






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies-Social Sciences, Yıl 2021 Sayı Volume 16 Issue 5</title>
    <link>https://turkishstudies.net/social?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1628</link>
    <description>Turkish Studies-Social Sciences</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    <generator>Ankara Bilim Üniversitesi</generator>
    <item>
      <title>Turizm Eğitimi Alan Öğrencilerin Proaktif Kişilik, Kariyer Uyum Yetenekleri ile Yaşam Doyumu Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52151</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52151</guid>
      <author>Melda AKBABAGamze ÖZEL </author>
      <description>Turizm eğitimi alan öğrencilerin proaktif kişilik, kariyer uyum yetenekleri ile yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan bu çalışmada Kilis 7 Aralık Üniversitesi Etik Kurulu 05/07/2021 tarihli 19 sayılı kararına göre araştırmanın yapılması uygun bulunmuş ve 344 öğrenciye anket aracılığıyla ulaşılmıştır. Anket aracılığıyla elde edilen verilerle proaktif kişilik, kariyer uyum yetenekleri ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik korelasyon, değişkenler arası etkiyi belirlemeye yönelik regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma değişkenleri arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik yapılan korelasyon analizi sonucuna göre; proaktif kişilik ile yaşam doyumu arasında pozitif yönde zayıf bir ilişki olduğu, proaktif kişilik ile kariyer uyum yetenekleri boyutlarından kaygı, merak ve güven arasında pozitif yönde orta düzeyde, kontrol boyutu ile arasında ise pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu, yaşam doyumu ile kariyer uyum yetenekleri boyutları arasında ise pozitif yönde zayıf derecede bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan öğrencilerin proaktif kişiliğinin ve yaşam doyumunun kariyer uyum yetenekleri boyutları üzerine etkisini belirlemeye yönelik yapılan regresyon analizinin sonuçlarına göre proaktif kişilik ve yaşam doyumu bağımsız değişkenleri kariyer uyum yetenekleri boyutları tarafından istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde açıklanabilmektedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin proaktif kişiliğindeki ve yaşam doyumundaki bir birimlik artış kariyer uyum yetenekleri boyutlarında artış sağlamaktadır. Ayrıca öğrencilerin kariyer uyum yetenekleri alt boyutlarından en yüksek güven ve kaygı boyutu ifadelerine, en düşük kontrol ve merak boyutu ifadelerine katılım gösterdiği görülmekle birlikte katılımcıların kariyer uyum yetenekleri ve proaktif kişilik ifadelerine katılım durumlarının ortalamanın üzerinde, yaşam doyumu ifadelerine katılım düzeylerinin ise ortalamanın altında olduğu belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Öğrenim Gören Lisans Öğrencilerinin Akıllı Telefon Bağımlılıklarının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52287</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52287</guid>
      <author>Gülay ASİTÖzgür BATUR </author>
      <description>Akıllı telefonların hayatımıza dahil olduğu 1990’lı yıllardan bugüne küresel marketin de aracılığıyla tüm dünyada dikkate alınacak oranda takip edilmekte ve sahiplenilmektedir. İçinde bulunduğumuz teknoloji çağında insan hayatını kolaylaştıran ürünlerin olumlu ve olumsuz etkileri bilinmekte ve geniş çaplı olarak araştırılmaktadır. Bu araştırmanın amacı, akıllı telefonlardan en çok etkilenen gruplardan biri olan lisans öğrencilerinin akıllı telefon bağımlılık düzeylerini ölçmektir. Araştırma; Şar ve diğerleri (2015) tarafından geliştirilen, dört faktörlü, 30 maddeli ve 5’li Likert tip olan Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği kullanılarak, yerleşkesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bulunan Girne Amerikan Üniversitesi’nde yürütülmüştür. Ölçeğe ait faktörlerden en yüksek bağımlılık değerleri Kendini Rahatlatma faktöründe, en düşük bağımlılık değerleri ise Kullanımı Engelleyememe faktöründe ölçülmüştür. Araştırma sonuçlarına göre katılımcıların; cinsiyet, GSM operatör tercihi, internet paketi, öğrenim görülen fakülte ve aylık kişisel harcama değişkenleri ve akıllı telefon bağımlılık düzeylerinde anlamlı fark tespit edilmemiştir. Diğer taraftan; yaş, eğitim görülen sınıf düzeyi, aylık telefon faturası için ödenen tutar, telefon değiştirme sıklığı, telefon değiştirme nedeni, kullanılan telefonun markası, telefon markasının tercih edilme nedeni, telefonu kullanma amacı ve tercih edilen sosyal medya sitelerine ve akıllı telefon bağımlılık düzeyi ile anlamlı fark tespit edilmiştir. Yaş arttıkça bağımlılığın azaldığı, ikinci sınıf öğrencilerinde bağımlığın yüksek düzeyde olduğu, telefon değitirme sıklığı ve aylık yüksek telefon faturasının bağımlılıkla doğru orantılı olduğu, telefon değiştirme nedeni ile tercih edilen telefon markası ve marka tercih nedenin bağımlılığın göstergeleri olduğu, telefon kullanım amacı ile en çok tercih edilen sosyal medya sitelerinin de bağımlılıkla doğrudan ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Ölçeğin tüm faktörleri arasında olumlu yönde ve orta düzeyde bir ilişki tespit edilmiştir. Katılımcıların kendini rahatlatmak için akıllı telefon kullanımında muhtemel bir artışın, fiziksel engelleri, çevreyle etkileşimi ve kullanımı engelleyememe durumlarını da arttıracağı tespit edilmiştir. Örneklemi oluşturuan 435 lisans öğrencisine uygulanan ölçek sonucunda, araştırma örnekleminin akıllı telefon bağımlılığı orta düzey bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çocuk ve Ergenlerde Bilgisayar Oyunu ve Akademik Motivasyonların Belirlenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52029</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52029</guid>
