaktadır. Fikrimizi Japon Dilinde yazılmış metinlerden aldığımız örneklere dayanarak ispat etmeye çalışmışızdır. Geleneksel olarak Azeri Türkçesinde üç zamanın olduğunu yazyorlar (Geçmiş zaman, Şimdiki zaman, Gelecek zaman). Yine de bir gelerek olarak Geçmiş ve Gelecek zamanın iki şeklinin olduğunu da yazmışlardır. Azeri Türkçesinin Dilbilgisi Geleneğince Eylem ve Sıfatların ifade ettiği zaman birbirine benzemez. Japon Dilinden derlediğimiz örnekler dayanarak şöyle bir fikir edinmiş oluyoruz ki, şu ana kadar bilim adamlarının eğilmediği Azeri Türkçesinin eylem ve sıfatta zaman konusuna yenibaştan bakmaya gereklik vardır. Yani sıfatın (başka Adlar da dahil) yüklem görevinde kullanılması zamanı, Eylemlerin aldığı ekleri alması, düşündüklerimizin doğru olduğunu ispatlamaktadır. Aynı zamanda idi, imiş ve ise yardımıyle sıfatlardan yüklemi yapma da Japon Dilinde mevcuttur. Böylece Japon v Azeri Tükçesi arasındaki zaman konusunun mükayesesi, hem Japon Dili Zaman kateqorisini öğrenmemize hem de buradan yola çıkarak Azeri Türkçesinde zaman konusunu yenibaştan incelememize neden olabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Yapım Eklerinin Arnavutçada Yapım Eklerine Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13981</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13981</guid>
      <author>Xhemile ABDIU</author>
      <description>Türkçe, 5 yüzyıl boyunca Balkan Dillerin sözlük zenginleşmesinde en önemli kaynaklarından birisiydi. Türkçe ve orient (doğudan gelen) kelimelerin Balkan Dillerin değişik (örn.Arnavutça, Makedonca, Sırpça, Bulgarca, Hırvatça, Yunanca ve Rumence metinlerinde) XVI yüzyılın başlangıcından itibaren görülebilmektedir. Yabancı dilden gelme süreci özellikler XIX yüzyılında en doruk noktasına varmıştır. Balkanlarda yaşayanlar için, Osmanlı İmparatorluğun çerçevesi içinde, Türkçe bir iletişim diliydi. Türkçe sözcükleri Balkan Dillerine sadece uyarlamadı, aynı zaman genel ve bölgesel kullanılan dilinde ‘doğal’ bir unsur olarak dönüşmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karamanlıca Bir Zarf-Fiil Eki: {-Incas}</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13982</guid>
      <author>Hayrullah KAHYA</author>
      <description>Karamanlılar Anadolu’daki Türkçe konuşan ve yazılarında Yunan alfabesini kullanan Ortodoks Hristiyanlardı. Özellikle Anadolu’da (Karaman, Konya, Kayseri, Isparta, Burdur, Aydın ve Karadeniz vb.), İstanbul, Suriye ve Balkanlarda yaşadılar. Karamanlılar aslında 11. yüzyılda Anadolu’da, özellikle Toros dağlarına Bizans tarafından yerleştirilen askerlerdi. Bunlar Bizans ordusunda paralı asker olan Türk (bilhassa Peçenek ve Kuman Türkleri) boyları idi. Daha sonra zamanla Ortodoks Hristiyan inancını benimsediler. Şu anda çoğu 1923’daki nüfus mübadelesinden beri Yunanistan’da yaşamaktadır. Bu çalışmada Karamanlıca Yeñi Hazne adlı kitapta geçen {-IncAs} zarf-fiil ekinin yapısı ve görevleri üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tsalka (Parmaksız) Urumları Ağzında Rusça Kelimeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13983</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13983</guid>
      <author>Ünal KALAYCI</author>
      <description>1828–1829 Osmanlı Rus Savaşı sonunda Erzurum, Kars ve çevresinde yaşayan Hristiyan Urum Türkleri Ermenilerle birlikte Parmaksız başta olmak üzere Gürcistan’ın çeşitli yerleşim birimlerine yerleştirildiler. Tsalka (Parmaksız) rayonunda 1990’larda 37 000 Urum yaşarken gerçekleşen göç nedeniyle günümüzde bu rayonda Urum nüfusu 1 500 civarına düşmüştür. Konuşma dili Türkçe olan Urumların göçe kadar yazı dili Rusça idi. Bu çalışmada rayondan yapılan derlemelere dayanarak Uumların konuşma diline giren Rusça kelimeler incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ayaz İshaki’nin Eserlerinde Eğitim</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13984</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13984</guid>
      <author>ALSU KAMALİEVA</author>
      <description>Tatar Aydınlanma (Milli Yenileşme) hareketinin öncülerinden olan Ayaz İshaki’nin eserlerinde eğitim en önemli konu başlıkları arasında yer alır. Eserleriyle Tatar toplumunu etkileyen Ayaz İshaki, “ceditçilik” adı verilen yenileşme hareketinin temsilciliğini yapmış, “maarifetçilik” adı verilen eğitim hareketinin de öncüsü olmuştur. İshaki, eserlerinde çağdaş ve modern bir eğitim anlayışını önermiş ve bu eğitimin nasıl olması gerektiğini anlatmıştır. Geleneksel medrese eğitimini eserlerinde hicveden Ayaz İshaki, Batılı tarzda, bilim merkezli bir eğitim modeli üzerinde durmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Edat Ve Zarf Üzerine Bazı Düşünceler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13985</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13985</guid>
      <author>Funda KARA</author>
      <description>Dilbilgisi araştırmalarında farklı bakış açıları bazı konuların öğrenimini ve öğretimini güçleştirmektedir. Türkçenin yapı taşlarından zarf ve edatlar da bu konulardan biridir. Sadece tanımlarından yola çıkıldığında bile bunlarla ilgili bazı çelişki ve eksiklikler göze çarpmaktadır. Bu çalışmada, adı geçen kelime çeşitlerinin ilişkili oldukları birimler, bunların cümle içindeki konum ve anlamları, görevleri itibariyle benzer ve farklı yönleri incelenmiş, eksik noktalar açıklığa kavuşturulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Cumhuriyetleri ve Otuz Dört Harfli Ortak Latin Alfabes</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13986</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13986</guid>
      <author>Mehmet KARA</author>
      <description>1991'de Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte beş bağımsız Türk cumhuriyeti daha ortaya çıkmış oldu. Daha sonra Türk dünyasının kültür birliği sık sık gündeme gelmeye başladı. Kültür birliğinin sağlanmasında, alfabe birliği önemli olduğu için Kiril'den Latin'e geçişle ilgili tartışmalar da gündemdeki yerini aldı. 1991 yılında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği sempoz-yuma katılan delegeler, Türk lehçeleri için tavsiye edilen “otuz dört harfli ortak Latin alfabesi”ne imza atarlar. Bu alfabe, Türkiye Türkçesinde kullanılan Latin temelli alfabeye beş harfin daha ilâve edilme¬siyle oluşturulmuştu. Geçmişte çok değişik din ve kültürle yüz yüze gelen Türkler, yüzyıllar içerisinde bu kültür ve dinlerin etkisiyle alfabelerini de değiştirmişlerdir. Belki bu açıdan yeni cumhuriyetler, alfabe değiştirme prati¬ğine yatkın olabilirlerdi. Önce Azerbaycan, sonra Türkmenistan daha sonra da Özbekistan Latin alfabesini kabul etti. Ancak bu alfabelerde “otuz dört harfli ortak Türk alfabesi”nden sapmalar vardır. Oysa farklı kodlarla yazılmış metinler, anlamlarının işaretlerin arkasına gizlenmesiyle, Türkler arasında anlaşmanın birkaç adım daha zorlaşmasına sebep olacaktı. Günün birinde Kazaklar Latin'e geçtiklerinde, aynı Türk boyuna mensup olan Kırgızların Latin alfabesine geçişi daha kolay olacaktır. Öte yandan Kazaklar Latin alfabesine tam olarak geçerlerse, Kiril alfabesi kullanan tek Türk cumhuriyeti olarak Kırgızistan kalacak, bu durum da onları Latin'e geçmeye zorlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Perifrastik Çiftlerde Anlam Ayırıcı Hususlar ve Semantik Hiyerarşi Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13987</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13987</guid>
      <author>Adnan Rüştü KARABEYOĞLU</author>
      <description>İncelemede ad + fiil birleşmeleri şeklinde kurulan bir kısım perifrastik yapıların sintetik usuldeki karşılıkları ile aralarındaki farklılıklara temasla birlikte, esas olarak, aynı adla ancak farklı fiillerle aynı morfo-sentaktik görevi ifa etmek üzere kurulmuş perifrastik çiftlerde fiil unsurlarının birleşikteki semantik hususiyetleri ele alınmaya ve bu tür perifrastik birleşmelerde anlam ayırıcı hususlar üzerinde durulmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dünya Dilbilimi Tarihi İçinde Divân-U Lûgâti’t-Türk’ün Yeri ve Önemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13988</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13988</guid>
      <author>Ferhat KARABULUT</author>
      <description>Bu çalışmada, Kaşgarlı Mahmud ve Divân-u Lûgâti’t-Türk’ün dünya dilbilimi tarihi içindeki yeri ve önemi üzerinde durulacaktır. Bugüne kadar sayısız çalışmaya konu olan eser, zengin bir dil malzemesi sunmakla birlikte dilbilimi açısından çok az sayıda çalışmaya konu oldu. Çalışmaların büyük ölçüde Türkoloji çevrelerince yapılmış olması ve genel dilbilimi konusunda çalışma yapan yerli ve yabancı araştırmacıların bu eşsiz esere ilgisiz kalması, bizi bu çalışmaya iten başlıca neden oldu. Bu düşünceden hareketle, Divân-u Lûgâti’t-Türk’ü, dünya dil inceleme tarihi içerisindeki yeri bakımından bir değerlendirmeye tabi tutacağız. Elde ettiğimiz veriler ışığında eserin dilbilimi tarihindeki yerini tespit etmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>-ma Olumsuzluk Biçimbiriminin “Kip”le İlgisi ve Olumsuz Fiil Çekimlerinin Adlandırılması Sorunu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13989</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13989</guid>
      <author>Fevzi KARADEMİR</author>
