






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Journal of Turkish Studies, Yıl 2020 Sayı Volume 15 Issue 8</title>
    <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1276</link>
    <description>Journal of Turkish Studies</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Ankara Bilim &amp;Uuml;niversitesi&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Kamp&amp;uuml;s&amp;uuml;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;Maltepe Mahallesi Şehit G&amp;ouml;nen&amp;ccedil; Caddesi No: 5 &amp;Ccedil;ankaya, Ankara, T&amp;Uuml;RKİYE&lt;/p&gt;
&lt;p style="margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Web: &lt;/strong&gt;&lt;a href="https://ankarabilim.edu.tr"&gt;https://ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;Telefon:&lt;/strong&gt; &lt;a href="tel:4442228"&gt;444 22 28&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;
&lt;p style="text-align: justify; margin: 6.0pt 0cm .0001pt 0cm;"&gt;&lt;strong&gt;E-mail:&lt;/strong&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="mailto:info@ankarabilim.edu.tr"&gt;info@ankarabilim.edu.tr&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;</generator>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemisinin Konaklama Sektörü Üzerine Etkisi: Bodrum/ Türkiye’den Bir Araştırma</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45334</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45334</guid>
      <author>Hale Eda AKDURU</author>
      <description>Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisinin en olumsuz etkilediği sektörlerin başında konaklama sektörü gelmektedir. Söz konusu salgının ortaya çıkması konaklama, transfer, eğlence, yiyecek-içecek gibi birçok turizm sektörü aktörüne olan talebi ortadan kaldırmış, bu durum ise hem ekonomik, hem de sosyolojik anlamda birçok olumsuz çıktıya neden olmuştur. Bu çalışma aracılığıyla Covid-19 pandemisinin konaklama hizmeti veren işletmelerden beklentileri nasıl değiştirdiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. &amp;nbsp;Çünkü söz konusu süreçte proaktif davranan işletmeler başarı kazanacak ve rakiplerine göre daha rekabetçi olacaklardır. Türkiye’nin turizm cennetlerinin başında gelen Bodrum/Muğla’da faaliyet gösteren 5 yıldızlı toplam 43 adet otelin üst yöneticilerinden çalışmaya katılmayı kabul eden 28 adediyle görüntülü görüşme yöntemiyle yapılan derinlemesine mülakatlarda elde edilen verilerin (Veriler 25 Aralık 2019 ile 15 Ocak 2020 Tarihleri aralığında toplanmıştır) içerik analizi ile çözümlenmesi neticesinde 2020 yılında konaklama işletmelerinde turist taleplerinin konaklama amacıyla en yüksek oranda aile odası kullanma/ villa kiralama, yemek hizmetlerinin alakarte yemek hizmeti alma, eğlence hizmetlerinin flyboard gibi denizde bireysel yapılabilen aktiviteler çerçevesinde yoğunlaştığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu bulgular bize 2020 ve sonrasında konaklama hizmeti alan misafirlerin odak noktasının güvenlik olduğunu göstermektedir ki bu da bireyler açısından tatil yaparken sağlıklı olmanın ve sağlıklı kalmanın öncelikli olduğu anlamına gelmektedir. Bu kapsamda araştırma sonuçlarımız ülkemizi ‘güvenli turizm’ merkezi haline getirmek adına Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın öncülük ettiği uygulamalarla paralel sonuçlara ulaşmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Orta Çağ İslâm Coğrafyacılarına Göre Rey Şehrine Dair Bazı Tespitler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46689</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46689</guid>
      <author>Mustafa AYLARAtaollah HASSANİ</author>
      <description>Eski Çağlar’dan itibaren önemli bir konumda bulunan İran’ın kadim şehirlerinden biri olan Rey, bu mevkiini Orta Çağ boyunca devam ettirmiştir. Şehrin adı, ehemmiyetinden dolayı gerek dinî gerekse diğer kitaplarda çeşitli şekillerde kaydedilmiştir. Dinî açıdan Zerdüştîler için önemli bir statüde bulunmasının yanında ticarî açıdan İpek Yolu güzergâhı üzerinde bulunması şehrin ehemmiyetini daha da artırmıştır. Hulefâ-yi Râşidîn zamanında İslâm hâkimiyetine geçen şehir, Orta Çağ boyunca coğrafî, dinî, ticari açıdan ehemmiyetini sürdürmüş, jeopolitik konumundan dolayı birkaç yüzyıl boyunca önemli bir kavşak noktası olmuştur. Öte yandan VIII. ve IX. yüzyıllardan itibaren coğrafya ilminin, Müslüman ilim adamları tarafından revaç bulması neticesinde Müslüman coğrafyacılar bilhassa İslâm ülkelerinin coğrafyası ve şehirleri hakkında birçok eser telif etmişler ve bu eserlerin bir kısmında Rey şehri hakkında önemli bilgiler vermişlerdir. İslâm coğrafyacıları tarafından Cibâl bölgesinin şehirlerinden biri sayılan Rey, müellifler tarafından üstün unvanlarla nitelendirilmiştir. Abbâsî Halifesi Mehdî’nin şehre gelişi ile birlikte şehirde bir takım önemli gelişmeler yaşanmış ve Rey şehrinin merkezi Muhammediyye olarak anılmıştır. Bu çalışmada Orta Çağ İslâm coğrafyacılarının telif ettiği eserler temel alınarak Rey şehri ile ilgili bazı tespitlere ulaşılmış ve bu bilgiler kategorize edilerek farklı başlıklar altında analiz edilmiştir. Bu amaçla araştırmada; Rey şehrinin adının nereden geldiği, coğrafî konumu, alanı, hava durumu, nehirler, kanallar ve şehrin içyapısı gibi konulara değinilerek döneme özgü temel bilgiler verilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Sonrası Kent Planlamasında Yaşanacak Olası Değişimler Üzerine</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45905</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45905</guid>
      <author>Damla BALCIAli TÜRK</author>
      <description>Bu makale çalışması; 2020 yılının bahar aylarının başında, tüm Dünya’yı ve Türkiye’yi etkisi altına alan Covid-19 salgını yaşanırken, kentlilerin kentsel kullanımlara yönelik değişimlerinin kent planlaması disiplinince sorgulanması amacı ile hazırlanmıştır. Bu çerçeve içerisinde, Covid-19 salgının kentsel yaşam alanlarında ve kentlilerin alışkanlıklarında yarattığı etkiler ve olası sonuçları üzerine düşünceler aktarılmaktadır. Makale çalışması içerisinde, salgının sürecinin uzun olduğu ve sonu henüz görünmeyen bir aşamasında yer alındığı düşünülerek mümkün olduğunca “olası” değişimler sıralanmaktadır. Dünya ülkeleri ve Türkiye’nin pandemi düzeyinde bir kriz ile mücadele ettiği süreçte hazırlanmış olan bu makale çalışması şehir planlama ve diğer disiplinler içerisinde yer alan akademik çevrelerce geniş bir literatür kaynağı yerine, kaynağının büyük bir kısmını sürecin içerisinden alan özgün bir araştırma çalışması örneği sunmaktadır. Bu bağlamda makale çalışmasında, kent planlamanın yaşayacağı bu değişimlerin sürecin içerisinde bir kentli ve bir şehir plancısı gözüyle değerlendirilmesi yöntemi esas alınmaktadır. Kent planlama alanında yaşanacak olası kentsel değişimlerin sıralaması yapılırken tüm kent ölçeğinde değerlendirilmiş ve kentsel yaşamda bütünden gelecek şekilde bağlantılı bir şekilde oluşturulmuştur. Bu olası kentsel değişimler ve kent planlama odaklı fikirler, yenilenmeye açık görüş ve öneriler sunmaktadır. Sürecin sonuçlarının ve kentli kullanımlarının ilerleyişinin henüz görülmediği hesaba katılarak, değerlendirilmelerde esneklik veya farklı bir alternatif bırakılmaktadır. Makale çalışması ile kent planlama anlayış ve işleyişinin kentli alışkanlıkları değiştiği müddetçe her zaman değişime açık olduğu ortaya konmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tarih Bölümü Birinci Sınıf Öğrencilerinin Tarihsel Düşünme ve Araştırma Becerilerinin İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46556</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46556</guid>
      <author>Mehmet Suat BALNecati BOZKURT</author>
      <description>Aydın insanların hâkim olduğu toplumlar oluşturmanın yolu düşünce gelişimini önemsemek ve desteklemektir. Son yıllarda başta İngiltere ve ABD olmak üzere dünyada ve Türkiye’de eğitim programlarının odak noktasını düşünce gelişimi oluşturmaktadır. Tarih bilimi de doğası gereği üst düzey düşünme becerileri gerektiren sosyal bir bilim olduğundan bu alanda düşünce gelişimi ayrı bir öneme sahiptir. Ayrıca tarih araştırmalarında gereken başarının sağlanması ve objektif sonuçlara ulaşılması için tarihsel düşünme becerilerine sahip araştırmacılar yetişmesi büyük önem arz etmektedir. Tarihsel araştırma becerisi ise tarihsel düşünme berisinin bir alt boyutu olarak tarihsel gerçeğe bizatihi ulaşmanın ve tarihsel ürün oluşturmanın en önemli şartıdır. Öğrencilerin tarihsel düşünme becerilerinin gelişmesi ve demokratik karar verme seviyesine ulaşılması için üst bilişsel anlayışlarını harekete geçirmek gerekmektedir. Bunu için de öğretmenler tarihsel malzemeleri kullanmalı öğrencilerin dikkatlerini konuya çekmeli ve etkinlikler yapmalıdır. Bu çalışmanın amacı tarih bölümü birinci sınıf öğrencilerinin tarihsel araştırma becerilerini incelemektir. Bu çalışmada 2014-2015 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü’nde okuyan 40 öğrenci, araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırmada tarih öğretmen adaylarının tarihsel araştırma becerilerini incelemek amacıyla tarama modeli kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının konu seçimi ve sınırlamasında yeterince başarılı olamadıkları, çalıştıkları bir konuda sonuç çıkarmayı büyük oranda başaramadıkları, tarihsel araştırma becerileri konusunda istenilen seviyede olmadıkları gözlemlenmiştir. Tarihsel araştırma becerisinin gelişmesi için araştırma etkinlikleri yapılması ve tarih araştırma eserlerinin analiz edilmesi önerilebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>COVID 19 Pandemisinin Finansal Etkileri: BİST İmalat Sektörü Uygulaması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46807</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46807</guid>
      <author>Ahmet BAYRAKTAR</author>
      <description>COVID 19 ilk olarak Çin Wuhan eyaletinde Aralık 2019 ayında tespit edildi, Türkiye’de ise 11 Mart 2020 tarihinde ilk vaka duyuruldu. COVID 19 pandemi olarak nitelendirilmesinden sonra sadece bir sağlık sorunu olmasının ötesinde birçok sosyal, siyasal ve ekonomik etkileri oldu.&amp;nbsp; Özellikle karantina uygulamaları çerçevesinde uluslararası sınırlandırmalar ile birlikte tedarik zincirlerindeki kesintiler ekonomik faaliyetlerde daralmaya yol açtı. Bu süreçte bazı sektörlerde yatırımlar azaldı ve özellikle gıda sektöründe talep artışı görüldü. Pandemiyle birlikte menkul kıymet borsalarında satışlar hisse senedi fiyatlarını düşürdü. Daha sonraki süreçte ise borsalarda toparlanma hareketi gözlendi. Bu çalışmada BİST İmalat Sektörü hisse senetleri üzerinde COVID 19 pandemisinin etkisi incelenmiştir. Hisse senedi getiri sonuçlarına göre, BİST 100’de işlem gören İmalat sektörüne ait hisse senetlerinin gün bazında ortalama olarak negatif getiri ürettikleri görülmektedir. Söz konusu getiri duyuru tarihinden bir gün sonrasında daha belirgindir (Dt+1: -0,07). Bu tarihte pandemi etkisiyle Dünya borsalarında görülen düşüşe paralel BİST’te de düşüş gerçekleşmiştir. Araştırmada pandeminin yarattığı belirsizlik ortamında özellikle Duyuru tarihi etrafında fiyat oynaklığının yüksek olduğu gözlemlenmiştir. Araştırma verileri süreç bazında incelendiğinde ise duyuru tarihinden 130 gün önceki süreçte (Dt-130) ortalama olarak %0,12, duyuru tarihinden sonraki 130 günlük süreçte (Dt+130) ortalama olarak %0,46 pozitif getiri ürettiği görülmektedir. Bu verilere göre BİST 100 de işlem gören imalat sektörü hisse senetlerinin pandemiden önceki süreçten daha fazla getiri ürettikleri görülmektedir. Bu veriler BİST bazında sektörün pandeminin olumsuz etkilerini giderdiği ve toparlandığı şeklinde yorumlanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Wellness ve Sağlık Turizmi Çeşitliliğini Artırmanın Farklı Bir Yolu: Kupa Terapisi (Hacamat)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46868</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46868</guid>
