Recai BAZANCİR-
Bu makalede, çağdaş dijital ortamlarda kültürel anlatıların meşruiyetini nasıl kazandığı, mitik otoriteden algoritmik otoriteye geçiş ekseninde incelenmektedir. Geleneksel toplumlarda anlatı otoritesi ritüel tekrar, kolektif hafıza, sözlü aktarım ve anlatıcılar aracılığıyla kurulmaktadır. Bu bağlamda mitik anlatılar kutsal zaman anlayışı, sembolik tekrar, performatif süreklilik ve topluluk tarafından onaylanan anlatı kalıpları üzerinden meşruiyet kazanmaktadır. Buna karşılık dijital medya ortamlarının yaygınlaşmasıyla birlikte kültürel anlatıların dolaşımı ve etkisi giderek algoritmik sıralama sistemleri, öneri mimarileri, platform altyapıları ve yapay zekâ temelli üretim süreçleri tarafından belirlenmektedir. Böylece anlatı otoritesi yalnızca toplumsal hafızaya ve kültürel sürekliliğe dayanan bir yapı olmaktan çıkmakta; veri temelli görünürlük mekanizmaları ve hesaplamalı önceliklendirme süreçleriyle şekillenmektedir. Çalışmada kuramsal-karşılaştırmalı bir yaklaşımla folklor araştırmaları, kültürel bellek kuramı, medya çalışmaları, dijital beşerî bilimler ve platform çalışmaları bir araya getirilmektedir. Makale, dijital folklorun yalnızca sözlü geleneğin yeni medyadaki devamı olmadığını; dolaşımı, görünürlüğü ve anlatısal etkisi hesaplamalı sistemler tarafından yeniden biçimlenen dinamik bir alan olduğunu ileri sürmektedir. Çalışma, yapay zekâ tarafından üretilen anlatıların kültürel bağlam, otantiklik ve topluluk onayı bakımından yeni tartışma alanları oluşturduğunu göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, kültürel aktarımın platformlar ve yapay zekâ çağında hibrit otorite yapıları içinde yeniden düzenlendiğini açıklayan kavramsal bir model önermektedir. Bu yönüyle makale, dijital folklor araştırmaları için kuramsal ve yöntemsel bir tartışma zemini sunmaktadır.
This article examines how cultural narratives acquire legitimacy in contemporary digital environments through the transition from mythic authority to algorithmic authority. In traditional societies, narrative authority is established through ritual repetition, collective memory, oral transmission, and culturally recognized storytellers. Mythic narratives gain legitimacy through sacred time, symbolic repetition, performative continuity, and narrative patterns validated by the community. In contrast, the expansion of digital media environments has made the circulation, visibility, and influence of cultural narratives increasingly dependent on algorithmic ranking systems, recommendation architectures, platform infrastructures, and artificial intelligence-based production. Narrative authority is therefore no longer grounded solely in social memory and cultural continuity; it is also reshaped through data-driven visibility mechanisms and computational prioritization. The study brings together folklore studies, cultural memory theory, media studies, digital humanities, and platform studies through a theoretical-comparative approach. It argues that digital folklore is not merely the continuation of oral tradition in new media, but a dynamic field whose circulation, visibility, and narrative impact are reorganized by computational systems. The article proposes a conceptual model showing that contemporary cultural authority emerges within hybrid structures formed through the interaction of mythic cultural memory and algorithmic systems. In this respect, the study clarifies the conceptual vocabulary needed to examine folklore, platform visibility, and AI-generated storytelling together.
Folklore studies, digital folklore, algorithmic authority, mythic authority, artificial intelligence.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.