






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2008 Sayı Volume 3 Issue 7 </title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=241</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Sibirya Tatar Türkleri ve Dilleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13749</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13749</guid>
      <author>Ercan ALKAYA</author>
      <description>Bu çalışmada, bugün üç yüz bine yaklaşan nüfuslarıyla Batı Sibirya’nın Tümen, Baraba, Omsk gibi bölgelerinde yaşayan Sibirya Tatar Türkleri ele alınmıştır. Sibirya Tatar Türklerinin tarihi gelişimi, Türk dünyası ve Tatar Türklüğü içindeki konumu, nüfusları, kültürel değerleri anlatılmış ve dil özellikleri (ses bilgisi, şekil bilgisi ve söz varlığı) hakkında ana hatlarıyla bilgi verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İhmal Edilmiş Bir Gazete:Astırhan’ın İlk Türk Gazetesi Burhan-I Terakki (1906-1911)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13750</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13750</guid>
      <author>Selçuk ALTUNTAŞ</author>
      <description>1905 Rus Devrimi, Rusya’nın her yerinde büyük değişme ve gelişmelere sebep olmuştur. O zamana kadar çok az sayıda gazete çıkarabilen Rusya Müslümanları, meşrutiyetle birlikte birçok gazete ve mecmua yayımlamayı başarmışlardır. Bunlardan biri de Astırhan şehrinde Mustafa Lütfi İsmailov Şirvanski tarafından yayımlanan Burhan-ı Terakki (1906-1911) gazetesidir. Maddî yokluklar ve siyasî baskılara rağmen Burhan-ı Terakki’nin altı sene boyunca yayın hayatına devam edebilmesi azımsanamayacak bir başarıdır. Gazete, bu süre zarfında ilericiliğin temsilcisi olmuş, dinî taassup ve cehaletle mücadele etmiştir. Burhan-ı Terakki, Türk dünyası arasındaki ilişkiler açısından da önemli bir yayın organı olup Rusya’nın değişik bölgelerinde yaşayan Türklerin birbirleriyle ve Türkiye (Osmanlı) ile olan münasebetlerinin ortaya konulmasına yardımcı olacak bir mahiyettedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kazak Edebiyatında İlk Roman -Bakıtsız Jamal-</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13751</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13751</guid>
      <author>Metin ARIKAN</author>
      <description>Mirjakıp Duvlatulı tarafından 1910 yılında yayımlanmış olan Bakıtsız Jamal o tarihe kadar roman tür adıyla yayımlanmış ilk eser oluşuyla Kazak edebiyatı tarihinde büyük öneme sahiptir. Sözlü anlatımın, özellikle meddah hikâyelerinin kendisini çok sık hissettirdiği eserde, yazar ayrıntılar üzerinde fazla durmamış, uzun tasvirlere yer vermemiştir. Hacmi roman türüne göre oldukça kısa olan Bakıtsız Jamal çok açık biçimde nazımdan nesre, halk hikâyesinden de hikâyeye geçiş özelliği göstermektedir. Aslında “Bakıtsız Jamal”da aşkları anlatılan Ali ile Cemile, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı gibi halk arasında namı bilinen âşıklardan farksızlardır. “Bakıtsız Jamal” ile sözü edilen halk hikâyeleri arasındaki bu çok benzer duruma karşılık eser önemli bir farklılığı da beraberinde getirmekte ve önemli bir devre adım atıldığını göstermektedir. Onun eserde toplumda kadına yönelik haksızlıkları tartışmaya açması; hatta ondan da öte ortaya koyması son derece önemlidir ki bu da toplumun değişmeye başladığının, batıya açıldığının göstergesidir. Sonuç olarak Mirjakıp Duvlatulı’nın “Bakıtsız Jamal” adlı eseri bütün zaaflarına rağmen Kazak edebiyatında yeni bir tür olan roman için ilk aşamayı oluşturması bakımından önemli bir fonksiyona sahiptir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya Federasyonu Sınırları İçinde Yer Alan Özerk Cumhuriyetlerin Etnocoğrafya Işığında Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13752</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13752</guid>
      <author>Emin ATASOY</author>
      <description>Beşeri coğrafya merkezli bu çalışmada Rusya’nın etnik, dinsel ve demografik yapısı irdelenmiştir. Rusya etnik, dinsel ve kültürel çeşitlilik bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ülkemizde Rusya’nın etnocoğrafyası ve demografyasi ile ilgili çalışmaların sayısı çok yetersiz olduğundan dolayı bu çalışmanın hazırlanması ile bu bilgi eksikliği giderilmeye çalışılmıştır. Çalışmada Rusya’da yer alan 21 Özerk Cumhuriyetin coğrafi, demografik ve etnik özellikleri karşılaştırılarak incelenmiştir. Ayrıca çalışmada diller ve dinler coğrafyası ışığında Rusya’nın bölgesel ve nüfus analizi yapılmıştır. Çalışmada Türk ve Müslüman milletler ile Slav ve Hıristiyan milletler arasında demografik özellikler bakımından büyük farklılaşmalar olduğu tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ibıray Altınsarin ve Nikolay İvanoviç İlminski’nin Kazak Eğitim Sistemine Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13753</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13753</guid>
      <author>Ekrem AYAN</author>
      <description>1860’lı yıllarda Rusya’da yeni bir eğitim sistemi tartışılmaktaydı. Rusya sınırları içerisinde yaşayan Türk halklarının yetiştirilmesini içeren bu eğitim sistemi, 20.yy’nin sonlarına kadar sürecek ve bundan sonraki dönemlere de etkisi devam edecektir. Alfabe değişikliği, eğitim-öğretim müfredatlarının oluşturulması, yeni okulların açılması, yeni ders kitaplarının bastırılması gibi birçok hedefi içeren bu sistem misyonerlik faaliyetleriyle başlamış ve halktan bazı kimselerin de desteği alınarak devam ettirilmeye çalışılmıştır. Yeni okulların, hatta Kazak çocukları için ilk defa okulların açılması, Tatar mollalarının Kazak halkı üzerindeki etkisinin azaltılması ve modern yaşam tarzının benimsetilmesi gibi önemli katkılar sağlayan bu eğitim sistemi, diğer yandan Hristiyan kültürünün, dininin ve dilinin yayılması, dayatılması ve halkın Ruslaştırılması gibi yönlerden de millî değerleri zedeleyen amaçları da içermekteydi. Meşhur misyoner, Türkolog İlminski bu amaçlar doğrultusunda Kazak halkına yönelmiştir. Kazak halkının tepkisini çekmemek için çalışmalarını halk arasından sevilen ve değer verilen kişiler vasıtasıyla yapmayı planlayan İlminski bunun için Altınsarin’i seçmişti. Neticede bu eğitim sisteminin iyi yönlerini benimseyip halkına yaymaya çalışan Altınsarin, misyonerlik faaliyetleri noktasında ise İlminski’ye daima karşı çıkmış ve millî kültürün korunması yönünde yenilikçi çalışmalarına devam etmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Islam And Turkish Immigrants In The Netherlands</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13754</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13754</guid>
      <author>Umut AZAK</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tevārih-i Āl-i Selçuk Oġuz-Nāme’si</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13755</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13755</guid>