      <description>Dilbilgisi çalışmalarında, fiiller çekimlenirken -mA’nın kavramsal değeri kip ve çekim adlarına yansıtılır, ancak onun kip olgusuna ne tür bir katkı sağladığından neredeyse hiç söz edilmez. Olumsuz fiil çekimlerinin adlandırılmasında, olumsuzluğun çekimin hangi bileşenine isnat edileceği konusunda ortak bir yaklaşım sergilenmez. Bazı çalışmalarda, olumsuzluk fiil tabanının dışındaki kavramlara isnat edilerek mantıksal açıdan doğru olmayan adlandırmalar yapılır. Bu çalışmada, -mA’nın kiple ilgisi değerlendirildi. Doğrudan veya dolaylı olarak kip olgusuna katkı sunan önemli bir bileşen olduğu belirlendi. Araştırmacıların ve öğretmenlerin olumsuz fiil çekimlerini nasıl adlandırdıkları saptandı. Adlandırmalarda sorun teşkil eden noktalara dikkat çekildi. Fiil çekimlerinin işlenişi ve adlandırılması konusunda öneriler sunuldu.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rusça’daki Türkçe Ödünçlemeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13990</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13990</guid>
      <author>Erdal KARAMAN</author>
      <description>Ruslarla Türkler arasındaki ilişkiler çok eski dönemlerden günümüze kadar süregelmiştir. Uzun yıllar aynı coğrafyada yaşayan, bazı dönemlerde mücadele içerisinde olan iki milletin, sözü edilen süreç içerisinde kültürel etkileşim içerisine girdiğine de şahit olmaktayız. Rusçadaki Türkçe ödünçlemelerin sayısının çok olması bahsedilen etkileşimin dil alanında daha yoğun olduğunu göstermektedir. Bazı Rus aydınların Türkçe mahlasları kullanıyor olması bu etkileşimin boyutunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, Türk-Rus ilişkilerine, kısaca, temas edildikten sonra Rus leksikolog Maks Fasmer’in hazırladığı Rusçanın Etimoloji sözlüğündeki Türkçe kelimeler tarandı. Sözü edilen eserdeki Çuvaşça ve Yakutça kelimelerin sayısının çok olması ve ayrıca bir çalışma konusu olabileceğinden alınmadı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hasan Ali Toptaş’ın “Uykuların Doğusu” Romanının Çok Katmanlı Yapısına Betimsel Bir Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13991</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13991</guid>
      <author>Ebru KAVAS</author>
      <description>Bu çalışmada, 21. yüzyıl Türk edebiyatının öncü yazarlarından biri olan Hasan Ali Toptaş’ın “Uykuların Doğusu” (UD) romanının çok katmanlı yapısının betimlenmesi amaçlanmıştır. Postmodern bir yazar olarak kabul gören Toptaş’ın diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da postmodern biçim ögeleriyle yapılandırılmış bir metinle karşılaşırız. UD’de, bu öncü roman estetiğinin; çoğulculuk, belirsizlik, metinlerarasılık, simülasyon denilen gerçeklik anlayışı, yeni biçim denemeleri, üstkurmaca düzlemi, değişim / dönüşüm / devinim, metnin odakta olduğu bir yapılanma, yaratıcı edim gibi en temel boyutlarının izlerini sürmek mümkündür. Çalışmada, UD’nin temel izleğini ve kurmaca yapısını betimleyebilmek için roman; içerik, biçim, anlatı kişileri, nesneler, zaman, uzam ve adlandırma açısından ele alınmıştır. “Metin” romanda ana erek konumundadır. Anlatı kişilerinden biri olan “metin” kendi kendini dile getirir. Her türlü yoruma açık, açık uçlu ve üstkurmaca düzlemine ulaşan bir metindir söz konusu olan. Çok katmanlı yapısını irdelemeye çalıştığımız Uykuların Doğusu, her türlü yoruma açık, özgür bir metin olarak Türk edebiyatında deneysel ve yol gösterici çalışmalar arasında</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kutadgu Bilig Hakkında Türkiye’de Yapılan Yayınlar Üzerine Bir Deneme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13992</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13992</guid>
      <author>Zeki KAYMAZ</author>
      <description>Bu makalede Kutadgu Bilig’le ilgili olarak Türkiye’de yapılmış çalışmalar tasnif edilerek değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hızlı Okuma İçin Yapılandırıcı Bir Model Önerisi: Hızlı Okuma ve Anlamı Yapılandırma (Prof. Dr. Firdevs Güneş)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13993</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13993</guid>
      <author>Sedat MADENAhmet KIRKKILIÇ</author>
      <description>Hızla gelişen dünyada eğitim teknolojileri ve becerileri kendilerini bu düzene adapte edebilmek için değişirler. Temel dil becerilerinden okuma da çağın bu gereğine uygun olarak hızlı okuma becerisine dönüşmüştür. Hızlı okuma bireye, bilgiye hızla ulaşma ve kullanma imkanı veren bir beceridir. Çalışmamızda, hızlı okumayı tanıtmak, kavratmak ve öğretmek amacıyla hazırlanmış olan Hızlı Okuma ve Anlamı Yapılandırma adlı eser değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Haçlı Seferleri Tarihinin Kaynakları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13994</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13994</guid>
      <author>Güray KIRPIK</author>
      <description>Haçlı Seferleri tarihi genel olarak doğu kaynakları ve batı kaynakları olmak üzere iki kısımda ele alınır. Ortaçağın en önemli olaylarından biri olan Haçlı Seferleri ile ilgili İslam(Türk ve Arap) Latin, Doğu Roma, Ermeni ve Süryani kaynakları bulunmaktadır. Bunlar arasında en çok mevcut olanlar şüphesiz sefere bizzat katılanlara aittir. İslam kaynakları da ikinci sırada gelir. Bunlardan sonra Doğu Roma, Ermeni ve Süryani kaynakları gelir. Modern araştırmacıların yaptığı çalışmalar bunları tek bir kitapta toplamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Düzeltme (İnceltme, Uzatma) İşaretinin Kullanımı İle İgili Tartışmalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13995</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13995</guid>
      <author>Raşit KOÇ</author>
      <description>Dilimizde problemli konulardan birisi de düzeltme (uzatma, inceltme) işaretidir. Hangi kelimelerde kullanılacak, hangilerinde kullanılmayacak ya da hiç mi kullanılmaması gerekiyor, bütün bunlar tartışma konusu olmuştur. Bu çalışmada, Türk Dil Kurumu ve özel yayınevleri tarafından değişik zamanlarda hazırlanmış imlâ (yazım) kılavuzları incelenerek, düzeltme (uzatma, inceltme) işaretiyle ilgili görüşlere ve tartışmalara yer verilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alfabe Devriminin Türk Toplumu Üzerindeki Sosyal Ve Kültürel Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13996</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13996</guid>
      <author>Zeynep KORKMAZ</author>
      <description>Her değişimin toplum üzerinde önemli etkileri olmaktadır. Özellikle yazılı iletişimin sağladığı alfabe devrimi de toplum üzerinde önemli sonuçları olan bir değişimdir. Bu makalede alfabe devrimi sebep-sonuç ilişkisi bakımından ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ç. Aytmatov’un Atadan Kalgan Tuyak Hikâyesinde Eşit Olmayan Zaman Dilimleri İlişkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13997</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13997</guid>
      <author>Baktygul KULAMSHAEVA</author>
      <description>Anlatı biliminde süre kategorisi altında ilk araştırılması gereken kavram okuma zamanıdır. Gérard Genette (1980), okuma zamanı kavramının yerine ölçülebilir bir kavram olan anlatının hızı ve ritmi kavramını ortaya atmıştır. Hız (speed) bir eserin “zamansal boyutu ile uzamsal boyutu arasındaki ilişki (bir saniyede birkaç metre, birkaç metrede birkaç saniye gibi): anlatı hızı ise süre (saniye, dakika, saat, gün, ay ve yıllarla ölçülen öykü süresi) ile uzunluk (satırlar ve sayfalarla ölçülen metin uzunluğu) arasındaki ilişki vasıtasıyla tarif edilen” bir kavramdır. Bir metni okumak için gereken süre birçok dış etkene bağlı olduğu için bunun kesin olarak ölçülebilmesine imkân yoktur. Okuma süresi, okuyan kişinin okuma hızına, okuma hızı da o metnin içeriğine, kişinin anlama yetisine ve okuduğu ortama göre değişiklik gösterebilir. Öyküde geçen süre, yazarın niyetine bağlı olarak anlatıda eşit paylaşılmamış olabilir, başka bir deyişle her anlatıda mutlaka eşit olmayan zaman dilimleri (anisochrony) bulunur. Aytmatov, Atadan Kalgan Tuyak hikâyesini meydana getirirken, sadece öykü zamanı ve öyküleme zamanındaki zaman dilimlerini birbirinin içine geçirerek, karmaşık bir bütün hâlinde vermekle yetinmemiş, aynı zamanda ayrıntılı ritm uygulamalarını da gerçekleştirmiştir. Anlatı ritmini gerçekleştirmek için duraklama, sahne, özet, eksilti gibi yöntemlere başvurmuş, anlatı ritmini istediği yerde yavaşlatarak, istediği yerde de hızlandırarak anlatmıştır. Buna göre, Genette’in (1980: 88) belirttiği gibi, bir anlatı zaman sapmalarısız (anachrony) kurulabilir, ama eşit olmayan zaman dilimlerisiz (anisochrony) asla mümkün değildir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesinde Karışık Türlü Bağımlı Birleşik Cümle</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13998</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13998</guid>
      <author> Alaeddin MEHMEDOĞLU,</author>
      <description>Türkiye Türkçesi gramerinde birçok meselenin bilimsel kaynaklara dayalı olarak yeniden araştırılması beklenmektedir. Bu çalışmada yardımcı cümlesi temel cümleye paralel birleşen karışık türlü bağımlı birleşik cümleler incelenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uygur Halk Destanları Üzerine Çin’de Yapılan Çalışmalar Ve Eleştirel Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13999</guid>
      <author>Abdulhekim MEHMET</author>