      <author>Tebessüm AYYILDIZ DURHANVolkan GÖKÖREN ,Beyza Merve AKGÜL ,Suat KARAKÜÇÜK </author>
      <description>Araştırmanın amacı; çocukların ve ergenlerin bilgisayar oyunlarına yönelik motivasyonları ve akademik motivasyonlarının belirlenmesi, aralarındaki ilişki ve etkinin incelenmesi, çeşitli değişkenlerle farklılaşma durumlarının incelenmesidir. Gazi Üniversitesi etik kurulu 23.03.2021 tarih, 05 sayılı 2021-380 kodlu etik iznine tabi olarak gerçekleştirilen çalışmaya 353 çocuk ve ergen katılımcı dahil olmuşken, nicel yöntemle tasarlanmış araştırma ilişkisel tarama modeliyle ortaya koyulmuştur. Veriler demografik soru formunun yanı sıra “Bilgisayar Oyunları Motivasyonu Ölçeği ve Akademik Motivasyon Ölçeği” ile elde edilmiştir. Verilerin normal dağılım gösterdiği belirlenmiş, parametrik testler uygulanmıştır. Uygulanan testler betimsel analizler, bağımsız örneklem T-testi, Tek yönlü varyans analizi Anova, Pearson Korelasyon Testi ve Çoklu Regresyon Testidir. Grup içi farklılıklar post hoc testleriyle analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular bilgisayar oyunları motivasyonunun ortalama değerlerin altında olduğunu (2,71±1,02) akademik motivasyonun ise ortalamanın üzerinde olduğunu göstermektedir (3,44±0,86). Çalışmada yer alan cinsiyet, yaş, sınıf, eğitim, şehir, tercih edilen oyun, oyun oynarken tercih edilen cihaz, oyun oynama yılı, günlük oyun-ders çalışma-fiziksel aktivite ve kitap okuma süreleri ile bilgisayar oyunları motivasyonunun ve akademik motivasyonların anlamlı biçimde farklılaştığı belirlenmiştir. Aynı zamanda bilgisayar oyunları motivasyonu ile akademik motivasyonların negatif yönlü zayıf bir ilişkisi olduğu, bilgisayar oyunları motivasyonunun ise akademik motivasyonu anlamlı biçimde yordadığı saptanmıştır. Bulguların günlük zamanının çoğunu bilgisayar başında geçiren çocuk ve gençlerin akademik olarak motive olmaları adına daha fazla çalışmaya ihtiyaç olduğunu gözler önüne serdiği düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Cemil Meriç ile Ümit Meriç’in Düşünce Dünyalarının Etkileşimleri, Dönüşümleri ve Farklılaşmaları Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52142</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52142</guid>
      <author>Erkan ÇAV</author>
      <description>Ömrünü düşünceye adayan her insan, dünyanın düşünce birikimini zenginleştirir. Entelektüelin ürettiği duygu ve düşünceler, onunla doğrudan iletişim ve ilişkide olan çevresindeki insanlardan başlar, yazılarını ve eserlerini okuyan, konuşmalarını dinleyen, fikirlerini inceleyen herkese ulaşır. 38 yaşında âmâ olan Cemil Meriç’in (1916-1987), kitapları okuyabilmek için yardımcıya ihtiyaç duyduğu ömrünün kalan döneminde, bu hizmeti en fazla yürüten isim kuşkusuz kızı Ümit Meriç’tir (d.1946). Entelektüel Cemil Meriç’in 71 yıllık ömründe, kızı, öğrencisi, asistanı, fikirdaşı ve yoldaşı olan, bu görevini özellikle babası âmâ olduktan sonra 33 yıl kesintisiz olarak yıllarını adayan bir sorumluluk ve ciddiyet ile gerçekleştiren kızı Ümit Meriç’in babasından aldığı entelektüel miras nedir? Ümit Meriç ile Cemil Meriç’in düşünce dünyalarının etkileşimleri, dönüşümleri ve farklılaşmaları nelerdir, nasıl tanımlanabilir, bu düşünsel ilişki hangi yönelimleri göstermiştir? Cemil Meriç’in 71 yıllık, Ümit Meriç’in bugün 75 yılı bulan verimli ömürlerinin entelektüel boyutlarını belli başlı bazı izlekler üzerinden tanımlamak, tasniflemek, ilişkilendirmek ve açıklamak mümkündür. Bunlar, entelektüel hayatlarının filizlendiği ortamlar, bulundukları düşünce dünyaları ve ilerleyişleri, Doğu ve Batı düşüncesine yaklaşımları, milliyetçilik ve din karşısındaki tavırları olmak üzere dört boyutta değerlendirilebilir. 33 yıl, neredeyse kesintisiz bir entelektüel yolculuk içinde olan baba-kız etkileşimleri ile düşünsel olgunluk örneği verirler. Hayatları boyunca öğrenmeyi ve öğretmeyi kendilerine ilke edinmiş Cemil Meriç ile Ümit Meriç’in düşünce dünyalarının karşılaştırmalı incelemesi, Türkiye’nin XX. yüzyılına ait düşünce tarihinin ana izleklerini ortaya koyar. Bu karşılaştırma, aynı zamanda birlikte okuyan, düşünen ve yazan iki insanın entelektüel bağını fikirler ekseninde anlamlandırır ve nihayetinde babadan kızına aktarılan entelektüel mirasın çok yönlü bir haritasını verir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye Turizm Destinasyonlarının Turizm Taşıma Yetki Belgeleri Sayı ve Türleri Bazında İrdelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51731</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51731</guid>
