






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2008 Sayı Volume 3 Issue 4 </title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=238</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Kınık Vakıfları -Sayısal Bir Tasnif Ve Tasvir Denemesi-</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13619</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13619</guid>
      <author>Mustafa ALKAN</author>
      <description>Kınık, 1352 yılında Ramazanoğulları tarafından fethedilmiş, 1516 yılında bu beyliğin Osmanlı Devleti’ne iltihakına kadar, Ramazanoğulları’nın idaresinde kalmıştır. Kınık’ta ilk vakfı da Ramazanoğulları kurmuştur. Osmanlı devrinde Kınık bölgesinde; 2 mescid, 5 cami, 2 zâviye, 2 kervansaray (han) ve 3 de hayratı, Adana ve Payas merkezde olan toplam 14 vakfın kurulduğu kayıtlara yansımıştır. Ancak Osmanlı devrinde Kınık bölgesinin sosyal ve kültürel hayatını bu 14 vakıf kurumu ile izâh etmek mümkün görülmemektedir. Bu araştırmada, Celâli İsyanları ile tamamen yıkıma uğradığı kabul edilen, Kınık bölgesi vakıflarının sayısal bir tasnif ve tasvir denemesi yapılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sibirya Tatar Türkçesindeki Uzun Ünlüler Üzerine Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13620</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13620</guid>
      <author>Ercan ALKAYA</author>
      <description>Kıpçak grubu Türk lehçelerinden olan Tatar Türkçesinin üç büyük ağız grubundan birini oluşturan Sibirya Tatarlarının ağızlarında bulunan uzun ünlüler çeşitli yönleriyle dikkat çekmektedir. Bu makalede şimdiye kadar üzerinde fazla bir çalışma yapılmayan Sibirya Tatar Türkçesindeki uzun ünlüler ele alınmış ve sırasıyla “Birincil uzun ünlüler”, “2. İkincil uzun ünlüler”, “3. Uzun ünlülerin bıraktığı seslik izler” olmak üzere üç başlık altında değerlendirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Türkçe -Qıña Ekinin Türk Lehçelerinde Ve Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Kullanımı Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13621</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13621</guid>
      <author>Ercan ALKAYA</author>
      <description>Bu çalışmada Eski Türkçede -oıña biçimiyle görülen ekin tarihi gelişimi incelenerek günümüz Türk lehçelerinde ve Türkiye Türkçesi ağızlarındaki kullanımı, işlevi, yaygınlığı ve görünümü üzerinde durulmuştur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Ethem Nejat ve Eğitim Tarihimizdeki Yeri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13622</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13622</guid>
      <author>Hamza ALTIN</author>
      <description>1882 yılında İstanbul’da doğan Ethem Nejat, eğitim tarihimizde önemli yere sahip bir Osmanlı eğitimcisidir. Manastır, Bursa ve İzmir öğretmen okullarında müdürlük yapmıştır. Ethem Nejat’ın öğretmen yetiştirme alanındaki çalışmaları ile ön plana çıktığını görmekteyiz. Ethem Nejat, Fransız etkisi taşıyan mevcut Osmanlı eğitim sistemine karşı çıkmış bunun yerine gençlere kendi başına hareket kabiliyeti kazandıracak, kendisiyle barışık ve özgüveni olan bireyler yetiştiren bir eğitim sistemini savunmuştur. Ülkenin içine düştüğü kötü durumdan kurtarılması için yapılması gerekenlerin başında eğitimin ıslah edilmesini gören Ethem Nejat, bunun için öğretmene nitelik kazındırılmasını ister. Ona göre öğretmen yetiştiren okullar, başta müfredat, fiziki yapı, öğretim metotları vb. olmak üzere yeniden yapılandırılmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Deşt-İ Kıpçak Balbalları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13623</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13623</guid>
      <author>Erdoğan ALTINKAYNAK</author>
      <description>Bu çalışmamızda, Ukrayna’daki Kıpçak balbalları, balballara verilen adlar, balbalların bulundukları yerler, yapılış ve görünüş şekilleri, dikiliş amaçları, tarih içinde geçirdikleri evreler, balballardan bahseden kaynaklar, balballar üzerine yapılan çalışmalar, hangi malzemeden ve nerelerde yapıldıkları, sayıları ve nasıl tahribata uğradıkları, balballara işlenmiş etnografik malzemeler ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Fahrî Ahmed Ve Şathiye Şerhi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13624</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13624</guid>
      <author>Üzeyir ASLAN</author>
      <description>Aşırı sözler içeren, meczupların sözlerine benzeyen, görünüşte saçma fakat şerhi hâlinde anlamlı olduğu anlaşılan; Allah’la tekellüfsüz, şakalı bir eda ile konuşur gibi yazılan manzumelere şathiye denir. Edebiyatımızda en eski örneği Mevlânâ’ya izafe edilen şathiye, başta Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal olmak üzere pek çok şair tarafından kaleme alınmıştır. Bu makalenin konusu XVIII. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden Fahrî Ahmed ve onun şathiye şerhidir. Fahrî tarafından şerh edilen Mütfü Babaya ait şathiye; akla aykırı, saçma görünen ve dinleyeni güldürüp düşündüren şathiyeler sınıfına girer. Mütfü Babanın şathiyesi Yunus Emre’nin ve Kaygusuz Abdal’ın şathiyelerini andırmaktadır. Fahrî’nin de bu şathiyeye naziresi bulunmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Baybalık Kentinin Yeri, Yapılış Tarihi Ve Amacı Üzerine Değerlendirmeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13625</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13625</guid>
      <author>Erhan AYDIN</author>
