






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2021 Sayı Volume 16 Issue 1</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1341</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Örgütlerde Etik Çalışma Ortamının ve Liderlik Tarzlarının Çalışanların Kariyer Memnuniyetine Etkisinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46232</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46232</guid>
      <author>Zafer ADIGÜZELOmar Khalid BHATTI , Senanur ÖZTÜRK</author>
      <description>İnsan kaynakları politikaları sürekli kendini yenileyen, geliştiren bir kavram olarak devam etmektedir. Rekabet ortamından kaynaklı olarak çalışanların performanslarını arttırmaya yönelik eğitimler ve kişisel gelişim imkânları sağlanmakta, bu sayede çalışanların motivasyonlarını en üst seviyede sağlayarak belirlenen performans kriterlerinin gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Çalışanların memnuniyet seviyelerinin düşük olması durumunda, örgütlerde çalışan sirkülasyonu meydana gelmektedir. İnsan kaynakları politikaları açısından bu sirkülasyonun minimum seviyede tutulması amaçlanmaktadır. Örgütlerin başarılı olmasındaki en önemli etkenlerden biri liderlerin sahip oldukları özellikler ile çalışanların uyumlu bir iletişim içinde olmalarıdır. Liderler ve çalışanlar arasındaki etkileşim insan kaynakları politikaları neticesinde önem kazanmaktadır. Bu nedenle örgütlerin öncelikle insan kaynakları politikalarını çalışan odaklı belirlemeleri gerekmektedir. Literatürde bu alanda yapılacak çalışmalarla, yeni liderlik rolleri ve çalışan odaklı teorilerle katkıda bulunulması önem arz etmektedir. Bu kapsamda mobilya sektöründe çalışmakta olan beyaz yakalıların etik çalışma ortamında liderlik tarzları karşısında kariyer memnuniyeti düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma da anketler 2019 yılında marmara bölgesinde mobilya üretimi yapan firmalarda çalışan 388 beyaz yakalıdan toplanmıştır. Verilerin analiz edilmesinde IBM SPSS 25 ve AMOS programları kullanılmış, öncelikle değişkenleri temsil eden ölçeklerin geçerliliği için faktör analizi ve güvenirlilik analizi yapılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkilerin analiz edilmesinde korelasyon analizi, hipotezlerin test edilmesinde regresyon analizi yapılmıştır. Aracı değişken etkisinin analizin de sobel testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda lider üye değişimi ve şeffaf liderliğin olumlu etkileri olduğu ancak vizyoner liderliğin olumlu etkisinin olmadığı analizlerle belirtilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Otelcilik Sektöründe Enerji Tasarrufu Çalışmaları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48849</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48849</guid>
      <author>Ceren Gül ARTUNER ÖZDER</author>
      <description>Dünyamızın sınırlı kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasına yönelik çabalar, son yıllarda verimliliği arttırmak amacıyla akıllı teknolojilerin artan bir şekilde benimsenmesiyle birlikte, çevreyi korumaya ve günlük hayatımızda enerji tasarrufuna yönelik uygulamaların yaygınlaşmasını da beraberinde getirmiştir. Bu olguların kuruluşların faaliyet gösterdiği ulusal ve uluslararası pazarlar üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Diğer birçok sektörde olduğu gibi konaklama sektöründe de, enerji verimliliği açısından daha etkili çözümlerin benimsenmesine yol açan enerji tasarrufu ve çevre koruma çabaları, son yıllarda öne çıkan ve işletmelerin uzun vadede varlığını sürdürebilmesi açısından belirleyici niteliktedir. Bu araştırmanın temel amacı, çevre dostu uygulamaların yanı sıra kullanılan enerji miktarını ve kaynak israfını azaltmaya yönelik çabalara kapsamlı literatür araştırma yöntemiyle daha yakından eğilerek, otel endüstrisinin mevcut sürdürülebilirlik uygulamalarını değerlendirmektir. Buna istinaden, enerji tüketimi ve tasarruf endişeleri, enerji tüketimini etkileyen faktörler, çevresel değerlendirme yöntemleri, enerji kullanım modelleri, performans ve tüketim modelleme yöntemleri, konaklama sektöründe enerji yönetimi, otel zincirlerinin çevre yönetimi açısından misyonu, otellerin enerji yönetimi yatırımları bağlamında karşılaştıkları engeller ve bu yatırımları etkileyen faktörler, birbirini izleyen başlıklar altında ele alınmıştır. Sonuç bölümünde, enerji tüketimini yönetmek için ortak bir çabaya duyulan ihtiyaç, otel zincirlerinin enerji israfını azaltmadaki misyonu, sürdürülebilirlik politikası uygulama maliyetlerini gösteren bilimsel araçların kullanımı, enerji verimliliğini finanse etme seçenekleri, otellerin enerji verimliliği teknolojilerindeki yatırım kararlarını etkileyen faktörler ve küresel ölçekte kullanılan enerji ölçütlerinin standardizasyonu tartışılmakta ve önerilerde bulunulmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Okulda Öğrenim Gören Lise Öğrencilerinin İngilizceye Yönelik Demotivasyonları ve Yabancı Dile Yönelik Kalıplaşmış Düşünceleri: Bir Karma Yöntem Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47999</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47999</guid>
      <author>Tuğba YANPAR YELKENSeda BAYSAL  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, özel okulda öğrenim gören lise öğrencilerinin İngilizce’ye yönelik demotivasyonlarının ve yabancı dile yönelik kalıplaşmış düşüncelerinin incelenmesidir. Karma araştırma yöntemlerinden, &lt;em&gt;yakınsayan paralel desen&lt;/em&gt; (NİT+NİC) türünün kullanıldığı araştırmada, hem nitel hem de nicel aşamalar eş zamanlı olarak uygulanmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ili özel liselerde öğrenim gören öğrencilerle yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini ise rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen toplam 298 öğrenci oluşturmaktadır. Nicel verilerin toplanmasında; araştırmacılar tarafından geliştirilen “Kişisel Bilgi Formu”, Ünal ve Yanpar (2015) tarafından geliştirilen “İngilizce Demotivation Ölçeği” ve Ünal (2015) tarafından geliştirilen “Yabancı Dile Yönelik Kalıplaşmış Düşünceler Ölçeği” kullanılmıştır. Nitel veriler ise odak grup görüşmesi ile toplanmıştır. Katılımcıların İngilizce demotivasyonları ve yabancı dile yönelik kalıplaşmış düşüncelerinin belirlenmesinde açık uçlu 5 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel veriler, frekans analizi, bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve anlamlılık testi (Bonferroni) ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise doğrudan alıntılar ile sunulmuştur. Araştırma soncunda öğrencilerin İngilizce demotivasyon ölçeğine yüksek düzeyde görüş belirttikleri tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, öğrencilerin İngilizce demotivasyon puanları arasında sınıf düzeyi açısından anlamlı farklılık tespit edilirken, cinsiyet ve önceden herhangi bir kursa katılma durumu açısından anlamlı farklılık elde edilmemiştir. Araştırma sonuçları, öğrencilerin yabancı dile yönelik kalıplaşmış düşünce ölçeğine yönelik orta üstü düzeyde görüş belirttiklerini ortaya koymaktadır. Ayrıca, öğrencilerin yabancı dile yönelik kalıplaşmış düşünce puanları arasında cinsiyet, sınıf düzeyi ve önceden herhangi bir kursa katılıp katılmama durumu açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bulguları nicel araştırmadan elde edilenleri desteklemiştir. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak, ders kitapları gibi öğretim materyalleri; e-içerik, 2d kodlu ve artırılmış gerçeklik uygulamaları ile desteklenmeli, öğretmenlerin, öğrencilerin motivasyonlarını arttırma ve kalıplaşmış düşüncelerini ortadan kaldırma konusunda detaylı bilgi edinmeleri için hizmet içi eğitimler veya seminerler düzenlenmeli gibi öneriler geliştirilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretiminde Kullanılan Ders Kitaplarının Uzaktan Öğretime Uygunluğu: Yeni İstanbul Örneği </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48660</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48660</guid>