      <description>Uygur halk destanları, Uygur Türklerinin hayata ve olaylara bakışını, estetik zevklerini, milli şuurunu ve manevi dünyasını yansıtmaktadır. Uygur milli kimliğinin bir parçası olan bu destanlar Uygur halk edebiyatının önemli bir kısmını teşkil etmektedir. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda çok sayıda destan metni tespit edilmiş, üzerinde metin yayını çalışmaları ve bilimsel incelemeler yapılmıştır. Biz bu yazıda Uygur halk destanlarıyla ilgili Çin’de yapılan çalışmaların geçmişi ve bugünkü durumunu ele alacağız ve bunları eleştirel bir bakışla değerlendireceğiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sevinç Çokum’un “Rozalya Ana” Hikayesinde Kırım Türklerinin Göç Hadisesi Ve Vatan Sevgisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14000</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14000</guid>
      <author>Ayvaz MORKOÇ</author>
      <description>Sevinç Çokum, alt ve orta gelir grubuna ait insanları, gelenek ve törelerini de göz önünde bulundurarak anlattığı hikayelerinde milli unsurları öne çıkarmıştır. Çokum’un önemli sayıdaki roman ve hikayesinde milli kimlik, üzerinde ısrarla durulan kavramlardandır. O, milli kimliği; din, dil, tarih, devlet, gelenek-görenek, dünya görüşü ve sanat gibi unsurlardan müteşekkil değerler manzumesi olarak ele alır. Yazarın milli kimlikle bağlantılı olarak, vatan ve bayrak sevgisine de özel değer verdiği, bunları eserlerinde kutsal kavramlar olarak işlediği görülür. Türk dünyasına yönelik ilgisi bilinen Çokum, “Rozalya Ana” hikayesinde Kırım Türkleri aracılığıyla dünya üzerindeki tüm Türklerin vatan ve bayrak sevgisine dikkat çekmektedir. İncelemeye çalıştığımız Rozalya Ana hikayesinin merkezinde, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ana yurtlarından sürgün edilen Kırım Türkleri yer almaktadır. Bu çalışmamızda hikaye aracılığıyla Kırım Türklerinin çektiği sıkıntılar irdelenecek, onların vatan sevgisi ile toprağı yeniden vatan yapma mücadelesi anlatılarak, değerlendirmelerde bulunulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Balıkesir Çepnileri ve Ağız Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14001</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14001</guid>
      <author>Hüseyin Kahraman MUTLU</author>
      <description>Çepniler, Türklerin 24 Oğuz boyundan birisi olup günümüzde de Avşarlarla birlikte bu boy adıyla yaşamaya devam etmektedirler. Balıkesir Çepnilerinin bu günkü yerleşim yerlerine genellikle İç Anadolu topraklarından geldikleri düşünülmektedir. Ağız özelliklerine bakıldığında Çukurova ve İç Anadolu ağızlarıyla olan benzerlikleri bu yakınlığı daha da güçlendirmektedir. Bugün daha çok Karadeniz bölgesindeki nüfuslarıyla ön plana çıkan Çepnilerin, Anadolu’nun birçok yerinde bulundukları araştırıldıkça görülmektedir. Balıkesir ili sınırları içerisinde Yörükler, Manavlar, Türkmenlerle birlikte dördüncü ana ağız grubunu meydana getiren Çepnilerin, dil özellikleri bakımından bu ana ağız grupları içerisinde Türkmen ağızlarına daha yakın oldukları görülür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çok Dillilik ve Taşıyıcı Dil Kavramları Bağlamında Siirt Merkez Ağzı ve Bazı Türkçe Sözcüklerin Durumu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14002</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14002</guid>
      <author>Mehmet Vefa NALBANT</author>
      <description>Bir dilin bünyesinde bulunan ödünç sözcükler dilin tarihi gelişimi sürecinde geçirdiği maceraların hatırası olarak kendilerine ödünç verildikleri dillerde birer sığınak bulurlar. Bu sığınakta yeni dilin dil bilgisel özelliklerinden de kendilerine bir şeyler katarak varlıklarını sürdürürler. Genellikle iki farklı dili konuşan topluluğun bulunduğu bölgelerde veya iki ayrı dili konuşan insanların evlilikleri sonucu ortaya çıkan iki dillilik olgusu yanında, ikiden fazla dilin konuşulduğu bölgelerde bir de üç dillilik olgusuyla karşılaşılmaktadır. Bu bakımdan böyle bir üç dillilik olgusunun yaşandığı Siirt, ölçünlü Türkçe, ana Türk dilinin gelişimi dışında gelişim gösteren bir Türk dili olan Kırmanç lehçesi ve Arapça arasındaki ilişkiyi, ödünç sözcüklerin durumunu ve bu ilişkilerin etkilediği ağız özelliklerini gözlemlemek bakımından dikkatle üzerinde durmaya değer bir yöre olarak dikkat çekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Selçuklu Medreselerinin Mağrib Ve Endülüs Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14003</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14003</guid>
      <author>Ahmet OCAK</author>
      <description>Selçuklular Sünnî İslâm dünyasının siyasî liderliğini üstlendikten sonra ona karşı oluşan siyasî, askerî ve fikrî bütün tehlikelere karşı kendilerini sorumlu hissetmişlerdir. Bu maksatla Nizâmiye medreselerini kurarak bu kurumları Sünnî düşüncenin öğretildiği merkezler haline getirmişlerdir. Bu kurumların yüksek ilmî seviyesi bütün İslâm dünyasından bir câzibe yaratmış ve değişik yerlerden gelen insanlar buralarda okuyup, sonrada bu misyonu memleketlerine taşımışlardır. Bu gayeyle Mağrib ve Endülüs’den gelen pek çok şahsın Nizâmiye medresesinde okudukları görülmüştür. Bunlardan biri olan İbn Tûmert, Mağrib’den gelerek Nizâmiye müderrisi Gazâlî’den okuyarak memleketine dönmüş ve “Murâbıtlar” iktidarını devirerek “Muvahhidûn” iktidarını kurmuştur. Böylece Nizâmiye’de öğrendiklerini hayata geçirerek, Berberîler arasındaki yanlış inançları ve putperestlik kalıntılarını temizlemiştir. Benzer şekilde Endülüs’den gelen âlimler Nizâmiye’de okuyarak ülkelerine dönüp, Endülüs’ün ilmen gelişmesini sağladıkları gibi, fikrî planda da pek çok değişimi gerçekleştirmişlerdir. Selçuklu dönemi âlimi Gazâlî, İbn Rüşt ve İbn Bâcce gibi Endülüslü filozofları etkilemenin yanında, Endülüs yoluyla Saint Tomas, David Hume ve Descartes gibi Avrupalı düşünürleri de etkileyerek fikirleriyle Aydınlanma çağına katlı sağlamıştır. Bütün bunlarda Selçuklu medreselerinin büyük rolü vardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İki Ayrı Üniversitenin Sınıf Öğretmenliği Bölümü Öğrencilerinin Yazılı Anlatım Çalışmalarında Türkçeyi Kullanma Becerilerinin Tespiti ve Karşılaştırması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14004</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14004</guid>
      <author>Neslihan KARAKUŞ</author>
      <description>Bu çalışmada sınıf öğretmenliği bölümü öğrencilerinin yazılı anlatım becerilerinden hareket edilerek Türkçeyi nasıl kullandıklarının genel bir tespitini yapmak hedeflenmiştir. Doğdukları yer, yetiştikleri çevre ve üniversite eğitimleri için ikamet ettikleri yer göz önünde bulundurularak, öğrencilerin yazılı anlatımında sosyal çevrenin etkisi üzerinde durulacaktır. Bu etkinin objektif bir şekilde tespitinin yapılabilmesi için iki ayrı üniversitenin öğrencileri seçilerek yazılı anlatım çalışmaları incelenmiştir. Birinci grubu Rize Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü Öğrencilerinin, ikinci grubu ise Marmara Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği Bölümü Öğrencilerinin oluşturacak olduğu bu iki öğrenci grubunun yazılı anlatım çalışmaları, yukarıda sayılan faktörler çerçevesinde ele alınarak Türkçe eğitimi’nde “çevre-dil” etmeni üzerinde durulacaktır. Geleceğin teminatı olan çocukların eğitimleri için emanet edilecek oldukları ve eğitim-öğretimlerinin en önemli evresinde onları şekillendirecek olan sınıf öğretmenlerinin, dili nasıl ve ne ölçüde kullandıkları son derece önemlidir. Bu çalışmada üzerinde durulacak olan ikinci ana başlık da sınıf öğretmenliği öğrencilerinin dili kullanma yeteneklerinin gözlemlenmesi olacak ve böylelikle iki farklı üniversitenin öğrencilerinden elde edilen verilerle daha genel bir neticeye ulaşmak mümkün olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İkinci Yabancı Dil Öğrenirken Ana Dilden Veya Birinci Yabancı Dilden Kaynaklanan Olumsuz Aktarımlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14005</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14005</guid>
      <author>Faik ÖMÜR</author>
      <description>Bu makalede 2008-2009 öğretim yılında Anadolu Liselerinin 10. sınıfında okutulan “Deutsch ist Spitze” adlı ders kitabının ilk üç ünitesinde öğrencilerin karşılaştıkları sorunlar ve nedenleri irdelenmeye çalışılmıştır. Sorunlar ünite ünite ve alt başlıklar halinde ele alınmıştır. Bu konularda gerek dilbilgisi yanlışlıkları, gerek telaffuz ve vurgu yanlışlıkları, gerek yazmada ve gerekse konuşma esnasında yapılan yanlışlıklar incelenmiştir. Bu sorunlar, neredeyse tüm sınıflarda ve farklı okullarda aynı şekilde ortaya çıkan sorunlardır. Çalışmada önce kısaca anadilin ve yabancı dilin tanımı yapılmış, sonra yabancı dil öğrenen kişilerin anadilinden veya birinci yabancı dilden kaynaklanan olumsuz aktarımlar ve hata çeşitleri konu konu örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır. Kısaca bu makalede Almanca öğrenen öğrencilerin hem Türkçeden hem de İngilizceden yapmış oldukları olumsuz aktarımlar araştırılmış ve bu sorunlara çözüm önerileri getirilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültüründe Av Ceza İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14006</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14006</guid>
      <author>Kürşat ÖNCÜL</author>
      <description>Av, avlanma bireyin fizyolojik ihtiyacının giderilmesine yönelik bir eylem olduğu kadar eylemi gerçekleştirecek kişi açısından aynı zamanda erginlenme noktasında özel bir törendir. Bu nedenle avlanma toplumun dinamiklerini ve birçok ritüeli beraberinde getirir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Manas Destanı’nda Sihirsel Düşünüş Sistemi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14007</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14007</guid>