      <author>Abdullah BAKIR</author>
      <description>Türk tarihin ana kaynaklarından olan ve Anadolu’daki ilk Türkçe yazmalardan sayılabilecek OàuznÀme; Türklerin tarih sahnesine çıkışından Osmanlılara kadar olan dönemi kapsayan bir genel Türk tarihi niteliği taşımaktadır. Eserin ilk bölümünde Türklerin tarih sahnesine çıkışları, Oğuz boyları, boy adlarının anlamları, boy tamgaları ve geleneklerinin anlatıldığı OàuznÀme adlı bir bölüm bulunmaktadır. Makalemizde; bu yazma eserin tanıtımından sonra, OàuznÀme bölümünün transkripsiyonu ve Berlin, Paris ve Topkapı Sarayı Kütüphanesi nr.1390 nüshalarının bir karşılılaştırması sunulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırgız Türkçesinde Ünlü Türemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13756</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13756</guid>
      <author>Cahit BAŞDAŞ</author>
      <description>Kırgız Türkçesinde, çeşitli sebeplerle, pek çok kelimenin ön, iç ve son sesinde ünlü türemesi meydana gelmiştir. Daha çok alınma kelimelerde görülen ünlü türemesine, bazı Türkçe kelimelerde de rastlanır. Rusça kelimelerin imlâsı genellikle korunduğundan, bu kelimelerde ses türemesi yoktur. l, n, r akıcılarıyla başlayan alınma kelimelerin önünde ı, i, o, u ünlüleri türemiştir. Başta yabancı kökenliler olmak üzere, ünsüz çifti bulunduran kelimelerde, iç ses ünlü türemesi görülür. İç seste sadece dar ünlüler (ı, i, u, ü) türemiştir. Kelime sonunda ünsüz çifti ve ünlü uzunluğuna bağlı olarak düz ünlüler (a, e, ı, i) türemiştir. Türeyen ünlüler, her zaman kelimenin ilk hece ünlüsüyle uyumludur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kuzey Azerbaycan’daki Türk Dönemi Yapılarında Bulunan Usta Kitabeleri Üzerine Bazı Düşünceler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13757</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13757</guid>
      <author>Ersel ÇAĞLITÜTÜNCİGİL</author>
      <description>Sovyetler Birliği’nin dağılması ile bağımsızlıklarına kavuşan Türk Cumhuriyetleri, başta Türkiye olmak üzere dünya devletleriyle sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilere girmiştir. Bunun sonucunda pek çok bilim adamı bilimsel çalışma yapmak üzere bu bölgelere gelerek, buralardaki Türk kimliğinin en önemli kanıtı olan sanat eserlerini inceleme olanağı bulmuştur. Kuvvetini tarihinin derinliklerinden alan Türk Sanatı, sürekli olarak Orta Asya ve Kafkaslara kadar uzanan köklerinden beslenmiştir. Bu çalışmada da, XI-XIX. yüzyıllar arasında, Azerbaycan’da inşa edilmiş mimari eserlerin tarihlendirilmelerinde, birinci derecede kaynak durumundaki kitabeler üzerinde durularak, bunlarda yer alan inşa ve süsleme ustalarının unvanları ve bir dizi problemleri tanıtılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hollanda Toplumunda Yabancı Karşıtı Tutumların Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13758</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13758</guid>
      <author>Kadir CANATAN</author>
      <description>Bu makalede Hollanda toplumunda yabancı karşıtlığının gelişimi ve yabancı karşıtlarının son yıllardaki toplumsal profili incelenmektedir. Öteden beri yabancılara karşı hoşgörülü bir ülke olarak tanınan Hollanda, altmışlı yıllardan bu yana giderek artan göç ve göçmen sayısına karşı olumsuz tepkiler vermeye başlamış ve bugün yabancılar sorunu, ülkenin en önemli ve tartışmalı siyasal sorunlarından biri haline gelmiştir. Kültürel Değişmeler Araştırması çerçevesinde toplanan verilere dayalı olarak yapılan analizlerde yabancı karşıtlığının marjinal bir olgu olmadığı, tam tersine geniş sosyal çevrelerin bir hoşnutsuzluğunu yansıttığı anlaşılmaktadır. Yabancı karşıtlığı, hem sosyal ve ekonomik hem de kültürel açıdan yerli ve yabancı gruplar arasındaki toplumsal rekabetten kaynaklanmaktadır. Hollanda, yeniden “hoşgörülü ülke” imajını elde etmek istiyorsa söz konusu toplumsal ve kültürel rekabeti makul politikalarla yönetmek zorundadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bulgaristan’dan Türkiye’ye Son Türk Göçünün (1989) Sosyo-Ekonomik Etkileri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13759</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13759</guid>
      <author>Turhan ÇETİN</author>
      <description>Bulgaristan’dan Türkiye’ye olan göçlerin tarihi yaklaşık yüzyıl öncesine dayanmaktadır. Bu araştırmada; 1989 yılında Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden Türklerin demografik özellikleri, yerleşim bölgeleri, Bulgaristan’dan göç etme nedenleri incelenmiştir. Ayrıca göçün Türkiye’ye ekonomik etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gagauz Edebiyatında Dionis Tanasoğlu’nun Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13760</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13760</guid>
      <author>Nadejda CHİRLİ (Nadya Özakdağ)</author>
      <description>Çağdaş Türk edebiyatları arasında Gagauz edebiyatı en gencidir. Elli bir yıllık bir alfabeye sahip olan bu Türk topluluğu, hem aydın sayısının fazla olmaması, hem de bazı imkânsızlıklar sebebiyle ana dillerinde fazla yayın yapamamışlardır. 1957 yılında Kiril kökenli alfabe kabul edildikten sonra edebî eserler yayımlanmaya başlamıştır. Bu tarihe kadar Gagauz şairleri Gagauzca yayımlama imkânı pek bulamamışlardır. Gagauz edebiyatında nazım türü nesre göre üstünlük sağlamıştır. Bu yazımızda, Gagauz şiiriyle ilgili bilgi verildikten sonra Gagauz dilinin, edebiyatının, folklorun vs. gelişmesinde büyük emeği olan Dionis Tanasoğlu’nun edebî kişiliği, eserleri ve çalışmaları üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şor Kahramanlık Destanlarında Kadın Tipi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13761</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13761</guid>
      <author>Nadejda CHİRLİ (Nadya Özakdağ)</author>
      <description>Güneybatı Sibirya’da yaşaya küçük bir Türk topluluğu olan Şorlar, zengin bir folklora sahiplerdir. Türk destanlarında olduğu gibi Şor kahramanlık destanlarında da kadınlar önemli bir yer tutmaktadır. Şor destanlarında kadınlar hem başkahraman hem de yardımcı kahramanın olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, bugün hâlâ Şorlar arasında yaşayan kahramanlık destanları ele alınacaktır. Söz konusu destanlarda geçen kadın tipi üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nizami Gencevi’nin Eserlerinde Eğitim Eksenli Adalet, Devlet Ve Hükümdar Öğretisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13762</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13762</guid>
      <author>Süleyman DOĞAN</author>