      <author>Buket BULUKTülay GÜZEL</author>
      <description>Günümüzde bireyler, sağlıkları için toksik maddelerin daha zararsız bir şekilde vücuttan dışarıya atılmasını sağladığı düşüncesinden hareketle geleneksel ve tamamlayıcı tedavi uygulamaları için yerel ve küresel bağlamda seyahat etmektedirler. Kupa terapisi, farklı büyüklükteki kupaların deride bir vakum etkisi oluşturarak bölgedeki kan akımını yüksek düzeye çıkarması esasına dayanır. Böylece dokulardaki oksijen ve kan miktarı artırılırken toksinler ve karbondioksitin lenf yoluyla atılımı hızlandırılır. Batılı tıp sisteminin popülaritesine rağmen kupa terapisi (hacamat), geleneksel ve tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak Türkiye'de büyük bir ilgi görmeye başlamıştır. Bu tedavi yöntemi aynı zamanda wellness ve sağlık turizmi için de bir çekim kaynağıdır. Bu bağlamda mevcut çalışma, en az bir kez kupa terapisini deneyimlemiş bireyler örnekleminde kupa terapisinin sağlık arayışında olan bireyler üzerindeki etkinliğini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın bulguları, termal tesisleri kupa terapisi amacıyla ziyaret eden bireylerin kupa terapisini alternatif ve yan etkisi olmayan tamamlayıcı bir tedavi yöntemi olarak gördüklerini göstermiştir. Katılımcılar ayrıca kupa terapisinin kendilerini daha iyi ve sağlıklı hissettirdiğini belirtmişlerdir. Bu açıdan bakıldığında kupa terapisinin genel anlamda bireylerin fiziksel ve psikolojik sağlık algılarını olumlu yönde etkilediği, bireylerin sağlık ve genel yaşam kalitesini artırdığı söylenebilir. Çalışma sonuçlarına göre, kupa terapisinin Türkiye'de çok yaygın bir bilinirliğe ve talebe sahip olması nedeniyle, wellness ve sağlık turizmi çeşitliliğini artırmanın farklı bir yolu olduğu da söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Öğretmen Görüşlerine Göre, Covid-19 Küresel Salgını Döneminde Gerçekleştirilen Uzaktan Eğitim Sürecinin Değerlendirilmesi  </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44492</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44492</guid>
      <author>Serkan DEMİRMustafa KALE</author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Covid-19 küresel salgını döneminde öğretmenlerin uzaktan eğitim süreci hakkındaki görüşlerini derinlemesine incelemek, uzaktan eğitimin olumlu ve olumsuz yanlarını ortaya çıkarmak ve uzaktan eğitimin iyileştirilmesi için önerilerde bulunmaktır. Araştırma tarama modellerinden durum çalışması (örnek olay tarama modeli) ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara’da resmi okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve özel eğitim kurumlarında görev yapmakta olan toplam 44 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen yapılandırılmış görüşme formu ile çevrimiçi ortamda uygulanarak toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanması aşamasında, Gazi Üniversitesi’ne etik kurul izni için başvurulmuş ve araştırma için 11.12.2020 tarih ve E.133138 sayılı etik kurul onayı alınmıştır. Toplanan veriler içerik analizi ile analiz edilmiştir. Görüşme sorularına verilen cevaplardan tema ve kodlar oluşturulmuş, frekans dağılımları belirlenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin büyük çoğunluğunun uzaktan eğitim konusunda kendini yeterli ve orta düzeyde yeterli gördüğü, deneyimi ve yeterliği olmayanların birçoğunun ise uzaktan eğitim süreci içerisinde kendilerini geliştirdikleri ve yeterliklerini artırdıkları, bazı öğretmenlerin ise kendisini yetersiz gördüğü belirlenmiştir. Öğretmenlerin yarısından fazlası alt yapının yeterli olduğu, bazı öğretmenler ise özellikle öğrencilerin mevcut imkânlarından kaynaklanan eksiklikler sebebiyle uzaktan eğitime erişim konusunda sıkıntı yaşandığı görüşlerini ortaya koymuştur. Uzaktan eğitime erişim konusunda en fazla problem yaşanan durumların; öğrencilerin internetlerinin olmaması, öğrencilerin donanımsal araçlarının yetersizliği, velilerin teknolojik bilgi eksikliği, öğrencilerinin bireysel özellikleri sebebiyle uzaktan eğitime erişim konusunda sıkıntı yaşandığı; özellikle küçük yaş gruplarındaki öğrenciler ile özel gereksinimli öğrencilerin çeşitli zorluklarla ve kısıtlılıklarla karşılaştığı, öğrencilerin motivasyonlarının ve derse olan dikkatlerinin daha düşük olduğu,&amp;nbsp; alt yapıdan kaynaklanan sorunlar sebebiyle uzaktan eğitim sürecinin olumsuz yönde etkilendiği belirlenmiştir. Çevrimiçi olarak yapılan eğitimlerde öğrenci ile göz teması kurulamadığı, velilerin büyük ölçüde uzaktan eğitim sürecine destek olduğu, uzaktan eğitime ilişkin farkındalık, velilerin iş yoğunluğu gibi durumlara bağlı olarak uzaktan eğitim sürecini destekleme durumlarının değişkenlik gösterdiği, müfredatın tam anlamıyla uygulanamadığı, bazı derslerin ve kazanımların uzaktan eğitimle uygulama yapmaya imkân vermediği, uzaktan eğitimle yeterli iletişim, etkileşim ve geri dönüt sağlanamaması, öğrencilerin tümüne erişim sağlanamaması, teknoloji bağımlılığı, hareketsiz yaşam ve sağlık sorunlarına sebep olması, öğrencilerin motivasyonlarının düşük olması gibi olumsuz yanlarının olduğu belirlenmiştir. Uzaktan eğitimin küresel salgın döneminde farklı eğitim fırsatları ve imkânları sunması, yüz yüze eğitimi desteklemesi, zamandan ve mekândan tasarruf sağlaması gibi olumlu yanlarının olduğu ortaya konulmuştur. Öğrencilerin uzaktan eğitim sürecinde psikolojik, sosyal ve fiziksel açıdan olumsuz yönde etkilendiği, bununla birlikte bu süreçte aileleriyle daha fazla vakit geçirme şansı bulduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin evde kalmasını gerektirecek olağanüstü durumlarda uzaktan eğitim sürecinde psikolojik, sosyal ve fiziksel anlamda sağlığını koruyabileceği etkinlik programlarının geliştirilmesi ve öncesinde öğrencilere gereken yeterliklerin kazandırılması önerilmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkçe Öğretmeni Adaylarının Türkçe Öğretmenliği Öz Yeterlik Algıları</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47259</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47259</guid>
      <author>Mehmet Nuri GÖMLEKSİZAhmet Turan SİNAN ,Fatma Nur DOĞAN </author>
      <description>Sosyal öğrenme kuramının öncüsü Albert Bandura tarafından geliştirilen öz yeterlik, bireyin kendini nasıl hissettiğini, nasıl düşündüğünü, nasıl motive ettiğini ve kendine nasıl davrandığını ortaya çıkaran bir motivasyon kuramıdır. Başka bir deyişle öz yeterlik, davranışın oluşmasında etkili olan bir özellik ve bireyin belirli bir performansı göstermek için gerekli etkinlikleri organize edip bu etkinlikleri başarılı bir şekilde yapabilmesine ilişkin oluşturduğu yargılardır. Bu araştırmanın amacı Türkçe öğretmeni adaylarının Türkçe öğretmenliğine ilişkin öz yeterlik algılarını belirlemektir. Araştırmada hem nicel hem nitel boyutları içeren karma araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutuna ilişkin çalışma grubunu 2018-2019 Bahar Dönemi’nde Fırat Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Siirt Üniversitesi, Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Adıyaman Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi Eğitim Fakültelerinin Türkçe Eğitimi Bölümlerinde öğrenim gören 809 Türkçe öğretmeni adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise yukarıda adı geçen üniversitelerde öğrenim gören 54 Türkçe öğretmeni adayı bulunmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çocuk, Alıcı ve Çakır’ın (2015) geliştirdiği “Türkçe Öğretmenliği Öz Yeterlik Algısı Ölçeği” ve araştırmacılar tarafından geliştirilen “Türkçe Öğretmeni Adaylarının Öz Yeterlik Algısı Görüşme Formu” kullanılmıştır. Türkçe öğretmeni adaylarının öz yeterlik algıları cinsiyet, sınıf düzeyi ve öğrenim görülen üniversite değişkenleri açısından karşılaştırılmış ve bazı alt boyutlarda cinsiyet, sınıf düzeyi ve üniversite değişkenlerine göre farklılaşmaların olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonuçlarına genel olarak bakıldığında Türkçe öğretmeni adaylarının yüksek öz yeterlik algısına sahip oldukları belirlenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Salgını Başlangıcında Küresel Finansal Piyasalardan Erken Uyarı Sinyalleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45694</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45694</guid>
      <author>Samiye EKİM DERTLİHakan ERYÜZLÜ</author>
      <description>Covid-19 Pandemisi tüm Dünyada sağlık güvenliği riski oluşturmakta ve her alanda etkilerini hissettirmektedir. Bu çalışmanın amacı, Covid-19 pandemisi vakaları başladığında en yüksek küresel sağlık güvenlik endeksine (GHSI) sahip ülkelerin finansal piyasalarının tepkisini gözlemlemek ve yatırımcılara rehberlik etmektir. Endeksin temel alanları önleme, tespit, raporlama, hızlı karşılık verme, sağlık sistemi, uluslararası normlara uygunluk ve risk ortamıdır. Bu temel alanlar altında birçok gösterge izlenmektedir. Çalışmanın motivasyon noktası, en yüksek küresel sağlık güvenliği endeksine sahip ülkelerin finansal piyasaları karşılaştırmasının hiçbir zaman araştırılmamış olmasıdır. Seçilen ilk 5 ülke şu şekildedir: Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Hollanda, Avustralya ve Kanada. Borsa seçiminde ise ülkelerin küresel ölçekte en bilinen ve işlem hacimleri en yüksek endeksleri alınmaktadır. Ülkeler için vaka başlangıçlarına göre ortak işlem günleri alınmakta olup 28 Şubat 2020'de başlayan ve 15 Mayıs 2020'de sona eren kısa vade ele alınır. Küresel finansal piyasalardan erken uyarı sinyallerini gösteren bu çalışma diğer yandan gelecekteki çalışmalar ve uzun vadeli analizler için bir rehber olacaktır. Dumitrescu Hurlin Panel Nedensellik Testi uygulanan verilerde; ölüm ve vaka oranlarından borsa getirilerine doğru nedensellik araştırılmaktadır. Salgının yatırım davranışlarını değiştireceği beklenmektedir. Saklı kalmış nedensellikler karar vermede önemlidir. Yatırımcılar portföylerindeki varlıklar üzerinde detaylı düşünerek uluslararası yatırım yapmalıdır. Yakın gelecekte ise finansal bulaşma etkisiyle meydana gelen saklı nedensellik ilişkileri araştırmaları ve erken uyarı sinyallerinin önemi artacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Atatürk Döneminde Türkiye’de Halk Eğitimi Faaliyetleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46351</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46351</guid>
      <author>Ayşe ERKMEN</author>