      <author>Kürşat ÖNCÜL</author>
      <description>Manas Destanı, barındırdığı eski Türk kültürüne ait arkaik öğeler nedeniyle Türk destan geleneği açısından özel bir öneme sahiptir. Destanın barındırdığı öğelerden biri olan sihirsel düşünüş sistemine dair uygulanan pratiklerdir ki bu pratikler dünden bugüne Türk düşünüş sistemine dair izlerin takibi açısından oldukça değerlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya’nın Kazakistan’da Uyguladığı Kültür Siyasetine Örnek Olarak “Dala Vilayeti Gazetesi”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14008</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14008</guid>
      <author>Emin ÖZDEMİR</author>
      <description>Rusya’nın Kazak topraklarını işgali 19. Yüzyılın ortalarında tamamlandı. Rusya, Kazakların Rusya’ya intibaklarını sağlamak için sistemli bir kültür siyaseti uyguladı. Rusya hükümeti kültürel alandaki amaçlarına ulaşabilmek için Dala Vilayeti Gazetesini yayınladı. Rusya’nın çıkardığı kanunları halka duyurmak amacıyla yayınlanan Gazetenin gerçek amacı ise şunlardı; Rusya’da yaşayan Türk halkları arasındaki kültürel birliği bozmak, Rusça’yı ve Rus okullarını yaygınlaştırmak ve Rusya’nın Kazakistan’ı işgalini müspet bir hareket olarak göstermekti.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırgız Türkçesinde İlk Hecedeki Ünlü- Ünsüz (Vk) Ses Gruplarının Değişmesi ve İkincil Uzun Ünlülerin Oluşması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14009</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14009</guid>
      <author>Zülküfli ÖZDOĞAN</author>
      <description>Kırgız Türkçesinin ses sisteminde uzun ünlüler önemli bir yer tutmaktadır. Kırgız Türkçesinde uzun ünlüler birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Kırgız Türkçesinde çeşitli sebeplere bağlı olarak ikincil uzun ünlüler oluşmuştur. VK (vokal +konsonant) ve VKV (vokal +konsonant +vokal) ses öbeklerinden ikincil uzun ünlülerin oluşması Kırgız Türkçesinin en önemli özelliklerindendir. Kırgız Türkçesinde birinci hecedeki VK ses öbeklerinde genelikle ?, y, r, g ünsüzlerinin erimesiyle uzun ünlüler oluşmuştur. Kırgız Türkçesinde sadece ag, og, ug ses birliklerinden uzun ünlüler meydana gelmiştir. Ig, eg, ög, üg, ig, ses birliklerinde ise g, g damak ünsüzleri yumuşayarak y sesine dönüşmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tercih Et- ve Yeğle- (Yeğ Tut-, Yeğ Bul-, Yeğ Gör-) Fiillerinin Söz Dizimsel Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14010</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14010</guid>
      <author>Muna YÜCEOL ÖZEZEN</author>
      <description>Bu çalışma, dil bilgisini bir bütün hâle getiren bütün genel kullanımlara ve genel eğilimlere rağmen, dil bilgisinde sözcüklerin kendilerine özgü bir hareket kabiliyetleri ve kendilerine özgü sınırlılıkları bulunabileceği düşüncesinden yola çıkarak hazırlanmıştır. Buna göre, ilki birleşik diğeri ise türemiş fiil durumundaki tercih et- ve yeğle- fiillerinin Türkiye Türkçesi söz dizimindeki kullanım özelliklerinin de diğer bazı fiillere benzeyen yanları olduğu gibi, sözü edilen fillerin kendilerine özgülükleri de bulunmaktadır. Çalışmada Türkiye Türkçesinin yakın dönem kimi yazılı metinlerinden elde edilen malzeme üzerinden yola çıkılarak, bu fiillerin bu söz dizimsel özellikleri betimlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada asıl olarak tercih et- ve yeğle- fiilleri üzerinde durulmuş olmakla birlikte, tarama sırasında elde edilen ve yeğle- ile ilgili deyimleşmiş diğer yapılar (yeğ tut-, yeğ bul-, yeğ gör-) da incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Necati İle Hüseyn-i Baykara’nın Kullandığı Atasözleri Ve Deyimler Üzerine Bir Karşılaştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14011</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14011</guid>
      <author>Can ÖZGÜR</author>
      <description>Necati ve Hüseyn-i Baykara Türk dünyasının farklı coğrafyalarında (Anadolu-Orta Asya) 15. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış, birbirinin çağdaşı iki Türk şairidir. Necati şiirlerini Batı Türkçesi (Oğuzca), Hüseyn-i Baykara ise Doğu Türkçesi (Çağatayca) ile kaleme almıştır. Çalışmamızda her iki şairin</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tasavvufî Mesnevîlerde Sıklıkla İşlenen Bir Motif: Sefer / Seyahat</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14012</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14012</guid>
      <author>Ömer ÖZKAN</author>
      <description>Bu çalışmada, sefer/seyahat kavramlarının tasavvuf düşüncesindeki yeri üzerinde durulmuş ve bu kavramların mesnevi metinlerinde nasıl yer aldıkları incelenmiştir. Sefer ya da seyahat, tasavvuf düşüncesinin önemli sembollerindendir. Çünkü sûfiler, varlık âlemine çıkan insanı kemale doğru götüren gidişi bir sefer gibi düşünmüşlerdir. Onlara göre bu sefer, türlü sıkıntıları da içinde barındıran, sıkıntılı, fakat sürekli bir gidiştir. Seferin sonu ise birlik ve esenliktir. Mutasavvıfların dünyasındaki bu felsefe, tasavvufî muhtevalı mesnevilere de değişik kurgularla yansımıştır. Bu hususlar, değişik dönemlerden seçtiğimiz mesnevi metinleri üzerinde değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Tarihinin Kırılma Noktası: Zenta Faciası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14013</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14013</guid>
      <author>Selim Hilmi ÖZKAN</author>
      <description>Zenta savaşı II. Mustafa’nın çıkmış olduğu üç Macaristan seferinin sonuncusunu oluşturur. Fakat bu savaşta uygulanan yanlış harp stratejisi ve devlet erkânı arasındaki fikir ayrılığı Zenta felaketini beraberinde getirmiştir. Osmanlı ordusu daha savaşa bile başlamadan büyük bir facia ile karşı karşıya kalmıştır. Burada tarih bir defa tekerrür ederek 33 yıl önce Saint Gotthard’da yapılan hatanın bir benzeri hatta aynısı tekrarlanmış ve Türk tarihinin yeni bir dönüm noktasını oluşturmuştur. Çünkü Zenta muharebesi sonuçları bakımından II. Viyana kuşatması kadar önemlidir. Bu savaş ile yeniden ihtişamlı günlere dönmeyi hedefleyen Osmanlı Devleti, savaşın kaybedilmesi üzerine Karlofça antlaşmasını imzalayarak savunmaya çekilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cumhuriyetin İlk Yıllarında Medeniyet Tasavvurları –Ahmet Ağaoğlu (1869-1939) Özelinde-</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14014</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14014</guid>
      <author>Şaban ÖZ</author>
      <description>Bu makalede, Ahmet Ağaoğlu’nun medeniyet anlayışı ve geri kalmış İslâm toplumlarının kurtuluşu için önerdiği ana görüşlerini Üç Medeniyet isimli kitabından incelemeye çalışacağız. Kendisi, İslâmcılık, Türkçülük ve Batıcılık olmak üzere üç fikrî cereyanı da, bilfiil yaşamış ve dönem dönem savunmuştur. Ağaoğlu, söz konusu kitabında, en son etkisinde kaldığı, savunuculuğunu yaptığı, Batı kültür ve medeniyetini, maddi-manevi ayırmaksızın topyekûn kabul edilmesi gerektiği konusundaki fikrini ileri sürmüş, kendince deliller getirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Afganistan Türkmenlerinin Ferhengi Encümeni ve Güneş Dergisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14015</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14015</guid>
      <author>Rıdvan ÖZTÜRK</author>
      <description>Afganistan’da yaşamakta olan Türkmenler, kültürel kimliklerini yansıtma hususunda son dönemde bazı faaliyetler göstermektedirler. Sözlü edebiyatın yazıya aktarılması, bölgedeki Türkmen yazı dilinin şekillenmesi ve gelişmesi için birlikler kurulmakta ve kitap, dergi gibi yayınlar yayımlanmaktadır. Afganistan Türkmenlerinin sıkıntılı bir süreçten sonra kurabildikleri “Encümen-i Ferhengi Mahdumkulı Firagi” adlı kültürel birlik derneği ile onun yayın organı “mecelle-i Güneş” dergisi bu durumu en iyi yansıtan bir örnek olma özelliği göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Devlet ve Topluluklarından Türkiye Üniversitelerine Gelen Türk Soylu Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Türkçe Öğrenimlerinde Karşılaştıkları Sorunlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14016</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14016</guid>
      <author> Rasim Özyürek,</author>
      <description>Türk soylu öğrencilerin Türkçe öğrenirken karşılaştıkları sorunlar şu şekilde sıralanabilir. Türkçeyi öğreten kişilerin yeterince profesyonel olmamaları, yabancılara Türkçe’yi öğreten ders kitaplarının yeterli olmayışı, değişen ve gelişen dil öğretim yöntemlerinin takip edilemiyor olmaması karşımıza çıkan ana problemlerdir. Aslında bu problemde yine Türkiye’de bir dil akademisinin olmayışından kaynaklanır. Metin Şahin’in tez çalışmasında belirttiği üzere yabancılara Türkçe’yi öğreten kadronun genellikle eğitimden geçmemiş kişiler olması ve bunların bu görevi geçici olarak üstlenmeleri Türkçe öğretim işinin bilinçli bir şekilde yapılamayışına neden olması bir başka problemdir. Yabancı öğrencilerin Türkçe öğrenimi sırasında ana dilleri ve Türkiye Türkçesi arasında yaşadıkları karmaşayı göstermesi bakımından onların genellikle yaptıkları bazı dilbilgisi hatalarına bolca örnek verilen Metin Şahin’in tez çalışmasında, gerek yazılı uygulama çalışmaları, gerekse de anket uygulamaları sonucunda yabancı öğrencilerin Türkiye Türkçesi’nin öğreniminde karşılaştıkları zorluklarla ilgili olarak varılan genel kanı şudur: Yabancı öğrenciler özellikle gündelik hayatla ilişkili, pratik Türkçe kullanımlarında çoğunlukla zorluk çekmemektedirler. Bunun dışında yazma beceri dışında, dört temel beceriden konuşma, dinleme ve okuma becerilerini günlük hayatla ilgili Türkçe kullanımlarında geliştirmişlerdir. Öğrenciler yazma becerisini genellikle daha az kullandıkları için bu becerileri çok fazla gelişmemiştir. Bunun yanı sıra, öğrencilerin en çok zorluk çektikleri nokta, gerçek anlamı, temel anlamı dışında kullanılan kelimelerin anlaşılamamasıdır. Kelimenin yan anlamı, terim anlamı ve mecaz anlamının yanı sıra, deyim ve atasözlerinin kullanımı da öğrencileri önemli ölçüde zorlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Edebiyatçı Siyasetçi İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14017</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14017</guid>