      <description>Asıl adı İlyas olan ünlü şair ve filozof Nizami Gencevi 1141 yılında Azerbaycan’ın Gence’de doğmuş, yine bu şehirde 1209’da ölmüştür. O'nun ilme, sanata olan güçlü ilgisi ve çok fazla lisan bilmesi sonuçu farklı ilmi sahalarında; felsefe, edebiyat, astronomi, tıp, geometri gibi alanlarda yazmıştır. Hamse isimli eseri çok meşhurdur. Mevlana Celalettin Rumi’nin eserlerinde Nizami’ye ve eserlerine çok sayıda atıf görmek mümkündür. Nizami Gencevi’nin eserlerinden yola çıkarak eğitim eksenli bu tebliğimde ilk olarak devlet başkanı modalini adaletle bütünleştirmeye çalıştım. Nizami Gencevi, bilinçli cemiyette asıl olan, içtimai ahenk ile adalett olduğunu belirtiyor. İkinci olarak yine Nizami’nin eserinden yola çıkarak adaleti örneklerle ve günümüze bakan yönüyle açıklamaya çalıştım. Devlet, temsil ettiği cemiyeti birbirini yiyen düşman zümrelerin yırtıcılığına terk etmemek görevindedir. Onun en büyük işi-varlığının hikmeti- asayişi temin etmek ve adaleti yaymaktır. Adalet, Nizami’nin, Tanrısına taptığı gibi, kutsadığı bir idealdir. Adalet üzerine kurulmuş devleti idealize eden Gencevi, bu idealini Türk devleti tipinde buluyor. Nitekim didaktik eseri olan “Mahzen-ül Esrar” da, zulme uğramış ihtiyar bir kadının ağzıyla, Büyük Selçuklullar da Sultan Sencer’e hitapla: “Madem ki adaletsizliğe tahammül ediyorsun, demek ki Türk değilsin” diyor. Üçüncü olarak devleti örneklerle adeta modelleyen Nizami, devletin adalet yaymak vazifesinde bir müessese olduğu fikrini telkin etmek için, Sanatkar, “Heft-Peyker” gibi ince düşünülmüş koca bir manzume yazmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sibirya Araştırmalarında Öncü Bir İsim: Vladimir Germanoviç Bogoraz-Tan</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13763</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13763</guid>
      <author>Muvaffak DURANLI</author>
      <description>Vladimir Germanoviç Bogoraz- Tan, N. A. Tan takma adıyla edebiyatta bilinen (1865- 1936) devrimci, yazar ve Sibirya’daki Çukçalar üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen bir etnograftır. 1886 yılında Sankt Peterburg’a gelen araştırmacı, bu şehirde tutuklanmış ve daha sonra Kuzey Doğu Sibirya’ya, Yakutsk yakınlarına sürgüne gönderilmiş, burada Çukçalar üzerine çalışmış, onların yaşam biçimi, gelenekleri, dili ve inançlarını incelemiştir. Onun çalışmaları ve araştırmalarında bu bölgede yaşayan Türk topluluklarıyla ilgili önemli veriler bulunmaktadır. Bilimsel çalışmalarının yanı sıra Bogoraz “Çukça Hikayeleri” (1899), “Sekiz Kabile” (1902), “Ejderhanın Kurbanı” (1909), “Dirilen Kabile” (19359 adlı romanı da yayınlamıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nahçıvan Türk Halk İnanışlarında Mitolojik Sayılar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13764</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13764</guid>
      <author>Bayram DURBİLMEZ</author>
      <description>Harflere ve sayılara türlü anlamlar yüklenmesi, yüklenen anlamların yorumlanması sonucu doğan çeşitli simgeci ve gizemci akımların/ felsefelerin kaynağı mitolojik döneme uzanır. Mitolojik dönemdeki insanlar her şeyin ruhlarla, tanrılarla, cinlerle ilişkili olduğunu düşünürler, sayıların da gizemine inanırlardı. Sayıların gizemini bildiğine inanılan kişilerin bilgilerini “uygun ruhların yardımını sağlamak, büyücülük yapmak” veya “belirli formülleri saptanmış sayıda yineleyerek dualarını daha etkili kılmak için” kullandıkları bilinmektedir. Mitolojik dönemden günümüze kadar halk inanışlarında da kimi sayılara özel anlamlar yüklendiği anlaşılmaktadır. Halk inanışlarında “üç”, “dört”, “beş”, “yedi”, “dokuz” ve “kırk” gibi bazı sayılara özel anlamlar yüklendiği ve bu sayıların kutlu sayıldıkları görülmektedir. Bu sayılarla ilgili kabul ve davranışlar, Nahçıvan Türk halk inanışları içinde önemli yer tutmaktadır. Bu inanışların bir kısmı mitolojik döneme kadar uzanmakta, bir kısmı da tarih boyunca kazanılan değişik kültür ve inançlara dayanmaktadır. Yapılan araştırma sonucunda, Nahçıvan Türk halk inanışlarının Türk Dünyası halk inanışlarıyla büyük benzerlikler taşıdıkları ve halk inanışlarını “sayı sembolizmi” açısından inceleyecek araştırıcılar için zengin malzemeler bulundurdukları ortaya çıkmaktadır. Türk halk kültürü ürünlerinde yaygın olarak kullanılan sayıların Nahçıvan Türk halk inanışlarında da benzer ve farklı işlevler yüklenerek yer aldıkları anlaşılmaktadır. Bu çalışmada, “üç”, “dört”, “yedi”, “kırk” gibi sayıların mitolojik dönemden günümüze kadar Nahçıvan Türk halk kültürü ürünlerinde kazandığı simgelik anlamlar ile Nahçıvan’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin halk inanışlarında bu sayılara yüklenen anlamların ortaya çıkarılması amaçlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Azerbaycan Sahası Türk Edebiyatında İlk Süreli Yayın Faaliyetleri ve “Molla Nesreddin Dergisi”</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13765</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13765</guid>
      <author>Mitat DURMUŞ</author>
      <description>Azerbaycan sahası Türk edebiyatında ilk süreli yayın çalışmaları 19. yüzyılın sonunda başlar. Bu tarih, Türkiye sahası Türk edebiyatı için de aynı dönemi kapsar. Çalışmada her iki coğrafyada süreli yayın faaliyetlerinin hangi düzeyde olduğu ve özellikle Azerbaycan’da ilk deneyimlerin hangi amaçlar doğrultusunda gerçekleştirildiği açıklanmak istenmiştir. 19. yüzyılın sonu, 20. yüzyılın başında yayımlanmış ve Azerbaycan sahası Türk edebiyatında bir ekol olmuş, Molla Nesreddin dergisinin tanıtılmasına özen gösterilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rus Dilindeki Türkçe Kelimeler Üzerine Bir Tasnif Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13766</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13766</guid>
      <author>Minara ALİYEVA ÇINAR</author>
      <description>Türkçe ile komşu diller arasındaki alış verişler, Türkler ile komşu milletler arasındaki bilgi alışverişini gösterir. Komşulardan birinin diğerinden öğrendiği her bilgi, umumiyetle komşunun dilindeki adıyla tanındı. Çinliler, Farslar, Araplar, Macarlar, İslavlar vs. gibi oldukça farklı milletlerin komşuluğunda yaşamış olan Tükler, bu komşulardan pek çok şey öğrenmişler ve onlara pek çok şey öğretmişlerdir. Bu karşılıklı bilgi alışverişinden doğan bilgi alıntıları yanında, Türklerin bu milletler üzerinde yüz yıllar boyu yönetici rolü oynamalarının bir sonucu olarak, Türkçeden yaptıkları özenti alıntıları da bu komşuların dillerine yerleşmiştir. E. N. Şipova’nın 1976 yılında Alma-Ata’da yayımlanan en derli toplu Slovar tyurkizmov v russkom yazıke (Rus Dillindeki Türkçe Unsurlar Sözlüğü) adlı eserine bakılırsa Rusçaya Türkçeden geçen 1500’den fazla kelime bulunmaktadır. Bu kelimeler, tarihin çeşitli dönemlerinde Türkçe ve Türkçenin çeşitli lehçelerinden doğrudan ve dolaylı olarak Rusçaya giren Türkçe kelimelerdir. Bu yazımızda esas olarak ele aldığımız bu eserden kelimeleri tasnife tabi tutmaya çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bağımsızlık Sonrası Modern Kırgız Şiirinde Farklı Bir Soluk:Bayas Tural</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13767</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13767</guid>
