Işıl ÇIRAKOĞLU-
Bu çalışmada söylemde dikkat odağının ardışık sözceler boyunca nasıl sürdürüldüğünü ve değiştiğini açıklayan Merkezleme Kuramı çerçevesinde Füruzan’ın Taşralı adlı öyküsünün söylem örgütlenmesi sözce düzeyinde incelenmiştir. Çözümleme sürecinde her sözce için ileri merkezler (Cf), geriye dönük merkez (Cb) ve tercih edilen merkez (Cp) belirlenmiş; ardışık sözceler arasındaki merkez ilişkileri devam, içerme, yumuşak dönüş ve tam dönüş geçişleri olarak sınıflandırılmıştır. Kodlama tamamlandıktan sonra merkez geçiş türlerinin sıklıkları ve merkez korunumu oranları hesaplanmıştır. Bulgular, incelenen metinde tam dönüş geçişlerinin en yüksek orana sahip olduğunu ve merkez sürekliliğinin metin boyunca farklı anlatım tekniklerinin kullanıldığı kesitlere göre değiştiğini göstermektedir. Özellikle diyalog bölümlerinde merkez sürekliliğinin arttığı, betimleme ve geriye dönüş içeren bölümlerde ise merkez değişimlerinin daha sık gerçekleştiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar, merkezleme kuramının anlatı metinlerinin söylem örgütlenmesini incelemede sistematik ve veri temelli bir çözümleme çerçevesi sunduğunu göstermektedir
In this study, the discourse organization of Füruzan’s short story, Taşralı, is analyzed at the utterance level within the framework of Centering Theory, which explains how attention to discourse entities is maintained and shifted across successive utterances. In the analysis process, forward-looking centers (Cf), the backward-looking center (Cb), and the preferred center (Cp) were labeled for each utterance, and the relationships between adjacent utterances were classified as continue, retain, smooth shift, or rough shift transitions. After the coding process, the frequencies of transition types and the ratios of center continuity were calculated. The findings show that rough shift transitions constitute the most frequent transition type in the analyzed text and that center continuity varies across different discourse segments of the text. In particular, center continuity increases in dialogue sections, whereas center shifts occur more frequently in descriptive and memory-based narrative segments. These results demonstrate that Centering Theory provides a systematic and data-driven analytical framework for analyzing the discourse organization of narrative texts.
Centering Theory, center continuity, narrative discourse, discourse coherence, text linguistics
Structured Abstract:
Aim:
Narrative texts establish coherence through the interaction of referential links, discourse entities, and shifts in the reader’s focus of attention. Following a narrative requires readers to identify the prominent entity, relate it to the preceding utterance, and update this representation when the focus changes. These processes are particularly visible in literary narratives that move among characters, temporal planes, description, dialogue, and inner speech. Centering Theory examines such local relations by modeling the continuity and change of discourse centers across adjacent utterances. Despite its use in studies of discourse coherence and reference resolution, integrated analyses of center transitions and narrative techniques in Turkish literary narratives remain limited.
This study examines the discourse organization of Füruzan’s short story Taşralı within the framework of Centering Theory. The story was selected because its narrative structure includes shifting character perspectives, dialogue, description, inner monologue, and movement between present and past. The study addresses two questions: how center-transition patterns are distributed throughout the story, and how these patterns differ according to the narrative techniques used in the relevant segments. Relating center transitions to the dominant discourse function of each utterance makes visible the role of center continuity in broader narrative organization. The study also provides an explicit example of how Centering Theory can be applied to a Turkish narrative text.
Method:
The research was designed as a theory-driven qualitative text analysis with descriptive quantitative support. The published text of Taşralı constituted the data source, and the utterance was adopted as the unit of analysis. The story was segmented into 176 utterances, producing 175 relations between adjacent utterances. For each utterance, the forward-looking centers (Cf), backward-looking center (Cb), and preferred center (Cp) were identified. The ranking of Cf elements followed the hierarchy subject > direct object > indirect object > other referential elements, with Turkish zero subjects identified through verbal person marking and the preceding referential chain. The relations between adjacent utterances were then classified as continue, retain, smooth shift, or rough shift. Ambiguous pronouns, possessive constructions, multi-predicate structures, nonreferential expressions, and speaker changes were evaluated through consistent syntactic, semantic, and discourse-continuity criteria. Each utterance was also assigned to one dominant category: narration, description, dialogue, inner monologue, or flashback.
Findings:
The general transition profile indicates that rough shifts constituted the most frequent category, with 78 occurrences (44%). They were followed by 57 continue transitions (32%), 26 retain transitions (15%), and 14 smooth shifts (9%). Center continuity, defined through transitions in which the backward-looking center was preserved, was observed in 83 of the 175 transitions, corresponding to an overall rate of 47.4%. The distribution reveals a multicentered profile in which continuity and change operate together and the focus is reorganized among different entities. The most frequent centers were the narrator (52), the aunt (38), objects or locations (33), the father (21), and the mother (17). The focus is therefore concentrated around the narrator–aunt relationship while remaining open to other persons, objects, and spatial frames.
The transition patterns differed systematically across narrative techniques. Dialogue accounted for 70 utterances (39.8% of the text) and displayed a center-preservation rate of 52.2%, reflecting the continuity created by recurring speakers and referential chains. Description showed the lowest preservation rate (29.7%) and the highest proportion of rough shifts (64.9%), as successive persons, objects, and spatial features were introduced into focus. Inner monologue and flashback produced intermediate preservation rates of 42.9% and 44.0%, respectively; shifts in mental perspective and temporal plane increased center change. Narration showed the highest preservation rate (81.3%). Retain transitions were especially prominent in this category, indicating that the backward-looking center generally remained accessible when the preferred center changed. Fluctuation across successive ten-utterance segments likewise shows that center continuity is locally reorganized with changes in speaker, time, scene, and discourse function.
Conclusion:
The findings demonstrate that center continuity is not a fixed property distributed uniformly throughout a narrative. It varies with the discourse function of each segment and contributes to the management of attention across characters, objects, settings, and temporal layers. The high frequency of rough shifts in Taşralı indicates a dynamically organized, multicentered narrative rather than incoherence. Combining utterance-level center coding with narrative-technique classification extends a model of local coherence toward broader narrative organization. The main limitation is the focus on a single short story; the numerical patterns are therefore not presented as generalizable. Nevertheless, the transparent criteria and representative examples offer a methodological model for comparative studies of other authors, genres, and narrative structures.
