






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2022 Sayı Volume 17 Issue 3</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=2182</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Gelenek ve Modernite Dikotomisinde Âşıkların İcra-Mekân Serüveni</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62429</guid>
      <author>Yakup AÇAR</author>
      <description>Âşıklık geleneğinde mekân, âşığın sadece performansını sergilediği bir alan olarak düşünülmemelidir. Sözlü kültürün icra edildiği âşık mekânlarının oluşmasında; bellek, eş zaman, âşık ve bilinçli dinleyici gibi önemli dinamiklerin bir arada ve yüz yüze olması gerekir. Bu birliktelik geleneğin yazılı olmayan kurallarındandır. Araştırmanın amacı; gelenekten moderniteye geçiş sürecindeki değişen icra mekân türlerinden ve bu mekânlarda uygulanan icra pratiklerinden bahsetmek, ayrıca değişen icra mekânlarında uygulanan pratikleri gelenek çerçevesinden değerlendirmektir. Araştırmada belgesel tarama modeli kullanılarak var olan kayıt ve belgeler incelenmiş ve bu yolla çalışmanın kuramsal çerçevesi ve bulguları elde edilmiştir. Gelişen teknolojiyle beraber toplumun gündem ve sanat ihtiyacının bu olanaklarla karşılandığını gören âşık, dijital çağa ayak uydurarak yeni icra mekânını oluşturmuştur. Radyo ile başlayan serüven televizyon, sinema ve internet/sosyal medya gibi icra mekânlarıyla devam etmiş, bir yandan da plak, kaset, band kaydı vb. albüm çalışmaları yürütülmüştür. Âşık bu yeni icra mekânlarını; hem kültürü daha çok kişilere ulaştırma, tanıtma ve kendi reklamını yapma hem de kahvehanelerden elde ettiği gelirden daha fazlasını kazanma gibi iki farklı amaçla kullanmıştır. Sonuç olarak, modernite içerisindeki icra mekânları âşığın hedef kitlesini artırmış ve ülke genelinde bu kültürü yeniden popüler etme eşiğine getirmiştir. Ancak gelenek içerisinde icra edilen önemli çeşitli türleri (destan, hikaya vb. uzun anlatılar) ve uygulamaları (irticalen söyleme, muamma çözme vb.) modernite icra mekânlarında icra etmemiş/edememiştir. Çünkü modernite içerisindeki icra mekânlarında süre, eş zamanlılık ve yüz yüze etkileşim bir arada olamamaktadır. Dolayısıyla modernite icra mekânlarında geleneğin kısmen temsil edildiği ve medyanın şekillendirdiği popüler olma merkezli âşık modelleri ortaya çıkmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Düzenli Spor Yapanların Covid-19 Pandemi Döneminde Evde Kısıtlı Kalmaları Egzersize Yönelik Tutum ve Davranışlarını Değiştirdi mi?</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62162</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62162</guid>
      <author>Mustafa AKILAli Enes US </author>
      <description>Çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisine bağlı olarak geçen zaman süresince takım ve bireysel olarak düzenli spor yapan yetişkinlerde meydana gelen zorunlu sedanter davranışın egzersize yönelik tutum ve davranışlarını değiştirip değiştirmediğini belirlemektir. Çalışma kesitsel yöntemle değerlendirildi. Araştırmaya 18-40 yaş arası 1150 sağlıklı yetişkin katıldı. Katılımcıların 547’si (%47,6) kadın, 603’ü (%52,4) erkekti. Yöntem 5 bölüm ve 49 maddeden oluştu. Birinci bölümde katılımcıların sosyodemografik özellikleri; ikinci bölümde egzersiz değişim aşaması kısa soru formu, üçüncü bölümde egzersiz değişim süreçleri ölçeği, üçüncü bölümde egzersiz öz-etkililik ölçeği, dördüncü bölümde egzersiz karar verme dengesi ölçeği yer aldı. Çalışma, bilimsel araştırma ve yayın etiği kurulu tarafından onaylandı. Bulgular incelendiğinde katılımcıların spor yapmak için hemen harekete geçme aşamasında olduğu tespit edildi. Egzersiz öz-etkililik algıları orta derecedeydi. Katılımcılarda egzersiz yapmanın algılanan yararları daha baskındı. Bireysel egzersiz yapanların egzersiz davranış ve değişim süreçleri,  öz-etkililik düzeyleri ve karar verme dengeleri takım sporu yapanlara göre daha yüksekti. Katılımcıların egzersiz değişim aşaması ile egzersiz öz-etkililik düzeyleri arasında, egzersiz değişim aşaması ile egzersiz karar verme dengesi arasında, egzersiz öz-etkililik düzeyleri ile egzersiz karar verme dengeleri arasında pozitif yönde ilişki bulundu. Egzersiz değişim aşamasındaki durumları ile Egzersiz değişim süreçleri arasında, Egzersiz değişim aşamaları ile deneyimsel süreçler ve davranışsal süreçler arasında pozitif