      <author>İsmail Turan KALLİMCİ</author>
      <description>Bu makalede modern Kırgız şairlerinden Bayas Tural’ın Kırgız şiirine getirdiği yenilikler ele alınmıştır. Şair, bağımsızlık sonrası Kırgız edebiyatında ve siyasetinde savunduğu sıra dışı fikirlerle ön plana çıkmıştır. Şairin tarihçi kimliği ile yazdığı bu şiirlerde göstermiş olduğu tematik farklılığı göstermeye çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uyanma Kavramı Ve Kazaklar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13768</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13768</guid>
      <author>Mehmet KARADamira İBRAGİM</author>
      <description>Dillerde önce somut kavramlar şekillenmiş, sonra aynı kavramların soyut biçimleri de ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de “uyanma” kavramıdır. Söz konusu kavramın Kazakçası oyanuw şeklindedir. Dil şekillenmesine paralel olarak “uyanma” kavramı da önceleri bir insanın uykudan uyanmasını anlatırken, sonraları insanoğlunun gaflet ve dalgınlıktan kurtulmasını ifade eder hâle gelmiş olmalıdır. Sovyetler öncesine ve sonrasına (bağımsızlık yıllarına) ait metinler, bize bu konuda önemli veriler sunmaktadır. 19. yüzyılda yaşayan meşhur Kazak şairi Abay, Kazaklara şöyle seslenir: “Gaflet uykusundan uyanın, adam olun!”. 20. yüzyıl başlarında yaşayan Mirjakıp Dulatov, Ahmet Baytursınov, Mağcan Cumabayev gibi Kazak aydınlarının eserlerinde de bu kavram önemli bir yere sahiptir. Örnek olarak; Ahmet Baytursınov, Kazakları yabancı ideolojinin etkisinden kurtarmak için Masa “Sivrisinek” adlı kitabını kaleme almıştır. Baytursınov, bu eserin girişinde “Gaflet uykusuna dalmış olan halkımı bir sivrisinek gibi sokmak, daldıkları derin uykudan onları uyandırmak istedim” demiştir. Mirjakıp Dulatov da bu düşünceden hareketle Oyan Kazak “Uyan Kazak” adlı eserini yazmış ve bu eserinde şöyle seslenmiştir: “Gözünü aç, uyan Kazak, kaldır başını, Geçirme karanlıkta boşuna yıllarını” Bu mısralar, Kazakların millî uyanış devri sayılan 1930-1940 yılları aydınlarının sloganı hâline gelmiştir. 1990’lı yıllarda Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte Kazaklar için yeni uyanış devri başlamış; yeni uyanış, 1986 “Jeltoksan” olayları ile uç vermiştir. Kazak halkı, “asırlık uykudan” uyanarak kendini diri tutacak millî, dinî, tarihî değerlerine ve özellikle de ana diline sahip çıkmanın yollarını aramaya başlamıştır. Bu bildiride, soyut anlamlı uyanma kavramının Kazaklar arasındaki algılanış biçimi üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkmencede Çocuklarla İlgili Dolaylı Kelimeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13769</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13769</guid>
      <author>Mehmet KARA</author>
      <description>Dîvânü Lügati’t-Türk’te çocuk kelimesinin anlamı “domuz yavrusu”dur. Daha sonra bu kelime, birçok Türk lehçesinde anlam iyileşmesine uğrayarak “insan yavrusu” için de kullanılır olmuştur. Ancak Türkmen Türkçesinde cocuk şeklinde geçen bu kelime, ilgili lehçede, Dîvânü Lügati’t-Türk’teki anlamını korumaktadır. Türkmen Türkçesinde bazı kelimeler anıldığında direkt olarak bunların çocuklarla ilgili olduğu, bu lehçeyi bilenler tarafından hemen anlaşılır. Bir başka deyişle bu kelimeler anıldığında hemen çocuklar hatıra gelir: bala “çocuk, yavru”, çağa “yavru, çocuk”, doğma “oğul, erkek çocuk”, perzent “nesil, çocuk” vb. Türkmencedeki söz konusu kelimelerin bir kısmı ise, dolaylı olarak çocukları ifade etmektedir. Bunlarda mecazlı kullanım vardır ve hepsi de hoşlanılan varlığın, çocuk sevilirken veya sevgi ifadesi olarak çocuğa seslenilirken ona atfedilmesiyle ortaya çıkmaktadır: ciğerbent “gönülden sevilen (çocuk)”, köşek “devenin bir yaşına gir¬me¬miş yavrusu; sevilen çocuklara söy¬lenen söz”, mazı “kavun çeşidi; çocuk sevilirken söylenir”. Bu tür ifade çeşitliliğine, Türk boylarında olduğu gibi değişik milletlerin dillerinde de rastlamak elbette mümkündür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Қазақтар Және Ояну Ұғымы</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13770</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13770</guid>
      <author>Mehmet KARADamira İBRAGİM</author>
      <description>Dillerde önce somut kavramlar şekillenmiş, sonra aynı kavramların soyut biçimleri de ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri de “uyanma” kavramıdır. Söz konusu kavramın Kazakçası oyanuw şeklindedir. Dil şekillenmesine paralel olarak “uyanma” kavramı da önceleri bir insanın uykudan uyanmasını anlatırken, sonraları insanoğlunun gaflet ve dalgınlıktan kurtulmasını ifade eder hâle gelmiş olmalıdır. Sovyetler öncesine ve sonrasına (bağımsızlık yıllarına) ait metinler, bize bu konuda önemli veriler sunmaktadır. 19. yüzyılda yaşayan meşhur Kazak şairi Abay, Kazaklara şöyle seslenir: “Gaflet uykusundan uyanın, adam olun!”. 20. yüzyıl başlarında yaşayan Mirjakıp Dulatov, Ahmet Baytursınov, Mağcan Cumabayev gibi Kazak aydınlarının eserlerinde de bu kavram önemli bir yere sahiptir. Örnek olarak; Ahmet Baytursınov, Kazakları yabancı ideolojinin etkisinden kurtarmak için Masa “Sivrisinek” adlı kitabını kaleme almıştır. Baytursınov, bu eserin girişinde “Gaflet uykusuna dalmış olan halkımı bir sivrisinek gibi sokmak, daldıkları derin uykudan onları uyandırmak istedim” demiştir. Mirjakıp Dulatov da bu düşünceden hareketle Oyan Kazak “Uyan Kazak” adlı eserini yazmış ve bu eserinde şöyle seslenmiştir: “Gözünü aç, uyan Kazak, kaldır başını, Geçirme karanlıkta boşuna yıllarını” Bu mısralar, Kazakların millî uyanış devri sayılan 1930-1940 yılları aydınlarının sloganı hâline gelmiştir. 1990’lı yıllarda Sovyetlerin dağılmasıyla birlikte Kazaklar için yeni uyanış devri başlamış; yeni uyanış, 1986 “Jeltoksan” olayları ile uç vermiştir. Kazak halkı, “asırlık uykudan” uyanarak kendini diri tutacak millî, dinî, tarihî değerlerine ve özellikle de ana diline sahip çıkmanın yollarını aramaya başlamıştır. Bu bildiride, soyut anlamlı uyanma kavramının Kazaklar arasındaki algılanış biçimi üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halhal Ağızlarındaki İktidarı Fiilin Olumsuzunda Kullanılan -Amma- Eki</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13771</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13771</guid>
      <author>Cihangir Kızılözen</author>