      <description>Türk tarihinde halk eğitimi farklı şekillerde hep var olmuştur. Ancak halka okuma yazma ve hesap işlerini öğretme konusunda ilk adım Tanzimat döneminde atılmıştır. Bununla birlikte Osmanlı Devleti’nde halk eğitimi çalışmaları İstanbul ile sınırılı kalmıştır. Sadece 1911 yılında kurulan Türk Ocakları İstanbul dışında da bu çalışmaları başlatmıştır. Bu gelişmeler halk eğitimi konusunda Türkiye Cumhuriyeti’ne alt yapı oluşturduğu için önemlidir. Bu çalışmanın amacı Atatürk döneminde halk eğitimi konusunda yapılan çalışmaları araştırıp belirlemektir. Araştırmanın konusunu Atatürk döneminde yapılan halk eğitimi çalışmaları oluşturmaktadır.&amp;nbsp; Araştırmada, halk eğitimi konusundaki çalışmalara Milli Mücadele yıllarında başlandığı görüşmüştür. Bu dönem Serbest âli Dersler Müessese-i İlmiye kurularak halk eğitimi yönünde ilk çalışmanın başlatıldığı, 1923 yılında bir Halk Terbiyesi Şubesi’nin kurulduğu ve bu şubenin halk eğitimi çalışmalarını yürütmekle görevlendirildiği, aynı yıl kurulan Fethi Bey Hükümeti’nin halk eğitimi konusuna Hükümet programında yer verdiği tespit edilmiştir. 1927 yılında Halk Dershaneleri açılarak halka okuma-yazmayı öğretmenin yanı sıra halkı çeşitli konularda bilgi sahibi yapma yoluna gidildiği, ancak bu çalışmalarla halk eğitimi konusunda istenilen hedeflere ulaşılamadığı görülmüştür. Harf İnkılabı sonrası ise topluma yeni harflerle okuma-yazmayı öğretmenin yanı sıra halka hayatını ve geçimini sürdürmesi, cumhuriyet felsefesini benimsemesi amacıyla eğitim verilmek üzere Millet Mektepleri açıldığı, Millet Mekteplerinde yürütülen halk eğitimi çalışmalarıyla 7 yıllık bir sürede okur-yazar oranının Harf İnkılabı öncesinin iki katına çıkarıldığı görülmektedir. Çalışmada, başta Türk Ocakları ve ordu olmak üzere Himaye-i Etfal Cemiyeti, Muallimler Birliği, Halkevlerinin açtığı Okuma Yazma Kurslarının yaptıkları çalışmalarla halk eğitimi konusunda Millet Mekteplerine katkı sağladıkları sonucuna varılmıştır. Ayrıca, hem ulusal gazeteler hem de yerel gazeteler tarafından halkın okuma yazma öğrenmesine ve Millet Mekteplerine katılımın artmasına yönelik yayınlar yapıldığı görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Epikürosçu Adalet ve Sözleşme Kavramlarının Mahkûm İkilemi Açısından Tahlili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47524</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47524</guid>
      <author>Recep Batu GÜNÖR</author>
      <description>Antik dönemin önemli düşünürlerinden olan Epiküros, felsefe tarihinde genellikle hedonizm düşüncesi le birlikte anılmasına rağmen, toplum ve siyaset felsefesi açısından önemli düşüncelere sahiptir. Bunun nedeni, Antik dönemdeki Platon ve Aristoteles gibi önemli düşünürlerin görüşlerine zıt olarak kendi siyaset felsefesini şekillendirmesidir. Epiküros, Antik dönem felsefesinde bir erdem olarak görülen adalet kavramına şüphe ile yaklaşarak adaletin kendi başına bir erdem olmadığını, insanların faydalarına hizmet eden bir araç olduğunu iddia etmiştir. Aynı zamanda da yine fayda temelli bir toplum sözleşmesini savunan düşünür, insanın toplumsallaşması ile ilgili sorular sormuş ve bu soruların cevaplarını aramıştır. Felsefe tarihinde özellikle Thomas Hobbes, John Locke ve Jean-Jacques Rousseau ile birlikte anılan toplum sözleşmesi düşüncesi, genel anlamda devletin doğal bir kurum olmadığı fikrinden hareketle bireylerin neden bir araya gelip bir toplum ve devlet aygıtı oluşturduğu sorusuna verilen bir cevaptır. Epiküros, aslında mümkün olduğu kadar toplumdan uzak durmayı salık verse de, uzun vadede elde edilecek faydalardan ötürü toplum halinde yaşamanın zorunluluğuna vurgu yapmıştır. Fakat burada önemli bir soru ortaya çıkmaktadır: “insanların kendi faydaları ile toplum sözleşmesinin kuralları çatıştığı zaman, onları sözleşmenin kurallarına uymaktan vazgeçirecek güç nedir?” Düşünürün bu soruya cevap verebilmesi için mahkûm ikilemi teorisi kullanılabilir. Matematik alanında ortaya çıkmasına rağmen son zamanlarda özellikle sosyal bilimler alanında da kullanılan mahkûm ikilemi teorisi, insanlarla işbirliği yapmanın avantajlarını ortaya koyan bir oyun teorisidir. Epiküros’un pratik felsefesinde insanların toplum sözleşmesi kurallarına uymasını sağlayacak unsur, Epikürosçu bilge insan anlayışında yatmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Bilgiler 2018 Öğretim Programı’nda Vatandaşlık Eğitimi ve Sosyal Bilgiler Öğretmenlerinin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45866</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45866</guid>
      <author>Mehmet Şükrü DURMUŞMeryem HAYIR KANAT</author>
      <description>Bir dersin öğrenciler tarafından anlaşılmasında öğretim programı, ders kitabı ve öğretmen esas üçlüyü oluşturmaktadır. Ülkemizde sık sık program değişikliklerine gidilmekte, ders kitapları buna göre yeniden şekillenmektedir. Öğretmenler ise oluşturdukları tarz ve edindikleri mesleki deneyim ile sürekli değişen program ve ders kitaplarının öncülüğünde eğitim sisteminde üstlendikleri görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Sosyal Bilgiler dersinin 4, 5, 6 ve 7. sınıflarda öğretimi yapılmakta 5, 6 ve 7. sınıflarda sosyal bilgiler öğretmenleri tarafından verilmektedir. Üniteler içerisine dağıtılmış olan vatandaşlık eğitimi, topluma faydalı bireyler yetiştirme amacındadır. Bu araştırma ile topluma faydalı bireyler yetiştirmeyi sağlamada lider konumda olması gereken sosyal bilgiler öğretmenlerinin penceresinden 2018 Sosyal Bilgiler Öğretim Programı’nda vatandaşlık eğitimi yaklaşımı konusunda işin mutfağında çalışan öğretmenlerin görüşleri ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmamızda 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı’nın vatandaşlık açısından son durumu değerlendirilmiş ve sosyal bilgiler öğretmenlerinden bu konu hakkında görüşleri alınmıştır. Ayrıca öğretmenlerin demografik bilgileri ile ortaya çıkan sonuçlar arasında ilişki olup olmadığına da incelenmiştir. Araştırma bulgularına ulaşma hususunda nitel araştırma yöntemlerinden görüşme tekniği kullanılmıştır. Bulguların analiz edimesinde durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın temel gayesi Sosyal Bilgiler Öğretim Programı’nın vatandaşlık eğitimi açısından yeterliliğini belirlemektir. Çalışma Aralık 2019’da Samsun ilinde yapılmış ve çalışmaya 18 öğretmen dâhil olmuştur. Bunlardan 5 öğretmen müfredat programını yeterli bularak herhangi bir eleştiride bulunmamıştır. Programı eksik bulan 13 öğretmenin görüşleri, dile getirdiği yetersizlikler açısından 3 düşünce grubuna ayrılmıştır. Bunlardan en çok dile getirilen sorun, 8 katılımcının görüşüyle programın yeterince uygulamalı etkinlikler barındırmaması olarak belirtilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19’un Türk Havayolu İşletmeleri Üzerindeki Etkilerine İlişkin Bir Swot Analizi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45677</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45677</guid>
      <author>Harun KARAKAVUZ</author>
      <description>Çin’in Wuhan şehrinde ortaya çıkarak tüm dünyayı etkisi altına alarak bir pandemi haline gelen Covid-19 virüsü, tüm sektörleri olduğu gibi hava taşımacılığı sektörünü de ciddi anlamda etkilemektedir. Covid-19 pandemisi nedeniyle havayolu işletmeleri gelirlerinin çok büyük bir kısmını kaybederken, aynı zamanda maliyetlerinde de artış meydan gelmiştir. Gelirlerin kaybedilmesi ve maliyetlerin artmasına bağlı olarak birçok havayolu işletmesi finansal zorluk yaşamaya başlamış, bazı havayolu işletmeleri iflas ettiklerini açıklamış, bazıları da iflas etmemek için belirli sayıda çalışan ile yollarını ayırmak zorunda kalmıştır. Havayolu işletmeleri Covid-19 pandemi sürecinde gelir elde etmeye ya da rekabet avantajı elde etmeye değil, hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Dolayısıyla havayolu işletmelerinin hayatta kalabilmeleri için çeşitli stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada Türkiye’de faaliyet gösteren havayolu işletmelerinin Covid-19 pandemisindeki SWOT analizleri gerçekleştirilmiş ve analiz sonuçlarına göre çeşitli stratejiler önerilmiştir. Araştırmanın verileri akademik çalışmalar, işletmelerin faaliyet ve finansal raporları ve medyada yer alan haberlerden toplanmıştır. Yapılan analiz sonucunda havayolu işletmelerinin çok az güçlü yönü olduğu görülmüştür. Buna karşın işletmelerin zayıf yönlerinin ve sektörel ve genel çevrelerinde ortaya çıkabilecek tehditlerin oldukça fazla olduğu görülmüştür. Tüm bunlara bağlı olarak havayolu işletmeleri için yolcu uçaklarının kargo taşımacılığı için kullanılması, yurtiçi ve yurtdışında bilgilendirme çalışmaları yapılması, düşük fiyatlı yakıtın hedge edilmesi, bölgesel uçakların değerlendirilmesi, uzun dönemli ve düşük faizli kredilerin araştırılması, filoda bulunan talep fazlası uçakların kiralanması ya da satılması, devlet desteği için lobi faaliyetleri yapılması ve yurtiçi destinasyonların sayısının artırılması gibi stratejiler önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Propagandanın Değişen Görünümü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46274</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46274</guid>
      <author>Gökhan Veli KÖKTÜRK</author>
      <description>Yaşanan küreselleşme süreci içinde bilimsel hayatın değişime uğrayan birçok yönü, kitle hareketleri ve propagandayı da kapsayarak yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve yeni çalışma alanlarının gözlemlenmesine yol açmıştır. Bu çalışmada literatür taraması yolu ile kitle hareketleri ve propagandanın tarihsel gelişim sürecindeki izi sürülmeye çalışılarak, kitle hareketleri ve propagandanın niteliklerinde meydana gelen ve değişen görünümlerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Günümüzde kitle hareketleri, ağırlıkla kitle eylemlerine dönüşerek toplumsal yaşama yansımaktadır. Bu bağlamda kitlelere yönelik oluşturulan propagandanın bilinçaltı mesajlar yolu ile yapılmaya başlanması, bu değişen görünümün odak noktasını oluşturmaktadır. Sosyolojinin ise antropolojik araştırma kökenli karakteri, kültürel anlam kodlarını ve bilinçaltı mesajları önemli bir hale getirmektedir. Ayrıca kitle hareketleri ve propagandanın sosyolojide ayrı bir uzmanlık konusu haline gelmesi ve propagandanın günümüze kadar olan tarihsel süreci incelendiğinde, bir toplumu tanımlayabilmek için kullanılan kriterlerden birçoğunu ihtiva eder nitelikte olması, kitlelerin çok boyutlu niteliğini de gözler önüne sermektedir. Çok boyutlu ve disiplinler arası çalışmalar, kitle hareketleri ve propagandayı, insanı anlama ve nöro bilim kapsamında, nöro sosyoloji, nöro ekonomi, nöro politika ve nöro iletişim gibi yeni çalışma alanlarının konuları haline getirmektedir. Bu bağlamda dijital toplum ve akıllı birey çağrısı daha anlamlı hale gelmektedir. Hızla yaşanan teknolojik değişmelerin ortaya koyacağı dijital toplum ve akıllı bireyler, kitlelerin soru sormadan ve sorgulamadan kabul etme özelliğinin gelecek yıllarda etkisinin azalmasına ve dünya savaşlarından bu yana sistemli bir şekilde kullanılan propagandanın da bugün olduğu gibi görünümünün ve niteliğinin değişmesine neden olacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Vergi Denetiminin Vergi Tahsilatına Etkisi: Türkiye İçin Bir Zaman Serisi Analizi  </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45894</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45894</guid>
      <author>Ahmet KÖSTEKÇİUlvi SANDALCI</author>
      <description>Kamu gelirleri arasında önemli bir paya sahip olan vergilerin mali ve mali olmayan amaçlar kapsamında eksiksiz olarak tahsil edilmesi önem arz etmektedir. Bunun için kamu idareleri çeşitli caydırıcı ve teşvik edici yollara başvurmakta ve etkin bir vergi denetim sistemi kurmaya çalışmaktadır. Vergi denetimleri mükelleflerin vergisel ödevlerini yasal mevzuata uygun olarak yerine getirip getirmediği çeşitli teknikler ile denetlenmekte ve vergi gelirlerinin en az kayıpla tahsil edilmesi hedeflenmektedir. Buna göre etkin bir vergi denetimi ile vergilemede adalet ve eşitlik sağlanarak mükelleflerin vergi ahlakı, vergi kültürü, vergi bilinci ve vergi uyumu iyileştirilmekte, bu da vergi gelirlerinde artışa yol açmaktadır. Buradan hareketle çalışmada, Türkiye için 1985-2018 dönemini kapsayan yıllık veriler kullanılarak vergi denetim oranı ile tahakkuk-tahsilat oranı arasındaki ilişki zaman serisi analiziyle incelenmiştir. Analizde, serilerin uzun dönemde eşbütünleşik olduğu görülmüş ve uzun dönem eşbütünleşme katsayısına bakıldığında, denetim oranındaki (DO) % 1’lik artışın tahakkuk-tahsilat oranını (TTO) % 5,35 seviyesinde artırdığı tespit edilmiştir. Öte yandan seriler arasındaki kısa dönem analiz sonucuna göre denetim oranındaki (DO) % 1’lik artış, tahakkuk-tahsil oranını (TTO) % 0,45 düzeyinde artırmış ve bu sonuç, DO ile TTO arasında doğrusal bir ilişkinin varlığını göstermiştir. Son olarak Granger nedensellik testi sonucuna göre, denetim oranından tahakkuk-tahsilat oranına doğru tek yönlü nedensellik ilişkisinin varlığına ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evliya Çelebi’nin Diliyle Yaşadığı Dönemdeki Padişahların Tasvirleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45930</guid>