      <description>755 yılında Çin’de baş gösteren An Lu-shan isyanına, Yehhu (Yabgu) adlı oğlu komutasında bir ordu gönderen ve isyanın bastırılmasında aktif rol üstlenen Uygur kağanı M’o-yen-ch’o, T’ang ülkesinde önemli ölçüde nüfuz kazanmış, T’ang imparatoru da bu yardımın karşılığı olarak kendi öz kızını Uygur kağanı ile evlendirmişti. T’ang sarayının, bu evliliğin dışında Uygur Kağanlığını ne gibi ganimetlerle ödüllendirdiği hakkında pek fazla bilgi bulunmamakta, sadece Çin’in her iki başkentinin yağmalanmasına izin verildiği bilinmektedir. An Lu-shan isyanının bastırılması için gönderilen ordu ve ardından yaşanan gelişmeler büyük bir olasılıkla Şine Usu yazıtının batı yüzünün ilk bölümlerinde anlatılmaktaydı. Ancak ne yazık ki yazıtın bu bölümü çok fazla tahrip olduğu için cümleler kesik kesik okunabilmektedir. Baybalık kenti ile ilgili bilgiler de yine bu yüzün 5. satırında geçmekte olup, buradaki kısacık cümlede Selenge ırmağının kıyısında bulunan kentin Soğdlu ve Çinlilere yaptırıldığı bildirilmiştir. Bu yazıda T’ang-Uygur ilişkileri ile Şine Usu yazıtı paralelinde An Lu-shan isyanına yardımdan dolayı vaat edilen ganimetlerden olduğunu düşündüğümüz Baybalık kentinin yapılış amacı, adı ve bulunduğu yer ile ilgili bilgiler değerlendirilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Devleti’nde Amerikan Misyonerlerinin Ermenilere Yönelik Eğitim Faaliyetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13626</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13626</guid>
      <author>Yahya BAĞÇECİ</author>
      <description>Misyonerlik bütün evrensel dinler için geçerli olmakla beraber, misyonerlik denilince akla Hıristiyanlar ve Hıristiyanlık gelmektedir. Bunun sebebi misyon kelimesine şartlara göre yüklenen anlam ve bu anlamların Kutsal Kitap’a dayandırılmasıdır. “İncil’i öğretme, Hıristiyan olmayanları bu dine kazandırma faaliyetleri” olarak ele alınan misyonerlik konusu bugün de gündemdeki yerini koruyan bir husustur. Avrupa ve Amerika’da Hıristiyanlığı yaymak için birçok misyoner teşkilatları kurulmuştur. Bunlardan birisi de 1810 yılında Boston’da kurulan Amerikan Board teşkilatıdır. ABD’deki Protestan misyoner örgütlerinin en önemlilerinden biri olan bu teşkilat, kısa sürede Çin, Hindistan, Güney Amerika, Afrika ve Hıristiyanlığın çıkış noktası olan Ortadoğu’ya amaçlarını gerçekleştirmek için misyonerler göndermiştir. Amerikan Board, Osmanlı topraklarındaki faaliyetlerine 1820 yılı başlarında başlamıştır. Misyonerlik faaliyetleri, dini amaçlı çalışmalar olmaktan öte, Osmanlı Devleti’nin aleyhine, Batılı ülkelerin lehine siyasi, coğrafi, sosyal, ekonomik ve kültürel sonuçlar doğurmuştur. Bu çalışmalar neticesinde Osmanlı Devleti’nin, millet bütünlüğü kaybolmuş, yıkılma süreci hızlanmıştır. Misyonerlik faaliyetlerine karşı Osmanlı Devleti zaman zaman tedbir alma girişimlerinde bulunmuş, düzenlemeler yapmış, ancak bu tedbirler tam manasıyla istenilen sonucu vermemiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>A Dialogic Enlightenment Perspective; Approach To The Ottoman And European Relations In Pseudo-Oriental Letters</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13627</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13627</guid>
      <author>Hasan BAKTIR</author>
      <description>On yedinci yüzyıl sonu ve on sekizinci yüzyıl başlarında Avrupa edebiyatında oldukça popüler olan sözde-doğu mektupları Aydınlanma Dönemi eleştirel bakış açısının bir yansıması olarak değerlendirilmiştir. Bu mektuplarda Osmanlı-Doğu dünyasının Avrupa toplumunu ve politik durumunu eleştirmek için bir araç olduğunu ve bu yüzden de sözde-doğu mektuplarının doğu dünyasını ele alan eserler olarak görülemeyeceği gibi yanlış bir yargı vardır. Öncelikle bu mektuplardaki kahraman Osmanlı-Doğusundan gelen bir kişidir. Avrupa toplumunu ve değerlerini bir doğulu bakış açısıyla gözlemler ve özgürce eleştirir. Doğulu gözlemci Doğulular ile Batılıları sürekli karşılaştırır. Bu karşılaştırma ve eleştiriler sözde-doğu mektuplarındaki doğulu karakterlerin doğu ve batı dünyasını yakından tanıdığını ve bu iki dünya arasındaki benzerlik ve farklılıkları çarpıcı bir şekilde irdelediklerini göz önüne alırsak bu eserlerde çok güçlü bir doğu imgesi ve doğu-batı etkileşimi vardır. Özellikle Jean Paulo Marana'nın Türk Casusu (1684) ve Montesquieu'nun İran Mektupları'ndaki doğulu gözlemciler Doğu ve Batı'nın kültürel ve ideolojik olarak bir diğerini algılama sürecinin nasıl değiştiğini gösteren önemli metaforlardır. Bu dönüşüm her iki dünyanın bir diğeri hakkındaki ön yargılarına, tarihten gelen düşmanlıklarına meydan okuyan ve Osmanlı-doğusu ile Avrupa dünyası arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları etkileşim içinde değerlendiren eleştirel bir bakış açısı ortaya çıkarmıştır. Bu makalenin amacı Osmanlı-doğusu ve Avrupa dünyasının sözde-doğu mektuplarında nasıl bir etkileşim içinde olduklarını incelemektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atasözleri Ve Köroğlu Destanı’nda Bazı Kullanımları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13628</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13628</guid>
      <author>M. Emin BARS</author>
      <description>Köroğlu Destanı, bütün Türk dünyasında ve Türklerle uzun asırlar beraber yaşamış milletlerde derin etkiler bırakmış, destanî bir eserdir. Bugün dahi anlatıldığı ve dinlenildiği coğrafî alanın genişliği dikkate alındığında Türkler arasında kültür bütünlüğünü koruma bakımından önemi daha iyi anlaşılacaktır. Köroğlu Destanı gibi önemini bu derece koruyan ve icra alanı geniş bir esere başka milletlerin hayatında rastlamak zordur. Atasözleri ise bir milletin değer yargılarını anlatan sözlerdir. Yüzyıllar boyunca kazanılan yaşam deneyimlerini içeren bu sözler, o milletin düşünce, özlem, eleştiri, gözlem ve yargılarını bildirir. İnsanlara iyiyi, güzeli, doğruyu öğretmek amacıyla uyulacak ilke ve kuralları öğütler. Yazımızda Köroğlu’nun Türkmen varyantında yer alan atasözleri ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Oğuz Kağan Destanı Üzerine Yapılan Çalışmalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13629</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13629</guid>
      <author>M. Emin BARS</author>
      <description>Oğuz Kağan Destanı bugün elimizde bulunan eski Türk destanlarının en önemlilerinden biridir. Oğuz Kağan Destanı bütün Türk milletinin destanî hayatını dile getiren büyük bir eserdir. Destandaki rivayetler çok eski zamanda oluşmuştur. Fakat destanın ana eseri kaybolduğundan, bugün bu destan değişikliğe uğramış ve hikâyeleşmeye yüz tutmuştur. Oğuz Kağan Destanı zaman içinde Oğuz’un torunlarının ve onların beylerinin maceraları ile genişlemiş ve büyük bir Oğuznâme meydana gelmiştir. Bu makalede Oğuz Kağan Destanı ile ilgili yazılmış bazı kitap ve makaleler tanıtılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XIX. Yüzyıl Sonlarında Sivas Vilayetinde Azınlık Ve Yabancı Eğitim-Öğretim Kurumları Ve Faaliyetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13630</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13630</guid>