      <description>Bu makalede İran Türk ağızlarından Halhal ağzında yeterliliğin olumsuzunda kullanılan –AmmA- eki incelenmektedir. İran’ın kuzey batısı ve Hazar’ın güney batısında yer alan Erdebil eyaletine bağlı Halhal ili ağızlarında, standart Azerbaycan Türkçesinde olduğu gibi yeterlilik fiilinin olumlu ve olumsuzunda bil- fiili kullanılmaktadır. Ancak, Halhal ağızlarında yeterliliğin olumsuzunda bil- fiilinin yanı sıra bir de –AmmA- eki kullanılmaktadır. Bu çalışmada Eski Türkçe ve günümüz Türk lehçeleri de göz önünde bulundurularak yeterliliğin olumsuzunda kullanılan –AmmA- ekinin kaynağı incelenmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tuva Türklerinin Kullandıkları Alfabeler Ve Bazı İmla Özellikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13772</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13772</guid>
      <author>Vildan KOÇOĞLU-GÜNDOĞDU</author>
      <description>Tuva Türkleri, bugün Rusya Federasyonu içerisinde özerk bir cumhuriyet olarak yaşayan bir topluluktur. Cumhuriyetin sınırlarını, batıda Altay Cumhuriyeti, kuzey-batı ve kuzeyde Krasnoyarsk bölgesi ve Hakasya, kuzey-doğuda İrkuts bölgesi ve Buryatya, güneyde ve doğuda ise Moğolistan oluşturmaktadır. Başkent, Kızıl şehridir ve tam iki büyük nehrin (Kaa-Xem ile Bii-Xem) birleşerek “Yenisey” (Ulug-Xem) olduğu yere kurulmuştur. Bu tarihi noktada yerleşmiş halkın kullandıkları alfabeler ve yazı dili de yaşadıkları bazı tarihi olayların etkisinde şekillenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gülten Dayıoğlu’nun Yurdumu Özledim Romanında Dış Göç Sorununun Çocuk Boyutu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13773</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13773</guid>
      <author>Emine KOLAÇ</author>
      <description>1961 yılında Federal Almanya ile imzalanan “İş Gücü Alımı Anlaşması”, Türkiye’den Federal Almanya’ya göçü ve beraberinde yaşanan bir dizi sorunu ülkemizin gündemine taşır. Toplumun bir parçası olan yazarlarımız da doğal olarak yaşanan sorunlara kayıtsız kalmazlar. Yaşanan sorunları eserlerinde değişik boyutlarıyla ele alarak değerlendirirler. Bu yazarlardan biri de Gülten Dayıoğlu’dur. Yazar “gidenler, kalanlar, dönenler” boyutlarıyla dış göç sorununa eserlerinde dikkat çeker, verdiği çarpıcı ve canlı örneklerle edebiyatımızda önemli bir yer edinir. Geride Kalanlar ve Geriye Dönenler eserleriyle dış göç sorununa parmak basan, bu sorunları; konut, eğitim, parçalanmış aile, çocuk-gençlik, çalışma koşullarının ağırlığı, küçümsenme, vatana duyulan özlem boyutlarıyla ele alıp değerlendiren yazar, Yurdumu Özledim romanında dış göç sorununun çocuk boyutuna dikkatleri çeker. Bu romanda; ailesiyle birlikte Almanya’ya giden, oradaki çevreye, okula uyum sağlamada zorlanan, yeterince bilmediği bir dil ile eğitim görmenin sıkıntılarını yaşayan, Alman öğretmen ve öğrencilerin ayırımcı tavırlarıyla karşı karşıya kalan, iki kültür arasında sıkışan, yaşadığı olumsuzluklardan dolayı okuldan uzaklaşan ve her geçen gün biraz daha “yurdunu özleyen” Atıl şahsında dış göç sorununun çocuk boyutu bütün gerçekliğiyle gözler önüne serilmeye çalışılır. Bu makalede; Batı Almanya’ya dış göç sorununun tarihsel gelişimi, Atıl’ın Almanya serüveni, karşılaştığı sorunlar, üzüntüleri, sevinçleri, özlemleri romandan yapılan çarpıcı alıntılarla desteklenerek ortaya konulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ali Yaşar’ın ‘‘Çağrı’’ Şiirindeki Penceresinden Musul-Kerkük Türkleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13774</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13774</guid>
      <author>Gökmen MOR</author>
      <description>Türkler, her ülkede vatanlarına bağlı kalmışlar ve zengin kültürleriyle her zaman insanlığa örnek bir millet olmuşlardır. İlmiyle, irfanıyla, yazarıyla, şairiyle, aydınıyla dünya milletlerine yol göstermişlerdir. Ancak çeşitli zamanlarda haksızlılarla dolu bir durum ile karşı karşıya kalmışlardır. Irak’taki Türkler geçmişte olduğu gibi bugün de yönetim tarafından dışlanan, horlanan, ezilen, sürgün edilen, öldürülen bir vaziyettedirler. Iraklı Türklerin tek suçları Türk olmaktır. Kültürel hakları ellerinden alınan Türkler, kendi topraklarında esir durumuna düşürülmüştür. Nitekim onların bu durumu, şairlerin, yazarların eserlerine konu olmuştur. Şair Ali Yaşar, Türklerin bu durumuna seyirci kalmayarak şiirine onların çektiği sıkıntıları, acıları, ölümleri konu edinmiştir. Yüreği yiğitlikle, vatan aşkı ile dolu olan çileli şair, Türk dünyasının bu duruma ilgisiz kalmamasını arzulamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cengiz Aytmatov’un Eserlerinde Av Teması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13775</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13775</guid>
      <author>Özlem NEMUTLU</author>
      <description>Cengiz Aytmatov, hikâye, povest ve roman türlerinde kaleme aldığı eserlerinde aşk, iyi-kötü çatışması, kaderin kaçınılmazlığı, savaş, eğitim, baskı rejimlerinin yarattığı bireysel ve toplumsal krizler gibi farklı birçok konuyu ele almış ve bunlardan yola çıkarak millî ve evrensel mesajlar vermeyi başarabilmiş bir yazardır. “Av ve avlanma” da, yazarın bahsettiğimiz konularla ilgili olarak eserlerinde çeşitli boyutlarıyla işlediği temalar arasında yer almaktadır. Bu konuyu işlediği Beyaz Gemi, Dişi Kurdun Rüyaları, Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, Gün Olur Asra Bedel, Elveda Gülsarı gibi eserlerinde av ve avlanma, tabiatın ve tabiliğin bir parçası olduğu sürece zararlı değildir, ancak bu söz konusu niteliği insanın tabiatını ve özünü bozan bir mahiyete dönüştürüldüğünde çok çeşitli bireysel ve toplumsal trajedilerin yaşanması kaçınılmazdır. Bu çalışmada Cengiz Aytmatov’un eserlerinde av ve avcılığın yansımaları ve toplumdaki etkileri üzerinde durduk.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Kültür Tarihinde Alp Er Tonga ve Uygur Türkleri Arasında Onunla İlgili Anlatmalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13776</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13776</guid>
      <author>Adem ÖGER</author>
      <description>Alp Er Tonga, Türk kültür tarihine yön veren kahramanlardan biridir. Onun hakkında yazılı kaynakların yanı sıra, Doğu Türkistan’da yaşamakta olan Uygur Türkleri arasında çeşitli sözlü anlatmalar da bulunmaktadır. Makalemizde, ilk olarak Alp Er Tonga hakkında tarihi yazılı kaynaklarda yer alan bilgileri ve araştırmacıların Alp Er Tonga’nın kimliğiyle ilgili görüşlerini değerlendireceğiz. Daha sonra da Uygur Türkleri arasında Alp Er Tonga ve onun hayatı etrafında teşekkül eden sözlü anlatmaları inceleyerek, Alp Er Tonga’nın Türk kültür tarihindeki yeri ve önemini ortaya koymaya çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırım Tatar Türkçesinin Yayılma Alanları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13777</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13777</guid>
      <author>Nevzat ÖZKAN</author>