      <author>Fatma KÜÇÜKAbdulkadir DÜNDAR</author>
      <description>Evliya Çelebi &lt;em&gt;(1611-1684?) &lt;/em&gt;Osmanlı Devleti’nin 17. yüzyılına tanıklık ederek gözlem yapmış ve bu gözlemlerini &lt;em&gt;Seyahatnâme&lt;/em&gt; adlı on ciltlik eserinde toplamıştır. Evliya Çelebi &lt;em&gt;Seyahatnâmesi&lt;/em&gt; sadece bir gezginin notlarından ibaret değildir. Halk kültüründen müziğe, mimariden tıp alanına, yemeklerden coğrafi anlatılara kadar sayısız konuların yanı sıra dönemin padişahlarıyla görüşme imkânı bulduğu için onların tasvirlerine de eserinde yer vermiştir. Günümüzde de merak konusu olan Osmanlı padişahlarının fiziksel görünüşlerine dair bilgilere, &lt;em&gt;kaside &lt;/em&gt;ve &lt;em&gt;şehnâme&lt;/em&gt; gibi edebi tasvirlerden, görsel tasvirlerine ise dönemin minyatürleri ve portrelerinden ulaşırız. Saray sanatçılarının &lt;em&gt;Ehl-i Hiref&lt;/em&gt; teşkilatı nakkaşhanesinde çalışarak minyatür geleneğinde yaptığı portreler, padişahların fiziksel özelliklerini oldukça gerçekçi bir biçimde yansıtmıştır. Araştırma konumuzun temelini oluşturan &lt;em&gt;Seyahatnâme&lt;/em&gt;’de Evliya Çelebi ise, Osman Gazi'den&lt;em&gt; (1281-1326&lt;/em&gt;) başlayarak IV. Mehmed'e&lt;em&gt; (1642-1693) &lt;/em&gt;kadar hüküm sürmüş on dokuz padişah ve onların şehzadelerinin biyografilerine yer vermiştir. Döneminin padişah tasvirlerinin anlatıldığı &lt;em&gt;kaside, şehname vb.&lt;/em&gt; edebi eserlerinin yanı sıra, minyatür ve portre gibi görsellerin de var olmasına rağmen Evliya Çelebi’nin &lt;em&gt;Seyahatnâme&lt;/em&gt;’sindeki tasvirler diğer kaynaklardan farklıdır. Çünkü Evliya Çelebi, yaşadığı dönemin hükümdarlarıyla&lt;em&gt; -I. Ahmed (1603-1617), I. Mustafa (1617-1623), II. Osman (1618-1622), IV. Murad (1623-1640), I. İbrahim (1640-1648), IV. Mehmed (1648-1687)- &lt;/em&gt;ile sık sık&lt;em&gt; &lt;/em&gt;yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş hatta IV. Murad’ın musahibi olarak onu yakından tanımıştır. Dönem padişahlarının günlük yaşantılarına ve fizyonomisine dair bilgileri, birinci el kaynak olarak &lt;em&gt;Seyahatnâme&lt;/em&gt;’de irdelemeye çalışacağız. Araştırmada, Evliya Çelebi &lt;em&gt;Seyahatnâmes&lt;/em&gt;i’nde adı geçen padişahların edebi tasvirleri, mevcut minyatür ve portreleri yani tariften tasvire karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Uzaktan Eğitim Uygulamalarına İlişkin Öğretmen Görüşleri: Ölçek Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46557</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46557</guid>
      <author>Ramazan ÖZKULDilek KIRNIK , Oktay DÖNÜK , Yusuf ALTUNHAN , Yahya ALTUNKAYNAK</author>
      <description>Eğitim alanında öğretmenlerin teknolojiyi takip etmesi, kişisel ve mesleki gelişimlerinde uzaktan eğitim araçlarını etkin kullanması önemli görülmektedir. Bu kapsamda öğretmenlerin uzaktan eğitim uygulamalarına ilişkin görüşlerini belirlemek için ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Madde belirleme aşamasında alan uzmanı olan 1 öğretim üyesinden ve 3 uzmandan görüş alınmıştır. 26 maddeden oluşan madde havuzu ile ön uygulama yapılmıştır. Araştırma için 28/08/2020-E.55315 tarih ve sayı ile İnönü Üniversitesi Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Kurulundan gerekli izin alınmıştır. Ölçek maddeleri, 5’ li likert tipindedir ve katılımcıların maddelere katılma dereceleri sınıflandırılmıştır. Özel olarak geliştirilen uzaktan eğitim değerlendirme ölçeği, 600 öğretmen ve okul yöneticisine uygulanmıştır. Araştırmanın yapı geçerliği, kapsam geçerliği, madde-toplam korelasyon katsayısı, Cronbach Alpha katsayısı, test-tekrar test korelasyon katsayısı belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda uzaktan eğitim değerlendirme ölçeği, 15 madde ve iki boyuttan oluşmuştur. Boyutların madde-toplam korelasyon katsayıları “.55” ile “.87” arasında, iç tutarlık (Cronbach Alpha) katsayısı ise “.96” ile “.89” arasında değer almaktadır. Uzaktan Eğitim Değerlendirme Ölçeği (UEDÖ) ile öğretmen ve okul yöneticilerinin katıldıkları veya düzenledikleri eğitimlerin değerlendirilmesine yönelik geliştirilmiş olup, bu ölçeğin uzaktan eğitimlerin değerlendirilmesinde geçerlik ve güvenirlik düzeylerinin yeterli olduğu ifade edilebilir. Öğretmen ve okul yöneticilerinin uzaktan eğitim sürecinde katıldıkları veya düzenledikleri eğitimlerin değerlendirilmesi ve bu kapsamda araştırmaların yapılması eğitimini niteliği noktasında alan yazına katkı sağlayacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Özel Eğitim Öğretmenliği Öğrencilerinin Koronavirüs (COVID-19) Salgın Sürecinde Uygulama Derslerine İlişkin Deneyimleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44410</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44410</guid>
      <author>Pelin PİŞTAV AKMEŞENilay KAYHAN</author>
      <description>Bu çalışmada 2019 yılı Aralık ayında başlayan ve küresel bir salgın olan koronovirüs (Covid-19) salgın sürecinde yükseköğretime devam eden özel eğitim öğretmenliği işitme yetersizliği alt alanında uzmanlaşan öğrencilerin, uzaktan eğitim ile yürütülen uygulama derslerine ilişkin deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Nitel araştırma desenindeki araştırma, işitme yetersizliği alanında uzmanlaşan &lt;em&gt;Özel Eğitimde Okul ve Kurum Deneyimi&lt;/em&gt; dersini alan 6 öğrenci ve &lt;em&gt;Özel Eğitimde Öğretmenlik Uygulaması&lt;/em&gt; dersini alan 3 öğrenci olmak üzere toplamda 9 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. 2020 Mayıs ayında yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinde çalışmaya özgü geliştirilen görüşme formu ile toplanan veriler, salgın nedeni ile mobil telefon veya online olarak görüşmelerle elde edilmiştir.&amp;nbsp; Çalışma&amp;nbsp; için etik kurul izni alınmıştır (03.11.2020 Sayı:E--804.01-BABBFCF3). Verilerin ayrıntılı ve bütünsel biçimde analiz edilmesi amacıyla NVivo programı kullanılmıştır. Araştırmada yapılan görüşmelerden elde edilelen verilerin analizi sonucunda &lt;em&gt;Sürecin getirdikleri, Süreçte yaşananlar, K&lt;/em&gt;&lt;em&gt;oronavirüs (Covid-19) salgın&lt;/em&gt; &lt;em&gt;sürecinin öğrettikleri, Beklentiler ve öneriler &lt;/em&gt;olmak üzere toplam dört ana temaya ulaşılmıştır. Öğrenciler COVID-19 pandemic process dijital ortamda eğitime hazırlıklı olma ölçütünü karşılayan kurumlarda fırsat eşitliğinin öne çıktığını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmen adayları olarak yüz yüze derslerde teknoloji kullanımının eksikliğini vurgu yapmışlardır. Yüz yüze eğitim gibi uygulama derslerinin de belirli oranda dijital ortama aktarılabileceğini, ancak bunun için ses-görüntü sistemlerinin işlevsel olması gerektiğine ilişkin görüşler belirtmişlerdir. Özellikle yükseköğretim kurumlarında, uzaktan öğretim araştırma uygulama merkezlerinin kurulmasını, erişilebilirlik ve imkanları sınırlı olan öğrenciler için yerel yönetimler tarafından destekleyici merkezler açılmasını önermişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Güncel Sanat Argümanları Ekseninde Bir Anlamlandırma Süreci Olarak Yazı</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47199</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47199</guid>
      <author>Şule SAYANCanan DELİDUMAN </author>
      <description>Yer aldıkları tarihsel dönemin yapısı ve kültür politikasının belirlediği günümüz sanatında sanatçılar yeni arayışlar, yorumlar ve üretim yöntemlerini destekleyen yeni değerleri karşımıza çıkarır. Bu bağlamda, yazının sanatsal bir anlatım dili olarak kullanılmasına yol açan pratikler görülmüştür. Yazının güncel sanatta konumunun çeşitlilik göstermesi ile plastik, estetik ve kavramsallığı yanında yazının tek başına bile izleyenle buluştuğu yapıtlar çözümlenmesi gereken bir söyleme dönüşür.&amp;nbsp; Günümüz sanatının çoksesli/çokkatmanlı yapılanması çoğu zaman algıyı zorlaştırdığından yapıtlar anlamsal dönüşümlere uğrayarak yoruma açık duruma gelmektedirler. Ancak yapıt ve izleyen arasındaki ilişki, algılanmadıkça gerçekleşmez. İzleyicinin algısına gereksinim duyan böyle bir çözümleme modelinde yazıdan, anlam oluşturma sürecinde, yapıtın değişik öznelerce alımlanması amacıyla yararlanılmıştır. Bu çalışmanın amacı, yazının anlamlandırma süreci üzerinden yola çıkarak, örnekleme alınan güncel eserlerin özel bir çözümlemesi yanında alıntılama, aktarma ve etkileşim süreci göz önünde bulundurup bu görüngüdeki işleyişlerine ve bileşenlerine ilişkin bir dizi saptama yapmak olacaktır. Bu çerçevede, sanat yapıtında verilmek istenen fikre yönelik ipucunu yazıyı kullanarak, eserler üreten James Webb, Sean Landers, Fiona Banner&lt;em&gt;, &lt;/em&gt;Joseph Kosuth, &lt;em&gt;On Kawara &lt;/em&gt;ve Erdem Taşdelen’e ait birer eserin çözümlemesi yapılmaktadır. Makale kapsamında görsel analizler, okumalar ve literatür taraması yapılarak veriler toplanmış ve derlenen veriler ışığında anlamlandırma sürecinde yazının kullanımı incelenerek söz konusu yapıtlar ve güncel sanat pratiklerindeki konumu ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu çalışma güncel sanatta yazının kullanımını belirli dinamiklerle okuma ve ifade etme pratiğinin yerine, yeni bir öneri niteliği taşımaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Futbol Milli Takım Sporcularının Görsel ve İşitsel Reaksiyon Sürelerinin Cinsiyet Açısından Değerlendirilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46342</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46342</guid>
      <author>Mehmet SÖYLERRaif ZİLELİ</author>
      <description>Futbolcuların fiziksel ve fizyolojik özellikleriyle ilgili çok sayıda çalışma olmakla birlikte, futbolcuların reaksiyon özelliklerini anlatan özellikle de cinsiyetleri karşılaştıran çalışmaların oldukça sınırlı olduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı erkek ve kadın futbol milli takım sporcularının görsel ve işitsel reaksiyon sürelerinin cinsiyet açısından değerlendirilmesidir. Bu araştırmaya U 17 Erkek ve Kadın Futbol Milli Takımında oynayan erkek (n=30; yaş 16.54&amp;plusmn;2.10 yıl; boy uzunluğu 176.60&amp;plusmn;6.81 cm; vücut ağırlığı 69.20&amp;plusmn;8.97 kg) ve kadın&amp;nbsp; (n=18; yaş 17.44&amp;plusmn;1.81 yıl; boy uzunluğu 163.72&amp;plusmn;5.45 cm; vücut ağırlığı 54.23&amp;plusmn;6.48 kg) futbolcu katılmıştır. Katılımcılara görsel ve işitsel reaksiyon testleri uygulanmıştır. Elde edilen veriler aritmetik ortalama, standart sapma, minimum ve maksimum olarak sunulmuştur. Tüm istatistiksel değerlendirmeler SPSS 21 paket programı yardımıyla yapılmıştır. Yapılan incelemede erkek futbolcuların görsel reaksiyon değerleri sağ el: 193.46&amp;plusmn;15.37 ms; sol el: 191.10&amp;plusmn;23.55 ms; işitsel reaksiyon değerleri ise sağ el: 171.40&amp;plusmn;26.45 ms; sol el 165.23&amp;plusmn;27.37 ms olarak tespit edilmiştir. Kadın futbolcuların ise; görsel reaksiyon değerleri sağ el: 187.66&amp;plusmn;47.14 ms; sol el: 210.44&amp;plusmn;47.96 ms; işitsel reaksiyon değerleri sağ el: 217.72&amp;plusmn;69.30 ms; sol el 204.05&amp;plusmn;49.13 ms olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak, performansın temel belirleyicilerinden olan görsel ve işitsel reaksiyon sürelerinin U 17 Futbol Milli Takım Sporcularında kadınlara göre erkekler lehine daha düşük olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, literatürdeki elit düzeydeki farklı spor branşlarında da cinsiyete göre farklı sonuçlar elde edildiği, reaksiyonun cinsiyete göre değişmediği görülmüştür.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sağlık Temalı Popüler Yerli Dizilerin Başrol Karakterlerinin Rol Aldığı Kamu Spotlarının Sağlık Çalışanları Tarafından Alımlanması: Sağ Kalım Kampanyası Çerçevesinde ‘Coronavirüs 14 Gün Kuralı’ Kamu Spotları Örneği</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44429</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44429</guid>
