This study presents a unique comparative analysis across cultures and historical periods, focusing on psychological trauma and suicidal thinking in two major dramatic works: William Shakespeare’s Hamlet and Necip Fazıl Kısakürek’s Creating A Man. Although originating from very different settings—Renaissance England and modern Turkey—these plays show striking similarities in how they depict deep psychological pain. By applying modern trauma theory, the analysis reveals that both main characters display key signs of traumatic reactions, yet their distress is expressed in culturally specific ways. Hamlet's suffering arises from external betrayal and a ghostly message, whereas Hüsrev’s trauma comes from his own creative work leading to unintended tragedy. Their thoughts about suicide also differ: Hamlet's thinking develops through philosophical reflection typical of Renaissance humanism, while Hüsrev's thoughts manifest as an existential urge influenced by Islamic theological ideas. The study further explores symbols of being in-between states (liminality), how trauma affects language, cultural methods for dealing with suffering, patterns of being unable to act, and the role of gender in psychological distress within both texts. This comparison highlights how literary classics separated by four hundred years share psychological insights, while also showing how trauma and suicidal urges are shaped by both universal human weakness and specific cultural belief systems. The research contributes to literary studies and cross-cultural trauma research by showing how canonical texts from different traditions can shed light on universal aspects of psychological suffering through culturally unique artistic forms.
Bu çalışma, iki önemli tiyatro eseri olan William Shakespeare'in Hamlet ve Necip Fazıl Kısakürek'in Bir Adam Yaratmak adlı eserlerinde psikolojik travma ve intihar düşüncesine odaklanarak, kültürler ve tarihsel dönemler arasında benzersiz bir karşılaştırmalı analiz sunmaktadır. Rönesans İngiltere'si ve modern Türkiye gibi çok farklı ortamlardan kaynaklansa da, bu oyunlar derin psikolojik acıyı tasvir etme biçimlerinde çarpıcı benzerlikler göstermektedir. Modern travma teorisini uygulayarak yapılan analiz, her iki ana karakterin de travmatik tepkilerin temel belirtilerini sergilediğini, ancak sıkıntılarının kültürel olarak belirli şekillerde ifade edildiğini ortaya koymaktadır. Hamlet'in acısı, dışsal ihanet ve hayalet mesajından kaynaklanırken, Hüsrev'in travması, kendi yaratıcı çalışmasının istemeden trajediye yol açmasından kaynaklanmaktadır. İntihar hakkındaki düşünceleri de farklıdır: Hamlet'in düşünceleri, Rönesans hümanizmine özgü felsefi yansımalarla gelişirken, Hüsrev'in düşünceleri İslam teolojik fikirlerinin etkisiyle varoluşsal bir dürtü olarak ortaya çıkar. Çalışma ayrıca, iki metinde de ara durumların (liminalite) sembollerini, travmanın dili nasıl etkilediğini, acı ile başa çıkmak için kullanılan kültürel yöntemleri, harekete geçememe kalıplarını ve psikolojik sıkıntıda cinsiyetin rolünü daha ayrıntılı olarak incelemektedir. Bu karşılaştırma, dört yüz yıl arayla yazılmış edebi klasiklerin psikolojik içgörülerini nasıl paylaştığını vurgularken, travma ve intihar dürtülerinin hem evrensel insan zayıflığı hem de belirli kültürel inanç sistemleri tarafından nasıl şekillendirildiğini de göstermektedir. Araştırma, farklı geleneklerden gelen kanonik metinlerin, kültürel olarak benzersiz sanatsal formlar aracılığıyla psikolojik acının evrensel yönlerine nasıl ışık tutabileceğini göstererek, edebiyat çalışmalarına ve kültürlerarası travma araştırmalarına katkıda bulunmaktadır.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.