Fink’te Hipergerçeklik ve Üstkurmaca: Baudrillard’ın İzinde Postmodern Bir Simülasyon

Author:

Number of pages:
2359-2372
Language:
İngilizce
Year-Number:
2025-Volume 20 Issue 4

Türkiye’de daha çok 21’inci yüzyılda geniş bir okur kitlesine kavuşan ve belirgin eserler verdiği postmodern türün çağdaş yazarlarından biri olarak kabul edilen Murat Menteş, romanlarında belli bir düzlemde ilerlemeyen, belirgin bir gerçeklikten uzak ve üstkurmacanın hâkim olduğu anlatılar kurmasıyla öne çıkar. Türkiye’de kurgusal anlatımı başka bir boyuta taşıyan öncü yazarlardan biri olarak değerlendirilen Menteş’in Fink adlı romanı, yazarın gerçek hayatta var olan bir modelle tesadüfi bir karşılaşmasını merkeze alarak, biyografik bir öyküyü postmodern kurguya dönüştürmesiyle dikkat çeker. Büyük çoğunluğu gerçek hayatta yaşayan karakterlerin anlatıları bir araya getirilerek, geriye dönüşler ve önseme teknikleriyle düzensiz bir zaman yolculuğu şeklinde kurgulanan Fink, yalnızca bir üstkurmaca örneği olarak anlatıyı karmaşık hale getirmekle kalmaz; aynı zamanda ince ironiler ve yazarın doğrudan anlatıya müdahil olmasıyla postmodern bir ikonografi yaratır. Romanın, Jean Baudrillard’ın simülakr ve hipergerçeklik kavramlarıyla doğrudan ilişkili olduğu söylenebilir. Fink, gerçek ve kurmaca arasındaki sınırları muğlaklaştırarak, anlatıyı yalnızca bir hikâye olmaktan çıkarıp bir simülasyon haline dönüştürmektedir. Baudrillard’ın öne sürdüğü gibi, modern dünyada gerçekliğin yerini simülakrlar almakta ve temsil edilen dünya orijinal gerçeklikten bağımsız yeni bir hipergerçeklik yaratmaktadır. Menteş’in romanı da hem anlatı yapısı hem de karakterlerin medya aracılığıyla yeniden inşa edilen kimlikleri üzerinden hipergerçek bir metin olarak değerlendirilebilir. Yazarın önceki romanlarında da görülen postmodern anlatım tekniklerinden farklı olarak, Fink’te kahramanın yazar ile iş birliği yaparak anlatının bir parçası haline gelmesi, romanın gerçeklik, kimlik ve kurmaca arasındaki geçişleri sorgulayan bir metin olarak okunmasını sağlar. Bu makale, Fink’i üstkurmacanın kült bir tasviri olarak ele alırken, aynı zamanda postmodern öğelerin sıradışı konumlandırılması ve yan yana dizilimi üzerinden detaylı bir inceleme sunmayı amaçlamaktadır. Baudrillard’ın gerçekliğin simülakrlar yoluyla yeniden üretildiği görüşü bağlamında, romanın hipergerçeklik ve postmodern anlatı teknikleriyle nasıl yeni bir anlatı modeli sunduğunu ortaya koymayı hedeflemektedir.

Keywords


Murat Menteş, who has gained a wide readership in Turkey mainly in the 21st century and is regarded as one of the contemporary writers of the postmodern genre in which he has produced significant works, stands out by constructing narratives that do not progress on a specific plane, are far from an explicit reality and are dominated by metafiction. Menteş's novel Fink is considered one of the pioneering writers in Turkey who takes the fictional narrative to another dimension, drawing attention with its transformation of a biographical story into postmodern fiction by centering on a chance encounter of the author with a real-life model. Fink, which is constructed as an irregular time travel through flashbacks and foreshadowing techniques by bringing together the narratives of characters, most of whom live in real life, not only complicates the narrative as an example of metafiction but also creates a postmodern iconography through subtle ironies and the author's direct involvement in the narrative. It can be said that the novel is directly related to Jean Baudrillard's concepts of simulacrum and hyperreality. Fink transforms the narrative from a story into a simulation by blurring the boundaries between reality and fiction. As Baudrillard argues, reality is replaced by simulacra in the modern world, and the represented world creates a new hyperreality independent of the original reality. Menteş's novel can also be considered a hyperreal text because of its narrative structure and the characters' identities, which are reconstructed through the media. Unlike the postmodern narrative techniques seen in the author's previous novels, in Fink, the protagonist collaborates with the author and becomes a part of the narrative, which enables the novel to be read as a text that questions the transitions between reality, identity, and fiction. This article aims to analyze Finkas, a cult depiction of metafiction, while at the same time providing a detailed analysis through the unusual positioning and juxtaposition of postmodern elements. In the context of Baudrillard's view that reality is reproduced through simulacra, it aims to reveal how the novel presents a new narrative model through hyperreality and postmodern narrative techniques.

Keywords

Article Statistics

Number of reads 10
Number of downloads 19

Share

Turkish Studies - Language and Literature
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.