Edebiyatı; psikoloji, sosyoloji ve felsefe gibi bilimlerden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle bir edebî metnin anlamlandırılması ve yorumlanmasında farklı disiplinlerin bilgi ve yöntemlerinden yararlanmak gerekmektedir. Psikoloji, iletişim bilimleri, siyaset bilimi, felsefe, hukuk, sosyoloji ve din bilimleri gibi pek çok disiplinle ilişkili olan yalan da bir sosyal gerçeklik olarak düşünüldüğünde edebiyatla da ilgilidir. Günlük yaşamda sıkça rastlanılan yalan, kimi zaman kişiler arası iletişimin merkezinde yer almaktadır. Bu bağlamda Türk edebiyatının önemli yazarlarından Peyami Safa, yalan kavramını eserine taşımış; yalanı ve yalanın kullanım gerekçelerini, Yalnızız adlı romanının temeline oturtarak başarıyla ele almıştır. Bu çalışma, yalanın, günlük yaşam içindeki işlev ve kullanımını, bunun yanında bireyler arası ilişkilerdeki belirleyiciliğini Yalnızız romanı aracılığıyla ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada Morrison’un altılı yalan tipolojisi, Vrij, DePaulo ve diğerleri ile Ekman’ın davranışsal ipuçları kuramları ve Sartre’ın kötü niyet kavramı temel alınarak romanın kuramsal çerçevesi oluşturulmuştur. Bu bağlamda çalışmada, roman karakterlerinin yalan kavramına yüklediği anlam ve değerler tespit edilmeye çalışılmıştır. Bunun yanında bireyler; kimlere, hangi amaçla yalan söylemekte, söyledikleri yalan sonrasında ne tür duygular hissetmekte ya da bireyi yalan söylemeye iten nedenlerin neler olduğu ve yalanın, söyleyen kişiye kazanç sağlayıp sağlamadığı gibi sorulara cevap aranmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda yalanın, yalnızca bir iletişim aracı olmadığı aynı zamanda bireyi kendi hakikatinden uzaklaştıran varoluşsal bir kaçış mekanizmasına dönüştüğü ortaya konmuştur.
Literature cannot be considered independently of disciplines such as psychology, sociology, and philosophy. Therefore, interpreting and analyzing a literary text requires drawing on the knowledge and methods of different disciplines. When considered as a social reality, lying, which is related to many disciplines such as psychology, communication sciences, political science, philosophy, law, sociology, and religious studies, is also relevant to literature. Lying, which is frequently encountered in daily life, sometimes takes center stage in interpersonal communication. In this context, Peyami Safa, one of the important writers of Turkish literature, has brought the concept of lying into his work; he has successfully addressed lying and the reasons for its use by placing it at the core of his novel Yalnızız (We Are Alone). This study aims to reveal the function and use of lying in daily life, as well as its determinative role in interpersonal relationships, through the novel Yalnızız. In this context, the study seeks to identify the meanings and values that the characters in the novel attach to the concept of lying. In addition, it attempts to answer questions such as: to whom do individuals lie, for what purpose, what kind of feelings do they experience after telling a lie, what are the reasons that drive an individual to lie, and whether lying benefits the person who tells it. As a result, the study reveals that lying is not merely a communicative tool but also transforms into an existential escape mechanism that estranges the individual from their own truth.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.