      <author>Selin SÜAR ORAL</author>
      <description>Toplumun katılımıyla yönetilebilen ve sürdürülebilen bir sağlık anlayışının benimsenmesiyle birlikte sağlık iletişimi çalışmaları hasta ve hasta yakınları ile ilgili iletişimi etkileyen unsurların incelenmesi kadar bireylerin algı, tutum ve davranışlarını ve bunları olumlu yönde etkileyen etmenleri de ele alan önemli bir branş haline gelmiştir. Sağlık iletişiminde hayatı tehdit eden riskli ve salgın hastalıklar için düzenlenen Sağ Kalım Kampanyaları, klinik deneyler göz önünde bulundurularak erken teşhis ve korunma yöntemleri konusunda hazırlanan kılavuzlar, broşürler, afişler, kamu spotları ve kısa videolarla bireylerde farkındalık yaratma üzerine kuruludur. Aralık 2019’da Çin’in Wuhan kentinde meydana gelen ve hızla yayılım gösteren COVID-19 salgını, Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edilmiş ve oluşturulan COVID-19 Sağ Kalım Kampanyası ile salgının yönetimi hakkında kılavuz ilkeler hazırlanmıştır. Farklı ülkelerde salgın için gerçekleştirilen Sağ Kalım Kampanyalarında, korunma yöntemlerinin, alınacak tedbirlerin, teşhis ve tedavi yollarının anlatıldığı bir dizi iletişim çalışması yapılmıştır. Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının duyurulduğu 11 Mart 2020 tarihinden itibaren Sağlık Bakanlığı’nın öncülüğünde yürütülen COVID-19 Sağ Kalım Kampanyasında salgının yönetimi ve sağlık iletişimi çalışmaları kapsamında, medikal drama türünde olan dönemin iki popüler dizisi &lt;em&gt;Mucize Doktor&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;Hekimoğlu&lt;/em&gt;’nun başrol karakterlerinin rol aldığı ‘&lt;em&gt;Coronavirüs 14 Gün Kuralı&lt;/em&gt;’ kamu spotları çekilmiştir. Çalışmada söz konusu kamu spotlarının sağlıkçılar tarafından nasıl alımlandığı, yüz yüze derinlemesine mülakat tekniği ile ortaya konmaya çalışılmıştır. Mülakatlar için gerekli etik kurul izni, İstanbul Aydın Üniversitesi Sosyal Bilimler Etik Kurul’unun&amp;nbsp;25.11.2020 Tarihli, 2020/10 &amp;nbsp;Sayılı izni doğrultusunda gerçekleştirilmiştir. Yapılan odak grup çalışmasına İstanbul ilinden on iki kişi katılmış ve kendilerine yöneltilen toplamda yedi soruya verdikleri cevapların analizi açısından ‘&lt;em&gt;Coronavirüs 14 Gün Kuralı&lt;/em&gt;’ kamu spotlarının etkileyiciliği, kamu spotlarında verilen mesajların niteliği ve kamu spotlarında popüler yerli dizi oyuncularının kullanımı olmak üzere üç kategori belirlenmiştir. Buna göre katılımcılardan on kişinin çarpıcı görüntüler yerine uzun konuşmaların bulunması, kamuya verilen bilgilerin eksik olması, bilimsel açıklamaların ve istatistiki verilerin paylaşılmaması nedeniyle kamu spotlarını etkileyici bulmadıkları saptanmıştır. Söz konusu kamu spotlarında verilen mesajların niteliğine yönelik katılımcıların algılarına bakıldığında katılımcılardan sekizi alınacak tedbirlerin, hijyen kurallarının, maske ve eldiven kullanımının yeterince belirtildiğini düşünmektedirler. Bu sekiz katılımcıdan ikisi, mesajların açık ve anlaşılabilir olmasına rağmen günlük vaka sayısındaki artışı dile getirerek iletişim kampanyalarının yalnızca izolasyon, sosyal mesafe ve hijyen ile sınırlanan mesajlar nedeniyle başarısız olduğunu ve bireylerin bu mesajları dikkate almadığını düşünmektedir. Üç katılımcı doğrudan olumsuz görüş bildirmiş ve bunun nedenleri arasında, iletişim kampanyalarının tecrübelerinden faydalanılmamasını ve verilen mesajların yetersiz olduğunu söylemişlerdir. Bir katılımcı ise kamu spotlarında verilen mesajların halkın kültür düzeyiyle paralel olduğunu dile getirerek ne olumlu ne de olumsuz bir cevap vermiştir. Popüler oyuncuların kamu spotlarında rol almasını katılımcılardan sekizi, olumlu bulurken, dördü olumsuz görüş bildirmiştir. Ancak olumlu görüş bildirenler, popüler medya içeriklerinde temsil edilen gerçekliğin, gerçek hayatla bağdaşmadığını dile getirmişler ve kamu spotlarının içeriğine yönelik eleştirilerde bulunarak çarpıcı görüntülerin kullanılmadığı, hedef kitlenin doğru tespit edilmediği, yaşam kalitesine yönelik verinin kullanılmadığı, hükümetin kriz yönetimine ilişkin planlarının yansıtılmadığı ve iletişim uzmanlarının eksik olduğu yönündeki görüşlerini dile getirmişlerdir. Olumsuz görüş bildiren katılımcılar ise popüler oyuncuların kullanılmasının, bireyler üzerinde hiçbir etkileyiciliğinin olmadığını, gerçek görüntülerin ve farklı iletişim tekniklerinin daha faydalı olabileceğini belirtmişlerdir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Erken Yaşta Evliliklere Yönelik Tutum Ölçeği (EYEYTÖ): Güvenilirlik ve Geçerlilik Çalışması</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47430</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47430</guid>
      <author>Aygen ÇAKMAKMüzeyyen ÖZHAVZALI  ,Hande ŞAHİN ,Yurdagül ERDEM </author>
      <description>Erken evlilik veya çocuk yaşta evlilik genellikle 18 yaşından önce yapılan evlilik durumunu ifade etmektedir. Erken evlilikler, kadın ya da erkeğin 18 yaşından önce, kendisini fizyolojik ve psikolojik açıdan evlilik ve çocuk sahibi olma sorumluluklarını yüklenmeye hazır hissetmeden evlendirilmesi olarak tanımlanır. Araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin erken yaşta evliliklere yönelik tutumlarını belirlemeye yönelik güvenilir ve geçerli bir ölçme aracı geliştirmek, ölçeğin geçerlik ve güvenirliğini incelemektir. Araştırma 2019-2020 akademik yılında Kırıkkale Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğrenim görmekte olan 883 öğrenciden elde edilen veriler üzerinden yürütülmüştür. Toplanan veriler SPSS ve AMOS programları ile analiz edilmiştir. Ölçeğin geçerliğini araştırmak için KMO ve Bartlett testi, açımlayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, yapı geçerliği için kullanılan açımlayıcı faktör analizi çalışmasında faktör yük değerlerinin .356 ile .633 arasında değişen toplam varyansın %55.599’unu açıklayan bir yapı elde edilmiştir. Doğrulayıcı faktör analizinde hesaplanan uyum indeksleri ise; RMSEA= 0,069; GFI= 0.889; AGFI= 0.869 şeklinde elde edilmiştir.&amp;nbsp; Ölçek toplam 23 madde ve 4 faktörde toplanmaktadır. Bulunan faktörler, Toplumsal Yapı, Öznel Yargılar, Genel Yargılar ve Kişiye Etkileri olarak belirtilmiştir. Dört faktör altında yer alan 23 maddelik ölçeğin tümü için Cronbach ⍺ = 0.871 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen bu bulgular doğrultusunda, Erken Yaşta Evliliklere Yönelik Tutum Ölçeği’nin (EYEYTÖ) geçerliği ve güvenirliği yüksek, madde ölçme gücü yeterince güçlü ve ölçeğin ölçülmesi beklenen yapıya ait düzeyi saptamada yeterli bir ölçek olduğu söylenebilir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlkokul Öğrencilerinin Uzaktan Eğitime İlişkin Görüşleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44496</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44496</guid>
      <author>Canan ŞENTÜRK BARIŞIKAhmet KURNAZ , Hamza KAYNAR , Barış DOĞRUKÖK</author>
      <description>Bu çalışma, ilkokul öğrencilerinin uzaktan eğitime ilişkin algılarına dair görüşleri ile ilgili toplanacak verilerin ileride yürütülecek uzaktan eğitim uygulamalarına yön vermesi amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında 11 farklı şehirde öğrenim gören 883 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada ilkokul öğrencilerinin uzaktan eğitim algıları, nitel ve nicel yaklaşımları kapsayan dönüştürücü karma araştırma deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu seçkisiz olmayan örnekleme yönteminden uygun/kazara örnekleme ile oluşturulmuştur. Araştırma verileri araştırmacılar tarafından hazırlanan “İlkokul Öğrencileri Uzaktan Eğitim Algıları Ölçeği” kullanarak toplanmıştır. Verilerin analizinde verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle t-testi ve tek yönlü varyans analizi/ANOVA tekniği kullanılmıştır.&amp;nbsp; Bu araştırma 20.10.2020 tarihinde Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal ve Beşerî Bilimleri Bilimsel Araştırmalar Etik Kurulu’ndan 1 no’lu toplantı ve 2020/1 karar no’ lu etik kurul izni alınarak çalışmaya başlanmıştır. Araştırma bulgularına göre öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin görüşlerinde okul türüne göre devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre uzaktan eğitime dair daha olumlu düşüncelere sahip oldukları sonucuna ulaşılmıştır. Bir diğer araştırma bulgusu ile, öğrencilerin okula ilişkin tutumları yüksek öğrencilerin uzaktan eğitime dair olumlu görüşlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre uzaktan eğitimde düşüncelerinde olumlu görüşlere sahip oldukları belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, karne notu çok iyi olan öğrenciler ile karne notu iyi olan öğrencilerin uzaktan eğitime karşı aynı olumlu görüşlere sahip oldukları, donanıma sahip olan öğrencilerin donanıma sahip olmayan öğrencilere göre uzaktan eğitimde kendi durumlarına, düşüncelerine ve ödevlerle ilgili daha olumlu görüşlere sahip oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Öğrencilerin uzaktan eğitime ilişkin algıları yaşadıkları şehirlere, öğrenim gördükleri okullara, sınıf seviyelerine, uzaktan eğitime bağlandıkları cihazlara (TV, tablet) ve yaşanılan bağlantı sorunlarına ilişkin anlamlı bir farklılık yoktur. Bununla beraber öğrencilerin uzaktan eğitim ile ilgili düşünceleri ile algılarına yönelik büyük bir çoğunluğunun uzaktan eğitimde ders işlenirken arkadaşlarını görmek istemektedir. Buna göre katılımcılar derslerde arkadaşlarının görüntülü olarak yer alması gerektiğini düşünmektedir. Uzaktan eğitime yönelik öğretim uygulamalarına ilişkin algılarına yönelik öğrencilerin çoğunluğu derse başlamadan önce ihtiyaçlarını (su vb.) hazırladığı görülmektedir. Bu çalışmanın sonuçlarının bu bağlamlarda katkı sağlayacağı, uzaktan eğitime ilişkin gerekli düzenlemelere ışık tutacağı düşünülmektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Covid-19 Pandemisi Dönemindeki Reklamların Kurumsal Sosyal Sorumluluk Açısından İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46411</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46411</guid>
      <author>ŞIKER</author>
