Gök tanrı inancı ile göçebe ve akıncı bir yaşamın içinde olan Köktürklerin yazılı metinlerinde dini terimler çok az olup daha çok askerî ve savaş terimler bulunmaktadır. Köktürklerin devamında Uygurlar, benimsedikleri Manihaizm ve Budizm gibi dinlerin etkisiyle, diğer Türk boylarından farklı bir kültürel çevreye girmişlerdir. Kültür çevresini değiştirebilen bir topluluğun dilinde de değişiklikler meydana gelmiş ve bağlı oldukları dinleri asıl kaynaklarından öğrenme ve yayma düşüncesi ile Uygurcaya, Çince, Sanskritçe, vd. dillerden çeviriler yapılmıştır. Çeviri yoluyla Türkçenin söz varlığında değişmeler olmuş; ancak söz varlığı Türkçe özelliğini kaybetmemiş, yeni sözcükler Türkçenin imkânlarıyla yaratılmıştır.Karahanlıların İslamiyeti kabul etmesiyle birlikte de bağlı oldukları dinleri asıl kaynaklarından öğrenme ve yayma düşüncesi devam etmiş, Kur’ân’daki dinî terimlere Türkçe karşılıklar aranmış çoğunlukla Türkçe söz ya da dil bilgisinden yararlanılmıştır. Kutsal bir metin olan Kurˈân-ı Kerim karşısında, dinî bir mesuliyetle hareket eden ilk mütercimler Arapça söz dizimi ve yapı bilgisiyle şekillenmiş söz bilgisine eşdeğerlikler ararken genellikle birebir söz ve yapı bakımından uyan karşılıklar aramışlardır. Öyle ki, bu amaçla bazen Türkçe gramer bilgisinin imkânları da zorlanarak yeni biçim birimlerini türetmişlerdir. Kurˈân-ı Kerim’in Türkçe ilk tercümesinin ‘ne zaman, nerede ve nasıl’ yapıldığı hakkında bugün için kesin bir bilgi bulunmamasına rağmen, günümüze ulaşan Doğu ve Batı Türk yazı dillerinde yazılmış tercüme ve tefsirlerin dili incelendiğinde Kurˈân’ın; Karahanlı, Harezm, Çağatay ve Oğuz illerinde çeşitli Türk lehçelerine tercüme edildiği görülmektedir. Tarihî Türkçe Kur’an Tercümeleri üzerine yapılan incelemeler tarihsel söz varlığı, dilbilgisi, din ve kültür konularına ışık tutarak Türkoloji çalışmalarına katkı sağlamaktadır.
The written texts of the Göktürks, who lived a nomadic and raiding lifestyle with the belief in the Sky God, contain very few religious terms and mostly military and warfare-related terminology. Following the Göktürks, the Uighurs, influenced by the religions they adopted such as Manichaeism and Buddhism, entered a different cultural environment compared to other Turkic tribes. When a community can change its cultural environment, changes also occur in its language. Driven by the desire to learn and spread the religions they adhered to from their original sources, the Uighurs made translations into Uighur from languages like Chinese, Sanskrit, and others. Through these translations, changes occurred in the Turkish lexicon; however, the lexicon did not lose its Turkish character, and new words were created with the possibilities of the Turkish language. With the acceptance of Islam by the Karakhanids, the idea of learning and spreading the religions they adhered to from their original sources continued. Turkish equivalents were sought for religious terms in the Qur'an, and mostly Turkish words or grammar were utilized. In the face of the Qur'an, a sacred text, the first to act with religious responsibility Translators, while looking for equivalences in the vocabulary shaped by Arabic syntax and grammar, generally sought counterparts that matched word-for-word and in terms of structure. To achieve this, they sometimes pushed the boundaries of Turkish grammar, creating new morphological units. Although there is no definitive information today about "when, where, and how" the first Turkish translation of the Qur'an was made, when examining the language of translations and interpretations written in the Eastern and Western Turkish written languages that have survived to the present day, it is seen that the Qur'an was translated into various Turkish dialects in the regions of Karakhanids, Khwarezm, Chagatai, and Oghuz. Studies on historical Turkish Qur'an translations contribute to Turkology research by shedding light on historical vocabulary, grammar, religion, and cultural topics.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.