      <author>Alpaslan ALPASLANOĞLU</author>
      <description>Turizm sektörü hem küresel ekonomi hem de ülkeler ekonomisi içerisinde önemli döviz girdisi ve istihdam sağlayan iş dallarının başlıcası olmakla beraber hizmetler sektörü içerisinde de en önemli iş alanlarından birisi konumundadır. Buna rağmen turizm, asla sadece iktisadi bir iş alanı değildir. Türkiye sahip olduğu çok sayıda ve çok çeşitli turizm potansiyeli ile global ölçekte önemli turizm merkezlerinden birisi durumundadır. Ülke dışı turist sayısı ve toplam turizm getirileri itibari ile dikkate alınmış olan Türkiye’nin sahip olduğu destinasyonlara gelen turistlerin ulaşım türlerine göre incelendiği bu çalışmada; turist akışına göre turizm taşıma Yetki Belgelerinin dağılımı da araştırılmıştır. Ayrıca turizm taşımasında kullanılan turizm taşıma araçları ile Yetki Belgelerinin mahiyet ve sayıları ve turizm bölgelerine göre dağılımları içerik analizleri ile incelenmiştir. Araştırma için kullanılan veriler resmi, kamuya açık nitelikte olup; Dünya Ticaret Örgütü, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), Dünya Ticaret Örgütü (WTO), UNECE, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, E-Devlet Kapısı, TÜİK, gibi kurum ve kuruluşlar ile ilgili sektör dernek ve birliklerinden elde edilmiştir. Bu nedenle etik açıdan üst düzey standartları karşılamaktadır ve etik kurul kararı gerektirmemektedir. Araştırma, literatürde benzeri bir çalışmanın yapılmamış olması, turizm taşıma Yetki Belgeleri ile turizme ilişkin bazı oransal hesaplamaları ortaya koyması, Türkiye turizm destinasyonlarının taşıma altyapısı verimliliklerini artırmak için bulgular sunması nedenleri dolayısıyla önemli görülmektedir. Araştırma bulgularına göre; turizm akışı ve yoğunluğu ile turizm taşımacılığı Yetki Belgeleri ve turizm taşıma araçlarının homojen bir dağılım göstermediği, dağılımlarda dikkate değer bölgesel farklılıklar olduğu, turizm destinasyonlarına göre fazla kapasiteye sahip olan turizm taşımacılığının mevcut olduğu gözlemlenmiştir. Öte yandan turizm taşımacılığı Yetki Belgeleri ve turizm taşıma araçları sayılarının, planlama ve tasarımdan ziyade kısa dönem piyasa koşulları ile geçici arz-talep dengesi çerçevesinde oluştuğu gözlemlenmiştir. </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Kurumlarında Sözlü Çeviri Hizmetinin Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52382</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52382</guid>
      <author>Ayşe ERKMENYelda ARKAN </author>
      <description>Dünyanın devingen yapısı sayesinde farklı toplumsal gelişmeler meydana gelmektedir. Meydana gelen bu gelişmeler sonucunda yeni ürünler, fikirler, kültürler ve dünya görüşleri oluşmaktadır. Globalleşme olarak adlandırılan dünya üzerindeki bu hareketlilik ise her mesleği olduğu gibi çeviri mesleğini de etkilemiştir. Bu çalışma da ise sözlü çevirinin bir türü olan ve sağlık, hukuk, emniyet, eğitim alanı gibi kurum ve kuruluşlarda varlığını sürdüren toplum çevirmenliğinin alt alanı sağlık çevirmenliği ele alınmıştır. Başlarda gönüllülük esasına dayanan bu çeviri türünde yapılan hataların sonuçları neticesinde zamanla profesyonelleşme ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Sağlık çevirmenliği göçlerin artması ile sağlık alanında ortaya çıkan iletişim sorunlarına dikkat çekmek amacıyla irdelenmiştir. Bu doğrultuda insan hayatının bir parçası olan hastanelerin çeviri durumlarını saptayıp bu alanda tercümanlara duyulan ihtiyacı ortaya koymaya yönelik hastane çalışanlarına (doktorlar, hemşireler, hasta bakıcılar, terapistler), hastanelerdeki çeviri hizmetlerinin konumuna ilişkin sorular yöneltilmiştir. Çalışmada “Türkçe Bilmeyen Hastalarla İletişim Anketi” uygulanmıştır. Uygulanan bu anketin gönüllü katılımcılar tarafından cevaplanması üzerine farklı illerdeki devlet ve özel hastanelerine uygulanan 309 anket verileri SPPS (Veri Analizi ve Raporlama Sistemi) paket programına girilmiş ve sonuçlar doğrultusunda alana ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Yapılan bu çalışmanın neticesinde sağlık çevirmenliği alanında iletişimin hâlâ büyük bir ölçüde amatör dil aracıları tarafından sağlandığı tespit edilmiş ve hastane çalışanlarının hastanelerin tercüman istihdam etmeleri gerektiğine dair görüş bildirdikleri sonucuna ulaşılmıştır.&#13;
 &#13;
 </description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çalgı Öğretmenlerinin Görüşlerine Göre Solfej-Dikte-Teori Dersinin İhtiyaçlarının Belirlenmesi </title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52128</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52128</guid>
      <author>Yiğit Can EYÜBOĞLU</author>