Keywords: Centering Theory, center continuity, narrative discourse, discourse coherence, narrative techniques.
Yapılandırılmış Özet:
Amaç:
Anlatı metinlerinde bağlaşıklık; gönderim ilişkilerinin, söylem varlıklarının dağılımının ve okurun dikkat odağındaki değişimlerin birlikte işlemesiyle kurulur. Bir anlatıyı izlemek, hangi varlığın o anda öne çıktığını belirlemeyi, bu varlığı önceki sözceyle ilişkilendirmeyi ve odak değiştiğinde zihinsel temsili güncellemeyi gerektirir. Bu süreçler; kişiler, zaman düzlemleri, betimleyici kesitler, diyaloglar ve iç konuşmalar arasında geçiş yapan edebî anlatılarda daha görünür hâle gelir. Merkezleme Kuramı, ardışık sözceler boyunca söylem merkezlerinin korunmasını ve değişmesini modelleyerek bu yerel ilişkilerin sistematik biçimde incelenmesini sağlar. Kuram, söylem bağlaşıklığı ve gönderim çözümleme araştırmalarında yaygın biçimde kullanılmakla birlikte Türkçe edebî anlatılarda merkez geçişleriyle anlatım tekniklerini birlikte ele alan uygulamaların sınırlı olduğu görülmektedir.
Bu çalışmada Füruzan’ın Taşralı öyküsünün söylem örgütlenmesi Merkezleme Kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Öykü; değişen kişi bakış açılarını, diyalogları, betimlemeleri, iç monologları ve şimdi ile geçmiş arasındaki geçişleri içeren yapısı nedeniyle çözümleme nesnesi olarak seçilmiştir. Araştırmada iki soruya yanıt aranmıştır: Merkez geçiş örüntüleri öykü boyunca nasıl dağılmaktadır ve bu örüntüler kullanılan anlatım tekniklerine göre nasıl farklılaşmaktadır? Her sözcedeki merkez ilişkilerinin o sözcenin baskın söylem işleviyle birlikte ele alınması yoluyla merkez sürekliliğinin anlatının genel örgütlenmesindeki rolünün görünür kılınması amaçlanmıştır. Çalışma ayrıca Merkezleme Kuramının Türkçe bir anlatı metnine nasıl uygulanabileceğini açık ve izlenebilir bir çözümleme modeliyle örneklemeyi hedeflemektedir.
Yöntem:
Araştırma, betimsel nicel verilerle desteklenen kuram temelli nitel bir metin çözümlemesi olarak tasarlanmıştır. Taşralı’nın yayımlanmış metni veri kaynağı, sözce ise çözümleme birimi olarak kabul edilmiştir. Öykü 176 sözceye ayrılmış ve ardışık sözceler arasında 175 ilişki belirlenmiştir. Her sözce için ileri merkezler (Cf), geriye dönük merkez (Cb) ve tercih edilen merkez (Cp) saptanmıştır. Cf öğelerinin sıralanmasında özne > doğrudan nesne > dolaylı nesne > diğer gönderimsel öğeler hiyerarşisi kullanılmış; Türkçedeki sıfır özneler yüklemdeki kişi ekleri ve önceki gönderim zinciri aracılığıyla belirlenmiştir. Ardışık sözceler arasındaki ilişkiler devam, içerme, yumuşak dönüş ve tam dönüş olarak sınıflandırılmıştır. Belirsiz adıllar, iyelik yapıları, birden fazla yüklem içeren yapılar, gönderimsel olmayan ifadeler ve konuşucu değişimleri; sözdizimsel uyum, anlamsal uygunluk ve gönderim sürekliliğini birlikte değerlendiren tutarlı karar ölçütleriyle çözümlenmiştir. Her sözce ayrıca baskın işlevine göre öyküleme, betimleme, diyalog, iç monolog veya geriye dönüş kategorilerinden biriyle eşleştirilmiştir.
Bulgular:
Genel geçiş profili, tam dönüşün 78 örnekle en sık görülen geçiş türü olduğunu göstermektedir (%44). Bunu 57 devam (%32), 26 içerme (%15) ve 14 yumuşak dönüş (%9) geçişi izlemektedir. Geriye dönük merkezin korunduğu geçişler üzerinden tanımlanan merkez sürekliliği, 175 geçişin 83’ünde gözlenmiş ve genel korunma oranı %47,4 olarak hesaplanmıştır. Bu dağılım, öykünün tek merkezli bir yapıda ilerlemediğini; merkez sürekliliğiyle merkez değişiminin birlikte işlediği ve dikkat odağının farklı varlıklar arasında yeniden düzenlendiği çok merkezli bir profil sergilediğini ortaya koymaktadır. Merkez konumunda en sık yer alan varlıklar anlatıcı (52), teyze (38), nesne veya mekânlar (33), baba (21) ve annedir (17). Dolayısıyla anlatının odağı büyük ölçüde anlatıcı ile teyze arasındaki ilişki çevresinde yoğunlaşmakta; bunun yanında kişiler, nesneler ve mekânsal çerçeveler arasında hareket etmektedir.
Merkez geçiş örüntüleri anlatım tekniklerine göre sistematik biçimde farklılaşmaktadır. Metindeki 70 sözceyi oluşturan diyaloglar (%39,8), yinelenen konuşucuların ve gönderim zincirlerinin sağladığı süreklilikle %52,2 merkez korunumu göstermiştir. Betimleme bölümlerinde merkez korunumu en düşük düzeyde kalmış (%29,7), tam dönüş geçişleri ise %64,9 oranına ulaşmıştır. Bu sonuç, farklı kişi, nesne ve mekân özelliklerinin art arda odağa taşınmasıyla ilişkilidir. İç monolog ve geriye dönüş bölümlerinde korunma oranları sırasıyla %42,9 ve %44,0 olarak belirlenmiş; zihinsel bakış açısındaki ve zaman düzlemindeki değişimler bu kesitlerde merkez değişimini artırmıştır. En yüksek merkez korunumu öyküleme bölümlerinde görülmüştür (%81,3). Bu kategoride içerme geçişlerinin öne çıkması, tercih edilen merkez değişebilse de geriye dönük merkezin çoğunlukla erişilebilir kaldığını göstermektedir. On sözcelik ardışık kesitlerde gözlenen dalgalanma da merkez sürekliliğinin konuşucu, zaman, sahne ve söylem işlevindeki değişimlere göre yerel olarak yeniden düzenlendiğini ortaya koymaktadır.
