






   
<rss version="2.0">
  <channel>
    <title>Turkish Studies-Information Technologies and Applied Sciences, Yıl 2020 Sayı Volume 15 Issue 2</title>
    <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=sayi_detay&amp;sayi_id=1035</link>
    <description>Turkish Studies-Information Technologies and Applied Sciences</description>
    <language>tr</language>
    <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    <generator>Ankara Bilim Üniversitesi</generator>
    <item>
      <title>Probleme Dayalı Sanal Öğrenme: Kavramsal Bir Çözümleme</title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43251</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43251</guid>
      <author>Seda AKTI ASLANKemal DURUHAN</author>
      <description>Bilimsel ve teknolojik gelişmelerin baş döndürücü bir hızla ilerlediği ortamda gelişmelere ayak uydurabilmek, dünyaya daha geniş bir pencereden bakabilmek ve fikir üretebilmek bireylerin alacağı eğitim ile mümkündür. Günümüzde bireylerin geçmişe göre daha karmaşık becerilere sahip olması gerekmektedir. Bu doğrultuda eğitim kurumları da araştıran, sorgulayan, karşılaştığı problemlere çözüm üretebilen öğrenciler yetiştirme görevini üstlenmiştir. Öğrencilerin eğitim öğretim sürecinde aktif rol almasının ön planda tutulması ile beraber probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yaklaşımı da ön plana çıkmıştır. Bu çalışmada probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yaklaşımı ile ilgili kavramsal bir çözümleme yapmak ve bu yaklaşımın genel bir çerçevesini oluşturarak sanal ortamlarda kullanılabilirliğini değerlendirmek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda PDÖ yaklaşımı, faydaları ve sınırlılıkları, öğrenme süreci, öğretmen ve öğrenci rolleri ile değerlendirme süreçleri hakkında literatür bilgisine yer verildikten sonra sanal öğrenme ortamlarında PDÖ yaklaşımı kullanımına ilişkin sürecin nasıl ilerleyebileceği konusunda bilgiler sunulmuştur. Sanal ortamlar PDÖ yaklaşımının bazı gereksinimlerini karşılayabilecek niteliktedir. Ancak uygulama sürecinin titizlik ile yürütülmesi gereklidir. PDÖ yaklaşımının temeli olarak görülen oturumların planlanma süreci ve oturumlar şeklinde düzenlenmesi önemli görülmektedir. Bütün bunlar düzenlenirken de öğretmenlerin süreçte rehber konumunda olması ve süreci doğru bir şekilde yönlendirmesi de PDÖ sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini sağlayacaktır. Ayrıca sanal ortam, PDÖ yaklaşımı sürecine göre tasarlanırken çeşitli tasarım ilkeleri de göz önünde bulundurulmalıdır.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Yapay Zekâ ile Konut Fiyatlarının Tahmin Edilmesi</title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43161</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=43161</guid>
      <author>Emrah AYDEMİRCemal AKTÜRK , Mehmet Ali YALÇINKAYA</author>
      <description>Konut satın alma, insanların belirli bir bütçe ile barınma, sağlık, güvenlik ve çeşitli sosyokültürel ihtiyaçlarını karşılamayı gerektiren çok boyutlu bir problemdir. Yapay zekâ yöntemlerinde yaşanan gelişmeler, artık günlük hayatta konut satın alma gibi birçok problemin çözümüne imkân tanımaktadır. Yapay sinir ağları ve derin öğrenme yöntemleri bu amaçla kullanılan yöntemlerdendir. Bu çalışmada, internetteki satılık konut verilerini toplayarak kaydeden ve konut fiyat tahmini yapan zeki bir sistem geliştirilmiştir. Geliştirilen sistemde kullanılmak üzere İstanbul iline ait satılık konut verileri toplanmıştır. Veriler 10-katlı çapraz doğrulama yöntemi ile eğitim ve test olacak şekilde ayrıştırılmıştır. Veriler 176 özniteliğe göre 14 farklı algoritma ile modellenerek fiyat tahmin çalışması yapılmıştır. İstanbul’un Ataşehir ilçesindeki 852 konut için en başarılı fiyat tahmini Rastgele Orman Algoritması ile elde edilmiştir. Yapılan çalışma ile araştırmacıların, konut piyasasında faaliyet gösteren firmaların ve tüketicilerin konut fiyatlarını tahmin edebileceği bir sistem geliştirilmiştir. Ayrıca, sonraki çalışmalarda farklı yapay zekâ yöntemlerinin veya konut özniteliklerinin kullanılması için araştırmacılara yeni bir bakış açısı kazandırılması hedeflenmiştir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Makine Öğrenmesi ile Sigorta Hasarlarında Sahtecilik Tespiti</title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42855</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=42855</guid>
      <author>Yaşar GEREN</author>
