Yazmak Eyleme Geç(ir)mektir, Ecrire C’est (faire) Agir

Author:

Number of pages:
577-595
Language:
Diğer
Year-Number:
2025-Volume 20 Issue 1

Ünlü Fransız yazarı Emile Zola’nın Fransa Cumhurbaşkanı Félix Faure'a hitaben yazdığı J’accuse yani Suçluyorum başlıklı açık mektup, 13 Ocak 1898 tarihinde L’Aurore gazetesinde yayımlanmıştır. Zola, mektupta Fransız ordusu tarafından casuslukla suçlanan ve mahkûm edilen Yüzbaşı Dreyfus'un masumiyetini savunur. Mektubun yayınlanması sadece bir gazetecilik olayı değildir. Mektup aynı zamanda Fransa adalet sistemini, orduyu ve ülkedeki ırkçılığı da eleştirmektedir.  Bu nedenle, mektubun yayınlanması Fransa’da büyük polemiklere ve tartışmalara yol açar. Hatta Fransız toplumu “dreyfusçular” ve “Dreyfus karşıtları” olarak ikiye bölünür: Sonunda, adil olmayan ve taraflı karar verdiğine inanılan davanın tekrar görülmesine karar verilir. Yüzbaşı Dreyfus beraat etmiştir. Dreyfus’un beraat etmesinde tanınmış yazar olan Zola’nın yazdığı açık mektubun yayımlanması, Fransız halkının Dreyfus'un masumiyetine ikna olmasında büyük rol oynamıştır.

Çalışmamız, şu iki soruya yanıt arayacaktır: "Mektupta hangi söylemsel ve sözcelemsel yapılar kullanılmıştır?" ve "Zola'nın karşısındakini ikna etmek/inadırmak için hangi gerekçelendirme stratejilerini kullanmıştır?" Bu nedenle çalışmada iki yaklaşım kullanılacaktır. İlki, mektubun alıcıda yani Fransız halkı üzerindeki etkiyi açıklamayı amaç edinen edimbilimsel yaklaşım (fr.Pragmatique), diğeri ise mektubun inandırma gücünü ortaya koyan sözcelemsel, söylemsel özelliklerini ortaya koyan gerekçelendirme yaklaşımı. Bu iki yöntem aslında iç içe geçmiş yaklaşımlardır. Birisi mektubun yani sözün alıcıdaki etkisini, diğeri ise bu sözün ya da mektubun

Açık mektuplar, genellikle bir otorite maskesi altında toplu bir alıcıya hitap edilen yazılı iletilerdir. Suçluyorum biçimsel olarak Félix Faure'a hitaben yazılmış olsa da aslında Fransız halkına seslenmektedir. Dolayısıyla, açık mektuplar çift alıcılı sözceleme türüne girerler. Diğer yandan, açık mektuplarda konuşan kişi söylemini daha önceki bir  başka söylem üzerine kurar ve bu söylemin yanlış ve sahte olduğunu ortaya koymaya çalışır. Bu nedenle açık mektup çatışmalı (Fr. agonique) ve tartışmalı (Fr.polémique) bir yapı sunar.

Suçluyorum görüldüğü gibi sadece bir mektup değildir. Zola bu mektubu yazarken hem metnin iç tutarlılığı hem de dış dünya ile tutarlılığını ortaya koymak için tüm verileri ve gerekçeleri karşı gerekçeleri ortaya koyarak ilmek ilmek işlemiş alıcının hem duygularına hem vicdanına hem de aklına hitap etmeyi başarmıştır. Diğer bir deyişle mektup Aristo sözbilimin üçgenini oluşturan duygulayımı (Yun. Pathos) ve mantık-sözü (Yun. Logos) güçlü bir metindir. Bunu yaparken, Zola,  bir yandan, metnin mantık-söz boyutunu, benzetme, abartı, tekrar gibi sözbilim betileri ile zenginleştirmiş, diğer yandan,  alıcının duygularını harekete geçirerek hem başkaldırı hem de öfke duygularını harekete geçirmiştir. Böylece metnin hem duygulayım hem de gerekçelendirme yani inandırma/ikna boyutunu güçlendirilmiştir. Bunda elbette iyi bir yazın adamı olmasının payı büyüktür. Sözün alıcıyı inandırmasında ya da ikna etmesinde konuşanın kimliği ve ortaya koyduğu özsunum (Yun. Ethos) önemlidir. Zola’nın ünlü bir yazın adamı olmasından çok Zola’nın bir Yahudi olmaması onun Dreyfus davasında nesnel ve tarafsız olduğu izlenimini yaratmasında önemli rol oynar bu da metnin inandırıcılığında önemlidir.

Sonuç olarak, Suçluyorum adlı bu mektup Fransa başta olmak üzer tüm dünyada özgürlüğün ve demokrasinin sembolü ve göstergesi olmuş, olmaya da devam edecektir. Çünkü, Zola’nın mektubunda yaptığı uyarılar, adaletten sapmalar, devlet bekası maskesi altında ortaya konulan nefret söylemleri günümüzde de giderek artmaktadır.  Ne yazık ki, bugün de gerçeği ve adaleti savunanlar, Zola’nın zamanında olduğu gibi saldırıya uğramakta, manipülasyona dayalı gerçek dışı söylemler, akla ve mantığa dayalı gerekçelerin yerini alarak, duyguları etkilemeyi ve gerçeği çarpıtmayı amaçlayan stratejilere dönüşmektedir.

 

Keywords


Abstract: The open letter titled J’accuse, addressed by Zola to Félix Faure, President of the French Republic, was published on January 13, 1898, in the newspaper L’Aurore. In this letter, Zola defended the innocence of Captain Dreyfus, who had been accused and convicted of treason by the French army. In this study, we will analyze this letter from two perspectives: argumentative and pragmatic. First, we will analyze the multiple discourses presented in the letter from an enunciative and argumentative standpoint. This letter is both judicial in the sense of ancient rhetoric, through its pursuit of truth, and also epideictic, through its open criticism and condemnation of the judicial machination orchestrated by the army. It also has a pamphleteering role because it defends Dreyfus' cause while criticizing his opponents. Additionally, it is narrative, as it recounts historical events in chronological order. Regarding the second aspect, the publication of the letter in L’Aurore triggered a vast campaign of debates and passionate, even virulent, controversies, which ultimately divided French society into two camps: the Dreyfusards and the anti-Dreyfusards. Eventually, after a review of the hastily conducted and biased trial, Captain Dreyfus was acquitted. By publishing this open letter, Zola, a highly renowned and recognized literary figure, succeeded in convincing/persuading the public of Dreyfus' innocence. Thus, the study seeks to answer the following two questions: "What enunciative and discursive strategies are used in the letter?" and "On what arguments and strategies does Zola build his discourse to convince/persuade the Other?"

Keywords

Article Statistics

Number of reads 16
Number of downloads 32

Share

Turkish Studies - Language and Literature
E-Mail Subscription

By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.