Sonuç:
Bulgular, merkez sürekliliğinin anlatı boyunca eşit biçimde dağılan sabit bir özellik olmadığını göstermektedir. Merkez sürekliliği her kesitin söylem işlevine göre değişmekte; kişiler, nesneler, mekânlar ve zaman katmanları arasında dikkat odağının yönetilmesine katkı sağlamaktadır. Taşralı’da tam dönüşlerin yüksekliği bu nedenle bir bağlaşıklık sorunu olarak değil, dinamik biçimde örgütlenmiş çok merkezli anlatı yapısının göstergesi olarak değerlendirilmelidir. Sözce düzeyindeki merkez kodlamasını anlatım tekniklerinin sınıflandırılmasıyla ilişkilendiren çalışma, yerel bağlaşıklık modelini anlatının daha geniş örgütlenmesini açıklayacak biçimde kullanmaktadır. Araştırmanın temel sınırlılığı tek bir öyküye dayanmasıdır; bu nedenle sayısal örüntüler genellenebilir sonuçlar olarak sunulmamıştır. Bununla birlikte açık karar ölçütleri ve temsilî kodlama örnekleri, farklı yazarlar, türler ve anlatı yapıları üzerinde sınanabilecek yöntemsel bir uygulama modeli oluşturmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Merkezleme Kuramı, merkez sürekliliği, anlatı söylemi, söylem bağlaşıklığı, anlatım teknikleri.
الملخص المنظم
الهدف
تُنشئ النصوص السردية تماسكها من خلال تفاعل الروابط الإحالية، الكيانات الخطابية، وتحولات تركيز القارئ. إن متابعة السرد تتطلب من القارئ تحديد الكيان البارز، وربطه بالملفوظ السابق، وتحديث هذا التمثيل عند تغيّر مركز الاهتمام. وتظهر هذه العمليات بوضوح خاص في السرد الأدبي الذي يتنقل بين الشخصيات، المستويات الزمنية، الوصف، الحوار، والكلام الداخلي. وتقوم نظرية التمركز (Centering Theory) بدراسة هذه العلاقات المحلية من خلال نمذجة الاستمرارية والتغيّر في مراكز الخطاب عبر الملفوظات المتجاورة. ورغم استخدامها في دراسات التماسك الخطابي وحل الإحالات، فإن التحليلات المدمجة لانتقالات المراكز وتقنيات السرد في النصوص الأدبية التركية ما تزال محدودة.
تتناول هذه الدراسة تنظيم الخطاب في قصة "طَشْرَلي" القصيرة لفُروزان ضمن إطار نظرية التمركز. وقد تم اختيار القصة لأن بنيتها السردية تتضمن تحولات في وجهات نظر الشخصيات، وحواراً، ووصفاً، ومونولوجاً داخلياً، وانتقالاً بين الحاضر والماضي. وتطرح الدراسة سؤالين رئيسيين: كيف تتوزع أنماط انتقال المراكز عبر القصة، وكيف تختلف هذه الأنماط تبعاً لتقنيات السرد المستخدمة في المقاطع المعنية. إن ربط انتقالات المراكز بالوظيفة الخطابية المهيمنة لكل ملفوظ يُظهر دور استمرارية المركز في التنظيم السردي الأوسع. كما تقدّم الدراسة مثالاً صريحاً على كيفية تطبيق نظرية التمركز على نص سردي تركي.
المنهج
تم تصميم البحث بوصفه تحليلاً نصياً نوعياً موجهاً بالنظرية، مدعوماً بوصف كمي. شكّل النص المنشور لـ"طَشْرَلي" مصدر البيانات، واعتمد الملفوظ وحدةً للتحليل. قُسِّمت القصة إلى 176 ملفوظاً، نتج عنها 175 علاقة بين الملفوظات المتجاورة. ولكل ملفوظ، تم تحديد المراكز المتطلعة (Cf)، والمركز المرتجع (Cb)، والمركز المفضل (Cp). وقد اتبعت رتبة عناصر Cf الهرمية: الفاعل > المفعول به المباشر > المفعول به غير المباشر > العناصر الإحالية الأخرى، مع تحديد الفاعل الصفري التركي من خلال علامات الشخص الفعلية والسلسلة الإحالية السابقة. ثم صُنِّفت العلاقات بين الملفوظات المتجاورة إلى: استمرار (continue)، احتفاظ (retain)، انتقال سلس (smooth shift)، أو انتقال خشن (rough shift). وتم تقييم الضمائر الغامضة، والتراكيب الإضافية، والبنى متعددة الأفعال، والتعابير غير الإحالية، وتغيّر المتكلم وفق معايير تركيبية ودلالية ومعيارية للتماسك الخطابي. كما أُسند لكل ملفوظ فئة مهيمنة واحدة: السرد، الوصف، الحوار، المونولوج الداخلي، أو الاسترجاع (flashback).
النتائج
تشير البنية العامة للانتقالات إلى أن الانتقالات الخشنة شكّلت الفئة الأكثر تكراراً بـ78 حالة (44%). تلتها 57 حالة استمرار (32%)، و26 حالة احتفاظ (15%)، و14 انتقالاً سلساً (9%). وقد لوحظت استمرارية المركز، المعرّفة من خلال الانتقالات التي حُفظ فيها المركز المرتجع، في 83 من أصل 175 انتقالاً، أي بنسبة 47.4%. ويكشف التوزيع عن ملف متعدد المراكز حيث تعمل الاستمرارية والتغيّر معاً ويُعاد تنظيم التركيز بين كيانات مختلفة. وكانت المراكز الأكثر تكراراً: الراوي (52)، العمة (38)، الأشياء أو المواقع (33)، الأب (21)، والأم (17). يتركز الاهتمام إذن حول علاقة الراوي–العمة مع بقاء الانفتاح على أشخاص وأشياء وأطر مكانية أخرى.