ilişki vardı. Sonuç olarak kapanmada insanların kendi kendini yeniden değerlendirme fırsatı bulduğunu ve kapanmanın son bulmasıyla egzersizlerini sık sık yapacaklarını göstermektedir. Ancak buna rağmen davranışlarının sık sık değişebildiği ve insanların egzersiz konusunda yardım edici ilişkilerden kaçındığı belirlendi. Daha sağlıklı sonuçlara ulaşabilmek için farklı yöntemlerin dahil edildiği kapsamlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Okul Öncesi Dönemde Ebeveyn Tutumları ile Dijital Oyun Bağımlılığı Eğilimi Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61958</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=61958</guid>
      <author>Cemal AKÜZÜMEbru BOĞA BARAN ,Sema ÇELEBİ </author>
      <description>Çocukluğun vazgeçilmez bir unsuru olan oyun, gelişen ve değişen zamana paralel olarak bazı dönüşümler yaşamaktadır. Özellikle dijitalleşme sürecinin hız kazanmasıyla beraber çocukların oyun oynama şeklinin ve oyun tercihlerinin de farklılaştığı görülmektedir. Bu değişim ve dönüşüm sürecinde, özellikle erken çocukluk yıllarında, ebeveynlerin etkisi büyük rol oynamaktadır. Bu çalışmada, çocuğu okul öncesi eğitime devam eden ebeveynlerin tutumları ile çocuklarının dijital oyun bağımlılığı eğilimine yönelik görüşleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma için, Dicle Üniversitesi Sosyal ve Beşeri Bilimler Etik Kurulu Başkanlığından 28.09.2021 tarih ve 145353 sayılı Olur’u ile Etik Kurul Onayı alınmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde tasarlanmış nicel bir çalışmadır. Olasılıklı olmayan örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemiyle seçilen, 4-6 yaş arası çocuğu olan 423 ebeveyn çalışmaya dahil olmuştur. Katılımcılara, çalışma hakkında detaylı bilgiler verilerek gönüllü katılım onayı alındıktan sonra 20-30 dakika süren görüşmeler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Veriler “Demografik Bilgi Formu”, “Ebeveyn Tutum Ölçeği” ve “Dijital Oyun Bağımlılığı Eğilimi Ölçeği” aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS paket programı ile analiz edilmiştir. Sonuç olarak; ebeveynlerin demokratik tutuma sahip olma düzeyi arttıkça dijital oyun bağımlılığı eğiliminin azaldığı, anne-baba yaşı, öğrenim düzeyi, çocuk sayısı, çalışma durumu ve gelir düzeyinin ebeveyn tutumları üzerinde etkili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrenim düzeyi ve gelir düzeyinin dijital oyun bağımlılığı üzerinde etkili birer değişken olduğu saptanmıştır. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi Öncesinde ve Pandemi Sürecinde KBB Polikliniklerine Giden Hasta Sayılarının Karşılaştırılması: Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54922</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=54922</guid>
      <author>GÜLCAN ATICI TURANSadettin EMRE  </author>
      <description>COVID-19 ilk olarak Çin'in Vuhan eyaletinde görülen ve yüksek ateş ve nefes darlığı ile tanımlanan yeni viral solunum yolu hastalığı olup, damlacık ve temas yoluyla bulaştığı bilinmektedir. Türkiye’de COVID-19 hastalığının ilk vakası görüldüğünden beri Kulak Burun Boğaz (KBB) branşına ait poliklinikler pandemi ile mücadelede etkin rol almışlardır. Bu çalışmada pandemi öncesinde ve pandemi sürecinde Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde KBB polikliniklerine giden hastalar, yaş ve cinsiyete göre karşılaştırılmıştır. Pandemi öncesinde ve pandemi sürecinde KBB polikliniklere giden hasta sayılarında azalış mı veya artış mı olduğu ve pandemi sürecinde hastaların daha çok hangi şikâyetlerle polikliniklere gittikleri incelenmiştir. Retrospektif nitelikte olan bu çalışma, 01.01.2019 ve 31.05.2021 tarihleri arasında, Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi KBB polikliniklerine giden 157830 hastayı kapsamaktadır. İstatistiksel hesaplamalar ve analiz için SPSS (ver: 22) paket programı kullanıldı. Üzerinde durulan özellikler için tanımlayıcı istatistikler; ortalama, sayı ve yüzde olarak verilmiştir. Grupların özellikleri bakımından pandemi öncesi ile pandemi sürecini karşılaştırmada eşleştirilmiş t- testi kullanılmıştır. Hesaplamalarda istatistik anlamlılık (önemlilik) düzeyi %5 olarak alınmıştır. Pandemi öncesi aylara bakıldığındaKBB polikliniklerine başvuran kadın hastaların ortalaması 3510,67 iken erkek hastaların ortalaması 3359,40 olup ele alınan bu