      <description>Bu çalışmada, çalgı dersi öğretmenlerinin görüşleri alınarak Yüksek Öğretim Kurumlarına Bağlı Müzik ve Bale Ortaokulları Müzik Bölümünde yürütülen Solfej-Dikte-Teori dersi için ihtiyaç belirleme çalışması yapılmıştır. Durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmada öğretmen görüşlerini almak için veri toplama süreci 28 Mayıs 2017 tarihinde tamamlanan anket uygulanmış ve doküman analizi yapılmıştır. Toplanan veriler betimsel ve içerik analiziyle bulgulara dönüştürülmüştür. Bulgulara göre hazırlanan sonuç kısmında Solfej-Dikte-Teori dersinin amacı, içeriği ve öğretme öğrenme süreci belirlenmiştir. Bu sonuca göre Solfej-Dikte-Teori dersinin amaçları şöyle sıralanabilir: Müzikal cümleleme becerisini ve müzikalitesini geliştirmek, Ritm duygusunu ve nota okuma becerisini geliştirmek, Metronom kullanma alışkanlığı kazandırmak, Literatürdeki önemli eserleri öğretmek (Türk bestecileri dahil), Entonasyon farkındalığı kazandırmak, Deşifre ve işitme becerileri ile melodik hafızasını geliştirmek, Müzikal terimleri, ölçü ve tartım, tonalite ve aralık bilgilerini öğretmek, Bir eserin formunu anlamasını sağlamak. solfej-dikte-teori dersinin içeriği şu konuları kapsamalıdır: aralıklar, tonal diziler, kromatik ve modal diziler, üç ve dört sesli akorlar ile bunların çevrimleri, akor bağlanışları ve modülasyon. Dersin içeriği literatürdeki eserlerden beslenerek oluşturulmalı ve o eserlerin bütün özellikleri (dinamikler, artikülasyonlar, tonalite, akorlar, ritmik özellikler, form vb.) barındırmalıdır. Bu sonuçlara ek olarak, öğrenenlerin çalgı derslerinde çalıştıkları eserlerin Solfej-Dikte-Teori dersinin içeriğine eklenmesi önerilmektedir. Öğretme-öğrenme sürecine dair sonuçlar ise; bu süreç notaları okuma ve anlama becerisi odağında şekillenmelidir, eğitici oyunlara yer verilmelidir, Derslerde, öğrencilerin çalgılarını da kullanabilecekleri etkinlikler düzenlenmelidir, teorik her konunun uygulamasına yer verilmelidir. Dikte çalışmalarının aşamalı bir şekilde, öğrenende mutlak işitmenin hedeflendiği bir süreç içinde çalışılması gerekmektedir. Buna ek olarak, dikte çalışmaları çalınanı duymanın yanında, yanlışı farkedebilme becerisine de odaklanmalıdır. Seslendirme çalışmaları orkestra şefi vuruşuyla yapılmalıdır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gençlerin Dini İnançları ve Deizme Yönelim Durumları: Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50805</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50805</guid>
      <author>Berrin GÜNER</author>
      <description>Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin dini inançlarının bazı demografik değişkenlere göre incelenmesi ve deizme yönelim düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya Adnan Menderes Üniversitesi’nin farklı fakültelerinde öğrenim gören 801 kadın ve 771 erkek olmak üzere toplam 1572 öğrenci katılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin cinsiyet ve yaş gruplarına göre dinle ilgili birtakım sorulara verdikleri yanıtların karşılaştırılmasında SPSS 22.0 programında çapraz tablolardan yararlanılarak Ki-Kare (x2) analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonunda öğrencilerin büyük bir bölümünün kendisini “Müslüman” olarak tanımladığı belirlenmiş, buna karşılık öğrencilerin dini ibadetleri yerine getirme düzeylerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin deizm yönelimleri incelendiği zaman kadın öğrencilerin %7.9’unun, erkek öğrencilerin ise %7.7’sinin kendisini deist olarak tanımladığı belirlenmiştir Demografik değişkenlere göre ele alındığı zaman öğrencilerin dini açıdan kendilerini tanımlamaları ile Allah’ın varlığına ve evreni yarattığına ilişkin görüşlerin yaş ve cinsiyet değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir (p&lt;0.05). Çalışmadan elde edilen veriler değerlendirildiğinde, demografik değişkenler açısından öğrencilerin kendilerini din açısından nasıl tanımladıklarının cinsiyet ve yaş grubu değişkenlerine göre anlamlı şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Öğrencilerin Tanrı'nın varlığına ve evrenin yaratılmasına ilişkin görüşlerinin yaş grubu ve cinsiyet değişkenlerine göre önemli ölçüde farklılaştığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin kader inancının cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık gösterirken, yaş grubu değişkenine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Bu bulgulara göre yaş ve cinsiyet değişkenlerinin gençlerin dini tutum ve yönelimlerini etkilediği söylenebilir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yeni Dışavurumcu Sanatta Beden İmgesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51842</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51842</guid>
      <author>Sümeyra İLHAN</author>