      <author>Fatma BÖLÜKBAŞ KAYAFatih KAHRAMAN  ,Güllü UYSAL  </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı, uzaktan dil öğretiminde kullanılacak ders kitaplarının temel nitelikleri doğrultusunda Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler İçin Türkçe Öğretim Setinin uzaktan öğretimde kullanıma uygun olup olmadığını belirlemektir. Bu çalışma özellikle salgın nedeniyle zorunlu olarak uzaktan dil öğretimine başlayan kurumlar ve öğretmenler ile uzaktan öğretime uygun materyal geliştirme çabasında olan ders kitabı yazarları için, uzaktan eğitimde kullanılacak ders kitaplarının taşıması gereken özellikleri belirlemesi noktasında önem taşımaktadır. A1, A2, B1, B2 ve C1 olmak üzere beş dil seviyesi için tasarlanmış olan Yeni İstanbul Uluslararası Öğrenciler İçin Türkçe Öğretim Seti’nin uzaktan öğretimde kullanıma uygunluk bakımından değerlendirildiği bu çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden doküman analizi kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde şu temel ölçütler göz önünde bulundurulmuştur: a. Kitapların uzaktan öğretimde kullanımını kolaylaştıracak teknolojik olanaklara sahip olup olmadığı, b. Kitapların uzaktan öğretim için biçimsel açıdan uygun olup olmadığı, c. Kitapların uzaktan öğretim için içeriksel açıdan uygun olup olmadığı. Araştırma sonucunda incelenen öğretim setinin kişiselleştirilmiş zenginleştirilmiş etkileşimli bir kitap olduğu, bu öğretim setini kullanan öğretmenlerin sınıfındaki öğrencilerin hazırbulunuşluk durumuna gore kitaba eklemeler yaparak kitabı kişiselleştirebildiği, kitaptaki öğrenme ünitelerinin video ve ses dosyaları desteğiyle zenginleştirildiği, kitapta sunulan cevap anahtarı sayesinde öğrencinin kendi öğrenme durumunu değerlendirebildiği, kitabın z-kitap özelliği sayesinde öğrenci-öğretmen etkileşiminin mümkün olabildiği görülmüştür. Kitaplarda her unite başında dersin hedeflerinin, o ünitedeki temanın ve dil bilgisi yapılarının belirtildiği bir bölüm olduğu, kitaplardaki resim, şekil, grafik, sembol ve tablolar gibi görsel unsurların yeterli ölçüde kullanıldığı, kitapların tasarımının hitap ettiği kitleye uygun olduğu saptanmıştır. Ayrıca kitaplarda öğrencilerin yapacakları etkinlikleri açıklayan yönergelerin olması, verilen konunun pekiştirilmesini sağlayacak alıştırmaların bulunması, kazanımların ne ölçüde gerçekleştiğini control amaçlı değerlendirme sorularının olması gibi içeriksel özellikler, öğrencilerin kendi kendilerine çalışmalarına olanak tanıyacak niteliktedir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Müzik Performans Kaygısı Üzerine Yapılmış Lisansüstü Çalışmaların İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46795</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46795</guid>
      <author>Ümit Kubilay CANBüşra AKBAL</author>
      <description>Bu araştırmada Türkiye’de müzik performans kaygısı üzerine yapılmış lisansüstü çalışmaların incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler, Müzik performans kaygısı üzerine yapılmış lisansüstü çalışmaların güncel durumunu ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Araştırma kapsamına alınan veri tabanı YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) Ulusal Tez Merkezi’dir. Çalışmada verilerin toplanılması Nisan 2020 tarihinde sonlandırılmıştır. Çalışma verilerinin taranmasında “kaygı”, “performans”, “müzik performans”, “anksiyete” anahtar kelimeleri kullanılmıştır. Elde edilen tezler arasında konu alanı müzik içerikli olanlar araştırma kapsamına dahil edilmiştir. Elde edilen veriler ise bibliyometrik özellikleri kapsamında araştırılıp, değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda 19 lisansüstü teze ulaşılmıştır. Bu tezlerin yıllara, konulara, yöntemlerine ve kaynak özelliklerine göre dağılımları tespit edilmiştir. İlk çalışmanın 2006 yılında gerçekleştirildiği görülmüştür. Elde edilen tezlerin 3 periyotta sayısal dağılımına bakıldığında, 2006-2010 yılları arasında 4 adet, 2011-2015 yılları arasında 3 adet, 2016-2020 yılları arasında ise 12 adet tezin olduğu tespit edilmiştir. Son periyota bakıldığında, 2013 yılında Türkçeye uyarlanan Kenny Müzik Performans Kaygısı Envanterinin literatüre girmesi ile birlikte lisansüstü çalışmaların sayısında artış olduğu gözlenmiştir. Tez türlerinin sayısal dağılımına bakıldığında, yüksek lisans 12 adet, doktora 7 adet tez tespit edilmiş olup, sanatta yeterlik düzeyinde bir araştırmaya rastlanılmamıştır. Konu alanlarına göre tezlerin dağılımına bakıldığında, kaygı durum düzeyinin belirlenmesinde çeşitli değişkenler ile ilişkisi/etkisine yönelik araştırma konusu kapsamında 13 tez olduğu, başa çıkma yöntem ve stratejilerine yönelik 5 tez, performans kaygısına neden olan faktörlere yönelik konusunda 1 tez olduğu görülmüştür. Kadın müzisyenlerin, müzik performans kaygısını daha fazla yaşamış olduğu yönündeki literatür sonuçları ile de örtüşen bu araştırmada, müzik performans kaygısı konusuna kadın araştırmacıların daha fazla ilgi duydukları gösterilmiştir. Eğitim bilimleri enstitüsü müzik öğretmenliği programlarına sahip olan üniversitelerin Müzik performans kaygısı konusunda daha fazla çalışma gerçekleştirdiği görülmektedir. Tezlerin konu alanlarına bakıldığında, “Performans kaygısına neden olan faktörler” konu alanında çok az sayıda çalışma olduğu göze çarpmaktadır. Tezlerin yöntemlerine bakıldığında, ilişkisel tarama modeli ve betimsel model; tarama, deneysel, karma ve deneme modellerine göre daha çok tercih edilmiştir. Tezlerin kaynakçalarına bakıldığında ise, yabancı kaynak kullanımının Türkçe kaynak kullanımımndan daha fazla olduğu göze çarpmaktadır. Araştırma sonuçları genel olarak değerlendirildiğinde, Müzik Performans Kaygısı ile ilgili lisansüstü araştırmaların sayısal ve nitelik olarak yetersiz olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle, müzik performansı kaygısına sebep olan faktörleri ortaya koyan ve bununla ilgili çözüm yollarını ele alan yeni çalışmaların yapılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kayıp Dergi: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi’nin 1983 Tarihli 23-24. Sayısına Uygulanan Sansür</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47218</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47218</guid>
      <author>Erkan ÇAV</author>