ayların tümünde daha çok kadın hastaların başvurduğu görülmektedir. Pandemi sürecinde KBB polikliniklerine başvuran erkek hastaların ortalaması 1941,71 iken kadın hastaların ortalaması 1971,07’dir. Pandemi öncesi ve pandemi sürecindeki aylara bakıldığında 19-54 yaş arası hastaların daha çok olduğu görülmektedir. Bu süreçte en çok azalan 0-18 yaş arasındaki hastalar olmuştur. Pandemi süresince KBB polikliniklerine başvuran hastalarda en fazla 0-18 yaş arası hastaların sayısında azalma daha sonra 55 ve üzeri yaş aralığındaki hasta sayısında azalma ve en az da 19-54 yaş arasındaki hasta sayısında azalma olmuştur.Elde edilen verilere göre pandemi öncesine göre KBB polikliniklerine başvuran hasta sayılarında bir düşüş görülmüştür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Toplumsal Cinsiyetçi Söylemin Günlük Hayatta Kullanılan Dile Yansıması </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57894</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57894</guid>
      <author>Sinem ONARBuse UÇURUM </author>
      <description>Bireyin hayatının ayrılmaz bir parçası olan iletişimin sağlanması noktasında dilin kritik bir önemi bulunmaktadır. Kişinin kendisini ifade edebilmesi, duygularını ve düşüncelerini karşısındaki diğer kişilere aktarabilmesi noktasında dil oldukça önemli bir yere sahiptir. Dil, bir toplumun içerisinde yaşayan ve varlık gösteren bireylerin eylemleri ve düşünceleri ile şekil almaktadır. Dilin, söz konusu toplumda yaşayan bireylerin duygu ve düşünceleri üzerinde de büyük bir etkisi bulunmaktadır. Bireyin hayatının vazgeçilmez bir parçası olan dil, kişinin dünyayı anlamlandırması ve toplumsal olaylara karşı bir perspektif oluşturmasında ön plana çıkmaktadır. Bu bağlamda ise günlük hayatta kullanılan dil ile son derece önemli bir toplumsal sorun olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin de yeniden üretildiği görülmektedir. Dilin içerisine yerleşmiş olan cinsiyetçi söylemlerin toplumun bakış açısını da bu yönde şekillendirdiği söylenebilmektedir. Bu kapsamda araştırmanın amacını, Türkçe’ye ve günlük hayatta kullanılan dilin içerisine yerleşmiş olan ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği pekiştiren ifadelerin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında örneklem olarak veri zenginliği sağlamak amacıyla amaçlı örnekleme kullanılmış ve elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Makale kapsamında, Türk Dil Kurumu Sözlükleri’nin internet sitesi olan &lt;a href="http://www.sozluk.gov.tr"&gt;www.sozluk.gov.tr&lt;/a&gt;  adresinde “kadın”, “erkek”, “kız”, “adam” anahtar kelimeleri aratılarak bu kelimelerin alt başlığında yer alan “atasözleri, deyimler veya birleşik fiiller” toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin günlük hayatta kullanılan dile yansıması bağlamında incelenmiştir. İçerik analizi kapsamında "kadın cinsiyeti üzerine üretilen ifadeler" ve "erkek cinsiyeti üzerine üretilen ifadeler" olmak üzere iki kategori oluşturulmuştur. Bu iki kategori altında araştırmada elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmektedir. Elde edilen verilerin büyük bir kısmında kadının, erkek cinsiyeti karşısında ikinci planda tutulduğu, kadının, toplumsal cinsiyet rolleri bağlamında sınırlandırıldığı ve erkek cinsiyetinin yüceltildiği tespit edilmiştir. Önemli bir toplumsal problem olan kadın ve erkek eşitsizliği, günlük hayat içerisinde kullanılan dil aracılığıyla pekiştirilmektedir.  Dilin, bireyin dünyayı algılayış biçimi üzerindeki etkisi göz önünde bulundurulduğunda, dile yerleşmiş olan söz konusu ifadelerin sorunlu bir alan yarattığı görülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Temsiliyet ve Teslimiyet Aksında: Üsküdar Selimiye ve Yıldız Hamidiye Camilerinde Taçkapı-Mihrap İlişkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57871</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57871</guid>
      <author>Hatice ÇOPURMuhammet GÖRÜR </author>