اختلفت أنماط الانتقال بشكل منهجي بحسب تقنيات السرد. شكّل الحوار 70 ملفوظاً (39.8% من النص) وأظهر معدل حفظ للمركز بلغ 52.2%، مما يعكس الاستمرارية التي يخلقها تكرار المتكلمين والسلاسل الإحالية. أما الوصف فقد أظهر أدنى معدل حفظ (29.7%) وأعلى نسبة انتقالات خشنة (64.9%)، إذ تُدخل الأشخاص والأشياء والسمات المكانية المتعاقبة إلى مركز الاهتمام. وأنتج المونولوج الداخلي والاسترجاع معدلات حفظ متوسطة بلغت 42.9% و44.0% على التوالي؛ حيث زادت التحولات في المنظور الذهني والمستوى الزمني من تغيّر المركز. وأظهر السرد أعلى معدل حفظ (81.3%). وكانت انتقالات الاحتفاظ بارزة بشكل خاص في هذه الفئة، مما يدل على أن المركز المرتجع ظل متاحاً غالباً عند تغيّر المركز المفضل. كما تُظهر التذبذبات عبر مقاطع متعاقبة من عشرة ملفوظات أن استمرارية المركز يُعاد تنظيمها محلياً مع تغيّر المتكلم والزمن والمشهد والوظيفة الخطابية.
الخاتمة
تُظهر النتائج أن استمرارية المركز ليست خاصية ثابتة موزعة بشكل متجانس عبر السرد، بل تتغير تبعاً لوظيفة الخطاب في كل مقطع وتُسهم في إدارة الانتباه بين الشخصيات والأشياء والإعدادات والطبقات الزمنية. إن التكرار العالي للانتقالات الخشنة في "طَشْرَلي" يشير إلى سرد متعدد المراكز منظم ديناميكياً وليس إلى انعدام التماسك. إن الجمع بين ترميز المراكز على مستوى الملفوظ وتصنيف تقنيات السرد يوسّع نموذج التماسك المحلي نحو تنظيم سردي أوسع. وتتمثل المحدودية الرئيسة في التركيز على قصة قصيرة واحدة؛ لذا لا تُقدَّم الأنماط العددية باعتبارها قابلة للتعميم. ومع ذلك، فإن المعايير الشفافة والأمثلة التمثيلية توفر نموذجاً منهجياً للدراسات المقارنة حول مؤلفين وأنواع وبنى سردية أخرى.
الكلمات المفتاحية: نظرية التمركز، استمرارية المركز، الخطاب السردي، التماسك الخطابي، تقنيات السرد.
Résumé structuré
Objectif
Les textes narratifs établissent leur cohérence par l’interaction des liens référentiels, des entités discursives et des déplacements de l’attention du lecteur. Suivre un récit suppose que le lecteur identifie l’entité saillante, la relie à l’énoncé précédent et actualise cette représentation lorsque le foyer change. Ces processus apparaissent particulièrement dans les récits littéraires qui alternent entre personnages, plans temporels, description, dialogue et discours intérieur. La théorie du centrage (Centering Theory) examine ces relations locales en modélisant la continuité et le changement des centres du discours à travers les énoncés adjacents. Bien qu’elle soit utilisée dans les études sur la cohérence discursive et la résolution des références, les analyses intégrées des transitions de centre et des techniques narratives dans les récits littéraires turcs demeurent limitées.
Cette étude examine l’organisation discursive de la nouvelle Taşralı de Füruzan dans le cadre de la théorie du centrage. L’œuvre a été choisie car sa structure narrative inclut des changements de perspective des personnages, du dialogue, de la description, du monologue intérieur et des passages entre présent et passé. Deux questions sont posées : comment les schémas de transition de centre se distribuent-ils dans le récit, et comment ces schémas diffèrent-ils selon les techniques narratives employées dans les segments concernés. Relier les transitions de centre à la fonction discursive dominante de chaque énoncé rend visible le rôle de la continuité du centre dans l’organisation narrative globale. L’étude fournit également un exemple explicite de l’application de la théorie du centrage à un texte narratif turc.
Méthode
La recherche a été conçue comme une analyse textuelle qualitative guidée par la théorie, avec un appui quantitatif descriptif. Le texte publié de Taşralı a constitué la source de données, et l’énoncé a été adopté comme unité d’analyse. Le récit a été segmenté en 176 énoncés, produisant 175 relations entre énoncés adjacents. Pour chaque énoncé, les centres prospectifs (Cf), le centre rétrospectif (Cb) et le centre préféré (Cp) ont été identifiés. Le classement des éléments Cf a suivi la hiérarchie : sujet > objet direct > objet indirect > autres éléments référentiels, les sujets nuls du turc étant identifiés par la marque personnelle verbale et la chaîne référentielle précédente. Les relations entre énoncés adjacents ont ensuite été classées comme : continuité (continue), maintien (retain), transition douce (smooth shift) ou transition brusque (rough shift). Les pronoms ambigus, les constructions possessives, les structures multiprédicatives, les expressions non référentielles et les changements de locuteur ont été évalués selon des critères syntaxiques, sémantiques et de continuité discursive cohérents. Chaque énoncé a également été assigné à une catégorie dominante : narration, description, dialogue, monologue intérieur ou retour en arrière (flashback).
Résultats
Le profil général des transitions indique que les transitions brusques ont constitué la catégorie la plus fréquente, avec 78 occurrences (44%). Elles sont suivies de 57 transitions de continuité (32%), 26 transitions de maintien (15%) et 14 transitions douces (9%). La continuité du centre, définie par les transitions où le centre rétrospectif est préservé, a été observée dans 83 des 175 transitions, soit un taux global de 47,4%. La distribution révèle un profil multicentré où continuité et changement coexistent et où le foyer est réorganisé entre différentes entités. Les centres les plus fréquents étaient : le narrateur (52), la tante (38), les objets ou lieux (33), le père (21) et la mère (17). L’attention se concentre donc autour de la relation narrateur–tante tout en restant ouverte à d’autres personnes, objets et cadres spatiaux.