      <description>Düşünceye baskı, engelleme, sansür ve nihayetinde yok etme, Türkiye siyasi ve sosyal tarihinde sıklıkla yaşanan uygulamalardan bir tanesidir. 1923-1945 yılları arasında CHP’nin yönettiği tek parti döneminde sansür ve düşünceye baskı sıradan ve olağan olmuştur. Bu deneyime dayanarak özellikle 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat 1997 tarihli darbe dönemlerinde yapılanlar geçmiş uygulamaları aratmaz, her darbe diğerinden daha iyisini yapmak için adeta birbiriyle yarışır. Türkiye’de, 12 Eylül 1980 Darbesi’nin ilk yıllarında, 1983 yılında, bu dönemde sosyolojinin merkezi olan İstanbul Üniversitesi’nde, inanması güç bir sansür uygulamasının örneği yaşanmıştır. Resmi kayıtlarda 1960 tarihinde Hilmi Ziya Ülken yönetiminde ikinci cilt/seri/dizi olarak kabul edilen dönemin son sayısı olarak 1967-1968 yılına ait 21-22. Sayı ile bitirilen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi &lt;em&gt;Sosyoloji Dergisi&lt;/em&gt;’nin; tasarlanmış ve basılmış, fakat yayınlanmamış bir sayısı ortaya çıkmıştır. “Kayıp Dergi” olarak adlandırdığımız bu sayının; 1983 yılında “23-24. Sayı” şeklinde birleştirilmiş bir sayı olarak tasarlandığı, ancak prova baskının yapılarak bu şekilde bırakıldığı/kaybedildiği ve/veya sadece metinlere ait kapakları takılmadan basılmış tüm sayfaların sansüre uğrayarak yok edildiği tahmin edilmektedir. Her on yılda bir darbelerle veya darbe girişimleriyle karşılaşan Türkiye’de, darbecilerin tercih ettiği uygulamalardan bir tanesi muhalefeti ve farklı yaklaşımları susturmak, düşüncelerin yayılmasını engellemek, eleştiriyi önlemek ve mevcut fikirleri etkisiz kılmak için düşünceyi baskılamak ve sansürlemektir. Bugüne değin unutulmuş olan “Kayıp Dergi” ve hikâyesi; Türkiye’nin sosyoloji, sansür ve düşünce tarihinin gizli kalmış bir olayına ışık tutar.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sinematik Anlatı Sığıntı (1974)’da Melankolik Karakterin Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46731</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46731</guid>
      <author>Mustafa Zeki ÇIRAKLIÖznur YEMEZ</author>
      <description>Karakter analizi Aristo’dan bu yana bütün dramatik anlatıların çözümlenmesinde önemli yer tutar. Nitekim hikâye ve olay örgüsü barındıran bütün temsil sanatlarının merkezinde karakter yer aldığı gibi melodramlarda da dramatik çatışmada kritik rol melankolik karaktere aittir. Yeşilçam sinematik anlatı türlerinden melodramlarda sıklıkla karşımıza çıkan melankolik karakterlerin incelenmesi anlatı çatısının ve dramatik çatışmanın nasıl inşa edildiğini ortaya koymak açısından ışık tutucudur. &lt;em&gt;Sığıntı&lt;/em&gt; (1974) filmindeki karakteri ele alan bu çalışma, anlatı tekniği ve sinemasal kurgusuyla olmasa da karakter derinliği açısından filmin önemli bir Yeşilçam melodramı olduğunu ortaya koyar. Çalışmanın amacı melodramatik karakterin moral, psikolojik ve toplumsal dönüşümünü göstermektir ve kuramsal olarak açıklamaktır. Analiz yöntemi olarak tür teorisi ve psikanalitik eleştiri kuramlarını kullanacak olan bu çalışma, anlatıbilim ve film teorisi çerçevesinde melankolik karakterin analizine odaklanacaktır. Çalışma, karakterin melodramatik yönünü tür teorisi kavramlarıyla, melankolik yönünü ise Adler, Kristeva ve Lacan’ın geliştirdiği psikanalitik terminolojiyle analiz edecektir. Karakter incelendiğinde ve hikâyesi kuramsal olarak yeniden okunduğunda &lt;em&gt;Sığıntı&lt;/em&gt;’nın toplumsallaşamayan melankolik bir karakterin dönüşümünü anlattığı anlaşılır. Karakterin, içinde yaşadığı toplumun bir parçası olmayı reddeden, sembolik düzlemde sınırlı görünürlüğü tercih eden, toplumu ve toplumsal olanı yadsıyan, toplumsallaş(a)mayan bir melankolik olduğu anlaşılmaktadır. Yaşadığı uyumsuzluğu yarattığı tek kişilik dünyasında onarmaya çalışan karakterin, yaşamına giren görme engelli bir kadın sayesinde yeniden toplumsallaşmaya başladığı, bir birey/insan olarak değer ve sevgi görerek zamanla geçmişin travmatik etkilerini sildiği, insanlara olan güvensizliğini yendiği, dille olan ilişkisini tamir ederek toplumda bir sığıntı olmaktan kurtulduğu görülür. Karakterin toplumu reddeder görünse de toplumsallaşmayı ve kaçtığı toplumun bir parçası olmayı arzulaması &lt;em&gt;Sığıntı&lt;/em&gt;’nın seyirciye verdiği önemli bir mesajdır. Dolayısıyla, &lt;em&gt;Sığıntı&lt;/em&gt;’nın diğer birçok melodram anlatısı gibi bir toplumsallaşma hikâyesi anlatmasının sosyo-kültürel ve sosyo-politik imaları vardır denebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hakan Aytekin’in ‘Kültürel Hümanizma’ Kavramsallaştırması Çerçevesinde Suha Arın Belgeselleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47104</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47104</guid>
      <author>Şenol ÇÖM</author>
      <description>Suha Arın Türkiye’de belgesel sinemanın gelişmesine katkıda bulunan yönetmenlerin başında gelmektedir. Yaptığı filmlerde özellikle Anadolu’nun kültürel mirasını konu edinen Arın’ın hümanist tavrı filmlerine de yansır. Kültürel mirasımızı tanıtmak amacıyla çektiği filmlerde Anadolu’nun eski uygarlıklarına ait bulguları hiçbir ötekileştirmeye yer vermeyen bir üslupla aktarır. Bu nedenle Cumhuriyet dönemi belgesel tarihinde, Hakan Aytekin tarafından Kültürel Hümanizma Dönemi olarak isimlendirilen dönemin en önemli yönetmenlerinden biri olarak kabul edilir. Bu makalenin amacı, akademik çalışmalarda hak ettiği değeri görmediği düşünülen Arın’ın filmlerindeki hümanizmacı yaklaşımı ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda hümanizm kavramına ilişkin literatür taraması yapılarak, daha sonra Suha Arın’ın filmlerine ilişkin betimsel bir analiz gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın örneklemi ise Arın sinemasında kültür ve hümanizma izleri taşıyan filmlerle sınırlandırılmıştır. Bu doğrultuda, dizi belgeseller olarak hazırlanan Anadolu’nun eski uygarlıklarının anlatıldığı filmlere daha geniş yer verilmiştir. Bunların yanı sıra, hümanizma veya kültürel öğelerden izler taşıyan diğer filmleri de göz ardı edilmeyerek incelenmiştir. Söz konusu filmler içerikleri bakımından değerlendirilerek kültürel hümanizmaya ilişkin bulgular ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular aracılığıyla kültürel hümanizma kavramına ilişkin geniş bir açıklama yapıldığı düşünülmektedir. Kavram olarak literatürde yer almasına rağmen açık ve tam bir tanımının olmaması, bu yaklaşımın en önemli temsilcilerinden biri olan Suha Arın üzerinden kavramı anlama gayretimizin temel motivasyonu olmuştur. Böylece Cumhuriyet dönemi belgesel tarihindeki dönemlerden birine neden Kültürel Hümanizma Dönemi isminin verildiği aydınlatılmak istenmiştir. Ayrıca bu çalışmanın Suha Arın sineması ve kültürel hümanizma kavramlarına ilişkin yapılacak çalışmalara katkıda bulunulacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Salihli Şehrinde Aile Sağlığı Merkezlerine Erişebilirliğin CBS ile Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47333</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47333</guid>
      <author>Mehmet DENİZEmine KOCAMAN  ,Mustafa TOPUZ  </author>
