İslami edebiyat geleneğinden gelen ve kadim bir edebiyat olan Klasik Türk edebiyatı, şekil ve muhteva bakımından fevkalade bir ehemmiyete haiz bulunmaktadır. Mevzubahis bu edebiyat âdeta Osmanlı Devleti ile birlikte doğmuş ve eş zamanlı gelişmiş bir edebiyattır. Bu eş zamanlı gelişim sürecinde Osmanlı İmparatorluğu’nun en görkemli döneminde bu edebiyat mahsulleri ve edebiyatın ustaları da en şaaşalı devirlerini yaşamışlardır. Arap ve Fars dillerinin tesiri altında kendi lisan anlayışıyla bu edebiyat Osmanlı Türkçesi olarak isimlendirdiğimiz zengin kelimeli dil birikimini ortaya koymuştur. İşte bu dil birikimiyle kalıcı şiirler veren divan edebiyatı farklı etkileşimleri içinde barındıran geniş bir sahadır. Bu sahada eser vermiş birçok şiir bulunmaktadır. Bu şiirlerden ikisi olan Hayâlî Bey (ö. 964/1557) ile Ahmed Paşa (ö. 902/1496-97) farklı dönemlerde yaşamış olmalarına rağmen şiirlerinde benzer ifadelere farklı anlamlar vermişlerdir. Bu çalışmada Hayâlî Bey’in bir gazeli şerh edilmiştir. Aynı zamanda şerhi yapılan mevzubahis bu gazel esas alınmak suretiyle Hayâlî Bey’in kelime dünyası ve Ahmed Paşa’nın bu kelimeleri kullanma tarzı incelenmiştir. Çalışmada verilen beyitler öncelikle orijinal hallleri muhafaza edilmeye çalışılarak kurallı cümleye çevrilmiştir. Bunu yapmaktaki temel maksat beyitlerin, şairin dilinden çıkış şekillerini mümkün mertebe muhafaza etmeye çalışmak olmuştur. Daha sonra bu çeviriden hareketle beyitlerin günümüz Türkçesine aktarımı yapılmıştır. Şerhi verilen beyitlerde geçen bazı ifadelerin Ahmed Paşa tarafından ne şekilde kullanıldığı değerlendirilmiştir. Birbirlerine yakın dönemlerde yaşamış olan iki şairin, şiirlerinde kullandıkları benzer ifadeler incelenmiş olup bu ifadelerin şiire kattıkları anlamlar üzerinde durulmuştur.
Classical Turkish literature, an ancient literature derived from the Islamic literary tradition, holds exceptional significance in terms of both form and content. This literature was virtually born alongside the Ottoman Empire and developed simultaneously. During this simultaneous development, the Ottoman Empire's most glorious period, its literary products and masters experienced their most glorious era. Under the influence of Arabic and Persian, this literature, with its own linguistic understanding, gave rise to the rich vocabulary we call Ottoman Turkish. Divan literature, which produced enduring poems based on this linguistic heritage, is a vast field encompassing diverse interactions. Numerous poems have been produced in this field. Two of these poets, Hayâlî Bey (d. 964/1557) and Ahmed Pasha (d. 902/1496-97), although they lived in different eras, gave different meanings to similar expressions in their poems. This study analyzes a ghazal by Hayâlî Bey. At the same time, Hayâlî Bey's vocabulary and Ahmed Pasha's style of using these words were examined by taking this ghazal, which was commented on, as a basis. The couplets presented in this study were first translated into regular sentences, attempting to preserve their original form. The primary goal was to preserve, as much as possible, the poet's original language. Based on this translation, the couplets were then translated into modern Turkish. Ahmed Pasha's use of certain expressions in the couplets, whose commentaries are provided, was evaluated. Similar expressions used in the poems of two poets who lived in similar periods were examined, and the meanings these expressions added to the poems were examined.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.