      <author>Nurettin BİROL</author>
      <description>XIX. yüzyıl sonlarında Sivas vilayeti; Sivas, Amasya, Tokat ve Şark-i Karahisar (Şebinkarahisar) sancaklarından meydana geliyordu. Nüfusu ise bir milyondan fazla idi. Bu nüfusun % 75’i Müslümanlar % 25’i ise Gayr-i Müslimler oluşturuyordu. Gayr-i Müslim nüfusun büyük çoğunluğunu Ermeniler oluşturuyordu. 2. sırada da Rumları görmekteyiz. XIX. yüzyılın son çeyreğine kadar, azınlık ve misyonerlerin eğitim-öğretimine merkezi hükümet tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmuyordu. Çünkü herhangi bir problem çıkarmıyorlardı. Ancak; yüzyılın son çeyreğinden itibaren, başta A.B.D. ve İngiltere olmak üzere, Ortadoğu’daki hedeflerine ulaşmak için Gayr-i Müslim nüfus arasındaki taraftarlarını çoğaltmak istedi. Bu devletler gayelerine ulaşabilmek için eğitim- öğretim faaliyetlerine ağırlık verdiler. Bilhassa Ermeni terör örgütlerinin kuruluş ve eylemlerine destek verilmesi üzerine Osmanlı Hükümeti yabancı okullara karşı sıkı denetime dayalı sert tedbirler almaya çalıştı. Çalışmamızda öncelikle Sivas Vilayeti’nde Hıristiyan unsurlara eğitim-öğretim alanında verilen haklar ve okulların sayısal dağılımları verilmiştir. Daha sonra da bunların çeşitli isyan ve terör olaylarındaki rollerinin incelenip, Osmanlı Hükümetinin aldığı tedbirler ele alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Divan Edebiyatında Kadına Genel Bakış</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13631</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13631</guid>
      <author>Ülkü ÇETİNKAYA</author>
      <description>Türk toplumunda kadın hayatı sosyal, siyasal, dinsel ve kültürel faktörlerin etkisi ile yüzyıllar boyunca önemli değişmelere uğramıştır. Bu değişim kaçınılmaz olarak Türk edebiyatına da yansımış ve kadın konusu, Türk toplumunun geçirdiği medeniyet ve kültür değişimi süreçlerine göre, İslamiyet öncesinde, İslam kültürü etkisinde ve Batı uygarlığı etkisinde olmak üzere üç ayrı döneme ilişkin olarak gösterdiği özellikler bağlamında ele alınmıştır. Bu çalışmada Türk kadınının bu dönemlerden ilk ikisi içindeki yeri üzerinde durulmuş ve özellikle</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kâmil-i Mevlevî’nin Kendi Şiirine Tuttuğu Ayna:</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13632</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13632</guid>
      <author>Abdülkadir DAĞLAR</author>
      <description>19. yüzyılın ikinci yarısında Kâmil-i Mevlevî’nin Adem Kasîdesi’ne yine kendisi tarafından yazılan şerhi “kendi şiirini şerh”in ender örneklerindendir. Kâmil-i Mevlevî adem (yokluk) gibi İslâm felsefesi ve tasavvuf konulu şiirini Mevlevîliğin felsefî-tasavvufî düşünce sisteminden hareketle, özellikle Mevlânâ’nın şiirinden örnekler vererek şerh etmiştir. Bu çalışmanın girişinde adem konusunun klâsik Türk şiirindeki yerine değinilmekte, ardından Kâmil-i Mevlevî’nin kimliği ve bu eseri tartışılmaktadır. Çalışmanın sonunda da Adem Kasîdesi ve Şerhi’nin metni yer almaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antepli Aynî Divanı’ndaki Tarih Manzumeleri Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13633</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13633</guid>
      <author>Şener DEMİREL</author>
      <description>Tarih düşürme “ebced hesabı” çerçevesinde bir olayın tarihini belirlemek amacıyla başvurulan bir sanattır ve aynı zamanda Arap alfabesindeki harflerin kolaylıkla ezberlenebilmesi için harflerin birleştirilmesi suretiyle meydana getirilmiş sekiz manasız kelimenin oluşturduğu bir sistemin adıdır. Bir başka ifadeyle ebced hesabı, ebced hesabına tekabül eden sayıları esas alarak herhangi bir olayın tarihini ustalıkla bir veya birden çok kelime, mısra veya beyit hâlinde verecek şekilde harflerin her birinin sayı değerlerinin toplanması sonucunda meydana getirilen bir hesap sistemidir. Divan şairleri içinde tarih düşürme konusunda özellikle isimleri öne çıkmış olan Hızır Bey, Âdem Baba, Bursalı Haşimî ve Sürûrî gibi şairlerin yanında ismi zikredilmesi gereken bir önemli şair de Antepli Aynî’dir. Antepli Aynî Divanı’nda yer alan 522 tarih manzumesi ile bu türün en önde gelen isimlerinden biridir. Yaklaşık 50 yıla varan bir zaman dilimini içine alan tarih manzumeleri birbirinden değişik konularda söylenmiş olmasıyla dikkat çekmektedir. Bu yazıda Antepli Aynî Divanı’nda yer alan tarih manzumeleri tarih, konu, tür, yöntem ve üslup gibi birkaç değişik açıdan değerlendirilecek, elde edilen tespit ve değerlendirmeler sayısal verilerle desteklenerek somut bir şekilde gözler önüne serilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Moğol Dillerinin Tarihi Gelişim Problemleri” Adlı Kongrenin Ardından</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13634</guid>
      <author>Muvaffak DURANLI</author>
      <description>24- 26 Ocak 2007 tarihlerinde Rusya Bilimler Akademisi Dilbilim Araştırmaları Enstitüsü tarafından düzenlenen “Moğol Dillerinin Tarihi Gelişim Problemleri” adlı uluslar arası bir kongre gerçekleştirildi. Kongre Moğol dillerinin tarihi gelişim problemleri konu edinmişti. Rus bilim adamlarının yanı sıra Japon, Buryat ve Kalmuk bilim adamları da katılmıştır. Yirmiden fazla katılımcı Moğol dillerinin gelişim süreçleriyle ilgili tebliğlerini sunmuşlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>ork And Organization In The Ottoman Empire: Notes On The Trade Guilds Of Sixteenth- And Seventeenth-Century Bursa</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13635</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13635</guid>
      <author>Ömer DÜZBAKAR</author>