      <author>İhsan SAFİ</author>
      <description>Bu çalışmada edebiyatçı -siyasetçi ilişkisi üzerinde duruldu. İlk önce klâsik Türk edebiyatından konuyla ilgili genel bilgiler verildi. Daha sonra yenileşme devri Türk edebiyatına geçildi. Burada da Tanzimat dönemi Türk edebiyatının birinci nesli olan Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal ile yetinildi. Çünkü bu neslin müntesipleri siyasetle iç içe oldukları için edebiyatçı siyasetçi ilişkisini en iyi bunlar göstermekteydi. Ayrıca diğer dönemlerdeki edebiyatçılardan da bahsedilseydi çalışmanın sınırları buna müsaade etmeyecekti.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Formes Verbales Nomınalısees En Turc Et En Françaıs</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14018</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14018</guid>
      <author>Mustafa SARICA</author>
      <description>Bu çalışma çağdaş Türkçenin eylem adları yapma yollarıyla, bunların işlevlerinin Fransızcadaki eşdeğerleriyle bağlantılı olarak incelenmesini konu edinmiştir. Değişik yapıdaki iki dilin evrensel işlevler konusundaki tutum ve davranışları örneklerle incelenmiştir. Türkçenin adeylem oluşturmadaki çeşitliliği vurgulanmış ve soneklerle sağlanan bu çeşitliliğin özel işlevleri üstlenmede kullanıldığı gösterilmiştir. Eylem adlarıyla oluşturulan öncelik-sonralık ilişkilerinin her iki dildeki yansımaları ele alınmış ve denklik sorunlarına açıklama getirilmeye çalışılmıştır. Fransızcada eylem adı görünümlü yapıların değişik işlevde kıllanılması ve bu yapıların çeviri sorunlarına yol açmaması için işlevsel dilbilim odaklı çevirilerin kaçınılmazlığı üzerinde durulmuştur. Diller arasında eylem adı yapma seçeneklerinin değişkenliği ve bunların görevleri üzerinde örneklerle durulmuş ve söz konusu dillerin ayrıldığı ve birleştiği noktalar örneklerle çözümlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Karakeçili Aşireti ve Eskişehir’e Iskani Ile Kuyucak Karyesi’ndeki Özbekli Cema’ati</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14019</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14019</guid>
      <author> Yağmur SAY,</author>
      <description>Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında büyük rol oynayan Karakeçililer, XI. Yüzyıldan itibaren varlıklarını yoğun biçimde hissettirirler. Öncelikle Sarıkeçili, Teke Türkmenleri, Keçilü Cemaatleri vb. adlandırmalarla Anadolu’nun çeşitli bölgelerine akarlar. Anadolu’daki yayılma bölgeleri hemen hemen tüm Türkiye coğrafyasını kapsar. Bu yayılmada aşiret yeni köyler kurar. Bugün Kürt Aşireti olarak bilinen Milli Aşireti tapu tahrir kayıtlarında Karakeçililerin oluşturduğu bir Türk aşireti olarak karşımıza çıkmaktadır. Karakeçililerin bazı şer’iyye sicillerinde “Yörükan-ı Karakeçili” ve “Uluyörük” adlarıyla anıldıklarını görüyoruz. XIX. yüzyılda çeşitli sosyal nedenler ve buhranlar sonucunda aşiretler üzerindeki baskı artmış, Kafkaslardan ve Balkanlardan gelen yoğun göçmen nüfusun iskan çalışmaları Karakeçililerin elinde bulundurdukları ovaların onların elinden çıkması sonucunu doğurmuştur. Bu ve benzeri nedenlerle göç hareketleri görülmekte, bazı konar- göçer Yörük Aşiretleri de ellerinde kalan yaylak ve kışlaklarına yerleşmek zorunda kalmışlardır. Bunun yanında Orta Asya’dan gelen yeni Türk göçlerinin yoğunluğuyla bazı bölgeler boşalmış, köy halkının bir bölümü iç bölgelerde yeni köyler oluşturdukları gibi, bir bölümü de şehirlere akmıştır. Eskişehir merkez olmak üzere en yoğun konar- göçer aşireti barındıran Seyitgazi yöresi ve çevresinde Karakeçili Aşireti’ne bağlı Özbekli Cemaati, bu bölgede en önemli ve yoğun nüfuslu bir cemaat olmuştur. Özellikle Abdülhamid döneminde Özbekli Cemaati’nin yoğun olarak yaşadığı Kuyucak Köyü’nün saltanata verdiği ekonomik ve askeri destek son derece dikkat çekicidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Metin Dilbilimsel Yöntemler Işığında Tahsin Yücel’in “Ayna” Adlı Öyküsünün Okunması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14020</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14020</guid>
      <author>Ahmet Turan SİNANSezgin DEMİR</author>
      <description>Tahsin Yücel’in öykülerinde toplumdaki yabancılaşmaya, yozlaşmaya dair çirkinleşen, basitleşen bireyler, sınıf farkı gözetmeksizin büyük bir ironi ile ele alınır. Sözcelem öznesinin keskin ironi okları, etkileyici imgelem gücü içerisinde hedeflerini bulmakta ve okuru yazınsal okuma zevki içerisinde eleştirel düşünmeye yönlendirmektedir. Bu amaçla anlatı kişisi olarak seçtiği Profesör Tarık Uysal’ın yüzüne, yaşantısına, duygularına, yozlaşmış yönlerine ayna tutar. Sözcelem öznesi tam bu noktada aynaya yansıyan figüratif unsurlar ile metnin anlam katmanları arasında soyut, bir o kadar da güçlü anlam kanalları oluşturmuştur. Okurun yapması gereken ise bu yansımaları alımlamaktır. Bu çalışmada metin dilbilimsel inceleme yöntemleri kullanılmış, metin kendi içyapısı içerisinde değerlendirilmiş; çok boyutlu, deneysel bir okuma gerçekleştirilmiştir. Metnin yüzeysel yapısındaki figüratif unsurlardan derin yapıdaki gizil, bir o kadar keskin anlamsal ögelere ulaşılması hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gülten Dayıoğlu’nun Çocuk Öykülerinde Yansımalar ve Kalıp Sözler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14021</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14021</guid>
      <author>Nesrin SİSBekir GÖKÇE</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye Türkçesini iyi kullanan yazarlardan biri olan Gülten Dayıoğlu’nun çocuklar için yazmış olduğu 12 öykü kitabında bulunan 67 öykü, yansımalar ve kalıp sözler açısından incelenmiştir. Öykü metinlerinde geçen yansıma ve kalıp sözlerin kullanım sıklığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın sonunda, sıklıkla ilgili bulgular verilmiş ve bunlar doğrultusunda, yansıma ve kalıp sözlerin, anlama ve anlatma becerileri açısından Türkçe sözvarlığına katkıları genel bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ziya Paşa’nın Terci-i Bend’i Ve Tanzimat Neslinde İlk Tereddütler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14022</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14022</guid>
      <author>Ömer SOLAK</author>
      <description>Aydınlanma çağının temel kavramlarını eserlerinde işleyen Tanzimat aydınları, artık “insan”ı da farklı bir gözle görmeye başlar. Fakat bu “yeni “insan” hala Batılı tarifiyle bir birey değil; kâinata ve dünyanın işleyişine karşı kendinde bir güç bulamayan ve kâinatı temaşa ettikten sonra büyük bir acz duygusu içinde kendine gömülen bir insandır. Tanzimat neslinin bu yeni medeniyet karşısındaki bütün tereddütlerinden, çizilmeye çalışılan bu yeni insan da nasibini alacaktır. Ziya Paşa, Terci-i Bend’de bir yandan bu yeni insanı çizerken; öte yandan bütün sosyal bozuklukların kaynağı saydığı bireysel ve sosyal plandaki ahlaki bozulmayı tenkit eder. Bu eleştiri, şiir boyunca devrin sosyal yapısına ve Tanzimat’ın Reşit Paşa’dan sonra ikinci kuşak idarecileri olan Ali ve Fuad Paşaların kadrosuna yönelik üstü örtülü eleştiriye koşut olarak yürür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Asur Toplumunda Çocuklara Ad Verme Geleneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14023</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14023</guid>
      <author>Hasan Ali ŞAHİN</author>
      <description>Eski Asur toplumunda, çocuklara isim vermede her toplumda olduğu gibi, inançların, adetlerin ve geleneklerin büyük yer tuttuğunu görmekteyiz. Asurlular çocuklarına inançları gereği tanrılar adına yapılan teofor isimler vermişlerdir. Bunun yanında geleneklere uygun olarak bazen dedelerinin ismini alan çocuklar da görülmektedir. Erkek çocuklarına manalı ve güzel isimler verilirken kız çocuklarına isim vermede fazla özen göstermedikleri anlaşılmaktadır. Bu çalışmamızda, isimlerden hareket ederek Asur toplumunun inançlarını, geleneklerini ve değer yargılarını tespite çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kaşgarlı’dan Günümüze Organ İsimleriyle Kurulmuş Deyimler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14024</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14024</guid>
      <author>Hatice ŞAHİN</author>