      <description>Türkler, M.Ö. VII. yüzyılda Kırım’a yerleşmeye başlamıştır. Fakat Kırım Türkçesi XIII. yüzyılda Kıpçak Türkleriyle birlikte bir edebî dil haline gelmiştir. XV. yüzyıldan sonra Osmanlı Devleti Kırım’ı hem siyasi olarak hem de kültürel olarak etki altına almıştır. 1771’de Rusların Kırım’ı işgalinin ardından Kırım Tatar Türkleri Balkan ülkelerine ve Anadolu’ya göçmeye başlamıştır. 1944 yılından sonra ise Ruslar Kırım Tatar Türklerini, başta Özbekistan olmak üzere Orta Asya, Urallar ve Sibirya’ya sürmüşlerdir. 1990’da Sovyetler Birliği dağılınca Kırım yeniden toparlanma sürecine girmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nûrmuhammet Andalıp Ve “Nesîmî” Poeması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13778</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13778</guid>
      <author>Aydın ÖZTÜRK</author>
      <description>Batı Türkçesi, Türk yazı dilinin en büyük gelişme sahalarından biridir. Batı Türkçesi Oğuzların kullandığı dildir. Oğuzca yahut coğrafî tasnife göre Batı Türkçesi, Batı Oğuzcası ve Doğu Oğuzcası olarak sınıflandırılmıştır. Türkmen Türkçesi Doğu Oğuzcasına aittir. Doğu Türkçesinin etkisiyle Harezm, Kıpçak ve Çağatay Türkçesinin dil özelliklerini de barındırmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalarla bu lehçeyle yazılan eserler tanınmaya başlanmıştır. Biz bu makalede yüksek lisans tezimize konu olarak aldığımız 18. yüzyıl Türkmen şairi Nurmuhammet Andalıp’ın Nesîmî adlı manzum eserinin özellikle dil incelemesiyle ortaya çıkan unsurları üzerinde durduk. Çalışmamızda Andalıp’ın hayatı ve eserinin muhtevası da söz konusu edilmiştir. İnceleme sonunda 18. yüzyıl metni ile bugünkü Türkmence metinler arasında görülen değişmeler ya da aynı anda kullanılan ikili şekiller ile Türkiye Türkçesiyle olan paralellik ve farklılıklar belirmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Şehriyar’a Selam Haydar Baba’ya Selam’ın Ontolojik Tahlili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13779</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13779</guid>
      <author>Mümtaz SARIÇİÇEK</author>
      <description>Muhammed Hüseyin Şehriyar (1906-1988), Güney Azerbaycan’da yaşamış, Azeri Türkçesi’nin ve Türk dünyasının çağımızdaki en büyük şairlerinden biridir. Onun en büyük eseri Haydar Baba’ya Selâm şiiridir. Bu şiir, adını, Şehriyar’ın doğduğu köy ve köyün eteğinde kurulu olduğu Haydar Baba dağından alır. Metin hecenin 11’li kalıbıyla, beşer dizelik 125 kıtadan oluşan modern bir biçimde kaleme alınmıştır. Ontolojik tahlil yöntemi edebi eseri çeşitli tabakalardan oluşan bir varlık gibi görüp, çözümlemeyi bu katmanların biçimsel ve anlamsal yönlerini izah etme üzerine kuran bir inceleme biçimidir. Edebiyat dünyamızda yaygın olmayan bu yöntemin teorisi ile ilgili İsmail Tunalı’nın Sanat Ontolojisi isimli eseri en yetkin kaynaktır. Tunalı, adı geçen eserinde, bu yöntem üzerinde çalışan iki önemli araştırmacı Nicolai Hartmann ile Roman İngarden’in görüşlerini açıklamış, tartışmış ve ikisinin sentezinden oluşan bir yöntem önermiştir. Biz de bu çalışmada Tunalı’nın önerdiği yöntemi kullanacağız. Haydar Baba’ya Selâm uzun bir metin olduğu için tamamını incelemenin bir makale boyutunu aşacağı aşikardır. Burada, kendi içinde bir bütünlük taşıdığı için metnin ilk yedi kıtası incelenecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Asur Toplumunda Çocuklara Ad Verme Geleneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13780</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13780</guid>
      <author>Hasan Ali ŞAHİN</author>
      <description>Eski Asur toplumunda, çocuklara isim vermede her toplumda olduğu gibi, inançların, adetlerin ve geleneklerin büyük yer tuttuğunu görmekteyiz. Asurlular çocuklarına inançları gereği tanrılar adına yapılan teofor isimler vermişlerdir. Bunun yanında geleneklere uygun olarak bazen dedelerinin ismini alan çocuklar da görülmektedir. Erkek çocuklarına manalı ve güzel isimler verilirken kız çocuklarına isim vermede fazla özen göstermedikleri anlaşılmaktadır. Bu çalışmamızda, isimlerden hareket ederek Asur toplumunun inançlarını, geleneklerini ve değer yargılarını tespite çalışacağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özbek Türkçesi Söz Varlığına Bir Bakış (Xıx.Yüzyılın İkinci Yarısı-Xx. Yüzyıl Başları)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13781</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13781</guid>
      <author>Feridun TEKİN</author>
      <description>XIX. yüzyılın ikinci yarısı-XX. yüzyıl başları, Özbek Türkçesi söz varlığı açısından önemli gelişmelerin olduğu bir dönemdir. Bu döneme kadar olan süreçte Özbek Türkçesindeki alıntı sözcükler kategorisini genel olarak Arapça ve Farsça sözcükler oluşturmaktaydı. Çarlık Rusyasının Türkistan coğrafyasını işgal etmesiyle XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Rusça ve Rusça aracılığı ile gelen batı kökenli sözcükler de Özbek Türkçesi söz varlığında yer almaya başlamıştır. Bu sözcükler aynı zamanda kendilerine has birtakım fonetik ve morfolojik özellikleri de beraberlerinde getirmişlerdir. Bu çalışmada, XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren XX. yüzyıl başlarına kadar olan dönemdeki Rusça ve Rusça aracılığı ile Özbek Türkçesine giren batı kökenli sözcükler çeşitli açılardan değerlendirilmeye tabii tutulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güney Kafkasya’da İstikrar Ve Ahıskalıların Vatana Dönüş Sorunu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13782</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13782</guid>
      <author>Coşkun TOPAL</author>
      <description>Stalin’in Ahıska Türklerinin sürgününe ilişkin kararı 15 Kasım 1944’te uygulandı. Yarım yüzyılı aşkın süredir yurtlarına dönmek için mücadele eden Ahıska Türklerinin çoğu Günümüzde Dünyanın Gürcistan dışındaki bölgelerinde yaşamaktadır. Ahıskalı bölgesinin de içinde yer aldığı Kafkasya’nın 20. yüzyılda Büyük Güçler açısından önemi artmıştır. Dünya stratejisi ve doğal kaynaklar üzerinde denetim kurmak amacıyla Büyük Güçler kendileri için Kafkasya’da başat rol elde etmeye ve bu rollerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. Kafkasya bölgesindeki ABD ve Avrupa politikası, Rusya’nın Orta Asya petrol ve doğal gaz kaynakları üzerindeki tekelini kırmayı amaçlamaktadır. Bölgedeki petrol ve doğal gaz taşıma güzergâhları Amerika ve Avrupa’nın Enerji güvenliği açısından da önemlidir. Ahıska jeostratejik ve jeoekonomik yönleri ile çok önemli bir coğrafyada yer almaktadır. Ermenistan’ın Karadeniz’e çıkış güzergâhında bulunduğu gibi bölge Türkiye’yi Orta Asya’ya; Rusya’yı Orta Doğu’ya bağlamaktadır. Bu çalışmada uluslararası ilişkiler perspektifinden Güney Kafkasya’da istikrar ve Ahıskalıların vatanlarına dönüş sorunu ele alınmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Doğu Türkistan Kırgız Türkleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13783</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13783</guid>