      <description>Esnaf teşkilatının en önemli fonksiyonu iktisadi hayatın gündelik faaliyetlerinin, mümkün olduğu kadar az ihtilaf doğuracak şekilde, sosyal dayanışma ve ahenk içerisinde gerçekleşmesini sağlamaktır. Bu sayede devlet ağır bir bürokrasiden kurtulduğu gibi üretimi yapılacak mallarda bir standart sağlanmış, haksız rekabet önlenmiştir. Esnaf teşkilatı kurduğu oto-kontrol sistemi sayesinde meselelerini kendi içinde halledebilmiştir. Bu makale Osmanlı esnaf teşkilatının temelleri, Bursa esnaf teşkilatının çalışmaları, esnaf yöneticilerinin idari fonksiyonları ve toplumda esnafın oynadığı rollere ışık tutmaktadır. Aynı zamanda esnaf arasında uyuşmazlıklara kendi aralarındaki problemlere adli ve idari makamları karıştırmadan buldukları çözümlere değinilmektedir. Bu çalışma 16. ve 17. yüzyıllar arasında Bursa Şer'iyye Sicilleri'ne yansıyan orijinal tarihi belgelere dayanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Kültür Merkezi Olarak Manastır ve Manastır Doğumlu Divan Şairleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14993</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=14993</guid>
      <author>Tuncay BÜLBÜL</author>
      <description>Balkan topraklarında yetişen bilim adamları ve şairlerin, Osmanlı kültür ve medeniyetine yaptıkları katkılar gerek bilim tarihi, gerekse edebiyat tarihi açısından çok önemlidir. Osmanlı döneminde kültürel anlamda önemli merkezlerden olan Manastır, Balkan coğrafyasında, yetiştirdiği</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lâle Devri Ve Lâle İsimleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13636</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13636</guid>
      <author>Metin HAKVERDİOĞLU</author>
      <description>Türk Edebiyatı, çiçek kültürünü nesirde de nazımda da ön plana çıkarmıştır. Bu kültürün bir ürünü de lâle kasideleridir. Lâle adları için bu kasideler değişik bir kaynaktır. Bu çalışmadaki şiirler, FŞM şeklinde kısalttığımız Fâiz Efendi ve Şâkir Bey Mecmuaında yer almakta ve edebiyat âlemi ile ilk kez tanışmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Sessiz Gemi” Şiirinin Anlambilimsel/Göstergebilimsel İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13637</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13637</guid>
      <author>Kamil İŞERİSercan DEMİRGÜNEŞ</author>
      <description>Bu çalışmada Yahya Kemal Beyatlı’nın Sessiz Gemi adlı şiiri anlambilimsel/göstergebilimsel bir bakış açısıyla çözümlenecektir. Çalışmada öncelikle şiir çözümlemesine kaynak oluşturacak temel bilgilere yer verilecektir. Bu bilgiler ve bakış açısı ışığında, şiirin alanyazındaki incelemelerinde görülen “ölüm” izleğinin ötesinde bir “sonsuzluk” izleğinin bulunduğu savı anlambilimsel/göstergebilimsel açıdan, şiirde sunulan kavramların çağrışımlarından ve soyut-somut göstergelerin anlamlandırılmasından yararlanılarak kanıtlanmaya çalışılmıştır. Sunulan dünyanın yorumlanması ile yöntemsel bakış açısı arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır. Sonuçta şiir çözümlemelerinde nesnelliği sağlamak açısından kuramsal belirlemelerin bakış açısını etkilediği ve çözümlemenin bilimsel bir görünüm sunduğu ortaya çıkmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Talişlerde Halk İnançları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13638</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13638</guid>
      <author>Yaşar KALAFAT</author>
      <description>Talışlar Türk kültür coğrafyasının Azerbaycan bölümünde yaşayan kısmı Şii-Caferi ve İran kesiminde kalanlar ise çoğunlukla Sünni-Hanefi İslam olan bir halktır. Ana dilleri Farsça ağırlıklı olmakla beraber Atlı Göçebe Bozkır Medeniyeti’nin özellikleri hala bariz bir şekilde taşıyan bu halkın ortak “halk kültürü dili” Türkçedir. Yazıda, Talışların halk inançları; doğum, evlilik ve ölüm gibi başlıklar altında ele alınmış, sosyal yapılanmalarına dair bilgi verilmiş, diğer Türk kültürlü halkların inançları ve sosyal yapılanmalarındaki benzerleri ile karşılaştırılmaları yapılmıştır. Bu münasebetle; Ad Verme, Adak, Geleceği Tahmin, Kısmet Açma, Pir, Ocak, Aşermek/Yeriklemek, Aşure Aşı, Diş, Saç, Tırnak, İlk Adım, Evlilik Toylarına Bereket ve yas gibi konularda dair bilgi verilmektedir. Yazıda bölge halklarının ana dili ve doğma din veya mezheplerindeki farklılığa rağmen birlikte yaşamanın doğal bir sonucu olarak ortak bir kültür coğrafyası oluşturdukları, bu coğrafyanın halk kültürü dilinin ortak olduğu bu ortaklığın asırlar boyunca oluştuğu, korunmasının bölge halklarının var olabilmesi için kaçınılmaz olduğu anlatılmaktadır. Bu mirasın mimarı olan halkların arasında bölüşülmeye kalkılması halinde varislerinin değil Küresel Güç gibi emperyalist yapılanmalarının yararına olacağı mesajı verilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Birinci Haçlı Seferinde Ve Kurtuluş Savaşında Türk-Ermeni-Fransız Münasebetlerinin Benzer Yönleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13639</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13639</guid>
      <author>Güray KIRPIK</author>
      <description>1097-1291 yılları arasında gerçekleşen tarihin ilk dünya savaşı denilebilecek büyüklükteki Haçlı Seferleri döneminde Türk-Ermeni-Fransız ilişkilerinin yoğunlaştığını görmekteyiz. Bu dönemin özellikle 1097-1107 yılları arasındaki münasebetleri önemlidir. Yine aynı ilişkilerin benzer bir sürecinin 1915-1922 yılları arasında yaşandığını söyleyebiliriz. Bu çalışmada bu benzerliklerin neler olduğu üzerinde duracağız.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Modern Bir Minyatürcü’den Minimalist İzler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13640</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13640</guid>
      <author>Mehtap KODAMAN</author>
      <description>Ayşe Özel’in resmi çok yalın olmasına rağmen onun resmini anlamak güçtür. Çünkü hem Türk-İslam minyatür geleneğinden çıkış alarak çoklu bakış açılarını, hem Uzak Doğu sanatındaki boşluğun ağır bastığı kompozisyon şemasını, hem Avrupa Minimalizmi’ne yaklaşan yalın geometrik formları kullanmıştır. Tüm bu kültürleri kaynaştırdığı halde onlarla çelişen kişisel farklılıklar da sanatçının tarzını yaratan iç devinimi oluşturmaktadır. Bağdaşmaz gibi görünen bu durumlar, sanatçının resmine kimlik kazandıran bir bütünlük sağlamaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Teorik Ve Pratik Olarak Osmanlı’da Recm Cezası: Bazı Batı Anadolu Şehirlerindeki Uygulamalar</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13643</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13643</guid>
      <author>Abdülmecit MUTAF</author>