      <description>Sanat tarihsel süreçte sanatçıya kaynaklık eden önemli alanlardan biri, çok yönlü ve karmaşık yapısıyla insan olmuştur. Fiziksel, duyuşsal, bilişsel varlık yapısıyla insan, sanatın merkezine konumlandırılmış ve farklı biçim, anlam ilişkileriyle temsil edilmiştir. Tarih, kültür, kimlik ve sanatçının yaratıma dair psikolojik süreçleri bağlamında sanatsal bir forma ulaşan insan bedeni; anlatı sunma aşamasında sanatçıya kaynaklık eden önemli bir imge haline gelmiştir. İfadeci bir anlatımın aracı olarak kullanılan beden imgesi, özellikle dışavurumcu sanat anlayışı temelinde gerçekleştirilen uygulamalar kapsamında önem kazanmıştır. Beden imgesine sıklıkla başvurulan, farklı teknik ve uygulama yöntemleri ile ele alınan akımlardan biri Yeni Dışavurumculuk olmuştur. 1970’lerden itibaren Avrupa ve ABD’de yoğun bir uygulama alanı bulan Yeni Dışavurumculuk akımında; özellikle Almanya, İtalya ve Amerika merkezli olarak beden imgesi, farklı tematik içeriklerin aktarımında kullanılmıştır.  Bölgelere bağlı bu değişkenlik durumuna bir temel oluşturmak üzere; beden imgesinin üç önemli merkezde, hangi tematik içeriklerle ve amaçlarla sanatta varlık gösterdiğini tespit etmeye yönelik bir çalışma önem kazanmıştır. Bu amaçla gerçekleştirilen çalışmada, doküman incelemesi ve literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Yeni Dışavurumculuk akımına yön veren ve Almanya, İtalya, Amerika merkezli olarak çalışmalarını gerçekleştiren sanatçıların, beden imgesine yer verdikleri eserleri ile bu eserlerine yön veren kavramsal yapılar araştırılmıştır. Elde edilen bulgular paralelinde Yeni Dışavurumculuk bağlamında üç merkezde bedene atfedilen rol hakkında genelleyici bir yargıya varılmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Gökçeada Destinasyon İmajının Sosyo-demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52227</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52227</guid>
      <author>Neşe KAFAHalil KORKMAZ ,Ayşe BOZDAĞ ATEŞ </author>
      <description>Günümüzde destinasyonlar arasında rekabetçiliğin hızla artması, destinasyon pazarlamacılarının yeni bilgi arayışına girmelerine neden olmaktadır. Özellikle ziyaretçilerin destinasyon hakkındaki düşüncelerinin bilinmesi destinasyonun nasıl algılandığı konusunda pazarlamacılara yardımcı olmaktadır. Ziyaretçilerin destinasyonla ilgili olumlu ya da olumsuz olan algılarının davranışlarını etkilediği düşünüldüğünde bu bilgiler, hedef pazarla ilgili derinlemesine bilginin edinilmesi olanağı sağlamaktadır. Ziyaretçilerin destinasyonla ilgili davranışları ise destinasyona tekrar gelmek ve(ya) tavsiye etmek şeklinde oluşmaktadır. Aynı zamanda ziyaretçilerin destinasyon imajı algıları sosyo-demografik özelliklerine göre değişiklik gösterebilmektedir. Destinasyon imajı, özellikle turist davranışlarını etkileyerek turistlerin memnuniyetini şekillendirmektedir. Turistlerin destinasyon imajı algılarının belirlenmesi ise, destinasyon pazarlamacılarının bu konuda bilgi edinmelerine yardımcı olmaktadır. Bu nedenle, destinasyon imajı konusu literatürdeki çok fazla çalışmada ilgi görmektedir. Yapılan çalışmada Gökçeada destinasyon imajı ile sosyo-demografik değişkenler arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Buna göre çalışmada, ziyaretçilerin sosyo-demografik özelliklerinden hangilerinin destinasyon imajı algısını etkilediğinin belirlenmesine çalışılmıştır. Yapılan çalışmada verilerin elde edilmesinde anket tekniği kullanılmış ve 2019 yılı yaz sezonunda (Haziran-Ağustos) Gökçeada’yı ziyaret eden toplam 257 kişiye ulaşılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 19 ile ölçülmüş, t-testi ve anova ile analiz edilmiştir. Araştırma neticesinde destinasyon imajının ziyaretçilerin cinsiyet ve medeni durumuna göre bir farklılık yaratmadığı, yaşlarına göre ise kısmen farklılık yarattığı belirlenmiştir. Ayrıca ziyaretçilerin mesleklerine göre destinasyon imajı boyutlarından eğlence, değer ve altyapı boyutlarının farklılaştığı bulunmuştur.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yaşlanmaya Yönelik Anksiyete Ölçeği: Menopoz Döneminde Bulunan Kadınlarda Türkçe Geçerlik / Güvenirlik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52527</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52527</guid>
      <author>Işıl KALAYCI</author>
      <description>&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Bu çalışma, 42-64 yaş arası premenopozal ve postmenopozal Türk kadınları arasında geliştirilen Lasher ve Faulkender'in “Yaşlanmayla İlgili Kaygı Ölçeği”nin geçerlik ve güvenilirliğini incelemeyi amaçlamıştır. Gereç ve yöntem: Nicel veri toplama tekniklerinin kullanıldığı, tanımlayıcı ve kesitsel tipte olan araştırma, Türkiye sınırları içinde yapılmış ve veriler Mayıs-Temmuz 2020 tarihleri arasında toplanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 10.0pt;"&gt;Örneklem 433 kadını içermektedir. Etik Kurul onayı Süleyman Demirel Üniversitesi Klinik Araştırmalar Etik Kurullarından alınmıştır (25.09.2020 tarih ve 20/292 sayılı Karar). Bulgular: Ölçek kapsam geçerliğini değerlendirmek için 11 uzmandan alınan puanlar değerlendirilmiş ve uzmanlar arasında uyum olduğu belirlenmiştir (Kendall'ın W= 0.073). Kaiser-Meyer-Olkin değerinin 0,795 ve Barlett test değerinin (df=120, p&lt;0,001) olması, verilerin yeterli ve faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Yeni oluşturulan 4 alt boyutlu ölçeğin faktör yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile test edilmiş ve yapı doğrulanmıştır (χ2/df=2.29, yaklaşıklığın karekök ortalaması=0.088, karşılaştırmalı uyum indeksi=0.96, uyum iyiliği indeksi= 0.9027 ve düzeltilmiş uyum indeksi=0.91). Ölçeğin toplam puanı için Cronbach Alpha katsayısı 0.828 olarak bulunmuştur. Sonuç: Mevcut araştırmanın bulguları, çok boyutlu revize edilmiş 16 maddelik AAS'nin geçerli bir ölçek olduğunu ve çeşitli düzeylerde fiziksel, duygusal ve sosyal değişiklik yaşayan menopoz dönemindeki kadınların yaşlanmaya yönelik anksiyetelerini belirlemek için güvenilir bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir. Menopoz döneminde bulunan kadınların yaşlanma anksiyetesinin belirlenmesi, erken dönemde kadınların psikolojik, sosyal ve sağlıkla ilgili desteklere yönlendirilmeleri açısından önemlidir. Verilerin toplama ve yorumlama yükü düşük olduğundan, bu çalışma Türkiye’de yaşlanma anksiyetesini belirleme konusunda gelecekteki araştırmaların yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır.&lt;/span&gt;</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Konusunda Yapılan Bilimsel Çalışmaların Görsel Haritalama Tekniği İle Bibliyometrik Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50639</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=50639</guid>
      <author>Fırat SEYHANZekai ÖZTÜRK </author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı, günümüz pandemi döneminin en önemli konusu olan Covid-19 başlıklı çalışmaların görsel haritalama teknikleri kullanılarak, bibliyometrik analiz tekniği ile incelenmesidir. Çalışmada bibliyometrik analiz için çok uygun olan ve çok prestijli yayınları içerisinde barındıran Web of Science veri tabanı kullanılmıştır. Belirli bir arama stratejisi kullanılarak bu veri tabanında “Covid-19” kelimesi “title” (başlıklarda) olarak aratılmıştır. Çalışmada, Covid-19 başlıklı makaleler 2019 ve 2020 yıllarını kapsamakta olup, toplamda 52305 yayına ulaşılmıştır. Bu yayında görsel haritalama için, VOSviewer yazılımı kullanılarak; kelime madenciliği, atıf ve bibliyometrik eşleştirme analizleri yapılmıştır. Covid-19 alanında en fazla yayın yapan ülkeler Amerika Birleşik Devletleri(n=14558) ve Çin(n=5959) olup; Türkiye 1253 yayın sayısı ile 13. sırada yer almaktadır. Tüm yayınların %95,2’si İngilizce dilinde yazılmış olup (n=49827); Türkçe dilinde ise 70 yayın yapılmıştır. En çok yayın İç Hastalıkları (n=8298) alanında yapılmış; en fazla yayın yapan yazar Wang Y; en fazla atıf alan yazar ise Zhou ve arkadaşlarıdır. Covid-19 alanında en çok makale yayınlayan dergi BMJ British Medical Journal; en çok yayın yapan üniversite ise 1630 yayın ile Harvard Üniversitesidir. Covid-19 Pandemisi döneminde sağlık çalışanları en ön safta hayatlarını ortaya koyarak mücadele ederken, yine birçoğu sağlık çalışanı olan akademisyenler ise ürettikleri bilimsel yayınlar ile bilgi ve birikimlerini bilim dünyası ile paylaşmışlardır. Zamanla yarışılan bu dönemde, bilimsel yayınların bibliyometrik analizinin yapılarak, araştırmacılara bir yol haritası sunabilmek ise çok önemlidir. Bu bağlamda hazırlanan bu çalışmada Covid-19 konusu ile ilgili olarak yapılan araştırmalara holistik bir bakış açısı sunularak; politika yapıcı, akademisyen, öğrenci ve tüm paydaşlar için istifade edebilecekleri bir kaynak metin oluşturulmaya çalışılmıştır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kale Eteği Nekropolü (Şanlıurfa) Kaya Oda Mezarında Trepanasyon Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52284</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=52284</guid>
      <author>Evrim TEKELİMüslüm DEMİR </author>
      <description>Kale Eteği Nekropolü, Şanlıurfa İli, Eyyubiye İlçesi, Yakubiye Mahallesi Haleplibahçe Mevkiinde yer almaktadır.  11.680 metrekarelik bir alana sahip olan bu nekropol, yan yana yerleştirilmiş kaya mezar odalarına sahiptir. Bu bölgede yapılan kazıların ilk sezonu 2014 yılında, ikinci sezonu ise Ağustos 2015'te gerçekleştirilmiştir. Kale Eteği yamacının doğu ve batısında inşa edilmiş, M.S. II-VI. yüzyılları arası döneme (Geç Roma-Erken Bizans) tarihlendirilen toplam 76 adet kaya mezar odası iki sezonda ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışmanın amacı, 2018 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü tarafından kazı ve temizlik çalışmalarının gerçekleştirildiği Kale Eteği Nekropolü M33 freskli mezar odasının batı kısmından ele geçirilen 3 bireyin kafatasındaki trepanasyon bulgusunu incelemektir. Trepanasyon veya baş delgi ameliyatı, tarihte bilinen en eski cerrahi uygulamalardan birisidir. Trepanasyon, canlı bireylerde beyne, beyin zarlarına ve kan damarlarına zarar vermeden kafatasından parçaların çıkarılması işlemidir. Trepanasyon sadece yaşayan bireylere değil, ölmüş birinin kafatasında farklı amaçlar doğrultusunda uygulanan bir operasyondur. Tedavi ve ritüel amaçlı yapılan bu operasyon, Anadolu’da hem yaşayan hem de ölü insan kafataslarına Neolitik dönemden Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar uygulanmıştır. Geç Paleolitik dönemden itibaren dünyanın hemen hemen her yerinde trepanasyon uygulaması görülmektedir. Çeşitli aletler kullanılarak gerçekleştirilen trepanasyon işleminde kesme, kazıma, delme ve kanal açma gibi belirli teknikler kullanılmıştır. Çalışma materyalini oluşturan trepanasyonlu örnekler makroskobik olarak incelenmiş ve radyolojik açıdan değerlendirilmiştir. 1 genç erişkin ve 2 orta erişkin iki bireye ait kafatasının farklı kısımlarında delme tekniği uygulanmıştır. Radyolojik incelemeler sonucunda, her 3 bireyin kafatasındaki trepanasyon deliği çevresinde iyileşme izine rastlanmamıştır. İyileşme izinin olmaması, bu operasyonun bireyler öldükten sonra yapıldığını veya bireylerin ameliyattan hemen sonra öldüğünü göstermektedir. Kale Eteği Nekropolü’nden elde edilen ve ‘delme’ tekniğiyle yapılmış trepanasyon bulgusu, Anadolu’da bulunan trepanasyon literatürüne katkı sunmaktadır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Spor Medyası ve Dijitaleşme: Türkiye’de İnternet Haber Sitelerinin Dönüşümü Üzerine Bir İnceleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49355</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49355</guid>