      <description>Sultan 3. Selim (1789-1807) tarafından inşa ettirilen Üsküdar Selimiye Camisi ve Sultan 2. Abdülhamid’in (1876-1909) inşa ettirdiği Yıldız Hamidiye Camisi’nin taçkapı ve mihraplarının plan, malzeme-teknik ve süsleme kompozisyonlarının birbiriyle ilişkisi ile bunların oluşumunda rol alan yaptıran/patron, mimar/sanatçı ve sanat akımları vb. özelikler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Ayrıca, taçkapı ve mihrabın dini ve ideolojik sembolizmleri ile patron ve sanatçının, yapının içi ile dışı arasındaki uyumu ne derece gözettikleri hakkında da görüşler sunulmuştur. Osmanlı sanatı içinde taçkapı ve mihrap, kurgusal özellikleriyle ait oldukları yapıların inşa tarihleri, işlevleri, üslup özellikleri ile sanatçı ve banilerin kimlikleri hatta ruh, inanç ve düşünce dünyası hakkında verileri bünyesinde barındıracak kadar önemli iki yapı elemanıdır. Bu bakımdan ikisinin aynı eksende ele alınması Osmanlı sanat tarihçiliği için bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Osmanlı dini mimarisini şekillendiren en önemli fiziksel ve simgesel unsurlardan biri olan mihrap ile gerek sivil gerekse dini mimaride yöneticinin ve monarşik yapının mimari aracılığıyla dışa vurumu olan taçkapının Osmanlı sanatı ve mimarisi içindeki etkileşimlerinin önemi üzerinde de durulmuştur. Modernleşme dönemi Osmanlı mimarisi, Batılı barok, rokoko, ampir ve Doğu-Batı sentezli seçmeci sanat akımlarının ilk elden yani yönetici tabakanın patronluğunda dönemin siyasi, ideolojik ve ekonomik çalkantıları içerisinde şekillenmiştir. Dolayısıyla bu döneme taçkapı-mihrap ekseninden bakabilmek, bize mimarideki tüm bu değişim ve hareketliliği nesnel veriler ışığında görebilmemizi sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanat, Mekân ve Bellek</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58194</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58194</guid>
      <author>Levent İSKENDEROĞLUYüksel GÖĞEBAKAN </author>
      <description>Sanat, yaşamı çevreleyen her yerde karşımıza çıkması muhtemel kadim bir insan etkinliğidir ve sanatın diğer tüm insan etkinliklerinin ürünü olan kültür ile sıkı bağları mevcuttur. Tüm toplumlar iz bırakmak ister. Kalıcı izli bellek inşası, tarih boyunca tüm toplumların en önemli kaygılarından biri olmuştur. Tüm toplumlar varlıklarını sürdürmek ve bilinçlerini gelecek kuşaklar ile paylaşabilmek için sanatın olağan üstü etki gücünden istifade etmişlerdir. Çünkü sanat, var edildiği toplumun ve coğrafyanın tüm birikim ve koşullarından etkilenen bir yaratım sürecidir. Dolayısıyla her bir sanat eseri, içerisinde o toplumun kodlarını taşımaktadır. Bu çalışmada kavramsal açıdan mekân üzerinden sanat ile bellek arasındaki ilişki irdelenmeye çalışılmıştır. İz bırakma istencinin, sanatsal yaratma eylemi ile mekâna nasıl etki ettiğini ve insanın mimarlık ve inşa eylemlerinin sanatın varlığı üzerindeki etkisi, kavramsal bir diyalektik üzerinden ele alınmıştır.  Bilhassa mekân ve yer kavramları üzerinden yoğun bir alan yazın taraması yapılmış ve bu taramadan yapılan çıkarımlar üzerinden sanat, mekân ve bellek kavramları ile ilgili yeni yorumlamalar yapılmaya çalışılmış ve tüm bunların sonucunda sanatın algılanması açısından yeni bir mekân sınıflandırmasına gidilmiştir. Hangi zaman diliminde olursa olsun sanatçı ile izleyicisi arasındaki bağın ve de sanatın esas mekânının zihin olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm zamanların ortam ve yaratı algısı zihin tarafından yorumlanmış bir hakikatten ibarettir denebilir. Bu durumda her insan kendi hakikatini yaratan gerçekler üzerinden doğayı ve sanatı algılamaktadır ve her sanatçı kendi hakikatleri ile sanatını yaratmaktadır denilebilir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Eski Yakındoğu ve Mısır’dan Günümüze Ulaşan Hurrice Belgeler: Buluntu Yerleri ve İçerikleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62376</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62376</guid>
      <author>Kurtuluş KIYMET</author>
      <description>Çoğunluğu M.Ö. 2. Bin yılın ikinci yarısına tarihlenen Hurrice belgelerin buluntu yerleri Yukarı Habur Vadisi’nden Akdeniz’e ve Orta Anadolu’ya kadar uzanmaktadır. M.