      <description>Pek çok hukuk sisteminde olduğu gibi İslam hukukunda da, toplumun geleceğini tehdit eden ve ahlaka aykırı olarak görülen zina yasaklanmıştır. Bu suçu işleyenler; evli ise recm cezasına, bekar iseler tazir cezalarına çarptırılırlar. İslam hukukunu kendi hukuk sistemine referans olarak alan Osmanlıda da bu suçla ilgili cezalar aynen kabul edilmiştir. Şer’i hukuka göre hakkında açıklık bulunmayan durumlara ait cezalar ise Kanunnamelerde yer almıştır. Kanunnamelerdeki bu maddelerin İslam hukukuna uygun olup olmadığı ve Osmanlının recm cezasını uygulayıp uygulamadığı tartışmalara sebep olmuştur. Kaynaklara ve mahkeme kayıtlarına bakıldığında, Osmanlının İslam hukukundaki recm cezasını aynen kabul ettiği görülmektedir. Ancak bu konudaki tutum ve davranışları –sadece zinaya mahsus olmak üzere- bu cezayı uygulamada esnekı olduğu intibaını uyandırmaktadır. Bunun da en önemli sebeplerinden birisi İslam hukukunun bu konuya olan toleranslı yaklaşımıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk İnkılâbının Nadir Şah Döneminde Afganistan’ın Modernleşme Çabasına Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13641</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13641</guid>
      <author>Mehmet KÖÇER</author>
      <description>Türk Millî Mücadelesi’nin kahramanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk, aynı zamanda birçok bölge, ulus ve lider için ilham kaynağı, başka bir deyişle örnek bir lider olmuştur. Atatürk, 19. yüzyılın sonlarından itibaren gelişmeye başlayan Türk milliyetçilik hareketinin lider şahsiyeti olarak kendisini kanıtlamış, dünyada meydana gelen değişimi ve gelişmeleri yakından takip etmiş ve daha da önemlisi çok iyi eğitim almış bir şahsiyettir. İnkılâplarını halk desteğiyle gerçekleştirirken, istikrarlı ve tutarlı bir siyaset takip etmiştir. Atatürk döneminde Afgan tahtına çıkan üçüncü lider olan Nadir Şah da Atatürk gibi asker kökenlidir. Türkiye ve Atatürk’ün Afganistan için önemini bilen Nadir Şah, tıpkı Emanullah gibi ülkesinin refahı ve gelişmesi adına Türkiye Cumhuriyeti ile dostane ilişkiler sürdürmenin önemini anlamış durumdadır. Bu doğrultuda Atatürk Türkiye’si ile iletişim kurmak için büyük bir çaba içinde olur. Bunu daha en başında, tahta çıkarken Türk elçisinin fikrini sormakla gösterir. Ayrıca tahta çıktıktan hemen sonra Cumhuriyet’in kuruluş yıldönümü için Atatürk’e gönderdiği tebrik mesajı da bu ilgi ve bağlılığı açık bir şekilde ortaya koyar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Conceptions About Social Changes In Medieval Philosophy Of The East</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13642</guid>
      <author>Saadet MAMEDOVA</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Varna Savaşı Ve Bir Tarih Kaynağı Olarak Gazâvatnâmeler (Varna Savaşı İle İlgili Yeni Bir Yayın Münasebetiyle)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13644</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13644</guid>
      <author>Gürol PEHLİVAN</author>
      <description>Osmanlı Devletinin kuruluş aşamasında karşılaştığı zor dönemeçlerden biri olan 1443-1444 Bunalımı ve bu duruma son veren Varna savaşı üzerine geçtiğimiz aylarda Colin Imber tarafından önemli bir kitap yayınlanmıştır. Ancak kitabı incelediğimizde, bu savaş hakkında çok önemli iki kaynağın hiç dikkate alınmadığını görüyoruz. Bu metinler Zaifî’nin Gazâvat-ı Sultân Murâd Han isimli eseriyle Kâşifî’nin Gazânâme-i Rûm’udur. Bu makalede yukarıda zikrettiğimiz her iki eserin, elimizdeki üçüncü metin olan Anonim Gazâvat-ı Sultân Murâd b. Mehemmed Han ile karşılaştırması yapılarak, adı geçen devir ve savaş için önemi gözler önüne serilmeye çalışılacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi Seyfettin Özege Nadir Eserler Dermesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13645</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13645</guid>
      <author>Coşkun POLATBünyamin OKUYUCU</author>
      <description>Bir milletin kimliğini oluşturan ve yaşatan unsurların başında o milletin kültürünü, geleneğini, bilim anlayışını, edebiyat ve sanat zevkini yansıtan yazılı eserleri gelir. Milletlerin üzerine düşen görev, bu kültürel mirasın hem bugün hem de gelecekte erişilebilir ve kullanılabilir olmasını sağlamaktır. 1728-1928 yılları arasında eski harflerle basılan Türkçe eserlerden oluşan Seyfettin Özege Dermesi, bu tür kültürel miraslarımızdan biridir. Özege tarafından Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi’ne bağışlanan eserler, hem ülkemiz hem de Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü coğrafyada bugün bağımsız olarak yer alan ülkeler için de oldukça önemlidir. Bu çalışmanın temel amacı bilinirliği ve kullanırlığı az olan bu dermenin mevcut durumu ile ilgili bilgi vermektir. Bunun yanında ülkemizdeki ve dünyadaki araştırmacıların adı geçen dermeden etkin ve yeterli olarak yararlanabilmesi için neler yapılması gerektiğine ilişkin öneriler de getirilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir İngiliz Diplomatın Gözüyle Atatürk Ve Türkiye (1933–1939)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13646</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13646</guid>
      <author> Esra SARIKOYUNCU DEĞERLİ,</author>
      <description>1933 yılı sonlarında İngiliz Hükümeti’nin Ankara Büyükelçisi olarak atanan Sir Percy Loraine, Mayıs 1939’a kadar bu görevini sürdürmüştür. Adı geçen diplomat, görev yaptığı süre zarfında Türkiye’de meydana gelen iç ve dış gelişmeleri dikkatlice takip ederek İngiltere Dışişleri Bakanlığına bildirmiş, Türk-İngiliz ilişkilerinin gelişmesinde önemli katkılarda bulunmuştur. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk ile iyi ilişkiler kurmuştur. Atatürk’ün kişiliğine ve gerçekleştirdiği Türk Devrimine hayran kalmıştır. Bir İngiliz diplomatı olan Loraine, görevi sona erip Ankara’dan ayrıldıktan sonra da, Atatürk’e ve Türk Devrimine olan hayranlığını ve sevgisini çeşitli konuşmalar yaparak, yazılar yazarak dile getirmeye çalışmıştır. Özellikle “diktatörlük” ve “din karşıtlığı” başta olmak üzere, Atatürk’e karşı yapılan çeşitli suçlamaların karşısında yer almıştır. Bu nedenle, Atatürk hakkında önemli devlet adamları ve yazarlarla mektuplaşmış ve resmi makamlarla çok sayıda yazışma gerçekleştirmiştir. Çalışmamızda İngiliz arşiv belgelerinden yararlanılarak Sir Percy Loraine’nin hayatı ve Atatürk ve Türkiye hakkındaki görüşleri üzerinde durulacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>The Jelali Abaza Hasan Rebellion And Its Reflections On Kayseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13647</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13647</guid>