      <author>Bülent TUNCAYTurgay BİÇER  </author>
      <description>Teknolojide meydana gelen gelişmeler ve dijitalleşme her sahada olduğu gibi spor medyası ve yayıncılığında önemli değişimlerin yaşanmasına yol açmıştır. Teknolojinin spor medyası üzerinde yol açtığı değişim ve dönüşümün incelemesi hem bu alandaki yayıncılığın gelişimi hem de önümüzdeki yıllarda nasıl bir etki alanı yaratacığını öngörebilmek açısından önem taşır. Bu amaçla gerçekleştirilen araştırma, geleneksel medyadan yeni medyaya değişim ve dönüşüm süreci, tek bir medya yapılanmasının kendi içindeki yol alışı üzerinden değerlendirilmiştir. Spor gazeteciliğinin bilişim teknolojisinde yaşadığı değişim sürecini incelemek için, Türkiye’deki geleneksel medyanın en önemli temsilcilerinden biri olan Hürriyet Gazetesi örnek olarak ele alınmıştır. Bu çalışmada, Hürriyet Medya Grubu’nun geleneksel medya yapılanmasının aynı kurumun dijital spor yayınları olan hurriyet.com.tr ve Spor Arena Plus ile girdiği etkileşim incelenmiştir. Yarı yapılandırılmış sorular ile verilerin toplandığı bu çalışmada, Hürriyet Gazetesi spor müdürü Mehmet Arslan, hürriyet.com.tr sitesi spor müdürü Burak Akın ve Spor Arena Plus sanal dergisi genel yayın yönetmeni Adil Demirçubuk ile Aralık 2019 tarihinde yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre; teknolojinin Hürriyet Gazetesine girmesinin ardından ilk etapta hurriyet.com.tr’nin Hürriyet spor servisi içinde bir yan unsur olarak çalıştığı; zaman, hız, haberin işleniş şekli gibi çalışma şartlarındaki farklılıklar nedeniyle süreç içinde internet yapılanmasının ayrı bir servise dönüştüğü ancak iki yapı arasında uyumlu çalışmanın devam ettiği gözlemlenmiştir. Buna karşın, dijital bir yayın olmasına karşın Spor Arena Plus sanal dergisinin, Hürriyet Spor Servisi bünyesinde kalmaya ve servis çalışanları tarafından çıkarılmaya devam ettiği belirlenmiştir. Araştırmada, gelişen teknolojinin geleneksel çalışma modelinde temel düzeyde bir dönüşüme yol açmadığı görülmüştür. Teknolojik gelişim geleneksel spor medyasını dönüştürmemiş, ortak çalışma alanları ortaya çıkararak genişlediği belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Antrenörlerin Temel Psikolojik İhtiyaçları ve İş Doyumu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51877</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51877</guid>
      <author>Mehmet VARDAĞLISoner ÇANKAYA </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Samsun ilinde aktif olarak görev yapmakta olan antrenörlerin temel psikolojik ihtiyaçları ve iş doyum düzeylerinin incelenmesidir. Çalışma, karma araştırma modelinin (nicel-nitel) bir çeşidi olan çeşitleme deseni türündedir. Çalışmanın nitel bölümünde örneklem grubunu Samsun ilinde aktif olarak görev yapmakta olan 10, nicel bölümde ise 109 antrenör oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, antrenörlerin temel psikolojik ihtiyaçlarını belirlemek amacıyla Vardağlı ve Çankaya (2020) tarafından hazırlanmış 8 maddelik yarı yapılandırılmış görüşme formu; iş doyum düzeylerini incelemek amacıyla ise Brayfield ve Rothe (1951) tarafından geliştirilen, Judge, Locke, Durham ve Kluger (1998) tarafından 5 maddelik kısa formu oluşturulan ve Keser ve Bilir (2019) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan iş tatmini ölçeği kullanılmıştır. Çalışmanın nitel bölümünde elde edilen ses kayıtlarının yazıya dökümü sağlanmış ve Nvivo programına aktarılarak içerik analiz yöntemi ile çözümlenmiştir. Çalışmanın nicel bölümünde ise tüm istatistiksel hesaplamalar SPSS 22.0 V. istatistik paket programda yapılmıştır.Araştırma bulguları antrenörlerin sporcularının özgüven, liderlik, iletişim vb. özelliklerinde gelişmeler gözlemlediği, antrenman sürecinde sporcunun sakatlık ve psikolojik durumu gibi hususlara dikkat ettikleri, antrenörlerin genellikle bilgiyi aktarabildiklerini ancak fiziki koşulların ve malzeme eksikliği durumunun bu süreci olumsuz etkilediği, antrenörlerin kendilerini yenilikçi ve mücadeleci olarak tanımladıkları, çoğu antrenörün başarısızlık durumunda sporculara söz veya mimiklerle tepkilerini belli ettikleri, antrenörlerin bağımsız karar verememe, yöneticiler tarafından görüşlerinin dikkate alınmaması, teşvik, çalışma koşullarının elverişsiz olması, mesai hakkının verilmemesi, maaşların yetersiz olması şeklinde karşılaştıkları sorunların kendilerini psikolojik açıdan olumsuz etkilediğini ortaya koymaktadır. Antrenörlerin süreç içerisinde başarı sağlanması hususunda