Ö. 3. Bin yıla tarihlenen belgelerin sayısı azdır. Hurrice tabletler çoğunlukla Suriye ve Türkiye topraklarından elde edilmiştir. Bunun dışında Irak ve Mısır’da (Mitanni Mektubu) az sayıda belge bulunduğu söylenmelidir. Hurrice tabletlerin açığa çıkarıldığı arşivler Larsa (?), Urkeš, Mari, Tuttul, Nagar, Emar, Ugarit, Akhetaten (Tell el Amarna), Tikunani, Hattuša, Šapinuwa ve Šamuha’dır. Bunlar arasında belge çokluğu nedeniyle Hattuša ve Šapinuwa en önde gelmektedir. Amarna’nın önemi ise en uzun Hurrice tabletin burada bulunmasından kaynaklanmasıdır. Adı geçen üç arşiv Hurri dilinin anlaşılması açısından da öne çıkmaktadır. Amarna Mektubu, Akadca metinler ile karşılaştırma imkânı vermesi, Hattuša çift dilli belgeleri ve Šapinuwa ise Hurrice’nin sözlük bilgisini geliştirmesi açısından önemlidir. Belgelerin içeriklerini dini, edebi, idari, tarihi ve okul metinleri olarak sınıflamak mümkündür. Dini metinler en ayrıntılı grubu oluşturmaktadır; bunlar arasında büyü ve arınma ritüelleri, tanrı listeleri, kehanet metinleri ve bir adak metni yer almaktadır. İdari metinler mektuplardan, bir adet arazi vergilendirme tabletinden ve şahıslara dağıtılacak arpa hisselerinin dökümünden oluşmaktadır. Edebi metinler arasında destanlar, bilgelik metinleri, bir müzik metni bulunmaktadır. Tarihi metinler için verilebilecek en güzel örnek Kayalıpınar (Sivas)’tan günümüze ulaşan bir askeri sefer kaydıdır. Okul metinleri ise Ugarit’te bulunan sözlüklerdir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Risk Toplumunda Kuşakların Yeni Şiddet Deneyimi: Dijital Şiddet</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62045</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62045</guid>
      <author>Hatice OĞUZ ÖZGÜRMetin ÖZKUL </author>
      <description>Bu araştırmada, içinde yaşadığımız risk toplumu gerçekliğinden hareketle, dijital şiddet olgusu kuşaksal bağlamda incelenmiş ve betimsel sonuçlar ortaya konulmuştur. Bireylerin günlük yaşamlarında dijitalle olan yoğun ilişkileri sürecinde herhangi bir zamanda dijital şiddete maruz kaldıkları, tanıklık ettikleri ya da dijital şiddet uyguladıkları varsayımından hareketle, bu olgunun sosyalleşmeyle olan ilişkisi araştırmanın odağıdır. Kuşaksal özelliklere bağlı olarak bireylerin dijital şiddet deneyimlerinin farklılaştığı ön kabulüyle araştırma şekillendirilmiştir. Araştırmada kuşaksal sınıflar ve bazı demografik özellikler bağımsız değişken, dijital şiddet deneyimi ise bağımlı değişkendir. Araştırma örneklemi, Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşayan kotalı örnekleme yöntemiyle rastlantısal olarak seçilmiş ve araştırmaya gönüllü olarak katılım sağlamış 18-95 yaşları arasındaki 500 kişiden oluşmaktadır. Kişilerin demografik özellikleri, internet kullanım alışkanlıkları ve dijital şiddet deneyimleriyle ilgili verileri elde etmeye yönelik soruları içeren yapılandırılmış görüşme formuyla bulgular elde edilmiştir. Araştırma, benimsenen yöntem ve uygulanan teknik bakımından nicel yöntem araştırmasıdır. Araştırmanın uygulama aşaması pandemi süreciyle kesiştiği için sağlık açısından riskli durumlara sebebiyet vermemek amacıyla görüşmelerin çoğunluğu çevrimiçi sahada gerçekleştirilmiştir. Veriler normal bir dağılıma sahip olmadığı için değişkenlerin ilişkilerini anlamlandırmak için ki-kare testinden yararlanılmıştır. Süleymen Demirel Üniversitesi Üniversite Etik Kurulu 11.11.2020 tarihli ve 98/12 sayılı kararına göre etik kurul izni alınmıştır. Araştırma sonucunda dijital şiddet deneyiminin, kuşaklara göre anlamlı farklılık gösterdiği saptanmıştır. Z kuşağından Sessiz kuşağa doğru yaş ilerledikçe dijital şiddet deneyimi azalmaktadır. Ayrıca dijital şiddet deneyiminin, cinsiyet, eğitim seviyesi, gelir durumu gibi değişkenlere göre anlamlı farklılık göstermezken, medeni duruma göre anlamlı farklılık gösterdiği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Piyano Eğitiminde Başlangıç Etütleri İçinde Yer Alan Duvernoy Op.176 Etüt Kitabının Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58032</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=58032</guid>
      <author>Özlem ÖMÜR</author>
      <description>Çalışmada, piyano eğitimi başlangıç düzeyinde kullanılan Jean Baptiste Duvernoy “Ecole primaire” (Elementary Studies), Op.176 etüt kitabının farklı kazanımlar açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel bir çalışma olan bu araştırmada, literatür tarama ile birlikte betimsel analiz yöntemleri kullanılmıştır. Kitapta yer alan 25 etüt; içerdiği tonalite, ölçü birimi, hız terimleri, sağ ve sol el teknik kazanımlar, müzikal ifadeler ve müzik öğretmenliği lisans programı kazanımları açısından incelenmiş, yapılan analiz sonucunda elde edilen veriler, yüzdelik dağılımları ile birlikte yedi kategoride sunulmuştur. Etütlerde en çok “Do Majör” tonu, 4/4’lük ölçü birimi kullanılmış, Allegro’dan daha yüksek