      <author>Hava SELÇUK</author>
      <description>In this paper centered on the reflections of Abaza Hasan Rebellion on Kayseri, the Kayseri Ser’iyye Registries have been used as the main resource, and the effects that the Rebellion of Jelali Abaza Hasan left on Kayseri have been investigated in accordance with the documents having been found out here. The people who supported this rebellion in Kayseri, what kind of jobs they had, and the confiscatory goods of those having taken part in the rebellion have all been studied in this study. The support to the rebellion given by the Janissaries whom the State charged them to protect the sanjaks and provinces across the boundaries has been discussed along with the material and spiritual costs that the rebellion caused.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Namık Kemal’in Mektuplarında Dil Ve Edebiyat Üzerine Tenkitler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13648</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13648</guid>
      <author>Veysel ŞAHİN</author>
      <description>Namık Kemal, dönemindeki gençlere mektuplar yazarak onların eserlerini tenkit eden ilk tenkitçilerimizdir. Sanatçının hususi mektupları, Tanzimat devri ve fikir hayatının zengin malzeme kaynağı olup; dil, edebiyat, sanat ve kültür tarihi açısından önemli bir belge niteliğini taşır. Namık Kemal, edebiyatımızın gürleyen ve yol gösteren sesidir. Bu açıdan sanatçının özel mektupları içerik itibariyle çok yönlüdür. Çalışmada Namık Kemal’in hususi mektuplarında dil ve edebiyat üzerine tenkitlerini ele alarak Arap edebiyatı, Fars edebiyatı, Batı edebiyatı, klasik Türk edebiyatı ve yeni Türk edebiyatı hakkında yaptığı tenkitleri değerlendirdik.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gökhan Akçiçek’in Eserlerinde Bilinçdışının Telafisi Olarak Yakalanan Çocuksu Anlatım</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13649</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13649</guid>
      <author>Cafer ŞEN</author>
      <description>Gökhan Akçiçek, Bulutlar Örtmese Güneşi adlı şiir dosyasıyla 1992 yılı Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Çocuk Kitapları Yarışması’nda şiir ödülünü alır. Dosyanın yayımlanmasıyla de 1995’te Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı ödülüne layık görülür. Şair, 1996’da Bülbül Deresi Şiirleri, 2001’de ise Çocuklara Ölüm Yakışmaz adlı kitaplarını yayımlar. Akçiçek, şiirlerinde yakaladığı çocuksu anlatımla, akıl ve bilincin baskısı altında kurulan modern dünya karşısında Jung’un bahsettiği ihmal edilen bilinçdışına yönelir. Bunu yaparken de sembolistler ve gerçeküstücüler gibi rasyonel ve kurulu dünyayı deforme eder. Yine onun şiirlerinde Kant’ın güzel olanın temaşa edilmesinin hayatı rahatlatacağı, duyulacak estetik hazzın da hem bireyin iç dünyasına hem de birey ile doğa arasındaki ilişkiye bir uyum kazandıracağı düşüncesine yönelik olarak doğanın modern dünya karşısında işlendiğine tanık olunur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Klasik Türk Şiirinde Kalem Kasideleri (Kalemiyyeler)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13650</guid>
      <author>Necdet ŞENGÜN</author>
      <description>Kalem kasideleri (kalemiyyeler), hem kaside olmaları hem de kültür ve medeniyetimizde önemli bir yer işgal eden kalemden bahsetmeleri dolayısıyla önemli bir türdür. Zira bu tür kasidelerde, özellikle nesib ve teşbib adı verilen ilk bölümde, kalemle ilgili birçok husus dile getirilmekte ve kalem hakkında şairlerin duyuş ve düşünüşleri ortaya konulmaktadır. Bu çalışmada öncelikle kalemin Türk-İslam kültür ve medeniyetinde sahip olduğu rol üzerinde durulmuş, daha sonra yüz kadar</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Münif Paşa’nın Tahran’dan Gönderdiği Devlet İşleriyle İlgili Lâyihası ve Düşündürdükleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13651</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13651</guid>
      <author>İbrahim ŞİRİN</author>
      <description>Münif Paşa’nın Tahran sefiri iken devlet işlerinin düzenlenmesi için yazdığı rapor onun II. Abdülhamit üzerine ne kadar etkili olduğunun göstergesidir. Münif Paşa’nın raporu, hukuk mektebi açılması, askerlik, ticaretin geliştirilmesi, vergi gelirlerinin artırılması, maliyenin düzeltilmesi, diplomasi, aşiret okullarının açılmasını içerir. Biz özellikle aşiret mekteplerinin açılmasında Münif Paşa’nın etkisini irdeleyeceğiz.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Some Reasons Of Displaces Of The Nomadic Tribes In Eurasia And Example Of The Black Death In Caffa, 1346</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13664</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13664</guid>
      <author>Mehmet TEZCAN</author>
      <description>Yaylakçı-kışlakçı bir hayat tarzını benimsemiş olan Avrasya bozkırlarındaki göçebe kavimler, oturdukları bölgeleri çok nadir durumlarda terk ediyorlardı. Buna sebep olan âmiller ise genellikle, salgın hastalıklar, kıtlık, kuraklık, çekirge afetleri, Çin veya Hun baskısı örneklerinde olduğu gibi bir kuvvetli bir dış tehdit olabiliyordu. Xiongnu ve Yueji’lardan beri Ortaçağ boyunca da Asya’da görülen ve göçebe kavimleri Batı Asya ve Orta Avrupa içlerine kadar sürükleyen sebeplerden bir olan salgın hastalıklar, büyük ticaret yolları üzerinde bulunan Orta Asya’da genellikle İpek Yolları vasıtasıyla yayılıyordu. 