Les schémas de transition différaient systématiquement selon les techniques narratives. Le dialogue représentait 70 énoncés (39,8% du texte) et affichait un taux de préservation du centre de 52,2%, reflétant la continuité créée par la récurrence des locuteurs et des chaînes référentielles. La description montrait le taux de préservation le plus bas (29,7%) et la proportion la plus élevée de transitions brusques (64,9%), car des personnes, objets et caractéristiques spatiales successifs étaient introduits dans le foyer. Le monologue intérieur et le retour en arrière produisaient des taux intermédiaires de préservation (42,9% et 44,0%) ; les changements de perspective mentale et de plan temporel augmentaient la variabilité du centre. La narration présentait le taux de préservation le plus élevé (81,3%). Les transitions de maintien étaient particulièrement marquées dans cette catégorie, indiquant que le centre rétrospectif restait généralement accessible lorsque le centre préféré changeait. Les fluctuations observées sur des segments successifs de dix énoncés montrent également que la continuité du centre est réorganisée localement avec les changements de locuteur, de temps, de scène et de fonction discursive.
Conclusion
Les résultats démontrent que la continuité du centre n’est pas une propriété fixe distribuée uniformément dans un récit. Elle varie selon la fonction discursive de chaque segment et contribue à la gestion de l’attention entre personnages, objets, décors et couches temporelles. La fréquence élevée des transitions brusques dans Taşralı indique un récit multicentré organisé de manière dynamique plutôt qu’un manque de cohérence. L’association du codage des centres au niveau de l’énoncé avec la classification des techniques narratives étend un modèle de cohérence locale vers une organisation narrative plus large. La principale limite réside dans le fait que l’étude porte sur une seule nouvelle ; les schémas numériques ne sont donc pas présentés comme généralisables. Néanmoins, les critères transparents et les exemples représentatifs offrent un modèle méthodologique pour des études comparatives portant sur d’autres auteurs, genres et structures narratives.
Mots-clés: Théorie du centrage, continuité du centre, discours narratif, cohérence discursive, techniques narratives.
Resumen estructurado
Objetivo
Los textos narrativos establecen su coherencia mediante la interacción de vínculos referenciales, entidades discursivas y cambios en el foco de atención del lector. Seguir un relato requiere que los lectores identifiquen la entidad prominente, la relacionen con el enunciado precedente y actualicen esta representación cuando el foco cambia. Estos procesos se hacen particularmente visibles en narrativas literarias que se desplazan entre personajes, planos temporales, descripción, diálogo y discurso interior. La Teoría del Centrado (Centering Theory) examina estas relaciones locales modelando la continuidad y el cambio de los centros discursivos en enunciados adyacentes. A pesar de su uso en estudios de coherencia discursiva y resolución de referencias, los análisis integrados de transiciones de centro y técnicas narrativas en narrativas literarias turcas siguen siendo limitados.
Este estudio examina la organización discursiva del cuento Taşralı de Füruzan dentro del marco de la Teoría del Centrado. La obra fue seleccionada porque su estructura narrativa incluye cambios de perspectiva de los personajes, diálogo, descripción, monólogo interior y movimientos entre presente y pasado. El estudio aborda dos preguntas: cómo se distribuyen los patrones de transición de centro a lo largo del cuento y cómo difieren estos patrones según las técnicas narrativas utilizadas en los segmentos correspondientes. Relacionar las transiciones de centro con la función discursiva dominante de cada enunciado hace visible el papel de la continuidad del centro en la organización narrativa más amplia. El estudio también ofrece un ejemplo explícito de cómo aplicar la Teoría del Centrado a un texto narrativo turco.
Método
La investigación se diseñó como un análisis textual cualitativo guiado por la teoría, con apoyo cuantitativo descriptivo. El texto publicado de Taşralı constituyó la fuente de datos, y el enunciado se adoptó como unidad de análisis. El cuento fue segmentado en 176 enunciados, produciendo 175 relaciones entre enunciados adyacentes. Para cada enunciado se identificaron los centros prospectivos (Cf), el centro retrospectivo (Cb) y el centro preferido (Cp). La jerarquía de los elementos Cf siguió el orden: sujeto > objeto directo > objeto indirecto > otros elementos referenciales, identificándose los sujetos nulos del turco mediante la marca personal verbal y la cadena referencial precedente. Las relaciones entre enunciados adyacentes se clasificaron como continuidad (continue), retención (retain), cambio suave (smooth shift) o cambio brusco (rough shift). Los pronombres ambiguos, las construcciones posesivas, las estructuras multipredicativas, las expresiones no referenciales y los cambios de hablante se evaluaron mediante criterios sintácticos, semánticos y de continuidad discursiva coherentes. Cada enunciado fue además asignado a una categoría dominante: narración, descripción, diálogo, monólogo interior o retrospección (flashback).
Resultados
El perfil general de las transiciones indica que los rough shifts constituyeron la categoría más frecuente, con 78 casos (44%). Les siguieron 57 transiciones de continuidad (32%), 26 de retención (15%) y 14 cambios suaves (9%). La continuidad del centro, definida por las transiciones en las que se preservó el centro retrospectivo, se observó en 83 de las 175 transiciones, lo que corresponde a una tasa global del 47,4%. La distribución revela un perfil multicentrado en el que la continuidad y el cambio operan conjuntamente y el foco se reorganiza entre diferentes entidades. Los centros más frecuentes fueron: el narrador (52), la tía (38), objetos o lugares (33), el padre (21) y la madre (17). El foco se concentra por tanto en la relación narrador–tía, aunque permanece abierto a otras personas, objetos y marcos espaciales.
Los patrones de transición difirieron sistemáticamente según las técnicas narrativas. El diálogo representó 70 enunciados (39,8% del texto) y mostró una tasa de preservación del centro del 52,2%, reflejando la continuidad creada por la recurrencia de hablantes y cadenas referenciales. La descripción presentó la tasa de preservación más baja (29,7%) y la proporción más alta de cambios bruscos (64,9%), ya que sucesivas personas, objetos y rasgos espaciales se introducían en el foco. El monólogo interior y la retrospección produjeron tasas intermedias de preservación del 42,9% y 44,0%, respectivamente; los cambios de perspectiva mental y de plano temporal incrementaron la variabilidad del centro. La narración mostró la tasa de preservación más alta (81,3%). Las transiciones de retención fueron especialmente prominentes en esta categoría, indicando que el centro retrospectivo permanecía generalmente accesible cuando cambiaba el centro preferido. Las fluctuaciones a lo largo de segmentos sucesivos de diez enunciados muestran asimismo que la continuidad del centro se reorganiza localmente con los cambios de hablante, tiempo, escena y función discursiva.
