Multidisipliner bir perspektiften tamamlanış olan bu araştırmanın amacı, dini temsil konumunda olanların din algısında yaşanan değişimi ortaya koymaktır. Omuzlarında dini ve ahlaki değerleri topluma benimsetme görevi bulunanların değerler dünyasındaki değişim süreçlerine ne kadar hazırlıklı oldukları, bu araştırmanın konusu değildir. Bu araştırmanın asıl konusu bu değişim süreçlerinin dini temsil edenleri ne kadar etkilediği idi. Araştırmamızda dini temsil edenlerdeki sekülerleşme oranının yüksek olacağı hipotezimizden yola çıkmıştık. Dini temsil etme ve topluma benimsetmekle görevli olanların değerler dünyasında değişim yaşamakla birlikte gelenekten gelen tutumlarını büsbütün kaybetmedikleri şeklinde özetlenebilecek bir sonuçla karşılaştık. Dindarlık insanın iç dünyasında yeşeren ve gelişen toplumla desteklenmesi gereken bir süreçtir. Din sadece inanç sistemi ve onun uygulanması değil aynı zamanda bir sosyal alışkanlık ve birlikte yaşama kültürüdür. Birlikte yaşama kültürünün sürdürebilirliği dini tebliğ ve temsil konumunda olanların dindarlık algısı ile ilgilidir. Dini insanlara anlatmak ve sunmakla görevli ilim adamları ve gönüllüler birlikte yaşama becerisinin toplum tarafından kazanılmasında ve uygulanmasında hayati rol üstlenmiş kişilerdir. Onların toplumu kaynaştırma ve birlikte yaşatma görevi dindarlığın özümsenmesi, toplumun maşeri vicdanına oturması ve hayatın bütün sahalarında tezahür etmesi açısından önemlidir. Dijitalleşme sonrası evrede modernleşme, bireyin konforu dışında bir değeri fiili olarak tanımaması gibi bir sonucu doğurmuştur. Halkın ve yetişmekte olan gençliğin ruhundaki yaraya merhem olacak kuşatıcı, ruh ve beden sağlığını kollayıcı, insanı ve toplumu koruyucu bir din dili inşasına zemin hazırlayacak din tebliğcileri yetişmiyorsa dinin ve birlikte yaşama müşterek gayesinin geleceği konusunda kaygı duymayı gerekli kılacak bir durumdan söz edilebilir. Dindarlığın ülke çapında güçlenmesi, bilgi edinmenin yanında dinin gereklerinin uygulanmasını ve bu uygulamaların toplumsal alanlarda tezahür etmesini gerektirmektedir. Modernleşme sonrası dönemde dinin temsili ve din görevlisinin dindarlığı, üzerinde daha çok sayıda araştırma yapılması ve tartışılması gereken bir başlık olma hususiyetini devam ettirecek görünmektedir.
The aim of this research, which was completed from a multidisciplinary perspective, is to reveal the change in the perception of religion of those who are in a position to represent religion. It is not the subject of this research how prepared those who have the responsibility of imposing religious and moral values on society are for the change processes in the world of values. The main subject of this research was how much these change processes affected those who represent religion. In our research, we set out from our hypothesis that the rate of secularization among those who represent religion would be high. We came across a result that can be summarized as follows: Those who are responsible for representing the religion and making it accepted by the society are experiencing changes in the world of values, but they have not completely lost their traditional attitudes. Religiousness is a process that flourishes in a person's inner world and must be supported by a developing society. Religion is not only a belief system and its practice, but also a social habit and a culture of living together. The sustainability of the culture of living together is related to the perception of religiosity of those who are in a position to convey and represent religion. Scientists and volunteers who are responsible for explaining and presenting religion to people are people who play a vital role in the society's acquisition and implementation of the ability to live together. Their duty to integrate society and make people live together is important in terms of assimilating religiosity, establishing it in the social conscience of the society, and manifesting it in all areas of life. Modernization in the post-digitalization phase has resulted in the individual not actually recognizing any value other than his comfort. If religious preachers who will be a balm for the wound in the souls of the people and the growing youth, who will pave the way for the construction of a religious language that is encompassing, protective of mental and physical health, and protective of people and society are not trained, it can be said that there is a situation that will make it necessary to worry about the future of religion and the common goal of living together. Strengthening religiosity throughout the country requires implementing the requirements of religion in addition to acquiring knowledge and manifesting these practices in social areas. In the post-modernization period, the representation of religion and the religiosity of the religious official seem to continue to be a topic that requires more research and discussion.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.