1346 tarihlerinde Karadeniz kuzeyinde Kefe’de başlayan ve “Yüzyıl Savaşları” dönemini yaşamakta olan Ortaçağ Avrupası’nda çok büyük menfi tesirleri olan “Kara Ölüm” / Veba salgınının menşei hakkında tam bir açıklık yoktur. Mevcut bilgilere göre, 1320’lerde Çin’de başladı, bir Ceneviz ticaret gemisi ve ticaret yolları vasıtasıyla ve Moğol istila orduları sayesinde hızla Önasya’ya yayıldı. Cenevizli tüccarların elinde olan Kefe limanını 1343 tarihinden beri kuşatan Altın-Orda hanı Canibek Han, 1345’de yeniden kuşatmaya başladığında Moğol ordusu saflarında fark edilen Veba hastalığı, oradan Akdeniz’e geçen iki Ceneviz gemisi ile 1348-49 tarihlerinde, Çekoslovakya ve Polonya hariç, bütün Akdeniz ülkelerine yayıldı; ardından 1351-53 tarihleri arasında Rusya’da bazı şehirler de bundan nasibini aldı. Uğradığı her şehirde genellikle dört-beş ay kalan veba, bir günde bazen 800 ila 100.000 arasında kişinin ölümüne yol açıyordu. Netice olarak, Avrupa nüfusunun % 30’unun mahvına sebep oldu. Veba’nın Avrupa’daki tesirleri ilk olarak Gabriele de’ Mussi tarafından rapor edilmiştir. Bu salgının göçebe dünyasını nasıl etkilediği konusunda ise maalesef fazla bir bilgi yoktur. Ancak, Moğolların savaş stratejileri konusunda oldukça enteresan bilgilere ulaşabiliyoruz: Moğol hanı, nereden geldiği belli olmayan vebadan kendi askerlerinin binlercesinin etkilenerek ölmeğe başlaması üzerine, ölümlerden Cenevizlileri sorumlu tutarak, bunların cesetlerini mancınıklarla kaledekilerin üzerine attırdı ve salgının kalede yoğunlaşmasını sağladı; ondan sonra ordusunu alarak uzaklaştı. Bu, bazı araştırıcıların fikrine göre, vebanın “biyolojik silah” olarak göçebelerde ilk uygulanış şekillerinden biri idi.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Osmanlı Dönemi Hekim-Hasta İlişkileri (Kadı Sicillerine Göre Xvıı. Ve Xvııı. Yüzyıllarda Kayseri Örneği)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13652</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13652</guid>
      <author>Özen TOK</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Osmanlı döneminde hekim-hasta ilişkilerini ortaya koymaya ve aynı zamanda hekimin adli konulardaki rolüne de temasta bulunmaya yöneliktir. Çalışma, XVII. ve XVIII. yüzyıllara ait Kayseri Kadı sicillerindeki belgelere dayanmaktadır. Bu belgelere göre, hekimle hasta arasında düzenlenen rıza senetleri kadı tarafından onaylanmıştır. Bu rıza senetlerinde, hastanın ve hekimin adı, adresi, hastalığın adı, uygulanacak tedavi, hekim ücreti vb. bilgiler yer almıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kitâb-ı Diyarbekriyye’de Bayındırlılar (Kara Yülük Osman Bey’e Kadar)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13653</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13653</guid>
      <author>Ahmet TOKSOY</author>
      <description>Oğuz Han’ın soyundan gelen Akkoyunlulara, atalarının adından dolayı Âl-i Bayındıriyye = Bayındırlılar veya Tur Ali’ler adı da verilmektedir. Tur Ali Bey’in en büyük dedesi ailenin altınca atası İdris Bey zamanında Diyarbekir ve bazı kalelerin hâkimiyetini elinde bulundurmuştur. Onun soyundan gelen Pehlivan Bey’in ölümü üzerine ailenin başına Tur Ali Bey geçti. Tur Ali Bey’in ölümünden sonra ise Kutlu Bey, Bayındırlı tahtına oturmuştur. Kutlu Bey zamanında Doğu Anadolu’nun siyasi durumunda önemli gelişmeler ortaya çıktı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Lâmekânî Hüseyin’in Esrarnâme Tercümesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13654</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13654</guid>
      <author>İbrahim Halil TUĞLUK</author>
      <description>Türk edebiyatı üzerinde önemli etkileri olan Ferîdü’d-dîn Attâr’ın Esrâr-nâme adlı eseri birçok defa Türkçeye tercüme edilmiştir. Bunlardan biri, Lâmekânî Hüseyin’in tercümesi olup kaynaklarda İnsan-ı Kâmil mesnevisi olarak geçmektedir. Eserin Esrâr-nâme tercümesi olduğu Milli Kütüphanedeki nüshasından tespit edildi. Mefâ?îlün Mefâ?îlün Fe?ûlün vezniyle kaleme alınmış olan mesnevi, 537 beyittir. Bu çalışmada, Esrâr-nâme tercümesi incelenmiş ve Esrâr-nâme tercümesinin tenkitli metni yapılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yenişehirli Avnî Beyin Âteşkede Mesnevisi Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13655</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13655</guid>
      <author>Lokman TURAN</author>
      <description>Âteşkede, ateş ve ateşle ilgili kavramlar üzerine kurulmuş bir mesnevidir. Avnî Bey, kâinatın yaratılışını, vücut ve varlık problemlerini, dört unsurdan biri olan ateşle izah etmeye çalışır. Ateşe olumlu ve olumsuz pek çok anlam yükleyen şair, bu kelimeyi daha çok aşk ve tecelli anlamlarında kullanır. 249 beyitten ve dokuz kısa fasıldan meydana gelen Âteşkede’yi Avnî Bey, Şeyh Galib’in Hüsn ü Aşk’ına benzer bir tarzda yazmaya başlamış fakat tamamlayamamıştır. Eser, Avnî Beyin şairlik hakkındaki bazı düşüncelerini ihtiva etmesi ve Şem ü Pervane’lerden motifler taşıması bakımından da değerlidir. Bu çalışma Âteşkede’nin incelemesini ve tenkitli metnini ihtiva etmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Orhan Kemal’in Murtaza Romanında Yapı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13656</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13656</guid>
      <author>Ülkü ELİUZ</author>
      <description>1914-1970 yılları arasında yaşamış olan Orhan Kemal, özündeki insan sevgisini edebi dünyanın kavrayış sistemi ile sentezleyerek yansıtan bir sanatkardır. O, asgari şartlarda yaşama mücadelesi veren ‘küçük adam’ın tarihi ve sosyal perspektif içerisinde ‘yer edinme’ sorunsalını, dil aracılığıyla varlık bulmuş gerçeğimsi bir dünya içinde ele alır. 93 şiir, 265 öykü, 24 roman ve 5 tiyatro eseri olan Orhan Kemal’in Murtaza romanı, öznel değerler ile sınırlarını çizdiği doğrulara kayıtsız şartsız bağlılığın simgesi olan bir bireyin, yaşadığı çatışmaların ve ruhsal parçalanışın trajikomik öyküsüdür. Eserde, yaşama “görev anlayışı” doğrultusunda tek boyutlu bakan bir ‘küçük adam’ olan başkişi, evrensel bir kimlik kazanır. Yazar ve eser bağlamında edebi metin çözümlemesinin hedeflendiği bu incelemede, isim-içerik ilişkisi, olay örgüsü, bakış açısı ve anlatıcı, zaman, mekan, kişiler gibi yapı unsurları bakımından tahliller yapıldı.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mondros Mütarekesi ve Evliye-i Selasenin Tahliye Edilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13665</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13665</guid>
      <author>Selma YEL</author>