tempoya sahip bir hız terimine yer verilmemiştir. Sağ elde legato, sol elde ise çift ses ve legatonun etütlerde en çok kullanılan teknikler olduğu saptanmıştır. Müzikal ifadeler açısından ise en çok crescendo nüansı kullanılmıştır. Etütlerin müzik öğretmenliği lisans programı kazanımlarına uygunluğu açısından bakıldığında, tüm etütlerde gürlük terimlerinin kullanıldığı, etütlerin, temel teknik kazanımları yüksek düzeyde sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, etütlerde; temel tonaliteler ve ölçü birimlerinin dışına çıkılmadığı, hız terimi olarak, başlangıç düzeyine uygun, yüksek tempo içermeyen terimlerin seçildiği, teknik açıdan her iki elde en temel ve başlangıç düzeyi için gerekli tekniklere yer verildiği, müzikal ifade olarak da yine en temel nüansların kullanıldığı ve etütlerin müzik öğretmenliği lisans programı kazanımlarına uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Alphonse Mucha’nın Eserlerinin Arkasındaki Gizem: Art Nouveau Dönemi Sanatçılarının Karşılaştırmalı Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57952</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57952</guid>
      <author>Gözde ÖZALTUN</author>
      <description>&lt;ol start="19"&gt;&#13;
&lt;li&gt;yy’ın sonlarından başlayıp 20. yy’ın I. Dünya Savaşına kadar süren döneminde “Çağ Dönümü” olarak adlandırılan sürecin içerisinde yer alan Art Nouveau hareketi, Çağdaş Grafik Tasarımın gelişimine zemin hazırlamıştır. Mimari, iç mekan tasarımı ve endüstri tasarımında da etkileri görünen bu hareket organik, akıcı ve kıvrımlı çizgilere sahip, tarihselciliğe karşı çıkan dekoratif bir üslup ortaya koyarak; dekoratif sanatları güzel sanatlar seviyesine çıkartmayı amaçlamıştır. Döneme damgasını vuran önemli grafik sanatçılarından Jules Cheret ve Théophile Alexandre Steinlen Art Nouveau üslubundaki çalışmalarıyla grafik tasarım sanatına büyük katkılarda bulunmuştur. Yine aynı dönem içerisinde yer alan ünlü grafik sanatçısı Alphonse Mucha’nın eserleri de bu hareketle özdeşleştirilip dönemin “Le Style Mucha” (Mucha Stili) olarak adlandırılmasına neden olmuştur. Sanatçının kendine has üslubu, farklı çalışma alanlarıyla ve sanata bakış açısıyla o zamana dek eşi benzeri görülmemiş çalışmalar ortaya koymuştur. Bu bağlamda yapılan çalışmada Jules Cheret, Théophile Alexandre Steinlen ve Alphonse Mucha’nın reklam afişlerinden basit tesadüfi yöntemle birer örnek seçilerek biçim içerik analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda Alphonse Mucha’nın eserlerinin diğer sanatçılardan farkı ortaya konmaya çalışılmıştır. Ayrıca döneme damgasını vurarak ve dönemin Mucha Stili olarak adlandırılmasına sebep olan çalışmalarındaki yüksek duyguya sahip dekoratif bir tarz ortaya koymasının ve bunları üç farklı yöntemle soyutlama, stilize etme ve gerçekçilik üzerinden yaptığı tasarımların altında yatan özellikler araştırılmıştır. Dönemin sanatçılarının aksine Mucha’nın esin kaynakları, spiritüalizme ilgisi, Slav kültürüne bağlılığı, ve farklı tasarım alanlarında ortaya koyduğu çalışmaları başarılı bir şekilde birbirleriyle entegre ederek tasarımlarının niteliklerini arttırdığı sonucuna varılmıştır.&lt;/li&gt;&#13;
&lt;/ol&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Global Markaların Yeni Manipülasyon Stratejisi- Influencer Pazarlaması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62179</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62179</guid>
      <author>Büşra Fadim SARIKAYA</author>
      <description>Küreselleşmeyle birlikte gittikçe büyüyen ve dünya pazarına hâkim olan global markaların, Instagram gibi sosyal medya platformlarında ünlenen Influencerları kanaat önderi olarak kullanarak, özellikle Z kuşağı gençleri satın alma alışkanlıkları bakımında etkilemeyi ve hatta manipüle etmeyi hedeflemektedir. Yeni nesil kanaat önderleri olarak karşımıza çıkan Influencerların özellikle 15-18 yaş arasındaki liseli gençler üzerinde ciddi anlamda etki sahibi oldukları, yapılan birçok bilimsel araştırmanın sonucunda elde edilmiştir. Bu makale, etkileyici pazarlamanın 15- 18 yaş arasındaki gençlerin karar verme süreçlerindeki etkisini ele almaktadır. Influenceların yoğun olarak pazarladıkları ürünler göz önünde bulundurulduğunda bu yoğunlaşmanın kozmetik alanında olduğu fark edilmiştir. Konuyu tanıtmak için öncelikle Influencer pazarlaması ve