      <description>Kaşgarlı Mahmut Karahanlı döneminde yazdığı eser dolayısıyla Türk dünyasının en önemli isimleri arasında yer almaktadır. Kaşgarlı’nın Türklük bilimiyle ilgili çalışmaların birçok alanında ilk çalışmaları ve tespitleri yapmış olması, Türk dili ve kültürü açısından gözleme dayanan son derece değerli bilgiler vermesi eserinin değerini kat kat arttırmaktadır. Kaşgarlı Mahnut sözlüğünde verdiği örnekler yoluyla Türkçenin deyimler açısından da ne kadar zengin olduğunu göstermeyi başarabilmiştir. Eserden yola çıkılarak 11. yüzyılda kullanılan deyimlere bakıldığında bunların bazılarının günümüze kadar hiç değişmeden geldiği, bazılarında kelime değişikliği olduğu, bazılarında ise ifade ettikleri anlam açısından değişiklik olduğu gözlemlenmektedir. Eserde yer alan deyimlerin çok azı ise günümüzde kullanılmamaktadır. Eserde çok sayıda deyim bulunmakla beraber bu yazıda sadece organ isimleriyle kurulan deyimler ve bu deyimlerin Türkiye Türkçesindeki görünümleri ele alınmaya çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Xvı. Yüzyıl Divan Şairi Ubeydî’nin Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divanı’ndaki Tasavvufî Unsurlar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14025</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14025</guid>
      <author>İsmet ŞANLIMustafa Fırat TÜMER</author>
      <description>Ubeydî’nin yaşamış olduğu XVI. yüzyıl, Osmanlı’nın siyasî, askerî ve mâlî alanlarda gücünün en üst düzeyde olduğu bir dönemdir. Sırasıyla II. Bayezid, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat ve III. Mehmet’in tahta çıktığı bu dönemde, kendileri de birer şair olan bu padişahların sanata olan ilgileri ve sanatkârları desteklemeleri, edebiyatın da gelişmesine büyük katkıda bulunmuş; Bâkî, Hayâlî, Zâtî ve Kemalpaşazade gibi önde gelen şairlerin yanında adları pek duyulmasa da bir çok şairin yetişmesine zemin hazırlamıştır. Bu şair ve yazarlar, eserlerinde dinî, tasavvufî, ahlakî, sosyal ve kültürel pek çok konuyu ele almışlardır. Osmanlı devlet idaresi ve toplum hayatında olduğu gibi edebiyatta da önemli bir yer tutan İslâm dini ve onunla ilgili temel unsurlar ile tasavvufî kavramlar, bu dönem şairlerinden Ubeydî’nin Dîvânı’nda da geniş bir şekilde yer alır. Bu yazıda, Ubeydî’nin hayatı, Dîvân’ı ve edebî şahsiyeti hakkında bilgi verdikten sonra şiirlerinde yer alan tasavvufî unsurları üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muallim Naci’nin Türkçe Üzerine Düşünceleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14026</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14026</guid>
      <author>Arzu ŞEYDA GÜVEN</author>
      <description>Bu çalışmada birçok etkene bağlı olarak değişen, bireysel- toplumsal-evrensel bir olgu olan dil üzerine Muallim Naci’nin düşünceleri ve önerileri değerlendirilerek Türkçe üzerine yapılan tartışmalar içerisinde Naci’nin yeri, söylemlerinden hareketle irdelenmeye çalışıldı. Dili, dil-düşünce-insan, dil-eğitim, dil-milliyet, dil-kültür ve diller arası ilişkiler çerçevesinde değerlendiren Naci’nin dil ve Türkçe üzerine olan görüşleri bir bütün halinde ortaya konulmaya çalışıldı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kosovalı Türklerin Sosyo-Ekonomik Durumları,Ekonomik Sorunları ve Türkiye’den Beklentileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14027</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14027</guid>
      <author>Tuğça POYRAZ</author>
      <description>Çalışmada Kosova’da yaşayan Türklerin sosyo-ekonomik durumları, ekonomik sorunları, Türkiye ile geliştirdikleri ekonomik ilişkiler ve Türkiye’den beklentileri ele alınacaktır. Araştırma, sosyolojik araştırma metodolojisi çerçevesinde hem nicel hem de nitel verileri kapsayan uygulamalı bir çalışmadır. 15 Ocak-15 Mayıs 2006 tarihleri arasında Kosova’da dört ay kalınarak, 416 kişiye anket uygulaması yapılmış ve anket formuna paralel olarak hazırlanan görüşme formu Kosova’da aktif olarak çalışan Türk derneklerinin başkanları ile Kosova’daki tek Türk köyü olan Mamuşa Belediye Başkanı’na uygulanmıştır. Bu bağlamda yapılan araştırma temel olarak üç bölümden oluşmaktadır. Araştırmanın ilk bölümünde; araştırma hakkında genel bir bilgi edinilmesini sağlayan araştırmanın konusu, amacı, önemi ve araştırma yöntemi açıklanacaktır. Araştırmanın ikinci bölümünde Kosova’da yürütülen ekonomik faaliyetler değerlendirilecek; AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) ve Birleşmiş Milletler raporlarına yer verilerek, çalışanların özel sektör ve kamu sektörüne göre dağılımı, işsizlik oranları ve işsizliğin yerleşim yerine göre dağılımı ele alınacaktır. Araştırmanın üçüncü bölümde ise, uygulanan anket ve görüşme formu sonucu ulaşılan bulgular değerlendirilecektir. Araştırmanın bu bölümünde araştırma grubunun kişisel özellikleri (yerleşim yeri, cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş ve meslek gruplarına göre dağılımları), etnik kimliklerinden kaynaklanan ekonomik sorun yaşayıp / yaşamadıkları, yaşadıkları ekonomik sorunların neler olduğu, haneye giren aylık gelirleri, temel uğraşları dışında ek gelir elde etme durumları, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan yardım alma oranları, oturdukları evin mülkiyetinin kime ait olduğu, tasarruf yapma oranları ve tasarruflarını nasıl değerlendirdikleri, hane halkında işsizlik durumu ile Kosova ve Türkiye’den beklentileri gibi ankette yer alan sorulara verdikleri cevaplar değerlendirilecektir. Dernek başkanları ve belediye başkanı ile yapılan görüşmelerde ise Türkiye’deki hangi kurum ve kuruluşlarla ilişki içinde oldukları, Kosovalı Türklerin yaşadıkları ekonomik sorunların neler olduğu, soruna ilişkin olarak yapmış oldukları faaliyetler gibi konulara değinilecektir. Uluslararası kurum ve kuruluşların hazırlamış olduğu raporlara göre, işsizlik, Kosova’da toplumun büyük kesimini etkileyen bir problem olmakla birlikte, küçük azınlık gruplarını orantısız etkilemiş bir problem olarak görülmektedir. Bu nedenle çalışmada etnik kimliğin, ekonomik sorunlarla ilişkisine de yer verilecektir. Kosova’da geçmişte yaşanan etnik çatışmalarda ekonomik sorunların önemli bir rol oynadığı düşünüldüğünde, ekonomik sorunların giderilmesi bugün için de önem taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Orta Türkçede ‘Zırh, Kalkan’ Anlamı Taşıyan Bazı Sözcükler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14028</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14028</guid>
      <author>Ersin TERES</author>
      <description>Bu makalede Orta Türkçe döneminde zırh ve kalkan anlamı taşıyan bazı sözcükler üzerinde durulacaktır. Savaşta bedeni korumaya yarayan bu aletler için Orta Türkçe metinlerinde hangi adların verildiği, hangi bağlamlarda kullanıldıkları, sözcüklerin etimolojileri ve günümüz Türk Dillerindeki durumları bu makale çerçevesinde ortaya konulacak alt başlıklardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>18. Yüzyıla Ait Bir Mecmuada Üsküdar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14029</guid>
      <author>Bahir SELÇUK</author>
      <description>Mecmualar, edebiyat tarihine yansımamış belgeleri içermesi, tarihi ve coğrafî araştırmalar için müracaat kaynağı olması gibi birçok hususta araştırmacıya katkı sağlar. Milli Kütüphanede kayıtlı bir bir mecmua çeşitli konular yanında Osmanlı coğrafyasından bazı şehir ve kasabalar hakkındaki izlenimler de yer almaktadır. Mecmuada, o dönemde bir kadılık olan Üsküdar’dan da çeşitli yönleriyle bahsedilmektedir. Bu çalışmada, mecmuada yer alan Üsküdar’la ilgili bilgiler, farklı kaynaklara da müracaat edilerek ele alıncaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kitab-ı Diyarbekriyye’ye Göre Kara Yülük Osman Bey</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14030</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14030</guid>
      <author>Ahmet TOKSOY</author>
      <description>Oğuzların önemli boylarından birisi de Bayındırlılardır. Akkoyunlu Devletini kuran aile, bu boya mensuptur. Akkoyunlu Devleti, Kara Yülük Osman Bey zamanında Doğu ve Güney-doğu bölgesinde önemli bir konuma yükseldi. Osman Bey, Timur’un Anadolu’ya yaptığı seferlerde müttefik olarak Anadolu’nun kaderinde söz sahibi oldu. Akkoyunlular gibi Oğuzlara dayanan Kara Koyunlularla mücadelelerde bulundu.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırgızca -gxla Ekinin Menşei</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14031</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14031</guid>
      <author>Selahittin TOLKUN</author>
      <description>Eski Türkçeden beri hemen bütün Türk dil ve lehçelerinde emir ekleri yapı itibariyle diğer bütün fiil çekim eklerinden, her şahıs için müstakil bir ekin kullanılması cihetinden, farklılık göstermektedir. Yine emir kipinde, ikinci çokluk şahıs için diğerlerinden farklı olarak tek şekillilik söz konusu değildir. Eski Türkçeden beri bu amaçla -? eki yanında bu ekin +lAr veya +z çokluk ekiyle genişlemiş şekli kullanılagelmiştir: -?Iz ve -?lAr. Kırgızcada ise bunların dışında bir de -GXlA şekli vardır. Bu yapı, değişik kaynaklarda farklı şekilde açıklanmıştır. Bunlar esas itibariyle -GIl emir pekiştirme ekine dayandırılmıştır. Bizce, bu ek, Eski Uygur Türkçesinden beri kullanılagelen -?lAr ekine dayanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Eğitimi Bölümü Öğrencilerinin İmla Başarıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14032</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14032</guid>
      <author>Ersoy TOPUZKANAMIŞ</author>