Conclusión
Los resultados demuestran que la continuidad del centro no es una propiedad fija distribuida uniformemente en un relato. Varía según la función discursiva de cada segmento y contribuye a la gestión de la atención entre personajes, objetos, escenarios y capas temporales. La alta frecuencia de cambios bruscos en Taşralı indica una narrativa multicentrada organizada dinámicamente y no una incoherencia. La combinación del codificado de centros a nivel de enunciado con la clasificación de técnicas narrativas amplía un modelo de coherencia local hacia una organización narrativa más amplia. La principal limitación es el enfoque en un solo cuento; por ello, los patrones numéricos no se presentan como generalizables. No obstante, los criterios transparentes y los ejemplos representativos ofrecen un modelo metodológico para estudios comparativos de otros autores, géneros y estructuras narrativas.
Palabras clave: Teoría del Centrado, continuidad del centro, discurso narrativo, coherencia discursiva, técnicas narrativas.
结构化摘要
研究目的
叙事文本通过指称链、话语实体以及读者注意力焦点的转移来建立其连贯性。理解叙事要求读者识别突出的实体,将其与前一语句联系起来,并在焦点发生变化时更新这一表征。这些过程在文学叙事中尤为明显,因为文学叙事常常在人物、时间层面、描写、对话和内心独白之间转换。中心理论(Centering Theory)通过建模相邻语句之间话语中心的延续与变化来考察这些局部关系。尽管该理论已广泛用于话语连贯性与指称解析的研究,但在土耳其文学叙事中结合中心转换与叙事技巧的综合分析仍然有限。
本研究在中心理论框架下考察了芙鲁赞(Füruzan)的短篇小说《乡下人》(Taşralı)的话语组织。选择该作品是因为其叙事结构包含人物视角的转换、对话、描写、内心独白以及在现在与过去之间的移动。研究提出两个问题:中心转换模式在故事中如何分布?这些模式在不同叙事技巧下有何差异?将中心转换与每一语句的主要话语功能联系起来,使中心延续在更广泛的叙事组织中所起的作用得以显现。本研究同时提供了一个将中心理论应用于土耳其叙事文本的明确范例。
方法
研究设计为理论驱动的定性文本分析,并辅以描述性量化支持。已出版的《乡下人》文本构成数据来源,语句被作为分析单位。故事被划分为176个语句,形成175个相邻语句之间的关系。对每个语句,识别前瞻中心(Cf)、回溯中心(Cb)和优选中心(Cp)。Cf元素的排序遵循层级:主语 > 直接宾语 > 间接宾语 > 其他指称元素;土耳其语零主语通过动词人称标记和前一指称链来识别。相邻语句之间的关系被分类为:延续(continue)、保持(retain)、平滑转换(smooth shift)或粗糙转换(rough shift)。含糊代词、所有格结构、多谓语结构、非指称表达以及说话人变化均依据一致的句法、语义和话语连贯性标准进行评估。每个语句还被归入一个主要类别:叙述、描写、对话、内心独白或闪回。
研究结果
总体转换概况显示,粗糙转换是最常见的类别,共78次(44%)。其次是57次延续(32%)、26次保持(15%)和14次平滑转换(9%)。中心延续(即回溯中心被保留的转换)在175次转换中出现了83次,占47.4%。分布显示出一种多中心的特征,其中延续与变化并存,焦点在不同实体之间重新组织。最常见的中心是:叙述者(52)、姑妈(38)、物体或地点(33)、父亲(21)、母亲(17)。焦点因此集中在叙述者–姑妈关系上,同时也开放于其他人物、物体和空间框架。
不同叙事技巧的转换模式存在系统性差异。对话占据70个语句(文本的39.8%),中心保留率为52.2%,反映了由重复的说话人和指称链所创造的延续性。描写的保留率最低(29.7%),粗糙转换比例最高(64.9%),因为连续的人物、物体和空间特征被引入焦点。内心独白和闪回的保留率分别为42.9%和44.0%,心理视角和时间层面的转换增加了中心变化。叙述的保留率最高(81.3%)。保持转换在这一类别中特别突出,表明当优选中心发生变化时,回溯中心通常仍然可及。跨越连续十语句片段的波动同样显示,随着说话人、时间、场景和话语功能的变化,中心延续在局部被重新组织。
结论
研究结果表明,中心延续并非在整个叙事中均匀分布的固定属性。它随每个片段的话语功能而变化,并在人物、物体、场景和时间层之间的注意力管理中发挥作用。《乡下人》中粗糙转换的高频率表明其叙事是动态组织的多中心结构,而非缺乏连贯性。将语句层面的中心编码与叙事技巧分类结合起来,将局部连贯性的模型扩展到更广泛的叙事组织。主要的局限在于研究仅聚焦于一个短篇小说,因此数值模式不具备普遍性。然而,透明的标准和具有代表性的例子为其他作家、体裁和叙事结构的比较研究提供了方法论模型。
关键词: 中心理论、中心延续、叙事话语、话语连贯性、叙事技巧。
Структурированная аннотация
Цель
Нарративные тексты создают связность посредством взаимодействия референциальных связей, дискурсивных сущностей и смещений фокуса внимания читателя. Следование повествованию требует от читателя идентифицировать выделенную сущность, соотнести её с предшествующим высказыванием и обновить это представление при изменении фокуса. Эти процессы особенно заметны в литературных нарративах, где происходит переход между персонажами, временными планами, описанием, диалогом и внутренней речью. Теория центрирования (Centering Theory) рассматривает такие локальные отношения, моделируя непрерывность и изменение дискурсивных центров в смежных высказываниях. Несмотря на её применение в исследованиях связности дискурса и разрешения референций, интегрированные анализы переходов центров и нарративных техник в турецких литературных текстах остаются ограниченными.
Данное исследование анализирует организацию дискурса в рассказе Фюрузан «Таşралı» в рамках теории центрирования. Рассказ был выбран, поскольку его нарративная структура включает смену перспектив персонажей, диалог, описание, внутренний монолог и переходы между настоящим и прошлым. Исследование ставит два вопроса: как распределяются модели переходов центров в рассказе и как они различаются в зависимости от используемых нарративных техник. Соотнесение переходов центров с доминирующей дискурсивной функцией каждого высказывания позволяет выявить роль непрерывности центра в более широкой организации повествования. Работа также демонстрирует явный пример применения теории центрирования к турецкому нарративному тексту.