gençlik araştırması terimleri incelenecektir. Ayrıca, Kahneman ve Pierre Bourdieu'nun teorilerinin yardımıyla karar verme prosedürünün bir analizi yapılacaktır. Influencer pazarlamanın nasıl çalıştığına dair çok az araştırma yapıldığından, bunu açıklığa kavuşturmak için ampirik bir çalışma uygulanacak ve bunun için gençlerle röportaj yapılacaktır. Bu araştırma, gençlerin internetteki Influencerlar tarafından etkilenip etkilenmedikleri ve satın alma hareketlerini ne denli bu etkilenmeye bağlı olarak biçimlendiklerini tespit etmeye yardımcı olacaktır. Dolayısıyla ankete katılan gençler 15 yaşına kadar ve 15 yaşından büyük olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Görüşmelerin analizi, etkileyici pazarlamanın gençlerin karar verme süreçlerinde belirli bir etkisi olduğunu göstermeyi hedeflemektedir. Ancak, 17 yaşına kadar olan gençlerin, 18 yaş ve üzerindeki gençlerden çok daha fazla Influencerlar tarafından etkilendiği kanıtlanmış bir olgudur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeniden Kullanım ve Özgünlüğünden Uzaklaştırılan Yerel Kimlik ve Mimari: Antakya Zenginler Mahallesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62299</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62299</guid>
      <author>Derya SÖKMEN KÖKGökhan UŞMA </author>
      <description>Çalışmada kent dokusunun yeniden kullanımında yerel kimlik ve mimarinin dışardan gelen müdahalelerle özgünlüğünden uzaklaştırılması kavramı ele alınmıştır. Çalışma kapsamında, Antakya Zenginler Mahallesini oluşturan konut dokusunun dönüşüm sürecinde somut ve somut olmayan mirasın bütüncül olarak ele alınmaması durumu değerlendirilmiştir. Çalışma sürecinde konuyla ilgili literatür taraması yapılmış, mevcut yapılar üzerinden saha çalışması yapılarak fotoğraf ile belgeleme sağlanmış, bölgedeki dönüşüm durumu haritalanmıştır. İlgili kurumlardan kentsel sit alanı, koruma imar planı ve yapıların tescil durumları hakkında bilgi alınmıştır. Çok katmanlı Antakya kent dokusunu oluşturan kültür varlıkları, özellikle sivil mimarlık eserleri, başta çağdaş donatıların eksikliği, değişen aile yapısı ve değişen yaşam şekli ile terk edilmiş ya da niteliksiz müdahalelere maruz kalmıştır. Yapılan alan çalışmasında, değişimin doku içinde homojen bir dağılım göstermediği ve dokudan bağımsız olarak ilerlediği tespit edilmiştir. Bir koruma yöntemi olarak seçilen yeniden işlevlendirme uygulamalarında; sadece somut mirasın değil, somut olmayan kültür mirasının da olumsuz yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Tarihi kent ve kentsel alanlarda yapılacak müdahalelerde yapıların tek tek ele alınması yerine, üst ölçekten düşünülmesi gerekmektedir. Farklı disiplinlerden uzmanların (arkeolog, mimar, psikolog, ekonomi uzmanı vb.) ve halkın katılımıyla bölgenin kentte nasıl bir misyon yükleneceğine dair planlar yapılması da önemlidir.  Çağdaş yaşamın bütünleyici bir parçası olan tarihi çevreleri oluşturan geleneksel konut dokusunun yeniden değerlendirilmesinde, somut ve somut olmayan değerlerin özgünlüğünün ön planda tutulması, yerli halka yarar sağlaması ve kullanıcının geleneksel dokuyu koruması konusunda bilinçlendirilmesi asıl hedef olmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Siyasette Dijital Dönüşüm Çağında Siyasal Reklam Kampanya Yönetimi - Örnek Vaka: Bir Siyasal Reklam Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62415</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=62415</guid>
      <author>M. Murat YEŞİLAyşe S. ERDEMİR KARA </author>
      <description>Siyasi reklamlar, siyasi pazarlama kampanyalarının hâlâ en etkili silahlarından biridir. Nitekim hem gelişmekte olan hem de gelişmiş demokrasilerde siyasi kampanyalara harcanan bütçenin miktarı yıldan yıla artmaktadır. Kampanya kaynaklarının önemli bir kısmı medyaya verilen siyasi içerikli reklamlara ayrılmakta, bunun içinde en yüksek payı televizyon reklamları kapsamaktadır. Dijital dönüşüm, iletişimin her alanını etkilediği gibi siyasal iletişim çalışmalarını da dönüştürmekte ve reklam kampanyalarına yansımaktadır. Bu çalışmanın odak konusu siyasi iletişim alanındaki dijital dönüşümdür. Bir siyasi pazarlama tekniği olan siyasal reklamcılık uygulamalarını konu alan bu çalışma, propaganda ve halkla ilişkilerin siyasal reklamcılıktaki ilişkisini vurgulayarak literatürde sınırlı olan siyasal