çocukların spora yönlendirilmesi, okullarda spora daha çok yer verilmesi, antrenörün kendini güncellemesi şeklinde görüş ve önerilerinin olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, antrenörlerin çalışma durumu, eğitim durumu, gelir durumu, spor yapma durumuna göre iş tatmini düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı; kadın antrenörlerin ve bireysel spor branşına sahip antrenör grubunun iş tatmin düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla antrenörlerin yöneticiler tarafından görüşlerinin dikkate alınarak aidiyet duygusunun oluşturulması ve aynı zamanda çalışma şartlarının ve özlük haklarının iyileştirilerek yeterli düzeyde teşvik edici tedbirler sağlanması önem arz etmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Muğla’da Sıcaklık Verilerinin Trend Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49295</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=49295</guid>
      <author>Ayça YILMAZ</author>
      <description>İklimde meydana gelen kısa veya uzun süreli değişiklikler çeşitli yönlerden ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bu sebeple iklimsel eğilimleri/değişimleri belirlemeye yönelik analizlerin gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. İklimdeki değişim ise en iyi sıcaklık ve yağış parametreleriyle gösterilebilmektedir. Bu hususa dayanarak araştırma ile Muğla ilinde bulunan meteoroloji istasyonlarının 1966-2020 yılları arasında sıcaklık verilerinde göstermiş olduğu yıllık ve mevsimlik trendleri ortaya koymak ve alan yazına katkı sağlamak amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında Bodrum, Dalaman, Datça, Fethiye, Köyceğiz, Marmaris, Milas, Muğla ve Yatağan istasyonlarının Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nden temin edilen ortalama sıcaklık, ortalama maksimum sıcaklık ve ortalama minimum sıcaklık verilerinden yararlanılmıştır. Sıcaklık verilerinin öncelikli olarak dağılımı (Kolmogorov-Smirnov) ve homojenliği (Kruskal-Wallis) test edilmiştir. Testlerden elde edilen sonuçlar verilerin büyük ölçüde homojen yapıda olmadığını ortaya koymuştur. Trend analizleri için parametrik olmayan yöntemlerden Mann-Kendall, Spearman’s Rho ve Mann-Kendall Mertebe Korelasyon testlerinin sonuçlarından yararlanılmıştır. Analizler neticesinde istasyonlara ait sıcaklıklarda büyük ölçüde artış eğilimi olduğu tespit edilmiştir ve bu eğilimler istatistiki olarak anlamlılık göstermektedir. En kuvvetli artış eğilimi, yıllık ortalama sıcaklıklarda Milas, ortalama maksimum sıcaklıklarda Bodrum (Mann-Kendall) ve Yatağan (Spearman’s Rho), minimum sıcaklıklarda ise Fethiye istasyonuna aittir. Mevsimsel açıdan yaz ve sonbahar mevsimlerinde artış eğilimi en belirginken; kış mevsimi artış eğiliminin en zayıf olduğu dönemi temsil etmektedir. İklim değişiminin meydana getirdiği sorunların çözümüne dair oluşturulacak planlamalara yol göstermesi bakımından yapılan çalışmanın sahaya katkı sağlayacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>“Çelişkiler Ucubesi”: Emile Durkheim’da Homo Duplex Tartışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51527</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/social?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=51527</guid>
      <author>İbrahim YÜCEDAĞ</author>
      <description>Bu çalışmada Durkheim’ın uzun zamandır görmezden gelinen &lt;em&gt;homo duplex&lt;/em&gt; tartışması konu edinilmiştir. İşlevselcilik içinde değerlendirilen Durkheim’ın yapı-fail düalizminde yapıya ağırlık verdiği ve bireyi ihmal ettiği genel kabul olarak görülmektedir. İşlevselciliğin kuruluşunda önemli katkıları olan Durkheim’ın özellikle toplumsal yapıya vurgusu makro tartışmaların temelini oluşturmuş, buna kaşın bireyi ve bireyin eylemlerini esas alan mikro tartışmalarda ise ciddi eleştirilere maruz kalmıştır. Toplumsal işbölümünden yöntem ve din çalışmalarına kadar neredeyse tüm çalışmalarında makro yapıya vurgusu öne çıkarken, zayıf da olsa birey tartışması yürüttüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. Sosyolojinin özellikle psikoloji ve felsefeden ayrı bir bilim dalı olması gerektiğine yaptığı vurguyla da toplumsal olgunun ele alınma şartlarını ortaya koymuştur. Tabii çalışmalarının geneline bakıldığında bir yandan muhafazakâr öte yandan ciddi bir ahlak felsefecisi gibi görünen Durkheim, toplumsalı anlamada makro bir bakış açısını ön plana çıkarsa da özellikle son dönem özellikle de din çalışmalarında bir yanıyla toplumsal diğer yanıyla da biyolojik ikili bir yapıya sahip olduğunu belirttiği bireye tartışmasına yöneldiğini görmekteyiz. Bireyi kültürle dolayımlanan biyolojik bir yapı olarak değerlendirir. Bu çalışmayla da, Durkheim’ın birey tartışmasının aslında teorisinin önemli bir parçası olduğu kendi çalışmalarının eleştirel bir değerlendirmesiyle gösterilmeye çalışılacaktır. &lt;em&gt;Homo duplex&lt;/em&gt; tartışmasının dönemin sosyal, siyasal ve kültürel ikliminden bağımsız olmadığı ve son dönem çalışmalarında birey eksenli bir yönelim gösterdiği vurgulanacaktır.</description>
      <pubDate>2024-08-29</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