      <description>Bu çalışmada Türkçe eğitimi bölümü öğrencilerinin imla konusundaki başarıları incelenmeye çalışılmıştır. Öğrencilerin imla konusundaki uygulama düzeyleri hakkında bir fikir edinmek için böyle bir çalışmanın yapılmasının gerekliliği düşünülmüştür. Araştırma, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümünde öğrenim gören 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, araştırmacı tarafından bir metin seçilerek metin üzerinde kasten hatalar yapılmış ve öğrencilerden hatalı yazıldığını düşündükleri sözlerin doğrusunu yazmaları istenmiştir. Araştırma sonunda öğrenciler bazı imla kurallarını uygulamada oldukça eksik bulunmuştur. Bu durumun hem öğrencilerin duyarlı ve ilgili olmamasından hem de bazı sözlerin yazımında imla kılavuzları arasındaki farklı yaklaşımlardan kaynaklandığı söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Harf İnkılabından Bugüne Kadar Türkçe Kelimelerin İmlası Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14033</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14033</guid>
      <author>Lan-Ya TSENG</author>
      <description>Bu makalede Türkiye Türkçesinin imlası üzerinde durulacaktır. Makalede harf inkılabından bugüne yazıda değişen imlalar ele alınmıştır. Özellikle üç imla değişikliği üzerinde durulmuş ve 1928’den bu yana Türkçenin imlasının daha tutarlı olma yolunda epeyce mesafe alındığından bahsedilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kıbrıs Türk Halk Bilimi Çalışmalarının Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14034</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14034</guid>
      <author>Fikret TÜRKMENBurak GÖKBULUT</author>
      <description>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ndeki halk bilimi çalışmalarının tarihçesine baktığımız zaman 1950’li yıllardan sonraki tarihlerde halk bilimi çalışmalarının yoğunlaştığını görmekteyiz. Tabii ki bundan önceki tarihlerde de halk bilimiyle alakalı çalışmaların bulunduğunu görmekteyiz. Ancak bu çalışmaların sayısı çok fazla değildir. Bizim burada üzerinde duracağımız çalışmalar Kıbrıs’ta ve Türkiye’de, Kıbrıs Türk halk bilimiyle ilgili yayınlanmış kitap, makale ve bildiri çalışmalarıdır. Yayınlanmış çalışmalar yanında Türkiye üniversitelerinde hazırlanmış, ancak yayınlanmamış tezler de burada değerlendirilecektir. Bu tezler ağırlıklı olarak Kıbrıs’ın genel ve yerel ağızlarını değerlendiren çalışmalardır. Ancak bu tezler arasında Kıbrıs folkloruyla (genel-yerel) ilgili çalışmalar da bulunmaktadır. Bu ferdî çalışmaların ve yayınların yanında, Kıbrıs Türk halk bilimine katkıda bulunan kurum ve kuruluşlar da bulunmaktadır. Halk bilimi alanındaki ferdî çalışmaları değerlendirmemizin ardından söz konusu kurum ve kuruluşlardan ve yayınlarından bahsedilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Bak-” Eylemiyle Kurulu Eksiltili Cümle Türü Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14035</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14035</guid>
      <author>Kerime ÜSTÜNOVA</author>
      <description>Türkçede “bak-”eyleminin yüklem görevini üstlendiği bazı cümlelerin, ardından gelen ikinci bir cümleyle oluşturduğu “Bakıyorum her geçen gün biraz daha güzelleşiyorsun.”, “Baktım ki bu ödevi yapmayacaksın, başkasına verdim.” vb. yapılarda iki cümle arasındaki biçimsel ilişki doğrudan kurulamaz. Baştaki ve sondaki cümle arasında yüzey yapıya çıkamamış, yüklemi “bak-”, “gör-” eylemleriyle kurulu bir cümle bulunur: “Bakıyorum, görüyorum ki her geçen gün biraz daha güzelleşiyorsun.”, “Baktım, anladım ki bu ödevi yapamayacaksın, başkasına verdim.” vb. Derin yapıda bırakılan aradaki cümle, sondaki cümlenin yüklemi konumundadır. Çünkü yapının ikinci bölümündeki dil birimi (son cümle), tek başına alındığında bitmiş bir cümle görüntüsü vermekle birlikte derin yapıda kalmış başka bir yükleme hizmet eden, nesne görevindeki iç cümledir. Bu nedenle cümle çözümlemelerinde yüzey yapıdaki ilk cümleyle son cümlenin birbirine yalnız anlamsal açıdan bağlı iki basit cümle olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Abdurrahmân El-Bistâmî Ve Xvı. Yüzyılda Yapılmış Bir İlimler Ansiklopedisi Tercümesi:Terceme-i Kitâb-ı Fevâihü’l-Miskiyye Fi’l-Fevâtihi’l-Mekkiyye</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14036</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14036</guid>
      <author>Omer YAGMUR</author>
      <description>Fevâihü’l-Miskiyye Fi’l-Fevâtihi’l-Mekkiyye Abdurrahmân el-Bistâmî'nin en önemli eserlerinden biridir. Bistâmî Arapça olarak kaleme aldığı eserini 844/1440 tarihinde tamamlamıştır. Kitap, 978/1570 tarihinde Terceme-i Kitâb-ı Fevâihü’l-Miskiyye Fi’l-Fevâtihi’l-Mekkiyye adıyla Türkçeye çevrilmiştir. İlimler ansiklopedisi tarzında yazılan eserde yüzden fazla ilim tanıtılmaktadır. Osmanlı sahasında bu türde kaleme alınan ilk eserlerden biridir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Germiyanoğulları Muhitinde Ahiler ve Zaviyeleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14037</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14037</guid>
      <author>Cevdet YAKUPOĞLU</author>
      <description>Türkiye Selçukluları Devletinin parçalanmasını müteakip bu günkü Kütahya, Uşak ve Denizli vilayetlerinde Selçukluların Uc beyliği olarak ortaya çıkan Germiyanoğulları Beyliği, Anadolu Türk tarihinde önemli bir yer işgal eder. Bu beyliği idare eden beyler ve devlet adamlarının gayretleri sayesinde adı geçen bölge, XIV. yüzyıl boyunca ve XV. yüzyıl ilk yarısında sosyal, kültürel ve ekonomik bakımdan büyük ilerleme göstermiştir. Bölge şehir ve kasabalarında, köylerinde, ulaşım yolları üzerinde zaviyeler inşa eden, buralarda geleni geçeni ağırlayan, bulundukları şehirde esnaf örgütünün en büyük temsilcileri olan Ahilerin bu gelişmedeki rolü gerçekten incelemeye değerdir. Germiyanoğulları topraklarının Osmanlılara intikal etmesinden sonra da Ahiler bölgedeki etkin faaliyetlerini uzun süre devam ettirmişlerdir. Aşağıda, Ahilerin Kütahya, Denizli ve çevre kazalardaki faaliyetleri ile bunların adlarına açılmış zaviyeler ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Süleyman Uluçamgil’in Kıbrıs Türk Şiirindeki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14038</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14038</guid>
      <author>Mustafa YENİASIR</author>
      <description>Bir milleti oluşturan bireylerin dayanışma içerisinde ve millî çıkarları ön planda tutarak çalışması o ulusun geleceği için oldukça önemlidir. Toplumu millet yapan en temel özelliklerden biri dayanışmadır. Bir sıkıntıda, bir mutlulukta ülkenin tamamı aynı duyguları paylaşırsa o millet geleceğe umutla bakar. Kendi içinde bölünen, insanların birbirine düştüğü her millet yok olmaya mahkûmdur. Kıbrıs Türklerinin Millî Mücadele yıllarında şairler, yazmış oldukları eserlerle millî bilincin canlı tutulmasını sağlamışlar, millete mücadele gücü kazandırmışlardır. Bu şairlerimiz arasında Süleyman Uluçamgil’in önemli bir yeri vardır. Makalemizde şairin yazmış olduğu manzumelerden yola çıkarak onun Kıbrıs Türk şiiri içerisindeki konumunu tespit etmeye çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ali Emirî’nin Yemen Islahına Dair Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14039</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14039</guid>
      <author>Yahya YEŞİLYURT</author>
      <description>1517’den sonra Yemen, Osmanlı idaresine geçmiştir. Bu tarihten sonra Devletin güney topraklarını oluşturmaktaydı. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin güney politikasını da belirliyordu. Stratejik açıdan önem arz eden bu bölge, çeşitli devletlerin de doğu siyasetlerinde yer bulmuştur. Özellikle İngiltere’nin Yemen bölgesine yönelmesinin ardından bu coğrafyada çıkar ve hâkimiyet mücadelesi başlamıştır. Osmanlı Devleti ise hâkimiyetini güçlendirmenin gayreti içerisinde olmuştur. Özellikle de son yıllarda idari olarak kurumlarını güçlendirmenin yollarını aramıştır. Hâkimiyetini pekiştirmek için kurduğu kurumları denetleme yoluna gitmiştir. Ali Emirî Efendi de, devlet politikası gereği, bu kurumları denetlemek için Yemen’de bulunmuştur. Bu bölge hakkındaki önerisi ise gerçekçi ve dikkate şayandır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nogay Türkçesinin Söz Varlığındaki Divanü Lugati’t-Türk Kaynaklı Oğuzca Kelimeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14040</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14040</guid>
      <author>Mustafa YILDIZ</author>
      <description>XIII. yüzyıldan itibaren yazı dili haline gelmiş olan Oğuz Türkçesinin Eski Türkçe dönemi içindeki durumu her zaman ilgi çekmiştir. Şimdiye kadar bu açıdan Oğuz Türkçesinin, Eski Türkçe döneminde hem standart Türkçe ile hem de dönemin ağızlarıyla olan münasebeti üzerine fonetik, morfolojik ve leksik olarak pek çok araştırma yapılmıştır. Söz konusu çalışmaların hemen hemen hepsinin temelinde Kâşgarlı’nın eseri vardır. Türk dili için ilk tasnif çalışması olarak da görülen bu eserde Kâşgarlı sık sık Oğuz Türkçesinin, dönemin diğer ağızlarıyla olan münasebetine dair bilgiler vermektedir. Kâşgarlı’nın, Oğuz ağzı ile birlikte zikrettiği ağızlardan biri de Kıpçak Türkçesi olmuştur. İlk münasebetini Kâşgarlı’nın eserine dayandırdığımız bu iki ağzın etkileşimine daha sonra Memluk sahası eserlerinde de şahit oluyoruz. Bugün de söz konusu etkileşim üzerine birtakım yazılar yazılmaktadır. Biz de bu yazımızda Kıpçak grubu yazı dillerinden olan Nogay Türkçesindeki Oğuz Türkçesi tesirlerini leksik temelde ele almaya çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cümlenin Sınıflandırılmasında Kullanılan Olumluluk-Olumsuzluk Kategorisi Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14041</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14041</guid>