      <author>Gülsine UZUN</author>
      <description>Bugün Çin Halk Cumhuriyeti içerisinde yer alan ve yüzyıllardır bu ülkenin baskıcı politikasına rağmen varlıklarını, kültürlerini ve öz benliklerini yitirmeden yaşamaya devam eden Türk halklarından biri olan Kırgızlar, Çin’in Doğu Türkistan Kızılsu Kırgız Özerk Bölgesinde ve Heilongjiang eyaletinin Fu-Yu ilçesinde yaşamaktadırlar. Biz bu çalışmamızda Doğu Türkistan’da yaşayan Kırgızları tanıtmayı ve onların halk kültürü metinlerinden örnekler sunmayı amaçladık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Rusya'da Yaşayan Türklerin Konuşma Dillerinin Yazı Diline Dönüştürülme Süreci ve Ötekileştirme Ekseninde İzlenen Dil Politikaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13784</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13784</guid>
      <author>Süleyman Kaan YALÇIN</author>
      <description>Dil, konuşma dili ve yazı dili olmak üzere iki şekilde hayat bulan bir varlıktır. Her dil konuşma dili özelliği taşıyabilir; fakat her dil yazı dili olma özelliği taşıyamaz. Çünkü yazı dili olmanın gerektirdiği bazı şartlar vardır. Bu şartlar seçilme, kodlama, standartlaşma ve yaygınlaşmadır. Bir dilin yazı dili (standart dil) olması için bu şartları ya doğal ya da yapay bir şekilde gerçekleştirmesi gerekmektedir. 13. yüzyıla kadar tek bir yazı dili halinde gelişen Türk dili, yazı dili olmanın gerektirdiği şartları doğal bir şekilde yerine getirerek kendi içerisinde Batı ve Kuzey-Doğu Türkçeleri olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bu ayrılık daha sonra yine doğal bir süreç yaşamak kaydıyla kendi içerisinde bazı farklılıklar göstermiştir; ancak Rusların, plânlı bir şekilde uygulamış olduğu, her Türk boyunun konuşma dilini ayrı bir yazı diline dönüştürme politikası, 20. yüzyıla kadar birkaç yazı dili halinde devam eden Türkçeyi, 20 ayrı yazı dili haline getirmiştir. Bu sürece, İlminsky ve Ostramov gibi misyonerlerin Rus hükümetlerine önerdiği ayrılıkçı dil politikalarının uygulanması, her Türk boyuna ayrı ve gereksiz işaretlendirmelerle dolu Kiril alfabesinin zorla kabul ettirilmesi ve açılan Sovyet yatılı okullarının ötekileştirme faaliyetlerinin çok büyük tesirleri olmuştur. Bu çalışmada, Rusya’daki Türk halklarının konuşma dillerinin yazı dili olurken doğal bir süreç takip etmediği ve sadece siyasî iradenin baskıları sonucunda 20 ayrı yazı dili halinde şekillenen Türk dilinin tarihî macerası ile bir milletin hafızası demek olan dil kavramının Ruslar tarafından nasıl sunî bir sürece tâbi tutulduğu anlatılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ahıskalı Türkler Ve Kültürleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13785</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13785</guid>
      <author>İrade YÜZBEY</author>
      <description>Ahıska, Gürcistan’ın güneybatısında Türkiye sınırında bulunan bölgedir. Gürcü kaynaklarında Meskhetiya olarak adı geçen bu coğrafya Türklerin çok eski yerleşim merkezidir. Dede Korkut Hikayeleri’nde Ak Saka olarak anılan Ahıska’dan, Evliya Çelebi’nin Seyahatname eserinde de söz edilmektedir. Bu çalışmada Ahıska’dan sürgün edilerek farklı coğrafyalarda yaşamaya zorlanan Türkler, kültürleri ve yıllardır bitmeyen yolculuklarından bahsedilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İttihat Ve Terakki’ye Yönelik İstanbul Basınında Yer Alan Bazı Yolsuzluk İddiaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13786</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13786</guid>
      <author>Mehmet AYDIN</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Birinci Dünya Savaşı yıllarında, İttihat ve Terakki yönetiminin toplumsal, siyasal ve ekonomik politikalarından kaynaklanan ve İstanbul basınında yer alan yolsuzluk iddialarını ele almaktır. Basına yansıyan yolsuzluk iddialarının, sebep ve sonuçları irdelenmiş; anılan iddiaların İttihat ve Terakki’nin uygulamaya çalıştığı “millî İktisat” politikası ve “devletçi ekonomi” anlayışlarıyla bağlantılı olduğu gösterilmeye çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Devleti’nde Gregoryen Ermenilerle Protestan Ermeniler Arasındaki İlişkiler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13787</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13787</guid>
      <author>Yahya BAĞÇECİ</author>
      <description>Osmanlı Devleti, Gregoryen mezhebine mensup Ermenileri, Ortodokslar ve Museviler gibi bağımsız bir cemaat olarak tanımış ve kendilerine dini ve kültürel anlamda geniş hak ve imtiyazlar vermiştir. Ancak XVI. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devleti’nde faaliyet gösteren Katolik misyonerlerin etkisi ile Ermeniler arasındaki mezhep birliği bozulmuş ve Osmanlı Devleti, 1830 yılında Katolik Ermenileri cemaat olarak tanımıştır. XIX. yüzyılın başlarından itibaren ise Protestan misyonerler, Ermeniler üzerinde etkin bir şekilde faaliyet göstermişlerdir. Protestan misyonerlerin bu çalışmaları sonucu pek çok Ermeni Protestanlığı kabul etmiş ve 1850 yılında Protestan Ermeni cemaati de Gregoryen Ermeni Patrikhanesi’nden ayrılmıştır. Bu şekilde Ermenilerin mezhep konusunda ikinci kez bölünmesi, Ermeni Patrikhanesi ve Gregoryen Ermeni cemaati tarafından tepkiyle karşılanmıştır. İki mezhep mensupları arasında yaşanan huzursuzluklar çatışmalara dönüşmüş ve XIX. yüzyılın sonlarına kadar devam etmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Milli Mücadele Yillarında Elviye-i Selase ve Batum</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13788</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13788</guid>
      <author>Mustafa BAKAN</author>
      <description>Elviye-i Selâse Osmanlı döneminde: Kars, Ardahan ve Batum sancaklarından oluşan bölgeye verilen isimdir. Bu bölge 1877–1878 Türk-Rus Savaşı sonrası savaş tazminatı olarak Osmanlı yönetiminden çıkarak 40 yıl boyunca Rus işgali altında kalmıştır. Bu bölge 3 Mart 1918 tarihinde Türkiye ve Sovyet Rusya arasında yapılan Brest-Litovsk Antlaşması ile tekrar anavatana katılacaktır. Elviye-i Selase Milli Mücadele yıllarında çizilen Misak-ı Milli sınırları içerisinde görülmektedir. Ancak Sovyet-Rusya özellikle Batum’u ilk fırsatta yeniden elde etmek isteyecektir. Batum TBMM Hükümeti ve Sovyet Rusya arasındaki barış görüşmelerinde önemli bir yer tutmuştur. 16 Mart 1921 Moskova antlaşmasıyla Kars, Ardahan Türkiye’de bırakılmak üzere Batum Sovyet-Rusya bırakılmak durumunda kalınmıştır. Bu çalışmada Milli Mücadele yıllarında Elviye-i Selase’nin durumu ve Batum’un elden çıkışı incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özne Yüklem Uyumu Bakımından Farklı Bir Cümle Tipi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13789</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13789</guid>
