Sözlü kültür ürünlerinden olan halk hikâyeleri nesilden nesile aktarılarak toplumların önemli birer kültür değeri hâline gelmiştir. Yazı dilinin olmadığı dönemlerde sözlü olarak aktarılan bu eserler, yazıya da geçirilerek edebiyatın da kalıcı ögeleri olmuşlardır. Türk dilinde de tercüme ya da telif olan pek çok halk hikâyesi bulunmaktadır. Bu hikâyelerden biri olan ve Vaḥdî tarafından kaleme alınan Hoca Abdurrauf Hikâyesi Anadolu’da telif edilen ilk halk hikâyesi olması bakımından önemli bir yere sahiptir. Anlatım tarzı, dil özellikleri gibi hususlar bakımından kıymetli olan bu metnin farklı kütüphanelerde nüshaları bulunmaktadır. Bu çalışmada hikâyenin Kastamonu nüshası dil açısından incelenmiştir. Diğer nüshalar üzerinde yapılan çalışmalardan da faydalanılarak çeviri yazı metni oluşturulmuştur. Çeviri yazı metninden hareketle dil özellikleri tespit edilmeye çalışılarak özellikle dönemin genel dil karakterinden farklı hususlar belirlenmeye çalışılmıştır. Bu tespitler yapılırken dönemin genel hususlarını ortaya koyan çalışmalardan yararlanılmıştır. Türk dili tarihinde özellikle halk metinleri gibi ağız özelliklerinin de kullanıldığı metinlerin şerhi, dilin değişimini, zenginliğini ve gelişimini ortaya koyan çalışmalardır. Halkın dinlemeyi ve okumayı sevdiği, ilgisini çeken gerçek olaylar bazen de hayal ürünü olayların yazarın kendine has uslubuyla anlattığı bu yapıtların dil ve kültür tarihi için önemli bir yeri vardır. Bu çalışmayla da Türk dilinin söz varlığını ve zenginliğini ortaya koyan bir çalışma hazırlanarak muadil çalışmalara kaynaklık etmesi istenmiştir.
Folk stories, which are products of oral culture, have become values of societies by being passed down from generation to generation. These works, which were transmitted orally in the periods when there was no written language, were also put into writing and became permanent elements of literature. There are many folk tales that have been translated or written in the Turkish language. One of these stories, the Story of Hodja Abdurrauf, has an important place as it is the first folk story written in Anatolia. There are copies of this text, which is valuable in terms of its narrative style and linguistic features, in different libraries. In this study, the Kastamonu copy of the story will be examined in terms of language. The transcription text was created by making use of the studies carried out on other copies. By trying to determine the language characteristics based on the translated text, we will try to determine issues that are different from the general language character of the period. These findings have been made with reference to studies that highlight the general characteristics of the period. In the history of the Turkish language, the commentary of texts in which dialect features are used, especially folk texts, are studies that reveal the change, richness and development of the language. The works in which the author narrates real events that captivate the public's interest, as well as imaginary occurrences, in a distinctive style, hold significant importance for the history of language and culture. With this study, we wanted to contribute to revealing the vocabulary and richness of the Turkish language.
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.