      <description>Dolandırıcılık son zamanlarda tüm dünyada artış göstermektedir. Özellikle internet kullanımının artması ve kredi kartlarının daha yoğun kullanılması ile sahtecilik olayları da artmaktadır. Bankacılık sektöründe kredi ve kredi kartı sahteciliklerinin tespiti ve önlenmesi ile ilgili bir çok çalışma yapılmış ve önlemler alınmıştır. Benzer şekilde sahte hasarlar sigorta sektöründe de yaygın bir şekilde görülmektedir. Sigorta sektöründe sahte hasarların tahmin edilmesi banka sektörüne göre biraz daha zor olduğu ve bu alanda yapılan çalışmaların daha az olduğu görülüyor. Bilgisayarların işlem hacimleri ve hızları ilerledikçe insanoğlu daha yeni teknolojileri iş hayatının her alanında kullanmaya başlamıştır. Günümüzde artık algoritmanın programın kendisi tarafından yazılmasından, öğrenmesinden ve uygulamasından bahsediyoruz. Makine öğrenmesi yapay zekanın bir uygulamasıdır ve öğrendiklerini deneyerek, geliştirerek sonuç elde eder. Makine öğrenmesi bir çok alanda kullanıldığı gibi finans ve sigorta alanlarında da kullanılmaya başlanmıştır. Sigortalı bilgileri ve hasar bilgileri büyük veri havuzunda toplanmakta ve zamanla ciddi boyutlara ulaşmaktadır. Bu verilerin doğru makine öğrenmesi algoritmaları ile iyi analiz edilerek kullanılması durumunda sahte hasarlar büyük oranda tahmin edilebilir. Bu çalışmada bir sigorta şirketinden alınan hasar veri seti üzerinden makine öğrenmesi algoritmaları kullanılarak, hasarların sahte olma durumlarının tahmin skorları karşılaştırılacaktır. Yaklaşık 7 değişik makine öğrenmesi algoritmasını aynı veri seti üzerinde, aynı test ve eğitim oranlarında çalıştırıp, doğruluk oranları ve performansları karşılaştırılacak ve nasıl sonuçlar verdiği gösterilecektir.</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>İnsan Kaynakları Yönetiminde Dijital Dönüşüm: İK 4.0</title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41930</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41930</guid>
      <author>Beste GÖKÇE PARSEHYAN</author>
      <description>Sanayi 4.0 ile birlikte işletmelerin yapıları değişime uğramıştır. Gelişen teknoloji, dijital dönüşümü de beraberinde getirmiştir. Akıllı üretim, nesnelerin interneti, yapay zeka, bulut bilişim ve büyük veri gibi sanayi 4.0’ın temel kavramları, insan kaynakları yönetimini de geleneksel yaklaşımından insan kaynakları (İK) 4.0’a evrilmeye mecbur kılmaktadır. İK 4.0 kavramının ortaya çıkışında hem yeni teknolojiler hem de çalışan kuşağın değişimi etkili olmuştur. Bu çalışmada İK 4.0’ın teknolojik ayağı ele alınmıştır. Bu bağlamda, dijital dönüşüm ve SMACI kavramlarının literatürde ön plana çıktığı gözlemlenmiştir. SMACI; sosyal medya, mobilite, analitik, bulut ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerinin toplamına verilen isimdir ve yeni bir kavram olarak araştırmalarda yer bulmaya başlamıştır. Çalışmanın amacı, dijital dönüşümün bir kavramı olan SMACI’nin İK 4.0’a olumlu etkilerinin ve uygulama zorluklarının irdelenmesidir. SMACI insan kaynaklarına toplamda yedi farklı şekilde yarar sağlamaktadır: akıllı işe alım, eleme ve mülakat süreçlerinin yapay zekaya geçişi, işe alım ve işe alıştırma deneyimini iyileştirme, veri güvenliği ve şeffaflık, verimi arttırma, iş yerinde öğrenmeyi arttırma, şirketlerin rekabetçi pozisyonunu korumasını sağlama. SMACI, yararlarının yanında uygulama zorluklarını da beraberinde getirmektedir. Çalışanlar, gelişen teknoloji karşısında iş güvencelerini tehdit altında görebilirler ve değişime direnç gösterebilirler. İK 4.0, her kavram gibi güçlü, zayıf yönlere ve tehditler ile fırsatlara sahiptir. Çalışma, İK 4.0 kavramını teknolojik uyum süreci bağlamında analiz etmeyi amaçlamıştır.  </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Matematik Öğrenme Nesnelerinin Okul Öncesi Eğitimde Matematik Etkinliklerinde Kullanımı (Rakamları Tanıma Etkinliği) </title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41658</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=41658</guid>
      <author>Buket Serpil KURTElif DOĞAN , Ali Babapur GOLEZANİ</author>