      <description>Günümüzün rekabetçi ortamında kurumsal sosyal sorumluluğu (KSS) faaliyetlerinin önemli bir parçası haline getiren işletme sayısı gün geçtikçe artmaktadır. KSS, işletmelere rekabet avantajı yaratarak marka imajı geliştirmede etkili bir pazarlama aracı olarak hizmet etmektedir. İşletmeler, toplumsal sorunlara getirdikleri çözümler ile rakipleri arasında fark edilebilir hale gelmekte ve tüketici tarafından daha çok tercih edilebilmektedir. Özellikle toplumu derinden etkileyen beklenmedik durumlar markaların iletişim stratejilerini de etkilemektedir. Tüketicilerin böyle dönemlerde markalardan gönüllü sorumlulukla ilgili beklentileri artmaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını dünya tarihinde nadir görülebilecek krizlerden biri olmuştur. Covid-19 öncesi tüketici ile duygusal bağ oluşturmak için yapılan sosyal sorumluluk çalışmaları, salgın süreci ile birlikte çok daha önemli hale gelmiştir. Covid-19 salgını sürecinde, markalar bir taraftan tıbbi malzemeler üreterek ya da doğrudan para bağışlayarak salgınla mücadeleye destek verirken bir taraftan da reklamlarda verdikleri sosyal mesajlarla salgınla mücadelede aktif rol oynamaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye’de karantina önlemlerinin alınmaya başlandığı 2020 Mart ayında salgınla mücadeleyi konu edinen ve YouTube’da söz konusu dönemde en çok izlenen reklamlar değerlendirilmeye alınmıştır. Çalışmada, KSS’nin reklamlardaki yansımalarının genel bir değerlendirmesi yapılmış olup söz konusu reklamlar göstergebilimsel yöntemden hareketle çözümlenmiştir. Çalışma kapsamında ele alınan yedi reklam filmi genel olarak insanların salgın döneminde evde kalmalarının gerektiğini vurgularken, reklamlarda birlik ve beraberlik, birlikte mücadele, dayanışma, minnettarlık gibi kavramlara yönelik görsel ve dilsel ifadeler kullanıldığı tespit edilmiştir. İncelenen yedi reklam filminde de markalar, sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek ürün tanıtımından ziyade hedef kitlelerine salgın döneminde alınması gereken önlemleri hatırlatan mesajlar vermişlerdir. Söz konusu reklamların Mart ayında YouTube’da en çok izlenen reklamların içerisinde olması da tüketicilerin markalardan böyle dönemlerde KSS ile ilgili beklentilerinin arttığını göstermektedir. Sonuç olarak, bu tür çabalar içerisinde yer alan işletmelerin marka imajları güçlenmekte ve bu işletmeler, tüketiciler ve kamuoyu tarafından daha olumlu algılanmaktadır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İlköğretim Sekizinci Sınıf Türkçe Ders Kitaplarındaki Okuma Metinlerine Göstergebilimsel Bağlamda Bir Yaklaşım Denemesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46588</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46588</guid>
      <author>Efe Sıddık TEKİNARSLANMurat YİĞİT</author>
      <description>Modern eğitim anlayışı; niteliğin artırılması için kullanılan yöntem, teknik, materyal ya da eğitim araçlarında çeşitliliğin sağlanmasını bir zorunluluk olarak ortaya koymuştur. Hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin sorunsuz ve en kolay şekilde ulaşabildikleri, ders içi etkinliklerde en çok kullandıkları eğitim materyali ders kitaplarıdır. Türkçe eğitimi açısından bakıldığında ise eğitim materyali olarak metinler ön plana çıkmaktadır. Metin işleme sürecinde öğretmenin aktif olduğu, öğrencinin pasifize edildiği, içeriğin ise üstünkörü bir şekilde ele alındığı klasik metin inceleme yöntemleri kullanılmaktadır. Klasik metin inceleme yöntemleriyle ele alınan metinlerde her detaya ulaşabilmek mümkün değildir. Bilinen ögelerin üzerinden hızlıca geçildiği için klasik yöntemler her defasında eksik unsurlar bırakmaktadır. Bu bağlamda, metindeki anlamların tespit edilebilmesi için göstergebilimin imkanlarından yararlanmak gerekir. Çünkü göstergebilim, bilimsel perspektifle nesnel değerlendirme ve metinleri tüm detaylarıyla derinlemesine inceleme fırsatı sunar. Bu çalışmada, Millî Eğitim Bakanlığı, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından; 2017-2018 eğitim öğretim yılında ilköğretim 8. sınıf öğrencileri için tavsiye edilen Türkçe ders kitaplarından biri esas alınmış ve bu kitaptaki okuma metinleri göstergebilimsel bağlamda bir incelemeye (okumaya) tabi tutulmuştur. Çalışma, 8. sınıf Türkçe ders kitabında bulunan 13 anlatısal okuma metniyle sınırlandırılmış, bu metinler içerik analizi yöntemiyle irdelenmiş, çalışmanın amacı doğrultusunda çeşitli kavram ve ilişkiler analiz edilmiştir. Çalışma sonucunda, metinsel iletilerdeki derin ve örtük yapıya göstergebilimsel okuma yöntemiyle ulaşılabileceği, bunun derin öğrenmelerin oluşumuna zemin hazırlayarak Türkçe öğretiminde temel dil becerilerinin kazandırılmasına katkı sağlayabileceği sonucuna ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Dijital Reklamcılık Kapsamında  Türkiye’de Yayınlanmış Lisansüstü Tezlerin Bibliyometrik Profili</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46076</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46076</guid>
      <author>Ayla TOPUZ SAVAŞ</author>
      <description>Ulusal alanyazında dijital reklamcılık alanının genel özelliklerinin bibliyometrik analiz çerçevesinde belirlenmesine yönelik çalışmaların bulunmaması nedeniyle gerçekleştirilen bu çalışmanın temel amacı, 1999-2020 yılları arasında dijital reklamcılık alanında hazırlanan lisansüstü tezlerin bibliyometrik profilinin çıkarılmasıdır. Tarih kısıtlamaması yapılmamış, bu konudaki ilk tezin yazıldığı 1999’dan günümüze bütün tezler çalışmaya dahil edilmiştir. &amp;nbsp;Bu noktadan hareketle,&amp;nbsp; Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) taranarak tez başlıklarında dijital reklam ve dijital reklam türlerinin (internet reklamı, elektronik reklam, online reklam, sosyal medya reklamı, mobil reklam, oyun reklam &amp;ndash;advergame, oyuniçi reklam-) de yer aldığı 159 lisansüstü tez araşırmaya dahil edilerek, bibliyometrik analiz gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bu alanda yazılan tezlerin sayıları 2015 yılından sonra artmış, 2019 yılı en çok sayıda tez yazılan yıl olmuştur. Dijital reklamcılık türleri arasında en çok tercih edilen konular, internet reklamcılığı ve sosyal medya reklamcılığıdır. Tezlerde, bu iki reklam türünün, ana kavram olan dijital reklamcılıktan daha fazla tercih edilmiş olması dikkat çekicidir. Bir diğer bulgu da dijital reklamcılığın, &amp;nbsp;reklamcılık bilimdalında yeralmasına rağmen bu konudaki tezlerin en çok işletme alanında yazılmış olmasıdır. Araştırma kapsamındaki tezlerde, yıllara göre kullanılan kavramlardaki değişim, sıklıkla kullanılan araştırma yöntemleri, veri toplama yöntemleri, tezlerin üniversitelere göre dağılımı, en çok kullanılan anahtar kelimeler, izin durumu, kullanılan dil gibi alanlar da değerlendirilmiştir.&amp;nbsp; Gelecek çalışmalarda, dijital reklamcılıkla ilgili olarak farklı veritabanlarındaki makale, kitap, bildiri gibi çalışmaların bibliyometrik analizleri yapılabilir, elde edilen bulgular bu makalenin verileriyle karşılaştırılabilir.&amp;nbsp;</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yabancı Dil Öğretiminde Teknolojinin İşe Koşulması Sürecinin Öğrenen Özelliklerine Göre İncelenmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44650</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=44650</guid>
      <author>Mehmet ÜLKER</author>
      <description>&amp;nbsp;Bu çalışmanın amacı; bağlantıcı öğrenme yaklaşımı öğrenen becerileri ile dizi film izlemeyle yabancı dil olarak Türkçe öğrenme (dizi film izlemeyle öğrenme) modeli öğrenen becerileri arasındaki benzerlik ve farklılıkları yorumlayarak yabancı dil olarak Türkçe öğretim sürecine katkı sunmaktır. Bu çalışma nitel araştırma yöntemine göre yapılmış, betimsel temelli bir çalışmadır. Veriler doküman incelemesi yoluyla elde edilmiş ve yorumlama yöntemiyle çözümlenmiştir. Kavramsal çerçevede; davranışçı, bilişsel ve yapılandırmacı öğrenme yaklaşımları dışında, yeni bir öğrenme yaklaşımı olarak bağlantıcı öğrenme yaklaşımı, teknolojik farklılaşma ve bunun öğrenme sürecinde işe koşulmasını, öğrenme, yabancı dil öğrenme, dizi film izlemeyle öğrenme modeli gibi kavramlar yer almıştır. Kavramsal çerçevede ve çalışma amacına uygun sorular üzerinden elde edilen bulgulara göre yorumlara dayanan sonuçlar elde edilmiştir. Bu sonuçlardan ilki dizi film izlemeyle öğrenme yaklaşımının bir öğrenme modeli olduğudur. İkincisi ise dizi film izlemeyle öğrenme modelinin altı başlıkta derlenen ilke ve öğrenen özelliklerinin ortaya konulmuş olmasıdır. Üçüncüsü ise dizi film izlemeyle öğrenme modelinin, bağlantıcı öğrenen özellikleriyle birbirine önemli oranda benzerliğidir. Çalışmanın sonunda teknolojinin diğer sistemler gibi eğitim sisteminde de önemli farklılaşmalar ortaya çıkardığı, bunun eğitim sistemini ve diller alanının bir alt unsuru olan yabancı dil öğretimini de etkilediği yorumlanmıştır. Alan yazınında hem bu konularda hem de güncel olan bağlantıcılık, dizi film izlemeyle yabancı dil öğrenme modeli ve doğal -edinim temelli- öğrenme gibi yabancı dil olarak Türkçe öğretimi başlıklarını konu eden çalışmaların da yok denilecek düzeyde olduğu görülmektedir. Bu nedenlerle bu tür konuları ele alan yeni akademik çalışmaların yapılması önerilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Nur İçözü’nün Çocuk Kitaplarındaki Kişilerarası Çatışmalar ve Çatışma Çözme Süreçleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47340</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47340</guid>
      <author>Emre BÜYÜKIŞIKHülya YAZICI OKUYAN </author>
      <description>Bu araştırmanın amacı Türk çocuk edebiyatının tanınmış yazarlarından Nur İçözü’nün çocuk kitaplarında yer alan kişilerarası çatışmalar ve çatışma çözme süreçlerinin incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda incelenen çocuk kitaplarındaki kişilerarası çatışmalar ve bu çatışmaların nedenleri; çatışma çözme yaklaşımları ve çatışmaların nasıl sonuçlandığı sorularına yanıt aranmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Yazarın ortaokul düzeyindeki çocuklara yönelik oluşturduğu on çocuk kitabı araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma kapsamına alınan kitaplar düzeye uygun olup olmadıkları bağlamında iç yapı ve dış yapı özelliklerine göre değerlendirilmiştir. Doküman incelemesi yoluyla elde edilen veriler içerik analiziyle değerlendirilmiştir. Çatışma nedenleri (kıt kaynaklar, karşılanmayan psikolojik gereksinimler ve farklı değerler); çatışma çözme biçimleri (güç kullanma, geri çekilme, uyma, uzlaşma ve işbirliği) ve çatışma çözme sonuçları (kazan-kazan; kazan-kaybet ve kaybet-kaybet) ile ilgili kategoriler oluşturulurken alanyazındaki araştırmalardan yararlanılmıştır. Bu kategorilere uymayan durumlar ‘diğer’ başlığı altında değerlendirilmiştir.&amp;nbsp; Kitaplardan alınan doğrudan alıntılar ilgili kategorilerin altında verilmiştir. İncelenen tüm kitaplarda toplam 140 kişilerarası çatışma yaşandığı belirlenmiştir. Bu çatışmaların % 44,28’i ‘Karşılanmayan Psikolojik Gereksinimler’ bağlamında gerçekleşmiştir. Yaşanan çatışmaların çözümünde en fazla güç kullanma ( %29,28) çatışma biçimi kullanılırken çatışmaların&amp;nbsp; %41,4’ü kazan-kazan ile sonuçlanmıştır. Araştırmanın sonunda yazarın kitaplarında kullandığı çatışma nedenlerinin seslenilen yaş grubuna uygun olduğu ve yazarın çatışma çözme sürecinde farklı çatışma çözme yaklaşımlarını çocuk okurla paylaştığı sonucuna varılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Paul Gauguin’in Batı Kültürüne Karşı Duruşu Olarak Seramik Eserleri</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45982</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45982</guid>
      <author>Ceren YILDIRIM</author>
      <description>&amp;nbsp;Bu çalışmada İzlenimcilik sonrası Batı sanatındaki en önemli öncülerden (&lt;em&gt;avant-garde’&lt;/em&gt;lardan) biri olan Eug&amp;egrave;ne Henri&amp;nbsp;&lt;em&gt;Paul Gauguin’in&lt;/em&gt; (1848-1903) seramikleri ele alınmıştır. Çalışmanın amacı Paul Gauguin’in seramik eserlerini Batı kültür tarihi içerisinde anlamlandırmaktır. Dekadanlık felsefesi ve seramik-toprak-doğa, primitif-uygarlık, varoluşçu psikolojide birey-toplum-sanat, modern sanatın primitife neden döndüğü gibi psikoloji ve medeniyetler tarihi alanlarına dair bağıntı ve sorunsallar çalışmanın fikrî çatısını oluşturur. İlk bölümde sanatçının seramik eserleri tanıtılmıştır. İkinci bölümde bu eserlerin primitif ile bağlantısı, bilinçaltı ve yaratım üzerinden yorumlanır. Bilinçaltının başat olduğu yaratımlarda groteskin anlamı sorgulanmış, ayrıca groteskin Batı dünyasında neden protest olarak karşılandığının psikolojik çözümlemesine yer verilmiştir. Üçüncü bölümde Gauguin’in sanatındaki melankolinin kökeni incelenmiş; Batılı ‘insan imgesi’nden kaynaklı olduğu öne sürülmüştür. Son bölümde Batı Uygarlığı genel eleştirisi içerisinde Paul Gauguin’in duruşuna, çözüm önerisine ve bu önerinin gelecek kuşaklara yansısına yer verilmiştir. Güncel sanatın ilkel kültüre ilgisinin psikolojik ve toplumsal nedenleri tartışılmıştır. Gauguin’in politik duruş sergilediği ve seramik eserlerinin, Batı sanat ve kültür tarihinde önemli bir gösterge teşkil ettiği fikrine ulaşılmıştır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Hizmette Teknoloji Kullanımı ve Sosyal Hizmet Uzmanlarının Dijital Yapabilirlikleri: Covid-19 Salgını Odağında Bir Değerlendirme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46164</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46164</guid>