      <description>Sağlık coğrafyası mekândaki sağlık ve coğrafya ilişkisinin, sağlık sorunlarının ve sağlık hizmetlerinin incelenerek, problemlere çözüm önerilerinin getirilmeye çalışıldığı bir inceleme alanıdır. Araştırmada Manisa iline bağlı Salihli şehrinde bulunan aile sağlığı merkezlerine (ASM) erişilebilirlik incelenmiştir. Araştırma sahası olarak Salihli şehrinin seçilmesinde şehrin nüfus büyüklüğü ve şehirde çok sayıda ASM’inin yer alması etkili olmuştur. Ayrıca son on yıl içinde Salihli şehrinin yatay yönde önemli bir gelişim göstermesi de araştırma sahası olarak seçilmesinde dikkate alınmıştır. Çalışma; geçmiş araştırmalarda, farklı araştırmacılar tarafından kullanılan kriter değerler ve konuyu ilgilendiren yönetmelikler dikkate alınarak ağ analizi yönteminin yeni bir sahaya uygulanmasından oluşmaktadır. Bu çalışmanın amacı Salihli ilçesinde aile hekimliği uygulaması gereğince kurulan ASM’lerin ağ analizi yardımıyla şehrin merkezini oluşturan mahallelerdeki konutlarca ne derece erişilebilir olduğunun, bu konutlarda yaşayan insanların kaçının ASM’lere uygun bir şekilde ulaşabildiğinin ve ASM’lerin konumunun ilgili yönetmeliklere ne kadar uyduğunun ortaya çıkarılmasıdır. Çalışmada ağ (network) analizi uygulanarak Salihli şehrinde bulunan ASM’lere erişilebilirlik durumu belirlenmiştir. Salihli’deki ASM’lerin sayısal (vektör) haritası, konutların sayısal (vektör) haritası, şehir içi ulaşım ağı, mahalle sınırları ve mahallere göre yaş aralıklı nüfus verisi analiz sırasında kullanılan veri setlerini oluşturmuştur. Çalışmada ArcGis 10.2 programı kullanılarak ağ analizi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre sahada bulunan aile sağlık merkezleri sayıca yetersiz kalmaktadır. Şehir nüfusunun erişebilirlik durumu ortaya konduğunda hiçbir mahalle yasal mevzuatta belirtilen etki sahası içinde tamamen kalmamaktadır. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Salgını Aldığımız Önlemler mi Yavaşlattı: Salgına Önlem Alma Miktarı ile Önlemlerin Algılanan Faydalılığı ve Zorluğu, Sorumluluk Algısı ve Baş Etme Yolları Arasındaki İlişki</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46567</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46567</guid>
      <author>Aslı ERŞANPerihan CENGİZ , Alpay  ÇİLLER , Mehmet ŞAKİROĞLU</author>
      <description>Bu çalışmanın temel amacı salgına karşı önlem alma davranışı ile önlemin algılanan faydalılığı ve zorluğu, sorumluluk algısı ve baş etme yolları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bireylerin onlara önerilen ya da zorunlu kılınan bu önlemlere uymalarını etkileyen psikolojik faktörler arasında sorumluluk algısının da yer aldığı düşünülmektedir. Bu nedenle bu araştırma kapsamında bireylerin sorumluluk algılarının Covid-19 salgınına karşı önlem alma davranışını da etkileyeceği düşünülmüştür. Bu amaç kapsamında 299 kişiden (207 kadın,92 erkek) toplanan veriler analiz edilmiştir. Araştırmanın verileri; demografik bilgi formu, algılanan sorumluluk ölçümü, önlem alma ve almama nedenleri formu, Salgına Önlem Ölçeği ve Baş Etme Yolları Ölçeği (Ways of Coping)  olmak üzere toplam altı form ile toplanmıştır. Veri toplama işlemi, belirtilen ölçekler aracılığıyla internet üzerinden toplanmıştır. Önlem alma miktarı açısından cinsiyetler arasında kadınların lehinde anlamlı bir farklılık bulunmuştur.  Analiz sonuçlarına göre algılanan faydalılığın, algılanan zorluğun ve problem odaklı-iyimser baş etme yaklaşımının önlem alma davranışını yordadığı bulunmuştur. Alınacak önlem ne kadar faydalı algılanırsa, o önlem o kadar çok uygulanmaktadır. Bununla birlikte alınacak önlem ne kadar zor algılanırsa, o önlem o kadar az uygulanmaktadır.  Problem odaklı / iyimser baş etme stratejisini kullanan kişiler salgına karşı daha çok önlem almaktadır. Buna ek olarak, önlemin algılanan faydalılığı değişkeninin problem odaklı-iyimser baş etme ile önlem alma davranışı arasındaki ilişkiye ve önlemin algılanan zorluğu ile önlem alma davranışı arasındaki ilişkiye aracılık ettiği bulunmuştur. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dil Öğreniminde Etkili Sözcük Öğrenme Stratejileri: Mikro Strateji Kullanımının İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48622</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48622</guid>
      <author>Vesile GÜL YILMAZBerna ÇÖKER  </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı sözcük bilgisi düzeyi yüksek lisansüstü Türk öğrencilerin kullandığı mikro SÖS’ü incelemek, böylece etkili mikro SÖS’ü ortaya koymaktır. Sözcük bilgisi düzeyi yüksek lisansüstü öğrencilerin çoğu tarafından nadiren kullanılan ya da hiç kullanılmayan mikro SÖS de en az kullanılan SÖS’ü ortaya koymak amacıyla incelenmiştir. Çalışmada betimsel araştırma deseni kullanılmıştır. Katılımcılar lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) eğitimlerine Türkiye (yabancı dil ortamı) ve İngiltere’de (ikinci dil ortamı) devam etmekte olan toplam 128 Türk öğrencidir. Çalışmanın verileri Exeter Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Etik Kurulu’ndan alınan D/14/15/28 sayılı ve 09/03/2015 tarihli izin ve Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Etik Kurulu’dan alınan 06 sayılı ve 26/05/2016 tarihli izinlerin ardından, ‘Sözcük Öğrenme Stratejileri Anketi’ ve ‘Sözcük Düzeyi Testi’ ile toplanmıştır. Veriler, sözcük düzeyi yüksek öğrencilerin belirlenmesi amacıyla, (ortalama, standart sapma, vb.) tanımlayıcı istatistik yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir. Sözcük bilgi düzeyi yüksek öğrenciler tarafından ilk beş sırada kullanılan stratejiler ve çoğu katılımcı tarafından az kullanılan ya da hiç kullanılmayan stratejiler öğrencilerin bulunduğu dil öğrenme bağlamları bakımından karşılaştırılmıştır. Ayrıca, ikinci dil ve yabancı dil bağlamları arasında SÖS’ün kullanımı bakımından anlamlı bir fark olup olmadığını anlamak amacıyla &lt;em&gt;t &lt;/em&gt;testi yapılmıştır. Çalışmanın sonuçları, sözcük bilgisi yüksek öğrencilerin en çok kullandığı SÖS’ün ‘sözcüklerin anlamını tahmin etmek için metinden yardım almak’ ve en az kullanılan SÖS’ün ‘öğrencinin kendi hazırladığı sözcük defteri, listeleri ve kartlarının doğruluğunu öğretmene kontrol ettirmek’ olduğunu göstermiştir. İki dil bağlamı arasında SÖS’ün kullanımı bakımından fark olduğu ortaya çıkmıştır. Bu bulgular ışığında, İngilizce öğretiminde etkili SÖS eğitiminin verilmesi önerilmektedir. Bunun yanı sıra, dil öğrenme bağlamları arasındaki farklar dikkate alınmalı ve daha çok araştırılmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özgün Baskıda Deneysel Yaklaşımlar: Karen Kunc</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48224</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48224</guid>
      <author>Tuba KINAY GÖR</author>