      <author>Ayşe AYDIN</author>
      <description>Cümle, yapı ve anlam gibi yönlerden tartışılan bir konudur. Çalışmamızda, cümlenin sınıflandırılmasında alt başlık olarak değerlendirilen anlam bakımından cümle tasnifi ve onun bir alt türü olan olumlu ve olumsuz cümle ayrımı üzerinde durulacaktır. Türkiye Türkçesinde yazılan gramer kitapları ve makalelerin cümle ile ilgili bölümleri üzerine yapılan araştırma metodu, yer yer de eleştirel yaklaşımla konuya farklı bakış açıları gözler önüne serilmiş ve bize göre uygun teklifler getirilmiştir. Genelde cümlede yüklem yapısı içindeki fiile getirilen –mA-/-Ø- olumluluk-olumsuzluk ekine göre tasnifi yapılan olumlu veya olumsuz cümle ayrımı kusurlu gibidir. Cümle, fiile gelen bir eke göre anlam kazanmaz, ek de fonksiyon taşıyan bir öğe olarak, cümle gibi bir birliğin tasnifinde kriter olamaz. Cümle temel ve yardımcı öğeleriyle bir bütün olarak anlamlar kümesidir ve sonuç itibariyle bir yorumdur. Cümle anlamları sınırlanamaz. Olumlu-olumsuz cümle tasnifi, beraberinde soru-soru olmayan, emir ve diğer istek cümleleri gibi tasnif yapımını gerektirir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültürünün Çin Kültürü Üzerindeki Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14042</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14042</guid>
      <author>Yüsüppcan YASİN</author>
      <description>Çinliler Türklerle karşılaştığı ilk devirlerden itibaren Türk kültürüne ilgi duymuş ve bunun sonucu olarak da toplumsal hayatın her alanında Türk kültüründen etkilenmiştir. Çin kültüründe, iktisadi (at besleme), askeri (gelişmiş askeri teşkilat), dini (Gök dini) sahalar ile müzik, resim, tiyatro gibi sanat dallarında ve daha birçok alanda Türk kültürünün izleri görülebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Türkçesinde Özne Durum Biçimbirimi Alabilir mi?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14043</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14043</guid>
      <author>Erdoğan BOZ</author>
      <description>Genel bir kural olarak, Türkçede özne, yükleme çokluk, iyelik ve atilik eki dışında çekim eki almadan bağlanır. Bunu, Türkçede özne yalın durumdadır şeklinde de söyleyebiliriz. Ancak dilin sağladığı çeşitli olanaklar ve özellikle eksilti nedeniyle farklı yapılarla karşılaşmaktayız. Bu durumda dilbilgisinde yeni değerlendirmelere ihtiyaç duyulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dil Bilgisi Terimleri Sözlükleri ve Terimlerin Kullanımında Görülen Aksaklıklar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14044</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14044</guid>
      <author> Zuhal KÜLTÜRAL,</author>
      <description>Terimler, bilim, sanat ve meslek dallarının mensupları arasında anlaşmayı sağlayan ve ait oldukları alanın özel kavramlarını karşılayan kelimelerdir.Türkiye Türkçesi ile gramer kitaplarının yanı sıra birçok dil bilgisi terimleri sözlükleri de yazılmıştır. Dil Bilgisi terimlerinin kullanımında gerek yüksek öğretim gerek ortaöğretimde bazı farklılıklar görülmektedir.Standart bir dil öğretimi için terim ve kavram karışıklığının ortadan kaldırılarak ortak terimlerden meydana gelen ders kitaplarının hazırlanması terimlerin kullanımındaki aksaklığa çözüm olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazim Meçi’nin Karaçay Türkçesi “Yaralı Dağkeçisi” (Jaralı Jugutur) Manzumesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14045</guid>
      <author>Mehmet SARIVedat BALKAN</author>
      <description>Kazim Meçi Karaçay-Malkar Edebiyatı'nın önde gelen şairlerindendir. Yaralı Dağ Keçisi Manzumesi, şairin içinde yaşadığı sıkıntıları anlatır. Yaralı Dağ Keçisi, yükseklerde yaşayışı, özgürlüğüne düşkünlüğü itibariyle şairin ve halkının sembolüdür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mithat Cemal Kuntay Ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Romanlarında İstanbul’un Kültür, Sanat, Basın, Edebiyat Dünyası</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14046</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14046</guid>
      <author>Berna AKYÜZ SİZGEN</author>
      <description>Yakup Kadri ve Mithat Cemal, aynı dönem yazarlarıdır. Her ikisi de II. Abdülhamit istibdadına, II. Meşrutiyet’in getirdiği özgürlük ortamına, Osmanlı Devleti’nin çöküşüne, Millî Mücadele dönemine, Cumhuriyet dönemine tanıklık etmişlerdir. Yalnızca tanıklıkla yetinmeyip, anlatıcılık görevini de üstlenmiş, eserlerinde bu dönemlere ait görüntüler çizmişlerdir. Bu görüntülerin çoğu İstanbul’a ait ya da İstanbul’la ilgilidir. Yakup Kadri’nin romanlarında ve Mithat Cemal’in Üç İstanbul romanında İstanbul’da gerçekleşen kültür sanat etkinliklerinin sayısı fazla değildir. Roman kişilerinin çoğu da sanata fazla ilgi duymazlar. Romanlarda İstanbul’daki edebiyat dünyasıyla ilgili olarak sansür, bireysel edebiyat anlayışı ve bu anlayışın değişmesi gerektiği düşüncesi, tanınmış yerli ve yabancı edebiyatçılar ve eserleri gibi konular ele alınır. Yakup Kadri, romanlarında bazı roman kişilerinin ağzından ve kısaca da olsa edebî dil, edebî eleştiri, politik edebiyat gibi konulara da değinir. Basın, kamuoyu üzerindeki etkisi ve uğradığı sansürle özellikle Hüküm Gecesi romanında oldukça önemli yer tutar. Ancak, Yakup Kadri gazeteci cinayetleri, azınlık gazeteleri gibi konulara da değinir. Ayrıca, basına yönelik eleştirilerde bulunmaktan da kaçınmaz. Mithat Cemal de Üç İstanbul’da yalan haber veren gazetelerden söz ederek benzer bir eleştiri yapmış olur. Çalışmamızda İstanbul’daki kültür, sanat, basın ve edebiyat dünyasının Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul romanı ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun romanlarına yansımaları ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim’de Zorunlu Eğitime Geçişte Planlama Ve Mekan Yetersizliği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14047</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14047</guid>
      <author>Süleyman DOĞAN</author>
      <description>Son on yıl içinde Türkiye’de ilk öğretimin kalitesini artırmak için çeşitli girişimlerde bulunulmuştur. Farklı yeni politikalar hayata geçirilmiştir. Bununla birlikte bu makalede eğitimin kalitesini olumsuz yönde etkileyen yapısal eksikliklerden kaynaklanan problemler kadar planlama eksikliklerini ortaya koyacağım. Bu problemi iki örnekle açıklayacağım: Birininci olarak; zorunlu eğitimin 1997’de 5 yıldan 8 yıla geçilmesi bazı problemleri ortaya çıkardı. Fazladan üç yıl için yeterli planlama ve yeni binalar yoktu. Sınıflardaki öğrenci sayısı artarken öğretmen başına düşen öğrenci sayısı fazlalaştı. Bu doğal olarak eğitimde kalitenin düşmesine sebep oldu. İkinci olarak; problem kırsal kesimde yaşandı. Öncelikle öğrencilerin az olduğu köylerde okulların düzenle bir şekilde işletilmesi zorlaştı. Böylece devlet bazı okulları kapatmayı ve merkezi yerlere öğrencileri taşımayı kararlaştırdı. Oluşturulan bu merkezi okullara öğrencilerin taşınması imkanı sağlandı. Bununla birlikte bu yeni sistem de bazı problemlere neden oldu. Bu merkezler ulaşım özellikle kış şartlarında çok zordu. Öğrenci aileler çocuklarının güvenliği ve zor durumlarıyla ilgili çok endişelendiler ve gönderip göndermemekte tereddüt etkiler. Sonuç olarak; yetersiz planlama ve yapısal eksiklikler eğitimi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu durumlar öğrencilerin daha iyi gelecek endişesi taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muhyî Ed-dîn B. Abd Ez-zâhir, Teşrîf El-eyyâm vel-‘usûr Fî Siret el-Melik El-Mansûr, Nşr.: Murad Kâmil, Kahire 1961, 419 S.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14048</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14048</guid>
      <author>Abdullah Mesut AĞIR</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Necati Demir, Mehmet Dursun Erdem: Hazret-i Ali Cenkleri, Ankara 2007,411 S. Destan Yayınları, Türk Destanları Dizisi Eski Türkiye Türkçesi: Isbn: 978-9944-788-00-7</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14049</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14049</guid>
      <author>Şahabettin GEDİK</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üstünova, Kerime (2008); Türkiye Türkçesi Ad İşletimi (Biçim Bilgisi), Kesit Yayınları, İstanbul</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14050</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14050</guid>
      <author>Ebru SİLAHŞÖR ÖZTÜRK</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Ramazan Korkmaz (2008), Aytmatov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu Ve Dönüş İzlekleri, Grafiker Yayınları, 226 S. Ankara</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14051</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14051</guid>
      <author>Veysel ŞAHİN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Necati Demir, Mehmet Dursun Erdem, Sibel Üst: Ebâ Müslim-Nâme, Ankara 2007, C. I514 S., C. Iı 529 S. (Destan Yayınları, Türk Destanları Dizisi Eski Türkiye Türkçesi) Isbn: 978-9944-788-05-2</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14052</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14052</guid>
      <author>Pınar VURSUN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