      <author>Filiz YILDIRIMBilge ABUKAN , Hatice ÖZTÜRK , Hülya EKER</author>
      <description>Günümüzde teknolojik gelişmeler, bu gelişmelere erişim olanakları ve teknoloji kullanımı insani gelişim temelinde adil ve sürdürülebilir yaşam için önemli bir gerekliliktir. Sosyal hizmet uygulamalarında da dijital teknolojilerin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Sosyal hizmetlerde gerek bilginin toplanması, sınıflandırılması, saklanması ve paylaşılması konusunda gerekse müracaatçıların gereksinimlerine göre hizmetlerle bağlantı kurulması, verilerin raporlaştırılması ve mesleki karar alma süreçlerinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı önemlidir. Müracaatçıların haklarının korunması ve hizmetlerin kesintisiz devam edebilmesi için sosyal hizmetlerde teknolojinin etkin kullanımı ve sosyal hizmet uzmanlarının bu konudaki yetkinlikleri Covid-19 salgınıyla birlikte daha da önemli hale gelmiştir. Çünkü bu salgınla birlikte “yeni normale uyum” birçok alanda teknolojinin daha aktif kullanımını gerektirmektedir. Buradan hareketle mevcut derleme çalışmanın temel amacı Covid-19 salgınının küresel etkilerini ve sosyal hizmet mesleğine olan etkilerini belirterek bu salgın odağında sosyal hizmet uzmanlarının dijital yapabilirliklerinin önemini açıklamak ve vurgulamaktır. Bu derleme çalışma, Covid-19 salgını sürecinde teknoloji kullanım standartlarına farkındalık kazandırmanın önemli olduğunu göstermiştir. Çünkü teknoloji kullanım standartlarına bağlı kalarak sosyal hizmetlerin sunumunu sağlamak hem müracaatçıların hem sosyal hizmet uzmanlarının hem de toplumun sağlığını korumak ve iyileştirmek için gereklidir. Ancak ülkemizde sosyal hizmet uygulamalarında teknoloji kullanım standartları henüz belirlenmiş değildir. Bu standartlar müracaatçının yararının korunması ve sosyal hizmetlerde teknoloji kullanımı ile birlikte etik ihlallerin ortaya çıkmaması açısından önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Müzikle Uğraşan Salihli Romanları Üzerine Bir İnceleme </title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45605</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45605</guid>
      <author>Erhan ZETEROĞLUHüsniye Seval KÖSE</author>
      <description>&amp;nbsp;Bu araştırmada Salihli Romanlarının tarihleri, göçleri ile ilgili bilgiler verilip, içlerindeki müzikle uğraşanlar hakkında bilgilerin yerinde tespit edilmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bilgiler nitel araştırma türü olan yarı yapılandırılmış görüşme tekniğinin, Salihli'nin Şehitler ve Atatürk mahallesinde ikamet eden müzikle uğraşan Romanlara uygulanmasıyla elde edilmiştir. Salihli’deki müzikle uğraşan Romanlar Türkçe, Romanca ve Bulgarca dillerini bilmekte ve bu dillerde söylenen şarkıları söylemektedirler. Kullandıkları çalgılar, üflemeli çalgılardan: alto saksafon, ney, klarnet, zurna; vurmalı çalgılardan: davul, tef, asma davul ve darbuka; telli çalgılardan: ud, cümbüş, bağlama ve kanun; tuşlu çalgılardan: org, piyano ve akordiyon; yaylı çalgılardan da kemandır. Müziklerini icra ettikleri sosyal ortamlar en çok düğün/nişan gibi etkinliklerdir. Düğün, nişan gibi etkinliklerin dışında festival, konser, gazino, restoran, pavyon, sünnet, bar, otel, kına ve televizyon gibi yerlerde müzik icra etmektedirler. Müzikle uğraşan Salihli Romanları çalgıcılık dışında besteler de yapmışlardır. Bu besteler &lt;em&gt;dım dım Ali&lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;abe kaynana &lt;/em&gt;ismindedir. Ayrıca, katılımcılar arasında kaset albümü yapan da bulunmaktadır. Roman çalgıcıların icra ettikleri müzik türleri Türk halk müziği, Türk sanat müziği, popüler müzik, caz müziği ve diğer müzik türlerinden oluşmaktadır. Salihli’deki müzikle uğraşan Romanların yaşları 28 ila 70 aralığındadır. Aralarında okuma, yazma bilmeyen olduğu gibi, en çok okuyanları lise öğrenimini tamamlamıştır. Müzik aleti çalmayı, müzik kurslarına giderek ya da büyüklerinden öğrenmişlerdir. İçlerinden bazıları ana dillerinin Türkçe olduğunu, bazıları ise Romanca olduğunu açıklamışlardır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sanatta Mekânın Yeni Deneyimi: James Turrell</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46700</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46700</guid>
      <author>Canan ZÖNGÜRNilay ÖZSAVAŞ ULUÇAY</author>
      <description>Modern dönemde sanat ifadesi tek bir biçimde olmaktan çıkmış, disiplinlerarası bir hal almıştır. Bu bağlamda özellikle sanat ve tasarım alanlarının birlikteliği ve bilimin katkısıyla biçimlenen yeni deneyimler artmaktadır. Çağdaş sanatın doğuşu ile birlikte bu yeni üretim ve ifade biçimlerinde mekân önemli bir rol oynayarak, izleyiciye farklı deneyimler sunmaktadır. Bu çalışmadaki amaç, çağdaş sanatın ifade biçimleri ile birlikte renk-ışık-mekânı konu alan sanatçılardan biri olan James Turrell’in çalışmalarını aktarmaktır. Çalışmada betimsel araştırma yöntem olarak kullanılmış ve konu ile ilgili literatür taraması yapılarak, veriler nitel analiz yöntemiyle değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmalar sonucunda, Turrell’in özellikle hem sanat, hem tasarım, hem de bilimin ışığında yapmış olduğu çalışmalar incelenerek, mekân, ışık ve renk kullanımı ile oluşturduğu önemli örnekler üzerinde durulmuştur. Turrell çalışmalarında doğanın sanatı ile olan etkileşimini ön plana çıkararak yeni birer mekân oluşturmakta ve bu mekânlarda ışık ve renk ile oluşturduğu etkilerle izleyiciye mekâna dair yeni deneyimler sunmaktadır. Çalışmaları sadece izlenen değil aynı zamanda yaşanan birer yapıt haline gelmektedir. Böylece sanat ve tasarım etkileşiminde mekâna dair yeni deneyimler sunulmaktadır. Mekân sanatın ögesi olmaktan çıkmış ve sanatın kendisi olarak farklı bir ifade biçimi göstermektedir. Disiplinlerarası etkileşime dair örneklerden birini oluşturan bu yaklaşım, sanatın ifade biçimlerinden biri olarak James Turrell’in sanatını ortaya koymaktadır. Yapılan bu araştırma ile disiplinlerarası sanat anlayışında oluşturulacak yeni çalışmalara yol göstermek hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Sosyal Amaca Yönelik Pazarlama Faaliyetlerinin Tüketici Temelli Marka Değeri Boyutları Üzerindeki Rolü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47866</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47866</guid>
      <author>Gülnil AYDINSabahattin ÇELİK </author>
      <description>Bu çalışmanın amacı işletmelerin yürüttüğü sosyal amaca yönelik pazarlama faaliyetlerinin, tüketicilerin marka değeri algısı üzerine etkisini araştırmaktır. Marka değeri, tüketicilerin ürün tercihlerinde büyük önem taşımaktadır. Marka değerinin ölçümlenmesi için çok farklı yöntemler geliştirilmiş ve önerilmiştir. Finansal yaklaşımlardan ayrı olarak tüketici temelli marka değerinde, marka maliyetleri veya marka satış miktarlarına bakmak yerine tüketici algılarıyla ilgilenilmiştir. Marka özvarlığını şekillendiren en önemli boyutlar; marka farkındalığı, marka sadakati, algılanan kalite ve marka çağrışımlarıdır. Amaca yönelik pazarlama faaliyetleri, işletmelerin toplumsal sosyal sorunlara ilişkin çalışmalarının marka ve pazarlama faaliyetleri ile bütünleştirilmesini gerektirmektedir. Bu bütünleşmenin tüketiciler tarafından algılanışı ve marka değeri boyutları üzerinde bir yordayıcı etkisinin olup olmadığı ve varsa bu etkinin nasıl bir rol oynadığı önem taşımaktadır. Çalışmada araştırılan uluslararası markanın Türkiye ayağında, 2005 yılından bu yana “Sağlığa Yolculuk Projesi" adı altında Meme Kanseri Mücadele Çalışmaları yürütülmektedir. Sağlık alanındaki kapsamlı çalışmalardan biri olan söz konusu proje çerçevesinde Meme Kanseri ile Mücadele Ürünleri’nin satışından elde edilen gelirin bir kısmı (Örn: Cep Telefonu Süsü, Gümüş Rozet, Pembe Ajanda, Çok İşlevli Kumaş Çanta vb.) kanserle mücadele için harcanmaktadır. Yapılan istatistiksel analizler sonucunda (keşfedici faktör analizi, korelasyon ve regresyon analizleri) sosyal amaca yönelik pazarlama faaliyetlerine ilişkin sahip olunan negatif ve pozitif tutum boyutlarının marka değeri bileşenleri (marka çağrışımları, marka farkındalığı, marka bağlılığı ve algılanan kalite) üzerinde yordayıcı rolü olduğu görülmüştür. Negatif tutumun en fazla olumsuz etkiyi, marka bağlılığı ve marka çağrışımları üzerinde göstermesine karşın; pozitif tutum ise algılanan kalite ve marka farkındalığını etkilemektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İşsizlik Olgusuna Kavramsal Bakış ve Türkiye’de Genç İşsizliği Sorunu</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46404</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46404</guid>
      <author>Yılmaz AYDINTuğba DAYIOĞLU</author>
      <description>Ortodoks iktisatta işgücü piyasası mal ve hizmet piyasaları ile benzer şekilde analiz edilmektedir. İşgücünün sadece bir üretim faktörü olarak ele alındığı işgücü piyasası, her türlü kurumsal, sosyolojik ve psikolojik faktörlerin etkisinden soyutlanarak incelenmektedir. Kurumsal düzenlemeler işsizliğin en önemli nedenleri arasında görülmekte ve piyasalarının deregülasyonu savunulmaktadır. Ancak deregülasyon politikalarının yoğun bir şekilde uygulandığı küreselleşme sürecinde işsizliğin azalması bir yana en önemli makroekonomik sorunlardan biri haline gelmiştir. 2020 yılı başlarında başlayan &lt;em&gt;COVID-19 pandemisi sürecinin sonunda sorunun daha da önemli boyutlara ulaşacağı beklenmelidir. &lt;/em&gt;Son dönemde Türkiye’de işgücü piyasasında toplam işsizlik artışından daha önemli bir sorun genç işsizliğidir. İşgücü piyasasında genç nüfus, özellikle genç kadınlar en dezavantajlı gruplar arasında yer almaktadır. Genç işsizlik oranı hem toplam işsizlik oranının hem de yetişkin işsizlik oranının yaklaşık iki katıdır. Genç kadın işsizlik oranı ise genç erkeklere kıyasla bir buçuk kat daha fazladır. Genç işgücü piyasası analiz edilirken gençlerin eğitim durumlarının da saptanması büyük bir önem taşımaktadır. Bu anlamda son dönemde yaygın şekilde kullanılmayana başlanan Ne Eğitimde Ne İstihdamda yer alan (NEET) oranı da Türkiye’de tolera edilebilir boyutları aşmıştır. Türkiye, OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülkedir. Bu açıklamalar, görece hızlı nüfus artışı da dikkate alınarak, Türkiye’de işgücü piyasasında genç nüfus, özellikle de genç kadınlara yönelik politikaların oluşturulması ve bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye’de Yaratıcı Ekonominin Uluslararası Rekabet Gücü</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45456</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=45456</guid>
      <author>Emine Demet EKİNCİ HAMAMCI</author>