      <description>Geçmişi mağara resimlerine kadar uzanan baskı resim sanatında zaman içerisinde yeni arayışlar ve teknikler olmuştur. Özellikle Atölye 17 ile birlikte sanatçılar deneysel baskı yapabilme konusunda cesaretlenmiştir. Günümüzde deneysel baskı yapan pek çok sanatçı vardır. Bu sanatçılarından Karen Kunc da, özgün baskıda deneyselliğe dayalı pek çok eser vermiştir. Çoğunlukla ‘eksiltme’ yoluyla ağaç baskılar (gravür) yapan sanatçı, eskizlerini karakalem yaparken, renklere basım aşamasında karar vermektedir. Her renk için &lt;em&gt;‘negatif’&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;‘pozitif’ &lt;/em&gt;kalıplar hazırlayarak çalışmalarını baskıya hazırlar. Basım aşamasında genellikle kalıp üzerindeki açıklıklardan rengi geçirmek amacıyla kağıt şablonlar kullanır. Sanatçının performansı, baskı anındaki ruh haline bağlıdır. Renge önceden karar vermek istemediği için gidişata göre rastlantısal seçimler yaparak, resmin çözümüne doğru adım adım yol alır. Yalnızca asılabilen baskıresimler değil aynı zamanda akordeon şeklinde kitapçıklar da basmıştır. Bu çalışmada, Karen Kunc’un psikolojisinin sanat üretimindeki rolü üzerinde durulmuş ve seçilen bazı eserleri hakkında betimsel analizler yapılmıştır. Bu analizlerde; sanatçının imgeler dünyasını deneysellik yoluyla baskı resim tekniğiyle eserlerine nasıl aktardığı görülür. Ağaç gibi ilkel bir malzemenin sınırlarını zorlayan sanatçı, doğal dünyanın güçlerini seyir ve tefekkürden ilham alarak, eserlerinde dağ, taş, su, ağaç ve yol gibi imgeler kullanır. Baskılarında enerji ve coşku ön plandadır. Kunc, deneysel yaklaşımlarıyla izleyiciye özgün baskıda sınırların zorlanarak neler yapılabileceğini gösteren başarılı bir sanatçıdır.&#13;
 </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türk Sinemasında Kimlik ve Başarı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46642</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46642</guid>
      <author>Marcelo MACEDO RIZO</author>
      <description>Türkiye’de 1989 yılında film izleyici sayısı ölçülmeye başlanmıştır. Rakamsal veriler son yirmi yılda izleyici sayısında ve maddi anlamda kayda değer bir yükseliş olduğunu göstermektedir. Bu verilere dayanarak şunu söyleme mümkündür ki 2000’li yılların başından itibaren Türk film endüstrisi daha ilgi çekici bir hale gelmiş ve karlı bir iş sahasına dönüşmüştür. Yürütülen araştırmalara göre bu başarı aşağıda belirtilen sebepler ile açıklanabilir. İlk olarak film sektöründeki etkileyici büyüme onun televizyon endüstrisinden bağımsız olmasını sağlamıştır. İkinci olarak yüksek bütçeli yapım şirketlerinin yaygınlaşmasıdır. Üçüncüsü, devlet tarafından verilen yasal ve destekleyici teşviklerdir. Dördüncüsü medyanın kitlesel gücü, pazarlama ağı özellikle internetin ve yeni sosyal ağların uzantılarıyla geniş bir alana yayılmasıdır. Son olarak Türkiye nüfusunun ortalama gelirinin artmasıdır. Yüksek katılımla filmlere ilişkin, birçok Türk komedi filminin yerli seyirci için sadece ilgi çekici bir eğlence kaynağı olmamakla birlikte kişilerin kendi kişisel kimliklerini de bu filmlerde görmeleridir. Bu bağlamda, Türk izleyicisi kendisinin perdede aktif bir biçimde tasvir edildiğini hissetmektedir (Karakterin davranışı, tepkisi Türk mizacını ve özelliklerini temsil etmektedir). Bunun yanı sıra edilgen durumda ise karakter temsil ettiği Türk tipini karşı tarafa yansıtmamaktadır. Komedi filmlerinin yanında aile içi dram veya aksiyon filmlerindeki milliyetçi özellikler Türk halkı tarafından beğeniyle karşılanmaktadır. Altı çizilen bahis, Türklüğün anlamının son yıllarda toplum içinde birçok ekonomik, politik ve sosyal anlamda yaşanılan değişimler sonucunda kimlik krizine sebep olmasını ve tanımlanamayan rekabeti kastetmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Kamu ve Özel Sektör Örgütlerinde Kültürel Bileşenlerin Etkileri: Nicel Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47337</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47337</guid>
      <author>Mehmet Şükrü NAR</author>
      <description>Kamu sektörü, özel sektör ya da herhangi bir bölge ve birimin örgüt kültürü arasında farklılıklar bulunur. Özellikle kuramsal büyüklük, yönetim biçimi, resmi ya da resmi olmayan iletişim, kaynak dağılımı, çalışma koşulları, adaptasyon, görev ve sorumluluklar, örgütsel hedefler, ekonomik faaliyetler vb. faktörler bir örgütün yapısı ve örgütsel kültürü üzerinde belirleyicidir. Farklılıklar büyük ölçüde örgütlerin kuruluş amacına, beklentilerine, kaynakların kullanımına, dışsal ve içsel çevreye gösterilen tepkiye (uyum sağlama cabasına) bağlıdır. Özel sektörde örgütsel kültür; başarı, performans, rekabet, işbirliği, risk alma, detaylara dikkat etme, uyum sağlama, düzensizlik, fırsatçı olma, sorumluluk alma ve çalışma isteği gibi eğilim ve davranışlardan daha çok etkilenir. Öte yandan, kamu sektöründeki örgütsel kültür ile bu kavramlar arasında sınırlı bir ilişki vardır. Bu araştırma, kültürel öğelerin kamu ve özel sektör örgütleri üzerindeki etkisini karşılaştırmalı olarak analiz etmeyi amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda, kamu ve özel örgütlerde örgüt kültürü farklılıkları araştırılmıştır. Çalışmada, basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilen 172 örneklem üzerinde anket uygulaması yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda öz değeri 1’den büyük olan 10 faktör belirlenmiştir. Verilerin karşılaştırılmasında bağımsız örneklemli t-testi ve Anova (tek yönlü varyans) analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre (i) kamu ve özel örgütlerin örgüt kültürü algısı; kuruluşun amacına, yapısına ve demografik-sosyal özeliklerine göre farklılıklar göstermiştir (ii) küresel değişim süreciyle birlikte kamu örgütlerinin, bürokratik değerlerden uzaklaşarak esnekleştiği ve kamu ve özel sektör örgüt kültürünün birbirine yakınlaştığı söylenebilir. Araştırma için, Artvin Çoruh Üniversitesi’nden 28/10/2020-E.11581 tarih ve sayı ile etik kurul izni alınmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Pandemi Sürecinde Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Çevrimiçi Öğrenme Hazır Bulunuşluk ve E-öğrenme Ortamlarına Yönelik Motivasyon Düzeyleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44485</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44485</guid>
      <author>Mihrap BAYGELDİGülcan ÖZTÜRK, Filiz Tuba DİKKARTIN ÖVEZ</author>
      <description>Pandemi olarak ilan edilen korona virüs salgınının sosyal ve eğitimsel etkilerinin değerlendirilmesi sadece ülkemiz bağlamında değil Dünya bağlamında da önemli bir konu olmuştur. Sosyal hayatın hızla değiştiği bu süreçte yüz yüze öğrenim göremeyen öğrencilerin karşılaştıkları sorunların, imkânların ve hazır bulunuşluklarının incelenerek analiz edilmesi, gelecekte ortaya çıkacak pandemiler için önlemler alınması açısından çok önemlidir. Bu doğrultuda çalışmanın amacı, pandemi sürecinde yüz yüze eğitimleri kesintiye uğrayan ve uzaktan eğitime geçiş yapan eğitim fakültesi öğrencilerinin çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluk ve e-öğrenme ortamlarına yönelik motivasyon düzeylerini belirlemek ve bunlar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada, keşfedici korelasyonel araştırma modeli ve uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Örneklem, 2019-2020 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Türkiye’nin batısında bulunan bir eğitim fakültesinde öğrenim gören 221 öğrenciden oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için araştırmacılar tarafından oluşturulan bilgi formu, Çevrimiçi Öğrenme Hazır Bulunuşluluk Ölçeği ve E-Öğrenme Ortamlarına Yönelik Motivasyon Anketi kullanılmıştır. Çalışma esnasında etik kurul onayı için Balıkesir Üniversitesi’ne başvurulmuş ve araştırma etiğine aykırı bir durum olmadığı 24.12.2020 tarih ve E-19928322-302.08.01-1681 sayılı etik kurul izin belgesi ile onaylanmıştır. Kullanılan ölçekler için online form oluşturulmuş ve katılımcılara iletilerek veriler toplanmıştır. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluk ve e-öğrenme ortamlarına yönelik motivasyon puanlarının, cinsiyet, bilgisayara sahip olma, internet erişimine sahip olma, çevrimiçi ve çevrimdışı derse katılma durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için istatistiksel analiz paket programı kullanılarak ilişkisiz örneklemler için t-testi kullanılmıştır. Puanların sınıf düzeyi, bilgisayar kullanma süresi, internet kullanma süresi ve uzaktan eğitim sisteminde geçirilen süre değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi yapılmıştır. Öğrencilerin çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluk ve e-öğrenme ortamlarına yönelik motivasyon puanlarının ilişkili olup olmadığını belirlemek için korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonuçları, katılımcıların çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluk puanlarının yüksek düzeyde olduğunu; e-öğrenme ortamlarına yönelik motivasyon puanlarının çok düşük düzeyde olmadığını ve çevrimiçi öğrenme hazır bulunuşluklarının e-öğrenme ortamlarına yönelik motivasyonlarıyla pozitif yönlü orta düzeyde ilişkili olduğunu göstermiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Vatan Arketipi Bağlamında Âşıkların (Mecnûn, Ferhâd, Cemşîd) Vatan-ı Aslî ve Vatan-ı Seferîleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47771</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47771</guid>
      <author>Hacer SAĞLAM</author>
      <description>Düşünürler ve mutasavvıflara göre, fizikî âlemde var olan her unsurun, metafizik âlemde mutlak bir karşılığı vardır. Platon, bunu “idea”, Jung “arketip”, İbnü’l-Arabî ise, “ayân-ı sabite” kavramları ile karşılar. Birbiri ile tamamen aynı olmamakla birlikte, söz konusu kavramlar, fenomenlerin numen özlerine dikkat çekmesi bakımından benzerlik arz eder. Varlıkların, ilk imgeden kaynaklanan yapıları dikkate alındığında, “vatan” tabirinin de mutlak bir özden kaynaklandığı sonucuna ulaşılır. Vatan, günümüzde siyasî-sosyal bir manâyı ifade etmekle birlikte, bu anlam, yalnızca dünyevî bir algının sonucudur. Dinî ve tasavvufî perspektiften bakıldığında, vatan, ruhun ait olduğu yere de işaret eder. Böylece vatan, ruh ve bedene ait olmak üzere iki şekilde ortaya çıkar. Ruhun ve bedenin aslî olarak benimsediği vatan, vatan-ı aslî; vatan-ı aslî dışındaki mekânlar ise vatan-ı seferîdir. Divan edebiyatının âşık kahramanları mekânsızlığı ve karârsızlığı ile dikkat çeker. Bunların başında âşıkların şâhı Mecnûn gelir. Tecrid hayatını seçmiş bir âşık olarak Mecnûn’un bir mekânı ve dolayısıyla vatanı yoktur. Belli bir mekân yerine, &lt;em&gt;dağ&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;çöl&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;mağara&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;sevgilinin kûyu&lt;/em&gt; gibi mekânları, vatan-ı aslîler olarak benimser. Âşık, bu vatanlar dışında vatan-ı seferîde olup, daima aslî vatana dönme seyri izler. Mecnûn’un etkisi ile Şîrîn’e âşık olan Ferhâd ve Hurşîd’e âşık olan Cemşîd’in de mesnevîlerde aynı mekânları vatan edindiği görülür. Bu makalede, Mecnûn ve Mecnûn ile aynı mekânları vatan edinen Ferhâd ve Cemşîd çerçevesinde, Divan şiiri âşıklarının benimsediği vatan-ı aslî ve vatan-ı seferîler, dünyevî ve manevî mahiyetleri ve mesnevîler içerisindeki anlamları bakımından ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Hedef Yönelimi, Başarı ve Anlam İhtiyacı: Füreya Koral’ın Psikobiyografik İncelemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46241</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46241</guid>
      <author>Hacer HARLAKGözde SAYIN KARAKAŞ , Feyza KARSLI</author>
      <description>Psikobiyografi çalışmaları, kişilerin yaşamlarının psikoloji kuramları çerçevesinde sosyo-kültürel bir bağlamda ele alınmasına dayanmaktadır. Bu psikobiyografi çalışmasında bir sanatçının tüm yaşamını etkilemiş olan güdüleri, güdülenme süreci, hedefleri ve oluşturma süreçleri, başarı ve anlam ihtiyacı kavramlarıyla ele alınmaktadır. Çalışmada psikobiyografi metodolojisi olarak önerilen beş aşama izlenmiştir. (1) Türkiye’de modern seramik sanatının öncüsü olan ve geç sayılabilecek yaşta sanata başlamasına karşın çok başarılı olan Füreya Koral’ın yaşamı incelenmek üzere seçilmiştir. (2) Füreya hakkında veri toplamak üzere sanat dergileri, gazeteler, sergi katalogları ve Ayşe Kulin’in yazarı olduğu biyografik bir roman kaynak olarak alınmıştır. (3) Sanatçının seramik sanatına duyduğu tutkunun gerisindeki güdüleri analiz etmek üzere hedef oluşturma, başarı ihtiyacı ve anlam ihtiyacı kavramları belirlenmiştir. (4). Seçilen kavramlar analitik kodlama kategorileri oluşturularak kişinin yaşam dönemlerine uygulanmıştır. (5). Analizler sonucunda kişin hedefleri “tedavi hedefleri” ve “sanatsal hedefler” olmak üzere iki grupta toplanmıştır. Hedeflerin belirlenmesinde mevcut-ideal uyuşmazlığının yaşandığı, hedeflere ulaşmada test et-işlet-test et-bitir (T-O-T-E) sürecinin işletildiği belirlenmiştir. Füreya’nın hedeflerinin ulaşılması zor, özgül ve uzun erimli olduğu belirlenmiştir. Somut hedeflere ulaşarak gerçekleştirebileceği soyut hedeflerinin olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan başarı ihtiyacının güçlü olduğu ve başlangıçta performans hedeflerine sahipken, zamanla ustalaşma hedeflerine yöneldiği bulunmuştur. Ayrıca anlam ihtiyacı da yüksek düzeydedir. Bu çalışmada hedef, başarı ihtiyacı ve anlam arama güdülenmelerine ilişkin kavramsal açıklamaların belirli bir kişinin hayatının incelenmesindeki kullanışlılığının desteklendiği söylenebilir. Ayrıca çalışma, sistematik analiz içeren bir psikobiyografi olarak, gelecekte aynı veya farklı kavramlarla başka kişilerin de yaşamının incelendiği psikobiyografi çalışmaları için bir örnek sayılabilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Masallarımızdaki İletileri Vermede Kadın Kahramanların Rolü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47634</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47634</guid>
      <author>Kevser TAŞÇI Erhan AKIN  </author>