Метод
Исследование было разработано как теоретически ориентированный качественный текстовый анализ с описательной количественной поддержкой. Опубликованный текст «Таşралı» послужил источником данных, а высказывание было принято в качестве единицы анализа. Рассказ был сегментирован на 176 высказываний, что дало 175 отношений между смежными высказываниями. Для каждого высказывания были определены центры вперёд (Cf), центр назад (Cb) и предпочтительный центр (Cp). Ранжирование элементов Cf следовало иерархии: субъект > прямое дополнение > косвенное дополнение > другие референциальные элементы; нулевые субъекты турецкого языка определялись по глагольной маркировке лица и предшествующей референциальной цепочке. Отношения между смежными высказываниями классифицировались как продолжение (continue), удержание (retain), плавный переход (smooth shift) или резкий переход (rough shift). Неоднозначные местоимения, притяжательные конструкции, многопредикатные структуры, нереференциальные выражения и смена говорящего оценивались по согласованным синтаксическим, семантическим и критериям дискурсивной связности. Каждое высказывание также было отнесено к одной доминирующей категории: повествование, описание, диалог, внутренний монолог или ретроспекция (flashback).
Результаты
Общий профиль переходов показывает, что резкие переходы составили наиболее частую категорию — 78 случаев (44%). За ними следовали 57 продолжений (32%), 26 удержаний (15%) и 14 плавных переходов (9%). Непрерывность центра, определяемая через переходы, в которых сохранялся центр назад, наблюдалась в 83 из 175 переходов, что соответствует общей доле 47,4%. Распределение выявляет многоцентровый профиль, в котором непрерывность и изменение действуют совместно, а фокус реорганизуется между различными сущностями. Наиболее частыми центрами были: рассказчик (52), тётя (38), объекты или места (33), отец (21) и мать (17). Таким образом, внимание концентрируется вокруг отношения рассказчик–тётя, оставаясь открытым для других лиц, объектов и пространственных рамок.
Модели переходов систематически различались в зависимости от нарративных техник. Диалог включал 70 высказываний (39,8% текста) и демонстрировал уровень сохранения центра 52,2%, что отражает непрерывность, создаваемую повторяющимися говорящими и референциальными цепочками. Описание показало наименьший уровень сохранения (29,7%) и наибольшую долю резких переходов (64,9%), поскольку в фокус вводились последовательные лица, объекты и пространственные характеристики. Внутренний монолог и ретроспекция давали промежуточные уровни сохранения — 42,9% и 44,0% соответственно; изменения ментальной перспективы и временного плана усиливали смену центра. Повествование показало наивысший уровень сохранения (81,3%). Удерживающие переходы были особенно заметны в этой категории, что указывает на то, что центр назад обычно оставался доступным при изменении предпочтительного центра. Колебания в последовательных сегментах по десять высказываний также показывают, что непрерывность центра локально реорганизуется при изменении говорящего, времени, сцены и дискурсивной функции.
Заключение
Результаты демонстрируют, что непрерывность центра не является фиксированным свойством, равномерно распределённым по всему нарративу. Она варьируется в зависимости от дискурсивной функции каждого сегмента и способствует управлению вниманием между персонажами, объектами, сценами и временными слоями. Высокая частота резких переходов в «Таşралı» указывает на динамически организованный, многоцентровый нарратив, а не на отсутствие связности. Сочетание кодирования центров на уровне высказывания с классификацией нарративных техник расширяет модель локальной связности в сторону более широкой организации повествования. Основное ограничение заключается в том, что исследование сосредоточено на одном рассказе; числовые модели, следовательно, не представляются как обобщаемые. Тем не менее прозрачные критерии и репрезентативные примеры предлагают методологическую модель для сравнительных исследований других авторов, жанров и нарративных структур.
Ключевые слова: Теория центрирования, непрерывность центра, нарративный дискурс, дискурсивная связность, нарративные техники.
संरचित सारांश
उद्देश्य