      <author>Caner KERİMOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmada Türkiye Türkçesinin söz dizimiyle ilgili olarak özne-yüklem uyumu konusu ele alınmıştır. Yüklemi 1. ve 2. kişi zamiri olan cümlelerde farklı bir uyum olup olmadığı verilen örnek cümleler üzerinde tartışılmıştır. Gramerlerde üzerinde durulmayan bu cümle tipinin, Türkiye Türkçesinin diğer cümleleri için belirlenen özne-yüklem uyumu kurallarına göre farklılıkları değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk İnkılâbının Nadir Şah Döneminde Afganistan’ın Modernleşme Çabasına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13790</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13790</guid>
      <author>Mehmet KÖÇER</author>
      <description>Türk Millî Mücadelesi’nin kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda birçok bölge, ulus ve lider için ilham kaynağı, başka bir deyişle örnek bir lider olmuştur. Atatürk, 19. yüzyılın sonlarından itibaren gelişmeye başlayan Türk milliyetçilik hareketinin lider şahsiyeti olarak kendisini kanıtlamış, dünyada meydana gelen değişimi ve gelişmeleri yakından takip etmiş ve daha da önemlisi çok iyi eğitim almış bir şahsiyettir. İnkılâplarını halk desteğiyle gerçekleştirirken, istikrarlı ve tutarlı bir siyaset takip etmiştir. Atatürk döneminde Afgan tahtına çıkan üçüncü lider olan Nadir Şah da Atatürk gibi asker kökenlidir. Türkiye ve Atatürk’ün Afganistan için önemini bilen Nadir Şah, tıpkı Emanullah gibi ülkesinin refahı ve gelişmesi adına Türkiye Cumhuriyeti ile dostane ilişkiler sürdürmenin önemini anlamış durumdadır. Bu doğrultuda Atatürk Türkiye’si ile iletişim kurmak için büyük bir çaba içinde olur. Bunu daha en başında, tahta çıkarken Türk elçisinin fikrini sormakla gösterir. Ayrıca tahta çıktıktan hemen sonra Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü için Atatürk’e gönderdiği tebrik mesajı da bu ilgi ve bağlılığı açık bir şekilde ortaya koyar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dede Korkut Metinleri Üzerinde Tespitler (1)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13791</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13791</guid>
      <author>Sadettin ÖZÇELİK</author>
      <description>Bu makalede, Dede Korkut metinlerinde yanlış okunmuş veya yanlış anlamlandırılmış bazı kelimelerle ilgili yeni düzeltmeler ve bazı tespitler yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Halk Meterolojisi Ekseninde Bir Melheme Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13792</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13792</guid>
      <author>Yusuf Ziya SÜMBÜLLÜ</author>
      <description>Ay veya güneş tutulması, yeni ayın görünmesi, yıldız kayması, şiddetli yağmur veya dolu yağması, rüzgar, yıldırım, şimşek ve deprem gibi bir takım tabiat olayından hareketle, gelecekte meydana gelebilecek gelişmelerden haber vermeyi amaç edinen kehanet içerikli türlerden biri de melhemelerdir. Halk meteorolojisi ekseninde değerlendirilmesi gereken bu türün, uzunca bir süre güncelliğini korumuş olmasının altında yatan inançsal değerlerin tespiti, türe yaklaşım konusunda bizlere daha sağlıklı sonuçlar verebilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XVIII. Yüzyılın Sonunda Osmanlı-İspanya İlişkileri: İlk İspanyol Daimi Elçisi Don Juan De Boulıgny Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13793</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13793</guid>
      <author> Hüseyin Serdar TABAKOĞLU,</author>
      <description>Osmanlı ve İspanya devletleri 16. yüzyıl boyunca birbirleriyle mücadele etmişler ancak yüzyılın sonunda bu mücadeleyi diğer öncelikleri için terketmişlerdi. 17. ve 18. yüzyıllarda benzer şekilde güç kaybına uğrayan ve kurumları yıpranan Osmanlı ve İspanya devletleri benzer reform çalışmaları ile eski parlak günlerine dönmeye çalışmışlardı. 1782 yılında imzalanan ahidnâme ile İspanya ile doğrudan siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulmuş ve ayrıca bir de tarafsızlık antlaşması imzalanmıştı. Böylece Osmanlılar 1770 Çeşme Baskını sonrası Akdeniz'deki güvenlik endişelerini bir ölçüde gidermiş oldular. İspanya bu antlaşmadan sonra ilk defa olarak İstanbul'a bir daimi elçi atamış, Don Juan de Bouligny 1783 yılında görevine başlamıştı. Bouligny elçiliğin kuruluşu, tercüman temini ve İspanyol esirlerin serbest bırakılmaları ile uğraşmıştı. Fransız ihtilâlinden sonra Avrupa'da yaşanan diplomatik gerilim İstanbul'a da yansımış ve Fransız yanlısı ve karşıtı diplomatlar arasında bir mücadeleye sebep olmuştu. İspanya 1796 yılında Fransa safına geçmiş ve İspanyol gemileri Napoleon'un Mısır'ı istila harekatına katılmışlardı. Bouligny ise Akdeniz'deki konsoloslarına Fransız filosuna lojistik destek emrini vermiş ve bu sebeple İngiliz ve Rus elçilerinin de baskılarıyla 1799 yılında sınırdışı edilmiş ancak İspanya ile dostane ilişkiler korunmuştu.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Denizli İli Ağızlarında Vurguya Dayalı Ünsüz Düşmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13794</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13794</guid>
      <author>Turgut TOK</author>
      <description>Denizli ve yöresi ağzı birçok özelliği bünyesinde barındıran bölgelerden biridir. Bölge ağızlarında, Batı grubu Tarihî Türk Şiveleri’nin özellikleri devam etmektedir. Yer yer Doğu Türkçesi özelliklerine de rastlanılır. Bölge ağızları, aynı zamanda yaşayan Türk Lehçeleri ile sıkı bir bağa sahiptir. Bölge, genel olarak Oğuz-Türkmen-Yörük yerleşimine sahip olduğu için ağızlar, bu boylara ait ses ve şekil özelliklerini taşımaktadır. “Denizli İli Ağızlarında Vurguya Dayalı Ünsüz Düşmesi ” isimli çalışma, Denizli ilinin merkez ilçe dâhil 19 ilçesinden derlenen metinler esas alınarak hazırlanılmıştır. Toplam 167 yerleşimden metin derlenilmiştir. Denizli İli Ağızlarında vurguya dayalı ünsüz düşmesi, -k-, -ķ-, -l-, -r-, -t- ünsüzlerinde karşımıza çıkar. napĭce’lē “ne yapacaklar”, çocu’lūmda “çocukluğumda”, ē’keç “erkeç”, du’muşlā “tutmuşlar”. Ayrıca -ft-, -lk-, -lt-, -rt- ikili ünsüzlerinin de vurgu ile karşılandığı örneklere rastlıyoruz. çi’lik “çiftlik”, ķa’mış “kalkmış”, a’mış “altmış”.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Prof. Dr. Ahmet BURAN-Yrd. Doç. Dr. Nadir İLHAN, Elazığ Yöresi Söz Varlığı, TDK Yay., Ankara 2008, XXXIV+234.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13795</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13795</guid>
      <author>Ercan ALKAYA</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kasapoğlu Çengel, Hülya. Kırgız Türkçesi Grameri Ses ve Şekil Bilgisi. Ankara: Akçağ Yayınları, 2005. s.424</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13796</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13796</guid>
      <author>Cihangir Kızılözen</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