      <description>Ekonomik kriz dönemlerinde bile hız kesmeden büyümeye devam eden yaratıcı ekonomi, günümüz küresel ekonomisinin başlıca lokomotif sektörlerinden biridir. Bu sektörde Türkiye de en önemli yaratıcı ürün ihracatçısı ülkeler arasında yer almaktadır. Bu çalışma Türk yaratıcı endüstrisinin uluslararası alanda rekabet gücünün ve dış ticaretteki konumunun belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle Türkiye’nin yaratıcı endüstrideki uluslararası rekabet gücü, 7 alt ürün kategorisinde 2005-2015 yılları arasındaki ithalat ve ihracat değerleri kullanılarak; Açıklanmış Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi (RCA), Göreli Ticaret Avantaj Endeksi (RTA) ve Göreli Rekabet Üstünlüğü Endeksi (RC) ile hesaplanmıştır. Daha sonra Türkiye’nin yaratıcı ürün ticaretinde önemli rakipleri arasında yer alan ülkeler (Çin, Hong Kong, Tayvan, Hindistan, Malezya, Meksika, Filipinler, Singapur ve Tayland) karşısındaki ihracat performansı 2005-2015 dönemi için Karşılaştırmalı İhracat Performans Endeksi (CEP) ile tespit edilmiştir. RCA, RTA ve RC endeks sonuçlarına göre Türkiye 2005-2015 yıllarında yaratıcı endüstride uluslararası rekabet gücüne sahiptir. Türkiye’nin karşılaştırmalı üstünlüğe haiz alt ürün kategorileri el sanatları ve tasarımdır. Bununla birlikte Türkiye diğer yaratıcı ürün kategorilerinde (görsel-işitsel, yeni medya, sahne sanatları, yayımcılık ve görsel sanatlar) karşılaştırmalı üstünlüğe sahip değildir. Diğer yandan, CEP endeks sonucu ise Türkiye’nin karşılaştırıldığı diğer gelişmekte olan ülkelere göre el sanatlarında ihracat performansının göreceli olarak daha üstün olduğunu göstermektedir. Ayrıca, Türkiye 2015 yılında Hong Kong, Tayvan, Malezya, Meksika, Singapur ve Tayland’a göre yaratıcı endüstrinin genelinde daha yüksek bir ihracat performansına sahiptir. Bununla birlikte Çin, Hindistan ve Filipinler’e kıyasla daha düşük yaratıcı endüstri ihracat performansı göstermektedir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Çapraz Bilgisizlik Yaklaşımı, Bilim İnsanları ve Gazeteciler Arasındaki Çatışmayı Sona Erdirebilir ve Bilim Çabalarının Halk Tarafından Anlaşılmasına Katkıda Bulunabilir</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46865</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=46865</guid>
      <author>M. Murat YEŞİLYasin BULDUKLU</author>
      <description>1960'ların başında önce ABD ve İngiltere'de, daha sonra birçok ülkede bilim adamlarının başlattığı, halkın bilimsel gelişmelere olan ilgisinin giderek azaldığı, bilim insanlarına duyulan güven duygusunun da zayıfladığı, bunun da ülkelerin geleceğini tehlikeye atacağı yönündeki tartışmalar, bilim ve siyaset dünyasında etkili olmaya başlamıştır. O dönemde yapılan anketlerin de bu endişeleri doğrular nitelikte sonuçlar vermeye başlaması, bu soruna nasıl çözüm bulunacağı konusunu gündeme getirmiştir. Bu konu akademisyenlerden, politikacılara kadar toplumun hemen her kesiminin ilgisini çekmiştir. Halkın bilim ve teknolojideki gelişmelere gittikçe daha az ilgi gösterdiği, bilim adamlarına olan güveninin azaldığı ve bunun da ülkelerin geleceğini tehlikeye attığı endişeleri ilk kez bilim adamları tarafından dile getirilmiş ve bu sorun bilim ve siyaset bağlamında tartışılmaya başlamıştır. 1980'lerde bazı sosyal bilimciler bu sorunu çözmeye yardımcı olmak için "eksiklik modeli", diğer bir deyişle "bilgi eksikliği" modelini geliştirmiştir. Bilgi Eksikliği modeli, halkın temel bilimsel gerçeklerden habersiz olduğu, bu nedenle bilime ve bazı bilimsel uygulamalara karşı olumsuz tavırlar sergilediği, bilim adamlarına güvenmediği ancak halka temel bilimsel gerçekler öğretilirse, bilimi ve bilimsel uygulamaları destekleyen ve bilim adamlarına güven duyan tutumlar geliştireceği varsayımına dayanmaktadır. Bu çalışmada, Bilgi Eksikliği modelinin dayandığı varsayımları farklı değişkenler açısından inceleyen Çapraz Bilgisizlik yaklaşımı önerilmektedir. Halkta bir bilgi eksikliği olduğunu ve bu boşluğun doldurulması halinde halkta bilimsel gelişmeleri ve bilim adamlarını destekleyecek tutumların gelişeceğini ileri süren Bilgi Eksikliği modeli, bu sözde boşluğun doldurulmasında önemli bir rol oynaması beklenen bilim adamları ve gazetecilerde de bilgi eksikliği olabileceği olasılığını göz önünde bulundurmamıştır. Konuya Bilgi Eksikliği modelinden daha farklı bir perspektiften bakan bu çalışma, halkta bilimi destekleyen ve bilim insanlarına güven duyan tutumlar geliştirmeye katkıda bulunacağını savunan Çapraz Bilgisizlik yaklaşımını önermektedir. Çapraz Bilgisizlik yaklaşımı, araştırmacılara, bilim insanı-gazeteci çatışmasının ortadan kaldırılması ve sonuçta, Halkın Bilim Anlayışı çalışmalarına katkıda bulunabilecek farklı bir bakış açısı önermesi bakımından önemlidir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Tanzimat Bürokrasisinde Yeni İdari Yapı Arayışlarında Aracı Reform Kurumu Olarak Meclis-i Ahkam-ı Adliye (1861-1868)</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47360</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47360</guid>
      <author>Halim KILIÇ</author>
      <description>Tanzimat Dönemi, esasen Osmanlı Devleti’nin yönetim anlayışında bütün veçheleriyle yeni bir dönemi ifade eder. Yöneten-yönetilen münasebetlerinin değişmeye başladığı bu dönemde Osmanlı merkez ve taşra idari sistemi de kökten dönüşümlere uğramıştır. Tanzimat Dönemi resmen 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu’ndan itibaren başlatılmakla birlikte reformun kökenleri dikkate alındığında bu ferman, II. Mahmud devrinde başlayan yönetimin reorganizasyon sürecinin resmîleştirilmiş formülasyonundan ibarettir. II. Mahmud’un kabine sistemini baştan aşağı değiştirerek nezaretler ihdası ve Avrupaî tipte kabine anlayışını benimsemesi, merkezi yönetim organı Bab-ı âli’ye reform sürecinde teknik katkı ve uzmanlık desteği vermesi için uzman danışma kurulu statüsünde meclisler kurması Tanzimat’ın zeminini hazırlayan sürecin en önemli adımlarıdır. Tanzimat Dönemi’nin resmen başlamasının ardından II. Mahmud’un ihdas ettiği Meclis-i Vâlâ-yı Ahkam-ı Adliye, Tanzimat reformlarının hukukî altyapısını hazırlamakla görevlendirilmiştir. Modern vergi sistemi, mali yapı ve idarî düzen, hukuk sistemi inşasında yasal zemini hazırlamakla mükellef kılınan bu meclis, Tanzimat reformlarının kontrol merkezi olarak düzenlenmiştir. Ancak Osmanlı coğrafyası çapında, çok yönlü bir reorganizasyon sürecini yürütmek mevcut yapısıyla Meclis-i Vâlâ’nın işlevsizleşmesiyle sonuçlanmıştır. Bunun üzerine 1854 yılında reform sürecinin ivme kaybetmesi nedeniyle üst bir yasama organı olarak Meclis-i âli Tanzimat kurulmuştur. İkili meclis döneminde yasama görevini ağırlıklı olarak Meclis-i Tanzimat üstlenirken Meclis-i Vâlâ, adlî konularla ilgilenmiştir. Meclislerin görev tanımlarının açık olmaması, işleyişte yetki karmaşasının meydana gelmesi, Tanzimat bürokrasisinde güç dengelerinin zamanla değişmesi nedeniyle ikili meclis anlayışından vazgeçilmiş ve iki meclis Meclis-i Ahkâm-ı Adliye adı altında 1861’de birleştirilmiştir. Yeni meclisin reform çalışmalarını ivmelendirebilmesi için işleyişi, uzmanlık kurulları ve bürokratik yapısı yeniden belirlenmiştir. Bu süreçte Meclis-i Vâlâ deneyimi göz önünde tutularak Meclis-i Ahkam-ı Adliye’nin çalışma sürecini hızlandıracak, etkin ve verimli faaliyet göstermesini sağlayacak önlemler alınmıştır. Bu açıdan yeni meclis, Meclis-i Vâlâ’nın güncellemeye tabi tutulmuş versiyonu olarak değerlendirilebilir. Fakat taşra meclislerinde ve mahkemelerinde işlevler ayrılırken, yetki paylaşılırken merkezde adli ve idari bütün yetkinin tek bir çatı altında temerküzü tabii sürece aykırı bir gelişmeydi. Nitekim merkez bürokrasisi yetki temerküzünün reform sürecini ivmelendirmek yerine yavaşlattığını fark ederek işlevsel ayrışma beklentileri karşısında durmamış ve bu meclis, idari ve adli yetkilerin ayrıştığı ikili bir yapıya evrilmiştir. Bu çalışmada Tanzimat’ın getirdiği merkezi reform meclisi geleneğinin bir halkası olarak Meclis-i Ahkam-ı Adliye’nin reform sürecinin ivmelenmesine katkıları ele alınacaktır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türklerde Yerleşim Birimlerine Ad Olan Bazı Kelimeler</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47072</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47072</guid>
      <author>Mithat USTA</author>
      <description>İnsanlar, tarih boyunca durmaksızın bir yerlere hareket etmişlerdir. Yaşamın devam ettirilebilmesi için gerekli olan beslenme ve güvenlik, göçebe hayatın temel sebeplerindendir. İklim değişimlerine bağlı olarak kış aylarında besin kaynaklarının azalması insanoğlunu tarıma yönlendirmiş, tarım devrimi beraberinde yerleşik hayatı getirmiştir. Yerleşik hayata geçişin başlangıcında yarı göçebe bir hayat süren insanoğlu zamanla yazlık kışlık olan bölgelerde inşa ettikleri yapıları geliştirerek yerleşik hayatı yaşamaya başlamıştır. İlim dünyasında Türklerin göçebelik ile özdeşleştirildiği ve yerleşik yaşama diğer milletlere göre geç dönemde geçtiği tartışmasız kabul edilmiştir. Ancak Türklere ait ilk yazılı kaynak olan Köktürk Yazıtlarında yerleşik hayata dair bilgiler de yer almaktadır. Bilge Kağan yazıtlarda şehirlerden bahseder, Biş Balık’ı ele geçirmesinden sonra şehrin bayındır olduğunu belirtir. Türkçede en büyük yerleşim birimi için en sık kullanılan kelime “şehir”dir. Ancak Eski Türkçeden günümüz Türkçesine gelene kadar “il, balık, kent, saray, yurt, ordu” kelimelerinin de yerleşim birimi adı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu makalede Eski Türkçeden günümüz Türkçesine, içerisinde yaşanılan kent anlamında kullanılan “il, balık, kent, saray, yurt, ordu” kelimeleri incelenerek, bu kelimelerin kökenleri ve etimolojileri üzerinde durulmuş, kelimelerdeki ses ve anlam değişiklikleri, tarihî ve çağdaş lehçelerdeki şekilleri incelenmiştir. Yerleşim adı olarak kullanılan bu kelimelerde “ışık” anlamı araştırılarak, bu kelimelerden bazılarının “parlama, ışık” anlamları taşıdığı tespit edilmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Evliya Çelebi Seyahatnamesine Göre 17. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Kadın</title>
      <link>https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47241</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/turkishstudies?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=47241</guid>
      <author>Osman KÖSE</author>
      <description>Osmanlı devletinde kadınların sosyal hayatı, dinlere, meşreplere ve coğrafyaya göre farklılıklar gösterirdi. Müslüman kadınlarla Hristiyan kadınların ve kızların giyim, kuşam, yemek, gezme ve süslenme şekilleri birbirinden farklıydı. Bu makalede, ünlü Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi’nin seyahatlarını kaleme aldığı “Seyahataname” adlı kitabına göre Osmanlı devletinde kadınların yaşamı incelenmektedir. Gezdiği şehirleri, kasabaları ve geniş coğrafyayı detaylı yorumları ve pür-dikkat gözlemleri ile kaleme alan ve sonraki asırlara aktaran 17. asrın büyük seyyahı Evliya Çelebi 1611 yılında İstanbul’da doğdu. Babası sarayın kuyumcusudur. Babasının saraydaki görevi nedeniyle, devrin en önemli eğitim kurumu olan Enderun’da okudu ve yüksek düzeyde bir eğitim aldı. Aile aslen Kütahyalıdır. Seyahatlerini resmi görevlendirmelerle veya seyyah olarak yaptı. Kırk yılı aşkın bir zaman Osmanlı coğrafyasının neredeyse tamamını gezerek, görerek veya dinleyerek kaleme aldı. 1682 yılı veya 1684 yıllarında ölmüş olduğu varsayılmaktadır. Evliya Çerlebi ömrünü gerek resmi görevler ve gerekse seyahatler vasıtasıyla geniş Osmanlı coğrafyasını gezerek geçirdiği için, kalem aldığı “Seyahatname”sinde, sosyal hayatın tüm evreleri ile ilgili bilgilere rastlamak mümkündür. Ömrünü seyahatle geçirmesi, gezmeyi seven bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir. İncelenen konu, Evliya Çelebi’nin yaşadığı asır olan 17. Yüzyıl ile sınırlıdır. Bun agöre Yemen’den Viyana’ya ve Kuzey Afrika’dan Kafkasya’ya kadar geniş bir alanda yaşayan Osmanlı devlet tebaası olan kadınların ve kızların yaşamları bu makalenin konusudur.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