      <description>Sözlü anlatım geleneği ile oluşan ve yayılma alanı bulan masal, olağanüstülükler ile işlenmiş kurgusuyla en eski en sevilen metin türlerindendir. Masallar toplumla etkileşim halinde gelişmiş, değişmiş ve içinden çıktığı mekânın sınırlarını aşarak coğrafyalar gezmiştir. Her ne kadar olağanüstü kişiler ve olaylar ile karşılaşılsa da ele alınan duygular insan doğasının gerçeğini yansıtmaktadır. Kadınların masal anlatıcıları olarak ön planda olması anlatılara kadına dair pek çok hissin, bilginin girmesine vesile olmuştur. asal dünyasında yer alan kadın rolleri, gerçek hayatta karşılaştığımız roller ile benzerlik göstermektedir. Masallarımızda toplum tarafından kabul gören olumlu karakter özelliklerine sahip kadınlar ile toplum nezdinde reddedilmiş kadın profillerine rastlamak mümkündür. Bu anlatılar ile dinleyiciler, masal dünyasındaki kadın etkinliklerinin farkına varmakta gerçek hayat tecrübeleri ile de kadına dair bir bakış açısı oluşturmaktadır. Masallar ait oldukları toplumların gelenek, görenek ve inançlarını yansıtırken aynı zamanda bu toplumların sosyal, kültürel, ekonomik verilerini de okuyucularına sunmaktadır. Toplum tarafından kadın ve erkeklere verilen görevler toplumsal cinsiyet kavramı ile açıklanmaktadır. Toplumun cinsiyetlere bakış açısı, cinsel kimliklere belirli görev ve sorumluluklar yüklemektedir. Masallarımızda anlatılanlar tüm olağanüstülüklere rağmen insan duygu durumlarıyla gündelik hayattaki kadın ve erkek kimlikleri ile yakından ilişkilidir. Yapılan okumalarda masallarımızdaki kadın karakterler üzerinde yapılmış çalışmaların yetersizliği dikkat çekmiştir. Alandaki bu eksiklik çalışmanın çıkış konusu olmuştur. Çalışmamızda masal dünyasından kadınlarımıza pencere açılmış, toplumsal cinsiyet bağlamında masallarımızdaki iletileri vermede kadın karamanların rolü incelenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Batı Hristiyan Kültür ve Sanatına Karşı Bir Antitez: İslam Estetiğinin Meta Kritiği </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47384</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47384</guid>
      <author>Emir Hasan ÜLGER</author>
      <description>Bu incelemede İslam estetiği üzerine episteme-ontolojik bir değerlendirme yapılmak istenmiştir. İslam estetiği, İslam kültürü içinde birbirinden farklı pek çok kültürde yapısal olarak benzer şekilde ortaya çıkan sanatsal üretim sisteminin hem araç ve yöntemini hem de sınırlarını tayin eden düşünsel uzlaşının en genel adı olmaktadır. İslam estetiği üzerine bir inceleme yaparken akılda tutulması gereken temel ilke, İslam estetiğini kendine özgü ontoloji ve epistemoloji içinde ele almaktır. Bu noktada düşüncede radikal bir değişime ihtiyaç vardır. Batı estetiğinin kendi içinden çıkan kavramlarıyla ve geleneğiyle İslam estetiğini değerlendirmeye çalışmak hatalı olacaktır çünkü İslam sanatı daha başlangıçta kendisini batı sanat ve kültürüne karşıt bir kültür olarak konumlandırmıştır. Bu incelemede İslam estetik geleneğinin ontolojik kökeni, duyarlılık kavramına bakış, estetize edilmiş bir dünya yaratma fikri, insan yaşamına insan eliyle katılacak güzel şeylerin varlığı düşüncesi, güzelin kavramsal gerçekliğinin kavranabilmesi için maddesel dünyadan soyut olana yönelen estetik tecrübenin genel kavramsal çerçevesi irdelenmiştir. İslam estetiği üzerine bilinen en yaygın hatalardan birisi de “suret yasağı ve perspektif” ile ilgilidir. İslam estetiğinde sanatın yapıcı güçleri, batı sanatı gibi tarih içinde evrensel olarak ilerleyen, rasyonel ve bütünlüklü bir sistem ortaya çıkartmaz; aksine İslam sanatı, minör olanı, tikel sanat yapıtlarının hakikatini açığa çıkartmak ister. Bu tikel sanat yapıtlarının varlığı ve hakikatinin açığa çıkartılması da ancak hermeneutik ve fenomenolojik ama aynı zamanda varoluşsal bir analitiği gerektirmektedir. Bu incelemede İslam estetiği üzerine var olan geleneksel tezlere karşı eleştirel bir analiz yapılmak istenmiştir. Bu amaçla İslam estetiğinin genel sınırları, gelişimi ve estetik hamlelerinin episteme-ontolojik arka planı tartışmaya açılmak istenmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Olumlu Akran Geribildiriminin İkinci Dilde Yazma Doğruluğu Üzerindeki Etkisi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47713</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47713</guid>
      <author>Parisa YEGANEHPOURElham ZARFSAZ  </author>
      <description>Bu çalışmada, doğrudan odaklı akran geribildiriminin doğrudan odaklanmış öğretmen geribildirim türlerinin Türk EFL öğrencilerinin yazma doğruluğu üzerindeki etkilerini gergin kavrama açısından karşılaştırması amaçlanmıştır. Bu amaçla, 16-21 yaş aralığındaki 58 öğrenci, mevcut araştırmaya katılmak üzere 2019 yılında Ağrı'daki yabancı diller Yüksekokulundan seçilmiştir. Katılımcıları Nelson İngilizce dil testi ile homojenize ettikten sonra, sınıflar rastgele deney grupları olarak belirlendi. Doğrudan odaklı akran geribildirim grupları ve doğrudan odaklı öğretmen geribildirim gruplarında işlem başlamadan önce, katılımcıların çalışmanın başındaki performansları ile sondaki performanslarını karşılaştırmak için tüm grup katılımcılarına yazma ön testi uygulandı. Doğrudan odaklanmış öğretmen geribildirim grubunda, öğrencilerden denemelerini sınıf dışındaki bir kağıt parçasına yazmaları ve bunları her oturumda sınıftaki öğretmene vermeleri istenmiştir. Yazıları toplandıktan sonra, fiil zamanlarına ilişkin gramer hatalarına doğrudan odaklanmış geri bildirim sağlandı ve öğrencilere geri verildi, diğer grupta nasıl geri bildirim verileceği modellendi ve öğrenciler 6 kişilik alt gruplara ayırıldı. Her alt grupta, öğrencilerin denemelerini sınıf dışında bir kağıda yazmaları gerekiyordu. Daha sonra, öğrencilerden okumaları, doğrudan odaklanmış geribildirim vermeleri ve bir sonraki oturumu sahiplerine geri vermeleri beklendi. Katılımcılara son test verildikten sonra veriler analiz edildi. Test öncesi ve sonrası sonuçların karşılaştırılması, doğrudan odaklı akran düzeltici geri bildiriminin öğrencilerin yazma doğruluğu üzerinde önemli bir etkisi olduğunu göstermiştir. Ayrıca, araştırmanın bulguları, doğrudan odaklı öğretmen düzeltici geri bildiriminin de tedavi süresince öğrencilerin yazma doğruluğunu artırmada önemli bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Sonuçların daha fazla araştırılması, doğrudan odaklı akran düzeltici geri bildiriminin, doğrudan odaklı öğretmen düzeltici geri bildirimine kıyasla EFL öğrenenlerinin yazma doğruluğu üzerinde daha büyük bir iyileştirme etkisi olduğunu açıklığa kavuşturmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Niğde-Bor’da Sivil-Dini Mimarlık Örneği: Ahmet Kuddusi Konutu &amp; Çilehanesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47887</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47887</guid>
      <author>Sibel YILDIZMuhammet Bahadır ARAR  </author>