reklam türleri, siyasal reklam araçları, siyasal reklam çeşitleri, siyasal reklam stratejileri konularına katkı yapmayı, Türkiye’de siyasal reklamcılık tarihi ve güncel mevzuat üzerinden altyapı değerlendirmesi sunarak örnek vaka incelemesiyle siyasi kampanya çalışması üzerinden siyasal reklamcılık örneklerini inceleyerek, bilgi ve veriler ışığında mevcut durumun değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Vaka incelenmesi için siyasal arenada önem arz eden 24 Haziran 2018 Türkiye Cumhurbaşkanlığı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçim sürecindeki siyasi kampanya uygulamaları arasından şeçilmesi kararlaştırılmış ve seçimi kazanan partinin siyasi kampanya çalışmasının incelenmesi uygun görülmüştür. Bu çalışmanın sonuçları doğrultusunda Türkiye’de yapılacak siyasal iletişimde geleneksel mecralardan fazla geri çekilmeden dijitale ağırlık vereceğini, Z kuşağı merkezli çalışmalardan oluşan başarılı siyasal reklam kampanyaları göreceğimizi söyleyebilmek mümkündür. Yeni nesil seçim kampanyaları hakkında ise “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun” tarafından belirtilen propaganda serbestliği ve süresi bağlamındaki sınırlılıklar göz önünde bulundurulduğunda, siyasal reklam çalışmalarında bütçeye ve milli servete daha az yük teşkil edecek, çevre dostu, mecra satın almayı gerektirmeyecek, etkileşimi yüksek, geniş kitlelere ulaşma potansiyeli taşıyan, yeni teknoloji entegrasyonlarını destekleyen, mevzuat ile sınırlandırılmamış, etkisi ölçümlenebilecek, bölümlendirme, kişiselleştirmeye ve gerçek zamanlı editoryal düzenlemeye olanak sağlayan, çoklu mecra ile adaptasyonu yüksek sosyal ağların ve diğer online hizmet sağlayıcıların siyasal iletişimde ağırlıklı olarak tercih edileceğini belirtmek mümkündür.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yazgıların Elindeki Hayatlar: İkinci Katil ve Tarla Kuşuydu Juliet Oyunlarında Metinlerarasılık</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57969</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=57969</guid>
      <author>Dilek ZERENLER</author>
      <description>Metinlerarası kavramı 1960’lı yıllarda ilk kez Fransız yazar Julia Kristeva tarafından kullanılmış, postmodern dönemin birçok eserinde de yaygın olarak uygulamıştır. En geniş anlamıyla bir metnin içinde başka bir döneme, yazara veya üsluba ait metinlerin yer alması olarak tanımlanabilecek metinlerarası ilişkiyi roman, hikaye gibi türlerin yanı sıra oyun metinlerinin dramatik yapısında da görmek mümkündür. Tiyatro sanatının sinema ve teknoloji ile yarıştığı çoksesliliğin esas alındığı bu dönemde oyun yazarları anlatı dilinin veya üslubun da günümüz seyircisini yakalayacak şekilde olması için yeni arayışlara girerler. Bu bağlamda metinlerarası anlatım tarzını tercih eden oyun yazarları başka metinlerdeki karakterleri, olay örgüsünü vs. kendi kurgu dünyalarının dinamiklerine uygun bir şekilde dönüştürerek seyirciye/okuyucuya sunar.Türk oyun yazarı Serhat Yiğit’in kaleme aldığı &lt;em&gt;İkinci Katil &lt;/em&gt;ve İsrail’li oyun yazarı Ephraim Kishon’un yazdığı &lt;em&gt;Tarla Kuşuydu Juliet &lt;/em&gt;de metinlerarası ilişkinin olduğu oyunlardandır. &lt;em&gt;İkinci Katil&lt;/em&gt;’de Shakespeare’in önemli eserlerinden biri olan &lt;em&gt;Macbeth &lt;/em&gt;oyununda adı bile verilmeyen bir katilin hikayesi merkeze alınır. Cadılar, bu oyunda da insanı kehanetleri ile güç ve hırs konusunda sınava tabi tutarlar. &lt;em&gt;Tarla Kuşuydu Juliet&lt;/em&gt;’te ise Shakespeare’in ünlü oyunu &lt;em&gt;Romeo ve Juliet&lt;/em&gt; oyunundaki âşıkların mutsuz evlilik hayatları ele alınır. Döneminde Romeo ile Juliet’i birbirine kavuşturmayarak büyük bir aşk hikayesi yaratan Shakespeare bu oyunda olaylara müdahale etmek üzere çiftin evine gelen bir oyun kişisidir. Bu çalışmanın amacı iki oyunda da başka metinlerden izlere yer verilmesinin nedenini, üretilen metne ana metnin katkısını ortaya çıkarmaktır. İki çağdaş oyunda da metinlerarasılığın izi sürülerek, tiyatro alanında metin yazımındaki arayış neticesinde kullanılan bu kavramın günümüz tiyatro sanatına katkısı üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada metinlerarası ilişki üretilen oyunlardaki dil kullanımı, karakterizasyon, diyalog oluşturma vs. gibi dramaturjik verilerle incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