      <description>Osmanlı Devleti 1917 Bolşevik devrimi sonucunda Rus Ordusunun geri çekilmesinden istifade ederek 1877–1878 Osmanlı Rus Savaşı ile kaybetmiş olduğu Evliye-i Selase bölgesini yeniden hâkimiyeti altına almıştır. Ancak Mondros Mütarekesi sonrasında, haksız ve hukuksuz bir şekilde İngiltere bu bölgenin tahliye edilerek kendilerine teslimini istemiştir. 40 yıllık bir ayrılıktan sonra ana vatana ilhak olunmuş olan bölgenin yeniden Ermeni ve Gürcülere teslim edilecek olması, bölge halkında büyük bir korku ve üzüntüye sebep olmuştur. Aynı zamanda da Batum, Kars ve Ardahan havalisindeki asker, silah, teçhizat ve hububatın o günün şartlarında Osmanlı sınırları içine nakli gerekmiştir. İstiklal Savaşının ilk günlerinde kullanılan silah ve teçhizatlar işte buradan büyük imkânsızlıklar ve İngiltere’nin yoğun baskısı altına gerçekleşmiş olan silah ve teçhizat nakli sayesinde mümkün olabilmiştir. Aynı zamanda tahliye bölgelerindeki halkın milli teşkilatlar bünyesinde işbirliği yapmaları temin edilerek, Ermenilere karşı kendilerini korumaları temin edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>XIX. Yüzyılda Çarlık Rusyası’nın Çerkesleri Sürgün Etmesi Ve Uzunyaylaya Yerleştirilmeleri (1860–1865)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13657</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13657</guid>
      <author>Selma YELAhmet GÜNDÜZ</author>
      <description>Bu makale iki bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde XIX. Yüzyılda, Kafkaslarda meydana gelen mücadelelerden bahsedilmektedir. Rusya’nın bu dönemde Kafkasya’yı ele geçirme politikası ve Çerkes genel adı altında yaşayan insanlara uyguladığı zorunlu sürgün hareketi işlenmektedir. İkinci bölümde ise Çerkeslerin Rus hâkimiyetinde yaşamaktansa Osmanlı Devletine göç etmeyi tercih ettiklerini, göç esnasında ve sonrasında karşılaştıkları hadiseler ve Osmanlı Devletinin bu gelenlerin bir kısmını Sivas-Uzunyayla’ya nasıl yerleştirdiği konusunda bilgiler verilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kırgız Kahramanlık Çağı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13658</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13658</guid>
      <author>Mehmet YILMAZ</author>
      <description>Bu çalışmada Kırgız destanları ve bu destanların toplumsal yapıyı nasıl etkiledikleri üzerinde durulmuştur. Sosyal ve kahramanlık destanlarının tarihi kaynakları verilmiş, kısaca içeriklerinden söz edilmiştir. Bu arada, kahramanların özelliklerinden, kadın ve erkek kahramanların metin içindeki fonksiyonlarından ve başka toplumsal rollerinden bahsedilmiştir. Sonuç bölümünde ise, destanların günümüz Kırgız toplumunun kültürel yapısını nasıl etkiledikleri hakkında bilgi verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>11. Yüzyıl Müslüman Türk Dünyasındaki Din Anlayışının Divanü Lügati’t-Türk’teki Yansımaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13659</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13659</guid>
      <author>Nuran YILMAZ</author>
      <description>Milletlerin tarihi metinleri o milletin kültürünün tescilli belgeleri olduğundan tarihi köklerini tespitte son derece elzem kaynaktırlar. Bu bakımdan zamanımızdan yaklaşık bin yıl önce yazılan Divanü Lügati’t-Türk Türkçenin ilk sözlüğü olmaktan öte pek çok araştırmacının teslim ettiği üzere tarihi ve kültürel başvuru kaynaklarımızın da ilklerindendir. A. Caferoğlu, “Sözlükte geçen birçok kelimenin anlatılışında tanık olarak ileri sürülen malzeme içerisinde, Türk folkloruna, inanışına, hurafelere, bozkır destanlarına, oba hikmetlerine, illerin vecizelerine, ağıtlara tabiat tasvirlerine bolca yer verilmiştir.” demektedir. Onun tespitinden de anlaşılacağı üzere eser, bir yandan 10 asır önceki kelime varlığını çağlar ötesine taşırken diğer taraftan da o kelimelerin ardındaki dünya görüşünü aktarmıştır. Bu sebeple Türk kültürünün ulaşılabilen en eski vesikası olan eserden olabildiğince yararlanabilmek için eseri çok yönlü değerlendirmek gereklidir. Çalışmada, Divandaki kelimelerin içerisinden seçilmiş inanca dair kelimeler ve bunların açıklamaları anılan çerçevede incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Uygur Türkçesinde ikilemeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13660</guid>
      <author>Sevgi ÖZTÜRK</author>
      <description>Türkçenin en önemli özelliklerinden biri olan ikilemeler, Çağdaş Uygur Türkçesinde de çok sık kullanılmaktadır. Anlamı zenginleştiren ve kuvvetlendiren ikilemelerin aynı zamanda bir ahenk sağlama özelliği de vardır. İkilemeler pek çok araştırmacı tarafından ele alınıp incelenmiştir. Bu çalışmada, Çağdaş Uygur Türkçesinde isim ikilemelerini anlam bakımından ele aldık ve metinlerden tespit edilen örneklerle ortaya koyduk. Böylece ikilemelerin Çağdaş Uygur Türkçesinde ne ölçüde kullanıldığını tespit etmeye çalıştık.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Bir Adlandırma Öğesi Olarak Organ Adları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13661</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13661</guid>
      <author>Asiye Mevhibe COŞAR</author>
      <description>Bu çalışmada belirtisiz isim tamlaması kalıbında kullanılan organ adları, ürettikleri ada bağlı olarak değerlendirilmektedir. Organ adları, yan anlamlardan yararlanma, somutlaştırma, türü ifade etme yolu ile söz varlığına katkıda bulunur. Buna göre organ adları, bitki, organ/organda bölüm, eşya, yiyecek, renk, yer, giysi, meslek adları yapmakta kullanılmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Sibirya Tatar Türkçesi” Üzerine Dr. Ercan Alkaya, Sibirya Tatar Türkçesi, Turkish Studies Publication, Ankara 2008, 592 S.</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13662</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13662</guid>
      <author>Ahmet Turan SİNAN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Mustafa Argunşah-Hülya Argunşah (2007), Gagauz Yazıları, Türk Ocakları Kayseri Şubesi Yayınları, 296 S., Kayseri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13663</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=13663</guid>
      <author>Veysel ŞAHİN</author>
      <description/>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