कथात्मक पाठ अपनी संगति को संदर्भीय कड़ियों, वाक्यगत इकाइयों और पाठक के ध्यान के केंद्र में होने वाले परिवर्तनों के परस्पर क्रिया से स्थापित करते हैं। किसी कथा का अनुसरण करने के लिए पाठकों को प्रमुख इकाई की पहचान करनी होती है, उसे पूर्ववर्ती कथन से जोड़ना होता है और जब ध्यान का केंद्र बदलता है तो इस निरूपण को अद्यतन करना होता है। ये प्रक्रियाएँ विशेष रूप से साहित्यिक कथाओं में स्पष्ट होती हैं, जो पात्रों, समय-स्तरों, वर्णन, संवाद और आंतरिक भाषण के बीच संचरण करती हैं। सेंटरिंग थ्योरी (Centering Theory) इन स्थानीय संबंधों का अध्ययन करती है, समीपवर्ती कथनों में प्रवाह और परिवर्तन का मॉडल तैयार करके। यद्यपि इसका प्रयोग वाक्य-संगति और संदर्भ-निर्णयन के अध्ययन में किया गया है, तुर्की साहित्यिक कथाओं में केंद्र-परिवर्तन और कथन-तकनीकों के एकीकृत विश्लेषण अभी भी सीमित हैं।
यह अध्ययन फ़ुरुज़ान की लघुकथा “Taşralı” के वाक्य-संगठन का सेंटरिंग थ्योरी के ढाँचे में विश्लेषण करता है। इस कथा का चयन इसलिए किया गया क्योंकि इसकी संरचना में पात्र-दृष्टिकोण का परिवर्तन, संवाद, वर्णन, आंतरिक एकालाप और वर्तमान तथा अतीत के बीच गमन शामिल है। अध्ययन दो प्रश्नों पर केंद्रित है: कथा में केंद्र-परिवर्तन के पैटर्न कैसे वितरित हैं, और ये पैटर्न प्रयुक्त कथन-तकनीकों के अनुसार कैसे भिन्न होते हैं। प्रत्येक कथन की प्रमुख वाक्यगत क्रिया से केंद्र-परिवर्तन को जोड़ना व्यापक कथात्मक संगठन में केंद्र-निरंतरता की भूमिका को स्पष्ट करता है। यह अध्ययन यह भी दिखाता है कि सेंटरिंग थ्योरी को तुर्की कथात्मक पाठ पर कैसे लागू किया जा सकता है।
विधि
अनुसंधान को सिद्धांत-प्रेरित गुणात्मक पाठ-विश्लेषण के रूप में डिज़ाइन किया गया, जिसमें वर्णनात्मक मात्रात्मक समर्थन भी शामिल था। प्रकाशित Taşralı पाठ को डेटा-स्रोत बनाया गया और कथन को विश्लेषण की इकाई माना गया। कथा को 176 कथनों में विभाजित किया गया, जिससे 175 समीपवर्ती संबंध बने। प्रत्येक कथन के लिए अग्र-दृष्टि केंद्र (Cf), पुनरावलोकन केंद्र (Cb) और वरीय केंद्र (Cp) की पहचान की गई। Cf तत्वों का क्रम इस प्रकार था: कर्ता > सीधा कर्म > परोक्ष कर्म > अन्य संदर्भीय तत्व; तुर्की भाषा के शून्य कर्ताओं की पहचान क्रियात्मक व्यक्ति-चिह्नन और पूर्ववर्ती संदर्भ-श्रृंखला से की गई। समीपवर्ती कथनों के संबंधों को continue, retain, smooth shift या rough shift के रूप में वर्गीकृत किया गया। अस्पष्ट सर्वनाम, संबंधसूचक संरचनाएँ, बहु-क्रियात्मक संरचनाएँ, गैर-संदर्भीय अभिव्यक्तियाँ और वक्ता-परिवर्तन को सुसंगत वाक्यविन्यास, अर्थ और वाक्य-संगति मानदंडों से मूल्यांकित किया गया। प्रत्येक कथन को एक प्रमुख श्रेणी में रखा गया: वर्णन, विवरण, संवाद, आंतरिक एकालाप या फ्लैशबैक।
निष्कर्ष
सामान्य संक्रमण प्रोफ़ाइल दर्शाता है कि rough shifts सबसे अधिक बार घटित हुए—78 बार (44%)। इसके बाद 57 continue (32%), 26 retain (15%) और 14 smooth shift (9%) आए। केंद्र-निरंतरता, जिसे उन संक्रमणों से परिभाषित किया गया है जिनमें पुनरावलोकन केंद्र संरक्षित रहा, 175 संक्रमणों में से 83 में देखी गई, जो कुल 47.4% है। वितरण एक बहु-केंद्रित प्रोफ़ाइल को उजागर करता है, जिसमें निरंतरता और परिवर्तन साथ-साथ कार्य करते हैं और ध्यान विभिन्न इकाइयों के बीच पुनर्गठित होता है। सबसे अधिक बार आने वाले केंद्र थे: कथावाचक (52), चाची (38), वस्तुएँ या स्थान (33), पिता (21) और माता (17)। ध्यान मुख्यतः कथावाचक–चाची संबंध पर केंद्रित है, जबकि अन्य व्यक्तियों, वस्तुओं और स्थानिक ढाँचों के लिए खुला रहता है।
कथन-तकनीकों के अनुसार संक्रमण पैटर्न व्यवस्थित रूप से भिन्न थे। संवाद में 70 कथन (पाठ का 39.8%) शामिल थे और केंद्र-निरंतरता दर 52.2% थी, जो पुनरावृत्त वक्ताओं और संदर्भ-श्रृंखलाओं द्वारा निर्मित संगति को दर्शाती है। विवरण ने सबसे कम निरंतरता दर (29.7%) और सबसे अधिक rough shifts (64.9%) दिखाए, क्योंकि क्रमिक व्यक्तियों, वस्तुओं और स्थानिक विशेषताओं को ध्यान में लाया गया। आंतरिक एकालाप और फ्लैशबैक ने क्रमशः 42.9% और 44.0% की मध्यवर्ती दरें उत्पन्न कीं; मानसिक दृष्टिकोण और समय-स्तर में परिवर्तन ने केंद्र-परिवर्तन को बढ़ाया। वर्णन ने सबसे अधिक निरंतरता दर (81.3%) प्रदर्शित की। इस श्रेणी में retain संक्रमण विशेष रूप से प्रमुख थे, जो इंगित करते हैं कि जब वरीय केंद्र बदलता था तब भी पुनरावलोकन केंद्र सामान्यतः सुलभ रहता था। दस-कथन खंडों में उतार-चढ़ाव भी दिखाते हैं कि वक्ता, समय, दृश्य और वाक्यगत क्रिया के परिवर्तन के साथ केंद्र-निरंतरता स्थानीय रूप से पुनर्गठित होती है।
निष्कर्षण
परिणाम दर्शाते हैं कि केंद्र-निरंतरता कोई स्थिर गुण नहीं है जो पूरे कथानक में समान रूप से वितरित हो। यह प्रत्येक खंड की वाक्यगत क्रिया के अनुसार बदलती है और पात्रों, वस्तुओं, परिवेश और समय-स्तरों के बीच ध्यान-प्रबंधन में योगदान देती है। Taşralı में rough shifts की उच्च आवृत्ति एक गतिशील रूप से संगठित, बहु-केंद्रित कथानक को इंगित करती है, न कि असंगति को। कथन-स्तर पर केंद्र-कोडिंग को कथन-तकनीक वर्गीकरण के साथ संयोजित करना स्थानीय संगति के मॉडल को व्यापक कथात्मक संगठन की ओर विस्तारित करता है। मुख्य सीमा यह है कि अध्ययन केवल एक लघुकथा पर केंद्रित है; इसलिए संख्यात्मक पैटर्न सामान्यीकृत नहीं किए जा सकते। फिर भी, पारदर्शी मानदंड और प्रतिनिधि उदाहरण अन्य लेखकों, विधाओं और कथात्मक संरचनाओं के तुलनात्मक अध्ययन के लिए एक पद्धतिगत मॉडल प्रदान करते हैं।
प्रमुख शब्द: सेंटरिंग थ्योरी, केंद्र-निरंतरता, कथात्मक वाक्य, वाक्य-संगति, कथन-तकनीक।
By subscribing to E-Newsletter, you can get the latest news to your e-mail.