      <description>Çilehaneler Türk-İslam tasavvuf geleneği ile birlikte mimarlık tarihi açısından önemli bir yapı grubunu oluşturmaktadır. Tarikat yapıları, camiler, türbeler içerisinde veya bağımsız olarak inşa edilmiş olan çilehaneler, Türk-İslam mimarlık tarihinde, halvethane, halvet odası olarak da adlandırılmıştır. İslam dininin gerekliliklerini idrak etme, Allah’a yakınlaşma ve dini sorumlulukları yerine getirmekle beraber bu olguları dert edinmek suretiyle tarikat mensupları, bu hücrelerde belirli mertebeye erişmeyi amaçlamaktadır. Dini şahsiyetlerin doğduğu, yaşadığı ve vaktini geçirdiği konutlar, halk tarafından hürmet ve saygı duyulan mekânlardandır.  Bor’da Anadolu’nun yetiştirdiği büyük mutasavvıf ve divan şairlerinden olan Ahmet Kuddusi’ye ait bir konut mevcuttur. Ahmet Kuddusi Nakşibendi Tarikatı’na mensup iken ilerleyen yıllarda Kadiri Tarikatı’na bağlanmıştır. Uzun süre Tokat, Mekke ve Medine gibi şehirlerde yaşadıktan sonra tekrar Bor’a dönmüş ve bu konutta ölümüne kadar olan süreçte inziva hayatı yaşamıştır. İçerisinde çilehane biriminin de yer aldığı konut, Ahmet Kuddusi’nin dini kişiliği sayesinde sivil mimarinin boyutunu din ile daha fazla ilişkilendirmiş, bu sebeple konutun tamamının çilehane olarak anılmasına vesile olmuştur. Ahmet Kuddusi’nin, şahsı, tasavvufi görüşleri ve eserleri pek çok çalışmada incelenmiş olmasına rağmen, yaşadığı konut mimari açıdan ilk kez bu çalışmayla ele alınmıştır.  Bir selamlık, bir çilehane ünitesi, bir hamam, bir kuyu ve iki su ünitesinden müteşekkil olan konut, Bor’un manevi dokusuna, kentsel belleğine, dini ve sivil mimari birikimine katkı sağlamış, Anadolu Türk mimarisi içerisinde de özgün bir yer edinmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Toplumsal Cinsiyet Rollerine İlişkin Tutumlarının Bazı Demografik Değişkenler Açısından İncelenmesi </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48114</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48114</guid>
      <author>Nihan YILMAZBirgül ÇİÇEK  </author>
      <description>Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının cinsiyet, yaş, öğrenim gördüğü sınıfı gibi değişkenler açısından incelenmesi amacıyla planlanmış, Türkiye’de lisans eğitimine devam eden farklı sosyo-demografik özelliklere sahip 270 üniversite öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri SPSS.21 programında değerlendirilmiştir. Araştırma hipotezlerinin testinde İki Grup Arasındaki Farkın Anlamlılık Testi (T testi) ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testleri yapılmıştır. ANOVA sonucunda istatistiksel olarak anlamlı fark saptandığı durumlarda varyansların homojen olduğu durumlarda ikili karşılaştırmalar için Tukey Testi, varyansların homojen olmadığı durumlarda ise Tamhane’s T2 Testi kullanılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre; araştırma kapsamına alınan öğrencilerin TCRTÖ puan ortalaması =162,58±30,55 olup, toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının eşitlikçi yönde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin demografik ve ailesel özellikleri açısından toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları incelendiğinde; öğrencilerin cinsiyeti, üniversite okurken yaşadığı yer, anne ve baba eğitim düzeyleri, ailenin toplam aylık geliri ile TCRT Ölçeği ve alt boyutları arasında anlamlı bir fark tespit edilmemiştir (p&gt;0.05). Bununla birlikte; öğrencilerin yaşı, sınıfı, aile gelirini algılama düzeyi ve aile tipine göre toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumlarının; yaşamının çoğunluğunu geçirdiği yere göre ise “evlilik cinsiyet rolleri” ve “erkek cinsiyet rolleri”ne ilişkin tutumlarının istatistiksel olarak fark gösterdiği belirlenmiştir (p&lt;0.05).</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Serbest Zamanlarında Spor Merkezlerine Devam Eden Bireylerin; Egzersiz Branşları Açısından Öfke Ve Merhamet Düzeyleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48277</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=48277</guid>
      <author>Ahmet ZENGİNElif KARAGÜN  </author>
      <description>Amaç, serbest zamanlarında spor merkezlerine devam eden bireylerin; katıldıkları egzersiz branşları açısından öfke ve merhamet düzeylerinin belirlenmesidir. Ayrıca belirlenen merhamet ve öfke düzeylerinin de; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, gelir düzeyi, eğitim durumu, katıldıkları egzersiz branşı ve düzenli olarak egzersize katılma sürelerine göre değişip değişmediğini incelemektir.Araştırmanın amacı doğrultusunda Kocaeli ilinde bulunan spor merkezleri evren sayısı belirlenmiştir. Küme örneklemi yöntemi kullanılarak bu kulüplerden örneklem seçilmiş ve iletişime geçilerek araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Araştırmaya izin veren spor merkezlerinin yönetimleri tarafından belirlenen gün ve saatlerde toplantılar yapılmış, üyelere araştırma hakkında bilgi verilmiştir. Bilgilendirme sonrası çalışmaya gönüllü katılmak isteyenlere ölçekler dağıtılmış ve doldurma işlemi sonrası geçerli olduğu görülen 504 ölçek değerlendirilmeye alınmıştır.Veriler, analiz edildiğinde normal dağılım gösterdiği için; parametrik testlerden ikili küme karşılaştırmaları için bağımsız gruplar için t testi üç ve daha fazla küme karşılaştırmaları için varyans analizi kullanılmıştır.Yapılan analizlere bakıldığında; katılım sağlanan egzersiz branşı açısından, öfke ölçeğinin tüm alt boyutlarında; merhamet ölçeğinin de; sevecenlik, umursamazlık, bilinçli farkındalık ve ilişik kesme alt boyutlarında anlamlı faklılıklar bulunmuştur. Sosyo-demografik değişkenlerden; yaş, çocuk sayısı, mesleki statü, spor yapma yılı, sağlık durumuna göre öfke ölçeği alt boyutlarında; yaş, devam edilen serbest zaman etkinliği, spor yapma yılına göre de merhamet ölçeği alt boyutunda anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Serbest zamanlarında düzenli egzersiz programlarına katılmak öfkeyi azaltırken, merhamet duygusunu da artırdığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Üniversite Öğrencilerinin Yiyecek İçecek Seçimini Etkileyen Faktörlerin Analizi: Balıkesir Üniversitesi Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47656</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47656</guid>
      <author>Kudret GÜLMelike GÜL   </author>
      <description>Değişime son derece duyarlı üniversite öğrencileri arasında yiyecek içecek tercihleri ve bu tercihleri etkileyen faktörler sürekli değişim göstermektedir. Bu kapsamda çalışmanın amacı, demografik değişkenlere dayalı üniversite öğrencilerinin yiyecek içecek seçimini etkileyen faktörler algısını belirlemektir. Veriler Ocak-Şubat 2020 ayları arasında Balıkesir Üniversitesi merkez yerleşkesinde 10 farklı fakülte/yüksekokulda öğrenim gören ve anket formunu doldurmayı kabul eden 503 öğrenciden elde edilmiştir. Katılımcılar, zümrelere göre örnekleme yöntemi ile her fakülte/yüksekokulu temsilen 30-70 öğrenci arasından basit tesadüfi örneklem tekniği ile seçilmiştir. Veri analizinde betimleyici istatistik, korelasyon ve varyans analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğrencilerin yiyecek içecek seçimini etkileyen faktörlerin fiziki koşullar faktörleri, psiko-sosyal faktörler, yiyecek-içeceğe ilişkin faktörler, ekonomik faktörler, psikolojik faktörler, demografik faktörler ve kültürel faktörler olarak sıralanabileceğini ortaya koymaktadır. Öğrencilerin yiyecek içecek seçimini etkileyen faktörler algısının cinsiyete dayalı olarak farklılaştığı ve kız öğrencilerin yiyecek içecek seçiminde erkek öğrencilere kıyasla daha duyarlı oldukları tespit edilmiştir. Anne eğitim düzeyinin de öğrencilerin yiyecek içecek seçimi algısını etkilediği, anne eğitim düzeyi ilkokul ve üniversite/lisansüstü olan öğrencilerin, anne eğitim düzeyi lise olanlara kıyasla yiyecek içecek seçimini etkileyen faktörlerden daha fazla etkilendiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca üniversite öğrencilerin yiyecek seçimi algısının en fazla fakülte/YO değişkenine dayalı olarak farklılaştığı ortaya çıkmıştır.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