      <description>     Okul öncesi dönem; çocuğun doğumundan ilkokula başlayana kadar geçen dönemdir ve bu dönemde gerçekleştirilen eğitsel etkinliklerin tümüne ise okul öncesi eğitim denilmektedir (Oktay, 1990). Matematik, okul öncesi dönemde ele alınması gereken önemli bilişsel öğrenme alanlarından biridir (Davenport &amp; Johnston, 2015). Okul öncesi dönemde çocuklara verilecek olan nitelikli bir matematik eğitimi, çocuklarda ilköğretim yıllarında oluşabilecek öğrenme güçlüklerine engel olabileceği gibi çocukların ilköğretime hazır olarak başlamaları için önemli bir role sahiptir.  Bu sebeple çocukların, okul öncesi eğitim döneminde zengin matematik öğrenme deneyimleri yaşamaları için tasarlanacak öğrenme deneyimleri çok önemlidir (Güven, Öztürk, Karataş, Arslan, &amp; Şahin, 2018). Okul öncesi eğitime devam eden öğrencilerin matematik becerilerinden rakamları (1-9) tanıma becerisini geliştirmek amacıyla BDE ile dinamik öğrenme nesnelerinin kullanımına yönelik bir eğitim verilmeden nesnelerin öğrencilere sunularak kendiliğinden öğrenme gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri ile bu öğrencilerin dinamik öğrenme nesnelerinin kullanımının öğretimi yapılan öğrenciler ile karşılaştırmasını yapmak araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın çalışma grubunu Erzurum ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ilkokul bünyesinde bulunan bir anasınıfında aktif olarak eğitim gören, 54-72 ay aralığındaki çocuklar oluşturmaktadır. Araştırma, nitel araştırma tekniklerinden biri olan durum çalışmasıdır. Araştırma kapsamında veriler gözlem tekniği ile elde edilmiştir. Araştırmada verilerin toplanması için araştırmacılar tarafından öğrencilerin öğrenme nesnelerini nasıl kullandıkları, öğrencilerin ilgi ve isteklilik durumları, tepkileri gözlemlenerek gözlem notları alınmıştır. Gözlem sonucunda analiz işlemi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Gözlem sonucunda dinamik öğrenme nesnelerinin kullanımı için eğitim verilmeyen ve zaman içinde keşfederek kendileri nesneleri tanımlayan, kullanan öğrencilerin, eğitim verilen öğrencilerle nesneleri aynı düzeyde kullanabildikleri, eğitim verilmeyen öğrencilerin ilk günlerde nesneyi keşfedemediği için sıkılırken keşfetmeye başlamaları ile istek ve ilgilerinin arttığı gözlenmiştir.&#13;
</description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
    <item>
      <title>Türkiye ve Güney Afrika Eğitim Sistemlerinin: Okullarda Bilgi ve İletişim Teknolojisi Uygulamalarına Göre Karşılaştırılması </title>
      <link>https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40309</link>
      <guid isPermaLink="true">https://turkishstudies.net/appliedsciences?mod=makale_tr_ozet&amp;makale_id=40309</guid>
      <author>Mehmet ÜLKER</author>
      <description>Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Güney Afrika eğitim sisteminde bilgi ve iletişim teknolojisine dayalı uygulamalarının benzerlik ve farklılıklarını karşılaştırmaktır. Bu çalışma, nitel araştırma yöntemine göre yapılmıştır. Betimsel temelli bir çalışmadır ve çalışmada nitel araştırma yönteminin, durum çalışması deseni kullanılmıştır. Veriler doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve yorumlama yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışmanın bulguları iki temel başlıkta toplanmıştır. Bunlardan ilki Türkiye ve Güney Afrika’nın demografik ve kalkınmışlık göstergeleri etrafındaki bulgulardır. İkincisi ise bu iki ülkenin eğitimle ilişkili sayısal ve örgütsel yapısına ve bilgi ve iletişim teknolojileri öğretim programlarına yöneliktir. Bu kapsamda bilgi ve iletişim teknolojileri öğretim programlarının felsefi arka planı, amacı, dersin zorunlu ve seçmeli olma durumu ve haftalık ders saati sürelerine yönelik bulgular da vardır. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre Türkiye nicelik olarak, Güney Afrika’ya göre daha iyi göstergelere sahiptir. Eğitim sisteminde bilgi ve iletişim teknolojilerinde faydalanma konusunda Türkiye, Güney Afrika’ya göre daha öncü ve etkin çalışmaların içinde olduğu yorumlanmıştır. Bunun yanı sıra her iki ülkenin önemli oranda benzer uygulamalara yer verdiği de yorumlanmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojisine dayalı derslerin seçmeli ve ya zorunlu ders saati süresi toplamı ile öğretim kademelerine yayınlığı bakımından Türkiye’nin Güney Afrika’ya göre oldukça önde olduğu görülmüştür. Bunun yanında bilgi ve iletişim teknolojisi temelli derslerin adı, seçmeli ve ya zorunlu olma durumu Güney Afrika’da nerdeyse sabit iken Türkiye’de sürekli bir değişim yaşamıştır. Elde edilen bulgu ve sonuçlara dayalı yeni ve derinlemesine araştırmaların yapılması ve bilgi ve iletişim teknolojisine dayalı uygulamaların dördüncü evresi olarak kabul edilen dijital-zeki öğrenme sistemlerini konu eden, öncü akademik çalışmaların başlatılması önerilmiştir. </description>
      <pubDate>2026-07-16</pubDate>
    </item>
  </channel>
</rss>


